SON DAKİKA
Hava Durumu

#Saadet Partisi Eskişehir İl Kadın Kolları

Porsuk Haber Ajansı - Saadet Partisi Eskişehir İl Kadın Kolları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Saadet Partisi Eskişehir İl Kadın Kolları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Basın Sektörü Yıldırma Politikalarına Maruz Bırakılmamalıdır Haber

Basın Sektörü Yıldırma Politikalarına Maruz Bırakılmamalıdır

Saadet Partisi Eskişehir İl Kadın Kolları Başkanı Nesrin Kuz, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü ile ilgili olarak bir açıklama yaptı. İl Kadın Kolları Başkanı Kuz yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; “Kamuoyunun doğru, ilkeli, adil, objektif ve anında bilgilendirilmesi adına vazifelerini fedakârca yerine getiren tüm basın mensuplarımızın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutluyoruz. Basının toplumların reaksiyon göstermesinde ve aydınlanmasında önemli bir yeri vardır. Basın, kamuoyu ile yöneticiler arasında bir köprü vazifesi görmektedir. Siyasilerin denetlenebilir olması açısından basın çok mühim bir vazife (görevi) üstlenmektedir. Bu minvalde tüm basın çalışanlarının bu değerli mesleğin icrasında; herhangi bir çıkar gözetmeksizin, temel hak ve hürriyetlerin korunmasına, ilkeli haberciliğe, özel yaşamın mahremiyetine ve hukukun evrensel ilkelerine hassasiyet ile yaklaşarak görevlerini en objektif biçimde yerine getirmeleri mesleklerine yakışır bir duruştur. Bu hassasiyetleri gözeterek çalışan tüm basın çalışanlarımız en büyük takdire layıktır. Bağımsız bir ülkenin vazgeçilmez unsurlarından biri, özgür, bağımsız ve ilkeli bir basın anlayışıdır. Basın kuruluşlarının ve mensuplarının bazı durumlarda sansüre, baskıya, şiddete ve haksız muamelelere maruz kalması kabul edilemez. Basın sektörü bu tarz yıldırma politikalarına maruz bırakılmamalıdır. Aksi takdirde basın çalışanları düşüncelerini özgürce ifade etmekten sakınacak, halkın doğru ve ilkeli habere ulaşması mümkün olmayacaktır. Basın özgürlüğüne dair tutumlar ülkemize yakışır bir şekilde olmalı, ambargolar, kısıtlamalar basın çalışanları üzerinden kalkmalıdır. Çok sayıda gazetecinin düşünce suçuna maruz kalması, tazminata mahkûm edilmesi özgür basın söylemleri ile çelişmektedir. Düşünmek eleştirmek suç olmaktan çıkarılmalıdır. Eleştirilerin sesinin kısılması ve halkın haber alma hakkının engellemesi hiçbir şekilde Türkiye'nin lehine değildir. Son yıllarda ciddi yara almış demokrasinin yeniden inşası öncelikle basın ve gazeteciler üzerindeki baskının kaldırılması ile mümkün olacaktır. Basın çalışanları objektif ve evrensel kriterler dışında başka bir yaptırım ile karşılaşmamalıdır. Ülkenin her kademesi için ayrı bir önemi olan basın çalışanlarının çalışma koşullarının da iyileştirilmesi ve adil paylaşımdan hak ettiklerini almaları, vazifelerini hakkıyla yapabilmeleri için çok önemlidir. Basın çalışanlarının sosyal ve ekonomik hakları güvence altına alınmalıdır. Ülkemizin sorunlarını ve bilgi akışını en doğru ve objektif bir şekilde yetkililere ve kamuoyuna yansıtan tüm gazetecilerimizin 10 Ocak Dünya Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutlar, dürüstlüğün, ifade ve basın özgürlüğünün hâkim olduğu bir çalışma hayatı dileriz."

Bir Ülke Yerli Üretimle Büyür, Adaletli Paylaşımla Güçlenir! Haber

Bir Ülke Yerli Üretimle Büyür, Adaletli Paylaşımla Güçlenir!

Saadet Partisi Eskişehir İl Kadın Kolları tarafından Yerli Malı Haftası ve ekonomi gündemleri ile ilgili olarak bir basın açıklaması. Saadet Partisi Eskişehir İl Kadın Kolları Tanıtma Başkanı Nesrin Çobanoğlu düzenlediği basın toplantısında şu ifadelere yer verdi; "Türkiye ekonomisinin son yıllarda yaşadığı ağır koşullar; artan hayat pahalılığından azalan alım gücüne, yükselen borç yükünden zayıflayan üretim kapasitesine kadar uzanan geniş bir alanda vatandaşlarımızı derinden etkilemektedir. Gıda, kira ve eğitim başta olmak üzere temel ihtiyaçlara erişim her geçen gün zorlaşmakta; aile bütçeleri ayın yarısını bile taşımakta zorlanmaktadır. Bugün mutfağa giren her anne, her baba aynı gerçekle karşı karşıyadır: Resmî verilere göre gıda enflasyonu %36’ya ulaşmış, ailelerin sofrasına koyduğu her ürün bir yıl içinde neredeyse yüzde kırk oranında zamlanmıştır. Geçen yıl asgari ücretle bir aylık mutfak alışverişini zor da olsa yapabiliyorken, bugün aynı ücretle yalnızca yarısını bile doldurmak mümkün değildir. En düşük gelir grubunda gıdaya ayrılan pay %36,6’ya çıkarken, yüksek gelir grubunda bu oran yalnızca %14,5’tir. Bu tablo, hayat pahalılığının en çok dar gelirliyi vurduğunu göstermektedir. Bir kilo etin fiyatı neredeyse haftalık bir gıda bütçesine eşitlenmiş; peynir, yağ ve bakliyat gibi en temel ürünlere erişim bile birçok aile için ciddi bir yük hâline gelmiştir. Eğitim enflasyonunun %66’ya yükselmesi ise çocuklu ailelerin yükünü daha da ağırlaştırmaktadır. Yaptığımız incelemeler göstermektedir ki Türkiye ekonomisinin en temel sorunlarından biri, üretimden uzaklaşıp tüketime ve ithalata bağımlı bir yapıya sürüklenmiş olmasıdır. Bugün cevizden mercimeğe, nohuttan temel sanayi girdilerine kadar pek çok ürünün ithal edilmesi, hem maliyetleri artırmakta hem de ülkemizin ekonomik direncini zayıflatmaktadır. Üretim yerine tüketime dayalı model çökmüş; kurulan şirket sayısı azalırken kapanan şirket sayısı artmış, konkordato başvuruları %72 yükselmiştir. Tam da bu nedenle, Yerli Malı Haftası, sadece takvimde bir hatırlatma günü değil; Türkiye’nin geleceğine, üretim gücüne ve ekonomik bağımsızlığına dair bir farkındalık çağrısıdır. Yerli üretim, güçlü ekonominin temelidir Bir ülke kendi ürününü üretemiyorsa, kendi fiyatını da belirleyemez. Bir ülke tarımda dışa bağımlıysa, mutfak yangından kurtulamaz. Bir ülke sanayide dışа bağımlıysa, gençlerine iş ve istihdam sağlayamaz. Bugün karşı karşıya olduğumuz enflasyon ve geçim sıkıntısının önemli bir bölümünün temel nedeni budur: Üretiyoruz ama yetmiyor; tüketiyoruz ama karşılayamıyoruz. Türkiye'nin vergi yapısı da bu tabloyu ağırlaştırmaktadır. Toplanan vergilerin %85’inin dar gelirli vatandaşlardan gelmesi, vergi yükünün adaletsiz şekilde dağıldığını göstermektedir. 2026 bütçesinde öngörülen vergi gelirlerinin %21’inin faize ayrılması ise bu yükün millete geri dönmediğinin acı bir göstergesidir. Türkiye’nin yeniden güçlü bir ekonomiye kavuşması, yeniden kendi kendine yeten bir ülke olması; yerli üretime, yerli marka ve işletmelere, yerli emeğe değer verilmesiyle mümkün olacaktır. Kadınlar üretimin, tüketimin ve ekonominin merkezindedir. Saadet Partisi Kadın Kolları olarak biliyoruz ki: Ev ekonomisini en iyi kadınlar yönetir. Yerli ürün tercihinin aile bütçesine etkisini en iyi kadınlar görür. Kaliteli üretimin, ulaşılabilir fiyatın ve adil düzenin önemini en çok kadınlar hisseder. Bu nedenle tüm il ve ilçe teşkilatlarımızla birlikte, Yerli Malı Haftası'nı bir bilinç kampanyasına dönüştürüyoruz. Amacımız yalnızca yerli ürünü teşvik etmek değil; ekonomi anlayışını değiştirmektir Bizim çağrımız sadece “yerli alalım” çağrısı değildir. Bizim çağrımız: Yerli üretimi güçlendiren, Çiftçiyi, esnafı, üreticiyi destekleyen, İthalat bağımlılığını azaltan, Türkiye’nin ekonomik direncini artıran kapsamlı ve adil bir ekonomik düzenin kurulması çağrısıdır. Somut olarak ne istiyoruz? Temel tarım ürünlerinde dışа bağımlılığı azaltacak üretim seferberliği Yerli üreticiyi koruyan fiyat politikaları Aile bütçesini rahatlatacak yerli ve uygun maliyetli ürün desteği Kadın girişimciliğini ve yerel üretim kooperatiflerini güçlendiren kalıcı programlar Çocuklara ve gençlere yerli üretim bilinci kazandıran eğitim çalışmaları Çünkü biliyoruz ki: Bir ülke yerli üretimle büyür, adaletli paylaşımla güçlenir. Bu hafta sadece “yerli malı”na dikkat çekmiyor; Türkiye’nin kalkınma modeline de işaret ediyoruz. Yerli malı, yerli üretim ve adil ekonomi; bu ülkenin hem geçmişi hem geleceğidir. Saadet Partisi Kadın Kolları olarak, milletimizin emeğini kıymetlendiren, üretimi güçlendiren ve ailelerin nefes almasını sağlayan bir ekonomik düzen için gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz. Yerlisi varken ithale mahkûm olmayan, Üretirken büyüyen, paylaşırken adil olan bir Türkiye için…"

İnsan Hakları Adaletin En Temel Ölçüsüdür Haber

İnsan Hakları Adaletin En Temel Ölçüsüdür

Saadet Partisi Eskişehir İl Kadın Kolları tarafından İnsan Hakları Haftası dolayısıyla bir basın açıklaması yapıldı. Saadet Partisi Eskişehir İl Kadın Kolları Başkanı Nesrin Kuz tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "İnsan hakları, insan olmanın en temel değeridir. Her bireyin onuru, inancı, düşüncesi, kimliği ve yaşam hakkı dokunulmazdır. Bu dokunulmazlık; devletin hukuki sorumluluğu, toplumun ise vicdani yükümlülüğüdür. İnsan haklarının korunmadığı bir düzen, adaletin ve toplumsal barışın sürdürülebilirliğini de tehlikeye atar. Bugün, dünyada ve ülkemizde insan hakları ihlallerinin çeşitli şekillerde derinleştiği bir dönemin içinden geçiyoruz. Yoksulluk, ayrımcılık, şiddet, keyfi uygulamalar, ifade özgürlüğünün kısıtlanması, hukuki güvencenin zayıflaması; bireylerin yaşam kalitesini olduğu kadar toplumsal huzuru da olumsuz etkilemektedir. Bütün bu sorunlar; insan haklarının korunması ve güçlendirilmesi gerektiğini her zamankinden daha açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Biz, hakların görünür olduğu, özgürlüklerin güvence altına alındığı, kimsenin dışlanmadığı ve adaletin herkese eşit şekilde ulaştığı bir Türkiye idealine inanıyoruz. İnsan hakları, yalnızca belirli bir grubun değil; toplumun her kesiminin ortak meselesidir. Haklarını kaybeden bir toplum; sesini, iradesini ve yarınlarını kaybeder. Bu nedenle insan haklarını korumak, siyasi bir tercih değil; insani bir zorunluluktur. Saadet Partisi olarak; hukukun üstünlüğünün esas alındığı, ayrımcılığın ortadan kaldırıldığı, sosyal destek mekanizmalarının güçlendirildiği, ifade özgürlüğünün güvence altına alındığı ve insan onurunun korunması için gerekli tüm politikaların hayata geçirilmesini savunuyoruz. Bu anlayışla, 10 Aralık İnsan Hakları Haftası’nı; bir hatırlatma gününden öte, insan onurunu merkeze alan adil bir düzen kurma sorumluluğumuzu yeniden ifade ettiğimiz bir zaman dilimi olarak görüyoruz. Çünkü insan hakları, adaletin en temel ölçüsüdür; hakların korunduğu yerde adalet, adaletin olduğu yerde insan onuru yaşar. Ve bizim, bu adaleti yaşatmak için sözümüz var."

Gelin Bu Yılı Sağlıklı Tarım Yılı İlan Edelim Haber

Gelin Bu Yılı Sağlıklı Tarım Yılı İlan Edelim

Saadet Partisi Eskişehir İl Kadın Kolları tarafından Yerli Malı Haftası dolayısıyla Hamamyolu’nda stant çalışması ve bir basın açıklaması yapıldı. Saadet Partisi Eskişehir İl Kadın Kolları Başkanı Nesrin Kuz tarafından düzenlenen basın toplantısında şu ifadelere yer verildi; "Değerli basın mensupları kıymetli hemşehrilerimiz ; yerli malı haftası münasebetiyle düzenlemiş olduğumuz basın açıklamamıza hoş geldiniz. Yerli Malı Haftası tutumlu ve bilinçli bir toplum oluşturmak üzere önceliklerinin anlatıldığı ve yurt genelinde okullarımızda 12-18 Aralık tarihler arasında kutlanan özel bir haftamızdır. Yerli malı ülkemizde yetiştirilen üretilen her türlü mal anlamına gelmektedir. Yerli Malı Haftası ile de yerli üretim ve tüketiminin destekleneceği ve teşvik edileceği hafta olarak kutlanmaktadır. Bir devletin kendi kaynaklarını kullanabilmesi kalkınmasını sağlar. Bir ülkenin kalkınabilmesi için,  iç ve dış yatırımların yapılması ya da finansal destekle sağlanmış olan büyümenin sürdürülebilir bir şekilde devam etmesi için ülkelerin üretim yapması ilk şartlardan bir tanesidir. Biz milli görüşçüler olarak, daha önceden yaptığımız efsanevi çalışmalarla üretime yönelik ağır sanayi hamleleri yaptık, birçoğunu da kısa sürede hayata geçirdik. Milli kaynaklarımızı kalkınma hamleleri için kullanarak birçok tesis yapılmasına ve yerel tarıma yapılan desteklerle de hem halkımızın sağlıklı gıdaya erişimini, çiftçimizin gelirinin artmasını, hem de güçlü bir Türkiye’yi hedefledik ve hedeflemeye devam ediyoruz. Milli Görüş, yerli kaynakları kullanmanın istihdam sağlayarak işsizliğe çözüm olacağını, alım gücünün artacağını, ülkenin kalkınacağını icraatlarıyla da göstermiştir. Asgari ücretin belirlenme çalışmaları sürdüğü şu günlerde, halkımızın alım gücünün ne kadar düştüğü gözler önündedir. Sanayicimiz, esnafımız kara kara düşünürken, halkımızın yarısı açlık sınırında, diğer yarısı ise yoksulluk sınırının altında yaşamak zorunda kalmaktadır. Yatırımların artması,  israfın her kademede önlenmesi ve adil bir bölüşüm ile yaşanabilir bir Türkiye mümkündür. Ülkemizin bulunduğu ekonomik koşullardan en çok etkilenen alanlarından biri de tarımdır. Kendi çıkardığı kanuna bile muhalif olan bir iktidar olabilir mi? Mevcut iktidar bize bunu gösterdi. Tarıma gayrisafi Milli hasılanın % 1 bile yetmezken, bunu bile uygulamayan iktidarın iş bilmezliği, geleceğimizi tehdit ediyor. Çiftinin bankaya borcu tam 1 trilyon olmuş! Çiftçi artık ekmek istemiyor, toprağı işlemek istemiyor. Çünkü çiftçimiz yıllardır zarar etmektedir. Son yirmi yılda tarım arazilerinden % 15 ‘i imar ve başka amaçlarla kaybedildi, acilen tedbirler alınmalıdır. Tarım kanununa uygun tarımsal destekler bütçede yer yerilmeli ki haczedilen traktör ve icralık çiftçi kalmasın. Topyekün yerli ve milli tarım reformu yapılmalı ve üreticiyi ve tüketiciyi koruyacak yeni hal yasası hayata geçirilmelidir. Stratejik ve ekonomik öneme sahip tarımın, kapasitesinin artması ve gıda güvenliği hayati öneme sahip bir konudur. Gıda güvenliğinin ne kadar önemli olduğunu daha önceden söylemiştik söylemeye de devam edeceğiz. Gelin bu yılı sağlıklı tarım yılı ilan edelim. Sağlığımıza ve doğaya zarar veren pestisitler, zehirli tarım ilaçları yasaklansın ve toplatılsın! Tarımda kullanılan pestisitlerin en fazla yüzde 1’i hedeflenen zararlıyı etkiliyor. Geriye kalan yüzde 99’u havaya, suya ve toprağa karışıyor. Kimyasalların ağırlıklı olarak kullanıldığı tarım ilaçlarında doğanın ve insanın zehirlenmesini istemiyoruz. Merak ediyoruz! Ülkemizde neden aşırı ve kontrolsüz tarım ilaçlarıyla, gıdalarımızda sağlığa zararlı maddeler kullanılıyor? Neden yaptırım uygulanmıyor? Denetimlerin hangi boyutta yapıldığını ve çiftçilerimizin bilinçlendirme çalışmalarının hangi aşamada olduğunu merak ediyoruz. Türkiye Avrupa’ya ihraç etmek istediği bazı sebze ve meyvelerin, yasaklı kimyasallar kullanıldığı tespit edilerek geri gönderilmektedir. Yetkililere soruyoruz, aşırı pestisit kullanımı tespit edildiği için ihracat aşamasından geri iade edilen yaş ve kuru meyveler ne yapılmıştır? İç piyasada halka yedirilmemesi için hangi önlemler alınmıştır? Tarımsal üretimindeki artışın ülkemiz için ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Sağlıklı toplumun oluşması da önemlidir. Unutulmamalıdır ki, gıda güvenliği sağlıklı bireylere ve mutlu bir topluma ulaşmak anlamına gelmektedir. Bu nedenle hibrit tohumdan vaz geçilerek, GDO ‘lu tohum yerine sağlıklı Ata tohumu kullanılmalıdır. Her çiftçinin rahatlıkla ulaşabileceği yerli bağımsız Ata tohumu kullanılması teşvik edilmelidir. Doğal kaynakları bakımından avantajlı olan ülkemiz yer üstü kaynakları kadar yer altı kaynakları da önemlidir. Bor gibi birçok madenimizi işlenmeden satıyor daha pahalıya işlenmiş olarak geri alıyoruz. Bu milli serveti kaybetmemek için gerekli tedbirler alınıp, işlevsel yatırımlar yapılmalıdır. Ülkemiz birçok zenginliğe sahiptir. Sanayisi, tarımı, yer üstü ve yer altı kaynaklarının doğru kullanılmasıyla kalkınması kaçınılmazdır. Yaşanabilir bir Türkiye ve yeniden büyük Türkiye mümkün diyoruz. Yerli malı haftası nedeniyle dikkat çektiğimiz milli değerlerimizle daha güzel yarınlarda buluşmayı diliyoruz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.