SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sağlık Hizmeti

Porsuk Haber Ajansı - Sağlık Hizmeti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık Hizmeti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Aromaterapi ve Ayurveda Ekseninde “Eczacılık Günü” Haber

Aromaterapi ve Ayurveda Ekseninde “Eczacılık Günü”

Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi tarafından 14 Mayıs Eczacılık Günün kapsamında düzenlenen “Bütüncül Tıbbi Aromaterapiye Ayuverdik Yaklaşım” semineri Öğrenci Merkezi Yunus Emre Salonunda gerçekleştirildi. Art De Huile Kurucusu Uzm. Ecz. Hülya Kayhan’ın konuşmacısı olduğu etkinliğe Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yusuf Özkay, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mustafa Bostancı, Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sinem Ilgın, Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Özlem Atlı Eklioğlu, Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Derya Osmaniye, Anadolu Üniversitesi Genel Sekreteri Ecevit Öksüz ve Eskişehir Eczacı Odası Başkanı Ecz. Mustafa Çelik, öğretim elemanları ve çok sayıda öğrenci katılım gösterdi. Rektör Adıgüzel: “Eczacılık toplumu bilinçlendiren bir meslek” Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel konuşmasında yapılan işin sevilmesi gerektiğine dikkat çekerek şunları söyledi: “Seversek hem kendimize hem de bize danışanlara şifa oluruz. Çünkü önce her şey sevgiyle başlıyor. Mesleğimizi, işimizi sevmekle başlıyor her şey. Bundan sonra gerisi geliyor. Sevmeyerek işini yapanlara şahit oluyorsunuz çevrenizde ister o esnaf olsun ister akademisyen olsun. Mesleğini, dersini sevmeden, lanet okuyarak, her gün kızarak, söverek işe gelen bir akademisyen düşünün. Size ne ilham verebilir ne ders verebilir ne bilgi verebilir? Çünkü yüzünde bir sevgi ifadesi yok, yaptığı işi sevmiyor. Sevmediği bir malı satan esnaf ne kadar müşteri bulabilir. Rektör Adıgüzel konuşmasına şu şekilde devam etti: “Doğru bilgiye erişmek eczacılarımız için, etik sorumluluk, bilimsel yaklaşım çok hayatidir, bunun farkındayız. Bu noktada eczacılarımızın üstlendiği rol sadece sağlık hizmeti sunmakla sınırlı kalmıyor. Eczacılık aynı zamanda toplumu bilinçlendiren, yönlendiren, güven oluşturan çok sorumluluk isteyen bir meslek. Anadolu Üniversitesi de sadece bilgiyi üreten ve motamot öğrencilerimize yüklemeye çalışan bir kurum değil öyle de olmak istemiyoruz. Eğitimi topluma değer kazandıran bir anlayış olarak görüyoruz. Eczacılık eğitimini de bunun bir parçası olarak görüyoruz. Çünkü bilimsel üretim eczacılıkta aldığınız eğitimle birlikte bir toplumsal faydaya dönüşüyor ve disiplinler arası iş birliklerini destekleyen gençleri geleceğe hazırlayan bir çalışma olarak karşımıza çıkıyor ve daha önemlisi üniversitemizin akademik ve toplumsal katkı misyonuna büyük bir katkı sunuyor.” Dekan Ilgın: “14 Mayıs bilimsel eczacılığın yıl dönümü” Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sinem Ilgın, 14 Mayıs Eczacılık Günü’nün yalnızca sembolik bir gün olmadığını vurgulayarak konuşmasına başladı. Prof. Dr. Ilgın, “14 Mayıs aslında eczacılık mesleği için sembolik bir gün değil; aslında bir dönüşüm, bilimsel eczacılığın yıl dönümü. 14 Mayıs 1839 yılında eczacılık, usta-çırak ilişkisinin ötesine geçerek bilimsel ve akademik mesleki bir kimlik kazanmıştır.” dedi. Eczacılığın günümüzde çok daha geniş bir alana yayıldığını belirten Prof. Dr. Ilgın, “Günümüzde eczacılık sadece ilacı hazırlayan, ilacı sunan alanla sınırlı kalmıyor; ilaç endüstrisinden hastane eczacılığına, akademiden bilimsel araştırma-geliştirme faaliyetlerine ve tamamlayıcı sağlık uygulamalarına kadar çok geniş bir çalışma alanı bulunmaktadır.” ifadelerini kullandı ve fitoterapi, aromaterapi ve kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarının gelişen alanlar arasında yer aldığını da ekledi. Eczacı Odası Başkanı Çelik: “Eczacılık sadece ilaç sunmak değildir; eczacılık bir duruştur” Eskişehir Eczacı Odası Başkanı Ecz. Mustafa Çelik ise “Son zamanlarda selamlamalarımda sevgi ve hoşgörü temasını kullanıyorum. Daha öncesinde saygıyla selamlardık ama bu kez sevgi ve hoşgörüyle selamlıyorum; çünkü son dönemlerde yaşadığımız toplumsal olaylar bize gösterdi ki çocuklarımızı ve gençlerimizi hoşgörüyle yetiştirmeye, geleceğimizi sevgiyle harmanlamaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.” dedi. Öğrencilere hitabında büyük bir umut taşıdığını ifade eden Ecz. Çelik, “Sizler; insanı merkeze alan, ötekileştirmeyen ve şifayı sadece kimyasal formüllerle ya da bitkisel droplarla değil, bir güler yüzde, bir tatlı sözde arayan bir ekolün temsilcilerisiniz. İçinizdeki bu sevgi ve hoşgörü iklimi sadece eczacılık mesleğini icra edeceğiniz yerlerin değil, toplumun da en büyük ilacı olacaktır. 187 yıl önce atılan o bilimsel temel bugün sizin ellerinizde yükselecek. Eczacılık sadece ilaç sunmak değildir; eczacılık bir duruştur, bir toplumun sağlık danışmanı olmaktır. Bilimin halkla buluştuğu en uç yerdir eczacılık.” dedi. Uzm. Ecz. Kayhan: “Kokular kişisel deneyimlere göre farklı etkiler oluşturur” “Bütüncül Tıbbi Aromaterapiye Ayurvedik Yaklaşım” seminerinde konuşan Uzman Eczacı Hülya Kayhan aromaterapinin temel yaklaşımını sevgi, koku ve duygu ilişkisi üzerinden anlattı. Uzm. Ecz. Kayhan, kokuların insan hafızasında güçlü bir yer tuttuğunu belirterek, “Kokuların bir koku hafızası var. Aromaterapi bu koku hafızasını iyilik, güzellik ve sevgi anlarıyla birleştiren bir terapi yaklaşımıdır.” dedi. Kokuların kişisel deneyimlere göre farklı etkiler oluşturduğunu vurgulayan Kayhan, bazı kokuların geçmiş yaşantılarla bağlantılı olarak olumlu ya da olumsuz duyguları tetikleyebileceğini ifade etti. Aromaterapi ile farmakognozi arasındaki farklara da değinen Uzm. Eczç Hülya Kayhan, aromaterapinin terapötik bir yaklaşım olduğunu belirterek, “Gül yağı çok kıymetli bir içerik olsa da herkes için aynı etkiyi göstermeyebilir. Çünkü kokular, kişinin hafızasında yaşadığı deneyimlerle birlikte anlam kazanır.” dedi. Konuşmasında bilimsel çalışmalarına da değinen Kayhan, aromaterapinin nörobiyolojik etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, iyilik, yardım etme ve sevgi gibi duyguların beyinde mutluluk hormonlarını aktive ettiğini ifade etti. Bu durumun koku ile birlikte pekiştirilebildiğini belirten Kayhan, “İyilik anında salgılanan hormonlarla birlikte kokuların eşleştirilmesi, kişinin kendini daha iyi hissetmesini sağlar.” dedi. Aromaterapinin sadece psikolojik değil aynı zamanda nörolojik bir etki alanı olduğunu vurgulayan Uzm. Ecz. Hülya Kayhan kokuların limbik sistem üzerinden doğrudan duyguları etkilediğini belirtti. Koku duyusunun diğer duyulardan farklı olarak doğrudan duygusal merkezlere ulaştığını ifade eden Kayhan, bu özelliğin aromaterapiyi diğer tamamlayıcı yöntemlerden ayırdığını söyledi. Kayhan aromaterapinin mesleki gelişim açısından önemli bir alan olduğunu belirterek “Koku duyusu üzerinden sağlanan bu etki kortizol dengesini düzenleyerek zihinsel rahatlama sağlar. Bu nedenle aromaterapi, eczacılık mesleği için çok kıymetli bir çalışma alanıdır.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı. 14 Mayıs Eczacılık Günün kapsamında düzenlenen “Bütüncül Tıbbi Aromaterapiye Ayuverdik Yaklaşım” semineri soru cevap kısmının ardından teşekkür belgesi takdimi ile sona erdi. Kaynak: Anadolu Üniversitesi Haber Ajansı(AnaHaber) anahaber.anadolu.edu.tr

Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Köksal: "Sağlık Çalışanı Artık Nefes Alamıyor!" Haber

Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Köksal: "Sağlık Çalışanı Artık Nefes Alamıyor!"

Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, düzenlediği basın toplantısında Eskişehir’deki sağlık sisteminin ve sağlık çalışanlarının kronikleşen sorunlarını masaya yatırdı. Köksal, personel yetersizliğinden hukuksuz çalışma şartlarına, ekonomik sıkıntılardan bürokratik hatalara kadar pek çok konuda çarpıcı iddialarda bulundu. ​"10 Çalışandan 2’si Sağlık Sorunları Nedeniyle Nöbet Tutamıyor" ​Eskişehir’de görev yapan 10 bin 14 sağlık çalışanının iş yükü altında ezildiğini belirten Köksal, personel dağılımındaki adaletsizliğe dikkat çekti. Sağlık Bakanlığı’nın stratejik personel atamalarını ihtiyaca göre değil, talebe göre yaptığını vurgulayan Köksal: ​"2026 yılı Mayıs ayı gelmesine rağmen şehre sıfır atama yapıldı. Mevcut 10 bin personelin sadece 6 bini aktif sağlık hizmeti veriyor. Ağır iş yükü nedeniyle her 10 çalışandan ikisi engelli hale gelmiş durumda ve nöbet tutamıyor. Bu %20’lik bir güç kaybı demektir," dedi. ​Osmangazi Üniversitesi Hastanesi’nde Hukuksuz Çalışma İddiası ​Özellikle Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi’ndeki yoğun bakım şartlarını eleştiren Köksal, 3. basamak yoğun bakımlarda iki yatağa bir hemşire bakması gerekirken, ESOGÜ’de bir hemşirenin 4-5 hastaya bakmak zorunda kaldığını ifade etti. Köksal, "Bu durum açıkça hukuksuzdur; hastane enfeksiyonlarını ve bakım hatalarını tetiklemektedir. Burayı yönetemeyenler ya görevlerini bıraksın ya da sistemin düzelmesi için adım atsın," ifadelerini kullandı. ​"2026 Aile Yılı’nda Sağlıkçı Aileleri Dağılıyor" ​Hükümetin 2026 yılını "Aile Yılı" ilan etmesine rağmen sağlık çalışanlarının aile bütünlüğünün bozulduğunu söyleyen Başkan Köksal, ekonomik ve sosyal baskıya değindi: ​Geçim Derdi: "Sağlık çalışanları artık büyükşehirlerde geçinemiyor. Genç memurlar 70 bin liralık maaşla hayatını idame ettiremeyeceğini düşünerek başka yollar arıyor." ​Nöbet Yükü: "Ayda 15-16 gece evinden ayrı kalan bir hemşireden mutlu bir aile yapısı bekleyemezsiniz. En çok boşanma sağlık çalışanları arasında görülüyor." ​"Eskişehir Siyasi Lobisini Kaybediyor" ​Eskişehir’in çevre illere kıyasla yatırımlarda geri kaldığını savunan Köksal, kentin siyasi lobisinin zayıflığına dikkat çekti: ​"Afyon ve Kütahya’da yollar ve hastaneler modernize edilirken, biz hala Seyitgazi yolunu bitiremedik. Sivrihisar’da %80’i tamamlanmış sağlık tesisi bile özelleştirme kapsamına alınıyor. Ankara’daki bürokratlar sahadan o kadar kopuk ki, şehrimizin ihtiyaçlarını görmezden geliyorlar." ​Randevu Krizi ve Ücretsiz Sağlık Sistemi Eleştirisi ​Sağlık sistemindeki randevu sorununa da değinen Köksal, "Vatandaş 6 ay sonraya randevu alırken, bürokratlar araya girip 7 günde muayene olabiliyor. Bu adaletsizliktir. Ayrıca sağlığı tamamen ücretsiz ve sınırsız sunmaya çalışırsanız kalitesini koruyamazsınız. Bir kişi ayda dört farklı uzmana gidiyorsa bu sistem sürdürülebilir değildir," dedi. ​6 Haziran’da Büyük Kongre ​Açıklamalarını 6 Haziran’da yapılacak olan 7. Olağan Genel Kurul davetiyle sonlandıran Köksal, "Türkiye’nin en şeffaf seçim sürecini yönettik. Yeni, genç ve güçlü bir kadroyla sağlık çalışanlarının sesi olmaya, yanlışları söylemeye devam edeceğiz," diyerek kararlılık mesajı verdi.

Eskişehir Hava Hastanesi ve Sağlık Alanları TBMM Gündeminde Haber

Eskişehir Hava Hastanesi ve Sağlık Alanları TBMM Gündeminde

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, daha önce Eskişehir eski Devlet Hastanesi alanının özelleştirme kapsamına alınmasını TBMM gündemine taşıdığını hatırlatarak, 24 Nisan 2026 tarihli yeni kararın ardından sürecin genişlemesi üzerine konuyu bir kez daha Meclis’e taşıdı. Arslan, başta Yunusemre Devlet Hastanesi 2 Eylül Hizmet Binası (Hava Hastanesi) olmak üzere Eskişehir’deki sağlık alanlarının özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin Sağlık Bakanı ve Hazine ve Maliye Bakanı’na ayrı ayrı soru önergeleri verdiğini açıkladı. ESKİŞEHİR’İN HAFIZASI: HAVA HASTANESİ Eskişehir’de uzun yıllar askeri ve sivil sağlık hizmeti veren, özellikle uçucu personelin sağlık kontrolleri ve havacılık tıbbı uygulamalarıyla öne çıkan Hava Hastanesi, bugün Yunusemre Devlet Hastanesi bünyesinde aktif sağlık hizmeti sunmayı sürdürüyor. Arslan, bu alanın önemine dikkat çekerek: “Bu alan sıradan bir arsa değil; Eskişehir’in hafızası, Türkiye’nin havacılık tıbbı birikimidir.” dedi. “SÜREÇ GENİŞLETİLDİ” Arslan, 24 Nisan tarihli kararla birlikte yalnızca eski Devlet Hastanesi alanının değil; * Yunusemre Devlet Hastanesi 2 Eylül Hizmet Binası (Hava Hastanesi) * Mihalıççık Gün Sazak Devlet Hastanesi * Sivrihisar Aile Sağlığı Merkezi bulunan alanların da özelleştirme kapsamına alındığını belirtti. “Bu karar, artık tek bir alanla sınırlı değildir. İl merkezi ve ilçelerde aktif sağlık hizmeti sunulan alanları da kapsayan bir sürece dönüşmüştür.” KONU YARGIYA DA TAŞINDI Arslan, sürecin yalnızca Meclis’te değil, yargı nezdinde de takip edildiğini vurguladı: “CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Sağlık Politikaları Kurulu Başkanlığı tarafından, 17 Mart tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararın yürütmesinin durdurulması ve iptali için Danıştay’a dava açılmıştır. Ayrıca 24 Nisan 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kararın iptali için de hazırlıklar sürmekte olup, önümüzdeki günlerde Danıştay’a başvuru yapılacaktır.” MECLİS’E TAŞINAN KRİTİK SORULAR Arslan, TBMM’ye sunduğu soru önergelerinde şu başlıkların yanıtlanmasını talep etti: * Hava Hastanesi başta olmak üzere bu tesislerde sağlık hizmetinin devam edip etmeyeceği * Bu alanların neden özelleştirme kapsamına alındığı * Özel sektörle herhangi bir görüşme yapılıp yapılmadığı * 2026 bütçesindeki özelleştirme hedefi ile bu kararların ilişkisi * Sağlık alanlarının imar planlarının değiştirilip değiştirilmeyeceği “SAĞLIK ALANLARI ELDEN ÇIKARILIYOR” Türkiye genelinde 126 taşınmaz ve yaklaşık 2 milyon 330 bin metrekarelik alanın özelleştirme kapsamına alındığını hatırlatan Arslan, şu değerlendirmeyi yaptı: “Sağlık hizmeti sunulan alanları özelleştirip, elde edilen gelirle sağlık yatırımı yapılacağını söylemek; planlama değil, açık bir çelişkidir.” “HEM MECLİS’TE HEM YARGIDA TAKİPTEYİZ” Arslan açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bu artık tekil bir karar değil. Sağlık alanlarının sistematik biçimde özelleştirme kapsamına alınmasıdır. Biz bu sürecin hem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde hem de yargı nezdinde sonuna kadar takipçisi olacağız." dedi

AHPADİ Ektaş: "Çözüm; Özelleştirme Değil Devletleştirme" Haber

AHPADİ Ektaş: "Çözüm; Özelleştirme Değil Devletleştirme"

AHPADİ - Adaletin Hukuku ve Parlementer Demokrasi İdeali Derneği Başkanı Mehmet Ektaş son günlerde kamuoyunda tartışılan sağlık kurumlarının özelleştirme iddiaları ile ilgili bir açıklama yaptı. AHPADİ Başkanı Mehmet Ektaş yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Kuruluşundaki temel ilkelerden biri de Halkçılık ilkesinin zorunlu kıldığı Devletçilik İlkesi olup, kısa zamanda gerçekleştirilen büyük tarım, sanayi kalkınmaları, yakalanan büyüme rakamları Devletçi Ekonomi yönetiminin başarıyla hayata geçirilmesi ve uygulanmasıyla gerçekleştirilmişti. Ancak, Türk Milletinin önemli bir kısmından hayır duası ve helallik alamayan Turgut ÖZAL’ın Başbakanlığında Anavatan İktidarında 1999 Yılı Anayasa değişikliği ile koşmaya başlayan, AK Parti İktidarıyla zirveye çıkan Liberal politikalar, Ülkemizi büyük ülkeler sıralamasında lig düşürdü, gelir başta olmak üzere her alanda adaletsizlik arttı, üreten toplumdan tüketen topluma, ihraç eden Ülkeden ithal eden Ülkeye dönüştük. Liberal politikaların bütçe açığı kapatmadaki en önemli aracı olan Özelleştirme de bu süreçte acımasızca kullanıldı. Önce fabrikalar satıldı, ardından petrol rafineleri. Yetmedi, yollar paralı hale getirildi, köprüler satıldı. Maden işletmelerine, ormanlar kiralandı, madenlerimiz yok pahasına satıldı, satılmaya devam ediyor. İmara açık bölgelerde, ne Merkezi İdareye ne de Belediyelere ait arsa kalmadı, olan son üç beşi de satışta. Miras yedi gibi elinde avucunda ne varsa satan, kazandığını da büyük bir savurganlıkla beyhude eden iktidar şimdi de Şehirlerimizin merkezi yerlerinde kalan ve bu yönüyle çok büyük değerlere sahip sağlık alanlarını özelleştirme kapsamına almış satışa çıkarmıştır. Önce 27 ilde 55 taşınmaz, şimdi 32 ilde 71 taşınmaz satılıyor. Bundan Eskişehir’de nasibini alıyor. Sağlık hakkı, en temel Anayasal haklarımızdan biri. Sağlık hakkına erişim hem ücretsiz hem de kolay olmalı. Ancak, AK Parti İktidarı önce aile hekimliği sistemiyle yurttaşlarımızın hastanelere erişimini engelledi. Ardından şehir içlerinde mantar gibi özel hastane açılmasına izin verirken devlet hastanelerini kapattı, şehir dışına kurulan şehir hastaneleriyle yurttaşların devlet hastanelerine erişimini zorlaştırdı, özel hastanelere müşteri potansiyeli oluşturdu. Şimdi, bu projesini genişletmek istiyor. Kapattığı, yıktığı hastanelerin yerine hastane yapılmasını beklerken, bu alanların da satışa çıkarıldığını öğreniyoruz. Bu alanların ne için kullanılacağı ise meşhul. Sağlık hizmeti için kullanılsa bile paralı olacağından bu uygulamadan halkımızın hiç bir çıkarı olmayacak. AK Parti İktidarı Okulları da Satar! Eğer ki sağlık alanlarının satışını gerçekleştirir, bu satışları engelleyemezsek, , AK Parti İktidarının savurganlığına, hesap bilmezliğine kaynak yaratmak için Okullarımızı, okul arazilerimizi satmayacağından da kuşkumuz yok. Özelleştirmelerin yasal dayanağı Anayasa’nın 47’inci maddesi olsa da bu maddenin başlığı Devleştirme ve Özelleştirme olup önce 1. fıkrasında Devleştirmenin düzenlenmiş olması da anlamlıdır. Ancak AK Parti İktidarı Anayasa’nın 47’inci kapsamında bu güne kadar hiç bir Devletleştirme yapmamış sadece Özelleştirmiştir. Bu durum AK Parti İktidarının amacını ortaya koymaktadır. Anayasanın başlangıç bölümünde “hiç bir düşünce ve mülahazanın .....Türk Milli menfaatleri karşısında himaye göremeyeceği” belirtilmiş, 5’inci maddesinde ise Devletin temel amaç ve görevleri arasında “Türk Milletinin bağımsızlığını” ve “kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak” olduğu belirtilmiştir. Anayasa’nın 56’ıncı maddesinde ise Sağlık Hakkı düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre Özelleştirme yapılabilmesinin en temel şartı, kamu yararıdır. Bu yararın sözle ifadesi değil, somut, ölçülebilir, denetlenebilir dayanaklarla ispatlanması gerekir. Bugün özelleştirme kapsamına alınan sağlık alanları için böyle bir savunma mümkün değildir. Bu özelleştirmelerde, kamu menfaati, Türk Milli Menfaatine uyarlık yoktur. Bu özelleştirmelerin Türk Milletinin bağımsızlığına, Milletimizin refah, huzur ve mutluluğuna sağlayacağı en küçük fayda yoktur. Tam tersine bu özelleştirmeler, insanımızın sağlık hizmetlerine erişimini daha da zorlaştıracak, ek maliyetlere neden olacaktır. Bu Millet için yapılması gereken, hiç zaman geçirilmeden tüm özel hastanelerin, vakıf Üniversitelerin, özel Okulların Devletleştirilmesi ve eşit yurttaşlık hakkı kapsamında tüm yurttaşlarımızın eşit olarak yararlanabileceği temel hakları olarak yeniden düzenlenmesidir. Anayasaya, Milletin menfaatlerine uygun düşmeyen bu hatadan dönülmesi gerekmektedir. Eskişehir’in AK Parti Milletvekilleri ve Teşkilat Yöneticileri başta olmak üzere tüm siyasetçileri göreve davet ediyoruz. Bu duygu ve düşüncelerimizi, siz değerli yurttaşlarımızla da paylaşıyor, sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı ifade ediyor, saygılarımızı sunuyoruz."

Çakırözer: "Eskişehir'in Sağlık Alanlarını Kimlere Peşkeş Çekiyorsunuz?" Haber

Çakırözer: "Eskişehir'in Sağlık Alanlarını Kimlere Peşkeş Çekiyorsunuz?"

CHP Milletvekili Utku Çakırözer, Eskişehir’de eski Devlet Hastanesi arazisi yerinin ardından eski Hava Hastanesi olarak bilinen Yunus Emre Devlet Hastanesi 2 Eylül Hizmet Binası’nın bulunduğu alanlar için verilen özelleştirme kararlarına tepki gösterdi. Çakırözer, “Eskişehir’in kamu kurumlarını yıllardır birer birer alıp götüren AKP iktidarı şimdi de şehrin sağlık alanlarına, hastanelerine göz dikmiş! Şehrimizde kamuya ait sağlık alanlarının peş peşe özelleştirme kapsamına alınması asla kabul edemez! Eskişehir’in hastaneleri, sağlık hakkı kimlere peşkeş çekilecek? Sağlık hizmeti rant alanı değil, bir kamu hakkıdır! Bu özelleştirme kararlarından derhal vazgeçilmelidir. Şehrin merkezindeki bu alanlar rant projelerine değil, sağlık hizmetine kazandırılacak şekilde planlanmalıdır” dedi. “HASTANE ALANLARINI KİME PEŞKEŞ ÇEKECEKSİNİZ” Eskişehir’de eski Devlet Hastanesi arazisinin özelleştirme kapsamına alınmasının ardından önceki gün Resmi Gazete’de yayınlanan kararla eski Hava Hastanesi ve karşısındaki İl Sağlık Müdürlüğü’nün bulunduğu (Yunus Emre Devlet Hastanesi ek hizmet binası) alanların da özelleştirme kapsamına alınması tepkilere neden oldu. Sağlık alanları için art arda gelen özelleştirme kararlarına tepki gösteren CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “Eski Devlet Hastanesi arazisinin ardından şimdi de eski Hava Hastanesi olarak bildiğimiz alanın özelleştirme programına alınması Eskişehir’in sağlık altyapısının planlı şekilde yok edilmesidir. Bu iktidar Eskişehirlilerin talebini, ihtiyacını değil rantın, peşkeşin yanındadır” dedi. “RANTIN DEĞİL, ESKİŞEHİRLİLERİN SAĞLIK HAKKININ YANINDA OLUN!” Eskişehir’de özelleştirme kararı verilen alanların merkezde yıllarca sağlık alanı olarak Eskişehirlilere hizmet verdiğini ve yine sağlık olanı olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Çakırözer, şunları söyledi: “Eskişehir’de art arda gelen özelleştirme kararlar AKP iktidarının Eskişehirlilerin ihtiyaçlarını, taleplerini, kamu yararını değil; rantı önceleyen bir anlayışının sonucudur! Eskişehir’de hizmet veren mevcut Şehir Hastanesi’nin durumu da ortadadır. Ulaşım problemleri, şehirdeki yüksek hasta yoğunluğu, randevu bulmakta yaşanan zorluklar ve sağlık çalışanlarının üzerindeki ağır iş yükü vatandaşlarımızın sağlık hizmetine erişimini her geçen gün daha da zorlaştırmaktadır. Böyle bir ortamda merkezi ve erişilebilir konumdaki hastane alanlarının devre dışı bırakılması değil, aksine güçlendirilmesi gerekir. Eskişehir halkının sağlık hizmetlerine olan talebi açıktır. Daha fazla erişilebilir, nitelikli ve kamusal sağlık hizmeti her vatandaşımızın temel talebidir. Ancak özelleştirme kararları bu talebi karşılamak yerine, mevcut imkanları daraltmakta ve ranta açmaktadır. Bu özelleştirme kararını alanlara açıkça soruyoruz, şehrin merkezinde kamuya ait bu değerli sağlık alanlarını kimlere peşkeş çekeceksiniz? Eskişehir’deki sağlık alanlarını özelleştirme kapsamına alan bu kararlardan derhal vazgeçilmelidir. Kamuya ait bu alanlar rant projelerine değil, yeniden sağlık hizmetine kazandırılacak şekilde planlanmalıdır.”

Kamu Alanı Olarak Kalmalı! Haber

Kamu Alanı Olarak Kalmalı!

Odunpazarı Kent Konseyi, Yenidoğan Mahallesi’ndeki Eski Devlet Hastanesi arazisinin özelleştirme kapsamına alınmasına sert tepki gösterdi. Başkan İsmail Kumru, "Bu alan ticari rant anlayışıyla değil, kamu yararı gözetilerek sağlık tesisi olarak değerlendirilmelidir" dedi. ​Eski Devlet Hastanesi Arazisi Özelleştiriliyor mu? ​Eskişehir’in kent hafızasında derin izler bırakan Odunpazarı Eski Devlet Hastanesi arazisinin, Cumhurbaşkanlığı kararıyla özelleştirme kapsamına alınması şehirde tartışma yarattı. Resmî Gazete’de yayımlanan karar sonrası alanın satış, kiralama veya işletme hakkı devri gibi yöntemlerle özelleştirilebilmesinin önü açıldı. ​Konuyla ilgili açıklama yapan Odunpazarı Kent Konseyi, bölge halkının yıllardır bu alanın yeniden bir devlet hastanesi veya modern bir sağlık tesisi olmasını beklediğini hatırlattı. ​"Kent Hafızası Ranta Kurban Edilmemeli" ​Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru, alanın sadece ekonomik bir değer olmadığını, aynı zamanda binlerce Eskişehirlinin anılarını barındıran bir "kent hakkı" konusu olduğunu vurguladı. Kumru, açıklamasında şu noktaların altını çizdi: ​"Eski Devlet Hastanesi yalnızca bir yapı değil; kuşakların sağlık hizmeti aldığı, sosyal yaşamı şekillendiren kamusal bir mekândır. Bu alanın geleceği; kent hakkı, kamu yararı ve şehir planlama vizyonu açısından değerlendirilmelidir." ​Odunpazarı Kent Konseyi’nin 4 Temel Talebi ​Kent Konseyi, sürecin takipçisi olacaklarını belirterek yetkililere şu somut talepleri iletti: ​Kamusal Koruma: Alanın öncelikle kamusal kullanım amacıyla korunması. ​Sağlık Hizmeti: Bölgenin ihtiyacı doğrultusunda kamuya ait bir sağlık tesisi olarak planlanması. ​Şeffaflık: Karar süreçlerinin şeffaf yürütülmesi ve yerel paydaşların görüşlerinin alınması. ​Rant Karşıtlığı: Ticari rant odaklı yaklaşımlardan uzak durulması. ​Yetkililere Çağrı: "Halkın Beklentilerini Dikkate Alın" ​"Eskişehir’de Yaşamak" kültürünün kamusal alanların korunmasıyla mümkün olduğunu ifade eden konsey, merkezi idareyi ve yerel yetkilileri planlama yaklaşımını yeniden gözden geçirmeye davet etti. ​Haberin sonunda, Odunpazarı Kent Konseyi’nin Eskişehir’in ortak değerlerini savunmaya devam edeceği ve sürecin her aşamasını yakından takip edeceği kamuoyuna saygıyla duyuruldu.

Eskişehir Şehir Hastanesi'nde Yoğun Bakım Kapasitesi Artıyor Haber

Eskişehir Şehir Hastanesi'nde Yoğun Bakım Kapasitesi Artıyor

Eskişehir Şehir Hastanesi bünyesinde yapımı hızla devam eden 20 yataklı 3. basamak box tipi yoğun bakım ünitesi ile şehrin sağlık altyapısı daha da güçleniyor. Modern mimari yapısı, her hastaya özel planlanan box sistemi ve ileri teknoloji tıbbi donanımıyla tasarlanan yeni ünite; özellikle ağır ve kritik durumdaki hastaların tedavi süreçlerine güçlü bir katkı sunacak. İleri Teknoloji, Nitelikli Hizmet Yeni yoğun bakım ünitesi; ileri düzey solunum desteği, mekanik ventilasyon, invaziv monitörizasyon ve çoklu organ desteği gerektiren hastalara hizmet verebilecek teknik altyapıya sahip olacak şekilde planlanıyor. Bu yatırımla birlikte hem mevcut yoğun bakım doluluk oranlarının dengelenmesi hem de çevre illere yapılan sevklerin azaltılması yönünde önemli bir kapasite artışı sağlanacak. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici'den Değerlendirme Çalışmaları yerinde inceleyen İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, yürütülen sürece ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Eskişehir’imizin sağlık hizmet sunum kapasitesini her geçen gün daha da güçlendiriyoruz. 20 yataklı 3. basamak yoğun bakım ünitemiz, ileri düzey tedavi gerektiren hastalarımız için önemli bir ihtiyacı karşılayacak. Modern fiziki şartlar, güçlü teknik donanım ve deneyimli sağlık kadromuz ile kritik hastalarımıza daha hızlı ve etkin müdahale imkânı sunacağız. Amacımız; vatandaşlarımızın nitelikli sağlık hizmetine ilimizde, zamanında ve güvenli şekilde ulaşmasını sağlamak.” Güçlü Altyapı, Sürdürülebilir Sağlık Hizmeti Planlanan takvim doğrultusunda hizmete alınması hedeflenen yeni yoğun bakım ünitesi ile birlikte Eskişehir’in toplam yoğun bakım kapasitesi artarken, sağlık çalışanları için daha donanımlı bir çalışma ortamı oluşturulacak. Bu yatırım, şehrin sağlık altyapısına değer katan önemli adımlardan biri olarak öne çıkıyor.

Başkan Ataç: "Çocuklarımız Mutlu Bir Ortamda Hizmet Alıyor" Haber

Başkan Ataç: "Çocuklarımız Mutlu Bir Ortamda Hizmet Alıyor"

Tepebaşı Belediyesi’nin koruyucu hekimlik çalışmalarının başarılı örneklerinden biri olan Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’nden yararlanan çocuk sayısı 80 bin 769’a ulaştı. Başkan Ataç, “Çocuklarımızın korkmadan, mutlu bir ortamda sağlık hizmeti alabilmesi bizim en büyük mutluluğumuzdur” dedi. Tepebaşı Belediyesi’nin koruyucu hekimlik çalışmalarının en başarılı örneklerinden biri olan Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği, Eskişehirli çocukların sağlıklı bir ağız yapısı ile yetişmesi adına çalışmalarını sürdürüyor. Hiçbir ücret talep edilmeyen Türkiye’de dördüncü Eskişehir’de ilk olan merkez gerçekleştirdiği çalışmalar ile örnek gösteriliyor. Muayeneye gelen çocuklar tamamen kendileri için tasarlanmış merkezde çizgi filmler izliyor, eğitimlere katılıyor bir yandan da sağlıklı dişlere kavuşuyor. Merkezde, 4-18 yaş grubu çocuklara psikolojik danışmanlık, diş sağlığı eğitimi, acil müdahale ve tedavi işlemleri gerçekleştiriliyor. Koruyucu hekimliğin ve sosyal belediyeciliğin bir araya geldiği merkezde, 2013 yılından bu yana ise 80 bin 769 çocuk taramadan geçerken 38 bin 880 çocuğun da tedavisi yapıldı. Ayrıca 3 bin 847 çocuğa psikolojik destek sunulurken 25 bin 556 çocuğa ise eğitim verildi. 2025 yılında da koruyucu hekimlik anlayışıyla hizmet vermeye devam eden merkezde, 3 bin 156 çocuk taramadan geçerken bin 360 çocuğun tedavisi yapıldı. Öte yandan 606 çocuğa psikolojik destek sunulurken 74 çocuğa da eğitim verildi. Başkan Ataç: Çocuklar mutlu bir ortamda sağlık hizmeti alıyor Eskişehir’de bir ilk olan ve ücretsiz olarak hizmet veren poliklinik hakkında değerlendirmede bulunan Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, “Çocuklarımızın sağlığa erişimi bizler için çok önemli. Eşit, ücretsiz ve erişilebilir sağlık hizmetini tüm çocuklarımıza sunmanın mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. Polikliniğimizi koruyucu hekimlik esaslarını ön planda tutarak 2013 yılında hizmete açtık. Polikliniğimize gelen çocuklara önce koruyucu hekimlik konusunda eğitimler verdik, daha sonra tedavilerine devam ettik. Bugüne kadar merkezimizde 80 bin 769 çocuğumuz taramadan geçmiş, 38 bin 880 çocuğumuzun da tedavisi yapılmış. Kentimizin çocuklarının örnek bir proje ile sağlıklı gülüşlere kavuşması tarif edilemez bir mutluluk. Eskişehir’in çocuklarına koruyucu hekimlik ve sosyal belediyecilik anlayışı ile ücretsiz biçimde hizmet sunmaktan dolayı çok gururluyuz. Çocuklarımızın korkmadan, mutlu bir ortamda sağlık hizmeti alabilmesi bizim en büyük mutluluğumuzdur” ifadelerini kullandı. Yeşiltepe Mahallesi Sınırlar Sokak üzerinde bulunan Ferdi Zeyrek Yaşam merkezi içerisinde hizmet veren poliklinikle ilgili bilgi almak isteyenler 0 (222) 320 88 10 numaralı telefondan yetkililere ulaşabiliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.