SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sansür

Porsuk Haber Ajansı - Sansür haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sansür haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Halk TV Eyleminde Basın Özgürlüğü Vurgusu: “Özgür Basın Susturulamaz” Haber

Halk TV Eyleminde Basın Özgürlüğü Vurgusu: “Özgür Basın Susturulamaz”

Emek ve Demokrasi Platformu ile Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Eskişehir Temsilciliği, Halk TV’ye yönelik müdahale, kayyum atanması ve yayınların durdurulmasına tepki gösterdi. Eylemde basın özgürlüğü, gazetecilerin çalışma hakkı ve halkın haber alma özgürlüğü savunuldu. Köprübaşı bölgesinde düzenlenen basın açıklamasında, Halk TV’ye yönelik müdahalenin yalnızca bir televizyon kanalını değil, kanalda çalışan gazetecilerin emeğini, iş güvencesini ve geleceğini de ilgilendirdiği belirtildi. Açıklamayı Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu adına TGS Eskişehir Temsilcisi Şenay Bilik Yıldırım yaptı. Yıldırım, basın özgürlüğüne, halkın haber alma hakkına ve gazetecilerin mesleki dayanışmasına sahip çıkmak için bir araya geldiklerini söyledi. “Basın Özgürlüğüne Yönelik Kaygılarımız Artıyor” Daha önce T24’e getirilen erişim engelini de hatırlatan Yıldırım, Halk TV’ye kayyum atanması ve yayınlarının durdurulmasının basın özgürlüğünün geleceğine ilişkin kaygıları artırdığını ifade etti. Halk TV’nin Türkiye’nin en çok izlenen haber kanallarından biri olduğunu belirten Yıldırım, kanalın Türkiye Gazeteciler Sendikasının örgütlü olduğu ve yaklaşık 200 basın emekçisinin çalıştığı bir kurum olduğuna dikkat çekti. Yıldırım, “Bugün yaşananlar yalnızca bir televizyon kanalının yayınını değil, orada çalışan gazetecilerin emeğini, iş güvencesini ve geleceğini de ilgilendirmektedir” dedi. Gazetecilerin Emeğine Dikkat Çekildi Bir haberin arkasında muhabirlerden kameramanlara, editörlerden teknik ekiplere kadar çok sayıda basın emekçisinin alın teri bulunduğunu vurgulayan Yıldırım, Halk TV çalışanlarının yanında olmanın gazetecilik mesleğinin ortak değerlerine sahip çıkmak anlamına geldiğini söyledi. Toplumun ekonomik sorunlarının, eğitimde laiklik ve fırsat eşitliği tartışmalarının, kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin iddiaların ve kamuoyunu ilgilendiren soruşturmaların özgürce araştırılıp haberleştirilebilmesi gerektiğini belirten Yıldırım, özgür basının toplumsal sorunların görünür olması açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Yıldırım, “Hiçbir toplumsal sorunun üzeri örtülmemeli, hiçbir gazeteci kamu yararına yaptığı haber nedeniyle baskı altında hissetmemelidir” ifadelerini kullandı. “Gazeteciler Farklı Düşünebilir Ama Düşman Değildir” Gazetecilerin farklı medya kuruluşlarında çalışabileceğini ve farklı düşüncelere sahip olabileceğini belirten Yıldırım, tüm gazetecilerin ortak kimliğinin meslekleri olduğunu söyledi. “Biz gazeteciyiz” diyen Yıldırım, gazetecilerin birbirlerinin rakibi olabileceğini ancak düşmanı olmadığını ifade etti. Bir gazetecinin yaşadığı soruna sessiz kalınması halinde benzer sorunlarla karşılaşıldığında meslektaşların yalnız kalabileceğini belirten Yıldırım, zor günlerde dayanışmanın önemini vurguladı. “Özgür Basın Herkes İçindir” Basın özgürlüğünün yalnızca gazetecilerin değil, toplumun bütün kesimlerinin sorumluluğu olduğunu belirten Yıldırım, işçilerin, emeklilerin, öğrencilerin, öğretmenlerin ve esnafın özgür basının önemini görmesi gerektiğini söyledi. Yıldırım, “Çünkü özgür basın herkes içindir” dedi. Anayasa’nın 28. maddesindeki “Basın hürdür, sansür edilemez” hükmünü hatırlatan Yıldırım, gazetecilerin özgürce haber yapabildiği, basın emekçilerinin güvenceli koşullarda çalışabildiği ve yurttaşların farklı kaynaklardan haber alabildiği demokratik bir ortam istediklerini ifade etti. Halk TV Çalışanlarıyla Dayanışma Mesajı Türkiye Gazeteciler Sendikasının örgütlü olduğu Halk TV’deki meslektaşlarıyla dayanışma içinde olduklarını belirten Yıldırım, bir gazetecinin yalnız bırakılmasının bütün mesleğin güç kaybetmesine yol açacağını söyledi. Açıklama, “Gazetecilik suç değildir!”, “Basın hürdür, sansür edilemez!” ve “Yaşasın gazetecilerin dayanışması!” sloganlarıyla sona erdi.

YENİ Partili Çakırözer Basın Özgürlüğü Raporunu Açıkladı Haber

YENİ Partili Çakırözer Basın Özgürlüğü Raporunu Açıkladı

Türkiye’de basın özgürlüğü üzerindeki baskı her geçen gün büyüyor. Gazeteciler tutuklanıyor, ev hapsiyle susturuluyor; haber siteleri ve sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engelleriyle milyonlarca yurttaşın haber alma hakkı yok ediliyor. Yalnızca ekim ayının ilk haftasında gazeteciler Derya Okatan, Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı tutuklanarak cezaevine gönderildi. İsmail Saymaz ve Murat Ağırel hakkında ise yaptıkları haberler ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek ev hapsi kararı verildi. Son 70 günde 25 gazeteci gözaltına alındı, 10 gazeteci tutuklandı, 2 gazeteciye ev hapsi verildi. YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer, ifade ve basın özgürlüğüne yönelik son iki aydaki ihlalleri ortaya koyan bilançosunu kamuoyuyla paylaştı. İktidarın “Ailem güvende” operasyonu gazetecileri hedef alırken, yüz binlerce yurttaşın mağdur olduğu fon krizi de yine gazetecilerin haberlerine ve sosyal medya paylaşımlarına yönelik baskı ve sansürün gerekçesine dönüştürüldü. Çakırözer, “AK Parti iktidarı gazetecileri tutuklayarak, ev hapsi vererek, haber sitelerini ve sosyal medya hesaplarını erişime kapatarak toplumun haber alma hakkını gasp ediyor. Basın özgürlüğü önündeki ihlalleri her geçen gün büyütüyor. Sansür ve yargı baskısı artık istisna değil, sistematik bir yönetim biçimine dönüşmüş durumda. Asrın vurgunu fon krizinde milleti dolandıranlar değil, açığa çıkaran gazeteciler gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Halkın haber alma hakkı engelleniyor. Basın özgürlüğü demokrasilerin olmazsa olmazıdır! Basın özgür değilse demokrasi de gelmez” dedi. ARTIK GAZETECİLİK TUTUKLAMA GEREKÇESİ YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer’in kamuoyuyla paylaştığı basın özgürlüğü raporuna göre gazeteciler, adli yılın başladığı eylül ayında en az 50 kez hâkim karşısına çıktı. Ağustos ve eylül aylarında çok sayıda gazeteci gözaltına alınırken, gazeteciler hakkında tutuklama ve adli kontrol kararları verildi. Rapora göre ağustos ve eylül aylarında Türkiye’de basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlaller şöyle: Gazeteciler Oya Lale Özan Arslan ve Ali Tarakçı sosyal medya paylaşımları; Tuğba Tekerek ise “Ailem Güvende” operasyonu kapsamında tutuklandı. Gazeteciler Selahattin Günday ve Fatih Ergin ise eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tutuklandı. Bolu Gündem Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Aykan, devletten kiralanan bir alanı işleten firmanın ziyaretçilerden tarifede belirtilen ücretin üzerinde para aldığı iddiasına ilişkin haberi nedeniyle tutuklandı. Aydın Denge Gazetesi’nin sosyal medya hesabından Gülşen Erdoğan’ın vefatının “Erdoğan vefat etti” başlığıyla duyurulmasının ardından “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. Gazetenin temsilcisi Emin Aydın, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Yeşim Ülker, muhabir İslam Keleş ve İrem Delice gözaltına alındı. Adli kontrolle serbest bırakılan gazetecilerden İrem Delice, savcılığın itirazı üzerine tutuklandı. HABER VE PAYLAŞIMA SORUŞTURMA İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, AK Parti ve MHP’li yöneticilerin İzmir’de gazetecilere yönelik tutumlarına ilişkin yaptığı açıklama nedeniyle ifade verdi. Ertuğrul Özkök hakkında, katıldığı bir yayındaki söylemleri nedeniyle soruşturma başlatıldı. Gazeteci İsmail Arı hakkında eski RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’e yönelik mesajı nedeniyle dava açılırken; gazeteci Canan Coşkun ve belgeselci Kazım Kızıl hakkında Rabia Naz davası kapsamında 7 yıl sonra dava açıldı. Gazeteciler Ruşen Çakır, Yavuz Oğhan ve Şaban Sevinç ise İBB davasında hâkim karşısına çıkarıldı. İlke TV muhabiri Zilan Azad, Yeni Yaşam Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ahmet Güneş ve Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ali Çelebi hakkında yaptıkları haberler nedeniyle soruşturma açıldı. HABER TAKİBİNE GÖZALTI, SALDIRI VE ENGELLEME Gazeteci Can Bursalı ile Trabzon 360 Haber’in İmtiyaz Sahibi Hatice Aksoy ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Muhsin Aksoy yaptıkları haber ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle, Kemal Öztürk ise bir televizyon programındaki ifadeleri nedeniyle gözaltına alındı. BirGün muhabiri Sarya Toprak ve Alman ARD TV muhabiri Sener Azak, “Ailem güvende” operasyonlarını protesto eden eylemleri takip ederken gözaltına alındı. Gazeteciler Mehmet Toprak, Halil Biter ve Kenan Bayık, Şanlıurfa’da meydana gelen depreme ilişkin sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına alındı. 24 TV kameramanı Fatih Coşkun, Silivri açıklarında batan Tuğberk İmamoğlu gemisindeki arama-kurtarma çalışmalarını takip ederken saldırıya uğradı. AS TV muhabiri Oğuz Aksu ve kameramanının Bursa Büyükşehir Belediyesi Meclis toplantısını takip etmesi bir belediye çalışanı tarafından engellendi. Urfa’da haber takibi yapan üç kadın gazeteci ise görevleri sırasında sözlü ve fiziki saldırıya maruz kaldı. SANSÜRÜN YENİ ADRESİ: SOSYAL MEDYA VE HABER SİTELERİ Türkiye gündemine oturan “Ailem güvende” operasyonları ile “fon vurgunu” sonrası gazetecilerin, ekonomistlerin, hak savunucularının, akademisyenlerin ve yurttaşların sosyal medya hesaplarına, basın kuruluşlarına ve haberlere erişim engelleri art arda geldi. Sadece eylül ayında 1.350’ye yakın sosyal medya hesabı erişime engellendi. Türkiye’nin ve dünyanın en fazla takip edilen haber sitelerinden T24’e erişim tamamen engellendi. Yine Evrensel, Kısa Dalga, Mezopotamya Haber Ajansı internet sitesi ve X hesabına erişim engeli getirildi. Sadece eylül ayında gazeteciler Alican Uludağ, Özlem Akarsu Çelik, Hilmi Hacaloğlu, Canan Kaya, Nasuh Bektaş, Fırat Fıstık, Sarya Toprak, Şirin Payzın, Furkan Karabay, Ali Tarakçı’nın da aralarında bulunduğu çok sayıda gazeteci ile; ekonomi alanında yorum yapan Veysel Ulusoy, Emre Şirin, İnan Mutlu, Prof. Barış Övgün ile Umut-Sen’in kurucularından Başaran Aksu’nun sosyal medya hesaplarının da arasında yer aldığı birçok X hesabı erişime engellendi. Aralarında Uluslararası Af Örgütü, Hak İnisiyatifi, Barış Akademisyenleri, Kadın Koalisyonu, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, Aile Dayanışma Ağı, ALİKEV ve Türkiye Psikiyatri Derneği’nin de bulunduğu çok sayıda hak savunucusu dernek ile meslek örgütünün hesaplarına erişim engeli getirildi. Erişim engellerini belgeleriyle raporlayan Prof. Dr. Yaman Akdeniz ile İfade Özgürlüğü Derneği, Engelli Web ve MLSA’nın sosyal medya hesapları da erişime engellendi. Ağustos ve eylül aylarında hesaplara getirilen erişim engellemelerinin yanı sıra kamuoyunu yakından ilgilendiren onlarca haber de yine erişime engellendi. Bunlar arasında; “Fon krizinde bazı yatırım ve portföy yönetim şirketleri ile bu şirketlerin yönetici ve ortaklarının kamuoyunca tanınan isimlerle bağlantılarına ilişkin haberler, Şeytantepe belgeseli, Özlem Çerçioğlu’nun ailesinin TOGG ile ticari ilişkisine dair haber, Eski TCMB Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın komşularıyla yaşadığı sıkıntılar, Zülfikarlar Holding bünyesindeki şirketler ve yöneticilere ilişkin soruşturma, tutuklama ve konkordato haberleri, Rojin Kabaiş soruşturmasına ilişkin haberler, eski Sağlık Bakanı ve Medipol Hastanesine ilişkin dosya haberler” yer aldı.

Utku Çakırözer: "Basın ve İfade Özgürlüğü Demokrasinin İlk Düğmesidir" Haber

Utku Çakırözer: "Basın ve İfade Özgürlüğü Demokrasinin İlk Düğmesidir"

YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Eskişehir’de görev yapan yerel gazetecilerle bir araya geldi. Gerçekleştirilen buluşmada basın özgürlüğünden Anadolu basınının yaşadığı ekonomik ve yasal sıkıntılara, yeni kurulan partinin vizyonundan güncel yargı tartışmalarına kadar pek çok önemli konuya değinildi. ​"Basın Özgürlüğü Demokrasinin Temelidir" ​Toplantının açılışında Eskişehir basınının Anadolu genelinde parmakla gösterilen bir yüz akı olduğunu belirten Çakırözer, gazetecilerin her koşulda halkın haber alma hakkı için mücadele ettiğini vurguladı. Basının toplumun aynası olduğunu ifade eden Çakırözer, şunları kaydetti: ​"Biz basın aynası bize eğri gösterirse burada yapılacak olan onu düzeltmek değil, kendimizi belki düzeltmektir. Basın özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü Türkiye'de demokrasinin belki de ilk düğmesi olarak görmekteyiz. İlk seçimde iktidara geldiğimizde en temel önceliklerimizden biri basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü olacaktır." ​Dezenformasyon Yasası ve Sansür Tartışmaları ​Mevcut iktidar döneminde çıkarılan yasalarla gazetecilerin haklarının kısıtlandığını dile getiren Çakırözer, özellikle halkı yanıltıcı bilgiyi yaymayı suç sayan 217/A maddesinin (Dezenformasyon Yasası) en büyük mağdurunun yine gazeteciler olduğunu söyledi. Bu tür baskıcı ve kısıtlayıcı yasal düzenlemelerin iktidara geldiklerinde kesinlikle kaldırılacağını vurgulayan Çakırözer, dijital telif hakları ve sendikalaşma konularında da şu değerlendirmelerde bulundu: ​İnternet Medyası ve Tıklanma Baskısı: İnternet haber sitelerinde haberciliğin niteliğinden ziyade niceliğe (tıklanma sayısına) dayalı bir sistemin yaratıldığına dikkat çekildi. ​Dijital Telif Yasası: Kanada ve Avrupa örneklerinde olduğu gibi, dijital platformların gazetecilerin emeğini sömürmesine son verecek dijital telif düzenlemelerinin Türkiye'de de acilen hayata geçirilmesi gerektiği savunuldu. ​Basın İlan Kurumu: Anadolu basınının can damarı olan ilan desteklerinin artırılması, Basın İlan Kurumu ve RTÜK süreçlerinin adil bir yapıya kavuşturulması gerektiği ifade edildi. ​"YENİ Parti 15 Günde 503 Bin Üyeye Ulaştı" ​Partinin kuruluş sürecine de değinen Çakırözer, dünya siyaset tarihinde eşine az rastlanır bir hızla teşkilatlandıklarını belirtti. Üyelik sisteminde yeni bir dönemi başlattıklarını aktaran Çakırözer, "Partimize üye olan herkes; ilçe başkanını, il başkanını, genel başkanımızı ve hatta önümüzdeki süreçte cumhurbaşkanı adayımızı doğrudan belirleyecektir" dedi. ​Açıklanan son verilere göre, partinin kuruluşunun üzerinden çok kısa bir süre geçmesine rağmen ülke genelinde toplam üye sayısının 503 bin 027 yurttaşa ulaştığı açıklandı. ​Hukuksuzluklar ve Yargı Süreçlerine Eleştiri ​Konuşmasının devamında Türkiye'deki yargı süreçlerine ve yerel yönetimlere yönelik baskılara sert tepki gösteren Çakırözer, mahkeme salonları ve hukuki mekanizmalar aracılığıyla milli iradenin gasp edilmeye çalışıldığını savundu. Üsküdar Belediyesi ve diğer mazbata süreçlerine değinen Çakırözer, cezaevindeki belediye başkanları ve siyasetçilerin yaşadığı hak ihçallerine son verilmesi çağrısında bulundu. ​Toplantı, Eskişehir basınının sorunlarının ele alınması ve karşılıklı soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

Yeni Partili Çakırözer’in TBMM’deki İlk Önergesi Gazeteciler İçin Haber

Yeni Partili Çakırözer’in TBMM’deki İlk Önergesi Gazeteciler İçin

Yeni Parti Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer, Meclis’te partisinin ilk önergesini gazeteciler için verdi. İfade ve basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlallerin araştırılması ve gazetecilerin mesleklerini yapabilmesinin önündeki engellerin kaldırılması için Meclis’te bir araştırma komisyonu kurulmasını isteyen Çakırözer, “Türkiye basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke arasında 163’üncü sırada. 7 ayda gazeteciler en az 350 kez hakim karşısına çıktı. 50 gazeteci gözaltına alındı. 15 gazeteci aylarca tutuklu kaldı. İfade ve basın özgürlüğü demokrasilerin olmazsa olmazıdır. Gelin Meclis’te bir komisyon kuralım, gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabilmesinin, halkın haber alma hakkının önünü açalım” dedi. Önerge AKP ve MHP oylarıyla reddedilirken, Çakırözer, “Biz Yeni Parti olarak baskılarınıza, sansürünüze ve yasaklamalarınıza asla boyun eğmeyeceğiz. Milletimizle halkın iktidarını kuracak, demokrasi ve hukuk devletinin olmazsa olmazı basın ve ifade özgürlüğünü tam güvence altına alacağız” diye konuştu. 7 AYLIK İHLAL BİLANÇOSU: GAZETECİLER 350 KEZ YARGILANDI Yeni Parti Genel Başkan Yardımcısı, Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer partisinin TBMM’deki ilk önergesini gazeteciler ve basın özgürlüğü için verdi. İfade ve basın özgürlüğü alında yaşanan ihlallerin ortadan kaldırılması ile halkın haber alma hakkının korunması için Meclis’te bir araştırma komisyonu kurulmasını isteyen Çakırözer’in önergesi, AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Meclis’teki konuşmasında Türkiye’de basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlal bilançosunu açıklayan Çakırözer, Türkiye’nin dünyadaki basın özgürlüğü sıralamasına dikkat çekerek şunları söyledi: “AKP'nin ifade ve basın özgürlüğünü abluka altına alan baskı, sansür, engelleme girişimleri maalesef artarak devam etmekte. Türkiye 2026 yılı itibarıyla dünya basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke arasında 163'üncü sıraya geriledi çünkü haberi, yazısı, paylaşımı nedeniyle gazeteciler soruşturma, gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya. Temmuz ayının üçte biri adli tatildi ama o ayda bile gazeteciler en az 40 kez hâkim karşısına çıktı! 8 gazeteci gözaltına alındı, 2 gazeteci tutuklandı. Yılın başından bu yana yedi aylık süreçte 350 kez hakim karşısına çıktı gazeteciler haberini, yazısını savunmak için. En az 50 gazeteci gözaltına alındı. İsmail Arı, Alican Uludağ, Nedim Oruç, Pınar Gayıp, Yıldız Tar, Sibel Gürcihan'ın da aralarında olduğu 15 gazeteci aylarca tutuklu kaldı. Merdan Yanardağ, uydurma casusluk davanızdan tam iki yüz seksen beş gündür, otuz beş yıllık gazeteci Ali Çağatay tweet attı diye bir buçuk aydır özgürlüklerinden, sevdiklerinden mahrum, zindandalar.” “GAZETECİLER ZİNDANDAYKEN TARİHİ SÜRECİ KİM YAZACAK” “Bir yandan terörü bitireceğiz, toplumsal barışı sağlayacağız diyoruz! Peki ama bu tarihi süreci kim yazacak, kim anlatacak?” diye soran Çakırözer, “Meclisimiz tarihî günlere tanıklık ediyor. Peki ama bu tarihî süreci kim yazacak, kim anlatacak? Gazetecileri cezaevine koyarak, haberlerini sansürleyerek, siteleri karartarak mı yapacaksınız? Gazeteciler emekli eyleminde, madenci direnişinde, 19 Mart darbesinde, 1 Mayıs, 8 Mart, NATO protestolarında meydanlardan haber yapacak ama engelleniyor. Tutuklu meslektaşına destek için yürümesine dahi abluka konuyor. Dünyanın öbür ucundan gelen gazeteci Ankara'da zirve izliyor ama kendi gazetecimize yasaklanıyor. Siteler, sosyal medya hesapları kapatılıyor. Yetmiyor, hepsi bir de zindana tıkılıyor. Silivri'de ve diğer adliyelerde habercilere mahkeme salonları yasaklanıyor. Davaları anbean aktaran gazeteciler gerekçesiz gözaltına alınıyor.” “1,5 MİLYON WEB SİTESİ VE ALAN ADI ERİŞİME ENGELLİ” Haber, sosyal medya ve sitelere getirilen erişim engellerine de dikkat çeken Çakırözer, ülkenin toplumsal hafızasının erişim engelleriyle sistematik bir biçimde silindiğini, karartıldığını söyledi. Çakırözer şöyle konuştu: “Tam beş yüz günü aşkın süredir haksız, hukuksuz tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız, 15,5 milyon yurttaşın Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun savunmasına, sesine, afişine ve hatta adına bile tahammül edemeyenler, şimdi de onu dijital darbe yöntemleriyle susturmaya çalışıyor. Tam 11 kez hesaplarını engellediniz. Bu karartma sadece İmamoğlu'nun sesini kısmak değil, milletimizin haber alma, siyasal bilgiye erişim ve demokratik tercih oluşturma hakkını da yok etme girişimidir. İfade Özgürlüğü Derneğinin rakamları ortada: 2025 sonu itibarıyla Türkiye'den erişime engellenen web sitesi ve alan adı sayısı 1,5 milyonu aşmış durumda. Sayenizde erişim engelleri sistematik ve kalıcı bir dijital sıkıyönetim rejimine dönüşmüş durumda.” “BUGÜNÜN TARİHİNİ YAZACAK ARŞİVLER YOK EDİLİYOR” “Vatandaşın sesini duyurduğu neredeyse her kitlesel olayda X, YouTube, Instagram ve WhatsApp gibi platformlara bant daraltmak rutine binmiş. Oysa Anayasa Mahkemesi keyfî erişim engellemenizi, haber karartmanızı hukuksuz bulmuştu. Peki, siz ne yaptınız? Bu ayıbı ortadan kaldırmak yerine ‘millî güvenlik’ ve ‘kamu düzeni’ kılıfıyla bu dijital sansürü misliyle sürdürüyorsunuz. Siyasetçi görüş veriyor, gazeteci haberini paylaşıyor, yurttaş yorumunu yapıyor, hepsine anında karartma, anında sansür. Bugünlerin tarihini yazacak olan arşivler yok edilmektedir.” “KOMİSYON KURULSUN, TAHRİBAT ORTAYA ÇIKARILSIN!” Basın özgürlüğü, halkın haber alma hakkı ve erişim engelleri için Meclis’te araştırma komisyonu kurulmasını isteyen Çakırözer, “Biz bu nedenle bu önergeyle diyoruz ki: Gelin, bir Meclis araştırma komisyonu kurulsun ve bu dijital sıkıyönetimin tahribatı bütün boyutlarıyla ortaya çıkarılsın. Bilgiye erişim hakkı aktif yurttaşlığın ve demokratik denetimin temelidir. Demokrasi, bilgiye özgür ve güvenilir erişim olmadan yaşayamaz. Biz Yeni Parti olarak baskılarınıza, sansürünüze ve yasaklamalarınıza asla boyun eğmeyeceğiz. Milletimizle halkın iktidarını kuracak, demokrasi ve hukuk devletinin olmazsa olmazı basın ve ifade özgürlüğünü tam güvence altına alacağız” dedi.

Başkan Kurt: “24 Temmuz, Kutlama Değil Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günüdür” Haber

Başkan Kurt: “24 Temmuz, Kutlama Değil Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günüdür”

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Türk basınında sansürün kaldırılışının 118’inci yıl dönümü nedeniyle bir mesaj yayımladı. Başkan Kurt, 24 Temmuz 1908’in gazetelerin ilk kez sansür memurlarının denetimi olmadan yayımlandığı ve halkın haber alma hakkı adına atılmış tarihi bir adım olduğunu belirtti. Sansürün resmî olarak kaldırılmasının üzerinden 118 yıl geçmiş olmasına rağmen bugün gelinen noktada gerçek anlamda basın özgürlüğüne ulaşılamadığını vurgulayan Başkan Kurt, mesajında şu ifadelere yer verdi: “24 Temmuz, Türk basın tarihinde sansürün kaldırıldığı gün olarak anılsa da bugün ne yazık ki bir bayram değil, basın özgürlüğü mücadelesinin simgesidir. Aradan geçen yıllara rağmen gazeteciler hâlâ baskılarla, sansürle, soruşturmalarla, davalarla ve tutuklamalarla karşı karşıya bırakılıyor. Gerçeğin peşinde koşan kalemler susturulmak isteniyor. Demokrasinin temel taşı özgür basındır. Basının susturulduğu, gazetecilerin baskı altına alındığı bir ülkede hukuk devletinden, ifade özgürlüğünden ve halkın iradesinin sağlıklı biçimde tecelli etmesinden söz etmek mümkün değildir. Çünkü özgür basın yalnızca gazetecilerin değil, toplumun nefesidir; halkın haber alma hakkının en önemli güvencesidir. Bugün ülkemizin en büyük ihtiyaçlarından biri; hukukun üstünlüğünü esas alan, düşünce ve ifade özgürlüğünü güvence altına alan gerçek bir demokrasi iklimidir. Gazetecilerin mesleklerini korkmadan yapabildiği, eleştirinin suç sayılmadığı, farklı görüşlerin özgürce ifade edilebildiği bir Türkiye, hepimizin ortak özlemidir. Yerel yönetimler olarak şeffaflığı, hesap verebilirliği ve katılımcılığı demokrasinin vazgeçilmez ilkeleri olarak görüyoruz. Halk adına denetim görevini yerine getiren, kamuoyunu doğru bilgilendiren bağımsız basının yanında olmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki basının susturulduğu yerde yalnızca gazeteciler değil, toplum da kaybeder. 24 Temmuz’u bir kutlama günü olarak değil; demokrasiye, hukuk devletine ve basın özgürlüğüne sahip çıkma günü olarak görüyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle, her türlü baskıya rağmen halkın haber alma hakkını savunmaktan vazgeçmeyen tüm basın emekçilerinin 24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü’nü kutluyor; özgür basının, bağımsız yargının ve güçlü demokrasinin egemen olduğu aydınlık bir Türkiye umuduyla tüm gazetecilere dayanışma duygularımı iletiyorum.”

Çakırözer: "Hukuksuzca Zindanda Tutulan Gazeteciler Derhal Özgür Kalmalı" Haber

Çakırözer: "Hukuksuzca Zindanda Tutulan Gazeteciler Derhal Özgür Kalmalı"

Gazetecilere yönelik baskı, sansür ve engellemeler devam ederken, aralarında Merdan Yanardağ, İsmail Arı, Pınar Gayıp’ın da olduğu onlarca gazeteci bu bayrama da cezaevinde girdi. Mayıs ayı Basın Özgürlüğü Raporu’nu açıklayan CHP’nin gazeteci kökenli Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “1 Mayıs ve Kurban Bayramı nedeniyle adliyelerin tam kapasite çalışmadığı bu kısa ayda bile gazeteciler en az 40 kez adliyelerde haber ve paylaşımlarını savunmak zorunda kaldı. Gazeteciler bir bayramı daha ailelerinden, sevdiklerinden uzakta zindanda geçirdi. Ailesine bayram ziyaretinde gözaltına alınan Birgün Gazetesi muhabiri İsmail Arı tam 73 gündür haksız hukuksuz zindanda. Tutuklu gazetecilere her ay bir yenisi ekleniyor. Gazeteciler haber takibinde gözaltına alınıyor, engelleniyor. Söylediğimiz tek bir şey var: gazetecilik suç değildir! İsmail Arı cuma günü hakim karşısına çıkacak. Hem ona hem da haksız hukuksuz zindanda tutulan tüm gazetecilere derhal özgürlük istiyoruz” dedi. EN AZ 40 KEZ YARGILANDILAR CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Mayıs ayı Basın Özgürlüğü Raporu’nu açıkladı. Çakırözer’in kamuoyu ile paylaştığı rapora göre, gazetecilerin en az 40 kez hakim karşısına çıktığı mayıs ayında basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlaller şöyle: Gazeteciler mayıs ayında en az 40 kez yargılandı. Casusluk Davasından tutuklu TELE 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın ilk duruşmasında tutukluluğunun devamına karar verilirken, aralarında İsmail Arı, Pınar Gayıp’ın da bulunduğu onlarca gazeteci bayrama cezaevinde girdi. Gazeteci Yeliz Ayaz AKP Aydın milletvekilinin oğlunun okula bıçak ve silahla gittiği iddialarına ilişkin yaptığı haber nedeniyle tutuklandı. Hakkında tahliye kararı verilen Şanlıurfalı gazeteci Mehmet Yetim savcılığın aynı gün karara itirazı sonrası tutukluluğun devamına karar verildi. Yetim bir hafta sonra tahliye edildi. Evrensel Gazetesi yazarı Ceren Sözeri “AKP’ye kim oy kaybettirdi” başlıklı yazısı nedeniyle Turkuvaz Medya Grubu tarafından açılan davada tazminata mahkum edildi. ERDOĞAN’SIZ KARİKATÜRE HAKARET DAVASI Afyon Kocatepe gazetesi sahibi Sezer Küçükkurt hakkında CHP'den AKP'ye geçen Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ı eleştiren karikatür gerekçe gösterilerek Cumhurbaşkanına hakaret suçlaması ile soruşturma açıldı. Açılan soruşturmada Sezer Küçükkurt ifade verdi. TRT Ana Haber sunucusu Işıl Açıkkar, 10 Mayıs Anneler Günü yayınının sonunda “Ben de bir patili annesiyim” ifadeleri nedeniyle görevden alındı. Gazeteci Şule Aydın hakkında bir kişinin 81 ilin emniyet müdürlüğüne gönderdiği e-posta ihbarı üzerine ‘casusluk’ ‘ajanlık’ suçlamalarıyla soruşturma başlatıldı. Aydın başlatılan soruşturma kapsamında ifade verdi. BirGün Gazetesi Yazı İşleri Müdürleri ile Yeni Yaşam gazetesi Yazı İşleri Müdürü hakkında haberleri nedeniyle soruşturma başlatıldı. HABER TAKİBİNDE GÖZALTI, ENGEL, HEDEF GÖSTERME Gazeteci Yusuf Çelik, İstanbul’daki 1 Mayıs yürüyüşüne polis müdahalesinde haber takibinde gözaltına alındı. Aydın’da yerel bir haber sitesinin sahibi Süleyman Topbaş saldırıya uğradı. BirGün muhabiri Sarya Toprak Gülistan Doku cinayeti haberleri nedeniyle, ailesiyle Yeni Akit gazetesi tarafından hedef gösterildi. Hedef göstermelerin ardından Toprak’ın babası kamu emekçisi Hasan Toprak görevinden uzaklaştırıldı. İBB davasını izleyen gazeteciler birçok kısıtlama ile karşılaşırken, iktidara yakın gazeteci Ferhat Murat’ın, Silivri’de savcı ve hâkimlerin kullandığı koridora rahatlıkla girebilmesi tartışmalara sebep oldu. Murat’a soru soran basın mensupları Ferhat Murat’ın koruma polisi tarafından engellendi. İBB davasını takip eden onlarca gazeteci ile basın kuruluşları Yeni Akit gazetesi tarafından hedef gösterildi. TMSF’ye devredilen kanallar arasında yer alan Flash Haber TV'de tüm canlı yayın faaliyetleri sona erdi. Maaşları ödenmediği için iş bırakan ve hak arayan KRT eski çalışanları hakkında kanalın patronu tarafından “tehdit, iftira ve tahrik” iddialarıyla suç duyurusunda bulunuldu. VERGİ ADALETSİZLİKLERİNİN YAYINLANDIĞI SİTEYE DE ENGEL Basın özgürlüğü alanındaki engellerden biri olarak karşımıza çıkan erişim engelleri mayıs ayında da devam etti. CHP’nin vergi adaletsizliklerini vurgulamak için kurduğu akpden.com sitesi; İBB’nin AKP yönetimindeyken ihalelerde kamu zararı oluştuğu iddiası hakkındaki haberler, TV100 sahibi hakkındaki haber ve sosyal medya paylaşımları ile Ondokuz Mayıs Üniversitesi hastanesindeki rüşvet operasyonu haberleri mayıs ayında erişime engellendi.

CHP’den Sansür Maddesinin Kaldırılması İçin TBMM’ye Teklif Haber

CHP’den Sansür Maddesinin Kaldırılması İçin TBMM’ye Teklif

Türkiye’de gazeteciler bir 3 Mayıs’a daha tutuklama, gözaltı, baskı, sansür ve soruşturmalar altında giriyor. Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 159’uncu sırada yer alan Türkiye 2026 yılında 163’üncü sıraya geriledi. CHP’li Utku Çakırözer’in kamuoyu ile paylaştığı Nisan ayı Basın Özgürlüğü Raporu da Türkiye’de basın özgürlüğü alanında yaşanan kara tabloyu bir kez daha gözler önüne serdi. Rapora göre gazeteciler Nisan ayında 75 kez hakim karşısına çıktı. Gazetecileri susturmak için son üç yıldır olduğu gibi yine ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlaması kullanılırken, CHP sansür aracına dönüşen bu maddenin kaldırılması için TBMM’ye kanun teklifi verdi. Çakırözer, “2022 yılında ‘gazetecileri etkilemeyecek’ denilerek Meclis’ten geçen sansür yasası bugün gazetecilerin tutuklanmasına, soruşturulmasına gerekçe oldu. Alican Uludağ ve İsmail Arı zaten bu maddeden tutuklu. Şimdi bu ay da yeni isimler aynı maddeden yargılandı. Basın özgürlüğünün önündeki temel engellerden biri haline gelen bu sansür düzenlemesinin kaldırılması için teklifimizi verdik. En kısa sürede Meclis gündemine getireceğiz. Basın özgürlüğü olmadan demokrasi, demokrasi olmadan özgür basın var olamaz. Bizler basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkının korunması için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. YASA SANSÜR KILICINA DÖNÜŞTÜ Çakırözer’in raporuna göre Nisan ayında basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlaller şöyle: Gazeteciler haber ve paylaşımları nedeniyle 75 kez hakim önüne çıkmak zorunda kaldı. Soruşturma ve yargılamalarda AKP tarafından üç yıl önce dezenformasyonla mücadele amacıyla çıkarılan ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (TCK 217/A) maddesi baş rolde yer aldı. Şanlıurfa Kulis TV Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Yetim bu suçlamayla ev baskınıyla gözaltına alındıktan sonra tutuklandı. 2024 yılında Halk TV programlarındaki ifadeleri nedeniyle aynı madde gerekçe gösterilerek Timur Soykan 10 ay, Barış Pehlivan ve Murat Ağırel 1 yıl 3'er ay hapis cezasına çarptırıldı. Gazeteci Tolga Şardan, ‘MİT'in Cumhurbaşkanlığı'na sunduğu 'yargı raporu'nda neler var?’ başlıklı yazısı sebebiyle yargılandığı davadan 5 ay hapis cezası aldı. Gazeteci Zafer Arapkirli, yine aynı suçlama ile yargılandığı davalarda sosyal medya paylaşımları nedeniyle 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. AYNI HABERE HEM BERAAT HEM TAZMİNAT Gazeteci Hazal Ocak Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Damat işi biliyor” başlıklı haberi nedeniyle açılan cezai yargılamada beraat etmesine rağmen, 10 bin TL manevi tazminat ödemeye mahkum edildi. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği'nin eski başkanı gazeteci Hakkı Boltan’a başkanlık döneminde yaptığı açıklamalar nedeniyle 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası verildi. AYM’nin ihlal kararının ardından yeniden görülen davada gazeteci Neşe İdil hakkında 1 yıl 3 ay hapis cezası verilirken, gazeteci Mehmet Üçar’a yine yazıları gerekçe gösterilerek 1 yıl 6 ay 11 gün hapis cezası verildi. ÖDÜLLÜ HABERE İKİNCİ SORUŞTURMA 42 gündür tutuklu gazeteci İsmail Arı hakkında, bir X mesajını yeniden paylaştığı gerekçesiyle bir dava daha açıldı. T24 muhabiri Can Öztürk hakkında ödüller kazanan istismar skandalı haberi nedeniyle ikinci bir soruşturma açıldı. Nefes Gazetesi muhabiri Mahir Bağış’a haberi nedeniyle üç ayrı suçlamayla dava açıldı. Cumhuriyet yazarı Mine Kırıkkanat hakkında sosyal medyada eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik ifadesi nedeniyle soruşturma başlatıldı. Gazeteci Mehmet Murat Yıldırım, Öznur Değer ile Sol Gazetesi’nden yazar Orhan Gökdemir, muhabir İrem Yıldırım ve Sorumlu Müdür Emre Alım hakkında haberleri nedeniyle soruşturma ve davalar açıldı. Gazeteci Bahadır Özgür’e 4 yıl önce yayımlanan haberi nedeniyle soruşturma açıldı. 1 MAYIS ALANINA GAZETE YASAĞI Sabah muhabiri Lütfü Yalgı, Siverek’ta yaşanan okul saldırısına ilişkin haberi nedeniyle gözaltına alındı. Eski İçişleri Bakanı ve AKP Milletvekili Süleyman Soylu, kendisine Gülistan Doku cinayetiyle ilgili soru soran Now Haber muhabirine fiziki müdahalede bulunarak görüntü almasını engelledi. 1 Mayıs öncesi yapılan operasyonlarda Özgür Gelecek ve Yeni Demokrasi gazetelerinin bürolarına baskın düzenlendi. Ankara Emniyet Müdürlüğü 1 Mayıs gösterilerine BirGün ve Evrensel başta olmak üzere gazete ve dergi girişini yasakladı. TELE 1’E ÖNCE ÇÖKTÜLER, SONRA SATIŞA ÇIKARDILAR Merdan Yanardağ'ın gözaltına alınmasından sonra mahkeme kararı dahi olmadan el konulan TELE 1 kanalı TMSF tarafından 28 milyon TL bedelle satışa çıkarıldı. Halk TV’ye CHP’li Cemal Enginyurt’un Milli Eğitim Bakanı’na yönelik eleştirileri, SZC TV’ye de TİP’li Sera Kadıgil’in yapılan operasyonlarda uyuşturucu baronlarının hedef alınmamasına yönelik eleştirileri nedeniyle RTÜK tarafından para cezaları verildi. AKP’LİLER HAKKINDAKİ İDDİALARA KARARTMA İktidarın keyfi olarak uyguladığı erişim engellemeleri nisan ayında da basın özgürlüğünü kısıtlayan temel unsurlardan biri oldu. Erk Acarer’in X hesabı ile ‘İstanbul Yargılanıyor’ instagram hesabı erişime engellenirken, erişim engeli getirilen bazı haber içerikleri şöyle: “En çok et ithalatının AKP'li ismin hissedar olduğu şirketten yapılmasına ilişkin haber, Epstein belgelerinde İhlas Holding CEO’su Ahmet Mücahid Ören’in yazışmalarının çıkması hakkındaki haberler, Sabah yazarı Hilal Kaplan hakkında 1600’den fazla içeriğe erişim engeli kararı haberleri, tartıştığı doktoru gözaltına aldıran savcı hakkındaki haberler, Çin’de faaliyet gösteren İsviçre merkezli bir firmaya saf bakır yerine kaldırım taşı gönderilerek 36 milyon dolarlık dolandırıcılık yapıldığı iddiası hakkındaki haberler, AKP Antalya İl Başkanının Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait bir araziyi düşük kira bedeliyle kullandığı haberleri.” SANSÜR YASASININ KALDIRILMASI İÇİN TEKLİF SUNDU Çakırözer gazetecilerin mesleklerini yapabilmelerinin önündeki en büyük engellerden biri haline sansür yasasının iptali için de TBMM’ye kanun teklifi sunduğunu açıkladı. Teklifte “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu düzenleyen TCK’nın 217/A maddesinin yürürlükten kaldırılması düzenleniyor. Çakırözer, “2022 yılında ‘gazetecileri asla etkilemeyecek’ denilerek Meclis’ten geçen sansür yasası bugün gazetecilerin tutuklanmasına, soruşturulmasına en temel gerekçe oldu. Alican Uludağ ve İsmail Arı zaten bu maddeden tutuklu. İşte Nisan’da yeni isimler aynı maddeden yargılandı, tutuklandı. Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde çağrımız net: ifade ve basın özgürlüğünün önündeki en büyük engellerden biri olarak görülen Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi derhal yürürlükten kaldırılmalı. Gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabilmesi ve halkın haber alma hakkı ile ifade ve basın özgürlüğünün korunması sağlanmalıdır. Bu sansür düzenlemesinin kaldırılması için teklifimizi verdik. En kısa sürede Meclis gündemine getireceğiz. Basın özgürlüğü olmadan demokrasi, demokrasi olmadan özgür basın var olamaz. Bizler basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkının korunması için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. Yasanın yürürlüğe girdiği Ekim 2022’den bu yana yaptıkları haberler nedeniyle en az 83 gazeteciye tam 114 kez ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlaması yöneltildi. 54 kez soruşturma, 39 kez dava açıldı.

Çakırözer: "Yeni Yasa İle Daha Büyük Dijital Tecrit ve Fişleme Gelecek" Haber

Çakırözer: "Yeni Yasa İle Daha Büyük Dijital Tecrit ve Fişleme Gelecek"

TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen ve sosyal ağ sağlayıcılarına ‘e-Devlet ’ zorunluluğu getiren kanun teklifi muhalefetin ‘fişleme ve sansür’ tepkilerine rağmen Meclis’ten geçti. TBMM’de konuşan CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “İfade özgürlüğünü, mahremiyeti ve bilgiye erişim hakkını topyekun ortadan kaldıracak bir büyük dijital tecrit ve fişleme düzenlemesiyle karşı karşıyayız! Biz bu filmi daha önce de gördük. 2022'de gördük. ‘Dezenformasyonu önleyeceğiz’ diye halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçunu yarattınız! Sansür yasasından 83 gazeteci 114 kez yargılanmış. Son 10 yılda 1,5 milyon alan adı engellenmiş, 270 bin haber ve paylaşım karartılmış! AKP sansürde dünya rekoru kırmışken şimdi bu yasayla her alanda sansürü genişletiyor, ülkeyi Kuzey Kore'ye çeviriyorsunuz” dedi. “BİR BÜYÜK DİJİTAL TECRİT VE FİŞLEME” Sosyal medya platformlarına e-Devlet’le giriş dayatması da getiren Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi dün Meclis’ten geçti. Teklif ile 5651 sayılı kanunda değişikliğe gidilirken, düzenlemenin 86 milyona büyük dijital tecrit ve fişleme getirdiğini söyleyen CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “Açıkça görüyoruz ki ifade özgürlüğünü, mahremiyeti ve bilgiye erişim hakkını topyekun ortadan kaldıracak bir büyük dijital tecrit ve fişleme düzenlemesiyle karşı karşıyayız” dedi. “AKP’NİN DÜNYA REKORU: SON 10 YILDA 1,5 ALAN ADI ENGELLENMİŞ” AKP’nin Meclis’e getirdiği düzenleme ile Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği erişim engeli yetkisinin genişletildiğini ve yeni sansürlerin önünün açıldığını belirten Çakırözer, son 10 yılda erişim engeli getirilen haber ve içeriklere dikkat çekti. Çakırözer şöyle konuştu: “Türkiye'de zaten gerçekler karartılmış durumda. Aralarında Cumhurbaşkanı, ailesi, bakanları, vekilleri, valileri, kaymakamları, bürokratlarının da olduğu çok sayıda iktidar mensubu rahatsız diye her yıl on binlerce haber ve içerik erişime engelleniyor. Bakıyorsunuz, hepsi görevi kötüye kullanma, yolsuzluk, rüşvet, istismar gibi kamunun bilmesinde yarar olan haberler. İfade Özgürlüğü Derneği hesaplamış; son on yılda 1,5 milyon alan adı engellenmiş, 270 bin haber ve paylaşım karartılmış durumda. Bu bir dünya rekorudur!” “KARARTMALAR OTOMATİK HALE GELECEK” Sansürlenen, erişim engeli getirilen haberlerin içeriklerine de dikkat çeken Çakırözer, “Liyakatsiz atamalar, tarikat yurdunda intihara sürüklenen gençler, akademik ünvan sahtekarlıkları, kadın cinayetleri, istismarlar, deprem sonrası sorumluluklar, kamu görevlilerinin organize suç bağlantıları gibi vahim haberler; 19 Mart darbe sürecindeki kumpaslarınızı, hukuksuzluklarınızı açığa çıkaran haberler… Hepsi sansürleniyor, arşivden kaldırılıyor. Öyle ki bu sansürleri duyuran haberlere dahi erişim yasağı var. Şimdi, bu yasayla engellemeler, karartmalar otomatik hale geliyor, daha da yaygınlaşıyor” dedi. “BİZ BU FİLMİ 2022’DE DE GÖRDÜK” 2022 yılında ‘dezenformasyonu önleme’ gerekçesiyle Meclis’ten geçen ve Türk Ceza Kanunu’na eklenen 217/A maddesi görüşmelerinde verilen sözleri gündeme getiren Çakırözer, “Biz bu filmi daha önce de gördük. Ne zaman gördük? 2022'de gördük; ‘Dezenformasyonu önleyeceğiz’ diye halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçunu yarattınız, TCK 217/A maddesi. ‘Gazeteciyle, habercilikle hiç ilgisi yok’ dediniz. ‘Bu yasayla gazeteci tutuklanmayacak’ dediniz ama üç yılda gördük, ülkeyi tam bir sansür ablukasını aldınız” açıklamasını yaptı. “MAĞDUR OLMAYACAK DEDİĞİNİZ GAZETECİLER 114 KEZ SUÇLANDI” Çakırözer yasanın yürürlüğe girdiği tarihten bugüne sansür yasasından 83 gazeteciye 114 kez suçlama yöneltildiğini açıklarken, “Gazeteciler Evrim Kepenek, Yüsra Batuhan, Sinan Aygül, Furkan Karabay, Tolga Şardan, Merdan Yanardağ, Timur Soykan, Barış Pehlivan, İsmail Arı, Alican Uludağ; hepsi bu yasanın mağduru. Gazeteci Ali Sefa Korkut bıkmadan takibini yapmış, 83 gazeteciye 114 kez bu suçlama yöneltilmiş; gözaltılar, tutukluluklar hep bu yüzden” diye konuştu. “KEYFİ YETKİYLE SANSÜRÜ GENİŞLETİYORSUNUZ” Çakırözer “Dezenformasyonla mücadele deyip üç yıldır nasıl gazetecileri hedef aldıysanız bugün de biliyoruz ki amacınız belli. Hukuki denetimden uzak, ucu açık ve keyfî yetkilerle hak ve özgürlüklerimizi daraltmak, vatandaşı fişlemek, sosyal medyayı karartmak istiyorsunuz; her alanda sansürü genişletiyor, ülkeyi Kuzey Kore'ye çeviriyorsunuz” dedi. “AB YOLU VE YATIRIMLAR İÇİN DEMOKRASİ ŞART” Ortadoğu’da ve dünyada yaşanmakta olan gelişmelerin Türkiye’nin önüne frsatlar sunduğunu belirten Çakırözer, fırsatlardan yararlanmanın yolunun demokratikleşmeden geçtiğini belirterek şunları söyledi: “Bir yanda Avrupa Birliği yeniden genişlemeyi konuşuyor, bir yanda Körfez'deki yatırımcılar güvenli adres arıyor. Başta savunma, güvenlik, enerji, lojistik bağlantıları olmak üzere pek çok alanda Avrupa'yla stratejik iş birlikleri geliştirilebilir, bölgemizde öncü rol oynanabilir ama bu fırsatlardan yararlanmanın yolu demokrasiden, herkese adalet ve hukuk güvencesi sağlamaktan, özgürlüklerden geçer. Bu kadar basit, bu kadar kolay aslında. Ama siz baskıda, sansürde, otoriter düzende inat ettikçe kaybeden ülkemiz, kaybeden 86 milyon, hepimiz oluyor. Biz ise kararlıyız, ilk sandıkta AKP’nin bu kara düzenini milletimizle birlikte değiştireceğiz; sansürü bitirecek, özgürlükleri getireceğiz”

CHP’den TBMM’de Tutuklu Gazeteciler İçin Özgürlük Çağrısı! Haber

CHP’den TBMM’de Tutuklu Gazeteciler İçin Özgürlük Çağrısı!

TBMM’de Alican Uludağ, İsmail Arı, Merdan Yanardağ, Pınar Gayıp ile haberi, yazısı, sosyal medya paylaşımı nedeniyle tutuklu gazetecilerin durumuna dikkat çeken CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, gazeteciler için özgürlük ve adalet çağrısı yaptı. Çakırözer, “Türkiye'de gazetecilik ağır kuşatma altında. Gazeteciler haberleri nedeniyle baskı, tehdit, gözaltı ve zindanla susturuluyor. Sansür yasası gerekçe gösterilerek hapse atılıyor. Bu mesleğin yüz akı Alican Uludağ, İsmail Arı, Merdan Yanardan ve daha nice gazeteci hukuksuzca zindanda. 3 yıl önce ‘Bu yasayla gazeteci tutuklanmaz’ diye halkı kandıranlar, şimdi suspus. Nerede vicdanınız, nerede adalet duygunuz? Ama, kimse merak etmesin, Alican da İsmail de diğerleri de dimdik çıkacak ve yine yağmalarınızı, talanlarınızı ve çürümüşlüğünüzü yazmaya devam edecek” dedi. Çakırözer, geçtiğimiz hafta törenle ilan edilen 5G’ye geçiş sürecinde dağıtılan ilanlardaki ayrımcılığa da gündeme getirerek, kamu operatörlerinin ilanlarının iktidara yakın gazete ve televizyonlara dağıtılmasını eleştirdi. Çakırözer, “ ‘81 ilde herkes için 5G’ dediler. İlanlar sadece iktidara yakın basın kuruluşlarına gitti” diye konuştu. GAZETECİLİK KUŞATMA ALTINDA Haberi, yazısı ve sosyal medya paylaşımı nedeniyle cezaevinde tutulan gazeteciler ile basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlaller TBMM gündemine taşındı. Türkiye’de basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlallerin giderek arttığına dikkat çeken CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Alican Uludağ, İsmail Arı, Merdan Yanardağ, Pınar Gayıp ve haberi, paylaşımı nedeniyle tutuklu gazetecilere özgürlük çağrısı yaptı. Çakırözer şöyle konuştu: “Türkiye'de gazetecilik ağır kuşatma altında. Gazeteciler haberleri nedeniyle baskı, tehdit, gözaltı ve zindanla susturuluyor. 2025 yılında gazeteciler tam 610 kez hakim karşısına çıktı, 39 gazeteci tutuklandı. Furkan Karabay, Ercüment Akdeniz, Elif Akgül, Yıldız Tar, Fatih Altaylı, Suat Toktaş, Enver Aysever aylarca zindanda tutuldu. Kara tablo bu yıl da aynı, İktidarı eleştiren Tele1'e çökmek için casusluk sucu uydurup Merdan Yanardağ'ı tutukladınız, 162 gündür zindanda. ‘Terörsüz Türkiye olacak, Kürt sorununu çözeceğiz’ diyorsunuz da gazeteciler Pınar Gayıp, Nedim Oruç ve niceleri aylardır, yıllardır tutukluyken nasıl olacak bu iş?” “ALİCAN, İSMAİL ÇIKACAK; YİNE YAZACAK” Son dönemde tutuklanan gazeteciler Alican Uludağ ile İsmail Arı’nın durumunu gündeme getiren Çakırözer, “TCK'ye 217/A maddesiyle eklenen ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ diye suç icat edip gazetecileri hedefe koyan da yine bu iktidar. Üç yıl önce yasa Meclis’ten geçerken o dönem grup başkanımız olan Genel Başkanımız Özgür Özel, biz milletvekilleri ve gazetecilik örgütleri ‘Yapmayın, bu maddeyle gazetecileri hapse atacaksınız’ dedik, dinletemedik! Soruşturmaların yüzde 70'i gazetecilere açıldı, şafak baskınları, itibar suikastlarıyla gözaltına alınıp tutuklandılar. Bu mesleğin yüz akı 2 gazeteci Alican Uludağ 46 gündür, İsmail Arı 16 gündür işte bu yüzden tutuklu. Yaptıkları gazetecilik, yazdıkları haber ama üç yıl önce ‘Bu yasayla gazeteci tutuklanmaz’ diye halkı kandıranlar, şimdi suspus. Nerede vicdanınız, nerede adalet duygunuz? Ama, kimse merak etmesin, Alican da İsmail de diğerleri de dimdik çıkacak ve yine yağmalarınızı, talanlarınızı ve çürümüşlüğünüzü yazmaya devam edecek” diye konuştu. “ABLUKA ALTINDAKİ GAZETECİLİK TÜRKİYE’NİN FOTOĞRAFI” İstanbul Kadıköy'de tutuklu meslektaşları için bir araya gelen gazetecilerin yürüyüşüne polis ablukasını da gündeme getiren Çakırözer, “Gazeteciler, haberi nedeniyle zindanda ama bakın bu fotoğrafa, gazetecilerin hakkını savunmak için meydanlara inen meslektaşları da yine, maalesef polis ablukasında. İşte, Türkiye fotoğrafı bu maalesef!” dedi. “Gazeteci haber yapıyor, iktidarın bakanı, vekili, müdürü aynı gün erişimi engellettiriyor.” diyen Çakırözer, haberlere ve sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engellerinin de basın özgürlüğü alanındaki en büyük ihlallerden biri olduğunu belirterek, “Vatandaş habere tıklıyor, erişim yok; hesaba tıklıyor, yasaklı! Kanalı açıyor, karartılmış ya da kayyumda. En fazla erişim engeli kararı aldıranlar bu iktidar sahipleri ve yakınları. Haklarındaki yolsuzluk, rüşvet, torpil haberlerini engelletmede zirvedeler. İkinci sırada engellenenler ise 19 Mart darbesinin kumpaslarını açığa çıkaran haberler. Sadece o günkü protestoları haberleştiren 21 gazete, 12 gazeteci ve 3 derginin sosyal medya hesabı erişimi engellendi. Yapay zekâ tabanlı Grok'a bile bu sansürcü zihniyet soruşturma açıp erişimi engelledi” diye eleştirdi. 5G’DE KAPSAM HERKES İÇİN, İLANLAR İKTİDARA YAKIN KURULUŞLARA Çakırözer, geçtiğimiz hafta törenle ilan edilen 5G’ye geçiş sürecinde dağıtılan ilanlardaki ayrımcılığa da dikkat çekerek, kamu ilanlarının iktidara yakın gazete ve televizyonlara dağıtılmasını eleştirdi. “Basın ilan ambargoları, para cezaları, kayyum uygulamalarıyla bağımsız medya ayakta duramaz hale getiriliyor” diyen Çakırözer, şunları söyledi: “Geçen hafta Türkiye'nin 5G teknolojisine geçiş süreci törenlerle duyuruldu. Sloganı neydi: ‘81 ilde herkes için 5G.’ İyi ama bu verilen ilanlar ne herkesi ne de 81 ili kapsadı; ikisi de kamu iştiraki konumundaki Turkcell ve Türk Telekom’un verdikleri ilanlar herkesi kapsamadı. ‘Herkes için’ dediler, ilanlar sadece iktidara yakın basın kuruluşlarına gitti, Halk TV dışlandı, Sözcü TV dışlandı; Sözcü, Karar, Birgün ve daha nice gazete ve onların yüz binlerce, milyonlarca okuru, seyircisi kapsama dışında bırakıldı.” “ESKİŞEHİRLİ’NİN TELEFONUNDA 5G VAR, GAZETESİNDE İLAN YOK!” “Ayrıca, biz burada 81 ilin vekilleriyiz! Soruyorum: Anadolu'nun sesi dediğimiz yerel gazete ve televizyonlarımız bu milyarlarca liralık ilan pastasından pay alabildi mi? Hayır! 900 bin Eskişehirli, telefonunda, bilgisayarında 5G'yi kullanacak, para ödeyecek ama Eskişehir'in zaten kıt kaynaklara sahip televizyonlarına, gazetelerine 1 liralık ilan verilmeyecek. Kamu bankalarının, KİT'lerin devasa reklam harcamaları iktidarın propaganda aracı değildir. ‘AKP'yi översen ilanı kaparsın; eleştirirsen yok olmaya mahkumsun’ anlayışınız yüzünden bugün gazeteler ve televizyonlar büyük ambargolar altında! Bu bir reklam politikası değildir! Bu, özgür basını susturma ve tek sesli bir medya düzeni kurma çabasıdır. Biz bu anlayışı yıkacağız; hem ifade ve basın özgürlüğünün en geniş biçimde kullanıldığı hukuk devletini yaratacağız hem de basın kuruluşlarına ekonomik ambargoları kaldıracağız. İnanıyoruz ki basın özgürlüğü olmadan demokrasi olmaz ve bir kez daha haykırıyoruz ki gazetecilik suç değildir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.