SON DAKİKA
Hava Durumu

#Özelleştirme

Porsuk Haber Ajansı - Özelleştirme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Özelleştirme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kamu Alanı Olarak Kalmalı! Haber

Kamu Alanı Olarak Kalmalı!

Odunpazarı Kent Konseyi, Yenidoğan Mahallesi’ndeki Eski Devlet Hastanesi arazisinin özelleştirme kapsamına alınmasına sert tepki gösterdi. Başkan İsmail Kumru, "Bu alan ticari rant anlayışıyla değil, kamu yararı gözetilerek sağlık tesisi olarak değerlendirilmelidir" dedi. ​Eski Devlet Hastanesi Arazisi Özelleştiriliyor mu? ​Eskişehir’in kent hafızasında derin izler bırakan Odunpazarı Eski Devlet Hastanesi arazisinin, Cumhurbaşkanlığı kararıyla özelleştirme kapsamına alınması şehirde tartışma yarattı. Resmî Gazete’de yayımlanan karar sonrası alanın satış, kiralama veya işletme hakkı devri gibi yöntemlerle özelleştirilebilmesinin önü açıldı. ​Konuyla ilgili açıklama yapan Odunpazarı Kent Konseyi, bölge halkının yıllardır bu alanın yeniden bir devlet hastanesi veya modern bir sağlık tesisi olmasını beklediğini hatırlattı. ​"Kent Hafızası Ranta Kurban Edilmemeli" ​Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru, alanın sadece ekonomik bir değer olmadığını, aynı zamanda binlerce Eskişehirlinin anılarını barındıran bir "kent hakkı" konusu olduğunu vurguladı. Kumru, açıklamasında şu noktaların altını çizdi: ​"Eski Devlet Hastanesi yalnızca bir yapı değil; kuşakların sağlık hizmeti aldığı, sosyal yaşamı şekillendiren kamusal bir mekândır. Bu alanın geleceği; kent hakkı, kamu yararı ve şehir planlama vizyonu açısından değerlendirilmelidir." ​Odunpazarı Kent Konseyi’nin 4 Temel Talebi ​Kent Konseyi, sürecin takipçisi olacaklarını belirterek yetkililere şu somut talepleri iletti: ​Kamusal Koruma: Alanın öncelikle kamusal kullanım amacıyla korunması. ​Sağlık Hizmeti: Bölgenin ihtiyacı doğrultusunda kamuya ait bir sağlık tesisi olarak planlanması. ​Şeffaflık: Karar süreçlerinin şeffaf yürütülmesi ve yerel paydaşların görüşlerinin alınması. ​Rant Karşıtlığı: Ticari rant odaklı yaklaşımlardan uzak durulması. ​Yetkililere Çağrı: "Halkın Beklentilerini Dikkate Alın" ​"Eskişehir’de Yaşamak" kültürünün kamusal alanların korunmasıyla mümkün olduğunu ifade eden konsey, merkezi idareyi ve yerel yetkilileri planlama yaklaşımını yeniden gözden geçirmeye davet etti. ​Haberin sonunda, Odunpazarı Kent Konseyi’nin Eskişehir’in ortak değerlerini savunmaya devam edeceği ve sürecin her aşamasını yakından takip edeceği kamuoyuna saygıyla duyuruldu.

Başkan Ataç: "Eskişehir Halkına Verilen Sözler Tutulmadı!" Haber

Başkan Ataç: "Eskişehir Halkına Verilen Sözler Tutulmadı!"

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, eski devlet hastanesi arazisinin özelleştirme kapsamına alınmasına çok sert tepki gösterdi. Kararı "siyasi dayatma" olarak nitelendiren Ataç, "Eskişehir halkıyla alay ediliyor" dedi. ​"Eskişehir’e Hizmet Değil, Siyasi Dayatma" ​Eskişehir’in yıllardır çözülemeyen sorunlarından biri olan eski Devlet Hastanesi arazisi, 17 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararla özelleştirme kapsamına alındı. Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, yayımlanan bu Cumhurbaşkanı Kararı sonrası sessizliğini bozarak, kent kamuoyunda büyük yankı uyandıran bir açıklama yaptı. ​Başkan Ataç, daha önce defalarca "yeni hastane yapılacak" sözü verilen alanın özelleştirme listesine dahil edilmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. ​"Satış Yok Demek Halkın Aklıyla Alay Etmektir" ​İktidar kanadından gelen "Satış söz konusu değil, orası sağlık alanı kalacak" yönündeki açıklamaları samimiyetsiz bulan Ataç, şu ifadeleri kullandı: ​"Resmî Gazete’de açıkça maliye hazinesine ait taşınmazların satış, kiralama veya işletme hakkı devri gibi yöntemlerle özelleştirileceği yazıyor. Hal böyleyken çıkıp 'merak etmeyin' demek, Eskişehir halkının aklıyla alay etmektir. 2024 başında Valilik ve İl Sağlık Müdürlüğü 600 yataklı hastane sözü vermişti. Bugün ise karşımızda sadece bir özelleştirme kararı var." ​Başkan Ataç’tan İktidara 5 Kritik Soru ​Başkan Ahmet Ataç, yapılan açıklamaların çelişkilerle dolu olduğunu belirterek yetkililere şu soruları yöneltti: ​Eskişehir’e verilen yeni hastane sözü neden tutulmadı? ​Halk neden yıllarca "hastane yapılacak" diye oyalandı? ​Özelleştirme kararı alınırken neden engel olunmadı? ​Yapılacaksa kaç yataklı olacak ve ihale takvimi nedir? ​Yatırımın finansmanı hangi bütçeden karşılanacaktır? ​"Özelleştirme Gölgesi Kaldırılmalıdır" ​Eskişehir’in sağlık hakkının siyasi oyunlara alet edilmemesi gerektiğini savunan Ataç, “Bu alan tartışmasız biçimde kamu yararına hizmet etmelidir. Özelleştirme gölgesi bu arazinin üzerinden tamamen kaldırılana kadar takipçisi olacağız” diyerek sözlerini noktaladı.

Sağlık Alanını Özelleştirip, Sağlık Yatırımı Yapacağız Demek Aldatmacadır Haber

Sağlık Alanını Özelleştirip, Sağlık Yatırımı Yapacağız Demek Aldatmacadır

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, 17 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla 27 ilde 55 taşınmaz ve üzerindeki yapıların özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin yaptığı incelemenin sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Arslan, söz konusu 55 taşınmazı parsel bazında tek tek incelediğini, yaptığı hesaplamaya göre toplam büyüklüğün 1 milyon 237 bin 553 metrekare olduğunu belirtti. “Doğrudan tespit ettiğim 32 taşınmaz sağlık niteliğinde” Arslan, yaptığı incelemede 55 taşınmazdan doğrudan tespit edebildiği 32’sinin; hastane, sağlık tesisi, sağlık alanı, dispanser, doğumevi, sağlık ocağı, lojman ve benzeri sağlıkla ilişkili nitelikler taşıdığını ifade etti. Arslan, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Ben bu taşınmazları tek tek inceledim. Parsel kayıtlarına tek tek baktım. Doğrudan tespit edebildiğim 32 taşınmazın sağlıkla ilişkili alanlar olduğunu gördüm. Yani burada söz konusu olan yalnızca boş arsa değildir; doğrudan sağlık hizmetiyle ilişkili kamu alanlarıdır.” Liste sadece arsadan ibaret değil Arslan, özelleştirme kapsamına alınan taşınmazların yalnızca boş arazilerden oluşmadığını, listede; hastane binaları, dispanserler, doğum evleri, sağlık ocakları, sağlık tesisleri, spor salonları, lojmanlar, kız yetiştirme yurdu, okul yeri, mezbaha, arsa, arazi, bina, tarla, bağ ve bahçe gibi çok farklı nitelikte taşınmaz ve yapıların yer aldığını belirtti. “Sağlık alanını özelleştirip, gelirle sağlık yatırımı yapacağız demek aldatmacadır” Arslan, Resmî Gazete kararında yer alan, özelleştirmeden elde edilecek gelirin giderler düşüldükten sonra Sağlık Bakanlığı tarafından yenileme yatırımları ve yeni sağlık tesislerinin finansmanında kullanılmak üzere Hazine’ye aktarılacağı yönündeki ifadeye de dikkat çekti. Bu yaklaşımın kendi içinde açık bir çelişki taşıdığını vurgulayan Arslan, şöyle konuştu: “Bir yandan mevcut sağlık alanlarını, hastane binalarını, sağlık tesislerini özelleştirme kapsamına alacaksınız; sonra da buradan elde edilecek gelirle sağlık yatırımı yapacağınızı söyleyeceksiniz. Sağlık alanlarını satıp sağlık yatırımı yaptığını söylemek açık bir çelişkidir. Bu, durum kamuoyuna sunulan bir aldatmacadır.” “Bu bir yatırım modeli değil, eldeki kamu varlıklarını paraya çevirme anlayışıdır” Arslan, burada yeni bir sağlık planlamasından değil, mevcut kamu varlıklarının nakde çevrilmesinden söz edildiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Bu bir sağlık yatırımı modeli değildir. Bu, kamuya ait taşınmazları ve sağlıkla ilişkili alanları paraya çevirme modelidir. Elde olanı satıp, sonra bunu yatırım diye sunmak; planlama değil, günü kurtarma anlayışıdır.” “Sağlık hakkı anayasal güvencededir” Konuya yalnızca taşınmaz devri olarak bakılamayacağını belirten Arslan, Anayasa’nın 56’ncı maddesine işaret ederek şu ifadeleri kullandı: “Sağlık hakkı Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Devletin görevi, yurttaşın sağlığını korumak ve sağlık hizmetlerini kamusal bir anlayışla sunmaktır. Ancak bugün gördüğümüz tablo tam tersidir. Sağlık giderek kamusal bir hak olmaktan çıkarılıp piyasacı, ticari ve özelleştirmeci bir anlayışla yeniden biçimlendirilmektedir.” “Yetki Özelleştirme İdaresi’ne geçmiştir” Arslan, kararın en kritik sonuçlarından birinin de söz konusu taşınmazlar üzerindeki yetkinin Özelleştirme İdaresi’ne geçmiş olması olduğunu vurguladı. “Bu karar geri alınmadığı sürece yetki artık Özelleştirme İdaresi’ndedir. Yani mesele yalnızca satış yetkisi değildir.” diyen Arslan, sürecin taşınmazların gelecekteki kullanım biçimi açısından da dikkatle izlenmesi gerektiğini belirtti. “Planlama ve plan değişikliği yetkisi de ayrıca değerlendirilmelidir” Arslan, özelleştirme kapsamındaki taşınmazlarda planlama süreçlerinin de ayrıca önem taşıdığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Bu süreç yalnızca mülkiyet devriyle sınırlı değildir. İlgili mevzuat çerçevesinde planlama ve mevcut imar planlarına ilişkin yetkiler de ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle mesele sadece bugünü değil, bu alanların yarın neye dönüştürüleceğini de ilgilendirmektedir.” “Soru açık: Sağlık alanları neden özelleştirme listesinde?” Açıklamasının sonunda Arslan şu ifadeleri kullandı: “1 milyon 237 bin 553 metrekarelik bu dev alanın içinde sağlık niteliği taşıyan taşınmazlar var. Bu durumda cevaplanması gereken soru açıktır. Sağlık alanları neden özelleştirme kapsamına alındı?”

Hastane Arsasının Özelleştirilmesinde Hiçbir Kamu Yararı Yok! Haber

Hastane Arsasının Özelleştirilmesinde Hiçbir Kamu Yararı Yok!

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, yıkılan Eski Eskişehir Devlet Hastanesi’nin arsasının özelleştirme kapsamına alınmasına sert tepki gösterdi. Yıktıkları Hastane Yerine “Yenisi Yapacağız” Sözü Unutuldu Süllü, 47 yıl boyunca kente hizmet veren Eskişehir Devlet Hastanesi’nin 2018 yılında Şehir Hastanesi’nin açılmasıyla boşaltıldığını ve “depreme dayanıksız” olduğu gerekçesiyle yıkıldığını hatırlattı. Süreç boyunca hem Sağlık Bakanlığı’nın soru önergelerine yanıtlarında hem de Adalet ve Kalkınma Partisi Eskişehir İl Başkanlarının açıklamalarında aynı alana yeni bir devlet hastanesi yapılacağı yönünde sözler verildiğini ifade etti. Hastane İhtiyacı Yok Sayıldı Beklentinin yeni bir sağlık yatırımı olduğunu vurgulayan Süllü, bir gece yarısı yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle söz konusu arazinin özelleştirme kapsamına alındığını öğrendiklerini belirtti. Arazinin rayiç değerinin 1 trilyonu aştığını dile getiren Süllü, bu kararın kamu yararıyla bağdaşmadığını söyledi. Eskişehir’de sağlık hizmetlerine erişimde ciddi sıkıntılar yaşandığını belirten Süllü, şehir hastanesinde randevu ve yatak bulmanın zorlaştığını, ayrıca ulaşımın da vatandaşlar için ayrı bir sorun haline geldiğini ifade etti. Bu koşullarda yeni hastane ihtiyacının açık olduğunu vurguladı. “Bütçe Açığı İçin Satışa Rıza Göstermeyiz” Süllü, “Şehir hastaneleri nedeniyle ortaya çıkan bütçe açıklarını kapatmak uğruna Eskişehirlilerin sağlık hakkının göz ardı edilmesine asla rızamız yoktur” diyerek karara karşı net tutumlarını ortaya koydu. “Kararname Geri Çekilsin, Hastane Yapılsın” Eskişehir halkının beklentisinin açık olduğunu belirten Süllü, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin acilen geri çekilmesini ve söz verildiği üzere alanda yeni hastane inşaatına başlanmasını talep etti.

Hastane Yapılacak Denilen Yer Neden Satış Listesinde? Haber

Hastane Yapılacak Denilen Yer Neden Satış Listesinde?

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Eskişehir’de eski Devlet Hastanesi’nin bulunduğu ve imar planlarında “sağlık alanı” olarak yer alan taşınmazın özelleştirme kapsamına alınmasını Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Arslan, Sağlık Bakanı ile Hazine ve Maliye Bakanı’na verdiği iki ayrı soru önergesiyle, yıllardır “yeni hastane yapılacak” denilen bir alanın nasıl olup da satış listesine alındığını sordu. “Söz başka, karar başka” Söz konusu alan için uzun süre boyunca “750 yataklı hastane yapılacak”, “yatırım programına alındı” ve “ihale aşamasına gelindi” yönünde açıklamalar yapıldığını hatırlatan Arslan: “Hastane yapılacak denilen bir alanın bugün özelleştirme kapsamına alınması, verilen sözlerle alınan kararlar arasındaki açık çelişkidir.” dedi. “Hazır sağlık alanı satılıyor” Arslan, imar planında sağlık alanı olarak görülen ve kent merkezinde bulunan bu büyüklükte bir taşınmazın kamu tarafından değerlendirilmemesinin ciddi bir planlama sorunu olduğunu vurguladı: “Yeni hastane ihtiyacı ortadayken, bu ihtiyacı karşılayabilecek büyüklükte ve planı hazır bir sağlık alanını satışa çıkarmak hangi planlamanın ürünüdür?” “Yeni hastane için arsa gerekmiyor mu?” Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Hastanesi’nin fiziki durumu ve depreme dayanıklılığına ilişkin tartışmalara dikkat çeken Arslan, şu soruları yöneltti: “Yeni hastane yapılacaksa arsa gerekmiyor mu? Bu büyüklükte ve merkezi konumda bir sağlık alanı varken neden değerlendirilmiyor? Bu alan satıldıktan sonra yeni hastane için yeniden arsa mı aranacak? Bunun maliyeti ne olacak?” “Hazır alanı sat, sonra yeniden arsa ara” “Hazır sağlık alanını elden çıkarıp, ardından yeni hastane için arsa aramak kamu kaynaklarının doğru kullanımıyla bağdaşmaz.” “Bu sadece bir arsa değil, bir tercih” Arslan, kararın yalnızca Eskişehir’e özgü olmadığını, daha geniş bir ekonomik politikanın parçası olduğunu belirtti: “2026 bütçesinde öngörülen yüksek özelleştirme geliri hedefi doğrultusunda, köprülerden kamu arazilerine kadar elde ne varsa satış listesine konuluyor. Sağlık alanları da bu anlayıştan payını alıyor.” “Ekonomik krizin faturası kamu varlıklarıyla ödeniyor” “Ekonomik krizin bedelini kamu varlıklarını satarak kapatmaya çalışan bir anlayışla karşı karşıyayız. Elde ne varsa satışa çıkaran bu yaklaşım, kamunun yatırım yapma iradesinden vazgeçtiğini göstermektedir.” “Sorun bir arsa değil” Açıklamasının sonunda Arslan şu ifadeleri kullandı: “Sorun bir arsa değil; iktidarın yeni yatırımlar yapmak yerine elde ne var ne yoksa satmayı tercih etmesidir. Bu yaklaşım, Anayasa’nın 56’ncı maddesi ile güvence altına alınan sağlık hakkının adım adım özel sağlık kurumlarına devredilmesi anlamına gelmektedir.”

Yeraltı Suları Sınırsız Değil, Su Krizi Kapıda! Haber

Yeraltı Suları Sınırsız Değil, Su Krizi Kapıda!

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Eskişehir Şubesi, 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla yaptığı basın açıklamasında, su kaynaklarının üzerindeki baskının kritik seviyeye ulaştığını vurguladı. Bilimsel veriler ışığında yapılan uyarıda, Eskişehir’in yeraltı su rezervlerinin yanlış kullanım ve iklim krizi nedeniyle büyük risk altında olduğu belirtildi. ​TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu, 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında bir basın açıklaması yayımlayarak su yönetiminde bilimsel temelli bir yaklaşımın aciliyetine dikkat çekti. Açıklamada, suyun ticari bir meta değil, temel bir yaşam hakkı olduğunun altı çizilirken; "Vahşi sulama", "kaçak kuyular" ve "plansız kentleşme" konularında sert uyarılarda bulunuldu. ​"Eskişehir'in Yeraltı Suları Risk Altında" ​Jeoloji mühendisliğinin yeraltı sularının korunmasındaki stratejik rolüne değinilen açıklamada, Eskişehir havzasındaki duruma dikkat çekildi. Şehrin önemli bir yeraltı suyu havzası üzerinde yer aldığı ancak bilinçsiz tüketimin bu mirası tükettiği ifade edildi: ​"Şehrimiz, yeraltı suyu açısından zengin bir havzada bulunmasına rağmen; tarımsal sulamadaki yanlış yöntemler ve kontrolsüz çekimler nedeniyle su seviyelerinde ciddi düşüşler yaşanmaktadır. Yeraltı suları sanıldığı gibi sınırsız değildir." ​Bilimsel Planlama ve Denetim Çağrısı ​JMO Eskişehir Şubesi, su krizinin derinleşmemesi için 5 temel çözüm önerisini kamuoyuyla paylaştı: ​Hidrojeolojik Etüt Şart: Su yönetimi mutlaka bilimsel planlamaya dayanmalı. ​Kaçak Kuyulara Son: Denetimler sıkılaştırılmalı, kaçak kuyu açılması engellenmelidir. ​Modern Sulama: Tarımda 'vahşi sulama' terk edilerek modern tekniklere geçilmelidir. ​Ürün Deseni Planlaması: Şehrin tarımsal ürün seçimi, su rezervlerine göre yapılmalıdır. ​Bütüncül Politika: Kentleşme ve sanayi planlarında yeraltı su rezervleri ana kriter olmalıdır. ​"Su Bir Kamu Hakkıdır" ​Açıklamada iklim krizinin yağış rejimlerini değiştirdiği ve kuraklık riskini artırdığı hatırlatılırken, suyun yönetiminde kamu yararının gözetilmesi gerektiği vurgulandı. "Su, ticari bir meta değil; herkes için eşit ve adil erişilmesi gereken bir haktır" denilen metinde, özelleştirme ve rant odaklı yaklaşımlardan uzak durulması gerektiği belirtildi. ​"Geleceğimizi Korumak İçin Ortak Akıl" ​Son olarak, tüm paydaşları ortak akılla hareket etmeye davet eden JMO Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu, "Suyun olmadığı bir dünyada yaşamak düşünülemez. Su kaynaklarını korumak, geleceğimizi korumaktır" ifadeleriyle açıklamasını sonlandırdı.

Anahtar Parti İl Başkanı Ölce: "Halkın Malıdır, Rantın Değil!" Haber

Anahtar Parti İl Başkanı Ölce: "Halkın Malıdır, Rantın Değil!"

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından yıkılan Eskişehir Devlet Hastanesi’nin özelleştirme kapsamına alınması ile ilgili olarak bir basın açıklaması yapıldı. Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; "18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü’nde, vatanı uğruna can veren kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz. Çanakkale, yalnızca bir savaş değil, inancın, fedakârlığın ve millet olma bilincinin simgesidir. Bu toprakları bizlere emanet eden aziz şehitlerimizin hatırası daima yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm kahramanlarımızın ruhu şad olsun. Eskişehir’in kalbinde, herkesin kolayca ulaşabildiği bir noktada yıllarca insanlara şifa dağıtan Eskişehir Devlet Hastanesi, 5 yıl önce “depreme dayanıksız” denilerek yıkıldı. Bu gerekçeye kimsenin itirazı yok. Can güvenliği söz konusuysa elbette gereken yapılır. Ama burada asıl mesele şu: Aradan koskoca 5 yıl geçti, ortada hâlâ tek bir somut adım yok. Şimdi de bu kıymetli arazinin satılabileceği konuşuluyor. Resmi Gazete'de yayımlanan ilanı da gördük. Buna sessiz kalmamız mümkün değil. Biz Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanlığı olarak açıkça söylüyoruz. Bu alan satılamaz. Burası halkın malıdır, rantın değil. Aynı şekilde Odunpazarı Belediyesi'ne ait olan ve bu arazinin yanındaki araziyi satışa çıkarma düşüncesini de doğru bulmuyoruz. İktidarıyla muhalefetiyle herkese sesleniyoruz. Kamuya ait değerleri elden çıkarmak kolaycılık değil, sorumsuzluktur. Bu düşüncenizden derhal vazgeçin. İki arazinin de satılmasına karşıyız. Eskişehir’de hastane sayısı yetersiz. Bunu herkes biliyor, herkes yaşıyor. Randevu bulamayan vatandaş da biliyor, yoğunluktan nefes alamayan sağlık çalışanı da. Yıllardır “sağlıkta dönüşüm” diye anlatılan sistem bugün ne vatandaşı memnun ediyor ne de sağlık emekçisini. Sorun ortada ve çözüm yeni, nitelikli kamu yatırımlarından geçiyor. İnsanlar sabahın erken saatlerinde sıraya giriyor, günlerce randevu kovalıyor, yine de çözüm bulamıyor. Sağlık çalışanları tükenmiş durumda. Bu tabloyu görmezden gelmek mümkün değil. Eğer gerçekten halkın sağlığı düşünülüyorsa, öncelik rant değil, hizmet olmalıdır. Bizim önerimiz nettir. Cumhuriyet Bulvarı üzerinde daha önce yer alan ve yıkılan Eskişehir Devlet Hastanesi’nin arazisine en fazla 600 yatak kapasiteli, kamuya ait, halkın kolayca ulaşabileceği, tam teşekküllü bir devlet hastanesi yapılmalıdır. Ve bu hastane, hastane mimarisi konusunda uzman, liyakat sahibi kişilerce tasarlanmalı, yönetimi de kamuya ait olmalıdır. Depreme dayanıksız olduğu tespit edilen Osmangazi Üniversitesi Hastanesi Tıp Fakültesi bu araziye yapılacak binaya taşınmalıdır. Osmangazi Üniversitesi Hastanesi Tıp Fakültesi arazisine yeni bina yapılana kadar da burada hem yeni doktorlar yetişmeli hem de insanlar sağlıklarına kavuşsunlar. Osmangazi Üniversitesi Hastanesi Tıp Fakültesi yeniden yapılana kadar da bu durum devam etmelidir. Bunlar zor işler değil. Sokaktaki vatandaşların düşünceleri bile bu şekildedir. Artık oyalama değil, icraat zamanı. Eskişehir halkı net bir adım bekliyor. Bu şehrin hakkını kimseye yedirmeyiz. Bu mesele sadece bir bina meselesi değildir, doğrudan insan hayatıdır. Karar vericiler ya halktan yana duracak ya da bu vebalin altında kalacaktır. 2026 Eskişehir yılında bu halkın affetmeyeceği hatalar yapmayın. Anahtar Parti olarak bu konunun sonuna kadar takipçisi olacağız."

Ekonomi Değil, Yoksullaştırma Programı Uygulanıyor! Haber

Ekonomi Değil, Yoksullaştırma Programı Uygulanıyor!

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Eskişehir programı kapsamında partililer ve vatandaşlarla bir araya gelerek Türkiye gündemine dair sert eleştirilerde bulundu. Mevcut siyasi iklimi "karanlık" olarak nitelendiren Uysal, ekonomi yönetiminden yargı bağımsızlığına, seçim güvenliğinden terörle mücadele süreçlerine kadar pek çok konuda iktidara yüklendi. ​"Türkiye Keyfiliğin Kurumsallaştığı Bir Dönemde" ​Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni eleştiren Uysal, sistemin "keyfiliği kurumsal hale getirdiğini" savundu. Son bakan değişikliklerinin seçime ayarlı bir strateji olduğunu belirten Uysal, şu ifadeleri kullandı: ​"Türkiye’nin tarihi geriye doğru akıtılırcasına karşı karşıya bırakıldığı bu şartları asla Demokrat Parti olarak kabul etmiyoruz. Yasama, yürütme ve yargının tek bir şahsın bünyesinde somutlaştığına şahitlik ediyoruz." ​"Ekonomi Değil, Yoksullaştırma Programı Uygulanıyor" ​Ekonomik verilere ve TÜİK’in hesaplamalarına değinen Uysal, halkın bilinçli bir yoksulluğa mahkum edildiğini iddia etti. Özellikle faiz yüküne dikkat çeken Genel Başkan: ​Faiz Yükü: "2022 yılında 19.9 milyar dolar olan faiz ödemesi, 2026 yılında 65 milyar dolarlık devasa bir yüke dönüştü." ​Tarımsal Tasfiye: "Yanlış politikalarla Türk tarımı tasfiye edildi, köylü üretimden koparılarak siyasi sadakatin satın alınacağı bir düzen inşa edildi." ​Özelleştirmeler: "Demirel ve Özal’ın mirası olan köprü ve otoyolların özelleştirme kapsamına alınması, kamu kaynaklarının yağmalanmasıdır." ​"Demokrasi PKK’nın Rehineliğinden Kurtarılmalı" ​Gültekin Uysal, son dönemde yürütülen siyasi süreçleri ve "İmralı" vurgulu tartışmaları da gündemine aldı. Yüzde 50+1 dengesinin Türk demokrasisini kırılgan hale getirdiğini belirten Uysal, "İktidar, Sayın Erdoğan’ı yeniden aday yapabilmek için PKK lideriyle müzakere yolunu açmıştır. Türk demokrasisi, bu rehinelikten kendini kurtarmak mecburiyetindedir," dedi. ​"Seçim Sandığı Tehdit Altında" ​Gelecek seçimlere dair endişelerini dile getiren Uysal, muhalefet partilerine çağrıda bulundu. Adli ve idari kolluğun siyasetin aparatı haline getirilmeye çalışıldığını savunan DP lideri, "Sadece sandıktan netice almayı değil, demokratik mücadele zeminini korumayı hedefleyen bir 'mücadele seti' oluşturmalıyız," şeklinde konuştu. ​"Uyan Ey Türk Milleti!" ​Konuşmasını Süleyman Demirel’in sözlerine atıfta bulunarak sonlandıran Uysal, vatandaşları "ev sahibi" olduklarını hatırlamaya davet etti: ​"Bugünkü rejimin müsaade ettiği kadar demokrasiye, müsaade ettiği kadar hukuka, müsaade ettiği kadar zenginliğe razı olmayacağız. Bu ülkenin nimetini de külfetini de eşit dağıtacak adil bir düzeni hep beraber inşa edeceğiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.