SON DAKİKA
Hava Durumu

#Pkk

Porsuk Haber Ajansı - Pkk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Pkk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Pehlivanoğlu Eskişehir’de Gündemi Değerlendirdi Haber

Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Pehlivanoğlu Eskişehir’de Gündemi Değerlendirdi

Zafer Partisi Sivil Toplum ile İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Av. Özcan Pehlivanoğlu, Eskişehir’de düzenlediği basın toplantısında fon skandalı, hukuk sistemi, terörle mücadele, güvenlik sorunları, Beylikova’daki nadir toprak elementleri ve Türkiye’nin dış politikası hakkında açıklamalarda bulundu. Pehlivanoğlu, Zafer Partisi’nin önümüzdeki seçimlerde önemli bir başarı elde edeceğini savunarak vatandaşlara sandık çağrısı yaptı. Zafer Partisi Sivil Toplum ile İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Av. Özcan Pehlivanoğlu, çeşitli ziyaretlerde bulunmak ve bir konferansa katılmak üzere Eskişehir’e geldi. Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir ile birlikte basın toplantısı düzenleyen Pehlivanoğlu, Türkiye’nin siyasi ve ekonomik gündemine ilişkin değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı. Eskişehir’de sivil toplum kuruluşlarını ziyaret edeceklerini, vatandaşlarla bir araya geleceklerini ve parti teşkilatlarıyla çeşitli çalışmalar gerçekleştireceklerini belirten Pehlivanoğlu, basının halkın haber alma hakkı açısından önemli bir görev üstlendiğini ifade etti. “Halkın haber alma özgürlüğünün kısıtlandığını düşünüyoruz” Basın mensuplarıyla bir araya gelmekten memnuniyet duyduğunu belirten Özcan Pehlivanoğlu, Türkiye’de basın özgürlüğüne ilişkin yaşanan gelişmelerden endişe duyduklarını söyledi. Gazetecilerin tutuklanması, cezaevine gönderilmesi ve haklarında soruşturmalar yürütülmesini eleştiren Pehlivanoğlu, bu gelişmelerin halkın haber alma özgürlüğünü kısıtladığını savundu. Türkiye’nin içinde bulunduğu koşulların kendilerini üzdüğünü dile getiren Pehlivanoğlu, daha özgür, güvenli ve huzurlu bir ortamda değerlendirmelerini yapmak istediklerini ancak mevcut durumun buna imkân vermediğini ifade etti. Zafer Partisi olarak Türkiye genelinde vatandaşlarla buluşmaya devam ettiklerini belirten Pehlivanoğlu, Genel Başkan Ümit Özdağ başta olmak üzere parti yönetiminin ve teşkilatların sahada çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi. Vatandaşların sorunlarını dinlediklerini ve partinin bu sorunlara yönelik çözüm önerilerini anlattıklarını kaydetti. “Zafer Partisi seçimlerde sürpriz yapacak” Önümüzdeki seçimlere ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Pehlivanoğlu, Zafer Partisi’nin seçimlerde önemli bir başarı elde edeceğine inandığını belirtti. Partinin oy oranı ve seçim barajına ilişkin farklı değerlendirmeler yapıldığını hatırlatan Pehlivanoğlu, gençlerden, kadınlardan ve toplumun farklı kesimlerinden aldıkları tepkilerin kendilerine umut verdiğini söyledi. Zafer Partisi’nin önümüzdeki dönemde iktidarda veya yürütmenin bir parçası olabilecek bir konuma ulaşabileceğini savunan Pehlivanoğlu, partinin çalışmalarını halkla buluşarak sürdürmeye devam edeceğini ifade etti. Fon skandalı ve yatırımcıların mağduriyeti gündemde Türkiye’nin gündemindeki önemli konulardan birinin fon meselesi olduğunu belirten Pehlivanoğlu, fon mağdurlarının yaşadığı hak kayıplarının giderilmesi gerektiğini söyledi. Küçük yatırımcıların mağduriyetlerinin unutulmaması gerektiğini ifade eden Pehlivanoğlu, konunun kamuoyunun gündeminde tutulması, sorumluların ortaya çıkarılması ve yargılanması gerektiğini savundu. Fon skandalına ilişkin iddiaların yeterince araştırılmadığını düşündüklerini belirten Pehlivanoğlu, Türkiye’de bazı olayların zaman içerisinde kamuoyunun gündeminden düşürüldüğünü ileri sürdü. Yaşananların yalnızca yatırımcıları değil, ülke ekonomisini de etkileyebileceğini dile getiren Pehlivanoğlu, sorumluların hesap vermesi gerektiğini söyledi. Pehlivanoğlu, böylesine büyük bir olayın ardından siyasi sorumluların istifa etmesinin bekleneceğini ifade ederek, Türkiye’de bu yönde bir gelişme yaşanmadığını savundu. Zafer Partisi olarak fon meselesini gündemde tutacaklarını belirten Pehlivanoğlu, “Zafer Partisi iktidarında mutlaka bu işin üzerine gidip bu fon skandalının sorumlularının ortaya çıkarılmasını ve cezalandırılmasını sağlayacağız” dedi. “Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri hukuksuzluk” Basın toplantısında hukuk sistemine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Pehlivanoğlu, Türkiye’nin en önemli sorunlarının başında hukuksuzluğun ve adaletsizliğin geldiğini ileri sürdü. Yargı organlarının muhalefet üzerinde baskı aracı olarak kullanıldığını savunan Pehlivanoğlu, belediyelere yönelik operasyonlar, belediye başkanları ve bürokratlar hakkında yürütülen işlemler üzerinden eleştirilerde bulundu. Hukukun herkes için gerekli olduğunu ve yargının tarafsız, bağımsız ve objektif biçimde işlemesi gerektiğini vurgulayan Pehlivanoğlu, iktidara muhalif olan siyasi partilerin ve isimlerin farklı uygulamalarla karşı karşıya kaldığını iddia etti. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın gündeme getirdiği “düşman ceza hukuku” kavramına da değinen Pehlivanoğlu, Türkiye’nin adaletin eşit biçimde uygulandığı bir hukuk devleti olması gerektiğini ifade etti. Çerçeve yasaya ve çözüm sürecine tepki gösterdi Pehlivanoğlu, Türkiye’deki hukuk tartışmalarıyla bağlantılı olarak gündeme gelen çerçeve yasa ve çözüm süreci konusunda da açıklamalarda bulundu. Söz konusu yasanın hukuka, yasalara ve Anayasa’ya aykırı olduğunu savunan Pehlivanoğlu, terör örgütü PKK’ya yönelik olası düzenlemeler ve temaslarla ilgili eleştirilerini dile getirdi. İmralı’daki koşullar ve PKK yöneticilerinin Abdullah Öcalan ile görüştürüldüğüne ilişkin iddialara değinen Pehlivanoğlu, bu konularda kamuoyuna açıklama yapılması gerektiğini savundu. Anayasa’nın eşitlik ilkesine dikkat çeken Pehlivanoğlu, belirli kişi veya gruplara yönelik olası af düzenlemelerinin başka suç grupları tarafından da talep edilebileceğini ileri sürdü. Bu tür düzenlemelerin hukuki sonuçlarının değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Türkiye’nin terörle mücadele geçmişine ve şehitlerin hatırasına dikkat çeken Pehlivanoğlu, terörle müzakere yerine terörle mücadelenin sürdürülmesi gerektiğini ifade etti.Zafer Partisi’nin bu konudaki tutumunun terör örgütlerinin tamamen etkisiz hâle getirilmesi yönünde olduğunu belirten Pehlivanoğlu, Türkiye’nin güvenliği ve geleceği açısından bu yaklaşımın önemli olduğunu söyledi. PKK’nın uyuşturucu ve yasa dışı bahis gelirlerine ilişkin iddialar PKK’nın uyuşturucu ticareti ve yasa dışı bahis faaliyetleriyle bağlantılı olduğunu savunan Pehlivanoğlu, Türkiye’de uyuşturucu bağımlılığı ve yasa dışı ekonomik faaliyetlerin önemli bir sorun oluşturduğunu dile getirdi. Uyuşturucu bağımlılığının yalnızca bağımlı bireyleri değil, ailelerini ve toplumun geniş kesimlerini etkilediğini belirten Pehlivanoğlu, bu sorunla mücadelede kararlı adımlar atılması gerektiğini söyledi. Çerçeve yasaya ilişkin eleştirilerini sürdüren Pehlivanoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi ve diğer muhalefet partilerinin tutumunu da eleştirdi. Söz konusu düzenlemenin terör örgütünün meşruiyet kazanmasına yol açabileceğini öne süren Pehlivanoğlu, muhalefet partilerine Cumhuriyet’in temel ilkeleri doğrultusunda hareket etme çağrısında bulundu. Pehlivanoğlu, CHP’nin çerçeve yasaya karşı Anayasa Mahkemesi’ne başvurmasını beklediklerini ancak bu yönde bir adım atılmadığını savundu. Çerçeve yasaya oy veren 467 milletvekilinin, vatandaşlara neden bu yönde oy kullandıklarını açıklaması gerektiğini belirten Pehlivanoğlu, yasanın Türkiye’nin geleceği açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini ileri sürdü. Kadına yönelik şiddet ve asayiş sorunlarına dikkat çekti Türkiye’deki güvenlik sorunlarına da değinen Pehlivanoğlu, kadın cinayetleri, çocuklara yönelik şiddet ve silahlı saldırılar konusunda endişelerini dile getirdi. İzmir’in Menemen ilçesinde bir avukatın polis nişanlısı tarafından öldürüldüğünü belirten Pehlivanoğlu, yaşanan olayın toplumdaki güvenlik sorunlarını yeniden gündeme getirdiğini söyledi. Kadınların şiddete, darp ve tacize maruz kalmasını kabul etmediklerini ifade eden Pehlivanoğlu, insanların birbirlerine yönelik şiddetinin önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini vurguladı. Devletin vatandaşların güvenliğini sağlama sorumluluğu bulunduğunu belirten Pehlivanoğlu, İçişleri Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlara çağrıda bulunarak güvenlik konusunda daha etkili önlemler alınmasını istedi. Mekke Anlaşması ve Bedir Mutabakatı değerlendirmesi Pehlivanoğlu, Türkiye’nin dış politikası ve bölgesel gelişmeler kapsamında Mekke Anlaşması ve Bedir Mutabakatı olarak adlandırdığı anlaşma ve mutabakatlara ilişkin görüşlerini de paylaştı. Mekke ve Bedir isimlerinin İslam tarihi açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Pehlivanoğlu, bu isimlerin söz konusu anlaşmalarda kullanılmasını eleştirdi. Bu tercihin kamuoyunun algısını etkilemeye yönelik olduğunu düşündüklerini belirtti. Söz konusu anlaşma ve mutabakatların Türkiye’ye fayda sağlamayacağını savunan Pehlivanoğlu, bunların arkasında ABD ve İsrail’in çıkarlarının bulunduğunu ileri sürdü. Türkiye’nin bölgesel gelişmeler nedeniyle askerî bir çatışmanın parçası hâline getirilmesine karşı olduklarını ifade eden Pehlivanoğlu, Türk askerinin Yemen’e veya Türkiye dışındaki başka bölgelere gönderilmesini kabul etmediklerini söyledi. İran ile Türkiye arasındaki tarihsel komşuluk ilişkilerine de değinen Pehlivanoğlu, iki ülke halkının dost ve kardeş olduğunu belirterek Türk askerinin İran’a karşı yürütülecek bir savaşta kullanılmasına karşı olduklarını dile getirdi. Eskişehir Beylikova’daki nadir toprak elementleri için koruma çağrısı Basın toplantısının Eskişehir açısından öne çıkan başlıklarından biri de Beylikova’daki nadir toprak elementleri ve doğal kaynaklar oldu. Türkiye’nin yer altı ve yer üstü zenginliklerinin korunması gerektiğini belirten Pehlivanoğlu, usulsüz maden arama ruhsatları nedeniyle doğal kaynakların ve çevrenin zarar gördüğünü savundu. Akbelen, Artvin, Rize, Eskişehir, Erzincan İliç, Kazdağları, Bayramiç, Giresun ve Tirebolu gibi bölgelerde çevrenin korunmasına yönelik çalışmalara destek verdiklerini belirten Pehlivanoğlu, doğal alanların gelecek nesillere aktarılması gerektiğini söyledi. Beylikova’da bulunan nadir toprak elementlerinin önemine özel olarak dikkat çeken Pehlivanoğlu, Türkiye’nin doğal kaynakları hakkında geçmişten bu yana çeşitli araştırmalar yapıldığını ve yabancı ülkelerin bu kaynaklara ilgi gösterdiğini ileri sürdü. 1960’lı yıllarda Türkiye’ye gelen barış gönüllülerinin ülkenin doğal, kültürel ve sosyolojik özelliklerini kayıt altına aldığını iddia eden Pehlivanoğlu, bu çalışmaların Türkiye üzerindeki planlarla bağlantılı olduğunu savundu. Beylikova’daki nadir toprak elementlerinin başta Eskişehirliler olmak üzere Türk milletinin ortak zenginliği olduğunu ifade eden Pehlivanoğlu, bölgedeki kaynakların korunması için vatandaşları ve sivil toplum kuruluşlarını duyarlı olmaya çağırdı. Zafer Partisi’nin de doğal kaynakların korunması yönünde yürütülecek çalışmalara destek vereceğini belirten Pehlivanoğlu, Eskişehir halkının bu konudaki mücadelesine katkı sağlayacaklarını söyledi. “Sandıkta bu iktidarı hep birlikte gönderelim” Türkiye’nin yoğun ve sürekli değişen bir gündemle karşı karşıya olduğunu belirten Pehlivanoğlu, vatandaşların yaşanan gelişmelere rağmen dirençlerini koruduğunu ifade etti. Toplumun ekonomik, siyasi ve sosyal sorunlar karşısında zorlandığını savunan Pehlivanoğlu, vatandaşlara birlik ve dayanışma çağrısı yaptı. Önümüzdeki seçimlere işaret eden Pehlivanoğlu, iktidarın demokratik yollarla değişmesi gerektiğini belirterek vatandaşları sandıkta tercihlerini ortaya koymaya davet etti. Türkiye’nin daha huzurlu, mutlu ve refah içerisinde yaşayan bir ülke hâline gelmesi gerektiğini ifade eden Pehlivanoğlu, konuşmasının sonunda sığınmacı politikası ve yurt dışındaki Türk gençlerinin ülkeye dönüşü konusundaki görüşlerini de paylaştı. Türkiye’de sığınma koşullarının ortadan kalktığını düşündükleri kişilerin ülkelerine gönderilmesi gerektiğini savunan Pehlivanoğlu, dünyanın farklı ülkelerine giden yetişmiş ve nitelikli Türk gençlerinin ise Türkiye’ye geri kazandırılması gerektiğini söyledi. Pehlivanoğlu, Zafer Partisi’nin hedefinin Türkiye’nin geleceğine ilişkin sorunların çözülmesi, ülkenin güvenliğinin sağlanması ve vatandaşların daha huzurlu bir yaşam sürmesi olduğunu belirterek açıklamalarını tamamladı.

AHPADİ Başkanı Mehmet Ektaş: “Terörle Müzakere Olmaz, Mücadele Olur!” Haber

AHPADİ Başkanı Mehmet Ektaş: “Terörle Müzakere Olmaz, Mücadele Olur!”

Adaletin Hukuku ve Parlamenter Demokrasi İdeali Derneği (AHPADİ) Başkanı Mehmet Ektaş, Kamuoyunda "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırılan süreç ve son dönemde yaşanan gelişmelerle ilgili yazılı bir basın açıklaması yaptı. Sürecin yanlış yönetildiğini ve ciddi güvenlik riskleri doğurduğunu vurgulayan Ektaş, "Terörle müzakere olmaz, mücadele olur" diyerek iktidara çağrıda bulundu. “Hayalleri Talep Olarak İleri Sürüyorlar” Sürecin başından bu yana terör örgütü odağındaki isimlerin ve bazı siyasi aktörlerin adımları zehirlediğini belirten Mehmet Ektaş, Türk milletinin gösterdiği ferasetin ve devletin şefkatinin kötüye kullanıldığını ifade etti. Ektaş açıklamasında, "Teröristbaşı, Kandil’deki elebaşları, legal siyasetteki temsilcileri ve sürece sızmış yapılar Türk milletini ve devletini tehdit ederek ipe sapa gelmez hayallerini talep olarak sunuyor. Bu durum Terörsüz Türkiye hedefini baltalamaktadır" dedi. “Teröristlerin Anılmasına Ve Posterlerin Asılmasına Göz Yumuldu” Çeşitli illerde düzenlenen taziye ve anma etkinliklerine dikkat çeken AHPADİ Başkanı, devlete karşı silah çekmiş teröristlerin ‘şehit’ olarak anılmasını sert bir dille eleştirdi. Sokaklara ve surlara asılan posterlere müdahale edilmediğini savunan Ektaş, "Güvenlik güçlerimize, sivillerimize ateş eden teröristler övüldü, propagandalarına göz yumuldu. Zerre pişmanlık göstermeyen bu anlayış, silah bırakırken bile zafer hikayesi satmaya çalışarak toplumsal barış umutlarını zehirliyor" değerlendirmesinde bulundu. “PKK Fesholmuyor, Zaman Kazanmaya Çalışıyor” Yaşanan olayların terörü meşrulaştırma riski taşıdığını ve bölge halkında endişe yarattığını belirten Ektaş, durumun bir fesih değil, stratejik bir şekil değiştirme olduğunu iddia etti:"PKK kendini feshetmiyor; aksine konjonktürel bir şekil değiştirme, zaman kazanma ve odak kaydırma stratejisi uyguluyor. Bölgede devletinin ve milletinin yanında yer alan büyük çoğunluk, güvenlik kaygısıyla yarınına kuşkuyla bakmaya başlamıştır." İktidara Çağrı: “Siyasi Faturası Ağır Olur” İktidarın mevcut tutumunu değiştirmesi gerektiğini belirten Ektaş, uyarısını şu sözlerle tamamladı: "Bu görmezden gelme politikası devam ederse, ileride hortlayacak yeni bir terör dalgasının maliyeti çok daha ağır olacaktır. Bu durumun sandıkta da ağır bir siyasi faturası olur. İktidar zaman kaybetmeden harekete geçmeli, süreci sabote edecek hiçbir söylem ve etkinliğe izin vermemelidir. Bir kez daha tekrarlıyoruz: Terörle müzakere olmaz, mücadele olur."

AHPADİ'den Eskişehir Milletvekillerine "Çerçeve Yasa" Çağrısı Haber

AHPADİ'den Eskişehir Milletvekillerine "Çerçeve Yasa" Çağrısı

AHPADİ Dernek Başkanı Mehmet Ektaş, içeriği kamuoyundan ve milletvekillerinden gizlenen "çerçeve yasa" taslağına sert tepki gösterdi. Ektaş, Eskişehir milletvekillerine açık çağrıda bulunarak taslağa karşı durmaya davet etti. ​AHPADİ Dernek Başkanı Mehmet Ektaş, son günlerde tartışma yaratan ve TBMM'ye sunulacağı belirtilen içeriği belirsiz "çerçeve yasa" taslağına ilişkin Eskişehir'de bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıda, sürecin şeffaf yürütülmediğini ve terörle müzakere edildiğini savunan Ektaş, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Ektaş açıklamasında; "Hiç kuşku yok ki, vatanını seven herkes, kırk yılı aşkın bir süredir başımıza bela olan etnik bölücüterörün sona ermesinden büyük mutluluk duyacaktır. Bu nedenle “Terörsüz Türkiye” başlığıyla ilan edilen yeni dönem toplumumuzun bir bölümünde beklenti yaratmıştır. Sürecin ilk gününden bugüne kadar AHPADİ olarak bizim ve Atatürkçü, Cumhuriyetçi çizgideki diğer demokratik kitle örgütlerinin yaptığı tüm basın açıklamalarında terörle, teröristle pazarlık olmayacağı, mücadele edileceği vurgulandı. Türk Milletinin ortak hissiyatları doğrultusunda teröristbaşına ve teröristlerine af çıkarılmaması gerektiğini işaret edildi. Ancak, Devlet Bahçeli’nin terörsüz Türkiye söylemiyle gündeme getirdiği süreç, her yönüyle PKK ve terör örgütüyle müzakere, pazarlık görünümüyle devam etti. Süreç şeffaf olmayan, Milletten gizlenen karar ve uygulamalarla adım adım ilerletiliyor. Son olarak gündeme bir çerçeve yasa geldi. Kamuoyuna yansıyan bilgilerden ve yapılan açıklamalardan, içeriği belirsiz yasa taslağının kimler tarafından hazırlandığını bilmemekle beraber, terörist başına sunulduğunu, onunla müzakere edildiği ve uygun görüşünün alınmasından sonra meclise sunulma gayretine girildiğini öğrendik. Teröristbaşı bu yasa taslağının; “en az Cumhuriyetin kuruluşu kadar önemli bir demokratikleşme sürecinin başlangıcı olduğunu, demokratik cumhuriyete sonuna kadar kapı aralayacağını” söylemektedir. Teröristbaşının demokratik cumhuriyete yüklediği anlamın; etnisiyetçi, çok ana dilli, federatif bir Anayasaya sahip Cumhuriyet olduğu gerçeği ışığında, açıklamasından da bu çerçeve yasanın da etnisiyetçi, çok ana dilli, federatif bir Cumhuriyet yolunda ilk önemli yasal düzenleme olduğunu anlıyoruz. Yine, kamuoyuna yansıyan bilgilerden bu yasa ile 3.500 civarında PKK’lı mahkumun serbest bırakılacağını, TCK 302/1’de düzenlenen “Devletin Birliğini ve Bütünlüğünü Bozma” suçunun PKK’lı teröristler yönünden suç olmaktan çıkarılacağını öğreniyoruz. Çerçeve yasanın Milletten ve TBMM’den gizlenmesinin, mecliste grubu bulunan partilere somut düzenlemelerin gösterilmesi yerine bilgilendirme yapılarak destek istenilmesinin, AKP ve MHP Milletvekillerine içeriği okutulmadan önergeye imzalarının alınmasının nedeni bizce içerdiği şifrelerdir. AK Parti Eskişehir Milletvekillerinin, Partilerinin aldıkları karara karşı direnme gücü göstermeyeceklerini, taslağı okumadan itirazsız imzalayacaklarını, Genel Kurulda da evet oyu vereceklerini düşünüyoruz. Bu nedenle bizler, bizleri temsile eden diğer Eskişehir Milletvekillerimize, her fırsatta Cumhuriyetçi, Atatürk’ün mirasçısı olduklarını belirten Sayın Süllü, Sayın Çakırözer ve Sayın Arslan’a sesleniyoruz. Sayın Süllü, Sayın Çakırözer, Sayın Arslan; önümüzdeki hafta TBMM’ye geleceği söylenen ancak içeriği sizlerden gizli tutulan “çerçeve yasa”nın sizlerden neden gizli tutulduğunu mutlaka merak etmişsinizdir. Bu yasadan terörsitbaşının haberi varken neden bizim haberimiz yok sorusunu sormuşsunuzdur. Sayın Süllü, Sayın Çakırözer, Sayın Arslan; nerede durduğunuzu, milletin hangi tarafını temsil ettiğinizi, bizden 2023 yılında aldığınız oylardan doğan irademizi meclise yansıtıp yansıtmayacağınızı, AKP-MHP tarafından hazırlanıp teröristbaşıyla müzakere edilen çerçeve yasaya karşı vereceğiniz oyla sınayacağız. İrademize saygılı olacağımız umuyoruz. Demokratik cumhuriyet zokasıyla Türk Milletine kurulan tuzağa düşmeyin. Terörü ödüllendirmeyin, teröristleri cesaretlendirmeyin. Meclisi yok sayan bu taslağa hayır deyin."

AHPADİ Başkanı Mehmet Ektaş: "Teröre Destek Mitingine İzin Verilemez!" Haber

AHPADİ Başkanı Mehmet Ektaş: "Teröre Destek Mitingine İzin Verilemez!"

AHPADİ - Adaletin Hukuku ve Parlementer Demokrasi İdeali Derneği Başkanı Avukat Mehmet Ektaş, hafta sonu çeşitli illerde düzenleneceği duyurulan "Öcalan’a Özgürlük" mitinglerine çok sert tepki gösterdi. Ektaş, bu mitinglerin hukuka ve Türkiye Cumhuriyeti’ne açık bir başkaldırı olduğunu belirtti. Eskişehir’de yazılı bir basın açıklaması yayımlayan AHPADİ Başkanı Av. Mehmet Ektaş, DEM Parti ve iş birlikçileri tarafından Muş, Mersin, Diyarbakır ve İstanbul’da yapılması planlanan mitinglerin yasal olarak suç teşkil ettiğini savundu. Anayasa ve Terörle Mücadele Kanunu’nu hatırlatan Ektaş, adli ve idari makamları göreve çağırarak söz konusu organizasyonların derhal yasaklanması gerektiğini ifade etti. "Bir Cani İçin Özgürlük Değil, Ancak Af Dilenebilir" Mitingin adlandırılış biçimine sert eleştiriler getiren Av. Mehmet Ektaş, özgürlük kavramının esir alınan veya hukuka aykırı şekilde alıkonulan kişiler için kullanılacağını belirtti. Teröristbaşının statüsünün net olduğunu vurgulayan Ektaş, şu ifadeleri kullandı: "Öcalan, yakalandığı Şubat 1999 tarihine kadar devletine ve milletine karşı alçakça işlediği suçlardan hüküm giymiş bir mahkumdur. Bir mahkum için ancak ‘af’ dilenebilir ki, bu dahi Türk milletinin vicdanında asla kabul görmez. Öcalan; asker, polis, sivil, öğretmen, mühendis ve ne yazık ki bebeklerin de aralarında bulunduğu yaklaşık 50 bin insanımızın katledilmesi emrini vermiş bir canidir." Ektaş, Öcalan'ın 1999 yılında vatana ihanet ve ayrılıkçılık suçlarından oy birliğiyle idama mahkum edildiğini, cezasının 2002 yılında idamın kaldırılmasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrildiğini hatırlatarak, cezai sorumluluğu azaltan hiçbir maddeden yararlandırılmadığının altını çizdi. "TUSAŞ Saldırısından da Doğrudan Öcalan Sorumludur" AHPADİ Başkanı Ektaş, teröristbaşının cezaevinde olduğu süreçte de avukatları, aile yakınları ve siyasi uzantılar aracılığıyla PKK terör örgütünü yönetmeye devam ettiğini ileri sürdü. Örgütün gerçekleştirdiği son kanlı eylemlere değinen Ektaş, yakın geçmişteki TUSAŞ saldırısına dikkat çekti: 23 Ekim 2024 TUSAŞ Saldırısı: Ankara Kahramankazan'daki Türk Havacılık ve Uzay Sanayii merkez yerleşkesine düzenlenen hain saldırıda 5 yurttaşımız şehit olmuş, 22 yurttaşımız yaralanmıştı. Hukuki Süreç: Ektaş, bu saldırı dahil olmak üzere PKK'nın tüm eylemlerinden Öcalan’ın birinci derecede sorumlu olduğunu ve 1999'dan bu yana geçen süreç için de ayrıca "terör örgütü yöneticiliği" suçundan yargılanması gerektiğini belirtti. "Mitingler Hak Kullanımı Değil, Ağır Bir Suçtur" Düzenlenmek istenen mitinglerin anayasal bir hak olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Avukat Mehmet Ektaş, işin hukuki boyutunu şu sözlerle özetledi: "Bu mitingler; Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu’na göre terör örgütü propagandası yapmak, suç ve suçluyu övmek, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek gibi net suçları oluşturmaktadır. Konusu suç teşkil eden ve kamu düzenini açıkça tehlikeye atan bu eylemler hak kullanımı olamaz; aksine yasal birer yasaklanma nedenidir. Anayasanın 14. maddesi de temel hak ve hürriyetlerin devletin bütünlüğünü bozacak şekilde kötüye kullanılamayacağını açıkça düzenler." "Siyasi İktidarı ve Devlet Bahçeli'yi Esefle İzliyoruz" Açıklamasında siyasi gündeme ve iktidar bloğuna da eleştiriler yönelten Ektaş, bu tür mitinglerin önünü açan söylemlerin toplumsal huzuru bozmayı hedeflediğini iddia etti. "Bu mitinglerin yüreklendiricisinin sözde milliyetçi Devlet Bahçeli olması esef vericidir" diyen AHPADİ Başkanı, Cumhurbaşkanının sessiz kalmasının da bu tür girişimlere toplumsal zemin hazırlanması kaygılarını haklı çıkardığını savundu. Ektaş, Türk ordusunun mücadelesiyle yok olma noktasına gelen terör örgütüne hiçbir isim altında "can suyu" verilmemesi gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanı ve İçişleri Bakanlığına Çağrı AHPADİ Başkanı Av. Mehmet Ektaş, anayasayı ve vatanın bütünlüğünü koruyacağına dair yemin eden devlet yetkililerini acilen adım atmaya davet ederek açıklamasını şu çağrıyla sonlandırdı: "Başta Cumhurbaşkanı ile İçişleri Bakanı olmak üzere, ilgili tüm yetkilileri, adli ve idari makamları görevlerini yapmaya davet ediyoruz. Bu teröre destek mitingleri derhal yasaklanmalı ve sokak eylemlerine kesinlikle izin verilmemelidir. Aksine davranıp terör örgütüne zemin hazırlayanlar, tarih ve bağımsız yargı önünde hesap vermekten kaçamayacaklardır."

Ekonomi Değil, Yoksullaştırma Programı Uygulanıyor! Haber

Ekonomi Değil, Yoksullaştırma Programı Uygulanıyor!

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Eskişehir programı kapsamında partililer ve vatandaşlarla bir araya gelerek Türkiye gündemine dair sert eleştirilerde bulundu. Mevcut siyasi iklimi "karanlık" olarak nitelendiren Uysal, ekonomi yönetiminden yargı bağımsızlığına, seçim güvenliğinden terörle mücadele süreçlerine kadar pek çok konuda iktidara yüklendi. ​"Türkiye Keyfiliğin Kurumsallaştığı Bir Dönemde" ​Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni eleştiren Uysal, sistemin "keyfiliği kurumsal hale getirdiğini" savundu. Son bakan değişikliklerinin seçime ayarlı bir strateji olduğunu belirten Uysal, şu ifadeleri kullandı: ​"Türkiye’nin tarihi geriye doğru akıtılırcasına karşı karşıya bırakıldığı bu şartları asla Demokrat Parti olarak kabul etmiyoruz. Yasama, yürütme ve yargının tek bir şahsın bünyesinde somutlaştığına şahitlik ediyoruz." ​"Ekonomi Değil, Yoksullaştırma Programı Uygulanıyor" ​Ekonomik verilere ve TÜİK’in hesaplamalarına değinen Uysal, halkın bilinçli bir yoksulluğa mahkum edildiğini iddia etti. Özellikle faiz yüküne dikkat çeken Genel Başkan: ​Faiz Yükü: "2022 yılında 19.9 milyar dolar olan faiz ödemesi, 2026 yılında 65 milyar dolarlık devasa bir yüke dönüştü." ​Tarımsal Tasfiye: "Yanlış politikalarla Türk tarımı tasfiye edildi, köylü üretimden koparılarak siyasi sadakatin satın alınacağı bir düzen inşa edildi." ​Özelleştirmeler: "Demirel ve Özal’ın mirası olan köprü ve otoyolların özelleştirme kapsamına alınması, kamu kaynaklarının yağmalanmasıdır." ​"Demokrasi PKK’nın Rehineliğinden Kurtarılmalı" ​Gültekin Uysal, son dönemde yürütülen siyasi süreçleri ve "İmralı" vurgulu tartışmaları da gündemine aldı. Yüzde 50+1 dengesinin Türk demokrasisini kırılgan hale getirdiğini belirten Uysal, "İktidar, Sayın Erdoğan’ı yeniden aday yapabilmek için PKK lideriyle müzakere yolunu açmıştır. Türk demokrasisi, bu rehinelikten kendini kurtarmak mecburiyetindedir," dedi. ​"Seçim Sandığı Tehdit Altında" ​Gelecek seçimlere dair endişelerini dile getiren Uysal, muhalefet partilerine çağrıda bulundu. Adli ve idari kolluğun siyasetin aparatı haline getirilmeye çalışıldığını savunan DP lideri, "Sadece sandıktan netice almayı değil, demokratik mücadele zeminini korumayı hedefleyen bir 'mücadele seti' oluşturmalıyız," şeklinde konuştu. ​"Uyan Ey Türk Milleti!" ​Konuşmasını Süleyman Demirel’in sözlerine atıfta bulunarak sonlandıran Uysal, vatandaşları "ev sahibi" olduklarını hatırlamaya davet etti: ​"Bugünkü rejimin müsaade ettiği kadar demokrasiye, müsaade ettiği kadar hukuka, müsaade ettiği kadar zenginliğe razı olmayacağız. Bu ülkenin nimetini de külfetini de eşit dağıtacak adil bir düzeni hep beraber inşa edeceğiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.