SON DAKİKA
Hava Durumu

#Şeker Fabrikası

Porsuk Haber Ajansı - Şeker Fabrikası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şeker Fabrikası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Milletvekili İbrahim Arslan’dan Pancar Fiyatına Tepki! Haber

Milletvekili İbrahim Arslan’dan Pancar Fiyatına Tepki!

Yeni Parti Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, 2026-2027 dönemi şeker pancarı alım fiyatının kota tamamlama primi dahil ton başına 3 bin 720 TL olarak açıklanmasına tepki gösterdi. Geçen yılki fiyatın yüzde 20 artırıldığını, ancak bu artışın enflasyonun ve üretim maliyetlerindeki yükselişin gerisinde kaldığını belirten Arslan, pancar alım fiyatının yeniden belirlenmesini istedi. Yeni Parti Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, şeker pancarı alım fiyatına ilişkin yaptığı açıklamada, açıklanan rakamın üreticilerin beklentilerini karşılamadığını ve çiftçinin artan maliyetler karşısında zor durumda bırakıldığını savundu. Eskişehirli pancar üreticilerinin ton başına en az 4 bin 500 TL fiyat talep ettiğini hatırlatan Arslan, açıklanan 3 bin 720 TL’lik fiyatın üreticinin beklentisinin 780 TL altında kaldığına dikkat çekti. 2026-2027 dönemi şeker pancarı alım fiyatını değerlendiren Arslan, geçen yıl kota tamamlama primi dahil 3 bin 100 TL olan fiyatın bu yıl 3 bin 720 TL’ye yükseltildiğini belirtti. Fiyat artışının yüzde 20 ile sınırlı kaldığını ifade eden Arslan, aynı dönemde enflasyonun ve tarımsal üretim maliyetlerinin çok daha yüksek oranlarda arttığını dile getirdi. Arslan, açıklanan fiyat artışının çiftçinin ekonomik koşullarını iyileştirmekten uzak olduğunu belirterek, “Üretici en az 4 bin 500 TL istedi. Geçen yıla göre artış ise yalnızca yüzde 20. Kendi açıkladıkları enflasyon kadar artışı bile çiftçiye çok gördüler” ifadelerini kullandı. “Pancar Alım Fiyatındaki Artış Enflasyonun Gerisinde Kaldı” Şeker pancarı üretiminde kullanılan temel girdilerdeki fiyat artışlarına dikkat çeken İbrahim Arslan, mazot, gübre ve elektrik maliyetlerinin üreticinin üzerindeki ekonomik baskıyı artırdığını söyledi. Arslan'ın açıklamasına göre, TÜİK'in yıllık enflasyon oranı yüzde 29,73 seviyesindeyken şeker pancarı alım fiyatındaki artış yüzde 20'de kaldı. Son bir yılda mazot fiyatlarının yüzde 70'in üzerinde, birçok gübre çeşidinin yüzde 35 ila 69 arasında, elektrik fiyatlarının ise yüzde 25'in üzerinde arttığını belirten Arslan, üreticinin gelirindeki artışın giderlerindeki yükselişi karşılamadığını savundu. Üretim maliyetlerindeki artış ile açıklanan alım fiyatı arasındaki farkın çiftçinin kazancını erittiğini ifade eden Arslan, fiyat artışının gerçek anlamda bir iyileştirme sağlamadığını belirterek, “Bunun adı zam değil, reel fiyat indirimidir” dedi. Pancar üreticisinin yalnızca tarladaki emeğinin karşılığını almak istediğini vurgulayan Arslan, üretim sürecinde kullanılan mazot, gübre, elektrik, sulama, tohum ve işçilik giderlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Eskişehirli Çiftçinin Talebi Ton Başına 4 Bin 500 TL Eskişehir'deki pancar üreticilerinin maliyetlerinin ton başına 4 bin TL'yi aştığını belirten Arslan, çiftçilerin en az 4 bin 500 TL alım fiyatı talep ettiğini hatırlattı. Üreticilerin fiyat beklentisinin gerçek maliyet hesaplarına dayandığını ifade eden Arslan, açıklanan fiyatın çiftçinin beklentisinin ton başına 780 TL altında kalmasının üretim faaliyetlerini olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Çiftçinin her geçen yıl artan girdi maliyetleriyle mücadele ettiğini belirten Arslan, mevcut fiyat politikasının devam etmesi halinde üreticilerin pancar ekiminden uzaklaşabileceği uyarısında bulundu. Arslan, “Çiftçi hayalî bir rakam istemedi; mazotu, gübreyi, elektriği, sulamayı, tohumu ve işçiliği hesapladı. Açıklanan fiyat üreticinin talebinin ton başına 780 TL altında. Bu fiyat çiftçiyi üretimden uzaklaştırır” diye konuştu. Pancar Fiyatı 25 Gün Sonra Açıklandı Şeker pancarı alım fiyatının açıklanma zamanlamasını da eleştiren İbrahim Arslan, Eskişehir'de pancar alım kampanyasının 18 Eylül'de başladığını, alım fiyatının ise 13 Ekim'de duyurulduğunu belirtti. Üreticilerin pancar sökümüne başladığı ve ürünlerini fabrikaya teslim ettiği bir dönemde fiyatın açıklanmasının belirsizliğe neden olduğunu savunan Arslan, çiftçilerin ürettikleri ürünün hangi bedel üzerinden alınacağını ancak 25 gün sonra öğrenebildiğine dikkat çekti. Tarımda planlama ve öngörülebilirliğin önemini vurgulayan Arslan, üreticilerin ekim döneminden hasat dönemine kadar maliyetlerini ve gelirlerini hesaplayabilmesi gerektiğini ifade etti. Arslan, fiyatların üretim sürecinin başında ve zamanında açıklanmasının çiftçinin ekonomik planlaması açısından önemli olduğunu belirterek, “Çiftçi pancarını söktü, fabrikaya teslim etmeye başladı; ürününün kaça alınacağını ancak 25 gün sonra öğrendi. Tarım böyle yönetilmez” ifadelerini kullandı. Nakliyecilerin Artan Maliyetleri de Gündemde Şeker pancarı üretiminde yalnızca çiftçilerin değil, ürünü fabrikaya taşıyan nakliyecilerin de ekonomik sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Arslan, Eskişehir Şeker Fabrikası'na pancar taşıyan nakliyecilerin artan giderler nedeniyle kontak kapattığını hatırlattı. Mazot fiyatlarındaki yükselişin yanı sıra araç bakım ve işletme giderlerinin de nakliyecilerin maliyetlerini artırdığını kaydeden Arslan, taşımacılık faaliyetlerinin sürdürülebilirliği için nakliye maliyetlerinin de dikkate alınması gerektiğini söyledi. Nakliye giderlerinden kaynaklanan maliyet açığının çiftçiye yüklenmemesi gerektiğini vurgulayan Arslan, pancar üretiminden fabrikaya teslimata kadar uzanan sürecin bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasını istedi. Üretici ile nakliyecinin aynı ekonomik baskılarla karşı karşıya kaldığını belirten Arslan, hem tarımsal üretimin hem de pancar taşımacılığının devamlılığı için kalıcı çözümler geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. Arslan: “Bu Düzende Kim Kazanıyor?” Açıklamasının sonunda tarım sektöründeki ekonomik sorunlara dikkat çeken İbrahim Arslan, üreticinin emeğinin karşılığını alamadığı, nakliyecinin artan giderler nedeniyle faaliyetlerini sürdürmekte zorlandığı ve tüketicinin de geçim sıkıntısı yaşadığı bir tablo ortaya çıktığını savundu. Arslan, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Ortada çok açık bir tablo var: Üreten kazanamıyor. Taşıyan kazanamıyor. Tüketen geçinemiyor. O halde soruyoruz: Bu düzende kim kazanıyor?” Açıklanan ton başına 3 bin 720 TL'lik şeker pancarı alım fiyatının kabul edilebilir olmadığını belirten Arslan, fiyatın üretim maliyetleri ve çiftçinin emeği gözetilerek yeniden belirlenmesini istedi. Nakliye sorununun da üreticinin sırtına yüklenmeden çözülmesi gerektiğini vurguladı. Üreticinin tarımsal faaliyetlerini sürdürebilmesi için gelir ve gider dengesinin gözetilmesi gerektiğini ifade eden Arslan, pancar fiyatlarının maliyetler karşısında yetersiz kalmasının uzun vadede üretimi ve kırsal ekonomiyi olumsuz etkileyebileceğini dile getirdi. Arslan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Üreticiyi toprağa küstüren, taşıyanı kontak kapatmaya mecbur bırakan, tüketicinin sofrasını küçülten bu düzen sürdürülemez.”

AHPADİ Başkanı Ektaş: "Eskişehir Bu Yükü Kaldıramıyor" Haber

AHPADİ Başkanı Ektaş: "Eskişehir Bu Yükü Kaldıramıyor"

AHPADİ Başkanı Mehmet Ektaş, Eskişehir kent merkezinde giderek büyüyen koku, trafik, ses ve çevre kirliliği sorunlarına dikkat çekerek yetkililere ortak akıl çağrısında bulundu. Kent merkezine sıkışıp kalan sanayi tesisleri ile kamu kurumlarının Eskişehirlilerin yaşam kalitesini olumsuz etkilediğini vurgulayan Ektaş; Şeker Fabrikası, TÜRASAŞ ve Tren Garı gibi stratejik noktalar için radikal çözüm önerileri sundu. ​"Eskişehir Bu Yükü Kaldıramıyor" ​Eskişehir’in büyümesiyle birlikte geçmişte kent çeperinde yer alan ordu ve sanayi tesislerinin bugün şehir merkezinde kaldığını belirten Ektaş, Anayasa’nın 56. maddesinde yer alan "sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı"na dikkat çekti. 1990’lı yılların ikinci yarısından itibaren özel sektöre ait tuğla, kiremit, şekerleme ve bisküvi fabrikalarının Organize Sanayi Bölgesi’ne (OSB) taşındığını hatırlatan AHPADİ Başkanı, aynı kararlılığın kalan tesisler için de gösterilmesi gerektiğini belirtti. ​Ektaş, "Şehir merkezi içine sıkışmış tesislerin neden olduğu koku, gürültü, hava kirliliği ve trafik, Eskişehirlilerin sağlıklı yaşama hakkına yıllardır zarar veriyor. Eskişehir artık bu yükü taşıyamaz hale gelmiştir" dedi. ​"Trafik Yükü Sinir Uçlarına Dokunuyor" ​Adliye, Vergi Dairesi ve Nüfus Müdürlüğü gibi yoğun kamu kurumlarının ve yeni alışveriş merkezi projelerinin dar caddelere sahip kent merkezine toplanmasını eleştiren Mehmet Ektaş, plansızlığın şehri kilitlediğini ifade etti. İki şeritli yollar ve otopark yetersizliği nedeniyle şehir merkezinin boğulduğunu dile getiren Ektaş, koku kirliliği ve trafik sıkışıklığının vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırdığını söyledi. ​AHPADİ’den Kent İçin Radikal Çözüm Önerileri ​Eskişehir’in ulaşım, çevre ve şehir planlaması sorunlarına dair AHPADİ tarafından sunulan çözüm maddeleri şöyle sıralandı: ​Şeker Fabrikası Mahmudiye’ye Taşınmalı: Şeker Fabrikası, tarımsal üretimle en iyi bütünleşeceği nokta olan Mahmudiye ilçesine taşınmalıdır. ​TÜRASAŞ OSB’ye Alınmalı: TÜRASAŞ tesisleri, Organize Sanayi Bölgesi’nde raylı sistem araçları üretimi için daha önce tahsis edilen alana aktarılmalıdır. ​Kamu Kurumları Dağıtılmalı: İcra müdürlükleri, mahkemeler, nüfus ve vergi daireleri otopark imkanı olan mahallelere dağıtılmalı veya şehir kenarında modern bir kamu yerleşkesine taşınmalıdır. ​Entegre Ulaşım Merkezi Kurulmalı: Tren garı, otogar, hafif raylı sistem (tramvay) ve şehir içi toplu taşıma araçları tek bir noktada birleştirilmelidir. Bu dev ulaşım kompleksi için Şeker Fabrikası arazisi veya Karagözler bölgesi değerlendirilmelidir. ​Yeşil Alan ve Yeni Ulaşım Aksları: Fabrikaların boşaltacağı alanlar kamu hizmetine sunulmalı, açılacak yeni ana arterlerle Eskişehir’in kuzey-güney ve doğu-batı aksları birbiriyle kesintisiz bağlanmalıdır. ​Siyasi Parti Liderlerine ve Yöneticilere "Ortak Masada Buluşalım" Çağrısı ​Eskişehir’in geleceği için çevre yolu ve ilçe bağlantı yolları kadar kent içi düzenlemelerin de hayati önem taşıdığını vurgulayan Mehmet Ektaş, şehrin tüm karar vericilerine seslendi. ​Milletvekilleri, AK Parti, CHP ve İYİ Parti il başkanları, belediye başkanları ve Eskişehir Valisi’ni acil toplantıya davet eden Ektaş, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: ​"Şehrimize hizmet vaadiyle seçilmiş tüm temsilcilerimizi, mülki idarecilerimizi ve siyasi parti yöneticilerimizi ivedilikle aynı masada toplanmaya davet ediyoruz. Eskişehir’in kronikleşen sorunlarına ortak akıl, ortak irade ve kararlılıkla çözüm üretme zamanı gelmiştir."

İYİ Parti'den AK Parti’ye: "Biz Boş Konuşmayız, Kendileri Boş Yapmasın!" Haber

İYİ Parti'den AK Parti’ye: "Biz Boş Konuşmayız, Kendileri Boş Yapmasın!"

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan ve Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, düzenledikleri basın toplantısında AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak’ın ithamlarına sert yanıt verdi. Eskişehir Kazım Taşkent Şeker Fabrikası'nın özelleştirilmesi iddialarından kentteki tamamlanmayan yol projelerine kadar pek çok konuda çarpıcı açıklamalarda bulunuldu. İYİ Parti Eskişehir İl Başkanlığı binasında düzenlenen basın toplantısında kent gündemine dair önemli konular masaya yatırıldı. Toplantıda konuşan İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan ve Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak'ın "boş konuşuyorlar" yönündeki açıklamalarına tepki göstererek saha çalışmalarına ve kentin biriken sorunlarına dikkat çekti. Serdar Ulucan: "Eskişehir'de Her Gün Skandal Bir Haberle Güne Uyanıyoruz" Açılış konuşmasını yapan İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, iktidar ve ana muhalefet temsilcilerinin kent sorunları yerine magazinsel haberlerle gündeme geldiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Eskişehir'de her gün kaos, her gün skandal bir haberle güne uyanıyoruz. Maalesef 25 yıllık ceberut iktidarın getirmiş olduğu yozlaşma, ayrışma ve kutuplaşma içerisinde biz, iyiler ve cesurlar olarak göreve geldiğimiz günden itibaren Eskişehir'de gerek milletimizin, halkımızın, sokaktaki vatandaşımızın gerekse ulusal boyutta kamuoyunun beklentileri ve halkın talepleri doğrultusunda gerekli açıklamaları ve saha çalışmalarını sürdürüyoruz. Yerinde, doğru, ulaşılabilir ve vatandaşın dili olarak hareket etmeye devam ediyoruz. Maalesef mevcut iktidarın il başkanı da mevcut ana muhalefetin il başkanı da magazinsel haberlerle gündeme gelmeye devam ederken biz, gerek ilçe teşkilatlarımız gerekse il teşkilatımızla birlikte kamuoyuna gerçek odaklı, milletin istediği haberleri yansıtmaya devam ediyoruz." "Yol Medeniyettir Diyorlar, Yol Projeleri Yıllardır Bitmiyor" İktidarın Eskişehir’deki hizmet anlayışını eleştiren Ulucan; Alpu, Seyitgazi, Mihalgazi yolları ile Çevre Yolu projelerindeki aksaklıkları sıraladı: Alpu-Mihalıççık-Beylikova Yolu: 2017 yılından beri yapımına başlanmış olmasına rağmen hâlâ 15 kilometresi tamamlanabilmiş durumda ve bölge halkı tarafından "ölüm yolu" olarak anılıyor. Seyitgazi-Kırka Yolu: Alpu yoluyla aynı akıbeti paylaşıyor ve yıllardır bitirilemiyor. Mihalgazi-Sarıcakaya Yolu: 31 kilometrelik güzergâhın yaklaşık 7 senede yalnızca 15 kilometresi tamamlanabildi. Çevre Yolu Projeleri: "Yol medeniyettir" denilerek yola çıkılmasına rağmen Güney Çevre Yolu Projesi rafa kaldırıldı. Kuzey Çevre Yolu ise çevre yolu olma niteliğinden çıkarılarak ranta ve peşkeş iddialarına kurban edildi. Halkboyu ve Tepebaşı Çalışmaları: Kamu mülklerinin iktidarın kendi malı gibi sunulduğunu belirten Ulucan, haziran ayından beri "temmuzda, ağustosta başlıyoruz" denilerek ertelenen projelerin akıbetinin belirsizliğini koruduğunu söyledi. "Sivrihisar’da Geri Adım Attılar, Şimdi Gözü Şeker Fabrikasına Diktiler" Sivrihisar Devlet Hastanesi'nin arsa özelleştirmesinde vatandaşın tepkisi üzerine geri adım atıldığını ve kararın Resmî Gazete'de yayımlanarak iptal edildiğini hatırlatan Ulucan, benzer bir sürecin Eskişehir Şeker Fabrikası üzerinde kurgulanmak istendiğini belirtti: "2007 yılında Eskişehir'in göz bebeği olan Kazım Taşkent Şeker Fabrikası, yani Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Eskişehirlilere armağan ettiği bir yer, özelleştirilecekti. 2007 yılında yine Eskişehirli hemşehrilerimizin tepkisiyle bu durum ertelendi. Şimdi ise AK Parti İl Başkanı ve bazı çevreler tarafından bu konu yeniden dillendirilmeye başlanmıştır. Biz boş konuşmayız, kendileri boş yapmasınlar. Millet açlıkla, sefaletle boğuşurken kendi gündemlerini kurtarmaya çalışmasınlar. İlçe başkanımıza karşı söylemiş olduğu sözü kendisine iade ediyor, bu ifadeleri kınıyorum." Gürol Yer: "139 Basın Açıklaması Yaptık, Tek Bir Kelimemiz Bile Boşa Düşmedi" Ulucan’ın ardından söz alan İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, göreve geldikleri 2 Ekim 2023 tarihinden bu yana tamamen verilere ve saha gerçeklerine dayanan 139 basın açıklaması/etkinlik gerçekleştirdiklerini ifade etti. Şeker pancarı alım fiyatı ve nakliyecilerin sorunlarına değindikleri 5 Ekim tarihli açıklamayı hatırlatan Yer, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak'ın "Gürol Başkan boş konuşuyor" ithamına şu belgeli yanıtı verdi: "3 Ekim tarihinde, Şeker Fabrikası'nın arkasındaki kantar bölgesinde nakliyeci ve üreticilerin fiyatlara yönelik tepki açıklamalarına katıldık. Orada muhataplarımızla konuşurken; Sayın Gürhan Albayrak'ın 1 Ekim günü saat 15.30'da bir çiftçi derneğine gerçekleştirdiği ziyarette, kendisine iletilen sorunlara karşılık 'O zaman fabrikayı özelleştirelim' dediği tarafımıza aktarıldı. Bu sözü yaklaşık 30 kişinin bulunduğu bir ortamda söylediği bize beyan edildi. Biz de 2007 yılında yaşanan özelleştirme travmasını hatırlatarak kamuoyunun dikkatini bu konuya çektik. Yani Gürhan Albayrak'ın kalabalık bir ortamda söylediği belirtilen sözü kamuoyuna aktardık. Hâl böyle olunca boş konuşanın biz olmadığımızı sanırım ispatlamış oluyoruz." "Bir Gece Yarısı Kararnamesi Sürpriz Olmaz" Türkşeker’in Türkiye Varlık Fonu bünyesinde bulunduğunu vurgulayan Gürol Yer, tehlikenin büyüklüğüne dikkat çekti: "Eskişehir Şeker Fabrikası'nın bağlı olduğu Türkşeker, şu an Türkiye Varlık Fonu bünyesinde bulunuyor. Yani bir gece saat 00.01'de Resmî Gazete'de bir satış kararı yayımlanırsa ve Gürhan Albayrak da bizimle birlikte bunu Resmî Gazete'den öğrenirse kimse şaşırmasın. Sözün özü ve gerçeği budur. Bizim boş konuşacak anlayışımız ve vaktimiz yok. İYİ Parti'yi Genel Başkanımız Müsavat Dervişoğlu'nun yol göstericiliğinde, Eskişehir'den başlayarak tüm Türkiye'de dik ve asil duruşumuzla daha ileriye taşımaya devam edeceğiz."

İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Yer: "Üretici ve Nakliyecinin Sesi Duyulsun" Haber

İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Yer: "Üretici ve Nakliyecinin Sesi Duyulsun"

İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, Eskişehir Kazım Taşkent Şeker Fabrikası önündeki üretici ve nakliyeci eylemlerine destek vererek güncel şeker pancarı alım fiyatının 4.500 TL olarak açıklanmasını talep etti. Fabrikanın olası taşınma tartışmalarına da değinen Yer, "Şekerin kokusu bize güzel geliyor" dedi. ​Eskişehir Kazım Taşkent Şeker Fabrikası kantar bölgesinde geçtiğimiz hafta şeker pancarı üreticileri ve nakliyecilerinin gerçekleştirdiği eylemin yankıları sürerken, konuya ilişkin İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanlığı tarafından bir basın toplantısı düzenlendi. İlçe Başkanı Gürol Yer, parti binasında düzenlediği basın toplantısıyla sektörün yaşadığı krizleri, artan maliyetleri ve nakliyecilerin kontak kapatma eylemini detaylı bir şekilde kamuoyuyla paylaştı. ​"178 Bin Dekar Alanda Üretim Yapılıyor, Gözler Ankara'da" ​Eskişehir Kazım Taşkent Şeker Fabrikası'nın Türkiye’nin en büyük şeker fabrikalarından biri olduğunu hatırlatan Gürol Yer, bölgedeki tarımsal potansiyele dikkat çekti. Şehrin bu alandaki stratejik önemini şu sözlerle vurguladı: ​"Eskişehir’e ürün yetiştiren 169 köyümüzde 2 bin 620 aile, 178 bin dekar alanda şeker pancarı tarımı yapmaktadır. Yıllık yaklaşık 1 milyon ton üretim ile Eskişehir, Konya ve Yozgat ile birlikte ülkemizin en geniş üretim alanına sahip illerinden biridir." ​Şeker pancarının stratejik bir ürün olduğunu ancak ekim kotaları, girdi maliyetleri ile alım fiyatları arasındaki dengesizlikler nedeniyle üreticinin her geçen yıl daha büyük zorluklarla karşılaştığını belirten Yer, 2024 yılında ton başına 2.375 TL, 2025 yılında ise 3.100 TL olan alım fiyatlarının ardından bu yılki beklentinin çok daha yüksek olduğunu ifade etti. 10 Eylül’de başlayan 2026-2027 kampanya dönemine rağmen henüz alım fiyatının açıklanmadığını belirten Yer, üretici ve piyasanın beklentisinin 4.500 TL olduğunu açıkladı. ​Nakliyeciler Kontak Kapattı, Ürün Tarlada Bekliyor ​Türkşeker tarafından belirlenen nakliye ücret oranlarına itiraz eden nakliyecilerin iki haftadır seslerini duyurmaya çalıştığını ve büyük oranda kontak kapattığını hatırlatan Gürol Yer, hasat döneminde yaşanan bu tıkanıklığa dikkat çekti. Yer; "Söküm ve kesim sonrası fabrikaya nakledilmesi gereken şeker pancarları, nakliyecilerin haklı tepkisi nedeniyle tarlalarda bekliyor. Yaşanan bu krize rağmen yetkili mercilerden herhangi bir çözüm adımı veya açıklama gelmedi. Muhatap ziraat odaları ve birliklerin ortada olmadığını belirten Yer, "Üyeleri olan insanımız derdini anlatmaya çalışırken sorumluluk sahiplerinin sessiz kalması büyük bir ayıptır" dedi. ​"Fabrikanın Yeri İştah mı Kabartıyor?" Taşınma Tartışmalarına Net Tepki ​Açıklamasının sonunda Eskişehir Kazım Taşkent Şeker Fabrikası'nın şehir içinde kalması ve zaman zaman gündeme gelen "şehir dışına taşınması veya özelleştirilmesi" yönündeki söylemlere sert çıkışan Gürol Yer, şu ifadeleri kullandı: ​"Bazı çevrelerin 'Şeker fabrikası şehir içinde kaldı, kokusu rahatsızlık veriyor' söylemlerinin samimiyetine güvenmiyoruz. Bu söylemlerin varacağı noktada fabrikanın devasa alanı acaba iştah mı kabartıyor diye aklımıza geliyor. Böyle bir duruma ancak Eskişehirliler karar verir ve olası bir özelleştirmeye karşı olurlar. Fabrikanın kokusu bizim için bu şehrin sevgisinden dolayı katlanılır bir kokudur. Bu şehrin uçak sesi, Kalabak anonsu, şekerin kokusu bize güzel geliyor." ​İYİ Parti olarak sürecin takipçisi olacaklarını belirten Yer; alım fiyatının üreticiyi kurtaracak seviyede açıklanmasını, nakliyeci ile üreticinin karşı karşıya bırakılmamasını ve Cumhuriyet emaneti olan fabrikanın korunmasını talep etti.

Pancar Üreticileri ve Nakliyecilerinden Ortak Eylem Haber

Pancar Üreticileri ve Nakliyecilerinden Ortak Eylem

Eskişehir'de tarım ve lojistik sektörünün kilit taşları olan pancar üreticileri ile nakliyeciler, yaşadıkları ekonomik çıkmazı gözler önüne sermek amacıyla fabrika önünde bir araya geldi. Eskişehir'de şeker pancarı üreticileri ve nakliyeciler, artan maliyetler, belirsiz taban fiyatlar ve yetersiz nakliye ücretleri nedeniyle Kazım Taşkent Şeker Fabrikası önünde ortak bir basın açıklaması düzenleyerek ses yükseltti. ​Eskişehir'de tarım ve lojistik sektörünün kilit taşları olan pancar üreticileri ile nakliyeciler, yaşadıkları ekonomik çıkmazı gözler önüne sermek amacıyla fabrika önünde bir araya geldi. Sezon başlamasına rağmen pancar alım fiyatlarının hâlâ açıklanmamış olması, gübre desteklerinin kesilmesi ve mazot fiyatlarının 100 liraya dayanması protestoların odak noktasını oluşturdu. Yapılan protestoya; YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer, CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, YENİ Parti İl Başkanı Talat Yalaz, İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda çiftçi ve nakliyeci katıldı. ​Açılış konuşmasını gerçekleştiren Alpulu çiftçi, üretici ve nakliyeci Süleyman Yıldız, Türk Şeker ve fabrika yönetiminin politikalarını sert bir dille eleştirdi. Yıllardır emeklerinin çalındığını belirten Yıldız, "Sezon gelmiş, ektiğim pancarın kaç para olduğundan haberim yok. Dünyada böyle bir örnek var mı? Bu sistem kölelik düzenidir, hiçbir söz hakkımız yok" diyerek isyan etti. Gübre paralarının ve küspe avanslarının %20'den %12-15 seviyelerine düşürüldüğünü vurgulayan Yıldız, mazotun 100 liraya dayandığı bir dönemde nakliyeye yalnızca %20'lik komik bir fark verildiğini ifade etti. Fabrika müdürü ve ziraat müdürlerinin sorunlarla ilgilenmediğini, yöneticilerin 3 ay boyunca lokalde bile görünmediğini söyleyen Yıldız, ropacı fiyatlarının yandaşlarla birlikte 5 dakikada belirlendiğini ancak nakliyeciye verilen 12 liralık farkın bir tabak yemek bile alamayacak düzeyde olduğunu belirtti. "Ya bugün burada öleceğiz ya da istediğimizi alacağız" diyen Yıldız, bu iş çözülene kadar sonuna kadar birlikte direneceklerini vurguladı. ​Yıldız'ın ardından söz alan Eskişehir Genç Rençberler Derneği Başkanı Burak Kuşan, üretici ve nakliyecinin birbirinin düşmanı değil, birbirine kopmaz bağlarla bağlı iki zincir halkası olduğunu kaydetti. Mazot, lastik ve personel giderlerinin %100 oranında artmasına karşın nakliyeciye verilen %30'luk farkın yetersiz kaldığını belirten Kuşan, üreticinin cebinde de bu ek farkı verecek para bulunmadığına dikkat çekti. Kuşan, üretici ile nakliyecinin karşı karşıya getirilmek istendiğini, oysa asıl amaçlarının ortak bir çözüm yolu bularak talepleri yukarıdaki mercilere sunmak olduğunu dile getirdi. ​Eyleme destek veren YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer de yaşanan krizin temel sebebinin iktidarın üreticiyi ve nakliyeciyi yok sayan politikaları olduğunu belirtti. Mazot litresinin 100 liraya ulaştığı noktada nakliyecinin de üreticinin de çaresiz kaldığını vurgulayan Çakırözer, "İktidar beceremeyince işte böyle nakliyeciye 'sen git üreticiden al' deniyor. Bir de üstüne üstlük bunları birbirine kırdıran bir anlayışla karşı karşıyayız" dedi. Tarımın ve esnafın bitme noktasına geldiğini ifade eden Çakırözer, çözümün tarafları birbirine düşürmek değil, her iki kesimin de alın terinin karşılığını vermek olduğunu belirterek haklı mücadelenin sonuna kadar yanında olduklarını sözlerine ekledi. ​Fabrika önünde birleşen üretici ve nakliyeciler, haklı talepleri karşılanana ve adil bir fiyatlandırma yapılana kadar eylemlerini sürdirmekte kararlı olduklarını tüm kamuoyuna duyurdu.

MHP Eskişehir’den Yoğun Mesai Haber

MHP Eskişehir’den Yoğun Mesai

MHP Eskişehir İl Başkanı Ayhan Sezer ve il yönetimi, şehir gündemindeki önemli durakları ziyaret etti. Genç dünya şampiyonu Asel Özdalgın’ı evinde ziyaret ederek başarılarını kutlayan MHP heyeti, ardından Eskişehir sanayisinin kalbi olan fabrikalarda ve Eskişehir Teknik Üniversitesi’nde temaslarda bulundu. ​Eskişehir’de saha çalışmalarını hızlandıran Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Eskişehir İl Teşkilatı, hem sosyal hem de kurumsal ziyaretlerle şehir dinamikleriyle bir araya geldi. ​Dünya Şampiyonu Asel Özdalgın’a MHP Heyetinden Tebrik ​MHP Eskişehir İl Başkanı Ayhan Sezer, MHP Alpu İlçe Başkanı Alparslan Kokulu ve il yönetim kurulu üyeleri, 11. Turkish Open WAKO World Cup’ta dünya şampiyonu olan 9 yaşındaki Asel Özdalgın’ı ziyaret etti. ​Antalya’da 43 ülkeden yaklaşık 3 bin sporcu arasından "Point Fight" kategorisinde dünya şampiyonu olarak büyük bir başarıya imza atan genç sporcuyu kutlayan Başkan Ayhan Sezer, "Azmi, disiplini ve çalışkanlığıyla örnek olan evladımızın başarılarının devamını diliyoruz. Türk sporunun geleceği olan gençlerimizin her zaman yanındayız" dedi. ​Eskişehir Sanayisinde İncelemeler: Şeker ve Makine Fabrikaları ​MHP heyeti, spor ziyaretinin ardından rotayı şehrin sanayi devlerine çevirdi. İlk olarak Eskişehir Şeker Fabrikası'nı ziyaret eden heyet, Fabrika Müdürü Mehmet Yüksel ile bir araya gelerek üretim süreçleri ve bölge ekonomisine katkılar hakkında bilgi aldı. ​Ardından Şeker Makine Fabrikası'nı ziyaret eden MHP heyetini burada Fabrika Müdürü Vahit Aras karşıladı. Üretim alanlarında incelemelerde bulunan ve teknik bilgiler alan heyet, çalışanlarla öğle yemeğinde bir araya geldi. Ziyaret sonunda Fabrika Müdürü Vahit Aras, günün anısına Başkan Ayhan Sezer’e döküm Atatürk portresi hediye etti. ​ESTÜ Rektörü Prof. Dr. Adnan Özcan’a Ziyaret ​Gün boyu süren temasların bir diğer durağı ise Eskişehir Teknik Üniversitesi (ESTÜ) oldu. MHP İl Başkanı Ayhan Sezer ve yönetimi, Rektör Prof. Dr. Adnan Özcan’ı makamında ziyaret etti. ​Ziyarette üniversite-şehir iş birliğinin önemi üzerinde durulurken, Başkan Sezer, üniversitelerin akademik çalışmalarının Eskişehir’in kalkınmasındaki stratejik rolüne vurgu yaptı. Rektör Prof. Dr. Adnan Özcan ise yürütülen projeler ve akademik faaliyetler hakkında heyete kapsamlı bilgiler verdi.

Eskişehir Sempozyumu İkinci Günde Akademi, Tarih ve Sanayiye İşık Tuttu Haber

Eskişehir Sempozyumu İkinci Günde Akademi, Tarih ve Sanayiye İşık Tuttu

Eskişehir Valiliği himayelerinde Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ), Eskişehir Teknik Üniversitesi (ESTÜ) ve şehrin ekonomi temelli paydaş kurumlarının iş birliğiyle düzenlenen “Eskişehir Sempozyumu”, ikinci gün programıyla Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezinde devam etti. Sempozyumun ikinci gününe MSÜ Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Türkiye Ulusal Ajansı Başkanı İlker Astarcı, Hv. Tuğg. Selçuk Cumhur Kabasakal, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, Eskişehir Vali Yardımcısı Yakup Güney, Emniyet Müdürü Tolga Yılmaz, şehir protokolünden isimler ve çok sayıda kişi katılım gösterdi. Prof. Dr. Afyoncu: "Karacahisar Kalesi Osmanlı'nın bağımsız beylik olarak varlığını ilan ettiği ilk merkezdir" Sempozyumun ikinci gününde akademi, tarih, sanayi ve kültür başlıkları farklı oturumlarla ele alındı. Programın ilk bölümünde, Prof. Dr. Erhan Afyoncu “Karacahisar Kalesinin Osmanlı Tarihindeki Önemi” başlıklı konuşmasıyla katılımcılarla buluştu. MSÜ Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Eskişehir'in Odunpazarı Bölgesinde yer alan Karacahisar Kalesi'nin geçmişten günümüze nasıl bir tarihe sahne olduğunu ve ne kadar önem arz ettiğini şu sözlerle anlattı: "Rahmetli Halil İnalcık’ın ahir ömründe Bizans ve Osmanlı kaynaklarını mukayeseli kullanarak kuruluşu aydınlatmasıyla önemi anlaşılan Karacahisar, Osmanlı'nın kuruluşunda çok önemli bir kale olmasına rağmen zaman içerisinde terk edilip arkeolojik kazıya muhtaç hale gelmiştir. Moğol hakimiyetinin Anadolu üzerine uçlarda zayıflamasıyla birlikte Osman Gazi tarih sahnesine çıkmış ve Halil İnalcık’ın vurguladığı üzere 1286’daki zaferiyle ilk büyük başarısını kazanmıştır. 1288 yılında Osman Gazi'nin Karacahisar'ı almasıyla birlikte, çadırlarda yaşayan konargöçer aşiretler bir şehre malik oldukları için devlet yapısı da yavaş yavaş oluşmaya başlamış; Osman Gazi bu fethiyle bütün bölgeye hakim olarak fiilen Selçuklu-İlhanlı mülküne geçmiştir.” Prof. Dr. Erhan Afyoncu sözlerine şu şekilde devam etti: “Osmanlı tarihçilerinin beyliğin başlangıcını 1288-89 yılları olarak algılamasına neden olan bu kale, Osmanlı'nın bağımsız beylik olarak varlığını ilan ettiği ilk merkezdir. İlk hutbenin 1289'da Karacahisar'da okunması Osman Gazi'nin beylik idealinin burada başladığını gösterirken, Gündüz Alp'in subaşı olarak tayin edilmesiyle ilk tımar sistemi de yine Karacahisar'da uygulanmaya başlamıştır. Osman Bey adaleti yayarak devlete olan rağbeti artırmış; siyasetle ilgili her işe o işin ehliyetini taşıyan kimseleri atamıştır. Karacahisar’ın Anadolu-İznik-İstanbul’a giden ana yolların kesiştiği stratejik konumu son derece önemli, çıkılması güç bir kale olduğu anlaşılmaktadır. Karacahisar’da bir pazar kurarak ticareti artırması, Cuma namazı kılınması ve kadı tayini de burada devlet yapısının oturduğunu anlatmaktadır." Başkan İlker Astarcı: "Türkiye pistten yeni havalandı” Sempozyumun devamında ise Türkiye Ulusal Ajansı Başkanı İlker Astarcı, Gençler İçin Uluslararasılaşma Fırsatları" başlıklı oturumu ile katılımcılarla bir araya geldi. Astarcı Türkiye’nin son çeyrek asırdaki değişimini bir benzetmeyle aktardı. Türkiye’yi pistten yeni havalanan bir uçağa benzeten Astarcı, gençlere yönelik şu ifadeleri kullandı: "Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bir kenarda bırakılmış uçağa benzetiyorlar; paslanmış, yosun tutmuş, motoru çalışmıyor, terk edilmiş bir uçak. Bir baba yiğit ve ekibi çıktı yaklaşık çeyrek asır önce; o uçağı aldı, tertemiz yaptı, bakımını yaptı, motorunu yeniledi, hatta motorun ta kendisini yaptı, Pilotumuz yoktu, rektör hocalarım, hocalarımız o pilotu da yetiştirdi. Kaldıracak pistimiz yoktu arkadaşlar, pist de yapıldı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti o uçaktı ve pistten yeni havalandı. Daha film yeni başlıyor dostlar hazır olun ve özellikle gençler, bugün hepimiz aynı uçaktayız. Biz kokpite yakında oturuyoruz, yarın o kokpitte sizler olacaksınız." Eskişehir sanayisinin önemli isimleri panelde buluştu Günün devamında “Eskişehir Sanayisinin İzinde: Cumhuriyetten Geleceğe Endüstriyel Dönüşüm” başlıklı panelde TEİ Genel Müdürü Prof. Dr. Mahmut F. Akşit, Eskişehir Şeker Fabrikası Müdürü Mehmet Yüksel (Eskişehir Şeker Fabrikası Müdürü) ve TÜRASAŞ Eskişehir Bölge Müdürü Mustafa Karakoyun (TÜRASAŞ konuşmacı olarak yer aldı. Oturumun moderatörlüğünü ise Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Haşim Şahin üstlendi. Oturumların ardından Eskişehir Vali Yardımcısı Yakup Güney, katılımcılara katılım sertifikası ve hediye takdiminde bulundu. Sempozyumun akşam bölümünde Anadolu Üniversitesi Halk Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından hazırlanan Eskişehir Halk Dansları Gösterisi ve Eskişehir Türküleri Konseri izleyicilerle buluşacak. Akademik ve kültürel oturumların bir arada sürdüğü sempozyumun, 17 Mayıs Pazar gününe kadar Eskişehir Osmangazi Üniversitesi başta olmak üzere farklı oturumlarla devam edecek.

“Köy Enstitülerinden Günümüze Kooperatifçilik” Paneline Büyük İlgi Haber

“Köy Enstitülerinden Günümüze Kooperatifçilik” Paneline Büyük İlgi

Odunpazarı Belediyesi ile Eğitimciler Derneği (EĞİT-DER) iş birliğinde düzenlenen “Köy Enstitülerinden Günümüze Kooperatifçilik” paneli, Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi’nde geniş katılımla gerçekleşti. Panelde Cumhuriyet’in kuruluş yıllarındaki kalkınma politikaları, tarım-sanayi dengesi ve kooperatifçilik anlayışı çok yönlü biçimde ele alındı. Panelde konuşan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili aynı zamanda da Ziraat Mühendisi olan Doç. Dr. Gökhan Günaydın, Eskişehir Şeker Fabrikası’nın nasıl kurulduğunu anlattı. Programa Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, CHP Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer ve İbrahim Arslan, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nihat Çuhadar, CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, CHP Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım ile çok sayıda partili ve Eskişehirli katıldı. Panelde konuşmacı olarak Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili aynı zamanda da Ziraat Mühendisi olan Doç. Dr. Gökhan Günaydın, Eski Köy-Koop Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Yıldız ve eğitimci Emin Dağlı yer aldı. KÖY ENSTİTÜLERİNDE ÜRETİMLE İÇ İÇE EĞİTİM MODELİ Panelin ilk konuşmacısı Eğitimci Emin Dağlı oldu. “Köy Enstitülerinde Eğitim Anlayışı ve Kooratif Anlayışı” ile ilgili konuşan Dağlı, Cumhuriyet devrimlerinin en önemlisinin Köy Enstitülerinin kurulması olduğunu belirtti. Türkiye’de yapılan devrimin dünyada eşi, benzeri az olan devrim olduğunu söyleyen Dağlı, köy enstitülerinin eğitiminin bugün ile kıyaslandığı arada çok fark olduğunu kaydetti. Köy Enstitülerinde iş içinde eğitimde yapıldığını vurgulayan Dağlı, “Her enstitünün bir arazisi vardı. İnsanlar, tarımın içindeydi. Çocuklar da o tarımın içinde okudular, öğrendiler; aynı zamanda da çalıştılar. Örneğin hala bizim programlarımıza olmayan Karadeniz’de balıkçılık dersi vardı. Akdeniz’de narenciye ürünleri yetiştirme dersi vardı. Kars’ta hayvancılık dersi vardı. Derslerin hepsi de uygulamalı yapılıyordu” dedi. ÜRETİMDEN TÜKETİME KOOPERATİF ZİNCİRİ ÖNERİSİ Panelin ikinci konuşmacısı olan Erdoğan Yıldız ise “Günümüz Kooperatifçiliği ve Yerel Yönetimler” konusunu masaya yatırdı. Ömrünün 25 yılını kooperatifçilik hareketine verdiğini belirten Yıldız, kırsal kalkınmanın ve gıda güvenliğinin, gıda fiyatlarının enflasyona etkisinin mutlaka kooperatifçilik eliyle mümkün olduğunu düşünüyorum” şeklinde konuştu. Kooperatifçiliğin Türkiye’deki tarihini anlatan Yıldız, 80 ihtilalinden sonra Türkiye’de çok fazla kooperatif kurulduğunu kaydetti. Yıldız, o dönemde Avrupa’daki en yüksek kooperatif sayısının Türkiye’de olduğunu vurguladı. Kooperatiflerin nicelik olarak çok olduğunu ancak nitelik olarak hiç olmadığına dikkat çeken Yıldız, “Türkiye’de başarılı kooperatifçiliği saysak bir elin 5 parmağını geçmez” dedi. Yıldız, konuşmasında neden böyle sorusuna da cevap aradı. Tüketim kooperatiflerinin geliştirilmesi gerektiğinin altını çizen Yıldız, “Köy kalkındırma kooperatifleri köyde üretim yapacak, tarım kredi kooperatifleri bu kooperatiflere finansman sağlayacak, tüketim kooperatifleri de köylerde kooperatiflerin ürettiği ürünleri pazarlayacak. Üretimden tüketime giden yolun kestirmesi, bu. Ne finansman, ne üretim ne de tüketim sorunu kalıyor” dedi. “CUMHURİYET, YOKLUK İÇİNDE RASYONEL BİR KALKINMA AKLI KURDU” Panelin en dikkat çeken ismi Gökhan Günaydın oldu. Konuşmasında “Kooperatifçilik Adına Ne Yapılmalı” sorusunun cevabını arayan Günaydın, konuşmasına Cumhuriyet’in kuruluş koşullarını hatırlatarak başladı. Türkiye’nin 1923’te son derece sınırlı bir sanayi altyapısıyla yola çıktığını vurgulayan Günaydın, “Cumhuriyet ilan edildiğinde nüfus yaklaşık 13 milyondu ve bunun yüzde 85’i köylerde yaşıyordu. Sanayi altyapısı neredeyse yoktu. Üstelik Osmanlı borcunun üçte ikisi genç Cumhuriyet’in omuzlarına yüklenmişti. 1929’a kadar gümrük politikalarında bile bağımsız değildiniz. Buna rağmen kurucu kadro rasyonel bir akılla hareket etti” diye konuştu. Lozan Antlaşması’nın önemine değinen Günaydın, bu sürecin yalnızca diplomatik değil, aynı zamanda ekonomik bağımsızlık mücadelesi olduğunu ifade etti. “TEK YOL VARDI: TARIMI AYAĞA KALDIRMAK” Cumhuriyet’in ilk politikalarının merkezine köylüyü ve üretimi koyduğunu belirten Günaydın, Mustafa Kemal Atatürk’ün sözlerini hatırlattı: “Atatürk ‘Köylü milletin efendisidir’ derken, köyünde oturanı değil, üreteni işaret ediyordu. Anadolu köylüsü yıllarca savaşlarda yıpranmıştı. O nedenle üretimin yeniden canlandırılması gerekiyordu. Köy Kanunu çıkarıldı, toprakların satışı sınırlandı, muhtarlık kurumsallaştırıldı.” “ÜÇ BEYAZLA BAŞLAYAN SANAYİLEŞME HAMLESİ” Cumhuriyet’in erken dönem sanayileşme modelini “üç beyaz” üzerinden anlatan Günaydın, konuşmasını şu sözlere sürdürdü: “Buğday, şeker ve pamuk… Türkiye’nin dört bir yanında un fabrikaları kuruldu. Şeker fabrikalarıyla pancar üretimi organize edildi. Dokuma tesisleriyle pamuk işlenmeye başlandı. ‘Her fabrika bir kaledir’ anlayışıyla hareket edildi.” ATATÜRK VE ESKİŞEHİR ŞEKER FABRİKASI ANEKDOTU Günaydın, konuşmasının en çarpıcı bölümünü Mustafa Kemal Atatürk ile Eskişehir Şeker Fabrikası’nın kuruluşuna ilişkin bir anıyı paylaşması oldu. Günaydın: bu anekdotu şu sözlerle anlattı: “Atatürk’e soruyorlar: ‘Eskişehir’de şeker fabrikasını nereye yapalım?’ Treni durduruyor, Eskişehir’de iniyor ve fabrikanın yerini bizzat gösteriyor. ‘Kente yakın olsun ki insanlar her gün Cumhuriyet’in kurduğu bu fabrikayı görsün ve gurur duysun’ diyor.” Bu anlatım, salonda uzun süre alkış aldı. “1929 KRİZİYLE BİRLİKTE YÖN AĞIR SANAYİYE DÖNDÜ” Dünya ekonomisindeki kırılma noktalarına da değinen Günaydın, 1929 Büyük Buhranı sonrası Türkiye’nin strateji değiştirdiğini belirtti: “Tarım ürünleri satıp sanayi ürünü ithal eden bir model sürdürülemez hale geldi. Cumhuriyet aklı krizi fırsata çevirdi. Ağır sanayi yatırımları başladı. Maden Tetkik Arama ve Etibank gibi kurumlar bu dönemin ürünüdür.” “SAVAŞ YILLARINDA ÜLKE KORUNDU” İkinci Dünya Savaşı dönemine de değinen Günaydın, Türkiye’nin zorlu ama stratejik bir süreçten geçtiğini ifade etti. “Evet, 1 milyona yakın insan silahaltına alındı, depolar dolduruldu. Ama Avrupa’da yaşanan yıkımın hiçbiri bu topraklarda yaşanmadı. Bu, o dönemin yönetim aklının sonucudur” diyen Günaydın, konuşmasının bu noktasında İsmet İnönü’yü de andı. Cumhuriyet kadrolarının birlikte yürüttüğü mücadeleye vurgu yapan Günaydın, güncel ekonomik politikalara eleştiriler yöneltti. Özellikle TEKEL’in özelleştirilmesi üzerinden örnek veren Günaydın, “Bir zamanlar Tokat’ta, Samsun’da, Adana’da fabrikalar vardı. Yerli tütün üretiliyordu. Bugün o üretimden eser yok. İşçi işini kaybetti, köylü üretimden koptu” dedi. Madencilik politikalarına ilişkin de çarpıcı bir iddia ortaya koyan Günaydın, Türkiye’de çıkarılan altının büyük kısmının yabancı şirketler tarafından alındığına dikkat çekti.

Başkan Ataç Avrupa’dan Örneklerle Döndü Haber

Başkan Ataç Avrupa’dan Örneklerle Döndü

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Tarihi Kentler Birliği tarafından Portekiz ve İspanya’da düzenlenen teknik inceleme programına katıldı. Tarihi Kentler Birliği Başkanı Mansur Yavaş’ın da yer aldığı teknik gezide Avrupa’daki şehircilik alanındaki iyi örnekler incelendi. Ataç, tarihi ve kültürel dokunun korunması için söz konusu bölgelerin “doğal sit” alanı olarak ilan edilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Tarihi Kentler Birliği tarafından Portekiz ve İspanya’da düzenlenen teknik inceleme programına katıldı. Programa, Tarihi Kentler Birliği Başkanı ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da iştirak etti. Avrupa’daki şehircilik ve kültürel miras uygulamalarının yerinde incelendiği teknik gezi, Tepebaşı’nda yürütülen koruma odaklı çalışmalar açısından da önemli bir referans oldu. Program kapsamında Portekiz’in Lizbon kenti ile İspanya’nın Sevilla, Cordoba, Granada ve Malaga şehirlerinde tarihi yapıların korunması ve kültürel mirasın çağdaş şehircilik anlayışıyla bütünleştirilmesine yönelik uygulamalar gözlemlendi. Ziyarete ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başkan Ataç, Avrupa’daki koruma anlayışının kent kimliği açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek Tepebaşı’nda yürütülen doğal sit ve koruma çalışmalarını hatırlattı. ŞEKER FABRİKASI DOĞAL SİT ALANINDA Ataç, görev süresi boyunca kent dokusunun korunmasını öncelikli başlık olarak ele aldıklarını belirterek, tarihi ve kültürel dokunun korunması için söz konusu bölgelerin “doğal sit” alanı olarak ilan edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Şeker Fabrikası çevresi ve karşısında bulunan yaklaşık 350 dönümlük alanın koruma altına alınmasının bu yaklaşımın somut bir örneği olduğunu ifade eden Başkan Ataç, söz konusu alandaki ağaç envanterinin çıkarıldığını, lojmanlar, eski hastane binası ve sinemanın koruma kapsamına alındığını vurguladı. Ataç, bölgenin doğal sit alanı ilan edilmesinin kent dokusunun bozulmaması ve kültürel sürekliliğin sağlanması açısından kritik bir adım olduğunun altını çizdi. Avrupa temaslarında özellikle El Hamra ve Endülüs mirasının korunma biçiminin kendileri için ilham verici olduğunu dile getiren Ataç, edinilen deneyimlerin Tepebaşı’nın tarihi ve kültürel değerlerini geleceğe taşıyacak projelere yansıtılacağını söyledi. Başkan Ataç, teknik inceleme gezisini Tepebaşı Belediyesi’nin yalnızca yeni projeler üretmekle kalmayıp mevcut doğal ve kültürel varlıkları koruma yönündeki politikalarını da güçlendiren bir temas olarak değerlendirdi. Belediyenin doğal sit ilanı ve koruma odaklı planlama yaklaşımının, Avrupa’daki iyi uygulama örnekleriyle daha da pekiştirileceğini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.