SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sağlık Hizmeti

Porsuk Haber Ajansı - Sağlık Hizmeti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık Hizmeti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eskişehir’de Sağlık Hizmetlerinde '1 Milyon Başvuru' Tartışması Haber

Eskişehir’de Sağlık Hizmetlerinde '1 Milyon Başvuru' Tartışması

Eskişehir İl Sağlık Müdürü Yaşar Bildirici’nin kentteki sağlık kuruluşlarına aylık 1 milyonun üzerinde başvuru yapıldığını açıklaması, sağlık camiasında geniş yankı buldu. Açıklamada birinci basamak sağlık hizmetlerinin yeni merkezlerle güçlendirileceği vurgulanırken, Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası Eskişehir İl Başkanı Uğur Özatak duruma farklı bir boyut kazandırdı. Devasa başvuru sayılarına dikkat çeken Özatak, sistemin arkasındaki gizli kahramanlar olan sağlık işçilerinin emeğinin yok sayılmasına tepki gösterdi. "Yaklaşık 550 Bin Başvuru İkinci ve Üçüncü Basamakta" İstatistiklerin büyüklüğüne işaret eden Uğur Özatak, Eskişehir'deki sağlık yükünün önemli bir kısmının hastanelerde karşılandığını belirtti. Yaklaşık 550 bin başvurunun ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında gerçekleştiğini ifade eden Özatak, bu yoğunluğun arkasında büyük bir iş gücü olduğuna dikkat çekti: "Rakam büyük ancak bu rakamların içinde görünmeyen bir gerçek daha var: Bu hastaneleri ayakta tutan binlerce sağlık işçisi. Hasta bakıcı, sekreter, temizlik işçisi... Hastanın hastaneye girişinden çıkışına kadar hizmetin birçok noktasında onlar var. Gece var, gündüz var, hafta sonu var, bayram var." "Sağlık Hizmeti Sadece Önlük Giyenlerin Verdiği Bir Hizmet Değildir" Sağlık işçilerinin görev tanımlarına ve karşılaştıkları ön yargılara değinen Özatak, sağlık hizmetinin bir ekip işi olduğunu vurguladı. Bazı kesimlerin destek personelini hâlâ sağlık çalışanı olarak görme noktasında direnç gösterdiğini söyleyerek şu ifadeleri kullandı: "İşte biz tam da buna itiraz ediyoruz. Bir hastanenin sadece muayene odalarından ibaret olmadığını herkesin artık kabul etmesi gerekiyor. Hasta bakıcı olmadan, sekreter olmadan, temizlik işçisi olmadan o hastanenin günlük işleyişini sürdüremezsiniz. Sağlık hizmeti sadece önlük giyenlerin verdiği bir hizmet değildir. Bu sistemin arkasında görünmeyen ancak her gün o hizmetin devam etmesini sağlayan büyük bir emek var." "1 Milyon Hastaya Hizmet Veren İşçilerin Sorunları Ne Zaman Konuşulacak?" Açıklanan yüksek başvuru sayıları üzerinden yetkililere ve kamuoyuna seslenen Özatak, sağlık işçilerinin yıllardır çözüm bekleyen kronik sorunlarını gündeme taşıdı: Personel Eksikliği: Artan hasta yüküne karşın yetersiz kalan kadrolar. Ağır Çalışma Şartları: Vardiyalı ve kesintisiz çalışma temposunun getirdiği fiziksel ve zihinsel yük. Emeğin Karşılığı: Gece gündüz demeden çalışan personelin özlük ve mali haklarındaki eksiklikler. Bu sorunlar tartışılmadan sunulan sağlık hizmetinin eksik kalacağını savunan Özatak, "Biz kimsenin emeğini birbiriyle karşılaştırmıyoruz. Ancak sağlık işçisinin emeğinin yok sayılmasına da sessiz kalmayacağız. Çünkü biz sahadayız. 1 milyon başvurunun olduğu hastanelerde biz varız," dedi. "Sağlık İşçisi Görünmez Değildir" Konuşmasının sonunda mücadele vurgusu yapan Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası Eskişehir İl Başkanı Uğur Özatak, sağlık işçilerinin sistemin tam merkezinde yer aldığını belirterek, "Artık bu emeği görmenin zamanı geldi. Sağlık işçisi görünmez değildir, sağlık hizmetinin tam merkezindedir. Biz de bu emeğin hakkını alması için mücadele etmeye devam edeceğiz," diyerek sözlerini tamamladı.

Ayşen Gürcan: “Sözümüzün Takipçisi Olduk'' Haber

Ayşen Gürcan: “Sözümüzün Takipçisi Olduk''

TBMM Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı ve AK Parti Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan, kentteki 4 kritik sağlık alanının özelleştirme programından çıkarılmasına ilişkin resmi kararın detaylarını açıkladı. Eskişehir'de sağlık hizmeti sunulan kamu taşınmazlarının özelleştirme kapsamına alınmasıyla başlayan süreç, kent kamuoyunun talepleri doğrultusunda çözüme kavuşturuldu. Konuyla ilgili yazılı bir açıklama yapan AK Parti Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan, Ankara nezdinde yürütülen diplomasi trafiğinin başarıyla sonuçlandığını bildirdi. "Cumhurbaşkanlığı Kararı Resmiyet Kazandı" Sürecin başından itibaren Eskişehir halkının hassasiyetlerini ön planda tuttuklarını vurgulayan Ayşen Gürcan, kararın Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini belirtti. Gürcan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Valimiz Sayın Erdinç Yılmaz ve AK Parti Eskişehir İl Başkanımız Sayın Gürhan Albayrak ile birlikte konuyu Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na ilettik. Yürüttüğümüz görüşmelerin ardından süreç, 20 Ağustos 2026 tarihli ve 11722 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile resmî olarak sonuçlanmıştır." Kamuoyundaki Soru İşaretleri Son Buldu Alınan kararla birlikte kent merkezinde ve ilçelerde yer alan kritik sağlık alanlarının geleceğinin netleştiğini ifade eden Prof. Dr. Gürcan; Hava Hastanesi, eski Devlet Hastanesi ile Sivrihisar ve Mihalıççık ilçelerindeki sağlık arazilerinin özelleştirme programından tamamen çıkarıldığını duyurdu. Eskişehirlilere verilen sözün arkasında durduklarını kaydeden Gürcan; "Şehrimizin hassasiyetini ilgili makamlara taşıyarak sonuca ulaştırdık. Bu kararın alınmasında gösterdiği yakın ilgi ve çözüm iradesi dolayısıyla Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Sağlık Bakanımıza, Valimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Alınan karar Eskişehir’imize hayırlı olsun" değerlendirmesinde bulundu.

Eskişehir Şehir Hastanesi’nde Hemşire ve Ebe Krizi Haber

Eskişehir Şehir Hastanesi’nde Hemşire ve Ebe Krizi

Sağlık-Sen Eskişehir Şubesi tarafından Eskişehir ve bölge illere sağlık hizmeti sunan kritik kuruluşlardan biri olan Eskişehir Şehir Hastanesi'nde hemşire ve ebe personel eksikliği yeniden gündeme getirildi. Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Eskişehir Şehir Hastanesi, sahip olduğu yatak kapasitesi ve sunduğu sağlık hizmetleriyle yalnızca Eskişehir'e değil, çevre illerden gelen hastalara da hizmet veren önemli sağlık kuruluşlarımızdan biridir. Ancak hastanenin büyüklüğü ve hizmet yükü değerlendirildiğinde, hemşire ve ebe personelinin mevcut durumunun yalnızca toplam kadro sayısı üzerinden değerlendirilmesinin yeterli olmadığı görülmektedir. Eskişehir Sağlık-Sen Şubesi olarak yaptığımız çalışma kapsamında ortaya çıkan veriler, bu konuya daha dikkatli bakılması gerektiğini göstermektedir. Hastanede toplam 1.276 hemşire ve ebe kadrosu bulunurken, çalışmada 1.005 personelin nöbet hizmetinde değerlendirilebildiği görülmektedir. Çeşitli nedenlerle nöbet hizmetine dahil edilemeyen personel sayısı ise çalışmada 374 kişi olarak ortaya konulmuştur. Bu durum, nöbet hizmetinin fiilen görev yapan personel üzerinde daha yoğun şekilde yürütülmesine neden olabilmektedir. Burada özellikle belirtmek isteriz ki; nöbet hizmetine dahil olamayan personelin her birinin farklı ve kendi içinde haklı bir gerekçesi bulunmaktadır. Engelli raporu, doğum sonrası izinler, süt izni, yarı zamanlı çalışma, gündüzlü birimlerde görev, geçici görev ve benzeri durumlar çalışma hayatının doğal parçalarıdır. Bu çalışanlarımızın haklarının tartışma konusu yapılması doğru değildir. Asıl mesele, bu çalışma düzenlerinin ortaya çıkardığı personel ihtiyacının ayrıca planlanmasıdır. Çünkü bir personelin yasal hakkını kullanması, diğer sağlık çalışanlarının daha fazla iş yükü üstlenmesini gerektirmemelidir. PERSONEL AÇIĞI SAHADA DAHA FAZLA HİSSEDİLİYOR Çalışmada hastanenin farklı birimlerine ilişkin yapılan değerlendirmede, mevcut çalışan sayısı ile olması gereken personel sayısı arasında fark bulunduğu görülmektedir. Verilere göre 1.233 hemşire ve ebenin çalıştığı, hizmetin gerektirdiği personel sayısının ise 1.435 olması gerektiği değerlendirilmektedir. Bu iki rakam arasındaki fark 202 kişi olarak ortaya çıkmaktadır. Bu tabloya nöbet hizmetine dahil edilemeyen personel de eklendiğinde, hizmetin fiilen yürütülmesi açısından ortaya çıkan insan gücü ihtiyacının daha geniş bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Eskişehir Şehir Hastanesinin 950 klinik ve 217 yoğun bakım olmak üzere toplam 1.167 yatak kapasitesine sahip olduğu düşünüldüğünde, personel planlamasının hastanenin gerçek hizmet yükü dikkate alınarak yapılması büyük önem taşımaktadır. Özellikle yataklı servisler, yoğun bakım üniteleri, acil servisler, ameliyathaneler ve diğer özellikli birimlerde görev yapan sağlık çalışanlarının iş yükü, personel planlaması yapılırken birlikte değerlendirilmelidir. SAĞLIK ÇALIŞANINDAN DAHA FAZLA FEDAKÂRLIK BEKLEMEK ÇÖZÜM DEĞİL Sağlık çalışanlarımız bugüne kadar olduğu gibi bugün de görevlerini büyük bir özveriyle yerine getiriyor. Ancak personel eksikliğinin sürekli olarak mevcut çalışanların daha fazla nöbet tutması, daha fazla mesai yapması veya iş yükünün artırılması yoluyla karşılanması uzun vadede sağlıklı bir yöntem değildir. Bu nedenle Eskişehir Sağlık-Sen olarak beklentimiz, personel ihtiyacının sahadaki gerçek durum dikkate alınarak değerlendirilmesi ve ihtiyaç bulunan birimlere gerekli insan gücünün kazandırılmasıdır." dedi. HASAN HÜSEYİN KÖKSAL: “SAĞLIK ÇALIŞANLARIMIZIN FEDAKÂRLIĞI SINIRSIZ DEĞİLDİR” Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Sağlık çalışanlarımızın fedakârlığını ve özverisini herkes biliyor. Ancak sağlık hizmetinin sürdürülebilmesi için her sorunun daha fazla nöbet, daha fazla mesai ve daha fazla iş yüküyle çözülmeye çalışılması doğru değildir. Çalışanlarımızın da bir çalışma kapasitesi ve sınırı vardır.” Köksal, personel planlamasının yalnızca kâğıt üzerindeki kadro sayısına göre yapılmaması gerektiğine dikkat çekerek şöyle devam etti: “1.276 hemşire ve ebe kadrosu var demek tek başına yeterli bir değerlendirme değildir. Önemli olan, bu personelin ne kadarının hangi birimlerde fiilen hizmet verdiği ve 24 saatlik sağlık hizmetinin kaç kişiyle sürdürüldüğüdür. Bizim söylemek istediğimiz tam olarak budur.” “Burada herhangi bir çalışanımızı hedef almıyoruz. Tam tersine, çalışanlarımızın sahip olduğu hakların korunmasını savunuyoruz. Ancak bir çalışanın hakkını kullanması nedeniyle oluşan personel ihtiyacının başka bir çalışanın üzerine yük olarak bırakılmasına da karşıyız.” Köksal son olarak, Eskişehir Şehir Hastanesinin bölge açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek: “Eskişehir Şehir Hastanesi çok büyük bir sağlık kuruluşu. Bu hastanenin sağlık hizmetini güçlü şekilde sürdürebilmesi için personel ihtiyacının bugünden görülmesi gerekiyor. Bizim talebimiz açık; çalışanlarımızın yükü azaltılsın, ihtiyaç duyulan alanlarda personel planlaması yapılsın ve sağlık hizmetinin sürdürülebilirliği güvence altına alınsın.” ifadelerini kullandı.

ESOGÜ Diş Hekimliği Fakültesi 2026 Mezunlarını Verdi Haber

ESOGÜ Diş Hekimliği Fakültesi 2026 Mezunlarını Verdi

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Diş Hekimliği Fakültesi 2026 yılı mezunlarını ESOGÜ Kapalı Spor Salonu’nda düzenlenen törenle verdi. Törene ESOGÜ Yönetimi ve öğretim üyelerinin yanı sıra mezun aileleri de katıldı. Törende mezun öğrenciler adına konuşan dönem birincisi Diş Hekimi İrem Öykü İlgör, fakülte kapısından ilk kez içeri girerken hissettikleri heyecanın, yerini mezun olmanın ve diplomalarını ellerine almanın gururuna bıraktığını kaydetti. Emek ve destekleri için ailesine ve genç diş hekimleri olarak yetişmelerine emek veren tüm hocalarına teşekkür eden İrem Öykü İlgör, mezunlar olarak önlerinde bilgiyle, emekle ve sabırla yürüyecekleri uzun bir meslek hayatının bulunduğunu belirtti ve meslektaşlarına başarılar diledi. ESOGÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Batu Can Yaman, fakültelerinin kuruluşundan bu yana gösterdiği gelişme ivmesi, güçlü akademik kadrosu, çağdaş teknolojik altyapısı ve nitelikli eğitim anlayışı sayesinde ülkemizin saygın diş hekimliği fakültelerini arasında önemli bir konuma yükseldiğini belirterek, YKS Öğrenci tercihlerinde ve DUS sınavlarında elde ettiği başarıların bunun en güzel göstergesi olduğunu söyledi. Prof. Dr. Batu Can Yaman, bilimsel çalışmalarıyla ülkemize ve dünyaya katkı sağlayan, kendini sürekli geliştiren, bilgi ve tecrübelerini öğrencilerine büyük bir özveriyle aktaran ESOGÜ Diş Hekimliği Fakültesi öğretim üyeleri ile birlikte, fakültelerinin kuruluşunun 17. ve ilk öğrencilerinin gelişinin 14. Yılında, 10. dönem mezunlarını uğurlamanın gururunu yaşadıklarını ifade etti. Mezun ailelerine de seslenen Prof. Dr. Yaman, yapmış oldukları fedakarlıklar ve verdikleri emeklerle bugün bu mutlu ve gurur verici tabloyu aslında onların oluşturduğunu belirtti ve artık birer diş hekimi olan çocuklarıyla ne kadar gururlanıp övünseler az olduğunu söyledi. Konuşmasının son bölümünde yeni mezun genç diş hekimlerine seslenen Prof. Dr. Batu Can Yaman şunları söyledi: “Bugün beş yıllık yoğun ve zorlu eğitim sürecini başarıyla tamamlamanın mutluluğunu yaşıyorsunuz. Sizleri yürekten kutluyorum. Ancak bugün aslında bir son değil, meslek hayatınızın başlangıcıdır. Diş Hekimliği sürekli gelişen, kendini yenilemeyi zorunlu kılan bir bilim dalıdır. Mesleğiniz boyunca yeni teknolojileri takip etmeli, bilimsel gelişmeleri yakından izlemeli ve kendinizi sürekli geliştirmelisiniz. Otuz iki yılı bitiren bir hekim ve akademisyen olarak şunu söyleyebilirim ki bu yol zaman zaman yorucu olacak, bazen sabrınızı zorlayacaktır. Ancak karşılığında sizleri daha donanımlı, daha başarılı ve daha saygın bir hekim haline getirecektir. Bu nedenle hiçbir zaman öğrenmekten ve çalışmaktan vazgeçmeyin. İyi bir hekim olmanın yolu yalnızca iyi eğitim almaktan geçmez. Aynı zamanda iyi bir insan olmak, vicdan sahibi olmak, etik değerlere bağlı kalmak ve insan sevmek gerekir. Bizlerin sizlerden beklentisi; aklı hür, vicdanı güçlü, etik değerlere bağlı, hastasına ailesi gibi yaklaşan, ülkesini seven, mesleğini onurla temsil eden hekimler olmanızdır. Ve asla unutmayın ESOGÜ Diş Hekimliği Fakültesi her zaman sizin temel yuvanızdır ve hayatınız boyunca ihtiyaç duyduğunuz her an açık kapınız olacaktır. Sevgili diş hekimi meslektaşlarım, bu duygu ve düşüncelerle mezuniyetinizi şahsım, tüm öğretim üyelerimiz ve fakülte çalışanlarımız adına yürekten kutluyor meslek hayatınız boyunca sağlık, mutluluk ve başarılar diliyorum.” ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak ise konuşmasında şunları söyledi: “Bugün ESOGÜ’de aldıkları zorlu eğitimin ardından Türkiye’nin dört bir yanında mesleklerini icra etmeye hazır olan genç diş hekimlerimizin mezuniyet heyecanını paylaşmak üzere bir araya geldik. Burada mezunlarımızın yaşadığı heyecanı ve gururu görmek bizlerin geleceğe olan inancını güçlendirmektedir. Eğitimdeki yarım asırlık tecrübesiyle ESOGÜ; bir yandan sahip olduğu fakülte, yüksekokul, meslek yüksekokulu, enstitü ve bilimsel araştırma merkezlerinde eğitim ve araştırma faaliyetlerini yürütürken, diğer yandan bünyesinde yer alan Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi ve Diş Hastanesi ile bölgesel sağlık hizmeti vermektedir. Üniversitemiz kampüsünde binlerce vatandaşımız eğitim-öğretim dışında sağlık ve sosyal alanlarda hizmet almaktadır. Bu kapasite ESOGÜ ailesi olarak bizleri gururlandırmaktadır. Diş hekimliği, çağın gereklerine ve teknolojik gelişmelere göre kendini yenilemeyi, güncel ve dinamik bir bilgi birikimine sahip olmayı zorunlu kılan bir meslektir. Sizlerin bu hassasiyetle meslek hayatınız boyunca bilim ve teknolojinin rehberliğinde kendinizi yenileyerek, mesleğinizi en iyi şekilde icra edeceğinize inanıyoruz. Sizler üniversitemizde almış olduğunuz eğitim- öğretime güveniniz. Çünkü üniversite olarak sizlerin; düşünen, sorgulayan, araştıran ve kendini geliştiren mezunlar olmanız için emek harcadık. Bu vesileyle siz genç diş hekimlerimizin iyi yetişmelerine özveriyle katkıda bulunan tüm üniversitemiz öğretim üyelerine ve öğretim elemanlarına teşekkürlerimi sunuyorum. Sevgili mezunlarımız, Gazi Mustafa Kemal Atatürk istiklal ve Cumhuriyetimizi sizlere emanet etmiştir. Bugün, bizlerin de sizden en büyük beklentisi bu emanete sahip çıkarken, vatanına ve milletine gönülden bağlı; diline, tarihine, kültürüne ve manevi değerlerine sahip çıkan, vizyon sahibi bireyler olarak toplumdaki yerlerinizi almanızdır. Kıymetli anne ve babalar, en kıymetli varlıklarınız olan evlatlarınızı büyük bir özveriyle yetiştirip bizlere emanet ettiniz. Bugün fedakarlıklarınıza layık olmak için ellerinden geleni yapan ve karşılığını almayı hak eden genç mezunlarımızla bizler de en az sizin kadar gurur duyuyoruz. Mezunlarımız bundan sonraki mesleki ve sosyal yaşamlarında da siz anne ve babaların ve bizlerin verdiği değerleri koruyup; çevreleriyle uyumlu, karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan ilişkiler kuracak ve başarılı olacaklardır. Buna inancımız tamdır. Sevgili gençler, hayatta hedeflerinize ulaşmak yolunda kendinize güvenin ve önünüze çıkan engeller sizi asla umutsuzluğa düşürmesin. İlerleyen dönemlerde karşılaşacağınız zorlukları aşarken, aldığınız eğitimin ışığı her zaman yolunuzu aydınlatsın. Sizlerle gurur duyuyor, hepinize sağlık, mutluluk ve başarılarla dolu bir hayat diliyorum. Yolunuz bahtınız açık olsun.” Konuşmaların ardından Rektör Prof. Dr. Kamil Çolak dönem birincisi Diş Hekimi İrem Öykü İlgör’e mezuniyet belgesini verdi. Sonrasında dönem birincisi Diş Hekimi İrem Öykü İlgör mezuniyet kütüğüne dönem plaketini çaktı. Daha sonra sırasıyla okullarını dereceyle bitiren mezunlara ve tüm mezunlara mezuniyet belgeleri verildi. Diş Hekimliği Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Canan Akay tarafından mezunlara Diş Hekimliği Andının okutulmasının ardından, keplerin topluca havaya atılmasıyla tören sona erdi.

Tepebaşı’nda Deneyim Sevgiyle ve Güvenle Buluşuyor Haber

Tepebaşı’nda Deneyim Sevgiyle ve Güvenle Buluşuyor

Tepebaşı Belediyesi tarafından 2021 yılında hizmete açılan Metin Özöğüt Yaşam Merkezi, 60 yaş üzerindeki vatandaşlara sağlık ve bakım hizmetlerinin yanı sıra sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerle çevrili güvenli bir yaşam alanı sunuyor. Merkez sakinleri ise gördükleri ilgiden ve kendilerine sunulan imkânlardan duydukları memnuniyeti dile getiriyor. Tepebaşı Belediyesi, deneyimli vatandaşların sağlıklı, aktif ve sosyal bir yaşam sürdürebilmesi amacıyla hayata geçirdiği çalışmalarını Metin Özöğüt Yaşam Merkezi’nde sürdürüyor. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, deneyimli vatandaşların kendilerini güvende ve değerli hissettikleri bir ortam oluşturmanın temel öncelikleri arasında bulunduğunu belirtti. Başkan Ataç, “Yuva, yalnızca dört duvardan ibaret değildir. Yuva; güvendir, ilgidir, dayanışmadır ve ihtiyaç duyulduğunda sevgiyle uzanan bir eldir. Metin Özöğüt Yaşam Merkezimizi de bu anlayışla hayata geçirdik. Burada deneyimli vatandaşlarımızın yalnızca sağlık ve bakım ihtiyaçlarını karşılamıyoruz. Onların sosyalleşmesini, üretmesini, hareketli ve mutlu bir yaşam sürmesini de önemsiyoruz” dedi. Başkan Ataç: “Yaş almak, yalnızlaşmak değildir” Deneyimli vatandaşların bilgi ve birikimlerinin toplum için büyük bir değer taşıdığını vurgulayan Başkan Ataç, şöyle devam etti: “Bizim için yaş almak, yalnızlaşmak değil; sevgi, ilgi ve güven içinde yaşamaya devam etmektir. Deneyimli vatandaşlarımızın yaşamın içinde yer almasını, üretmesini, sanatla ve sporla buluşmasını çok önemsiyoruz. Tepebaşı’nda hiçbir vatandaşımızın kendisini yalnız hissetmemesi için çalışmaya devam edeceğiz.” Bugüne kadar 170 vatandaş yararlandı Zincirlikuyu Mahallesi’nde bulunan ve Aralık 2021’den bu yana hizmet veren merkez, 60 yaş üzerindeki vatandaşlara günlük yaşamları boyunca gözetim, bakım ve destek sağlıyor. Hâlen 55 kişinin konakladığı merkezden bugüne kadar toplam 170 vatandaş yararlandı. İki kişilik odalardan oluşan ve 72 kişilik yatak kapasitesine sahip merkezde ayrıca 33 metrekarelik özel bakım odası bulunuyor. Tesiste; mutfak, çamaşırhane, soğuk hava deposu, çok amaçlı salon, yemek salonu, dinlenme ve televizyon salonu, fizyoterapi salonu, sağlık birimi, doktor odası, revir, atölye, spor salonu, oyun odası ve hobi bahçesi yer alıyor. Sağlık hizmeti 7 gün 24 saat sürüyor Merkezde konaklayan vatandaşların günlük muayeneleri, ilaç takipleri ve sağlık kontrolleri düzenli olarak gerçekleştiriliyor. Doktor gözetiminde 7 gün 24 saat sağlık hizmeti sunulurken ihtiyaçlar doğrultusunda fizyoterapist eşliğinde bireysel ve grup egzersizleri de yapılıyor. Alanında uzman mesleki personel tarafından her merkez sakininin ihtiyacına göre kişiselleştirilmiş psikososyal destek programları hazırlanıyor. Odaların temizliği, çamaşırların yıkanması ve ütülenmesi gibi günlük hizmetler de düzenli biçimde yerine getiriliyor. Sanatla renklenen, sporla hareketlenen yaşam Metin Özöğüt Yaşam Merkezi’nde sağlık ve bakım hizmetlerinin yanı sıra sosyal ve kültürel faaliyetlere de büyük önem veriliyor. Haftanın iki günü resim, bir günü müzik atölyesi, üç günü ise spor etkinlikleri gerçekleştiriliyor. Tiyatro, koro, el sanatları ve örgü çalışmalarının yanı sıra merkez dışına düzenlenen gezilerle vatandaşların sosyal yaşamın içinde kalmaları sağlanıyor. Ziyaretçilerle gerçekleştirilen buluşmalar da merkez sakinlerinin yeni insanlarla tanışmasına ve keyifli vakit geçirmesine imkân tanıyor.

Aromaterapi ve Ayurveda Ekseninde “Eczacılık Günü” Haber

Aromaterapi ve Ayurveda Ekseninde “Eczacılık Günü”

Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi tarafından 14 Mayıs Eczacılık Günün kapsamında düzenlenen “Bütüncül Tıbbi Aromaterapiye Ayuverdik Yaklaşım” semineri Öğrenci Merkezi Yunus Emre Salonunda gerçekleştirildi. Art De Huile Kurucusu Uzm. Ecz. Hülya Kayhan’ın konuşmacısı olduğu etkinliğe Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yusuf Özkay, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mustafa Bostancı, Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sinem Ilgın, Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Özlem Atlı Eklioğlu, Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Derya Osmaniye, Anadolu Üniversitesi Genel Sekreteri Ecevit Öksüz ve Eskişehir Eczacı Odası Başkanı Ecz. Mustafa Çelik, öğretim elemanları ve çok sayıda öğrenci katılım gösterdi. Rektör Adıgüzel: “Eczacılık toplumu bilinçlendiren bir meslek” Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel konuşmasında yapılan işin sevilmesi gerektiğine dikkat çekerek şunları söyledi: “Seversek hem kendimize hem de bize danışanlara şifa oluruz. Çünkü önce her şey sevgiyle başlıyor. Mesleğimizi, işimizi sevmekle başlıyor her şey. Bundan sonra gerisi geliyor. Sevmeyerek işini yapanlara şahit oluyorsunuz çevrenizde ister o esnaf olsun ister akademisyen olsun. Mesleğini, dersini sevmeden, lanet okuyarak, her gün kızarak, söverek işe gelen bir akademisyen düşünün. Size ne ilham verebilir ne ders verebilir ne bilgi verebilir? Çünkü yüzünde bir sevgi ifadesi yok, yaptığı işi sevmiyor. Sevmediği bir malı satan esnaf ne kadar müşteri bulabilir. Rektör Adıgüzel konuşmasına şu şekilde devam etti: “Doğru bilgiye erişmek eczacılarımız için, etik sorumluluk, bilimsel yaklaşım çok hayatidir, bunun farkındayız. Bu noktada eczacılarımızın üstlendiği rol sadece sağlık hizmeti sunmakla sınırlı kalmıyor. Eczacılık aynı zamanda toplumu bilinçlendiren, yönlendiren, güven oluşturan çok sorumluluk isteyen bir meslek. Anadolu Üniversitesi de sadece bilgiyi üreten ve motamot öğrencilerimize yüklemeye çalışan bir kurum değil öyle de olmak istemiyoruz. Eğitimi topluma değer kazandıran bir anlayış olarak görüyoruz. Eczacılık eğitimini de bunun bir parçası olarak görüyoruz. Çünkü bilimsel üretim eczacılıkta aldığınız eğitimle birlikte bir toplumsal faydaya dönüşüyor ve disiplinler arası iş birliklerini destekleyen gençleri geleceğe hazırlayan bir çalışma olarak karşımıza çıkıyor ve daha önemlisi üniversitemizin akademik ve toplumsal katkı misyonuna büyük bir katkı sunuyor.” Dekan Ilgın: “14 Mayıs bilimsel eczacılığın yıl dönümü” Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sinem Ilgın, 14 Mayıs Eczacılık Günü’nün yalnızca sembolik bir gün olmadığını vurgulayarak konuşmasına başladı. Prof. Dr. Ilgın, “14 Mayıs aslında eczacılık mesleği için sembolik bir gün değil; aslında bir dönüşüm, bilimsel eczacılığın yıl dönümü. 14 Mayıs 1839 yılında eczacılık, usta-çırak ilişkisinin ötesine geçerek bilimsel ve akademik mesleki bir kimlik kazanmıştır.” dedi. Eczacılığın günümüzde çok daha geniş bir alana yayıldığını belirten Prof. Dr. Ilgın, “Günümüzde eczacılık sadece ilacı hazırlayan, ilacı sunan alanla sınırlı kalmıyor; ilaç endüstrisinden hastane eczacılığına, akademiden bilimsel araştırma-geliştirme faaliyetlerine ve tamamlayıcı sağlık uygulamalarına kadar çok geniş bir çalışma alanı bulunmaktadır.” ifadelerini kullandı ve fitoterapi, aromaterapi ve kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarının gelişen alanlar arasında yer aldığını da ekledi. Eczacı Odası Başkanı Çelik: “Eczacılık sadece ilaç sunmak değildir; eczacılık bir duruştur” Eskişehir Eczacı Odası Başkanı Ecz. Mustafa Çelik ise “Son zamanlarda selamlamalarımda sevgi ve hoşgörü temasını kullanıyorum. Daha öncesinde saygıyla selamlardık ama bu kez sevgi ve hoşgörüyle selamlıyorum; çünkü son dönemlerde yaşadığımız toplumsal olaylar bize gösterdi ki çocuklarımızı ve gençlerimizi hoşgörüyle yetiştirmeye, geleceğimizi sevgiyle harmanlamaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.” dedi. Öğrencilere hitabında büyük bir umut taşıdığını ifade eden Ecz. Çelik, “Sizler; insanı merkeze alan, ötekileştirmeyen ve şifayı sadece kimyasal formüllerle ya da bitkisel droplarla değil, bir güler yüzde, bir tatlı sözde arayan bir ekolün temsilcilerisiniz. İçinizdeki bu sevgi ve hoşgörü iklimi sadece eczacılık mesleğini icra edeceğiniz yerlerin değil, toplumun da en büyük ilacı olacaktır. 187 yıl önce atılan o bilimsel temel bugün sizin ellerinizde yükselecek. Eczacılık sadece ilaç sunmak değildir; eczacılık bir duruştur, bir toplumun sağlık danışmanı olmaktır. Bilimin halkla buluştuğu en uç yerdir eczacılık.” dedi. Uzm. Ecz. Kayhan: “Kokular kişisel deneyimlere göre farklı etkiler oluşturur” “Bütüncül Tıbbi Aromaterapiye Ayurvedik Yaklaşım” seminerinde konuşan Uzman Eczacı Hülya Kayhan aromaterapinin temel yaklaşımını sevgi, koku ve duygu ilişkisi üzerinden anlattı. Uzm. Ecz. Kayhan, kokuların insan hafızasında güçlü bir yer tuttuğunu belirterek, “Kokuların bir koku hafızası var. Aromaterapi bu koku hafızasını iyilik, güzellik ve sevgi anlarıyla birleştiren bir terapi yaklaşımıdır.” dedi. Kokuların kişisel deneyimlere göre farklı etkiler oluşturduğunu vurgulayan Kayhan, bazı kokuların geçmiş yaşantılarla bağlantılı olarak olumlu ya da olumsuz duyguları tetikleyebileceğini ifade etti. Aromaterapi ile farmakognozi arasındaki farklara da değinen Uzm. Eczç Hülya Kayhan, aromaterapinin terapötik bir yaklaşım olduğunu belirterek, “Gül yağı çok kıymetli bir içerik olsa da herkes için aynı etkiyi göstermeyebilir. Çünkü kokular, kişinin hafızasında yaşadığı deneyimlerle birlikte anlam kazanır.” dedi. Konuşmasında bilimsel çalışmalarına da değinen Kayhan, aromaterapinin nörobiyolojik etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, iyilik, yardım etme ve sevgi gibi duyguların beyinde mutluluk hormonlarını aktive ettiğini ifade etti. Bu durumun koku ile birlikte pekiştirilebildiğini belirten Kayhan, “İyilik anında salgılanan hormonlarla birlikte kokuların eşleştirilmesi, kişinin kendini daha iyi hissetmesini sağlar.” dedi. Aromaterapinin sadece psikolojik değil aynı zamanda nörolojik bir etki alanı olduğunu vurgulayan Uzm. Ecz. Hülya Kayhan kokuların limbik sistem üzerinden doğrudan duyguları etkilediğini belirtti. Koku duyusunun diğer duyulardan farklı olarak doğrudan duygusal merkezlere ulaştığını ifade eden Kayhan, bu özelliğin aromaterapiyi diğer tamamlayıcı yöntemlerden ayırdığını söyledi. Kayhan aromaterapinin mesleki gelişim açısından önemli bir alan olduğunu belirterek “Koku duyusu üzerinden sağlanan bu etki kortizol dengesini düzenleyerek zihinsel rahatlama sağlar. Bu nedenle aromaterapi, eczacılık mesleği için çok kıymetli bir çalışma alanıdır.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı. 14 Mayıs Eczacılık Günün kapsamında düzenlenen “Bütüncül Tıbbi Aromaterapiye Ayuverdik Yaklaşım” semineri soru cevap kısmının ardından teşekkür belgesi takdimi ile sona erdi. Kaynak: Anadolu Üniversitesi Haber Ajansı(AnaHaber) anahaber.anadolu.edu.tr

Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Köksal: "Sağlık Çalışanı Artık Nefes Alamıyor!" Haber

Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Köksal: "Sağlık Çalışanı Artık Nefes Alamıyor!"

Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, düzenlediği basın toplantısında Eskişehir’deki sağlık sisteminin ve sağlık çalışanlarının kronikleşen sorunlarını masaya yatırdı. Köksal, personel yetersizliğinden hukuksuz çalışma şartlarına, ekonomik sıkıntılardan bürokratik hatalara kadar pek çok konuda çarpıcı iddialarda bulundu. ​"10 Çalışandan 2’si Sağlık Sorunları Nedeniyle Nöbet Tutamıyor" ​Eskişehir’de görev yapan 10 bin 14 sağlık çalışanının iş yükü altında ezildiğini belirten Köksal, personel dağılımındaki adaletsizliğe dikkat çekti. Sağlık Bakanlığı’nın stratejik personel atamalarını ihtiyaca göre değil, talebe göre yaptığını vurgulayan Köksal: ​"2026 yılı Mayıs ayı gelmesine rağmen şehre sıfır atama yapıldı. Mevcut 10 bin personelin sadece 6 bini aktif sağlık hizmeti veriyor. Ağır iş yükü nedeniyle her 10 çalışandan ikisi engelli hale gelmiş durumda ve nöbet tutamıyor. Bu %20’lik bir güç kaybı demektir," dedi. ​Osmangazi Üniversitesi Hastanesi’nde Hukuksuz Çalışma İddiası ​Özellikle Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi’ndeki yoğun bakım şartlarını eleştiren Köksal, 3. basamak yoğun bakımlarda iki yatağa bir hemşire bakması gerekirken, ESOGÜ’de bir hemşirenin 4-5 hastaya bakmak zorunda kaldığını ifade etti. Köksal, "Bu durum açıkça hukuksuzdur; hastane enfeksiyonlarını ve bakım hatalarını tetiklemektedir. Burayı yönetemeyenler ya görevlerini bıraksın ya da sistemin düzelmesi için adım atsın," ifadelerini kullandı. ​"2026 Aile Yılı’nda Sağlıkçı Aileleri Dağılıyor" ​Hükümetin 2026 yılını "Aile Yılı" ilan etmesine rağmen sağlık çalışanlarının aile bütünlüğünün bozulduğunu söyleyen Başkan Köksal, ekonomik ve sosyal baskıya değindi: ​Geçim Derdi: "Sağlık çalışanları artık büyükşehirlerde geçinemiyor. Genç memurlar 70 bin liralık maaşla hayatını idame ettiremeyeceğini düşünerek başka yollar arıyor." ​Nöbet Yükü: "Ayda 15-16 gece evinden ayrı kalan bir hemşireden mutlu bir aile yapısı bekleyemezsiniz. En çok boşanma sağlık çalışanları arasında görülüyor." ​"Eskişehir Siyasi Lobisini Kaybediyor" ​Eskişehir’in çevre illere kıyasla yatırımlarda geri kaldığını savunan Köksal, kentin siyasi lobisinin zayıflığına dikkat çekti: ​"Afyon ve Kütahya’da yollar ve hastaneler modernize edilirken, biz hala Seyitgazi yolunu bitiremedik. Sivrihisar’da %80’i tamamlanmış sağlık tesisi bile özelleştirme kapsamına alınıyor. Ankara’daki bürokratlar sahadan o kadar kopuk ki, şehrimizin ihtiyaçlarını görmezden geliyorlar." ​Randevu Krizi ve Ücretsiz Sağlık Sistemi Eleştirisi ​Sağlık sistemindeki randevu sorununa da değinen Köksal, "Vatandaş 6 ay sonraya randevu alırken, bürokratlar araya girip 7 günde muayene olabiliyor. Bu adaletsizliktir. Ayrıca sağlığı tamamen ücretsiz ve sınırsız sunmaya çalışırsanız kalitesini koruyamazsınız. Bir kişi ayda dört farklı uzmana gidiyorsa bu sistem sürdürülebilir değildir," dedi. ​6 Haziran’da Büyük Kongre ​Açıklamalarını 6 Haziran’da yapılacak olan 7. Olağan Genel Kurul davetiyle sonlandıran Köksal, "Türkiye’nin en şeffaf seçim sürecini yönettik. Yeni, genç ve güçlü bir kadroyla sağlık çalışanlarının sesi olmaya, yanlışları söylemeye devam edeceğiz," diyerek kararlılık mesajı verdi.

Eskişehir Hava Hastanesi ve Sağlık Alanları TBMM Gündeminde Haber

Eskişehir Hava Hastanesi ve Sağlık Alanları TBMM Gündeminde

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, daha önce Eskişehir eski Devlet Hastanesi alanının özelleştirme kapsamına alınmasını TBMM gündemine taşıdığını hatırlatarak, 24 Nisan 2026 tarihli yeni kararın ardından sürecin genişlemesi üzerine konuyu bir kez daha Meclis’e taşıdı. Arslan, başta Yunusemre Devlet Hastanesi 2 Eylül Hizmet Binası (Hava Hastanesi) olmak üzere Eskişehir’deki sağlık alanlarının özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin Sağlık Bakanı ve Hazine ve Maliye Bakanı’na ayrı ayrı soru önergeleri verdiğini açıkladı. ESKİŞEHİR’İN HAFIZASI: HAVA HASTANESİ Eskişehir’de uzun yıllar askeri ve sivil sağlık hizmeti veren, özellikle uçucu personelin sağlık kontrolleri ve havacılık tıbbı uygulamalarıyla öne çıkan Hava Hastanesi, bugün Yunusemre Devlet Hastanesi bünyesinde aktif sağlık hizmeti sunmayı sürdürüyor. Arslan, bu alanın önemine dikkat çekerek: “Bu alan sıradan bir arsa değil; Eskişehir’in hafızası, Türkiye’nin havacılık tıbbı birikimidir.” dedi. “SÜREÇ GENİŞLETİLDİ” Arslan, 24 Nisan tarihli kararla birlikte yalnızca eski Devlet Hastanesi alanının değil; * Yunusemre Devlet Hastanesi 2 Eylül Hizmet Binası (Hava Hastanesi) * Mihalıççık Gün Sazak Devlet Hastanesi * Sivrihisar Aile Sağlığı Merkezi bulunan alanların da özelleştirme kapsamına alındığını belirtti. “Bu karar, artık tek bir alanla sınırlı değildir. İl merkezi ve ilçelerde aktif sağlık hizmeti sunulan alanları da kapsayan bir sürece dönüşmüştür.” KONU YARGIYA DA TAŞINDI Arslan, sürecin yalnızca Meclis’te değil, yargı nezdinde de takip edildiğini vurguladı: “CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Sağlık Politikaları Kurulu Başkanlığı tarafından, 17 Mart tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararın yürütmesinin durdurulması ve iptali için Danıştay’a dava açılmıştır. Ayrıca 24 Nisan 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kararın iptali için de hazırlıklar sürmekte olup, önümüzdeki günlerde Danıştay’a başvuru yapılacaktır.” MECLİS’E TAŞINAN KRİTİK SORULAR Arslan, TBMM’ye sunduğu soru önergelerinde şu başlıkların yanıtlanmasını talep etti: * Hava Hastanesi başta olmak üzere bu tesislerde sağlık hizmetinin devam edip etmeyeceği * Bu alanların neden özelleştirme kapsamına alındığı * Özel sektörle herhangi bir görüşme yapılıp yapılmadığı * 2026 bütçesindeki özelleştirme hedefi ile bu kararların ilişkisi * Sağlık alanlarının imar planlarının değiştirilip değiştirilmeyeceği “SAĞLIK ALANLARI ELDEN ÇIKARILIYOR” Türkiye genelinde 126 taşınmaz ve yaklaşık 2 milyon 330 bin metrekarelik alanın özelleştirme kapsamına alındığını hatırlatan Arslan, şu değerlendirmeyi yaptı: “Sağlık hizmeti sunulan alanları özelleştirip, elde edilen gelirle sağlık yatırımı yapılacağını söylemek; planlama değil, açık bir çelişkidir.” “HEM MECLİS’TE HEM YARGIDA TAKİPTEYİZ” Arslan açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bu artık tekil bir karar değil. Sağlık alanlarının sistematik biçimde özelleştirme kapsamına alınmasıdır. Biz bu sürecin hem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde hem de yargı nezdinde sonuna kadar takipçisi olacağız." dedi

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.