SON DAKİKA
Hava Durumu

#Seçim

Porsuk Haber Ajansı - Seçim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Seçim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Odunpazarı Belediye Tiyatrosu’ndan Nisan’da Sahne Dolu Takvim Haber

Odunpazarı Belediye Tiyatrosu’ndan Nisan’da Sahne Dolu Takvim

Odunpazarı Belediye Tiyatrosu, Nisan programıyla tiyatroseverleri zengin bir repertuvarla karşılıyor. Çocuk oyunlarından turnelere, absürd tiyatronun güçlü örneklerinden kadın hikâyelerine uzanan geniş seçkide, ayın öne çıkan başlıkları ise iki yeni prömiyer: “Açık Denizde” ve “Kederli Kadınlar Kulübü”. Ay boyunca Hasan Polatkan Kültür Merkezi sahnesinde perde açacak oyunlar, hem farklı yaş gruplarına hitap ediyor hem de içerik çeşitliliğiyle dikkat çekiyor. “AÇIK DENİZDE” PRÖMİYER YAPIYOR Polonyalı yazar Sławomir Mrożek’in absürd tiyatronun en çarpıcı metinlerinden biri olarak kabul edilen “Açık Denizde”, 11 Nisan’da prömiyer yaparak ilk kez seyirci karşısına çıkacak. Oyunda, sonsuz bir boşlukta sıkışıp kalan üç insanın hayatta kalma mücadelesi üzerinden güç, ahlak ve seçim kavramları sorgulanıyor. Açlık, korku ve belirsizlik ekseninde ilerleyen hikâye, Mrożek’in keskin mizahı ve alegorik diliyle izleyiciyi rahatsız eden ama bir o kadar da düşündüren bir yüzleşmeye davet ediyor. Prömiyerin ardından oyun, 18 ve 25 Nisan tarihlerinde yeniden sahnelenecek. KADINLARIN SESİ SAHNEDE: “KEDERLİ KADINLAR KULÜBÜ” Nisan ayının bir diğer prömiyeri ise 30 Nisan’da sahnelenecek “Kederli Kadınlar Kulübü”. Kadınların gündelik yaşam içindeki görünmeyen emeğini, duygularını ve direncini sahneye taşıyan oyun; şiirsel anlatımıyla dikkat çekiyor. “İlmek ilmek örüyor hayatı kadın…” sözleriyle başlayan metin, kadınların acılarını, umutlarını ve var olma mücadelesini sahneye taşıyor. Ağlayan, gülen, şarkı söyleyen ve sözünü sakınmayan kadınların hikâyesi, izleyiciyle güçlü bir bağ kurmayı hedefliyor. NİSAN PROGRAMI DOPDOLU Öte yandan Nisan ayı programı yalnızca bu iki prömiyerle sınırlı değil. Ayın ilk günlerinde, 2 Nisan ve 16 Nisan Perşembe günleri saat 10.30’da sahnelenecek “Hep İyi Ol” adlı çocuk oyunu minik izleyicilerle buluşurken, 4 Nisan Cumartesi akşamı saat 20.00’de “Zamazingo” sahnede olacak. 9 Nisan Perşembe günü saat 13.30’da “İçindeki Renk” çocuklarla buluşacak, aynı oyun 29 Nisan Çarşamba günü Kırşehir turnesi kapsamında farklı bir şehirde sahnelenecek. Biletler Hasan Polatkan Kültür Merkezi gişesinden ve çevrim içi olarak temin edilebiliyor. Hafta içi sahnelenecek çocuk oyunlarının biletleri ise yalnızca gişeden satışa sunuluyor. Odunpazarı Belediye Tiyatrosu, Nisan ayında sahnelediği oyunlarla hem düşündürmeyi hem de seyirciyi tiyatronun farklı tonlarında bir yolculuğa çıkarmayı hedefliyor. Özellikle iki yeni prömiyer, ayın en çok konuşulacak yapımları olmaya aday görünüyor.

CHP Eskişehir Örgütü Bayramlaşma Töreninde Bir Araya Geldi Haber

CHP Eskişehir Örgütü Bayramlaşma Töreninde Bir Araya Geldi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir İl Başkanlığı, Ramazan Bayramı dolayısıyla İl binasında geniş katılımlı bir bayramlaşma töreni düzenledi. Törende birlik, beraberlik ve gelecek seçimlere dair iktidar mesajları verilirken, Türkiye’nin güncel ekonomik ve hukuki sorunlarına dikkat çekildi. ​Talat Yalaz: "Mücadelemiz Adaleti Yeniden İnşa Etme Mücadelesidir" Açılış konuşmasını yapan CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, bayramların dayanışma günleri olduğunu ancak derinleşen yoksulluk ve ekonomik adaletsizlik nedeniyle bu bayrama buruk bir tablonun eşlik ettiğini belirtti. Emeklilerin, asgari ücretlilerin ve çiftçilerin yaşam mücadelesi verdiğini ifade eden Yalaz, ülkede hukuka olan güvenin sarsıldığını vurguladı. Özellikle Ekrem İmamoğlu’nun ve haksızlığa uğrayan diğer isimlerin ailelerinden uzak bayram geçirmesini "millet iradesine ve demokrasiye yönelik bir mesele" olarak tanımlayan Yalaz, CHP’nin mücadelesinin sadece iktidar değişimi değil, liyakat ve adaletin yeniden tesisi olduğunu söyledi. Konuşmasını "Değişim bekleyenlerin değil, mücadele edenlerin eseridir" sözleriyle noktaladı. ​Utku Çakırözer: "Demokrasi ve Özgürlük Mücadelesinden Vazgeçmeyeceğiz" CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer ise konuşmasına Saraçhane’deki adalet arayışının selamını ileterek başladı. Türkiye'nin en büyük sorununun geçim sıkıntısının yanı sıra demokrasi ve adalet yoksunluğu olduğunu belirten Çakırözer, tutuklu bulunan isimlere özel bir parantez açtı. "Milyonların imzasıyla cumhurbaşkanı adayımız olan" şeklinde hitap ettiği Ekrem İmamoğlu’na, tutuklu siyasetçiler Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Can Atalay ve Tayfun Kahraman ile haksız yere gözaltına alındığını belirttiği gazeteci İsmail Arı’ya selam gönderdi. Çakırözer, 17 bayramdır özgürlük bekleyen isimlerin mücadelesinin takipçisi olacaklarını ve bu adaletsiz düzenin sandıkla değişeceğini ifade etti. Ayrıca Nevruz Bayramı’nı da kutlayarak kardeşlik vurgusu yaptı. ​Kazım Kurt: "CHP Türkiye’nin Birinci Partisidir ve İktidara Yürümektedir" Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, konuşmasında partililere büyük bir özgüven ve sorumluluk yükledi. CHP’nin şu an Türkiye’nin birinci partisi olduğunu ve yapılacak ilk seçimde iktidar olacağını savunan Kurt, yerel yönetimlerdeki adil yönetim anlayışını tüm Türkiye’ye yayacaklarını belirtti. Yurtta ve dünyada barışın önemine değinerek Orta Doğu’daki siyasi gelişmelere dikkat çeken Kurt, "Biz iktidar olunca barış gelecek, yoksulluk bitecek" dedi. Partililere seslenerek sadece kendi aralarında değil, komşularını ve çevrelerini ikna ederek bu mücadeleyi büyütmeleri gerektiğini hatırlattı. Rahmi Çınar: "Biliyoruz ki sarayın takvimi dolmuştur." CHP Eskişehir İl Başkanlığı’nda düzenlenen bayramlaşma töreninde partililere seslenen Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, konuşmasında tüm katılımcıların bayramını kutlayarak başladı ve Türkiye’nin içinden geçtiği sürece dair sert eleştirilerde bulundu. Siyasi gerekçelerle tutuklu bulunan isimlere dikkat çeken Çınar, başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere haksızlığa uğrayan tüm seçilmişlerin er ya da geç özgürlüklerine kavuşacaklarına olan inancını dile getirdi. Çınar, bu süreçte mücadelenin aksamayacağını belirterek, "Biz onların çıkmasını beklerken; sokaklarda, alanlarda ve şehrin her noktasında çalışmalarımıza ara vermeden devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. Mevcut yönetimin halk nezdindeki vaktinin dolduğunu savunan Çınar, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Biliyoruz ki sarayın takvimi dolmuştur. Çare Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Halkımızın eşit, adil ve mutlu yaşamının teminatı, partimizin önderliğidir." Halkın umudu CHP’de gördüğünü ve bu sorumlulukla hareket ettiklerini belirten Rahmi Çınar, bir an önce seçim sandığının gelmesini beklediklerini vurguladı. Tüm örgütü ve vatandaşları iktidar yolunda birlikte yürümeye davet eden Çınar, alanlardaki seslenişlerinin kararlılıkla süreceğini söyleyerek konuşmasını tamamladı. Tevfik Yıldırım: "23 yıldır bir karanlığın içerisinde uyanmayı bekliyoruz" Törene katılanların bayramını kutlayan CHP Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım konuşmasında ise şu ifadeleri kullandı; "Biz 23 yıldır bir karanlığın içerisinde uyanmayı bekliyoruz. Biz 23 yıldır bu iktidarın değişmesini bekliyoruz. O gün yakın. En kısa sürede yapılacak olan seçimde iktidarı değiştirdikten sonraki süreç içerisinde, umudumuz olan, beklentimiz olan adaletli günlere ulaşacağımıza tüm kalbimle inanıyorum." dedi.

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Kaya'dan Başkan Ünlüce'ye Ziyaret Haber

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Kaya'dan Başkan Ünlüce'ye Ziyaret

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’yi ziyaret etti. Ziyarete CHP Gençlik ve Spor Politikaları Kurulu Başkanı Sevgi Kılıç, CHP Kadın Kolları Genel Başkan Yardımcısı Figen Kahya ve CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz da katıldı. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nde gerçekleşen ziyarette kadınların toplumsal hayattaki yeri, yerel yönetimlerde kadın temsili ve kadınlara yönelik çalışmalar üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. Ziyaret kapsamında şeref defterini imzalayan CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya, Başkan Ünlüce’ye hitaben, “Eskişehir’in ilk kadın Büyükşehir Belediye Başkanı olarak Türkiye Cumhuriyeti’ndeki tüm kadınlar için onur ve umut kaynağısınız. Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin öncü kadınlarından birisiniz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde, uygar Türkiye’yi hep birlikte sonsuz yarınlara kadınlar olarak taşıyacağız.” ifadelerini yazdı. Başkan Ayşe Ünlüce ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek Asu Kaya ile seçim döneminde başlayan tanışıklıklarının bugün güçlü bir dayanışmaya dönüştüğünü belirtti. Ünlüce, “Seçim döneminde beni telefonla arayarak destek için Eskişehir’e geleceğini söylemişti. Kendisiyle o zaman tanıştık ve birlikte Emek Mahallesi’nde esnaf ziyaretleri gerçekleştirdik. O günden bugüne aramızda güçlü bir kardeşlik bağı oluştu. 8 Mart kapsamında Eskişehir’de bizimle oldukları için çok mutluyum.” dedi.

Ekonomi Değil, Yoksullaştırma Programı Uygulanıyor! Haber

Ekonomi Değil, Yoksullaştırma Programı Uygulanıyor!

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Eskişehir programı kapsamında partililer ve vatandaşlarla bir araya gelerek Türkiye gündemine dair sert eleştirilerde bulundu. Mevcut siyasi iklimi "karanlık" olarak nitelendiren Uysal, ekonomi yönetiminden yargı bağımsızlığına, seçim güvenliğinden terörle mücadele süreçlerine kadar pek çok konuda iktidara yüklendi. ​"Türkiye Keyfiliğin Kurumsallaştığı Bir Dönemde" ​Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni eleştiren Uysal, sistemin "keyfiliği kurumsal hale getirdiğini" savundu. Son bakan değişikliklerinin seçime ayarlı bir strateji olduğunu belirten Uysal, şu ifadeleri kullandı: ​"Türkiye’nin tarihi geriye doğru akıtılırcasına karşı karşıya bırakıldığı bu şartları asla Demokrat Parti olarak kabul etmiyoruz. Yasama, yürütme ve yargının tek bir şahsın bünyesinde somutlaştığına şahitlik ediyoruz." ​"Ekonomi Değil, Yoksullaştırma Programı Uygulanıyor" ​Ekonomik verilere ve TÜİK’in hesaplamalarına değinen Uysal, halkın bilinçli bir yoksulluğa mahkum edildiğini iddia etti. Özellikle faiz yüküne dikkat çeken Genel Başkan: ​Faiz Yükü: "2022 yılında 19.9 milyar dolar olan faiz ödemesi, 2026 yılında 65 milyar dolarlık devasa bir yüke dönüştü." ​Tarımsal Tasfiye: "Yanlış politikalarla Türk tarımı tasfiye edildi, köylü üretimden koparılarak siyasi sadakatin satın alınacağı bir düzen inşa edildi." ​Özelleştirmeler: "Demirel ve Özal’ın mirası olan köprü ve otoyolların özelleştirme kapsamına alınması, kamu kaynaklarının yağmalanmasıdır." ​"Demokrasi PKK’nın Rehineliğinden Kurtarılmalı" ​Gültekin Uysal, son dönemde yürütülen siyasi süreçleri ve "İmralı" vurgulu tartışmaları da gündemine aldı. Yüzde 50+1 dengesinin Türk demokrasisini kırılgan hale getirdiğini belirten Uysal, "İktidar, Sayın Erdoğan’ı yeniden aday yapabilmek için PKK lideriyle müzakere yolunu açmıştır. Türk demokrasisi, bu rehinelikten kendini kurtarmak mecburiyetindedir," dedi. ​"Seçim Sandığı Tehdit Altında" ​Gelecek seçimlere dair endişelerini dile getiren Uysal, muhalefet partilerine çağrıda bulundu. Adli ve idari kolluğun siyasetin aparatı haline getirilmeye çalışıldığını savunan DP lideri, "Sadece sandıktan netice almayı değil, demokratik mücadele zeminini korumayı hedefleyen bir 'mücadele seti' oluşturmalıyız," şeklinde konuştu. ​"Uyan Ey Türk Milleti!" ​Konuşmasını Süleyman Demirel’in sözlerine atıfta bulunarak sonlandıran Uysal, vatandaşları "ev sahibi" olduklarını hatırlamaya davet etti: ​"Bugünkü rejimin müsaade ettiği kadar demokrasiye, müsaade ettiği kadar hukuka, müsaade ettiği kadar zenginliğe razı olmayacağız. Bu ülkenin nimetini de külfetini de eşit dağıtacak adil bir düzeni hep beraber inşa edeceğiz."

İMO Eskişehir Şubesi'nde Yeni Başkan Oytun Gökten Haber

İMO Eskişehir Şubesi'nde Yeni Başkan Oytun Gökten

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi’nin Olağan Genel Kurulu gerçekleştirildi. Tek aday olarak girdiği İnşaat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi yönetimine seçilen Çağdaş İnşaat Mühendisleri adına konuşan Oytun Gökten yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı; “Bugün 15. Dönem Yönetim Kurulu, Eskişehir İnşaat Mühendisleri Odasının Yönetim Kurulu seçimi var. Tek adaylı bir seçim yaşıyoruz. Eskişehir İnşaat Mühendisleri Odası her zaman birlikteliği, beraberliği, üyesiyle beraber olmayı seçen ve bu minvalde de hareket eden, gerçekten şehre de ses getiren bir odadır. Bundan önceki bütün yönetimler Eskişehir’de ciddi anlamda ses getirdiler. Üyesine sahip çıktılar. Üyesiyle ilgili konularda gerçekten söz sahibi oldular. Bir önceki dönem başkanımız da Orkun Kılıç, Sayın Orkun Kılıç, Orkun Başkanımız hakikaten odamızı 3 dönemdir görünür kıldı. Ciddi anlamda başarılı işlere adım attı. Bizler de bunun devamlılığını getirmek için şu anda adayız, seçime giriyoruz. Bu dönemde bizler yine geçmiş dönemde olduğu gibi kentsel dönüşüm sürecini devam ettireceğiz. Bununla ilgili söylemlerimizi artırarak devam ettireceğiz. Paydaşlarımızı çoğaltmaya çalışacağız. Yine aynı şekilde üyelerimize yönelik iş yeri temsilciliği hamlesini yapacağız. Çünkü bunu çok önemsiyoruz. İş yeri temsilciliklerinden mütevellit odanın daha fazla üyeye dokunmasını sağlayacağız. Bu dönemki sloganımız şu: Oda bizim için ne yaptı, oda bizim için daha ne yapsın ve en son olarak da biz oda için ne yapabiliriz? Bunu gerçekleştirebilmek istiyoruz. Bu konuda kendimize güveniyoruz. Geçmişten aldığımız güçle, şimdiki heyecanımızla genç ve dinamik bir ekip olarak seçimlerimizi kazanıp yolumuza devam etmeyi planlıyoruz. Eskişehir bu dönem Tavşanlı, Simav ve Kütahya temsilciliklerini de bünyesine aldı ve yaklaşık 2.900 civarında bir üyeye sahip bir oda olduk. Ciddi anlamda güçlü bir oda olduk üye sayısına sahip olma açısından. Kütahya ve Tavşanlı gibi yerlerin de bize katılması bizim için mutluluk verici; çünkü çok yakınımızda ve beraber birçok sorunumuz var. Bilhassa su sorunu, biliyorsunuz Kütahya havzasından gelen 300.000.000 metreküplük bir barajımız var, Porsuk Barajı ve Eskişehir içme suyunu buradan tedarik ediyor. Bu konuları ileride ciddi sorunlara ya da çözümlere kavuşturmak adına problemlerle karşılaşılabilir. Bunlar için de hamlelerimiz olacak." Orkun Kılıç Başkanımızın hazırladığı metin üzerinden geri dönüşler oldu. 7 ulaşım önerisi ilgili çalışmalarımız ve görüşmelerimiz devam ediyor. Görüş alışverişinde bulunuyoruz. Yine Ulaştırma Komisyonumuz üzerinden bu konuyu daha derinlemesine değerlendirmeyi bu dönemde düşünüyoruz. Ama o 7 ulaşım önerisi hakikaten şehrimize daha nefes aldıracak; trafik sorununun, yani şehirde yaşayan birçok insanın önem arz ettiği, herkesin sorunlu gördüğü bir konuya nefes aldıracak problemlerdir. Bizler İnşaat Mühendisleri Odası olarak sadece sorunları ortaya çıkaran bir oda değiliz. Biz aynı zamanda çözüm önerilerimizle de gelen bir odayız. Bu konuda da fark yarattığımızı düşünüyoruz. Onun için yine aynı minvalde devam edecektir.”

Ülkenin Ana Gündemi Emeklidir, Asgari Ücretlidir, Yoksullardır! Haber

Ülkenin Ana Gündemi Emeklidir, Asgari Ücretlidir, Yoksullardır!

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara’da Kocatepe Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Emeklilerin Onurlu Yaşam Hakkı Buluşması”na katıldı. Burada konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Hepiniz hoş geldiniz. Ömürlerini bu ülkeye, bu devlete, bu millete hizmetle geçirmiş, elleri nasırlaşmış, dirsekleri çürümüş, gözlüğünün numaraları büyümüş, rahat etmesi gerektiği, artık dinlenmesi gerektiği, torun sevmesi gerektiği günlerde en büyük zulmü görmüş, Türkiye ve dünya siyaset tarihinin en büyük haksızlığıyla, en büyük ihanetiyle karşı karşıya kalmış, en büyük kötülüğünü görmüş her bir emeklimizin ayrı ayrı ellerinden öpüyorum. Hepinizi saygı ile selamlıyorum. Hoş geldiniz, sefalar verdiniz” dedi. Genel Başkan Özgür Özel yaptığı konuşmada şunları söyledi: “BURAYI GÖKÇEK AİLESİNDEN SÖKE SÖKE ALDIK” “Ankara’da, bu güzel mekanın içindeyiz. Konuşmasını yapıp Mersin’deki toplantıya katılmak üzere yolu açık olsun, giden Mansur Başkanımız bu mekanı geri alabilmek için yedi yıl boyunca uğraştı. Kimden aldı burayı? Melih Gökçek ailesinden aldı. Burayı, bu mekanı uzun dönem anlaşmayla ailenin hakim olduğu bir vakfa devredip, burada iktidarını sürdürüyorlardı. Burayı aile kullanıyordu, kiraya veriyordu. İstanbul’da 2019 seçimlerini aldığımızda Ekrem Başkan çağırdı. O zaman Grup Başkanvekiliyim. Dedi ki ‘Grup Başkanvekilim, bunu bir görmen lazım.’ Bakırköy’ün ortasında, Florya’da yüksek duvarlar, çimler, ortada bir koca villa. Etrafında 12 villa. Dedi ki ‘Burası neymiş, biliyor musunuz? Burası Büyükşehir Belediye Başkanının, etrafı ise AK Partili Belediye Başkanlarının. Bakırköy bizde, Bakırköy Belediye Başkanının haberi yok. AK Partili belediye başkanlarının villaları, havuzları ve hayatlarını geçirdikleri, yemeklerinin ortak piştiği, eğlencelerin olduğu, lüksün olduğu bir yer.’ Ekrem Başkan orayı görünce ve ‘Çıkın’ dediğinde, önce direndiler. ‘Televizyonları getiririm buraya, görürler’ deyince apar topar gittiler. Ekrem Başkan orayı İstanbul Planlama Ajansı yapmıştı. Mansur Başkan da Gökçeklerden burayı aldı. İşte bu güzel güne ev sahipliği yapıyor. Bir ailenin değil, Türkiye’nin en şüpheli, serveti şüpheli, kendi Başbakan Yardımcısı, Meclis Başkanı, ‘Çağırsın savcı, anlatayım’ diyor Bülent Arınç. Bütün Türkiye’ye karışan, İstanbul’daki Bülent Arınç’ı duymuyor. Bülent Arınç'ı çağırsınlar. 10 yıldır niye çağırmıyorlar? ‘Her bildiğimi anlatırım’ dediğinde, ‘Ankara’yı parsel parsel sattı’ dediğinde burayı söke söke aldık. Emekliler kullanıyor. Helali hoş olsun.” “BURASI, TÜM EMEKLİLERE AÇIK” “Bu salon ve bu kampüse şimdi bambaşka ilaveler yapılacak, o kendilerine yaptıkları lüks odalar yerine. Bu kampüs ve bu salon tüm imkânlarıyla Türkiye’deki emeklilerin siz değerli temsilcilerinin, onlar kabul etmiyor ama emekli sendikası vardır, olacaktır. Engeller kaldırılacaktır. Hepinizin kullanımına açık. Örgütlü bütün yapıların kullanımına açık. Mücadele eden, ses duyuracak olan, bir araya gelip birbirine güç verecek olan herkesin kullanımına açıktır. Yıllar önce devlet, milletle bir sözleşme yaptı. Dedi ki ‘Sen çalış, ben her ay maaşından keseceğim. Ama günü gelince seni dinlendirip, seni emekli edip yerine gençleri işe alacağım. Şimdi sen çalışırken, hem emekliliğine çalışacaksın, hem şimdiki emeklilere bakacaksın. Günü gelince de bu devlet sana bakacak.’ Bu prim, her birinizin maaşlarından kesildi ya da serbest çalışanlar kendi cebinden yatırdı, yatıramadığını faiziyle günü gelince ödedi. O günün emeklisi için ve bugün kendinizin rahatı, huzuru için ödediniz. Biriktirdiniz. Bu düzende yıllarca ödediğiniz primleri, birileri iktidara geldiklerinde ağızlarından baklayı çıkarmışlardı zaten; ‘Yahu emeklilere kalkınmadan pay, refah payı, büyümeden pay verilmez. Onlar milli geliri artıran değil azaltan unsurlar’ diyerek, ne pis niyetleri olduğunu söylemişlerdi. Sonra 5510 sayılı yasayı yaparken o yasada aylık bağlama oranlarını belirlerken her bir satırında bir şeytanlıkla bugünün şartlarını bile isteye hazırladılar. Bugün gelinen nokta yani eskiden emekliler bu iktidar gelmeden önce, hani beğenmiyorlar ya önceki iktidarı, rahmetli Ecevit’in, rahmetli Mesut Yılmaz’ın ve Sayın Bahçeli’nin ortak olduğu o iktidarın son ödediği en düşük emekli maaşı, 1,5 asgari ücretti. Bugün biz bu asgari ücreti beğenmiyoruz. Size hiç ilişmeseler bugün 42 bin lira maaş alıyor olacaktınız ama işte bugünlere yani 18 bin 975 lira, şimdi harçlık verir gibi emekliye alay eder gibi bin lira daha vermeye kalkıyorlar. Dün ne büyük mücadeleler, ne büyük itirazlar yapıldı. Şimdi diyorlar ki ‘Emekli 20 bin lira ile geçinecek.’ Ev kirasının emekli maaşından yüksek olduğu bir dönemdeyiz. Yani bütün parayı kiraya verse, yetmiyor. Eğer kiraya verirse aç kalacak, karnını doyurmaya çabalasa sokakta kalacak emekli. Televizyonlar gösteriyor sokakta kalanları. Böyle 200 liralık otellerde sürünenleri, perişan olanları. Bu şartlar altında Türkiye’de biraz önce dinlediğim konuşmaların her bir tanesi bir diğerinden etkileyici. Utanmayalım mı’ diyor bir de kendisi soruyor ‘Utanmayalım mı’ diye. Vallahi siz utanmayın, sizi bu duruma getirenler, size bu maaşı reva görenler utansın.” “ÜLKENİN ANA GÜNDEMİ; EMEKLİDİR, ASGARİ ÜCRETLİDİR, YOKSULLARDIR” “Bundan 2 yıldan biraz fazla geçti üzerinden, Genel Başkan adayı olarak gittiğim her şehirde de sonra kurultayımızda da söylemiştim. ‘Cumhuriyet Halk Partisi, kimsesizlerin kimsesidir, Cumhuriyet Halk Partisi, kimsenin sesini duymayanın sesidir. Bundan sonra Cumhuriyet Halk Partisi, birilerinin istediği gibi kutuplaşmaya, birilerinin istediği gibi ‘Bizden olanlar, oradan olanlar’ diye birbirlerinden ayrılmaya, birilerinin uzaklaştırdığı, kutuplaştırıldığı, karşı tarafı şeytanlaştırıp arkasını kalabalıklaştırdığı bir dikine kesen siyaset yerine enine kesen ve herkese dokunan siyaset yapacak’ dedik. Dedik ki ‘Cumhuriyet Halk Partisi sadece CHP’li değil AK Parti’ye, MHP’ye ve diğer partilere oy vermiş emeklilere dokunacak. Asgari ücretlilere de dokunacak. Eğer emeklinin sorunu varsa sosyal demokrat bir partinin sorunu vardır. Eğer emekli geçinemiyorsa, ülkenin ana gündemi kutuplaşma değil emeklinin sesinin duyurulmasıdır. Ülkenin ana gündemi emeklidir, asgari ücretlidir, yoksullardır’ dedik.” “EMEKLİNİN CEBİNDEN HER AY 6 ÇEYREK ALTINI ÇALIYOR” “Siyaset, tarafını belirleme işidir. Siyaset, öncelik belirleme işidir. Bir ülkenin kaynakları her şeye yeter ama hepsine birden yetmez. İktidar gelir, bu kaynağı nereye kullanacağına karar verir. Bu iktidar geldi, geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugün 0,7 asgari ücret. Yani maaşın tamamının, yani 1,5 asgari ücretin fazlasını, 0,8’ini sizden aldı, 0,7’sini size bıraktı. Kızdıkları altın hesabıyla, inadına yapıyorum, diyor ki ‘Türkiye’yi geziyor, sarraf sarraf dolaşıyor, bana altın hesabı yapıyor. Sen o hesabı bırak’ diyor. O hesabı bırakırsam kendimi inkar etmiş olurum. Sen geldiğinde en düşük emekli maaşı, 8 çeyrek altın alıyordu, bugün 2 çeyrek altın alıyor. Sen emeklinin cebinden 6 çeyrek altını her ay çalacak bir plan yaptın. Ona göre bir kanuni düzen yaptın. O planı uyguladın. Şimdi 6 çeyrek altın her emeklinin cebinden çalındı. Gitti bir başka yere verildi.” “BİR SOSYAL KRİZ VE PATLAMA GELİYOR” “Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak geçen yılın sonu gelirken yaklaşmakta olan bu sosyal krizi gördük. Ben bunu MYK’da arkadaşlarıma, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisinde, Gölge Kabinedeki Bakanlarımıza, Politika Başkanlarımıza şöyle anlatıyorum. Ben 2009 yılından beri bu partinin otobüslerinin üstündeyim kardeşim. Gitmediğim şehir yok. Meydan meydan dolaşıyoruz. Ama ilk kez son iki yıldır, o yüzden yerel seçimde, ana gündemimiz yine ekonomiydi, ana gündemimiz o zaman da emeklinin durumuydu. Çünkü bugüne doğru o serbest düşme başlamıştı. İlk kez son bir yıldır gördüğüm ve son bir aydır en üst düzeye ulaşmış bir şekilde meydanlarda ki çok sayıda emekli geliyor, gözlerindeki büyük öfkeyi görüyorum. Hiçbir zaman görmediğim kadar büyük bir öfke görüyorum. Bir sosyal kriz geliyor. Bir sosyal patlama geliyor. ‘Gelin bunu düzeltelim’ dedik. Bir sosyal krizden, sosyal patlamadan medet uman bir kolaycı siyaset değil buna mani olacak yapıcı bir siyasete giriştik. Burada iki arkadaşım yan yana oturuyor. Birisi Ulaş Karasu, Genel Başkan Yardımcımız. Emek Bürolarında görevi yeni üstlendi. Yanında Cumhuriyet Halk Partisi’nin önceden bu görevi yapan, şimdi gölge kabinesinde geleceğin Çalışma Bakanlığına hazırlanan ve sizin gündeminizi pozitif gündeminizi hazırlayan, bizden istenen yasa tekliflerini hazırlayan Gamze Taşcıer arkadaşımız oturuyor. Onun da Emek Bürolarına inanılmaz katkısı var. Emek bürolarına emek veren herkese çok teşekkür ediyoruz. İktidarımızdan önce daha bugünlerde yapılsın diye asgari ücretin 39 bin lira olmasını, en düşük emekli maaşının 39 bin liraya çıkarılmasını, bunun yapılması için gerekli kaynak çalışmalarını yaptık ve anlattık. Küçük esnafa, tekstilciye, sosyal güvenlik sistemi üzerinden prim desteği vererek… Türkiye’de sorun şu, asgari ücret alan için çok düşük, veren için çok yüksek. Bunun için orada devletin araya girip, belli sektörleri ve belli sayının altında personel çalıştıran küçük esnafı, KOBİ’leri kollayacak pirim destek sistemleri yapması lazım. Hepsini önerdik, ellerinin tersiyle ittiler. 19 bin lira yaptılar. Hatta duydum, inanamadım, dedim ki ‘Ya normal enflasyon zammı 19 bin, sorun bakayım emekli için ne yapmayı düşünüyorlar? Hiç değilse kendi asgari ücretlerine çıkaracaklar mı? İşte 28, 29 bin liraya.’ Grup Başkanvekili arkadaşlar sordu. Ben de Beykoz’da mitinge çıkmama yarım saat var, otobüsün arkasındayım. Dediler ki ‘Genel Başkanım, inanamazsınız…’ ‘Ne oldu’ dedim. Grup Başkanvekilim şöyle dedi telefonda, ‘Delirmiş bunlar.’ ‘Nedir’ dedim, ‘Bin lira vereceğiz’ diyorlar dedi. ‘Bin lira, 20 bin lira yapacağız’ dediler. “Bunun üzerine ‘Bir de kapatıp gidiyorlar’ dedi. ‘Vallahi onlar gitsin’ dedim.” “‘EMEKLİNİN ÖLÜM KALIM SAVAŞINDA MECLİS’İ AÇIK TUTALIM’ DEDİM” “Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 23 Nisan 1920’de o Meclis’i kurdu, Cumhuriyet’in ilanından üç yıl önce. Ve günü geldi, memleketi kurtardı. Dönüp dediler ki, ‘Ne yapacaksınız?’ Dedi ‘Ne yapayım?’ Dediler, ‘İngiliz tipi krallık mı?’ O zaman çok popüler. ‘Amerikan tipi başkanlık mı?’ O zamandan var. ‘Yoksa saraydan padişahlığa devam mı?’ Atatürk dedi ki; ‘Biz Ankara’da bir Meclis kurduk, millet o Meclis’te seçer. O Meclis ne görev verirse onu yaparım’ dedi. Ne daimi Cumhurbaşkanlığını kabul etti. Dedim ki arkadaşlara ‘Biz bu Meclis’te Kurtuluş Savaşı’nı kazanmışız, o Meclis’i Polatlı’dan top sesleri geldiğinde taşımamışız. Açık tutmuşuz, savaşta kapatmamışız. Şimdi emeklinin ölüm kalım savaşı başlıyor. Meclis’i açık tutalım. Orayı terk etmeyin arkadaşlar’ dedim. Sekiz gündür gece gündüz, kadın erkek orada duruyorlar. Şu anda da orada nöbet var. Burada grubumuzun çok değerli milletvekilleri, dünden nöbet tutanlar buraya sizi selamlamaya geldiler. Bugünün nöbetçileri orada. Yarının nöbetçileri belki istirahatte, uykuda. Ama o kanunu dün dedikleri gibi, büyük bir mücadeleye rağmen 20 bin lirada geçirdiler. Gelecek hafta Meclis’te çok tarihi bir oylama olacak. Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri o tarihi oylamada eksiksiz, Allah’tan kendi sağlığına, birinci derece yakınına bir şey olmayan herkes, ki günü gelmiştir, CHP’li milletvekili kolunda serumla oylamaya gelmiştir o Meclis’e. Hep birlikte orada olacağız. Çünkü büyük bir fırsat var. Biraz önce cümle içinde geçti, ‘Biz az değiliz, çoğunluğuz’ dedi. Emekli sayısı eşleriyle birlikte 30 milyon sayısını ifade ettiler. Ayrıca herkes sözünün arkasında durursa Meclis’te de artık azınlık değiliz. Biz zaten nöbetteyiz, tam kadro oradayız. DEM Parti eleştiriyor, en sert şekilde eleştiriyor. Yeni Yol grubunun üç partisi, Gelecek, Saadet, DEVA bu ücreti ‘Katlanılmaz ücret, sefalet ücreti, emekliyi açlığa mahkum etmek’ dediler. İtiraz ediyorlar. Son Salı günü de Sayın Bahçeli ‘Sefalet ücreti’ dedi. Şimdi hepsini alt alta sayarsak. Milletvekilleri dün Sayın Bahçeli’nin dediği gibi davranmadılar. Ama esas oylama Meclis’te. Biz orada emek örgütlerimizle, emekli örgütlerimizle de görüşerek, diğer partilerle de görüşerek, Milliyetçi Hareket Partisi’ne de sorarak, bütün partilerin üzerinde uzlaşabileceği bir iyileştirme önergesini oraya vereceğiz. Vereceğiz. Ümit ediyorum eğer bu maaşa, ‘Sefalet maaşı’ diyen herkes oy verirse siz Meclis’te azınlık değilsiniz, çoğunluksunuz. Herkes sözünü tutarsa haftaya bir şey olacak. Ondan sonra çok güzel şeyler olacak. 30 milyon emekliye, yakınına, ailesine, iki emeklinin evladı olarak söylüyorum. Gelecek hafta oylamayı hep birlikte izleyelim. Kim emeklinin yanında, kim değil. Kim sefalet maaşına ‘hayır’ deyip hiç olmazsa bir telafi zammına, olabildiğince bir telafi zammına ‘evet’ oyu kullanacak onu görelim. Benim sizden bir tek isteğim olur. Sizin için oy vermeyene değil sandıkta oy, sokakta selam vermeyin bundan sonra.” “KUTU KOLA GİBİ EZDİLER EMEKLİYİ” “Bir yandan da şunu söyleyeyim, kaynak maynak diyorlar ya. Biz zaten kaynağı koyduk. Şimdi Gamze Başkanımız önümüzdeki günlerde Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Hükümet Programında 5510’da ne değişiklikler yapacağımızı, emekliyi nasıl koruyacağımızı, o atılan büyük kazığı, emekliye tarihin en büyük golünü attılar aylık bağlama oranlarıyla, prim sistemiyle, çalıştıkça daha düşük maaş alan aptalca uygulamalarla ama kasten, bilerek, hile ve desiseyle. Şimdi onları nasıl düzelteceğimizi Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisinden, seçim kampanyamızda duyacaksınız. Zaten şu doğru, eskiden daha 2019’da en düşük emekli maaşı ortalama emekli maaşının yarısı kadardı. Şimdi ortalama 23 bin lira, en düşük emekli maaşı 20 bin lira. Yani en aşağıda kutu kola gibi ezdiler böyle emekliyi. En aşağıda birleştirdiler, en aşağıda. Şimdi bunu düzeltmek lazım, buna karşı bir şey yapmak lazım. Bunu bugünlerde bir 5510’u baştan, dört başı mamur düzeltmeye bunlar yanaşmaz. Ama bu sistemde hiç olmazsa en düşük emekli maaşını bir yere getirmeyi, aşağıdaki o baz maaşları kalıcı olarak düzeltmeyi ve hiç olmazsa bu sefalet maaşından uzaklaşmayı, açlık sınırın üzerine doğru çıkmayı, hiç değilse yaklaşmayı hep birlikte gelecek hafta bu kara düzenin içinde hep beraber deneyeceğiz. Buradan şunu söyleyeyim. Orada vereceğimiz teklif; kalıcı, doğru, düzgün olan değil. Bu şartlarda yapılabilecek olan. Esas doğru olan baştan aşağıya dört başı mamur bir yasal düzenleme yapmak. Onun için doğru kaynak, vergiyi adil almak.” “100-150 ŞİRKETE PARAYI BULUYOR, 30 MİLYON EMEKLİYE BULAMIYOR” “Buradan ilan ediyorum. Türkiye’de verginin yüzde 64’ü dolaylı vergi. Yani 20 bin vereyim dediği emekli ile 200 bin lira maaş alan da, 2 milyon geliri olan da bankada toplam gelirin yüzde 90’ını tutan zengin de aynı şeyi veriyor. Buradaki emekli de elektriğe, suya, doğalgaza, ete, yumurtaya, süte aynı vergiyi veriyor. Türkiye’nin en zengin insanı da aynı vergi veriyor. Yüzde 65 - 64. Üstüne bir de yüzde 24 geliyor. O da maaşlardan daha kimse maaşını çekmeden alınan gelir vergisi. Oldu sana yüzde 88. Toplam bütün üreten, ihracat yapan, inşaat yapan, köprü yapan, onu yapan, bunu yapan, kazanan hepsinin toplam verdiği kurumlar vergisi yüzde 11. Sisteme bak, bu salon verginin yüzde 80’ini verecek, Türkiye’nin en zenginleri yüzde 11’ini verecek. Bunu demin de birkaç büyüğümüz söyledi. Bu düzeninin adı AK Parti’nin kara düzenidir. İlk seçimde alaşağı edilecek. Seçim sonrası tam tersine çevrilecek. Niye kaynak bulamıyor biliyor musunuz? Bak nereye bulmuş kaynak. Emekliye kendi yaptığı zam 60 milyar diyor. E doğru. Bize ne lazım? 650 milyar. Doğru. ‘Bulamam’ diyor. Nasıl bulamıyorsun? Bak bütçeye. Bütçeye bu yıl o bahsettiğim şirketlerden alması gerektiği halde almayacağı, vazgeçilen kurumlar toplamına 768 milyar koymuş. Gelecek hafta bize ne lazım sizin her birinizin maaşını 30 bin lira yapmak için? 650 milyar. Oraya buluyor, sana bulmuyor. O bir avuç, hani Beşli Çete veya 40 Haramiler, bilemedin 100 - 150 şirkete bu parayı buluyor. 30 milyon emekli ve ailesine bulamıyor. Bu sene 2,7 trilyon lira faiz ödeyecek. Bize lazım paranın dört katını faize vermeyi biliyorsun. Geçen sene ne yapmışlar? Bugün Sözcü gazetesinde var. Emekli için sosyal güvenlik desteği. Koymuş bütçeye, hiç harcamamış. O paranın tamamını almış faize vermiş. Faizcilere vermiş. O yüzden altı ay önce 3,7 milyon emekli en düşük maaşı alırken, şu anda 4,9 milyon, 5 milyona yakın emekli en düşük maaşı alıyor. “ARTIK ONLAR DÜŞÜNSÜN” “Yani böyle kutu kola gibi ezmede ve en dipte birleştirmede operasyona devam ediyor. Yani vurdukça vuruyor. Şu ana kadar 23 bin liraya kadar geriletti en düşük emekli maaşını. 2019’da iki katıydı en düşük emekli maaşının. Bugün 20 bin liraysa 40 bin liraydı emeklilerin ortalama maaşı. Getirdi onu 23 bin liraya. Biz durursak o vurmaya devam edecek. Herkes ezilene ve yok olana kadar. Allah’ı var; ben gittiğimiz meydanlara çağırıyorum, emekliler de geliyor, örgütleri de var geliyor. Pijamasıyla gelen de var, ‘Çıkardım oğlum, bunu giyindim’ diyen var. Emeklilere şunu söylüyorum; bu mücadele belki Türkiye, dünya siyasi tarihine geçecek bir mücadeleye dönüşebilir. Haftaya Meclis’te uğraşacağız. Siz izleyeceksiniz, herkes izleyecek. Vermeden kaçtılar diyelim. Meydan, meydan; kaçtıkları yere kadar ve seçim sandığına kadar onları kovalayacağız. Duyduğum, dinlediğim bütün konuşmalardan özet şunu gördüm; artık emekli bugünün iktidarından zam, iyileştirme istemiyor. Sloganlardan da duyduğum emekli AK Parti hükümetinden zam istemiyor. Sandık istiyor, sandık. ‘Getir sandığı’ diyor. Buradan hepiniz adına AK Parti’nin kara düzenine meydan okuyorum. Bizim itirazımız var kardeşim. Bu kara düzene itirazı var emeklinin. Açlığa itirazım var. Yoksulluğa itirazım var. Sefalet ücretine itirazım var. Bu kara düzene itirazım var. AK Parti’nin kara düzenine itirazım var. Bu itirazı duyan duyuyor, duymayan kaçsın. Sandığa kadar kovalayacağız sizi, seçim sandığına kadar. ‘Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber, ya hiçbirimiz.’ Haftaya 30 milyon emekli ve yakınının gözleri Meclis’te mi? Haftaya o oylamada emekliye oy vermeyene selam vermiyoruz, öyle mi? O zaman bütün emeklilere söylüyorum; artık onlar düşünsün. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Hepinizi çok seviyorum. Biz kazanacağız. Emekliler kazanacak. Emekçiler kazanacak. Yoksullar kazanacak. AK Parti’nin kara düzeni kaybedecek. Yıkacağız o düzeni; emekliyi aç bırakan o kara düzeni hep birlikte yıkacağız. Hepinize saygıyla selamlıyorum.”

Seçmen İşaret Boyası Yeniden Zorunlu Hale Getirilmelidir Haber

Seçmen İşaret Boyası Yeniden Zorunlu Hale Getirilmelidir

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, seçim güvenliğine ilişkin tartışmaların yoğunlaştığı bir dönemde dikkat çeken bir kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sundu. Milletvekili Arslan, teklifle birlikte “seçmen işaret boyasının yeniden zorunlu hale getirilmesini” önererek, seçimlerin meşruiyetine yönelik kuşkulara karşı somut bir adım attı. ABD Başkanı Donald Trump’ın, 25 Eylül 2025’te Beyaz Saray’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik sarf ettiği “Hileli seçimleri herkesten daha iyi bilir” sözlerini hatırlatan Arslan, “Bu ifade, Türkiye’nin seçim süreçlerine dair güven sorununun artık sadece iç siyaset konusu olmadığını, uluslararası alanda da algı sorunu yarattığını göstermektedir.” dedi. “Artık mesele bir güvenlik değil, demokrasi meselesidir.” Arslan, seçim sonuçlarına yönelik kuşkuların derinleştiğini belirterek şöyle konuştu: “Türkiye artık seçim sonuçlarına güvenin azaldığı bir dönemi yaşıyor. Seçimlere gölge düşüren tartışmalar, taşınmalı seçmen uygulamaları, mükerrer oy iddiaları, sandık sonuçlarındaki şeffaflık eksikliği toplumda ciddi bir güvensizlik yaratmıştır. Halkımız sadece adil değil, güvenilir bir seçim istiyor. Bu teklif o güvenin yeniden inşası içindir.” “Trump’ın sözleri, bu tartışmanın uluslararası boyuta taşındığını gösteriyor.” “Bir ülkenin lideri, başka bir ülkenin Cumhurbaşkanına ‘hileli seçimleri herkesten iyi bilir’ diyorsa, mesele artık yalnızca iç siyasetin değil, ülkenin itibarı ve demokrasisinin sorunudur. Türkiye’nin buna vereceği yanıt; manipülasyon değil, güven ve şeffaflık olmalıdır. Bizim teklifimiz, bu güveni yeniden tesis etmenin ilk adımıdır.” “Bu teklif, milletin iradesine duyulan saygının ifadesidir.” Arslan’ın teklifi, yapılacak tüm seçimlerde “seçmen işaret boyası” kullanımını öngörüyor. Bu yöntem, geçmişte uzun yıllar uygulanan ve mükerrer oy kullanımını engelleyen fiziksel bir güvenlik önlemi olarak biliniyor. “Demokrasi sadece sandığa gitmek değildir; halkın oyuna sahip çıkacağına inanmasıdır. Seçmen işaret boyası uygulaması, dijital sistemlerin zafiyetini tamamlayan bir güvenlik halkasıdır. Bu uygulama, seçimlere yeniden itibar kazandıracak ve milletin iradesini şaibeden koruyacaktır.” “Seçim güvenliği partilerüstü bir milli sorumluluktur.” Arslan açıklamasını şu çağrı ile tamamladı: “Seçim güvenliği bir parti meselesi değil, milli bir sorumluluktur. Türkiye, halkın iradesini tartışmasız biçimde yansıtan seçimlerle yeniden güven duyan bir ülke olmak zorundadır. Bu kanun teklifi, sadece bir teknik düzenleme değil, Cumhuriyetimizin demokratik itibarı için atılmış bir adımdır.” Kanun Teklifinin Özeti • Yapılacak tüm seçimlerde seçmen işaret boyası zorunlu hale getirilecek. • Boyanın etkisi seçim süresince geçerli olacak ve 48–72 saat içinde kendiliğinden silinecek. • Uygulamanın usul ve esaslarını Yüksek Seçim Kurulu (YSK) belirleyecek. • Kanun, yayımı tarihinde yürürlüğe girecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.