SON DAKİKA
Hava Durumu

#Özel Sektör

Porsuk Haber Ajansı - Özel Sektör haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Özel Sektör haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çakırözer: ''Öğretmenleri Susturmak Yerine Sorunlarını Çözün!'' Haber

Çakırözer: ''Öğretmenleri Susturmak Yerine Sorunlarını Çözün!''

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Ankara’da hakları için açlık grevine başlayan mülakat mağduru öğretmenler ile özel sektör öğretmenlerinin eylemine destek verdi. Ankara’da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası önünde eylemlerini sürdüren öğretmenleri ziyaret eden Çakırözer, öğretmenlerin taleplerini Meclis gündemine taşıdı. Çakırözer, “Öğretmenlerin sesini bastırmak yerine sorunlarını çözün, mülakat sistemini kaldırın, özel sektör öğretmenlerine güvenceli çalışma ve insanca yaşam koşulları sağlayın. Öğretmenlerimiz lütuf değil, hakkı olanı istiyor. Onların haklı direnişlerinin sonuna kadar yanındayız” dedi. TBMM’DE ÖĞRETMENLER İÇİN ÇAĞRI Ankara’da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’na bağlı öğretmenler ile mülakat mağduru eğitimciler eylemlerini sürdürüyor. Eskişehir ve diğer şehirlerde sendikalar, emekçiler öğretmenlere desteğini sürdürürken, CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer de sendika binası önünde açlık grevini sürdüren eğitim emekçilerini ziyaret ederek destek verdi. Ziyaret sonrasında öğretmenlerin taleplerini Meclis gündemine taşıyan Çakırözer, CHP olarak mülakat mağduru öğretmenler ile özel sektör öğretmenlerinin haklı taleplerinin yanında olduklarını söyledi. “ÖĞRETMENLERİ SUSUTURMAK YERİNE SORUNLARINI ÇÖZÜN!” TBMM’de konuşan Çakırözer, şu çağrıyı yaptı: “Dün bu yüce Meclisin hemen önünde yalnızca emeğine, mesleğine ve geleceğine sahip çıkmak isteyen öğretmenlerimiz gözaltına alındı, tartaklandı. Haklarını arayan öğretmenlerimize yönelik bu zulmü, vicdansızlığı kınıyorum. Bu insanlar kim? KPSS'de yüksek puan alıp haksız mülakatlarla elenen mülakat mağduru öğretmenlerimiz, patronların insafına terk edilen özel sektör öğretmenlerimiz ve dört gündür açlık grevindeler. On binlerce eğitim emekçimizin taban maaş hakkı, güvenceli çalışma koşulları ve insanca yaşam talepleri görmezden gelinemez. Öğretmenlerin sesini bastırmak yerine sorunlarını çözün, mülakat sistemini kaldırın, özel sektör öğretmenlerine güvenceli çalışma ve insanca yaşam koşulları sağlayın. Öğretmenlerimiz lütuf değil, hakkı olanı istiyor. Onların haklı direnişlerinin sonuna kadar yanındayız.”

Eskişehir’den Özel Sektör Öğretmenlerine Destek: “Eğitimciye Kelepçe Vurulmaz” Haber

Eskişehir’den Özel Sektör Öğretmenlerine Destek: “Eğitimciye Kelepçe Vurulmaz”

Özel sektör öğretmenlerinin Ankara’daki hak arama mücadelesine ve maruz kaldıkları müdahalelere Eskişehir’den sert tepki geldi. Eğitim-İş Eskişehir Şubesi’nin öncülüğünde Hamamyolu Yediler Parkı’nda bir araya gelen sendika temsilcileri ve siyasiler, öğretmenlerin taleplerinin karşılanması için çağrıda bulundu. ​Özel sektör öğretmenlerinin insanca yaşanabilir bir ücret ve iş güvencesi talebiyle Ankara’da başlattığı eylemler sürerken, yaşanan gözaltılar ve ters kelepçe uygulaması Eskişehir'de de protesto edildi. Hamamyolu Yediler Parkı’nda düzenlenen basın açıklamasında, eğitim emekçilerine yönelik baskılar kınandı. ​CHP İl Başkanı Yalaz: "Bardağı Taşıran Son Damla" ​Basın açıklamasına katılarak destek veren CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, bir eğitimciye ters kelepçe takılmasının kabul edilemez olduğunu belirterek şunları söyledi: "Bir eğitimcinin ters kelepçeyle gözaltına alınması bardağı taşıran son damladır. Nesil eğiten, geleceğimizin teminatı olan öğretmenlerimize yapılan bu muameleyi şiddetle kınıyorum. İktidarın eğitimciye verdiği değerin bir göstergesi olan bu tavır, vicdanları yaralamıştır. Mücadele eden tüm öğretmenlerimizin yanındayız." ​Mahmut Yalınkılıç: "Somut Adım Atılana Dek Eylemlerimiz Sürecek" ​Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Eskişehir Temsilciliği adına konuşan Mahmut Yalınkılıç, taleplerinin net olduğunu vurguladı. Yalınkılıç, Hamamyolu’ndan yaptığı çağrıda, "Öğretmenler geçinemiyor, kirasını ödeyemiyor. Söz verilen ortak toplantı derhal gerçekleştirilmeli, mülakat mağduru öğretmenlerin hakları teslim edilmelidir. Taleplerimiz karşılanana kadar açlık grevi ve direnişimiz sürecektir" ifadelerini kullandı. Ayrıca TBMM Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Ayşen Gürcan’a verdiği sözleri tutma çağrısında bulundu. ​Eğitim-İş Şube Başkanı Arslan: "Bu Mücadele Kamusal Eğitim Hakkı Mücadelesidir" ​Hamamyolu Yediler Parkı’ndaki açıklamayı yöneten Eğitim-İş Eskişehir Şube Başkanı Fadime Arslan ise eğitimin ticarileştirilmesine dikkat çekti. Arslan yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Türkiye'de eğitim uzun süredir kamusal bir hak olmaktan uzaklaştırılmakta, piyasanın ihtiyaçlarına göre şekillendirilmektedir. Müteahhitlerin özel okul, holdinglerin üniversite açtığı; eğitimin ticari bir faaliyet alanına dönüştürüldüğü bu düzende öğretmenler emeğinin karşılığını alamaz hale getirilmiştir. Ankara'da yaşananlar, bu tablonun sonucudur. Özel sektör öğretmenleri insanca yaşayabilecekleri bir ücret, iş güvencesi ve mesleklerine yakışır çalışma koşulları talep etmektedir. Bu talepler ne ayrıcalık ne de imtiyazdır; en temel çalışma hakkıdır. Ancak talepleri duymak yerine baskı tercih edilmiştir. Hak arayan genç öğretmenler gözaltına alınmış, dayanışma göstermek için yanlarında bulunan sendika yöneticileri ters kelepçeyle gözaltı araçlarına bindirilmiş, gazeteciler ve yurttaşlar biber gazına maruz bırakılmıştır. Ortaya çıkan görüntüler, yalnızca eğitim emekçilerine değil, demokratik hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahaledir. Daha da vahimi, yaşananlara rağmen öğretmenlerin sesini duyacak bir iradenin ortaya çıkmamasıdır. Bu nedenle özel sektör öğretmenleri açlık grevini sürdürmektedir. Bir ülkenin öğretmenleri geçinemediğini söylüyor, güvencesizlikten yakınıyor ve seslerini duyurabilmek için açlık grevine başvuruyorsa, sorgulanması gereken onların talepleri değil, onları bu noktaya sürükleyen eğitim politikalarıdır. Özel sektör öğretmenlerinin mücadelesi yalnızca ekonomik haklar mücadelesi değildir. Bu mücadele, eğitimin ticarileştirilmesine, öğretmenliğin güvencesizleştirilmesine ve emeğin değersizleştirilmesine karşı verilen bir mücadeledir. Eğitim-İş olarak laik, bilimsel, kamusal ve nitelikli eğitim mücadelesi ile öğretmenlerin insanca çalışma talebini aynı bütünün parçaları olarak görüyoruz. Çünkü öğretmenin güvenceden yoksun bırakıldığı bir yerde eğitim hakkı da zarar görür. Bu nedenle Ankara'da hak aradığı için gözaltına alınan, ters kelepçeye maruz bırakılan ve açlık grevinde direnen özel sektör öğretmenlerinin yanında olduğumuzu kamuoyuna ilan ediyoruz. Eğitim emekçilerinin talepleri bastırılarak değil, karşılanarak çözülebilir. Öğretmenlerin haklı mücadelesi yalnız değildir. Yaşasın öğretmen dayanışması! Yaşasın örgütlü mücadelemiz!"

Eğitim Sen ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'ndan Ankara'daki Gözaltılara Tepki Haber

Eğitim Sen ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'ndan Ankara'daki Gözaltılara Tepki

Eğitim Sen Eskişehir Şubesi ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Eskişehir Temsilciliği, Ankara'da özel sektör öğretmenlerine ve mülakat mağduru eğitimcilere yönelik gerçekleştirilen polis müdahaleleri, gözaltılar ve baskı politikalarına karşı ortak bir basın açıklaması düzenledi. Eskişehir'de gerçekleştirilen açıklamada, öğretmenlerin taleplerinin görmezden gelinmesi ve demokratik haklarını kullanırken karşılaştıkları şiddet sert bir dille eleştirildi. ​"Öğretmenlerin Hak Arama Mücadelesi Gözaltılarla Engellenemez" ​Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Özkan Demirkol tarafından yapılan açıklamada, Ankara’daki eylemlerin meşruiyetine vurgu yapıldı. Demirkol, özel sektörde güvenceli çalışma ve taban maaş hakkı talep eden öğretmenler ile atama sürecinde mülakat mağduriyeti yaşayan eğitimcilerin yanında olduklarını belirtti. ​Demirkol, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve mülakat mağduru öğretmenler günlerdir Ankara’da haklı ve meşru taleplerini dile getirmek için bir araya gelmektedir. Özel sektörde çalışan öğretmenler güvenceli çalışma, insanca yaşayacak ücret, taban maaş ve özlük hakları için; mülakat mağduru öğretmenler ise yıllardır emek vererek kazandıkları haklarının teslim edilmesi için seslerini duyurmaya çalışmaktadır. Ancak öğretmenlerin taleplerine yanıt vermesi gerekenler, bir kez daha çözüm yerine polis barikatını, müzakere yerine gözaltını, hak arama özgürlüğü yerine baskıyı tercih etmiştir. Ankara’da gerçekleştirilen eylemlere yönelik polis müdahalesinde çok sayıda öğretmen gözaltına alınmış; öğretmenler darp, ters kelepçe, biber gazı ve abluka ile karşı karşıya bırakılmıştır. Eğitim Sen Genel Başkanımız Kemal Irmak ve Genel TİS-Hukuk Sekreterimiz Özlem Tolu da dayanışma için bulundukları alanda gözaltına alınmış, daha sonra serbest bırakılmıştır. Buradan açıkça ifade ediyoruz: Öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılmasına, eğitim emekçilerinin güvencesizliğe ve düşük ücretlere mahkûm edilmesine, mülakat adı altında yaratılan adaletsizliğe karşı mücadele etmek suç değildir. Suç olan, öğretmenlerin haklı taleplerine kulak tıkamak; anayasal ve demokratik haklarını kullanmak isteyen eğitim emekçilerinin karşısına polis gücüyle çıkmaktır. Bugün Türkiye’de eğitim alanında yaşanan sorunlar münferit değildir. Kamusal eğitimin tasfiyesi, özel okullarda kuralsız ve güvencesiz çalışma düzeninin yaygınlaştırılması, atama bekleyen öğretmenlerin mülakatla elenmesi, ücretli öğretmenlik uygulamaları ve eğitim emekçilerinin yoksulluk sınırının altında yaşamaya zorlanması aynı politik hattın sonucudur. Öğretmenler susturuldukça eğitim sistemi düzelmez; öğretmenlerin emeği değersizleştirildikçe çocuklarımızın nitelikli eğitim hakkı güvence altına alınamaz. Eğitim Sen olarak Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın ve mülakat mağduru öğretmenlerin haklı mücadelesinin yanındayız. Tüm gözaltı ve baskı uygulamalarını kınıyoruz. Öğretmenlerin, sendikaların ve emek örgütlerinin demokratik haklarını kullanmasının engellenmesine derhal son verilmelidir. Taleplerimiz açıktır: Mülakat mağduru öğretmenlerin hakları derhal teslim edilmelidir. Özel sektörde çalışan öğretmenler için taban maaş hakkı güvence altına alınmalıdır. Eğitim emekçilerinin güvenceli çalışma ve insanca yaşam talepleri karşılanmalıdır. Hak arama mücadelesine yönelik polis müdahaleleri ve gözaltılar son bulmalıdır. Sendikal faaliyetlerin engellenmesine yönelik tüm uygulamalardan vazgeçilmelidir. Öğretmenlerin karşısına barikat değil çözüm iradesi konulmalıdır. Eğitim emekçilerinin emeği, mesleği ve geleceği polis müdahalesiyle bastırılamaz. Hak arayan öğretmenler yalnız değildir. Mülakat mağduru meslektaşlarımızın yanındayız. Sendikal mücadele suç değildir." ​"Mücadele Dersini Öğretmenler Veriyor" ​Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Eskişehir İl Temsilcisi Özgür Cihan Tıknazoğlu ise, özel sektörde çalışan öğretmenlerin yaşadığı ağır çalışma koşullarına ve verilen sözlerin tutulmamasına dikkat çekti. ​Tıknazoğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Mücadele dersini öğretmenler veriyor! Bizler özel sektörde çalışan öğretmenleriz. Sendikamız kurulduğu günden bu yana özel sektörde çalışan öğretmenlerin özlük haklarını iyileştirmek için mücadele ediyor. 2014 yılında elimizden alınan bir taban maaş hakkımız var. Öncelikli olarak bu hakkı tekrar kazanmak için çalışıyoruz. Arkadaşlarımız güvencesiz koşullarda çalışıyorlar, çok zor koşullarda çalışıyorlar. Primleri eksik yatıyor, çoğu işsizlik tehdidi ile karşı karşıya. Buna karşı mücadele ediyoruz. Arkadaşlarımıza verilen bir sürü söz var sendikanın kurulduğu günden bu yana. Özellikle Milli Eğitim Komisyonu Üyesi Ayşen Gürcan'ın, komisyon üyeliğine seçildiği günden sonra bize verdiği ciddi sözler var. Bu işi çözeceğiz, bu işin muhatapları olan patronları, sizleri ve yasa koyucuları bir araya getirip aynı masada toplayacağız, taleplerinizde haklısınız, bunu çözeceğiz diye sözünü vermişti bize. Bu sözü vermesinin üzerinden aylar geçti ama defalarca randevu talep etmemize rağmen Ayşen Gürcan'dan hiçbir haber alamadık. Buradan tekrar, sizin huzurunuzda tekrar seslenmek istiyorum kendisine, acilen görevini yerine getirmeli. Bugün Türkiye'nin her yerinde, Ankara'da yaşanan olaylara karşı, özel sektör öğretmenlerine yapılan müdahaleye karşı toplandık. Bize destek veren, Eğitim-Sen başta olmak üzere, tüm dost kurumlara teşekkür ederiz.”

Yapay Zekâda Yarış Veriyle Kazanılacak Haber

Yapay Zekâda Yarış Veriyle Kazanılacak

Anadolu Üniversitesi, 20-21 Nisan tarihlerinde yükseköğretim ve teknoloji dünyasını bir araya getirecek önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen “Uluslararası Eskişehir Yapay Zekâ Zirvesi”, disiplinler arası etkileşimi güçlendirmeyi ve yapay zekâ ekosistemini ortak bir zeminde buluşturmayı hedefliyor. Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampüsü’nde gerçekleştirilecek zirvede; yapay zekâ alanındaki güncel gelişmeler, akademik çalışmalar ve uygulama örnekleri farklı paydaşların katılımıyla ele alınacak. Zirve, Eskişehir’i bilim ve teknoloji odağında güçlü bir buluşma noktası haline getirmeyi amaçlarken; akademi, kamu ve özel sektör temsilcilerini aynı platformda bir araya getirecek. Zirve öncesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu Başkanı, önceki dönem Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ve Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki vizyonuna, komisyon çalışmalarına ve Eskişehir’in potansiyeline ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “Türkiye yapay zekâda önemli bir ivme yakaladı” Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki gelişimini değerlendiren Dönmez, son yıllarda dikkat çekici bir ilerleme kaydedildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki gelişimini son yıllarda önemli bir ivme kazanmış bir süreç olarak değerlendiriyorum. Hem kamu tarafında geliştirilen stratejik belgeler hem de özel sektör ve üniversitelerde yürütülen çalışmalar, bu alanda daha sistematik ve bütüncül bir yaklaşımın oluştuğunu göstermektedir. Özellikle insan kaynağının geliştirilmesi, araştırma merkezlerinin sayısındaki artış ve girişimcilik ekosisteminin güçlenmesi, bu vizyonun somut göstergeleri arasında yer almaktadır.” Yapay zekânın yalnızca teknolojik bir dönüşüm alanı olmadığını vurgulayan Dönmez, küresel rekabet açısından stratejik bir başlık olduğuna dikkat çekti: “Yapay zekâ, yalnızca teknolojik bir dönüşüm alanı değil; aynı zamanda ekonomik rekabet gücünü, kamu hizmetlerinin etkinliğini ve toplumsal dönüşümü doğrudan etkileyen stratejik bir başlıktır. Türkiye’nin bu alanda ortaya koyduğu vizyonu, sadece takip eden değil, belirli alanlarda yön belirleyen ve değer üreten bir konuma ulaşma hedefi üzerinden okumak gerekir.” “Veri altyapısı ve insan kaynağı kritik önemde” Küresel rekabette Türkiye’nin avantajlarına da değinen Dönmez, bu avantajların sürdürülebilirliği için atılması gereken adımlara işaret etti: “Küresel rekabet açısından bakıldığında, güçlü olduğumuz sektörlerde yapay zekâ uygulamalarını hızla entegre edebilme kapasitemiz önemli bir avantajdır. Ancak bu avantajı sürdürülebilir kılmak için veri altyapısının güçlendirilmesi, nitelikli insan kaynağının artırılması ve Ar-Ge yatırımlarının uzun vadeli bir perspektifle desteklenmesi gerekmektedir.” Komisyonun öncelikleri: Altyapı, eğitim ve etik çerçeve TBMM bünyesinde yürütülen Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu çalışmalarına ilişkin bilgi veren Dönmez, komisyonun çok boyutlu bir çerçevede çalıştığını belirtti: “Komisyon olarak Türkiye’nin bu alandaki mevcut durumunu bütüncül şekilde değerlendirmek, ihtiyaçları tespit etmek ve geleceğe dönük politika önerileri geliştirmek amacıyla çalışmalar yürüttük. Bu süreçte yapay zekâ altyapısı ve veri ekosistemi, insan kaynağı, etik ve hukuk ile kamu uygulamaları öne çıkan temel başlıklar oldu.” Dönmez, özellikle veri güvenliği ve etik konularına dikkat çekerek şunları söyledi: “Yapay zekânın getirdiği fırsatların yanı sıra risklerin de bulunduğu açık. Veri güvenliği, mahremiyet, algoritmik şeffaflık ve deepfake gibi alanlarda düzenleyici bir çerçevenin oluşturulması büyük önem taşıyor.” “Zirveler politika üretim süreçlerini besliyor” Uluslararası Eskişehir Yapay Zekâ Zirvesi gibi organizasyonların önemine değinen Dönmez, bu tür etkinliklerin çok paydaşlı yapısıyla öne çıktığını ifade etti: “Bu tür organizasyonları, yürüttüğümüz çalışmaların sahaya yansımasını görmemiz ve geliştirilen politika önerilerinin farklı paydaşlar nezdinde nasıl karşılık bulduğunu test etmemiz açısından son derece kıymetli platformlar olarak değerlendiriyoruz. Bu etkinlikler, yalnızca akademik sunumların yapıldığı toplantılar değil; üniversiteleri, kamu kurumlarını, özel sektörü ve öğrencileri aynı zeminde buluşturan etkileşim alanlarıdır. Bu yönüyle politika üretim süreçlerinin daha açık ve dinamik hale gelmesine katkı sağlar.” “Üç üniversitenin ortaklığı önemli bir güç” Zirvenin üç üniversitenin iş birliğiyle düzenlenmesine de dikkat çeken Dönmez, bu birlikteliğin önemli bir kazanım olduğunu vurguladı: “Eskişehir’in üç güçlü yükseköğretim kurumunun aynı hedef doğrultusunda bir araya gelmesi hem akademik iş birliği kültürünü hem de bilgi üretiminde ortak akıl anlayışını güçlendirmektedir. Bu tür etkinlikler, komisyon çalışmalarında ortaya konan yaklaşımın sahadaki karşılığını görmemize de imkân tanıyor.” “Eskişehir belirli alanlara odaklanmalı” Eskişehir’in yapay zekâ alanında merkez olma potansiyeline de değinen Dönmez, odaklanma vurgusu yaptı: “Eskişehir’in yapay zekâ alanında güçlü bir merkez haline gelebilmesi için en kritik nokta, kaynakları çok geniş alanlara yaymak yerine belirli stratejik alanlara odaklanmaktır. Doğru olan, belirli alanlarda derinleşmek ve bu alanlarda uzmanlaşarak bir marka değeri oluşturmaktır.” Şehrin potansiyeline işaret eden Dönmez, sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle havacılık, raylı sistemler ve akıllı üretim gibi alanlar, Eskişehir’in mevcut sanayi ve akademik altyapısıyla örtüşmektedir. Üniversitelerin bu alanlarda ihtisaslaşması ve devletin hedefli teşvikler sunması önemli bir kaldıraç etkisi oluşturacaktır. Bunun yanında üretilen bilginin ticarileştirilmesi, girişimcilik ekosisteminin desteklenmesi ve nitelikli insan kaynağının artırılması da sürecin vazgeçilmez unsurlarıdır.” Zirve hakkında detaylı bilgi eskisehiryzzirvesi.org adresinde Zirve hakkında detaylı bilgi eskisehiryzzirvesi.org adresinde 20-21 Nisan tarihlerinde Anadolu Üniversitesi Öğrenci Merkezi Yunus Emre Salonu’nda gerçekleştirilecek olan zirve; kamu temsilcileri, teknoloji liderleri, akademisyenler ve öğrencileri bir araya getirecek. Program kapsamında üç ana panel, uluslararası sunumlar ve katılımcılar arasında etkileşimi artırmaya yönelik networking alanları yer alacak. Detaylı bilgiye ise eskisehiryzzirvesi.org adresinden ulaşılabilecek.

İklim Politikası Hazırlık Çalıştayı Gerçekleştirildi Haber

İklim Politikası Hazırlık Çalıştayı Gerçekleştirildi

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği iklim politikası çalıştayında, kentin geleceği için enerji, ulaşım, su, atık yönetimi ve yeşil alanların, kültürel –doğal varlıkların korunması alanlarında ortak yol haritası oluşturuldu. Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen “İklim Politikası Hazırlık Çalıştayı”, Haller Gençlik Merkezi Frigya Salonu’nda geniş katılımla gerçekleştirildi. Çalıştayda, Eskişehir’in iklim değişikliğine karşı mücadele ve uyum kapasitesini artırmaya yönelik önemli değerlendirmeler yapıldı. İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda gerçekleştirilen çalıştaya; üniversiteler, kamu kurumları, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, özel sektör temsilcileri ile belediye birimleri ve iklim çalışma grubu katılım sağladı. Çok paydaşlı yapı sayesinde kapsamlı ve uygulanabilir politika önerilerinin geliştirilmesi hedeflendi. İki gün süren çalıştay kapsamında beş ana başlıkta odak grup toplantıları düzenlendi. “Enerji Verimliliği ve Enerji Yönetimi” oturumunda kentin enerji riskleri ve fırsatları ele alınırken, “Sürdürülebilir Ulaşım” başlığında düşük karbonlu ulaşım sistemleri, yaya önceliği, bisiklet ve mikro-mobilite çözümleri değerlendirildi. “Atıksız Kent ve Atık Yönetimi” oturumunda döngüsel ekonomi yaklaşımı ve atık yönetimi kapasitesi tartışılırken, “Su Güvenliği” başlığında iklim değişikliğine dayanıklı su yönetimi konuları gündeme geldi. “Yeşil Alanların, Kültürel ve Doğal Varlıkların Korunması” oturumunda ise doğa temelli çözümler ve kentsel yeşil altyapının rolü ön plana çıktı. Belediye birimleri ve kamu – özel iş birliği oluşumu olan İklim Çalışma Grubu ile üniversitelerden kamuya, sivil toplumdan özel sektöre kadar geniş bir katılımla tekil çözümler yerine ortak bir yön duygusu oluşturmaya odaklanılan çalıştaydan elde edilen sonuçların, Eskişehir’in iklim politikalarına yön vermesi ve kentin daha dirençli, sürdürülebilir ve yaşanabilir bir geleceğe hazırlanmasına katkı sunması bekleniyor.

Gürer: "Promosyon Bir Lütuf Değil, Emeğin Karşılığıdır" Haber

Gürer: "Promosyon Bir Lütuf Değil, Emeğin Karşılığıdır"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, özel sektör çalışanlarının banka promosyonlarından yararlanabilmesi amacıyla hazırladığı kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sundu. Gürer, mevcut uygulamanın çalışanlar arasında açık bir eşitsizlik yarattığını belirterek, “Aynı bankacılık sistemi içinde yer alan iki çalışandan biri kamu görevlisi olduğu için promosyon hakkına sahipken, diğeri özel sektörde çalıştığı için bu haktan mahrum bırakılıyor. Bu durum Anayasa’da güvence altına alınan eşitlik ilkesine açıkça aykırıdır” dedi. “BANKALAR NEMA ELDE EDİYOR, EMEKÇİ PAY ALAMIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, günümüz ekonomik koşullarında maaşların bankalar aracılığıyla ödenmesinin fiilen zorunlu hale geldiğine dikkat çekerek, bu durumun bankalar açısından büyük bir nakit akışı ve önemli bir kâr alanı yarattığını vurguladı. “Çalışanların ücretleri bankaların sistemlerinde tutuluyor. Bankalar bu kaynak üzerinden ciddi bir ‘nema’ elde ediyor. Ancak bu kaynağın oluşmasını sağlayan emek sahipleri çoğu zaman bu kazançtan pay alamıyor. Bu kabul edilemez” ifadelerini kullandı. Kamu görevlilerinin banka promosyonlarından yasal güvenceyle yararlandığını anımsatan Ömer Fethi Gürer, özel sektör çalışanları açısından benzer bir düzenlemenin bulunmamasının önemli bir ayrımcılık yarattığını söyledi. “PROMOSYON BİR LÜTUF DEĞİL, EMEĞİN HAKKIDIR” Mevcut uygulamada birçok özel sektör işletmesinde banka promosyonlarının ya hiç alınmadığını ya da işveren tarafından işletme gideri olarak değerlendirilerek çalışana yansıtılmadığını belirten CHP’li Ömer Fethi Gürer, şunları kaydetti: “Bankaların, çalışanların maaşlarını sistemlerinde tutarak elde ettikleri kazançtan çalışana pay vermesi bir lütuf değil, doğrudan emeğin karşılığı olan ekonomik bir haktır. Özellikle hayat pahalılığının ve gelir kaybının arttığı bir dönemde, maaş promosyonları özel sektör çalışanları için önemli bir ekonomik destek sağlayacaktır.” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, teklifin yalnızca ekonomik bir düzenleme olmadığını, aynı zamanda sosyal adalet ve çalışma barışı açısından da önemli bir adım olduğunu ifade etti. “ÇALIŞMA BARIŞI GÜÇLENECEK” İşyerlerinde maaş promosyonlarına ilişkin belirsizliklerin işçi ile işveren arasında güven sorunlarına ve huzursuzluklara yol açtığını belirten Ömer Fethi Gürer, “Yasal bir çerçeve oluşturulmadığı için çalışan ile işveren arasında gerilim yaşanıyor. Bu düzenleme hem çalışanlar arasındaki eşitsizliği giderecek hem de iş barışını güçlendirecektir” dedi. Hazırlanan kanun teklifinin yasalaşması halinde, maaşları bankalar aracılığıyla ödenen özel sektör çalışanlarının da kamu görevlileri gibi banka promosyonlarından doğrudan yararlanabilmesinin önü açılacak. Gürer, “Emeğin olduğu yerde hak vardır. Bankaların çalışanların maaşları üzerinden elde ettiği kazançtan pay verilmesi sosyal devlet ilkesinin bir gereğidir. Bu düzenleme, sosyal adaletin tesisi için atılmış önemli bir adımdır” değerlendirmesinde bulundu. ÖMER FETHİ GÜRER’İN KANUN TEKLİFİ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hazırladığı kanun teklifi şöyle: MADDE 1- 22/05/2003 tarih ve 4857 sayılı İş Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir. “EK MADDE 4 – Kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı işyerleri ile işletmeler ve bunların işverenleri hariç olmak üzere, bu Kanunun 32 nci maddesi gereğince çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları ile ödeme yapmaları halinde işverenler ile bankalar arasında aylık ve ücret ödeme protokolleri uyarınca verilecek bankacılık hizmetlerinin yanı sıra Bankalar tarafından sunulan "promosyon" adı altında ayni ve/veya nakdi ek mali imkânların tasarrufuna ilişkin olarak Banka tarafından verilecek promosyon miktarının tamamı işçilere dağıtılır. Bu çerçevede ücretlerin hangi banka aracılığı ile ödeneceği, işyerlerinde oluşturulacak işveren vekili ve belirleyeceği bir yetkili ile yetkili sendikadan üye bulunmadığı durumlarda o işyerinde çalışmakta olan işçilerin belirleyeceği bir işçiden oluşan üç kişilik bir komisyon tarafından istekli bankalardan teklif alınmak suretiyle tespit edilir. Komisyon, işveren veya vekilinin başkanlığında söz konusu işyerinde çalışan işçilerin en az %10'unun sendikalı olması halinde yetkili sendikadan bir üye ile belirleyeceği yetkili bir temsilciden oluşur. Protokol, komisyon tarafından belirlenen banka ile işveren ve/veya işveren vekili tarafından imzalanır. Birden fazla işyeri veya işletmede ücretlerinin birlikte ödenmesi talebinde bulunmaları halinde işveren vekili ve görevlendirilecek yetkili ile yukarıda belirtildiği üzere o işletme veya işyerlerinde en fazla üyeye sahip olan sendika yetkilisi veya çalışan temsilcisinden oluşan üç kişilik bir komisyon tarafından aylık ve ücretlerin ödeneceği banka yukarıdaki esaslara göre tespit edilir. Bankalar ile yapılacak protokollerin süresi iki yıldan az beş yıldan çok olamaz. Bu çerçevede yapılacak protokol ile buna bağlı uygulamalar işçilerin rahatlıkla bilgi edinebileceği şekilde işyerlerindeki ilan panoları yoluyla ilan edilir. Bu maddenin yürürlük tarihinden önce işçilerin ücretlerinin ödenmesine yönelik olarak işverenlerin ilgili bankalarla yapmış oldukları ve halen yürürlükte bulunan protokoller, sürelerinin bitimine 6 aydan az kalmışsa geçerliliğini korur. Ancak, yürürlükteki protokollerin sona ermesine 6 aydan daha fazla süre bulunduğu takdirde, 1 ay içerisinde işverenler ile bankalar arasında bu maddeye uygun bir şekilde protokol anlaşması yapılır. Birinci fıkrada belirlenen hüküm uyarınca promosyon miktarının tamamını veya bir kısmını işçilere dağıtmayan işverenler, her bir işçi için ödenmesi gereken promosyon miktarını ödemekle yükümlüdürler ve ayrıca İş Kanunu'nun 102 nci maddesi gereğince idari para cezası verilir. Yapılan protokoller uyarınca, banka tarafından verilecek promosyon miktarının tamamının personele dağıtılması ile birinci fıkraya aykırı protokollere ilişkin denetimlerin esas ve usulleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılacak bir yönetmelik ile belirlenir." MADDE 2- 4857 sayılı Kanunun 102 nci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bend eklenmiştir. "d) Bu Kanunun ek 4 üncü maddesi gereğince komisyonları oluşturmayan ve banka ile yapılan protokoller uyarınca promosyon miktarlarını işçilere ödemeyen işveren, işveren vekili ve üçüncü kişiye bu durumda olan her işçi ve her ay için elli bin Türk Lirası idari para cezası uygulanır” MADDE 3- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 4- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

Yüz Yaşlıdan Sadece İkisi Kamusal Bakım Hizmetine ulaşabiliyor Haber

Yüz Yaşlıdan Sadece İkisi Kamusal Bakım Hizmetine ulaşabiliyor

Odunpazarı Belediyesi Eskişehir Strateji Geliştirme Ofisi’nin (ESGO) hazırladığı ‘En Düşük Emekli Maaşı Bağlamında Yaşlı Bakım Hizmetlerine Erişilebilirlik’ raporu, 2026 yılı itibarıyla en düşük emekli maaşıyla geçinen yaşlıların kurumsal bakım hizmetlerine erişimde ciddi bir çıkmazla karşı karşıya olduğunu ortaya koydu. Rapora göre Eskişehir’de yaklaşık 36–37 bin düşük gelirli yaşlıya karşılık, kamusal bakım kapasitesi en fazla 935 kişiyle sınırlı. YAŞLANAN NÜFUS, DARALAN BAKIM İMKÂNLARI Türkiye’de demografik yapı hızla değişirken, yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payı her geçen yıl artıyor. Doğurganlık oranlarının düşmesi ve yaşam süresinin uzaması, yaşlılık dönemine ilişkin bakım ihtiyacını da büyütüyor. Emeklilik gelirlerinin reel olarak gerilediği bir dönemde, yaşlı bireylerin bakım hizmetlerine erişimi giderek daha derin bir sosyal sorun haline geliyor. Eskişehir Strateji Geliştirme Ofisi (ESGO) tarafından hazırlanan çalışma, bu sorunu Eskişehir özelinde ele alarak, özellikle en düşük emekli maaşı alan yaşlı bireylerin kurumsal bakım hizmetlerine fiilen ulaşıp ulaşamadığını mercek altına alıyor. 36–37 BİN YAŞLI, 20 BİN TL MAAŞLA HAYATTA KALMA MÜCADELESİ VERİYOR Raporda, 2026 yılı için en düşük emekli maaşının 20.000 TL olduğu vurgulanarak, “TÜİK verilerine göre Eskişehir’de 65 yaş ve üzeri nüfus 121.047 kişi. Türkiye genelinde emeklilerin yaklaşık üçte birinin en düşük maaşı aldığı bilgisi esas alındığında, Eskişehir’de yaklaşık 36–37 bin yaşlının bu gelir grubunda yer aldığı tahmin ediliyor. Bu grup, yaşlı bakım hizmetlerine erişim açısından en kırılgan kesimi oluşturuyor” denildi. ÖZEL HUZUREVLERİ DÜŞÜK GELİRLİ YAŞLILAR İÇİN ERİŞİLEMEZ 2026 yılı fiyatları dikkate alındığında, özel huzurevleri düşük gelirli emekliler için neredeyse tamamen erişilemez durumda. Resmî taban ücret 20.250 TL ile en düşük emekli maaşının üzerine çıkarken, tavan ücret 106.616 TL’ye kadar ulaşıyor. Raporda, pek çok özel huzurevinin fiilen taban fiyat üzerinden hizmet vermediğine dikkat çekilerek, özel sektörün düşük gelirli yaşlılar için gerçekçi bir seçenek sunmadığı vurgulanıyor. DEVLET MERKEZLERİNİN SAYISI OLDUKÇA YETERSİZ Eskişehir’de devlete bağlı Fethi Yılmaz Sezer Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi, kamusal sübvansiyon sayesinde en düşük emekli maaşı alan yaşlılar için en erişilebilir modeli sunuyor. Aylık ücretler 8.274 TL ile 15.196 TL arasında değişiyor. Ancak bu merkezlerin en büyük sorunu kapasite yetersizliği. Devlete bağlı tüm merkezlerde barındırılabilen yaşlı sayısı 600–800 kişi ile sınırlı. BELEDİYE MODELİ DENGE UNSURU Odunpazarı Belediyesi’ne ait Lütfü Yüksel Yaşlı Bakım Merkezi, devlet ve özel sektör arasında denge unsuru olması bağlamında önem taşıyor. Aylık ücretler 18.000 TL’den başlarken, bakım ihtiyacı arttıkça ve özel oda tercih edildiğinde maliyet artıyor. Belediye, kamusal sübvansiyon ile aylık ücretleri asgari düzeyde tutmaya çalışıyor. KAMUSAL KAPASİTE EN FAZLA 935 KİŞİ Rapora göre Eskişehir’de devlet ve belediye eliyle sunulan toplam kamusal yaşlı bakım kapasitesi yaklaşık 735–935 kişi arasında değişiyor. Bu sayı, en düşük emekli maaşı aldığı tahmin edilen 36–37 bin yaşlıyla karşılaştırıldığında çarpıcı bir tablo ortaya koyuyor. Düşük gelirli yaşlıların yalnızca %2–3’ü, toplam yaşlı nüfusun ise %1’inden azı kamusal nitelikli kurumsal bakım hizmetlerinden yararlanabiliyor. SOMUT YAŞLI BAKIM KRİZİ Raporda, yaşlı bakımının bireysel tercihlere ya da piyasa mekanizmalarına bırakılamayacak kadar temel bir sosyal politika alanı olduğu vurgulanıyor. Mevcut durumda düşük gelirli yaşlılar ya aile desteğine bağımlı kalıyor ya da yetersiz bakım koşullarına razı olmak zorunda bırakılıyor. Eskişehir örneği, yaşlı bakım krizinin soyut değil; sayılarla ölçülebilen, somut bir sorun olduğunu ortaya koyuyor. POLİTİKA ÖNERİLERİ Rapor, yaşlı bakım hizmetlerine ilişkin şu politika önerilerini öne çıkarıyor: En düşük emekli maaşı alan yaşlılar için kademeli bakım destek ödeneği oluşturulması. Devlet ve belediyelere ait bakım merkezlerinin sayısının artırılması. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın, yaşlı bakım hizmeti veren belediyelere ödenek sağlaması. Özel huzurevlerinde taban fiyat uygulamasının etkin biçimde denetlenmesi. Düşük gelirli yaşlılar için kontenjan ayıran özel işletmelere teşvik verilmesi. Evde ve gündüzlü bakım modellerinin yaygınlaştırılması. ESGO’nun çalışması, 2026 itibarıyla yaşlı bakım hizmetlerinin en düşük emekli maaşı alan yurttaşlar için ciddi bir erişim krizi barındırdığını ortaya koyuyor. Özel huzurevleri büyük ölçüde erişilemezken, kamusal bakım merkezleri hayati bir denge unsuru olsa da mevcut kapasite ihtiyacın çok gerisinde kalıyor.

Odunpazarı Belediyesi’nden Kadına Şiddetle Mücadele Atağı Haber

Odunpazarı Belediyesi’nden Kadına Şiddetle Mücadele Atağı

Odunpazarı Belediyesi, kadına yönelik şiddetle mücadelede yürüttüğü çalışmaları toplumun tüm kesimlerine yaymak amacıyla farkındalık eğitimlerini özel sektöre taşımaya başladı. Odunpazarı Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü tarafından Oldrati Kauçuk Fabrikası’nda düzenlenen seminer, çalışanların yoğun ilgisiyle gerçekleştirildi. Seminerde; kadına yönelik şiddetin türleri, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin şiddetle ilişkisi, şiddetin kadınlar üzerindeki psikolojik etkileri ve başvuru mekanizmaları ele alındı. Katılımcıların aktif olarak yer aldığı interaktif oturumlarda, kadın-erkek ilişkilerinde sağlıklı iletişim, sınırlar ve eşitlik temel kavramları üzerinde duruldu. Çalışanların soruları ve paylaşımlarıyla zenginleşen etkinlik, güçlendirici bir atmosferde tamamlandı. Odunpazarı Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü, kadına yönelik şiddetle mücadelede yalnızca kamu kurumlarına değil, özel sektöre de destek vermeyi sürdürüyor. Talep edilmesi halinde firmaların ihtiyaçlarına uygun içeriklerle eğitim, seminer ve atölye çalışmalarının planlanıp uygulanabileceğini belirten Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü yetkilileri, tüm kurum ve kuruluşlara iş birliği çağrısında bulundu. Kıraathanelerde başlattığı “Kadına Yönelik Şiddet” eğitimlerini artık iş yerlerinde de yaygınlaştıran Odunpazarı Belediyesi, toplumun her alanında farkındalığı artırmayı hedefliyor. Seminer sonunda katılımcılar, bu tür çalışmaların iş yerlerinde sürdürülmesinin büyük önem taşıdığını belirterek belediyenin çabalarına teşekkür etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.