SON DAKİKA
Hava Durumu

#Şemsi Bayraktar

Porsuk Haber Ajansı - Şemsi Bayraktar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şemsi Bayraktar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Afetler Çiftçilerimizin Ürününü Değil, Gelirini de Alıp Götürüyor! Haber

Afetler Çiftçilerimizin Ürününü Değil, Gelirini de Alıp Götürüyor!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2026 yılının ilk 6 ayında doğal afetler nedeniyle 900 bin dekara yakın tarım alanının zarar gördüğünü belirterek, afetlerin yalnızca ürün kaybına değil, çiftçilerin yaptığı tüm üretim harcamalarının boşa gitmesine de neden olduğunu söyledi. TZOB Genel Başkanı Bayraktar, 2026 yılının ilk 6 ayında meydana gelen doğal afetlerin tarımsal üretim üzerindeki etkilerini yaptığı görüntülü açıklamayla değerlendirdi. “Son yıllarda hem dünyada hem de ülkemizde doğal afetlerin sayısı ve şiddeti artıyor” diyen Bayraktar, sözlerine şöyle devam etti: “FAO’nun raporuna göre dünyada doğal afetlerin tarım sektörüne verdiği yıllık ortalama zarar 90’lı yıllarda 64 milyar dolar iken son yıllarda 144 milyar dolara yükseldi. 1991-2023 yılları arasında doğal afetlerin tarıma verdiği toplam zarar 3,26 trilyon dolardır. Son 30 yılda 4,6 milyar ton tahıl, 2,8 milyar ton meyve ve sebze, 900 milyon ton et ve süt ürünü doğal afetler sebebiyle zarar gördü. Afetlerin tarımsal üretime verdiği zarar üreticilerimizden tüketicilerimize kadar tüm toplumu ilgilendiren bir konudur. İleriki yıllarda tarımsal açıdan ‘afet yılı’ olarak anılacak olan 2025 yılının ardından ne yazık ki 2026 yılında da afetler devam ediyor. Bu sebeple ben de 1,5 yıldır bu konu üzerinde dikkatle duruyorum. Afetlerin yaşandığı 70’ten fazla ilimize giderek mağdur olan üreticilerimizle yan yana geldim, yaşanan zararı bizzat gördüm. 2026 yılının ilk 6 ayında sel su baskınları, aşırı yağışlar, dolu, fırtına, don, aşırı kar yağışı, hortum ve heyelan afetleri tarımsal üretime zararlar verdi. Türkiye genelinde yaklaşık 900 bin dekar alan bu afetlerden zarar gördü. Bu yıl özellikle sel ve su baskınları, çiftçilerimizin üretim faaliyetlerini olumsuz yönde etkiledi. Zarar gören toplam alanın yaklaşık yarısı sel ve su baskınlarına maruz kaldı. 2026 yılının ilk 6 ayında; 28 ilde sel su baskını, 22 ilde don, 14 ilde aşırı yağış, 14 ilde dolu, 9 ilde fırtına, 9 ilde aşırı kar, 6 ilde heyelan ve yine 6 ilde hortum afetleri görüldü. Afetlerin şiddetinin ve tarımsal üretim üzerindeki baskısının her geçen yıl arttığı açıkça görülüyor. Afetler yalnızca ürün kaybına neden olmuyor, üreticilerimizin sezon boyunca yaptığı tohum, gübre, ilaç, mazot ve işçilik gibi tüm harcamaların da boşa gitmesine yol açıyor.” “Bereketli sezon, afet mağduru çiftçilerimizin yarasını sarmıyor” “İçinde bulunduğumuz 2025-2026 sezonu ülke geneli için bereketli bir yıl olacak gibi görünüyor. Fakat doğal afetler sebebiyle ürününü, dolayısıyla da gelirini kaybeden üreticilerimiz için bu durum böyle olmayacaktır. Biz Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak çiftçilerimize her zaman tarım sigortası yaptırmanın önemini vurguladık. Buna rağmen ülkemizde sigortalılık oranı halen düşük seviyededir. Bunun en önemli sebebi de devlet desteği olmasına rağmen sigorta primlerinin çiftçi gelirlerine göre yüksek olmasıdır. Sigortası olan üreticilerimizin zararları karşılanacaktır. Fakat diğer tarafta sigortası olmayan üreticilerimiz de 2026 yılındaki bu afetlerden ciddi oranda zarar gördü. Hem geçtiğimiz yıl hem de bu yıl durmak bilmeden afetlerle uğraşan bu çiftçilerimizin de yanında olunmalı ve nakit yardım yapılmalıdır. Ayrıca bu çiftçilerimizin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan borçları yapılandırılmalıdır. Bereketli bir sezon diyerek hiçbir üreticimiz göz ardı edilmemelidir.”

Üretici ile Market Arasında Uçurum! Bazı Ürünlerde Fiyat 5 Kata Yaklaşıyor! Haber

Üretici ile Market Arasında Uçurum! Bazı Ürünlerde Fiyat 5 Kata Yaklaşıyor!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Haziran ayında üretici ile market arasındaki fiyat makasının açılmaya devam ettiğini belirterek, girdi maliyetlerindeki son durumu ve fiyat değişimlerinin arka planını değerlendirdi. Haziran ayı verilerine göre üretici ile market arasındaki fiyat farkının en fazla yüzde 379,3 ile elmada görüldüğüne dikkat çeken Bayraktar, elmadaki bu büyük farkı sırasıyla yüzde 284,2 ile havucun, yüzde 283,5 ile çileğin, yüzde 251,3 ile yeşil fasulyenin ve yüzde 246,9 ile kirazın takip ettiğini vurguladı. Elmanın üreticide 18 lira 75 kuruş iken markette 89 lira 87 kuruşa satıldığını, havucun 22 lira 50 kuruştan 86 lira 45 kuruşa, çileğin 43 liradan 164 lira 91 kuruşa, yeşil fasulyenin 46 lira 25 kuruştan 162 lira 45 kuruşa ve kirazın 57 lira 50 kuruştan 199 lira 48 kuruşa ulaştığını belirten Bayraktar, Haziran ayında markette fiyatı en çok artan ürünün çilek, üreticide ise kabak olduğunu ifade etti. Market fiyatlarını değerlendiren Şemsi Bayraktar, Haziran ayında incelenen 38 ürünün 21’inde fiyat artışı, 17’sinde ise fiyat düşüşü yaşandığını, markette fiyatı en fazla artan ürünün yüzde 81 ile çilek olduğunu, bu ürünü yüzde 52,2 ile havuç, yüzde 32,8 ile kabak, yüzde 32,5 ile kuru soğan ve yüzde 24,7 ile patatesin izlediğini, öte yandan markette fiyatı en fazla azalan ürünün yüzde 37,8 ile domates olduğunu ve onu sırasıyla karpuz, nohut, kuru üzüm ve yumurtanın takip ettiğini söyledi. Üretici fiyatlarındaki değişimlere de değinen Bayraktar, 30 ürünün 12’sinde fiyat artışı, 9’unda fiyat düşüşü, 9’unda ise değişim olmadığını, üreticide en çok fiyat düşüşünün yüzde 54,8 ile karpuzda, en çok fiyat artışının ise yüzde 112,5 ile kabakta görüldüğünü dile getirdi. Fiyat değişimlerinin nedenlerini analiz eden TZOB Genel Başkanı Bayraktar, sera sezonunun bitmesiyle kabak, patlıcan, sivri biber ve salatalık arzının düştüğünü, bu durumun fiyatları yukarı çektiğini; domateste ise yayla hasadının başlamasıyla arz artışı yaşandığını ve fiyatların düştüğünü ifade etti. Hasat miktarındaki artışın karpuzda fiyatı aşağı çektiğini, limonda ise talebin azaldığını söyleyen Bayraktar, ilkbahar yağışlarının uzun sürmesi nedeniyle yazlık patateste verim kayıpları ve arz sıkıntısı yaşandığını, turizm sezonuna bağlı talep artışının ise havuç fiyatlarını yükselttiğini belirtti. Tarımsal girdi maliyetlerindeki tabloyu da paylaşan Şemsi Bayraktar, Haziran ayında Mayıs ayına göre 20.20.0 kompoze gübresi ve DAP gübresinde sınırlı artışlar görülürken, ÜRE, amonyum sülfat ve amonyum nitrat gübre fiyatlarında düşüşler yaşandığını, ancak yıllık bazda bakıldığında amonyum sülfatın yüzde 77,9, amonyum nitratın yüzde 72,4 oranında artışla üreticinin belini büktüğünü vurguladı. Yıllık bazda besi yemi fiyatlarının yüzde 30,9, süt yeminin yüzde 29,2, elektrik fiyatlarının yüzde 25,1, tarım ilacı fiyatlarının yüzde 27,8 ve mazot fiyatının ise yüzde 31,5 oranında arttığına dikkat çeken Bayraktar, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için bu maliyet artışlarının yakından izlenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Gıda Güvenliğinin Temeli Tarım, Tarımın Temeli İse Topraktır Haber

Gıda Güvenliğinin Temeli Tarım, Tarımın Temeli İse Topraktır

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Toprak Bayramı dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu. Her yıl 11 Haziran’ı takip eden ilk pazar gününün ülkemizde Toprak Bayramı olarak kutlandığını hatırlatan Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Toprağın insanlık için taşıdığı hayati öneme dikkat çekmek amacıyla kabul edilen Toprak Bayramı, günümüzde her zamankinden daha büyük bir anlam taşıyor. Toprak sınırlı bir doğal kaynaktır ve kaybedildiğinde yerine konulması son derece zordur. Nitekim yalnızca 1 santimetrelik verimli toprağın oluşumu yüzlerce yıl alıyor. Gıda güvenliğinin temeli tarım, tarımın temeli ise topraktır. Bitkisel ve hayvansal üretimin olmazsa olmazı olan tarım topraklarının korunması; ekonomik kalkınma, çevresel sürdürülebilirlik ve gelecek nesillerin refahı açısından stratejik bir zorunluluktur. Verimli, sağlıklı ve sürdürülebilir topraklar; bilinçli tarım uygulamaları, dengeli gübreleme ve etkin su yönetimiyle mümkündür. Ancak artan nüfus, plansız kentleşme, sanayileşme ve altyapı yatırımları nedeniyle verimli tarım arazileri her geçen yıl azalıyor. Erozyon, yanlış toprak işleme yöntemleri, aşırı kimyasal kullanımı ve hatalı sulama uygulamaları da topraklarımızın verimliliğini ciddi şekilde tehdit ediyor. Ülkemizde son 30 yılda tarım alanları yaklaşık 27 milyon hektardan 24 milyon hektara geriledi. İklim krizi ve küresel ısınmanın yıkıcı etkileri, son yıllarda Türkiye topraklarında da derinden hissediliyor. Bu konuda uzmanların ortaya koyduğu tablo, geleceğimiz adına ciddi bir uyarı niteliğindedir. Bugün topraklarımızın önemli bir kısmı, kriz boyutuna ulaşan bir erozyon tehdidiyle eriyip gidiyor. Bununla birlikte, son 30 yılda betonlaşma ve yanlış kullanım gibi insan eliyle yaratılan tahribatlar sonucunda 3 milyon hektar tarım arazimizi kaybetmiş durumdayız. Madalyonun diğer yüzünde ise iklim krizi ve aşırı yeraltı suyu tüketimi yer alıyor. Bu iki etken özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizi adım adım yüksek bir çölleşme riskine mahkûm ediyor. Birliğimiz, tarımın en temel sermayesi olan verimli arazilerin korunmasını hayati bir sorumluluk olarak görüyor. Bu doğrultuda, krizden çıkış için küresel gıda güvenliğini sağlamak adına öncelikle toprağın doğrudan sürülmesini azaltarak yapısını koruyan ve organik madde miktarını artıran koruyucu tarım uygulamalarına geçilmesi gerekiyor. Bununla birlikte, damla ve yağmurlama sulama gibi akıllı tekniklerle su israfının önlenmesi ve toprağın tuzlanmasının engellenmesi hayati önem taşıyor. Kimyasal gübre kullanımını optimize ederek organik gübrelerle toprağın mikrobiyolojik sağlığını geri kazandıran entegre besin yönetimi modelleri yaygınlaştırılmalı, tüm bu süreçler toprak analizlerini yapay zekâ ve uydu teknolojileriyle izleyerek nokta atışı müdahaleler geliştiren dijital tarım araçlarıyla desteklenmelidir. Öte yandan, tarımsal işletme yapısını bozarak arazilerin parçalanmasına yol açan hobi bahçesi faaliyetlerine yönelik idari denetimlerin artırılması ve yasal mevzuatın tavizsiz şekilde uygulanması elzemdir. Konut, sanayi, turizm, madencilik ve altyapı yatırımlarının planlama süreçlerinde öncelik, tarımsal verimliliği düşük alanlara verilmelidir. Bu doğrultuda, arazi toplulaştırma çalışmalarının hızlandırılması da tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından kritik önem arz ediyor. Birinci sınıf sulanabilir tarım arazileri, meyve bahçeleri ve zeytinlikler gelecek nesiller adına titizlikle korunmalıdır. Unutulmamalıdır ki toprak; geçmişten devraldığımız ve gelecek kuşaklara eksiksiz aktarmakla yükümlü olduğumuz en değerli mirastır. Toprağın korunması yalnızca üreticilerin değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğudur. Verimli topraklarımızın muhafazası; gıda güvencemizin, ekonomik bağımsızlığımızın ve geleceğimizin en güçlü teminatıdır.”

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar'dan TMO Hububat Alım Fiyatlarına Tepki Haber

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar'dan TMO Hububat Alım Fiyatlarına Tepki

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından açıklanan 2026 yılı hububat müdahale alım fiyatlarını yaptığı yazılı basın açıklamasıyla değerlendirdi. Başkan Bayraktar yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; “Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından 2026 yılı hububat müdahale alım fiyatları açıklandı. Açıklanan fiyatlara göre, 2025 yılında prim hariç ton başına 13 bin 500 lira olarak belirlenen kırmızı/beyaz sert ekmeklik buğday ile makarnalık buğday alım fiyatı, 2026 yılında yüzde 22,22 oranında artırılarak ton başına 16 bin 500 liraya yükseltildi. Arpa alım fiyatı ise 2025 yılında prim hariç ton başına 11 bin lira iken, 2026 yılında yüzde 15,9 oranında artırılarak ton başına 12 bin 750 lira olarak açıklandı. Ancak açıklanan alım fiyatlarındaki artış oranları, 2026 yılı Nisan ayında yüzde 32,37 olarak gerçekleşen enflasyon oranının altında kaldı. Bu durum, üreticilerimizin artan girdi maliyetleri karşısında gelir kaybı yaşayacağını ortaya koyuyor. Ayrıca Birliğimize ve Ziraat Odalarımıza iletilen taleplerde de açıklanan fiyatın çiftçilerimizin beklentisini karşılamadığı görülüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, temel destek, planlı üretim desteği ve sertifikalı tohum kullanım desteği kapsamında üreticilere toplam dekara 979 lira 60 kuruş destek ödemesi yapılacağı belirtildi. Ortalama verim dikkate alındığında bu desteklerin ton başına yaklaşık 3 bin 14 lira olarak hesaplandığı görülüyor. 2026 yılında destek kalemleri şu şekilde belirlendi: Temel destek dekar başına 403 lira Planlı üretim desteği dekar başına 403 lira Sertifikalı tohum kullanım desteği dekar başına 173 lira 60 kuruş Bununla birlikte, tarla bitkilerinde verim kaybını önlemek amacıyla sertifikalı tohumun en az üç yılda bir yenilenmesi tavsiye ediliyor. Dolayısıyla her üretici her yıl sertifikalı tohum kullanmıyor ve sertifikalı tohum desteğinden düzenli olarak yararlanmıyor. Buğday ve arpa üreticisinin aldığı destek dekar başına temel ve planlı üretim desteği 806 liradır. Bu nedenle, açıklanan toplam destek tutarının tüm üreticiler açısından fiilen elde edilebilen bir gelir unsuru olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Üretimin sürdürülebilirliği, çiftçilerimizinn gelir güvencesinin sağlanması ve ülkemizin gıda arz güvenliğinin korunabilmesi için müdahale alım fiyatlarının üretim maliyetleri, enflasyon oranları ve çiftçilerimizin makul gelir beklentileri dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi, kilogram başına 3 lira prim desteğinin verilmesi büyük önem taşıyor. Bu talebimizi de Tarım ve Orman Bakanlığına ilettik. Ayrıca, ürün bedellerinin 45 gün içerisinde ödeneceğinin açıklanması kabul edilebilir bir uygulama değildir. Çiftçilerimizin mazot, gübre, ilaç, tohum, işçilik ve kredi borçları hasatla birlikte kapıya dayanırken, üreticilerimizden parasını 45 gün beklemesi isteniyor ve üreticilerimiz emeğinin karşılığını zamanında alamıyor. Bu nedenle ürün bedelinin en az yüzde 50’si teslimat anında, kalan kısmı ise en geç 15 gün içerisinde üreticilerimizin hesabına yatırılmalıdır. Aksi halde yüksek enflasyon koşullarında 45 günlük bekleme süresi, açıklanan alım fiyatlarının reel değerini önemli ölçüde aşındıracak ve üreticilerimizin gelir kaybını daha da artıracaktır. Çiftçilerimiz sadece düşük fiyatla değil, geç ödeme nedeniyle de mağdur edilmemelidir.”

Elma'da Fiyat Farkı Rekoru! Haber

Elma'da Fiyat Farkı Rekoru!

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Nisan ayı gıda fiyatları ve girdi maliyetlerini değerlendirdi. Nisan ayında üretici ve market arasındaki en büyük fiyat farkı %393,7 ile elmada görülürken, elma markette üreticiden tam 4,9 kat daha pahalıya satıldı. ​Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Nisan ayına ilişkin üretici ve market fiyat farklılıkları ile tarımsal girdi maliyetlerindeki değişimleri açıkladı. Bayraktar’ın verileri, tarladan sofraya gelen ürünlerdeki fiyat makasının ne denli açıldığını bir kez daha gözler önüne serdi. ​Tarlada 18 Lira, Markette 92 Lira! ​Nisan ayının zam şampiyonu ve fiyat farkı lideri elma oldu. Üreticide 18 lira 75 kuruş olan elmanın market raflarında 92 lira 58 kuruşa kadar yükseldiğini belirten Bayraktar, elmayı şu ürünlerin takip ettiğini belirtti: ​Havuç: %329,9 fiyat farkı (4,3 kat) ​Yeşil Soğan: %245,3 fiyat farkı (3,5 kat) ​Marul: %245,2 fiyat farkı (3,5 kat) ​Pırasa: %242,4 fiyat farkı (3,4 kat) ​Markette Yeşil Soğan, Üreticide Kuru Soğan Yükselişte ​Nisan ayında market raflarında fiyatı en çok artan ürün %48,7 ile yeşil soğan olurken, üretici tarafında ise rekor artış %109,1 ile kuru soğanda yaşandı. Kuru soğan ve patatesteki fiyat artışının temel sebebi olarak depolardaki ürün azalması ve aşırı yağışlar nedeniyle oluşan çürümeler gösterildi. ​Fiyatı Düşen Ürünler: Hem üreticide hem de markette fiyatı en çok düşen ürün ise patlıcan oldu. Patlıcanı salatalık ve sivri biber izledi. Bu düşüşün ana nedeni olarak hava koşullarının iyi gitmesiyle artan verim ve arz fazlası işaret edildi. ​Gübre ve Yem Fiyatları Üreticiyi Zorluyor ​Tarımsal girdi maliyetlerindeki artış ise üreticinin belini bükmeye devam ediyor. Bayraktar’ın paylaştığı verilere göre: ​Gübre: Amonyum sülfat gübresi yıllık bazda %104,3 artış göstererek maliyet kalemlerinde zirveye yerleşti. ​Yem: Besi yemi yıllık %37,7, süt yemi ise %34,6 oranında zamlandı. ​Akaryakıt: Mazot fiyatları aylık bazda küçük bir düşüş yaşasa da, yıllık bazda %57,6 oranında bir artış kaydetti. ​"Yağışlar ve Arz Sıkıntısı Fiyatları Etkiledi" ​Başkan Bayraktar, özellikle beyaz lahana, karnabahar ve ıspanak gibi ürünlerde yaşanan arz azalışının fiyatları yukarı çektiğini vurguladı. Elma ve havuçta ise tam tersi bir durum yaşanarak talep azlığı nedeniyle fiyatlarda düşüş kaydedildiği belirtildi.

TZOB Başkanı Bayraktar’dan Gıda İsrafı Uyarısı Haber

TZOB Başkanı Bayraktar’dan Gıda İsrafı Uyarısı

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada gıda israfının korkutucu boyutlarına dikkat çekti. Bayraktar, Türkiye’de her yıl 18-20 milyon ton gıdanın çöpe gittiğini belirterek "Gıdayı israf etmek, çiftçinin emeğini ve doğanın kaynaklarını yok etmektir" dedi. ​30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü Teması: "Gıda İsrafı" ​Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen ve bu yıl dördüncüsü kutlanan 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü’nün ana teması bu yıl "Gıda İsrafı" olarak belirlendi. TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yaptığı basın açıklamasında sıfır atık yaklaşımının sadece çevresel bir konu değil, gıda güvenliği ve üretim süreciyle doğrudan ilişkili bir yaşam disiplini olduğunu vurguladı. ​Korkutan Rakamlar: Küresel Kayıp 1 Trilyon Dolar ​Gıda israfının küresel ve yerel ölçekteki ekonomik bilançosunu paylaşan Bayraktar, çarpıcı veriler sundu: ​Dünya Genelinde: Üretilen gıdanın %30-35’i (yaklaşık 1,3 milyar ton) israf ediliyor. ​Ekonomik Kayıp: Küresel gıda israfının doğrudan maliyeti 1 trilyon dolar, çevresel ve sosyal etkileriyle birlikte bu rakam 2,6 trilyon dolara ulaşıyor. ​Türkiye Bilançosu: Yıllık 18-20 milyon ton gıda israfı yaşanıyor. ​Ekmek ve Sebze-Meyvede Büyük Kayıp ​Türkiye’deki israfın detaylarına değinen Bayraktar, özellikle temel gıda maddelerindeki kayıpların altını çizdi: ​Ekmek İsrafı: Günde yaklaşık 4,9 milyon adet ekmek çöpe gidiyor. ​Sebze ve Meyve: Yıllık 50 milyon tonu aşan üretimin 10-13 milyon tonu sofraya ulaşmadan veya tüketilmeden israf ediliyor. ​"Gıdayı Korumak, Üreticiyi Korumaktır" ​Tarımsal üretimin iklim değişikliği ve kuraklık gibi büyük risklerle karşı karşıya olduğunu hatırlatan Bayraktar, tüketicilere şu çağrıda bulundu: ​"Gıda, sofraya gelene kadar büyük bir emek ve doğal kaynak kullanımı gerektirir. İsraf edilen her ürün, boşa harcanan su, toprak ve enerji demektir. İhtiyacımız kadar tüketmek ve planlı alışveriş yapmak bir tercih değil, geleceğimiz için bir zorunluluktur. Gıdayı korumak, çiftçimizi ve ülkemizin geleceğini güvence altına almaktır." ​Sıfır Atık İçin Bireysel Tedbirler ​İsrafın büyük bir kısmının hane halkı düzeyindeki yanlış alışkanlıklardan kaynaklandığını belirten TZOB Başkanı, çözümün "ihtiyaç odaklı tüketim" ve "planlı hareket etmekten" geçtiğini ifade etti. Bayraktar, sıfır atık bilincinin günlük hayatın bir parçası haline gelmesi gerektiğini belirterek açıklamasına son verdi.

Kuraklıktan Zarar Gören Üreticilerimizin Zararları Karşılanmalıdır Haber

Kuraklıktan Zarar Gören Üreticilerimizin Zararları Karşılanmalıdır

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, çiftçilerin beklentilerini yaptığı basın açıklamasıyla değerlendirdi. Bayraktar açıklamasına şöyle başladı: “SGK prim borcu ve vadesi geçmiş vergi borcu yüzünden çiftçilerimize Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kredi verilmemektedir. 2025 yılı üreticilerimiz için felaket yılı oldu. Çiftçilerimiz başta zirai don kuraklık hastalık ve ekonomik şartlar nedeniyle üretimi sürdürebilmek için krediye acilen ihtiyaç duymaktadır. ‘Borcun varsa kredi vermem’ şartını koymak tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine zarar verir. Biz çiftçilerimiz için borç ertelemesi beklerken böyle bir uygulamanın başlaması üreticilerimizi büyük bir sıkıntıya sokmuştur. Zor bir dönem geçiren üreticimiz hem para kazanamadı hem de prim yüksekliği nedeniyle SGK’ya olan borçlarını ödeyememektedir. Bir kısmı da ziraat odalarından muafiyet belgesi almak sureti ile SGK’dan çıkmaktadır. Aynı sebeple vergi borcunu ödeyemeyen üreticilerimizde bulunmaktadır. Zor günler geçiren üreticilerimizin önünden bu engeller acilen kaldırılmalıdır.” TZOB Başkanı Bayraktar, “Yeni bir yıla başladığımız şu günlerde, tarım sektörü açısından hemen hemen herkesin 2025 yılına dair hatırlayacağı ilk şey kuşkusuz doğal afetlerdir” dedi ve açıklamasını şöyle sürdürdü: “Özellikle zirai don ve kuraklık tarım sektörünü önemli ölçüde etkiledi. Tabii bu etki yalnızca üretim azalmasıyla kalmadı. Çiftçilerimizin gelirleri azaldı, gıda tedarik zinciri ve tüketici fiyatları etkilendi. Yani toplumun tüm kesimi doğal afetlerden zarar gördü. Yıl boyunca yaptığım açıklamalarla doğal afetlerin yıkıcılığına işaret ettim. 65 ilimizi ziyaret ederek; zirai don, kuraklık ve dolu afetlerinin tarımsal üretim üzerinde bıraktığı hasarı bizzat gördüm, afetlerden mustarip çiftçilerimizle bizzat konuştum. Yaşanan zirai donların ardından yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı’yla sigortası olmasa da Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı üreticilerin maliyetleri, hasar alanları ve oranları nispetinde karşılandı. Fakat sehven yapılan yanlış yönlendirmeler ve bilgi eksikliği sebebiyle bazı çiftçilerimiz bu desteklerden faydalanamadı. Birliğimiz, hak ettiği desteklerden faydalanamayan tek bir çiftçimizin kalmaması için bu sorunu gündeme getirdi. Girişimlerimiz sonucunda bu mağduriyet de giderildi. Karar’a göre son başvuru günü olan 24 Temmuz 2025 tarihinden önce müracaatları ve tespitleri yapıldığı halde bilgileri sisteme sehven girilememiş çiftçilerimiz için 821 milyon lira ek ödeme yapılmış ve böylelikle zirai don desteklerinden faydalanamayan çiftçilerimiz de bu desteklerden faydalandı.” “Kuraklıktan zarar gören üreticilerimizin zararları karşılanmalıdır” “Ziraat Odalarımızdan aldığımız bilgiler doğrultusunda; 2025 yılında yağışların yetersiz olduğunu ve istenilen dönemlerde yağmadığını, bunun da ürünlerin gelişimini olumsuz etkilediğini, tarımsal kuraklığın üretime zarar vereceğini sezon içerisinde defalarca dile getirmiştim. Ne yazık ki endişelerimizde haklı çıktık ve 2025 yılında tarımsal kuraklığın da zirai don kadar tarımsal üretime zarar verdiğini görmüş olduk. Özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere birçok bölgemizde tarımsal kuraklık görüldü. Bu da üretim istatistiklerine yansıdı. 2025 yılında bir önceki yıla göre yulaf üretimi yüzde 26, arpa üretimi yüzde 25, çavdar üretimi yüzde 20 ve buğday üretimi yüzde 14 oranında azaldı. Kuru baklagil üretimi ise geçen yıla göre yüzde 29 düştü. Bu ürünler, yapılan planlamalarda ülkemizin üretim miktarlarını ve alanlarını artırmayı hedeflediği stratejik ürünlerdir. Dolayısıyla zirai dondan zarar gören çiftçilerimize yapıldığı gibi tarımsal kuraklıktan zarar gören çiftçilerimizin de zararları karşılanmalıdır.” “Şap hastalığından zarar gören üreticilerimiz desteklenmelidir” “2025 yılında üretimi etkileyen bir başka durum da şap hastalığı oldu. Şap hastalığı sonucunda hayvanların et ve süt veriminde önemli düşüşler meydana geldi, bu da üreticilerimizin gelirlerine yansıdı. 2025 yılında yaşanan afetler ve hastalıklar çiftçilerimizin ekonomik dengesini bozdu. Birçok çiftçi kullanmış olduğu kredileri ödeyemeyecek durumdadır. Bu borçluluk hali yalnızca tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine zarar vermemiş, sosyolojik ve psikolojik olarak da birçok sıkıntıyı beraberinde getirmiş, getirecektir. 2025 yılının uzun yıllardır görülmemiş bir afet yılı olduğunu ifade etmiştik. Bu sebeple, afetlerden ve hastalıklardan zarar gören çiftçilerimizin durumunu bir nebze rahatlatabilmek adına kullanmış oldukları kredilerin geri ödemesi en az 1 yıl faizsiz olarak ertelenmelidir. Şap hastalığı nedeniyle hayvan kaybı olan üreticilerimizin de düşük faizli kredi temin edilmesi suretiyle desteklenmesi sağlanmalıdır. Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve ülkemizin gıda güvencesinin sağlanması adına doğal afetler konusuna daha çok eğilinmeli, afet öncesindeki ve sonrasındaki süreçler doğru politikalarla ve titizlikle yönetilmeli, çiftçilerimiz mağdur edilmemelidir. 2026 yılının afetlerden ve hastalıklardan uzak, bolluk ve bereket içerisinde bir yıl olmasını temenni ediyorum.”

2025'te Fiyatı En Fazla Artan Limon Oldu Haber

2025'te Fiyatı En Fazla Artan Limon Oldu

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, TZOB tarafından 20 yıldır yürütülen aylık üretici ve market fiyat çalışmasına dair bir açıklama yaptı. Bayraktar, açıklamasında Aralık ayında üretici market fiyatlarındaki farklılıklarla girdi maliyetlerinde yaşanan değişimleri aylık ve yıllık olarak değerlendirdi. “Veriler masa başında değil, sahada ve belgeli olarak tespit edilmektedir” “Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) olarak bazı önemli ürün ve gıdalardaki aylık fiyat değişiklikleri ve spekülatif hareketler konusunda kamuoyunu bilgilendirmek üzere yaklaşık 20 yıldır her ay gerçekleştirdiğimiz çalışmalarda Türkiye genelinde beş bölgeden Ziraat Odalarımız kanalı ile fiyatlar alınarak yakından takip ediyoruz. TZOB’un aylık fiyat açıklamasındaki temel amaç üreticilerimizin emeğinin karşılığını alıp almadığını ortaya koymak, tüketicinin neden yüksek fiyatlarla karşılaştığını açıklamak ve spekülatif fiyat oluşumlarının önüne geçilmesine katkıda bulunmaktır. TZOB’un paylaştığı rakamlar tüm bölgelerdeki farklı satış kanallarından alınan fiyatların ortalamasına dayanıyor ve sahadaki tabloyu yansıtıyor. Rekolte, paketleme-ambalajlama, depolama ve işçilik maliyetleri, nakliye giderleri, ihracat akışı, aracı kârları, fire gibi zincirin tüm aşamaları fiyat oluşumunu etkilemektedir. Dolayısıyla üretici market fiyat makasının varlığı inkâr edilemez bir gerçektir. Önemli olan bu farkın nedenlerini doğru değerlendirmektir. Bu makasın fazla açıldığı durumlarda spekülatif faaliyetleri göstererek ilgili kurumların harekete geçmesini sağlamaktır.” Yıllık üretici ve market fiyat değişimleri TZOB Genel Başkanı Bayraktar, yıllık üretici market arasındaki fiyat farklılıklarını açıkladı: “Yaptığımız değerlendirmeler sonucunda; 2025 yılında markette takip edilen 41 ürünün 28’inde fiyat artışı, 13 üründe fiyat azalışı oldu. 2025 yılında, fiyatı en fazla artan ürün markette ve üreticide limon, fiyatı en fazla düşen ürün markette beyaz lahana, üreticide sivri biber oldu. Geçen yıla göre bu yıl markette en fazla fiyat artışı yüzde 133,4 ile limonda görüldü. Limondaki fiyat artışını, yüzde 110,4 ile elma, yüzde 106,6 ile fındık, yüzde 100,8 ile Antep fıstığı izledi. Geçen yıla göre bu yıl markette fiyatı en fazla düşen ürün ise yüzde 40,6 ile beyaz lahana oldu. Beyaz lahanadaki fiyat düşüşünü yüzde 39,8 ile marul, yüzde 39,5 ile karnabahar ve yüzde 29,1 ile kuru soğan takip etti. 2025 yılında, üreticide takip edilen 33 ürünün 16’sında fiyatlar artarken, 15 üründe fiyat düşüşü yaşandı. 2 üründe ise fiyat değişimi olmadı. Geçen yıla göre bu yıl, üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 343,4 ile limonda görüldü. Limondaki fiyat artışını yüzde 160,4 ile Antep fıstığı, yüzde 159,3 ile kuru kayısı, yüzde 125,4 ile fındık izledi. Geçen yıla göre bu yıl, üreticide en fazla fiyat düşüşü yüzde 58,8 ile sivri biber görüldü. Sivri biberdeki fiyat düşüşünü yüzde 56,3 ile karnabahar, yüzde 54,8 ile marul, yüzde 51,2 ile kuru soğan takip etti.” Aralık ayı üretici-market fiyat değişimi “Aralık ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 324,1 ile havuçta görüldü. Havuçtaki fiyat farkını, yüzde 245,6 ile mandalina, yüzde 238,5 ile kabak, yüzde 238 ile yeşil soğan takip etti. Havuç 4,2 kat, mandalina 3,5 kat, kabak ve yeşil soğan 3,4 kat fazlaya markette satıldı. Üreticide 8 lira olan havuç 33 lira 93 kuruşa, 10 lira 50 kuruş olan mandalina 36 lira 29 kuruşa, 19 lira 25 kuruş olan kabak 65 lira 17 kuruşa, 12 lira 75 kuruş olan yeşil soğan 43 lira 10 kuruşa satıldı. Aralık ayında fiyatı en fazla artan ürün; markette kabak, üreticide mandalina olurken, fiyatı en fazla düşen ürün; markette Ayçiçek yağı, üreticide beyaz lahana oldu.” Market Fiyatları “Aralık ayında markette 41 ürünün 30’unda fiyat artışı, 11’inde fiyat azalışı görüldü. Aralık ayında markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 97,5 ile kabak oldu. Kabaktaki fiyat artışını yüzde 77,3 ile domates, yüzde 75 ile salatalık ve yüzde 53,3 ile patlıcan takip etti. Markette fiyatı en çok azalan ürün ise yüzde 16,1 ile Ayçiçek yağı oldu. Ayçiçek yağındaki fiyat düşüşünü yüzde 12,2 ile toz şeker, yüzde 11,2 ile portakal, yüzde 5,1 ile ıspanak izledi.” “Üretici Fiyatları Aralık ayında üreticide 33 ürününün 11’inde fiyat artışı olurken, 15’inde fiyat düşüşü görüldü. 7 üründe ise fiyat değişimi olmadı. Aralık ayında üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 38,1 ile beyaz lahanada görüldü. Beyaz lahanadaki fiyat düşüşünü yüzde 28,5 ile marul, yüzde 27,3 ile havuç ve yüzde 18,9 ile pırasa izledi. Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 69,4 ile mandalinada görüldü. Mandalinadaki fiyat artışını yüzde 56,6 ile salatalık, yüzde 50,6 ile patlıcan, yüzde 44,5 ile kabak takip etti.” Üretici fiyat değişiminin nedenleri “Seralarda güzlük sezon bitti ve baharlık sezon için dikimler yapıldı. Ürünler henüz hasat olgunluğuna gelmediğinden bu geçiş aşamasında arz azaldı ve salatalık, patlıcan, kabak ve domateste üretici fiyatları arttı. Kuru soğan, patates, portakal, havuç da talep olmayışı fiyatların düşmesine sebep oldu. Lahana ve marul da arz artış sebebiyle fiyatlar düştü.” Aralık ayı aylık ve yıllık girdi fiyatlarında yaşanan değişimler “Ziraat Odalarımız aracılığıyla girdi piyasalarından aldığımız fiyat verilerine göre; Aralık ayında, Kasım ayına göre amonyum sülfat gübresi yüzde 4,4, amonyum nitrat yüzde 2,9, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 1,8, oranında artarken, ÜRE gübresi yüzde 0,4, DAP gübresi yüzde 0,1 azaldı. Geçen yılın Aralık ayına göre son bir yılda ÜRE gübresi yüzde 50,9, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 46,3, DAP gübresi yüzde 41,1, amonyum nitrat yüzde 33,3, amonyum sülfat gübresi yüzde 32,9 oranında arttı. Aralık ayında Kasım ayına göre süt yemi yüzde 2,6, besi yemi yüzde 2,2, son bir yılda süt yemi yüzde 29, besi yemi ise yüzde 30,6 oranında arttı. Tarım ilacı fiyatları geçen aya göre yüzde 19,4 oranında artarken, yıllık yüzde 27,1 oranında artış gösterdi. Elektrik fiyatları yıllık olarak yüzde 12,8 oranında arttı. Mazot fiyatları aylık yüzde 6,6 oranında azalış gösterirken, yıllık bazda yüzde 21,9 oranında arttı.”

ÇKS Kaydı İçin Son Gün 31 Aralık 2025! Haber

ÇKS Kaydı İçin Son Gün 31 Aralık 2025!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ülkede meydana gelen zirai don sebebiyle mağdur olan ve yanlış yönlendirme sonucu başvuru yapmadığı için desteklemelerden yararlanamayan çiftçilerin destekleme kapsamına alınmasıyla ilgili ve 31 Aralık 2025 tarihinde sona erecek olan Çiftçi Kayıt Sistemi başvurularına yönelik bir basın açıklaması yaptı. “Bu yıl 65 ilimizde etkili olan zirai don nedeniyle çiftçilerimizin ürünlerinde önemli ölçüde kayıplar meydana geldi” vurgusu yapan Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü; “14 Eylül 2025 tarihinde ‘2025 Yılında Meydana Gelen Zirai Don Nedeniyle Ürünleri Hasar Gören Çiftçilere Destekleme Ödemesi Yapılmasına İlişkin Cumhurbaşkanı Karar’ı yayımlandı. Alınan Karar’a göre sigortası olmasa da Çiftçi Kayıt Sistemi yani ÇKS’ye kayıtlı çiftçilerin girdi maliyetleri, hasar alanları ve oranları nispetinde karşılandı. Fakat birçok çiftçimiz yanlış yönlendirmeler ve bilgi eksikliği neticesinde hak etmiş olduğu bu desteklere, 24 Temmuz 2025 olarak belirlenen son başvuru tarihine kadar başvuramadı. Başvuramayan çiftçilerimiz mağdur edilmemeli ve onlar da kapsama alınmalıdır.” ÇKS kaydı için son gün 31 Aralık 2025 “1 Eylül 2025 tarihinde başlayan 2025-2026 tarımsal üretim dönemi Çiftçi Kayıt Sistemi başvuruları 31 Aralık 2025 tarihinde sona erecek” hatırlatması yapan Bayraktar, açıklamasına şöyle devam etti; “ÇKS yönetmeliğinde yapılan değişiklikle miras ve intikal sorunları nedeniyle kayıt yapılamayan arazilerin kayıt altına alınmasının önü açıldı ve ÇKS kayıtlılığı arttı. 2025 yılında da ÇKS yönetmeliğinde değişiklik yapılarak, kayıtlı üretim bilgilerinin güncellenmesi ve ikinci, üçüncü ekim dikim bilgilerinin bildirilmesi işlemleri, başvuru sahibinin talebi üzerine üretim yılı sonuna kadar tespit komisyonu marifeti ile yapılabilecek. Ayrıca, beyan edilen üretim bilgilerinde Bakanlık tarafından farklılık olduğunun tespiti halinde, üretim yılı boyunca re’sen düzeltmeler yapılabilecek. Yine yapılan değişiklikle hazine adına tespit ve tescil edilmiş ve/veya devletin hüküm ve tasarrufu altında olan tarım arazilerinde kira sözleşmesi bulunmaması durumunda taahhütname ile başvurabileceklerdir. Yapılan düzenlemelerle ÇKS kayıtlılık oranları artıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği arasında 9 Eylül 2024 tarihinde; ‘Çiftçi Kayıt Sistemi Başvurularının Alınması ve Veri Girişi Yetkisi Devrine İlişkin Protokol’ imzalandı. Protokol kapsamında 2024 yılında Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) veri girişleri 3 pilot ilde Ziraat Odaları tarafından yapıldı. 2025 yılında da söz konusu protokolün kapsadığı il sayısı 21’e çıkarılmış olup bu illerde ÇKS veri girişleri Ziraat Odaları tarafından yapılıyor. Önümüzdeki 2 yıl içerisinde uygulamanın 81 ili kapsayacak şekilde yaygınlaşması için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Üstlendiğimiz bu görev ve sorumluluğun başarı ile yürütülmesinde emeği geçen Ziraat Odalarımıza ve bu süreçte teknik desteğini esirgemeyen Bakanlığımızın merkez ve taşra teşkilatı çalışanlarına teşekkür ediyorum. Birliğimizin ÇKS veri girişlerini üstlenmesi ile birlikte, Bakanlığımızın il ve ilçe müdürlüklerinde bu görevi yapan teknik personel çiftçimize daha fazla zaman ayırabilecek, çiftçimize daha iyi hizmet sunabilecektir. Çiftçi Kayıt Sistemi başvurularının bitmesine kısa bir süre kaldığı için bugünlerde yoğunluk daha da arttı. Yılsonuna kadar ÇKS işlemlerinin bitmesi için Ziraat Odalarımız büyük gayretle çalışmalarını sürdürüyor. Yaşanabilecek sorunların önlenmesi için son başvuru tarihi olan 31 Aralığa kalmadan başvuruların yapılması büyük önem taşıyor.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.