SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sağlık-Sen

Porsuk Haber Ajansı - Sağlık-Sen haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık-Sen haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sağlık-Sen Şube Başkanı Köksal: "Eskişehir'de Adeta Bir Hastalık Hastalığı Başladı" Haber

Sağlık-Sen Şube Başkanı Köksal: "Eskişehir'de Adeta Bir Hastalık Hastalığı Başladı"

Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, düzenlediği basın toplantısında kentin sağlık sistemine dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu ve Eskişehir'de her ay 1 milyon kişinin sağlık kuruluşlarına başvurduğunu belirtti. Köksal, 1 milyon nüfuslu bir şehirde 1 milyon kişinin sağlık kuruluşlarına başvurması durumunda ne kadar yeni bina yapılırsa yapılsın ne kuyrukların biteceğini ne de hastaların yaşadığı sıkıntıların sona ereceğini ifade etti. İl Sağlık Müdürü Yaşar Bildirici'yi 8 bin 75 sağlık çalışanının 1 milyon hastaya hizmet verdiğini ifade ederek yoğun emeği ortaya koyduğu için tebrik eden Köksal, aynı zamanda "performans yapın" anlayışıyla doktor ile hasta arasındaki muayene süresinin normalin dışına çıkacak şekilde azaltıldığını gösterdiğini söyledi. Bir ay içerisinde yaklaşık 20 iş günü olduğunu, dahili ve cerrahi branşlardaki doktorların çalışma düzenlerinin farklılık gösterdiğini, örneğin bir hekimin haftanın 5 günlük süresinin ancak 3 gününde poliklinik yapabildiğini aktaran Köksal, Yunus Emre Devlet Hastanesi'nde 180-190 ve Eskişehir Şehir Hastanesi'nde yaklaşık 250 hekimin poliklinik yaptığı bir şehirde 1 milyon başvuru olmasının Eskişehir'de adeta bir "hastalık hastalığı" başladığını gösterdiğini dile getirdi. Vatandaşların sağlık kuruluşlarına başvuru alışkanlıklarının da değerlendirilmesi gerektiğini, kendi yerine bir başkasının birden fazla kez gidip muayene olduğunu belirten Köksal, vatandaşların sağduyulu bir şekilde bilgilendirilerek gereksiz sağlık başvurularının önüne geçilmesi gerektiğini vurguladı ve Türkiye'deki sağlık sisteminin artık yeniden reformize edilmesi gerektiğini kaydetti. 2007 yılında Eskişehir'de 4 ambulansla hizmet verilirken bugün 67 adet 112 ambulansının hizmet verdiğini, ambulans sayısının yaklaşık 15 kat artmasına rağmen nüfusun yalnızca yüzde 25 arttığını, buna rağmen vatandaşın hâlâ ambulansa ulaşmakta sorun yaşaması durumunda sağlık hizmetinin sunumuyla ilgili sistemin gerçekliğinin dışına çıkılmış demektir dedi. İnsanların doğrudan beyin cerrahisine muayene olabildiğini, Avrupa'da ise bir beyin cerrahına ulaşma süresinin 6 ayı bulabildiğini ve kişinin aile hekimini görmeden doğrudan uzman hekime gitmediğini belirten Köksal, Türkiye'de MHRS'yi arayanlara aile hekimine gitmelerinin söylendiğini ve böyle bir sistemi yönetmenin zor olduğunu ifade ederek Bakanlığa ve paydaşlara çağrıda bulundu, Eskişehir'deki tüm sağlık çalışanlarını emek ve özverilerinden dolayı tebrik etti. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emine Gümüşsoy'u ziyaret ettiklerini ve rektörün yaptığı çıkışın son derece önemli olduğunu belirten Köksal, 1970 yılında temeli atılmış bir binanın yaklaşık 1 milyar TL'lik bütçeyle güçlendirilmesinin yanlış olduğunu, bunun 2026 yılındaki güçlü Türkiye imajına yakışmadığını ve o binanın güçlendirilmek yerine yıkılarak yeniden yapılması gerektiğini savundu. Rektör Gümüşsoy'un binanın yıkılması gerektiğini belirterek Ankara'nın yolunu tutacaklarını ifade ettiğini aktaran Köksal, topun Eskişehir'i temsil eden siyasetçilerde olduğunu, Gaziantep ve Erzurum gibi illere ciddi bütçeler ayrılırken Eskişehir'in bundan mahrum bırakılmaması gerektiğini ve ESOGÜ'ye sıfırdan modern bir hastane binası kazandırılması gerektiğini söyledi. Hastanelerde acil bir şekilde sağlık çalışanı istihdamına ihtiyaç olduğunu belirten Köksal, Yunus Emre Devlet Hastanesi ve Eskişehir Şehir Hastanesi ile ilgili raporda sistemde 890 hemşire görünmesine rağmen yaklaşık 200'ünün nöbet tutamadığını, geri hizmetlerde değerlendirilen bu personelin sahada çalışan meslektaşlarının yükünü paylaşamadığını ifade etti. Her 10 çalışandan 2'sinin aktif nöbet sisteminin dışında kaldığı bir yapıda yetişilemeyeceğini söyleyen Köksal, sağlık çalışanları arasında korunan bir kesim bulunduğuna yönelik rahatsızlıklar olduğunu, sahada çalışabilecek durumda olan herkesin sahada görev yapması gerektiğini belirtti. Eskişehir'in nüfusunun 1 milyona ulaştığını ve Afyonkarahisar, Kütahya, Bilecik gibi çevre illerden de hasta kabul ettiklerini belirten Köksal, siyasetçilerin ve bürokratların araya kimseyi sokmadan randevu alarak sistemi görmesi gerektiğini kaydetti. "Sağlık çalışanı işportacı değildir" diyerek insanları kanser taramasına çağırıp ardından tetkikler için 6 ay sonrasına randevu vermenin insanı psikolojik olarak yıprattığını dile getiren Köksal, alt yapı ve personel uygun değilse sistemin buna göre düzenlenmesi gerektiğini vurguladı. Eskişehir Devlet Hastanesi'nin yerine yaklaşık 600 yataklı yeni bir hastane yapılarak şehrin sağlık yükünün dağıtılmasını isteyen Köksal, Kızılinler'deki termal kaynakların sağlık hizmetine dönüştürülerek üçüncü büyük hastanenin fizik tedavi alanında planlanabileceğini, 1980'li yıllarda Askeri Hastane'de gazilerin tedavi gördüğü gibi kamuda aynı hizmeti verebilecek bir fizik tedavi havuzunun bugün bulunmadığını ifade etti. Karşımızda yorgun aile hekimleri, doktorlar ve hemşireler olduğunu, çalışma koşulları ve personel sayısı düzeltilmediği sürece bu yorgunluğun ortadan kalkmayacağını belirten Köksal, bir hekimin günde 85 hastaya bakmasının mola vermeden çalışsa bile gerçekçi olmadığını ve hastanın bilgisayar ekranından takip edilmek zorunda kalındığını söyledi. Sağlık sisteminin başarısının yalnızca kaç kişiye bakıldığıyla değil, toplumun ne kadar sağlıklı hale geldiğiyle ölçülmesi gerektiğini ifade eden Köksal, Eskişehir'deki sağlık çalışanı sayısının yetersiz olduğunu ve PDC'lerin artan nüfus ve çevre illerden gelen hastalar dikkate alınarak güncellenmesi gerektiğini vurguladı. Devlet hastaneleri ve diş hastanelerinde yaklaşık 180 diş hekimi ile hizmet verildiğini, tıp fakültesi dahil kamudaki diş hekimi sayısının 260'a yaklaştığını, özel sektörde ise yaklaşık 400 diş hekimi bulunduğunu belirten Köksal, 2015 sonrasındaki sağlık politikalarıyla özel sektörün ağırlığının arttığını ifade etti. Özel hastanelerdeki doğum sayılarının ve SGK'ye kesilen faturaların kamu ile karşılaştırılması için Vali'ye çağrıda bulunan Köksal, sağlık hizmetinin devlet eliyle verilmesi gerektiğini ve güçlü bir kamu sağlık sistemine ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Eskişehir'e dördüncü bir özel hastane yapılıp yapılmaması sorusuna karşılık, kamu tarafındaki kapasite ihtiyacı karşılanmadığı sürece özel hastanelere yönelimin süreceğini, bu nedenle öncelikli meselenin kamu sağlık sisteminin kapasitesinin güçlendirilmesi olduğunu belirterek sözlerini tamamladı.

Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Köksal: "Sağlık Ordusu İşportacı Değildir!" Haber

Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Köksal: "Sağlık Ordusu İşportacı Değildir!"

Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal birinci basamak sağlık hizmetlerindeki sayı ve hedef baskılarına tepki gösterdi. Sahada dikey hedeflerle sağlık çalışanlarının zor durumda bırakıldığını belirten Köksal, “Ebemiz, hemşiremiz sokakta, pazarda, cami çıkışında tarama peşinde koşturuluyor. Sağlık ordusu işportacı değildir” dedi. ​Eskişehir Sağlık-Sen Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Sağlıkta izandan uzak, masa başı politikalarla günü kurtarmaya çalışmak ve aynı vesileyle mesleğimizi ayaklar altına düşürmek, sağlıkta başarıyı yakalatmaz! Sürekli muayene sayıları, performans rakamları, MR çekim sayıları, tetkik sayıları, HYP oranları… Rakamlar, sayılar ve tablolar belli ki halkın gerçek sağlık durumunu ve sağlık ordusunun yaşadığı bezmişliği yansıtmıyor. Şu bir gerçek: Sağlık politikaları nicelik üzerine değil, nitelik üzerine inşa edilmelidir. Hastaneye ulaşım, hasta-hastane ilişkisi, aile hekimi-hasta ilişkisi, birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunumu… Bunları neden sayıyorum? Ülkemizde sağlık hizmetlerinin gelişmesine karşı mıyız? Hayır! Bakanlığın sağlık politikalarını geliştirme çabasına karşı mıyız? Hayır! Başarı ve sağlık hizmeti sunumu bir ekip işidir. Bu ekibin temel taşı ise Sağlık Ordusudur! BİRİNCİ BASAMAK HEDEFLERLE DEĞİL, GÜÇLÜ BİR SİSTEMLE GÜÇLENİR Birinci basamakta hedefler üzerinden sağlık ordusu sahaya sürülüyor. Ancak bu hizmetleri anlatırken lütfen dünya örnekleri ile ülkemizin gerçeklerini, sosyolojisini ve vatandaşın sağlık hizmetlerinden beklentilerini birbirinden ayırmadan değerlendirelim. Diyetisyen sokakta elinde mezura ve tartıyla geziyor: “Gel vatandaş, gel! Tartalım, ölçelim!” Ebe ve hemşire; kahvede, parkta, cami çıkışında, toplantıda, piknik alanında HYP hedefiyle çarşı pazar geziyor. “Gel vatandaş, gel! Kanser taraması yapılacak!” Sağlık çalışanı vatandaşa hizmet götürürken, neredeyse hizmet almak için yalvarır hâle getiriliyor. Bu durum sağlık çalışanlarının tercihi değildir. Yalvarma moduna idareciler tarafından zorlanan, zorbalanan ve mobbinge kadar uzanan sayı ve hedef baskıları, sağlık camiamızı çalışamaz hâle getirmiştir. Bunun sonucunda vatandaşın sağlık hizmetlerine ve sağlık çalışanına saygısı azalıyor; sağlık ordusunun itibarı gölgeleniyor. HEDEF KOYMAK YETMEZ, SİSTEMİ GÜÇLENDİRMEK GEREKİR Aile hekimliği sistemine hedefler koyuyoruz. Peki, bu sistemi güçlendirmek, birinci basamak ile entegrasyonu artırmak yerine neden ebe, hemşire ve diyetisyen sokakta sayılarla uğraşıyor? Nasıl gördüğünüz değil, nasıl göründüğü önemlidir! Türkiye’de ilk çözülmesi gereken meselelerden biri, sağlık hizmetlerinde vatandaşın nerede durduğudur. Vatandaşın sağlık hizmetlerine ilişkin sorumluluğu, farkındalığı ve sisteme katkısı nasıl artırılacak? Vatandaş doktoru döverse hukuki yaptırım var. Vatandaş hemşireye söverse hukuki yaptırım var. Ancak sağlık sisteminin bütün yükünü sağlık çalışanının omuzlarına bırakıp vatandaşı sistemin aktif bir paydaşı hâline getirmeden üretilen çözümler eksik kalacaktır. 86 milyon insanımızın ortak kaynağı olan kamu bütçesi, bu tür uygulamalarla çöpe gider, çarçur olur. Vatandaşın sağlık hizmetini almak için sağlık çalışanının peşinden koşması değil, kaliteli sağlık hizmetine erişmek ve koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanmak için “Beni de tarayın.” diyecek bir sistem kurulmalıdır. Bunun üzerine Bakanlık, genel müdürlükler ve tüm sağlık yöneticileri kafa yormalıdır. Bu kadar ucuz iş gücü ve yoğun emek üzerinden sağlık hizmeti sunmaya çalışarak ne kuyruklar biter ne de gerçek anlamda başarı gelir. SAĞLIKTA BAŞARI PAYDAŞLARLA GELİR Paydaşlarla birlikte kırılan rekorlara bakın. Recep Akdağ dönemindeki Sağlıkta Dönüşüm sürecinden ders çıkarılması gereken önemli noktalar vardır. Sağlık ordusu, sivil toplum ve hizmet alan vatandaş… İşte bu üç unsurun entegrasyonu ve ortak aklı önemlidir. AİLE HEKİMLERİ VE BİRİNCİ BASAMAKTA GERÇEKÇİ HEDEFLER GEREKİR Gelelim halk sağlığına ve aile hekimlerine… Aile hekimlerine sürekli baskı, istek ve talep yöneltiliyor. Günlük ortalama 80 muayene yapan bir hekim, Bakanlığın tüm istek ve taleplerini nasıl yerine getirecek? Aynı hekim, vatandaşın özel istek ve arzularını nasıl karşılayacak? Hastaneden muayene randevusu alamayan vatandaş 182’yi aradığında kendisine “Aile hekimine gidin.” denilen bir sistemin bu yükü nasıl taşıyacağı ise manidardır. BENİM EBEM, HEMŞİREM, SAĞLIK ORDUM İŞPORTACI DEĞİL! Sağlık ordusunun yüzlerce temel sorunu üzerine emeğini ve alın terini koyan çalışanlara teşekkür etmek yerine sürekli baskı, sürekli sayısal talep ve sürekli gerçeklikten uzak rakamlar istenirse, yöneticilere en sonunda yapay veriler gelir. Sağlık ordusunu anlayın! Değer verin! Hedeflere birlikte yürümek istiyorsanız gerçekçi olun, samimi olun ve sahayı dinleyin! Ben çalışanların temsilcisi olarak söylüyorum: Adalet, hak ve kanunları göz önüne aldığımızda; “İşine gelmiyorsa hastaneye gitsin, çalışsın.” veya hastanelerde çalışan sağlık çalışanlarımıza “Hastanedeki sağlık çalışanını beğenmiyorsan istifa et.” anlayışıyla yönetim yapılamaz. Burası fabrika değil! Burada kurallar var, kanun var, kamu hizmeti var. Kimseye özel çalışmıyoruz. Devlet hepimizin devletidir. Sağlık hizmetinde görev yapan 54 meslek grubunun her birinin emeği, sorumluluğu ve çalışma koşulları farklıdır. Bu farklılıklar zaten mesleki ve ekonomik düzenlemelere yansımaktadır. Buna bir de yönetici baskısı ve sahada karşılığı olmayan talepler eklendiğinde, 2053 ve 2071 hedefleri olan güçlü Türkiye vizyonuna yakışmayan idareciler ile yollar ayrılmalıdır. Sağlık politikaları rakam ve hedeflerle değil, nitelik, insan gücü ve vatandaş odaklı anlayışla şekillendirilmelidir. Biz, sağlık çalışanlarının emeğine, mesleki onuruna ve kamu hizmetinin niteliğine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Benim sağlıkçım işportacı değil! Bundan sonra sorumluluğu olanlar kendi değerlendirmesini yapmalıdır. Biz ise gerçek hedefler, nitelikli sağlık hizmeti ve sağlık çalışanlarının hakları için her zaman üyelerimizle omuz omuza olmaya devam edeceğiz."

Eskişehir Şehir Hastanesi’nde Hemşire ve Ebe Krizi Haber

Eskişehir Şehir Hastanesi’nde Hemşire ve Ebe Krizi

Sağlık-Sen Eskişehir Şubesi tarafından Eskişehir ve bölge illere sağlık hizmeti sunan kritik kuruluşlardan biri olan Eskişehir Şehir Hastanesi'nde hemşire ve ebe personel eksikliği yeniden gündeme getirildi. Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Eskişehir Şehir Hastanesi, sahip olduğu yatak kapasitesi ve sunduğu sağlık hizmetleriyle yalnızca Eskişehir'e değil, çevre illerden gelen hastalara da hizmet veren önemli sağlık kuruluşlarımızdan biridir. Ancak hastanenin büyüklüğü ve hizmet yükü değerlendirildiğinde, hemşire ve ebe personelinin mevcut durumunun yalnızca toplam kadro sayısı üzerinden değerlendirilmesinin yeterli olmadığı görülmektedir. Eskişehir Sağlık-Sen Şubesi olarak yaptığımız çalışma kapsamında ortaya çıkan veriler, bu konuya daha dikkatli bakılması gerektiğini göstermektedir. Hastanede toplam 1.276 hemşire ve ebe kadrosu bulunurken, çalışmada 1.005 personelin nöbet hizmetinde değerlendirilebildiği görülmektedir. Çeşitli nedenlerle nöbet hizmetine dahil edilemeyen personel sayısı ise çalışmada 374 kişi olarak ortaya konulmuştur. Bu durum, nöbet hizmetinin fiilen görev yapan personel üzerinde daha yoğun şekilde yürütülmesine neden olabilmektedir. Burada özellikle belirtmek isteriz ki; nöbet hizmetine dahil olamayan personelin her birinin farklı ve kendi içinde haklı bir gerekçesi bulunmaktadır. Engelli raporu, doğum sonrası izinler, süt izni, yarı zamanlı çalışma, gündüzlü birimlerde görev, geçici görev ve benzeri durumlar çalışma hayatının doğal parçalarıdır. Bu çalışanlarımızın haklarının tartışma konusu yapılması doğru değildir. Asıl mesele, bu çalışma düzenlerinin ortaya çıkardığı personel ihtiyacının ayrıca planlanmasıdır. Çünkü bir personelin yasal hakkını kullanması, diğer sağlık çalışanlarının daha fazla iş yükü üstlenmesini gerektirmemelidir. PERSONEL AÇIĞI SAHADA DAHA FAZLA HİSSEDİLİYOR Çalışmada hastanenin farklı birimlerine ilişkin yapılan değerlendirmede, mevcut çalışan sayısı ile olması gereken personel sayısı arasında fark bulunduğu görülmektedir. Verilere göre 1.233 hemşire ve ebenin çalıştığı, hizmetin gerektirdiği personel sayısının ise 1.435 olması gerektiği değerlendirilmektedir. Bu iki rakam arasındaki fark 202 kişi olarak ortaya çıkmaktadır. Bu tabloya nöbet hizmetine dahil edilemeyen personel de eklendiğinde, hizmetin fiilen yürütülmesi açısından ortaya çıkan insan gücü ihtiyacının daha geniş bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Eskişehir Şehir Hastanesinin 950 klinik ve 217 yoğun bakım olmak üzere toplam 1.167 yatak kapasitesine sahip olduğu düşünüldüğünde, personel planlamasının hastanenin gerçek hizmet yükü dikkate alınarak yapılması büyük önem taşımaktadır. Özellikle yataklı servisler, yoğun bakım üniteleri, acil servisler, ameliyathaneler ve diğer özellikli birimlerde görev yapan sağlık çalışanlarının iş yükü, personel planlaması yapılırken birlikte değerlendirilmelidir. SAĞLIK ÇALIŞANINDAN DAHA FAZLA FEDAKÂRLIK BEKLEMEK ÇÖZÜM DEĞİL Sağlık çalışanlarımız bugüne kadar olduğu gibi bugün de görevlerini büyük bir özveriyle yerine getiriyor. Ancak personel eksikliğinin sürekli olarak mevcut çalışanların daha fazla nöbet tutması, daha fazla mesai yapması veya iş yükünün artırılması yoluyla karşılanması uzun vadede sağlıklı bir yöntem değildir. Bu nedenle Eskişehir Sağlık-Sen olarak beklentimiz, personel ihtiyacının sahadaki gerçek durum dikkate alınarak değerlendirilmesi ve ihtiyaç bulunan birimlere gerekli insan gücünün kazandırılmasıdır." dedi. HASAN HÜSEYİN KÖKSAL: “SAĞLIK ÇALIŞANLARIMIZIN FEDAKÂRLIĞI SINIRSIZ DEĞİLDİR” Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Sağlık çalışanlarımızın fedakârlığını ve özverisini herkes biliyor. Ancak sağlık hizmetinin sürdürülebilmesi için her sorunun daha fazla nöbet, daha fazla mesai ve daha fazla iş yüküyle çözülmeye çalışılması doğru değildir. Çalışanlarımızın da bir çalışma kapasitesi ve sınırı vardır.” Köksal, personel planlamasının yalnızca kâğıt üzerindeki kadro sayısına göre yapılmaması gerektiğine dikkat çekerek şöyle devam etti: “1.276 hemşire ve ebe kadrosu var demek tek başına yeterli bir değerlendirme değildir. Önemli olan, bu personelin ne kadarının hangi birimlerde fiilen hizmet verdiği ve 24 saatlik sağlık hizmetinin kaç kişiyle sürdürüldüğüdür. Bizim söylemek istediğimiz tam olarak budur.” “Burada herhangi bir çalışanımızı hedef almıyoruz. Tam tersine, çalışanlarımızın sahip olduğu hakların korunmasını savunuyoruz. Ancak bir çalışanın hakkını kullanması nedeniyle oluşan personel ihtiyacının başka bir çalışanın üzerine yük olarak bırakılmasına da karşıyız.” Köksal son olarak, Eskişehir Şehir Hastanesinin bölge açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek: “Eskişehir Şehir Hastanesi çok büyük bir sağlık kuruluşu. Bu hastanenin sağlık hizmetini güçlü şekilde sürdürebilmesi için personel ihtiyacının bugünden görülmesi gerekiyor. Bizim talebimiz açık; çalışanlarımızın yükü azaltılsın, ihtiyaç duyulan alanlarda personel planlaması yapılsın ve sağlık hizmetinin sürdürülebilirliği güvence altına alınsın.” ifadelerini kullandı.

Sağlık Ordusunun Gerçek Gündemi Personel Eksikliği Haber

Sağlık Ordusunun Gerçek Gündemi Personel Eksikliği

Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, Eskişehir'deki sağlık kurumlarının personel durumuna yönelik yazılı bir açıklama yaptı. Sahadaki gerçeklerin kağıt üstündeki rakamlarla örtüşmediğini belirten Köksal, acil yeni atama çağrısında bulundu. ​Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Sağlık Bakanımızın aldığı kararları destekliyoruz. Ancak sahadaki gerçekleri de açık ve samimi bir şekilde ortaya koymak zorundayız. Kurumlarımızın idari birimlerinde kaç sağlık personeli çalışıyor? Geçici görevleri iptal edilen, bazı illerimiz hariç görevi sona erdirilen sağlık personellerimizin kaçı aktif olarak görev yapıyor? Kaçı sağlıklı ve aktif çalışabilir durumda? Kaçının engel, nöbet muafiyeti veya çalışamaz raporu bulunuyor? Örneğin, 25 kişinin geçici görevi iptal edildi. Bu 25 sağlık çalışanımızın 8’inde engel raporu ve nöbet tutamaz raporu mevcut. Alınan kararlar kulağa hoş gelebilir. Sahada alın teri döken, hastanelerde ağır şartlar altında çalışan sağlık ordumuzun moralini yükseltebilir. Ancak artık biraz samimi olalım, biraz da sahadaki gerçeklere bakalım. Eskişehir’deki sağlık kurumlarımızın personel durumunu tek tek çalıştık. Hazırladığımız raporu Bakanlık yetkililerimiz ve İl Sağlık Müdürümüz ile paylaşacağız. Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde 986 ebe ve hemşire görünürken, aktif olarak çalışan ve nöbet tutabilen personel sayısı 854. Yani 132 ebe ve hemşiremiz; mesleki yük, aşırı çalışma ve çeşitli sağlık nedenleriyle çalışamaz veya nöbet tutamaz durumdadır. Bir taraftan aile sağlığı merkezlerindeki sözleşmeli personel yükünü hastanelerimiz taşırken, diğer taraftan 98 hemşiremizin birinci basamağa gitmesi hastanelerimizdeki yükü daha da artırmaktadır. Biraz samimi olalım ve asıl gerçekleri görelim 855 yataklı bir hastanede her 10 çalışandan yaklaşık 2’si nöbet sisteminin dışında kalıyorsa, kalan sağlık çalışanlarının yükünü artık görmezden gelemeyiz. Gündüz klinikleri, ek binalar, poliklinikler ve verilen diğer sağlık hizmetleri düşünüldüğünde personel yetersizliği sahada açıkça görülmektedir. Yunus Emre Devlet Hastanesi’nin aktif yatak sayısı ve hizmet yükü dikkate alındığında 132 hemşire açığı bulunmaktadır. Bunun yanında 116 sağlık çalışanının aktif olarak sahada görev yapamaması veya çalışma alanı dışında kalması, mevcut personelin üzerindeki yükü daha da artırmaktadır. Sağlık çalışanlarımızın bütün bu şartlara rağmen özveriyle pansuman yapması, tedavi uygulaması ve hastalarımıza hizmet vermesi elbette bizleri mutlu ediyor ama sağlık çalışanının fedakârlığı, personel eksikliğinin çözümü değildir. Bir hemşirenin daha fazla çalışması, başka bir hemşirenin eksikliğini kapatmaz. Bizim sahadaki en büyük ihtiyacımız yeni sağlık personeli atamasıdır. Bugün güvenlik ve temizlik personeli kadar sağlık çalışanı atanmayan bir sistemle, artan sağlık hizmeti yükünü taşımaya çalışıyoruz. Hastaneler büyüyor, yatak sayıları artıyor, hizmet alanı genişliyor; ancak sağlık çalışanı sayısı aynı oranda artırılmıyor. İşte asıl mesele budur. Sağlık çalışanı eksikliğini pansumanla kapatamazsınız. Tedaviyle personel açığını gizleyemezsiniz. Fedakârlıkla sistemin açığını sonsuza kadar kapatamazsınız. Artık yorulduk. Nefes almakta zorlanıyoruz. Pandemide, depremde, selde ve her türlü afette bedeli vatandaşımızla birlikte ödedik. Hastanelerde en ağır yükü yine sağlık çalışanlarımız omuzladı. Avrupa’daki meslektaşlarımıza kıyasla çok daha ağır iş yükleri altında çalışan hemşirelerimiz ve sağlık çalışanlarımız, artık “biraz daha fedakârlık yapın” denilerek ayakta tutulamaz. İlimizde görev yapan sağlık ordumuzun yaş ortalaması da yükseliyor. Bu nedenle personel planlamasının masa başında, uzaktan ve yalnızca mevcut tablolar üzerinden değil; sahanın gerçekleri görülerek yapılması gerekiyor. PDC GERÇEKLERE GÖRE GÜNCELLENMELİ İllerin PDC’leri ve personel planlamaları artık gerçek çalışma koşulları üzerinden güncellenmelidir. Kağıt üzerindeki personel sayısı ile hastanede fiilen çalışan personel sayısı aynı değildir. Bir personelin kadroda görünmesi, onun 24 saat nöbet tutabileceği, her klinikte çalışabileceği veya sahadaki iş yükünü taşıyabileceği anlamına gelmez. Bu nedenle personel planlaması yapılırken sadece “kaç kişi var?” sorusu değil, “kaç kişi fiilen çalışıyor ve kaç kişinin bu hizmeti sürdürebilecek durumda?” sorusu da sorulmalıdır. ARTIK GERÇEKLERİ GÖRME ZAMANI Şehrimizin sadece bir hastanesinde 132 sağlık personelinin eksik olduğu, bunun yanında önemli sayıda sağlık çalışanının çeşitli nedenlerle nöbet sistemine dahil olmadığı tespit edilmiştir. Diğer sağlık kurumlarımızı da tek tek raporlayacağız. Amacımız kimseyi suçlamak değil; çözüm üretmek. Amacımız eleştirmek değil; gerçeği göstermek. Atama yapılmadan personel açığı kapanmaz. Personel açığı kapanmadan sağlık çalışanının yükü hafiflemez. Sağlık çalışanının yükü hafiflemeden de sağlık sistemi nefes alamaz. Bugün ortaya koyduğumuz rakamlar, çökmek üzere olan sağlık çalışanlarının son serzenişidir. Artık halının altına süpürmek değil, sorunun kendisini çözmek istiyoruz. Gerçekleri birlikte görelim, çözümü birlikte üretelim."

Şube Başkanı Köksal'dan Sütlüce Aile Sağlığı Merkezi’ndeki Saldırıya Tepki Haber

Şube Başkanı Köksal'dan Sütlüce Aile Sağlığı Merkezi’ndeki Saldırıya Tepki

Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, Sütlüce Aile Sağlığı Merkezi’ne yönelik gerçekleştirilen saldırıyı şiddetle kınayarak, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu vurguladı. ​Eskişehir’de sağlık çalışanlarına yönelik saldırılara bir yenisi daha eklendi. Sütlüce Aile Sağlığı Merkezi’nde görev yapan sağlık çalışanlarının maruz kaldığı saldırı, sendika tarafından tepkiyle karşılandı. ​“Kamu Malına Verilen Zarar Toplumun Geleceğine Zarardır” ​Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, toplum sağlığının korunmasının sadece sağlıkçıların değil, tüm vatandaşların ortak sorumluluğu olduğunu belirtti. Köksal, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: ​“Toplumumuzun sağlık konusunda bilinçlendirilmesi, sağlık çalışanlarının haklarının korunması ve kamu mallarına sahip çıkılması, kaliteli sağlık hizmetlerinin sürdürülebilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Unutulmamalıdır ki kamu malına verilen her zarar, aslında toplumun ortak hizmetine ve geleceğine verilen zarardır.” ​“Şiddet, Sağlık Sistemini Tehdit Ediyor” ​Sağlık çalışanlarına gösterilen saygının, daha güvenli, güçlü ve sürdürülebilir bir sağlık sisteminin temel taşı olduğunu ifade eden Köksal, toplumsal duyarlılık çağrısında bulundu. Sağlık-Sen olarak vatandaşları bilinçli olmaya davet eden Başkan Köksal, sağlık çalışanlarının yanında olduklarını bir kez daha yineledi. ​Sendikadan Destek Mesajı ​Açıklamasının sonunda Sütlüce Aile Sağlığı Merkezi’nde yaşanan olaya değinen Hasan Hüseyin Köksal, “Sütlüce Aile Sağlığı Merkezi’ne gerçekleştirilen saldırıyı şiddetle kınıyor; maruz kaldıkları bu kabul edilemez olay nedeniyle tüm çalışma arkadaşlarımızın yanında olduğumuzu kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz” diyerek tepkisini dile getirdi.

İlk Günkü Heyecan ve Kararlılıkla Çalışmaya Devam Edeceğiz Haber

İlk Günkü Heyecan ve Kararlılıkla Çalışmaya Devam Edeceğiz

Eskişehir Sağlık-Sen Şubesi, 7. Olağan Genel Kurulu’nun ardından mazbatasını teslim alarak yeni dönem çalışmalarına resmen başladı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Eskişehir Sağlık-Sen Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, yeni dönemin başta Eskişehir’deki sağlık ve sosyal hizmet çalışanları olmak üzere tüm Sağlık-Sen camiasına hayırlı olmasını temenni etti. Köksal, teşkilat olarak ilk günkü heyecan ve kararlılıkla çalışmalarını sürdüreceklerini belirterek, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının haklarının korunması, çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve refah seviyelerinin artırılması için mücadele etmeye devam edeceklerini ifade etti. “Bizler, gücünü üyelerinden alan büyük bir aileyiz” diyen Köksal, birlik ve dayanışma ruhuyla önemli çalışmalara imza atmayı sürdüreceklerini vurguladı. Yeni dönemde de çalışanların sesi olmaya devam edeceklerini kaydeden Köksal, sendikal kazanımların artırılması, mesleki sorunların çözümü ve çalışanların taleplerinin ilgili mercilere taşınması noktasında kararlılıkla hareket edeceklerini söyledi. Eskişehir Sağlık-Sen Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, açıklamasının sonunda yeni dönemin sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarına, teşkilata ve Eskişehir’e hayırlı olması temennisinde bulunarak, kendilerine destek veren tüm üyelere teşekkür etti.

Sağlık-Sen Genel Kurulu’nda "Birlik ve Hizmet" Vurgusu Haber

Sağlık-Sen Genel Kurulu’nda "Birlik ve Hizmet" Vurgusu

Sağlık-Sen Eskişehir Şubesi 7. Olağan Genel Kurulu, geniş bir katılımla gerçekleştirildi. Tek aday olarak seçime giren mevcut Başkan Hasan Hüseyin Köksal, güven tazeleyerek yeniden başkanlığa seçildi. ​Eskişehir’in sağlık camiasını bir araya getiren genel kurulda; iktidar ve muhalefet temsilcileri, sağlık çalışanlarının özverisine dikkat çekerken, şehrin sağlık altyapısı ve çalışanların çözüm bekleyen sorunları masaya yatırıldı Genel Kurulda konuşan CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz; Sağlık sisteminin binalar veya cihazlarla değil, bizzat emekçilerin özverisiyle ayakta durduğuna dikkat çekti. Sağlık emekçilerinin yaşadığı tükenmişliğin sadece kendi sorunları değil, tüm toplumun sağlığını doğrudan etkileyen bir mesele olduğunu savundu.​Sendikal mücadelenin toplum sağlığı için taşıdığı hayati öneme vurgu yaparak, sağlıkta şiddetin son bulduğu ve özlük haklarının iyileştirildiği bir çalışma ortamı temennisinde bulundu." AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak yaptığı konuşmada; Türkiye Yüzyılı" Vizyonuna dikkat çekti ve Türkiye’nin son 20 yılda sağlık alanında çağ atladığını, şehir hastaneleri ile küresel bir şifa merkezine dönüştüğünü ifade etti. Eskişehir’in sağlık altyapısında devrim yaşandığını, Şehir Hastanesi, Yunus Emre Devlet Hastanesi ve ilçe merkezli yatırımlarla şehrin bir "sağlık üssü" haline geldiğini belirtti. Sağlık-Sen’i kutlu bir yürüyüşteki en önemli paydaş olarak gördüklerini ve AK Parti kadroları olarak sağlık çalışanlarının yanında olmaya devam edeceklerini vurguladı. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce; Sağlık-Sen Sendikası gibi büyük bir yapının genel kurulunu tek adayla, birlik ve beraberlik içinde gerçekleştirmesini takdirle karşıladığını belirtti. Sendikaların demokratik çözüm odaklı platformlar olduğunu hatırlatarak; personel yetersizliği, ağır çalışma saatleri, nöbet düzenlemeleri ve özlük hakları konusundaki kronik sorunların çözümüne yönelik beklentilerini dile getirdi. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer yaptığı konuşmada; Sağlık çalışanlarının her kesime ayrım yapmadan hizmet verdiğini belirterek, onların dertlerinin siyasetin ortak gündemi olması gerektiğini vurguladı. Sağlıkta yaşanan ​personel Eksikliği konusunda mezun olan sağlıkçıların istihdam edilmesinin hem çalışan üzerindeki baskıyı azaltacağını hem de hizmet kalitesini artıracağını belirtti. ​ESOGÜ Tıp Fakültesi mevcut binanın güçlendirilmesinin yeterli olmayacağını, mutlaka yeniden yapılması gerektiğini savundu. Çakırözer, sağlık alanı olarak kullanılan arazilerin özelleştirme kapsamından çıkarılmasını, bu konuda sadece söylemin yeterli olmadığını, resmi iptal kararlarını görmek istediklerini ifade etti. Sendikanın, iktidar ve muhalefet için bir "deniz feneri" gibi uyarıcı ve yol gösterici olması gerektiğini vurguladı. AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu ise yaptığı konuşmada; Fransa’da yaşadığı bir sağlık deneyimini anlatarak, Türkiye’deki sağlık sisteminin Avrupa’ya göre çok daha hızlı ve erişilebilir olduğunu savundu. Türkiye’de doktor başına düşen hasta başvuru sayısının (yılda 10-12), OECD ortalamasının (6,5) çok üzerinde olduğunu, sağlık çalışanlarının "insanüstü" bir yük taşıdığını kabul etti. ​Eski devlet hastanesi ve hava hastanesi alanlarının özelleştirme kapsamına alınmasının bir "bürokratik hata" olduğunu belirtti. Bu alanların kesinlikle satılmayacağını, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile de görüştüğünü ve yakın zamanda resmi kararname ile özelleştirme kapsamından çıkarılacaklarını açıkladı.​Devlet hastanesinin bulunduğu alana yeni bir hastane yapılacağını sözlerine ekledi.

Sağlık-Sen Eskişehir Şubesinde Hasan Hüseyin Köksal Güven Tazeledi Haber

Sağlık-Sen Eskişehir Şubesinde Hasan Hüseyin Köksal Güven Tazeledi

Sağlık-Sen Eskişehir Şubesi, 6 Haziran 2026 tarihinde Anemon Grand Eskişehir Otel’de gerçekleştirilen 7. Olağan Genel Kurulu ile yeni dönem yönetimine güven tazeleyerek "Ben değil, biz olacağız" mesajıyla yola devam etti. Sendikanın kuruluş yıl dönümüne denk gelen kongrede, sağlık çalışanlarının özlük hakları, ekonomik iyileştirmeler ve sağlık sistemindeki güncel sorunlar masaya yatırıldı. ​Eskişehir sağlık camiasının yoğun ilgi gösterdiği genel kurulda, Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, sendikal mücadelenin temelinde "adalet ve alın teri" olduğunu vurguladı. Siyasi parti temsilcilerinin, yerel yöneticilerin ve sivil toplum kuruluşu liderlerinin katıldığı toplantıda birlik ve beraberlik mesajları öne çıktı. Genel Kurula, AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, CHP İl Başkanı Talat Yalaz, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, siyaset, sendika ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile delegeler katıldı. ​"8.000 Çalışanın Sesi Olmaya Devam Edeceğiz" Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal açılış konuşmasında şu ifadeleri kullandı; "Sağlık-Sen'imizin 7. Olağan Genel Kurulunu 6 Haziran 2026 yılına denk getirmemizin en büyük sebebi bugün bizim kuruluş yıl dönümümüz. Kuruluş yıl dönümümüzü Eskişehir'den kutlayarak coşkuyla Eskişehir gibi bir yerde sendikacılığa örnek, insanları "Ben değil, biz olacağız." Yunus'un şehrinden hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Değerli hazirun, kıymetli katılımcılar, Eskişehir Sağlık Teşkilatı, Türkiye'nin özellikle hizmet alanında hizmet veren ilk 5 şehrinden bir tanesidir. Biz her zaman sahada sağlık personeliyle beraber güçlü bir mücadeleyle, temsilcilerimizle 8267 sağlık çalışanın 6000'ine hizmet veren bir sağlık ordusuyuz. Sağlık-Sen ailesi olarak her ne kadar bizi rakiplerimiz eleştirse de idarecilerin desteğiyle, siyasetin desteğiyle bu kadar üye yapıyor deseler de her 10 çalışanın 8 tanesinin üye olduğu bir Eskişehir'den bahsediyoruz. Eskişehir'i başarılı kılan en büyük özellik; benlik değil, biz olmamız. Eskişehir'deki sağlık camiasının bir arada olmasının en büyük özelliği, Türkiye'nin her yerinden, Diyarbakır'dan Trabzon'a, Eskişehir'den Mardin'e, Ege'nin incisinden Güneydoğu'nun en güzel yerine kadar 81 ilden gelen kıymetli sağlık çalışanlarının; Alevi, Kürt, Çerkez, Sünni, Arap, Türk hiç fark etmeden aynı masada oturabileceği en çok çalışan masa Sağlık-Sen masasıdır. Bunun için buradaki başarı, 8000 sağlık çalışanının 6000 tanesinin aynı yöne bakması, aynı ortak derdi yaşıyor olmasındaki arkasındaki başarı salonda gördüğünüz temsilci ve delegasyon kardeşlerimdir. Ailesinden, eşinden ödün veren, gece gündüz demeden sahada Günyüzü'nden Sarıcakaya'ya, Mihalgazi'den Seyitgazi'ye, Han'dan Çifteler'e adım adım bütün sağlık çalışanlarının derdiyle dertlenen bu başarının büyük mimarı bütün temsilci kardeşlerime canıgönülden teşekkür ediyorum. Temsilci ve delege kardeşlerimizin desteğiyle sağlık çalışanlarının Türkiye'de sesi olmaya gece gündüz devam ediyoruz. Bütün hastaneleri adım adım geziyoruz, Türkiye'nin gerçekleriyle beraber. Sağlıkta dönüşümün başladığı 2002 yılında tek odalı nöbet tuttuğumuz yerlerden devasa hastane evlerine ve sağlıktaki artan konforu bir tarafa bırakarak 2018 yılına kadar Türkiye'deki en çok memnuniyet oranını aldığımız alan sağlık alanıdır. Buradaki konforlu lüks binaların içindeki o binadaki cihazlar hizmet verse de o cihazı kullanan bir sağlık çalışanı var. Dünyada herkese gösterdik ki pandemi döneminde bütün meslek grupları, bütün odalar, bütün iş yerleri bir bir kapanırken sahada tek çalışan, gece gündüz, sağlık çalışanıydı. Burada sağlık çalışanı önemini, ülkedeki sağlık tesislerinin ne kadar güçlü olmasının önemini bir kez daha pandemide gördük ve bütün dünyaya örnek veren bir çalışma gösterdik. Biz sadece sağlık çalışanlarının şu eksiklerini dile getirmeye çalışıyoruz; ülkedeki ekonomik sıkıntılar bir şekilde giderilebilir ama şu andaki sağlık çalışanı, bizim özellikle il bazımızda bir ebemiz, bir hemşiremiz, bir sağlık çalışanımız, bir doktorumuz kendi yerine 2 kişilik çalışarak bu açığı kapatıyor. Her yerde, her platformda ilimizin kozmopolit yapısından dolayı, bulduğu coğrafi yapısından dolayı Afyon, Kütahya, Bilecik ve gurbetten gelen vatandaşların da vermiş olduğu katkıyla beraber 1 Milyonlluk nüfusa hizmet eden bir sağlık ordusu var. Biz 2016 yılındaki 6500 sağlık çalışanıyla 600 yüz bin nüfusa hizmet ederken 2026 yılında 1 milyonluk bir nüfusa ve dışarıdan gelen tercihli hasta bakımıyla beraber 1milyon 200 binlik nüfusa bütün sağlık ordusu hizmet vermeye çalışıyoruz. Bu emek hepimizin, bu emek bütün sağlık çalışanlarının. Hastaneye girdiğinizde sizi kapıda karşılayan güvenlik görevlisinden başlayıp hizmetlisinden, laboratuvarından, röntgeninden bütün sağlık ordusunun bir ekip olarak bir arada durmasıyla beraber bir başarı var. Ben sadece bütün sağlık çalışanlarının, özellikle pandemide de dikkat çekilen "Ya bu sağlık çalışanları neden çok para, para, para, zam, zam istiyor, bak ülkedeki ekonomik şey belli." denmesine size küçük bir videoyla dikkat çekmek istiyorum. Biz 2023 yılında kendi genel başkanımın da karşı listede olduğu bir listeye muhalif bir aday olarak 8 dakikada 2023’te Memur-Sen Genel Konfederasyonuna aday oldum. Aday olmamda tek bir sebep vardı. Türkiye’deki işçi memur kavgasını çıkartmadan asansör sistemiyle herkesin hak ettiği geliri alın teri karşılığında almasını istediğimizi beyan ettik. Bugün geldiğimiz 2026 yılında gördüğünüz gibi bir sabah programında kimse inanmıyor bir 4B’li işçinin 86.000 lira para aldığına ama benim 15 yıllık ebem, hemşirem, öğretmenim, polisim, vergi dairesindeki memurum şu anda 75.000 TL alıyor. Şimdi bu dengesizliği, bu alın terindeki adaletsizliği, bu gelirdeki hakkaniyetsizliğin önüne geçmezseniz mesleki olarak çöküşe uğrarız. Değerli dava arkadaşlarım, kıymetli temsilcilerimiz, kıymetli uç beylerimiz, biz her yerde şu platformda sesiniz olmak için ciddi bir şekilde 2009 yılında başladığımız sendikal hayata bugün inşallah 4. dönemimize başlayacağız. Türkiye'nin en genç başkanı olarak seçildiğimiz sendika il başkanlığında 16 yıldır ilmek ilmek, sokak sokak bütün dokunmadık bir yürek bırakmadan çalışma yapıyoruz. Türkiye'nin en büyük Eskişehir'deki sivil toplum kuruluşuyuz. Bunun mimarı sizlerle beraber başarının ve birlikteliğinin sırrı olarak emek ve alın teri karşılığında en büyük sorunumuz, başta kıymetli vekillerimize iletmek istediğimiz her bir sağlık çalışanı, her ay kazancı olan 10 TL'nin 3 TL'sini peşin vergi olarak ödüyor. İşi geldiğinde kazancımız 10 liranın 3 lirasını peşin olarak ödüyoruz ve kazancımız 7 liraya düşüyor. Sadece vergi yükümlülükleriyle birlikte Türkiye'deki birçok esnaftan, Türkiye'deki birçok gelir getirici kuyumcudan da tutun bütün meslek gruplarını bir kenara yazdığınızda en çok sabit vergi ödeyen meslek grubuyuz. Hekimlerimiz biliyorsunuz dünyada tartışma konusu haline geliyor. Bugün Eskişehir'deki bir aile hekimimiz günlük ortalama 82 ile 105 hasta aralığında hasta bakıyor. Hastanelerdeki uzman hekimlerimiz ciddi bir efor sarf ederek her gün 55 ile 85 hasta aralığında hasta muayenesine katkı ödüyor. Bugün özel sektörle beraber aramızda giderek artan hekimler arası gelirleri bugün şehir hastanemizdeki ortalama kazanan bir uzman hekim 300.000 TL kazanırken, özel hastaneye geçiş yaptığındaki kazancı 2.000.000 TL'ye yükseliyor. Şimdi bu aradaki uçurumlarla beraber devletin, pandemi döneminde göstermiş olduğu en büyük şey sağlık sistemindeki özelleştirmenin son verilmesi ve bu şehirde yaşayan bütün Eskişehirlilerin bilmesi gereken bir gerçek bu şehrin yükünü sadece Eskişehir sağlığı çekiyor. Özel sektörün bize vermiş olduğu çok fazla bir katkı yok. Bizim sağlık çalışanlarımızın parasal ve ihtiyaç ve isteklerine karşı sağlıkta dönüşümle beraber yapılan bütün yeniliklerle başarının mimarı sağlık çalışanlarının en büyük sorunu sabah artık kimsenin işe gitmek istememesidir. Artık işe gittiğindeki tükenmişlik sendromudur. Sağlık çalışanı tükenmiş, gelirindeki adaletsizlikle beraber çok büyük sıkıntıya düşmüştür. İlimizdeki yetki sayılarını paylaştım. Birçok kişiye başarı sahada olmayanın harmanda yüzü olmaz diye bizde bir şey var biliyorsunuz. Biz her gün sahadayız harmanda da en çok sayıyı yetkiyle beraber biz çıkartıyoruz. Bugün 8.000 kişinin 6.000 tanesine sağlık alanında hizmet veren 71 tane sendika olduğunu tekrar hatırlatıyorum. Sağlık çalışanlarının 71 tane sendikası var. Burada ekranda gördüğünüz gibi biz tek başımıza 6.000 kişiyi temsil ediyoruz, diğer 70 sendika 2.300 üyeyi temsil ediyor. Şu anda hangi bürokrat, hangi siyasetçi, hangi referans sistemi kime referans olursa olsun gözlerinizi kapatıp rastgele birini idareci yapmaya kalksanız her 10 çalışandan 8 tanesi zaten otomatikman Sağlık-Senli. Ama bu 6.000 çalışan hiçbir masabaşında çalışmıyor. Hepsi sahada emek vererek, alın teri dökerek çalışıyor. Biz ilimizdeki en büyük şey mimarları sağlık çalışanları olarak başta İl Sağlık Müdürümüzle organizasyonda gece gündüz ne zaman ararsak sağ olsun Sağlık Müdürümüzün telefonu açık bütün sağlık çalışanlarının problemlerini dile getiriyoruz. Şimdi belki de Türkiye'de en çok eleştiren gibi bir kardeşiniz gibi gözüküyorum ama biz Türkiye'nin, burada bilinmesini istiyorum, sağlık alanındaki en iyi 5 hizmetini veren sağlık çalışanlarını oluşturuyoruz. Eskişehir vermiş olduğu sağlık hizmetleriyle Türkiye'de ilk 5 arasındadır. Gerek 112'siyle, 112'de yaptığı çalışmalarıyla gerek şehir hastanesindeki çalışmalarıyla şu andaki sağlıktaki dönüşümü bölgesel manadaki tercih sebebi, şu anda işlerimize yetişemiyor olmamızın sebeplerinden bir tanesi de çevre illerinde ilk tercihin Eskişehir olmasıdır. Ben bu bilgilerle beraber hepinizin huzurunda yeni dönemde, yeni bir hedefle, yeni bir birliktelikle, yeni bir azimle sanki ilk günkü başlıyormuş gibi 6.000 üyeyi, ulaşamadığımız 2.300 kişiye gerek siyasi, gerek ideolojik, gerek düşünce yapısı olarak tek ortak noktamız sağlık çalışanı ve Eskişehir faydası olduğu bir şehirde hizmet verecek, sizlerin huzurunda yönetim kurulu üyelerimi de tanıtmak istiyorum. Bunun için de öncelikle yeni dönemde yine beraber yol alacağımız Şube Başkanvekilimiz İsa Köse kardeşimi buraya davet ediyorum. Kurmuş olduğumuz gençlik kollarıyla, ilk gençlik kolları başkanlığımızı yaparak bize katkı veren bu bugünden sonra da güçlü bir şekilde yönetimimize devam edecek olan, gençlerin her zaman abiliğini yapmış Hasan Gökçe kardeşimi buraya davet ediyorum. Uzun yıllardır yönetim kurulumuza bir bayan arkadaş almıyorduk. Bayanlar her zaman eleştiriyordu. Türkiye'nin en çok bayan üyesine sahip sendikasıyız diyor biliyorsunuz. Neden sağlık çalışanlarından bayan temsilciniz yok diye şikayet aldınız. Yunusemre Devlet Hastanesinden Nazan Yılmaz kardeşimi buraya davet ediyorum. Birinci basamakta yapmış olduğu başarılı çalışmalarla, yaptığımız anketlerle yönetim kuruluna girmeyi tek başına hak eden ancak 6.000 sayısı bize fazla başkanım, sen saydırmamıza bile gerek yok derken beni bile saydırmayı unutan kıymetli Özgür Boyraz kardeşimi buraya davet ediyorum. Sizler sayın başkanım. Bu dönem yapacağımız saha çalışmalarında bir tane kontenjanımızı da gençlik kollarımıza ayırdık. Gençlik Kolları Başkanımız Batuhan Candaş kardeşimizi yönetime davet ediyorum. En çok sahaya sahip, Sağlık Müdürlüğünün en zorlu, en çok bedel ödeyen kısmında görev yapacak, gücümüze güç katacak Muzaffer Pınar kardeşimi davet ediyorum. Sayın Genel Başkan Yardımcım, kıymetli misafirler, biz buradan şunun sözünü vermek istiyoruz. Eskişehir Sağlık-Sen ailesinin düsturu, Eskişehir Sağlık-Sen ailesinin çalışma faktörü şu. Biz eğer ki bir sağlık çalışanı Eskişehir'e geldiğinde Sağlık-Sen ailesini tercih etmiyorsa biz suçu ve kabahati kendimizde görüyoruz. O insanların doğasına, o insanların yönüne, o insanların istek ve taleplerine, o insanların istemine karşı biz kendimizde hata ve kusur görüyoruz. Ona rağmen bu dönem, bu gördüğünüz yönetim kurulu kardeşlerimle beraber sizlere hizmet verip, gönlünü alamadığımız o 2.300 kardeşimizin de gönlünü almak için gece gündüz çalışacağımıza söz veriyoruz."

Sağlık - Sen Şube Başkanı Köksal:"İlimizde Sadece Ufo Düşmediği Kaldı" Haber

Sağlık - Sen Şube Başkanı Köksal:"İlimizde Sadece Ufo Düşmediği Kaldı"

Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, kentteki kamu ve sağlık kurumlarında yaşanan atama, liyakat ve yönetim sorunlarına sert tepki gösterdi. Köksal, "İlimizde sadece UFO düşmediği kaldı" diyerek tüm idarecilerin referanslarının açıklanması çağrısında bulundu. Şube Başkanı Köksal yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Üç beş kişi, arka kapılar ardında dedikodu yaparak bazı kesimleri yıpratma, bazı kesimleri ise koruma şeklinde alan açmaya çalışmaktadır. Bugün eğer konuşmayan varsa, bu durum sistemsel saygınlık ile ilgilidir. Siyasetin kalitesi; çalışma şekli içerisinde yer alan kişilerin üretkenliği zayıf kaldığında düşmektedir. Eğer siyaset; sadece kurumlarda ihale alma, eleman yerleştirme, ürün satma ve temizlik personelinin yer değişimiyle ilgileniyorsa, ortaya çıkan tablo da ortadadır. Üç koyun emanet edilmeyecek kişilerin siyaset içerisinde görev almasıyla birlikte kurumların işleyişi haliyle içler acısı bir hale dönüşmektedir. Elbette bu yapı; basit istek ve talepleri yerine getirecek, akraba-eş-dost düzenini koruyacak, hastanede özel ilgi ve öncelik sağlayacak, “sarı serum” yaptıracak ve boş işlerin takipçisi olacak idareciler aramaktadır. Kamu kurumlarının sırtından güç devşiren, hareketleriyle idarecilere ve sisteme ayar vermeye çalışanlara; sahada karşılığı olmayan danışmanlar ve çap sorunu yaşayan kişiler de eklenince, kurumlarda devlet memurluğu yapmanın ve sözleşmeli idareci olmanın anlamı kalmamaktadır. Yıllardır adımızı ve temsil ettiğimiz kurumu kullanarak atanan idareciler üzerinden cümleler kuranlara açık çağrımızdır: Bütün idarecilerin referansları açıklansın. Kim kime kefil olmuş açıklansın. “Liyakat” söylemiyle ataması yapılan idarecilerin ve liyakat beklentisi olanların söyledikleriyle, referans oldukları kişiler arasındaki fark ortaya çıksın. Kurumlarda ikili ilişkiler nedeniyle sistemin çöktüğünü görmezden gelmek, işlemeyen sistemi işliyormuş gibi göstermek ve olayları şahsileştirmek tamamen tercih meselesidir. Kurumlarda mal çalınır, ses çıkmaz. Kurumun deposu soyulur, ses çıkmaz. Medikal ilişkiler, inşaat ve ihale yakınlıkları konuşulur, ses çıkmaz. Mahkûm meselesiyle ilgili ses çıkmaz. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi deposu soyuldu, ses yok. Bıçak parası alınıyor, ses yok. İşler kötü, ses yok. İhale kollanan firmalar var, ses yok. Sonra neden eleştiri yapılıyor deniliyor. Sizin belediyelerden farkınız ne? Bir de belediye başkanı adayı yapılmak istenirken “hırsız” ilan edilen bürokratları saymayalım… Herkes işine baksın. Atanan kişilerin referansları açıklansın, siyah beyaz ortaya çıksın. Bizim işimiz; bize emanet edilen sağlık sistemi için alın teri döken, emek veren çalışanların haklarını sonuna kadar korumaktır. İş yerimiz hastaneler ve sağlık tesisleridir. Bunun için her gün mesaiye sağlık kurum ve kuruluşlarında başlıyoruz. Verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı mutluyuz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.