SON DAKİKA
Hava Durumu

#Panel

Porsuk Haber Ajansı - Panel haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Panel haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ADD'den "Cumhuriyet'e Kurulan Kumpas ve Yeni Anayasa" Paneli Haber

ADD'den "Cumhuriyet'e Kurulan Kumpas ve Yeni Anayasa" Paneli

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Eskişehir Şubesi tarafından düzenlenen panelde, anayasa tartışmaları ve kumpas davaları masaya yatırıldı. Prof. Dr. Süheyl Batum ve Çağdaş Bayraktar, Türkiye’nin içinden geçtiği süreci çarpıcı analizlerle değerlendirdi. ​Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Eskişehir Şubesi, kentin kültür hayatına damga vuran bir etkinliğe daha imza attı. Özdilek Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen "Cumhuriyeti Kurulan Kumpas ve Yeni Anayasa" konulu panel, Eskişehirlilerin yoğun katılımıyla yapıldı. ​Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan panelin açılışını ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci yaptı. Avci, konuşmasında "Atatürk’te birleşmenin ve yeniden Atatürk Cumhuriyeti’ni kurmanın vaktidir" vurgusu yaptı. Mehmet Avci: "Cumhuriyeti Kimseye Teslim Etmeyeceğiz" ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi; "Zor zamanlardan geçiyoruz. Cumhuriyetimiz hiç olmadığı kadar büyük saldırılar altında ve gerçekten şunu biliyoruz ki Atatürk’te birleşmenin, yeniden Atatürk Cumhuriyeti’ni kurmanın gerektiğini anlıyoruz. Bugün burada Cumhuriyet tarihimizle ilgili yaşadığımız kumpaslar ve saldırıları tartışacağız ve bunların en iyi, en önemli örneklerinden biri olan Cemal Aziz Çakmak paşamızın yaşadığı süreçten kesitler göreceğiz. ​Bir anayasa profesörü, Türkiye’de sayılı anayasa profesörü... Bir anayasa profesörünün elinden, dilinden anayasaya neler yapılmış onları dinleyeceğiz. Ve her geçen gün dibe doğru savrulan bir Cumhuriyet var ama böyle bir süreç varsa biz de varız. Bizler Atatürkçüler ve Kemalistler olarak şunu net bir şekilde söylüyoruz: Biz İstiklal Marşı’nda "göğsünü siper eden" dediği tam kişiyiz. Hiçbir şeyden de korkmuyoruz, korkmayacağız. Bu Cumhuriyeti kimseye yem ettirmeyeceğiz, kimseye de teslim etmeyeceğiz. ​O yüzden bu toplantılar bilinçlenmek, ideolojik olarak donanımlaşmak için çok kıymetli toplantılar. Sizlerin de fazla zamanını almayacağım, o yüzden toplantıya geçmek istiyorum. Size tek bir şey söyleyeceğim arkadaşlar: Umudumuzu yitirmeyeceğiz. Çünkü bizim Gazi Mustafa Kemal’e bir sözümüz var; Cumhuriyeti ilelebet payidar kılacağız." dedi. Prof. Dr. Süheyl Batum: "15 Yılda 4. Anayasa Kabul Edilemez" Panelde konuşan 24. Dönem Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Süheyl Batum şu ifadeleri kullandı; "Hepimizin gördüğü ilginç günler yaşıyoruz. Tekrardan o Ergenekon, Balyoz gibi dönemlerdeki davalar tekrar başladı. Bugünlerde hepimizin bu davaların neden olduğunu, Türkiye'nin neden bu durumda olduğunu, burnumuzun dibinde Irak, Suriye ortadan kalkmış iken neden bu olayların olduğunu bir kez daha tartışmak için buradayım. 2007 yılında bu ülkede kim yaptı anayasa? Adalet ve Kalkınma Partisi, iktidar partisi. 2010'da kim yaptı? Adalet ve Kalkınma Partisi. 2017'de kim yaptı? Herkes elini vicdanına koysun, Adalet ve Kalkınma Partisi. Şimdi diyor ki "Yeni bir anayasa daha." 15 yılda ben 3 tane anayasa yapacağım tek başıma ve "Yanlış yaptık, bir 4.'yü yapalım." diyeceğim. Bu süreç maalesef Irak'ı da parçalayan, Suriye'yi de parçalayan bir süreçtir. AKP bugüne kadar bilmiyordu anayasa yapmayı, ilk defa şimdi öğrendi. İnsaf, insaf. 2010'da siz yaptınız, 2017'de siz yaptınız, şimdi diyorsunuz ki "Bir tane daha yapalım çok güzel olacak." Biz de bunun Türkiye'yi maalesef Irak ve Suriye'ye dönüştürmeye yönelik bir sürecin bir parçası olarak düşündüklerini düşünüyoruz. O yüzden bunu kabul etmiyoruz." dedi. Çağdaş Bayraktar’dan "Deniz Üstü Köpürür" Mesajı Panelin diğer konuşmacısı Gazeteci ve yazar Çağdaş Bayraktar da şu ifadeleri kullandı; "Cumhuriyet gazetesinde muhabirlik yapıyorum. Aynı zamanda televizyon programları yapıyorum ve aynı zamanda da Kırmızı Kedi'den en son Deniz Üstü Köpürür kitabını yazan birisiyim. Türkiye aslında, bunu biz etkinlikte de anlatacağız ama Türkiye normalde birçok yapılamayacak şeyin yapıldığı, konuşulamayamaz şeyin konuşulduğu olumsuz anlamda söylüyorum bir yerden geçiyor ve bugünlere kolay gelinmedi. Bugünlere gelinebilmesi için eşyanın tabiatına aykırı birçok olayın olması gerekiyordu ve bunların başında da Ergenekon, Balyoz kumpas davaları geliyordu. Ve bugün aslında biz hala bu süreçlerin, bu döngülerin bir sonucunu yaşıyoruz. Ve ben bu kitapla bu kumpas davalarda hedef alınan ve yaşamını yitiren bir kişinin hayatı üzerinden aslında 25 yılın bir yakın tarih belgesel kitabını hazırlamaya çalıştım. Çünkü her gün çok yoğun bir bilgi bombardımanı altındayız. Bu yüzden de neleri yaşadığımızı, nelere maruz kaldığımızın çok farkında olmuyoruz. O yüzden de kitap yazmanın en büyük espirilerinden birisi de şudur: Olaylar arasındaki bağlantının ne kadar kuvvetli olduğunu ortaya çıkarmaya yardımcı olur. Bu kapsamda da hani ben bir kişinin yaşamı üzerinden aslında, yani kitap Deniz Üstü Köpürür, emperyalizmin hedefindeki amiral diyor ama aslında emperyalizmin hedefinde Türkiye'nin olduğunu ve bugün aslında konuşulabilen yeni anayasa, çözüm süreci gibi konuların bu tam olarak bu omurganın saldırıya uğramasından kaynaklı olarak bu kadar rahat konuşulduğunu düşünüyorum. Elimizdeki veriler ve belgeler de bunu gösteriyor ve şimdi de işte bunu anlatmaya çalışıyoruz ki bu kumpaslar sürmeye devam etmesin. Yani Ergenekon ve Balyoz nasıl bir kumpassa aslında birileri bunun içinde iyi niyetli olabilir ama çözüm süreci masasından tutun da yeni anayasa tartışmalarına kadar hepsi de Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığına, kurucu felsefesine, birlik ve bütünlüğüne yönelik bir kumpas girişimi. Kitabın hedef kitlesi olarak sadece politize olan değil, Türkiye Cumhuriyeti içinde yaşayan ve doğal olarak her saldırıda hedef alan herkese ulaşmasını istedim. Bu yüzden de öncelikle hedefim okunduğu anda politik anlamı olmayan bir kitap oluşmasıydı. Öte yandan da okuyanlar da fark edeceklerdir, kitabın türküsünün bazı sözlerinin aslında bazı bölümlerle örtüştüğü bir yer var. Yani hikâyenin merkezinde olan Cem Aziz Çakmak o türküde dendiği gibi 'Bu dünyaya gelişini bir güzelle karşılaşarak' hayatını başka boyuta taşıyor ve öte yandan da memleket sevdasından ödediği bedelle aramızdan bedenen ayrılıyor. Böyle bir uyumu da söz konusu." Panelin ardından Çağdaş Bayraktar'ın “Deniz Üstü Köpürür” adlı kitabı için imza etkinliği düzenlendi.

Büyükşehir'den Kültürel Mirasa Yönelik Panel Haber

Büyükşehir'den Kültürel Mirasa Yönelik Panel

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı Kültür Varlıkları ve Projeler Şube Müdürlüğü tarafından, ICOMOS Uluslararası Anıtlar ve Sitler Günü kapsamında düzenlenen panel, AVLU Performans Sahnesi’nde gerçekleştirildi. “Çatışmalar ve afetler bağlamında yaşayan miras için acil müdahale” temasıyla düzenlenen panelde, kültürel miras alanlarını etkileyebilecek yatırım ve uygulamaların risklerin belirlenmesine yönelik etki değerlendirme süreçleri ele alındı. Panelin açılış konuşmaları TMMOB Mimarlar Odası Eskişehir Şube Başkanı Sibel Özdemir İlhan, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Kültür Varlıkları ve Projeler Şube Müdürü Simge Bulut ve ESTÜ öğretim üyesi-ICOMOS Türkiye Milli Komite üyesi Doç. Dr. Betül Ekimci tarafından gerçekleştirildi. Panele akademisyenler, sektör temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı. İki oturum halinde gerçekleştirilen panelin ilk bölümünde, kültürel miras alanlarını etkileyebilecek risklerin önceden belirlenmesine yönelik etki değerlendirme süreçleri ile kriz dönemlerinde yaşayan mirasın korunmasına ilişkin çalışmalar değerlendirildi. İkinci oturumda ise Odunpazarı Kentsel Sit Alanı için önleyici koruma önerileri ile kültürel mirasın dijital oyunlar aracılığıyla sürdürülebilirliğine yönelik yenilikçi yöntemler ele alındı. Panelin ardından katılımcılar, belirlenen rota doğrultusunda Odunpazarı Tarihi Kent Merkezi’nde teknik gezi gerçekleştirdi. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, kentin kültürel mirasının korunmasına yönelik çalışmaların sürdürüleceğini belirtti.

11. Uluslararası İlişkiler Kongresi Odunpazarı’nda Başladı Haber

11. Uluslararası İlişkiler Kongresi Odunpazarı’nda Başladı

Odunpazarı Belediyesi ile Uluslararası İlişkiler Konseyi iş birliğinde düzenlenen 11. Uluslararası İlişkiler Çalışmaları ve Eğitimi Kongresi, Odunpazarı 100. Yıl Kültür Merkezi’nde başladı. Türkiye’nin dört bir yanından akademisyenleri Eskişehir’de buluşturan kongrenin açılışında konuşan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, “Dünyanın çok hızlı değiştiğini düşünüyorum. Hatta belki de şu anda bir üçüncü dünya savaşının farklı biçimlerde yaşandığını düşünenlerden biriyim” dedi. 7, 8 ve 9 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilecek kongre, uluslararası ilişkiler alanında Türkiye’nin en kapsamlı akademik buluşmalarından biri olarak dikkat çekiyor. 72 üniversite ve 11 farklı kurumdan toplam 189 akademisyen ve uzmanı bir araya getiren organizasyonda, üç gün boyunca küresel sistemde yaşanan dönüşüm, bölgesel krizler, değişen güç dengeleri ve Türkiye’nin stratejik konumu ele alınacak. Kongrenin ilk gününde “Uluslararası İlişkilerde Eğitim, Kavramsal ve Metodolojik Yaklaşımlar”, “Asya’da Büyük Güç Rekabeti”, “İç Savaş ve Barış Dinamikleri” ile “Uzay-Deniz-Siber Güvenlik” başlıklarında sunumlar gerçekleştirildi. Akademisyenler ve uzmanlar, güncel küresel gelişmeleri farklı perspektiflerden değerlendirerek katılımcılarla görüş alışverişinde bulundu. “FARKLI BİR ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI YAŞANIYOR OLABİLİR” Kongrenin açılışında konuşan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, dünyanın çok kritik bir süreçten geçtiğini söyledi. Uluslararası ilişkilerin artık hayatın merkezinde yer aldığına dikkat çeken Başkan Kurt, küresel gelişmelerin her geçen gün daha karmaşık hale geldiğinin altını çizdi. “Dünyanın çok hızlı değiştiğini düşünüyorum. Hatta belki de şu anda bir üçüncü dünya savaşının farklı biçimlerde yaşandığını düşünenlerden biriyim. Özellikle içinde bulunduğumuz bu dönemde uluslararası ilişkilerin hangi boyutlara ulaştığını pratikte görmek ve anlamak gerekiyor” diyen Başkan Kurt, Odunpazarı Belediyesi’nin yalnızca yerel hizmetlerle değil; kültür, eğitim ve uluslararası iş birlikleriyle de ön plana çıktığını dile getirdi. Eskişehir’in evrensel değerlere açık bir kent kimliği taşıdığını belirten Başkan Kurt, belediye olarak gençlik, kültür ve akademi alanındaki organizasyonlara destek vermeyi önemsediklerini söyledi. 15, 16 ve 17 Mayıs’ta Kanlıkavak Parkı’nda 5. Uluslararası Gençlik Festivali’ni düzenleyeceklerini kaydeden Başkan Kurt, “Dünyanın farklı noktalarından gelen gençlerle Türkiye’nin ve Eskişehir’in gençlerini buluşturan çok kıymetli organizasyonlar gerçekleştiriyoruz. Bu kongrenin de üç gün boyunca verimli ve nitelikli çalışmalara ev sahipliği yapacağına inanıyorum” dedi. Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Aydın ise kongrenin kapsamına ilişkin bilgiler verdi. Aydın, üç gün boyunca toplam 50 panel düzenleneceğini, 179 sunum gerçekleştirileceğini belirterek, “Türkiye’nin dört bir yanından katılım var. Bu, uluslararası ilişkiler alanında çok geniş bir akademik temsiliyete ulaştığımızı gösteriyor” diye konuştu. Sabah 08.30’da başlayıp akşam 19.30’a kadar sürecek oturumlarda akademisyenler, uzmanlar ve doktora öğrencileri görüşlerini paylaşacak. Kongre kapsamında ayrıca çeşitli kategorilerde akademik ödüller de sahiplerini bulacak. Konuşmaların ardından Prof. Dr. Mustafa Aydın tarafından Başkan Kazım Kurt’a kongreye verdiği destek nedeniyle plaket takdim edildi. Başkan Kurt da Prof. Dr. Mustafa Aydın’a hediye verdi. Program, ödül törenleri ve panellerle devam etti.

Eskişehir’de Edebiyatın Nabzı Tutuldu Haber

Eskişehir’de Edebiyatın Nabzı Tutuldu

Eskişehir, hafta sonu edebiyatın farklı seslerini bir araya getiren anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Odunpazarı Belediyesi tarafından düzenlenen “Eskişehir’de Edebiyat: Dün, Bugün, Yarın” başlıklı panel, kentin edebi birikimini çok yönlü bir perspektifle ele alarak edebiyat tutkunlarını Odunpazarı Sanat Merkezi’nde buluşturdu. Panelde, Eskişehir’in geçmişten günümüze uzanan edebiyat serüveni masaya yatırıldı. Gürcan Banger, Tayfun Ak, Latif Tiftikçi, Medine Sivri, Rahmi Emeç ve Erol Büyükmeriç’in konuşmacı olarak katıldığı panelde, kentin edebiyatla kurduğu bağ, yerel üretimin ulusal ölçekteki yeri ve günümüz edebiyat ortamının dinamikleri üzerine kapsamlı değerlendirmeler yapıldı. Panelde söz alan konuşmacılar, Eskişehir’in yalnızca bir öğrenci kenti olmanın ötesinde, güçlü bir kültür ve edebiyat hafızasına sahip olduğuna dikkat çekti. Kentte yetişen yazarlar, edebiyat dergileri ve edebi üretim ortamları üzerinden yapılan analizler, izleyicilere zengin bir içerik sundu. Özellikle son yıllarda artan bağımsız yayıncılık faaliyetleri ve genç yazarların görünürlüğü, tartışmaların öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Katılımcılar, Eskişehir’in edebiyat kimliğinin korunması ve geliştirilmesi adına yerel yönetimlerin, üniversitelerin ve sivil inisiyatiflerin iş birliğinin önemine vurgu yaptı. Edebiyatın kent kültürünün ayrılmaz bir parçası olduğuna işaret edilen panelde, geleceğe yönelik öneriler de paylaşıldı. Yoğun ilgi gören etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından sona ererken, salondaki edebiyat meraklıları bu tür buluşmaların artarak devam etmesi gerektiğini dile getirdi. Panel, Eskişehir’in kültür-sanat hayatında edebiyatın güçlü yerini bir kez daha görünür kıldı.

Dünya Su Günü Kapsamında "Su ve İnsan" Paneli Düzenlendi Haber

Dünya Su Günü Kapsamında "Su ve İnsan" Paneli Düzenlendi

Tepebaşı Belediyesi tarafından Dünya Su Günü kapsamında “Su ve İnsan” temalı panel düzenlendi. Panelde konuşan Başkan Ataç, “Siyasi iradenin iklimsel krizin çözümünde büyük bir rol oynaması gerekiyor.” dedi. Suyun hayatımızdaki önemini, sürdürülebilirlik kavramının su kaynakları üzerindeki etkisini vurgulamak, suyun verimli kullanımının sanayi ve diğer sektörler için ne kadar kritik olduğunu ele almak amacıyla düzenlenen “Su ve İnsan” konulu panel Tepebaşı Belediyesi Vecihi Hürkuş Havacılık ve Teknoloji Parkı’nda gerçekleştirildi. Panele Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç’ın yanı sıra Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe, konuşmalarını yapmak üzere ise Eskişehir Teknik Üniversitesi Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Ali Arda Şorman, Doç. Dr. Fadime Karaer Özmen, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü İçme Suyu Havzaları Şube Müdür Vekili Eylem Sıla Özer, Çevre Yüksek Mühendisi Sezen Aka, EOSB Yeşil Birim Yöneticisi Suzan Eroğlu Önpeker ile çok sayıda vatandaş katıldı. “Doğamız için büyük zararları var” Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, katıldığı panelde su krizine, iklim değişikliğine ve çevresel yıkıma dikkat çekerek çarpıcı açıklamalarda bulundu. Suyun, toprak ve hava ile birlikte yaşamın temel unsurlarından biri olduğunu belirten Ataç, Türkiye’de iklim krizine karşı yeterli siyasi iradenin ortaya konulmadığını söyledi. Vahşi madencilik ve termik santrallerin büyük ölçüde su tükettiğini, yeraltı sularını kirlettiğini ve doğaya ağır zarar verdiğini vurgulayan Ataç, bu alanlarda ya sıkı denetim uygulanması ya da faaliyetlere ara verilmesi gerektiğinin altını çizdi. Başkan Ataç, “İnsanın yaşaması için üç bileşen var. Su, toprak ve hava. Bugün burada suyun önemini konuşmak için bir araya geldik. Su sonsuz değildir. Bugün dünyada milyonlarca insan güvenli suya ulaşmakta zorlanıyor. Su yönetimi sadece yerel yönetimlerin konusu değildir. Siyasi iradenin iklimsel krizin çözümünde büyük bir rol oynaması gerekiyor. Ama maalesef Türkiye’de öyle bir görüntü yok. Aksine vahşi madencilikte çok fazla su kullanılıyor. Termik santralde müthiş su kullanılıyor. Bunların önlenmesi lazım. Altın madenciliği ve termik santraller ya denetime alınması lazım ya da bir süre ara verilmesi lazım. Altın madenciliği ve termik santraller hem doğaya zarar veriyor hem yeraltı sularını kirletiyor. Doğamız için büyük zararları var” ifadelerini kullandı. “Kuraklıkla savaşıyoruz” Eskişehir Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Arda Sorman, “Bazı tasarruf yöntemlerinin değişmesi lazım. Atık su olsun yağmur suyu olsun… İklim değişikliği nedeniyle değişen yağışların değerlendirilmesi lazım. Bulunduğumuz bölge açısından bakarsak İç Anadolu Bölgesi çok parlak görünmüyor. Son yıllarda özellikle kuraklıkla savaşıyoruz. Kuraklık en önemli problem. Bu nedenle ekilecek ürünlerin ve sulama tekniklerinin planlanması gerekir” diye konuştu. “Temiz suya ulaşım zorlaşacak” Su yönetimi, sağlık ve gelecek perspektifi konularının konuşulduğu panelde Eskişehir Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fadime Karaer Özmen, Küresel ısınma ve iklim değişikliği denildiğinde en temel sorunlardan birinin atmosferde bulunan sera gazları olduğuna dikkat çekti. Özmen, “Küresel ısınma ve iklim değişikliğinde su mekansal ve zamansal olarak değiştiği için su arzında riskler taşıyor. Temiz suya olan ulaşım zorlaşacak. Arz ve taleplerdeki dengesizlikler önümüze çıkacak” dedi. “Suyun kalitesi ve miktarı düşecek” Çevre Yüksek Mühendisi Sezen Aka, “Gelecek dönemde yaşayacağımız sıkıntılardan en önemlisi içme suyu özelinde hem kalite hem miktar yönünden azalmış suyun tahsis yönünde sıkıntılar olabilir. Hem tarımda gıda güvenliği açısından kaliteli suya ihtiyaç var. İçme suyunu da önceliği var. İleride biz bu düşük kaliteli suyun dağıtımında ve tahsisinde büyük sorunlar yaşayacağız. Bu nedenle şimdiden önlemler alarak ilerleyen yıllarda daha dengeli su dağıtımı sağlanmalı” diye konuştu. “Yağmur sularını depolamamız gerekiyor” Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü İçme Suyu Havzaları Şube Müdür Vekili Eylem Sıla Özer, “Ani taşkınlar küresel ısınmanın en önemli göstergelerinden ve sonuçlarından biri. Aslında ön göremediğimiz miktarda uzun dönem süren yağış rejimlerinin değişmesi altyapılarımızı yetersiz hale getirdi. Bu şehirlerde gerçekten can ve mal kaybına sebep olmakta. Bu kadar suyun bir yerde depolamadığımız için de kaybetmekteyiz. Bu da ileride bir problem olarak karşımıza çıkacak. Bu nedenle depolamayı öğrenmemiz gerekiyor” dedi. “Kuraklık ve su taşkınları karşımıza sorun olarak çıkıyor” EOSB Yeşil Birim Yöneticisi Suzan Eroğlu Önpeker ise “İklim değişikliğinin sebep olduğu kuraklık ve ani yağışlar sorun olarak karşımıza çıkıyor. Su kalitesi, içme suyuna ulaşım temel sorunlar olarak karşımıza çıkıyor” ifadelerini kullandı. Panel sonunda katılımcılarla beraber atölye çalışması gerçekleştirildi.

Down Sendromu Farkındalığı İçin Anlamlı Buluşma Haber

Down Sendromu Farkındalığı İçin Anlamlı Buluşma

Eskişehir İl Millî Eğitim Müdürlüğü, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi ve Türkiye Down Sendromu Derneği iş birliğiyle gerçekleştirilen “Down Sendromu Farkındalık Etkinliği”, Öğrenci Merkezi Yunus Emre Salonunda yapıldı. Etkinliğe Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Serpil Koçdar, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Halil Diken, Eskişehir İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı Barış Hancı, Odunpazarı İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü Özel Eğitim Koordinatörü Uğur Bozkurt, Odunpazarı Kaymakamı Ömer Ulu, Türkiye Down Sendromu Derneği Başkan Yardımcısı Fulya Ekmen ile öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. Program kapsamında panel, sergi açılışı ve çeşitli gösteriler yer aldı. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Koçdar: “Down sendromu hayata +1 ile başlamaktır” Etkinliğin panel bölümünün açılış konuşmasını gerçekleştiren Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Serpil Koçdar, tüm katılımcılara teşekkür ederek üniversitenin kapsayıcı eğitim vizyonunu şu sözlerle özetledi: “Down sendromlu bireyler hayata +1 ile başlar. Dolayısıyla hayatta önemli olan, eksikliği değil bu artı değerleri görebilmek ve bunu yalnızca bir gün değil, her gün hatırlayabilmektir. Bu noktada eğitim kritiktir; çünkü farkındalık oluşturur, kapsayıcılığı güçlendirir ve toplumu dönüştürür.” Dekan Prof. Dr. Diken: “Ailelerin çocuklarla kurduğu iletişim, gelişim sürecinde temel rol oynar” Panelde konuşan Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Halil Diken ise erken çocukluk döneminde kurulan etkileşimin belirleyici rolüne dikkat çekti. Diken, “Çocuklar uyanıkken ve etkileşimler aracılığıyla öğrenir. Öğrenme, anlık yaşantıların anlamlandırılmasıyla gerçekleşir.” dedi. Özellikle 0-9 yaş aralığının kritik olduğunu belirten Diken, ailelerin çocuklarla kurduğu iletişimin gelişim sürecinde temel rol oynadığını ifade etti. Hancı: “Onlar bize iyi insan olmayı öğretiyor” Eskişehir İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı Barış Hancı, Down sendromlu bireylerin topluma kattığı manevi değere dikkat çekti. Hancı, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Down sendromlu bireyler dünyaya, bizlerin çoğu zaman unuttuğu bir pencereden bakar. Bizler onlara bir şey öğretmeye çalışırken aslında onlar bize iyi insan olmayı öğretir. Eğitim camiası olarak bizler, kapsayıcı eğitim anlayışıyla her öğrencimizin potansiyelini ortaya çıkarmayı ve onları hayata en donanımlı şekilde hazırlamayı temel bir görev kabul ediyoruz.” Bozkurt: “Gerçek engel zihinlerdeki kalıplardadır” Odunpazarı İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü Özel Eğitim Koordinatörü Uğur Bozkurt, farkındalığın ötesine geçerek “dâhil etme” vurgusu yaptı. Bozkurt, “Gerçek engel kromozom sayılarında değil, zihinlerdeki kalıplarda ve toplumsal önyargılardadır. Bu kapsamda onlara sadece kapıları açmakla kalmamalı, o kapıdan birlikte yürümeliyiz.” ifadelerini kullandı. Ekmen, Down sendromuna ilişkin toplumsal algıya dikkat çekti Türkiye Down Sendromu Derneği Başkan Yardımcısı Fulya Ekmen ise Down sendromuna ilişkin toplumsal algıya değinerek 21 Mart’ın kendileri için bir farkındalık gününden öte anlam taşıdığını ifade etti. Ulu, toplumsal sorumluluğa dikkat çekti Odunpazarı Kaymakamı Ömer Ulu ise Eskişehir’in özel bireyler için örnek bir şehir olduğunu belirterek toplumsal sorumluluğun önemini vurguladı. Prof. Dr. Ergenekon, Down sendromlu bireylerin günlük yaşam becerilerine odaklandı Panelin bir diğer konuşmacısı, Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasemin Ergenekon oldu. Ergenekon, Down sendromlu bireylerin günlük yaşam becerilerine odaklanarak “Serbest zaman etkinlikleri bireyin bağımsızlığını ve yaşam kalitesini artırır.” dedi ve bu becerilerin sistemli şekilde öğretilmesi gerektiğini vurguladı. Panelin ardından etkinlikte Down sendromlu bireyler tarafından hazırlanan çalışmalar sergilenirken, katılımcılar farkındalık mesajları verdi. Etkinlik, konuşmacılara çiçek takdimi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi. Kaynak: AnaHaber

2026 Eskişehir Yılı'na Kadınlardan Güçlü Destek Haber

2026 Eskişehir Yılı'na Kadınlardan Güçlü Destek

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde yürütülen 2026 Eskişehir Yılı çalışmaları kapsamında kentin sivil toplum dinamikleri de etkinlikleriyle sürece katkı sunmaya devam ediyor. Bu kapsamda, 14 sivil toplum kuruluşunun bir araya gelmesiyle oluşan Eskişehir Kadın Platformu tarafından “Kadın Olmak Paneli” düzenlendi. Panel, Haller Gençlik Merkezi bünyesindeki Frigya Salonu’nda yoğun katılımla gerçekleştirildi. Kadınların toplumsal yaşamda karşılaştığı sorunların, deneyimlerin ve dayanışmanın ele alındığı panelde, farklı alanlardan önemli isimler bir araya geldi. Panelin moderatörlüğünü Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Eskişehir Şube Başkanı Sevgi Akmen üstlenirken; seramik sanatçısı Prof. Dr. Zehra Çobanlı, 26. Dönem Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Gaye Usluer, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevil Uzoğlu Baycu panelist olarak yer aldı. Panelde kadınların sosyal, kültürel ve mesleki yaşamda karşılaştıkları deneyimler paylaşılırken; eşitlik mücadelesi, dayanışmanın önemi ve kadınların toplumdaki rolü üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu. Katılımcılar, farklı alanlardaki bilgi ve birikimlerini paylaşarak kadınların yaşamın her alanında daha güçlü temsil edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Eskişehir Kadın Platformu Başkanı Ayşegül Ünügür, “Eskişehir Büyükşehir Belediyemizin öncülüğünde ilan edilen ve kentimizin ortak değeri haline gelen 2026 Eskişehir Yılı çalışmalarını büyük bir memnuniyet ve heyecanla takip ediyoruz. Şehrimizin tarihine, kültürüne ve toplumsal birikimine yakışır bu vizyoner projenin hayata geçirilmesinde emeği bulunan Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ayşe Ünlüce’ye teşekkür ediyoruz. 14 sivil toplum kuruluşunun bir araya gelmesiyle oluşan Eskişehir Kadın Platformu olarak; dayanışmayı, eşitliği ve ortak aklı büyütmeyi temel ilke ediniyoruz. 2026 Eskişehir Yılı kapsamında ilk etkinliğimizi, geçtiğimiz günlerde kutladığımız 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle düzenlediğimiz bu panelle gerçekleştiriyoruz. 8 Mart; kadınların eşitlik, hak ve özgürlük mücadelesinin simgesi, dayanışmanın ve ortak sesin güçlendiği anlamlı bir gündür. Bizler de bu bilinçle kadınların yaşamın her alanındaki emeğini, mücadelesini ve katkısını görünür kılmak amacıyla bir araya geliyoruz.” diye konuştu. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce de, “Eskişehir Kadın Platformu, 2026 Eskişehir Yılı çalışmalarını en başından bu yana büyük bir sahiplenmeyle benimsemiş; düzenlediği tüm etkinliklerde bu ortak değeri vurgulayarak Eskişehir’de güçlü bir birliktelik oluşturulmasına katkı sunmuştur. Bu vesileyle platform üyelerine gönülden teşekkür ediyorum. 8 Martlar hem dayanışmayla kutladığımız, hem acılarımızı paylaştığımız, kayıplarımızı yeniden hatırladığımız ama aynı zamanda mücadelemizi büyüttüğümüz anlamlı günlerdir. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi olarak her zaman sizlerin yanında olduğumuzu ve bu dayanışmanın bir parçası olmaktan gurur duyduğumuzu bilmenizi isterim. Birbirimizden güç alarak yol arkadaşlığımızı sürdüreceğiz. Bu duygularla Eskişehir’de kadın mücadelesine emek veren herkesi yürekten tebrik ediyorum.” dedi. Panel, katılımcıların soruları ve değerlendirmeleriyle interaktif bir atmosferde tamamlandı.

ADD Eskişehir "Adalet ve Demokrasi Haftası" Etkinliklerini Açıkladı Haber

ADD Eskişehir "Adalet ve Demokrasi Haftası" Etkinliklerini Açıkladı

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Eskişehir Şubesi, 24-31 Ocak tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan "Adalet ve Demokrasi Haftası" programını duyurdu. Hafta boyunca Uğur Mumcu ve Muammer Aksoy başta olmak üzere demokrasi şehitleri çeşitli etkinliklerle anılacak. ​Türkiye’nin aydınlanma mücadelesinde hayatını kaybeden isimlerin anısına düzenlenen "Adalet ve Demokrasi Haftası", bu yıl da Eskişehir’de kapsamlı bir programla gerçekleştiriliyor. ADD Eskişehir Şubesi tarafından hazırlanan program; anma törenleri, tiyatro gösterimi ve panelleri bir araya getiriyor. ​Program Akışı ve Etkinlik Takvimi ​Hafta, 24 Ocak 1993’te katledilen gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun anma töreni ile başlayacak. Etkinlik takvimi şu şekilde açıklandı: ​24 Ocak | 13.00: Uğur Mumcu Anma Töreni – Yer: Valilik Meydanı​ 25 Ocak | 20.00: "Açık Denizde" Tiyatro Oyunu – Yer: Genco Erkal Sahnesi (Sanat Sokağı)​ 28 Ocak | 19.00: Devrim Şehitleri Anma Programı (Dinleti ve Panel) – Yer: Taşbaşı Kültür Merkezi Kırmızı Salon ​31 Ocak | 12.00: Muammer Aksoy Anma Töreni – Yer: Valilik Meydanı​"Unutmadık, Unutturmayacağız" ​ADD Eskişehir Şubesi yaptığı açıklama ile tüm Eskişehir halkını bu anlamlı etkinliklere davet ederek; adaletin, demokrasinin ve laikliğin savunucusu olan isimlerin mirasına sahip çıkmanın önemini vurguladı. Hafta boyunca sürecek etkinliklerle, toplumsal hafızanın canlı tutulması ve demokrasi bilincinin pekiştirilmesi hedefleniyor.

Yerli ve Yabancı Şirketlerin Elleri Cebimize, Kazması Toprağımıza Uzanıyor Haber

Yerli ve Yabancı Şirketlerin Elleri Cebimize, Kazması Toprağımıza Uzanıyor

Emek Partisi Eskişehir İl Başkanı Ceren Kökoğlu düzenlediği basın toplantısında Eskişehirlileri haftasonu yapılacak olan "Yıkımın, Talanın Kıyısında, Tükenişe Çeyrek Kala" paneline davet etti. Emek Partisi Eskişehir İl Başkanı Ceren Kökoğlu basin toplantısında yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı; “Son haftalarda Eskişehir'deki Nadir Toprak Elementleri (NTE), saray iktidarının ve patronların gündeminden düşmüyor. Saray yönetimi yerlilik ve millilik diyerek söze başlayıp BM toplantıları, Trump görüşmesi derken Washingtondaki masalarda doğamızı ve toprağımızı pazarlıyor. Bu pazarlığın ana gündemlerinden birisi de Eskişehir. Eskişehir ve çevresinin büyük bir bölümü maden şirketlerinin imarına açıldı. Yerli-yabancı şirketler de ellerini ovuşturarak pazarlık sırasına girmiş durumda. Planları da yeraltı/yerüstü kaynaklarımızı kendi çıkarları uğruna talan etmek, ormanlarımızı, havamızı suyumuzu geri dönüşü olmayacak şekilde tahrip ederek karlarına kar katmak. Siyanür gibi öldürücü kimyasallarla canımıza okumak. Yerli Yabancı Şirketlerin Elleri Cebimize, Kazması Toprağımıza Uzanıyor Saray iktidarı, bir grup kapitalistin kar hırsı için başta maden çevresinde yaşayan halkın sağlığı olmak üzere Eskişehir'in topraklarına gözünü dikmekten çekinmiyor. Alpagut-Atalan maden projesinin ardından Beylikova'daki nadir toprak elementlerinin çıkarılıp, ABD'ye peşkeş çekilmesinin gündeme gelmesiyle birlikte ülkenin dört bir yanını maden sahasına açmak için emperyalistlerle anlaşmalar sağlanıyor. İktidar NTE ye karşı söylenen her sözü, ekonomik büyüme karşıtlığıyla eşitliyor. NTE'nin çıkarılmasının ülke ekonomisini yükselteceğini iddia ederken, doğaya verecek zarara dair tek bir söz söylemiyor. Muhalif kitleler açısından ise NTE, yerli sermaye ve devlet eliyle çıkarıldığı oranda kabul görebiliyor. Fakat Türkiye'de bu teknoloji yok! Vahşi madencilik ve NTE meselesi ülkenin tüm kesimlerini ilgilendiren bir meseleyken, bir grup aktivistin mücadele alanına indirgenmek isteniyor. Gerçek tahribatın ve kapitalist emperyalist sömürünün yaratacağı yıkımın üzeri örtülmek isteniyor. Partimiz de, Eskişehir'in emperyalist yağma ve talana açılmasına karşın 13 Aralık Cumartesi günü saat 10.00'da Özdilek Kültür Merkezi'nde 'Yıkımın, talanın kıyısında, tükenişe çeyrek kala..' başlıklı panel düzenleyecek. Başta madencilik faaliyetlerinin halk sağlığına ve çevremize etkilerini konuşacağımız, Türkiye ve Dünya'dan mücadele örnekleriyle devam edeceğimiz sempozyumumuzda çevre sorunun ve NTE'nin Eskişehir'li işçi emekçiler ve toplamda Eskişehir halkı için ne demek olduğunu tartışacağız. Sempozyumumuzun son oturumu açık kürsü olacak ve tüm katılımcıların soru ve katkılarına açık olacak. Havasına, suyuna, toprağına sahip çıkmak ve şehrimizi bir grup ABD tekelinin kar hırsına teslim etmek istemeyen tüm Eskişehirlileri sempozyumumuza davet ediyor, taleplerimiz ve mücadele platformumuzu katkılarıyla zenginleştirmeye çağırıyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.