SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sanatçı

Porsuk Haber Ajansı - Sanatçı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sanatçı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Genco Erkal Emek ve Onur Ödülü Sahibini Buldu Haber

Genco Erkal Emek ve Onur Ödülü Sahibini Buldu

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025 yılından itibaren tiyatro alanında vermeye başladığı "Genco Erkal Emek ve Onur Ödülü “nün ilkini, Türk Tiyatrosunun değerli hocası Prof. Dr. Ayşegül Yüksel’e takdim etti. 2024 yılında Genco Erkal’ın vefatının ardından, adına açılan sahnede yapılan anma töreninde konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, usta sanatçı Genco Erkal’ın adını yaşatacakları bir ödül verilmesi önerisinde bulunmuştu. Sezon içerisinde Ayşe Ünlüce başkanlığında toplanan Şehir Tiyatroları yönetimi, 2025 yılı Genco Erkal Emek ve Onur Ödülü’nün ilkini; Türk Tiyatrosuna ve özelde Genco Erkal Tiyatrosuna dair üretmiş olduğu basılı eserler, inceleme ve eleştiri yazıları, araştırmaları ve düşünsel zenginliği ile katkı sağlamış olması gerekçesiyle Prof. Dr. Ayşegül Yüksel’e verilmesini kararlaştırdı. Şubat ayı içinde kararın kamuoyuna açıklanmasının ardından, geçtiğimiz hafta sonu Eskişehir’de, Şehir Tiyatrolarının Genco Erkal Sahnesi’nde düzenlenen törende Prof. Dr. Ayşegül Yüksel, ödülünü Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Hakkı Kuş’un elinden teslim aldı. Oldukça duygusal anların yaşandığı törende konuşan Hakkı Kuş, “Bir ustamın adıyla verilen ödülü, başka bir ustama vermek benim için şereftir. Ödülü, önünüzde eğilerek vermek istiyorum.” diyerek ödül takdimini gerçekleştirdi. Aynı zamanda Genco Erkal'ın doğum günü olan 28 Mart günü verilen ödül heykelciğini alan Ayşegül Yüksel yaptığı kısa konuşmada, “Bu ödülün benim için ne büyük onur olduğunu, ne kadar mutlu ettiğini anlatmam pek mümkün değil. Genco ile yollarımız çok sık kesişti. Önce ben onun seyircisi oldum, sonra o da benim yazılarımın okuru oldu. Bizi son kez buluşturan ise Eskişehir Belediyesi ve Tiyatrosudur. Bugün 28 Mart. Genco’nun doğum günü. İyi ki doğmuş, iyi ki bizim sanatçımız olmuş. İyi ki adı bu sahnede yaşıyor. Onu hepimizin adına selamlıyorum.” sözleriyle salonda bulunan herkese duygulu anlar yaşattı. Törenin ardından Şehir Tiyatrolarının “Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin” adlı oyununu ailesi ile birlikte seyreden Yüksel, temsilin bitiminde sanatçıları tebrik ederek fotoğraf çektirdi.

Ramazan Konserleri’nde Aykut Kuşkaya Eskişehirlilerle Buluştu Haber

Ramazan Konserleri’nde Aykut Kuşkaya Eskişehirlilerle Buluştu

Anadolu Üniversitesi, Ramazan ayının manevi atmosferini müzikle buluşturduğu “Ramazan Konserleri” kapsamında Eskişehir halkını özel etkinliklerde bir araya getirmeye devam ediyor. Ramazan ayının birlik, paylaşma ve dayanışma ruhunu yansıtan konserler, müzikseverlere unutulmaz akşamlar yaşatmayı hedefliyor. Bu kapsamda düzenlenen konser etkinlikleri çerçevesinde sanatçı Aykut Kuşkaya sahne aldı. Anadolu Üniversitesi Öğrenci Merkezi Yunus Emre Salonunda gerçekleştirilen konsere Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Yusuf Özkay ve Prof. Dr. Köksal Büyük, Rektör Danışmanı ve İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Barış Kılınç, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mustafa Bostancı, Genel Sekreter Yardımcısı Abdurrahman Şafak başta olmak üzere çok sayıda müziksever katılım gösterdi. Ramazan ayının manevi atmosferine uygun eserlerin seslendirildiği konserde Aykut Kuşkaya, sevilen ezgi ve ilahileri dinleyiciler için yorumladı. Öğrenciler, akademisyenler ve Eskişehir halkının yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte katılımcılar müzik eşliğinde keyifli ve anlamlı bir akşam yaşadı. Programda sanatçının repertuvarında yer alan “Yeni Bir Şarkı”, “Allah Sorar”, “Kardan Aydınlık”, “Yusufu Kaybettim”, “Bana Seni Gerek Seni”, “Kıymetli Nesnedir Aşk”, “Gel Gör Beni Aşk Neyledi” ve “Kaldırımlar” gibi eserlerin yanı sıra farklı sanatçılara ait birçok parça da seslendirildi. Duygusal ve coşkulu sözleriyle dikkat çeken eserler dinleyiciler tarafından büyük ilgi gördü. Kuşkaya: “Sanatta samimiyet kalplere ulaşmanın en güçlü yoludur” Müzik yolculuğunun çocukluk yıllarına dayandığını belirten Aykut Kuşkaya, ailesinin sanatla iç içe olduğunu ifade etti. Babası Feridun Kuşkaya’nın 1950’li yıllarda TRT’de bağlama ve darbuka çaldığını ve korolarda yer aldığını dile getiren Kuşkaya, çocukluk yıllarından itibaren müziğin hayatının önemli bir parçası olduğunu söyledi. Eserlerinin dinleyicilerle kurduğu güçlü bağa da değinen Kuşkaya, şarkılarını hiçbir zaman yalnızca dinlenmek ya da kazanç elde etmek amacıyla üretmediğini vurguladı. Kuşkaya, “Gerçekten hissettiğim, beni etkileyen sözlerden ve kendi yaşantılarımdan yola çıkarak eserler ürettim. Bu samimi yaklaşımın dinleyicilerle organik bir bağ kurmamı sağladığını düşünüyorum.” ifadelerini kullandı. Eskişehir dinleyicisinin her zaman özel bir yere sahip olduğunu ifade ederek gençlere de mesaj veren Kuşkaya, düşünür Cemil Meriç’in “Samimiyet öyle güzel bir dildir ki kör de görür, sağır da duyar.” sözünü hatırlatarak, sanatın ve hayatın özünde samimiyetin yer aldığını vurguladı. Kuşkaya, samimiyet ve gönül bağı kurulduğunda üretilen eserlerin insanların kalbine ulaşabileceğini söyledi. Konser sonunda Rektör Adıgüzel, sanatçı Aykut Kuşkaya’yı Anadolu Üniversitesi’nde ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek kendisine çiçek takdim etti. Anadolu Üniversitesi tarafından Ramazan etkinlikleri kapsamında düzenlenen konser programlarıyla öğrencilerin sosyal ve kültürel yaşamına katkı sağlanması amaçlanıyor. Kaynak: AnaHaber

Çağdaş Sanatlar Galerisi’nin 38'inci Sergisi Açılıyor Haber

Çağdaş Sanatlar Galerisi’nin 38'inci Sergisi Açılıyor

Odunpazarı Belediyesi, kültür ve sanat alanındaki üretimlerini sürdürmeye devam ediyor. Belediyenin önemli sanat mekânlarından Çağdaş Sanatlar Galerisi, 38’inci sergisinde sanatçı Gülveli Kaya’nın kişisel resim sergisi “Sırname” ye ev sahipliği yapacak. Sergi, 10 Mart’ta saat 17.00’de kapılarını sanatseverlere açacak. “Sırname”, sanatçının yaşanmışlıklarından süzülen, kırılmalarla ve içe dönüşlerle biçimlenen bir üretim sürecinin sonucu olarak izleyici karşısına çıkıyor. Pandemiyle derinleşen izolasyon, ardından yaşanan yıkıcı deprem, süregiden savaşlar ve ekonomik krizler; Kaya’nın sanat pratiğinde güçlü bir sorgulama ve içe kapanış dönemini tetikledi. Bu süreçte yüzeyle kurduğu ilişki giderek malzemeye ve malzemenin tahribatına odaklandı. Sanatçının uzun süredir zihnini meşgul eden “ev”, “iç mekân” ve “duvar yüzeyi” kavramları ile insan bedeni arasındaki paralellikler, bu serinin düşünsel zeminini oluşturuyor. Kaya, bedeni yalnızca biyolojik bir varlık olarak değil; hem fiziksel hem de içsel bir mekân, bir yapı olarak ele alıyor. Bu yaklaşım, onu yeniden duvar kâğıdına yöneltiyor; ancak bu kez bir imge olarak değil, doğrudan dokunsal ve kavramsal bir malzeme olarak. Duvar kâğıdının örtücü, gizleyici, iz tutan ve aynı zamanda sökülebilir, yırtılabilir doğası; sanatçının yeni görsel dilinin temelini oluşturuyor. Başlangıçta bir mücadele alanı olan yüzeyler, jestin ve direnişin mekânıyken zamanla “sırnamelere” dönüşüyor — insan ruhuna ve bedensel varlığa sıkı sıkıya bağlı içsel yazıtlar hâline geliyor. “Sırname” kelimesi, Türkçedeki “sır” ile Osmanlıca “-name” ekinin birleşiminden türetilmiş özgün bir kavram olarak serinin kavramsal çerçevesini güçlendiriyor. Bu anlamıyla eserler; kişisel izlerin, saklı anlatıların ve psikolojik tortuların görsel forma büründüğü birer “gizli kitap” niteliği taşıyor. Tanımlanmayı kolayca reddeden bu kavram, serinin ruhunu da içinde barındırıyor. Sergideki yüzeyler, üzerlerindeki süsleme motiflerini nötr tonlarla örtecek biçimde boyanıyor; ardından düzenli tekrarlarla ilerleyen desenlerin ritmine karşılık gelecek ölçüde, sert bir metal uçla adeta yazı yazar gibi kazınıyor. Bu kazıma eylemi hem yıkıcı hem de meditasyonel bir süreç olarak ilerliyor. Zaman içinde öngörülmeyen lekeler, izler ve biçimler beliriyor; her eser kendi iz dilini oluşturuyor. Sanki önceden var olan ama görünmeyen bir sır, yüzeye çıkmak üzere kendi yolunu buluyor. “Sırname”, görünmeyeni görünür kılan, sessiz tanıklıkları görsel yazıtlara dönüştüren ve kişisel olduğu kadar kolektif hafızayı da taşıyan katmanlı bir anlatı sunuyor. Sanatseverler, 10 Mart saat 17.00’de Çağdaş Sanatlar Galerisi’nde açılacak sergide, yüzeylerin ardında saklı izlerle ve içsel yazıtlarla buluşmaya davet ediliyor.

"Fotoğrafın Dansı / Dansın Fotoğrafı" Sergisi Sanatseverlerle Buluştu Haber

"Fotoğrafın Dansı / Dansın Fotoğrafı" Sergisi Sanatseverlerle Buluştu

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen, usta fotoğraf sanatçısı Ali Öz’ün “Fotoğrafın Dansı / Dansın Fotoğrafı” adlı sergisi sanatseverlerle buluştu. 1979 yılında başladığı fotoğraf yolculuğunda, 25 yılı aşkın süredir İstanbul’un dans ve bale sahnesine tanıklık eden Ali Öz, sahnenin büyüsünü objektifiyle ölümsüzleştirdi. “Fotoğrafın Dansı / Dansın Fotoğrafı” sergisi, sanatçının uzun soluklu gözlemlerinin ve estetik bakışının güçlü bir yansıması olarak izleyicilerin beğenisine sunuldu. Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi Sanat Galerisi’nde açılan sergide; Moskova Klasik Devlet Balesi, Béjart Ballet Lausanne, Bolşoy Tiyatrosu, Çin Ulusal Devlet Balesi, Kiev Balesi gibi dünyaca ünlü toplulukların sahnelerinden karelerin yanı sıra, İstanbul Devlet Opera ve Balesi ve çağdaş dansın önemli isimleri Zeynep Tanbay ile Beyhan Murphy’nin performanslarından seçilmiş yaklaşık 60 fotoğraf yer alıyor. Açılışta konuşan sanatçı Ali Öz, “Uzun yıllardır süren bir birikimin ürünü olan bu fotoğraf sergisinin Eskişehir’e çok yakışacağını düşünüyordum; nitekim öyle de oldu. Sergi, kentin ruhuyla bütünleşti ve Eskişehir’e ayrı bir değer kattı. Eskişehir gerçek anlamda bir kültür ve sanat şehri. Eserlerimin burada sanatseverlerle buluşmasına imkân sağlayan Ayşe Ünlüce’ye içten teşekkürlerimi sunuyorum.” dedi. Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Hasan Ünal ise konuşmasında, “Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, sanatın ve sanatçının yanında olmaya her zaman devam edecektir. Sanata ve sanatçıya verilen bu kıymetli destek, kentimizin kültürel zenginliğini daha da güçlendirmektedir. Ayşe Ünlüce’nin selamlarını iletiyor; değerli sanatçımıza bundan sonraki sanat yaşamında başarılarının artarak devam etmesini diliyorum.” ifadelerini kullandı. Sahnedeki hareketin, ışığın ve duygunun bir anlık kesitini yakalayan eserler; dansın zarafetini ve dinamizmini fotoğraf sanatıyla buluşturarak izleyicilere görsel bir şölen sunuyor. Sergi, 3 Nisan’a kadar ziyaret edilebilecek.

Şehir Tiyatrolarından Minik İzleyiciler İçin Yeni Oyun Haber

Şehir Tiyatrolarından Minik İzleyiciler İçin Yeni Oyun

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, okul öncesi yaş grubundaki minikler için sahneleyeceği “Rüzgârda Savrulan Yapraklar” adlı oyununun provalarına başladı. Her sezon olduğu gibi 2025 – 2026 tiyatro sezonunda da seyircilerini farklı ve renkli projelerle buluşturan Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, repertuvarına yeni bir çocuk oyunu eklemeye hazırlanıyor. Yönetmenliğini Şehir Tiyatroları sanatçısı Pınar Bekaroğlu Ciotta’nın üstlendiği, İtalyan bağımsız tiyatro sanatçısı Luigi Ciotta’nın hikâyesinden yola çıkılarak oyunlaştırılıp sahnelenen “Rüzgârda Savrulan Yapraklar” adlı oyunun provaları aralıksız olarak sürdürülüyor. Doğa ve çocuk ilişkisine odaklanan oyun, farklı bir bakış açısı sunuyor ve yaşama sevincinin kaynağı olan doğanın, çocuğun dünyasında nasıl bir yuvaya dönüşebileceğini renkli ve müzikli bir hikâye eşliğinde anlatıyor. Gamze Kılıkcı’nın rol aldığı tek kişilik oyunda, masalsı anlatımlarda, yaratıcılıkta sınır tanımayan usta sanatçı Ayten Öğütçü, kukla ve sahne tasarımını üstleniyor. Oyunun ışık tasarımını ise Ali Rıza Tekin gerçekleştiriyor. Göz alıcı görselliği ve güçlü hikâyesiyle çocukların hayal dünyasına eşlik edecek olan “Rüzgârda Savrulan Yapraklar”, Mart ayı içinde izleyicisiyle buluşacak ve sezon boyunca Şehir Tiyatrolarında sahnelenmeye devam edecek.

''Varınca Ara'' Seramik Sergisi, Sanat Sokağı’nda Açıldı Haber

''Varınca Ara'' Seramik Sergisi, Sanat Sokağı’nda Açıldı

Çağdaş seramik sanatının özgün isimlerinden Nisan Talaz’ın “Varınca Ara” başlıklı seramik sergisi, Sanat Sokağı’nda sanatseverlerle buluştu. Küratörlüğünü Selin Gürkan’ın üstlendiği sergi, izleyiciyi tamamlanmış bir anlatıya değil; arayış, dönüşüm ve yeniden var olma hâllerinin iç içe geçtiği bir yolculuğa davet ediyor. Sergide yer alan çalışmalar; doğum, dönüşüm ve yeniden var olma gibi döngüsel temaları seramiğin esnek yapısı ve metalin kalıcı dili üzerinden ele alıyor. Sabit formlardan uzak duran eserler, sürecin kendisini görünür kılarak izleyiciyi yolda olma hâli üzerine düşünmeye çağırıyor. Serginin açılışında konuşan küratör Selin Gürkan, serginin kavramsal çerçevesine değinerek, “Başta Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce’ye ve Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanlığı’na bu alanı bizlere açtıkları için teşekkür ediyorum. ‘Varınca Ara’ isimli bu sergide aslında bir yolculuk sunuyoruz. Çünkü bazen varmak değil, yolda kalmak değerlidir. Öğreten şey sonuç değil, süreçtir. Nisan’ın üretim pratiğinde bu yolculuğun yalnızca fiziksel değil, düşünsel bir hareket alanı olduğunu görüyoruz.” ifadelerini kullandı. Serginin sanatçısı Nisan Talaz ise Eskişehir’de ilk kişisel sergisini açmanın kendisi için özel bir anlam taşıdığını belirterek, “Eskişehir’de üreten bir sanatçı olarak ilk kişisel sergimi Sanat Sokağı’nda açmak benim için büyük bir mutluluk. Bu alanı bana açtıkları için Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ediyorum.” dedi. Açılışta konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Atilay Dalgıç da belediyenin sanata verdiği önemi vurgulayarak, “Eskişehir Büyükşehir Belediyesi olarak seramik sanatına olan sevgimizi ve desteğimizi güçlendiriyoruz. Uluslararası Çağdaş Seramik Sanatları Müzemizle ziyaretçilerimizi ağırlamaya devam ediyoruz. Sanatın birleştirici ve dönüştürücü gücüne inanıyor, kentimizin kültür ve sanat yaşamına değer katan nitelikli üretimleri desteklemeyi çok önemsiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Şehir Tiyatroları Haldun Dormen'i Unutmadı Haber

Şehir Tiyatroları Haldun Dormen'i Unutmadı

Türk tiyatrosunun ulu çınarı, büyük usta Haldun Dormen, Eskişehir Şehir Tiyatroları’nın düzenlediği duygu dolu bir törenle anıldı. 25 yıllık Şehir Tiyatrosu serüveninde hem bir yol gösterici hem de bir "Haldun Abi" olarak derin izler bırakan usta sanatçıya, sanatçı dostları ve Eskişehir halkı vefa borcunu sahnede ödedi. ​"REJİSİZ DÜĞÜN BİLE OLMAZ ŞEKERİM" ​Törende sahne alan Şehir Tiyatrosu sanatçısı Emre Basalak, Haldun Dormen ile olan bir anısını paylaşarak izleyenleri duygulandırdı. Basalak, Dormen’in kendine has üslubuyla kurduğu son diyaloglardan birini aktardı: ​"Döndü bana; 'Hiç ölmeyecekmişim gibi konuşuyorum değil mi şekerim?' dedi. Ben de 'Ustalar ölmez Haldun Abi' dedim. Kafasını kaldırdı ve 'Herkes ölür şekerim. Sen öyle büyük laflar etme. O gün geldiğinde çık sahneye, dört beş kelime et yeter, çok uzatma' dedi." ​LÜKÜS HAYAT’TAN HALDUN DORMEN’E SELAM ​Eskişehir Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Hakkı Kuş, Dormen’in Eskişehir için sadece bir yönetmen değil, bir rehber olduğunu vurguladı. Törende, Dormen'in en önemli eserlerinden biri olan ve Eskişehir’de 12 yıl önce prömiyerini yaptığı "Lüküs Hayat" oyunundan kesitler sunuldu. ​Sanatçı Melda Yılmaz, usta için; "Türkiye’nin ve dünyanın en iyi fars yönetmenlerinden biridir. Sahne ritmini ondan daha iyi planlayan kimseyi tanımadım. Asalet ve zarafet Haldun Dormen'den sorulur." ifadelerini kullandı. ​"BAYRAK ARTIK BİZDE ŞEKERİM" ​Törenin sonunda duygularını dile getiren sanatçılar, Haldun Dormen’e olan bağlılıklarını "Bayrak artık bizde şekerim, sen rahat uyu." sözleriyle anlattı. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ve Şehir Tiyatroları ekibi, usta sanatçıyı saygı, rahmet ve alkışlarla uğurladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.