SON DAKİKA
Hava Durumu

#Saray

Porsuk Haber Ajansı - Saray haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Saray haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP Eskişehir Örgütü'nden "Görevden Alma" Kararına Sert Yanıt Haber

CHP Eskişehir Örgütü'nden "Görevden Alma" Kararına Sert Yanıt

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nin, Eskişehir'de Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar ve Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım ile yönetimlerini görevden alma kararına düzenlenen basın toplantısı ile tepki gösterildi. Kararın tebliğ edilmesinin ardından CHP İl Başkanlığı'nda düzenlenen basın toplantısında İl Başkanı Talat Yalaz, ilçe başkanları ve yönetim kurulu üyeleri; kararı "yok hükmünde" saydıklarını ve görevlerinin başında olduklarını ilan ettiler. ​İl Başkanı Talat Yalaz: "Meşruiyet Tartışmalı, Karar Hukuka Aykırı" ​CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, konuşmasında MYK tarafından alınan kararın sadece siyasi değil, aynı zamanda hukuki açıdan da geçersiz olduğunu savundu. Yalaz, "Bugün, 10 Temmuz tarihli MYK kararını mail yoluyla öğrenmiş bulunuyoruz. Recep Tayyip Erdoğan'ın yönlendirmesiyle hareket eden bir yönetimin, Eskişehir'de büyük başarıya imza atmış, AKP'yi sandığa gömmüş kadroları tasfiye etmesi kabul edilemez," dedi. ​Yalaz, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: "Eskişehir'de belediye nüfusunun %97'sinin yönetilmesine vesile olmuş, sandık güvenliğini canı pahasına korumuş yönetimleri görevden almak kimin işine yarar? Bu kadroları lağvetmek, onları partinin dışına itmek sadece AKP'nin ekmeğine yağ sürer. Saray'dan aldığınız icazetle, partililerimizin tertemiz oylarıyla seçilmiş ilçe başkanlarımızı görevden alamazsınız. Bu karar, partimizin iktidar yürüyüşüne vurulmuş bir darbedir." ​Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar: "Zorun Göbeğinde Direndik, Yine Direneceğiz" ​2017 yılından bu yana Odunpazarı'nda yürüttükleri saha çalışmalarıyla yerel seçimlerde büyük başarı kazandıklarını belirten Rahmi Çınar, görevden alma kararına karşı kararlı bir duruş sergiledi. Çınar, "Biz biliyorduk görevden alınacağımızı. Genel Merkezimizin kapısına dayanan, faşist cunta gibi hareket edenleri iyi tanıyoruz," ifadelerini kullandı. ​Çınar, konuşmasında şu detaylara yer verdi: "Biz zorun göbeğinde, binlerce esnafı, sendikayı, sivil toplum kuruluşunu ziyaret ederek yapılamayanı yaptık. Bizimkisi bir iktidar yolculuğudur. Özgür Özel Genel Başkanımızın başlattığı bu kutsal yürüyüşü, Anadolu'nun dört bir yanına taşımaya kararlıyız. Bugün 'butlan yönetimi' sarayla iş birliği yaparak bu yürüyüşü engelleyebileceğini sanıyor. Ancak biz, seçilmiş yönetim kurulu arkadaşlarımızla, mahalle temsilcilerimizle ve belediye başkanlarımızla birlikte görevimizin başındayız. Özgür Özel'in yanındayız, ayrılmayacağız." ​Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım: "Bu Bir Tasfiye Operasyonunun Parçası" ​Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım, yaşanan durumu "belediyeleri silkeleme" operasyonunun bir parçası olarak tanımladı. Yıldırım, kararın sistematiğine bakıldığında asıl amacın CHP'yi zayıflatmak olduğunu iddia etti. ​"Tepebaşı'nda mahalle meclisleriyle tüm Türkiye'ye örnek bir örgütlenme sistemi kurduk," diyen Yıldırım, açıklamalarına şöyle devam etti: "Bugün yaşadığımız süreç, AKP'nin belediyelere operasyon yapma, Cumhurbaşkanı adaylarımızı etkisizleştirme çabalarının yeni bir ayağıdır. Atanmış kadroların, seçilmiş kadroları görevden alması tam anlamıyla Saray'a hizmet etmektir. Bizim Genel Başkanımız Özgür Özel'dir. Bizim İl Başkanımız Talat Yalaz'dır. Bu kararı tanımadığımızı, üyelerimizin istifasına neden olacak bu sürece geçit vermeyeceğimizi haykırıyoruz. Seçilmiş ilçe yönetimlerimiz, belediye meclis üyelerimiz ve örgütümüzle birlikte iktidara koşar adım gitmeye devam edeceğiz." ​"Tarihin Yanlış Tarafında Durmayın" Çağrısı ​Basın toplantısı, görevden alınan ilçe başkanlarının ve yönetimlerinin "görevimizin başındayız" mesajıyla sona erdi. CHP Eskişehir örgütü, kararı alan tarafları, "Recep Tayyip Erdoğan'a koltuk değneği olmaktan vazgeçin" diyerek uyarırken, parti tabanının iradesine sahip çıkmaya devam edeceklerini vurguladı.

CHP İl Başkanı Talat Yalaz: ''Önce Kurultay, Sonra İktidar!'' Haber

CHP İl Başkanı Talat Yalaz: ''Önce Kurultay, Sonra İktidar!''

Cumhuriyet Halk Partisi örgütleri, partiye yönelik yargı müdahalelerine ve "mutlak butlan" kararına karşı tarihi bir duruş sergiledi. 81 il başkanı adına açıklama yapan CHP Eskişehir İl Başkanı Av. Talat Yalaz, 1003 kurultay delegesinin iradesini yansıtan imzaların genel merkeze teslim edildiğini duyurdu. Yalaz, partinin seçime girme yeterliliğini kaybetme riskine dikkat çekerek, "Önce Kurultay, sonra iktidar!" mesajı verdi. "Hedef Sandık, Hedef Milli İradedir" Açıklamasında 21 Mayıs tarihinde verilen "mutlak butlan" kararını sert sözlerle eleştiren Talat Yalaz, bu kararın anayasal düzeni ve çok partili demokrasiyi hedef alan siyasi bir müdahale olduğunu belirtti. Yaşananların sadece parti içi bir mesele olmadığını vurgulayan Yalaz, şu ifadeleri kullandı: ''21 Mayıs tarihinde siyasi bir talimat sonucunda verilen “mutlak butlan” kararı, ülkemizin siyasi tarihine kara bir leke olarak geçmiştir. Butlan kararı partimizin iktidar yürüyüşünü durdurmayı hedefleyen siyasi bir müdahale olduğu gibi aynı zamanda tüm yurttaşların seçme ve seçilme hakkını hedef almış, çok partili demokrasinin ve anayasal düzenin temellerini sarsmıştır. Hedef sandıktır, Hedef milli iradedir, Hedef demokrasi kazanımlarıdır Bizler, Cumhuriyet Halk Partisi örgütünü ve üyelerini temsil eden İl Başkanları olarak, bu kara lekeyi ortadan kaldırmak için, sarsılmaz bir bütünlük içerisinde, ülkemize ve milletimize karşı olan sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz. Bizim hikayemiz, saray odalarında ya da kapalı kapılar ardında ya da mahkeme koridorlarında yazılmamıştır. Bu partinin temelinde, ilk kurultayımız kabul ettiğimiz Sivas Kongresi’nin bağımsızlık ateşi, ulusal onuru ve işgale boyun eğmeyen iradesi vardır. Saray tarafından kurgulanmış bu karanlık oyunu bozmanın yegane yolu zaman kaybetmeksizin Kurultayımızın bir an önce toplanmasıdır. Bu bağlamda bugün 81 ilden gelen il başkanlarımız ve temsilcilerimizle birlikte topladığımız imzaları muhataplarına teslim etmiş bulunuyoruz. 830 kurultay delegemizin noter beyanlı imzalarını, 170 İstanbul kurultay delegemizin kurultay isteyen imzalı irade beyanlarıyla birlikte 1003 ’ün kurultay iradesini net bir şekilde ortaya koymuştur. 2023 Kasım kurultayının ilk turunda Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’e 682 oy verildiğini özellikle vurgulamak isteriz. Bu imzaları yalnızca Kurultay delegelerimiz, örgütlerimiz ve üyelerimiz adına değil; hangi görüşten olursa olsun partimize yönelik bu siyasi müdahalenin karşısında duran on milyonlarca yurttaşımız adına teslim ediyoruz. Birileri tarafından; mahkeme kararının ve tedbir kararının olağanüstü kurultay yapılmasına engel olduğuna ilişkin iddialar hukuken gerçeği yansıtmamaktadır. Türkiye’nin 32 kamu hukuku hocasının imzası ile yayınlanan mütaala elimde, birer suret yukarıya teslim edilmiş durumda. Türkiye’nin bütün hukukçuları ve bu metinler açıkça tedbir kararının olağanüstü kurultay yapılmasına engel olmadığını hatta ve hatta tedbirin kurultay yapılmasını ivedi ve zorunlu kıldığını göstermektedir. Buna ilişkin yargı kararı ve anayasa mahkemesi kararları da açıktır ve bu olağanüstü kurultayın yapılmasının önünde hukuki hiçbir engel yoktur. Yaşananlar parti içi bir mesele değildir. Mesele Erdoğan ve millet arasındadır. Saray iktidarı siyasi yargı yoluyla partimize hukuk dışı bir müdahalede bulunmuştur. Amaç Cumhuriyet Halk Partisi’nin teslim alınmasıdır. Amaç CHP’yi majestelerin muhalefeti yapmaktır. Partimiz tarihi boyunca askeri ve siyasi darbelerle hedef alınmış, mal varlıklarına el konulmuş ve hatta kapatılmıştır. Cumhuriyet Halk Partimiz, örgütünden ve milletten aldığı güçle her türlü anti-demokratik müdahaleyi püskürtmeyi dün başarmıştır. Bugün de partimiz ve milletimiz darbeye teslim olmayacaktır. Bugün itibariyle yapılması gereken hızlı bir şekilde Olağanüstü Kurultay sürecinin başlatılmasıdır. Kurultayımızın 25 Temmuz 2026 tarihine kadar toplanmaması durumunda, 103 yaşına yaklaşan partimizin tarihinde ilk kez, seçime girme yeterliliğini kaybetme riski söz konusudur. Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten devraldığımız şiar bugün de yolumuzu aydınlatmaktadır: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Türkiye’yi kimin yöneteceğine millet karar verir. Cumhuriyet Halk Partisi’ni kimin yöneteceğine üyeleri ve örgütü karar verir. Bizler 2 milyon Cumhuriyet Halk Partiliyi ve demokrasiden taraf on milyonlarca yurttaşı temsilen irademizi burada bir kez daha ilan ediyoruz. Genel Başkanımız, Kurultayımız tarafından 4 kez seçilen Sayın Özgür Özel’dir. Cumhurbaşkanı Adayımız, 15.5 milyon yurttaşın oyuyla aday olan Sayın Ekrem İmamoğlu’dur. Partimiz, baba ocağımız, Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Pusulamız millettir. Milletin sözü bellidir: Önce Kurultay, sonra iktidar!''

Özbağ Dokumalarının Yüzyıllık Serüveni Haber

Özbağ Dokumalarının Yüzyıllık Serüveni

Kırşehir’in Özbağ yöresinden çıkan ve Türk kültürüne önemli izler bırakan Özbağ kirkitli halı, minder ve yastık dokumacılığı; her ilmeğinde bir kadının emeğini, sabrını ve iç dünyasını taşıyan, zamana direnen kadim bir anlatı olarak biliniyor. Bu dokumalar yalnızca iplik ve yünden ibaret değil; geçmişten bugüne aktarılan bir hafızanın, sessizce konuşan bir kültürün izlerini barındırıyor. Bu eşsiz miras, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü tarafından “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı Özbağ Halısı Dokuma Zanaatçısı” unvanı verilen tarih öğretmeni Meral Gülçiçek’in özverili çalışmalarıyla gelecek kuşaklara aktarılmaya devam ediyor. Bozkırdan tezgâha uzanan kadim kültür Türk el sanatları geleneğinde dokumacılık, yalnızca estetik bir uğraş olarak görülmüyor; kökleri Orta Asya bozkırlarına uzanan binlerce yıllık bir yaşam biçimi olarak karşımıza çıkıyor. Hayvancılıkla şekillenen göçebe yaşamda yün ve derinin hayati bir değere sahip olması, bu zanaatın bir zorunluluktan doğarak zamanla kültürel bir kimliğe dönüşmesini sağlıyor. Koyun yününden elde edilen dokumaların Türk kimliğindeki yeri, hayvan derisinin doğal bir uzantısı olarak kadim zanaatın başlangıcı kabul ediliyor. Bu nedenle Gülçiçek için dokuma, Türk kültürüyle eş değer bir anlam taşıyor. Kırşehir’in Özbağ yöresinde dokuma sanatı, kuşaktan kuşağa aktarılan köklü bir gelenek olarak varlığını sürdürüyor. Bu sanat, yalnızca estetik bir üretim alanı değil, aynı zamanda yöre halkı için önemli bir geçim kaynağı olma özelliği taşıyor. Özbağ’da dokunan halılar, zaman içinde bölgenin kültürel belleğini şekillendiriyor ve yerel yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline geliyor. Kırşehir halıları, geçmişten bugüne hem saray çevresinin hem de Anadolu insanının ihtiyaçlarına karşılık veriyor. İnce işçiliği ve özgün desenleriyle dikkat çeken bu halılar, bir dönem padişah saraylarında düzenlenen yarışmalarda ödüller kazanıyor; krallara hediye ediliyor ve görkemli salonları süslüyor. Zamanla saraylardan halkın yaşam alanlarına doğru yayılan Kırşehir halıları, orta tabaka ve köylülerin de evlerine giriyor. Böylece bu dokumalar, yalnızca bir zenginlik ve ihtişam göstergesi olmaktan çıkarak toplumun farklı kesimlerini bir araya getiren ortak bir kültür unsuruna dönüşüyor. Dokumalardaki renk skalası ve motifler, Orta Asya’dan itibaren dünyayı anlamlandıran değerleri taşıyor Özbağ halıları; renkleri, desenleri ve kullanım amaçlarıyla diğer yöresel dokumalardan ayrılıyor. Bu özgünlüğün temelinde, Kırşehir’in bir ahilik merkezi olması ve dünyanın ilk kadın teşkilatı Bacıyân-ı Rûm’un kurucusu Fatma Bacı’nın bıraktığı derin izler yatıyor. Anadolu dokuma kültürünün öncüsü kabul edilen Fatma Bacı, bu zanaatı kadınlara öğreterek güçlü bir toplumsal hafızanın oluşmasını sağlıyor. “Pîr Ahî Evran-ı Velî Hazretleri’nin eşi Fatma Bacı, bu zanaatı Anadolu’da başlatan ve kadınlara öğreten ilk kişi olduğu için Özbağ, Anadolu’yu etkileyen kadim bir kültür haline geliyor. Bu dokumalardaki renk skalası ve motifler, Orta Asya’dan itibaren dünyayı anlamlandıran değerleri taşıyor. Anadolu’yu simgeleyen, bolluk ve bereketi ifade eden en meşhur motiflerden biri olan “eli belinde”, Özbağ dokumacılığının da temel motiflerinden birini oluşturuyor. İlmeklerde saklı sessiz çığlıklar Dokumacılıkta motifler yalnızca birer desen değil; kadınların sessiz çığlıklarını ve iç dünyalarını yansıtan güçlü semboller olarak tezgâhtaki yerini alıyor. Anadolu kültüründe dokuma sanatının sembolik dili incelendiğinde, bolluk ve bereketin yanı sıra hüzün, ölüm ve ayrılık gibi duyguların da ipliklere büyük bir titizlikle aktarıldığı görülüyor. Kadınların yaşadığı her duygunun ilmeklere nasıl işlendiğini anlatan Meral Gülçiçek, bu derin sembolizmi şu çarpıcı örnekle dile getiriyor: “Türk kadını yaşadığı her duyguyu ilmek ilmek halısına dokur. Gülün rengi normalde siyah olmaz ama hüzünlü bir kadın, halısına siyah gül dokuyarak içindeki acıyı yansıtır. Bu duygusal aktarım yalnızca renklerle değil, dokuma eyleminin ritmiyle de somutlaşır. Dokuma sırasında kullanılan ‘kirkit’ aletinin sesi, kadının o anki ruh hâlinin bir ritmine dönüşür. Kadınlar için Anadolu’da dokuma, yalnızca bir üretim değil; kendilerini ifade etmenin ve ‘ben buradayım’ demenin bir yoludur. Kültürel bir hafıza olan dokumanın dili ustaları tarafından bilinir. Örneğin ustam olan annem, halının renginden ve motifinden dokumacı kadının neler yaşadığını, hangi ruh hâliyle dokuma yaptığını bugün bile yorumlayabilir.” Gelenekten sanayiye dönüşüm Özbağ dokumacılığı, 1940’lı yıllardan itibaren ev içi bir gelenek olmaktan çıkarak sanayileşmenin etkisiyle ticari bir boyuta evriliyor. Modernleşme süreciyle birlikte iplik ve boyama teknikleri sanayileşiyor; zanaat, zamanla kültürel bir üretim alanından ticari bir meta haline geliyor. Anadolu’nun köklü ahilik geleneğinin temel taşı olan usta-çırak ilişkisi, Özbağ dokumacılığının yaşatılmasında en kritik unsuru oluşturuyor. Bu zanaatın bir okulu olmadığını ve ancak usta eliyle öğrenilebileceğini vurgulayan Meral Gülçiçek, yeni nesli tezgâh başına davet ediyor. Özbağ dokumacılığı, yalnızca bir el sanatı değil; korunması gereken bir kültür hafızası olarak biliniyor. İlmek ilmek örülen bu miras, geçmişin sesini bugüne taşırken geleceğe de sessiz ama güçlü bir çağrı yapıyor. Tezgâh başında başlayan bu yolculuk, kadının emeğiyle, sabrıyla ve hafızasıyla varlığını sürdürüyor. Özbağ’ın dokuma mirası yaşadıkça, Anadolu’nun sesi de ipliklerin arasından yankılanmaya devam edecek. Kaynak: AnaHaber

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.