SON DAKİKA
Hava Durumu

#Özelleştirme İdaresi

Porsuk Haber Ajansı - Özelleştirme İdaresi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Özelleştirme İdaresi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Milletvekili Arslan: "Satış Yok Demek Gerçeği Değiştirmez!" Haber

Milletvekili Arslan: "Satış Yok Demek Gerçeği Değiştirmez!"

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan özelleştirme kapsamına alınan ve kamuoyunda tartışmalara yol açan kamu binaları ile ilgili olarak bir açıklama yaptı. Milletvekili Arslan sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Eskişehir’de eski Devlet Hastanesi alanı, Yunusemre 2 Eylül Hizmet Binası yani Hava Hastanesi, Mihalıççık Devlet Hastanesi ve Sivrihisar Aile Sağlığı Merkezi Cumhurbaşkanı kararıyla özelleştirme kapsamına alınmıştır. Bu karar yürürlüktedir ve geri alınmış değildir. Bu alanların kapsam dışına çıkarılması için yeni bir Cumhurbaşkanı kararı alınması ve bunun Resmî Gazete’de yayımlanması gerekir. Böyle bir karar ortada yoktur. Bu durumda kamuoyuna yapılan “kapsamdan çıkarıldı” açıklamalarının hangi hukuki dayanağa sahip olduğu açıklanmak zorundadır. “SATIŞ YOK” DEMEK GERÇEĞİ DEĞİŞTİRMEZ “Satılmayacak” deniyor. Oysa Resmî Gazete’de yayımlanan karar yalnızca satıştan ibaret değildir. Satışın yanı sıra kiralama, gelir ortaklığı, işletme hakkı devri gibi tüm yöntemler mümkündür. Bu nedenle “satış yok” demek, özelleştirme sürecinin ortadan kalktığı anlamına gelmez. Kamuoyuna hangi yöntem üzerinde çalışıldığı ve nasıl bir model planlandığı açıkça anlatılmalıdır. MUHATAP ARTIK DEĞİŞMİŞTİR Bugün açıklamaları Sağlık Bakanlığı yapmaktadır. Ancak bu alanlar özelleştirme kapsamına alındığı anda yetki Sağlık Bakanlığı’nın dışına çıkmış, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na geçmiştir. Bu kurum Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlıdır. Kararı alan Cumhurbaşkanıdır ve bu kararı ortadan kaldırabilecek tek irade de yine Cumhurbaşkanıdır. Bu nedenle sözlü açıklamalar değil, hukuki işlemler gösterilmelidir. HAVA HASTANESİ ÜZERİNDEN GERÇEK GİZLENEMEZ Bugün tartışma bilinçli şekilde Hava Hastanesi üzerinden yürütülmektedir. Hava Hastanesi elbette çok önemlidir; aktif sağlık hizmeti veren, Türkiye’nin havacılık tıbbı birikimini taşıyan ve aynı zamanda tescilli bir kültür varlığıdır. Ancak mesele sadece Hava Hastanesi değildir. Eski Devlet Hastanesi alanı, Sivrihisar ve Mihalıççık’taki sağlık alanları da aynı karar kapsamında özelleştirme listesine alınmıştır. Bu alanların konuşulmaması, sürecin daraltılarak anlatıldığını ve gerçek tablonun gizlendiğini göstermektedir. “ATIL ALAN” İDDİASI GERÇEĞİ YANSITMIYOR “Atıl alanlar değerlendirilecek” deniyor. Oysa Hava Hastanesi bugün aktif sağlık hizmeti vermektedir. İçindeki birimler çalışmakta ve güçlü bir sağlık altyapısına sahiptir. Üstelik bu alan tescilli bir kültür varlığıdır. Bu durumda aktif ve korunması gereken bir yapının “atıl” olarak gösterilmesi kabul edilemez. BU SADECE MÜLKİYET DEĞİL, PLAN MESELESİDİR Bu süreç yalnızca mülkiyet meselesi değildir. Özelleştirme İdaresi’nin plan yapma ve plan değiştirme yetkisi bulunmaktadır. Bu da şu anlama gelir: sağlık alanları ileride ticaret, konut ya da farklı kullanımlara açılabilir.Bu ihtimal ortadayken yapılan açıklamalar kamuoyunu rahatlatmaya yönelik, eksik ve yetersizdir. İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ NEDEN SUSUYOR? Eskişehir’de herkes konuşurken, asıl sorumlu olan İl Sağlık neden Müdürlüğü sessizdir? Bu tesislerin mevcut durumu, aktif hizmetleri ve Bakanlığa verilen bilgiler konusunda kamuoyuna açık ve net bir açıklama yapılmak zorundadır. SON SÖZ Resmî Gazete yürürlükte olduğu sürece bu alanlar özelleştirme kapsamındadır. Bu gerçeği hiçbir açıklama değiştiremez. Sözle değil, belgeyle konuşulmalıdır. Yeni Cumhurbaşkanı kararı gösterilmeden ve bu karar Resmi Gazetede yayınlanmadan, yapılan açıklamalar kamuoyunu yanıltmaktır." dedi.

Alan Değişiyor, Yöntem Aynı: Özelleştirme Dalgası Büyüyor Haber

Alan Değişiyor, Yöntem Aynı: Özelleştirme Dalgası Büyüyor

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, 2026 yılının ilk dört ayında yayımlanan Cumhurbaşkanı kararlarıyla kamuya ait taşınmazların farklı alanlarda özelleştirme kapsamına alındığını belirterek, sürecin kapsamının giderek genişlediğini söyledi. Arslan, söz konusu kararların tekil işlemler olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayarak, “Dün sağlık alanları, bugün askeri taşınmazlar… Alan değişiyor ama yöntem değişmiyor. Aynı araçlarla, aynı anlayışla kamu varlıkları özelleştirme kapsamına alınıyor” dedi. İKİ AYRI KARAR, TEK POLİTİK TERCİH Arslan, sürecin boyutunu ortaya koyan verileri şu şekilde açıkladı: Özelleştirme kapsamına alınan Sağlık alanları (17 Mart ve 24 Nisan 2026 tarihli Resmi Gazeteler): 44 ilde, 126 taşınmaz, 2.319.904 m² Özelleştirme kapsamına alınan Askeri taşınmazlar (24 Ocak ve 26 Mart 2026 tarihli Resmi Gazeteler): 17 ilde, 60 taşınmaz, 8.665.594 m² Yani özelleştirme kapsamına alınan Sağlık ve askeri alanlar toplamı: 61 ilde, 186 taşınmaz, yaklaşık 11 milyon m² kamu alanı ve taşınmazı Bu taşınmazların; satış, kiralama, gelir ortaklığı ve işletme hakkı devri gibi yöntemlerle özelleştirme kapsamına alındığını belirten Arslan, “Bu tablo, parçalı değil, adım adım genişleyen bir programı işaret ediyor” ifadelerini kullandı. DİKKAT ÇEKEN ALANLAR Arslan, listede öne çıkan örnekleri şöyle sıraladı: İstanbul Başakşehir’de askeri kışla niteliğinde milyonlarca metrekarelik alanlar, Aydın Didim’de tek parça halinde geniş araziler, Kocaeli’de çok sayıda konutu içeren lojman yerleşkeleri, Malatya’da askeri alanlar, askeri cezaevi ve tesisler, Kayseri’de bina, lojman ve arsalar Bu örneklerin, sürecin büyüklüğünü ve niteliğini açıkça ortaya koyduğunu belirtti. “MESELE SADECE DEVİR DEĞİL” Arslan, sürecin yalnızca mülkiyet devri olarak ele alınamayacağını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Resmî Gazete’de yalnızca satış değil; kiralama, gelir ortaklığı ve işletme hakkı devri gibi farklı yöntemler yer alıyor. Ancak daha önemlisi; bu alanların tasarruf ve planlama yetkisi Özelleştirme İdaresi’ne devrediliyor. Bu da demektir ki; bu alanların kullanım kararları değiştirilebilir, farklı amaçlarla değerlendirilebilir. Yani mesele sadece mülkiyet değil; kamuya ait alanların geleceğine ilişkin karar yetkisinin el değiştirmesidir.” “KRİZİN FATURASI YURTTAŞA, ÇÖZÜM YİNE ÖZELLEŞTİRME” Arslan, özelleştirme politikalarını ekonomik tabloyla birlikte değerlendirerek şu ifadeleri kullandı: “İktidarın yanlış ekonomi politikalarıyla kendi yarattığı krizin bedeli, milyonlarca yurttaşımıza hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı ve ağır vergi yükü olarak ödetiliyor. Ancak aynı iktidar, çözümü üretimde, planlamada ve kamusal yatırımlarda değil; kamuya ait varlıkları özelleştirme kapsamına almakta arıyor. Bir yanda yurttaşın sofrası küçülürken, diğer yanda Cumhuriyetin yarattığı birikimler birer birer elden çıkarılıyor. “BU ÜLKE ARTIK YÖNETİLEMİYOR” Arslan, açıklamasının sonunda sürece ilişkin sert bir değerlendirmede bulundu: “24 yılın sonunda gelinen nokta ortadadır. Bu iktidarın ülkemize ve yurttaşlarımıza; hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı, adaletsizlik ve derinleşen kriz dışında verebileceği hiçbir şey kalmamıştır. Türkiye yönetilemiyor, savruluyor. Kamu varlıklarını özelleştirme kapsamına almak bir çözüm değil, çaresizliğin ilanıdır. Bu nedenle, halkın güvenini kaybetmiş bir iktidarın ülkeyi daha fazla yönetme meşruiyeti kalmamıştır. Çözüm bellidir: Türkiye bir an önce sandığa gitmeli, söz yeniden milletin olmalıdır.” LİSTE KAMUOYUYLA PAYLAŞILDI Arslan, özelleştirme kapsamına alınan askeri taşınmazlara ilişkin il, ilçe, ada-parsel, yüzölçümü ve nitelik bilgilerini içeren detaylı listeyi de kamuoyuyla paylaştı.

Kamusal Sağlık Sisteminin ve Cumhuriyetin Birikimlerinin Tasfiyesidir Haber

Kamusal Sağlık Sisteminin ve Cumhuriyetin Birikimlerinin Tasfiyesidir

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, 17 Mart ve 24 Nisan tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararlarıyla sağlık alanlarının özelleştirme kapsamına alındığını belirterek, “Mesele sadece satış değil; plan yetkisiyle bu alanların niteliği değiştirilebilir” dedi CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, 17 Mart ve 24 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararlarıyla sağlık alanlarının özelleştirme kapsamına alındığını belirterek, “Bu kararlar, kamusal sağlık sisteminin ve Cumhuriyetin ortak birikimlerinin tasfiyesidir” dedi. Arslan, sürecin boyutunu ortaya koyan verileri şu şekilde açıkladı: 17 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan CB kararıyla: 27 ilde 55 taşınmaz–1.237.553 m² 24 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan CB kararıyla: 32 ilde 71 taşınmaz – 1.082.350 m² Toplam: 126 taşınmaz – 2.319.904 m² “Bu artık münferit bir işlem değil; kapsamı genişleyen ve adım adım ilerleyen bir özelleştirme programıdır” diyen Arslan, listede doğrudan hastaneler, sağlık tesisleri, ASM’ler, dispanserler ve lojmanların yer aldığını vurguladı. “MESELE SADECE SATIŞ DEĞİL” Arslan, tartışmanın yalnızca “satış” üzerinden yürütülmesine itiraz ederek sürecin asıl kritik yönüne dikkat çekti: “Resmî Gazete’de yalnızca satış yok; kiralama, gelir ortaklığı ve işletme hakkı devri var. Ama daha önemlisi şu: Bu alanların tasarruf ve planlama yetkisi Özelleştirme İdaresi’ne devrediliyor. Bu alanların imar planı değiştirilebilir, sağlık alanı statüsü kaldırılabilir, farklı kullanım kararları alınabilir. Yani mesele sadece mülkiyet devri değil; kamusal sağlık alanlarının niteliğinin değiştirilmesidir.” “ESKİŞEHİR: SÖZ BAŞKA, KARAR BAŞKA” Arslan, sürecin en çarpıcı örneklerinden birinin Eskişehir olduğunu belirtti: “17 Mart tarihli kararla, Eskişehir’de uzun yıllar hizmet veren eski Devlet Hastanesi ve Doğumevi alanı, toplam 44.186 m², özelleştirme kapsamına alındı. Oysa bu alan için iktidarın milletvekilleri ve yetkilileri tarafından defalarca ‘buraya yeni hastane yapılacak’ açıklaması yapıldı. Ardından 24 Nisan tarihli kararla bu kez kent merkezinde hâlen hizmet veren, eski Hava Hastanesi olarak bilinen Yunus Emre Devlet Hastanesi 2 Eylül hizmet binası, 65.810 m², aynı kapsamın içine alındı. Bir yandan ‘hastane yapacağız’ diyorsunuz, diğer yandan aynı alanı özelleştirme kapsamına alıyorsunuz. Bu açık bir çelişkidir.” “63 MİLYAR DOLARLIK SÜREÇ… SONUÇ NE?” Arslan, özelleştirmelerin sonuçlarına ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “1984–2025 döneminde Türkiye’de toplam 72 milyar dolar özelleştirme geliri elde edildi. Bunun *63 milyar dolarlık bölümü AKP iktidarı döneminde *gerçekleşti. Bu kadar büyük bir özelleştirme sürecine rağmen bugün gelinen noktada ekonomik kriz derinleşmiş durumda. Şimdi ise aynı anlayış, çözümü üretimde ve kamusal yatırımlarda değil; kalan kamu varlıklarının elden çıkarılmasında arıyor.” Arslan, özelleştirme sürecinin bütçe hedefleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Son 5 yılda elde edilen özelleştirme geliri 46,45 milyar TL. Ancak 2026 yılı bütçesine konulan hedef 185 milyar TL. Yani son 5 yılda yapılan özelleştirmelerin tam 4 katı, tek bir yıl için planlanıyor. Bu tablo, daha fazla satış ve devir hedeflendiğini açıkça ortaya koyuyor” dedi. Arslan ayrıca, 17 Mart tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan karar için CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Sağlık Politika Kurulu aracılığıyla Danıştay’a başvurulduğunu, 24 Nisan tarihli karar için de aynı şekilde yürütmenin durdurulması ve iptali talebiyle dava açılacağını belirtti. “GİDER AYAK NE VAR NE YOKSA…” Açıklamasının sonunda sert ifadeler kullanan Arslan, şu değerlendirmede bulundu: “Bugün emekliye, çalışana, üreticiye kaynak yok deniliyor. Ama faiz ödemelerine kaynak bulunuyor. Ekonomik krizin yükünü yurttaşa yıkanlar, çözümü kamunun elinde ne varsa satmakta arıyor. Üstelik bu süreç sadece taşınmazlarla sınırlı değil. Otoyollar, Köprüler, HES’ler, RES’ler, Termik santraller, Maden sahaları, Elektrik iletim hatları, Limanlar, Araç muayene istasyonları, Kamu iştirakleri ve sosyal tesisler… Hepsi bu anlayışın hedefinde. Bu bir ekonomi politikası değil; bu, kamunun elinde kalan son varlıkların da elden çıkarılmasıdır.” dedi.

Sağlık Alanını Özelleştirip, Sağlık Yatırımı Yapacağız Demek Aldatmacadır Haber

Sağlık Alanını Özelleştirip, Sağlık Yatırımı Yapacağız Demek Aldatmacadır

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, 17 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla 27 ilde 55 taşınmaz ve üzerindeki yapıların özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin yaptığı incelemenin sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Arslan, söz konusu 55 taşınmazı parsel bazında tek tek incelediğini, yaptığı hesaplamaya göre toplam büyüklüğün 1 milyon 237 bin 553 metrekare olduğunu belirtti. “Doğrudan tespit ettiğim 32 taşınmaz sağlık niteliğinde” Arslan, yaptığı incelemede 55 taşınmazdan doğrudan tespit edebildiği 32’sinin; hastane, sağlık tesisi, sağlık alanı, dispanser, doğumevi, sağlık ocağı, lojman ve benzeri sağlıkla ilişkili nitelikler taşıdığını ifade etti. Arslan, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Ben bu taşınmazları tek tek inceledim. Parsel kayıtlarına tek tek baktım. Doğrudan tespit edebildiğim 32 taşınmazın sağlıkla ilişkili alanlar olduğunu gördüm. Yani burada söz konusu olan yalnızca boş arsa değildir; doğrudan sağlık hizmetiyle ilişkili kamu alanlarıdır.” Liste sadece arsadan ibaret değil Arslan, özelleştirme kapsamına alınan taşınmazların yalnızca boş arazilerden oluşmadığını, listede; hastane binaları, dispanserler, doğum evleri, sağlık ocakları, sağlık tesisleri, spor salonları, lojmanlar, kız yetiştirme yurdu, okul yeri, mezbaha, arsa, arazi, bina, tarla, bağ ve bahçe gibi çok farklı nitelikte taşınmaz ve yapıların yer aldığını belirtti. “Sağlık alanını özelleştirip, gelirle sağlık yatırımı yapacağız demek aldatmacadır” Arslan, Resmî Gazete kararında yer alan, özelleştirmeden elde edilecek gelirin giderler düşüldükten sonra Sağlık Bakanlığı tarafından yenileme yatırımları ve yeni sağlık tesislerinin finansmanında kullanılmak üzere Hazine’ye aktarılacağı yönündeki ifadeye de dikkat çekti. Bu yaklaşımın kendi içinde açık bir çelişki taşıdığını vurgulayan Arslan, şöyle konuştu: “Bir yandan mevcut sağlık alanlarını, hastane binalarını, sağlık tesislerini özelleştirme kapsamına alacaksınız; sonra da buradan elde edilecek gelirle sağlık yatırımı yapacağınızı söyleyeceksiniz. Sağlık alanlarını satıp sağlık yatırımı yaptığını söylemek açık bir çelişkidir. Bu, durum kamuoyuna sunulan bir aldatmacadır.” “Bu bir yatırım modeli değil, eldeki kamu varlıklarını paraya çevirme anlayışıdır” Arslan, burada yeni bir sağlık planlamasından değil, mevcut kamu varlıklarının nakde çevrilmesinden söz edildiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Bu bir sağlık yatırımı modeli değildir. Bu, kamuya ait taşınmazları ve sağlıkla ilişkili alanları paraya çevirme modelidir. Elde olanı satıp, sonra bunu yatırım diye sunmak; planlama değil, günü kurtarma anlayışıdır.” “Sağlık hakkı anayasal güvencededir” Konuya yalnızca taşınmaz devri olarak bakılamayacağını belirten Arslan, Anayasa’nın 56’ncı maddesine işaret ederek şu ifadeleri kullandı: “Sağlık hakkı Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Devletin görevi, yurttaşın sağlığını korumak ve sağlık hizmetlerini kamusal bir anlayışla sunmaktır. Ancak bugün gördüğümüz tablo tam tersidir. Sağlık giderek kamusal bir hak olmaktan çıkarılıp piyasacı, ticari ve özelleştirmeci bir anlayışla yeniden biçimlendirilmektedir.” “Yetki Özelleştirme İdaresi’ne geçmiştir” Arslan, kararın en kritik sonuçlarından birinin de söz konusu taşınmazlar üzerindeki yetkinin Özelleştirme İdaresi’ne geçmiş olması olduğunu vurguladı. “Bu karar geri alınmadığı sürece yetki artık Özelleştirme İdaresi’ndedir. Yani mesele yalnızca satış yetkisi değildir.” diyen Arslan, sürecin taşınmazların gelecekteki kullanım biçimi açısından da dikkatle izlenmesi gerektiğini belirtti. “Planlama ve plan değişikliği yetkisi de ayrıca değerlendirilmelidir” Arslan, özelleştirme kapsamındaki taşınmazlarda planlama süreçlerinin de ayrıca önem taşıdığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Bu süreç yalnızca mülkiyet devriyle sınırlı değildir. İlgili mevzuat çerçevesinde planlama ve mevcut imar planlarına ilişkin yetkiler de ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle mesele sadece bugünü değil, bu alanların yarın neye dönüştürüleceğini de ilgilendirmektedir.” “Soru açık: Sağlık alanları neden özelleştirme listesinde?” Açıklamasının sonunda Arslan şu ifadeleri kullandı: “1 milyon 237 bin 553 metrekarelik bu dev alanın içinde sağlık niteliği taşıyan taşınmazlar var. Bu durumda cevaplanması gereken soru açıktır. Sağlık alanları neden özelleştirme kapsamına alındı?”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.