SON DAKİKA
Hava Durumu

#Proje

Porsuk Haber Ajansı - Proje haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Proje haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eskişehir’de Yağlık Ayçiçeği Seferberliği: Odunpazarı ve Tepebaşı Çiftçisine Büyük Destek! Haber

Eskişehir’de Yağlık Ayçiçeği Seferberliği: Odunpazarı ve Tepebaşı Çiftçisine Büyük Destek!

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, TAKEP projesi kapsamında Odunpazarı ve Tepebaşı ilçelerindeki 92 üreticiye %62 hibe destekli yağlık ayçiçeği tohumu dağıttı. Hedef: Eskişehir’i ayçiçeği üretiminde zirveye taşımak. ​Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen "Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi" (TAKEP) meyvelerini vermeye devam ediyor. Eskişehir’de tarımsal potansiyeli maksimize etmek amacıyla başlatılan “Eskişehir'de Yağlık Ayçiçeği Ekimi Yaygınlaşıyor Projesi" kapsamında çiftçilere dev tohum desteği sağlandı. ​92 Üreticiye %62 Hibe Desteği ​Odunpazarı ve Tepebaşı ilçelerinde gerçekleştirilen törenle, bölgede üretim yapan 92 çiftçiye toplam 1690 kg yağlık ayçiçeği tohumu teslim edildi. Bakanlık destekli projenin en dikkat çeken noktası ise tohum maliyetinin %62’sinin hibe olarak karşılanması oldu. Bu destekle birlikte boş bırakılan veya nadasa ayrılan arazilerin üretime kazandırılması hedefleniyor. ​İl Müdürü Yüksel Çil: "Hedefimiz Üretimde Öncü Olmak" ​Tohum teslim töreninde açıklamalarda bulunan Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, projenin kapsamına dair önemli bilgiler paylaştı. Çil, yaptığı konuşmada şunları söyledi: ​"Yaklaşık 5 yıldır uygulanan TAKEP çerçevesinde hazırladığımız bu projeden toplamda 9 ilçemizdeki 210 üreticimiz faydalanıyor. Temel amacımız, Eskişehir’i yağlık ayçiçeği üretiminde Türkiye’nin önde gelen illeri arasına sokmaktır. Dağıtılan bu tohumların çiftçilerimize hayırlı ve bereketli kazançlar getirmesini diliyorum." ​TAKEP Projesi Nedir? ​Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi (TAKEP), özellikle stratejik ürünlerde arz güvenliğini sağlamak, nadas alanlarını daraltmak ve işlemeli tarıma uygun olmayan arazileri bitkisel üretime kazandırmak amacıyla uygulanıyor. Eskişehir’deki bu son adım, hem yerel ekonomiye hem de Türkiye’nin yağlık tohum ihtiyacına büyük katkı sunacak. ​Eskişehir Tarımında Yeni Dönem ​Odunpazarı ve Tepebaşı’ndaki teslimatlarla hız kazanan proje, Eskişehir genelinde ayçiçeği ekim alanlarını genişleterek sanayiye hammadde akışını güçlendirecek. Proje kapsamında dağıtılan yüksek verimli tohumlar, bölge iklimine uyumuyla da dikkat çekiyor.

Su Yönetiminde Yenilikçi ve İklim Dostu Uygulamalar Haber

Su Yönetiminde Yenilikçi ve İklim Dostu Uygulamalar

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ESKİ Genel Müdürlüğü, İçme Suyu Arıtma Tesisi’ne kurulan Güneş Enerji Santrali (GES) ile hem doğayı koruyor hem de enerji tasarrufu sağlıyor. 2025 yılı verilerine göre proje, 34 binden fazla ağacın dikilmesine eşdeğer bir çevresel fayda sağladı. ​Güneş Panelleri Enerji İhtiyacının %12’sini Karşılıyor ​Sürdürülebilir çevre politikaları kapsamında İçme Suyu Arıtma Tesisi’nin çatısına kurulan dev sistem, meyvelerini vermeye başladı. 1.100 MWe kurulu güce sahip olan ve toplam 2.657 panelden oluşan GES sistemi, 2025 yılı içerisinde 1.786.965 kWh elektrik üretimi gerçekleştirdi. Bu devasa üretim rakamı, tesisin toplam enerji sarfiyatının %12’sini tek başına karşılayarak ekonomik anlamda büyük bir verimlilik sağladı. ​34 Bin Ağaç Kurtarıldı, Karbon Salınımı Azaldı ​ESKİ’nin yenilenebilir enerji yatırımı, rakamların ötesinde güçlü bir ekolojik etki yarattı. 2025 yılı üretim verileri analiz edildiğinde; ​854,20 ton karbon emisyonu atmosfere karışmadan engellendi. ​Bu çevresel başarı, doğaya 34.168 adet kızılçam ağacının sağladığı oksijen desteğine eşdeğer bir katkı sundu. ​Başkan Ayşe Ünlüce’den "Dirençli Şehir" Vizyonu ​ESKİ Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, bu yatırımın Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin "çevreye duyarlı ve dirençli şehir" vizyonunun bir parçası olduğu vurgulandı. Su yönetiminde sadece arıtma kalitesine değil, üretim modellerinin iklim dostu olmasına da odaklandıklarını belirten yetkililer, kentin geleceği için yenilikçi projelerin devam edeceği mesajını verdi.

Yoncaaltı Halk Lokantası Açıldı Haber

Yoncaaltı Halk Lokantası Açıldı

Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın seçim vaatleri arasında yer alan Halk Lokantası projesi büyüyor. Toplumcu belediyecilik anlayışıyla hayata geçirilen Yoncaaltı Halk Lokantası, düzenlenen görkemli bir törenle hizmete girdi. ​Yoncaaltı Halk Lokantası Nerede? Erişilebilir Hizmet Odak Noktasında ​Belediye Başkanı Burcu Köksal liderliğinde sürdürülen projede, vatandaşlardan gelen geri bildirimler doğrultusunda stratejik bir değişikliğe gidildi. Daha önce Anıt Kafe üzerinden yürütülen hizmet, vatandaşların çok daha kolay ulaşabileceği, şehrin merkezi noktalarından biri olan Yoncaaltı bölgesine taşındı. ​Yeni lokasyon sayesinde halkın uygun fiyatlı ve sağlıklı yemeğe erişimi çok daha hızlı ve pratik hale getirildi. ​Başkan Burcu Köksal: "Toplumcu Belediyecilik Bir Tercih Değil, Sorumluluktur" ​Açılış töreninde konuşan Başkan Burcu Köksal, Halk Lokantası projesinin gördüğü yoğun ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Ekonomik şartların zorlaştığı bu dönemde dayanışmanın önemine dikkat çeken Köksal, şu ifadeleri kullandı: ​"Göreve gelirken bu şehirde hiç kimsenin kendini yalnız hissetmeyeceğini söylemiştik. Yoncaaltı Halk Lokantası bu anlayışın bir sonucudur. Bizim belediyecilik anlayışımızda kimse geride bırakılmaz; bu proje sosyal adaletin ve eşitliğin bir yansımasıdır." ​Halk Lokantası Projesi Büyümeye Devam Ediyor ​Afyonkarahisar Belediyesi’nin toplumcu belediyecilik projeleri kapsamında hayata geçirdiği Halk Lokantaları, sadece bir yemek hizmeti değil, aynı zamanda bir sosyal dayanışma ağı olarak görülüyor. Açılış programı; Gazi Mustafa Kemal Atatürk, aziz şehitler ve gaziler anısına yapılan saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Yoğun katılımın olduğu törende protokol üyeleri, esnaflar ve çok sayıda vatandaş yer aldı. ​​Dualar eşliğinde kesilen kurdele ile hizmete giren Yoncaaltı Halk Lokantası, Afyonkarahisar halkına kaliteli ve ekonomik yemek sunmaya devam edecek.

ETO Girişimcilik Akademisi Yapılan Toplantıyla Başladı Haber

ETO Girişimcilik Akademisi Yapılan Toplantıyla Başladı

ETO, iş fikri olan üniversiteli gençlerin projelerini hayata geçirmek, yeni markalar yaratmak ve girişimciliğe destek olmak amacıyla başlattığı Kampüsten Ticarete Eskişehir Ticaret Odası Girişimcilik Akademisi projesini, Anadolu Üniversitesi, ESOGÜ ve ESTÜ’nün kulüp başkanlarına tanıttı. Eskişehir Ticaret Odası (ETO) şehrin geleceğine değer katacak bir projeye daha başladı. ETO, üniversitelerde öğrenim gören gençlerin iş fikirlerini gerçeğe dönüştürmek, şehre yeni markalar kazandırmak ve girişimciliği cesaretlendirmek amacıyla başlattığı Kampüsten Ticarete Eskişehir Ticaret Odası Girişimcilik Akademisi projesini tanıttı. Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi öğrencilerinin dahil olacağı projenin ön bilgilendirme toplantısı ETO Hizmet Binası’nda gerçekleştirildi. Anadolu Üniversitesi, ESOGÜ ve ESTÜ öğrenci kulübü başkanlarının, TOBB Eskişehir İl Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Elif Gürkaynak ve ETO meclis üyelerinin katıldığı toplantıda, projenin detaylarını anlatan sunum ve film gösterimi de gerçekleştirildi. Üniversiteli gençler proje ile hayallerine kavuşacak Tanıtım toplantısında konuşan Eskişehir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Emre Demir, Eskişehir’in en büyük zenginliğinin nitelikli yetişmiş gençleri olduğunu belirterek, geleceğin şirketlerini ortaya çıkarmak, iş fikri olan gençleri şirket hayallerine kavuşturmak ve şehre yeni markalar kazandırmak için Kampüsten Ticarete Eskişehir Ticaret Odası Girişimcilik Akademisi projesini başlattıklarını kaydetti. Eskişehir’deki üniversitelerde öğrenim gören ve iş fikri olan gençlerin Kampüsten Ticarete Eskişehir Ticaret Odası Girişimcilik Akademisi’ne başvuru yapacağını belirten Demir, bu kapsamda başvuru yapan tüm gençlere girişimcilik eğitimi verileceğini kaydetti. İlk üçe girenlere sermaye, ofis ve mentorluk desteği Girişimcilik akademisi için iş fikriyle seçilen gençlere eğitim verileceğini belirten ETO Yönetim Kurulu Üyesi Emre Demir, tüm bu aşamaların ardından yapılacak değerlendirmede ilk üçe giren gençlere para ödülü, ofis imkanı, mentörlük eğitimi sağlanacağını kaydetti. Birinci olan projeye 400 bin TL, ikinci olan projeye 250 bin TL, üçüncüye ise 150 bin TL sermaye sağlanacağını ve ETO hizmet binasında bir yıl boyunca ofis hizmeti verileceğini belirten Demir, ayrıca gençlerin şirketlerinin sürdürülebilirliğini sağlamak için mentörlük ve danışmanlık desteği de verileceğini kaydetti. Üniversite yönetimlerine iş birliği teşekkürü İş fikri olan Eskişehir’deki tüm üniversite öğrencilerinin Kampüsten Ticarete Eskişehir Ticaret Odası Girişimcilik Akademisi’ne başvuru yapmasını beklediklerini belirten Demir, Eskişehir’e yeni markalar kazandırmak, gençleri iş hayatına hazırlamak ve girişimci gençleri motive etmek için her türlü alt yapı ve desteği Eskişehir Ticaret Odası’nın sağlayacağını kaydetti. Demir ayrıca projeye destek veren Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi yönetimlerine iş birliği için teşekkür etti. Toplantının ardından soru ve cevap kısmına geçilerek, öğrenci kulübü başkanlarına detaylı olarak bilgi verildi. Başvurular 10 Nisan’da sona erecek Kampüsten Ticarete Eskişehir Ticaret Odası Girişimcilik Akademisi’ne başvurular, 10 Nisan 2026 tarihine kadar https://forms.gle/4Gs6ELYktDhjd2cP6 adresinden yapılabilecek. Başvurular neticesinde projesi seçilen adaylara eğitim verilecek. Eğitim ve fizibilite sürecinin ardından, eğitimini tamamlayan girişimci adayları iş planlarını sunacak. Eylül 2026’da gerçekleştirilecek büyük final ve ödül töreni ile ilk üçe giren adaylar belirlenecek.

Yeni Küçükbaş Projesinden Yalnızca Bin 500 Besici Yararlanabilecek Haber

Yeni Küçükbaş Projesinden Yalnızca Bin 500 Besici Yararlanabilecek

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı “Kırsalda Bereket, Küçükbaşa Destek” projesini değerlendirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, projenin ilk etabında 150 bin küçükbaş hayvanın üreticilere uygun şartlarda verileceğini belirterek, projeden yararlanacak her üreticiye 95 dişi ve 5 erkek küçükbaş temin edileceğini açıkladı. Erdoğan ayrıca, hayvanlar için aylık 15 bin lira, yıllık 180 bin lira bakım ve besleme desteğinin devlet tarafından karşılanacağını, finansman için üreticilerin Ziraat Bankası aracılığıyla faizsiz kredi kullanabileceğini ifade etti. Kredilerde 2 yıla kadar geri ödemesiz dönem ve 7 yıla kadar vade imkânı sunulacağı, küçükbaş hayvanların bir yıllık sigorta bedelinin de devlet tarafından karşılanacağı duyuruldu. Projeye ilişkin değerlendirmede bulunan Gürer, hayvancılık sektöründe yapısal sorunların giderek derinleştiğini belirtti. Et fiyatlarındaki artışın temelinde yüksek ahır giderleri, artan yem maliyetleri ve ithalata dayalı politikaların bulunduğunu ifade eden Gürer, “Ahır giderleri düşürülmeden, yem sübvanse edilmeden ve ithalatçı anlayıştan vazgeçilmeden et sorunu çözülemez” dedi. Her türlü destek ve projenin önemli olduğunu vurgulayan Gürer, ancak açıklanan programın sektördeki sorunlara ne ölçüde kalıcı çözüm getireceğinin sorgulanması gerektiğini kaydetti. 2018 yılında da benzer bir projenin açıklandığını hatırlatan Gürer, o dönemde 500 bin anaç koyun hedefi ortaya konulduğunu, bugün ise üç yılda yalnızca 150 bin koyun dağıtımının öngörüldüğünü belirtti. Gürer, “Hedeflerde yaklaşık yüzde 90’a varan bir daralma söz konusu. Bu tablo, hayvancılıkta yaşanan gerilemeyi açıkça gösteriyor” ifadelerini kullandı. “500 BİN HEDEFTEN 150 BİN KOYUNA GERİLEDİK” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2018 yılında kamuoyuna “300 Koyun Projesi” olarak yansıyan Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi’ni hatırlatarak, “O gün bu proje ‘ithalatı bitirecek’ denilerek açıklandı. 8 yılda 5 milyon damızlık üretileceği, kırmızı et ihtiyacının yüzde 25’inin küçükbaştan karşılanacağı söylendi. 2023’te ithalatın tamamen biteceği ifade edildi. Sonuç alınamadı” diye konuştu. Dönemin Tarım Bakanı tarafından açıklanan projede üreticiye asgari ücret tutarında maaş, sigorta ve veterinerlik hizmeti gibi güvenceler vaat edildiğini anımsatan Gürer, “Gelinen noktada yeni dönemde hedeflerin ciddi biçimde küçüldüğü de görülüyor” dedi. Gürer, “2018’de 500 bin anaç koyun dağıtımı hedefleniyordu. Şimdi 2026–2028 döneminde üç yılda toplam 150 bin koyun dağıtılması öngörülüyor. Bu yaklaşık yüzde 90’lık bir daralma demektir” ifadelerini kullandı. “1 MİLYON 37 BİN İŞLETMEYE KARŞILIK 1.500 DESTEK” Türkiye’de 1 milyon 37 bin küçükbaş işletmesi bulunduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Yeni projeden sadece 1.500 işletme yararlanabilecek. Bu her 691 işletmeden sadece birinin destekleneceği anlamına geliyor. Son üç yılda 112 bin işletme kapanmışken, 1.500 işletmeye destek vermek sektördeki kan kaybına pansuman bile olamaz” diye konuştu. “BAŞVURULARIN YÜZDE 90’I ELENDİ” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2018’de projeye 121 bin 28 kişinin başvurduğunu, ancak Bakanlık ve TİGEM ön değerlendirmesini geçenlerin sadece 11 bin 169 kişi olduğunu hatırlattı. “Başvuruların yalnızca yüzde 9’u sisteme dahil edilebildi” diyen Gürer, dönemin Bakanı tarafından verdiği soru önergesine iletilen yanıta göre elenmenin temel nedeninin Ziraat Bankası’nın kredibilite değerlendirmesi olduğunu söyledi. Gürer, “Sistem kredi notuna bağlandı. Hayvan yetiştirme tecrübesi olan, meraya dayalı üretim yapabilecek gerçek üreticiler kredi notu yetersizliği nedeniyle sistem dışına itildi. 500 bin baş hedeflenirken Ekim 2018 itibarıyla dağıtılan hayvan sayısı sadece 1.243 başta kaldı” dedi. “KÜÇÜKBAŞ VARLIĞI AZALDI, ÜRETİM GERİLEDİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2023’ün “ithalatı bitirme yılı” olarak ilan edildiğini, verilerin bunun gerçekleşmediğini gösterdiğini ifade ederek, “2022’de 56 milyon 265 bin 750 olan küçükbaş hayvan sayısı 2023’te 52 milyon 363 bin 410’a geriledi. Yaklaşık yüzde 7’lik bir düşüş var” dedi. Koyun eti üretiminin 2023’te 569 bin tondan 2024’te 509 bin tona düştüğünü, keçi eti üretiminin ise 128 bin tondan 99 bin tona gerilediğini belirten Gürer, “Üretim düşüyor, hedefler küçülüyor” diye konuştu. 2024’te 3 milyon 84 bin olan küçükbaş kurban kesiminin 2025’te 2,5 milyona düştüğünü ifade eden Gürer, “Bu yaklaşık yüzde 19’luk bir azalma demektir. Bu sadece üretimdeki daralmayı değil, yurttaşın alım gücündeki erimeyi de gösteriyor” dedi. “İTHALAT BİTMEDİ, 28,7 MİLYON DOLAR HARCANDI” Gürer, 2021–2025 döneminde küçükbaş ithalatı için 28,7 milyon dolar harcandığını ve toplam 174 bin 637 baş hayvanın yurtdışından getirildiğini belirterek, “İthalatın bitmesi gereken yılda dahi dış alım sürmüştür” ifadelerini kullandı. “HİBE DEĞİL, BORÇLANDIRMA MODELİ” Projede hayvanların hibe edilmediğini vurgulayan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Üretici ya öz kaynağıyla ya da Ziraat Bankası kredisiyle hayvan alıyor. Sıfır faizli kredi cazip gibi görünebilir ama gelir istikrarı olmayan üretici için geri ödeme riski yüksektir” dedi. Hayvan başına aylık 150 TL bakım desteği öngörüldüğünü belirten Gürer, “Yem fiyatları dövize bağlı. Enflasyonist baskı sürerse bu 150 TL’nin alım gücü hızla erir. Günlük yem maliyeti dikkate alındığında bu destek sadece birkaç günlük ihtiyacı karşılıyor. Bu yapısal değil, sembolik bir destektir” diye konuştu. “YAPISAL SORUNLAR ÇÖZÜLMEDEN BAŞARI GELMEZ” Yüksek yem maliyetleri, çoban bulma sorunu, sosyal güvence eksikliği ve mera alanlarının daralması gibi sorunlara dikkat çeken Gürer, “Hayvan sayısını artırmadan önce bu yapısal sorunları çözmeliyiz” dedi. Pazarlama sorununa da değinen Gürer, “Bugün çok sayıda küçükbaş kesim için bekliyor ama üretici satışta zorlanıyor. Et ve Süt Kurumu piyasa fiyatlarının altında alım yaptığında üretici zarar ediyor. Güçlü bir alım garantisi ve fiyat istikrar mekanizması olmadan bu model sürdürülebilir değildir” ifadelerini kullandı. TÜİK VERİLERİ SORUNLU CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, TÜİK’in 2025 yılı verilerinin de sorgulanması gerektiğine dikkat çekti. Gürer, büyükbaş hayvan varlığının 2024 yılı için (Cumhurbaşkanlığı program hedefler kitabına göre) 16 milyon 824 bin baş olduğunu, 2025 yılında ise 739 bin baş ithal hayvan geldiğini belirtti. Büyükbaş hayvan varlığının, ithalat ve 2024 yılı toplamıyla birlikte 17 milyon 563 bin baş ettiğini ifade etti. TÜİK’in ise 2025 yılında yüzde 4 artışla büyükbaş hayvan varlığını 17 milyon 709 bin baş olarak açıkladığını kaydetti. 2025 yılının hayvancılıkta en sorunlu yıllardan biri olduğunu vurgulayan Gürer, 81 ilde hayvan pazarlarının şap hastalığı nedeniyle kapatıldığını belirtti. Şap hastalığının et ve süt üretiminin yanı sıra buzağı ölümlerine de neden olduğunu ifade etti. Bakanın, 830 bin büyükbaş ve 2,5 milyon küçükbaş olmak üzere toplam 3 milyon 330 bin hayvanın kesildiğini açıkladığını aktaran Gürer, şap nedeniyle telef olan, kurban kesilen ve şartlı kesime rağmen “mucizevi bir artış” yaşandığını söyledi. ABD Tarım Bakanlığının 2026 yılı Türkiye büyükbaş hayvan varlığı açıklamasının 14 milyon 300 bin baş olduğunu, Damızlık Birliğine göre ise büyükbaş hayvan varlığının 13 milyon 874 bin baş olarak ifade edildiğini belirtti. Ayrıca Avrupa ülkelerinin hayvan varlığıyla karşılaştırma yapılmasının da yanlış olduğunu dile getiren Gürer, “Avrupa’da tüketilen farklı bir hayvan var. O nedenle elma ile armut toplamak gibi bir karşılaştırma yapılıyor. Ayrıca nüfus ve kişi başı et tüketimi üzerinden bakarsanız veriler farklılaşır.” diye konuştu. ÜRETİM DÜŞÜYOR, GİRDİ MALİYETLERİ ARTIYOR; TARIMDA SORUN YOK DEMEK GERÇEKLERLE ÖRTÜŞMÜYOR CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanı’nın tarımda işlerin iyi gittiğine yönelik açıklamalarına tepki göstererek, sahadaki verilerin ve üretici gerçeklerinin bunun tam tersini ortaya koyduğunu söyledi. Gürer, muhalefetin eleştirilerinin dikkate alınmak yerine olumsuz ifadelerle karşılık bulduğunu belirterek, “Biz bu ülkede tarımın gelişmesini, çiftçinin, üreticinin, besicinin daha iyi kazanca ermesini istiyoruz. Aynı zamanda raftaki ürünün fiyatının da girdi maliyetleri düşürülerek uygun seviyelere inmesini savunuyoruz” dedi. Tarım politikalarındaki aksaklıkları dile getirmenin ülkenin bugününe ve geleceğine iyilik yapmak anlamına geldiğini ifade eden Gürer, 2025 yılının Türk tarımı açısından en sorunlu dönemlerden biri olduğunu kaydetti. 2002 yılının dahi gerisine düşen üretim kalemleri bulunduğunu vurgulayan Gürer, özellikle fasulye, mercimek ve nohut üretiminde ciddi gerileme yaşandığını belirtti. Resmî veriler üzerinden değerlendirme yapan Gürer, 2024 yılında 28 milyon ton olan meyve, içecek ve baharat bitkileri üretiminin 2025’te 19,6 milyon tona gerilediğini; tahıl ve diğer bitkisel üretimin 75,5 milyon tondan 68,1 milyon tona düştüğünü; sebze üretiminin ise 30,6 milyon tondan 30,3 milyon tona gerilediğini söyledi. Özellikle bakliyat ve hububatta ciddi kayıplar yaşandığını dile getiren Gürer, “2002 yılına göre nüfusumuz 30 milyonun üzerinde artmışken üretimin gerilemesi raftaki fiyatlara da yansımıştır. Bu tablo ortadayken ‘tarımda üretim sorunu yok’ demek mümkün değildir” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı’nın değerlendirmelerini bir önceki yılın verileriyle yaptığını ya da Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerindeki son değişimleri dikkate almadığını savunan Gürer, Aralık 2024 ile Aralık 2025 bitkisel üretim verileri arasındaki farkın açıkça görülmesi gerektiğini söyledi. Sahada üreticinin ciddi sıkıntı içinde olduğunu belirten Gürer, hayvan varlığındaki azalmaya ve düşük alım fiyatlarının çiftçi gelirlerini daraltmasına dikkat çekti. Köy ziyaretlerinde üreticilerin büyük kayıplar yaşadığını aktardığını ifade eden Gürer, “100 hayvanım vardı, 30’unu şap hastalığında kaybettim diyen üretici var. 2025 yılında şap hastalığında kaç hayvan kaybedildi? Bu konuda kamuoyuna net bir açıklama yapılmadı” dedi. Öte yandan enflasyon açıklamalarında zirai don ve kuraklığa atıf yapıldığını hatırlatan Gürer, “Madem zirai don ve kuraklık enflasyonu etkiledi deniliyor, o zaman bu afetlerden zarar gören çiftçiye hangi destek verildi? TARSİM ve ÇKS’ye kayıtlı olmayan üreticilere bir destek sağlandı mı? Kuraklıktan etkilenen çiftçiye özel bir destek verildi mi? Hayır” diye konuştu. Artan girdi maliyetlerinin üretimi sürdürülemez hale getirdiğini vurgulayan Gürer, yılbaşından bu yana akaryakıta gelen yüzde 10’u aşan zamların çiftçiyi daha tarlaya çıkmadan zarara uğrattığını söyledi. “100 dönümlük araziyi ekmeye çıkan çiftçinin mazotu daha yola çıktığı anda buharlaşıyor. Gübre, ilaç, tohum, elektrik, su ve mazot fiyatları artıyor; alım fiyatları ise düşük tutuluyor. Bu şartlarda çiftçiye ‘üretmeye devam et’ demek gerçekçi değildir” dedi. 2016–2018 yıllarında açıklanan koyun projesinin büyük ölçüde daraltılarak yeniden müjde gibi sunulmasını da eleştiren Gürer, mevcut politikalarla Türkiye tarımının sorunlardan arınmasının mümkün olmadığını ifade etti. Çözüm önerilerini de sıralayan Gürer, gübre ve yemde en az yüzde 50 sübvansiyon sağlanması, mazotta ÖTV ve KDV’nin kaldırılması, genç ve kadın çiftçilerin SGK primlerinin devlet tarafından karşılanması gerektiğini belirtti. Ayrıca çiftçilerin tüm borçlarının faizsiz olarak en az üç yıl ertelenmesini, icraların durdurulmasını isteyen Gürer, “Traktöre, ahıra, hayvana gelen icralar bir an önce sonlandırılmalıdır” çağrısında bulundu.

Gündoğdu 2'inci Etap B Projesinde Temel Atılıyor Haber

Gündoğdu 2'inci Etap B Projesinde Temel Atılıyor

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, kentteki kentsel dönüşüm çalışmalarına bir yenisini daha ekliyor. Gündoğdu Mahallesi’nde hayata geçirilecek “Gündoğdu 2. Etap B” projesinin temel atma töreni 26 Şubat Perşembe günü saat 14.00’de gerçekleştirilecek. Büyükşehir Belediyesi Kentsel Dönüşüm Daire Başkanlığı tarafından temel kazı çalışmalarına başlanan proje, konumuyla dikkat çekiyor. Organize Sanayi Bölgesi ve çevre yoluna yakınlığı sayesinde önemli bir ulaşım avantajı sunan proje, hem bölge sakinlerine hem de yatırımcılara kolay ve hızlı erişim imkânı sağlayacak. Toplam 20 bin 500 metrekare inşaat alanına sahip projede 5 blokta 111 konut ve 4 iş yeri yer alacak. Ayrıca mahalle sakinlerinin ihtiyaçlarına yanıt verecek 1 kreş de proje kapsamında inşa edilecek. Modern yaşam alanlarıyla tasarlanan bloklar, B Sınıfı Enerji Kimlik Belgesi’ne sahip olacak. Çevreci ve sürdürülebilir özellikleriyle öne çıkan projede ortak alanların elektrik ihtiyacı, çatılara kurulacak 188 adet güneş paneli ile karşılanacak. Yağmur suyu toplama sistemleri sayesinde peyzaj alanlarının sulaması doğal kaynaklarla yapılacak. Bunun yanı sıra yapılarda yüksek ısı ve ses yalıtımı sağlayan malzemeler kullanılarak hem enerji tasarrufu hem de konforlu bir yaşam hedefleniyor. Gündoğdu 2. Etap B projesiyle birlikte mahallede güvenli, modern ve çevre dostu yaşam alanlarının sayısı artarken, kentsel dönüşüm çalışmaları da hız kesmeden devam edecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.