SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ömer Fethi Gürer

Porsuk Haber Ajansı - Ömer Fethi Gürer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ömer Fethi Gürer haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Pancar Üreticisi Fiyat Bekliyor! Haber

Pancar Üreticisi Fiyat Bekliyor!

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, şeker pancarı üreticileriyle bir araya gelerek pancar alım kampanya öncesinde çiftçinin beklentilerini dinledi. Üreticiler, artan gübre, tohum, ilaç, sulama suyu, kira, mazot ve elektrik maliyetlerine dikkat çekerek pancar alım fiyatının en az 4 bin lira olmasını istedi. Bazı üreticiler ise çiftçi refahı düşünülüyorsa 4 bin 500 lira olmalı” dedi. Üreticiler gelecek yıl pancar ekimini artıracak seviyede fiyat beklentisi içinde olduklarını ifade ettiler. Gürer, Bor Pancar Ekicileri Kooperatif Başkanı ve Bor Ziraat Oda Başkanlarını da ziyaret etti. TBMM Tarım Orman ve Köy İşleri Komisyon Üyesi ve CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarlada üreticilerle buluştu. Gürer “şeker pancarının yalnızca üreticiyi değil, üretimden işleme ve pazarlamaya kadar geniş bir kesimi ilgilendiren stratejik bir ürün olduğuna dikkat çekti. Ömer Fethi Gürer, “Pancar stratejik bir ürün. Tohumunu, gübresini, ilacını satan, tarlada çapalayan, bakımını yapan, nakliyesini gerçekleştiren, fabrikada işleyen ve işlendikten sonra satışını yapan geniş bir kesimi ilgilendiriyor” dedi. Eylül ayında pancar kampanyasının başlayacağını belirten Gürer, pancar üreticisinin şu anda açıklanacak fiyatı beklediğini söyledi. Türkiye’de bu yıl yaklaşık 22 milyon ton pancar yetişmesinin beklendiğini ifade eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yıllık şeker üretiminin de 2,8-3 milyon ton aralığında olduğunu belirtti. Gürer, Türkiye’nin şeker pancarında kendi kendine yeterli olabilecek ülkelerden biri olduğunu vurgulayarak, “Türkiye bu bağlamda kendi kendine yetebilecek noktada olduğu ürünlerden biri pancar. Ancak son yıllarda pancar ekimlerinde alanın, üretimin ve rekoltenin varlığına rağmen çiftçi bu işten de çok mutlu değil. Çünkü girdi maliyetleri artıyor, aynı oranda gelir sağlayamıyor” diye konuştu. “GİRDİLER YÜZDE 100 ARTTI” Pancar üreticisi Kemal Çörekçi ise artan maliyetler nedeniyle üreticinin zor durumda olduğunu belirterek pancar için beklentisinin ton fiyatının 4 bin lira ile 4 bin 500 lira arasında olduğunu söyledi. Çörekçi, “Ben pancar alım fiyatının 4,5 lira olsun isterim. Çünkü girdiler çok pahalı” dedi. Geçen yıl desteklerle birlikte yaklaşık 3 bin 200 liralık fiyat açıklandığını hatırlatan Çörekçi, “Bu sene de 4 lira olmasını temenni ederiz çünkü girdilerimiz yüksek. Yani en az 4 bin olsun. 4 bin olsun ki çiftçiyi mutlu edecek rakam olsun, yüzü gülecek ki biz de seneye bir daha bu işi yapacağız” ifadelerini kullandı. Üretici, özellikle tohum fiyatındaki artışa dikkat çekerek, “Şimdi girdi maliyetleri önemli ölçüde arttı. Yüzde 100 arttı. 22 liraya aldığımız tohumu 38 liraya aldık. Akıllı tohum dediklerini, yani yüzde 100 zam geldi ona” diye konuştu. Çörekçi, “dekar maliyetimiz 25-27 bin lira. Dekarda verim 6'dan başlar, 8-9'a kadar çıkar. Yani bakımına göre, gübresine göre, sulamasına göre, şartlarına göre değişiyor” dedi. “SULAMA SUYU YÜZDE 100 ARTTI” Pancar üreticisinin maliyetlerinin yalnızca gübre ve tohumla sınırlı olmadığını belirten Ömer Fethi Gürer, sulama fiyatlarında da artış olup olmadığını sordu. Çörekçi, “Yüzde 100 artış var. 450 lira saat şu anda bizim burada suyun kooperatif...” diyerek sulama maliyetlerindeki artışı dile getirdi. Gürer ise üreticinin yaşadığı maliyet baskısını belirterek, “Yani sulama suyunuz arttı, gübre arttı, mazot arttı, elektrik gideri arttı.” dedi. Üretici de “Yüzde 100 arttı girdiler. Çok pahalı şu anda” diyerek artan maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirtti. Çörekçi, pancarın en az 4 bin liralık alım fiyatına ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, 4 bin 500 liranın ise gelecek yıl üretici sayısını artırabileceğini ifade ederek, “Yani en düşük 4.000 liralık fiyat ama diyor ki 4.500 lira olursa gelecek yıl ekim yapanın sayısında artış olur. Yani böyle fiyat vermedikçe millet pancardan dikmekten vazgeçmeye başladı. Çünkü adam masraf ediyor, ediyor, ediyor. 6-7 aldığımız zaman zarar ediyor. Yani 6-7 aldık mı zarar şu anda” diyen üretici, mevcut maliyetlerle üretimin sürdürülebilir olmadığını ifade etti. “ÖZELLEŞTİRME PANCARIN PAZARINDA DA SORUN YARATTI” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şeker fabrikalarının özelleştirilmesinin pancar üreticisi açısından ortaya çıkardığı sorunlara da dikkat çekerek, “Şimdi özelleştirme yapılması da şeker pancarının pazarında sorun yarattı. Niye? Özel sektör kâr etmeden bir işi yapmıyor” diyen Gürer, özellikle pancarın yan ürünü olan küspe konusunda yaşanan değişime dikkat çekti. Gürer, “Küspeyi daha önce fabrikaya pancarı veren çiftçiye ücretsiz verilirdi. Şimdi küspeyi fabrika parayla satıyor” dedi. Küspe fiyatının da 2,5 lirayı bulduğu söyleniyor şu anda paketi” ifadesini kullandı. Üretici de, “Pancar alım fiyatı ile nerede ise hemen hemen aynı yani. Bunun melası var, şekeri var. Bunları geç artık. Posasını yani o şekilde satıyorlar ama bize geldi mi fiyat niye korkuyorlar?” diye konuştu. GÜRER: “ŞEKER PANCARI MUTLAKA KORUNMALI” Ömer Fethi Gürer, üreticinin yaşadığı sorunun yalnızca pancarın tarladaki maliyetiyle sınırlı olmadığını, pancarın hayvancılık açısından da önemli bir ürün olduğunu belirtti. Gürer, “ Çiftçi diyor ki ben bir yıl emekle bunu üretiyorum, çabalıyorum. Ondan sonra götürüp teslim ediyorum fabrikaya. Küspeden alırken neredeyse pancarı sattığım fiyatla küspeyi alıyorum. Hayvancılarımız alıyor yani” sözleriyle küspe maliyetinin hayvancılık yapan üreticiler üzerindeki etkisine dikkat çekti. Şeker pancarının stratejik niteliği nedeniyle üreticinin desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Gürer, “Bu anlamda şeker pancarı üreticisinin desteklenmesi de gerekiyor. Çünkü şeker pancarı stratejik bir ürün olduğu için mutlak surette korunması gereken bir alan” dedi. Gürer ayrıca pancar şekerinin, nişasta bazlı şuruba karşı doğal ve önemli bir alternatif olduğunu belirterek, üretim maliyetlerindeki artışın pancarın pazardaki konumunu da etkilediğini belirterek, “Nişasta bazlı şurubun karşısında da doğal olarak şeker pancarının giderlerinin artması ona pazar yaratıyor. Bunun da önüne geçmek çiftçiye verilecek destekle ilgili.üreticinin sürdürülebilir biçimde üretim yapabilmesi için desteklerin artırılması gerekir” dedi. “ÇİFTÇİNİN TALEBİ NET: EN AZ 4 BİN LİRA” Pancar üreticisinin beklentisinin açık olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin mevcut maliyetler karşısında pancar alım fiyatının en az 4 bin lira olmasını istediğini söyledi. Gürer, “Çiftçi alım fiyatı olarak en düşük 4.000 lira olsun istiyor” diyerek pancar üreticisinin beklentisini kamuoyuna taşıdı. Üreticiler ise yalnızca bu yılın fiyatının değil, gelecek yıl pancar ekiminin devam edip etmeyeceğinin de açıklanacak alım fiyatına bağlı olduğunu belirterek, maliyetleri karşılayacak ve üreticiyi yeniden tarlaya teşvik edecek bir fiyat açıklanması çağrısında bulundu. EYLÜL AYINDA SÖKÜM BAŞLIYOR CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer 20 Eylül’de genelde pancar alım kampanyası başlar. Çiftçi, üretici bu süreçte alım fiyatı açıklanmasını bekler. 6 dekara 40 bin TL ilaçlı tohum ekiliyor. 1 dekara en az 13 kez su veriliyor. Dekar su gideri de 25 bin lirayı buluyor. Geçen yıl destekle tonu 3100 TL’ dan çiftçi pancarın 16 polarını fabrikaya verdi. Bu yıl sulama suyu için elektrik, tarla kira gideri, gübre, mazot, tohum geçen yıla göre enflasyon üzerinde artış gösterdi. Girdilerde artışa müdahale etmeyen iktidar alım fiyatında çiftçiyi başabaş noktasında bırakıyor ve çiftçi refahını sağlayacak bir gelir olmayınca çiftçi borcunu ödemekte zorlanıyor. Çok çiftçi bankalarda borç ödemekte zorlanıyor. İcralık çiftçi sayısı artıyor” dedi. GÜRER, SORUNLARI DİNLEDİ CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Bor Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Fatih Eriç ve yönetim kurulu üyeleri ile Bor Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı ve Bor Ziraat Odası Başkanı Nurettin Eriç ile bir araya gelerek bölgedeki çiftçi ve üreticilerin sorunlarını görüştü. Bor Pancar Ekicileri Kooperatifi’nin bölge çiftçisi açısından önemli bir merkez olduğunu belirten Gürer, üreticilerin yaşadığı sorunları yerinde dinlemenin önemine dikkat çekti. Bor Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Fatih Eriç, Niğde, Nevşehir, Aksaray ve Ereğli bölgelerini kapsayan 27 bin ortaklı kooperatif olarak üreticilerin tohumdan gübreye, ilaçtan makine ve ekipmana kadar birçok ihtiyacını karşılamaya çalıştıklarını belirterek Gürer’e ziyareti için teşekkür etti. Bor Ziraat Odası Başkanı Nurettin Eriç de tarım sektörünün mevcut durumunun sahada ve üreticiyle doğrudan görüşülerek değerlendirilmesinin önemine vurgu yaparak, çiftçi ve üreticilerin sorunlarına gösterdiği duyarlılık nedeniyle Gürer’e teşekkürlerini iletti.

CHP'li Gürer’den Çağrı: "Tarım Kesimindeki İcraları Durdurun" Haber

CHP'li Gürer’den Çağrı: "Tarım Kesimindeki İcraları Durdurun"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, üreticilerin yaşadığı ekonomik çıkmazın tarladan depoya kadar uzandığını belirterek, geçen ay dalındaki domateslere uygulanan hacizlerin ardından bu kez soğuk hava deposunda elmaların icra yoluyla satışa çıkarıldığını söyledi. Ömer Fethi Gürer, tarım sektörünün bankalara olan borcunun 1 trilyon 459 milyar liraya yükseldiğini, üreticinin emeğinin, alın terinin ve aylar süren mücadelesinin icra dosyalarına konu olmasının tarımın içine sürüklendiği ödeme güçlüğünün göstergesi olduğunu ifade etti. Kayseri Yeşilhisar İcra Dairesi tarafından yayımlanan satış ilanına göre, bir soğuk hava deposunda bulunan borçlu üretici V.Y.’ye ait 65 bin kilogram Arjantin, Golden, Starking ve Pikleydi cinsi elma, yaklaşık 4 milyon 424 bin 264 lira muhammen bedelle icra yoluyla satışa çıkarıldı. TARLADAN DEPOYA KADAR HACİZ CHP’li Ömer Fethi Gürer, yaşananların münferit olaylar olmadığını belirterek, “Geçtiğimiz ay üreticinin dalındaki domatese haciz uygulanıyordu. Bugün ise aylarca emek verilerek üretilen ve değer bulması için soğuk hava deposunda depolanan elmalar icra yoluyla satışa çıkarılıyor. Bu tablo, üreticinin borç ödeme konusunda içinde bulunduğu ekonomik darboğazın göstergesidir. Çiftçi, üretici, besici artık ürettiği ürünü satamıyor, borcunu çeviremiyor ve sonunda emeği icra masasında satışa çıkarılıyor.” dedi. ÜRETİCİ BORÇLA ÜRETİM YAPIYOR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımsal üretimde girdi maliyetlerinin sürekli arttığını belirterek, “Çiftçi mazotu, gübreyi, ilacı, tohumu, elektriği krediyle alıyor. Hasat zamanı geldiğinde ise ürün değerine para etmiyor. Borçlarını ödeyemeyen üreticinin traktörü, tarlası, dalındaki ürünü, şimdi de depodaki elması haczediliyor. İktidar bu süreci durduracak önlemler almalıdır. İcralar durdurulup ek kredi desteği sağlanmalıdır.” diye konuştu. TARIMDA İCRA DOSYALARI DURUMUN FOTOĞRAFIDIR TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 65 ton elmanın icra yoluyla satışa çıkarılmasının yalnızca bir hukuki işlem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, “Bugün satışa çıkarılan sadece 65 ton elma değildir. Satışa çıkarılan, çiftçinin umudu, emeği ve geleceğidir. Bir üreticinin ürününün icra yoluyla satılması, üreticinin ürününün değeri altında işlem görmesine de neden olabilecektir. Her ay farklı bir ilde, farklı ürünler için haciz haberleri geliyor. Çiftçi üretirken değil, borcunu nasıl ödeyeceğini düşünerek yaşamaya çalışıyor.” şeklinde konuştu. ÜRETİCİYİ KORUYACAK POLİTİKALAR ŞART CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım sektörünün ayakta kalabilmesi için üreticiyi rahatlatacak acil adımlar atılması gerektiğini vurgulayarak, “Üreticinin borçları yapılandırılmalı, borç faizleri silinmeli, girdi maliyetleri düşürülmeli ve ürününü değerinde satabileceği planlı bir üretim modeli oluşturulmalıdır. Aksi hâlde bugün depodaki elmaya uygulanan icra, yarın başka bir ilde başka bir ürüne uygulanacak. Çiftçi, üretici, besici her ay yeni bir icra ile karşı karşıya kalıyor. Tarla, traktör, ev, dalda ve depoda ürün, inek, Malta keçisine kadar yaygınlaşan icralar, tarımda sorunların hangi boyuta geldiğini gösteriyor.” dedi.

Gürer: “Tarımda Çalışan Nüfus Yüzde 10,7’den Yüzde 5,23’e Geriledi” Haber

Gürer: “Tarımda Çalışan Nüfus Yüzde 10,7’den Yüzde 5,23’e Geriledi”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de tarım sektöründe çalışan nüfusun ve sigortalı çiftçi sayısının hızla düştüğünü vurgulayarak girdi maliyetleri, düşük alım fiyatları ve ithalata dayalı politikaların üreticiyi tarladan uzaklaştırdığını belirtti. CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulunda yaptığı değerlendirmelerle Türkiye tarımındaki çöküşü ve gıda krizinin arka planını gözler önüne serdi. Türkiye nüfusu artarken tarımda üretim yapan ve çalışan sayısının belirgin biçimde azaldığına dikkat çeken Gürer, “Veriler gösteriyor ki tarımda hem çalışanda hem de üretende ciddi bir gerileme var” dedi. Sigortalı Çiftçi Sayısı 17 Yılda Yarı Yarıya Düştü Tarımda sigortalı çalışan çiftçilerin sayısındaki düşüşe de dikkat çeken Gürer, özellikle son 17 yıldaki değişimin dikkat çekici olduğunu belirtti. Gürer, “Sigortalı işçi ve çiftçi sayısı da on yedi yılda önemli ölçüde gerilemiş. 2009 yılında 1 milyon 14 bin olan sigortalı çiftçi sayımız şu anda 562 bin 120’ye düşmüş durumda” dedi. Bu rakamların tarım sektöründeki sorunların boyutunu açık biçimde gösterdiğini ifade eden Gürer, “Bu durumda veriler gösteriyor ki tarımda önemli ölçüde çalışanda, üretende bir gerileme var” diye konuştu. “ÇİFTÇİ KAZANIRSA İŞİNİ SÜRDÜRÜYOR” Çiftçiliğin sürdürülebilmesi için üreticinin emeğinin karşılığını alması gerektiğini vurgulayan Gürer, çiftçinin para kazanamadığında üretimden koparak büyük kentlere yöneldiğini söyledi. Gürer, bu durumu şöyle anlattı: “Bunlar neden oluyor? Çiftçilik kişi başı yapılan bir iş. Üretici, çiftçi kazanırsa işini sürdürüyor, kazanamazsa büyük kentlere gelip orada daha zor koşullarda maaşla çalışmak için iş arıyor.” Çiftçinin karşı karşıya kaldığı temel sorunların başında yüksek girdi maliyetlerinin geldiğini belirten Gürer, üreticinin ürününü pazarlamakta da ciddi sorunlar yaşadığını dile getirdi. Gürer, “Girdi maliyetleri yüksek, ürettiği ürünü pazarlamada sorunu var, kendisine sağlanan destekler yetersiz” dedi. “BEN ÜRETİYORUM, BENDEN ALIP GİDEN PARA KAZANIYOR” Üreticinin kendi ürettiği üründen yeterli geliri elde edememesinin tarımdan kopuşu hızlandırdığını belirten Gürer, çiftçinin yaşadığı kırgınlığı şu sözlerle ifade etti: “Ürettiği üründen kendisi para kazanamazken aracının, ithalatçının para kazandığını görünce doğal olarak kırgınlıklar da yaşıyor.” Çiftçinin yaşadığı sorunu kendi sözleriyle dile getiren Gürer, “Diyor ki: ‘Ben bir yılda ürünü üretiyorum, benden alıp giden para kazanıyor, ben kazanamıyorum.’” ifadelerini kullandı. Gürer, üreticinin emeğinin karşılığını alamamasının yalnızca çiftçinin ekonomik durumunu değil, Türkiye’nin tarımsal üretim geleceğini de tehdit ettiğini vurguladı. “DÜŞÜK ALIM FİYATI ÜRETİCİYİ ÜRETİMDEN UZAKLAŞTIRIYOR” Tarım ürünlerinde açıklanan alım fiyatlarının üreticinin beklentilerini karşılamadığını ifade eden Gürer, fındık, çay ve buğday üzerinden örnek verdi. Gürer, “Bugün fındığın fiyatı açıklandı, alım fiyatı düşük, çayda fiyat düşük, buğdayda fiyat düşük” dedi. Düşük alım fiyatı politikasının üreticiyi üretimden uzaklaştırdığını belirten Gürer, “Düşük alım fiyat politikasıyla oluşturulan sonuç da o üretimi yapanların o işten uzaklaşmasını getiriyor” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE İTHALATÇI BİR ANLAYIŞLA YÖNETİLİYOR” Türkiye’nin tarım politikasında ithalata dayalı yaklaşımın hâkim olduğunu savunan Gürer, üreticinin desteklenmesi yerine çözümün dışarıdan ürün getirmekte arandığını söyledi. Gürer, “Türkiye bir de ithalatçı bir anlayışla yönetiliyor. Tarım politikalarıyla üreticiyi, çiftçiyi, besiciyi desteklemek yerine çözüm ithalatta aranıyor” diye konuştu. İthalatın kısa vadede raflardaki ürün miktarını artırıyor gibi görünse de vatandaşın alım gücündeki düşüş nedeniyle toplum açısından farklı bir tablo ortaya çıktığını belirten Gürer, “Görünürde rafta ürün var; gerçi vatandaşın alım gücü düşük olduğu için de istediği her ürünü alamıyor” dedi. Gürer, “Cepteki para raftaki ürünü almaya yetmediği için dolaylı bir kıtlık da gerçekleşiyor” ifadelerini kullandı. “VATANDAŞIN ALIM GÜCÜ ETİ, SÜTÜ, MEYVEYİ ALMAYA YETMİYOR” Vatandaşın temel gıda ürünlerine erişiminde yaşanan sorunlara da dikkat çeken Gürer, etten süte, meyveden sebzeye kadar geniş bir alanda alım gücünün gerilediğini söyledi. Gürer, “Ette, sütte, meyvede, sebzede vatandaşın alım gücü bunu almaya yetmiyor” dedi. Üreticinin de ürününü satamadığında gelecek yıl üretim tercihlerini değiştirdiğini belirten Gürer, bunun tarımsal üretimde yeni sorunları beraberinde getirdiğini ifade etti. Gürer, “Üreten de ürettiği ürün tarlada kaldığı için ikinci yıl desen değiştiriyor. Ürün deseni değiştirince ürün az oluyor. Bu kere de raftaki ürünün fiyatı farklılaşıyor” diye konuştu. “DOĞRU TARIM POLİTİKASININ TEMELİ ÜRETİM PLANLAMASIDIR” Türkiye’nin tarımda yaşadığı sorunların çözümü için üretimden vazgeçmek yerine üreticiyi merkeze alan politikaların uygulanması gerektiğini vurgulayan Gürer, doğru tarım politikasının temel unsurlarını da sıraladı. Gürer, “Doğru bir tarım politikasının temeli; üretim planlaması, üreticinin girdi maliyetlerinin düşürülmesi, sübvanse desteklerinin verilmesi, mazotta ÖTV’nin, KDV’nin kaldırılması, kooperatifçiliğin geliştirilmesi” dedi. Tarımın sürdürülebilirliği için çiftçinin üretimde kalmasının zorunlu olduğunu belirten Gürer, üreticinin desteklenmediği, girdi maliyetlerinin düşürülmediği ve emeğinin karşılığını alamadığı bir sistemin uzun vadede hem çiftçiyi hem de tüketiciyi daha büyük sorunlarla karşı karşıya bırakacağını ifade etti. Gürer’in TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı değerlendirmeler, Türkiye’de tarımda çalışan nüfusun azalması, sigortalı çiftçi sayısındaki gerileme, yüksek girdi maliyetleri, düşük ürün fiyatları, ithalata dayalı politikalar ve vatandaşın düşen alım gücünün birbirini tetikleyen sorunlar haline geldiğine dikkat çekti.

CHP'li Gürer'den Kırmızı Et ve İthalat Tepkisi: "Yıllık Kota İlk Altı Ayda Çöktü" Haber

CHP'li Gürer'den Kırmızı Et ve İthalat Tepkisi: "Yıllık Kota İlk Altı Ayda Çöktü"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye'nin kırmızı et politikası ile hayvancılık ithalatına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın yılbaşında açıkladığı yıllık ithalat kotalarının daha ilk altı ayda aşıldığını belirten Gürer, milyonlarca doların yabancı besicilere aktarıldığını söyledi. ​Yıllık İthalat Hedefi Altı Ayda %80'i Aştı ​İktidarın ithalat yoluyla hayvancılıktaki açığı kapatma ve et fiyatlarını düşürme politikasının beklenen sonucu vermediğini vurgulayan CHP'li Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 2026 yılı boyunca toplam 500 bin baş besilik sığır ithal edileceğini duyurduğunu hatırlattı. Ancak daha yılın ilk altı ayında bu rakamın büyük ölçüde tüketildiğini ifade eden Gürer, şu bilgileri paylaştı: ​"Daha yılın ilk altı ayında ithal edilen sığır sayısı 412 bin 343'e ulaştı. Bakanlığın koca bir yıl için koyduğu hedefin yüzde 80'inden fazlasını daha ilk yarıda tükettik. Yabancı besicilere ve yabancı ülkelerin hayvancılığına sadece 6 ayda tam 736 milyon 951 bin dolar ödeme ile destek sağlandı. Gemiler dolusu hayvan getiriyor, servet harcıyoruz ama vatandaşın et yemek için tabağı yine boş kalıyor." ​İlk Altı Ayda Hangi Ülkeden Kaç Sığır Getirildi? ​Okyanusları aşarak dünyanın farklı bölgelerinden canlı hayvan ithal edildiğini belirten Gürer, 2026'nın ilk yarısında gerçekleştirilen besilik sığır ithalatının ülkelere göre dağılımını da paylaştı. Buna göre Türkiye, en çok sığırı 250 bin 983 baş ile Brezilya'dan ithal etti. Brezilya'yı 147 bin 866 baş ile Uruguay takip ederken; listede 8 bin 572 baş ile Avustralya, 2 bin 633 baş ile Azerbaycan, 1 bin 280 baş ile Estonya, 609 baş ile Letonya ve 400 baş ile Polonya yer aldı. ​"Yeni Nesiller Antrikot ve Bonfilenin Tadını Bilmeden Büyüyecek" ​Getirilen on binlerce canlı hayvana rağmen sektörün temel sorunlarının çözülemediğine ve vatandaşın uygun fiyata et yiyemediğine dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, dar gelirli vatandaşların, emeklilerin ve asgari ücretlilerin et almakta büyük zorluk yaşadığını belirtti. ​Yerli besicinin artan yem fiyatları ve ahır giderleri altında ezildiğini ifade eden Gürer, üreticilerin bir yıl boyunca baktıkları hayvanları satışa çıkardıklarında masraflarını bile karşılayamadıklarını dile getirdi. Gürer, eleştirilerini şu sözlerle sürdürdü: ​"Bu gidişle yeni nesiller antrikotun, bonfilenin ve pirzolanın tadına bakamadan büyüyecek. Kendi besicisini yem maliyetleri altında ezdiren ve yeterince desteklemeyenler, ne yazık ki başka ülkelerdeki besicileri zengin ediyor." ​Yılbaşından Bu Yana Et Fiyatları Ne Kadar Arttı? ​Piyasadaki fahiş artışlara da değinen CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yılbaşından bu yana kırmızı et fiyatlarındaki tırmanışı gözler önüne serdi. Gürer'in paylaştığı verilere göre fiyat değişimleri şu şekilde gerçekleşti: ​Dana Kıyma: Yılbaşında 690 TL iken bugün 850 TL'ye yükseldi. ​Dana Kuşbaşı: Yılbaşında 740 TL iken bugün 920 TL oldu. ​Dana Antrikot: Yılbaşında 950 TL iken bugün 1.495 TL'yi gördü. ​Dana Bonfile: Yılbaşında 1.050 TL iken bugün 1.950 TL'ye ulaştı. ​Kuzu Pirzola: Yılbaşında 1.050 TL iken bugün 1.950 TL oldu. ​Kuzu Kuşbaşı: Yılbaşında 930 TL iken bugün 1.320 TL'den satılıyor. ​Artan maliyetlerin tablodaki tablonun ana nedeni olduğunu belirten Gürer; besicinin yem ve ahır giderlerinden, kasapların ise kira, işçilik, elektrik, mazot ve nakliye zamlarından dert yandığını ifade etti. Tüm bu süreçte kazanan tarafın yine ithalatçılar ve aracılar olduğunu vurgulayan Gürer, “İthalat bir çözüm değildir. Ülke hayvancılığı geliştirilerek yerli üretim desteklenmeli, mera hayvancılığının yaygınlaşmasını sağlayacak düzenlemeler acilen hayata geçirilmelidir” diyerek çağrıda bulundu.

Ne Yediğimizi Ne İçtiğimizi Bilmiyoruz! Haber

Ne Yediğimizi Ne İçtiğimizi Bilmiyoruz!

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada gıda denetimlerindeki yetersizliğe sert tepki gösterdi. Bilinen bir peynir markasında yaşanan mikrobiyolojik uygunsuzluğa dikkat çeken Gürer, gıda güvenliğinin vatandaşın şikâyetine bırakılamayacağını vurguladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulunda konuşan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gıda ürünlerindeki denetim sorunları ve halk sağlığı risklerine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. "Ne yediğimizi ne içtiğimizi bilmiyoruz" diyerek duruma tepki gösteren Gürer, gıda denetim mekanizmasının yetersiz kaldığını ve doğrudan toplum sağlığını tehdit ettiğini belirtti. Tanınmış Peynir Markasındaki Skandal Denetim Eksikliğini Gösterdi Yıllardır tüketilen köklü bir gıda markasının peynirinde Alo 174 Gıda Hattı’na yapılan ihbar sonrası denetim gerçekleştirildiğini hatırlatan Ömer Fethi Gürer, incelemede ürünün Türk Gıda Kodeksi Mikrobiyolojik Kriterler Yönetmeliği'ne aykırı bulunduğunu söyledi. Söz konusu sorunun merdiven altı bir tesiste değil, marka olmuş bir firmada yaşanmasının vahameti artırdığına dikkat çeken Gürer, şu ifadeleri kullandı: "Merdiven altı üretimde böyle bir tabloyla karşılaşılması eleştirilebilir ancak ülkemizin marka olmuş ürünlerinden birinde bile bu durumun yaşanması, denetim mekanizmasının yeterince etkin işlemediğini gösteriyor." "Gıda Güvenliği Vatandaşın Şikâyetine Bırakılamaz" Tarım ve Orman Bakanlığının olayın ardından denetimleri artıracağını duyurduğunu anımsatan Gürer, denetimlerin yalnızca şikâyet veya ihbar üzerine yapılmasının yanlış olduğunu vurguladı. Denetimlerin periyodik ve sistemli olması gerektiğini belirten CHP’li vekil, "Eğer vatandaş Alo 174'e ihbarda bulunmasaydı, o peyniri tüketmeye devam edecektik. Gıda güvenliği vatandaşın şikâyetine bırakılmamalıdır. Denetimler sürekli, yaygın ve etkin şekilde yapılmalıdır" şeklinde konuştu. Belediyelere Denetim Yetkisi ve Laboratuvar Çağrısı Gıda güvenliğinin bir halk sağlığı meselesi olduğunu vurgulayan Ömer Fethi Gürer, çözüm için şu önerileri sıraladı: Belediyelerin Yetkileri İade Edilmeli: Gıda denetim süreçlerinin güçlendirilmesi için belediyeler yeniden yetkilendirilmeli. Belediye Laboratuvarları Açılmalı: Kapanan veya pasifleşen belediye laboratuvarları hızla faaliyete geçirilmeli. Personel İstihdamı Artırılmalı: Saha denetimlerinin etkinleşmesi için yeterli sayıda uzman gıda denetim personeli ataması yapılmalı. Gürer, gıdada yaşanan denetim eksikliklerinin basit bir mevzuat meselesi olmadığını, doğrudan toplum sağlığını ilgilendiren hayati bir sorun olduğunu belirterek konuşmasını tamamladı.

Çukobirlik’in Ayçiçeği Fiyatına Tepki: "35,5 Lira Üreticiyi Kurtarmaz! Haber

Çukobirlik’in Ayçiçeği Fiyatına Tepki: "35,5 Lira Üreticiyi Kurtarmaz!

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Çukurova’da başlayan ayçiçeği hasadını ve Çukobirlik’in açıkladığı alım fiyatlarını değerlendirdi. Türkiye’nin ayçiçeğinde hâlâ yüzde 30 arz açığı bulunduğuna dikkat çeken Gürer, üreticinin maliyetlerinin altında ezilmesi durumunda üretimden vazgeçeceğini belirterek uyarılarda bulundu. Çukurova bölgesindeki kıraç arazilerde ayçiçeği hasadı devam ederken, Çukobirlik yüzde 44 randımanlı ayçiçeği için kilogram alım fiyatını 35,5 TL olarak açıkladı. Geçen yıl Eylül ayında aynı ürünün alım fiyatının 33 TL olduğunu hatırlatan Ömer Fethi Gürer, açıklanan rakamın artan girdi maliyetleri karşısında yetersiz kaldığını vurguladı. "Üretim Artsa da Yüzde 30’luk Arz Açığı Devam Ediyor" TÜİK verilerine göre bu yıl ayçiçeği rekoltesinde geçen yıla kıyasla yaklaşık yüzde 16’lık bir artış beklendiğini aktaran Gürer, buna rağmen yerli üretimin ihtiyacı karşılamaya yetmediğini kaydetti. Türkiye'nin ayçiçeği tohumu ve ayçiçek yağında dışa bağımlı kaldığına işaret eden Gürer, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Ülkemizde ayçiçeğinde yaklaşık yüzde 30'luk açık devam ediyor. Bu açığın kapatılabilmesi için üreticiye doğru, zamanında ve gerçekçi destekler verilmelidir. Ayçiçeği tohumu ve ayçiçek yağı ithalatının önüne geçmenin yolu, üreticiyi üretimde tutacak destekleri sağlamaktan geçmektedir." "Çiftçi Kazanamazsa Ürün Deseni Değişiyor, İthalat Kapısı Açılıyor" Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için çiftçinin kazanç sağlamasının şart olduğunu vurgulayan CHP'li Milletvekili, gıda güvencesinin ithalatla sağlanamayacağını ifade etti: "Sürekli üretim artışını sağlamak için üreticinin ürettiği üründen para kazanabilmesi gerekiyor. Çiftçi kazanamadığı zaman ürün desenini değiştiriyor. Her ürün desenindeki değişiklik ise yeni ithalat kapılarının açılmasına neden oluyor. Bu durum ülkemiz tarımına önemli ölçüde zarar veriyor." "Çözüm İthalatta Değil, Yerli Üreticide" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, maliyetleri karşılayacak ve sürdürülebilir üretimi teşvik edecek alım ile destekleme politikalarının acilen hayata geçirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Gürer, “Türkiye'nin gıda güvencesini sağlamasının yolu, ithalatı artırmaktan değil, üreticiyi üretimde tutmaktan geçmektedir. Çiftçinin kazandığı, üretimin arttığı bir tarım politikası hem ithalatı azaltacak hem de ülkemizin tarımsal geleceğini güvence altına alacaktır” diyerek sözlerini tamamladı.

Pestisit Kullanım Oranları Dünya Ortalamasının Birkaç Katına Ulaştı! Haber

Pestisit Kullanım Oranları Dünya Ortalamasının Birkaç Katına Ulaştı!

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, yılbaşından 17.07.2026 tarihleri arasında Avrupa Birliği Gıda ve Yem İçin Hızlı Alarm Sistemi verilerini değerlendirerek, Türkiye kaynaklı gıda ürünlerine ilişkin alarm bildirimlerinin endişe verici boyutlara ulaştığını söyledi. Gürer, Avrupa Birliği ülkelerince Türkiye menşeli ürünler hakkında yapılan 270 bildirimin 197'sinin sınırdan geri çevrilme, 195'inin ise "ciddi risk" kapsamında değerlendirilmesinin tarım ve gıda denetim sistemindeki sorunları açıkça ortaya koyduğunu ifade etti. 270 BİLDİRİMİN 197'Sİ SINIRDAN GERİ ÇEVRİLDİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Avrupa Birliği'nin resmi kayıtlarına göre Türkiye hakkında yapılan 270 bildirimin büyük bölümünün ürünlerin daha sınır kapılarında reddedilmesiyle sonuçlandığını belirterek, "Türkiye'den Avrupa'ya gönderilen ürünlerle ilgili 270 bildirim yapılmış. Bunların 197'si sınır reddi, 13'ü alarm bildirimi, 49'u bilgilendirme, 11'i ise takip amaçlı bildirim niteliğinde. İhraç edilen ürünlerin yaklaşık dörtte üçünün Avrupa Birliği sınırlarında geri çevrilmesi, üreticinin değil; denetim mekanizmasının ve yanlış tarım politikalarının sorgulanması gerektiğini gösteriyor," dedi. 195 BİLDİRİM CİDDİ RİSK OLARAK DEĞERLENDİRİLDİ CHP’li Ömer Fethi Gürer, bildirilen ürünlerin büyük bölümünün insan sağlığını tehdit eden riskler taşıdığına dikkat çekerek, "270 bildirimin 195'i doğrudan ciddi risk kapsamında değerlendirilmiş. Ayrıca 38 bildirim de potansiyel ciddi risk taşıyor. Yani toplam bildirimin yaklaşık yüzde 86'sı yüksek risk grubunda yer alıyor. Bu tablo, ihracat öncesi denetimlerin yeterince etkin yapılmadığını ortaya koyuyor," Diye konuştu. ÜRETİM MERKEZLERİNDE PESTİSİT KULLANIMI DÜNYA ORTALAMASININ KAT KAT ÜZERİNDE CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye'de pestisit kullanımının özellikle yoğun üretim yapılan bölgelerde dünya ortalamasının çok üzerine çıktığını belirterek, "Dünya genelinde hektar başına pestisit kullanımı yaklaşık 2,6 kilogram düzeyindedir. Türkiye ortalaması 2,1-2,3 kilogram arasında görünse de bu rakam gerçeği tam olarak yansıtmıyor. Çünkü üretimin yoğun olduğu ilk 10 ilde kullanım 6,7 kilograma, Konya hariç tutulduğunda ise 9 üretim ilinde hektar başına 9,5 kilograma kadar çıkıyor. Soframıza gelen sebze ve meyvenin yetiştiği illerde pestisit kullanım oranları dünya ortalamasının birkaç katına ulaşmış durumda," dedi. "EN BÜYÜK SORUN MİKOTOKSİNLER" Verilerine göre bildirimlerin önemli bölümünün mikotoksinlerden kaynaklandığını belirten Gürer, özellikle kurutulmuş meyve, baharat ve sert kabuklu ürünlerde görülen aflatoksin ve ochratoksin sorununa dikkat çekti. Gürer, "En fazla bildirim nedeni Ochratoksin A oldu. Bunun yanında aflatoksin B1 ve toplam aflatoksin nedeniyle de çok sayıda ürün Avrupa kapılarından geri döndü. Mikotoksinler uygun olmayan depolama, kurutma ve üretim koşullarında oluşuyor. Bu nedenle yalnızca üretim değil, hasat sonrası süreçlerin de etkin şekilde denetlenmesi gerekiyor," şeklinde konuştu. PESTİSİT KALINTILARI İHRACATI ZORLUYOR Ömer Fethi Gürer, pestisit kalıntılarının da Türkiye'nin ihracatında önemli bir sorun olmaya devam ettiğini belirterek, "Acetamiprid, Formetanate, Indoxacarb, Prochloraz, Imazalil, Fosthiazate gibi birçok pestisit nedeniyle Avrupa Birliği tarafından bildirim yapılmış. Çiftçi bilinçlendirilmeden, etkin denetim yapılmadan ve kalıntı analizleri yaygınlaştırılmadan bu sorunların çözülmesi mümkün değildir," dedi. EN FAZLA BİLDİRİMİ BULGARİSTAN, ALMANYA VE FRANSA YAPTI Gürer, "Türkiye kaynaklı bildirimlerin en büyük bölümünü Bulgaristan, Almanya ve Fransa gerçekleştirmiştir. Bulgaristan 65, Almanya 61, Fransa ise 53 bildirim yapmıştır. Bu üç ülke tek başına toplam bildirimlerin yaklaşık üçte ikisini oluşturuyor. Bu durum Türkiye'nin Avrupa pazarındaki güvenilirliğini de olumsuz etkiliyor," diye konuştu. SORUN ÇİFTÇİDE DEĞİL, PLANSIZ YÖNETİMDE CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye'nin tarımsal ihracatta itibarını koruyabilmesi için üretim ve denetim süreçlerinin yeniden ele alınması gerektiğini belirterek, "Üretici artan maliyetlerle mücadele ediyor. Gübre pahalı, ilaç pahalı, mazot pahalı. Tarım danışmanlığı yetersiz, denetimler eksik. Çiftçi yalnız bırakılırken ihracatta yaşanan her olumsuzluğun faturası üreticiye kesiliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı ihracata gidecek ürünlerde kalıntı analizlerini artırmalı, üreticiye eğitim ve teknik destek sağlamalı, pestisit kullanımını sıkı biçimde denetlemeli, depolama ve işleme süreçlerinde uluslararası standartları eksiksiz uygulamalıdır. Avrupa kapılarından geri dönen her ürün yalnızca ekonomik kayıp değil, aynı zamanda Türkiye'nin tarımsal itibarı açısından da ciddi bir uyarıdır," dedi.

2 Bardak Çay Parası, 1 Kilo Yaş Çay Etmiyor! Haber

2 Bardak Çay Parası, 1 Kilo Yaş Çay Etmiyor!

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2026 yılı yaş çay alım fiyatlarını sert bir dille eleştirdi. 35 TL olarak açıklanan fiyatın üreticiyi hayal kırıklığına uğrattığını belirten Gürer, "2 bardak çaya ödenen para, üreticinin 1 kilo çayına verilmedi" dedi. Yaş Çay Alım Fiyatı Üreticiyi Memnun Etmedi TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, açıklanan 35 liralık yaş çay fiyatının ne maliyetleri karşıladığını ne de emeğin karşılığını verdiğini savundu. Geçtiğimiz yıl 1 milyon 340 bin ton çay hasadı yapıldığını hatırlatan Gürer, düşük fiyat politikaları nedeniyle verimlilik ve rekoltenin giderek düştüğüne dikkat çekti. "Üreticinin Alım Gücü 2,5 Kilo Geriledi" Gürer, yaş çay fiyatını kuru çay pariteleri üzerinden değerlendirerek üreticinin yaşadığı kaybı şu rakamlarla özetledi: Geçen Yıl: 6 kilo yaş çay = 1 kilo kuru çay. Bu Yıl: 8,5 kilo yaş çay = 1 kilo kuru çay. Kaybedilen Değer: Üreticinin sadece kuru çay bazında 2,5 kilo kaybı var. Gürer, "Başa baş noktasını yakalayabilmek için fiyatın en az 40 liranın üzerinde, gerçek değerinin ise 50 lira civarında olması gerekiyordu" ifadelerini kullandı. Çay İthalatına 153 Milyon Dolar Döviz Gitti Türkiye'nin çayda yeterlilik seviyesinin %95'e gerilediğini ve arz açığı riskinin büyüdüğünü belirten Gürer, çarpıcı ithalat verilerini paylaştı: 2022-2026 Dönemi: 67 bin 552 ton siyah çay ithal edildi, 153 milyon 793 bin dolar ödendi. 2025 Yılı: 20 bin 890 ton ithalat karşılığında 47,8 milyon dolar yurt dışına gitti. 2026 İlk 3 Ay: Sadece yılın ilk çeyreğinde 4 bin 613 ton çay için 12,4 milyon dolar ödendi. "Fiyat Yüksek Olsaydı Açıklamayı Cumhurbaşkanı Yapardı" Açıklanan fiyatın düşüklüğünün iktidarın tutumundan belli olduğunu söyleyen CHP'li Gürer, "Eğer fiyat üreticiyi mutlu etseydi Sayın Cumhurbaşkanı Rize meydanında açıklardı. Fiyat düşük olduğu için açıklamayı Tarım ve Orman Bakanlığı yaptı" dedi. Çay Üretimindeki Maliyet Kıskacı Doğu Karadeniz'in zorlu coğrafyasında çay toplamanın büyük emek gerektirdiğini vurgulayan Gürer, artan maliyet kalemlerini sıraladı: Yükselen çay toplama yevmiyeleri. Motorlu toplama makinesi ve tırpan giderleri. Gübreleme, budama ve nakliye maliyetleri. Çağrı: "Fiyat 40 Liranın Üzerine Revize Edilmeli" Çay üreticisinin borç yükü altında olduğunu ve gelir-gider dengesinin bozulduğunu ifade eden Ömer Fethi Gürer, hükümete şu çağrıda bulundu: "İthalatçı anlayış yerine kendi üreticimizi korumalıyız. Yaş çay alım fiyatı acilen revize edilerek 40 liranın üzerine çıkarılmalıdır. Aksi takdirde bölge halkı üretimden uzaklaşacaktır".

1 Kilo Buğdaydan 8 Simit Çıkıyor! Haber

1 Kilo Buğdaydan 8 Simit Çıkıyor!

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, buğday ve arpa hasadının başladığı bölgelerde üreticinin büyük bir belirsizlik içinde olduğunu belirterek, Toprak Mahsulleri Ofisi'ni (TMO) acilen alım fiyatlarını açıklamaya davet etti. Buğday Üreticisinin Gözü Kulağı TMO’da CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2026 yılı tarımsal üretim verileri ve hasat süreciyle ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. Yağışların bu yıl rekolteye olumlu yansıdığını ifade eden Gürer, Çukurova başta olmak üzere pek çok bölgede hasat dönemine girilmesine rağmen fiyatların hala netleşmemesini sert bir dille eleştirdi. "Piyasa Tüccarın İnsafına Bırakılmamalı" Üreticinin yüksek girdi maliyetleri altında ezildiğini vurgulayan Gürer, TMO’nun devreye girmemesi durumunda çiftçinin zarar edeceğine dikkat çekti: "Piyasa tüccara bırakıldığında düşük alım fiyatları oluşuyor. Çiftçi ürününü değerinde satamazsa bir sonraki yıl üretimden uzaklaşır. TMO, maliyet artı makul kâr payı ile fiyatı bir an önce açıklamalıdır." 2026 Buğday Maliyeti Ne Kadar? Fiyat Beklentisi 24 TL! Gürer, artan enflasyon ve girdi maliyetleri doğrultusunda yaptıkları hesaplamaları paylaştı. Çiftçinin sürdürülebilir üretim yapabilmesi için taban fiyatın 24 TL’nin üzerinde olması gerektiğini savundu. Sulu Tarım Maliyeti: 20 TL / kg Kuru Tarım Maliyeti: 21 TL ve üzeri / kg Önerilen Alım Fiyatı: En az 24 TL / kg Türkiye’nin Buğday Üretimi Neden Geriliyor? Türkiye’nin geçmiş yıllardaki üretim verilerini bugünkü tabloyla kıyaslayan Gürer, çarpıcı rakamlar sundu. 2002 yılında 19,5 milyon ton olan buğday üretiminin, 2025 yılında 17,9 milyon tona gerilediğini belirtti. Tarım Arazilerindeki Kayıp Korkutuyor 2002 ile 2024 yılları arasında yaklaşık 2,8 milyon hektar tarım arazisinin devre dışı kaldığını söyleyen Gürer, "Bu alanlarda üretim devam etseydi, bugün ithalata ihtiyaç duymadan kendi buğdayımızı ihraç ediyor olurduk" dedi. "1 Kilo Buğdaydan 8 Simit Çıkıyor" Çiftçinin emeği ile nihai ürün arasındaki adaletsizliğe dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, simit örneğiyle konuyu özetledi: "Bugün 1 kilo buğdaydan 8 simit üretiliyor. Simidin içinde un, işçilik, kira her şey var ama o buğday için çiftçinin tam bir yıllık emeği var. Çiftçinin emeğini korumazsak gıda güvenliğimizi sağlayamayız." İthalat Bağımlılığına Son Verilmeli Türkiye’nin yıllık buğday ihtiyacının 22 milyon ton olduğunu belirten Gürer, Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında her yıl 6 ila 10 milyon ton buğday ithal edildiğini hatırlattı. Üretici desteklenirse Rusya ve Ukrayna buğdayına muhtaç kalınmayacağının altını çizdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.