SON DAKİKA
Hava Durumu

#Saadet Partisi

Porsuk Haber Ajansı - Saadet Partisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Saadet Partisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

2026’da da Mağduriyet Ucuz Adalet Pahalı Olacak! Haber

2026’da da Mağduriyet Ucuz Adalet Pahalı Olacak!

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen haftalık olağan basın toplantısında ekonomi ve şehir gündemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu. Saadet Partisi Odunpazarı İlçe Başkanı Osman Çalışkan tarafından düzenlenen basın toplantısında şu ifadelere yer verildi; "Sevgili Eskişehir'liler, Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Misafirler; Saadet Partimiz olarak; 2025 yılının ikinci yarısından itibaren, Türkiye genelinde muhalefet partileri arasında en çok üye artıran parti olduk. Yargıtay tarafından açıklanan verilere göre, Saadet Partimiz son 6 ay içinde 67 bin 244 yeni üye ile üye artışında muhalefet partileri arasında ilk sıraya yerleşti. Televizyonlar göstermese de, anketler görmezden gelse de, sözde siyaset yorumcuları yok saymaya çalışsa da güneş balçıkla sıvanmıyor. Saadet Partimiz, Türkiye’nin en hızlı, en istikrarlı büyüyen partilerinden biridir. Umutla başlamak isteğimiz 2026’ya yine zamlarla başladık. Yeni yıla girmeden getirilen zamlardan anlıyoruz ki iktidar 2026’da da değişmeyecek ve değiştirmeyecek. Aziz milletimiz üç kuruşluk zammı daha eline almadan iktidarın zamlarının altında ezildi. Vatandaşlarımızın cebine bırakılmış zaman ayarlı zamlar var. 54 bin 258 TL'ye çıkan telefon kayıt ücreti. 995 TL'ye çıkan köprü geçiş ücreti. Ağustos 2024'te 150 lira iken aradan geçen bir yılda tam 8 kat artarak bugün 1250 TL'ye yükselen yurt dışı çıkış harcı. ÖTV, MTV, GSS, KDV... İktidar ülkemizi adeta bir zam yağmuruna tuttu. Neden? Çünkü faiz lobilerine para lazım. Bu parayı iktidar kendi zengin yandaşlarından değil, yoksul vatandaşımızdan alıyor. Bindikleri milyon dolarlık makam arabalarına, lüks ve şatafat harcamalarına çerez parası diyenler; garibanın ekmeğini koyduğu poşete göz dikti. Poşet fiyatını %100 zamla 1 TL'ye çıkardı. İnsanımızı üç kuruşa muhtaç edenler, çocukların bile artık kumbaraya atmaya tenezzül etmediği parasının peşine düştü. İşte arkadaşlar; Gideri faiz olanın, bütçesi naylondan olur, poşetten olur. Ve şuna da dikkat çekmek istiyoruz; İktidarın 2026’ının daha ilk gününden yaptıkları şunu gösterdi ki; Yeni yılda da en büyük zammı adalet görecek. 2026’da da mağduriyet ucuz, adalet pahalı olacak. Odunpazarı ilçemizde uzun süredir çözüm bekleyen iki önemli sorun, vatandaşlarımızın günlük hayatını olumsuz etkilemeye devam etmekte. Bunlardan ilki Gündoğdu Mahallesi’nde olduğu gibi çevre yoluna bağlı diğer mahalleleri de etkileyen, engelli üst geçidin engellilere uygun olmaması, diğeri ise Küçük Sanayi’nin içindeki bozuk yollar. Çevre yolumuzda yer alan ve belirli mahalleleri kapsayan üst geçitlerimiz, engelli vatandaşlarımızın güvenli geçişi amacıyla mevcut haliyle amacına hizmet etmemektedir. Rampaların yetersizliği, asansör bulunmaması, engelli bireylerimiz, yaşlılarımız ve çocuklu ailelerimiz için bu üst geçidi fiilen işlevsiz hale getirmiştir. Bu üst geçitlerin engelliler tarafından kullanılamıyor olması kabul edilemez bir durumdur. Öte yandan Küçük Sanayi içindeki yollar, her gün binlerce vatandaşımızın ve sanayi esnafımızın kullandığı önemli bir güzergâh olmasına rağmen uzun süredir ihmal edilmektedir. Yolun fiziki şartlarının yetersizliği, düzensiz trafik akışı, aydınlatma ve güvenlik eksiklikleri hem maddi kayıplara hem de ciddi can güvenliği risklerine yol açabilir. Sanayi esnafımız üretim yapmaya çalışırken, ulaşım sorunlarıyla mücadele etmek zorunda bırakılmaktadır. Saadet Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı olarak yetkililere açık çağrımızdır: Çevre yolundaki üst geçitler engelli erişimine uygun hale getirilmeli, Küçük Sanayi içindeki yolları ise güvenli, düzenli ve kalıcı çözümlerle yeniden ele alınmalıdır. Bu sorunlar ertelenmemeli, geçici uygulamalarla geçiştirilmemelidir. Bizler Saadet Partisi olarak; insanı merkeze alan, adaleti esas alan, şeffaf ve sorumluluk sahibi bir yerel yönetim anlayışını savunuyoruz. Odunpazarı’nın sorunlarının takipçisi olmaya, vatandaşlarımızın sesi olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz."

Basın Sektörü Yıldırma Politikalarına Maruz Bırakılmamalıdır Haber

Basın Sektörü Yıldırma Politikalarına Maruz Bırakılmamalıdır

Saadet Partisi Eskişehir İl Kadın Kolları Başkanı Nesrin Kuz, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü ile ilgili olarak bir açıklama yaptı. İl Kadın Kolları Başkanı Kuz yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; “Kamuoyunun doğru, ilkeli, adil, objektif ve anında bilgilendirilmesi adına vazifelerini fedakârca yerine getiren tüm basın mensuplarımızın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutluyoruz. Basının toplumların reaksiyon göstermesinde ve aydınlanmasında önemli bir yeri vardır. Basın, kamuoyu ile yöneticiler arasında bir köprü vazifesi görmektedir. Siyasilerin denetlenebilir olması açısından basın çok mühim bir vazife (görevi) üstlenmektedir. Bu minvalde tüm basın çalışanlarının bu değerli mesleğin icrasında; herhangi bir çıkar gözetmeksizin, temel hak ve hürriyetlerin korunmasına, ilkeli haberciliğe, özel yaşamın mahremiyetine ve hukukun evrensel ilkelerine hassasiyet ile yaklaşarak görevlerini en objektif biçimde yerine getirmeleri mesleklerine yakışır bir duruştur. Bu hassasiyetleri gözeterek çalışan tüm basın çalışanlarımız en büyük takdire layıktır. Bağımsız bir ülkenin vazgeçilmez unsurlarından biri, özgür, bağımsız ve ilkeli bir basın anlayışıdır. Basın kuruluşlarının ve mensuplarının bazı durumlarda sansüre, baskıya, şiddete ve haksız muamelelere maruz kalması kabul edilemez. Basın sektörü bu tarz yıldırma politikalarına maruz bırakılmamalıdır. Aksi takdirde basın çalışanları düşüncelerini özgürce ifade etmekten sakınacak, halkın doğru ve ilkeli habere ulaşması mümkün olmayacaktır. Basın özgürlüğüne dair tutumlar ülkemize yakışır bir şekilde olmalı, ambargolar, kısıtlamalar basın çalışanları üzerinden kalkmalıdır. Çok sayıda gazetecinin düşünce suçuna maruz kalması, tazminata mahkûm edilmesi özgür basın söylemleri ile çelişmektedir. Düşünmek eleştirmek suç olmaktan çıkarılmalıdır. Eleştirilerin sesinin kısılması ve halkın haber alma hakkının engellemesi hiçbir şekilde Türkiye'nin lehine değildir. Son yıllarda ciddi yara almış demokrasinin yeniden inşası öncelikle basın ve gazeteciler üzerindeki baskının kaldırılması ile mümkün olacaktır. Basın çalışanları objektif ve evrensel kriterler dışında başka bir yaptırım ile karşılaşmamalıdır. Ülkenin her kademesi için ayrı bir önemi olan basın çalışanlarının çalışma koşullarının da iyileştirilmesi ve adil paylaşımdan hak ettiklerini almaları, vazifelerini hakkıyla yapabilmeleri için çok önemlidir. Basın çalışanlarının sosyal ve ekonomik hakları güvence altına alınmalıdır. Ülkemizin sorunlarını ve bilgi akışını en doğru ve objektif bir şekilde yetkililere ve kamuoyuna yansıtan tüm gazetecilerimizin 10 Ocak Dünya Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutlar, dürüstlüğün, ifade ve basın özgürlüğünün hâkim olduğu bir çalışma hayatı dileriz."

Dar Gelirliler, Gençler ve Emeklilerimiz Uçurumun Kenarında Yaşıyor Haber

Dar Gelirliler, Gençler ve Emeklilerimiz Uçurumun Kenarında Yaşıyor

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen haftalık basın toplantısında ekonomi ve dünya gündemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu. Saadet Partisi Tepebaşı İlçe Tanıtım Başkanı Sercan Gözegir tarafından düzenlenen basın toplantısında şu ifadelere yer verildi; “Amerika Birleşik Devletleri, yine demokrasi adı altında saldırılarına bir yenisini daha ekledi. Genel Başkanımız Sayın Mahmut Arıkan'ın da dediği gibi, Amerika Birleşik Devletleri'nin Venezuela'ya yönelik saldırısı açık bir emperyal saldırıdır. Uluslararası hukuku ayaklar altına alan bu pervasızlık, silah zoruyla ülke dizayn etme hastalığının yeni bir tezahürüdür. Hiçbir güç, bir halkın iradesine bomba yağdırarak demokrasi dersi veremez. Bu saldırganlığı, çifte standartlı küresel zorbalığı ve kan üzerinden siyaset kuran anlayışı en sert şekilde kınıyoruz. Ülkemize dönecek olursak; yeni yıl yine yıllardır olduğu gibi vergi, harç ve cezalara gelen zamlar ile birlikte geldi. İktidar kaşıkla verip kepçeyle almaya devam ediyor. Çocuğuna okul harçlığı veremeyen babalar, ev kirasını ödeyemeyen asgari ücretliler, ucuz un, yağ, şeker almak için kilometrelerce yürüyüp market market dolaşan emeklilerin dayanacak gücü kalmamıştır. Türk-İş verilerine göre Aralık ayı açlık sınırı 30.143 TL olarak açıklanmıştır. İktidarın 2026 yılı için halkımıza reva gördüğü asgari ücret ise sadece 28.075 TL’dir. İşte bu tablo ekonomik değil, ahlaki bir sorundur. Borç batağına saplanmış dar gelirliler, geleceğinden ümidini kesmiş gençlerimiz, ömrünün son günlerini kıt kanaat geçiren emeklilerimiz uçurumun kenarında yaşamaktadırlar. Bu kürsüden defalarca ülkemizin AK Parti iktidarına tahammül ve dayanacak gücü kalmadığını söylemiştik ve bugün görüyoruz ki maalesef haklı çıktık. Neyse ki halkımız her şeyin farkındadır. Saadet Partimiz son 6 ay içinde 67.244 yeni üye ile üye artışında muhalefet partileri arasında ilk sıraya yerleşmiştir. Partimize yeni üye olan tüm kardeşlerimize "hoş geldiniz" diyoruz. Öte yandan bilindiği üzere Eskişehirli hemşehrilerimiz, yıllardır genel seçimde iktidarı, yerel seçimde ana muhalefet partisini desteklemiştir. Buna karşılık her iki taraf da şehrimize makyaj yaparak büyük sorunların üstünü kapatmıştır. Şehrimizin kanayan yarası trafik sorunu her geçen gün çığ gibi büyüyerek devam etmektedir. Ama bu konuda ne iktidar cephesi çevre yoluyla ilgili bir çalışma yapıyor ne de muhalefet cephesi belediyenin imkanlarını kullanarak şehir içindeki trafik sorununa çare arıyor. Eskişehir halkı canından bezmiştir. Her geçen yıl artan araç sayısı ve nüfusu düşünürsek birkaç yıl sonra trafik sorunu çözülemez hale gelecektir. Gelin bu halka vefanızı gösterin. İktidarı ve muhalefetiyle başta deprem, su ve trafik sorunları olmak üzere Eskişehir için büyük bir adım atın da 2026 yılı gerçek manada Eskişehir yılı olsun. Saadet Partisi olarak biz, proje ve önerilerimizle yaşanabilir bir Eskişehir için her türlü desteği vermeye hazırız.”

Memlekette Her Şeyin Çivisi Çıktı! Haber

Memlekette Her Şeyin Çivisi Çıktı!

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen haftalık olağan basın toplantısında, ülke gündemlerinde yer alan çözüm süreci, bütçe görüşmeleri ve asgari ücrete yapılacak olan zam oranı değerlendirildi. Basın toplantısında değerlendirmelerde bulunan Saadet Partisi Odunpazarı İlçe Başkanı Osman Çalışkan şu ifadeleri kullandı; “Şu günlerde zihnimizi meşgul eden üç önemli mesele var. İlki Çözüm Süreci… Belki de en belirsiz olan ve ne olacak, nereye varacak diye merak edilen ilk gündem bu. Saadet Partisi olarak bu konudaki görüşlerimizi her fırsatta dile getiriyoruz. Süreci terör örgütleri ile müzakere mecrasına çekmek isteyenlere karşıyız. Bizim derdimiz kardeşliktir. Birlik ve beraberliktir. Vatandaşlarımızın, Siyonist uşağı birkaç örgütün elinde yok olup gitmesine karşıyız. Bu sebeple var gücümüzle süreci asli mecrasında tutmaya gayret ediyoruz. Diğer iki mesele ise bütçe görüşmeleri ile asgari ücrete yapılacak zam görüşmeleridir. İlk olarak, önümüzdeki yılda bizi nelerin beklediğine dair en somut gösterge 2026 Yılı Bütçesi’dir. Şu hakikate dönüp bir bakalım: Bu bütçeyi kim yapıyor? Saraydaki danışmanlar, bakanlıktaki bürokratlar yapıyor. Bu bütçenin yükünü kim çekiyor? Söyleyelim: Tarlasında ürünü para etmeyen, borcunu kapatmak için bankadan faizle kredi çekip o faizi kapatmak için tarlasını satan çiftçi çekiyor. Peki bu bütçede çiftçi var mı? Yok. Çünkü bu bütçede tarıma ayrılan pay sadece binde 9. Bu bütçenin yükünü; ömrünü bu ülkeye hizmetle geçirmiş fakat bugün ucuz ekmek kuyruğunda bekleyen emekli çekiyor. Peki bu bütçede emekli var mı? Yok. Sosyal Güvenlik Programı’nın payı 2025’e göre düşürülerek yüzde 9,14’e gerilemiş. Yani emekliye zam yok. Bu bütçenin yükünü; maaşı kirasına yetişmeyen, açlık sınırının altında bir ücretle ailesini geçindirmeye çalışan asgari ücretli kardeşim çekiyor. Peki bu bütçede asgari ücretli var mı? Yok. Olmuş olsaydı, açlık sınırının 30 bin lira olduğu bu ülkede 28 bin lira ücreti bırakın teklif etmeyi, aklınızdan bile geçiremezsiniz. Bu bütçenin yükünü; sabahın seherinde “Ya nasip” deyip dükkânını açan ama siftah yapamadan kepenk kapatan esnaf, artan maliyetler altında ezilip şalter indiren, konkordato ilan etmek zorunda kalan sanayici çekiyor. Ama bu bütçede esnaf, sanayici var mı? Yine yok. Bütçe aslında “ekmeğin” paylaştırılmasıdır. Ekmeği paylaştıran adil ise, o sofrada bulunanlar payına düşen ekmek az bile olsa huzurludur, sofrada bulunan diğerlerine karşı saygılıdır, muhabbetlidir. Ancak ekmeği pay eden adil değilse, en büyük payı alan bile huzurlu değildir; zira kendini güvende hissetmez. Ülkemizde nadir birkaç dönem dışında, maalesef ekmek adil paylaştırılmadı. Hatta AK Parti iktidarının olduğu son çeyrek asırda yaşananlar, hiçbir dönem ile kıyas edilemeyecek bir boyuta vardı. Hem de bu durum, “Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul; bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul” mısralarını dillerinden düşürmeyenlerin devri iktidarında oldu. Ekmek adil paylaştırılmayınca da memlekette her şeyin çivisi çıktı. Bunu ülkenin ruhunda, insanımızın yarın kaygısında ve toplumsal barışımızdaki kırılmada görüyoruz. Oysa bu millet, huzuru da adaleti de kardeşliği de hakkını da fazlasıyla hak ediyor. İşte bu yüzden bizler; şiddet dilinin değil, kardeşlik hukukunun egemen olduğu, sınırların kevgire dönmediği, nereden gelirse gelsin terörün her türlüsünün kökünün kazındığı Terörsüz Türkiye sürecini her şeye rağmen destekledik, desteklemeye devam ediyoruz. Ancak terörsüz bir Türkiye’nin konuşulduğu bir dönemde; muhalefete ayrı, iktidara ayrı işleyen hukuku, gazetecilere sansürü, şafak operasyonlarını, iktidar yolsuzluğuna dokunmayan çifte standardı, KHK’lıları yok sayan düzenlemeleri, özgürlüğü kısıtlayan baskıları, öğrenciyi içeri atıp çetelere cirit attıran hukuksuz Türkiye’yi reddediyoruz. Kadınların dışarıya korkarak çıktığı, sokakların çetelere, uyuşturucuya, şiddete teslim edildiği güvensiz Türkiye’yi reddediyoruz. Madenlerin göçtüğü, otellerin yandığı, ormanların yok olduğu, iş yerlerinin can aldığı denetimsiz Türkiye’yi reddediyoruz. Kentsel dönüşümü rantsal dönüşüme feda eden, insanımıza çürük binayı layık gören, dayanıksız Türkiye’yi reddediyoruz. Bu arada, 28 Aralık saat 14.00’te Taşbaşı Kültür Merkezi’nde ilçe kongremiz olacaktır. Tüm halkımız davetlidir.”

İnsan Hakları Adaletin En Temel Ölçüsüdür Haber

İnsan Hakları Adaletin En Temel Ölçüsüdür

Saadet Partisi Eskişehir İl Kadın Kolları tarafından İnsan Hakları Haftası dolayısıyla bir basın açıklaması yapıldı. Saadet Partisi Eskişehir İl Kadın Kolları Başkanı Nesrin Kuz tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "İnsan hakları, insan olmanın en temel değeridir. Her bireyin onuru, inancı, düşüncesi, kimliği ve yaşam hakkı dokunulmazdır. Bu dokunulmazlık; devletin hukuki sorumluluğu, toplumun ise vicdani yükümlülüğüdür. İnsan haklarının korunmadığı bir düzen, adaletin ve toplumsal barışın sürdürülebilirliğini de tehlikeye atar. Bugün, dünyada ve ülkemizde insan hakları ihlallerinin çeşitli şekillerde derinleştiği bir dönemin içinden geçiyoruz. Yoksulluk, ayrımcılık, şiddet, keyfi uygulamalar, ifade özgürlüğünün kısıtlanması, hukuki güvencenin zayıflaması; bireylerin yaşam kalitesini olduğu kadar toplumsal huzuru da olumsuz etkilemektedir. Bütün bu sorunlar; insan haklarının korunması ve güçlendirilmesi gerektiğini her zamankinden daha açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Biz, hakların görünür olduğu, özgürlüklerin güvence altına alındığı, kimsenin dışlanmadığı ve adaletin herkese eşit şekilde ulaştığı bir Türkiye idealine inanıyoruz. İnsan hakları, yalnızca belirli bir grubun değil; toplumun her kesiminin ortak meselesidir. Haklarını kaybeden bir toplum; sesini, iradesini ve yarınlarını kaybeder. Bu nedenle insan haklarını korumak, siyasi bir tercih değil; insani bir zorunluluktur. Saadet Partisi olarak; hukukun üstünlüğünün esas alındığı, ayrımcılığın ortadan kaldırıldığı, sosyal destek mekanizmalarının güçlendirildiği, ifade özgürlüğünün güvence altına alındığı ve insan onurunun korunması için gerekli tüm politikaların hayata geçirilmesini savunuyoruz. Bu anlayışla, 10 Aralık İnsan Hakları Haftası’nı; bir hatırlatma gününden öte, insan onurunu merkeze alan adil bir düzen kurma sorumluluğumuzu yeniden ifade ettiğimiz bir zaman dilimi olarak görüyoruz. Çünkü insan hakları, adaletin en temel ölçüsüdür; hakların korunduğu yerde adalet, adaletin olduğu yerde insan onuru yaşar. Ve bizim, bu adaleti yaşatmak için sözümüz var."

Düşünce ve İfade Özgürlüğü Üzerindeki Kısıtlamaları Kaldırın Haber

Düşünce ve İfade Özgürlüğü Üzerindeki Kısıtlamaları Kaldırın

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen basın toplantısında ülke gündemi değerlendirildi. Saadet Partisi Tepebaşı İlçe Eğitim Başkanı Tuncay Akyol tarafından düzenlenen basın toplantısında şu ifadelere yer verildi; "Çözüm denilen bu sürece biz 85 milyonun kardeşliği temelinde destek verdik. Amacımız tam olarak budur. 14 aydan daha fazla bir zaman geçti. Süreç bozulsun istemiyoruz ama her şey Komisyon ve Ada arasında bir oyalamaca dönsün de istemiyoruz. En başından beri söylediklerimizi tekrar söylüyoruz: Süreci şeffaf bir şekilde yürütün, kamuoyunu doğru bilgilendirin. Düşünce ve ifade özgürlüğü üzerindeki kısıtlamaları kaldırın. Söz söyleyene gözdağı verme şeklindeki, gözaltı uygulamalarına son verin. Yargının muhalifleri susturmak ve cezalandırmak için kullanışlı bir aparat olmasına sebep olmayın. Çözümü ABD ve İsrail’den gelen telkinlerde değil, bölge ülkeleri ile hakkı üstün tutan bir anlayışla, samimi bir şekilde yapılan sesimizi duyun, önerilerimizi dikkate alın, kandırmacadan, oyalamadan, algı yönetiminden vazgeçin. İktidar ülkemizi öyle bir noktaya getirdi ki; Türkiye’de özgürlükler ve yasaklar aynı anda konuşuluyor. Neyin serbest neyin yasak olduğuna, kimin serbest kimin tutuklu kalacağına hukuk değil, iktidar karar veriyor. Bir tarafta Abdullah Öcalan’a özgürlük, genel af konuşulurken, diğer tarafta tutuklu gazetecilerin, 28 şubat mağdurlarının KHK’lıların hiç gündeme alınmaması başka bir plan, başka bir niyet, başka bir dizayn mı var; sorularını akıllara getiriyor. Bu sürece koşulsuz destek veren de olacaktır, kısmi destek veren de olacaktır, toptyekûn karşı çıkan da olacaktır. Bu çok normaldir ve insanidir. Karşı çıkanı hain olarak yaftalamak doğru değildir. Bir takım tezviratlar uydurup insanların hissiyatını dile getirmelerini cezalandıramazsınız. Misâlen Şehrimizde bir polis memuru bir şeyler söyledi ve jet hızıyla işlem başlatıldı. Elbette üniformasıyla bu işi yapması doğru değildir. Meslek Hukuku içerisinde gerekiyorsa ceza verilsin. Ama düşüncesinden ötürü cezalandırılması asla kabul edilemez. Zira biz üniformalarıyla, unvanlarıyla, makamlarıyla iktidar lehine açıklamalar yapan nice bürokratlar ve kamu görevlileri gördük. Nasıl bu eylem yanlış idiyse bundan öncekiler de aynı ölçü de yanlıştır."

Türkiye Çok Büyük Bir Ekonomik Krizle Yanıyor! Haber

Türkiye Çok Büyük Bir Ekonomik Krizle Yanıyor!

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından haftalık olarak düzenlenen basın toplantısında Gazze ve ekonomi gündemleri ile ilgili değerlendirmelerde bulunuldu. Saadet Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı Sosyal İşler Başkanı Yaşar Köleoğlu tarafından düzenlenen basın toplantısında şu ifadelere yer verildi; “Gazze’de 10 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkes bir ayını doldurdu. Bu bir aylık sürede Hamas, ateşkese tam olarak bağlı kalmasına rağmen; İsrail; aralarında çocukların da olduğu yüzlerce Filistinliyi katletmeye devam etti. Yardımların sadece 3’te 1’inin Gazze’ye girmesine o da rica minnet izin verildi. Çocukların, hastaların ve yaralıların ihtiyacı olduğu günde 350’den fazla temel gıda ürününün Gazze’ye girmesine engel olundu. Önümüz kış! Gazze’de oturulacak konut var, ev de içinde kalınabilecek sağlam bir çadır kalmamış durumda. Yağmur mevsiminin başlamasıyla gelen görüntüler yürekleri parçalıyor. Bir kez daha, Gazzeliler ABD’nin ve İsrail’in insafına terk edilmiş durumdalar. “Ateşkes oldu sorunlar bitti” algısıyla Gazze’yi gündeminden düşürmenin vebali hepimizi yerle bir eder. Bu algı üzerinden İsrail ile ilişkileri yeniden normalleştirmeye dönük ABD’nin telkinlerine kayıtsız kalmak bu milletin vicdanını kanatır. Ekonomideki diğer konu atıl işgücü oranında, geçen çeyreğe göre %2,6 azalış var. Dünyanın en büyük 17’nci, Avrupa’nın 7’nci ekonomisi haline geldik. Kişi başına düşen milli gelir 17.000 dolara ulaştı. Kimse kusura bakmasın! Türkiye’deki gerçek ekonomi rakamlarını görmek isteyenler, dönüp sahaya baksın. Bu hafta Kayseri’de, Antalya’da, Çorlu’da gördüğümüz manzara, bu söylemlerin tam aksini anlatıyor. Gelir adaletsizliğinin bu kadar yaygın olduğu bir dönemde, “çalışabilen” milyonlarca insanımızın hangi koşullarda çalıştığı da ortaya çıkmış olmalı artık; gerçek olarak söylüyorum. Türkiye’de ve dünyada, yapılan her işte vergi yükünü taban düzeyini ifade eden asgari ücret; bugün Türkiye’de “temel ücret” haline geldi. Öyle ki bugün işe yeni başlayan biri de asgari ücret alıyor, yeni işçi de asgari ücret alıyor. Bakıma: Türkiye’de 2023 yılında 11.2 milyon insanımız asgari ücret aldı. Peki 2021 Avrupa ülkesinin tamamında asgari ücretle çalışan kişi sayısı ne kadar biliyor musunuz? 12.8 milyon. Yani Türkiye’de asgari ücretle çalışan kişi sayısı neredeyse Avrupa’nın tamamına eşit durumda. Değerli arkadaşlar, bu ülkede asgari ücret 22.104 TL, açlık sınırı 28.412 TL. Üzülerek söylüyoruz, bu açlık sınırı değil, yoksulluk sınırı hiç değil bu iktidarın bu rakamları “ölüm sınırı” olması durumda. Tüm bu adaletsiz gelir dağılımı, üretim, tüketim politikası, hayat pahalılığı karşısında vatandaşımız borçla toparlanmakta buluyor. Bugün iş insanlarımız borçlu, memur borçlu, işçi borçlu, çiftçi borçlu, asgari ücretli de borçlu. Türkiye borçlu. Bir Afrika atasözü vardır. Aslan, ceylan, zebra yan yana koşuyorsa, orman yanıyor demektir. Bugün Türkiye’de; işçi de, işveren de; gazeteci de, medya patronu da; öğrenci de, akademisyen de; esnaf da; çiftçi de, asgari ücretli de, memur da; herkes ormana doğru kaçıyor demektir. Çünkü bu orman, yangın arkadaşlar, Türkiye çok büyük bir ekonomik krizle yanıyor! Bu ormanı nasıl yansıyor anlamalıyız. Dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girecektik; organize suçlardaki ilk 10’a girdik. Faiz bitecekti faizi birinci sıraya geldik. Enflasyon bitecekti, ama enflasyonda yine birinci sıradayız. Kira konut emlak birinci sıradayız. Gıda enflasyonunda birinci sıradayız. Avrupa’ya sığınmacı başvurusunda bulunan ülkeler arasında Suriye, Afganistan ve Venezuela’nın ardından 4. Sıradayız. İşte orman böyle yanıyor! İşte vatandaşlarımız bunun için feryat ediyor, İşte Türkiye bunun için kaybediyor. Biz; bu yangını söndüreceğiz! Biz bu yangını söndürmek için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra canla başla çalışmaya devam edeceğiz."

Bizler İçin Gerçeklik Ekonomik Buhrandır Haber

Bizler İçin Gerçeklik Ekonomik Buhrandır

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen haftalık basın toplantısında yeni Anayasa tartışmaları ve ekonomi gündemleri değerlendirildi. Saadet Partisi Eskişehir İl Gençlik Kolları Başkanı Mücahit Ateş tarafından düzenlenen basın toplantısında şu ifadelere yer verildi; "Eskişehir halkına sesimizi duyuracak siz değerli basın mensubu arkadaşlar, basın toplantımıza gösterdiğiniz ilgi için hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim. Gündem çok hızlı değişiyor ancak ben burada bazılarına değineceğim. “Yeni Anayasa” yine gündemde. Çok net şu soruları sormak istiyoruz: Siz bu “Yeni Anayasayı” niçin istiyorsunuz? Demokratik bir Türkiye için mi, yoksa kendi Otokratik rejiminize zemin hazırlamak için mi? Biz; Sivil, dili ve içeriğiyle bugünü ve yarını kucaklayan, en önemlisi - 86 milyonun tamamının “İşte benim anayasam” diyerek sahipleneceği, baş tacı edeceği bir Anayasanın en büyük destekçisi oluruz. Ancak, önce; mevcut anayasaya uyulmasını bunun neticesinde ortaya çıkan eksiklerin tartışılmasını bekleriz. Eski Anayasa, hukuka uymamak için bir bahane; yeni Anayasa'da iç politikayı dizayn edecek bir malzeme olmamalıdır! Bu yeni anayasa ve demokratikleşme konusunda epey bir açıklama yapan ve Cumhurbaşkanı danışmanı olduğunu bildiğimiz bir zat, her pazar günü Meclis'e ve Meclis'te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'na rol biçip yön vermeye kalkıyor. Bu arkadaş komisyonun başına atanmış bir “kayyum” gibi davranıyor.Süreçte; ne konuşulacak, ne konuşulmayacak, bununla ilgili kendini yetki sahibi sanıyor. Arkadaşlar, şunu bir netleştirelim: Kimse, meclis iradesinin üzerinde değildir. Kimse meclise yön veremez, çerçeve çizemez, ne yapacağını söyleyemez. Yeni Anayasa’dan bahsedenler, önce bu kayyum zihniyetinde bir çıksınlar! Bakın biz en başından beri şunu söyledik: İhtiyacımız olanı; “Terörsüz Türkiye” tabiri ifade etmeye yetmiyor, Bizim ihtiyacımız olan “Yaşanabilir Türkiye” ifadesidir dedik. Toplumsal barış ve huzuru “bir örgütün silah bırakmasına” indirgemenin çıkmaz yol olduğunu söyledik. Ancak gördüğümüz o ki; kendini kayyum sanan arkadaş toplumun farklı kesimlerinin hak ve özgürlüklere dair taleplerini dile getirmesini istemiyor. Komisyonun bu konulara giremeyeceğini iddia ediyor. İşte tam da bu anlayış, bu ülkeyi yaşanabilir olmaktan çıkarıyor. Kalıcı ve kapsayıcı bir çözüm: Tutuklu Başkanlardan, Kayyım atanmış belediyelere; Tutuklu gazetecilerden, Adalet arayışında olan KHK’lılara; Ev kirasını ödeyemeyen asgari ücretlilerden, atama bekleyen öğretmenlere; AVM'lerin kuşatması altında can çekişen esnaftan, her sezonu daha büyük zararla kapatan çiftçilere; Engelsiz şehirler isteyen engelli vatandaşlarımızdan, şiddet görme endişesi taşıyan kadınlara; adalet arayışında olan herkesi sürecin dışında değil tam merkezinde konumlandırmakla mümkündür. Örgütün silah bırakması konusunda, kimsenin itirazı olmaz, olamaz da! Bununla birlikte hiç kimse bizden keyfiliğin, kayırmacılığın ve hukuksuzluğun dayatılmasına da rıza göstermemizi beklemesin. Değerli arkadaşlar; Türkiye’de; sosyal medya kahramanlarının, televizyon yorumcularının “gündem budur” dediği şeylerin dışında bir gerçeklik var. Bizler için gerçeklik; tüm kaynaklarımızı yok eden ekonomik buhrandır! Vergi, Enflasyon ve Faiz ile yönetilmeye çalışılan ekonomidir. Bakınız, bu milletten, bu yıl sonuna kadar 12 trilyon 651 milyar vergi toplanacak. Bu verginin de %85’ini dar gelirliler ödeyecek. Geçtiğimiz günlerde Hazine ve maliye bakanımız vergi konusunda çıktı; “Az kazanandan az, çok kazanandan çok alacağız” dedi. -Üzülerek söylüyorum- Bu açıklama, bugüne kadar “Az kazanandan çok, çok kazanandan az vergi” alındığının itirafıdır. Bakınız geçtiğimiz hafta sonu, Evini kiraya verenlere %20 stopaj uygulanacağına dair bir düzenleme gündeme geldi. Sonra Hazine ve Maliye bakanlığı hemen yalanladı. Biz aynı senaryoyu, yurt dışı çıkış harcında da yaşamıştık. Sonra birden harçların yükseldiğini gördük. Umarız, bu konuda da bir benzeri yaşanmaz.Çünkü evini kiraya verenlerden %20 stopaj demek, direk kiraların yüzde 20 artması demektir. Ev sahibine getirilen, her yeni vergininkonut ve kira fiyatlarını yükselteceğini bilmek için Takdir edersiniz ki ekonomi bakanı olmaya gerek yok! İsrafla, yandaşla, faizle delinen bütçe Vergiyle, yeni vergiyle, cezayla, yeni cezayla doldurulmaya çalışılıyor! Bakınız, çarpıcı bir rakamı sizinle paylaşmak istiyorum 2025 bütçesinde vatandaşa kesilecek cezalardan elde edilmesi öngörülen toplam gelir 245 milyar 413 milyon lira olarak belirlenmişti. Peki, yılın ilk 6 ayında kesilen para cezalarının toplam tutarı Ne kadar biliyor musunuz? 921 milyar lira! Öngörülenin yaklaşık 4 katı! (3,75) 2 yıldır enflasyon hedefini tutturamayan iktidar, 2 yıldır faizi düşüremeyen iktidar İş vatandaşa kesilecek cezaya gelince hedefi 6 ayda tutturmakla kalmıyor, 4 katına çıkarıyor!"

Hakikat Çarşıdadır, Pazardadır, Markettedir! Haber

Hakikat Çarşıdadır, Pazardadır, Markettedir!

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen haftalık basın toplantısında Gazze ve ülkenin ekonomi gündemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu. Saadet Partisi Odunpazarı İlçe Eğitim Başkanı Nihat Çelik tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Filistin davasını savunmaya devam edeceğiz. Gözümüz, gönlümüz Gazze’de olsa da ülkemize dönen kıymetli vekillerimizden Allah razı olsun, soykırımcı İsrail’in ne kadar korkak olduklarını hem gördüler hem de bizlere gördüklerini anlattılar, Özgür Filistin’e yakında kavuşacağımıza dair inancımız, bugün tek tesellimiz, yarın içinse en güçlü umudumuzdur. Eylül ayında açlık sınırı 28 bin liraya yükseldi. Böylece Cumhuriyet tarihimizde ilk kez açlık sınırı ile asgari ücret arasındaki fark bu seviyeye çıktı. Ama tabi geçtiğimiz haftalarda Sayın Bakan Şimşek yine bizi şaşırtmadı. Eylül ayında yükselen enflasyon için zirai don ve okulların açılmasını neden gösterdi. Aslında denklem çok basit: Enflasyon düşerse ‘programın başarısı’, Enflasyon yükselirse ‘birtakım takvimsel ve iklimsel olaylar!’ Ben size milletin enflasyonundan çarpıcı örnek vereyim: Bugün bir çiftçimiz, son model bir telefon alabilmek için tam 20 ton domates satmak zorunda. Yine son model bir telefon alabilmek için tam 50 ton, yani iki tır patates satmak zorunda. Düşünebiliyor musunuz? Bir telefon 2 tır patates ediyor. Bu ülkede asgari ücretli bir genç, evlenebilmek için tam 45 ay yemeden içmeden çalışmak zorunda! Emekli maaşıyla ise ne bir kira ödenebiliyor ne bir dolap doldurulabilir ne de memlekete gidilebiliyor.” Türkiye'nin vergi gelirinin yüzde 85'ini dar gelirliler ödüyor. Ne demek istiyorum: Vergiyi çiftçiler, asgari ücretliler, emekliler, emekçiler ödüyor! Peki holding ve finans kuruluşları? Gelir İdaresi Başkanlığı'nın (GİB) rakamlarına göre, onlar da her yüz liralık verginin sadece 15 lirasını veriyor. İşte Türkiye gerçeği! Bir tarafta alın teri, emeği para etmeyen milyonlar, bir tarafta ise parasına para katan mutlu azınlıklar. İşte biz, bu bozuk düzeni değiştirmek için çalışıyoruz! İnşallah ‘adil bir düzenle’, ‘adil bir ekonomik düzenle’ bunu başaracağız! Biz buna gönülden inanıyoruz. Bu cennet vatanın, bunu başaracak kaynakları var. Yeter ki bu kaynaklar, yerli yerince kullanılsın! Yeter ki bunu arzu eden, samimi bir iktidar iş başına gelsin. Yeter ki gerçek Milli Görüş iktidar olsun!” Adil bir ekonomik düzen’ kurmadığınız için sokaklar kendi ‘alternatif ekonomik düzenini’ kurdu. Yasa dışı kumar ağları, kolay para tuzakları, gençlerimiz için cazip çıkış kapısı haline gelmiş durumda. Buraya dikkat! Çaresizlikten beslenen bu çete düzeni bir ‘yeraltı istihdam ofisi’ gibi işlemeye başladı! Biz inşallah bu ‘yeraltı istihdam ofislerinin’ kökünü kurutup; ‘yerüstünü istihdam cennetine’ dönüştüreceğiz” Bugün hakikat çarşıdadır, pazardadır, markettedir! İnsanlarımız yeni bir adres, yeni bir soluk arayışında. Bu arayış sadece anket rakamlarına yansımıyor. Her ay Türkiye’nin dört bir yanında yaptığımız ziyaretlerde, her hanede, her dükkânda, her meydanda bütün açıklığıyla karşımıza çıkıyor. Milletimiz değişim, gelişim ve umut talep ediyor! Bu değişimin ve umudun adresi Saadet Partisi’dir. Tüm halkımızı Saadet Partisinde siyaset yapmaya davet ediyorum. Burada vefa var. Burada merhamet var. Burada kardeşlik var. Burada yanlışın karşısında, birlikte dik durmak var. Burada şahsi çıkarlar için değil, memleketin selameti için bir araya gelenler var! Bizim kapımız, gönlümüz ardına kadar açık. Tüm kardeşlerimizi birlikte siyaset yapmaya, birlikte düşünmeye, birlikte üretmeye, ve hep birlikte adil bir Türkiye’yi inşa etmeye davet ediyorum. İnşallah, Saadet Partimizi daha da büyüterek, milletimizle birlikte iktidara yürüyeceğiz!"

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.