SON DAKİKA
Hava Durumu

#Saadet Partisi

Porsuk Haber Ajansı - Saadet Partisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Saadet Partisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Saadet Partisi'nden Akaryakıt Çıkışı: "Vergi Yükü Hafifletilmeden Sektör Nefes Alamaz" Haber

Saadet Partisi'nden Akaryakıt Çıkışı: "Vergi Yükü Hafifletilmeden Sektör Nefes Alamaz"

Saadet Partisi Eskişehir Sosyal İşler İl Sorumlusu Şevket Ünal, karayolu taşımacılığı sektörünün içinde bulunduğu derin krize dikkat çekerek, akaryakıt üzerindeki ağır vergi yükünün kaldırılması çağrısında bulundu. Ünal, sektördeki maliyet artışlarının sadece taşımacıları değil, tüm ekonomiyi ve tüketiciyi vurduğunu vurguladı. ​"Taşımacılık Ekonominin Bel Kemiğidir" ​Şevket Ünal, karayolu taşımacılığının üretim ve tedarik zincirindeki hayati rolüne değinerek, sektörün milyonlarca kişiye istihdam sağladığını belirtti. Ancak artan maliyetlerin sektörü durma noktasına getirdiğini ifade eden Ünal, şunları söyledi: ​"Bugün sektör; artan maliyetler, düzensiz piyasa yapısı ve ağır çalışma koşulları nedeniyle ciddi bir krizle karşı karşıyadır. En büyük maliyet kalemi olan akaryakıt fiyatları, taşımacıların kârlılığını bitirmiştir. Bakım, sigorta ve otoyol ücretleri de eklendiğinde esnafın ayakta kalması imkânsız hale gelmiştir." ​K Belgesi ve Haksız Rekabet Sorunu ​Sektöre girişte herhangi bir yeterlilik şartı aranmamasının kalite kaybına yol açtığını belirten Ünal, K belgesi sistemindeki çarpıklıklara dikkat çekti. Bir belge ile sınırsız sayıda aracın çalıştırılabilmesinin küçük esnafı büyük firmalar karşısında korumasız bıraktığını ve haksız rekabeti körüklediğini ifade etti. ​"Şoförlerin Koşulları Avrupa Standartlarının Çok Gerisinde" ​Sektörün sadece ekonomik değil, insani sorunlarla da boğuştuğunu dile getiren Ünal, şoförlerin çalışma ve dinlenme koşullarının yetersizliğini şu sözlerle eleştirdi: ​Otoyol ve sanayi alanlarında temel ihtiyaçlar karşılanamıyor. ​Kötü çalışma koşulları hem çalışan sağlığını hem de trafik güvenliğini tehdit ediyor. ​Sektörden yüksek hizmet kalitesi beklenirken, sunulan imkanlar çağın gerisinde kalıyor. ​Saadet Partisi’nden 5 Maddelik Çözüm Önerisi ​Sorunların çözümü için acil eylem planı çağrısında bulunan Şevket Ünal, çözüm önerilerini şöyle sıraladı: ​Akaryakıtta Vergi İndirimi: Akaryakıt üzerindeki vergi yükü derhal azaltılmalıdır. ​Adil K Belgesi: K belgesi sistemi yeniden düzenlenerek haksız rekabet önlenmelidir. ​Kooperatifleşme: Küçük esnafı korumak için kooperatifler güçlendirilmelidir. ​Tek Merkezli Yönetim: Çok başlı mevzuat yapısı sadeleştirilmeli, yönetim tek elde toplanmalıdır. ​İnsani Koşullar: Şoförlerin dinlenme ve yaşam alanları iyileştirilmelidir. ​Ünal, açıklamasını "Karayolu taşımacılığı sektörü ayakta kalmadan üretim ve ticaretin sürdürülebilmesi mümkün değildir" sözleriyle tamamlayarak, kamuoyunu bu haklı talebe destek vermeye davet etti.

Saadet Partisi'nden İktidara "Hobi Bahçesi" Tepkisi Haber

Saadet Partisi'nden İktidara "Hobi Bahçesi" Tepkisi

Saadet Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı Muhasebe ve Mali İşler Başkanı Hikmet Çakır, yaptığı basın açıklamasında ülke ve Eskişehir gündemlerine dair açıklamalarda bulundu. İktidarın hobi bahçelerine yönelik kısıtlama hamlelerini eleştiren Çakır; Giresun, Muğla ve Kaz Dağları’ndaki maden sahalarını hatırlatarak, "Toprağı bu kadar önemsiyorsanız buraları neden maden sahası ilan ettiniz?" diye sordu. ​"Ankara’nın Masası ile Anadolu’nun Sofrası Uyuşmuyor" ​Siyasetçilere "tebdil-i siyaset" yapma çağrısında bulunan Hikmet Çakır, vatandaşın arasına girilmesi gerektiğini vurguladı. Ankara’da alınan kararların Eskişehir’in köylerindeki sofraları küçülttüğünü belirten Çakır, şu ifadeleri kullandı: ​"Anadolu'nun gündemiyle iktidarın gündemi hiç ama hiç uyuşmuyor. Anadolu'nun gündeminde gübre var, iktidarın gündeminde pırlanta fiyatları; Anadolu'da mazot derdi var, Ankara'da ise gündem değiştirme çabası var." ​Maden Sahaları ve ÇED Raporu Eleştirisi ​Hobi bahçelerinin tarım arazilerini yok ettiği gerekçesiyle hedef alınmasına değinen Çakır, iktidarın çevre politikalarındaki çelişkilere dikkat çekti: ​Giresun: Dünyanın fındık merkezi olan şehrin %85’i maden sahası ilan edildi. ​Kaz Dağları: Türkiye’nin oksijen deposunun %79’u maden sahası yapıldı. ​Muğla: Doğa harikası şehrin %59’u taş ocaklarına ayrıldı. ​Eskişehir: Şehirde yapılması planlanan bir maden projesine daha ÇED olumlu raporu verildi. ​"En Büyük Tehdit CHP Değil, ABD’dir" ​Cumhurbaşkanı’nın Meclis’teki grup toplantısını analiz eden Saadet Partili Çakır, konuşmadaki kelime tercihlerini eleştirdi. Konuşmada 47 kez "CHP" denilirken, bölgedeki kritik gelişmelere rağmen "Amerika" kelimesinin hiç geçmediğini belirten Çakır, "Tehdidi yanlış okuyan bir anlayışla ne ekonomi düzelir ne de adalet sağlanır. Bu coğrafya için en büyük tehdit ABD'dir," dedi. ​"Sorunun Kaynağı Olanlar Çözüm Adresi Olamaz" ​Türkiye’nin sadece ekonomik değil, toplumsal ve ahlaki bir krizden geçtiğini savunan Hikmet Çakır, umudun iktidar eliyle bitirildiğini söyledi. İnsanların kredi kartlarına mahkum edildiğini belirten Çakır, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: ​"Herkes bilmelidir ki sorunun kaynağı olanlar, çözüm adresi olamazlar. Zihniyeti kriz olanın, çözümü huzur olamaz. Biz, bu enkazı kaldırmaya da bozulan bu teraziyi yeniden kurmaya da kararlıyız."

Saadet Partisi’nden Basın Özgürlüğü Çağrısı Haber

Saadet Partisi’nden Basın Özgürlüğü Çağrısı

Saadet Partisi Eskişehir Sosyal İşler İl Sorumlusu Şevket Ünal, Türkiye’deki basın özgürlüğü sorunlarına dikkat çekerek, gazetecilerin üzerindeki hukuki ve ekonomik baskıların bir an önce son bulması gerektiğini vurguladı. ​"Özgür Basın Kuşatma Altında" ​Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanlığı adına açıklamalarda bulunan Şevket Ünal, basın özgürlüğünün son yıllarda ciddi bir gerileme yaşadığını belirtti. Demokratik toplumların en temel yapı taşlarından birinin özgür basın olduğunu hatırlatan Ünal, medyanın bugün hem hukuki hem de ekonomik müdahalelerle "kuşatılmış" durumda olduğunu ifade etti. ​Gazetecilik Faaliyeti Cezalandırılıyor mu? ​Gazetecilerin kamuoyunu bilgilendirme görevini yaparken çeşitli engellerle karşılaştığını belirten Ünal, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ​"Gazeteciler, sadece görevlerini yaptıkları için soruşturmalara maruz kalmakta ve tutuklanmaktadır. Haber yapmak giderek cezalandırılan bir faaliyet haline gelirken, bu durum ifade özgürlüğünün fiilen kısıtlandığını açıkça göstermektedir. Uluslararası raporlar da Türkiye’nin bu konuda alt sıralarda yer aldığını kanıtlıyor." ​Ekonomik Baskı ve Oto-Sansür Tehlikesi ​Basın sektöründeki ekonomik zorluklara da değinen Ünal, düşük ücretler ve işten çıkarılma korkusunun mesleki bağımsızlığı zedelediğini söyledi. Medya kuruluşlarına kesilen para cezaları, ilan kesme yaptırımları ve erişim engellerinin bağımsız basının sürdürülebilirliğini tehdit ettiğini savunan Ünal, bu durumun oto-sansürü yaygınlaştırdığı uyarısında bulundu. ​Saadet Partisi’nden 4 Maddelik Talep ​Şevket Ünal, demokratik bir gelecek için şu talepleri sıraladı: "​Gazetecilere yönelik baskı ve yargı süreçlerine derhal son verilmelidir. ​Basın ve ifade özgürlüğü anayasal güvence altına alınmalıdır. Gazetecilerin ekonomik ve sosyal hakları iyileştirilmelidir. ​Bağımsız ve çoğulcu medya ortamı devlet eliyle desteklenmelidir." ​Ünal, açıklamasını "Demokratik bir toplumun geleceği, ancak özgür bir basının varlığı ile mümkündür" sözleriyle tamamladı.

Cezalar Katlandı, Sorunlar Aynı Kaldı! Haber

Cezalar Katlandı, Sorunlar Aynı Kaldı!

Saadet Partisi Eskişehir Sosyal İşler İl Sorumlusu Şevket Ünal yaptığı açıklamada, Karayolları Trafik Kanunu’nda yapılan değişiklerle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Ünal yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Karayolları Trafik Kanunu’nda yapılan son değişiklikler kapsamında trafik cezalarında çok yüksek oranlarda artışa gidilmiş, bu düzenlemeler 27 Şubat 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yapılan artışların temel gerekçesi olarak trafik güvenliğinin sağlanması ve can kayıplarının azaltılması gösterilmiştir. Ancak uygulama süreci, bu yaklaşımın beklenen sonuçları üretmediğini açıkça ortaya koymuştur. Bazı trafik cezalarında yüzde 100’ü aşan, hatta yüzde 3.600’e varan artışlar yapılmış olmasına rağmen, trafik ihlallerinde ve kazalarda kayda değer bir düşüş sağlanamamıştır. Öte yandan, bu denli yüksek ceza artışları özellikle dar ve orta gelirli vatandaşlarımız üzerinde ağır bir ekonomik yük oluşturmuş, cezaların caydırıcılıktan uzaklaşarak bir tür mali baskı aracına dönüştüğü yönündeki eleştirileri artırmıştır. Trafik cezalarından elde edilen kamu gelirlerindeki ciddi artış da kamuoyunda düzenlemenin amacına ilişkin soru işaretleri doğurmuştur. Uygulamada ortaya çıkan belirsizlikler, farklı yorumlara açık düzenlemeler ve yürütme organı tarafından yapılan çelişkili açıklamalar ise hukuk devleti ilkesine olan güveni zedelemiştir. Açıktır ki trafik güvenliği yalnızca cezaları artırarak sağlanamaz. Etkili bir trafik politikası; güçlü denetim mekanizmaları, nitelikli eğitim, güvenli altyapı ve toplumsal bilinç ile birlikte ele alınmalıdır. Bu çerçevede, yapılan düzenlemelerin tüm yönleriyle yeniden değerlendirilmesi, ortaya çıkan etkilerin bilimsel veriler ışığında incelenmesi ve daha adil, dengeli ve sürdürülebilir bir trafik güvenliği politikası oluşturulması büyük önem taşımaktadır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

Dijital Bağımlılık Ciddi Bir Sorun Haline Geldi Haber

Dijital Bağımlılık Ciddi Bir Sorun Haline Geldi

Saadet Partisi Eskişehir Sosyal İşler İl Sorumlusu Şevket Ünal yaptığı açıklamada dijital bağımlılık ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Ünal yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Günümüzde dijital teknolojilerin hızlı gelişimi hayatımızın birçok alanını kolaylaştırmış, bilgiye erişimi hızlandırmış ve iletişim imkânlarını genişletmiştir. Ancak teknolojinin bilinçsiz ve kontrolsüz kullanımı toplumumuzda yeni sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu sorunların başında dijital bağımlılık gelmektedir. Akıllı telefonlar, internet, sosyal medya ve dijital oyunların aşırı kullanımı özellikle gençler arasında hızla yaygınlaşmaktadır. Yapılan araştırmalar, dijital teknolojilerin kontrolsüz kullanımının bireylerin psikolojik, fiziksel ve sosyal hayatını olumsuz etkilediğini göstermektedir. Uzun süre ekran karşısında kalmak göz yorgunluğu, boyun ve sırt ağrıları gibi fiziksel sorunlara yol açarken; dikkat dağınıklığı, stres, uyku problemleri ve akademik başarıda düşüş gibi sorunlara da sebep olabilmektedir. Özellikle çocuklar, ergenler ve üniversite öğrencileri dijital bağımlılık açısından risk grubunda bulunmaktadır. Gençlerimizin önemli bir kısmı günlerinin büyük bölümünü sosyal medya ve dijital platformlarda geçirmektedir. Bu durum hem bireysel gelişimi hem de toplumsal ilişkileri olumsuz yönde etkilemektedir. Saadet Partisi olarak bizler, teknolojinin hayatımızın bir parçası olduğunu kabul etmekle birlikte, teknolojinin insan hayatını olumsuz etkileyecek şekilde kullanılmasına karşıyız. Teknolojinin insanı geliştiren, eğiten ve topluma fayda sağlayan bir araç olarak kullanılması gerektiğine inanıyoruz. İnsanların zamanlarını boş ve faydasız işlerle harcamaması gerekir. Özellikle gençlerimizin zamanlarını ilim öğrenerek, eğitimle, kültürel faaliyetlerle ve sosyal etkinliklerle değerlendirmesi gerekir. Bu nedenle dijital bağımlılıkla mücadele konusunda toplumun tüm kesimlerine önemli görevler düşmektedir. Aileler çocuklarının teknoloji kullanımını yakından takip etmeli, eğitim kurumları dijital okuryazarlık ve bilinçli teknoloji kullanımı konusunda farkındalık çalışmaları yapmalı, kamu kurumları ise bu konuda gerekli politika ve projeleri geliştirmelidir. Saadet Partisi olarak gençlerimizin sağlıklı bir gelecek kurabilmesi için dijital bağımlılık konusunda toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini vurguluyoruz. Gençlerimizin enerjilerini spor, sanat, eğitim ve faydalı sosyal etkinliklere yönlendirebilmeleri için uygun ortamların oluşturulması büyük önem taşımaktadır. Teknoloji hayatımızın bir gerçeğidir; ancak insan hayatını yöneten bir unsur haline gelmemelidir. Sağlıklı bireyler ve güçlü bir toplum için teknolojinin bilinçli, dengeli ve faydalı bir şekilde kullanılması gerektiğine inanıyoruz."

Kadın İçin Adalet Sağlanmadan, Toplum İçin Huzur Sağlanamaz Haber

Kadın İçin Adalet Sağlanmadan, Toplum İçin Huzur Sağlanamaz

Saadet Partisi Eskişehir İl Kadın Kolları Başkanı Nesrin Kuz, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı. İl Kadın Kolları Başkanı Kuz yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Bugün 8 Mart. Saadet Partisi Kadın Kolları olarak tam da bugün bir kez daha ifade ediyoruz: Kadın için adalet sağlanmadan, toplum için huzur sağlanamaz. Kadınların karşı karşıya kaldığı sorunlar münferit değil, yapısal ve çok boyutludur. Kadına yönelik şiddet, güvencesiz çalışma koşulları, eğitimden kopuş, sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan eşitsizlikler ve karar mekanizmalarındaki yetersiz temsil; yalnızca kadınların değil, toplumun tamamının geleceğini doğrudan etkilemektedir. Henüz çok taze bir acıyı yaşıyoruz. Daha önceki gün bir kadın öğretmenimiz hayatını kaybetti. Bu elim hadise, kadına yönelik şiddetin ve güvenlik sorunlarının ne kadar yakıcı ve ertelenemez bir mesele olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bir öğretmenin, bir kadının, bir insanın hayatının böylesine kolay kaybedilebildiği bir ortamda hiçbirimiz gerçek anlamda huzurlu olamayız. Türkiye’de kadınların önemli bir bölümü hayatlarının farklı dönemlerinde psikolojik, ekonomik ya da fiziksel şiddete maruz kalmaktadır. Koruma kararlarının etkin uygulanmaması ve cezasızlık algısı, bu sorunu daha da derinleştirmektedir. Kadının güvenliği sağlanmadan toplumsal huzurun tesis edilmesi mümkün değildir. Çalışma hayatında ise kadınlar büyük ölçüde düşük ücretli ve güvencesiz alanlarda yoğunlaşmaktadır. Ücretsiz bakım yükünün neredeyse tamamen kadınların omuzlarında olması, ekonomik bağımsızlığı sınırlayan temel yapısal sorunlardan biridir. Kadın emeğinin korunmadığı bir düzende sosyal adaletten söz edilemez. Eğitim alanında kız çocuklarının özellikle ergenlik döneminde eğitimden kopması, erken yaşta evlilikler ve ekonomik yetersizlikler önemli bir risk alanı oluşturmaktadır. Eğitimdeki eşitsizlik, istihdamdan sağlığa kadar birçok alanda dezavantaj üretmektedir. Sağlık hizmetlerine erişimde ise bölgesel ve sosyoekonomik farklılıklar devam etmektedir. Kadınların koruyucu sağlık hizmetlerine düzenli ve eşit biçimde ulaşabilmesi, kamusal bir sorumluluktur. Siyasal ve kamusal alanda kadın temsili hâlen arzu edilen seviyede değildir. Nüfusun yarısını oluşturan kadınların karar alma mekanizmalarında daha etkin yer alması, demokratik meşruiyetin ve sosyal adaletin gereğidir. Öte yandan bütçe politikalarında kadının güçlenmesine ayrılan payın sınırlı kalması, sosyal politikanın telafi edici bir anlayışla yürütüldüğünü göstermektedir. Oysa kadınların güçlenmesi; aile yapısının, çocukların refahının ve toplumsal istikrarın temel şartıdır. Saadet Partisi olarak biz; kadına yönelik şiddetle etkin ve caydırıcı biçimde mücadele edilmesini, koruma kararlarının eksiksiz uygulanmasını, kadın emeğinin güvenceli hâle getirilmesini, eşit işe eşit ücret ilkesinin hayata geçirilmesini, kız çocuklarının eğitimde kalıcılığını sağlayacak destek mekanizmalarının güçlendirilmesini, kadın sağlığına yönelik koruyucu hizmetlerin yaygınlaştırılmasını ve kadınların siyasal temsiline yönelik yapısal adımlar atılmasını savunuyoruz. Kadını korunması gereken bir nesne değil; hak sahibi, irade sahibi ve toplumsal hayatın asli öznesi olarak görüyoruz. Çünkü inanıyoruz ki; Kadın için adalet sağlandığında, toplum için huzur inşa edilir. Bu vesileyle hayatını kaybeden öğretmenimize Allah’tan rahmet, ailesine sabır diliyor; şiddetin her türlüsüne karşı kararlı mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz."

Saadet Partililer Hala Aynı İdealleri Taşıyor Haber

Saadet Partililer Hala Aynı İdealleri Taşıyor

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanı Fesih Bingöl, Milli Görüş’ün ve Saadet Partisi'nin Kurucu lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın vefatının yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayınladı. İl Başkanı Fesih Bingöl yayınladığı mesajda şu ifadelere yer verdi; "Bugün, 27 Şubat 2026… Tam 15 yıl önce, 27 Şubat 2011 sabahı, Türk siyasetinin “Hoca”sı, Milli Görüş’ün kurucu lideri, ağır sanayi hamlesinin mimarı, D-8’in fikir babası, mazlum coğrafyaların sesi Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hakka yürümüştü. Rahmetle , minnetle , dua ile anıyoruz. Kabri nur , ruhu şad , mekânı âli olsun. O, bir mühendis titizliğiyle, bir âlim ferasetiyle, bir dava adamı samimiyetiyle yaşadı. “İman varsa imkân da vardır” düsturunu hayatının her safhasına nakşetti. Yerli otomobilden yerli tanka, uçak motoruna, ağır sanayiden İslam ülkeleri birliğine kadar uzanan vizyonuyla, sadece Türkiye’nin değil, ümmetin ufkunu genişletmeye çalıştı. 28 Şubat’ın en ağır darbesine rağmen eğilmedi, bükülmedi; “Adalet, kalkınma, üretim, paylaşım ve fazilet” esaslarını bir ömür boyu savundu. Zulme karşı direnişin, sömürüye karşı başkaldırının, emperyalizme karşı birlik çağrısının sembolü oldu. Bugün onun yolunda yürüyen Saadet Partililer hâlâ aynı idealleri taşıyor: Bağımsız, güçlü, adil, müreffeh ve onurlu bir Türkiye… Mazlum milletlerin zulümden kurtuluşu… İslam âleminin yeniden dirilişi için ömrünün sonuna kadar mücadele eden Erbakan Hoca’mıza Allah’tan sonsuz rahmet, bizlere de onun yolunda sabır ve sebat diliyoruz. Rûh-u şâd olsun, mekânı cennet olsun. Âmin."

Güçlü Türkiye İçin Tarımı Yeniden Ayağa Kaldırmak Zorundayız! Haber

Güçlü Türkiye İçin Tarımı Yeniden Ayağa Kaldırmak Zorundayız!

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen haftalık basın toplantısında tarım ve hayvancılıkta ülkenin durumu gündeme getirildi. Basın toplantısında konuşan Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanı Fesih Bingöl şu ifadeleri kullandı; "Öncelikle gençlerimizin gerçekten sıkıntıda olduğunu, iş bulmada zorluk çektiğini; taşrada yaşayan insanların ilçelerde tarım ve hayvancılıktan elde edemedikleri gelirleri kazanamadıkları için şehir merkezine gelmek istediklerini görüyoruz. Dolayısıyla bu durum orada nüfus azalışına neden oluyor. Şehre geldikleri zaman da iş bulabilme imkanları çok zordur. Kaldı ki iş bulabilenler asgari ücretle ancak çalışabiliyorlar. Oysa asgari ücret insan haysiyet ve onuruna yakışmıyor. Bu asgari ücretle geçinebilmek hiç mümkün değil. Ülkenin kaynakları maalesef israf, faiz ve yolsuzluğa aktarılıyor. Bu sebeple hem asgari ücretle çalışan kardeşlerimize hem de emeklilere arzu ettikleri rakamlar verilemiyor. Tabii Saadet Partisi bu konuda Türkiye genelinde bir çalışma yaptı. Özellikle Türkiye'de tarımın geleceği ve gençlerin tarıma kazandırılmasıyla ilgili bir çalışması var. Bugün bu konuda açıklama yapmak istiyorum. Tarım bir milletin bağımsızlığının ve geleceğinin teminatıdır. Soframıza gelen ekmekten ülkemizin gıda güvenliğine kadar her alan doğrudan tarıma bağlıdır. Ancak bugün Türkiye'de tarımda çalışan sayısı hızla azalıyor, gençlerimiz ise tarımdan uzaklaşıyor. Saadet Partisi olarak bizler tarımı stratejik bir alan olarak görüyoruz. Üreten bir Türkiye olmadan güçlü ve bağımsız bir Türkiye asla mümkün değildir. Bugün çiftçimiz artan maliyetler, düşük alım fiyatları ve güvencesiz çalışma koşulları altında üretim yapmaya çalışıyor. Mazot, gübre, yem ve tohum fiyatları yükselirken çiftçinin kazancı aynı oranda artmıyor. Eğer bu gidişat durdurulamazsa tarım yapacak insan bulmak zorlaşacak, verimli topraklar boş kalacak ve Türkiye gıdada dışa bağımlı hale gelecektir. Zaten daha önce de ifade etmiştik; Dünya Tarım Örgütü'nün bir raporu var. Özellikle 2025 yılından bahsetmişti, şu an 2026 yılındayız. 2025 ve devamında tarımın stratejik bir ürün olduğunu, tarıma yönelik çalışmaların önemli olduğunu ifade etmişlerdi. O dönemde topu, tankı, tüfeği olan ülkelerin ayakta kalamayacağı; ancak tarım ve hayvancılığa yatırım yapan ülkelerin ayakta kalabileceği ifade edilmişti. Bu çerçevede Amerika yılda tarıma 100 milyar dolar destek veriyor. Bu rakam Avrupa'da 60 milyar dolar, ülkemizde ise sadece 3 milyar dolar civarındadır. Dolayısıyla bu da tarımın bilinçli bir şekilde ülkede yapılamaz hale geldiğini gösteriyor. Biz Saadet Partisi olarak Türkiye'nin bu konuda zaten dışa bağımlı hale geldiğini görüyoruz; bütün veriler o yöndedir. Ancak çözüm olarak önerileri ortaya koymak lazım. Biz sadece sorunu ifade etmiyoruz, sorunla birlikte neler yapılabileceğini de bu topluma anlatmaya çalışıyoruz. Öncelikle çözüm önerilerimiz şunlardır: Üreten çiftçi kazanmalıdır. Tarım destekleri göstermelik değil, üreticinin gerçek gelirini artıracak şekilde düzenlenmelidir. Çiftçi zarar eden değil, kazanan olmalıdır. Bu hükümet 2006 yılında bir yasa çıkartmıştı. Tarıma destekle ilgili gayrisafi milli hasılanın %1'inden az olamaz denmişti. 2026 bütçesindeki gayrisafi milli hasıla ile kıyasladığınızda bu rakamın 772 milyar olması gerekirken, maalesef 2026 bütçesinde tarıma bu anlamda ayrılan para 168 milyar liradır. Bununla tarım yapabilmenin çok mümkün olmadığını görebiliyoruz. Mutlaka genç çiftçiye güvence sağlanmalıdır. Tarımda sigortalı ve güvenceli çalışma yaygınlaştırılmalı, genç üreticilerin sosyal güvenlik primleri mutlaka desteklenmelidir. Tarım modern ve stratejik bir meslek olarak konumlandırılmalıdır. Tarım; teknoloji, bilgi ve planlama ile yapılan yüksek katma değerli bir üretim alanıdır. Gençlere bu vizyon anlatılmalı, tarım eğitim ve teknolojiyle güçlendirilmelidir. Özellikle bunu ifade ediyoruz; daha önce de belirttiğim gibi Tarım Bakanlığı'nda hem merkez hem taşra teşkilatlarında çalışan 240.000 tane personel var. Bu çok büyük bir rakamdır. Türkiye'de bir tarım planlaması yapılamadığı için maalesef bu kadrodan da arzu edilen şekilde istifade edilemiyor. Gençlerin de bu konuda mutlaka tarımla ilgili gelirleri hem güvenceli hem de geleceğe yönelik bir planlama yapıldığı zaman, gençler bu tarımı yapmaya meyil edebilir ve bunu bir kazanç kaynağı olarak görebilir. Gençlere bu vizyon anlatılmalı, tarım eğitim ve teknolojiyle güçlendirilmelidir. Kırsal kalkınma seferberliği başlatılmalıdır. Köylerde yaşam şartları iyileştirilmeli; tarıma dayalı sanayi, işletme ve kooperatifçilik desteklenerek kırsalda yeni istihdam alanları oluşturulmalıdır. Adil ve milli bir tarım politikası mutlaka inşa edilmelidir. Üretimi önceleyen, ithalata bağımlılığı azaltan, çiftçiyi koruyan ve milletin gıda güvenliğini esas alan bir tarım düzeni mutlaka kurulmalıdır. Bu topraklar bereketlidir. Bu millet üretkendir. Doğru politikalarla Türkiye kendi kendine yeten, hatta fazlasını üreten bir ülke olabilir. Tarımı ayağa kaldırmak, gençleri üretime kazandırmak ve gıda güvenliğimizi sağlamak milli bir sorumluluktur. Adil, üretken ve güçlü bir Türkiye için tarımı yeniden ayağa kaldırmak zorundayız. Saadet Partisi'nin öncelikleri arasında bu da vardır diyorum."

Toplumsal Bir Çöküşün Alarm Zilleri Çalıyor Haber

Toplumsal Bir Çöküşün Alarm Zilleri Çalıyor

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen haftalık olağan basın toplantısında ülke gündemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu. Saadet Partisi İl Gençlik Kolları Başkanı Mücahit Ateş tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Hemşehrilerimiz, Bugün burada hem milli onurumuzu hem de toplumsal huzurumuzu derinden sarsan iki önemli meseleyi Saadet Partimizin "Önce Ahlak ve Maneviyat" düsturuyla değerlendirmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Şanlı Bayrağımıza Uzanan Kirli Eller ve Geopolitik Gerçekler Geçtiğimiz günlerde Nusaybin-Kamışlı sınır hattında şanlı Türk bayrağımıza yönelik gerçekleştirilen alçak saldırı, sadece bir bez parçasına değil, bir milletin bağımsızlığına ve şehitlerimizin aziz hatırasına yapılmış bir provokasyondur. Genel Başkanımız Sayın Mahmut Arıkan’ın da ifade ettiği üzere, bu olay basit bir sınır tacizi değildir. "Suriye’nin kuzeyinde Türk bayrağı indirilirken, Suriye’nin güneyinde İsrail bayrağı dikiliyor." Bu tablo, bölgedeki asıl tehlikenin ve "Büyük İsrail Projesi"nin (BOP) sinsi adımlarının bir göstergesidir. Bayrağımıza uzanan elleri lanetliyor; bu provokasyonların asıl amacının Türkiye'nin enerjisini içe hapsetmek ve sınır güvenliğimizi tartışmaya açmak olduğunun altını çiziyoruz. Saadet Partisi olarak devletimizin bu saldırıya en sert ve caydırıcı cevabı hukuk çerçevesinde vermesini bekliyoruz. Atlas Çağlayan Cinayeti: Bir Toplumun Vicdan Yarası Milli sınırlarımızı korumak kadar, o sınırların içindeki evlatlarımızı korumak da beka meselesidir. İstanbul Güngören’de 17 yaşındaki Atlas Çağlayan evladımızın, "yan bakma" gibi sudan bir sebeple, henüz 15 yaşında bir çocuk tarafından hayattan koparılması, toplumsal bir çöküşün alarm zilleridir. Bu cinayet, sadece bir asayiş olayı değil; eğitimin, adaletin ve aile yapısının içine düştüğü derin krizin bir sonucudur. Suça sürüklenen çocuklar ve sokakları saran şiddet sarmalı, Saadet Partisi’nin yıllardır uyardığı manevi tahribatın somut bir yansımasıdır. Saadet Partisi’nin Misyonu ve Çözüm Yolları Biz Saadet Partisi olarak, bu acı olayları sadece kınamakla yetinmiyoruz. Milli Görüş vizyonuyla çözüm yollarımızı kamuoyuyla paylaşıyoruz: Manevi Kalkınma Hamlesi: "Önce Ahlak ve Maneviyat" bir slogan değil, bir devlet politikası olmalıdır. Gençlerimize şiddeti bir çözüm yolu olarak gösteren dizi, film ve sosyal medya içerikleri denetlenmeli; eğitim sistemi sınav odaklı değil, insan ve karakter odaklı hale getirilmelidir. Caydırıcı Adalet Reformu: Suçlunun yanına kar kaldığı bir düzen, yeni suçların davetiyesidir. Atlas’ın ailesine yapılan tehditler göstermektedir ki, suçlular adaletten korkmamaktadır. Cezalar ıslah edici olduğu kadar, suça niyetlenenleri vazgeçirecek kadar ağır ve tavizsiz olmalıdır. Güvenli Sokaklar: Mahalle kültürü ve bekçilik sistemi sadece birer kavram olarak kalmamalı; gençlerimizin, çocuklarımızın kafelerde veya sokaklarda güvenle oturabileceği bir huzur ortamı yeniden tesis edilmelidir. Aile Kurumunun Korunması: Ekonomik buhranların ve sosyal yozlaşmanın yıprattığı aile kurumunu güçlendirecek "Aile Destek Programları" hayata geçirilmelidir. Unutulmamalıdır ki; aile güçlüyse toplum güçlüdür. Sonuç olarak; Ne bayrağımızın yere düşmesine ne de tek bir evladımızın daha feda edilmesine tahammülümüz vardır. Saadet Partisi olarak, hem sınır hattındaki provokasyonların hem de sokaktaki şiddet sarmalının takipçisi olmaya devam edeceğiz. Unutulmamalıdır ki Yaşanabilir Bir Türkiye ve Yeniden Büyük Türkiye, ancak adaletin ve ahlakın hâkim olduğu bir nizamla mümkündür. Bu nizam da ancak ve ancak Saadet Partisi sayesinde olur. Basın toplantımıza göstermiş olduğunuz ilgi ve alakadan dolayı hepinize teşekkür ediyor, hayırlı günler diliyorum."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.