SON DAKİKA
Hava Durumu

#Pandemi

Porsuk Haber Ajansı - Pandemi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Pandemi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürol Yer’den Hobi Bahçesi Uyarısı: "Eskişehir'de 100 Bin Mağdur Var!" Haber

Gürol Yer’den Hobi Bahçesi Uyarısı: "Eskişehir'de 100 Bin Mağdur Var!"

İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, hobi bahçeleriyle ilgili hazırlanan yeni yönetmeliğe ve yıkım kararlarına sert tepki gösterdi. Yer, "Zamanında göz yumanlar, bugün bedeli vatandaşa kesiyor. Bu bir milli güvenlik sorunu değil, yönetim zafiyetidir" dedi. ​İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, pandemi süreciyle birlikte hayatımıza giren ve Türkiye genelinde 7 milyona yakın insanı ilgilendiren hobi bahçeleri krizine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. 4 Nisan 2026 tarihinde yayınlanan yeni yönetmelikle getirilen ağır yaptırımları eleştiren Yer, hükümetin "önce hizmet verip sonra yasaklama" politikasının kabul edilemez olduğunu vurguladı. ​"Pandemide Sessiz Kalanlar Bugün Yıkım Peşinde" ​Hobi bahçelerinin bir ihtiyaçtan doğduğunu belirten Gürol Yer, sürecin gelişimini şu sözlerle özetledi: ​"Hatırlayınız o günlerde toprağa dokunmak nasıl bir özlemdi. İnsanlar toprağı, ekmeyi, biçmeyi hatırladı. Devletin tüm kurumları bu oluşumu seyretti. Bakanlıklar izledi, belediyeler 'bizim konumuz değil' dedi ama ne hikmetse buralara elektrik ve su verildi, yolları yapıldı. Şimdi ise yıkım talimatları havada uçuşuyor. Oluşurken uyuyanlar, bugün vatandaşı cezalandırıyor." ​"Eskişehir’de 100 Bin Kişi Mağduriyetle Karşı Karşıya" ​Eskişehir özelindeki rakamlara dikkat çeken Yer, hobi bahçeleriyle ilişkilendirilen insan sayısının kentte 100 bine yaklaştığını belirtti. Bu rakamın Eskişehir’in kırsal nüfusuna eşdeğer olduğunu ifade eden İlçe Başkanı, konunun artık sosyolojik ve ekonomik bir mesele haline geldiğini, "akşamdan sabaha değişen kararlar" ile çözülemeyeceğini savundu. ​"Cezalandırmak Değil, Islah Etmek Devletin Görevidir" ​İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun meclis grubundaki sözlerine atıfta bulunan Gürol Yer, çözüm önerilerini şu başlıklarla sıraladı: ​Vasıf Değişikliği ve Islah: Mevcut yapılar için uzmanların katılımıyla bir tasnifleme ve düzenleme yapılmalıdır. ​Netlik ve Güven: Kafa bulanıklığı ve huzursuzluk değil, vatandaşın lehine net bir çözüm üretilmelidir. ​Tersine Göç Fırsatı: Boşalan köyler ve biten kırsal nüfus için bu süreç, doğru bir planlamayla tersine göç projesine dönüştürülebilir. ​"Bu Bir İmar Affı Hazırlığı mı?" ​Hükümetin tavrını "ciddiyetsizlik" olarak niteleyen Gürol Yer, zihinlerin arkasında yeni bir "2B" veya "imar affı" benzeri mali kaynak arayışı olabileceği şüphesini dile getirdi. Trafikten bahçeye kadar her alanda ceza kesilerek hazinenin vatandaşın cebine dayandırıldığını iddia eden Yer, "Vatandaştan intikam almak yerine insanı yaşatın ki devlet yaşasın" dedi. ​"Hamamyolu'nda Duvar İçin Koşanlar, On Binlerin Mağduriyetine Sessiz" ​Yerel siyasetçilere de seslenen Yer, "Hamamyolu’nda yıkılan bir duvar için bölgeye koşan irade temsilcileri, on binlerce vatandaşın mağdur olduğu hobi bahçeleri önünden geçerken başını çeviriyor" diyerek tepkisini dile getirdi.

Anahtar Parti’den "Hobi Bahçesi" Çıkışı Haber

Anahtar Parti’den "Hobi Bahçesi" Çıkışı

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce, hobi bahçeleri üzerinden milyonlarca vatandaşa kesilen cezaları ve uygulanan kısıtlamaları sert bir dille eleştirdi. Ölce, "İnsanlar suçlu değil, sistemin ihmalinin mağdurudur" diyerek hükümete çözüm çağrısında bulundu. ​Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce, Türkiye genelinde yaklaşık 7 milyon, Eskişehir’de ise 60 bin insanı doğrudan ilgilendiren "hobi bahçesi" krizine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Pandemi döneminde devletin sessiz kaldığı bu yapılaşmanın, bugün ağır cezalar ve yıkım kararlarıyla bir "kitlesel mağduriyete" dönüştüğünü vurguladı. ​"Devlet Gördü, Bildi, Sessiz Kaldı" ​Sürecin gelişimine dikkat çeken Ölce, hobi bahçelerinin yıllarca reklamlarla teşvik edildiğini ve devletin bu duruma seçim kaygılarıyla göz yumduğunu iddia etti. Ölce, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ​"Kanuni zemini olmadığını herkes biliyordu ama müdahale edilmedi. Neden? Çünkü pandemi vardı, seçimler yakındı. Engel olunmadıkça bu yapılaşma büyüdü ve kontrolden çıktı. Şimdi ise özel komisyonlar kurularak insanlar elektrik ve susuz bırakılıyor. Bugün dönüp vatandaşı suçlamak büyük bir adaletsizliktir." ​"Emeklinin Tek Sığınağına El Uzatılıyor" ​Ekonomik şartların vatandaşı bu alanlara ittiğini belirten Ölce, 40 yıl çalışan bir emeklinin ikramiyesiyle ev alamadığı için başını sokacak bir yer arayışına girdiğini hatırlattı. Ölce, kesilen 1 milyon liraya varan cezaların hiçbir vicdana sığmayacağını ifade ederek somut bir örnek paylaştı: ​"Şehit Osman Genç’in annesi Cemile teyzemiz bugün hobi bahçesinde yaşıyor çünkü başka gidecek yeri yok. Elektriğini, suyunu kestiniz. Şimdi gidip bu kadına ceza kesip evini mi yıkacaksınız? Bunun adı hukuk değil, vicdansızlıktır." ​Çözüm Önerisi: "Geçmişe Özel Statü, Geleceğe Kesin Engel" ​Anahtar Parti olarak çözüm önerilerini de sıralayan Çağlar Ölce, tarım arazilerinin korunması gerektiğini ancak mevcut mağduriyetlerin giderilmesi için "özel statü" verilmesi gerektiğini savundu. ​Ölce’nin çözüm planı şu maddelerden oluşuyor: ​Cezaların İptali: Kesilen fahiş cezalar derhal iptal edilmelidir. ​Yargılamaların Durdurulması: Bu nedenle yargılanan vatandaşların süreçleri sonlandırılmalıdır. ​Özel Statü Tanınması: Geçmişte yapılmış ve devletin göz yumduğu yapılara özel bir statü verilerek yasallaştırılmalıdır. ​Yeni Yapılaşmaya Geçit Yok: Bundan sonra tarım arazilerine hobi bahçesi yapılması net bir şekilde engellenmelidir. ​İl Başkanı Ölce, açıklamasını şu sözlerle noktaladı: "Adil çözüm budur. Bunun dışında atılacak her adım, milyonlarca insanı ezmekten başka bir şey değildir."

Pandeminin 6. Yılında Sağlık Şehitleri Unutulmadı Haber

Pandeminin 6. Yılında Sağlık Şehitleri Unutulmadı

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, pandeminin 6’ncı yılında hayatını kaybeden sağlık çalışanlarını anmak için düzenlenen törene katıldı. Anıt önünde yapılan açıklamada Ataç, "Sağlık çalışanlarımız hastaları iyileştirirken kendi hayatlarını ortaya koydu" dedi. ​Eskişehir-Bilecik Tabip Odası tarafından, koronavirüs pandemisi sürecinde görev şehidi olan sağlık çalışanlarını anmak amacıyla bir basın açıklaması düzenlendi. Anma programı, Tepebaşı Belediyesi tarafından Türkiye’nin ilk kolektif pandemi anıtı olarak hayata geçirilen "Varlığınız Sağlığımız Anıtı" önünde gerçekleştirildi. ​"En Çok Sağlık Çalışanları Yıprandı" ​Törende konuşan Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, pandemi döneminin zorlu şartlarına dikkat çekerek sağlık emekçilerinin fedakarlıklarını hatırlattı. Başkan Ataç, "Çok zorlu günler geçirdik. Bu süreçte en çok yıpranan kesim sağlık çalışanlarımız oldu. Bir taraftan toplum sağlığı için mücadele ederken, diğer taraftan kendi canlarını hiçe saydılar," ifadelerini kullandı. ​57 Sanatçının İmzası: Varlığınız Sağlığımız Anıtı ​Anıtın yapım sürecine dair bilgiler de paylaşan Başkan Ataç, projenin Uluslararası Eskişehir Pişmiş Toprak Sempozyumu ekibiyle koordineli şekilde yürütüldüğünü belirtti. Anıt için pandemi kısıtlamaları nedeniyle uzaktan çalışma yöntemiyle 57 sanatçıdan yaklaşık 450 parça toplandığı, toplamda 520 tuğla üzerine hayatını kaybeden sağlık çalışanlarının isimleri yazılarak zırhlandığı, sanatçıların duygularını yansıttığı bu özel kolajın pandemi sürecinin unutulmaması için kalıcı bir hafıza mekanı haline getirildiği ifade edildi. ​Anıta Karanfiller Bırakıldı ​Konuşmaların ardından Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Tabip Odası temsilcileri ve katılımcılar, koronavirüs nedeniyle yaşamını yitiren sağlık çalışanlarının anısına anıta karanfil bıraktı. Tören, benzer acıların bir daha yaşanmaması temennileriyle sona erdi.

Geleceğin Eczacıları Törenle Beyaz Önlüklerini Giydi Haber

Geleceğin Eczacıları Törenle Beyaz Önlüklerini Giydi

Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğrencileri, Anadolu Üniversitesi Öğrenci Merkezi Yunus Emre Salonu’nda düzenlenen törenle eczacılık mesleğinin simgesi olan beyaz önlüklerini ilk kez giydi. Düzenlenen törende, eczacılık eğitimine yeni başlayan öğrencilere mesleki kimliklerinin ilk sembolü olan beyaz önlükleri takdim edildi. Öğrencilerin akademik ve mesleki gelişim yolculuklarının önemli bir başlangıcını simgeleyen törene; Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Yusuf Özkay, Prof. Dr. Serpil Koçdar ve Prof. Dr. Erkan Erdemir, Eczacılık Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Sinem Ilgın, Eskişehir-Bilecik Eczacı Odası Başkanı Ecz. Mustafa Çelik, Bursa Eczacı Odası Başkanı Ecz. Zekeriya Kolat ve Kütahya Eczacı Odası Başkanı Ecz. Süleyman Cahit Ceylan katıldı. Çok sayıda akademik personel ve öğrencinin yer aldığı törende, eczacılık mesleğine ilk adımlarını atan öğrencileri aileleri de yalnız bırakmadı. Rektör Adıgüzel: “Eczacılık; bilgi ve güvenin buluştuğu meslektir” Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, mesleğe ilk adımlarını atan Eczacılık Fakültesi öğrencilerine beyaz önlüklerinin takdim edildiği törende şu sözleri kullandı: “Beyaz önlük giyme töreni, sadece bir kıyafet değişimi değil; bir mesleğe adım atmanın ve büyük bir sorumluluk üstlenmenin simgesidir. İnsan hayatıyla doğrudan ilgili olan eczacılık, bilgi ile güvenin buluştuğu kritik bir alandır. Anadolu Üniversitesi, 30 yılı aşkın tecrübesiyle bu bilimsel birikimi ve güveni öğrencilerine en iyi şekilde aşılamaya devam etmektedir. Fakültemiz, mezuniyetten sonra da her zaman ailenizin bir parçası kalacak; sizleri ileride daha büyük başarılara imza atmış meslektaşlarımız olarak görmeye devam edeceğiz. Üniversitemize ve Eczacılık Fakültesine girerek zaten büyük bir başarı gösterdiniz; bugün ise bu başarıyı önlüklerinizle taçlandırıyorsunuz. Bu süreçte en büyük pay, her zaman yanınızda olan ailelerinizindir. Onların desteği hem sizler hem de bizim için çok kıymetlidir.” Prof. Dr. Ilgın: “Mesleki sorumluluk beyaz önlükle başlar” Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Sinem Ilgın ise konuşmasında şunları söyledi: “Bu tören sadece bir başlangıç değil, uzun bir yolculuğun ilk adımıdır. Giyeceğiniz beyaz önlükler; bir meslek simgesi olmanın ötesinde vicdanın, bilginin, sorumluluğun ve insan hayatına duyulan saygının sembolüdür. Eczacılık, verdiğiniz bir bilgi veya hazırladığınız bir ilaçla insan hayatına doğrudan dokunabildiğiniz, sonu çok anlamlı bir yoldur. Bu önlüğün asıl değeri, üstlendiğiniz bu büyük sorumlulukta saklıdır. Sizlerin bu onurlu görevi en iyi şekilde taşıyacağınıza inancım tamdır. Törenin hazırlanmasında emeği geçen tüm birimlerimize ve rektörlüğümüze teşekkür ediyor; sevgili öğrencilerimize hem eğitim hem de meslek hayatlarında başarılar diliyorum. Bugün giyeceğiniz beyaz önlükler sizlere daima güç versin.” Eskişehir-Bilecik Eczacı Odası Başkanı Çelik: “Beyaz önlük bilginin ve güvenin somut hâlidir” Eskişehir-Bilecik Eczacı Odası Başkanı Ecz. Mustafa Çelik ise törende yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi: “Bugün burada, yıllar sonra geriye dönüp baktığınızda yüzünüzde güzel bir tebessüm bırakacak o özel ana şahitlik etmekten büyük mutluluk duyuyorum. Biz eczacılar, ülkemizin en ücra köşesinde 7 gün 24 saat kesintisiz hizmet veren yegâne meslek grubuyuz. Sadece normal günlerde değil; pandemi, deprem, sel veya yangın gibi halk sağlığının tehdit altında olduğu her an en ön safta biz varız. Bugün giyeceğiniz beyaz önlük, sadece bir kıyafet değil; bilginin, güvenin ve hijyenin somutlaşmış hâlidir. Toplumun gözünde ‘en doğru adresin’ işaretidir. Bu önlüğe ömür boyu sahip çıkmanızı ve onu gururla taşımanızı istiyorum. Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, kurumsal hafızası ve güçlü akademik kadrosuyla sizleri çok şanslı kılan bir kurumdur. Ancak sadece eğitimle yetinmeyin; meslek odalarınızla bağınızı koparmayın. Mesleğin geleceğinde sizin de sözünüz olsun.” Bursa Eczacı Odası Başkanı Kolat: “Hayallerinize sıkı sıkıya tutunun” Bursa Eczacı Odası Başkanı Ecz. Zekeriya Kolat da konuşmasında, öğrencilik yıllarına değinerek eczacılık mesleğinin uzun ve anlamlı bir yolculuk olduğunu vurguladı ve öğrencilere hayallerine sıkı sıkıya tutunmaları tavsiyesinde bulundu. Kütahya Eczacı Odası Başkanı Ceylan: “Mesleki mücadele bu sıralardan başlıyor” Kütahya Eczacı Odası Başkanı Ecz. Süleyman Cahit Ceylan ise mezun olduğu fakültede bulunmaktan duyduğu heyecanı dile getirerek, mesleğin onur ve sorumluluk bilinciyle icra edilmesi gerektiğini ifade etti. Açılış konuşmalarının ardından Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Yusuf Özkay, Prof. Dr. Serpil Koçdar ve Prof. Dr. Erkan Erdemir, Eskişehir-Bilecik Eczacı Odası Başkanı Ecz. Mustafa Çelik, Bursa Eczacı Odası Başkanı Ecz. Zekeriya Kolat, Kütahya Eczacı Odası Başkanı Ecz. Süleyman Cahit Ceylan başta olmak üzere Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyeleri tarafından Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğrencilerine mesleklerinin simgesi olan beyaz önlükleri takdim edildi. Kaynak: AnaHaber

Eskişehir'in Sağlık Filosuna Takviye Haber

Eskişehir'in Sağlık Filosuna Takviye

Eskişehir’de acil sağlık hizmetlerini daha ileriye taşıyacak olan 10 yeni ambulans, 1 UMKE aracı ve modernize edilen Mobil Komuta Kontrol Merkezi, düzenlenen törenle hizmete alındı. ​Eskişehir’de sağlık altyapısını güçlendirme çalışmaları kapsamında Sağlık Bakanlığı tarafından tahsis edilen tam donanımlı araçlar için teslim töreni düzenlendi. Törene Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan ve il protokolü katıldı. ​"Saniyelerin Hayati Olduğu Anlarda Büyük Güvence" ​Törende konuşan Vali Dr. Erdinç Yılmaz, sağlık alanındaki yatırımların acil durumlardaki kritik rolüne dikkat çekti. Yeni araçların şehrin acil sağlık kapasitesini önemli ölçüde artıracağını belirten Vali Yılmaz, şunları söyledi: ​"Saniyelerin hayati önem taşıdığı anlarda bu tam donanımlı araçlar halkımız için büyük bir güvencedir. Ancak asıl başarı, bu teknolojik imkanları fedakarca kullanan sağlık personelimizindir. Pandemi ve afet dönemlerinde gösterdikleri kahramanlık asla unutulmayacaktır." ​6 Şubat Depremleri ve Dayanışma Vurgusu ​6 Şubat depremlerinin yıl dönümüne de değinen Vali Yılmaz, Eskişehir’in deprem bölgesine sunduğu destekleri hatırlatarak, hayatını kaybeden vatandaşları rahmetle andı. Yapılan yatırımların deprem ve pandemi gibi süreçlerde ne kadar isabetli olduğunun bir kez daha anlaşıldığını ifade etti. ​Sağlık Filosunda Yeni Dönem ​Tören kapsamında hizmete alınan araçlar şu şekilde açıklandı: 10 Adet Tam Donanımlı Acil Yardım Ambulansı​1 Adet Yeni Nesil UMKE Aracı​1 Adet Revizyonu Tamamlanan Mobil Komuta Kontrol Merkezi ​Protokolden İnceleme ​Konuşmaların ardından Vali Dr. Erdinç Yılmaz ve Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan, protokol üyeleriyle birlikte açılış kurdelesini kesti. Araçların anahtarlarını görevlilere teslim eden heyet, özellikle afet durumlarında kritik rol oynayan Mobil Komuta Kontrol Merkezi’ni inceleyerek teknik personelden bilgi aldı. ​Vali Yılmaz, başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Sağlık Bakanlığı ve emeği geçen tüm milletvekillerine teşekkür ederek, yeni araçların Eskişehir’e hayırlı olmasını diledi.

EBTO Hayatını Kaybeden Hekim ve Sağlık Çalışanlarını Andı Haber

EBTO Hayatını Kaybeden Hekim ve Sağlık Çalışanlarını Andı

Eskişehir Bilecik Tabip Odası, pandeminin 5.yılında  “1 Nisan COVID-19 Nedeniyle Hayatını Kaybeden Hekim ve Sağlık Çalışanlarını Anma Günü”nünde Varlığınız Sağlığımız Anıtındaydı. Tepebaşı'nda bulunan Varlığınız Sağlığımız Anıtında bir açıklama yapan Eskişehir Bilecik Tabip Odası Başkanı Dr. Nazan Aksaray şu ifadelere yer verdi; "Değerli Basın Emekçileri, Değerli Kamuoyu, Bugün bayramın 3. günü. Öncelikle bayramınızı umut ve dayanışma duygularımızla kutlarız. Değerli Basın Emekçileri, Bugün “1 Nisan COVID-19 Nedeniyle Kaybettiğimiz Hekim ve Sağlık Çalışanlarını Anma Günü”. Bundan tam 5 yıl önce, Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu’nu COVID-19 nedeniyle kaybettik. Cemil Hocamız ülkemizde COVID-19 nedeniyle kaybettiğimiz ilk hekimdir ve vefat ettiği gün olan 1 Nisan; Türk Tabipleri Birliği’nin 72. Büyük Kongresi’nde alınan kararla “COVID-19 Nedeniyle Kaybettiğimiz Hekim ve Sağlık Çalışanlarını Anma Günü” ilan edilmiştir. Pandemi döneminde, aktif olarak görev yapmaktayken yitirdiğimiz 176’sı hekim, 513 sağlık emekçisini saygıyla anıyoruz. Pek çok hekim ve sağlık çalışanının da hastalığın vücutlarında oluşturduğu kalıcı etkiler nedeniyle mesleklerini yapamadıklarını biliyoruz. Onlara da şifa diliyoruz ve emekleri önünde saygı ve minnetle eğiliyoruz. Değerli Basın Emekçileri, Tüm dünyayı etkileyen COVID-19 pandemisinin başlangıcının üzerinden beş sene geçti. Ülkemiz, dünyada COVID-19 pandemisinden en çok zarar gören ülkeler arasında maalesef. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de COVID-19 nedeniyle 102.174 ölüm kaydedildi. Türk Tabipleri Birliği’nin fazladan ölüm tespitlerine göre ise; gerçek ölüm sayısının, Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığının üç katından fazla olduğunu biliyoruz. Hayatta kalan milyonların yaşamı da hastalık ve ekonomik kriz başta olmak üzere derinleşen çoklu kriz ortamı nedeniyle dayanılması güç bir hale geldi. COVID-19 pandemisinin ardından yaşadığımız 6 Şubat depremleri ile yaşadığımız felaket ve ülkemizi saran ekonomik kriz özellikle yoksul halkımız için ciddi yıkımlara neden oldu ve olmaya devam ediyor. Gerek COVID-19 pandemisinde gerekse depremde hazırlıkların yetersiz olması ve sürecin yönetilmesindeki eksikliklerin, kırılgan ve piyasacı sağlık sistemimizle birleşerek tehlikeyi artırdığının hepimiz yakın tanığıyız. Bu nedenle pandemi öncesinde bile baş edilemeyecek düzeyde olan sağlık emekçilerinin çalıştıkları ortamdaki risk ve iş yükü, pandemi ile korkunç boyutlara taşınmıştır. Salgının başlangıcından itibaren Sağlık Bakanlığı ve diğer kamu kurumlarına her gün yaptığımız uyarılar hiçe sayılarak hem toplumun hem de hekim ve sağlık emekçilerinin hayatları tehlikeye atılmıştır. Pandemi, iktidar için ekonomik çıkarların öncelenmesi ve algı yönetiminden ibaretken biz hekimler ve sağlık çalışanları için üzüntü, acı ve öfke olmuştur. Yapılan onca yanlış yüzünden yitirilen yüz binlerce candan ders almak bir yana, yönetememe halini çeşitli şekillerde yaşamaya devam ediyoruz maalesef. Pandemide sağlık çalışanları, sürecin doğru yönetilmemesine, koruyucu ekipmanın yetersizliğine, aşı tedarikinde ve dağılımındaki sorunlara,  yöneticilerin liyakatsizliğine rağmen en ön saflarda mücadele ettiler. Bu dönem biz hekimler ve sağlık çalışanları için aynı zamanda bir gurur dönemidir. Bizlerin tüm yokluklara ve zorluklara karşı, yaşamlarımızı ortaya koyarak verdiğimiz mücadele olmasa bugün çok daha fazla yurttaşımızın yaşamını kaybetmiş olmasından bahsedileceği çok açıktır. Yine biliyoruz ki; dünyada 20 milyon kişinin hayatta kalmasını sağlayan aşıya daha erken erişilse, etkili ve yeterli aşılanma sağlanabilse ve pandemi süreci doğru yönetilebilse bugün belki kaybettiğimiz meslektaşlarımızın ve halkımızın büyük bir bölümü yaşıyor olacaktı. Yanlışlar neticesinde yaşamını yitiren yüzlerce sağlık emekçisi; bilimsel, şeffaf ve emekten yana yönetim anlayışı benimsenseydi halen hayatta olacaklardı. Bu nedenle, bizlerin haklarımız için verdiğimiz mücadele, biz sağlık çalışanları için ve halkımız için bir ölüm kalım mücadelesidir. Yaşamak için, sağlığımızı kaybetmemek için, ağırlaştırılmış çalışma koşullarına, sağlıkta şiddete, toplum sağlığını hiçe sayan politikalara karşı hep birlikteyiz. İnsanca yaşamak ve yaşatmak istiyoruz. Ülkemizde meydana gelen her afetin yükünü hekim ve sağlık emekçileri olarak bizler çekerken; daha da kötüleşen çalışma koşullarımızla ilgili kamu otoritesinden herhangi önemli bir adım gelmemektedir. Bu da yetmezmiş gibi haklarımızı gasp eden uygulamalarda da sınır tanımıyorlar. Bunları artık sizler de yakından biliyorsunuz. Tüm uyarılarımızın hiçbir karşılık bulmadığını görüyoruz. Tam tersine onurumuzun ayaklar altına alınmadığı bir gün göremez durumdayız maalesef. Bizler hastalarımızın ve biz sağlık çalışanlarının haklarının teslim edildiği, onurumuzla oynanılmayan, merkezinde insanın, bilimin, emeğin ve liyakatın olduğu başka bir sağlık sisteminin mümkün olduğunu ve bunu gerçekleştirmenin çok kolay olduğunu biliyoruz. Ancak ülkemizi yöneten mevcut iktidar anlayışıyla bunun mümkün olmadığı çok açıktır. İnsan onuruna yaraşır bir sağlık sistemi ancak, adaletin, demokrasinin, eşitliğin, özgürlüğün, barışın olduğu bir Türkiye’de mümkün olabilir. Bu ülkede zor çalışma koşullarında hastaları uğruna canlarını vermiş meslektaşlarımıza, sağlık çalışanlarımıza sözümüz olsun. Halkımızla birlikte tüm mücadelemiz bunun için olacaktır. Bunu mutlaka ama mutlaka başaracağız. Sadece pandemide değil, depremde, çalıştıkları ortamda maruz kaldıkları pek çok meslek hastalığı nedeniyle ve maalesef şiddet nedeniyle yaşamını yitirmiş tüm meslektaşlarımızın, sağlık çalışanlarımızın anıları önünde saygıyla eğiliyoruz. Saygılarımızla."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.