SON DAKİKA
Hava Durumu

#Piyasa

Porsuk Haber Ajansı - Piyasa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Piyasa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bir Sigorta Şirketinin Zorunlu Tutulması Hukuka Aykırıdır Haber

Bir Sigorta Şirketinin Zorunlu Tutulması Hukuka Aykırıdır

Eskişehir Sigorta Acenteleri Derneği son günlerde banka ve finans kuruluşları tarafından vatandaşlara yönelik sigorta zorunluluğu ile ilgili bir basın açıklaması yapıldı. Eskişehir Sigorta Acenteleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Canan Özçamur yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; “Son dönemde kredi kullanan vatandaşlarımızdan gelen sorular üzerine önemli bir konuyu kamuoyuyla paylaşmak istiyorum. Resmî Gazete’de yayımlanan 29294 sayılı Yönetmeliğin 13’üncü maddesi ve Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (SEDDK) 2025/2 sayılı düzenlemesi çok açık bir hüküm içermektedir: Kredi kullanan tüketicilerin sigorta şirketini seçme hakkı hiçbir şekilde sınırlandırılamaz. Bu durum yalnızca bankalar için değil; araç ve konut alım sürecinde finansman oluşumuna aracılık eden tüm kurum ve kuruluşlar için de geçerlidir. Mevzuat gereği, sigortanın belirli bir sigorta şirketi üzerinden yaptırılmasına yönelik her türlü şart, yönlendirme ya da dolaylı zorunluluk açıkça geçersizdir. Düzenlemenin amacı son derece nettir: Tüketicinin özgür iradesini korumak ve serbest piyasa koşullarının sağlıklı işlemesini sağlamak. Kredi ya da konut finansmanı sürecinde vatandaşlarımızın sigorta tercihine müdahale edilmesi, alternatiflerin sunulmaması veya belirli bir sigorta şirketinin zorunlu tutulması hukuka aykırıdır. Tüketicilerimiz; hayat sigortası, konut sigortası ya da krediye bağlı diğer teminatları diledikleri sigorta şirketi ve diledikleri sigorta acentesi aracılığıyla yaptırma hakkına sahiptir. Sigorta acenteleri olarak bizler, müşterilerimizin ihtiyaçlarını analiz ederek en uygun teminatı, en doğru fiyat ve kapsamla sunmak için çalışıyoruz. Önemli olan, vatandaşın seçeneklerini bilmesi ve herhangi bir baskı hissetmeden karar verebilmesidir. Rekabetin olduğu yerde kalite artar, fiyatlar dengelenir ve tüketici kazanır. Bu noktada yalnızca bankalara değil, konut ve araç finansmanına aracılık eden tüm kurum ve kuruluşlara önemli sorumluluklar düşmektedir. Süreçlerin şeffaf yürütülmesi, tüketiciye açık ve doğru bilgi verilmesi ve yürürlükteki mevzuata eksiksiz uyulması büyük önem taşımaktadır. Vatandaşlarımıza da çağrım şudur: Kredi veya konut alım sürecinde sigorta şirketi tercihinizin size ait olduğunu unutmayın. Alternatif teklif istemek ve farklı bir sigorta şirketiyle ve sigorta acentesiyle çalışmak en doğal hakkınızdır. Eskişehir Sigorta Acenteleri Derneği olarak, tüketicilerimizin yanında olmaya ve haklarının korunması için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.”

CHP'li Kış: "Barınma Artık Lüks!" Haber

CHP'li Kış: "Barınma Artık Lüks!"

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, konut piyasasında ilan manipülasyonu, spekülasyon ve fahiş kira artışlarına ilişkin verdiği soru önergesine Ticaret Bakanlığı’ndan gelen yanıtı sert sözlerle eleştirdi. Kış, “Bir yandan ‘sorun yok’ deniliyor, diğer yandan aynı metinde ceza kesildiği itiraf ediliyor. Bu yanıt krizi çözmüyor, krizi doğruluyor” dedi. Ticaret Bakanlığı’nın yazılı cevabında, satılık konut ilanlarının geri çekildiğine dair bir tespit bulunmadığı savunulurken; fiyat manipülasyonu yaptığı belirlenen 1.423 kişi ve kuruluşa toplam 173 milyon 300 bin lira idari para cezası uygulandığı bilgisi yer aldı. Kış, bu tabloya dikkat çekerek, “Sorun yoksa bu cezalar neden kesildi?” diye sordu. TCMB Kira Haritası Gerçeği Gösterdi Kış, konut krizine ilişkin değerlendirmesini Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yayımlanan “Değerlemesi Yapılan Konutların Birim Kiraları” verileriyle destekledi. TCMB verilerine göre Türkiye genelinde ortalama kira metrekare başına 224,75 TL oldu. Ortalama 100 metrekarelik bir konut için bu rakam 22 bin 475 TL’ye ulaştı. “Bugün net asgari ücret 28 bin 75 TL. Türkiye ortalaması kira 22 bin 475 TL ise, geriye kalanla fatura mı ödenecek, gıda mı alınacak, ulaşım mı karşılanacak?” diyen Kış, “Bu tablo, tek başına yaşamayı fiilen imkânsız hale getiriyor. Barınma temel hak olmaktan çıkmış, lüks hâline gelmiştir” ifadelerini kullandı. İstanbul’da Kira Asgari Ücreti Aştı TCMB verilerine göre 100 metrekarelik bir konutta ortalama kira İstanbul’da 36 bin 786 TL ile en yüksek seviyeye çıktı. İstanbul’u 32 bin 528 TL ile Muğla, 25 bin 218 TL ile İzmir izledi. En düşük kira ortalaması ise 9 bin 400 TL ile Mardin oldu. 10 bin TL’nin altında kalan tek şehir yine Mardin olarak kaydedildi. Kış, “İstanbul’da ortalama kira asgari ücreti aşıyorsa burada artık ‘piyasa’ değil, açık bir sosyal adalet krizi vardır. İnsanlara ‘şehir değiştirin’ mi denilecek?” diye konuştu. Mersin’de Artış Yüzde 2295 Kış, Mersin’e ilişkin verilerin de tabloyu doğruladığını vurguladı. TCMB’ye göre Mersin’de 100 metrekarelik bir konutun ortalama kirası 17 bin 489 TL seviyesinde. Ancak daha çarpıcı olanın artış oranı olduğuna dikkat çeken Kış, 2018’in ilk çeyreği ile 2025’in son çeyreği arasında Mersin’de kira artışının yüzde 2295,8’e ulaştığını söyledi. “Bu artış oranı, konutun nasıl bir barınma krizine dönüştüğünün açık belgesidir” diyen Kış, “Gelir artışıyla açıklanamayacak bu tablo, denetimsizlik ve spekülasyonun sonucudur” değerlendirmesinde bulundu. “Denetim Şikâyet Beklemek Değil, Re’sen Müdahaledir” Bakanlığın “kendilerine bu yönde bir başvuru yapılmadığı” yönündeki yaklaşımını da eleştiren Kış, “Devletin görevi yurttaştan dilekçe beklemek değildir. Barınma gibi temel bir alanda denetim, re’sen yapılır. ‘Başvuru yok’ demek sorumluluktan kaçmaktır” dedi. “Konut Yatırım Oyuncağı Değil, Barınma Hakkıdır” Açıklamasının sonunda iktidara çağrıda bulunan Kış, şunları söyledi: “İlan manipülasyonu, fiyat tutma, spekülasyon… Adı ne olursa olsun sonuç aynı: Yurttaş evinden ediliyor, kira kıskacında eziliyor. Konut yatırım oyuncağı değil, barınma hakkıdır. Bu kriz ‘sorun yok’ denilerek değil; kamucu, caydırıcı ve şeffaf bir denetimle çözülür.”

Konkordato Çaresizliğin Simgesine Dönüşmüş Durumda! Haber

Konkordato Çaresizliğin Simgesine Dönüşmüş Durumda!

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından son günlerde artan konkordato başvuruları ve ekonomik sonuçları ile ilgili bir basın açıklaması yapıldı. Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce İki Eylül Caddesi üzerinde düzenlediği basın toplantısında şu ifadeleri kullandı; "Son dönemde ülkemizde konkordato başvurularında gözle görülür bir artış yaşanıyor. Ekonominin çarklarını döndüren küçük ve orta ölçekli işletmeler, artık ayakta kalmakta zorlanıyor. Bu tablo, sadece bir şirketin iflasıyla sınırlı değil; ardında yüzlerce çalışanın, onlarca tedarikçinin ve binlerce ailenin geçim mücadelesi yatıyor. Hepimizin bildiği gibi konkordato, aslında firmaların yeniden nefes alabilmesi için oluşturulmuş bir yasal mekanizma. Ancak bugün geldiğimiz noktada, bu mekanizma bir “çıkış kapısı” olmaktan çok, çaresizliğin simgesine dönüşmüş durumda. Konkordato başvurularının temelinde birkaç ciddi neden yatıyor. Öncelikle artan finansman maliyetleri, işletmelerin en büyük yüklerinden biri haline geldi. Üretim yapmak, yatırım yapmak ya da sadece faaliyetini sürdürmek isteyen her işletme, yüksek faiz oranlarıyla karşı karşıya kalıyor. Bunun üzerine yüksek enflasyon eklendiğinde, hem girdi maliyetleri hem de tüketicinin alım gücü aynı anda düşüyor. Bu da iç pazarı daraltıyor. Üretim maliyetlerinin öngörülemez biçimde artması, işletmelerin plan yapmasını neredeyse imkânsız hale getiriyor. Bir ay öncesinin maliyet hesabı, bugün geçerliliğini yitiriyor. Hammadde, enerji ve işçilik giderlerindeki dalgalanmalar, firmaların uzun vadeli düşünmesini engelliyor. Ayrıca krediye erişimde yaşanan güçlükler, birçok işletmeyi nakit sıkışıklığıyla karşı karşıya bırakıyor. Bankalar, teminat şartlarını ağırlaştırıyor; küçük üreticiye, esnafa nefes alacak alan kalmıyor. Bugün en çok konkordato başvurusu yapılan sektörlerin başında tekstil, inşaat ve metal ürün sanayileri geliyor. Bu 3 sektör, istihdamın ve üretimin bel kemiğini oluşturuyor. Bu nedenle burada yaşanan her sıkıntı, sadece firmaları değil, geniş bir ekonomik zinciri de etkiliyor. Bir fabrikanın üretimi durduğunda, o fabrikanın tedarikçisinden nakliyecisine, servis sağlayıcısından işçisine kadar herkes bundan etkileniyor. Bu durum, ekonomide “zincir iflaslar” olarak kendini gösteriyor. Konkordato sürecinde en büyük mağduriyetlerden biri de alacaklıların korunamaması. Bir işletme konkordato ilan ettiğinde, çoğu zaman alacaklı firmalar ve çalışanlar belirsizlik içinde kalıyor. Bu belirsizlik, piyasada güveni zedeliyor. Oysa bu süreçler, adil ve denetimli şekilde yürütülse, hem firmalar toparlanabilir hem de alacaklılar mağdur olmaz. Bizim önerimiz, konkordato süreçlerinde mutlaka “Alacaklılar Kurulu” oluşturulması yönündedir. Bu kurulda sadece finans temsilcileri değil, işçi temsilcileri de yer almalıdır. Çünkü bir şirketin geleceği sadece rakamlardan ibaret değildir; o işletmede emeğiyle çalışan insanların da söz hakkı olmalıdır. Bir diğer önemli konu ise, konkordato sisteminin bazı firmalar tarafından kötüye kullanılmasıdır. Ne yazık ki, bazı işletmeler zaman kazanmak amacıyla ikinci kez konkordato başvurusunda bulunuyor. Bu durum, hem sürecin ciddiyetini zedeliyor hem de piyasadaki güveni sarsıyor. Bu nedenle, aynı firma için ikinci kez konkordato başvurusuna izin verilmemelidir. Konkordato sadece işletmeleri değil, binlerce işçinin geçimini doğrudan etkiliyor. Üretim durduğunda, ilk etkilenen kesim işçiler oluyor. Bu yüzden konkordato sürecinde en hassas konulardan biri, çalışan haklarının korunması olmalı. Biz Anahtar Parti olarak, bu noktada Kıdem Tazminatı Garanti Fonu kurulmasını öneriyoruz. Böylece işveren ekonomik sıkıntıya düşse bile, işçinin hakkı güvence altına alınır. İşçinin emeği, bir alacak kalemi olarak değil, kutsal bir hak olarak korunmalıdır. Ülkemiz güçlü bir üretim kapasitesine ve çalışkan bir insan kaynağına sahip. Ancak bu potansiyelin korunabilmesi için şeffaf, adil ve sürdürülebilir bir ekonomik düzen kurulmalı. Biz Anahtar Parti olarak, üretimin, emeğin ve alın terinin yanında durmaya devam edeceğiz. Krizleri konuşmak kadar, çözüm üretmenin de sorumluluğumuz olduğuna inanıyoruz. Türkiye’nin yeniden üreten, güvenen ve büyüyen bir ülke olması için çalışmaya devam edeceğiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.