SON DAKİKA
Hava Durumu

#Şeker Fabrikası

Porsuk Haber Ajansı - Şeker Fabrikası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şeker Fabrikası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MHP Eskişehir’den Yoğun Mesai Haber

MHP Eskişehir’den Yoğun Mesai

MHP Eskişehir İl Başkanı Ayhan Sezer ve il yönetimi, şehir gündemindeki önemli durakları ziyaret etti. Genç dünya şampiyonu Asel Özdalgın’ı evinde ziyaret ederek başarılarını kutlayan MHP heyeti, ardından Eskişehir sanayisinin kalbi olan fabrikalarda ve Eskişehir Teknik Üniversitesi’nde temaslarda bulundu. ​Eskişehir’de saha çalışmalarını hızlandıran Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Eskişehir İl Teşkilatı, hem sosyal hem de kurumsal ziyaretlerle şehir dinamikleriyle bir araya geldi. ​Dünya Şampiyonu Asel Özdalgın’a MHP Heyetinden Tebrik ​MHP Eskişehir İl Başkanı Ayhan Sezer, MHP Alpu İlçe Başkanı Alparslan Kokulu ve il yönetim kurulu üyeleri, 11. Turkish Open WAKO World Cup’ta dünya şampiyonu olan 9 yaşındaki Asel Özdalgın’ı ziyaret etti. ​Antalya’da 43 ülkeden yaklaşık 3 bin sporcu arasından "Point Fight" kategorisinde dünya şampiyonu olarak büyük bir başarıya imza atan genç sporcuyu kutlayan Başkan Ayhan Sezer, "Azmi, disiplini ve çalışkanlığıyla örnek olan evladımızın başarılarının devamını diliyoruz. Türk sporunun geleceği olan gençlerimizin her zaman yanındayız" dedi. ​Eskişehir Sanayisinde İncelemeler: Şeker ve Makine Fabrikaları ​MHP heyeti, spor ziyaretinin ardından rotayı şehrin sanayi devlerine çevirdi. İlk olarak Eskişehir Şeker Fabrikası'nı ziyaret eden heyet, Fabrika Müdürü Mehmet Yüksel ile bir araya gelerek üretim süreçleri ve bölge ekonomisine katkılar hakkında bilgi aldı. ​Ardından Şeker Makine Fabrikası'nı ziyaret eden MHP heyetini burada Fabrika Müdürü Vahit Aras karşıladı. Üretim alanlarında incelemelerde bulunan ve teknik bilgiler alan heyet, çalışanlarla öğle yemeğinde bir araya geldi. Ziyaret sonunda Fabrika Müdürü Vahit Aras, günün anısına Başkan Ayhan Sezer’e döküm Atatürk portresi hediye etti. ​ESTÜ Rektörü Prof. Dr. Adnan Özcan’a Ziyaret ​Gün boyu süren temasların bir diğer durağı ise Eskişehir Teknik Üniversitesi (ESTÜ) oldu. MHP İl Başkanı Ayhan Sezer ve yönetimi, Rektör Prof. Dr. Adnan Özcan’ı makamında ziyaret etti. ​Ziyarette üniversite-şehir iş birliğinin önemi üzerinde durulurken, Başkan Sezer, üniversitelerin akademik çalışmalarının Eskişehir’in kalkınmasındaki stratejik rolüne vurgu yaptı. Rektör Prof. Dr. Adnan Özcan ise yürütülen projeler ve akademik faaliyetler hakkında heyete kapsamlı bilgiler verdi.

Eskişehir Sempozyumu İkinci Günde Akademi, Tarih ve Sanayiye İşık Tuttu Haber

Eskişehir Sempozyumu İkinci Günde Akademi, Tarih ve Sanayiye İşık Tuttu

Eskişehir Valiliği himayelerinde Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ), Eskişehir Teknik Üniversitesi (ESTÜ) ve şehrin ekonomi temelli paydaş kurumlarının iş birliğiyle düzenlenen “Eskişehir Sempozyumu”, ikinci gün programıyla Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezinde devam etti. Sempozyumun ikinci gününe MSÜ Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Türkiye Ulusal Ajansı Başkanı İlker Astarcı, Hv. Tuğg. Selçuk Cumhur Kabasakal, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, Eskişehir Vali Yardımcısı Yakup Güney, Emniyet Müdürü Tolga Yılmaz, şehir protokolünden isimler ve çok sayıda kişi katılım gösterdi. Prof. Dr. Afyoncu: "Karacahisar Kalesi Osmanlı'nın bağımsız beylik olarak varlığını ilan ettiği ilk merkezdir" Sempozyumun ikinci gününde akademi, tarih, sanayi ve kültür başlıkları farklı oturumlarla ele alındı. Programın ilk bölümünde, Prof. Dr. Erhan Afyoncu “Karacahisar Kalesinin Osmanlı Tarihindeki Önemi” başlıklı konuşmasıyla katılımcılarla buluştu. MSÜ Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Eskişehir'in Odunpazarı Bölgesinde yer alan Karacahisar Kalesi'nin geçmişten günümüze nasıl bir tarihe sahne olduğunu ve ne kadar önem arz ettiğini şu sözlerle anlattı: "Rahmetli Halil İnalcık’ın ahir ömründe Bizans ve Osmanlı kaynaklarını mukayeseli kullanarak kuruluşu aydınlatmasıyla önemi anlaşılan Karacahisar, Osmanlı'nın kuruluşunda çok önemli bir kale olmasına rağmen zaman içerisinde terk edilip arkeolojik kazıya muhtaç hale gelmiştir. Moğol hakimiyetinin Anadolu üzerine uçlarda zayıflamasıyla birlikte Osman Gazi tarih sahnesine çıkmış ve Halil İnalcık’ın vurguladığı üzere 1286’daki zaferiyle ilk büyük başarısını kazanmıştır. 1288 yılında Osman Gazi'nin Karacahisar'ı almasıyla birlikte, çadırlarda yaşayan konargöçer aşiretler bir şehre malik oldukları için devlet yapısı da yavaş yavaş oluşmaya başlamış; Osman Gazi bu fethiyle bütün bölgeye hakim olarak fiilen Selçuklu-İlhanlı mülküne geçmiştir.” Prof. Dr. Erhan Afyoncu sözlerine şu şekilde devam etti: “Osmanlı tarihçilerinin beyliğin başlangıcını 1288-89 yılları olarak algılamasına neden olan bu kale, Osmanlı'nın bağımsız beylik olarak varlığını ilan ettiği ilk merkezdir. İlk hutbenin 1289'da Karacahisar'da okunması Osman Gazi'nin beylik idealinin burada başladığını gösterirken, Gündüz Alp'in subaşı olarak tayin edilmesiyle ilk tımar sistemi de yine Karacahisar'da uygulanmaya başlamıştır. Osman Bey adaleti yayarak devlete olan rağbeti artırmış; siyasetle ilgili her işe o işin ehliyetini taşıyan kimseleri atamıştır. Karacahisar’ın Anadolu-İznik-İstanbul’a giden ana yolların kesiştiği stratejik konumu son derece önemli, çıkılması güç bir kale olduğu anlaşılmaktadır. Karacahisar’da bir pazar kurarak ticareti artırması, Cuma namazı kılınması ve kadı tayini de burada devlet yapısının oturduğunu anlatmaktadır." Başkan İlker Astarcı: "Türkiye pistten yeni havalandı” Sempozyumun devamında ise Türkiye Ulusal Ajansı Başkanı İlker Astarcı, Gençler İçin Uluslararasılaşma Fırsatları" başlıklı oturumu ile katılımcılarla bir araya geldi. Astarcı Türkiye’nin son çeyrek asırdaki değişimini bir benzetmeyle aktardı. Türkiye’yi pistten yeni havalanan bir uçağa benzeten Astarcı, gençlere yönelik şu ifadeleri kullandı: "Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bir kenarda bırakılmış uçağa benzetiyorlar; paslanmış, yosun tutmuş, motoru çalışmıyor, terk edilmiş bir uçak. Bir baba yiğit ve ekibi çıktı yaklaşık çeyrek asır önce; o uçağı aldı, tertemiz yaptı, bakımını yaptı, motorunu yeniledi, hatta motorun ta kendisini yaptı, Pilotumuz yoktu, rektör hocalarım, hocalarımız o pilotu da yetiştirdi. Kaldıracak pistimiz yoktu arkadaşlar, pist de yapıldı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti o uçaktı ve pistten yeni havalandı. Daha film yeni başlıyor dostlar hazır olun ve özellikle gençler, bugün hepimiz aynı uçaktayız. Biz kokpite yakında oturuyoruz, yarın o kokpitte sizler olacaksınız." Eskişehir sanayisinin önemli isimleri panelde buluştu Günün devamında “Eskişehir Sanayisinin İzinde: Cumhuriyetten Geleceğe Endüstriyel Dönüşüm” başlıklı panelde TEİ Genel Müdürü Prof. Dr. Mahmut F. Akşit, Eskişehir Şeker Fabrikası Müdürü Mehmet Yüksel (Eskişehir Şeker Fabrikası Müdürü) ve TÜRASAŞ Eskişehir Bölge Müdürü Mustafa Karakoyun (TÜRASAŞ konuşmacı olarak yer aldı. Oturumun moderatörlüğünü ise Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Haşim Şahin üstlendi. Oturumların ardından Eskişehir Vali Yardımcısı Yakup Güney, katılımcılara katılım sertifikası ve hediye takdiminde bulundu. Sempozyumun akşam bölümünde Anadolu Üniversitesi Halk Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından hazırlanan Eskişehir Halk Dansları Gösterisi ve Eskişehir Türküleri Konseri izleyicilerle buluşacak. Akademik ve kültürel oturumların bir arada sürdüğü sempozyumun, 17 Mayıs Pazar gününe kadar Eskişehir Osmangazi Üniversitesi başta olmak üzere farklı oturumlarla devam edecek.

“Köy Enstitülerinden Günümüze Kooperatifçilik” Paneline Büyük İlgi Haber

“Köy Enstitülerinden Günümüze Kooperatifçilik” Paneline Büyük İlgi

Odunpazarı Belediyesi ile Eğitimciler Derneği (EĞİT-DER) iş birliğinde düzenlenen “Köy Enstitülerinden Günümüze Kooperatifçilik” paneli, Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi’nde geniş katılımla gerçekleşti. Panelde Cumhuriyet’in kuruluş yıllarındaki kalkınma politikaları, tarım-sanayi dengesi ve kooperatifçilik anlayışı çok yönlü biçimde ele alındı. Panelde konuşan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili aynı zamanda da Ziraat Mühendisi olan Doç. Dr. Gökhan Günaydın, Eskişehir Şeker Fabrikası’nın nasıl kurulduğunu anlattı. Programa Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, CHP Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer ve İbrahim Arslan, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nihat Çuhadar, CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, CHP Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım ile çok sayıda partili ve Eskişehirli katıldı. Panelde konuşmacı olarak Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili aynı zamanda da Ziraat Mühendisi olan Doç. Dr. Gökhan Günaydın, Eski Köy-Koop Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Yıldız ve eğitimci Emin Dağlı yer aldı. KÖY ENSTİTÜLERİNDE ÜRETİMLE İÇ İÇE EĞİTİM MODELİ Panelin ilk konuşmacısı Eğitimci Emin Dağlı oldu. “Köy Enstitülerinde Eğitim Anlayışı ve Kooratif Anlayışı” ile ilgili konuşan Dağlı, Cumhuriyet devrimlerinin en önemlisinin Köy Enstitülerinin kurulması olduğunu belirtti. Türkiye’de yapılan devrimin dünyada eşi, benzeri az olan devrim olduğunu söyleyen Dağlı, köy enstitülerinin eğitiminin bugün ile kıyaslandığı arada çok fark olduğunu kaydetti. Köy Enstitülerinde iş içinde eğitimde yapıldığını vurgulayan Dağlı, “Her enstitünün bir arazisi vardı. İnsanlar, tarımın içindeydi. Çocuklar da o tarımın içinde okudular, öğrendiler; aynı zamanda da çalıştılar. Örneğin hala bizim programlarımıza olmayan Karadeniz’de balıkçılık dersi vardı. Akdeniz’de narenciye ürünleri yetiştirme dersi vardı. Kars’ta hayvancılık dersi vardı. Derslerin hepsi de uygulamalı yapılıyordu” dedi. ÜRETİMDEN TÜKETİME KOOPERATİF ZİNCİRİ ÖNERİSİ Panelin ikinci konuşmacısı olan Erdoğan Yıldız ise “Günümüz Kooperatifçiliği ve Yerel Yönetimler” konusunu masaya yatırdı. Ömrünün 25 yılını kooperatifçilik hareketine verdiğini belirten Yıldız, kırsal kalkınmanın ve gıda güvenliğinin, gıda fiyatlarının enflasyona etkisinin mutlaka kooperatifçilik eliyle mümkün olduğunu düşünüyorum” şeklinde konuştu. Kooperatifçiliğin Türkiye’deki tarihini anlatan Yıldız, 80 ihtilalinden sonra Türkiye’de çok fazla kooperatif kurulduğunu kaydetti. Yıldız, o dönemde Avrupa’daki en yüksek kooperatif sayısının Türkiye’de olduğunu vurguladı. Kooperatiflerin nicelik olarak çok olduğunu ancak nitelik olarak hiç olmadığına dikkat çeken Yıldız, “Türkiye’de başarılı kooperatifçiliği saysak bir elin 5 parmağını geçmez” dedi. Yıldız, konuşmasında neden böyle sorusuna da cevap aradı. Tüketim kooperatiflerinin geliştirilmesi gerektiğinin altını çizen Yıldız, “Köy kalkındırma kooperatifleri köyde üretim yapacak, tarım kredi kooperatifleri bu kooperatiflere finansman sağlayacak, tüketim kooperatifleri de köylerde kooperatiflerin ürettiği ürünleri pazarlayacak. Üretimden tüketime giden yolun kestirmesi, bu. Ne finansman, ne üretim ne de tüketim sorunu kalıyor” dedi. “CUMHURİYET, YOKLUK İÇİNDE RASYONEL BİR KALKINMA AKLI KURDU” Panelin en dikkat çeken ismi Gökhan Günaydın oldu. Konuşmasında “Kooperatifçilik Adına Ne Yapılmalı” sorusunun cevabını arayan Günaydın, konuşmasına Cumhuriyet’in kuruluş koşullarını hatırlatarak başladı. Türkiye’nin 1923’te son derece sınırlı bir sanayi altyapısıyla yola çıktığını vurgulayan Günaydın, “Cumhuriyet ilan edildiğinde nüfus yaklaşık 13 milyondu ve bunun yüzde 85’i köylerde yaşıyordu. Sanayi altyapısı neredeyse yoktu. Üstelik Osmanlı borcunun üçte ikisi genç Cumhuriyet’in omuzlarına yüklenmişti. 1929’a kadar gümrük politikalarında bile bağımsız değildiniz. Buna rağmen kurucu kadro rasyonel bir akılla hareket etti” diye konuştu. Lozan Antlaşması’nın önemine değinen Günaydın, bu sürecin yalnızca diplomatik değil, aynı zamanda ekonomik bağımsızlık mücadelesi olduğunu ifade etti. “TEK YOL VARDI: TARIMI AYAĞA KALDIRMAK” Cumhuriyet’in ilk politikalarının merkezine köylüyü ve üretimi koyduğunu belirten Günaydın, Mustafa Kemal Atatürk’ün sözlerini hatırlattı: “Atatürk ‘Köylü milletin efendisidir’ derken, köyünde oturanı değil, üreteni işaret ediyordu. Anadolu köylüsü yıllarca savaşlarda yıpranmıştı. O nedenle üretimin yeniden canlandırılması gerekiyordu. Köy Kanunu çıkarıldı, toprakların satışı sınırlandı, muhtarlık kurumsallaştırıldı.” “ÜÇ BEYAZLA BAŞLAYAN SANAYİLEŞME HAMLESİ” Cumhuriyet’in erken dönem sanayileşme modelini “üç beyaz” üzerinden anlatan Günaydın, konuşmasını şu sözlere sürdürdü: “Buğday, şeker ve pamuk… Türkiye’nin dört bir yanında un fabrikaları kuruldu. Şeker fabrikalarıyla pancar üretimi organize edildi. Dokuma tesisleriyle pamuk işlenmeye başlandı. ‘Her fabrika bir kaledir’ anlayışıyla hareket edildi.” ATATÜRK VE ESKİŞEHİR ŞEKER FABRİKASI ANEKDOTU Günaydın, konuşmasının en çarpıcı bölümünü Mustafa Kemal Atatürk ile Eskişehir Şeker Fabrikası’nın kuruluşuna ilişkin bir anıyı paylaşması oldu. Günaydın: bu anekdotu şu sözlerle anlattı: “Atatürk’e soruyorlar: ‘Eskişehir’de şeker fabrikasını nereye yapalım?’ Treni durduruyor, Eskişehir’de iniyor ve fabrikanın yerini bizzat gösteriyor. ‘Kente yakın olsun ki insanlar her gün Cumhuriyet’in kurduğu bu fabrikayı görsün ve gurur duysun’ diyor.” Bu anlatım, salonda uzun süre alkış aldı. “1929 KRİZİYLE BİRLİKTE YÖN AĞIR SANAYİYE DÖNDÜ” Dünya ekonomisindeki kırılma noktalarına da değinen Günaydın, 1929 Büyük Buhranı sonrası Türkiye’nin strateji değiştirdiğini belirtti: “Tarım ürünleri satıp sanayi ürünü ithal eden bir model sürdürülemez hale geldi. Cumhuriyet aklı krizi fırsata çevirdi. Ağır sanayi yatırımları başladı. Maden Tetkik Arama ve Etibank gibi kurumlar bu dönemin ürünüdür.” “SAVAŞ YILLARINDA ÜLKE KORUNDU” İkinci Dünya Savaşı dönemine de değinen Günaydın, Türkiye’nin zorlu ama stratejik bir süreçten geçtiğini ifade etti. “Evet, 1 milyona yakın insan silahaltına alındı, depolar dolduruldu. Ama Avrupa’da yaşanan yıkımın hiçbiri bu topraklarda yaşanmadı. Bu, o dönemin yönetim aklının sonucudur” diyen Günaydın, konuşmasının bu noktasında İsmet İnönü’yü de andı. Cumhuriyet kadrolarının birlikte yürüttüğü mücadeleye vurgu yapan Günaydın, güncel ekonomik politikalara eleştiriler yöneltti. Özellikle TEKEL’in özelleştirilmesi üzerinden örnek veren Günaydın, “Bir zamanlar Tokat’ta, Samsun’da, Adana’da fabrikalar vardı. Yerli tütün üretiliyordu. Bugün o üretimden eser yok. İşçi işini kaybetti, köylü üretimden koptu” dedi. Madencilik politikalarına ilişkin de çarpıcı bir iddia ortaya koyan Günaydın, Türkiye’de çıkarılan altının büyük kısmının yabancı şirketler tarafından alındığına dikkat çekti.

Başkan Ataç Avrupa’dan Örneklerle Döndü Haber

Başkan Ataç Avrupa’dan Örneklerle Döndü

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Tarihi Kentler Birliği tarafından Portekiz ve İspanya’da düzenlenen teknik inceleme programına katıldı. Tarihi Kentler Birliği Başkanı Mansur Yavaş’ın da yer aldığı teknik gezide Avrupa’daki şehircilik alanındaki iyi örnekler incelendi. Ataç, tarihi ve kültürel dokunun korunması için söz konusu bölgelerin “doğal sit” alanı olarak ilan edilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Tarihi Kentler Birliği tarafından Portekiz ve İspanya’da düzenlenen teknik inceleme programına katıldı. Programa, Tarihi Kentler Birliği Başkanı ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da iştirak etti. Avrupa’daki şehircilik ve kültürel miras uygulamalarının yerinde incelendiği teknik gezi, Tepebaşı’nda yürütülen koruma odaklı çalışmalar açısından da önemli bir referans oldu. Program kapsamında Portekiz’in Lizbon kenti ile İspanya’nın Sevilla, Cordoba, Granada ve Malaga şehirlerinde tarihi yapıların korunması ve kültürel mirasın çağdaş şehircilik anlayışıyla bütünleştirilmesine yönelik uygulamalar gözlemlendi. Ziyarete ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başkan Ataç, Avrupa’daki koruma anlayışının kent kimliği açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek Tepebaşı’nda yürütülen doğal sit ve koruma çalışmalarını hatırlattı. ŞEKER FABRİKASI DOĞAL SİT ALANINDA Ataç, görev süresi boyunca kent dokusunun korunmasını öncelikli başlık olarak ele aldıklarını belirterek, tarihi ve kültürel dokunun korunması için söz konusu bölgelerin “doğal sit” alanı olarak ilan edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Şeker Fabrikası çevresi ve karşısında bulunan yaklaşık 350 dönümlük alanın koruma altına alınmasının bu yaklaşımın somut bir örneği olduğunu ifade eden Başkan Ataç, söz konusu alandaki ağaç envanterinin çıkarıldığını, lojmanlar, eski hastane binası ve sinemanın koruma kapsamına alındığını vurguladı. Ataç, bölgenin doğal sit alanı ilan edilmesinin kent dokusunun bozulmaması ve kültürel sürekliliğin sağlanması açısından kritik bir adım olduğunun altını çizdi. Avrupa temaslarında özellikle El Hamra ve Endülüs mirasının korunma biçiminin kendileri için ilham verici olduğunu dile getiren Ataç, edinilen deneyimlerin Tepebaşı’nın tarihi ve kültürel değerlerini geleceğe taşıyacak projelere yansıtılacağını söyledi. Başkan Ataç, teknik inceleme gezisini Tepebaşı Belediyesi’nin yalnızca yeni projeler üretmekle kalmayıp mevcut doğal ve kültürel varlıkları koruma yönündeki politikalarını da güçlendiren bir temas olarak değerlendirdi. Belediyenin doğal sit ilanı ve koruma odaklı planlama yaklaşımının, Avrupa’daki iyi uygulama örnekleriyle daha da pekiştirileceğini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.