SON DAKİKA
Hava Durumu

#Özgürlük

Porsuk Haber Ajansı - Özgürlük haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Özgürlük haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bir Ülkenin Geleceği Kız Çocuklarına Nasıl Davrandığıyla Ölçülür Haber

Bir Ülkenin Geleceği Kız Çocuklarına Nasıl Davrandığıyla Ölçülür

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkan Başdanışmanı Bilge Doğan, 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü dolayısıyla yaptığı basın açıklamasında kız çocuklarının yaşam, eğitim ve özgürlük haklarına dikkat çekti. Doğan, "Kız çocuklarını korumak kimsenin lütfu değil, devletin ve toplumun en temel sorumluluğudur" dedi. "Bir Ülkenin Geleceği Kız Çocuklarına Nasıl Davrandığıyla Ölçülür" 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü vesilesiyle açıklamada bulunan Zafer Partisi Eskişehir İl Başkan Başdanışmanı Bilge Doğan, bugünün sadece takvimdeki bir günü anmaktan ibaret olmadığını vurguladı. Kız çocuklarının yaşam hakkını, eğitim hakkını, özgürlüğünü ve geleceğini kararlılıkla savunmak için bir arada olduklarını belirten Doğan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü bizlere inkâr edilemez bir gerçeği hatırlatıyor: Bir ülkenin geleceği, o ülkenin kız çocuklarına nasıl davrandığıyla ölçülür. Kız çocuklarının özgürce yaşayabildiği, korkmadan konuşabildiği ve eşit eğitim alabildiği bir ülke, ancak o zaman gerçekten güçlü ve demokratik bir ülke olabilir." "Çocuklarımızın Yeri Çağdaş Okul Sıralarıdır" Günümüz Türkiye'sinde kız çocuklarının karşı karşıya kaldığı zorluklara değinen Bilge Doğan, yetkililere ve kamuoyuna kritik sorular yöneltti. Çocukların şiddet, istismar ve korkunun gölgesinden uzak tutulması gerektiğini belirten Doğan, şöyle devam etti: "Peki, soruyoruz: Bugün kız çocuklarımız nasıl bir ülkede büyüyor? Eğitim hakkı elinden alınan, şiddete maruz bırakılan, hayalleri toplumun baskılarıyla sınırlandırılan kız çocuklarımızın arkasında kim duracak? Çocuklarımızın yeri, çağdaş okul sıraları ve özgür oyun alanlarıdır; şiddetin, istismarın ve korkunun gölgesi değil." "Hiçbir Gerekçe Bir Çocuğun Yaşama Hakkından Değerli Olamaz" Çocukların yaşadığı sorunların yalnızca ailevi bir mesele olarak görülemeyeceğinin altını çizen Bilge Doğan, çocuk haklarının koruma altına alınmasının kamusal bir görev olduğunu vurguladı:''Çocukları risklerle baş başa bırakmak değil; onları koruyacak güçlü, etkili ve denetlenebilir mekanizmaları derhal hayata geçirmektir. İhmallere göz yummak, eşitsizliği görmezden gelmek ve şiddet karşısında susmak, sorunların daha da büyümesine zemin hazırlamaktır. Hiçbir gelenek, hiçbir gerekçe ve hiçbir siyasi hesap, bir çocuğun yaşam hakkından daha değerli olamaz.'' "Atatürk'ün Çağdaşlık Anlayışı Kız Çocuklarının Güçlenmesini Emreder" Kız çocuklarının toplumun her alanında söz sahibi olması gerektiğine dikkat çeken Doğan, konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk'ün ilkelerine vurgu yaptı: "Bizler, kız çocuklarımızın yalnızca hayatta kalmasını değil; özgürce yaşamasını, kendi kararlarını verebilmesini, bilimde, sanatta, siyasette, sporda ve yaşamın her alanında eşit biçimde yer almasını istiyoruz. Çünkü kız çocukları geleceğin güçlü kadınlarıdır. Kadınların eşit olmadığı bir toplumda demokrasi daima eksiktir. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çağdaşlık ve eşit yurttaşlık anlayışı, kız çocuklarının eğitimle güçlenmesini ve kadınlarımızın toplumun her alanında söz sahibi olmasını emreder." Karar Alıcılara Açık Çağrı: "Amasız, Fakatsız Güvence Altına Alın" Zafer Partisi İl Başkan Başdanışmanı Bilge Doğan, açıklamasının sonunda tüm yetkililere ve karar alıcılara seslenerek taleplerini sıraladı: "Kız çocuklarımızın eğitim hakkını amasız, fakatsız güvence altına alın. Her türlü istismara karşı etkin ve tavizsiz bir mücadele yürütün. Şiddeti önleyen mekanizmaları güçlendirin ve hiçbir çocuğu yoksulluğun, ayrımcılığın ve ihmalin insafına terk etmeyin. Çünkü çocuk hakları politik bir tercih değil, tartışmasız bir insan hakları meselesidir." "Mücadelemize En Gür Sesimizle Devam Edeceğiz" Açıklamasını Zafer Partisi'nin kararlılık mesajıyla tamamlayan Doğan, sözlerini şu ifadelerle bitirdi: "Zafer Partisi olarak bizler, kız çocuklarımızın susturulmadığı, hayallerinin yarım bırakılmadığı, güvenle yaşadığı ve kendi geleceğini hür iradesiyle kurduğu bir Türkiye istiyoruz. 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’nde bir kez daha söz veriyoruz: Çocuklarımızın haklarını sonuna kadar savunmaya ve her çocuğun özgürce yaşayabildiği bir gelecek için en gür sesimizle mücadele etmeye devam edeceğiz. Yaşasın çocuk hakları! Yaşasın Cumhuriyetin aydınlık ve özgür geleceği!"

2 Eylül Eskişehir’in Özgürlük ve Bağımsızlık Günüdür! Haber

2 Eylül Eskişehir’in Özgürlük ve Bağımsızlık Günüdür!

YENİ Parti Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz 2 Eylül Eskişehir’in Kurtuluşunun 104’üncü yılı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. İl Başkanı Talat Yalaz yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Bugün, çağdaş kentimiz Eskişehir’in düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümünü büyük bir gurur ve coşkuyla kutluyoruz. 2 Eylül 1922, yalnızca Eskişehir’in işgalden kurtulduğu bir tarih değildir. Bu tarih; bağımsızlığından, özgürlüğünden ve vatanından asla vazgeçmeyen bir milletin, tüm dünyaya iradesini gösterdiği büyük Milli Mücadele’nin Eskişehir’deki en anlamlı günlerinden biridir. Eskişehir, Milli Mücadele yıllarında yalnızca bir şehir değil; stratejik konumu, demiryolları ve insan kaynağıyla mücadelenin en kritik merkezlerinden biri olmuştur. İşgalin ağır şartlarına rağmen Eskişehirli hemşehrilerimiz bağımsızlık umudunu hiçbir zaman kaybetmemiş, Büyük Taarruz’un ardından kahraman ordumuzun ilerleyişiyle 2 Eylül 1922’de özgürlüğüne kavuşmuştur. Bu zaferin arkasında, cephede mücadele eden Mehmetçiğin yanı sıra cephe gerisinde bütün imkânlarını seferber eden kadınlarımızın, gençlerimizin, emekçilerimizin ve fedakâr Eskişehir halkının büyük katkısı vardır. Bugün bizlere düşen görev, devraldığımız bağımsızlık ve Cumhuriyet mirasına sahip çıkmaktır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının bizlere bıraktığı en büyük miras; egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu bağımsız ve demokratik bir Cumhuriyet idealidir. YENİ Parti olarak; Eskişehir’in tarihine, Cumhuriyet değerlerine ve milletimizin ortak geleceğine sahip çıkmayı bir en önemli sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Eskişehir’in kurtuluşunun 104. yılında başta Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Milli Mücadele’nin tüm kahramanlarını, şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. 2 Eylül Eskişehir’in kurtuluşu kutlu olsun. Bu şehrin ruhunda özgürlük var! Bu şehrin hafızasında mücadele var. Bu şehrin geleceğinde ise umut var."

YENİ Parti İl Başkanı Yalaz: "Zaferimizin 104. Yılı Kutlu Olsun!" Haber

YENİ Parti İl Başkanı Yalaz: "Zaferimizin 104. Yılı Kutlu Olsun!"

YENİ Parti Eskişehir İl Başkanlığı, 30 Ağustos Zafer Bayramını Valilik Meydanı’nda düzenlediği törenle kutladı. Valilik Meydanı’nda düzenlenen törene Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, Meclis üyeleri ve çok sayıda partili katılım sağladı. Ataürk Anıtı'na çelenk sunumunun ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. YENİ Parti Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi; "Değerli yol arkadaşlarım, kıymetli basın emekçileri, Bugün burada, milletimizin bağımsızlık ve özgürlük iradesinin tarihe altın harflerle yazıldığı büyük bir zaferin 104. yıl dönümünü kutlamak için bir aradayız. Bugün 30 Ağustos! Bugün; esareti kabul etmeyenlerin, “Ya istiklal ya ölüm!” diyerek küllerinden ayağa kalkanların günüdür! Bugün; Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde, milletimizin emperyalizme karşı verdiği büyük mücadelenin zafer günüdür! 30 Ağustos; yalnızca bir askeri zafer değildir. 30 Ağustos; bir milletin kaderini kendi ellerine almasıdır. 30 Ağustos; bağımsızlığın ve özgürlüğün zaferidir. Bizler bugün, o büyük zaferin mirasına sahip çıkmanın onurunu yaşıyoruz. Bu toprakların 30 Ağustos ruhunda çok özel bir yeri vardır. Eskişehir; Kurtuluş Savaşı’nın en çetin günlerine tanıklık etmiş, milli mücadelenin yükünü omuzlamış kadim bir şehirdir. Eskişehir; mücadeleyi ve fedakârlığı en iyi şekilde bilen şehirdir. Bugün Eskişehir’den bir kez daha haykırıyoruz: Eskişehir, bağımsızlık ruhunun ve Cumhuriyetin kalesidir! Ve biz biliyoruz ki YENİ başlangıçlar bu kentte başlar! Bir ülkeyi güçlü yapan yalnızca orduları değildir. Güçlü millet; çocuklarının geleceğine güvenle baktığı millettir. Gençlerinin hayallerini kendi ülkesinde gerçekleştirebildiği, emeklisinin huzur içinde yaşayabildiği, çiftçisinin alın terinin karşılığını alabildiği, işçisinin emeğinin değer gördüğü, esnafının ayakta kalabildiği, hukukun üstün olduğu, adaletin herkes için eşit olduğu millettir. İşte biz, 30 Ağustos’un ruhunu bugün de yaşatmak istiyoruz. Çünkü biliyoruz ki: Bağımsızlık yalnızca sınırlarımızı korumak değildir! Bağımsızlık; ekonomide bağımsız olmaktır! Adalette bağımsız olmaktır! Eğitimde güçlü olmaktır! Bilimde, teknolojide ve üretimde dünyayla yarışmaktır! Ve en önemlisi; milletin iradesini her şeyin üzerinde tutmaktır! Bugün burada Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, cephede can veren Mehmetçiklerimizi; kadınlarımızı, gençlerimizi, çocuklarımızı; kısacası bu vatan için mücadele eden bütün kahramanlarımızı minnetle ve saygıyla anıyoruz. Onlara sözümüz var! Cumhuriyet’i ilelebet payidar kılacağız! Türkiye’nin bağımsızlığından asla taviz vermeyeceğiz! Bu ülkeyi daha adil, daha özgür, daha güçlü ve daha müreffeh bir geleceğe hep birlikte taşıyacağız! 104 yıl önce nasıl omuz omuza verdiysek, bugün de birbirimize kenetlenmek zorundayız. Bizleri umutsuzluğa sürüklemek isteyenlere karşı umudu büyüteceğiz. Türkiye’nin yarınlarına inanan milyonlarla birlikte YENİ bir Türkiye’yi hep beraber kuracağız! Çünkü biz biliyoruz: Bu ülkenin umudu var! Bu gençliğin hayalleri var! Ve Türkiye’nin güzel yarınları var! Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Büyük Taarruz’un bütün kahramanlarını, aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Ve bugün buradan, Eskişehir’den, bir kez daha sesleniyoruz: Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Cumhuriyet! 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun! Zaferimizin 104. yılı kutlu olsun!"

Başkan Kurt: “Daha Özgür, Daha Eşit ve Daha Güzel Bir Türkiye İçin Çalışacağız” Haber

Başkan Kurt: “Daha Özgür, Daha Eşit ve Daha Güzel Bir Türkiye İçin Çalışacağız”

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, 30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle bir mesaj yayınladı. 30 Ağustos 1922’nin bir milletin bağımsızlık ve özgürlük uğruna verdiği büyük mücadelenin zaferle taçlandığı gün olduğunu vurgulayan Başkan Kurt mesajında şu sözlere yer verdi; “Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının önderliğinde kazanılan Büyük Zafer, yalnızca askeri bir başarı değil; milletimizin kendi geleceğini kendi elleriyle belirleme kararlılığının da en güçlü göstergesidir. 30 Ağustos; vatanımıza, bağımsızlığımıza ve Cumhuriyetimize sahip çıkma irademizi yeniden hatırladığımız, başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu toprakları bize vatan yapan tüm kahramanlarımızı minnet ve saygıyla andığımız anlamlı bir gündür. Bizlere düşen görev, Büyük Zafer’in ardından kurulan Cumhuriyetimizi çağdaş, demokratik ve sosyal hukuk devleti anlayışıyla geleceğe taşımak; hukukun üstünlüğünü, adaleti ve hukuk devleti ilkesini her koşulda savunmak, Atatürk’ün gösterdiği hedefler doğrultusunda daha özgür, daha eşit ve daha güzel bir Türkiye için çalışmaktır. Bu duygu ve düşüncelerle, Büyük Taarruz’un 104. yıl dönümünde 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutluyor; Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, Kurtuluş Savaşı’nın tüm kahramanlarını ve aziz şehitlerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyorum. Yaşasın bağımsızlık! Yaşasın Cumhuriyet!”

Başkanlardan Özgür Özel'e Tam Destek Haber

Başkanlardan Özgür Özel'e Tam Destek

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel'in TBMM Grup Toplantısı'ndaki yeni parti çıkışının ardından Eskişehir’den güçlü destek mesajları geldi. Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ve Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, yayımladıkları açıklamalarla değişime ve genel merkezin vizyonuna olan inançlarını vurguladılar. ​CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in TBMM'de gerçekleştirdiği grup toplantısındaki dikkati çeken açıklamaları siyaset gündemindeki yerini korurken, parti içinden ve yerel yönetimlerden gelen destekler artarak devam ediyor. Bu kapsamda Eskişehir'in deneyimli isimleri Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ve Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, sosyal medya yoluyla yaptıkları açıklamalarla Genel Başkan Özgür Özel’in arkasında olduklarını net bir dille ifade ettiler. ​Başkan Kazım Kurt: "Bedel Ödemeyi Göze Alanların Yürüyüşü" ​Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, açıklamasında değişimin ve cesaretin altını çizerek şu değerlendirmelerde bulundu: ​"Tarih, konfor alanında bekleyenleri değil; bedel ödemeyi göze alıp yeni yollar açanları yazar. Bugün, demokrasiye, halkın iradesine ve değişime inananlar için yeni bir başlangıcın ilk adımlarına tanıklık ediyoruz. Koltukların değil ilkelerin, sessizliğin değil cesaretin, teslimiyetin değil değişimin tercihidir bu." ​Özgür Özel’in siyasi duruşuna duyduğu güveni dile getiren Kurt, "Özgür Özel’in kararlılığına, cesaretine ve halktan yana siyaset anlayışına yürekten inanıyorum. Mücadelemiz adalet, demokrasi, eşitlik ve özgürlük isteyen milyonların ortak mücadelesidir" diyerek birlik mesajı verdi. ​Başkan Ahmet Ataç: "Değişim İradesinin Yanındayız" ​Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç da benzer bir vurgu yaparak, Türkiye'nin aydınlık yarınlarının cesur kararlarla inşa edileceğini belirtti. Başkan Ataç, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ​"Türkiye’nin demokratik, adil ve özgür yarınları; cesaretle alınan kararlar ve halkın iradesine duyulan sarsılmaz inançla kurulacaktır. Sayın Özgür Özel’in değişim iradesini, kararlılığını ve halktan yana siyaset anlayışını yürekten destekliyorum." ​Makamların ve kişisel hesapların değil, toplumsal umudun ön planda olması gerektiğine işaret eden Ataç, "Bu irade makamların değil ilkelerin, kişisel hesapların değil toplumsal umudun, suskunluğun değil demokrasi mücadelesinin yanında durmaktır. Yolumuz demokrasi, gücümüz halkın iradesidir" dedi.

Çakırözer: "Büyük Hukuksuzluk Bitmeli! NATO Tutukluları Özgür Kalmalı" Haber

Çakırözer: "Büyük Hukuksuzluk Bitmeli! NATO Tutukluları Özgür Kalmalı"

Ankara’da 7-8 Temmuz’da düzenlenen NATO zirvesi üzerinden bir hafta geçti. Zirve bahanesiyle ülke genelinde yapılan şafak operasyonlarında gözaltına alınan ve tutuklanan çok sayıda yurttaş hala cezaevinde. CHP’li Utku Çakırözer’in Sincan Cezaevi’nde görüştüğü TEMA gönüllüleri 3 haftadır cezaevinde tutulmalarına isyan etti. 6’sı kadın 4’ü erkek TEMA gönüllüleri, “25 Haziran’dan bu yana cezaevindeyiz. Evlatlarımız, bakmak zorunda olduğumuz anne babalarımız hala cezaevinde olduğumuzu bilmiyor. Kimimiz yerde, kimimiz tek kişilik yatakta iki kişi uyuyoruz. Mide kanaması, ağır enfeksiyon, kalp çarpıntısı, yüksek tansiyon yaşayan arkadaşlarımız var. Bizim siyasetle hiçbir ilgimiz yok! Biz vatanımızı seven, milletimizi seven insanlarız. 35 yıllık TEMA vakfının terörle hiçbir alakası yoktur, olamaz! Terörle, ismini dahi okuyamadığımız terör örgütleriyle suçlanmayı hiçbirimiz hak etmiyoruz. Bir an önce ailelerimize, sevdiklerimize, işimize ve özgürlüğümüze kavuşmayı istiyoruz” dedi. Çakırözer’in görüştüğü Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) üyesi Aslıhan Özden ise, “Kızımla birlikte cezaevindeyiz. Şafak operasyonuyla ters kelepçe gözaltına aldılar. Saatlerce giyinmemize dahi izin vermediler. ‘1 Mayıs’a neden katıldın? Doruk Madencilik işçilerini niye ziyaret ettin?’ diye sordular. Slogan attık diye cezaevinde dahi disiplin soruşturması açtılar” dedi. NATO zirvesi bahanesiyle tutuklanan yurttaşlar için bir an önce özgürlük isteyen Çakırözer, “Bu insanların zirve bahanesiyle tutuklanması büyük hukuksuzluktu! Zirve bitmesine rağmen hala zindanda tutuluyor olmaları bu hukuksuzluğu daha da büyüttü! Onlara yaşatılanlar en ağır insan hakkı ihlallelidir. Bu insanların bir an önce tahliyeleri sağlanmalı” çağırını yaptı. TEMA GÖNÜLLÜLERİ ÜÇ HAFTADIR ZİNDANDA Ankara’da düzenlenen NATO zirvesi öncesinde yüzlerce yurttaş şafak operasyonlarıyla gözaltına alındı, tutuklandı. Yapılan operasyonlarda kapılar kırıldı, ters kelepçe uygulandı, avukata erişim kısıtlandı. Zirve 8 Temmuz’da sona ererken, aralarında TEMA gönüllüleri ile akademisyen, gazeteci, hukukçu, öğrenci, siyasetçi, sivil toplum örgütü temsilcilerinin de bulunduğu çok sayıda yurttaş hala cezaevinde. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, NATO zirvesi gerekçesiyle tutuklanan TEMA Vakfı Ankara İl Temsilcisi Nevzat Özer ve TEMA gönüllüleri ile Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emel Memiş, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi Av. Kürşat Bafra, SES üyesi Aslıhan Özden ile marangoz işçisi Murat Özer’i Sincan Cezaevi’nde ziyaret ederek, mesajlarını kamuoyu ile paylaştı. “AİLELERİMİZE, EVLATLARIMIZA HASRETİZ” 25 Haziran’dan bu yana Sincan Cezaevi’nde tutulan 6’sı kadın, 4’ü erkek TEMA gönüllüleri kendilerine büyük bir hukuksuzluk yaşatıldığını belirterek, bir an önce özgürlük istedi. TEMA gönüllüleri Çakırözer aracılığıyla gönderdikleri mesajda şunları söyledi: “Üç haftadır cezaevindeyiz. Bizim tek yaptığımız doğa gezisi. Bu yüzden haftalardır ailelerimizden, işimizden, özgürlüğümüzden mahrumuz! Evlatlarımıza, ailelerimize hasretiz. Burada kimimiz yerde kimimiz tek kişilik yatakta iki kişi kalıyoruz. Mide kanaması, ağır enfeksiyon, kalp çarpıntısı, yüksek tansiyon yaşayan arkadaşlarımız var. Ayağı kırılanlar, gözünde kist oluşanlar var. Kimimiz reklamcı, kimimiz öğretmen, kimimiz kentsel tasarımcı, profesyonel işlerde çalışıyoruz. İşlerimiz var, çalışmamız gerekiyor. Evlatlarımız cezaevinde olduğumuzu bilmiyor. Anne, babalarımız hasta, cezaevinde olduğumuzu onların bilmesini istemiyoruz.” “BİR AN ÖNCE ÖZGÜRLÜĞÜMÜZÜ İSTİYORUZ” “Biz doğayı, çevreyi, memleketi seven insanlarız. Biz vatanımıza, toprağımıza, bayrağımıza bağlıyız! NATO zirvesi ile hiçbir ilişkimiz, protestomuz olmadı. Siyasetle hiçbir ilgimiz yok. 35 yıllık TEMA vakfının terörle hiçbir alakası yoktur, olamaz! Bir an önce bu adaletsizliğin, hukuksuzluğun bitmesini istiyoruz. Suçsuz kimse gözaltına alınmasın, tutuklanmasın bizi de bıraksınlar! Ailelerimize, sevdiklerimize, işimize ve özgürlüğümüze kavuşalım.” CEZAEVİNDE BİLE NATO SORUŞTURMASI CHP’li Çakırözer’in cezaevinde görüştüğü SES üyesi Aslıhan Özden ise, kızı Şevin Özden ile cezaevinde tutulduğunu belirterek, “Cezaevinde 18. günümüz. Şafak operasyonuyla ters kelepçe ile gözaltına aldılar. ‘1 Mayıs’a neden katıldın? Doruk Madencilik işçilerini niye ziyaret ettin?’ diye sordular. Kızımı SGDF, beni MLKP ile suçlayıp tutukladılar. 2 Temmuz’da Madımak anması için slogan attık koğuşta. 7-8 Temmuz’da zirve sırasında da NATO karşıtı slogan attık. NATO’yu protesto eden slogan attık diye hakkımızda disiplin soruşturması açıldı. Koğuştaki herkesten savunma istiyorlar. Zirve bitti hala özgürlüğümüze kavuşturulamadık. Bir an önce özgürlüğümüze kavuşmamızı istiyoruz” diye yaşadıklarını anlattı. “HAK İHLALİ, BÜYÜK HUKUKSUZLUK” TEMA gönüllüleri ile NATO zirvesi gerekçesiyle tutuklanan yurttaşların bir an önce tahliye edilmesi çağrısında bulunan CHP’li Çakırözer, “Zirve bitti, zirve bahanesiyle tutukladıkları yurttaşları hala zindanda tutuyorlar. Protesto hakkı anayasal hak olduğu halde bu hakkı kullanmak isteyen yurttaşlarımız gözaltına alınıp serbest bırakıldılar. Ama protestolarla dahi hiçbir ilgisi olmayan insanların ‘önleyici tutukluluk’ ile cezaevinde tutuluyor olmaları kabul edilemez. Bu insanları zindana koymak bir büyük hukuksuzluktu. Onları hala cezaevinde tutuyor olmak bir başka insan hakkı ihlalidir. Hukuksuzluktur. Bu insanların bir an önce tahliyeleri sağlanmalı” çağrısını yaptı.

Odunpazarı'nda Halkçı Belediyecilik Kadınların Hayatına Dokunuyor Haber

Odunpazarı'nda Halkçı Belediyecilik Kadınların Hayatına Dokunuyor

Halk merkezlerinde başlayan dönüşüm, Hicri Sezen Meydanı'nda emeğe ve dayanışmaya dönüştü Bir belediye, sadece yol yapan, park düzenleyen ya da çöp toplayan bir kurum olabilir... Ya da insanların hayatına dokunan, yalnızlığı paylaşan, umudu büyüten bir dayanışma ağı kurabilir. Odunpazarı Belediyesi'nin 17 mahallede hizmet veren 18 Halk Merkezi tam da bu ikinci anlayışın en somut örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor. Yıl boyunca resimden örgüye, dikişten Doll Art'a kadar onlarca farklı kursta eğitim alan yüzlerce kadın, emeklerini Hicri Sezen Meydanı'nda kurulan El Emeği Satış Standında hem sergiledi hem de satışa sundu. Ancak meydandaki stantlarda satılan yalnızca el emeği ürünler değildi... Satışa çıkan; yeniden kazanılan özgüven, kurulan dostluklar, evlerin duvarları arasından çıkıp sosyal hayatın içine karışan kadınların hikâyeleri. Odunpazarı Belediyesi'nin halkçı belediyecilik anlayışıyla hayata geçirdiği Halk Merkezleri, kadınların meslek edinmelerinin ötesinde sosyal yaşamın aktif birer öznesi haline gelmelerini sağlıyor. Kursiyerlerin anlattıkları da bunun en güçlü kanıtı. "HALK MERKEZLERİ KADININ NEFES ALDIĞI YER" Orhan Oğuz Halk Merkezi'nde üç yıldır farklı kurslara katılan emekli Nurgün Ceviz, Halk Merkezi'nin hayatındaki yerini anlatırken sık sık "özgürlük" kelimesini kullanıyor. "Emekliyim. Üç senedir Orhan Oğuz Halk Merkezi'nin çeşitli kurslarına devam ediyorum. Çok mutluyum. Ortam çok güzel. Çalışanlar, öğretmenlerimiz çok iyi. Çok güzel arkadaşlıklar kurduk. Emekliliğimizdeki yoğunluğu bize aratmadı, hatta daha da güzel oldu." Ancak onun için en önemli kazanım üretmekten çok daha fazlası. "Halk Merkezleri kadının nefes aldığı yer. İşe yaradığını hissettiği, özgür olduğu yer. Kadınlar burada pasiflikten aktifliğe geçiyor. 50, 60 hatta 70 yaşında bile yeni şeyler öğreniyorsunuz. Kadınlara sesleniyorum; evde pasif olmayın. Bir kere adım attığınızda geri dönemeyeceksiniz." BOŞALAN EVİN SESSİZLİĞİNİ SANAT DOLDURDU Orhan Oğuz Halk Merkezi kursiyerlerinden Mahide Berber için ise Halk Merkezi, çocuklarının büyüyüp evden ayrılmasıyla oluşan boşluğu yeniden üretimle doldurmuş. "Hocalarımız çok yetenekli. Arkadaşlarımız, ortamımız çok iyi. Odunpazarı Belediye Başkanımız Kazım Kurt'a bize böyle bir imkân sağladığı için teşekkür ediyoruz." Bir zamanlar kara kalem dahi bilmediğini anlatan Berber, bugün yağlı boya tablolar yapıyor. "Kaç yaşından sonra resim yapmaya başladım. Kara kalemle başladım, şimdi yağlı boya tablolar yapıyorum. Doll Art öğrendim. Evde hiç yapmadığım dikiş işlerinden artık büyük keyif alıyorum. Manevi olarak doyduk. Her şeyi unutuyor, kendinize zaman ayırıyorsunuz." "KURS GÜNÜ BİZİM TERAPİ GÜNÜMÜZ" Selami Vardar Halk Merkezi kursiyeri Nebahat Tani, Halk Merkezi'nin kendisi için adeta bir yaşam desteğine dönüştüğünü söylüyor. Yaşlı annesine baktığını anlatan Tani, kurs günlerini heyecanla beklediğini ifade ediyor. "Selami Vardar Halk Merkezi açıldığından beri sürekli oradayım. Bizim için terapi bu. El işi yapmaktan, oyuncak örmekten büyük zevk alıyoruz. Kurs gününü iple çekiyorum. Çok güzel arkadaşlıklarımız var. Ev ortamı gibi. Saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyoruz. Eve bile gitmek istemiyoruz." "ÇOCUKLARIMA ÜRETMEYİ GÖSTERİYORUM" Halk merkezlerinin en genç kursiyerlerinden biri olan Özge Kaplan ise yalnızca kendisi için değil çocuklarına örnek olmak amacıyla kurslara başladığını anlatıyor. İlk yılında örgü ve dikiş eğitimi alan Kaplan, öğrendiği en önemli şeyin üretmenin değeri olduğunu söylüyor. "Temelden her şeyi öğrendim. Üretmenin ne kadar güzel olduğunu gördüm. Bir ipin neler olabileceğini öğrendim. Sonra dikişe başladım. Çok daha fazla çevre edindim." Kurs ortamını "aile" olarak tanımlayan Kaplan, kuşaklar arası dayanışmanın da Halk Merkezlerinin en güçlü yönlerinden biri olduğunu belirtiyor. "Kursun en küçüğü benim. Herkes bana abla, anne gibi davranıyor. Yemek tarifinden aile yaşamına kadar her şeyi paylaşıyoruz. İşi bıraktım. İki çocuğum var. Çocuklarıma benim de ürettiğimi göstermem gerekiyor ki onlar da üretmenin ve öğrenmenin hiç bitmediğini görsün." HALKÇI BELEDİYECİLİK YALNIZCA HİZMET DEĞİL, YAŞAMIN İÇİNDE OLMAK Odunpazarı Belediyesi'nin Halk Merkezleri, klasik belediyecilik hizmetlerinin ötesinde sosyal belediyeciliğin güçlü örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. 17 mahallede hizmet veren 18 merkezde kadınlar yalnızca el sanatları öğrenmiyor; ekonomik üretime katılıyor, sosyalleşiyor, psikolojik olarak güçleniyor ve kent yaşamına daha aktif biçimde dahil oluyor. Bu dönüşümün son halkası ise Hicri Sezen Meydanı'nda açılan El Emeği Satış Standı oldu. Bir yıl boyunca sabırla hazırlanan ürünler ilk kez vatandaşlarla buluşurken, kadınlar da emeklerini ekonomik değere dönüştürme fırsatı yakaladı. Meydandaki her ürünün arkasında aslında ortak bir hikâye vardı: Evden çıkıp hayatın içine karışan, üretirken iyileşen ve dayanışmayla güçlenen kadınların hikâyesi... İşte halkçı belediyecilik de tam burada anlam kazanıyor; yalnızca hizmet sunmakta değil, insanların hayatına dokunup onları üretimin, paylaşmanın ve umudun bir parçası haline getirmekte.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.