SON DAKİKA
Hava Durumu

#Plansızlık

Porsuk Haber Ajansı - Plansızlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Plansızlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İYİ Parti Odunpazarı'ndan TOKİ Uyarısı: “Yaparken Yıkmayın!” Haber

İYİ Parti Odunpazarı'ndan TOKİ Uyarısı: “Yaparken Yıkmayın!”

İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, Eskişehir’de yapımı süren Aşağı Çağlan-Kayapınar TOKİ konutları çevresindeki çevre sorunlarına ve plansızlık iddialarına dikkat çekti. İnşaat sahasında yaşanan aksaklıkları sıralayan Yer, “Bir tarafı yaparken diğer tarafı yıkmaya, zarar verilmesine sessiz kalamayız” dedi. ​İYİ Parti Odunpazarı İlçe Teşkilatı, haftalık basın açıklamasında Eskişehir’in en büyük konut projelerinden biri olan ve 1.796 bağımsız bölümden oluşacak Aşağı Çağlan-Kocakır TOKİ inşaat sahasındaki mağduriyetleri gündeme taşıdı. ​“Çevresel Felakete Dönüşüyor” ​İnşaat sürecinde “biz yaparız olur” mantığıyla hareket edildiğini öne süren Başkan Gürol Yer açıklamasında şu ifadelere yer verdi; "91 bloktan oluşacak, 1.796 bağımsız bölümde ilk etapta yaklaşık 5.000 kişiyi barındıracak Aşağı Çağlan-Kayapınar (Kocakır) Toplu Konut Bölgesi’nden bahsedeceğiz. Çıkış noktamız, bölgede hayvancılık ve tarım faaliyetini yoğun şekilde sürdüren insanlarımızdır. Toprağı ile köklerinden bağını koparmamış, Eskişehir merkezde yaşayıp sürekli Çağlan yönüne gidip gelmekte olan hemşehrilerimizin bize ilettikleri, dillendirilmesini ve dikkat çekilmesini talep ettikleri sorunlar ile tespitlerdir. Biz de inceleyerek yorum kattığımız mevcut durumu, vasıtanızla muhataplar ve kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz. Öncelikle şunu belirtelim; hiçbir şekilde yapılan hizmet ve çalışmanın karşısında olmadık, olmayız. Daima iyiliğin, kamu hakkının, güzelliğin ve hakkaniyetin tarafı olduk. İnsanlarımızın tarihe geçmiş bitmeyen ekonomik kriz sürecinde normalde umut dahi edemeyecekleri bir durumda ev sahibi olmaları, yuvalarına kavuşmalarının sonuna kadar yanındayız. Ancak bir tarafı yaparken diğer tarafı yıkmaya, zarar verilmesine ise biz sessiz kalamayız. Bir takım troller ve yandaşlar, doğaları ve vazifeleri gereği açıklamamızın sonunda mutlaka yazacak, çizecek, konuşacak ve ithamda bulunacaklardır. Hiç umurumuzda değil. Biz doğruyu bilir, doğruyu görür ve doğruyu söyleriz. Herkes vazifesi ne ise onu yapacaktır. Takdir, Hakk’ın ve halkındır. Çağlan yöresinde yapılan ve 2027 yılında teslim edilecek TOKİ konutlarının inşa sürecinde özellikle yoğun kullanımlı yol, tarım arazileri ve çevresel anlamda dikkatsiz, “biz yaparız” mantığıyla bir çalışma sürdürülmektedir. Çalışanların kullanım ve fosseptik suları ile atıkları açık alanda biriktirilmekte, nahoş görüntü ve yoğun bir koku oluşturmaktadır. Bölge esintili bir alan olmasına rağmen bu dönemde yoğun bir sinek şikâyeti oluşmuştur. Muhatap şirketler defalarca uyarılmasına rağmen kesinlikle bir adım atılmayan konu ise yoğun kullanımlı karayolunun sürekli bozulması ve yağmurlu havalarda çamurla kaplanması sonucu bazen araç geçişinin bile imkânsız hâle gelmesidir. Yol üzerinde inşaatlar başladıktan sonra trafik kazalarında sayısal artış olmuştur. İnşaatlarda kullanılan malzemelerin ambalaj atıkları ve artıklarının gelişigüzel biriktirilmesi ya da doğrudan bırakılması sonucu köy yerleşim alanı, yol güzergâhı ve tarlalar yönünde ciddi bir çevre kirliliği oluşmuştur. Geçtiğimiz aylarda yaşanan şiddetli rüzgârlarda uçuşan plastik malzemeler geniş bir alana dağılmış vaziyettedir. Çalışma alanının denetimi ve kontrolü Çevre, Şehircilik Bakanlığı, dolayısıyla Eskişehir İl Müdürlüğü sorumluluğunda bulunduğundan yerel yönetimlere yapılan şikâyet ve iletiler sonuçsuz kalmıştır. Bu tespitler ile hemşehrilerimizin talep ve mağduriyetlerini vasıtanızla duyuruyor, ilgilileri göreve çağırıyoruz. Tekrar diyoruz; bir tarafı yaparken diğer tarafa lütfen zarar vermeyin. Değerli katılımcılar; Konunun açılımında eklemek istediğimiz noktalar ise şunlardır: Eskişehir’de yoğun TOKİ faaliyetleri olması insanlarımız adına gerçekten sevindiricidir. Ancak öncesi ve sonrasında geçmişte yaşanan olumsuzlukların sürekli olarak gündeme geldiği bir durumda, Çağlan TOKİ’leri için şehir dinamiklerinin geçmiş sıkıntıların yinelenmemesi amacıyla bir araya gelip istişare ve diyalog anlamında ortak bir masa etrafında toplandıklarını duymadık, görmedik. Biz İYİ Parti olarak buradan soruyoruz: 2027 yılında teslim edildiğinde mevcut alan için su, atık su, ulaşım, eğitim, sağlık ve enerji gibi yaşamsal konularda sorumlu kurumlar ile bir süreç oluşturuldu mu? Yoksa “Biz yapalım, anahtarları teslim edelim; diğerleri nasılsa yaparlar.” Mantığı işlemeye devam mı ediyor? TOKİ, 10 yıl süreyle konutları Emlak Yönetim kanalıyla bize göre işletiyor. Sonrasında insanları kaderleriyle baş başa bırakıyor. Bakın; Karapınar TOKİ’de yaşananlar ortada. Ihlamurkent TOKİ’de yaşamsal sorunlar devam ediyor. Kurumların bir araya gelmemesi, getirilmemesinin cezasını vatandaşlarımız, kadınlarımız ve çocuklarımız maalesef çekmek durumunda kalıyor. Yol yakınken biz üzerimizdeki sorumluluk gereği uyarıyoruz. Belediyeler, ESKİ, Millî Eğitim, Sağlık, OEDAŞ ve Çevre, Şehircilik yetkilileri; bir zahmet bir araya gelip Çağlan Bölgesi TOKİ oluşumunun mevcut durumunu ve geleceğini planlayın. İnsanlarımız yerleşecekleri yuvalarında huzur, güven, rahatlık ve esenlik içinde bir ortamda olsunlar."

CHP'li Süllü: ''Hobi Bahçesi Düzenlemesi Vatandaşı Cezalandırıyor'' Haber

CHP'li Süllü: ''Hobi Bahçesi Düzenlemesi Vatandaşı Cezalandırıyor''

CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Meclis gündeminde olan kamuoyunda hobi bahçeleri düzenlemesi olarak bilinen 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nu değişikliklerine tepki gösterdi. Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Eskişehir Yaş Sebze ve Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Yıldıran Kılıç’ı ziyaret ederek üreticinin sorunlarını dinledi. Ziyarette, komisyonda kabul edilerek Meclis Genel Kurulu’na görüşülmek üzere sevk edilen tarımsal üretim yapanların tepkisine yol açan düzenlemeyi içeren torba kanun teklifi de ele alındı. Teklif, hobi bahçeleri, tarım alanlarındaki mevcut yapıların durumuna ilişkin düzenlemeler ve cezai yaptırımları içeriyor. “ÜRETİCİYE BİR DARBE DE BAKANLIKTAN” Gıda güvenliğinin Türkiye açısından kritik bir eşikte bulunduğunu vurgulayan Süllü, plansızlık, denetimsizlik ve üretimden kopuşun tarımda yapısal krize yol açtığını belirtti. Süllü, iktidarın tarım politikalarını sert sözlerle eleştirerek, “Üretici artan maliyetler, düşük alım fiyatları ve yetersiz destekler nedeniyle üretemeyecek hale getirildi. Yanlış, yetersiz ve günü kurtarmaya dönük politikalar nedeniyle zaten can çekişen üreticiye bir darbe de Tarım Bakanlığı eliyle vurulmaktadır” dedi. Tarım arazilerinin maden, enerji projeleri adı altında büyük sermayeye açıldığını ifade eden Süllü, “Turizm ve rant odaklı büyük konut projeleri ve madenler için toprak koruma kurulu kararlarıyla tarım arazileri talan edilirken, üretmeye çalışan çiftçi ve kendi hobi bahçesinde gıdasını üretmeye çalışan emekli cezalandırılıyor” ifadelerini kullandı. “SORUN HOBİ BAHÇELERİNE İNDİRGENEMEZ” Kanunla yapılan değişikliklerin, hazinedeki açıkları kapatmak amaçlı vatandaşa yeni cezalar kesilmesinin aracı olarak kullanılmasının yanlış olduğunu söyleyen Süllü, ürettiği için zaten cezalandırılan üreticinin bu cezaları ödeyebilecek durumda olmadığını söyledi. Üreticilerin tarımsal amaçlı aletlerini koyduğu ya da çoğu emekli vatandaşların sebze meyvesini üretmek için kullandığı hobi bahçelerindeki geçici yapılara daha kanun değişikliği geçmeden Eskişehir’de cezalar yağdırıldığını söyleyen Süllü, “Tarım alanları yıllardır devlet eliyle yağmalanırken, köylü üretimden koparılırken etkili politika üretmeyenlerin, sorunu yalnızca hobi bahçelerine indirgemesi inandırıcı değildir. Türkiye’nin en verimli ovaları yıllardır sanayi, madenler ve konut işgaline açılıyor. Ovalarda tarım ürünleri yerine beton yapılar boy gösterip; maden uğruna tarım toprakları yok olurken şimdi cezai yaptırımlarla belediyeler ile vatandaş karşı karşıya getiriliyor” dedi. “CEZA DEĞİL, BÜTÜNCÜL POLİTİKA GEREKİYOR” Süllü, çözümün cezalandırma değil, bütüncül tarım politikaları olduğunu vurgulayarak “Vatandaş ile kamu otoritelerini karşı karşıya getiren bu yaklaşım terk edilmeli. Tarım alanlarının korunması, üreticinin desteklenmesi ve gıda güvenliğinin sağlanması için, kapsamlı politika değişikliğine ihtiyaç var. Ciddi sorunlara yol açacak düzenleme geri çekilmeli ve tüm boyutlarıyla yeniden değerlendirilmelidir” dedi.

Bu Toprakları Şirketlere Değil, Çocuklarımıza Bırakacağız Haber

Bu Toprakları Şirketlere Değil, Çocuklarımıza Bırakacağız

CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, TBMM Genel Kurulu’nda maden kanunu ile olağan hale getirilen ihalesiz maden ruhsatı devirleri üzerine söz aldı. Dinçer, “Hazine’de metelik kalmadı. Plansızlık, ülkenin tüm zenginliklerinin sağa sola savurulmasına yol açtı. Kasa boşalınca çareyi milletin ortak varlıklarını satışa çıkarmakta buldular.” dedi. 77 Yıllık Koruma Kalkanı Rant İçin Deliniyor TBMM’de görüşülmeye devam eden Milli Parkları özel şirketlere ve imara açan kanun teklifine de değinen Dinçer: “77 yıldır kanunla korunan milli parklar Meclis’te görüşülen kanun teklifiyle yapılaşmaya ve özel şirketlerin kullanımına açılmak isteniyor. Siyasi iktidar bu ülkenin en değerli varlıkları olan ormanları bir ekosistemin parçası olarak değil, ekonomik değer olarak görmektedir. Geçtiğimiz yaz Meclis’ten geçen ve zeytinlikleri madencilik faaliyetlerine açan düzenleme bugün maden ruhsatlarınız gelişi güzel dağıtılmasına yol açmış ve Türkiye’nin talan edilme sürecini hızlandırmıştır.” ifadelerini kullandı. İliç Hatırlatması: “Aynı Bölgeye Yeniden Kazma Vurmak Felakettir” Erzincan İliç’te yaşanan maden faciasını hatırlatan Dinçer: “İliç’te yaşanan maden faciasında sorumlular henüz hesap vermemiş ve toprak zehirden arındırılmamışken, facianın yaşandığı yerin 5 kilometre ötesinin yeni bir maden sahası olarak ihale edilmesi yeni felaketlere açıkça davetiye çıkarmaktadır. Karadeniz’den Hatay’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada su havzaları ve ormanlar “adrese teslim ruhsatlarla” kuşatılmış durumdadır. Bu Toprakları Şirketlere Değil, Çocuklarımıza Bırakacağız İktidarın doğaya bakış açısını sert sözlerle özetleyen Dinçer, konuşmasını şu şekilde noktaladı: “AKP için; ormanlar ihale, kıyılar imar, tarım arazileri arsa, zeytinlikler ise maden sahası demektir. Biz buradan açıkça söylüyoruz: Bu ülkenin dağı da, taşı da, ormanı da milletindir. Bu memleket rantçıların değil, halkındır! Biz bu toprakları şirketlere değil, çocuklarımıza bırakacağız. Doğayı, yaşamı ve milletin hakkını hedef alan bu talan düzenini her yerde ifşa etmeye devam edeceğiz.”

Ekonomi İyiye Gidiyor Demek Vatandaşın Aklıyla Alay Etmektir Haber

Ekonomi İyiye Gidiyor Demek Vatandaşın Aklıyla Alay Etmektir

Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı Belediye Meclis Üyesi Uğur Yıldız, Eskişehir Ticaret Odası’nın açıkladığı 2025 yılı ekonomik verilerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, kentte karşılıksız çek ve protestolu senet tutarlarındaki artışın ekonomik krizin geldiği noktayı açıkça ortaya koyduğunu söyledi. ETO tarafından yayımlanan Eskişehir Ekonomik Göstergeler Raporu’nun Ocak 2026 verileriyle birlikte 2025 yılı toplam sonuçlarının netleştiğini hatırlatan Yıldız, “Rakamlar konuşuyor. Algıyla değil, gerçeklerle yüzleşmek gerekiyor” dedi. “Karşılıksız çek 2 yılda 5 kat arttı” Yıldız, Eskişehir’de karşılıksız çek tutarının: 2023 yılında 268 milyon TL, 2024 yılında 1 milyar TL, 2025 yılında 1 milyar 230 milyon TL olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “İki yıl içinde yaklaşık 5 kat artış yaşanmış. Bu, ticarette güvenin çöktüğünün ilanıdır. Bu tablo ülkenin içinde debelendiği ekonomik krizin, esnafın yaşadığı buhranın ve içinden çıkamadığı borç ödeyememenin çaresizliğini göstermektedir. Bu tabloyu görmezden gelmek, esnafın feryadına kulak tıkamaktır.” Protesto edilen senet tutarlarındaki artışa da dikkat çeken Yıldız, 2023’te 91 milyon TL olan tutarın 2024’te 282 milyon TL’ye, 2025’te ise 770 milyon TL’ye yükseldiğini belirtti. Yıldız, “iki yılda yaklaşık 9 kat artış var. Bu artık bir dalgalanma değil, ekonomik çöküştür. Küçük esnaf ayakta kalamıyor, üretici finansmana ulaşamıyor, sanayici maliyet baskısı altında eziliyor” dedi. “Yaklaşık 2 bin işletme kepenk kapattı” Yıldız, 2024 yılında 1.082, 2025 yılında ise 955 işletmenin kapandığını hatırlatarak şunları söyledi: “İki yılda yaklaşık 2 bin işletme kapanmış. Her kapanan iş yeri; işsiz kalan bir çalışan, dağılan bir aile bütçesi, kaybolan bir hayal demektir. Buna rağmen ‘ekonomi iyiye gidiyor’ demek, vatandaşın aklıyla alay etmektir.” Merkezi iktidarın 2023 seçimlerinden sonra ekonomiyi düzelteceğini ve uçuracağını vadettiğini hatırlatan Yıldız, açıklamasında şu değerlendirmeye yer verdi: “23 yılın sonunda yüksek enflasyon düşürülememiş, gelir dağılımı bozulmuş, alım gücü erimiş, bütçede faiz yükü artmış, ticarette güven zedelenmiştir. Plansızlık, liyakatsizlik ve yanlış ekonomi politikaları ülkeyi içinden çıkılamayan bir sarmala sürüklemiştir.” Eskişehir gibi üretim ve ticaret potansiyeli yüksek bir şehirde dahi bu tablonun yaşandığını vurgulayan Yıldız, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: ‘’Bu rakamlar; Eskişehir gibi üretim ve ticaret potansiyeli yüksek bir şehirde vatandaşın, esnafın, üreticinin, sanayicinin nasıl bir darboğazda bulunduğunu gösteren resmi verilerdir. ‘Ekonomi iyiye gidiyor, düzeltirse yine Ak Parti düzeltir’ sözünün tam tersi bir durum yaşandığının en net karşılığıdır. Ülke ekonomisi hız kesmeden çökmektedir. Geçim sıkıntısı herkesi dayanamayacak noktaya getirmiştir. Kimi dinlersek, kim içinde bulunduğu durumu anlatırsa anlatsın, her meslek grubunda ve toplumun tamamında çok ciddi finansal problemler yaşanmaktadır. Ticari hayat sürdürülemez, enflasyon dayanılmaz, maliyetler içinden çıkılamaz, vatandaş omzunda taşıdığı yüke dayanamaz hale gelmiştir. Merkez Bankasının daha ilk aydan enflasyon hedefini yukarı yönlü revize etmesi bile, hedefini ve tahminini bile öngöremeyen bir yönetimle karşı karşıya olduğumuzun ispatıdır. Gelinen bu noktada artık kabul edilmelidir ki; mevcut iktidar plansızlıkları, liyakatsiz atamaları, yanlış ekonomi politikaları, haksızlıkları ve hukuksuzluklarıyla ülkeyi bu durumdan çıkaramayacağını, bu duruma sadece seyirci olduğunu, etkisinin, inandırıcılığının ve güvenilirliğinin olmadığını göstermiştir. Bu tablo daha ağırlaşmadan gerçeklerle yüzleşmek gerekmektedir. Algıyla yönetmek yerine, halkın yaşadığı ekonomik çöküş kabul edilmeli, iktidar kendini yük ettiği milletin sırtından inmeli ve artık yönetemediğini kabul etmelidir. Türkiye’nin birinci partisi Cumhuriyet Halk Partisi programıyla, kadrolarıyla iktidara hazırdır. Halkın önüne sandık gelmeli ve millet artık kurtulmalıdır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.