SON DAKİKA
Hava Durumu

#Saygı

Porsuk Haber Ajansı - Saygı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Saygı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MHP Eskişehir İl Başkanı İsmail Candemir’den Başbuğ Türkeş İçin Anlamlı Mesaj Haber

MHP Eskişehir İl Başkanı İsmail Candemir’den Başbuğ Türkeş İçin Anlamlı Mesaj

Milliyetçi Hareket Partisi Eskişehir İl Başkanı İsmail Candemir, vefatının 29. yıl dönümünde Türk Dünyası'nın bilge lideri Başbuğ Alparslan Türkeş’i yayımladığı duygusal bir mesajla andı. Candemir, "Bizler senin mukaddes mirasın olan Türk milliyetçiliğini ve Turan ülküsünü yaşatacağız" dedi. ​Türk Dünyası'nın Acı Günü: 4 Nisan ​​MHP Eskişehir İl Başkanı İsmail Candemir, Başbuğ Türkeş’in vefat yıl dönümü vesilesiyle yaptığı açıklamada, Türk milliyetçiliği davasının sönmeyen ışığına vurgu yaptı. Candemir mesajında şu ifadelere yer verdi; "Aylardan Nisan… Baharı karşılamaya hazırlanırken gelen acı bir haber ile Milliyetçi-Ülkücü camianın, Türk Dünyası’nın ve onu seven herkesin mevsimi kışa döndü. On binlerce insanın yüreği o an tek bir insan için yandı, tutuştu, küle döndü. O insan için yek vücut olundu. Yalnızca Türkiye değil, tüm Türk Dünyası onun ardından yasa boğuldu. Rahmet-i Rahman’a kavuştu Başbuğumuz 4 Nisan günü… O vakte kadar inandığı değerler ve davası uğruna, Türk Dünyası’na kalbi bağlılıktan, “Milliyetçi Türkiye” idealinin bir gün gerçek olması ülküsünden bir an bile geri durmadı. Çünkü o, Türk milletinin ve Türk milliyetçiliğinin bayraklaşan bir ismi olmuştu. Hilalin yıldıza duyduğu aşkın misali, vazgeçilmez yeminler üzerine kurulu bir sevdaydı onunkisi. İnandığı davasında şahsiyet ve dirayet timsali; onurlu ve şerefli bir kılavuzdu. İlkeleri ve ülküleri adına tavizsiz yaşamış, vatanına, bayrağına ve milletine meftun bir hayat sürmüştür. Başbuğumuz, Ülkücü Türk gençliğinin mihmandarı; yolumuzda sönmeyen bir ışık, mukaddesatımızın koruyucusu ve gözeticisi, gelecek nesillerin mimarı olmuştur. Türk gençliğine hitaben söylediği şu söz, onun gençliğe verdiği değerin en açık ifadesidir: “Gençler, hepiniz birer Türk bayrağısınız. Lekelemeyin, kirletmeyin, yere düşürmeyin.” O gençler de ahde vefanın en güzel ve en ulvi örneğini Başbuğumuzun cenaze merasiminde göstermiştir. O gün adeta bozkurtların dirildiği bir gün olmuştur. Ankara’nın dondurucu soğuğuna ve bitmek bilmeyen karına rağmen aynı sevda için toplanan; saatlerce yürüyen, yürekleri yas içinde, gözleri ıslak bir milyon insan o kalabalıktan kopmamıştır. Çünkü o kalabalık Başbuğumuzu bir ağabey, bir yol gösterici, bir dost bilmiştir. Ve her şeyden öte babacan tavrının bir nişanesi olarak onun yüz binlerce evladı vardır. Tıpkı benim de hiç görmediğim babamın yerine onu koyduğum gibi… İftihar duyarım ona evlat olmaktan, onun benim babam olmasından… Ona “baba” diye hitap etmekten… Bizler senin mukaddes miras olarak bıraktığın Türk milliyetçiliğini ve Turan ülküsünü yaşatmak için; fikir, iman ve ülkü aşkıyla mücadele edeceğiz. Senin 9 Işık Doktrini’nin yılmaz savunucuları olacağız ve asla taviz vermeyeceğiz. Davâmızın istikbali için birlik ve beraberlik şuuruyla hareket edecek; ülkemizin menfaatlerini şahsi menfaatlerimizin üzerinde tutacak, gerekirse fedakârlık göstereceğiz. Türk milletinin mukadderatı ve geleceği için durmadan, yılmadan, yorulmadan çalışacağız. Kutlu mefkûremize taviz vermeden, mukaddesatımızın koruyucusu olarak hayal ettiğimiz medeniyet tasavvurunu gerçeğe dönüştüreceğiz. Başaracağız! Başarmanın en müstesna hazzını senin sayende yaşayacağız. Dilaver Cebeci’nin sana ithaf ettiği mısralarda olduğu gibi ben de diyorum ki: “Kahrolayım sevmedim Ülkü’den başkasını, bir de seni çok seviyorum.” Türk milliyetçiliği davasının yılmaz ve yıkılmaz savunucusu; ömrünü Türk milletinin onurlu geleceğine adayarak mücadele eden, her türlü zorluk ve baskıya rağmen yılmadan, yıkılmadan ömrünün son demine kadar davasına hizmet etmiş olan; büyük Türk milliyetçisi, Milliyetçi Hareket Partisi’nin kurucu Genel Başkanı, Türk Dünyasının Başbuğu Alparslan Türkeş’i ebediyete irtihalinin 29. sene-i devriyesinde en derin özlem, minnet, saygı ve rahmetle anıyorum. Ruhun şad, mekânın cennet olsun Türk’ün son Başbuğu!"

Başkan Ataç’tan 2. İnönü Zaferi Mesajı Haber

Başkan Ataç’tan 2. İnönü Zaferi Mesajı

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, 2. İnönü Zaferi'nin 105. yıl dönümü dolayısıyla anlamlı bir mesaj yayımladı. Başkan Ataç mesajında, bu tarihi başarının Türk milletinin bağımsızlık uğruna sergilediği sarsılmaz iradenin, kahramanlığın ve vatan sevgisinin en güçlü simgelerinden biri olduğunu vurguladı. 2. İnönü Zaferi’nin sadece askeri bir galibiyet değil, bir milletin küllerinden doğuşunun müjdecisi olduğunu belirten Ataç, bu ruhun bugün de aynı kararlılıkla korunduğunu ifade etti. ​Milli Onur ve Bağımsızlık Kararlılığı ​Başkan Ahmet Ataç, 2. İnönü Zaferi’nin milletimizin en zor şartlar altında dahi esareti kabul etmeyeceğini tüm dünyaya kanıtlayan bir destan olduğunu belirtti. Bu zaferin cephede kazanılan başarının ötesinde, milli onurun ve vatan sevgisinin en gür sesi olduğunu ifade eden Ataç, aziz milletimizin tarih boyunca vatanına ve bayrağına canı pahasına sahip çıktığını hatırlattı. Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktalarından biri olan bu mücadelenin, yüksek bir ruhun ve eşsiz bir fedakârlığın unutulmaz bir nişanesi olduğunun altını çizdi. ​Cumhuriyet Değerlerini Yaşatma Görevi ​Gelecek nesillere düşen en büyük sorumluluğun bu kutsal emanete sahip çıkmak olduğunu dile getiren Başkan Ataç, Cumhuriyetin temel taşları olan bağımsızlık, özgürlük ve millet egemenliği değerlerinin korunması gerektiğini vurguladı. Bir milletin en büyük gücünün ortak hafızası ve bağımsızlık aşkı olduğunu belirten Ataç, bu değerlerin toplumu bir arada tutan en sağlam bağ olduğunu ifade etti. ​Kahramanlara Minnet ve Saygı ​Mesajının sonunda tarihi bir vefa vurgusu yapan Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, 2. İnönü Zaferi’nin yıl dönümü vesilesiyle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü’yü, silah arkadaşlarını ve Türk istiklal mücadelesinin tüm kahramanlarını saygı, minnet ve rahmetle andığını belirtti.

Tepebaşı’nda Bayramın Hafızaları Konuştu Haber

Tepebaşı’nda Bayramın Hafızaları Konuştu

Tepebaşı Belediyesi Metin Özöğüt Yaşam Merkezi’nde ikamet eden deneyimli vatandaşlar, Ramazan Bayramı’nda hem geçmişin hatıralarını hem de bugünün duygularını paylaştı. Bayramların yıllar içindeki değişimini kendi yaşamlarından örneklerle anlatan sakinler, tüm vatandaşlara sevgi, saygı ve birlik mesajı vererek, bir aile ortamı sağladığı için Tepebaşı Belediyesi’ne teşekkür etti. Tepebaşı Belediyesi Metin Özöğüt Yaşam Merkezi’nde ikamet eden deneyimli vatandaşlar, bayramların geçmişten bugüne değişen yüzünü anlatarak birlik, beraberlik ve dayanışma mesajı verdi. Eski bayramların samimiyetini ve paylaşma kültürünü özlemle hatırlatan sakinler, günümüzde yaşanan ekonomik zorluklara da değinirken, gençlere “büyüklerinizi unutmayın, bayramlarda bir arada olun” çağrısında bulundu. Ayrıca tüm vatandaşlara sağlıklı, huzurlu ve gönüllerince bir bayram geçirmeleri temennisini iletti. Deneyimli vatandaşlardan Mehmet Yıldırım, eski bayramların taşıdığı anlamın zamanla değiştiğini ifade ederek, “Eskiden her şey yaşandığı haliyle daha güzeldi. Geleneklerimiz daha güçlüydü. Ama gençler bugün çok daha geniş düşünebiliyor. Bayram, herkes birbirine saygılı olursa gerçekten güzel olur. Herkesin bayramı gönlünce geçsin” dedi. “Gençler büyüklerini unutmasın, onların ellerini öpsün, sarılsınlar” Arif Dilev ise bayramların en önemli yanının paylaşmak olduğunu vurgulayarak, “Eskiden bayram sabahları ailece toplanır, birlikte bayramlaşırdık. İnsanlar daha samimiydi. Şimdi ekonomik şartlar da zorlaştı, bayramlar biraz değişti. Gençler büyüklerini unutmasın, onların ellerini öpsün, sarılsınlar” ifadelerini kullandı. Merkez sakinlerinden Ayten Yazgı, Metin Özöğüt ailesine, Ahmet Ataç’a ve merkezde görev yapan sağlık personeline teşekkür ederek herkesin bayramını kutladı. Nazik Olgun da bayramların çocuklar için taşıdığı heyecana dikkat çekerek, “Eskiden bayramlar daha sevinçliydi. Çocuklar bayramı dört gözle beklerdi. Şimdi ise ekonomik nedenlerle o heyecanı aynı şekilde yaşamak zorlaştı. Yine de herkesin bayramı güzel geçsin” dedi.

Bayram Sofraları: Paylaşmanın ve Birlikte Olmanın En Kadim Ritüeli Haber

Bayram Sofraları: Paylaşmanın ve Birlikte Olmanın En Kadim Ritüeli

Bayram sabahlarının kendine özgü bir sesi vardır. Henüz gün yeni ağarırken mutfaktan yükselen yemek kokuları, telaşla hazırlanan tabaklar ve bir araya gelmenin verdiği o tanıdık sevinç… Türk kültüründe bayram sofraları yalnızca bir yemek buluşması değil; paylaşmanın, bereketin ve şükrün somutlaştığı güçlü bir kültürel mirastır. Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sibel Önçel Güler, Türk kültüründe bayram sofralarının taşıdığı anlamı, yörelere göre değişen lezzetleri, tatlı ikramının sembolik değerini ve yeni neslin bayram sofralarına yaklaşımını değerlendirdi. Bayram sofraları paylaşımın ve bereketin sembolü Türk kültüründe bayram sofraları yalnızca karın doyurulan bir masa değil; aynı zamanda paylaşımın, bereketin ve birlikte olma duygusunun en görünür hâli. Bayram günleri için hazırlanan sofralar günlük yemek düzeninden farklı; daha özenli, daha zengin ve daha anlam yüklü. Prof. Dr. Önçel Güler’e göre bayram yemeği çoğu zaman haftalar öncesinden planlanır. Evlerde en iyi malzemeler saklanır, mutfaklar bayram sabahına hazırlanır. Evin en geniş masası ya da geleneksel yer sofrası kurulur. Çünkü bayram sofrasında sunulan her tabak, ev sahibinin misafirine gösterdiği hürmetin bir ifadesi olarak kabul edilir. Bayram sabahının kendine özgü ritüelleri Anadolu’nun birçok yerinde bayram sabahı sofraları belirli ritüeller eşliğinde hazırlanır. Bayram namazından sonra kurulan kahvaltı sofraları, ailenin ilk buluşma noktası. Bu sofralarda börekler, çörekler, etli yemekler, reçeller ve tatlılar yer alır. Ancak Anadolu’nun her köşesinde bayram sofralarının kendine özgü bir hikâyesi vardır. Karadeniz bölgesinde bayram sabahı sofralarında mıhlama, börek ve tatlılar öne çıkarken Güneydoğu Anadolu bölgesinde baklava ve et yemekleri sofraların baş köşesine yerleşir. Bazı bölgelerde bayram sabahı kavurma yapılması ise bereketin sembolü olarak kabul edilir. Birçok ailede hazırlıklar bayramdan bir gün önce başlar. Aile büyükleriyle birlikte mutfakta geçirilen bu zaman yalnızca yemek hazırlığı değil, aynı zamanda kültürel aktarımın da bir parçası. Bu sofralarda en dikkat çeken geleneklerden biri ise hiyerarşi. Evin en büyüğü masaya oturmadan yemeğe başlanmaz, dualar edilir ve bayramlaşma çoğu zaman bu sofranın etrafında gerçekleşir. Böylece genç kuşaklara aile içindeki saygı ve birlik duygusu doğal bir şekilde aktarılır. Tatlılar, yeni bir dönemin ağız tadıyla başlaması için verilen sessiz bir söz niteliğinde Bayram sofralarının vazgeçilmezlerinden biri de tatlılar. Baklava, şerbetli tatlılar ve şekerlemeler yalnızca damak tadı için değil, taşıdıkları sembolik anlam nedeniyle de sofralarda yer alır. Prof. Dr. Önçel Güler, tatlı ikramının Türk kültüründe önemli bir mesaj taşıdığını vurguluyor. Misafirlere sunulan tatlılar, aslında “hoş geldiniz” demenin ve iyi dilekleri paylaşmanın bir yolu. Aynı zamanda kırgınlıkların geride bırakıldığı, yeni bir dönemin ağız tadıyla başlaması için verilen sessiz bir söz niteliğinde. Tatlıların paylaşılması, bayramın sevinç atmosferini genişleterek toplumsal ilişkilerin güçlenmesine de katkı sağlıyor. Bayram sofraları toplumsal bağları güçlendiriyor Bayram sofraları yalnızca aile bireylerini değil, farklı kuşakları ve sosyal çevreleri de bir araya getiren önemli bir kültürel mekân niteliği taşıyor. Aynı masa etrafında buluşan aile üyeleri hem yemeklerini paylaşıyor hem de anılarını tazeliyor. Misafir ziyaretleri, komşulara yapılan ikramlar ve akraba buluşmaları bu sofraların sosyal boyutunu genişletiyor. Prof. Dr. Önçel Güler’e göre bayram sofraları modern dünyanın bireyselleşen yaşam tarzına karşı güçlü bir direnç noktası oluşturuyor. Paylaşılan bir tencere yemeği ya da aynı tepsiden yenilen bir tatlı, “biz” olma duygusunu pekiştiriyor. Ekonomik durum ne olursa olsun bayram günlerinde kapıların herkese açık olması, yani “Tanrı misafiri” kültürü, toplumsal dayanışmayı canlı tutan önemli bir değer olarak varlığını sürdürüyor. Modern yaşam bayram sofralarını dönüştürüyor Günümüzde şehirleşme ve hızlanan yaşam temposu bayram sofralarının hazırlık süreçlerini de değiştirmeye başlamış durumda. Eskiden günler süren imece usulü hazırlıkların yerini çoğu zaman hazır alınan tatlılar ya da dışarıda yenilen bayram yemekleri alabiliyor. Özellikle büyük şehirlerde bayramların bir tatil fırsatı olarak görülmesi, kalabalık aile sofralarının yerine daha küçük buluşmaları getirebiliyor. Ancak köklerine bağlı birçok aile için bayram sofraları hâlâ önemli bir kültürel değer olmayı sürdürüyor. Geleneksel tarifler kimi zaman modern sunumlarla birleşerek yeni neslin sofralarında yaşamaya devam ediyor. Gastronomi eğitimi kültürel mirası yaşatabilir Prof. Dr. Sibel Önçel Güler’e göre gastronomi eğitimi, geleneksel yemek kültürünün korunmasında ve gelecek kuşaklara aktarılmasında önemli bir rol üstleniyor. Eğitim programlarında yerel mutfak kültürüne ve bayram yemeklerine yer verilmesi, öğrencilerin bu mirası akademik bir bakış açısıyla tanımasını sağlıyor. Uygulamalı dersler, atölyeler ve kültürel etkinlikler sayesinde öğrenciler hem geleneksel tarifleri öğreniyor hem de bu tarifleri modern gastronomi anlayışıyla yeniden yorumlayabiliyor. Böylece bayram yemekleri yalnızca geçmişe ait bir hatıra olmaktan çıkıp yaşayan bir kültürel değer hâline geliyor. Bayram sofraları yalnızca yemeklerin değil, anıların da paylaşıldığı yerler. Aynı masanın etrafında toplanan insanlar, bir yandan geleneksel lezzetleri tadarken diğer yandan geçmişten bugüne uzanan hikâyeleri yeniden hatırlar. Bu nedenle bayram sofraları Türk kültüründe yalnızca bir yemek ritüeli değil, aynı zamanda toplumsal hafızayı canlı tutan güçlü bir kültürel miras olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor. Kaynak: AnaHaber

Bizlere Düşen Görev O Büyük Direnişin Mirasını Yaşatmak Haber

Bizlere Düşen Görev O Büyük Direnişin Mirasını Yaşatmak

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin 111’nci yıldönümü nedeniyle bir mesaj yayınladı. Mesajında 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin yalnızca bir askeri zafer olmadığının altını çizen Başkan Kurt, bu tarihin bağımsızlık iradesinin, halkın örgütlü gücünün ve vatan sevgisinin tarih sahnesine kazındığı anlamlı bir gün olduğunu vurguladı. Başkan Kurt, mesajına şu sözlerle devam etti: “Çanakkale Zaferi, emperyalizme karşı verilen onurlu mücadelenin en güçlü simgelerinden biri olmuş; bu topraklarda özgür ve eşit bir yaşamın mümkün olduğunu tüm dünyaya göstermiştir. Bizlere düşen görev; o büyük direnişin mirasını yaşatmak, Cumhuriyetimizin temel değerlerine, demokrasiye, laikliğe ve halk egemenliğine kararlılıkla sahip çıkmaktır. Çanakkale’de yakılan bağımsızlık meşalesi, bugün de yolumuzu aydınlatmaya devam etmektedir. Çanakkale ruhu; yokluklar içinde dahi dayanışmanın, fedakârlığın ve ortak aklın neleri başarabileceğinin en somut göstergesidir. Bugün ülkemizin karşı karşıya olduğu her türlü zorlukta, aynı birlik ve beraberlik anlayışını büyütmek; adalet, eşitlik ve özgürlük temelinde güçlü bir gelecek inşa etmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu bilinçle hareket ederek, geçmişten aldığımız güçle yarınlara umutla yürümeye devam edeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm kahramanlarımızı saygı, minnet ve özlemle anıyorum. 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümü kutlu olsun.”

Kadınlar Toplumsal Hayatın ve Ekonominin En Güçlü Taşıyıcılarından Biridir Haber

Kadınlar Toplumsal Hayatın ve Ekonominin En Güçlü Taşıyıcılarından Biridir

Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda kadınların toplumsal hayatın ve ekonominin en güçlü taşıyıcılarından biri olduğunu vurguladı. Kesikbaş mesajında, kalkınmanın yalnızca fabrikalarla, makinelerle ya da yatırımlarla ölçülemeyeceğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bir toplumun gerçek gücü, kadınlarının hayatın içinde ne kadar özgür, üretken ve görünür olduğuyla ölçülür. Kadınların emeği iş gücünün ötesinde sabrın, merhametin ve dayanışmanın hayat bulmuş halidir. Evde, atölyede, fabrikada, ofiste ya da laboratuvarda, kadınların dokunduğu her yerde üretimin ruhu ve toplumsal vicdan güç kazanır.” Sanayinin dönüşümünden ekonomik gelişime kadar her alanda kadınların katkısının belirleyici olduğunu vurgulayan Kesikbaş, fırsat eşitliğinin güçlenmesinin hem ekonomi hem de toplum için hayati önem taşıdığını ifade etti. “Daha güçlü bir ekonomi, daha adil bir toplum ve daha umutlu bir gelecek için kadınların üretimden yönetime kadar her alanda daha fazla yer aldığı bir dünyaya ihtiyacımız var. Eşitlik, saygı ve hoşgörü; sürdürülebilir kalkınmanın da toplumsal barışın da temelidir.” Kesikbaş mesajını şu sözlerle tamamladı: “Hayatın yükünü omuzlayan, emeğiyle geleceği şekillendiren, bilgisi ve cesaretiyle topluma yön veren tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü içtenlikle kutluyor; daha eşit ve daha adil bir dünya için birlikte yürümeye devam edeceğimize inanıyorum.”

8 Mart Kadınların Eşitlik, Özgürlük ve Adalet Mücadelesinin Simgesi Haber

8 Mart Kadınların Eşitlik, Özgürlük ve Adalet Mücadelesinin Simgesi

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle bir mesaj yayınladı. Mesajında 8 Mart’ın yalnızca bir kutlama günü olmadığına dikkat çeken Başkan Kurt, 8 Mart’ın kadınların eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesinin simgesi olduğunun altını çizdi. 8 Mart’ın aynı zamanda kadın emeğinin görünür olması, kadınların alın terinin hak ettiği değeri görmesi ve yaşamın her alanında eşit haklara sahip olması için verilen uzun ve kararlı mücadelenin tarihi olduğunun altını çizen Başkan Kurt, mesajına şu sözlerle devam etti: “Evde, tarlada, fabrikada, atölyede, ofiste ve hayatın her alanında üreten kadınların emeği, toplumun gerçek gücünü oluşturur. Ne yazık ki bugün hâlâ kadınların yaşam hakkının dahi güvence altında olmadığı bir ülkede yaşıyoruz. Kadınlar bir yandan emekleriyle yaşamı var ederken, diğer yandan şiddet ve eşitsizlikle mücadele etmek zorunda bırakılıyor. Her gün yeni bir kadın cinayeti haberiyle sarsılıyor, her gün bir kadının hayatının yarım bırakıldığına tanıklık ediyoruz. Bu acı gerçek, 8 Mart’ın neden hâlâ bir mücadele günü olduğunu bize bir kez daha hatırlatıyor. Henüz birkaç gün önce İstanbul Zeytinburnu sahilinde hayatını kaybetmiş halde bulunan ve “Başıma bir şey gelirse intihar etti demeyin” diyerek kamuoyuna seslenen Fatmanur Çelik ile kızı Hifa İkra Şengüler’in ölümü, toplum vicdanında derin bir yara açmıştır. Yine dün Eskişehir’de evinde evli olduğu erkek tarafından boğularak öldürülen Sevim Özdemir’in acı haberi, kadınların ne kadar büyük bir tehditle karşı karşıya olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu ölümler sıradan birer adli vaka değildir; kadınların yaşam hakkını hedef alan sistematik şiddetin sonucudur. Kadına yönelik şiddetle mücadele, yalnızca bireysel bir mesele değil; kamusal sorumluluk gerektiren siyasal bir konudur. Kadınları koruyan yasaların etkin uygulanması, cezasızlık kültürünün ortadan kaldırılması ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin yaşamın her alanında güçlendirilmesi bir tercih değil, zorunluluktur. Aynı zamanda kadın emeğinin güvenceli hale getirilmesi, kadınların ekonomik hayatta eşit koşullarda yer alabilmesi ve emeklerinin karşılığını alabilmesi de bu mücadelenin ayrılmaz bir parçasıdır. Kadınların yaşam hakkını ve emeğini savunmak, demokrasiye ve insan haklarına sahip çıkmaktır. Odunpazarı Belediyesi olarak bizler, kadınların sosyal, ekonomik ve kültürel yaşamda güçlenmesi için çalışmalar yürütmeye; kadın emeğini destekleyen projeleri hayata geçirmeye ve kadınların yanında olmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki kadın emeğinin değersizleştirildiği, kadınların özgür olmadığı bir toplumda gerçek bir demokrasi de mümkün değildir. Bu duygu ve düşüncelerle, yaşamı emeğiyle var eden tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü selamlıyor; şiddet sonucu aramızdan koparılan tüm kadınları saygı ve rahmetle anıyorum. Kadınların korkmadan yaşayabildiği, emeğinin değer gördüğü, eşit ve adil bir ülke umuduyla mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.