SON DAKİKA
Hava Durumu

#Rant

Porsuk Haber Ajansı - Rant haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rant haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çakırözer: "Eskişehir'in Sağlık Alanlarını Kimlere Peşkeş Çekiyorsunuz?" Haber

Çakırözer: "Eskişehir'in Sağlık Alanlarını Kimlere Peşkeş Çekiyorsunuz?"

CHP Milletvekili Utku Çakırözer, Eskişehir’de eski Devlet Hastanesi arazisi yerinin ardından eski Hava Hastanesi olarak bilinen Yunus Emre Devlet Hastanesi 2 Eylül Hizmet Binası’nın bulunduğu alanlar için verilen özelleştirme kararlarına tepki gösterdi. Çakırözer, “Eskişehir’in kamu kurumlarını yıllardır birer birer alıp götüren AKP iktidarı şimdi de şehrin sağlık alanlarına, hastanelerine göz dikmiş! Şehrimizde kamuya ait sağlık alanlarının peş peşe özelleştirme kapsamına alınması asla kabul edemez! Eskişehir’in hastaneleri, sağlık hakkı kimlere peşkeş çekilecek? Sağlık hizmeti rant alanı değil, bir kamu hakkıdır! Bu özelleştirme kararlarından derhal vazgeçilmelidir. Şehrin merkezindeki bu alanlar rant projelerine değil, sağlık hizmetine kazandırılacak şekilde planlanmalıdır” dedi. “HASTANE ALANLARINI KİME PEŞKEŞ ÇEKECEKSİNİZ” Eskişehir’de eski Devlet Hastanesi arazisinin özelleştirme kapsamına alınmasının ardından önceki gün Resmi Gazete’de yayınlanan kararla eski Hava Hastanesi ve karşısındaki İl Sağlık Müdürlüğü’nün bulunduğu (Yunus Emre Devlet Hastanesi ek hizmet binası) alanların da özelleştirme kapsamına alınması tepkilere neden oldu. Sağlık alanları için art arda gelen özelleştirme kararlarına tepki gösteren CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “Eski Devlet Hastanesi arazisinin ardından şimdi de eski Hava Hastanesi olarak bildiğimiz alanın özelleştirme programına alınması Eskişehir’in sağlık altyapısının planlı şekilde yok edilmesidir. Bu iktidar Eskişehirlilerin talebini, ihtiyacını değil rantın, peşkeşin yanındadır” dedi. “RANTIN DEĞİL, ESKİŞEHİRLİLERİN SAĞLIK HAKKININ YANINDA OLUN!” Eskişehir’de özelleştirme kararı verilen alanların merkezde yıllarca sağlık alanı olarak Eskişehirlilere hizmet verdiğini ve yine sağlık olanı olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Çakırözer, şunları söyledi: “Eskişehir’de art arda gelen özelleştirme kararlar AKP iktidarının Eskişehirlilerin ihtiyaçlarını, taleplerini, kamu yararını değil; rantı önceleyen bir anlayışının sonucudur! Eskişehir’de hizmet veren mevcut Şehir Hastanesi’nin durumu da ortadadır. Ulaşım problemleri, şehirdeki yüksek hasta yoğunluğu, randevu bulmakta yaşanan zorluklar ve sağlık çalışanlarının üzerindeki ağır iş yükü vatandaşlarımızın sağlık hizmetine erişimini her geçen gün daha da zorlaştırmaktadır. Böyle bir ortamda merkezi ve erişilebilir konumdaki hastane alanlarının devre dışı bırakılması değil, aksine güçlendirilmesi gerekir. Eskişehir halkının sağlık hizmetlerine olan talebi açıktır. Daha fazla erişilebilir, nitelikli ve kamusal sağlık hizmeti her vatandaşımızın temel talebidir. Ancak özelleştirme kararları bu talebi karşılamak yerine, mevcut imkanları daraltmakta ve ranta açmaktadır. Bu özelleştirme kararını alanlara açıkça soruyoruz, şehrin merkezinde kamuya ait bu değerli sağlık alanlarını kimlere peşkeş çekeceksiniz? Eskişehir’deki sağlık alanlarını özelleştirme kapsamına alan bu kararlardan derhal vazgeçilmelidir. Kamuya ait bu alanlar rant projelerine değil, yeniden sağlık hizmetine kazandırılacak şekilde planlanmalıdır.”

CHP'li Süllü: ''Hobi Bahçesi Düzenlemesi Vatandaşı Cezalandırıyor'' Haber

CHP'li Süllü: ''Hobi Bahçesi Düzenlemesi Vatandaşı Cezalandırıyor''

CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Meclis gündeminde olan kamuoyunda hobi bahçeleri düzenlemesi olarak bilinen 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nu değişikliklerine tepki gösterdi. Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Eskişehir Yaş Sebze ve Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Yıldıran Kılıç’ı ziyaret ederek üreticinin sorunlarını dinledi. Ziyarette, komisyonda kabul edilerek Meclis Genel Kurulu’na görüşülmek üzere sevk edilen tarımsal üretim yapanların tepkisine yol açan düzenlemeyi içeren torba kanun teklifi de ele alındı. Teklif, hobi bahçeleri, tarım alanlarındaki mevcut yapıların durumuna ilişkin düzenlemeler ve cezai yaptırımları içeriyor. “ÜRETİCİYE BİR DARBE DE BAKANLIKTAN” Gıda güvenliğinin Türkiye açısından kritik bir eşikte bulunduğunu vurgulayan Süllü, plansızlık, denetimsizlik ve üretimden kopuşun tarımda yapısal krize yol açtığını belirtti. Süllü, iktidarın tarım politikalarını sert sözlerle eleştirerek, “Üretici artan maliyetler, düşük alım fiyatları ve yetersiz destekler nedeniyle üretemeyecek hale getirildi. Yanlış, yetersiz ve günü kurtarmaya dönük politikalar nedeniyle zaten can çekişen üreticiye bir darbe de Tarım Bakanlığı eliyle vurulmaktadır” dedi. Tarım arazilerinin maden, enerji projeleri adı altında büyük sermayeye açıldığını ifade eden Süllü, “Turizm ve rant odaklı büyük konut projeleri ve madenler için toprak koruma kurulu kararlarıyla tarım arazileri talan edilirken, üretmeye çalışan çiftçi ve kendi hobi bahçesinde gıdasını üretmeye çalışan emekli cezalandırılıyor” ifadelerini kullandı. “SORUN HOBİ BAHÇELERİNE İNDİRGENEMEZ” Kanunla yapılan değişikliklerin, hazinedeki açıkları kapatmak amaçlı vatandaşa yeni cezalar kesilmesinin aracı olarak kullanılmasının yanlış olduğunu söyleyen Süllü, ürettiği için zaten cezalandırılan üreticinin bu cezaları ödeyebilecek durumda olmadığını söyledi. Üreticilerin tarımsal amaçlı aletlerini koyduğu ya da çoğu emekli vatandaşların sebze meyvesini üretmek için kullandığı hobi bahçelerindeki geçici yapılara daha kanun değişikliği geçmeden Eskişehir’de cezalar yağdırıldığını söyleyen Süllü, “Tarım alanları yıllardır devlet eliyle yağmalanırken, köylü üretimden koparılırken etkili politika üretmeyenlerin, sorunu yalnızca hobi bahçelerine indirgemesi inandırıcı değildir. Türkiye’nin en verimli ovaları yıllardır sanayi, madenler ve konut işgaline açılıyor. Ovalarda tarım ürünleri yerine beton yapılar boy gösterip; maden uğruna tarım toprakları yok olurken şimdi cezai yaptırımlarla belediyeler ile vatandaş karşı karşıya getiriliyor” dedi. “CEZA DEĞİL, BÜTÜNCÜL POLİTİKA GEREKİYOR” Süllü, çözümün cezalandırma değil, bütüncül tarım politikaları olduğunu vurgulayarak “Vatandaş ile kamu otoritelerini karşı karşıya getiren bu yaklaşım terk edilmeli. Tarım alanlarının korunması, üreticinin desteklenmesi ve gıda güvenliğinin sağlanması için, kapsamlı politika değişikliğine ihtiyaç var. Ciddi sorunlara yol açacak düzenleme geri çekilmeli ve tüm boyutlarıyla yeniden değerlendirilmelidir” dedi.

Kamu Alanı Olarak Kalmalı! Haber

Kamu Alanı Olarak Kalmalı!

Odunpazarı Kent Konseyi, Yenidoğan Mahallesi’ndeki Eski Devlet Hastanesi arazisinin özelleştirme kapsamına alınmasına sert tepki gösterdi. Başkan İsmail Kumru, "Bu alan ticari rant anlayışıyla değil, kamu yararı gözetilerek sağlık tesisi olarak değerlendirilmelidir" dedi. ​Eski Devlet Hastanesi Arazisi Özelleştiriliyor mu? ​Eskişehir’in kent hafızasında derin izler bırakan Odunpazarı Eski Devlet Hastanesi arazisinin, Cumhurbaşkanlığı kararıyla özelleştirme kapsamına alınması şehirde tartışma yarattı. Resmî Gazete’de yayımlanan karar sonrası alanın satış, kiralama veya işletme hakkı devri gibi yöntemlerle özelleştirilebilmesinin önü açıldı. ​Konuyla ilgili açıklama yapan Odunpazarı Kent Konseyi, bölge halkının yıllardır bu alanın yeniden bir devlet hastanesi veya modern bir sağlık tesisi olmasını beklediğini hatırlattı. ​"Kent Hafızası Ranta Kurban Edilmemeli" ​Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru, alanın sadece ekonomik bir değer olmadığını, aynı zamanda binlerce Eskişehirlinin anılarını barındıran bir "kent hakkı" konusu olduğunu vurguladı. Kumru, açıklamasında şu noktaların altını çizdi: ​"Eski Devlet Hastanesi yalnızca bir yapı değil; kuşakların sağlık hizmeti aldığı, sosyal yaşamı şekillendiren kamusal bir mekândır. Bu alanın geleceği; kent hakkı, kamu yararı ve şehir planlama vizyonu açısından değerlendirilmelidir." ​Odunpazarı Kent Konseyi’nin 4 Temel Talebi ​Kent Konseyi, sürecin takipçisi olacaklarını belirterek yetkililere şu somut talepleri iletti: ​Kamusal Koruma: Alanın öncelikle kamusal kullanım amacıyla korunması. ​Sağlık Hizmeti: Bölgenin ihtiyacı doğrultusunda kamuya ait bir sağlık tesisi olarak planlanması. ​Şeffaflık: Karar süreçlerinin şeffaf yürütülmesi ve yerel paydaşların görüşlerinin alınması. ​Rant Karşıtlığı: Ticari rant odaklı yaklaşımlardan uzak durulması. ​Yetkililere Çağrı: "Halkın Beklentilerini Dikkate Alın" ​"Eskişehir’de Yaşamak" kültürünün kamusal alanların korunmasıyla mümkün olduğunu ifade eden konsey, merkezi idareyi ve yerel yetkilileri planlama yaklaşımını yeniden gözden geçirmeye davet etti. ​Haberin sonunda, Odunpazarı Kent Konseyi’nin Eskişehir’in ortak değerlerini savunmaya devam edeceği ve sürecin her aşamasını yakından takip edeceği kamuoyuna saygıyla duyuruldu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Atabay: "Bir Üretim Seferberliği Başlatacağız” Haber

CHP Genel Başkan Yardımcısı Atabay: "Bir Üretim Seferberliği Başlatacağız”

Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen "Kara Ekonomik Düzenden Çıkış: Anadolu Kalkınma Yolu" paneli, Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Yoğun katılımın gözlendiği panelde; yerel yönetimlerin gücü, sanayicinin beklentileri ve CHP’nin makro ekonomi vizyonu bir araya getirildi. CHP Odunpazarı İlçe Başkanlığı tarafından Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde düzenlenen panele ilgi yoğun oldu. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, CHP İl Başkanı Talat Yalaz, Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda vatandaşın katıldığı etkinlikte, Türkiye’nin ekonomik çıkmazdan kurtuluş reçetesi masaya yatırıldı. Panelin açılış konuşmasını yapan CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, konuşmasında krizin toplumsal maliyetine odaklanarak mevcut düzeni "ayırt edici ve ayrıcalıklı" olarak tanımladı. Çınar, Türkiye’nin bir üretim krizinden ziyade bir tercih krizinde olduğunu belirterek; çiftçinin toprağını ekememesinin, esnafın ayakta duramamasının ve gençlerin gelecek umudunu yitirmesinin "yanlış politikaların bir sonucu" olduğunu ifade etti. Bu tablonun bir kader olmadığını vurgulayan Çınar, çözümün Anadolu’nun öz gücünü harekete geçirecek adil bir paylaşımdan geçtiğini dile getirdi. ​CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz yaptığı konuşmada, ekonomi ve hukuk arasındaki kopmaz bağa dikkat çekerek iş dünyasının en büyük ihtiyacının "öngörülebilirlik" olduğunu belirtti. Yalaz, yatırımcının önündeki en büyük engelin maliyet artışlarından ziyade hukuki belirsizlikler ve finansmana erişim zorluğu olduğunu söyledi. Eskişehir özelinde bir kalkınma modeli çizen Yalaz; sanayinin güçlendirilmesi, KOBİ’lerin desteklenmesi, üniversite-sanayi iş birliğinin kağıt üstünde kalmaması ve özellikle "yeşil dönüşüm ile dijitalleşmenin" bir tercih değil, küresel rekabet için zorunluluk olduğunu ifade etti. Devletin iş dünyasına rakip olan değil, bürokratik engelleri kaldıran bir "yol arkadaşı" olması gerektiğinin altını çizdi. Cumhuriyet Halk Partisi Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve MYK Üyesi Güldem Atabay, yaptığı konuşmada partinin yeni ekonomi vizyonunu ve "çatı programı"nın detaylarını paylaştı. Orta Doğu’daki savaşın ve küresel ekonomik dönüşümün Türkiye’yi kırılgan bir zeminde yakaladığını belirten Atabay, liyakat ve stratejik planlama ile 6 ayda rahatlama, 30 yılda ise tam kalkınma vadetti. ​"Kamuculuk Devletleştirme Değildir" ​Konuşmasında partinin "kamucu" kimliğine açıklık getiren Atabay, bu kavramın yanlış anlaşıldığını vurguladı: ​"Kamuculuk, her şeyi devletleştirmek değildir. Kamuculuk, bir yatırım planlanırken belirli grupların çıkarı yerine toplumun genel faydasının gözetilmesidir. Devlet, özel sektörün girmeye cesaret edemediği alanlarda 'buz kırıcı' rolü üstlenecek, yolu açacak ve stratejik hedeflere ulaşıldığında yerini özel sektöre bırakacaktır." ​100 Günlük Acil Eylem Planı Atabay, iktidara geldiklerinde ilk 100 günde atılacak adımları şöyle sıraladı: • ​Merkez Bankası ve Hazine: Kurumsal akıl ve liyakat geri getirilecek. • ​Bereket Köprüsü: Çiftçilerin birikmiş borçlarının faizleri silinecek, gıda enflasyonuyla doğrudan mücadele edilecek. • ​Türkiye Enerji Kurumu: Özelleştirme sonrası aksayan enerji süreçleri tek bir stratejik çatı altında toplanacak. • ​Barınma Hakkı Planı: Büyükşehirlerdeki konut krizi için acil çözümler devreye alınacak. ​"Anadolu Kalkınma Yolu" ve Yeni Teşvik Sistemi ​Türkiye’nin sanayi haritasını yeniden çizmeyi hedeflediklerini belirten Atabay, "Anadolu Kalkınma Yolu" projesiyle sanayiyi Marmara havzasına sıkışmaktan kurtaracaklarını ifade etti. Atabay, teşvik sisteminde devrim yapacaklarını belirterek, "Teşvikler artık sadece bölgeye göre değil, performansa, genç istihdamına ve ihracat potansiyeline göre verilecek. Şeffaf ve dijital bir portal üzerinden herkesin görebileceği bir sistem kuracağız," dedi. ​Sektörel Odak Noktaları: ​Atabay’ın sunumunda öne çıkan bölgesel stratejik hedefler ise şunlar oldu: • ​İç Anadolu: Savunma sanayi ve makine üretimi. • ​Ege ve Akdeniz: Yeşil imalat, gıda işleme ve yeşil enerji. • ​Güneydoğu Anadolu: Tekstil ve lojistik merkezi. • ​Karadeniz: Enerji veri merkezleri. ​"Rant Değil, Üretim Ekonomisi" ​Mevcut büyüme modelinin tüketime ve ithalata dayalı olduğunu, bunun da sürekli kriz doğurduğunu savunan Atabay, "Bizim modelimiz üretim seferberliğidir. Rant ekonomisinden üretim ekonomisine geçerek, Türk lirasını baskılayan değil, verimlilik ve markalaşma ile rekabet eden bir Türkiye inşa edeceğiz," diyerek sözlerini tamamladı.

Yeraltı Suları Sınırsız Değil, Su Krizi Kapıda! Haber

Yeraltı Suları Sınırsız Değil, Su Krizi Kapıda!

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Eskişehir Şubesi, 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla yaptığı basın açıklamasında, su kaynaklarının üzerindeki baskının kritik seviyeye ulaştığını vurguladı. Bilimsel veriler ışığında yapılan uyarıda, Eskişehir’in yeraltı su rezervlerinin yanlış kullanım ve iklim krizi nedeniyle büyük risk altında olduğu belirtildi. ​TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu, 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında bir basın açıklaması yayımlayarak su yönetiminde bilimsel temelli bir yaklaşımın aciliyetine dikkat çekti. Açıklamada, suyun ticari bir meta değil, temel bir yaşam hakkı olduğunun altı çizilirken; "Vahşi sulama", "kaçak kuyular" ve "plansız kentleşme" konularında sert uyarılarda bulunuldu. ​"Eskişehir'in Yeraltı Suları Risk Altında" ​Jeoloji mühendisliğinin yeraltı sularının korunmasındaki stratejik rolüne değinilen açıklamada, Eskişehir havzasındaki duruma dikkat çekildi. Şehrin önemli bir yeraltı suyu havzası üzerinde yer aldığı ancak bilinçsiz tüketimin bu mirası tükettiği ifade edildi: ​"Şehrimiz, yeraltı suyu açısından zengin bir havzada bulunmasına rağmen; tarımsal sulamadaki yanlış yöntemler ve kontrolsüz çekimler nedeniyle su seviyelerinde ciddi düşüşler yaşanmaktadır. Yeraltı suları sanıldığı gibi sınırsız değildir." ​Bilimsel Planlama ve Denetim Çağrısı ​JMO Eskişehir Şubesi, su krizinin derinleşmemesi için 5 temel çözüm önerisini kamuoyuyla paylaştı: ​Hidrojeolojik Etüt Şart: Su yönetimi mutlaka bilimsel planlamaya dayanmalı. ​Kaçak Kuyulara Son: Denetimler sıkılaştırılmalı, kaçak kuyu açılması engellenmelidir. ​Modern Sulama: Tarımda 'vahşi sulama' terk edilerek modern tekniklere geçilmelidir. ​Ürün Deseni Planlaması: Şehrin tarımsal ürün seçimi, su rezervlerine göre yapılmalıdır. ​Bütüncül Politika: Kentleşme ve sanayi planlarında yeraltı su rezervleri ana kriter olmalıdır. ​"Su Bir Kamu Hakkıdır" ​Açıklamada iklim krizinin yağış rejimlerini değiştirdiği ve kuraklık riskini artırdığı hatırlatılırken, suyun yönetiminde kamu yararının gözetilmesi gerektiği vurgulandı. "Su, ticari bir meta değil; herkes için eşit ve adil erişilmesi gereken bir haktır" denilen metinde, özelleştirme ve rant odaklı yaklaşımlardan uzak durulması gerektiği belirtildi. ​"Geleceğimizi Korumak İçin Ortak Akıl" ​Son olarak, tüm paydaşları ortak akılla hareket etmeye davet eden JMO Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu, "Suyun olmadığı bir dünyada yaşamak düşünülemez. Su kaynaklarını korumak, geleceğimizi korumaktır" ifadeleriyle açıklamasını sonlandırdı.

Anahtar Parti İl Başkanı Ölce: "Halkın Malıdır, Rantın Değil!" Haber

Anahtar Parti İl Başkanı Ölce: "Halkın Malıdır, Rantın Değil!"

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından yıkılan Eskişehir Devlet Hastanesi’nin özelleştirme kapsamına alınması ile ilgili olarak bir basın açıklaması yapıldı. Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; "18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü’nde, vatanı uğruna can veren kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz. Çanakkale, yalnızca bir savaş değil, inancın, fedakârlığın ve millet olma bilincinin simgesidir. Bu toprakları bizlere emanet eden aziz şehitlerimizin hatırası daima yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm kahramanlarımızın ruhu şad olsun. Eskişehir’in kalbinde, herkesin kolayca ulaşabildiği bir noktada yıllarca insanlara şifa dağıtan Eskişehir Devlet Hastanesi, 5 yıl önce “depreme dayanıksız” denilerek yıkıldı. Bu gerekçeye kimsenin itirazı yok. Can güvenliği söz konusuysa elbette gereken yapılır. Ama burada asıl mesele şu: Aradan koskoca 5 yıl geçti, ortada hâlâ tek bir somut adım yok. Şimdi de bu kıymetli arazinin satılabileceği konuşuluyor. Resmi Gazete'de yayımlanan ilanı da gördük. Buna sessiz kalmamız mümkün değil. Biz Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanlığı olarak açıkça söylüyoruz. Bu alan satılamaz. Burası halkın malıdır, rantın değil. Aynı şekilde Odunpazarı Belediyesi'ne ait olan ve bu arazinin yanındaki araziyi satışa çıkarma düşüncesini de doğru bulmuyoruz. İktidarıyla muhalefetiyle herkese sesleniyoruz. Kamuya ait değerleri elden çıkarmak kolaycılık değil, sorumsuzluktur. Bu düşüncenizden derhal vazgeçin. İki arazinin de satılmasına karşıyız. Eskişehir’de hastane sayısı yetersiz. Bunu herkes biliyor, herkes yaşıyor. Randevu bulamayan vatandaş da biliyor, yoğunluktan nefes alamayan sağlık çalışanı da. Yıllardır “sağlıkta dönüşüm” diye anlatılan sistem bugün ne vatandaşı memnun ediyor ne de sağlık emekçisini. Sorun ortada ve çözüm yeni, nitelikli kamu yatırımlarından geçiyor. İnsanlar sabahın erken saatlerinde sıraya giriyor, günlerce randevu kovalıyor, yine de çözüm bulamıyor. Sağlık çalışanları tükenmiş durumda. Bu tabloyu görmezden gelmek mümkün değil. Eğer gerçekten halkın sağlığı düşünülüyorsa, öncelik rant değil, hizmet olmalıdır. Bizim önerimiz nettir. Cumhuriyet Bulvarı üzerinde daha önce yer alan ve yıkılan Eskişehir Devlet Hastanesi’nin arazisine en fazla 600 yatak kapasiteli, kamuya ait, halkın kolayca ulaşabileceği, tam teşekküllü bir devlet hastanesi yapılmalıdır. Ve bu hastane, hastane mimarisi konusunda uzman, liyakat sahibi kişilerce tasarlanmalı, yönetimi de kamuya ait olmalıdır. Depreme dayanıksız olduğu tespit edilen Osmangazi Üniversitesi Hastanesi Tıp Fakültesi bu araziye yapılacak binaya taşınmalıdır. Osmangazi Üniversitesi Hastanesi Tıp Fakültesi arazisine yeni bina yapılana kadar da burada hem yeni doktorlar yetişmeli hem de insanlar sağlıklarına kavuşsunlar. Osmangazi Üniversitesi Hastanesi Tıp Fakültesi yeniden yapılana kadar da bu durum devam etmelidir. Bunlar zor işler değil. Sokaktaki vatandaşların düşünceleri bile bu şekildedir. Artık oyalama değil, icraat zamanı. Eskişehir halkı net bir adım bekliyor. Bu şehrin hakkını kimseye yedirmeyiz. Bu mesele sadece bir bina meselesi değildir, doğrudan insan hayatıdır. Karar vericiler ya halktan yana duracak ya da bu vebalin altında kalacaktır. 2026 Eskişehir yılında bu halkın affetmeyeceği hatalar yapmayın. Anahtar Parti olarak bu konunun sonuna kadar takipçisi olacağız."

Milli Parklar Ranta Açılıyor, Halk Yoksulluğa Mahkum Ediliyor Haber

Milli Parklar Ranta Açılıyor, Halk Yoksulluğa Mahkum Ediliyor

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda konuşan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, AK parti genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın emekli için verdiği müjdeyi değerlendirdi. Gürer” Sayın Cumhurbaşkanı üç yıl önce bir "tweet" attı "BAĞ-KUR primleri 9000 günden 7200 güne düşecek, müjde!" dedi. Müjdeden bu yana üç sene geçti, bu gerçekleşmedi ama bugün bir müjde daha verdi. Emekliler de yılbaşında aldıkları maaşın enflasyonla erimesi nedeniyle kendilerine bir artı ücret zammı yapılacağını tahmin etti ya da bayram ikramiyesinin 4 bin liradan daha yukarı çıkarılacağını beklerken meğerse hak ettikleri parayı on beş gün önce alacaklarmış; müjde bu.” Çıktı “diye konuştu. ESAS MÜJDE YANDAŞA CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer TBMM ‘de görülüp gece Cumhur ittifakı oyları ile kabul edilen Milli Parklar Kanun değişikliğinin “esas” müjdeyi yandaşa veren bir düzenleme olduğuna işaret etti.Ömer Fethi Gürer”Tabii, esas müjde bu kanunun içinde var ya da getirilen çoğu kanun teklifinde var. Bu millî parklar burada ranta açılıyor. Nasıl oluyor? Milli Parklar Kanun Teklifi'yle korunan alanlardaki her türlü altyapı, üstyapı ve diğer tesislerin Bakanlıkça işletilmesi zorunluluğu ortadan kaldırılıyor, böylece millî parklar yağmaya açıyor; işte, müjde bu. Gene yandaşa kayırmacı, birilerine rant sağlayacak bir kanun teklifinin görüşmelerini yapıyoruz. Kanunun özü iki tane ana ayağa dayanıyor; biri, millî parklar ranta açılıyor; diğerinde de Bakanlığın elindeki yetkiler alınıp bir Genel Müdürlüğe devrediliyor.Yine, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüştüğümüz bir kanun teklifi vardı, o da önümüzdeki günlerde Meclise gelecek. Orada da 230 tane arazinin "kupon arazi" dediğimiz arazinin satışı gerçekleşiyor. limanları sattınız, enerji santrallerini sattınız, fabrikaları sattınız, hazine arazilerini sattınız, vatandaşlık sattınız, elde avuçta ne varsa satıyorsunuz, birileri buradan çıkar sağlıyor ama bu ülkenin emeklisini, asgari ücretlisini, dar ve sabit gelirlisini yoksulluğa mahkûm ediyorsunuz.” Dedi. YENİ BAHANE SAVAŞ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer ülkenin ekonomik durumuna vatandaş tarafından bakalım dedi ve rakamları paylaştı.Gürer” bugünkü var olan ekonomik verilere dayalı rakamları paylaşmak istiyorum. Neden? Geçen yıl kuraklık oldu, don oldu; ondan önce deprem oldu; şimdi de savaş çıktı. İyi, ne demek bu? Yani ne oluyorsa oradan da kaynaklanıyor, bizden kaynaklanmıyor. Peki, ülkenin durumu ne? Bireysel kredi kartları borçları 3 trilyon lirayken bireysel kredi borçları da 3 trilyon lira. Varlık yönetim şirketlerine olan borçlarıyla birlikte vatandaşın toplam finansal borcu 6 trilyon 336 milyar lira. Bankalar ve finans kuruluşlarının tüketicilerinin zamanında tahsil edemediği için icra takibine aldıkları bireysel kredi ve kredi kartları alacakları 271 milyar 800 milyon lira, batık bireysel kredi ve kredi kartı borçları 373 milyar lira, bireysel krediler ve kredi kartları için vatandaşın bankalara ödediği faiz 118 milyar lira, KOBİ'lerin bankalara borcu 6 trilyon 548 milyar lira, sektörün vadesinde ödeyemediği için bankalar tarafından icra takibine alınan krediler ise 214 milyar 200 milyon lira. Bankalarda KOBİ'lere ait toplam 4 milyon 983 bin kredi hesabı bulunuyor, 304 bini takipte tutuluyor. Tarım sektörünün bankalara borcu da 1 trilyon 297 milyar lira; 1 trilyon lirası kamu bankalarından kullandığı, 265 milyar lirası özel sermayeli bankalardan kullandığı kredilerden oluşuyor. Bu piyasaya, bunlara çiftçilerin olduğu borçlar dâhil değil. Piyasa borçlarıyla da çiftçiler tarihin en büyük borçlanma dönemini yaşıyor. Tarım sektöründe zamanında ödenemediği için bankalar tarafından takibe alınan kredi kartları borçları ise 17 milyar 600 milyon lira. İcra dairelerinde UYAP üzerinden açılan ve icra dairelerinde derdest bulunan toplam dosya sayısı 24 milyon 364 bin, derdest dosya sayısı son bir yılda 1 milyon 700 bin adet artmış. Muhtarlıklara giderseniz tebliğlerle dolu. “ dedi. YILBAŞINDAN BERİ MAAŞLAR ERİDİ. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer “Maaşlarda durum nedir diye baktığınızda, 2026 yılı başında işçi ve bağımsız çalışanların, emeklilerin aylıklarına yüzde 12,19 zam yapıldı. 20 bin liraya çıkarılan en düşük emekli aylığının yaklaşık 1.600 lirası daha yıl başından bu yana elinden geri alındı, 61.890 lira olan en düşük memur aylığının 4.920 lirası cepten geri alındı, 28.075 lira olan asgari ücretin de 2.232 lirası ilk iki ayda enflasyonunla geri alındı. Emekli ve asgari ücretlinin aldığı maaş açlık sınırının altında, memur maaşları yoksulluk sınırının altında; 12 milyon işsiz var, 10 milyona yakın sosyal yardımla yaşayan yurttaş var, 50 milyon yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Arkadaşlar, ülkenin gerçeği bunlar. Bunların yaşadığı sorunları görmek, bunlara çözüm üretmek gerekiyor.” Diye konuştu. KANUN TEKLİFLERİ RANTA DAYALi Ömer Fethi Gürer “Biz burada gelen kanun tekliflerine baktığımız zaman hepsinin içinde ranta dayalı kayırmacı bir anlayışla oluşturulmuş maddelerin gizlendiği görüyoruz, bunlar ülkenin değerlerinin peşkeş çekilmesi ama ülkenin geniş kesimlerinin içine düşürüldüğü yoksulluk, yokluk, onların yaşadığı ızdıraplı yaşamı da Meclis olarak hissetmek durumundayız.Sistem olarak Cumhurbaşkanlığı sistemine geçtik. Herkes de biliyor ki Mecliste 1’inci parti eliyle kanun tekliflerini görüşüyoruz, onları da bakanlık bürokrasisi hazırlıyor. Teknik konuları dışında, bu tür satışa kaynak yaratan yani mevcutları satılarak elde edilecek rant olan maddelerin dışında biraz da halkın sorunlarına eğilen kanun teklifleri Meclise gelsin, burada elbirliğiyle o kanunları çıkaralım, ülkenin geleceğini aydınlık kılalım, yoksa ülkemiz iyi bir noktaya doğru gitmiyor diyorum” dedi.

Bu Toprakları Şirketlere Değil, Çocuklarımıza Bırakacağız Haber

Bu Toprakları Şirketlere Değil, Çocuklarımıza Bırakacağız

CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, TBMM Genel Kurulu’nda maden kanunu ile olağan hale getirilen ihalesiz maden ruhsatı devirleri üzerine söz aldı. Dinçer, “Hazine’de metelik kalmadı. Plansızlık, ülkenin tüm zenginliklerinin sağa sola savurulmasına yol açtı. Kasa boşalınca çareyi milletin ortak varlıklarını satışa çıkarmakta buldular.” dedi. 77 Yıllık Koruma Kalkanı Rant İçin Deliniyor TBMM’de görüşülmeye devam eden Milli Parkları özel şirketlere ve imara açan kanun teklifine de değinen Dinçer: “77 yıldır kanunla korunan milli parklar Meclis’te görüşülen kanun teklifiyle yapılaşmaya ve özel şirketlerin kullanımına açılmak isteniyor. Siyasi iktidar bu ülkenin en değerli varlıkları olan ormanları bir ekosistemin parçası olarak değil, ekonomik değer olarak görmektedir. Geçtiğimiz yaz Meclis’ten geçen ve zeytinlikleri madencilik faaliyetlerine açan düzenleme bugün maden ruhsatlarınız gelişi güzel dağıtılmasına yol açmış ve Türkiye’nin talan edilme sürecini hızlandırmıştır.” ifadelerini kullandı. İliç Hatırlatması: “Aynı Bölgeye Yeniden Kazma Vurmak Felakettir” Erzincan İliç’te yaşanan maden faciasını hatırlatan Dinçer: “İliç’te yaşanan maden faciasında sorumlular henüz hesap vermemiş ve toprak zehirden arındırılmamışken, facianın yaşandığı yerin 5 kilometre ötesinin yeni bir maden sahası olarak ihale edilmesi yeni felaketlere açıkça davetiye çıkarmaktadır. Karadeniz’den Hatay’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada su havzaları ve ormanlar “adrese teslim ruhsatlarla” kuşatılmış durumdadır. Bu Toprakları Şirketlere Değil, Çocuklarımıza Bırakacağız İktidarın doğaya bakış açısını sert sözlerle özetleyen Dinçer, konuşmasını şu şekilde noktaladı: “AKP için; ormanlar ihale, kıyılar imar, tarım arazileri arsa, zeytinlikler ise maden sahası demektir. Biz buradan açıkça söylüyoruz: Bu ülkenin dağı da, taşı da, ormanı da milletindir. Bu memleket rantçıların değil, halkındır! Biz bu toprakları şirketlere değil, çocuklarımıza bırakacağız. Doğayı, yaşamı ve milletin hakkını hedef alan bu talan düzenini her yerde ifşa etmeye devam edeceğiz.”

Seyitgazi’de Maden Alarmı İmza Kampanyası Başlatıldı Haber

Seyitgazi’de Maden Alarmı İmza Kampanyası Başlatıldı

CHP Seyitgazi İlçe Başkanı Selma Sara, Çürüttüm Mahallesi’nde planlanan ve 1,5 asırdan fazla sürmesi öngörülen maden projesine karşı mahalle sakinleriyle birlikte imza kampanyası başlattı. Sara, "Bu topraklar sahipsiz değildir, geleceğimizi ranta teslim etmeyeceğiz" dedi. ​Seyitgazi ilçesine bağlı Çürüttüm Mahallesi, devasa bir maden projesi tehdidiyle karşı karşıya. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Seyitgazi İlçe Başkanlığı, bölgenin doğasını, suyunu ve tarihini korumak adına köylülerle omuz omuza vererek büyük bir hukuk ve demokrasi mücadelesinin fitilini ateşledi. ​Günlük 70 Metreküp Su: Gelecek Nesillerin Susuzluk Tehdidi ​Maden faaliyetinin günlük yaklaşık 70 m³ şebeke suyu tüketeceğine dikkat çeken İlçe Başkanı Selma Sara, projenin ekolojik dengeleri altüst edeceğini belirtti. Sara, "Bu su tüketimi sadece bugünümüzü değil, gelecek kuşakların yaşam hakkını da doğrudan gasp etmektir. Su kaynaklarının bu denli hoyratça kullanılacağı bir faaliyetin kamu yararıyla bağdaşması mümkün değildir," ifadelerini kullandı. ​Tarih ve Doğa Yok Sayılıyor ​Proje dosyasında bölgenin kültürel ve doğal mirasının görmezden gelindiğini savunan Selma Sara, proje sahası yakınındaki kritik noktaları işaret etti: ​Solak Kaya: Tarihi mağara oluşumu. ​Zahran Vadisi: Bölgenin ekolojik akciğeri.​ Piri Baba Meşesi Tabiat Alanı: Kültürel ve doğa mirası. ​Sara, "Tüm bu değerler yok sayılarak hazırlanan proje, doğayı ve tarihi hiçe sayan bir rant anlayışının ürünüdür," dedi. ​Çürüttüm Sakinlerinden "İmza" Çıkışı ​Projenin durdurulması için mahalle sakinleriyle birlikte başlatılan imza kampanyasına destek çağrısında bulunan CHP Seyitgazi İlçe Başkanı, mücadelenin kararlılıkla süreceğini vurguladı:​"Bugün Çürüttüm mahalle sakinlerimizle birlikte; toprağımıza, suyumuza ve tarihimize sahip çıkmak için bir aradayız. CHP olarak halkın iradesini yok sayan bu talan projesine karşı sonuna kadar direneceğiz. Yaşamdan ve kamu yararından yana tavrımızdan asla geri adım atmayacağız." ​"Bu Topraklar Sahipsiz Değildir" ​Açıklamasını sert bir uyarıyla noktalayan Sara, "Geleceğimizi ranta teslim etmeyeceğiz. Seyitgazi halkının ve doğasının yanındayız," diyerek tüm Eskişehir kamuoyunu imza kampanyasına destek vermeye davet etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.