SON DAKİKA
Hava Durumu

#Özelleştirme

Porsuk Haber Ajansı - Özelleştirme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Özelleştirme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Suriye’ye Hastane Yapana Kadar Kendi Hastanelerimizi Satmaktan Vazgeçin! Haber

Suriye’ye Hastane Yapana Kadar Kendi Hastanelerimizi Satmaktan Vazgeçin!

TBMM Dışişleri Komisyonu’nda Suriye’de iki hastane yapımı için verilen kanun teklifi görüşülürken, CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Türkiye’deki sağlık tesislerinin özelleştirilmesine tepki gösterdi. AK Parti’nin Suriye’de iki hastane yapımı için Meclis’e getirdiği kanun teklifi TBMM Dışişleri Komisyonu’nda görüşülürken, muhalefet Türkiye’de 43 ilde sağlık tesislerinin alanlarının özelleştirilmesinden vazgeçilmesi çağrısı yaptı. Komisyonun CHP’li üyesi Utku Çakırözer, Suriye’nin yeniden yapılanma ve sağlık alt yapısının güçlendirilmesine katkı verilmesine karşı olmadıklarını belirtirken, “Komşu Suriye'de sağlık altyapısına katkı sunalım buna itirazımız yok. Ancak kendi vatandaşımızın sağlık hizmetlerine erişimindeki büyük zorlukları da aşmamız lazım. İnsanlar doktor için tetkik için aylarca randevu bekliyor. Dışarıda cömert olurken içeride vatandaşımızın yaşadığı sorunlara aynı duyarlılıkla yaklaşmamız gerekiyor” dedi. Çakırözer, aralarında Eskişehir’in de olduğu 43 şehirde sağlık alanlarının özelleştirilmesi ile ilgili kararlardan da vazgeçilmesi çağrısını yaptı. “İTİRAMIZIMIZ YOK AMA YA KENDİ HASTANELERİMİZ?” TBMM Dışişleri Komisyonu’nda, Suriye'deki Şam Kalp Hastanesi ile Halep Onkoloji Hastanesi'nin, 80 milyon dolar ödenerek Türkiye tarafından tamamlanarak işletilmesine ilişkin anlaşma kabul edildi. Anlaşma hakkında Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Muhammet Emin Demirkol sunum yaparken, muhalefet sağlık alanlarına ilişkin özelleştirme kararları başta olmak üzere, yurttaşların yaşadığı sorunlara dikkat çekerek çözüm istedi. Komisyonun CHP’li üyesi Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Eskişehir’in de aralarında olduğu 43 ildeki 126 sağlık tesisine yönelik özelleştirme kararlarını hatırlatarak şunları söyledi: “Ben Eskişehir Milletvekiliyim. Eskişehir’de eski Hava Hastanemiz, bugün Yunus Emre Devlet Hastanesi 2 Eylül Hizmet Binası olarak hizmet vermekte. İl Sağlık Müdürlüğümüz de orada yer alıyor. Şimdi burası özelleştirme kapsamında. Bunlar atıl değil ki, şu anda hizmette olan hastanemiz. Sadece Eskişehir’de değil! Mesela Bursa'da, mesela Ankara'da, mesela İstanbul'da işleyen hastaneler özelleştirme kapsamına alındı. Yine Eskişehir’de eski devlet hastanemizin yerine hastane yapılacaktı. Orası da şimdi satılacak ama ne yapılacağı belli değil. Eskişehir ayakta, diğer şehirlerde yurttaşlarımız ayakta. Sorduğumuzda kaynak yaratmak için deniyor. Benim tabii ki Suriye'deki kardeşlerimizin sağlığına, oranın kalkınmasına katkı yapacak olan bir şeye itirazım yok. Ama kendi yurttaşımızın sağlık hizmetlerine erişimini güçleştirecek bu özelleştirme kararlarına şiddetle karşıyız. Şehirlerimizdeki AKP’li milletvekillerinden, il başkanlarından, ‘Vallahi bizim de haberimiz sabah kararnameyi görünce oldu’ şeklinde açıklamalar duyduk. Demek ki onlar da bundan aslında memnun değiller. Vatandaşa hizmet veren, vatandaşın sağlığa erişimini kolaylaştıran bu tesislerin özelleştirilmesi kararlarının iptal edilmesini istiyoruz.” VATANDAŞ AYLARCA RANDEVU BEKLİYOR Türkiye’de yurttaşların sağlık hizmetlerine erişimde yaşadığı sıkıntılara da değinen Çakırözer, “Sağlık hizmetlerine erişim konusunda da büyük sıkıntılar var. Randevu almak için bile insanlar bize ulaşıyor. Hastaneden alamıyor randevuyu. MR için alamıyor, doktor için alamıyor, bazı alanlarda inanın aylarca öteye randevu veriliyor. ‘Suriye’ye cömert yardım yapıyoruz‘ diyorsunuz. Tamam dışarıda cömert olalım ama içeride de vatandaşımızın büyük sıkıntılarına duyarlı olmamız lazım” dedi.

Milletvekili Arslan: ''Dört Ay Geçti, Resmî Gazete Hâlâ Değişmedi!'' Haber

Milletvekili Arslan: ''Dört Ay Geçti, Resmî Gazete Hâlâ Değişmedi!''

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Eskişehir’de sağlık alanlarının özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın yazılı soru önergesine verilen resmi cevabı kamuoyuyla paylaştı. Arslan, 17 Mart 2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile Eski Devlet Hastanesi alanının, 24 Nisan 2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile ise Yunusemre Devlet Hastanesi 2 Eylül Hizmet Binası (Eski Hava Hastanesi), Mihalıççık Gün Sazak Devlet Hastanesi ve Sivrihisar Aile Sağlığı Merkezi’nin özelleştirme kapsamına alındığını hatırlattı. Kararların ardından Sağlık Bakanı, Eskişehir Valisi, AK Parti İl Başkanı ve iktidar milletvekilleri tarafından kamuoyuna peş peşe açıklamalar yapıldığını belirten Arslan, “yanlışlık düzeltilecek”, “15-20 gün içinde gerekli yazı gelecek”, “özelleştirme kapsamından çıkarılacak”, “satılmayacak”, “Cumhurbaşkanımız söz verdi”, “ben olduğum sürece sattırmayız” yönünde verilen güvencelerin üzerinden yaklaşık dört ay geçtiğini, buna rağmen Resmî Gazete’de yayımlanmış yeni bir Cumhurbaşkanı Kararı bulunmadığını vurguladı. “RESMİ CEVAP, VERİLEN SÖZLERİ DOĞRULAMIYOR” Arslan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yazılı soru önergesine verdiği cevabın hukuki açıdan önemli sonuçlar ortaya koyduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Bakanlığın cevabında, söz konusu taşınmazların Cumhurbaşkanı Kararı ile özelleştirme kapsamına alındığı açıkça belirtilmektedir. Ancak bu kararların kaldırıldığına veya taşınmazların özelleştirme kapsamından çıkarıldığına ilişkin tek bir ifadeye yer verilmemektedir. Bunun hukuki anlamı açıktır. Bu taşınmazların özelleştirme kapsamından çıkarılması ancak yeni bir Cumhurbaşkanı Kararı alınması ve bu kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla mümkündür. Bugün itibarıyla böyle bir karar bulunmamaktadır.” Arslan, Bakanlığın ayrıca taşınmazların güncel piyasa değerine, özelleştirmeden beklenen gelir tutarına, herhangi bir yatırımcıyla ön görüşme yapılıp yapılmadığına ve kamu yararının nasıl korunacağına ilişkin soruları da yanıtsız bıraktığını ifade etti. “YETKİ HÂLÂ ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI’NDA” Bakanlığın cevabının ortaya koyduğu bir diğer önemli hususun da yetkinin hâlen Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nda bulunması olduğunu belirten Arslan, şu ifadeleri kullandı: “Bakanlık cevabına göre söz konusu taşınmazlarla ilgili planlama ve uygulama yetkisi Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından kullanılmaktadır. Bu durum, özelleştirme sürecinin hukuken devam ettiğini göstermektedir. Yeni bir Cumhurbaşkanı Kararı yayımlanmadığı sürece bu taşınmazlar hukuken özelleştirme kapsamındadır.” Arslan, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun uyarınca bu taşınmazların satış, kiralama, işletme hakkının devri, gelir ortaklığı ve benzeri yöntemlerle değerlendirilebildiğini, ayrıca Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın planlama yetkisi kapsamında imar planlarında değişiklik yapılarak mevcut sağlık alanı kullanımına ilişkin yeni plan kararları alınmasının da hukuken mümkün olduğunu belirtti. “Dolayısıyla bugün ortada yalnızca yerine getirilmemiş siyasi vaatler değil, Eskişehir’in sağlık alanlarının geleceğini doğrudan ilgilendiren ciddi bir hukuki belirsizlik bulunmaktadır.” dedi. “SAĞLIK BAKANLIĞI DÖRT AYDIR CEVAP VERMİYOR” Arslan, aynı konuda Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na yönelttiği, Eskişehir’deki sağlık tesislerinin geleceği, sağlık hizmetlerinin devamı, sağlık alanlarının korunması ve kamu sağlık altyapısına ilişkin dört ayrı yazılı soru önergesinin de, Anayasa ve TBMM İçtüzüğü’nde öngörülen süreler çoktan geçmiş olmasına rağmen bugüne kadar cevaplandırılmadığını söyledi. “ESKİŞEHİR ARTIK SÖZ DEĞİL, RESMÎ KARAR BEKLİYOR” Eskişehir kamuoyunun aylar boyunca çok sayıda açıklama dinlediğini belirten Arslan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bugün gelinen noktada ortada iki farklı tablo bulunmaktadır. Bir yanda aylar boyunca kamuoyuna verilen siyasi sözler, diğer yanda ise Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın resmi cevabı ve hâlâ yürürlükte bulunan Cumhurbaşkanı kararları vardır. Eskişehir halkı artık yeni açıklamalar değil, Resmî Gazete’de yayımlanmış resmi karar görmek istemektedir. Devlet adına verilen sözlerin karşılığı mikrofonlar değil, Resmî Gazete’dir. Eğer bu alanların özelleştirme kapsamından çıkarıldığı söyleniyorsa, bunun gereği derhal yerine getirilmeli ve yeni Cumhurbaşkanı Kararı yayımlanmalıdır.” Arslan, Eskişehir’in sağlık alanlarının günlük siyasi tartışmaların konusu yapılamayacak kadar önemli olduğunu belirterek, kentin sağlık altyapısını, kamu varlıklarını ve hemşehrilerin sağlık hakkını korumaya yönelik mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini ifade etti.

CHP’li Çakırözer: "Hastaneler Halkındır, Halkın Olanı Satamazsınız!" Haber

CHP’li Çakırözer: "Hastaneler Halkındır, Halkın Olanı Satamazsınız!"

Eskişehir’de sağlık alanlarının özelleştirme kararlarına ilişkin tartışmalar sürerken bir çağrı da CHP’li Utku Çakırözer’den geldi. TBMM’de konuşan CHP’li Çakırözer, AKP’li yönetici ve siyasetçilerin ‘özelleştirme olmayacak’ açıklamalarına rağmen Resmi Gazete’de iptal kararlarının yayınlanmamasını eleştirerek, “Milletin karnı sizin boş vaatlerinize tok! Ağlaşıp sızlanarak ülke yönetilmez! Gücünüz yetiyorsa o yağma kararlarının iptalini Resmi Gazete'de yayınlatacaksınız. Yetmiyorsa o zaman o tesisleri de bu ülkeyi de sizin rant sevdanızdan halkımızla birlikte biz kurtaracağız. Çünkü hastaneler halkındır ve halkın olanı satamazsınız, satamayacaksınız” dedi. MECLİS’TEN ÇAĞRI 17 Mart 2026 ve 24 Nisan 2026 tarihlerinde Resmi Gazete’de yayınlanan kararlarla 43 ilde, 126 sağlık taşınmazının 2028 yılı sonuna kadar özelleştirileceği açıklandı. Eskişehir’de eski Devlet Hastanesi ile eski Hava Hastanesi’nin bulunduğu sağlık alanlarının da özelleştirme kapsamına alınması tepkilere neden oldu. AKP’li yönetici ve siyasetçilerin ‘kararın geri çekildiği’ açıklamalarına rağmen aradan geçen 90 günde iptal kararına ilişkin resmi bir açıklama gelmedi. “YAĞMA KARARLARININ İPTALİNİ RESMİ GAZETE’DE YAYINLATIN!” CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, özelleştirme kararlarının iptalinin Resmi Gazete’de yayınlanmamasını eleştirdi. “Ağlaşıp sızlanarak ülke yönetilmez. Gücünüz yetiyorsa o yağma kararlarının iptalini Resmi Gazete'de yayınlatacaksınız” diyen Çakırözer, şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı kararıyla 43 ilde 126 sağlık alanı ve tesisi özelleştirilerek haraç mezat satılacak. Oysa, bunlar atıl değil! Eskişehir'imizde, Bursa'da, Ankara'da olduğu gibi vatandaşa hizmet veren hastaneler. Neymiş? Bunları satıp hastane yapacaklarmış, kuyruklu yalan. Bu yağmanın derhal durdurulması için Cumhuriyet Halk Partisi olarak dava açtık. İllerimizdeki Ak Parti temsilcileri dahi bu peşkeşi savunamıyor. Neymiş? Vallahi, haberleri yokmuş, bürokrat hata yapmış, falanmış filanmış. Geçin bunları! Milletin karnı tok. Hodri meydan, ağlaşıp sızlanarak ülke yönetilmez. Gücünüz yetiyorsa o yağma kararlarının iptalini Resmi Gazete'de yayınlatacaksınız. Yetmiyorsa o zaman o tesisleri de bu ülkeyi de sizin rant sevdanızdan halkımızla birlikte biz kurtaracağız! Çünkü hastaneler halkındır ve halkın olanı satamazsınız, satamayacaksınız.”

Sağlık-Sen Genel Kurulu’nda "Birlik ve Hizmet" Vurgusu Haber

Sağlık-Sen Genel Kurulu’nda "Birlik ve Hizmet" Vurgusu

Sağlık-Sen Eskişehir Şubesi 7. Olağan Genel Kurulu, geniş bir katılımla gerçekleştirildi. Tek aday olarak seçime giren mevcut Başkan Hasan Hüseyin Köksal, güven tazeleyerek yeniden başkanlığa seçildi. ​Eskişehir’in sağlık camiasını bir araya getiren genel kurulda; iktidar ve muhalefet temsilcileri, sağlık çalışanlarının özverisine dikkat çekerken, şehrin sağlık altyapısı ve çalışanların çözüm bekleyen sorunları masaya yatırıldı Genel Kurulda konuşan CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz; Sağlık sisteminin binalar veya cihazlarla değil, bizzat emekçilerin özverisiyle ayakta durduğuna dikkat çekti. Sağlık emekçilerinin yaşadığı tükenmişliğin sadece kendi sorunları değil, tüm toplumun sağlığını doğrudan etkileyen bir mesele olduğunu savundu.​Sendikal mücadelenin toplum sağlığı için taşıdığı hayati öneme vurgu yaparak, sağlıkta şiddetin son bulduğu ve özlük haklarının iyileştirildiği bir çalışma ortamı temennisinde bulundu." AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak yaptığı konuşmada; Türkiye Yüzyılı" Vizyonuna dikkat çekti ve Türkiye’nin son 20 yılda sağlık alanında çağ atladığını, şehir hastaneleri ile küresel bir şifa merkezine dönüştüğünü ifade etti. Eskişehir’in sağlık altyapısında devrim yaşandığını, Şehir Hastanesi, Yunus Emre Devlet Hastanesi ve ilçe merkezli yatırımlarla şehrin bir "sağlık üssü" haline geldiğini belirtti. Sağlık-Sen’i kutlu bir yürüyüşteki en önemli paydaş olarak gördüklerini ve AK Parti kadroları olarak sağlık çalışanlarının yanında olmaya devam edeceklerini vurguladı. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce; Sağlık-Sen Sendikası gibi büyük bir yapının genel kurulunu tek adayla, birlik ve beraberlik içinde gerçekleştirmesini takdirle karşıladığını belirtti. Sendikaların demokratik çözüm odaklı platformlar olduğunu hatırlatarak; personel yetersizliği, ağır çalışma saatleri, nöbet düzenlemeleri ve özlük hakları konusundaki kronik sorunların çözümüne yönelik beklentilerini dile getirdi. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer yaptığı konuşmada; Sağlık çalışanlarının her kesime ayrım yapmadan hizmet verdiğini belirterek, onların dertlerinin siyasetin ortak gündemi olması gerektiğini vurguladı. Sağlıkta yaşanan ​personel Eksikliği konusunda mezun olan sağlıkçıların istihdam edilmesinin hem çalışan üzerindeki baskıyı azaltacağını hem de hizmet kalitesini artıracağını belirtti. ​ESOGÜ Tıp Fakültesi mevcut binanın güçlendirilmesinin yeterli olmayacağını, mutlaka yeniden yapılması gerektiğini savundu. Çakırözer, sağlık alanı olarak kullanılan arazilerin özelleştirme kapsamından çıkarılmasını, bu konuda sadece söylemin yeterli olmadığını, resmi iptal kararlarını görmek istediklerini ifade etti. Sendikanın, iktidar ve muhalefet için bir "deniz feneri" gibi uyarıcı ve yol gösterici olması gerektiğini vurguladı. AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu ise yaptığı konuşmada; Fransa’da yaşadığı bir sağlık deneyimini anlatarak, Türkiye’deki sağlık sisteminin Avrupa’ya göre çok daha hızlı ve erişilebilir olduğunu savundu. Türkiye’de doktor başına düşen hasta başvuru sayısının (yılda 10-12), OECD ortalamasının (6,5) çok üzerinde olduğunu, sağlık çalışanlarının "insanüstü" bir yük taşıdığını kabul etti. ​Eski devlet hastanesi ve hava hastanesi alanlarının özelleştirme kapsamına alınmasının bir "bürokratik hata" olduğunu belirtti. Bu alanların kesinlikle satılmayacağını, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile de görüştüğünü ve yakın zamanda resmi kararname ile özelleştirme kapsamından çıkarılacaklarını açıkladı.​Devlet hastanesinin bulunduğu alana yeni bir hastane yapılacağını sözlerine ekledi.

İl Başkanı Albayrak:"​Eskişehir’i Enerji ve Madenciliğin Merkez Üssü Yapıyoruz" Haber

İl Başkanı Albayrak:"​Eskişehir’i Enerji ve Madenciliğin Merkez Üssü Yapıyoruz"

AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, Mayıs ayı değerlendirme toplantısında Eskişehir’e kazandırılan dev yatırımları ve devam eden projeleri açıklarken, Tepebaşı Belediyesi hakkındaki iddialara sert tepki gösterdi. ​Eskişehir’in enerjiden sağlığa, sanayiden şehir estetiğine kadar her alanda büyümesi için çalıştıklarını vurgulayan İl Başkanı Gürhan Albayrak, "AK Parti ailesi olarak; yatırımı, kalkınmayı, üretimi ve milletimizin emanetini korumayı önceleyen anlayışımızla Eskişehir için çalışmayı sürdüreceğiz" dedi. ​“Eskişehir’i Enerji ve Madenciliğin Merkez Üssü Yapıyoruz” ​Mayıs ayını yoğun bir çalışma temposuyla geçirdiklerini belirten Albayrak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın ziyaretiyle şehrin enerji ve madencilik sektöründe "merkez üssü" olma yolunda önemli adımlar atıldığını hatırlattı. ​2026 yılını Eskişehir için bir "yatırım yılı" olarak tanımlayan Albayrak, yarım milyar dolarlık endüstriyel tesis yatırımı ve Penta 6 tesisiyle yaklaşık 300 hemşehrisine yeni istihdam kapısı açtıklarını duyurdu. ​Sağlık Tesislerinde “Satış” İddialarına Nokta ​Sağlık yatırımları konusunda kamuoyunun hassasiyetini dikkate aldıklarını belirten Gürhan Albayrak, şu müjdeyi paylaştı: "Milletvekillerimizin desteğiyle yaptığımız girişimler sonucu Hava Hastanesi, Eski Devlet Hastanesi ile Sivrihisar ve Mihalıççık’taki sağlık alanlarını özelleştirme kapsamından çıkardık. Bu alanlar katiyen satışa konu edilmeyecektir." ​Hatboyu’na 100 Milyon TL’lik Dev Proje ​Şehrin marka değerini artıracak projelerden bahseden İl Başkanı, 4 Haziran tarihinde TCDD öncülüğünde Hatboyu için ihaleye çıkılacağını duyurdu. 18 dönümlük alanın, 100 milyon TL’yi aşan bir yatırımla estetik ve sosyal bir yaşam merkezine dönüştürüleceği ifade edildi. ​“Aşevi Üzerinden Yapılan İddialar Vicdanları Yaraladı” ​Açıklamalarının ikinci bölümünde Tepebaşı Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturmaya değinen Albayrak, 15 kişinin tutuklandığı süreci sert sözlerle eleştirdi: ​"Yolsuzluk, zimmet, sahte evrak ve kara para aklama iddiaları Eskişehir kamuoyunda büyük bir infiale neden olmuştur. Özellikle 'Aşevi Vurgunu' iddiaları, yetimin hakkını, vatandaşın vergisini ve ihtiyaç sahibinin lokmasını düşünen herkesi derinden sarsmıştır." ​Yardım kurumlarıyla değil, o kurumlara zarar veren zihniyetle mücadele ettiklerini vurgulayan Albayrak, Kurban Bayramı öncesinde aşevine destek çağrısında bulunduklarını da hatırlattı. ​“Eskişehir’e Taş Üstüne Taş Koymaya Devam Edeceğiz” ​Teşkilatıyla birlikte saha çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini belirten AK Parti Eskişehir İl Başkanı, “Birileri gündemi yolsuzluklarla meşgul ederken, biz Eskişehir’in geleceği için projeler üretmeye ve halkımızın her kuruş emanetinin takipçisi olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Milletvekili Arslan: "Hastaneler Halkındır, Satılamaz!" Haber

Milletvekili Arslan: "Hastaneler Halkındır, Satılamaz!"

Eskişehir’deki kamu hastaneleri ve sağlık arazilerinin özelleştirme kapsamına alınmasına tepkiler büyüyor. CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Hastaneler Halkındır Platformu’nun çağrısıyla düzenlenen eyleme katılarak, sağlık alanlarının ranta ve satışa açılmasına sert tepki gösterdi. Arslan, "Halkın sağlık hakkını korumak yerine kamu alanlarını sermayeye açan bu anlayışı kabul etmiyoruz" dedi. ​"Yeni Hastane" Vaadiyle Kamuoyu Oyalanıyor mu? ​Eskişehir'de sağlık yatırımları beklenirken mevcut kamu arazilerinin özelleştirilmesine dikkat çeken CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, iktidarın sağlık politikasını eleştirdi. Kamuoyuna "yeni hastane yapılacak" yönünde açıklamalar yapılırken, arka planda farklı adımlar atıldığını iddia eden Arslan, şu ifadeleri kullandı: ​"Bir yandan 'yeni hastane yapılacak' diyerek kamuoyunu oyalayan iktidar, diğer yandan yıllardır Eskişehirlilere hizmet veren hastaneleri ve sağlık arazilerini Resmî Gazete kararlarıyla özelleştirme kapsamına alıyor." ​Hastaneler Halkındır Platformu’ndan "Sağlıkta Rant" Protestosu ​Sağlık alanlarının devredilmesi ve ranta açılması girişimlerine karşı tek ses olan Hastaneler Halkındır Platformu, Eskişehir'de geniş katılımlı bir protesto gerçekleştirdi. Platformun çağrısına destek veren Milletvekili İbrahim Arslan, sağlık hizmetlerinin bir ticarethaneye dönüştürülmesine izin vermeyeceklerini vurguladı. ​Sağlığın anayasal bir hak olduğunu hatırlatan Arslan, kamu yararının gözetilmesi gerektiğinin altını çizerek eylemde seslerini yükselttiklerini belirtti. ​"Sağlık Haktır, Satılamaz!" ​Açıklamasının sonunda Eskişehir halkının çıkarlarını savunmaya devam edeceklerini belirten CHP'li İbrahim Arslan, özelleştirme kararlarına karşı mücadelenin süreceği mesajını şu net sözlerle verdi: ​"Halkın en temel hakkı olan sağlık hakkını korumak yerine, kamu alanlarını sermayeye açan bu anlayışı asla kabul etmiyoruz. Sağlık haktır, satılamaz. Hastaneler halkındır!" ​Eskişehir'deki sağlık arazilerinin geleceğine ilişkin tartışmalar devam ederken, muhalefetin ve sivil toplum kuruluşlarının konuyu yakından takip edeceği bildirildi.

İYİ Parti İl Başkanı Serdar Ulucan: "Eskişehir Sahipsiz Değildir!" Haber

İYİ Parti İl Başkanı Serdar Ulucan: "Eskişehir Sahipsiz Değildir!"

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, düzenlediği basın toplantısında kentin gündemine dair kritik açıklamalarda bulundu. Sağlık alanlarının özelleştirme iddialarından PTT Başmüdürlüğü’nün kapatılmasına kadar pek çok konuya değinen Ulucan, "Eskişehir sistematik bir şekilde zayıflatılıyor" dedi. ​İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, düzenlediği geniş katılımlı basın toplantısında Türkiye'nin ve Eskişehir'in içinde bulunduğu durumu değerlendirdi. Ekonomik krizden adalet sorununa, liyakatsizlikten yerel yönetim zafiyetlerine kadar pek çok başlıkta iktidarı eleştiren Ulucan, Eskişehir’in kurumsal gücünün elinden alınmaya çalışıldığını savundu. ​"Ülke Sadece Ekonomik Değil, Yönetim Krizi Yaşıyor" ​Konuşmasına Türkiye’nin genel tablosunu çizerek başlayan Ulucan, halkın geçim derdiyle boğuştuğunu belirtti. Ulucan, "Bugün Türkiye yalnızca ekonomik bir darboğaz yaşamamaktadır. Geçim, adalet, üretim, aile ve yönetim krizinin aynı anda yaşandığı ağır bir sürecin içindeyiz. Gençlerimiz işsiz, emekçimiz vergi yükü altında, esnafımız ise borçla ayakta kalmaya çalışıyor" ifadelerini kullandı. ​Eskişehir’deki Sağlık Alanları ve Özelleştirme İddiaları ​Eskişehir’deki kamu varlıklarının hedef alındığını belirten Ulucan, özellikle Hava Hastanesi ve eski Devlet Hastanesi arazileriyle ilgili sürece dikkat çekti: ​"Hava Hastanesi, eski Devlet Hastanesi ile Sivrihisar ve Mihalıççık’taki sağlık alanlarının özelleştirme kapsamına alınması girişimleri, şehrimizin kurumsal gücüne darbe vurmaktadır. Tepkiler üzerine geri adım atılmış gibi yapılsa da ortada resmî ve bağlayıcı bir açıklama yok. Eskişehir halkının hafızasında yeri olan bu alanların satış tehdidiyle karşı karşıya kalması bile başlı başına bir yönetim zafiyetidir." ​PTT Başmüdürlüğü Tartışması: "Eskişehir'in Yetkileri Azaltılıyor" ​Ulucan, 2026 yılının başında hayata geçirilen yeni bölge yapılanmasıyla Eskişehir PTT Başmüdürlüğü’nün kapatılarak Ankara’ya bağlanmasını sert bir dille eleştirdi. Afyonkarahisar, Kütahya ve Bilecik gibi illeri de kapsayan bir merkezin tasfiye edilmesinin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Ulucan, şu soruları yöneltti: ​Neden sürekli Eskişehir’in kurumları ve değerleri hedef alınmaktadır? ​Neden yatırım yapılması gereken şehrin yetkileri azaltılmaktadır? ​Mahmudiye PTT şubesinin haftada 3, Han şubesinin 2 gün açık kalacağı konuşulurken, halkın hizmete erişimi nasıl etkilenmeyecek? ​"Siyaset Değil, Oyalama Taktiği" ​AK Parti Eskişehir İl Başkanı’nın konuyla ilgili "Bakan Bey ile görüşeceğim" şeklindeki açıklamalarını da takip ettiklerini belirten Serdar Ulucan, "Bu görüşme yapıldı mı? Yoksa Eskişehir kamuoyu bir kez daha oyalama siyasetiyle mi karşı karşıyadır? Dört ili kapsayan bir müdürlüğün kendi dönemlerinde kapatılmasından rahatsızlık duymayanların inandırıcılığı kalmamıştır" dedi. ​"Sandıkta Gereken Cevap Verilecek" ​İYİ Parti olarak şehrin haklarını savunmaya devam edeceklerini belirten Ulucan, açıklamasını şu sözlerle noktaladı: "Eskişehir sahipsiz değildir. Şehrimizi masa başında küçültmeye çalışan anlayışa karşı susmayacağız. Sağlık alanlarımızı, kamu kurumlarımızı ve Cumhuriyet birikimimizi sonuna kadar savunacağız. Milletimiz çaresiz değildir, günü geldiğinde sandıkta gereken cevabı verecektir." Basın toplantısının ardından ise partiye yeni üye olan vatandaşlara rozet takım töreni gerçekleştirildi.

Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Köksal: "Sağlık Çalışanı Artık Nefes Alamıyor!" Haber

Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Köksal: "Sağlık Çalışanı Artık Nefes Alamıyor!"

Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, düzenlediği basın toplantısında Eskişehir’deki sağlık sisteminin ve sağlık çalışanlarının kronikleşen sorunlarını masaya yatırdı. Köksal, personel yetersizliğinden hukuksuz çalışma şartlarına, ekonomik sıkıntılardan bürokratik hatalara kadar pek çok konuda çarpıcı iddialarda bulundu. ​"10 Çalışandan 2’si Sağlık Sorunları Nedeniyle Nöbet Tutamıyor" ​Eskişehir’de görev yapan 10 bin 14 sağlık çalışanının iş yükü altında ezildiğini belirten Köksal, personel dağılımındaki adaletsizliğe dikkat çekti. Sağlık Bakanlığı’nın stratejik personel atamalarını ihtiyaca göre değil, talebe göre yaptığını vurgulayan Köksal: ​"2026 yılı Mayıs ayı gelmesine rağmen şehre sıfır atama yapıldı. Mevcut 10 bin personelin sadece 6 bini aktif sağlık hizmeti veriyor. Ağır iş yükü nedeniyle her 10 çalışandan ikisi engelli hale gelmiş durumda ve nöbet tutamıyor. Bu %20’lik bir güç kaybı demektir," dedi. ​Osmangazi Üniversitesi Hastanesi’nde Hukuksuz Çalışma İddiası ​Özellikle Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi’ndeki yoğun bakım şartlarını eleştiren Köksal, 3. basamak yoğun bakımlarda iki yatağa bir hemşire bakması gerekirken, ESOGÜ’de bir hemşirenin 4-5 hastaya bakmak zorunda kaldığını ifade etti. Köksal, "Bu durum açıkça hukuksuzdur; hastane enfeksiyonlarını ve bakım hatalarını tetiklemektedir. Burayı yönetemeyenler ya görevlerini bıraksın ya da sistemin düzelmesi için adım atsın," ifadelerini kullandı. ​"2026 Aile Yılı’nda Sağlıkçı Aileleri Dağılıyor" ​Hükümetin 2026 yılını "Aile Yılı" ilan etmesine rağmen sağlık çalışanlarının aile bütünlüğünün bozulduğunu söyleyen Başkan Köksal, ekonomik ve sosyal baskıya değindi: ​Geçim Derdi: "Sağlık çalışanları artık büyükşehirlerde geçinemiyor. Genç memurlar 70 bin liralık maaşla hayatını idame ettiremeyeceğini düşünerek başka yollar arıyor." ​Nöbet Yükü: "Ayda 15-16 gece evinden ayrı kalan bir hemşireden mutlu bir aile yapısı bekleyemezsiniz. En çok boşanma sağlık çalışanları arasında görülüyor." ​"Eskişehir Siyasi Lobisini Kaybediyor" ​Eskişehir’in çevre illere kıyasla yatırımlarda geri kaldığını savunan Köksal, kentin siyasi lobisinin zayıflığına dikkat çekti: ​"Afyon ve Kütahya’da yollar ve hastaneler modernize edilirken, biz hala Seyitgazi yolunu bitiremedik. Sivrihisar’da %80’i tamamlanmış sağlık tesisi bile özelleştirme kapsamına alınıyor. Ankara’daki bürokratlar sahadan o kadar kopuk ki, şehrimizin ihtiyaçlarını görmezden geliyorlar." ​Randevu Krizi ve Ücretsiz Sağlık Sistemi Eleştirisi ​Sağlık sistemindeki randevu sorununa da değinen Köksal, "Vatandaş 6 ay sonraya randevu alırken, bürokratlar araya girip 7 günde muayene olabiliyor. Bu adaletsizliktir. Ayrıca sağlığı tamamen ücretsiz ve sınırsız sunmaya çalışırsanız kalitesini koruyamazsınız. Bir kişi ayda dört farklı uzmana gidiyorsa bu sistem sürdürülebilir değildir," dedi. ​6 Haziran’da Büyük Kongre ​Açıklamalarını 6 Haziran’da yapılacak olan 7. Olağan Genel Kurul davetiyle sonlandıran Köksal, "Türkiye’nin en şeffaf seçim sürecini yönettik. Yeni, genç ve güçlü bir kadroyla sağlık çalışanlarının sesi olmaya, yanlışları söylemeye devam edeceğiz," diyerek kararlılık mesajı verdi.

Hayali Rakamlar Üretip, Her Şey Yolundaymış Algısıyla Yönetmeye Çalışıyorsunuz Haber

Hayali Rakamlar Üretip, Her Şey Yolundaymış Algısıyla Yönetmeye Çalışıyorsunuz

Odunpazarı Belediyesi Meclis Toplantısı’nda 2025 yılı bütçe kesin hesabı ve taşınır kesin hesabı görüşüldü. CHP Grubu adına söz alan Meclis Üyesi Uğur Yıldız, belediyenin ekonomik kriz ve yüksek enflasyona rağmen mali disiplini koruyarak 2025 yılını 294 milyon 812 bin TL bütçe fazlası ile kapattığını duyurdu. ​Mali Sürdürülebilirlik ve Güçlü Disiplin ​Uğur Yıldız, belediyenin bütçe yönetimindeki başarısını rakamlarla özetledi. 4 milyar 250 milyon TL olarak tahmin edilen gider bütçesinin 2 milyar 836 milyon TL olarak gerçekleştiğini belirten Yıldız, harcama yetkisinin verimli kullanıldığına dikkat çekti. Yıldız yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi; "Belediyemizin 2025 mali yılı bütçe kesin hesabı ve taşınır kesin hesabı üzerine söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle sizleri, toplantımızı takip eden basın mensuplarını ve hemşerilerimizi saygıyla selamlıyorum. Belediyemizin 2025 mali yılı bütçe kesin hesabı; geçen ay meclisimizde görüştüğümüz faaliyet raporunun rakamsal karşılığını, bütçeyle tahmin edilen gelirlerin tahakkukunu, tahsilini ve giderlerin ne olduğunu gösteren kesinleşmiş sonuçlarıdır. 2025 mali yılında gelir-gider farkının 294 milyon 812 bin lira bütçe fazlası vererek sonuçlandığını ve bütçe gelirlerinde toplam tahakkukun net tahsilata oranının ise %90 olduğunu görmekteyiz. Bütçe giderleri; 4 milyar 250 milyon tahmin edilmiş, gerçekleşme 2 milyar 836 milyon olmuş ve 2024 yılına göre %43 oranında artmıştır. Belediyelerin bütçesi, tahmin yöntemiyle hazırlanmaktadır. Meclis tarafından onaylanan bütçe, belediyenin harcama limitini ifade etmektedir. Başka bir ifadeyle; meclis tarafından verilen 4 milyar 250 milyonluk harcama yetkisinin 2 milyar 836 milyonu kullanılmış, geriye kalan 1 milyar 400 milyon tutarındaki ödenek mevzuat gereği iptal edilmiştir. Yani önceki mecliste ifade edildiği gibi, sanki var olan 1 milyar 400 milyonluk bir tutarın harcamalarda kullanılmaması söz konusu değildir. Belediyemiz 550 milyon borçlanma yetkisine rağmen bunun yalnızca 100 milyonunu kullanmıştır. Yine burada da gider bütçesiyle aynı esas üzerinden hareketle; 550 milyonluk finansman öngörüsünde bulunulmuş ancak 100 milyonluk borçlanmaya gidilmiştir. Belediyemizin borçlanmadan, gelirine göre harcama yaptığını ve tasarruf ederek kamu hizmetlerini yerine getirdiğini görüyoruz. Gider bütçesinin gelir bütçesinden az ve borçlanmanın düşük olması, mali disiplinin güçlü olduğunu ve mali sürdürülebilirlik açısından belediyemizin başarılı bir yönetim sergilediğini göstermektedir. Bütçe giderlerini oluşturan kalemlere baktığımızda; Mal ve hizmet alım giderlerinde 2 milyar 156 milyon harcama tahmin edilmiş, 1 milyar 797 milyon harcama yapılmış ve gerçekleşme oranı %83 olmuştur. Bu gider kalemini artıran en önemli faktör, ülkemizin içinde bulunduğu bitirilmeyen ekonomik kriz ve düşürülmeyen enflasyondur. Halkımızın tamamı krizin ve enflasyonun farkındadır; ancak farkında olmayan sadece AKP’li siyasilerdir. AKP’nin uyguladığı ekonomi modeli ülkenin her sathını yoksulluğa ve pahalılığa sürüklemiştir. Aslında sadece ekonomik değil; siyasal, sosyal ve hukuki krizler de yaratmıştır. Çünkü dert, bu krizleri çözmek değil; çözümsüz kılacak politikaları sürdürmek ve siyasi iktidarını ne olursa olsun devam ettirmektir. Hükümet olarak 2026 yılı enflasyon hedefini %16 olarak açıkladınız. Daha senenin ilk üç ayında bu rakama ulaştınız ve şubat ayının sonunda hedef puanı yukarı yönlü revize ettiniz. Şu anda emekliye verilmeyen bayram ikramiyesi zammının sebebi olarak gösterilen savaşın tarafı olan ülkelerde bile enflasyon bizden daha düşüktür. Ukrayna’ya, Rusya’ya, İsrail’e, Lübnan’a ve dünyaya baktığımızda; bütün ülkelerden daha yüksek gıda enflasyonuna sahip olmamız açıklanabilir bir durum değildir. Her şeyi pahalıya alıyor, pahalıya yiyor, pahalıya giyiniyoruz. Aslında bunu çok fazla anlatmaya gerek yok; çünkü herkes çarşıya pazara çıkıyor. Herkes et, domates, biber, benzin alıyor. Çocuğunun okul masrafını ödüyor. Herkes bu pahalılığı hayatının her alanında hissediyor. Bu hâle gelmemize kim ya da ne sebep oldu? Bu yoksulluk düzeninin müsebbibi 23 yıldır ülkeyi yöneten iktidar değil midir? Muhakkak ki bütün bu sorunların kaynağı; her sene bakanlarını ve politikalarını değiştiren, Merkez Bankası’nın bağımsızlığını elinden alıp faizi siyasallaştıran, ekonomi bilimine tamamen ters politika tercihleri sonucunda ülkeyi deneme-yanılma tahtasına çeviren ve 23 yıldır her şeyi elinde tutan AKP iktidarıdır. Faaliyet raporu görüşmelerinde ödenen 90 milyon faizle ilgili eleştiriler yapıldı. “Şimdi bu kadar faiz mi olur?” dediniz. Politika faizi %37 deniyor ama bankalarda %50’den aşağı kredi bulunamıyor. 23 yıldır iktidarsınız; ekonomi 23 yıldır sizin elinizde. İstediğiniz zaman istediğiniz bakanı, Merkez Bankası başkanını kendi politikanıza göre değiştirdiniz. Bir bakan getirdiniz, “nas” var dediniz, faizi indirdiniz; başka bir bakan getirdiniz, “pas” dediniz, faizi yükselttiniz. Daha geçen sene esnafın kullandığı ve ödemesine devam ettiği kredinin faizini bir gecede yükseltmediniz mi? Eleştiriyi yapan meclis üyemize sormak istiyorum: Düşünün Fahri Bey; bir esnaf kredi kullanırken kendisine yüzde 9 faiz denilmiş. Bu esnaf malını almış, maliyet hesabını yapmış, ticaretini yürütüyor. Gece uyuyor, sabah uyanıyor; faiz oranı çıkmış yüzde 30’a. Mali müşaviri de dönüp “Faiz ödemen çok yüksek” diyor. Böyle bir çelişki içerisinde savruluyoruz. Kaç aydır insanlar faizler düşecek diye kredi kullanmıyor. Şimdi geldiğimiz noktada ise faizin düşeceğine dair bir umutta kalmadı. Belediyemizin ödediği faiz, gider bütçesinin %3’üne denk gelmektedir. Ama ülkece ödediğimiz faize baktığımızda, Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesinin üçte biri, yani 2 trilyon 700 milyar faize gitmektedir. Tüm dünya faiz artırırken siz inadına indirdiniz; herkes rasyonel politikaları izleyip günün sonunda faizi düşürürken siz düşüremediniz ve bu krizi kendi ellerinizle yaratıp milletin kucağına bıraktınız. Belediyenin kadrolu memur ve işçi çalışanlarının iş gücü maliyeti 417 milyon olarak gerçekleşmiştir. Bu çalışan maliyetleri de eleştiri konusu oldu; ancak ülkemizde istihdam giderlerinin yüksek olmadığı hiçbir sektör kalmamıştır. Düşük maliyetli iş gücü nedeniyle tekstilciler Mısır’a, sanayiciler Balkanlar’a ve diğer ülkelere üretim faaliyetlerini taşımaktadır. Yabancı yatırımcının ülkemize gelmemesindeki temel etkenlerden biri de maliyet avantajlı iş gücünün olmamasıdır. Biz de Odunpazarı Belediyesi olarak başka bir yerde yaşamıyoruz ki; biz de bu ülkede yaşıyoruz. Çalışanlarımızın çocukları aynı okula gidiyor, aynı marketlerden alışveriş yapıyor. Herkes gibi geçimini sağlamaya çalışıyor. Alım gücü artmadıkça, ihracat ve üretim yükselmedikçe yapılan zamların ve ödenen yüksek ücretlerin hiçbir anlamı kalmamaktadır. Bütün olumsuzlukların yan yana gelmesiyle görüyoruz ki; ülkemizde borçluluk sarmalı toplumun her kesimini kuşatmış, bireysel ya da kurumsal olmaktan çıkmış, yapısal bir sorun hâline gelmiştir. Temel ihtiyaçlarımız için bile krediye ihtiyaç duyuyoruz. 2026 yılının ilk üç aylık döneminde bireysel kredi kartı borcu 3 trilyon 32 milyar, kredili mevduat hesapları 833 milyar, ihtiyaç kredileri ise 1 trilyon 550 milyar oldu. Takipteki, yani batık bireysel krediler ise son bir yılda %88 artarak 277 milyara yükseldi. Anlaşılacağı üzere yüce Türk milleti refahı, mutluluğu unutmuş ve umudunu tüketmiş haldedir. Yatırım bütçesi harcama tutarı ise 280 milyon gerçekleşmiştir. Kısaca bütçe gelirlerine de bakacak olursak; bütçe geliri 3 milyar 700 milyon tahmin edilmiş, 3 milyar 131 milyon gelir elde edilmiş ve belediyemizin gelirleri bir önceki yıla göre %79 artmıştır. Vergi gelirlerinde 372 milyon net tahsilat yapılmış; 2024 yılında %60 olan gerçekleşme oranı, 2025 yılında %71 olmuştur. Teşebbüs ve mülkiyet gelirlerinde 387 milyon, bağış ve yardımlardan ise 464 bin lira gelir elde edilmiştir. Merkezi idare vergi gelirlerinden alınan pay 1 milyar 660 milyondur ve gelir bütçesinin %53’üne tekabül etmektedir. Sermaye gelirleri kalemine baktığımızda 316 milyon gelir elde edildiğini görmekteyiz. Son günlerde gündemde tutulmaya çalışılan ve sanki burada gizli saklı satışlar yapılıyormuş gibi bir algıyla eleştirilen bu gelirlerde en yüksek pay, aylık 34 bin lira kira getirisi ve 2039 yılına kadar sözleşmesi bulunan otelden elde edilen gelirdir. Bu satışı geçen sene, yine kesin hesabı görüştüğümüz toplantıda oylamış ve karara bağlamıştık. O oturumda ilgili komisyon üyeleri, satışın neden yapılması gerektiğini net veriler ve gerekçelerle açıklamıştı. Bu satışların yapılmasındaki en temel unsur SGK borçları ve sermaye artırımıdır. Belediyeler her gün SGK borçları nedeniyle köşeye sıkıştırılırken, belediyemiz elindeki imkânları ve varlıkları kullanarak bu baskıdan kurtulmuştur. Bu borçlar üzerinden silkelenmeye meydan vermemiş, bu yükü başının üzerinde kılıç gibi sallandırmamış; önlemini erken alarak borcunu ödemiş ve sermayesini artırmıştır. Örneğin maaş ödemesi yapılacağı sırada İller Bankası’ndan gelen payın kesintiye uğraması sonucu “maaş bile ödeyemediler” denmesine fırsat vermemiştir. Bu anlamda yapılan satışları doğru bulduğumuzu belirtmek istiyorum. Sayın Başkanım, değerli meclis üyeleri; Özelleştirmeler; borçlanmaya gitmemek ve bütçe imkânlarının yeterli gelmeyeceği durumlarda, sağlayacağı fayda ve kaynağın nerede kullanılacağı açıkça belirtilerek yapılır. Belediyemiz de amaçlarını ve sağlayacağı faydayı baştan belirleyerek bu işleri yapmaktadır. Satışlarını da yatırımlarını da alımlarını da net, ölçülebilir ve şeffaf şekilde gerçekleştirmektedir. Örneğin araç alımlarını yapıp kiralama işini bitirdikten sonra bakımları kendi bünyesinde gerçekleştirmiş; ne kadar tasarruf ettiğini, bunun sonucunda hangi yatırımları yaptığını ve hangi yeni araçları aldığını net bir biçimde ortaya koymuştur. Satışlarını da AKP modeline uydurup “ticari sır” adı altında gizlememekte, şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşmaktadır. 23 yıldır iktidarda olan, trilyonlarca dolar vergi toplamış, 60 milyar dolar özelleştirme yapmış, sadece 2025 yılında 20 milyar taşınmaz satışı gerçekleştirmiş, Merkez Bankası’nı 3 yılda 3 trilyon zarara uğratmış, bu kadar satış ve özelleştirmeye rağmen üstüne bir de 500 milyar dolar borç yapmış AKP iktidarı, elde ettiği bu kadar özelleştirme gelirine rağmen en azından bizi örnek alıp borçlanma yapmasaydı. AKP döneminde “babalar gibi satılarak” yapılan özelleştirmelerin tamamından elde edilen 60 milyar dolar, güncel kurla yaklaşık 2 trilyon 700 milyar liradır; bu da sadece 2026 yılının faiz ödemesine denk gelmektedir. Bütçe, faaliyet raporu ve kesin hesap görüşülürken yapılan eleştiriler muhakkak ki çok önemlidir. Eksik ya da gözden kaçan bir taraf varsa düzeltilir; bilinmeyen bir husus varsa öğrenilir. Ama bizi eleştirdiğiniz noktalara baktığımızda, aslında bunların sizin çözmeniz gereken meseleler olduğunu görüyoruz. Esasında cevaplar, eleştirilerinizin ve sorduğunuz soruların içinde gizlidir. “Faiz ödemen niye yüksek?” Çünkü devletin politika faizi, bankaların kredi faizi yüksek. Bu nedenle bizim faiz ödememiz de yüksek. “Mal alımlarınızın bedeli çok yüksek.” Çünkü enflasyon yüksek. Enflasyonu düşürün, siz hiçbir şeye zam yapmayın, biz de pahalıya almayalım. “Mali tablolar şöyle olmalı.” O zaman Mali İdareler Detaylı Hesap Planı’nı değiştirin. Bunun yetkisi de sizde. “Ulaşım pahalı.” Mazot fiyatı arşa çıkmış, akaryakıtta vergi yükü %60’lara dayanmış. Siz bunu düşürün ki ulaşıma zam yapılmasın. Bu noktada ise şunu yapıyorsunuz: Hayali rakamlar üretip, her şey yolundaymış algısıyla yönetmeye çalışıyorsunuz. Sizin hayaliniz de düşük enflasyon, düşük faiz, değerli Türk lirası ve yüksek alım gücüydü. Ama yapamadınız, yapamıyorsunuz. Bu yüzden herkes bir beklenti içinde. Piyasa ve sanayici seçimi bekliyor, vatandaş kurtuluş reçetesini, esnaf ise işler artar umuduyla bayramı bekliyor. Hep bir beklenti üzerine kurulu bir ekonomi düzeni oluşmuş durumda. Bugün olmazsa yarın, yarın olmazsa öbür gün düzelecek diye vatandaşın avunmasını bekliyorsunuz. Hatırlayınız; eski damat bakan Berat Albayrak ne diyordu? “Mart, Şubat’tan; Nisan, Mart’tan; Mayıs, Nisan’dan daha iyi olacak. Haziran zaten Mayıs’tan iyi olacak, Temmuz’da uçacağız.” Ama olmadı. Çözüm bulunamadı. Düzelmediği gibi her şey daha da kötüye gitti ve gidiyor. Ve geldiğimiz noktada ise iki kez ikna edemeyip üçüncüde göreve getirdiğiniz Mehmet Şimşek’in politikaları da artık sorgulanıyor. Çünkü kriz bitmiyor, enflasyon düşmüyor, millet nefes alamıyor. Kadrolar değişse de sorunlar çözülmüyor. Kim gelirse gelsin, zihniyet değişmeden; 23 yıldır değişmeyen kim varsa o değişmeden bu işlerin düzelmeyeceği de ortadadır. Bu yüzden sandık gelsin istiyoruz. Ne olacaksa olsun ama bir an önce olsun, herkes yoluna baksın istiyoruz. Biz erken seçimi millet adına, millet için istiyoruz. Getirin sandığı, millet versin kararı ve bu çıkmazdan kurtulalım istiyoruz. Son olarak; kesin hesabı, faaliyet raporunu oluşturan hizmetlerle birlikte değerlendirdiğimizde görüyoruz ki Bu kesin hesabın içerisinde; Gelir ve gider arasında dengeyi sağlayıp bütçesini makul kullanan; hizmetten geri kalmayan ama bunu tasarruf ederek yapan, ekonomik tedbirlerini alan, kamunun malını doğru yöneten, denetimlerden başarıyla çıkan ve örnek olan bir yönetim modeli vardır. Bu kesin hesabın içerisinde; Çalışanın emeğinin karşılığı, dezavantajlı grupların önceliği vardır. İnsanı merkeze alan bir yönetim anlayışı, kimsesiz bırakılmayan hemşerilerimize insan onuruna yakışır biçimde ulaştırılan sosyal yardımlar vardır. Bu düşüncelerle sözlerimi bitirirken; kesin hesabın hazırlanmasında emeği geçen tüm birim çalışanlarına ve değerli başkanım sizlere teşekkür ediyor, yüce meclise de beni dinledikleri için saygılarımı sunuyor, teşekkür ediyorum."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.