SON DAKİKA
Hava Durumu

#Saadet Partisi

Porsuk Haber Ajansı - Saadet Partisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Saadet Partisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kadın İçin Adalet Sağlanmadan, Toplum İçin Huzur Sağlanamaz Haber

Kadın İçin Adalet Sağlanmadan, Toplum İçin Huzur Sağlanamaz

Saadet Partisi Eskişehir İl Kadın Kolları Başkanı Nesrin Kuz, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı. İl Kadın Kolları Başkanı Kuz yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Bugün 8 Mart. Saadet Partisi Kadın Kolları olarak tam da bugün bir kez daha ifade ediyoruz: Kadın için adalet sağlanmadan, toplum için huzur sağlanamaz. Kadınların karşı karşıya kaldığı sorunlar münferit değil, yapısal ve çok boyutludur. Kadına yönelik şiddet, güvencesiz çalışma koşulları, eğitimden kopuş, sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan eşitsizlikler ve karar mekanizmalarındaki yetersiz temsil; yalnızca kadınların değil, toplumun tamamının geleceğini doğrudan etkilemektedir. Henüz çok taze bir acıyı yaşıyoruz. Daha önceki gün bir kadın öğretmenimiz hayatını kaybetti. Bu elim hadise, kadına yönelik şiddetin ve güvenlik sorunlarının ne kadar yakıcı ve ertelenemez bir mesele olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bir öğretmenin, bir kadının, bir insanın hayatının böylesine kolay kaybedilebildiği bir ortamda hiçbirimiz gerçek anlamda huzurlu olamayız. Türkiye’de kadınların önemli bir bölümü hayatlarının farklı dönemlerinde psikolojik, ekonomik ya da fiziksel şiddete maruz kalmaktadır. Koruma kararlarının etkin uygulanmaması ve cezasızlık algısı, bu sorunu daha da derinleştirmektedir. Kadının güvenliği sağlanmadan toplumsal huzurun tesis edilmesi mümkün değildir. Çalışma hayatında ise kadınlar büyük ölçüde düşük ücretli ve güvencesiz alanlarda yoğunlaşmaktadır. Ücretsiz bakım yükünün neredeyse tamamen kadınların omuzlarında olması, ekonomik bağımsızlığı sınırlayan temel yapısal sorunlardan biridir. Kadın emeğinin korunmadığı bir düzende sosyal adaletten söz edilemez. Eğitim alanında kız çocuklarının özellikle ergenlik döneminde eğitimden kopması, erken yaşta evlilikler ve ekonomik yetersizlikler önemli bir risk alanı oluşturmaktadır. Eğitimdeki eşitsizlik, istihdamdan sağlığa kadar birçok alanda dezavantaj üretmektedir. Sağlık hizmetlerine erişimde ise bölgesel ve sosyoekonomik farklılıklar devam etmektedir. Kadınların koruyucu sağlık hizmetlerine düzenli ve eşit biçimde ulaşabilmesi, kamusal bir sorumluluktur. Siyasal ve kamusal alanda kadın temsili hâlen arzu edilen seviyede değildir. Nüfusun yarısını oluşturan kadınların karar alma mekanizmalarında daha etkin yer alması, demokratik meşruiyetin ve sosyal adaletin gereğidir. Öte yandan bütçe politikalarında kadının güçlenmesine ayrılan payın sınırlı kalması, sosyal politikanın telafi edici bir anlayışla yürütüldüğünü göstermektedir. Oysa kadınların güçlenmesi; aile yapısının, çocukların refahının ve toplumsal istikrarın temel şartıdır. Saadet Partisi olarak biz; kadına yönelik şiddetle etkin ve caydırıcı biçimde mücadele edilmesini, koruma kararlarının eksiksiz uygulanmasını, kadın emeğinin güvenceli hâle getirilmesini, eşit işe eşit ücret ilkesinin hayata geçirilmesini, kız çocuklarının eğitimde kalıcılığını sağlayacak destek mekanizmalarının güçlendirilmesini, kadın sağlığına yönelik koruyucu hizmetlerin yaygınlaştırılmasını ve kadınların siyasal temsiline yönelik yapısal adımlar atılmasını savunuyoruz. Kadını korunması gereken bir nesne değil; hak sahibi, irade sahibi ve toplumsal hayatın asli öznesi olarak görüyoruz. Çünkü inanıyoruz ki; Kadın için adalet sağlandığında, toplum için huzur inşa edilir. Bu vesileyle hayatını kaybeden öğretmenimize Allah’tan rahmet, ailesine sabır diliyor; şiddetin her türlüsüne karşı kararlı mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz."

Saadet Partililer Hala Aynı İdealleri Taşıyor Haber

Saadet Partililer Hala Aynı İdealleri Taşıyor

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanı Fesih Bingöl, Milli Görüş’ün ve Saadet Partisi'nin Kurucu lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın vefatının yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayınladı. İl Başkanı Fesih Bingöl yayınladığı mesajda şu ifadelere yer verdi; "Bugün, 27 Şubat 2026… Tam 15 yıl önce, 27 Şubat 2011 sabahı, Türk siyasetinin “Hoca”sı, Milli Görüş’ün kurucu lideri, ağır sanayi hamlesinin mimarı, D-8’in fikir babası, mazlum coğrafyaların sesi Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hakka yürümüştü. Rahmetle , minnetle , dua ile anıyoruz. Kabri nur , ruhu şad , mekânı âli olsun. O, bir mühendis titizliğiyle, bir âlim ferasetiyle, bir dava adamı samimiyetiyle yaşadı. “İman varsa imkân da vardır” düsturunu hayatının her safhasına nakşetti. Yerli otomobilden yerli tanka, uçak motoruna, ağır sanayiden İslam ülkeleri birliğine kadar uzanan vizyonuyla, sadece Türkiye’nin değil, ümmetin ufkunu genişletmeye çalıştı. 28 Şubat’ın en ağır darbesine rağmen eğilmedi, bükülmedi; “Adalet, kalkınma, üretim, paylaşım ve fazilet” esaslarını bir ömür boyu savundu. Zulme karşı direnişin, sömürüye karşı başkaldırının, emperyalizme karşı birlik çağrısının sembolü oldu. Bugün onun yolunda yürüyen Saadet Partililer hâlâ aynı idealleri taşıyor: Bağımsız, güçlü, adil, müreffeh ve onurlu bir Türkiye… Mazlum milletlerin zulümden kurtuluşu… İslam âleminin yeniden dirilişi için ömrünün sonuna kadar mücadele eden Erbakan Hoca’mıza Allah’tan sonsuz rahmet, bizlere de onun yolunda sabır ve sebat diliyoruz. Rûh-u şâd olsun, mekânı cennet olsun. Âmin."

Güçlü Türkiye İçin Tarımı Yeniden Ayağa Kaldırmak Zorundayız! Haber

Güçlü Türkiye İçin Tarımı Yeniden Ayağa Kaldırmak Zorundayız!

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen haftalık basın toplantısında tarım ve hayvancılıkta ülkenin durumu gündeme getirildi. Basın toplantısında konuşan Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanı Fesih Bingöl şu ifadeleri kullandı; "Öncelikle gençlerimizin gerçekten sıkıntıda olduğunu, iş bulmada zorluk çektiğini; taşrada yaşayan insanların ilçelerde tarım ve hayvancılıktan elde edemedikleri gelirleri kazanamadıkları için şehir merkezine gelmek istediklerini görüyoruz. Dolayısıyla bu durum orada nüfus azalışına neden oluyor. Şehre geldikleri zaman da iş bulabilme imkanları çok zordur. Kaldı ki iş bulabilenler asgari ücretle ancak çalışabiliyorlar. Oysa asgari ücret insan haysiyet ve onuruna yakışmıyor. Bu asgari ücretle geçinebilmek hiç mümkün değil. Ülkenin kaynakları maalesef israf, faiz ve yolsuzluğa aktarılıyor. Bu sebeple hem asgari ücretle çalışan kardeşlerimize hem de emeklilere arzu ettikleri rakamlar verilemiyor. Tabii Saadet Partisi bu konuda Türkiye genelinde bir çalışma yaptı. Özellikle Türkiye'de tarımın geleceği ve gençlerin tarıma kazandırılmasıyla ilgili bir çalışması var. Bugün bu konuda açıklama yapmak istiyorum. Tarım bir milletin bağımsızlığının ve geleceğinin teminatıdır. Soframıza gelen ekmekten ülkemizin gıda güvenliğine kadar her alan doğrudan tarıma bağlıdır. Ancak bugün Türkiye'de tarımda çalışan sayısı hızla azalıyor, gençlerimiz ise tarımdan uzaklaşıyor. Saadet Partisi olarak bizler tarımı stratejik bir alan olarak görüyoruz. Üreten bir Türkiye olmadan güçlü ve bağımsız bir Türkiye asla mümkün değildir. Bugün çiftçimiz artan maliyetler, düşük alım fiyatları ve güvencesiz çalışma koşulları altında üretim yapmaya çalışıyor. Mazot, gübre, yem ve tohum fiyatları yükselirken çiftçinin kazancı aynı oranda artmıyor. Eğer bu gidişat durdurulamazsa tarım yapacak insan bulmak zorlaşacak, verimli topraklar boş kalacak ve Türkiye gıdada dışa bağımlı hale gelecektir. Zaten daha önce de ifade etmiştik; Dünya Tarım Örgütü'nün bir raporu var. Özellikle 2025 yılından bahsetmişti, şu an 2026 yılındayız. 2025 ve devamında tarımın stratejik bir ürün olduğunu, tarıma yönelik çalışmaların önemli olduğunu ifade etmişlerdi. O dönemde topu, tankı, tüfeği olan ülkelerin ayakta kalamayacağı; ancak tarım ve hayvancılığa yatırım yapan ülkelerin ayakta kalabileceği ifade edilmişti. Bu çerçevede Amerika yılda tarıma 100 milyar dolar destek veriyor. Bu rakam Avrupa'da 60 milyar dolar, ülkemizde ise sadece 3 milyar dolar civarındadır. Dolayısıyla bu da tarımın bilinçli bir şekilde ülkede yapılamaz hale geldiğini gösteriyor. Biz Saadet Partisi olarak Türkiye'nin bu konuda zaten dışa bağımlı hale geldiğini görüyoruz; bütün veriler o yöndedir. Ancak çözüm olarak önerileri ortaya koymak lazım. Biz sadece sorunu ifade etmiyoruz, sorunla birlikte neler yapılabileceğini de bu topluma anlatmaya çalışıyoruz. Öncelikle çözüm önerilerimiz şunlardır: Üreten çiftçi kazanmalıdır. Tarım destekleri göstermelik değil, üreticinin gerçek gelirini artıracak şekilde düzenlenmelidir. Çiftçi zarar eden değil, kazanan olmalıdır. Bu hükümet 2006 yılında bir yasa çıkartmıştı. Tarıma destekle ilgili gayrisafi milli hasılanın %1'inden az olamaz denmişti. 2026 bütçesindeki gayrisafi milli hasıla ile kıyasladığınızda bu rakamın 772 milyar olması gerekirken, maalesef 2026 bütçesinde tarıma bu anlamda ayrılan para 168 milyar liradır. Bununla tarım yapabilmenin çok mümkün olmadığını görebiliyoruz. Mutlaka genç çiftçiye güvence sağlanmalıdır. Tarımda sigortalı ve güvenceli çalışma yaygınlaştırılmalı, genç üreticilerin sosyal güvenlik primleri mutlaka desteklenmelidir. Tarım modern ve stratejik bir meslek olarak konumlandırılmalıdır. Tarım; teknoloji, bilgi ve planlama ile yapılan yüksek katma değerli bir üretim alanıdır. Gençlere bu vizyon anlatılmalı, tarım eğitim ve teknolojiyle güçlendirilmelidir. Özellikle bunu ifade ediyoruz; daha önce de belirttiğim gibi Tarım Bakanlığı'nda hem merkez hem taşra teşkilatlarında çalışan 240.000 tane personel var. Bu çok büyük bir rakamdır. Türkiye'de bir tarım planlaması yapılamadığı için maalesef bu kadrodan da arzu edilen şekilde istifade edilemiyor. Gençlerin de bu konuda mutlaka tarımla ilgili gelirleri hem güvenceli hem de geleceğe yönelik bir planlama yapıldığı zaman, gençler bu tarımı yapmaya meyil edebilir ve bunu bir kazanç kaynağı olarak görebilir. Gençlere bu vizyon anlatılmalı, tarım eğitim ve teknolojiyle güçlendirilmelidir. Kırsal kalkınma seferberliği başlatılmalıdır. Köylerde yaşam şartları iyileştirilmeli; tarıma dayalı sanayi, işletme ve kooperatifçilik desteklenerek kırsalda yeni istihdam alanları oluşturulmalıdır. Adil ve milli bir tarım politikası mutlaka inşa edilmelidir. Üretimi önceleyen, ithalata bağımlılığı azaltan, çiftçiyi koruyan ve milletin gıda güvenliğini esas alan bir tarım düzeni mutlaka kurulmalıdır. Bu topraklar bereketlidir. Bu millet üretkendir. Doğru politikalarla Türkiye kendi kendine yeten, hatta fazlasını üreten bir ülke olabilir. Tarımı ayağa kaldırmak, gençleri üretime kazandırmak ve gıda güvenliğimizi sağlamak milli bir sorumluluktur. Adil, üretken ve güçlü bir Türkiye için tarımı yeniden ayağa kaldırmak zorundayız. Saadet Partisi'nin öncelikleri arasında bu da vardır diyorum."

Toplumsal Bir Çöküşün Alarm Zilleri Çalıyor Haber

Toplumsal Bir Çöküşün Alarm Zilleri Çalıyor

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen haftalık olağan basın toplantısında ülke gündemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu. Saadet Partisi İl Gençlik Kolları Başkanı Mücahit Ateş tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Hemşehrilerimiz, Bugün burada hem milli onurumuzu hem de toplumsal huzurumuzu derinden sarsan iki önemli meseleyi Saadet Partimizin "Önce Ahlak ve Maneviyat" düsturuyla değerlendirmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Şanlı Bayrağımıza Uzanan Kirli Eller ve Geopolitik Gerçekler Geçtiğimiz günlerde Nusaybin-Kamışlı sınır hattında şanlı Türk bayrağımıza yönelik gerçekleştirilen alçak saldırı, sadece bir bez parçasına değil, bir milletin bağımsızlığına ve şehitlerimizin aziz hatırasına yapılmış bir provokasyondur. Genel Başkanımız Sayın Mahmut Arıkan’ın da ifade ettiği üzere, bu olay basit bir sınır tacizi değildir. "Suriye’nin kuzeyinde Türk bayrağı indirilirken, Suriye’nin güneyinde İsrail bayrağı dikiliyor." Bu tablo, bölgedeki asıl tehlikenin ve "Büyük İsrail Projesi"nin (BOP) sinsi adımlarının bir göstergesidir. Bayrağımıza uzanan elleri lanetliyor; bu provokasyonların asıl amacının Türkiye'nin enerjisini içe hapsetmek ve sınır güvenliğimizi tartışmaya açmak olduğunun altını çiziyoruz. Saadet Partisi olarak devletimizin bu saldırıya en sert ve caydırıcı cevabı hukuk çerçevesinde vermesini bekliyoruz. Atlas Çağlayan Cinayeti: Bir Toplumun Vicdan Yarası Milli sınırlarımızı korumak kadar, o sınırların içindeki evlatlarımızı korumak da beka meselesidir. İstanbul Güngören’de 17 yaşındaki Atlas Çağlayan evladımızın, "yan bakma" gibi sudan bir sebeple, henüz 15 yaşında bir çocuk tarafından hayattan koparılması, toplumsal bir çöküşün alarm zilleridir. Bu cinayet, sadece bir asayiş olayı değil; eğitimin, adaletin ve aile yapısının içine düştüğü derin krizin bir sonucudur. Suça sürüklenen çocuklar ve sokakları saran şiddet sarmalı, Saadet Partisi’nin yıllardır uyardığı manevi tahribatın somut bir yansımasıdır. Saadet Partisi’nin Misyonu ve Çözüm Yolları Biz Saadet Partisi olarak, bu acı olayları sadece kınamakla yetinmiyoruz. Milli Görüş vizyonuyla çözüm yollarımızı kamuoyuyla paylaşıyoruz: Manevi Kalkınma Hamlesi: "Önce Ahlak ve Maneviyat" bir slogan değil, bir devlet politikası olmalıdır. Gençlerimize şiddeti bir çözüm yolu olarak gösteren dizi, film ve sosyal medya içerikleri denetlenmeli; eğitim sistemi sınav odaklı değil, insan ve karakter odaklı hale getirilmelidir. Caydırıcı Adalet Reformu: Suçlunun yanına kar kaldığı bir düzen, yeni suçların davetiyesidir. Atlas’ın ailesine yapılan tehditler göstermektedir ki, suçlular adaletten korkmamaktadır. Cezalar ıslah edici olduğu kadar, suça niyetlenenleri vazgeçirecek kadar ağır ve tavizsiz olmalıdır. Güvenli Sokaklar: Mahalle kültürü ve bekçilik sistemi sadece birer kavram olarak kalmamalı; gençlerimizin, çocuklarımızın kafelerde veya sokaklarda güvenle oturabileceği bir huzur ortamı yeniden tesis edilmelidir. Aile Kurumunun Korunması: Ekonomik buhranların ve sosyal yozlaşmanın yıprattığı aile kurumunu güçlendirecek "Aile Destek Programları" hayata geçirilmelidir. Unutulmamalıdır ki; aile güçlüyse toplum güçlüdür. Sonuç olarak; Ne bayrağımızın yere düşmesine ne de tek bir evladımızın daha feda edilmesine tahammülümüz vardır. Saadet Partisi olarak, hem sınır hattındaki provokasyonların hem de sokaktaki şiddet sarmalının takipçisi olmaya devam edeceğiz. Unutulmamalıdır ki Yaşanabilir Bir Türkiye ve Yeniden Büyük Türkiye, ancak adaletin ve ahlakın hâkim olduğu bir nizamla mümkündür. Bu nizam da ancak ve ancak Saadet Partisi sayesinde olur. Basın toplantımıza göstermiş olduğunuz ilgi ve alakadan dolayı hepinize teşekkür ediyor, hayırlı günler diliyorum."

2026’da da Mağduriyet Ucuz Adalet Pahalı Olacak! Haber

2026’da da Mağduriyet Ucuz Adalet Pahalı Olacak!

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen haftalık olağan basın toplantısında ekonomi ve şehir gündemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu. Saadet Partisi Odunpazarı İlçe Başkanı Osman Çalışkan tarafından düzenlenen basın toplantısında şu ifadelere yer verildi; "Sevgili Eskişehir'liler, Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Misafirler; Saadet Partimiz olarak; 2025 yılının ikinci yarısından itibaren, Türkiye genelinde muhalefet partileri arasında en çok üye artıran parti olduk. Yargıtay tarafından açıklanan verilere göre, Saadet Partimiz son 6 ay içinde 67 bin 244 yeni üye ile üye artışında muhalefet partileri arasında ilk sıraya yerleşti. Televizyonlar göstermese de, anketler görmezden gelse de, sözde siyaset yorumcuları yok saymaya çalışsa da güneş balçıkla sıvanmıyor. Saadet Partimiz, Türkiye’nin en hızlı, en istikrarlı büyüyen partilerinden biridir. Umutla başlamak isteğimiz 2026’ya yine zamlarla başladık. Yeni yıla girmeden getirilen zamlardan anlıyoruz ki iktidar 2026’da da değişmeyecek ve değiştirmeyecek. Aziz milletimiz üç kuruşluk zammı daha eline almadan iktidarın zamlarının altında ezildi. Vatandaşlarımızın cebine bırakılmış zaman ayarlı zamlar var. 54 bin 258 TL'ye çıkan telefon kayıt ücreti. 995 TL'ye çıkan köprü geçiş ücreti. Ağustos 2024'te 150 lira iken aradan geçen bir yılda tam 8 kat artarak bugün 1250 TL'ye yükselen yurt dışı çıkış harcı. ÖTV, MTV, GSS, KDV... İktidar ülkemizi adeta bir zam yağmuruna tuttu. Neden? Çünkü faiz lobilerine para lazım. Bu parayı iktidar kendi zengin yandaşlarından değil, yoksul vatandaşımızdan alıyor. Bindikleri milyon dolarlık makam arabalarına, lüks ve şatafat harcamalarına çerez parası diyenler; garibanın ekmeğini koyduğu poşete göz dikti. Poşet fiyatını %100 zamla 1 TL'ye çıkardı. İnsanımızı üç kuruşa muhtaç edenler, çocukların bile artık kumbaraya atmaya tenezzül etmediği parasının peşine düştü. İşte arkadaşlar; Gideri faiz olanın, bütçesi naylondan olur, poşetten olur. Ve şuna da dikkat çekmek istiyoruz; İktidarın 2026’ının daha ilk gününden yaptıkları şunu gösterdi ki; Yeni yılda da en büyük zammı adalet görecek. 2026’da da mağduriyet ucuz, adalet pahalı olacak. Odunpazarı ilçemizde uzun süredir çözüm bekleyen iki önemli sorun, vatandaşlarımızın günlük hayatını olumsuz etkilemeye devam etmekte. Bunlardan ilki Gündoğdu Mahallesi’nde olduğu gibi çevre yoluna bağlı diğer mahalleleri de etkileyen, engelli üst geçidin engellilere uygun olmaması, diğeri ise Küçük Sanayi’nin içindeki bozuk yollar. Çevre yolumuzda yer alan ve belirli mahalleleri kapsayan üst geçitlerimiz, engelli vatandaşlarımızın güvenli geçişi amacıyla mevcut haliyle amacına hizmet etmemektedir. Rampaların yetersizliği, asansör bulunmaması, engelli bireylerimiz, yaşlılarımız ve çocuklu ailelerimiz için bu üst geçidi fiilen işlevsiz hale getirmiştir. Bu üst geçitlerin engelliler tarafından kullanılamıyor olması kabul edilemez bir durumdur. Öte yandan Küçük Sanayi içindeki yollar, her gün binlerce vatandaşımızın ve sanayi esnafımızın kullandığı önemli bir güzergâh olmasına rağmen uzun süredir ihmal edilmektedir. Yolun fiziki şartlarının yetersizliği, düzensiz trafik akışı, aydınlatma ve güvenlik eksiklikleri hem maddi kayıplara hem de ciddi can güvenliği risklerine yol açabilir. Sanayi esnafımız üretim yapmaya çalışırken, ulaşım sorunlarıyla mücadele etmek zorunda bırakılmaktadır. Saadet Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı olarak yetkililere açık çağrımızdır: Çevre yolundaki üst geçitler engelli erişimine uygun hale getirilmeli, Küçük Sanayi içindeki yolları ise güvenli, düzenli ve kalıcı çözümlerle yeniden ele alınmalıdır. Bu sorunlar ertelenmemeli, geçici uygulamalarla geçiştirilmemelidir. Bizler Saadet Partisi olarak; insanı merkeze alan, adaleti esas alan, şeffaf ve sorumluluk sahibi bir yerel yönetim anlayışını savunuyoruz. Odunpazarı’nın sorunlarının takipçisi olmaya, vatandaşlarımızın sesi olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz."

Basın Sektörü Yıldırma Politikalarına Maruz Bırakılmamalıdır Haber

Basın Sektörü Yıldırma Politikalarına Maruz Bırakılmamalıdır

Saadet Partisi Eskişehir İl Kadın Kolları Başkanı Nesrin Kuz, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü ile ilgili olarak bir açıklama yaptı. İl Kadın Kolları Başkanı Kuz yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; “Kamuoyunun doğru, ilkeli, adil, objektif ve anında bilgilendirilmesi adına vazifelerini fedakârca yerine getiren tüm basın mensuplarımızın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutluyoruz. Basının toplumların reaksiyon göstermesinde ve aydınlanmasında önemli bir yeri vardır. Basın, kamuoyu ile yöneticiler arasında bir köprü vazifesi görmektedir. Siyasilerin denetlenebilir olması açısından basın çok mühim bir vazife (görevi) üstlenmektedir. Bu minvalde tüm basın çalışanlarının bu değerli mesleğin icrasında; herhangi bir çıkar gözetmeksizin, temel hak ve hürriyetlerin korunmasına, ilkeli haberciliğe, özel yaşamın mahremiyetine ve hukukun evrensel ilkelerine hassasiyet ile yaklaşarak görevlerini en objektif biçimde yerine getirmeleri mesleklerine yakışır bir duruştur. Bu hassasiyetleri gözeterek çalışan tüm basın çalışanlarımız en büyük takdire layıktır. Bağımsız bir ülkenin vazgeçilmez unsurlarından biri, özgür, bağımsız ve ilkeli bir basın anlayışıdır. Basın kuruluşlarının ve mensuplarının bazı durumlarda sansüre, baskıya, şiddete ve haksız muamelelere maruz kalması kabul edilemez. Basın sektörü bu tarz yıldırma politikalarına maruz bırakılmamalıdır. Aksi takdirde basın çalışanları düşüncelerini özgürce ifade etmekten sakınacak, halkın doğru ve ilkeli habere ulaşması mümkün olmayacaktır. Basın özgürlüğüne dair tutumlar ülkemize yakışır bir şekilde olmalı, ambargolar, kısıtlamalar basın çalışanları üzerinden kalkmalıdır. Çok sayıda gazetecinin düşünce suçuna maruz kalması, tazminata mahkûm edilmesi özgür basın söylemleri ile çelişmektedir. Düşünmek eleştirmek suç olmaktan çıkarılmalıdır. Eleştirilerin sesinin kısılması ve halkın haber alma hakkının engellemesi hiçbir şekilde Türkiye'nin lehine değildir. Son yıllarda ciddi yara almış demokrasinin yeniden inşası öncelikle basın ve gazeteciler üzerindeki baskının kaldırılması ile mümkün olacaktır. Basın çalışanları objektif ve evrensel kriterler dışında başka bir yaptırım ile karşılaşmamalıdır. Ülkenin her kademesi için ayrı bir önemi olan basın çalışanlarının çalışma koşullarının da iyileştirilmesi ve adil paylaşımdan hak ettiklerini almaları, vazifelerini hakkıyla yapabilmeleri için çok önemlidir. Basın çalışanlarının sosyal ve ekonomik hakları güvence altına alınmalıdır. Ülkemizin sorunlarını ve bilgi akışını en doğru ve objektif bir şekilde yetkililere ve kamuoyuna yansıtan tüm gazetecilerimizin 10 Ocak Dünya Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutlar, dürüstlüğün, ifade ve basın özgürlüğünün hâkim olduğu bir çalışma hayatı dileriz."

Dar Gelirliler, Gençler ve Emeklilerimiz Uçurumun Kenarında Yaşıyor Haber

Dar Gelirliler, Gençler ve Emeklilerimiz Uçurumun Kenarında Yaşıyor

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen haftalık basın toplantısında ekonomi ve dünya gündemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu. Saadet Partisi Tepebaşı İlçe Tanıtım Başkanı Sercan Gözegir tarafından düzenlenen basın toplantısında şu ifadelere yer verildi; “Amerika Birleşik Devletleri, yine demokrasi adı altında saldırılarına bir yenisini daha ekledi. Genel Başkanımız Sayın Mahmut Arıkan'ın da dediği gibi, Amerika Birleşik Devletleri'nin Venezuela'ya yönelik saldırısı açık bir emperyal saldırıdır. Uluslararası hukuku ayaklar altına alan bu pervasızlık, silah zoruyla ülke dizayn etme hastalığının yeni bir tezahürüdür. Hiçbir güç, bir halkın iradesine bomba yağdırarak demokrasi dersi veremez. Bu saldırganlığı, çifte standartlı küresel zorbalığı ve kan üzerinden siyaset kuran anlayışı en sert şekilde kınıyoruz. Ülkemize dönecek olursak; yeni yıl yine yıllardır olduğu gibi vergi, harç ve cezalara gelen zamlar ile birlikte geldi. İktidar kaşıkla verip kepçeyle almaya devam ediyor. Çocuğuna okul harçlığı veremeyen babalar, ev kirasını ödeyemeyen asgari ücretliler, ucuz un, yağ, şeker almak için kilometrelerce yürüyüp market market dolaşan emeklilerin dayanacak gücü kalmamıştır. Türk-İş verilerine göre Aralık ayı açlık sınırı 30.143 TL olarak açıklanmıştır. İktidarın 2026 yılı için halkımıza reva gördüğü asgari ücret ise sadece 28.075 TL’dir. İşte bu tablo ekonomik değil, ahlaki bir sorundur. Borç batağına saplanmış dar gelirliler, geleceğinden ümidini kesmiş gençlerimiz, ömrünün son günlerini kıt kanaat geçiren emeklilerimiz uçurumun kenarında yaşamaktadırlar. Bu kürsüden defalarca ülkemizin AK Parti iktidarına tahammül ve dayanacak gücü kalmadığını söylemiştik ve bugün görüyoruz ki maalesef haklı çıktık. Neyse ki halkımız her şeyin farkındadır. Saadet Partimiz son 6 ay içinde 67.244 yeni üye ile üye artışında muhalefet partileri arasında ilk sıraya yerleşmiştir. Partimize yeni üye olan tüm kardeşlerimize "hoş geldiniz" diyoruz. Öte yandan bilindiği üzere Eskişehirli hemşehrilerimiz, yıllardır genel seçimde iktidarı, yerel seçimde ana muhalefet partisini desteklemiştir. Buna karşılık her iki taraf da şehrimize makyaj yaparak büyük sorunların üstünü kapatmıştır. Şehrimizin kanayan yarası trafik sorunu her geçen gün çığ gibi büyüyerek devam etmektedir. Ama bu konuda ne iktidar cephesi çevre yoluyla ilgili bir çalışma yapıyor ne de muhalefet cephesi belediyenin imkanlarını kullanarak şehir içindeki trafik sorununa çare arıyor. Eskişehir halkı canından bezmiştir. Her geçen yıl artan araç sayısı ve nüfusu düşünürsek birkaç yıl sonra trafik sorunu çözülemez hale gelecektir. Gelin bu halka vefanızı gösterin. İktidarı ve muhalefetiyle başta deprem, su ve trafik sorunları olmak üzere Eskişehir için büyük bir adım atın da 2026 yılı gerçek manada Eskişehir yılı olsun. Saadet Partisi olarak biz, proje ve önerilerimizle yaşanabilir bir Eskişehir için her türlü desteği vermeye hazırız.”

Memlekette Her Şeyin Çivisi Çıktı! Haber

Memlekette Her Şeyin Çivisi Çıktı!

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen haftalık olağan basın toplantısında, ülke gündemlerinde yer alan çözüm süreci, bütçe görüşmeleri ve asgari ücrete yapılacak olan zam oranı değerlendirildi. Basın toplantısında değerlendirmelerde bulunan Saadet Partisi Odunpazarı İlçe Başkanı Osman Çalışkan şu ifadeleri kullandı; “Şu günlerde zihnimizi meşgul eden üç önemli mesele var. İlki Çözüm Süreci… Belki de en belirsiz olan ve ne olacak, nereye varacak diye merak edilen ilk gündem bu. Saadet Partisi olarak bu konudaki görüşlerimizi her fırsatta dile getiriyoruz. Süreci terör örgütleri ile müzakere mecrasına çekmek isteyenlere karşıyız. Bizim derdimiz kardeşliktir. Birlik ve beraberliktir. Vatandaşlarımızın, Siyonist uşağı birkaç örgütün elinde yok olup gitmesine karşıyız. Bu sebeple var gücümüzle süreci asli mecrasında tutmaya gayret ediyoruz. Diğer iki mesele ise bütçe görüşmeleri ile asgari ücrete yapılacak zam görüşmeleridir. İlk olarak, önümüzdeki yılda bizi nelerin beklediğine dair en somut gösterge 2026 Yılı Bütçesi’dir. Şu hakikate dönüp bir bakalım: Bu bütçeyi kim yapıyor? Saraydaki danışmanlar, bakanlıktaki bürokratlar yapıyor. Bu bütçenin yükünü kim çekiyor? Söyleyelim: Tarlasında ürünü para etmeyen, borcunu kapatmak için bankadan faizle kredi çekip o faizi kapatmak için tarlasını satan çiftçi çekiyor. Peki bu bütçede çiftçi var mı? Yok. Çünkü bu bütçede tarıma ayrılan pay sadece binde 9. Bu bütçenin yükünü; ömrünü bu ülkeye hizmetle geçirmiş fakat bugün ucuz ekmek kuyruğunda bekleyen emekli çekiyor. Peki bu bütçede emekli var mı? Yok. Sosyal Güvenlik Programı’nın payı 2025’e göre düşürülerek yüzde 9,14’e gerilemiş. Yani emekliye zam yok. Bu bütçenin yükünü; maaşı kirasına yetişmeyen, açlık sınırının altında bir ücretle ailesini geçindirmeye çalışan asgari ücretli kardeşim çekiyor. Peki bu bütçede asgari ücretli var mı? Yok. Olmuş olsaydı, açlık sınırının 30 bin lira olduğu bu ülkede 28 bin lira ücreti bırakın teklif etmeyi, aklınızdan bile geçiremezsiniz. Bu bütçenin yükünü; sabahın seherinde “Ya nasip” deyip dükkânını açan ama siftah yapamadan kepenk kapatan esnaf, artan maliyetler altında ezilip şalter indiren, konkordato ilan etmek zorunda kalan sanayici çekiyor. Ama bu bütçede esnaf, sanayici var mı? Yine yok. Bütçe aslında “ekmeğin” paylaştırılmasıdır. Ekmeği paylaştıran adil ise, o sofrada bulunanlar payına düşen ekmek az bile olsa huzurludur, sofrada bulunan diğerlerine karşı saygılıdır, muhabbetlidir. Ancak ekmeği pay eden adil değilse, en büyük payı alan bile huzurlu değildir; zira kendini güvende hissetmez. Ülkemizde nadir birkaç dönem dışında, maalesef ekmek adil paylaştırılmadı. Hatta AK Parti iktidarının olduğu son çeyrek asırda yaşananlar, hiçbir dönem ile kıyas edilemeyecek bir boyuta vardı. Hem de bu durum, “Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul; bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul” mısralarını dillerinden düşürmeyenlerin devri iktidarında oldu. Ekmek adil paylaştırılmayınca da memlekette her şeyin çivisi çıktı. Bunu ülkenin ruhunda, insanımızın yarın kaygısında ve toplumsal barışımızdaki kırılmada görüyoruz. Oysa bu millet, huzuru da adaleti de kardeşliği de hakkını da fazlasıyla hak ediyor. İşte bu yüzden bizler; şiddet dilinin değil, kardeşlik hukukunun egemen olduğu, sınırların kevgire dönmediği, nereden gelirse gelsin terörün her türlüsünün kökünün kazındığı Terörsüz Türkiye sürecini her şeye rağmen destekledik, desteklemeye devam ediyoruz. Ancak terörsüz bir Türkiye’nin konuşulduğu bir dönemde; muhalefete ayrı, iktidara ayrı işleyen hukuku, gazetecilere sansürü, şafak operasyonlarını, iktidar yolsuzluğuna dokunmayan çifte standardı, KHK’lıları yok sayan düzenlemeleri, özgürlüğü kısıtlayan baskıları, öğrenciyi içeri atıp çetelere cirit attıran hukuksuz Türkiye’yi reddediyoruz. Kadınların dışarıya korkarak çıktığı, sokakların çetelere, uyuşturucuya, şiddete teslim edildiği güvensiz Türkiye’yi reddediyoruz. Madenlerin göçtüğü, otellerin yandığı, ormanların yok olduğu, iş yerlerinin can aldığı denetimsiz Türkiye’yi reddediyoruz. Kentsel dönüşümü rantsal dönüşüme feda eden, insanımıza çürük binayı layık gören, dayanıksız Türkiye’yi reddediyoruz. Bu arada, 28 Aralık saat 14.00’te Taşbaşı Kültür Merkezi’nde ilçe kongremiz olacaktır. Tüm halkımız davetlidir.”

İnsan Hakları Adaletin En Temel Ölçüsüdür Haber

İnsan Hakları Adaletin En Temel Ölçüsüdür

Saadet Partisi Eskişehir İl Kadın Kolları tarafından İnsan Hakları Haftası dolayısıyla bir basın açıklaması yapıldı. Saadet Partisi Eskişehir İl Kadın Kolları Başkanı Nesrin Kuz tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "İnsan hakları, insan olmanın en temel değeridir. Her bireyin onuru, inancı, düşüncesi, kimliği ve yaşam hakkı dokunulmazdır. Bu dokunulmazlık; devletin hukuki sorumluluğu, toplumun ise vicdani yükümlülüğüdür. İnsan haklarının korunmadığı bir düzen, adaletin ve toplumsal barışın sürdürülebilirliğini de tehlikeye atar. Bugün, dünyada ve ülkemizde insan hakları ihlallerinin çeşitli şekillerde derinleştiği bir dönemin içinden geçiyoruz. Yoksulluk, ayrımcılık, şiddet, keyfi uygulamalar, ifade özgürlüğünün kısıtlanması, hukuki güvencenin zayıflaması; bireylerin yaşam kalitesini olduğu kadar toplumsal huzuru da olumsuz etkilemektedir. Bütün bu sorunlar; insan haklarının korunması ve güçlendirilmesi gerektiğini her zamankinden daha açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Biz, hakların görünür olduğu, özgürlüklerin güvence altına alındığı, kimsenin dışlanmadığı ve adaletin herkese eşit şekilde ulaştığı bir Türkiye idealine inanıyoruz. İnsan hakları, yalnızca belirli bir grubun değil; toplumun her kesiminin ortak meselesidir. Haklarını kaybeden bir toplum; sesini, iradesini ve yarınlarını kaybeder. Bu nedenle insan haklarını korumak, siyasi bir tercih değil; insani bir zorunluluktur. Saadet Partisi olarak; hukukun üstünlüğünün esas alındığı, ayrımcılığın ortadan kaldırıldığı, sosyal destek mekanizmalarının güçlendirildiği, ifade özgürlüğünün güvence altına alındığı ve insan onurunun korunması için gerekli tüm politikaların hayata geçirilmesini savunuyoruz. Bu anlayışla, 10 Aralık İnsan Hakları Haftası’nı; bir hatırlatma gününden öte, insan onurunu merkeze alan adil bir düzen kurma sorumluluğumuzu yeniden ifade ettiğimiz bir zaman dilimi olarak görüyoruz. Çünkü insan hakları, adaletin en temel ölçüsüdür; hakların korunduğu yerde adalet, adaletin olduğu yerde insan onuru yaşar. Ve bizim, bu adaleti yaşatmak için sözümüz var."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.