SON DAKİKA
Hava Durumu

#Saray Takvimi

Porsuk Haber Ajansı - Saray Takvimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Saray Takvimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Çınar: "Bu Düzen İflas Etmiştir!" Haber

CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Çınar: "Bu Düzen İflas Etmiştir!"

CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, Ocak ayı boyunca sürdürdükleri "Saray Takvimi" çalışmasının kapanışını bir basın açıklamasıyla yaptı. Çınar, "Sarayın pembe tabloları ile sokağın gerçekleri arasında bir uçurum değil, kopuş var" diyerek erken seçim çağrısını yineledi. ​Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı, Ocak 2026 süresince her gün güncel sorunları ve iktidarın politikalarını eleştiren "Saray Takvimi" çalışmasını tamamladı. Projenin final açıklamasını yapan İlçe Başkanı Rahmi Çınar, Türkiye’nin ekonomik ve demokratik bir iflasın eşiğinde olduğunu vurguladı. ​"Sarayın İnkar Siyasetini Kayda Geçirdik" ​Çınar, çalışmanın temel amacının toplumsal hafızayı diri tutmak olduğunu belirterek; "Bu çalışma yalnızca sorunları sıralamak için değil, halkın gerçekleri ile iktidarın anlatıları arasındaki derin kopuşu belgelemek için hazırlandı. Saraydan bakıldığında her şey yolunda görünüyor olabilir ancak sokakta emekli geçinemiyor, gençler geleceğini yurt dışında arıyor" dedi. ​Demokrasi ve Kayyum Vurgusu ​Açıklamasında sadece ekonomiyle sınırlı kalmayan Çınar, hukuk ve demokrasi alanındaki tahribata da dikkat çekti. Seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyum atanmasını "halk iradesinin gaspı" olarak nitelendiren Çınar, şu ifadeleri kullandı: ​"Halkın oylarıyla seçilmiş belediye başkanlarının tutuklu olması kabul edilemez. Kayyum uygulamaları derhal son bulmalı, tutuklu başkanlarımız özgürlüklerine kavuşmalıdır. Sandık, baskı altından kurtarılmalıdır." ​"Erken Seçim Zorunluluktur" ​CHP’nin çözüm odaklı bir siyasal iradeye sahip olduğunu vurgulayan Rahmi Çınar, Türkiye’nin içinde bulunduğu krizden çıkış yolunun sandık olduğunu ifade etti. Çınar, "Türkiye’nin kaybedecek bir günü bile kalmamıştır. Erken seçim artık bir tercih değil, toplumsal bir zorunluluktur. Saray bu ülkeyi yönetemiyor; bu düzen sürdürülemez" dedi. ​CHP İktidarında Neler Değişecek? ​Başkan Çınar, CHP'nin iktidar programına dair vaatlerini de şu başlıklarla sıraladı: ​Ekonomide Liyakat: Akılcı ve liyakatli yönetimle ekonomi ayağa kaldırılacak. ​Sosyal Devlet: Emekli insanca yaşayacak, hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek. ​Hukuk ve Adalet: Yargı talimatla değil, evrensel ilkelerle işleyecek.​ Özgürlükler: Hiçbir yurttaş düşüncesi nedeniyle özgürlüğünden mahrum bırakılmayacak. ​Açıklamasını "Biz karanlığı teşhir ettik, şimdi aydınlığı kurmaya hazırız" sözleriyle noktalayan Çınar, değişim ve umut vurgusu yaparak tüm vatandaşları halkın iktidarını kurmaya davet etti.

Ülkede Takvimler Günleri Değil, Kaybedilen Hakları Gösteriyor Haber

Ülkede Takvimler Günleri Değil, Kaybedilen Hakları Gösteriyor

Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı ülke gündemlerine yönelik farkındalığı arttırmak amacıyla hazırladığı "Saray Takvimi" çalışmasının üçüncü haftasının basın toplantısını gerçekleştirdi. Hamamyolu Yediler Parkı'nda düzenlenen basın toplantısına Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Meclis Üyeleri, İlçe Yöneticileri ile mahalle temsilcileri katılım sağladı. CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı olarak, Ocak ayı boyunca kamuoyuyla paylaştığımız Ocak 2026 Saray Takvimi çalışmasının üçüncü haftasında, üçüncü basın açıklamamızı gerçekleştiriyoruz. Bu çalışma; Türkiye’nin bugün içine sürüklendiği ekonomik çöküşün, sosyal adaletsizliğin ve derinleşen yönetim krizinin, yurttaşın gündelik yaşamında nasıl ağır sonuçlar doğurduğunu açık biçimde ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. Saray Takvimi, iktidarın kürsülerden anlattığı söylemlerle; halkın mutfağında, cebinde ve yaşamında yaşadığı gerçekler arasındaki derin uçurumu görünür kılmaktadır. Bu takvim; masa başında üretilmiş, gerçeği perdeleyen istatistiklerin değil; boş tencerelerin, dolmayan pazar filesinin, ödenemeyen faturaların ve ertelenen yaşamların kaydıdır. Amacımız; halkın yaşadığı sorunları yumuşatmak ya da örtmek değil, olduğu gibi ve tüm açıklığıyla kamuoyunun önüne koymaktır. Paylaşılan içerikler; asgari ücretlilerin ve emeklilerin, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında nasıl sistematik biçimde yoksullaştırıldığını açıkça göstermektedir. Açıklanan ücret artışlarının daha yurttaşın cebine girmeden zamlarla geri alınması; bu düzenin bir geçim düzeni değil, kalıcı bir yoksulluk düzeni haline getirildiğini ortaya koymaktadır. Bugün milyonlarca yurttaş için hayat; insanca yaşamak değil, hayatta kalma mücadelesine dönüşmüş durumdadır. Hayat pahalılığı yalnızca ücretleri değil, günlük yaşamın tamamını kuşatmıştır. Elektrikten doğalgaza, gıdadan kiraya, ulaşımdan eğitime kadar her alanda yaşanan kontrolsüz fiyat artışları; yurttaşın alım gücünü bilinçli ve sürekli biçimde eritmektedir. Günlük yaşamın her anında hissedilen zamlar, vergiler ve temel tüketim kalemlerindeki artışlar, yurttaşın alım gücünü sistemli biçimde aşındırmaktadır. Vergi yükü adaletsizce halkın sırtına bindirilirken, borçlanma artık bir tercih değil, zorunluluk haline getirilmiştir. Bu tablo; ekonomik krizin geçici değil, yanlış ve ısrarcı politikalarla kalıcı hale getirildiğini göstermektedir. Bugün öğrenciler için sorun yalnızca gelecek kaygısı değildir; bugünün kendisi başlı başına bir kriz alanına dönüşmüştür. Barınma sorunu çözülemez hale gelmiş, yurtlar yetersiz kalmış, kiralar öğrenciler için erişilemez noktaya ulaşmıştır. Bir öğün yemeğin dahi hesaplandığı, ulaşım giderlerinin eğitimin önüne geçtiği bu tabloda öğrenciler, eğitim hakkını değil yaşam mücadelesini düşünür hale getirilmiştir. Eğitim hakkının bu kadar ağır bir ekonomik yüke dönüşmesi, sosyal devlet anlayışının terk edildiğinin açık göstergesidir. Ekonomik krizin etkileri yalnızca maaşlarda değil, kamusal hizmetlerin niteliğinde de derin biçimde hissedilmektedir. Devlet okullarında artan kaynak yetersizliği, sağlık sisteminde yaşanan randevu krizi, katkı payları ve ek ödemeler; yurttaşı nitelikli eğitime ve sağlığa erişemez hale getirmektedir. Bugün yurttaş, vergisini ödediği halde temel hizmetleri ya alamamakta ya da ek bedellerle satın almak zorunda bırakılmaktadır. Bu durum, krizin cebin ötesine geçerek doğrudan yaşam kalitesini hedef aldığını göstermektedir. Aynı zamanda bu ülkede bilim ve akıl sistemli biçimde dışlanmaktadır. Bilim insanlarının, akademisyenlerin ve uzmanların uyarıları dikkate alınmamakta; kararlar bilimsel verilerle değil, siyasi tercihlerle alınmaktadır. Bilimin yok sayıldığı, liyakatin geri plana itildiği bir yönetim anlayışı; ekonomiden eğitime, sağlıktan çevreye kadar her alanda krizi derinleştirmektedir. Bilimden kopmuş bir ülkenin ilerlemesi mümkün değildir. Saray Takvimi’nde yer alan içerikler, gençlerin geleceğe dair umutlarının nasıl sistematik biçimde törpülendiğini de gözler önüne sermektedir. Eğitimde belirsizlik, artan işsizlik, güvencesiz çalışma ve liyakatin yerini alan kayırmacı uygulamalar; gençleri bu ülkede hayal kuramaz hale getirmiştir. Bugün gençler, emeklerinin karşılığını alabilecekleri bir gelecek için Türkiye yerine başka ülkeleri düşünmek zorunda bırakılmaktadır. Bu düzen yalnızca en yoksulları değil; bir zamanlar ayakta kalabilen, geçinebilen geniş bir kesimi de hızla yoksullaştırmaktadır. Orta sınıf erimekte, sabit gelirli çalışanlar her ay biraz daha geriye düşmektedir. Kredi kartlarıyla dönen bir hayat, ertelenen ihtiyaçlar ve artan borçlar; orta sınıfın sessiz çöküşünü ortaya koymaktadır. Bu tablo, ekonomik krizin istisna değil, toplumun tamamını etkileyen yapısal bir sorun haline geldiğini göstermektedir. Bu ağır tabloya, hukukun siyasallaştırılması ve adalet duygusunun zedelenmesi de eklenmiştir. Düşüncesini dile getiren, demokratik haklarını kullanan, halkın iradesini savunan yol arkadaşlarımız bugün tutuklu bulunmaktadır. Tutuklu gazeteciler, siyasetçiler, akademisyenler ve yerel yöneticiler; bu ülkenin nasıl bir baskı iklimine sürüklendiğinin en somut göstergesidir. Adaletin olmadığı yerde ne güven olur ne de toplumsal huzur sağlanabilir. Halkın sandıkta ortaya koyduğu irade ise kayyum uygulamalarıyla yok sayılmaktadır. Seçilmiş belediye başkanlarının yerine atanan kayyumlar, yalnızca yerel demokrasiyi değil, yurttaşın seçme ve seçilme hakkını da hedef almaktadır. Bu uygulamalar, iktidarın sandıkta kazanamadığını masa başında almaya çalıştığını açıkça göstermektedir. Demokrasiye yapılan bu müdahaleler, yönetim krizini daha da derinleştirmektedir. Bu düzenin en ağır faturası asgari ücretlilere ve emeklilere kesilmiştir. Bugün asgari ücret, bu ülkede bir geçim ücreti değil; sefalet ücreti haline getirilmiştir. Asgari ücretli, ayın ilk haftasında maaşını kaybetmekte; kalan günlerde borçla, eksik gıdayla, ertelenmiş ihtiyaçlarla yaşamaya mahkum edilmektedir. Bu iktidar, çalışanın emeğini korumamış; emeği ucuz, hayatı değersiz görmüştür. Emekliye reva görülen maaş; bir yaşam değil, yavaş yavaş yok oluş dayatmasıdır. Bugün emeklilerimiz kira mı ödesin, fatura mı yatırsın, ilaç mı alsın diye düşünmek zorunda bırakılmaktadır.Bu tablo bir kader değil yanlış ve adaletsiz bir yönetim anlayışının sonucudur. Çiftçinin, esnafın ve küçük üreticinin yaşadığı derin çıkmaz ise artık inkâr edilemez boyutlara ulaşmıştır. Artan girdi maliyetleri, yetersiz destekler ve plansız tarım ve ekonomi politikaları nedeniyle üretmek her geçen gün daha da zorlaşmaktadır. Üretenin ayakta kalamadığı bir ekonomik düzen; yalnızca üreticiyi değil, toplumun tamamını yoksullaştırmaktadır. Tüm bu tabloya rağmen; israfın, şatafatın ve ayrıcalıkların hâkim olduğu bir yönetim anlayışı sürdürülmektedir. Halktan sürekli fedakârlık bekleyen bir anlayışın, kendi harcamalarından ve yaşam tarzından vazgeçmemesi; yaşanan adaletsizliği daha da görünür kılmaktadır. Bu durum, iktidarın halkın gerçek gündeminden bilinçli biçimde uzaklaştığını açıkça göstermektedir. Ocak 2026 Saray Takvimi’nin üçüncü haftasında paylaşılan içerikler; tekil sorunları değil, bütünlüklü bir yoksullaşma düzenini, derinleşen adaletsizliği ve ciddi bir demokrasi ve yönetim krizini anlatmaktadır. Bunlar; istatistiklerle gizlenemeyecek, yurttaşın sofrasında, cebinde, özgürlüğünde ve geleceğinde doğrudan hissedilen gerçeklerdir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler; halkın iradesini yok sayan, bilimi dışlayan, bu anlayışa karşı susmayacağız. Gerçeği söylemeye, yurttaşın sesi olmaya ve bu düzeni değiştirmek için örgütlü, kararlı ve cesur bir mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. Bu ülkenin kaynaklarının, bir avuç ayrıcalıklı kesim için değil, 85 milyon yurttaş için adil, şeffaf ve halktan yana kullanıldığı bir Türkiye mümkündür. Ocak 2026 Saray Takvimi çalışmamız; toplumsal hafızayı diri tutmak, yaşanan adaletsizlikleri kayıt altına almak ve değişimin zorunluluğunu, bir kez daha hatırlatmak amacıyla hazırlanmıştır. Mücadelemiz emeğin adaletin ve insanca yaşamın egemen olduğu bir Türkiye kurulana kadar sürecektir. Sonuç olarak ülkemiz; halkın gerçek ihtiyaçlarından uzak, sarayın ayrıcalıklarını önceleyen bir anlayışla yönetilmektedir. Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı ilçe Başkanlığı olarak emeği yok sayan yoksulluğu kalıcı hale getiren bu düzene karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.Sarayın gündemi değil halkın gündemi değişene kadar susmayacağız. Bugün bu ülkede takvimler günleri değil, kaybedilen hakları göstermektedir. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi olarak biliyoruz ki; umut bu ülkenin sokaklarındadır, mahallelerindedir, meydanlarındadır. Umut halktadır, umut bizdedir. Bu düzen değişecektir. Çünkü artık sıra halktadır, sıra bizdedir. Verdiğimiz mesaj nettir, Sarayın takvimi dolmuştur. Sıradaki takvim, Cumhuriyet Halk Partisi önderliğinde Halkın iktidarıdır. Odunpazarı İlçe Başkanlığı adına hepinize saygılar sunuyorum."

"Saray Takvimi" Bir Siyasi Sorumluluğun İfadesidir Haber

"Saray Takvimi" Bir Siyasi Sorumluluğun İfadesidir

CHP Odunpazarı İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen basın toplantısında, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik, sosyal ve siyasal durumu anlatan "Ocak 2026 Saray Takvimi" çalışması kamuoyuyla paylaşıldı. CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar ve Yönetim Kurulu üyelerinin hazır bulunduğu basın toplantısında hazırlanan aylık takvim hakkında bilgiler verildi. Basın mensuplarının 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlayan İlçe Başkanı Rahmi Çınar yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı olarak, Ocak ayı boyunca her gün bir görsel paylaşarak kamuoyuyla buluşturduğumuz “Ocak 2026 Saray Takvimi” çalışması; Türkiye’nin bugün içine sürüklendiği ekonomik, sosyal ve siyasal tablonun özetidir. Bu takvim, halkın yaşadığı gerçeklerle sarayın gündemi arasındaki derin uçurumu görünür kılmak amacıyla hazırlanmıştır. Zamlarla başlayan bir yıl, art arda gelen vergiler, alım gücü eriyen ücretler, küçülen sofralar, borçla ayakta kalmaya çalışan haneler ve istatistiklerle gizlenmeye çalışılan yoksulluk; bu takvimin her gününde farklı bir başlıkla anlatılmaktadır. Paylaştığımız görsellerde; Zam yağmuru altında ezilen yurttaşın hali, TÜİK’in rakamlarıyla pazarın gerçeği arasındaki fark, Adalet terazisinin halk aleyhine bozulması, “Tasarruf”un halka, israfın saraya reva görülmesi, Gençlerin umutsuzluğu, emeklilerin sadakaya mahkûm edilmesi, Doğayı, kenti ve yaşamı tehdit eden projeler, Ekonomik krizin sorumluluğunun sürekli başkalarına yüklenmesi açık bir dille ve simgesel anlatımlarla ortaya konmuştur. Bu çalışma bir mizah ya da görsel tasarım faaliyeti değildir. Bu takvim, milyonlarca yurttaşın her gün mutfağında, çarşıda, pazarda ve faturalarında yaşadığı gerçeğin adıdır. Bugün Türkiye’de sorun; halkın değil, sarayın korunmasıdır. Takvimler ilerlerken halk yoksullaşmakta, ayrıcalıklı bir azınlık zenginleşmektedir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler; bu düzeni normalleştirmeyeceğiz. Halkın gerçek gündemini örtbas eden anlayışa karşı, susmadan ve geri adım atmadan mücadele etmeye devam edeceğiz. “Saray Takvimi” çalışması, haftalık olarak kamuoyuyla paylaştığımız bir itirazın, bir hatırlatmanın ve siyasi sorumluluğun ifadesidir. Her gün paylaşılan her bir görsel; halktan kopmuş bir yönetim anlayışının, derinleşen adaletsizliğin ve büyüyen eşitsizliğin somut bir göstergesidir. Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı olarak; halkın yaşadığı yoksulluğu, adaletsizliği ve umutsuzluğu görünür kılmaya, gerçekleri dile getirmeye ve bu düzenin üzerini örten perdeyi aralamaya devam edeceğiz. Gerçekler değişene, adalet yeniden tesis edilene ve yurttaşlarımız insanca bir yaşam sürene kadar bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Çünkü bu ülkenin gerçek takvimi; sarayın değil, halkın hayatında yazılmaktadır. Bu takvim, aynı zamanda bir çağrıdır: Adaletin, eşitliğin ve refahın olduğu bir Türkiye mümkündür. Sonunda verdiğimiz mesaj nettir: Sarayın takvimi dolmuştur. Sıradaki takvim, halkın iktidarıdır. Odunpazarı İlçe Başkanlığı adına hepinize saygılar sunuyorum."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.