SON DAKİKA
Hava Durumu

#Özelleştirme

Porsuk Haber Ajansı - Özelleştirme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Özelleştirme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İYİ Parti'den AK Parti’ye: "Biz Boş Konuşmayız, Kendileri Boş Yapmasın!" Haber

İYİ Parti'den AK Parti’ye: "Biz Boş Konuşmayız, Kendileri Boş Yapmasın!"

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan ve Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, düzenledikleri basın toplantısında AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak’ın ithamlarına sert yanıt verdi. Eskişehir Kazım Taşkent Şeker Fabrikası'nın özelleştirilmesi iddialarından kentteki tamamlanmayan yol projelerine kadar pek çok konuda çarpıcı açıklamalarda bulunuldu. İYİ Parti Eskişehir İl Başkanlığı binasında düzenlenen basın toplantısında kent gündemine dair önemli konular masaya yatırıldı. Toplantıda konuşan İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan ve Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak'ın "boş konuşuyorlar" yönündeki açıklamalarına tepki göstererek saha çalışmalarına ve kentin biriken sorunlarına dikkat çekti. Serdar Ulucan: "Eskişehir'de Her Gün Skandal Bir Haberle Güne Uyanıyoruz" Açılış konuşmasını yapan İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, iktidar ve ana muhalefet temsilcilerinin kent sorunları yerine magazinsel haberlerle gündeme geldiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Eskişehir'de her gün kaos, her gün skandal bir haberle güne uyanıyoruz. Maalesef 25 yıllık ceberut iktidarın getirmiş olduğu yozlaşma, ayrışma ve kutuplaşma içerisinde biz, iyiler ve cesurlar olarak göreve geldiğimiz günden itibaren Eskişehir'de gerek milletimizin, halkımızın, sokaktaki vatandaşımızın gerekse ulusal boyutta kamuoyunun beklentileri ve halkın talepleri doğrultusunda gerekli açıklamaları ve saha çalışmalarını sürdürüyoruz. Yerinde, doğru, ulaşılabilir ve vatandaşın dili olarak hareket etmeye devam ediyoruz. Maalesef mevcut iktidarın il başkanı da mevcut ana muhalefetin il başkanı da magazinsel haberlerle gündeme gelmeye devam ederken biz, gerek ilçe teşkilatlarımız gerekse il teşkilatımızla birlikte kamuoyuna gerçek odaklı, milletin istediği haberleri yansıtmaya devam ediyoruz." "Yol Medeniyettir Diyorlar, Yol Projeleri Yıllardır Bitmiyor" İktidarın Eskişehir’deki hizmet anlayışını eleştiren Ulucan; Alpu, Seyitgazi, Mihalgazi yolları ile Çevre Yolu projelerindeki aksaklıkları sıraladı: Alpu-Mihalıççık-Beylikova Yolu: 2017 yılından beri yapımına başlanmış olmasına rağmen hâlâ 15 kilometresi tamamlanabilmiş durumda ve bölge halkı tarafından "ölüm yolu" olarak anılıyor. Seyitgazi-Kırka Yolu: Alpu yoluyla aynı akıbeti paylaşıyor ve yıllardır bitirilemiyor. Mihalgazi-Sarıcakaya Yolu: 31 kilometrelik güzergâhın yaklaşık 7 senede yalnızca 15 kilometresi tamamlanabildi. Çevre Yolu Projeleri: "Yol medeniyettir" denilerek yola çıkılmasına rağmen Güney Çevre Yolu Projesi rafa kaldırıldı. Kuzey Çevre Yolu ise çevre yolu olma niteliğinden çıkarılarak ranta ve peşkeş iddialarına kurban edildi. Halkboyu ve Tepebaşı Çalışmaları: Kamu mülklerinin iktidarın kendi malı gibi sunulduğunu belirten Ulucan, haziran ayından beri "temmuzda, ağustosta başlıyoruz" denilerek ertelenen projelerin akıbetinin belirsizliğini koruduğunu söyledi. "Sivrihisar’da Geri Adım Attılar, Şimdi Gözü Şeker Fabrikasına Diktiler" Sivrihisar Devlet Hastanesi'nin arsa özelleştirmesinde vatandaşın tepkisi üzerine geri adım atıldığını ve kararın Resmî Gazete'de yayımlanarak iptal edildiğini hatırlatan Ulucan, benzer bir sürecin Eskişehir Şeker Fabrikası üzerinde kurgulanmak istendiğini belirtti: "2007 yılında Eskişehir'in göz bebeği olan Kazım Taşkent Şeker Fabrikası, yani Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Eskişehirlilere armağan ettiği bir yer, özelleştirilecekti. 2007 yılında yine Eskişehirli hemşehrilerimizin tepkisiyle bu durum ertelendi. Şimdi ise AK Parti İl Başkanı ve bazı çevreler tarafından bu konu yeniden dillendirilmeye başlanmıştır. Biz boş konuşmayız, kendileri boş yapmasınlar. Millet açlıkla, sefaletle boğuşurken kendi gündemlerini kurtarmaya çalışmasınlar. İlçe başkanımıza karşı söylemiş olduğu sözü kendisine iade ediyor, bu ifadeleri kınıyorum." Gürol Yer: "139 Basın Açıklaması Yaptık, Tek Bir Kelimemiz Bile Boşa Düşmedi" Ulucan’ın ardından söz alan İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, göreve geldikleri 2 Ekim 2023 tarihinden bu yana tamamen verilere ve saha gerçeklerine dayanan 139 basın açıklaması/etkinlik gerçekleştirdiklerini ifade etti. Şeker pancarı alım fiyatı ve nakliyecilerin sorunlarına değindikleri 5 Ekim tarihli açıklamayı hatırlatan Yer, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak'ın "Gürol Başkan boş konuşuyor" ithamına şu belgeli yanıtı verdi: "3 Ekim tarihinde, Şeker Fabrikası'nın arkasındaki kantar bölgesinde nakliyeci ve üreticilerin fiyatlara yönelik tepki açıklamalarına katıldık. Orada muhataplarımızla konuşurken; Sayın Gürhan Albayrak'ın 1 Ekim günü saat 15.30'da bir çiftçi derneğine gerçekleştirdiği ziyarette, kendisine iletilen sorunlara karşılık 'O zaman fabrikayı özelleştirelim' dediği tarafımıza aktarıldı. Bu sözü yaklaşık 30 kişinin bulunduğu bir ortamda söylediği bize beyan edildi. Biz de 2007 yılında yaşanan özelleştirme travmasını hatırlatarak kamuoyunun dikkatini bu konuya çektik. Yani Gürhan Albayrak'ın kalabalık bir ortamda söylediği belirtilen sözü kamuoyuna aktardık. Hâl böyle olunca boş konuşanın biz olmadığımızı sanırım ispatlamış oluyoruz." "Bir Gece Yarısı Kararnamesi Sürpriz Olmaz" Türkşeker’in Türkiye Varlık Fonu bünyesinde bulunduğunu vurgulayan Gürol Yer, tehlikenin büyüklüğüne dikkat çekti: "Eskişehir Şeker Fabrikası'nın bağlı olduğu Türkşeker, şu an Türkiye Varlık Fonu bünyesinde bulunuyor. Yani bir gece saat 00.01'de Resmî Gazete'de bir satış kararı yayımlanırsa ve Gürhan Albayrak da bizimle birlikte bunu Resmî Gazete'den öğrenirse kimse şaşırmasın. Sözün özü ve gerçeği budur. Bizim boş konuşacak anlayışımız ve vaktimiz yok. İYİ Parti'yi Genel Başkanımız Müsavat Dervişoğlu'nun yol göstericiliğinde, Eskişehir'den başlayarak tüm Türkiye'de dik ve asil duruşumuzla daha ileriye taşımaya devam edeceğiz."

Hatboyu Projesinde Yer Teslimi Yapıldı: 2027’de Tamamlanıyor Haber

Hatboyu Projesinde Yer Teslimi Yapıldı: 2027’de Tamamlanıyor

AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, gündeme dair açıklamalarda bulunarak Eskişehir Sanayi Odası (ESO) seçimlerinden Tıp Fakültesi Hastanesine, Hatboyu projesinden ulaştırma yatırımlarına kadar birçok kritik projede gelinen son durumu paylaştı. "Eskişehir Sanayi Odası Seçimleri Şehrimize Hayırlı Olsun" Eskişehir Sanayi Odasında gerçekleşen komite ve meclis üyesi seçimlerini değerlendiren Albayrak, yeni dönemin Eskişehir sanayisine hayırlı olmasını diledi: “Bugün Eskişehir Sanayi Odamızın seçimleri var. Komite seçimleri, meclis üyesi seçimleri var. İnşallah şehrimize, sanayimize hayırlı olur. Yeni kadrolarda yer alacak meclis üyelerimize ve komite üyelerimize şimdiden hayırlı olsun diyoruz, başarılar diliyoruz.” Sanayicilere 100 Milyon Liralık Uzun Vadeli Kredi Müjdesi Sanayicilere yönelik finansman desteğine değinen İl Başkanı Albayrak, yatırım teşvik belgesi olan girişimciler için hazırlanan uzun vadeli kredi imkanını hatırlattı: “Geçenlerde Sanayi İl Müdürümüz kapsamlı bir açıklama yapmıştı. Yatırım teşvik belgesi olan ve yatırım noktasında süreçlerini ilerleten sanayicilerimize, girişimcilerimize takriben 100 milyon civarında uzun vadeli bir kredi desteğini anlatmıştı. Biz de bunu paylaştık. İnşallah 2027 yılında süreçle alakalı ayrıntıları Sanayi İl Müdürlüğümüzün ve Sanayi Bakanlığımızın sayfalarından takip ederek yönetmiş olacaklar. Bu kredi uzun vadeli bir kredi olmuş oluyor. Onu da özellikle bilmeniz gerekir. İnşallah sanayicilerimizi bir nebze rahatlatacak bu kredi Bakanlığımız tarafından açıklanmış oldu.” Hatboyu Projesinde Yer Teslimi Yapıldı: 2027’de Tamamlanıyor Eskişehir halkının merakla beklediği Hatboyu projesindeki son gelişmeleri aktaran Gürhan Albayrak, sürecin ruhsatlandırma aşamasında olduğunu belirtti: “Hatboyu ile alakalı süreç tamamlandı, bitti. Şu an yer teslimi de yapıldı. Müteahhit firma ruhsatlandırma süreçlerini yönetiyor. Ruhsatlandırma tamamlandığında, Ağustos-Eylül döneminde çalışmalar başlayacak ve etrafı kapatılacak. Oradaki inşaat süresi 9-10 aylık bir süreç. Allah nasip ederse 2027’nin 6. ve 7. aylarında Hatboyu’nu gerçekten yeni ve güzel hâliyle görmüş olacağız.” Lojistik Bağlantı Yolu ve Gemlik Demiryolu Hattında Son Durum Ulaştırma projelerindeki gelişmelere ilişkin detayları paylaşan Albayrak, Hasanbey Lojistik Merkezi bağlantı yolu ve Gemlik demiryolu hattındaki takvimi açıkladı: “Hasanbey Lojistik Merkezi ile alakalı bağlantı yolumuz bitti, sonlandı. Şu an Alpu’ya, özellikle arıtma tesisinin ön tarafında olan kısma bir üst geçit yapılıyor. Karayollarımız orada yüzde 40 seviyelerine geldi. İnşallah 2027 yılında o süreç tamamlanmış olacak ve Hasanbey Lojistik ile OSB bağlantı yolu tamamen bitecek. Gemlik-Yenişehir hattıyla alakalı süreci de yakından takip ediyoruz. Cumhurbaşkanı Yardımcımız geldiğinde konuyu kendilerine defaatle izah ettik. Orada 22 kilometrelik mesafede rakımın 700’den sıfıra inmesi nedeniyle açı ve fizibilite çalışmaları sürüyor. Ulaştırma Bakanlığımız bu konudaki çalışmayı 2027’nin ilk çeyreğinde sonlandıracak. İnşallah 2027 yılında ihale süreci tamamlanarak çalışmalar başlayacak.” Öncelik Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde Sağlık yatırımlarına da değinen Gürhan Albayrak, eski Hava ve Devlet Hastanesi alanlarının özelleştirme kapsamından çıkarıldığını belirterek, öncelikli hedeflerinin Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesini yenilemek olduğunu açıkladı: “Eski Hava Hastanesi ve Devlet Hastanesinin bulunduğu alanları özelleştirme kapsamından çıkardık. Türkiye genelinde 165’in üzerinde hastane yatırımı bulunuyor. Ancak biz şu an yoğunluğumuzu Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaydırmış durumdayız. Milletvekillerimiz ve bakanlarımızla süreci detaylı bir şekilde yönetiyoruz. Tıp Fakültesinde güçlendirme ya da sahra hastanesi yapılması yerine, mevcut binanın önündeki boş alana tamamen yeni ve modern bir hastane inşa etmek istiyoruz. Tıpkı Yunus Emre Devlet Hastanesindeki model gibi; yeni bina tamamlandıktan sonra mevcut yapı değerlendirmeye alınacak. Arka taraftan geçen fay hattı ve yeni yönetmelikler göz önünde bulundurularak daha büyük ve güvenli bir hastane planlıyoruz. Sayın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum ile de görüşerek Valiliğimiz, milletvekillerimiz ve bakanlarımızla birlikte tüm ağırlığımızı üniversite hastanemizi yenilemeye vermiş durumdayız.”

YENİ Parti'li İbrahim Arslan: "Bürokrat Hatası Kimin?" Haber

YENİ Parti'li İbrahim Arslan: "Bürokrat Hatası Kimin?"

YENİ Parti PM Üyesi ve Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Eskişehir’deki dört sağlık taşınmazının özelleştirme sürecini iki yeni yazılı soru önergesiyle TBMM gündemine taşıdı. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e sürecin nasıl yürütüldüğünü, “bürokrat hatası” açıklamasını, 11722 sayılı Cumhurbaşkanı Kararını ve dört taşınmazın mevcut hukuki statüsünü soran Arslan, “Bu dosya, Türkiye’nin nasıl yönetilemediğinin ve kamu yönetiminin nasıl savrulduğunun somut bir örneğidir” dedi. Arslan; eski Devlet Hastanesi alanı, eski Hava Hastanesi olarak bilinen Yunusemre Devlet Hastanesi 2 Eylül Hizmet Binası, Mihalıççık Gün Sazak Devlet Hastanesi ve Sivrihisar Aile Sağlığı Merkezi hakkında iki ayrı yeni yazılı soru önergesi verdi. Sürecin 17 Mart’ta eski Devlet Hastanesi alanının, 24 Nisan’da ise diğer üç sağlık taşınmazının Cumhurbaşkanı kararlarıyla özelleştirme kapsam ve programına alınmasıyla başladığını hatırlatan Arslan, mart ayından bu yana konuyu TBMM gündeminde tuttuklarını belirtti. Hazine ve Maliye Bakanlığının daha önceki soru önergelerine verdiği yanıtlarda taşınmazların Cumhurbaşkanı kararlarıyla özelleştirme kapsam ve programına alındığını ve işlemlerin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yürütüldüğünü bildirdiğini belirten Arslan, Sağlık Bakanlığının ise aynı sağlık alanlarına ilişkin daha önce verilen yazılı soru önergelerini yanıtlamadığına dikkat çekti. “AKTİF SAĞLIK TESİSLERİ LİSTEYE NASIL GİRDİ?” Sağlık Bakanlığının özelleştirme işlemlerinin fiilen kullanılmayan veya işlevini yitirmiş taşınmazlara yönelik olduğunu ve aktif sağlık tesislerinin elden çıkarılmasının söz konusu olmadığını açıkladığını hatırlatan Arslan, buna rağmen 24 Nisan tarihli kararla Eskişehir’de sağlık hizmeti sunulan üç taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alındığını belirtti. AK Parti Eskişehir Milletvekili ve MKYK Üyesi Nebi Hatipoğlu’nun eski Hava Hastanesinin özelleştirme kapsamına alınmasını “teknik bir hata” ve “bir bürokratın hatası” olarak açıklamasına da dikkat çeken Arslan şöyle konuştu: Sağlık hizmeti verilen bu tesisler hangi bilgiyle özelleştirme listesine girdi? Listeyi kim hazırladı, kim kontrol etti ve Cumhurbaşkanının önüne kadar nasıl ulaştı? Eğer böylesine önemli bir işlem gerçekten ‘bir bürokratın hatası’ ise, bunu söyleyip geçmek mümkün değildir. Kim bu bürokrat? Hata tam olarak nedir, hangi kurumda ve hangi aşamada yapılmıştır? İdari kontrollerden geçerek Cumhurbaşkanının önüne kadar nasıl ulaşmıştır? İddia doğruysa sorumlu veya sorumlular hakkında inceleme ya da soruşturma başlatılmış mıdır, herhangi bir idari işlem yapılmış mıdır? İki yeni soru önergemizle bu soruların cevabını Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’ten istiyoruz.” Arslan, eski Hava Hastanesi olarak bilinen Yunusemre Devlet Hastanesi 2 Eylül Hizmet Binasının bugün de sağlık hizmetlerinin sürdüğü, Havacılık Tıp Merkezinin faaliyet gösterdiği ve Koruma Kurulu kayıtlarında tescilli yapıların bulunduğu özel nitelikte bir yerleşke olduğuna da dikkat çekti. “11722 SAYILI KARARIN BELGESİ KAMUOYUYLA PAYLAŞILSIN” Arslan, dört sağlık alanının özelleştirme kapsamından çıkarılacağı yönündeki açıklamaların ardından yaklaşık dört ay geçtiğini, 1 Eylül’de ise bu alanların 11722 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla özelleştirme kapsam ve programından çıkarıldığının kamuoyuna duyurulduğunu hatırlattı. Aradan geçen süreye rağmen söz konusu kararın Resmî Gazete’de yayımlanmadığını belirten Arslan, son olarak kararın Resmî Gazete’de yayımlanmayacağının ve Cumhurbaşkanı imzalı bir yazının valiliklere gönderildiğinin açıklandığını ifade etti. Arslan şöyle devam etti: “11722 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının varlığı ve dört sağlık alanının bu kararla özelleştirme kapsam ve programından çıkarıldığı kamuoyuna açıklandı. O halde 11722 sayılı kararın ya da kapsamdan çıkarma işlemini tesis eden resmî belgenin kendisi kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Dört taşınmazı özelleştirme kapsam ve programına alan Cumhurbaşkanı kararları Resmî Gazete’de yayımlandı. Kapsamdan çıkarma kararının Resmî Gazete’de yayımlanmayacağı belirtiliyorsa, bunun hukuki ve mevzuata dayalı gerekçesi açıklanmalıdır. Soru önergelerimizde bunun da cevabını istiyoruz: 11722 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının tarihi nedir? İlgili bakanlıklara ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ne zaman ulaşmıştır? Resmî Gazete’de neden yayımlanmamıştır ve yayımlanmamasının hukuki dayanağı nedir? Hepsinden önemlisi; bu dört taşınmaz bugün itibarıyla Özelleştirme İdaresi Başkanlığı kayıtlarında hangi hukuki statüdedir? Özelleştirme kapsam ve programından çıkarılmış mıdır? Bunun cevabı siyasi açıklamalarla değil, devletin resmî kayıt ve belgeleriyle verilmelidir.” “TÜRKİYE’NİN NASIL YÖNETİLEMEDİĞİNİN FOTOĞRAFIDIR” Arslan, yaşanan sürecin yalnızca dört taşınmaz üzerinden yürütülen bir özelleştirme tartışması olarak görülemeyeceğini belirterek açıklamasını şöyle tamamladı: “Sağlık hizmeti verilen tesislerin özelleştirme listesine nasıl girdiği açıklanamıyor. ‘Bürokrat hatası’ deniliyor, hatanın kimden ve nasıl kaynaklandığı açıklanmıyor. Kapsamdan çıkarıldığı söyleniyor, dayanak gösterilen belge kamuoyuyla paylaşılmıyor. Dört taşınmazın bugünkü hukuki statüsüne ilişkin açık ve belgeli bir bilgi ortaya konulmuyor. Bu dosya, Türkiye’nin nasıl yönetilemediğinin ve kamu yönetiminin nasıl savrulduğunun somut bir örneğidir. Mesele polemik değil; devlet yönetiminde sorumluluk, şeffaflık ve hukuki güvenlik meselesidir. Verdiğimiz iki yeni soru önergesiyle yaşanan bu sürecin bütün yönleriyle açıklanmasını, sorumlulukların ortaya konulmasını ve dört sağlık alanının mevcut hukuki statüsünün hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde kamuoyuna açıklanmasını istiyoruz. Söz değil belge; belirsizlik değil hukuki güvence. “Eskişehir’in sağlık alanlarının kamu yararı doğrultusunda korunması için sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz.”

İl Başkanı Demir: ''Türk Toplumu Hiçbir Şart Altında Fakirliği ve Yoksulluğu Hak Etmiyor'' Haber

İl Başkanı Demir: ''Türk Toplumu Hiçbir Şart Altında Fakirliği ve Yoksulluğu Hak Etmiyor''

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, düzenlediği basın toplantısında ekonomi politikalarına, özelleştirme kararlarına ve ekonomik verilere yönelik sert eleştirilerde bulundu. Son yayımlanan kararname ile 13 otoyol ve 2 köprünün özelleştirme kapsamına alınmasına tepki gösteren Demir, kamu varlıklarının ve milli değerlerin korunması amacıyla Türkiye genelinde imza kampanyası başlattıklarını duyurdu. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin daha önce otoyol ve köprü özelleştirmelerine ilişkin iddiaları yalanladığını hatırlatan Hasan Demir, gelinen noktada bu kamu varlıklarının 30 yıllığına devredilmesinin önünün açıldığını vurguladı.İl Başkanı Demir yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Yaklaşık 6 ay önce Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nin bir haberle ilgili müdahalesi olmuştu. O dönemde yurt dışı menşeli bir firmaya otoyollar, köprüler ve benzeri kamu varlıklarıyla ilgili bir fizibilite çalışması yaptırılmış ve bu çalışma siz basın mensupları aracılığıyla kamuoyuna yansımıştı. Ancak ilgili birim, çalışmanın kamuoyuna yansıtıldığı şekilde olmadığını belirterek söz konusu haberlerin önüne geçmeye çalışmıştı. Cuma gecesini cumartesiye bağlayan saatlerde ise gördük ki maalesef bu çalışmalar, karşımıza ciddi sıkıntılar çıkaracak şekilde somutlaşmaya başlamış durumda. Şuradaki tabloyu göstermek istiyorum. Son kararnameyle özelleştirme kapsamına alınan 13 otoyol, 2 köprü ve diğer kamu varlıklarımızın, Türk milletinin elinden 30 yıllığına alınmasının önü açılıyor. Bu varlıkların 30 yıl boyunca kamu hizmeti vermesi halinde sağlayacağı gelirin çok daha altında rakamlarla devredileceğini düşünüyoruz. Toplumun dişiyle tırnağıyla meydana getirdiği varlıklar maalesef tek tek pazarlanıyor, peşkeş çekiliyor. Biz bu tabloyu 2007'den bu yana Türk milleti olarak yaşıyoruz. Hatırlarsınız, kamu iktisadi teşekküllerinin peyderpey özelleştirilmeye başlandığı dönemde de itirazlarımızı toplumla paylaşmıştık. O zaman da şunu söylemiştik: Kamu iktisadi teşekkülleri, bu ülkenin kuruluşundan itibaren atalarımızın büyük fedakârlıklarla meydana getirdiği kuruluşlardır. Bunlar yalnızca kâr amacı taşıyan işletmeler değildir. Aynı zamanda piyasayı düzenleyen, piyasada ortaya çıkabilecek olumsuzluklara karşı denge sağlayabilecek fabrikalar ve üretim tesisleridir. Maalesef bunları çok düşük rakamlarla elden çıkardık. Bugün bunun sonuçlarını enflasyon verileriyle açık bir şekilde yaşadığımızı düşünüyoruz. Bugün "Elde avuçta ne kaldı?" diye baktığımızda birkaç kuruluşumuz, topraklarımız, kamuya ait arsalarımız, arazilerimiz, otoyollarımız ve köprülerimiz kaldığını görüyoruz. Şimdi bunların da aynı tablo içerisinde karşımıza çıktığını görüyoruz. Ülke, Züğürt Ağa filminde olduğu gibi parça parça peşkeş çekiliyor arkadaşlar. Biz bu sürecin önüne geçmek ve Türk toplumuna ait olan her unsuru yeniden Türk toplumuna kazandırmak zorundayız. Geleceğimizi doğru şekillendirmek ve Türk toplumunun yaşam kalitesini yükseltmek istiyorsak bunu yapmakla mükellefiz. Şimdi sizinle bir tablo daha paylaşacağım. Bu tabloda an itibarıyla Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bulunuyor ancak mesele yalnızca Mehmet Şimşek meselesi değildir. Burada Mehmet Şimşek'in 2023 yılında yeniden Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine gelmesinden bugüne kadar yaşanan bazı ekonomik gelişmeler gösteriliyor. Döviz kurlarının, akaryakıt fiyatlarının ve asgari ücretin yaklaşık üç yıllık süreçte geldiği nokta bu tabloda yer alıyor. Tabloda da görüyorsunuz. Mehmet Şimşek göreve geldiğinde dolar 20 lira 96 kuruş seviyesindeymiş. Şu anda 48 lira 49 kuruş. Yani üç yıl içerisinde döviz kurunda yüzde 131'lik bir artışla karşı karşıyayız. Akaryakıt fiyatlarına baktığımızda motorinde yüzde 358, benzinde ise yüzde 262'lik bir artış olduğunu görüyoruz. Aynı dönemde asgari ücretteki artış ise yüzde 230 seviyesinde. Peki bütün bunlar yaşanırken Türk toplumunun çalıştığından ve kazandığından ne kadar vergi çıktı? Bunu da aynı tabloda görüyoruz. Üç yıllık süre içerisinde Türk toplumunun cebinden 29,34 trilyon lira vergi toplandı. Yaklaşık 30 trilyon lira vatandaşın cebinden devletin hazinesine ve bütçesine aktarıldı. Buna karşılık yaşadığımız ekonomik değişim de biraz önce gösterdiğim tabloda açıkça görülüyor. Bugün esnaf kan ağlıyor. İşçi kan ağlıyor. Emekli kan ağlıyor. Herkes mevcut ekonomik durumdan muzdarip. Cezalar almış başını gidiyor. Üç yıldır Mehmet Şimşek yönetimindeki maliye politikaları kapsamında esnaf üzerinde ciddi bir baskı olduğunu düşünüyoruz. Kuruşun dahi kaçmaması anlayışıyla hesaplar bloke ediliyor ve esnafın çalışma imkânları sınırlandırılıyor. Zaman zaman birtakım kolaylıklar getiriliyor ve bunlar "af" olarak kamuoyuna sunuluyor. Ancak bugün geldiğimiz noktada esnafımızın, çalışanımızın, emeklimizin ve hemen hemen bütün sektörlerde faaliyet gösteren vatandaşlarımızın büyük ekonomik sıkıntılar yaşadığını görüyoruz. Biz ilk günden beri bunu söylüyoruz. 2001 ekonomik krizinin ardından, 2002 yılında yaşanan hükümet değişikliğinden bugüne geçen 24 yıllık süreçte mevcut iktidarın Türk toplumunu üretimden giderek uzaklaştırdığını düşünüyoruz. Türkiye'nin üretimden uzaklaştırılması, ülkemizi dışarıya daha bağımlı hale getiriyor. Toplumun yaşam kalitesi her geçen gün biraz daha aşağıya çekiliyor. İnsanlar artık zorunlu ihtiyaçları dışında harcama yapmamak için hayatlarını yeniden şekillendirmek zorunda kalıyor. Buradan bir kez daha hükümetimize ve devletimize sesleniyoruz: Bu toplumun yaşadığı ekonomik yaraları, insanları sosyal yardımlara bağımlı hale getirerek çözemezsiniz. Bugün ülkede 13 milyonun üzerinde insanın sosyal yardımlarla geçimini sağlamaya çalıştığını ifade ediyoruz. Ortaya çıkan tablo, giderek sosyal yardımlara bağımlı hale getirilen bir toplum yapısını beraberinde getiriyor. Biz Atatürk çizgisindeki Türk milliyetçileri olarak bu sürecin karşısında durmaya devam edeceğiz. Ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine taşıyana kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Eskişehir'de de yaklaşık iki ay önce yine özelleştirme kapsamında bazı sağlık kuruluşlarına ait araziler gündeme gelmişti. Daha sonra Cumhurbaşkanlığı tarafından bu özelleştirme kararları iptal edildi. Amiyane tabirle vatandaşa önce eşeği kaybettirip ardından eşeği bulmanın sevincini yaşatıyorlar. Biz aynı sonucu biraz önce paylaştığım tabloda yer alan kamu varlıkları konusunda da görmek istiyoruz. Çünkü bu tabloda ülkenin geleceği açısından doğru bir sonuç görmüyoruz. Bizim açımızdan bu tablo, bu ülkenin ve milletin kazanımlarının birilerinin cebine aktarılması anlamına geliyor. Buna müsaade etmemek adına Zafer Partisi İl Başkanlığı olarak tüm Türk milletini sağduyuya ve harekete davet ediyoruz. Bu kapsamda Zafer Partisi olarak imza kampanyamızı başlattık. Kamu iktisadi teşekkülleri başta olmak üzere köprülerin, otoyolların ve kamuya ait bütün yapıların kamuda kalması amacıyla bir çalışma yürüteceğiz. Topladığımız imzaları başta valilerimize, ardından devletimizin ilgili makamlarına sunacağız. Türk toplumu hiçbir şart altında fakirliği ve yoksulluğu hak etmiyor. Ancak 24 yıldır yaşananların sonucunda, tabiri caizse, emdiğimiz süt burnumuzdan geliyor. Artık yeter. Toplumun da yaşananları gördüğünü düşünüyoruz. Önümüze konulacak ilk sandıkta bunun sonucunun açık bir şekilde görüleceğine inanıyoruz. Yolcudur Abbas, bağlasan durmaz. Kurulacak ilk millî hükümette Zafer Partisi, liyakat ve adalet anlayışıyla ülkenin yeniden tesis edilmesi için üzerine düşeni yapacak ve Cumhuriyetin yeniden Türk milletinin iradesiyle yönetilmesi için mücadele edecektir."

İl Başkanı Albayrak: "Kamu Varlığı Korundu, Yatırım Süreci Hızlandırıldı" Haber

İl Başkanı Albayrak: "Kamu Varlığı Korundu, Yatırım Süreci Hızlandırıldı"

AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, Eskişehir kamuoyunun yakından takip ettiği sağlık alanlarının özelleştirilme kapsamından çıkarılması ve Kızılinler Termal Turizm Projesi’ndeki son durum hakkında bir açıklama yaptı. Her iki konuda da somut sonuçlar alındığını belirten Albayrak, "Çok söz söylendi. Bugün sözü uzatmıyoruz: Sözümüz kayıtta, sonuçlar belgede" dedi. "Sağlık Alanları Özelleştirme Kapsamından Çıkarıldı" Hava Hastanesi, eski Devlet Hastanesi ile Sivrihisar ve Mihalıççık’taki sağlık alanlarının özelleştirme programından çıkarıldığını duyuran İl Başkanı Gürhan Albayrak, sürecin takipçisi olduklarını vurguladı: “Bu alanların özelleştirme kapsamından çıkarılması gerektiğine en başından beri inanıyorduk. Kararların ardından vakit kaybetmeden gerekli girişimleri başlattık; konuyu Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Sağlık Bakanımıza taşıyarak süreci kararlılıkla takip ettik. Bize ‘Resmî karar nerede?’ diye soruldu. Bugün cevabı 11722 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı veriyor. Eskişehir’e verdiğimiz sözün arkasında durduk ve resmî sonuca ulaştık. Gösterdikleri çözüm iradesi dolayısıyla Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na, Milletvekillerimize, Valimize ve ilgili kurumlarımıza teşekkür ediyorum.” "Kızılinler Termal Turizm Projesi’nde Son Onay Verildi" Kızılinler Termal Turizm Projesi üzerinden yürütülen algı çalışmalarına değinen Albayrak, kamu kurumlarından beklenen son onayın çıktığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bir süredir yatırımcı kuruluşun açıklamaları üzerinden şahsımızı ve AK Partimizi projenin önünü kesmekle ilişkilendiren bir algı oluşturulmaya çalışıldı. Oysa biz her zaman Eskişehir’in menfaatini esas aldık. Kızılinler Projesi’nde engel olmak bir yana, sürecin ilerlemesi için gerekli desteği verdik. Bugün verilen onayla birlikte, hakkımızda oluşturulmaya çalışılan algının gerçeği yansıtmadığı ve bu konudaki haklılığımız bir kez daha ortaya çıkmıştır.” "Bundan Sonraki Sorumluluk Yatırımcı Kuruluştadır" Sürecin bundan sonraki aşamasının özel sektör yatırımcısına ait olduğunu hatırlatan Gürhan Albayrak, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Kızılinler, yatırımcı kuruluş tarafından yürütülen özel bir yatırımdır. Kamu kurumlarından beklenen aşama tamamlanmıştır. Bundan sonraki sorumluluk, yatırımcı kuruluşun kalan yükümlülüklerini yerine getirerek projeyi hayata geçirmesidir. Bu şehirde taş üstüne taş koyan, Eskişehir’e değer katmak isteyen hiç kimsenin karşısında olmadık. Kamuya ait değerlerimizi koruduk, şehrimize katkı sağlayacak yatırımları destekledik. Her iki gelişme de Eskişehir’imize hayırlı olsun.”

Ayşen Gürcan: “Sözümüzün Takipçisi Olduk'' Haber

Ayşen Gürcan: “Sözümüzün Takipçisi Olduk''

TBMM Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı ve AK Parti Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan, kentteki 4 kritik sağlık alanının özelleştirme programından çıkarılmasına ilişkin resmi kararın detaylarını açıkladı. Eskişehir'de sağlık hizmeti sunulan kamu taşınmazlarının özelleştirme kapsamına alınmasıyla başlayan süreç, kent kamuoyunun talepleri doğrultusunda çözüme kavuşturuldu. Konuyla ilgili yazılı bir açıklama yapan AK Parti Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan, Ankara nezdinde yürütülen diplomasi trafiğinin başarıyla sonuçlandığını bildirdi. "Cumhurbaşkanlığı Kararı Resmiyet Kazandı" Sürecin başından itibaren Eskişehir halkının hassasiyetlerini ön planda tuttuklarını vurgulayan Ayşen Gürcan, kararın Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini belirtti. Gürcan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Valimiz Sayın Erdinç Yılmaz ve AK Parti Eskişehir İl Başkanımız Sayın Gürhan Albayrak ile birlikte konuyu Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na ilettik. Yürüttüğümüz görüşmelerin ardından süreç, 20 Ağustos 2026 tarihli ve 11722 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile resmî olarak sonuçlanmıştır." Kamuoyundaki Soru İşaretleri Son Buldu Alınan kararla birlikte kent merkezinde ve ilçelerde yer alan kritik sağlık alanlarının geleceğinin netleştiğini ifade eden Prof. Dr. Gürcan; Hava Hastanesi, eski Devlet Hastanesi ile Sivrihisar ve Mihalıççık ilçelerindeki sağlık arazilerinin özelleştirme programından tamamen çıkarıldığını duyurdu. Eskişehirlilere verilen sözün arkasında durduklarını kaydeden Gürcan; "Şehrimizin hassasiyetini ilgili makamlara taşıyarak sonuca ulaştırdık. Bu kararın alınmasında gösterdiği yakın ilgi ve çözüm iradesi dolayısıyla Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Sağlık Bakanımıza, Valimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Alınan karar Eskişehir’imize hayırlı olsun" değerlendirmesinde bulundu.

Pancar Üreticisi Fiyat Bekliyor! Haber

Pancar Üreticisi Fiyat Bekliyor!

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, şeker pancarı üreticileriyle bir araya gelerek pancar alım kampanya öncesinde çiftçinin beklentilerini dinledi. Üreticiler, artan gübre, tohum, ilaç, sulama suyu, kira, mazot ve elektrik maliyetlerine dikkat çekerek pancar alım fiyatının en az 4 bin lira olmasını istedi. Bazı üreticiler ise çiftçi refahı düşünülüyorsa 4 bin 500 lira olmalı” dedi. Üreticiler gelecek yıl pancar ekimini artıracak seviyede fiyat beklentisi içinde olduklarını ifade ettiler. Gürer, Bor Pancar Ekicileri Kooperatif Başkanı ve Bor Ziraat Oda Başkanlarını da ziyaret etti. TBMM Tarım Orman ve Köy İşleri Komisyon Üyesi ve CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarlada üreticilerle buluştu. Gürer “şeker pancarının yalnızca üreticiyi değil, üretimden işleme ve pazarlamaya kadar geniş bir kesimi ilgilendiren stratejik bir ürün olduğuna dikkat çekti. Ömer Fethi Gürer, “Pancar stratejik bir ürün. Tohumunu, gübresini, ilacını satan, tarlada çapalayan, bakımını yapan, nakliyesini gerçekleştiren, fabrikada işleyen ve işlendikten sonra satışını yapan geniş bir kesimi ilgilendiriyor” dedi. Eylül ayında pancar kampanyasının başlayacağını belirten Gürer, pancar üreticisinin şu anda açıklanacak fiyatı beklediğini söyledi. Türkiye’de bu yıl yaklaşık 22 milyon ton pancar yetişmesinin beklendiğini ifade eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yıllık şeker üretiminin de 2,8-3 milyon ton aralığında olduğunu belirtti. Gürer, Türkiye’nin şeker pancarında kendi kendine yeterli olabilecek ülkelerden biri olduğunu vurgulayarak, “Türkiye bu bağlamda kendi kendine yetebilecek noktada olduğu ürünlerden biri pancar. Ancak son yıllarda pancar ekimlerinde alanın, üretimin ve rekoltenin varlığına rağmen çiftçi bu işten de çok mutlu değil. Çünkü girdi maliyetleri artıyor, aynı oranda gelir sağlayamıyor” diye konuştu. “GİRDİLER YÜZDE 100 ARTTI” Pancar üreticisi Kemal Çörekçi ise artan maliyetler nedeniyle üreticinin zor durumda olduğunu belirterek pancar için beklentisinin ton fiyatının 4 bin lira ile 4 bin 500 lira arasında olduğunu söyledi. Çörekçi, “Ben pancar alım fiyatının 4,5 lira olsun isterim. Çünkü girdiler çok pahalı” dedi. Geçen yıl desteklerle birlikte yaklaşık 3 bin 200 liralık fiyat açıklandığını hatırlatan Çörekçi, “Bu sene de 4 lira olmasını temenni ederiz çünkü girdilerimiz yüksek. Yani en az 4 bin olsun. 4 bin olsun ki çiftçiyi mutlu edecek rakam olsun, yüzü gülecek ki biz de seneye bir daha bu işi yapacağız” ifadelerini kullandı. Üretici, özellikle tohum fiyatındaki artışa dikkat çekerek, “Şimdi girdi maliyetleri önemli ölçüde arttı. Yüzde 100 arttı. 22 liraya aldığımız tohumu 38 liraya aldık. Akıllı tohum dediklerini, yani yüzde 100 zam geldi ona” diye konuştu. Çörekçi, “dekar maliyetimiz 25-27 bin lira. Dekarda verim 6'dan başlar, 8-9'a kadar çıkar. Yani bakımına göre, gübresine göre, sulamasına göre, şartlarına göre değişiyor” dedi. “SULAMA SUYU YÜZDE 100 ARTTI” Pancar üreticisinin maliyetlerinin yalnızca gübre ve tohumla sınırlı olmadığını belirten Ömer Fethi Gürer, sulama fiyatlarında da artış olup olmadığını sordu. Çörekçi, “Yüzde 100 artış var. 450 lira saat şu anda bizim burada suyun kooperatif...” diyerek sulama maliyetlerindeki artışı dile getirdi. Gürer ise üreticinin yaşadığı maliyet baskısını belirterek, “Yani sulama suyunuz arttı, gübre arttı, mazot arttı, elektrik gideri arttı.” dedi. Üretici de “Yüzde 100 arttı girdiler. Çok pahalı şu anda” diyerek artan maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirtti. Çörekçi, pancarın en az 4 bin liralık alım fiyatına ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, 4 bin 500 liranın ise gelecek yıl üretici sayısını artırabileceğini ifade ederek, “Yani en düşük 4.000 liralık fiyat ama diyor ki 4.500 lira olursa gelecek yıl ekim yapanın sayısında artış olur. Yani böyle fiyat vermedikçe millet pancardan dikmekten vazgeçmeye başladı. Çünkü adam masraf ediyor, ediyor, ediyor. 6-7 aldığımız zaman zarar ediyor. Yani 6-7 aldık mı zarar şu anda” diyen üretici, mevcut maliyetlerle üretimin sürdürülebilir olmadığını ifade etti. “ÖZELLEŞTİRME PANCARIN PAZARINDA DA SORUN YARATTI” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şeker fabrikalarının özelleştirilmesinin pancar üreticisi açısından ortaya çıkardığı sorunlara da dikkat çekerek, “Şimdi özelleştirme yapılması da şeker pancarının pazarında sorun yarattı. Niye? Özel sektör kâr etmeden bir işi yapmıyor” diyen Gürer, özellikle pancarın yan ürünü olan küspe konusunda yaşanan değişime dikkat çekti. Gürer, “Küspeyi daha önce fabrikaya pancarı veren çiftçiye ücretsiz verilirdi. Şimdi küspeyi fabrika parayla satıyor” dedi. Küspe fiyatının da 2,5 lirayı bulduğu söyleniyor şu anda paketi” ifadesini kullandı. Üretici de, “Pancar alım fiyatı ile nerede ise hemen hemen aynı yani. Bunun melası var, şekeri var. Bunları geç artık. Posasını yani o şekilde satıyorlar ama bize geldi mi fiyat niye korkuyorlar?” diye konuştu. GÜRER: “ŞEKER PANCARI MUTLAKA KORUNMALI” Ömer Fethi Gürer, üreticinin yaşadığı sorunun yalnızca pancarın tarladaki maliyetiyle sınırlı olmadığını, pancarın hayvancılık açısından da önemli bir ürün olduğunu belirtti. Gürer, “ Çiftçi diyor ki ben bir yıl emekle bunu üretiyorum, çabalıyorum. Ondan sonra götürüp teslim ediyorum fabrikaya. Küspeden alırken neredeyse pancarı sattığım fiyatla küspeyi alıyorum. Hayvancılarımız alıyor yani” sözleriyle küspe maliyetinin hayvancılık yapan üreticiler üzerindeki etkisine dikkat çekti. Şeker pancarının stratejik niteliği nedeniyle üreticinin desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Gürer, “Bu anlamda şeker pancarı üreticisinin desteklenmesi de gerekiyor. Çünkü şeker pancarı stratejik bir ürün olduğu için mutlak surette korunması gereken bir alan” dedi. Gürer ayrıca pancar şekerinin, nişasta bazlı şuruba karşı doğal ve önemli bir alternatif olduğunu belirterek, üretim maliyetlerindeki artışın pancarın pazardaki konumunu da etkilediğini belirterek, “Nişasta bazlı şurubun karşısında da doğal olarak şeker pancarının giderlerinin artması ona pazar yaratıyor. Bunun da önüne geçmek çiftçiye verilecek destekle ilgili.üreticinin sürdürülebilir biçimde üretim yapabilmesi için desteklerin artırılması gerekir” dedi. “ÇİFTÇİNİN TALEBİ NET: EN AZ 4 BİN LİRA” Pancar üreticisinin beklentisinin açık olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin mevcut maliyetler karşısında pancar alım fiyatının en az 4 bin lira olmasını istediğini söyledi. Gürer, “Çiftçi alım fiyatı olarak en düşük 4.000 lira olsun istiyor” diyerek pancar üreticisinin beklentisini kamuoyuna taşıdı. Üreticiler ise yalnızca bu yılın fiyatının değil, gelecek yıl pancar ekiminin devam edip etmeyeceğinin de açıklanacak alım fiyatına bağlı olduğunu belirterek, maliyetleri karşılayacak ve üreticiyi yeniden tarlaya teşvik edecek bir fiyat açıklanması çağrısında bulundu. EYLÜL AYINDA SÖKÜM BAŞLIYOR CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer 20 Eylül’de genelde pancar alım kampanyası başlar. Çiftçi, üretici bu süreçte alım fiyatı açıklanmasını bekler. 6 dekara 40 bin TL ilaçlı tohum ekiliyor. 1 dekara en az 13 kez su veriliyor. Dekar su gideri de 25 bin lirayı buluyor. Geçen yıl destekle tonu 3100 TL’ dan çiftçi pancarın 16 polarını fabrikaya verdi. Bu yıl sulama suyu için elektrik, tarla kira gideri, gübre, mazot, tohum geçen yıla göre enflasyon üzerinde artış gösterdi. Girdilerde artışa müdahale etmeyen iktidar alım fiyatında çiftçiyi başabaş noktasında bırakıyor ve çiftçi refahını sağlayacak bir gelir olmayınca çiftçi borcunu ödemekte zorlanıyor. Çok çiftçi bankalarda borç ödemekte zorlanıyor. İcralık çiftçi sayısı artıyor” dedi. GÜRER, SORUNLARI DİNLEDİ CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Bor Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Fatih Eriç ve yönetim kurulu üyeleri ile Bor Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı ve Bor Ziraat Odası Başkanı Nurettin Eriç ile bir araya gelerek bölgedeki çiftçi ve üreticilerin sorunlarını görüştü. Bor Pancar Ekicileri Kooperatifi’nin bölge çiftçisi açısından önemli bir merkez olduğunu belirten Gürer, üreticilerin yaşadığı sorunları yerinde dinlemenin önemine dikkat çekti. Bor Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Fatih Eriç, Niğde, Nevşehir, Aksaray ve Ereğli bölgelerini kapsayan 27 bin ortaklı kooperatif olarak üreticilerin tohumdan gübreye, ilaçtan makine ve ekipmana kadar birçok ihtiyacını karşılamaya çalıştıklarını belirterek Gürer’e ziyareti için teşekkür etti. Bor Ziraat Odası Başkanı Nurettin Eriç de tarım sektörünün mevcut durumunun sahada ve üreticiyle doğrudan görüşülerek değerlendirilmesinin önemine vurgu yaparak, çiftçi ve üreticilerin sorunlarına gösterdiği duyarlılık nedeniyle Gürer’e teşekkürlerini iletti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.