SON DAKİKA
Hava Durumu

#Özgürlük

Porsuk Haber Ajansı - Özgürlük haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Özgürlük haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bizlere Düşen Görev O Büyük Direnişin Mirasını Yaşatmak Haber

Bizlere Düşen Görev O Büyük Direnişin Mirasını Yaşatmak

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin 111’nci yıldönümü nedeniyle bir mesaj yayınladı. Mesajında 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin yalnızca bir askeri zafer olmadığının altını çizen Başkan Kurt, bu tarihin bağımsızlık iradesinin, halkın örgütlü gücünün ve vatan sevgisinin tarih sahnesine kazındığı anlamlı bir gün olduğunu vurguladı. Başkan Kurt, mesajına şu sözlerle devam etti: “Çanakkale Zaferi, emperyalizme karşı verilen onurlu mücadelenin en güçlü simgelerinden biri olmuş; bu topraklarda özgür ve eşit bir yaşamın mümkün olduğunu tüm dünyaya göstermiştir. Bizlere düşen görev; o büyük direnişin mirasını yaşatmak, Cumhuriyetimizin temel değerlerine, demokrasiye, laikliğe ve halk egemenliğine kararlılıkla sahip çıkmaktır. Çanakkale’de yakılan bağımsızlık meşalesi, bugün de yolumuzu aydınlatmaya devam etmektedir. Çanakkale ruhu; yokluklar içinde dahi dayanışmanın, fedakârlığın ve ortak aklın neleri başarabileceğinin en somut göstergesidir. Bugün ülkemizin karşı karşıya olduğu her türlü zorlukta, aynı birlik ve beraberlik anlayışını büyütmek; adalet, eşitlik ve özgürlük temelinde güçlü bir gelecek inşa etmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu bilinçle hareket ederek, geçmişten aldığımız güçle yarınlara umutla yürümeye devam edeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm kahramanlarımızı saygı, minnet ve özlemle anıyorum. 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümü kutlu olsun.”

Maden İşçileri Yalnız Değildir! Haber

Maden İşçileri Yalnız Değildir!

Emek Partisi Eskişehir İl Başkanı Ceren Kökoğlu, Mihalıççık'ta faaliyet gösteren bir maden şirketinde çalışan işçilerin yaşadığı sıkıntıları gündeme getirdi. İl Başkanı Ceren Kökoğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Eskişehir’in Mihalıççık ilçesinde kurulu bulunan SSS Holdinge bağlı Doruk Madencilik işçileri bir kez daha ücretleri ödenmediği için isyanda. Geçtiğimiz senelerde de bu tarz sorunlar yaşayan işçiler için ücretlerini alıp almayacakları her ay bir muamma oluyor. Emek Partisi olarak biriken ücret alacakları için sürekli bir mücadele içerisinde olan Doruk madencilik işçilerinin her zaman yanlarında olduk. Yeraltına kapanan madencileri ziyaret ettik. Dayanışma duygularımızı ilettik. Eskişehir ve ülke kamuoyunda Doruk Madencilik işçilerinin sesinin duyulması için tüm olanaklarımızı seferber ettik. Milletvekillerimiz bu şirketle ilgili Çalışma Bakanlığı’na soru önergeleri de verdiler. Doruk Madencilik işçileri yine ayakta. SSS Holding işçilerin 5 aydır ücretlerini ödemiyor. İşçiler yeter artık diyor. Saray iktidarının ekonomi politikaları işçilere emekçilere açlığı, güvencesiz koşullarda çalışmayı dayatırken sermayeye ise at koşturacağı kocaman boşluklar bırakıyor. Doruk madencilik patronu tüm şikâyetlere rağmen ne denetleniyor ne de hesap veriyor. Bir kere daha söylüyoruz; Doruk Madencilik işçilerinin sesini artık duyun. Çalışma Bakanlığı’nda oturan zat bu şirketi neden denetlemiyor? Maden işçileri açlığa, sefalete mahkûm edilirken onlar koltuklarında nasıl rahat oturuyor? Doruk Madencilik işçileri yalnız değildir. Bizler sınıfın partisi Emek Partisi olarak maden işçilerinin her zaman yanında olmaya, mücadelelerini büyütmeye devam edeceğiz. Maden işçilerinin iş, ekmek, özgürlük mücadelesini büyüteceğiz. Tüm işçileri, emekten ve demokrasiden yana tüm güçleri Doruk Madencilik işçileriyle dayanışmaya çağırıyoruz."

Kadınların Olmadığı Bir Demokrasi Eksik, Kalkınma İse Yarımdır Haber

Kadınların Olmadığı Bir Demokrasi Eksik, Kalkınma İse Yarımdır

Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir mesaj yayınladı. İlçe Başkanı Rahmi Çınar yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Kadınların eşitlik, özgürlük ve insanca yaşam mücadelesinin simgesi olan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, yalnızca bir anma günü değil; aynı zamanda hak, adalet ve eşitlik mücadelesinin güçlü bir hatırlatıcısıdır. Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı olarak; kadınların toplumsal yaşamın her alanında eşit haklara sahip olduğu, şiddetten uzak, özgür ve adil bir ülkede yaşaması için verilen mücadelenin yanında olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, daha birçok ülkede kadınların temel hakları dahi yokken Türk kadınına seçme ve seçilme hakkını tanımış, kadınların toplumdaki yerini güçlendiren devrimlere imza atmıştır. Bu miras bizlere, kadın haklarını koruma ve geliştirme sorumluluğunu yüklemektedir. Bugün ne yazık ki ülkemizde kadınlar hâlâ şiddet, eşitsizlik, ayrımcılık ve ekonomik güvencesizlik gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Kadın cinayetlerinin son bulduğu, kadınların yaşam hakkının korunduğu, eşit temsilin ve eşit fırsatların sağlandığı bir Türkiye için mücadelemiz kararlılıkla devam edecektir. Kadınların emeği, cesareti ve kararlılığı; toplumun ilerlemesinin en önemli gücüdür. Kadınların olmadığı bir demokrasi eksik, kadınların olmadığı bir kalkınma yarım kalacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle; başta Cumhuriyet değerlerine sahip çıkan, emeğiyle, mücadelesiyle hayatın her alanında var olan kadınlarımız olmak üzere tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyor, eşit ve özgür bir gelecek için mücadele eden tüm kadınları saygı ve dayanışma duygularıyla selamlıyorum."

8 Mart Kadınların Eşitlik, Özgürlük ve Adalet Mücadelesinin Simgesi Haber

8 Mart Kadınların Eşitlik, Özgürlük ve Adalet Mücadelesinin Simgesi

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle bir mesaj yayınladı. Mesajında 8 Mart’ın yalnızca bir kutlama günü olmadığına dikkat çeken Başkan Kurt, 8 Mart’ın kadınların eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesinin simgesi olduğunun altını çizdi. 8 Mart’ın aynı zamanda kadın emeğinin görünür olması, kadınların alın terinin hak ettiği değeri görmesi ve yaşamın her alanında eşit haklara sahip olması için verilen uzun ve kararlı mücadelenin tarihi olduğunun altını çizen Başkan Kurt, mesajına şu sözlerle devam etti: “Evde, tarlada, fabrikada, atölyede, ofiste ve hayatın her alanında üreten kadınların emeği, toplumun gerçek gücünü oluşturur. Ne yazık ki bugün hâlâ kadınların yaşam hakkının dahi güvence altında olmadığı bir ülkede yaşıyoruz. Kadınlar bir yandan emekleriyle yaşamı var ederken, diğer yandan şiddet ve eşitsizlikle mücadele etmek zorunda bırakılıyor. Her gün yeni bir kadın cinayeti haberiyle sarsılıyor, her gün bir kadının hayatının yarım bırakıldığına tanıklık ediyoruz. Bu acı gerçek, 8 Mart’ın neden hâlâ bir mücadele günü olduğunu bize bir kez daha hatırlatıyor. Henüz birkaç gün önce İstanbul Zeytinburnu sahilinde hayatını kaybetmiş halde bulunan ve “Başıma bir şey gelirse intihar etti demeyin” diyerek kamuoyuna seslenen Fatmanur Çelik ile kızı Hifa İkra Şengüler’in ölümü, toplum vicdanında derin bir yara açmıştır. Yine dün Eskişehir’de evinde evli olduğu erkek tarafından boğularak öldürülen Sevim Özdemir’in acı haberi, kadınların ne kadar büyük bir tehditle karşı karşıya olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu ölümler sıradan birer adli vaka değildir; kadınların yaşam hakkını hedef alan sistematik şiddetin sonucudur. Kadına yönelik şiddetle mücadele, yalnızca bireysel bir mesele değil; kamusal sorumluluk gerektiren siyasal bir konudur. Kadınları koruyan yasaların etkin uygulanması, cezasızlık kültürünün ortadan kaldırılması ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin yaşamın her alanında güçlendirilmesi bir tercih değil, zorunluluktur. Aynı zamanda kadın emeğinin güvenceli hale getirilmesi, kadınların ekonomik hayatta eşit koşullarda yer alabilmesi ve emeklerinin karşılığını alabilmesi de bu mücadelenin ayrılmaz bir parçasıdır. Kadınların yaşam hakkını ve emeğini savunmak, demokrasiye ve insan haklarına sahip çıkmaktır. Odunpazarı Belediyesi olarak bizler, kadınların sosyal, ekonomik ve kültürel yaşamda güçlenmesi için çalışmalar yürütmeye; kadın emeğini destekleyen projeleri hayata geçirmeye ve kadınların yanında olmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki kadın emeğinin değersizleştirildiği, kadınların özgür olmadığı bir toplumda gerçek bir demokrasi de mümkün değildir. Bu duygu ve düşüncelerle, yaşamı emeğiyle var eden tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü selamlıyor; şiddet sonucu aramızdan koparılan tüm kadınları saygı ve rahmetle anıyorum. Kadınların korkmadan yaşayabildiği, emeğinin değer gördüğü, eşit ve adil bir ülke umuduyla mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz.

Dayanışmanın Dönüştürücü Gücüne İnanıyoruz! Haber

Dayanışmanın Dönüştürücü Gücüne İnanıyoruz!

Eskişehir Barosu, TMMOB Eskişehir İKK Kadın Çalışma Grubu, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Eskişehir Kent Konseyi, Odunpazarı Belediyesi, Odunpazarı Kent Konseyi, Tepebaşı Belediyesi, Tepebaşı Sağlıklı Kent Konseyi, Eskişehir Bilecik Tabip Odası, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla ortak bir basın açıklaması yaptı. Yerel Yönetimler, Sivil Toplum Kuruluşları ve Meslek Odaları adına açıklamayı yapan TMMOB Eskişehir İKK Kadın Çalışma Grubu Başkanı Duygu Karaca şu ifadeleri kullandı; “Bugün burada 8 Mart 2026 Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle bir araya geldik. 8 Mart 1857 yılında ABD’de dokuma işçisi kadınların insanlık dışı çalışma koşullarına karşı başlattıkları direnişten bu yana kadınların eşitlik, özgürlük ve yaşam mücadelesinin simgesidir. Aradan geçen 169 yıla rağmen kadınların hak, eşitlik ve adalet mücadelesi hâlâ sürmektedir. Bizler biliyoruz ki kadınlar ancak mücadele ve dayanışmayla eşit ve özgür bir yaşam kurabilir. Bu nedenle bugün yalnızca bir anma değil aynı zamanda Türkiye’de ve dünyada kadın haklarının mevcut durumuna dikkat çekme ve haklarımızdan vazgeçmeyeceğimizi ilan etme günüdür. Türkiye’de kadınlar hâlâ en temel hakları için mücadele etmek zorunda bırakılmaktadır. Kadına yönelik erkek şiddeti ise en yakıcı sorun olmaya devam etmektedir. En temel hakkımız olan yaşam hakkımızın koruma ve güvence altına alınması, şiddetin önlenmesi, izlenmesi ve caydırıcı bir şekilde cezalandırılması konusunda kamu otoritelerini harekete geçirmekte hala sorunlar yaşanmaktadır. Kadın cinayetlerinde, faillerin “iyi hal” ve “haksız tahrik” indirimleriyle adeta ödüllendirildiği yargılamalara tanıklık etmekteyiz. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin olumsuz neticelerini hayatın her alanında olduğu gibi adalet mekanizması içerisinde de görmekteyiz. 2025 yılında 457 kadın, 2026 yılının ilk iki ayında 62 kadın öldürüldü. 6284 Sayılı Kanun’un etkin uygulanmaması, koruma ve önleme mekanizmalarının zayıflatılması, şiddet faillerini cesaretlendirmektedir. Kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri toplumsal cinsiyet eşitsizliğini körükleyen, kadını aileden bağımsız bir birey olarak görmeyen zihniyetin bir sonucudur. Kadınların en çok ev içinde, en yakınları tarafından öldürüldüğü gerçeği karşısında “aile”yi merkeze alan ama kadını birey olarak güçlendirmeyen politikalar çözüm değildir. Türkiye’nin 2021 yılında çekildiği İstanbul Sözleşmesi kadına yönelik şiddetle mücadelede bütüncül ve bağlayıcı bir çerçeve sunmaktaydı. 2026 yılında hâlâ bu sözleşmenin yokluğu hissedilmekte kadınların yaşam hakkını güvence altına alan uluslararası standartlardan uzaklaşmanın sonuçları ağırlaşmaktadır. Bizler İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz etkin ve etkili şekilde uygulanmasını talep ediyoruz. Laiklik ve hukuk devleti ilkeleri zayıflatıldığında bunun ilk ve en ağır bedelini kadınlar ödemektedir. Kadınların yıllarca mücadele ederek kazandıkları medeni haklarına, nafaka hakkına, boşanma hakkına ve kazanılmış yasal güvencelerine yönelik her girişim kadınların yaşam güvencesine yönelik bir tehdit oluşturmaktadır. Tüm bunların yanında derinleşen ekonomik krizle birlikte kadınlar evde ücretsiz, piyasada ise ucuz emek gücü olarak görülmektedir. Eşit işe eşit ücret hakkı fiilen sağlanmamakta, kadın emeği güvencesiz, düşük ücretli ve kayıt dışı alanlarda yoğunlaşmaktadır. Ev içi bakım emeği ise görünmez kılınmakta çocuk, yaşlı ve hasta bakımı büyük ölçüde kadınların omuzlarına yüklenmektedir. Sosyal devletin bakım yükünü hafifletecek politikaları hayata geçirmemesi, kadınların eğitim ve istihdam olanaklarına erişimini doğrudan sınırlamaktadır. 2026 yılında dünya genelinde de tablo çelişkilerle doludur. Bir yandan pek çok ülkede kadınlar siyasal temsilde daha görünür hale gelmiş, toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları yaygınlaşmıştır. Birleşmiş Milletler’in öncülüğünde belirlenen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları içinde yer alan toplumsal cinsiyet eşitliği hedefi küresel ölçekte kabul görmüştür. Ancak diğer yandan savaşlar, göç krizleri, ekonomik eşitsizlikler ve iklim krizinin de kadınları olumsuz biçimde etkilediği kaçınılmaz bir gerçektir. Gazze ve İran başta olmak üzere savaş ve çatışmaların en ağır bedelini yine kadınlar ve çocuklar ödemekte, çatışma bölgelerinde hem şiddetin hem de yoksulluğun en ağır sonuçlarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Pek çok ülkede kadınların bedenleri ve yaşam tarzları üzerindeki denetim artmakta kürtaj hakkı ve üreme sağlığı hizmetlerine erişim sınırlandırılmaktadır. Dünya genelinde kadınlar ücretsiz bakım işlerine erkeklerden kat kat fazla zaman ayırmaya devam etmektedir. Kadın yoksulluğu derinleşmekte ekonomik krizler kadın emeğini daha da güvencesiz hale getirmektedir. Tüm bu tablo göstermektedir ki toplumsal cinsiyet eşitliği kendiliğinden sağlanmamaktadır. Haklar mücadeleyle kazanılmakta ve ancak mücadeleyle korunmaktadır. Kadın cinayetlerinin, şiddetin ve eşitsizliğin temelinde toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve erkek egemen sistem bulunmaktadır. Bu eşitsiz güç ilişkileri ortadan kalkmadıkça gerçek bir eşitlikten söz etmek mümkün değildir. Biz kadınlar, evde, işte, sokakta, okulda, siyasette eşitlik istiyoruz. Şiddetsiz ve savaşsız bir dünya istiyoruz. Eşit işe eşit ücret istiyoruz. Bakım yükünün kamusal politikalarla paylaşılmasını istiyoruz. Hukukun kadınlar için de eşit ve etkin uygulanmasını istiyoruz. Kadınların birey olarak güçlendiği, karar mekanizmalarında eşit temsil edildiği, laik ve demokratik bir düzende özgürce yaşadığı bir Türkiye ve bir dünya mümkündür. Biz gücümüzün farkındayız. Dayanışmanın dönüştürücü gücüne inanıyoruz. Bugün 8 Mart 2026’da bir kez daha ilan ediyoruz Hayatımıza, haklarımıza, laik ve özgür yarınlarımıza sahip çıkıyoruz. Yaşasın 8 Mart. Yaşasın kadın dayanışması."

Büyükşehir’den Kadın Çalışanlara Kadın Sağlığı Semineri Haber

Büyükşehir’den Kadın Çalışanlara Kadın Sağlığı Semineri

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında kadın çalışanlarına yönelik önemli bir farkındalık programına daha ev sahipliği yaptı. Seminere katılan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, “Kadın olmak; iş hayatında, ev hayatında ve sosyal yaşamda çoğu zaman zorlu bir yolculuk. Ancak bizler, belediye çalışanları olarak şehrimize hizmet ederken şefkatimizi, merhametimizi ve dayanışmamızı da bu hizmete katıyoruz.” dedi. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ile Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı (TAP Vakfı) iş birliğiyle yürütülen Kadın Sağlığı Seminer Programı kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte, belediyede görev yapan çok sayıda kadın personel bir araya geldi. Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Kadın Çalışmaları Şube Müdürlüğü’ne bağlı Kadın Danışma ve Dayanışma Merkezi tarafından düzenlenen “Kadın Sağlığı Sorunları” semineri, Taşbaşı Kültür Merkezi Kırmızı Salon’da gerçekleştirildi. Program, kadın sağlığı konusunda farkındalık yaratmayı ve katılımcıların doğru bilgiye erişimini sağlamayı amaçladı. 2013 yılından bu yana farklı kadın gruplarıyla sürdürülen eğitim programlarına bugüne kadar toplam 4 bin 450 kadın katılım sağladı. Kadınların sağlık, haklar ve yaşam kalitesi konusunda bilinçlenmesine katkı sunan program, yıllar içinde önemli bir eğitim ve dayanışma ağı oluşturdu. Seminere Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce de katılarak kadın çalışanlarla bir araya geldi. Başkan Ünlüce, yaptığı konuşmada programın önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Geçmişte sertifika programlarının son günlerinde katılımcılarla bir araya geldiğimde, kadınlardan hep bu eğitimin ne kadar faydalı olduğuna dair çok güzel sözler duydum. Hatta pek çoğu, bu bilgileri daha önce öğrenmemiş olmanın bir kayıp olduğunu dile getiriyordu. Sizlerin de burada edindiğiniz bilgi ve deneyimleri yalnızca kendiniz için değil, gelecekte yetişecek kız çocukları ve genç kadınlar için de önemli bir mirasa dönüştüreceğinize inanıyorum. Bu nedenle hepinizi gönülden tebrik ediyor bu vesileyle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nüzü de kutluyorum. Kadın hakları mücadelesi uğruna hayatını kaybeden tüm kadınları saygıyla anıyor, onların bıraktığı mirası özgürlük ve eşitlik adına yaşatmaya devam edeceğimize inanıyorum. Kadın olmak; iş hayatında, ev hayatında ve sosyal yaşamda çoğu zaman zorlu bir yolculuk. Ancak bizler, belediye çalışanları olarak şehrimize hizmet ederken şefkatimizi, merhametimizi ve dayanışmamızı da bu hizmete katıyoruz. Dokunduğunuz her sokakta, parkta ve hizmet alanında sizin emeğinizin izleri var. Şehrimize verdiğiniz tüm emekler için hepinize teşekkür ediyor, iyi ki varsınız diyorum.” Seminer programı, katılımcıların sorularının yanıtlanması ve bilgilendirme sunumlarının ardından sona erdi.

Başkan Ataç Filistinli Öğrencileri Ağırladı Haber

Başkan Ataç Filistinli Öğrencileri Ağırladı

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Filistinli Öğrenciler Genel Birliği Başkanı Baha Pjoub ve beraberindeki heyeti ağırladı. Başkan Ataç’ın makamında gerçekleşen ziyarette Filistin’deki gelişmeler, öğrencilerin yürüttüğü çalışmalar ve Tepebaşı Belediyesi’nin faaliyetleri üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Filistinli Öğrenciler Genel Birliği Başkanı Baha Pjoub ve beraberindeki heyeti makamında ağırladı. Gerçekleşen ziyarette Filistin’deki gelişmeler, Filistinli öğrencilerin yürüttüğü çalışmalar ve Tepebaşı Belediyesi’nin sosyal belediyecilik uygulamaları üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. Ziyaret sırasında Filistinli öğrenciler, Başkan Ataç’a Filistin atkısı hediye etti. Heyet ayrıca üzerinde “Toprak bizimdir, Kudüs bizimdir” yazısının yer aldığı ve Filistin haritasını simgeleyen bir tabloyu da Başkan Ataç’a takdim etti. Heyet üyeleri, Başkan Ataç’a Filistin rozeti de taktı. “Yaser Arafat Özgürlük Ve Barışın Simgesidir” Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Ataç, Filistin halkının mücadelesinin dünya kamuoyu açısından büyük önem taşıdığını ifade ederek şu değerlendirmelerde bulundu: “Ziyaretinizden dolayı teşekkür ediyorum. Filistin meselesi bizim için yalnızca siyasi bir konu değil, aynı zamanda vicdani ve insani bir meseledir. Yıllardır Filistinli yöneticilerle temaslarımız oldu, Filistin’e çeşitli ziyaretler gerçekleştirdik. Hatta Yaser Arafat’ın mezarını da ziyaret etmiştim. Filistin halkının verdiği mücadeleye büyük saygı duyuyoruz.” Ataç konuşmasında, Filistin davasının tarihsel liderlerinden de söz ederek, “Yaser Arafat ve Rauf Denktaş çok önemli liderlerdi. Bu toprakların hafızasında yer etmiş, halklarının mücadelesine yön vermiş isimlerdir. Onların bıraktığı miras, bugün de halkların özgürlük ve barış arayışına ilham vermektedir” ifadelerini kullandı. Başkan Ataç, Filistinli Öğrencilere Kucak Açtı Filistinli öğrencilerle dayanışmanın önemine de değinen Başkan Ataç, Tepebaşı Belediyesi’nin üniversite öğrencilerine yönelik sosyal destek çalışmalarına dikkat çekerek Filistinli öğrencileri belediye tarafından ücretsiz olarak sunulan akşam yemeği hizmetinden yararlanmaya davet etti. Ziyaret, karşılıklı iyi dileklerin paylaşılması ve hatıra fotoğrafı çekilmesinin ardından sona erdi.

Zülfü Livaneli'den "Anadolu Hümanizmi" Söyleşisi Haber

Zülfü Livaneli'den "Anadolu Hümanizmi" Söyleşisi

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ile Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı iş birliğinde düzenlenen “Zülfü Livaneli Tarafından Anadolu Hümanizmi” söyleşisi, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Kültür Sarayı’nda yoğun katılımla gerçekleştirildi. Anadolu’nun çok kültürlü yapısı, insan merkezli düşünce anlayışı, barış ve birlikte yaşam kültürü üzerine değerlendirmelerin yapıldığı söyleşi, Eskişehirlilerden büyük ilgi gördü. Etkinlikte konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, söyleşinin kısa sürede hayata geçirilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek şunları söyledi: “Bugün, Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfımızın yeni seçilen değerli Başkanı Sayın Ufuk Uysal ile birlikte çok kısa bir süre önce hayal ettiğimiz bu söyleşiyi gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bu süreçte vakfımızın yanı sıra Hacı Bektaş Veli Derneğimizin, Odunpazarı ve Tepebaşı belediyelerimizin büyük destekleri oldu. Zülfü Livaneli, dünyada ve ülkemizde barışa katkı sunmuş, bizi hem kendimizle hem de dünyayla barıştırmış, Anadolu Hümanizmini gerçekten konuşmayı hak eden çok kıymetli bir isim. Bugün bizimle olduğu için kendisini sevgiyle kucaklıyorum. Bildiğim kadarıyla birçok davete katılamıyor; ancak kendisini aradığımız ilk andan itibaren büyük bir incelikle bu hayalimizi kabul etti. Dün akşam Eskişehir’de muhteşem bir konser izledik. Sayın Zülfü Livaneli, bu konseri hiçbir ücret almadan, tüm haklarıyla Eskişehir’e hediye etti. Bu anlamlı katkısı için kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum.” Söyleşide konuşan Zülfü Livaneli, Anadolu Hümanizminin tarihsel kökenlerine değinerek, bu kavramın Anadolu coğrafyasında yüzyıllar boyunca sevgi, hoşgörü ve birlikte yaşam kültürüyle şekillendiğini ifade etti. Livaneli, Anadolu’nun farklı inançların, dillerin ve kültürlerin bir arada var olabildiği nadir coğrafyalardan biri olduğunu vurguladı. Sanatın ve edebiyatın insanları birbirine yaklaştıran evrensel bir dil olduğuna dikkat çeken Livaneli, yaşamı boyunca barış, özgürlük ve insan onurunu merkeze alan üretimlerinin temelinde bu anlayışın yer aldığını belirtti. Eskişehir’de bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Livaneli, gösterilen yoğun ilgi ve samimi atmosfer için Eskişehirlilere teşekkür etti. Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ufuk Uysal da konuşmasında, söyleşiyle sevgi, barış ve özgürlük kavramlarını yeniden hatırlatmayı amaçladıklarını belirterek, etkinliğin hayata geçirilmesine verdikleri destek için Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’ye teşekkür etti. Söyleşiye; CHP Eskişehir Milletvekilleri Jale Nur Süllü ve İbrahim Arslan, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ufuk Uysal ile çok sayıda Eskişehirli katıldı.

Çakırözer: ''İçerideki Korsanları Ne Yapacağız?'' Haber

Çakırözer: ''İçerideki Korsanları Ne Yapacağız?''

TBMM’de hasta tutuklular Tayfun Kahraman ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın durumuna dikkat çeken CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “Adalet, hasta bir insanı hücresinde yalnızlığa terk etmek değildir! Adalet, insanı yaşatmaktır. Cezaevlerindeki hasta tutuklular için, Tayfun Kahraman için, Murat Çalık için adalet istiyoruz, özgürlük istiyoruz. Aksi halde, yaşanacak her olumsuzluğun sorumluluğu bu hukuksuzluğa, bu zulme göz yumanların omuzlarındadır” dedi. Emeklilerin durumuna da dikkat çeken Çakırözer, “Sizin iktidarınız emeklilerimizi pazardan çürük sebze meyve toplamaya, marketlerde tarihi geçmiş gıdalar almaya mahkûm ediyor! Emeklilerimiz kirasını, faturasını ödeyemiyor. ‘Gelin, düzeltelim’ diyoruz, başınızı çeviriyorsunuz. Emeklilerimize bu hayatı, sefalet maaşlarını reva görenlere, bin liralık sadaka zammını lütuf gibi gösterenlere yazıklar olsun diyoruz” diye konuştu. “İÇERİDEKİ KORSANLARI NE YAPACAĞIZ?” TBMM Genel Kurulu’nda, Aden Körfezi, Somali Açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının görev süresinin bir yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi kabul edildi. Tezkerenin gerekçesinde o bölgede korsanlık faaliyetlerinin engellenmesi de yer alırken, CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “Burada ülkemizin dünya barışına katkısı için kahraman ordumuzu Aden Körfezi'ne, korsanlarla mücadeleye göndermeyi konuşuyoruz. Bunun dünyadaki itibarımıza katkı sağlamasını bekliyoruz. İyi ama içerideki korsanları ne yapacağız? Adaleti, hukuku katleden korsanları, halkın iradesini gasbeden korsanları, emeklileri açlığa, yoksulluğa, sefalete mahkûm eden korsanları ne yapacağız, nasıl mücadele edeceğiz? Dünya barışına katkı sağlayalım. Peki, ya bizim kendi iç barışımız ne olacak” diye sordu. “KAHRAMAN İNATLA HASTANEDE TUTULUYOR, HASTALIĞI İLERLİYOR” Cezaevlerindeki tutuklu belediye başkanlarının, siyasetçilerin, gazetecilerin durumunu hatırlatan Çakırözer, hasta tutuklular Tayfun Kahraman ve Mehmet Murat Çalık’ın durumuna dikkat çekti. Çakırözer şunları söyledi: “Tayfun Kahraman tam 1370 gündür tutuklu. Kentini savunduğu, hemşehrilerinin yaşam alanlarına sahip çıktığı için zindanda. Yaşatılan büyük adaletsizliğin yanı sıra, bir de ağır bir hastalığın pençesinde. MS hastası. Tedavisinin dışarıda yapılması lazım ama inatla cezaevinde tutulduğu için hastalığı daha da kötüye gidiyor. İki gün önce dengesini kaybedip düşüyor, başını yere çarpıyor, yaralanıyor ama bandaj, pansuman yapılıp yeniden koğuşuna gönderiliyor. Üstelik de Anayasa Mahkemesi onun hakkında yeniden yargılama kararı vermiş, hukuken masum ama bu karar uygulanmıyor. Eşi Meriç Kahraman bu hukuksuzluklara feryat ediyor, diyor ki: ‘Biz dört yıldır yüreğimiz ağzımızda yaşıyoruz. Her Allah'ın günü canımızdan can gidiyor. Eşimin hastalığı cezaevi şartlarında her gün daha fazla ilerliyor. Biricik evladımın babasına daha fazla eziyet etmeyin, eşimi derhal serbest bırakın.’ Bu, sadece Tayfun'un ailesinin isyanı değil, bu milletin bu zulme karşı isyanı.” “MURAT ÇALIK VE AİLESİNE ÇEKTİRİLENLER ZULÜMDÜR” “İzmir'de Beylikdüzü Belediye Başkanımız Mehmet Murat Çalık, o da benzer bir zulmün mağduru. Kanser hastası, 306 gündür tutuklu, hem de ailesinden yüzlerce kilometre uzakta. 15 kilo verdi, gözümüzün önünde eriyor. Hakkında bir hüküm dahi yok, tutuklu. Tedavisi özgür ve insani koşullarda yapılması gerekirken önce sürgüne gönderdiniz, yetmedi, şimdi de elinde kelepçe hastane hastane dolaştırıyorsunuz. Onun annesi kah cezaevi önünde kah hastane bahçesinde yirmi dört saat nöbette, evladı daha da erimesin diye yalvarıyor. ‘Sözün bittiği yerdeyiz.’ diyor. Her gün, her akşam haber kanallarında elimiz yüreğimizde bunları izliyor, bunları dinliyoruz. Peki, sizin hiç mi vicdanınız sızlamıyor? Anayasa Mahkemesinin hak ihlali kararına rağmen, Tayfun Kahraman'ın ilerleyen hastalığına rağmen cezaevinde tutulması ona ve ailesine zulümdür. Murat Çalık'a çektirilenler zulümdür. Cezaevindeki tüm hasta mahkûmlara çektirilenler zulümdür.” “EMEKLİYE REVA GÖRDÜĞÜNÜZ BİN LİRALIK SADAKA ZAMMI” “Bir başka adaletsizliği de bu ülkeye yıllarca emek vermiş emeklilerimize yaşatıyorsunuz” diyen Çakırözer, “Günlerdir 24 saat bu Genel Kurulda emeklilerimiz için nöbetteyiz. Çünkü emeklilerimiz açlık sınırı altında maaşlarla yaşam mücadelesi vermek zorunda sizin iktidarınızda. Sizin iktidarınız emeklilerimizi pazardan çürük sebze meyve toplamaya, marketlerde tarihi geçmiş gıdalar almaya mahkûm ediyor; kirasını, faturasını ödeyemiyor. ‘Gelin, düzeltelim’ diyoruz, başınızı çeviriyorsunuz. Emeklilerimize bu hayatı, sefalet maaşlarını reva görenlere, bin liralık sadaka zammını lütuf gibi gösterenlere yazıklar olsun diyoruz” diye konuştu. “BİN DEĞİL 100 BİN ASKER GÖNDERSENİZ DE İTİBARIMIZ DÜZELMEZ” Millet iradesine darbe indiren adalet haydutları, hukuk korsanları olduğu sürece içeride toplumsal barışın sağlanamayacağını dışarıda da itibarın korunamayacağını söyleyen Çakırözer, “Aden Körfezi'ne bin değil, 100 bin asker göndersek dahi AKP’nin yarattığı bu tahribatı ortadan kaldıramayız, itibarımızı yükseltemeyiz. Dünyada itibarlı devlet olmanın yolu demokrasiden, hukuktan, özgürlüklerden; emeklinin, emekçinin 86 milyonun hakkını, hukukunu, refahını sağlamaktan geçer. Bunu bu iktidarın yapma şansı artık kalmamıştır. En yakın sürede getirin sandığı diyoruz. Ülkemizin hak ettiği halkın iktidarını Cumhuriyet Halk Partisi olarak getirmeye kararlıyız” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.