SON DAKİKA
Hava Durumu

#Şeffaflık

Porsuk Haber Ajansı - Şeffaflık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şeffaflık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP’li Taşcıer: "Çocukları Korumayan İktidar, Fason Üretimi Koruyor" Haber

CHP’li Taşcıer: "Çocukları Korumayan İktidar, Fason Üretimi Koruyor"

Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politika Kurulu Başkanı Gamze Taşcıer, Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde çocuk işçilerin yaşamını yitirdiği yangın faciasının ardından gündeme gelen hususi damgalı (yeşil) pasaport iddialarına ilişkin Ticaret Bakanlığı’nın soru önergesine verdiği yanıtı eleştirdi. Taşcıer, “Çocukları korumayan iktidar, fason üretimi koruyor” dedi. Taşcıer, yangın sonrası kamuoyuna yansıyan yeşil pasaport iddialarını soru önergesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdıklarını belirterek, hangi firmalar üzerinden işlem yapıldığını, hangi ihracat faaliyetlerinin gerekçe gösterildiğini, hangi resmi kayıtlara dayanıldığını, denetim süreçlerinin nasıl işletildiğini ve son üç yıldaki ihracat tutarlarını Ticaret Bakanı Ömer Bolat’a sorduklarını ifade etti. “SORULAR YANITSIZ BIRAKILDI” Ticaret Bakanlığı’nın yanıtında somut sorulara cevap verilmediğini savunan Taşcıer, Bakanlığın yalnızca işlemlerin 5682 sayılı Pasaport Kanunu ve 2017/9962 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı çerçevesinde yürütüldüğünü belirtmekle yetindiğini aktardı. Taşcıer, “Biz mevzuatın varlığını değil, uygulamanın nasıl gerçekleştirildiğini sorduk. Hangi şirketin hangi ihracat performansına dayanarak bu ayrıcalıktan yararlandırıldığına, hangi kamu görevlilerinin hangi değerlendirmeyi yaptığına ve denetim mekanizmasının somut olarak nasıl işletildiğine dair tek bir açıklama yapılmadı. Verilen cevap kamu vicdanını rahatlatmamıştır” değerlendirmesinde bulundu. Taşcıer, Bakan Bolat imzalı yanıtın içerik bakımından yetersiz olduğu kadar, siyasi sorumluluk açısından da sorunlu olduğunu belirterek, “Bir bakanın imzasını taşıyan cevap, şekli bir mevzuat hatırlatmasının ötesine geçmelidir. Kamuoyunda tartışılan iddialar somutken, cevap metninin soyut ve genel ifadelerle sınırlı kalması devlet ciddiyetiyle bağdaşmamaktadır” ifadelerini kullandı. İddianame kapsamındaki mali veriler incelendiğinde söz konusu şirketlerin bazı yıllarda son derece sınırlı kârlılık rakamlarına sahip olduklarının görüldüğünü belirten Taşcıer, “Bu tablo karşısında hususi damgalı pasaport verilmesinin gerçek ve ölçülebilir ihracat performansıyla bağlantısı ciddi biçimde tartışmaya açıktır. Sayın Bolat’ın bu bağlantıyı somut verilerle ortaya koyması gerekirken, soruların esası yanıtsız bırakılmıştır” dedi. “SORUN YALNIZCA EKSİK DENETİM DEĞİL, CEZASIZLIK KÜLTÜRÜ” Taşcıer, hususi damgalı pasaportun istisnai bir kamu imkânı olduğunu vurgulayarak, bu imkânın kamu adına ölçülebilir katkı karşılığında verilmesi gerektiğini kaydetti. Çocuk işçi çalıştırıldığı, kayıt dışı istihdam bulunduğu ve üretim güvenliğinin sağlanmadığı bir işletmede bu ölçütlerin nasıl uygulandığının açıklanması gerektiğini ifade etti. Fason üretim zinciri, taşeronlaştırma ve muvazaalı işverenlik uygulamalarının çocuk emeği ve kaçak işçiliğin temel mekanizmasını oluşturduğunu savunan Taşcıer, “Maliyet baskısı denetimsizlikle birleştiğinde sonuç ölüm olmaktadır. Dilovası’nda yaşananlar bu yapısal sorunun bir sonucudur” dedi. Taşcıer açıklamasında, sorunun yalnızca eksik denetim olmadığını belirterek, “Asıl sorun cezasızlık kültürünün kurumsallaşmış olmasıdır. Üretim zincirinin üst basamaklarında yer alan aktörler görünmez kılınıyorsa ve siyasal-bürokratik bağlantı iddiaları ciddiyetle araştırılmıyorsa bu durum hukuki olduğu kadar siyasal bir tercihi de gösterir. Bakanlık makamının bu iddialar karşısında daha yüksek bir şeffaflık standardı ortaya koyması beklenir” ifadelerini kullandı. “İDDİANAME GERÇEK SORUMLULUK ZİNCİRİNİ ORTAYA KOYMUYOR” Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede iskansız bir binada, üretim güvenliği bulunmayan ortamda sigortasız çocuk, kadın ve göçmen işçilerin kaçak biçimde çalıştırıldığının ortaya konulduğunu belirten Taşcıer, mağdur ailelerinin avukatlarının muvazaalı işverenlik, alt-üst işveren ilişkisi ve üretim zinciri sorumluluğu yönünden soruşturmanın genişletilmesini talep ettiğini aktardı. Kamuoyunda şirket sahiplerinin geçmiş dönemlerde güçlü siyasal ve bürokratik bağlantılar kurmuş olabileceğine dair iddiaların gündeme geldiğini ifade eden Taşcıer, bu iddiaların kesinleşmiş yargılar olmadığını ancak varlıklarının dahi sürecin şeffaf biçimde aydınlatılmasını zorunlu kıldığını söyledi. Yeni iddianamenin gerçek sorumluluk zincirini ortaya çıkarma iradesi bakımından soru işaretleri barındırdığını savundu. Taşcıer, “Mesele basit bir pasaport işlemi değildir. Mesele emeğin korunup korunmadığına, iktidarın kimi denetlediğine ve kimi görmezden geldiğine ilişkin temel bir sorundur” dedi. Açıklamasının sonunda dosyanın takipçisi olacaklarını belirten Taşcıer, Ticaret Bakanı Bolat’ın genel mevzuat atıfları yerine somut veri, somut denetim raporu ve somut idari değerlendirmeleri kamuoyuyla paylaşması gerektiğini vurguladı. Taşcıer, Bakanlık somut ve net yanıtlar verene kadar aynı soruları sormaya devam edeceklerini kaydetti.

Asu Kaya: "Yandaş STK'lara Yer mi Açılıyor?" Haber

Asu Kaya: "Yandaş STK'lara Yer mi Açılıyor?"

Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları Genel Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Asu Kaya, halk eğitimi merkezlerinde yaşanan kota krizi ve protokol uygulamalarını Meclis gündemine taşıdı. Kadın Kolları Başkanı ve Milletvekili Kaya, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde; 2025 ve 2026 yıllarına ilişkin ders saati kotalarını, açılan kurs sayılarını, protokol yapılan STK’ları, tahsis edilen ders saatlerini, denetim mekanizmalarını ve tespit edilen usulsüzlükleri tek tek sordu. Asu Kaya yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Halk eğitimi merkezleri kamusaldır. Hiçbir yapı, hiçbir çevre, hiçbir protokol vatandaşın önüne geçemez. Eğer yurttaş kurs bulamıyor, usta öğretici ders saati alamıyor ama belirli protokollerle kontenjanlar dağıtılıyorsa burada açıklanması gereken ciddi bir tablo vardır. Kamusal eğitimde ayrıcalık olmaz. Şeffaflık ve eşitlik esastır.” Kota yetersizliği nedeniyle ders saati alamayan ve sosyal güvenceden mahrum kalan usta öğreticilerin yaşadığı mağduriyetin büyüdüğünü belirten Kaya: “Kadınlar meslek edinmek için kurs bekliyor. Usta öğreticiler emeklerinin karşılığını almak için ders saati bekliyor. Kamusal kaynaklar adil dağıtılmak zorundadır. Halkın hakkını kimseye tahsis ettirmeyiz.” dedi. CHP’li Kaya, konunun sonuna kadar takipçisi olacaklarını ve halk eğitimi merkezlerinin asli işlevine uygun, eşitlikçi ve denetlenebilir bir yapıya kavuşturulması için mücadele edeceklerini vurguladı. MİLLİ EĞİTİM BAKANI YUSUF TEKİN’İN YANITLAMASI İSTEMİYLE YÖNELTİLEN SORULAR: • 2025 yılı için Türkiye genelinde ve Osmaniye il özelinde halk eğitimi merkezlerine toplam kaç ders saati vizesi (kota) tahsis edilmiştir? • 2025 yılında Türkiye genelinde ve Osmaniye’de toplam kaç kurs açılmıştır? Açılan kursların toplam ders saati süresi kaçtır? • 2025 yılında Türkiye genelinde ve Osmaniye’de, protokoller kapsamında hangi STK’lara kurs açma yetkisi verilmiştir? Bu STK’lara tahsis edilen ders saati miktarı ne kadardır? • Protokol imzalanan STK’ların seçiminde hangi objektif ve ölçülebilir kriterler uygulanmaktadır? Bu STK’ların eğitmen kadrolarının yeterliliği ve eğitim içerikleri Bakanlığınız tarafından hangi sıklıkla ve nasıl denetlenmektedir? • Son iki yıl içerisinde protokol kapsamında kurs açan STK’lara yönelik yapılan denetimlerde kaç adet usulsüzlük tespit edilmiştir? Bu tespitler sonucunda iptal edilen veya askıya alınan protokol bulunmakta mıdır? • 2026 yılı için Türkiye genelinde ve Osmaniye il özelinde planlanan toplam ders saati vizesi (kota) ne kadardır? • Kota yetersizliği nedeniyle ders saati alamayan ve sosyal güvenceden mahrum kalan usta öğretici sayısı Türkiye genelinde ve Osmaniye özelinde kaçtır? 2026 yılı planlamasında bu mağduriyeti gidermeye yönelik bir düzenleme öngörülmekte midir?

Servis Esnafımız Ayakta Kalmakta Zorlanıyor! Haber

Servis Esnafımız Ayakta Kalmakta Zorlanıyor!

Eskişehir Servis Araçları İşletmecileri Odası Başkanı Cem Ünal, servis ücretlerine yönelik zam taleplerinin Eskişehir Büyükşehir Belediye Meclisinde kabul edilememesi ile ilgili bir açıklama yaptı. Eskişehir Servis Araçları İşletmecileri Odası Başkanı Cem Ünal yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; “Eskişehir Servis Araçları İşletmecileri Odası olarak 2026 yılı Şubat ayı öncesinde, artan maliyetler doğrultusunda yeni bir tarife talebiyle Eskişehir Büyükşehir Belediyemize resmi başvurumuzu yaptık. Bu süreçle ilgili basın mensuplarının talebi üzerine daha önce de bir açıklama yaparak kamuoyunu bilgilendirmiştik. Şeffaflık bizim için her zaman önceliklidir. Ancak son Büyükşehir Belediyesi Meclis toplantısında, öğrenci servis araçları için hazırladığımız tarife önerisi meclisten geçmemiştir. Gerekçe olarak ise 2025 yılı Eylül ayında yapılan zam sürecinde, odamız tarafından bir yıl boyunca yeni bir zam talebinde bulunulmayacağına dair taahhüt verildiği ifade edilmiştir. Komisyonda, “Odada devamlılık esastır ve verilmiş bir taahhüt vardır” denilerek öğrenci servisleri için verdiğimiz talebimiz uygun görülmemiştir. Bizler bu talebi keyfi bir isteğin sonucu olarak değil, tamamen zorunluluktan dolayı gündeme getirdik. Eylül ayından bu yana geçen süreçte akaryakıt fiyatları, bakım-onarım giderleri, sigorta primleri, personel maliyetleri ve genel enflasyon oranları ciddi şekilde artmıştır. Bugün geldiğimiz noktada servis esnafımız, mevcut tarifeyle ayakta kalmakta zorlanmaktadır. Şunu özellikle vurgulamak isterim. Toplu taşıma kapsamında tramvay, otobüs, dolmuş ve minibüs ücretleri artan maliyetler gerekçe gösterilerek güncellenmiştir. Aynı ekonomik şartlar altında hizmet veren öğrenci servis esnafının da bu artışlardan etkilenmediğini söylemek mümkün değildir. Bizim talebimiz bir ayrıcalık değil, eşitlik ve sürdürülebilirlik talebidir. Amacımız ne velilerimizi zor durumda bırakmak ne de belediyemizle karşı karşıya gelmektir. Bizler çocuklarımızı güvenle okullarına taşıyan, büyük bir sorumluluk üstlenen emekçi bir camiayız. Tek isteğimiz, emeğimizin ve alın terimizin karşılığını alabileceğimiz, hizmet kalitesini sürdürebileceğimiz adil bir düzenlemedir. Konunun sağduyu ve karşılıklı anlayış içinde değerlendirilmesini temenni ediyor, kamuoyunun takdirine saygıyla sunuyorum.”

Odunpazarı Belediyesi’nden Pazarlarda Elektronik Tartı Denetimi Haber

Odunpazarı Belediyesi’nden Pazarlarda Elektronik Tartı Denetimi

Odunpazarı Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, 5957 sayılı Kanun Pazar Uygulama Yönetmeliği kapsamında pazarlarda kullanılan ölçü ve tartı aletlerine yönelik denetimlerini sürdürüyor. Vatandaşların mağduriyet yaşamaması ve haksız kazancın önlenmesi amacıyla gerçekleştirilen uygulamalarda, elektronik tartıların doğruluğu titizlikle kontrol ediliyor. Denetimlerin ilk adresi Yenikent Kapalı Pazar Yeri olurken, ardından 75. Yıl Mahallesi’nde bulunan Kapalı Pazar Yerinde kontroller gerçekleştirildi. Ekipler Emek Kapalı Pazar Yerinde denetim yaptığı sırada bazı tezgâhlarda eksik gramaj tespit etti. Bunun üzerine ilgili esnafa gerekli cezai işlemler uygulandı. Kapalı pazarlarda öncelikli olarak yürütülen uygulama kapsamında, zabıta ekipleri pazar alanında “Tartı Kontrol Noktası” kurdu. Alışveriş yapan vatandaşlar satın aldıkları ürünleri bu noktada yeniden tarttırarak kontrol etme imkânı buldu. Uygulama sayesinde hem şeffaflık sağlandı hem de tüketicinin korunmasına yönelik önemli bir adım atıldı. Denetimler sırasında eksik gramaja rastlanan tezgâhlarda tutanak tutulurken, mevzuat çerçevesinde işlem yapıldı. Vatandaşlar uygulamadan duydukları memnuniyeti dile getirerek Belediye Başkanı Kazım Kurt ve zabıta ekiplerine teşekkür etti. Zabıta Müdürlüğü yetkilileri, denetimlerin yalnızca kapalı pazar yerleriyle sınırlı kalmayacağını, ilçedeki diğer pazarlarda da düzenli olarak sürdürüleceğini belirtti. Yetkililer, vatandaşların haklarını korumaya yönelik kontrollerin aralıksız devam edeceğini vurguladı.

İl Başkanı Talat Yalaz: "Davalar Hukuki Değil Siyasidir!" Haber

İl Başkanı Talat Yalaz: "Davalar Hukuki Değil Siyasidir!"

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından son günlerde gündeme gelen Tepebaşı ve Odunpazarı Belediyelerine yönelik iddianameler hazırlandığına yönelik iddialara yanıt verildi. CHP Eskişehir İl Binasında düzenlenen basın toplantısına İl Başkanı Talat Yalaz, Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım, İl Disiplin Kurulu Başkanı Muratcan Cırık, İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal, İl Gençlik Kolları Başkanı Anıl Yüksel, Tepebaşı Belediye Meclis Üyesi Atilay Dalgıç ile İl ve İlçe Yöneticileri katıldı. İl Başkanı Talat Yalaz yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi; "Son günlerde servis edilen iddianameler üzerinden yürütülen tartışmaların hukuki değil, bilinçli biçimde siyasi bir zemine çekilmek istendiğini üzülerek görüyoruz. Malumunuz üzere ülkemizde uzun süredir yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ciddi bir tartışma konusudur. Muhalefet belediyelerine yönelik her idari sürecin ceza soruşturmasına dönüştürülmesi ve iddianame düzenlenecek boyuta getirilmesi yargının siyasallaştığı yönündeki kaygıları daha da artırmaktadır. Tepebaşı ve Odunpazarı Belediyelerimize karşı yapılan bu itibarsızlaştırma operasyonunun altını açıkça çizelim: Ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararı yoktur. Ortada hüküm yoktur. Ortada yalnızca iddialar vardır. Hukukun en temel ilkesi olan masumiyet karinesi hiçe sayılarak, henüz yargılama dahi başlamamışken kamuoyu nezdinde bir mahkûmiyet algısı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Buna rağmen bazı çevreler, bahse konu iddiaları fırsata çevirmeye çalışarak daha yargılama süreci başlamadan hüküm dağıtmakta; belediyelerimizi itibarsızlaştırmaya, kamuoyunda algı oluşturmaya ve siyasi rant üretmeye çalışmaktadır. Bu tutum, hukuk devletinin değil, siyasallaşmış bir düzenin dili ve yöntemidir. • Tepebaşı Belediyesi’ne ilişkin dosya, ruhsata aykırı eklentilere yönelik yapılan işlemler üzerinden şekillenmiştir. Davaya konu yere ilişkin yoğun şikayetler vardır. CİMER başvuruları vardır. Kolluk kuvvetlerinin tespitleri vardır. Belediye, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde gerekli uyarıları yapmış, denetim görevini yerine getirmiştir. Bir belediyenin asli sorumluluğu olan imar düzenini sağlama görevi bugün suç gibi sunulmaktadır. Oysa kamu düzenini ve şehir planlamasını korumak, belediyelerin görevidir; keyfiyet değil, kamusal sorumluluktur. Dava son derece ilginç bir davadır. Müşteki benim taşınmazımı neden yıktınız demiyor. Yıkmamanız gerekirdi demiyor. Yıkmasaydınız da demiyor. Diyor ki: benim binam kaçak yapıydı eyvallah yıktınız. Peki diğerlerini neden yıkmadınız diyor. Tepebaşı Belediyemiz de diyor ki: başkalarını da yıktık. Senin taşınmazınla ilgili yürütmenin durdurulması istedin reddedildi. Diğerlerinden bir kısmı yürütmenin durdurulması aldı. Acil olan yerlerin bir kısmında doğrudan teminle yıkım yapıldı. Bir kısmında şartlar gereği yıkım ihalesi açıldı. İhaleye giren olmadı yıkılamadı. Ya da sonra ihale edildi ve bir kısmı daha sonra yıkıldı. Konu bu kadar basittir. Biz kimsenin siyasi koruması altında değiliz. Bizim tek dayanağımız kanundur. Kim hukuka aykırıysa işlem görür. Kim mevzuata uyuyorsa başımızın tacıdır. Yani bakınız özetle şunu diyorum. Ahmet Başkan ve bazı bürokratları; yıkmaları gereken kaçak bir yapıyı yıktıkları için yargılanıyorlar. Buradan hareketle biz biliyoruz ki mesele hukuki değil; buradan siyasi sonuç üretme çabasıdır. • Odunpazarı Belediyesi’ne yönelik iddia da teknik bir olayın “ihaleye fesat” gibi ağır bir suçlamaya dönüştürülmesidir. Davaya konu akaryakıt ve petrol istasyonuna ilişkin ihalede ihalenin şartnamesi ilgili müdürlük tarafından hazırlanmış ve gerekli yasal prosedürler yerine getirilerek ihaleye çıkılmıştır. İhalenin olduğu gün ve saatte ihaleye katılacak olan istekliler ihale salonunda hazır olur ve teklif mektubunu da içeren belgelerini zarf içinde komisyona sunarlar, komisyon da zarfın içindeki belgeleri kontrol eder, belge kontrol tutanağına kaydeder. Belge kontrol tutanağının 13 nolu bölümünde “EPDK Akaryakıt Lisansı” başlığı bulunmaktadır. İhaleye katılan iki firmanın da lisansı ve ekinde ihale şartnamesinin 7.2. maddesinde belirtilen ilk beş akaryakıt firması ile çalışacağına dair taahhütnameleri de bulunmaktadır. Taahhütnamelerinde yazmış oldukları akaryakıt kuruluşlarının (Petrol Ofisi, Shell, Opet, BP, Güzel Enerji) 2022 yılı Haziran ayına ait EPDK Petrol Piyasası Sektör Raporu’na göre satış miktarı itibarı ile ilk beş firma olduğu görülmüştür. Bayiler bağlı oldukları veya bağlanmayı taahhüt ettikleri dağıtıcının lisansı altında faaliyet gösterir ve faaliyetleri dağıtıcı lisansının kapsamındadır. İhaleye katılacak olanların dağıtım lisanslı olabileceği gibi bayi lisanslı olması halinde ise mutlaka dağıtım lisanslı bir firma ile entegrasyon halinde olması gerekir. Katılımcı firmaların sundukları lisans ve taahhütname bu kapsamda değerlendirilerek, şartnameye uygun olduğu görülmüş ve ihale üstün kamu yararı da gözetilerek sonuçlandırılmıştır. İhale sırasında herhangi bir itiraz veya sonrasında ihalenin iptali için herhangi bir başvuru da olmamıştır. Netice olarak söz konusu ihalenin muammen bedeli aylık 65.000,00 TL olarak belirlenmiş olmasına rağmen aylık kira bedeli en yüksek teklif itibarı ile 130.000,00 TL’ye yükselmiştir. Söz konusu ihalede 5 milyon TL peşinat alınmış ve sayıştay raporlarında da kamu zararı olmadığı açıkça ortaya konulmuştur. Keza ihaleyi alan firma taahhüt ettiği akaryakıt kuruluşlarından biri ile anlaşma sağlamıştır. Bu hali ile herhangi bir kamu zararı olmadığı aksine kamunun menfaatinin olduğu açıktır. İhaleye birden fazla katılımcı olması da rekabetin olduğunun göstergesidir. İhale şeffaf şekilde gerçekleşmiş olup, hem yerel kanallarda hem de belediyeye ait sosyal medya hesaplarında canlı olarak yayınlanmıştır. İhalede görev yapanların rekabetin ortadan kaldırılması, engellenmesi veya sınırlandırılması yönünde bir çaba veya kastı bulunmamaktadır. Tüm bunlardan özetle ihale kapsamında yapılan iş ve işlemler hukuka ve mevzuata uygundur. Şimdi bu iki başarılı belediye başkanı üzerinden bir algı inşa edilmek istenmektedir. “Kayyum” gibi gerçek dışı senaryolar bilinçli bir şekilde dolaşıma sokularak hem yerel yönetimlere hem de seçilmişlere gözdağı verilmek istenmektedir. Yurttaşlarımızın takdirini defalarca sandıkta kazanmış başkanlarımızı seçimle yenemeyenlerin, masa başı senaryolarla yıpratma çabası kimseyi şaşırtmamaktadır. Açık konuşalım; belediyelerimiz görevini yapınca suçlanıyor. Gelir artırınca suçlanıyor. Denetim yapınca suçlanıyor. Şeffaflık sağladığında hedef alınıyor. Sosyal belediyecilik anlayışıyla halkın yanında durduğunda rahatsızlık yaratıyor. Bu tablo hukuk devleti refleksi değildir; bu tablo siyasetin yargı üzerinden dizayn edilmeye çalışıldığının en somut örneğidir. Biz hukukun üstünlüğünü savunuyoruz. Biz bağımsız ve tarafsız bir yargı düzenini savunuyoruz. Biz yurttaşlarca seçilmişlerin yargı sopasıyla hizaya getirilmeye çalışılmasına karşı çıkıyoruz. Demokrasi yalnızca sandık günü değil, sandıktan sonra da halk iradesine saygıyı gerektirir. Tepebaşı’nda da Odunpazarı’nda da halkın iradesi vardır. Sandıkta alınmış güçlü bir meşruiyet vardır. Tüm Türkiye’ye örnek olmuş, sosyal adaleti ve kamusal yararı önceleyen bir belediyecilik anlayışı vardır. Bu iradeyi yok saymaya yönelik her girişim, yalnızca iki belediyeye değil, doğrudan demokrasiye ve Eskişehir halkına yöneliktir. Son olarak açıkça ifade ediyorum. İki davada hukuki değil, siyasidir. Buradan bu davaların çığırtkanlığını yapan AKP’lilere sesleniyorum. En iyi hukukçularınızı, en iyi avukatlarınızı bulun getirin. Canlı yayında hukuki boyutuyla tartışalım. Eskişehir AKP İl başkanı benimle canlı yayına çıkmaya çekiniyor. En iyi politikacılarınızı getirin. Canlı yayında siyasi boyutu ile de değerlendirelim. Kamuoyu önünde tartışmaktan korkmayın. En büyük terazi de en büyük tartı da halkın vicdanında ki tartıdır. Biz o tartıdan da hukuki yargılamalardan da korkmayız. Ahmet Başkanın da Kazım Başkanın da bu davalarda yargılanan bürokratlarında yanındayız. Alnımız açık başımız diktir. Korkmadan yılmadan Eskişehir halkına hizmet etmeye ve mücadeleye devam edeceğiz."

Büyükşehir Belediyesine Üst Üste Üçüncü Kez Yönetişim Ödülü Haber

Büyükşehir Belediyesine Üst Üste Üçüncü Kez Yönetişim Ödülü

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Avrupa Konseyi tarafından geliştirilen ve yerel yönetimlerde iyi yönetişim ilkelerini esas alan “Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası” (ELoGE) ödülünü bu yıl da almaya hak kazandı. Böylece Eskişehir, Ankara Büyükşehir Belediyesi ile birlikte ödülü üç yıl üst üste alan iki büyükşehirden biri oldu. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, iyi yönetişim alanındaki kararlı çalışmalarıyla hem ulusal hem de uluslararası düzeyde örnek gösterilen belediyeler arasındaki yerini güçlendirmeye devam ediyor. ELoGE 2025 Ödül Töreni, Ankara’da Türkiye Belediyeler Birliği’nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Törende, Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası’nı bir yıl süreyle kullanma hakkı kazanan belediyelere ödülleri takdim edildi. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ni törende Genel Sekreter Yardımcısı Avukat Nergiz Abacı, Strateji Geliştirme Dairesi Başkanı Sıla Senem Bükülmez ve daire başkanlığı personeli temsil etti. Bu yıl başvuru yapan 40 belediyeden 16’sı marka kullanım hakkı elde etti. Avrupa Konseyi’nin iyi yönetişim ilkelerini benimseyen ve bu alandaki kararlılığını sürdüren belediyeler arasından; 6 büyükşehir ve 10 ilçe belediyesi olmak üzere toplam 16 belediye ödüle layık görüldü. ELoGE sürecinde Eskişehir ve Ankara Büyükşehir Belediyeleri, Türkiye’de marka kullanma hakkı elde eden ilk büyükşehir belediyeleri olmuştu. 2023 ve 2024 yıllarında da ödüle layık görülen iki belediye, 2025 sonuçlarıyla birlikte başarılarını üçüncü kez taçlandırdı. 2026 yılı için Marka’yı kullanma hakkını Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin yanı sıra Adana, Ankara, Gaziantep, Manisa ve Balıkesir Büyükşehir Belediyeleri ile Avcılar, Bağcılar, Bakırköy, Bornova, Etimesgut, Fatih, Odunpazarı, Sultanbeyli, Tepebaşı ve Kadıköy belediyeleri elde etti. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, ödüle ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Avrupa Konseyi tarafından verilen Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası (ELoGE) ödülünü bu yıl da alarak, büyükşehirler arasında 3 yıl üst üste bu başarıyı sürdüren 2 belediyeden biri olduk. Bu ödül; şeffaflık, katılımcılık, hesap verebilirlik ve iyi yönetişim alanındaki çalışmalarımızın uluslararası düzeyde tescillenmesi anlamına geliyor. Kentimizi birlikte yönettiğimiz hemşehrilerimizle, kurumsal yapımızla ve sürekli gelişim anlayışımızla Eskişehir’i örnek bir yerel yönetim modeli haline getirmeye devam ediyoruz. Bu gurur hepimizin.”

Odunpazarı Belediyesi’ne Avrupa’dan Yönetişim Mükemmelliği Markası Haber

Odunpazarı Belediyesi’ne Avrupa’dan Yönetişim Mükemmelliği Markası

Avrupa Konseyi tarafından, iyi yönetişim kültürünü benimseyen yerel yönetimlere verilen Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası (ELoGE) 2025 yılı sonuçları açıklandı. Bu kapsamda Odunpazarı Belediyesi, şeffaflık, katılımcılık, hesap verebilirlik ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda ortaya koyduğu başarılı uygulamalarla prestijli marka kullanım hakkını almaya hak kazandı. Avrupa Konseyi’nin yetkilendirdiği Argüden Yönetişim Akademisi koordinatörlüğünde; Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ev sahipliğinde ve Avrupa Yerel Demokrasi Derneği (ALDA) ile Özyeğin Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen ELoGE sürecinde, başvurular deneyimli bürokratlar, akademisyenler ve sivil toplum temsilcilerinden oluşan bağımsız bir jüri tarafından değerlendirildi. Odunpazarı Belediyesi, yönetişim kapasitesini sistematik biçimde geliştirmeye yönelik kararlı yaklaşımıyla jüri tarafından ödüle layık görüldü. ELoGE 2025 Ödül Töreni, Ankara’da Türkiye Belediyeler Birliği ev sahipliğinde düzenlendi. Törende, Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası’nı bir yıl süreyle kullanma hakkı kazanan belediyelere ödülleri takdim edildi. Odunpazarı Belediyesi adına törene Başkan Yardımcısı Uğur Haluk Durdağ katıldı. ŞEFFAF VE KATILIMCI YÖNETİMİN BAŞARISI Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, elde edilen başarıya ilişkin yaptığı değerlendirmede, iyi yönetişim anlayışını yerel yönetim çalışmalarının merkezine koyduklarını vurguladı. “Odunpazarı’nda yönetim anlayışımızın temelinde şeffaflık, katılımcılık ve hesap verebilirlik yer alıyor. Hemşehrilerimizin karar süreçlerine katılımını önemseyen, ortak akılla hareket eden bir yönetim anlayışını benimsiyoruz. Avrupa Konseyi tarafından verilen bu prestijli markaya layık görülmek, doğru yolda ilerlediğimizin önemli bir göstergesidir” diyen Başkan Kurt, bu başarının ekip çalışmasının sonucu olduğunu belirtti. Odunpazarı’nda hayata geçirdikleri her projede sürdürülebilirliği ve toplumsal faydayı gözettiklerinin altını çizen Başkan Kurt, “Belediyeciliği sadece hizmet üretmek olarak değil, aynı zamanda demokratik katılımı güçlendiren bir süreç olarak görüyoruz. ELoGE markası, bu anlayışımızın uluslararası düzeyde takdir edilmesinden dolayı bizler için ayrı bir gurur kaynağıdır” ifadelerini kullandı. Türkiye genelinde bu yıl 6 büyükşehir ve 10 ilçe belediyesi olmak üzere toplam 16 belediye ELoGE marka kullanım hakkı elde ederken, Odunpazarı Belediyesi iyi yönetişim alanındaki istikrarlı çalışmalarıyla öne çıkan ilçe belediyeleri arasında yer aldı. Marka, yerel yönetimlerde iyi yönetişim kültürünün Avrupa düzeyindeki en önemli göstergelerinden biri olarak kabul ediliyor. Odunpazarı Belediyesi’nin ELoGE ile taçlandırılan bu başarısı, vatandaş odaklı, katılımcı ve sürdürülebilir yerel yönetim uygulamalarının uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası Tepebaşı’nın Haber

Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası Tepebaşı’nın

Tepebaşı Belediyesi, Avrupa Konseyi tarafından geliştirilen ve yerel yönetimlerde iyi yönetişim anlayışının en önemli göstergelerinden biri olarak kabul edilen Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası (ELoGE) ödülüne layık görüldü. Avrupa Konseyi tarafından; şeffaflık, katılımcılık, hesap verebilirlik ve sürdürülebilirlik gibi iyi yönetişimin temel ilkelerini benimseyen ve bu anlayışı kurumsal yapısına yerleştirmeyi taahhüt eden yerel yönetimlere verilen ELoGE, deneyimli bürokratlar, akademisyenler ve sivil toplum temsilcilerinden oluşan bağımsız bir jüri tarafından değerlendiriliyor. 40 belediye arasından seçildi Tepebaşı Belediyesi, Avrupa Konseyi tarafından belirlenen yönetişim standartlarını karşılayarak başvuruda bulunan 40 belediye arasından ödüle layık görülen yerel yönetimler arasında yer aldı. Bu başarıyla birlikte Tepebaşı Belediyesi; 2014 yılında Avrupa Komisyonu tarafından desteklenen Remourban – Akıllı Kentsel Dönüşümün Hızlandırılması Projesi ile elde edilen büyük hibe başarısının, 2019 yılında kazanılan Küresel Model Ödülü’nün, 2021 yılında Energy Globe Vakfı tarafından verilen ve “Çevre Oscar’ı” olarak anılan Ulusal Enerji Küresi Ödülü’nün yanına bir uluslararası marka daha eklemiş oldu. Ödül töreni Ankara’da gerçekleştirildi Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası (ELoGE) 2025 Ödül Töreni, Türkiye Belediyeler Birliği’nin ev sahipliğinde Ankara’da düzenlendi. Törene; Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu, Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi Başkan Yardımcısı Cecilia Dalman Eek, Argüden Yönetişim Akademisi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Yılmaz Argüden, Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreteri Suat Yıldız, Avrupa Konseyi İyi Yönetişim Uzmanlık Merkezi Başkan Yardımcısı Niall Sheerin, belediye başkanları, belediye bürokratları ve çok sayıda davetli katıldı. Ödülü Başkan Ataç aldı Açılış konuşmalarının ardından, ELoGE markasını 1 yıl süreyle kullanmaya hak kazanan belediyelere ödülleri takdim edildi. Argüden Yönetişim Akademisi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Yılmaz Argüden, Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası’nı Tepebaşı Belediyesi adına Başkan Ahmet Ataç’a sundu. “Yerel yönetimler büyük baskı altında” Törende konuşan Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, şunları söyledi: “Bugün burada meslektaşlarımla ve yol arkadaşlarımla birlikte olmaktan büyük gurur duydum. Bugün Türkiye’de yerel yönetimlerin nasıl bir baskı altında olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama bazı ülke gerçeklerini söylemeye de çekiniyoruz. Ama en büyük örnek bugün burada Ekrem İmamoğlu’nun olmamasıdır. Bir gün hukuk doğru karar verecek, başkanımızı yine yerinde göreceğiz. Uzun zamandır belediye başkanlığı yapıyorum. 2019’de Etiyopya’da yılında Küresel Model ödülünü, 2021’de Energy Globe Vakfı tarafından düzenlenen 180’den fazla ülkeden 2 bin 500 proje başvurusunun yapıldığı ve Çevre Oscar’ı olarak bilinen Ulusal Enerji Küresi Ödülünü aldık. Ayrıca 2014 yılında Avrupa komisyonunun düzenlediği ve birçok ülkenin başvuruda bulunduğu Remourban-Akıllı Kentsel Dönüşüm Hızlandırılması projesini Türkiye’de kazanan belediye olduk. Bugün de böyle bir markayı Eskişehir’e götüreceğiz. Bugün demokrasi, hukuk, insan hakları ve özgürlükler de konuşuldu. Biz Türkiye’de bunu güç de olsa yerine getireceğiz.” 12 ilke, 36 hedef, 72 gösterge Tepebaşı Belediyesi, Avrupa Konseyi’nin belirlediği 12 ilke, 36 hedef ve 72 gösterge doğrultusunda yapılan kapsamlı değerlendirme sonucunda ELoGE markasını almaya hak kazandı. Değerlendirme sürecinde esas alınan yönetişim ilkeleri şunlar oldu: Demokratik Katılım İnsan Hakları Hukukun Üstünlüğü Kamu Etiği Hesap Verebilirlik Açıklık ve Şeffaflık Verimli, Etkili ve Sağlam Yönetim Liderlik, Yetkinlik ve Kapasite Duyarlılık Sağlam Mali ve Ekonomik Yönetim Sürdürülebilirlik ve Uzun Vadeli Yönelim Değişime ve Yeniliğe Açıklık ELoGE markasını alabilmek için her ilke başlığında 0,33 ile 0,65 arasında bir ortalama yakalanması gerekirken, Tepebaşı Belediyesi 0,75 ortalama ile bu eşiğin üzerine çıkarak önemli bir başarıya imza attı. ELoGE Nedir? Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası (ELoGE – European Label of Governance Excellence), yerel yönetimlerin iyi yönetişimde 12 temel ilkeye uygun hareket ettiğini ve bu ilkeleri sürekli geliştirmeyi taahhüt ettiğini belgeleyen prestijli bir Avrupa markasıdır. ELoGE; şeffaflık, katılımcılık, hesap verebilirlik, etkinlik ve kapsayıcılık gibi unsurları merkeze alarak, yerel yönetimlerin hem uluslararası tanınırlığını artırmayı hem de vatandaşlarla güçlü bir güven ilişkisi kurmasını hedefler. Türkiye’de ELoGE süreci; Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi tarafından yetkilendirilen Argüden Yönetişim Akademisi koordinasyonunda, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB), Avrupa Yerel Demokrasi Derneği (ALDA) ve Özyeğin Üniversitesi iş birliğiyle yürütülüyor. Bu kapsamda başvuru yapan 40 belediyeden 16’sı, bağımsız jürinin değerlendirmesi sonucunda ELoGE markasını 1 yıl süreyle kullanma hakkı elde etti.

Neslihan Uzer Genç Oyuncularla Deneyimlerini Paylaşt Haber

Neslihan Uzer Genç Oyuncularla Deneyimlerini Paylaşt

Medya sektörünün tanınan menajerlerinden Neslihan Uzer, Odunpazarı Belediye Konservatuvarı öğrencileriyle buluştu. Odunpazarı Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen söyleşi, oyunculuk alanında kariyer hedefleyen gençlerin yoğun ilgisiyle karşılandı. Söyleşide Uzer, oyuncuların sektörde karşılaştığı yapısal ve mesleki sorunlara dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Bir oyuncu için doğru proje seçiminin kariyer üzerindeki belirleyici etkisine dikkat çeken Uzer, kısa vadeli görünürlük yerine uzun vadeli ve sürdürülebilir bir kariyer planlamasının önemini vurguladı. Oyuncunun kendi sınırlarını, yetenek alanlarını ve hedeflerini doğru analiz etmesinin, bu süreçte atılacak adımların temelini oluşturduğunu ifade etti. Kariyer yönetimi başlığı altında menajerlik sisteminin işleyişine de değinen Uzer, oyuncu–menajer ilişkisinin karşılıklı güven ve şeffaflık temelinde kurulması gerektiğini belirtti. Sağlıklı bir iletişimin hem mesleki gelişimi hem de sektörde kalıcılığı doğrudan etkilediğini dile getirdi. Menajer seçerken dikkat edilmesi gereken noktalar ve sözleşme süreçlerinde yapılan hatalar da söyleşinin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Genç oyuncuların sektöre ilk adımlarını atarken sıkça karşılaştıkları sorunlara da değinen Uzer, aceleci kararların ve plansız yönelimlerin kariyer sürecini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti. Oyunculuğun yalnızca yetenek değil, aynı zamanda disiplin, süreklilik ve doğru yönlendirme gerektiren bir alan olduğunu vurguladı. Medya sektöründe sürdürülebilir bir yol haritası oluşturmanın ancak bilinçli tercihler ve sabırlı bir kariyer yönetimiyle mümkün olabileceğini ifade etti. Soru-cevap bölümüyle devam eden söyleşi, konservatuvar öğrencilerinin merak ettikleri konulara doğrudan yanıt bulmalarına olanak sağladı. Etkinlik, genç oyuncular için yol gösterici ve ilham verici bir buluşma olarak tamamlandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.