SON DAKİKA
Hava Durumu

#Okul

Porsuk Haber Ajansı - Okul haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Okul haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Öğretmenler Canından Endişe Ederek Okula Gitmek İstemiyor Haber

Öğretmenler Canından Endişe Ederek Okula Gitmek İstemiyor

Eğitim - İş Eskişehir Şubesi, İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bir okulda meydana gelen ve bir öğretmenin hayatını kaybetmesi ile sonuçlanan olayla ilgili olarak bir basın açıklaması yaptı. Eğitim - İş Eskişehir Şubesi tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Bu ülkede okulda yine bir öğretmen öldürüldü! Artık yeter! İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde, Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmenimiz Fatma Nur Çevik okulda katledildi. Okulda! Eğitim yuvasında! Çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin en güvende olması gereken yerde! 44 yaşında bir meslektaşımızı kaybettik. Yaralılarımız var. Vicdanımız sızlıyor, aklımız kabul etmiyor. Uzun süredir okula gelmeyen bir öğrencinin, elini kolunu sallayarak bıçakla okula girebilmesi; iki öğretmeni ve bir öğrenciyi hedef alabilmesi; bir öğretmenimizin hayatını kaybetmesi… Bu tablo bir “münferit olay” değildir! Bu tablo, yıllardır görmezden gelinen uyarıların, itibarsızlaştırılan öğretmenlerin, güvenliksiz bırakılan okulların sonucudur. Öğrenciyle ilgili rehberlik görüşmeleri yapılmış, tutanaklar tutulmuş, uyarılar yapılmış, hatta çocuk psikiyatrisi tedavi süreci olduğu bilinmektedir. Buna rağmen gerekli önlemler alınmamıştır. Bu açık bir ihmal zinciridir. Bu sorumluluk öğretmenin, okul idaresinin üzerine yıkılamaz! Buradan açıkça söylüyoruz:
Bir kamu çalışanı görev yaptığı yerde devlet tarafından korunamıyorsa orada kamu otoritesinden söz edilemez! Buradan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e soruyoruz: Daha kaç öğretmenimizin can vermesi gerekiyor? Okullardaki güvenlik açığının bedelini canımızla mı ödeyeceğiz? Öğretmenler her gün ölüm korkusuyla mı derse girecek? Şiddetin tek bir faili yoktur. Bu cinayetin arkasındaki zihniyet; öğretmeni ötekileştiren, her fırsatta hedef gösteren, “herkes öğretmenlik yapabilir” diyerek mesleği değersizleştiren anlayıştır. Öğretmenleri çalışmamakla itham eden, emeğini küçümseyen, itibarsızlaştıran siyasi dildir. Dünyada “Başöğretmen” unvanını taşıyan tek lider olan Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözü bugün kulaklarımızda çınlamaktadır:
“Bir toplumun uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür.” Bugün öğretmene değer verilmeyen bir sistemin sonucu ile karşı karşıyayız. Eğitimi kamusal bir hak olmaktan çıkarıp piyasalaştıran, okulları siyasal ve ideolojik yuvalanma alanına çeviren, liyakatsiz yöneticilerle dolduran anlayış; bugün bu kanın sorumluluğundan kaçamaz. Öğretmenleri baskı altına alan, güvencesizleştiren, susturmaya çalışan zihniyet; bugün okulları güvenliksiz bırakmıştır. Alışveriş merkezlerine kesici-delici aletle girilemezken, okullara rahatlıkla girilebiliyor! Bu bir tesadüf değil; bu bir yönetim zaafıdır! Biz diyoruz ki: Okullarda şiddetin arkasındaki nedenler bilimsel olarak ortaya konulmalıdır. Eğitimde Şiddet Yasası derhal çıkarılmalıdır. Tüm eğitim kurumlarında etkin güvenlik önlemleri alınmalıdır. Eğitimcilerin, sendikaların ve alan uzmanlarının katıldığı somut bir eylem planı hazırlanmalıdır. Failler caydırıcı şekilde cezalandırılmalıdır. Şiddeti meşrulaştıran medya içerikleri denetlenmeli, toplumsal şiddetle mücadele kamusal bir politika haline getirilmelidir. Bilim dışı, çağdışı müfredat yerine; barışı, birlikte yaşamı, eleştirel düşünceyi öğreten programlar hazırlanmalıdır. Bugün şiddet yalnızca okullarda değil; dünyanın dört bir yanında hayatı kuşatmış durumdadır. Ortadoğu bir kez daha emperyalizmin kanlı saldırganlığının, işgalci politikalarının ve güç zorbalığının hedefi haline getirilmiştir. Katil ABD’nin, haydut İsrail’in saldırıları sivilleri, yaşam alanlarını ve çocukları hedef alırken; İran yönetiminin halktan kopuk ve baskıcı anlayışı da bu yıkımın zeminini büyütmektedir. Okulların vurulduğu, çocukların öldüğü bir yerde hiçbir gerekçe meşru değildir. Bu açık bir insanlık suçudur. Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesi bugün her zamankinden daha hayati bir yol göstericidir. Vatan savunması dışında savaş politikalarının insanlığa yıkım getirdiği tarih boyunca defalarca görülmüştür. Savaşlarda kazanan silah lobileri ve güç odakları olur; kaybeden ise insanlıktır. Eğitim-İş olarak altını çiziyoruz: Çocuklar bombaların gölgesinde değil; barış içinde, güvenli okullarda eğitim görmelidir.
Öğretmenler ölüm korkusuyla değil, onurla ve güven içinde ders anlatmalıdır. Bu ülkede öğretmenler canından endişe ederek okula gitmek istemiyor!
Biz can korkusuyla çalışmak istemiyoruz!
Can güvenliğimizin olmadığı bir eğitim sistemini kabul etmiyoruz! ARTIK YETER! Eğitim yuvaları; iktidarın, gerici yapıların, sermayenin ve şiddetin değil; bilimin, laikliğin ve özgürlüğün mekanı olmalıdır. Kaybettiğimiz meslektaşımıza rahmet, ailesine ve öğrencilerine sabır diliyoruz. Yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Ve buradan bir kez daha ilan ediyoruz:
Öğrencilerimizin ve eğitim emekçilerinin can güvenliği sağlanıncaya kadar susmayacağız. Mücadele edeceğiz. Çünkü insanlığın ortak geleceği savaşta değil, barıştadır.
Çünkü bir ülkenin geleceği, öğretmenine verdiği değerle ölçülür."

Eğitim, Siyasi ve Dini İdeolojilerin Uygulama Alanı Olmaktan Çıkarılsın! Haber

Eğitim, Siyasi ve Dini İdeolojilerin Uygulama Alanı Olmaktan Çıkarılsın!

Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı tarafından, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yayınladığı "Ramazan Ayı Etkinlikleri" genelgesi hakkında bir basın açıklaması yapıldı. HABEV Başkanı Ufuk Uysal tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 12 Şubat 2026 tarihinde yayımlanan "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri" konulu genelge, anayasal güvence altındaki laiklik ilkesine, eğitimin bilimselliğine ve çocuk psikolojisinin temel prensiplerine açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı olarak, bu uygulamaya dair endişelerimizi ve itirazlarımızı kamuoyuyla paylaşmayı bir borç biliriz. 1. Anayasal ve Hukuki Aykırılık Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinde belirtilen "Laiklik" ilkesi ve 24. maddesinde düzenlenen "Din ve Vicdan Hürriyeti", devletin tüm inanç gruplarına eşit mesafede durmasını emreder. Okullarımız, her türlü inanç veya inançsızlık grubundan gelen çocukların ortak alanıdır. Belirli bir dini pratiğin eğitim kurumları eliyle teşvik edilmesi, devletin tarafsızlık ilkesini zedelemekte ve hukuk devletinin temellerini sarsmaktadır. 2. Pedagojik Riskler ve Çocuk Gelişimi Eğitim, çocukların bilişsel ve duygusal gelişim düzeyine uygun, bilimsel veriler ışığında yürütülmelidir. • Soyut Kavram Karmaşası: Küçük yaştaki çocukların henüz soyut düşünme yetisi gelişmeden dini ritüellere okul ortamında maruz bırakılması, pedagojik açıdan telafisi güç kaygılara yol açabilir. • Ayrıştırma Riski: Bu tür etkinlikler, farklı inançlara sahip veya oruç tutmayan ailelerin çocukları üzerinde "ötekileştirme" ve "mahalle baskısı" hissi yaratma potansiyeline sahiptir. Okullar, çocukları birleştiren mekanlar olmalıdır, inanç pratikleri üzerinden ayrıştıran yerler değil. 3. Çoğulcu Toplum Yapısı ve İnanç Özgürlüğü Hacı Bektaş Veli felsefesi; "72 millete bir nazarla bakmayı" öğütler. Maarif Modeli adı altında tek tipleştirici bir eğitim anlayışının dayatılması, Anadolu’nun kadim kültürel zenginliğine ve inanç çeşitliliğine aykırıdır. İnanç, kişinin vicdanı ile Yaradan arasındadır; okul sıraları ise bilimin, sanatın ve evrensel değerlerin mekanıdır. Sonuç Olarak; Bizler, çocuklarımızın düşünen, sorgulayan ve tüm inançlara saygı duyan özgür bireyler olarak yetişmesini savunuyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı’nı, anayasaya ve evrensel çocuk haklarına aykırı olan bu genelgeyi geri çekmeye; eğitimi, siyasi ve dini ideolojilerin uygulama alanı olmaktan çıkarmaya davet ediyoruz. "İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır." düsturuyla, laik ve bilimsel eğitim mücadelemizi sürdüreceğimizi tüm kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Prof. Dr. Gürcan "22 Okul 22 Kütüphane" Proje Açılışına Katıldı Haber

Prof. Dr. Gürcan "22 Okul 22 Kütüphane" Proje Açılışına Katıldı

TBMM Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı, AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan, TOGEM-DER tarafından yürütülen “22 Okul 22 Kütüphane” Projesi kapsamında düzenlenen toplu açılış törenine katıldı. İstanbul Üsküdar’da bulunan Üsküdar Mihrimah Sultan Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen programa; Emine Erdoğan Hanımefendi, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve TOGEM-DER Başkanı Belma Sekmen ile çok sayıda davetli katıldı. Proje kapsamında 22 okulda kurulan modern ve donanımlı kütüphaneler öğrencilerin hizmetine sunuldu. Eğitimde fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi, öğrencilerin nitelikli yayınlara erişiminin artırılması ve okuma kültürünün yaygınlaştırılması amacıyla hayata geçirilen proje ile gençlerin akademik ve kişisel gelişimlerine katkı sunulması hedeflenmektedir. Açılış töreninde konuşan Emine Erdoğan, okul kütüphanelerinin öğrencilere sadece kitap okuma imkânı sunmadığını; aynı zamanda hayal gücünü besleyen, düşünce dünyasını genişleten ve merakı canlı tutan öğrenme merkezleri olduğunu ifade etti. Programda, öğrencilerin okuma alışkanlığı kazanmasının, araştırma ve eleştirel düşünme becerilerinin güçlendirilmesinin ve dijital okuryazarlığın geliştirilmesinin, modern kütüphane ortamlarının sağladığı fırsatlarla daha etkin hale geleceğine dikkat çekildi. Açılışla birlikte 22 okul kütüphanesi resmen hizmete alınırken, projede emeği geçen kurum ve paydaşlara teşekkür edildi.

Utanç Verici Çirkin Saldırıyı Kınıyoruz! Haber

Utanç Verici Çirkin Saldırıyı Kınıyoruz!

Eğitim Bir-Sen Eskişehir 1 Nolu Şube Başkanı İbrahim Akar, Yılmaz Çetintaş Anadolu Lisesi'nde bir öğretmenin müdür yardımcısına saldırısı ile ilgili olarak bir açıklama yaptı. Eğitim Bir-Sen Eskişehir 1 Nolu Şube Başkanı ve Memur-Sen Eskişehir İl Temsilcisi İbrahim Akar yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; “Yılmaz Çetintaş Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı üyemiz Serkan Keskinbaş'a yönelik utanç verici çirkin saldırıyı kınıyoruz. Serkan Keskinbaş odasında çalışırken aynı okulda görev yapan T.G. isimli öğretmen odaya girip görmeden sinsice arkasından yaklaşıp korkutmak için lakayt ve nahoş bir el şakası yapmıştır. Bunun üzerine ansızın korkup irkilen müdür yardımcısı arkadaşımız bunu neden yapıyorsun diyerek bu kişiye tepki göstermiştir. Tepkinin ardından öğretmen elinde bulunan sıcak çay dolu bardağı Serkan Keskinbaş'ın yüzüne ve alnına gelecek şekilde karşıdan dökmüştür. Sonrasında olay odanın dışına taşmış sesleri duyarak olay yerine gelen diğer okul çalışanı ve öğretmenler araya girerek ayırmışlar. Bu kişinin geçmişte de buna benzer nahoş sözlü ve fiili el şakalarını başkalarına da yaptığı bilgisini aldık. Ayrıca geçmişte Serkan bey bu öğretmeni sözlü ve fiziki şakalarından rahatsız olduğu için uyarmış, bu şikayetini okul müdürüne de dile getirmiş ve okul müdürü tarafından bu kişi bu davranışları sebebiyle sözlü olarak uyarılmıştır. Öğretmenlik mesleği herşeyden önce bir ciddiyet ister. Okuttuğu öğrencilerine rol model olmayı gerektirir. Çalışma ortamı birlikte çalıştığınız kişilere karşı sizin nazik ve saygılı olmanızı gerektirir. Devlet memuru olan kişi temsil ettiği makamın ve görevin vakarını ve saygınlığını korumakla sorumludur. Maalesef karşısındaki kişiye sözlü ve fiili şakayı yapmayı kendince normal gören, tepki görünce de elindeki sıcak çayı karşısındakinin yüzüne döküp kişiyi haşlamaya çalışan biri bunların hiçbirinin farkında değil demek ki! Bu kendini bilmezin arkadaşımızın yüzüne kezzap dökmediğine nerdeyse şükrediyoruz! Olayın asıl bizi üzen tarafı bu sorumluluk ve nezaket kurallarının farkında olmayan bu kişinin bir öğretmen olmasıdır. Üstelik bu kişi okulun rehber öğretmeni! Bu yaşanan vahim olayla ilgili adli ve idari soruşturma başlatılmıştır. Odasında işinin başında görevi esnasında bu şekilde utanç verici bir fiziki müdahale ve sonrasında saldırıya uğrayan üyemiz Serkan Keskinbaş'a geçmiş olsun dileklerimizi sunarız. Eğitim-Bir-Sen olarak üyemizin sonuna kadar yanındayız, hukuki olarak konunun takipçisiyiz.”

MESEM Uygulamalarıyla Okul Sürecinden Kopan Çocukların Suça Eğilimleri Artıyor Haber

MESEM Uygulamalarıyla Okul Sürecinden Kopan Çocukların Suça Eğilimleri Artıyor

Eğitim - Sen Eskişehir Şube Başkanı Özkan Demirkol düzenlediği basın toplantısında çocuk işçiliği, suça sürüklenen çocuklar ile MESEM uygulamalarını değerlendirdi. Şube binasında düzenlenen basın toplantısında Eğitim - Sen Eskişehir Şube Başkanı Özkan Demirkol şu ifadeleri kullandı; “Çocuklar suçlu doğmaz. Çocukları suça iten nedenler vardır. Bu nedenlerin çok iyi araştırılıp buna yönelik önlemlerin alınması lazım. Ülkemizdeki derinleşen ekonomik kriz, yoksulluk, insanların alım gücünün düşmesi bir şekilde çocukları çocuk işçilik nedeniyle, mesem uygulamaları ya da lise düzenlemeleriyle eğitimden kopmaları, çocukları bu suç sarmalıyla, suç işleme sarmalıyla karşılıklı olarak bıraktığını görüyoruz. Televizyon dizileri dediğimiz ya da başka birtakım oyunlar, bilgisayar oyunları, suç içeren, şiddet içeren oyunlar, çocukların suça daha çok eğiliminin olmasını arttıran sebeplerden birisidir. Burada devletin asli görevlerinden birisi, çocukları suç işledikten sonra cezalandırmak değil, ama çocukların suç işleme potansiyellerini görüp buna göre önlemlerin alınması gereklidir. Suçlu çocuk yoktur. Hakları ihlal edilen çocuklar vardır. Çocukların adli süreçlerle tanışması, bir dizi ihmalin sonucudur aslında. Bir çocuk okul sıralarında olması gerekirken sokaktaysa ya da atölyelerde ucuz iş gücü olarak emeği sömürülüyorsa, temel ihtiyaçlarına ulaşamıyorsa, burada fail çocuk değildir. Fail, sosyal devlet sorumluluğunu yerine getirmeyen sistemdir. Sosyal bağlılık kuramına göre değerlendirdiğimizde şöyle bir durum var: Çocuğun okula, öğretmene ve arkadaşlarına olan bağlılığı, onu suçtan alıkoyan bir etkendir. Siz bir çocuğu okuldan uzaklaştırırsanız, eğitim süreçlerinden yeterince yararlanmamasına yönelik düzenlemeler yaparsanız (ki nitekim en son hatırlarsanız liselerin süresinin kısaltılmasıyla ilgili bazı çalışmalar vardı), burada çocuk sadece akademik geleceğini kaybetmiyor, toplumsal normlara olan inancını da kaybediyor ve aitlik duygusu ortadan kalkıyor. Burada çocuk, kaybedecek hiçbir şeyi olmayan bir bireye dönüşüyor. Kendini bu şekilde görüyor ve bu şekilde gördükten sonra da ister istemez böyle bir psikolojiyle o sokakta suça eğilimi biraz daha kolaylaşıyor. Burada yapılması gereken eğitimden kopuşların engellenmesi gerekiyor. Özellikle mesem uygulamalarıyla çocukları siz bu okul süreçlerinden koparıp da ucuz iş gücü şeklinde atölyelere, iş yerlerine attığınızda, çocukların suça olan eğilimlerini biraz daha arttırıyorsunuz. Bu nasıl oluyor? Şöyle: Çocuk kendi akranları arasında olması gerekirken birdenbire yetişkinlerin bulunduğu bir ortama geçtiğinde, oradaki pedagojik belli bir takım verilere sahip olmayan, pedagojik gerçekliklerden uzak insanların küfürleri, geçim şartlarından kaynaklı olarak yaşamış oldukları travmaları bir şekilde şiddet, küfür veya buna benzer diğer şeylerle çocuklara yansıtması sonucunda çocuk da ister istemez böyle bir ortamda şiddetle iç içe, daha sonra pedagojik gelişimlerden, gerçekliklerden uzak, sigara gibi, diğer maddeler gibi kötü alışkanlıkların içerisinde bir şekilde kendilerini buluyorlar. Bu da çocukları suç işleme konusunda sanki biraz daha böyle teşvik eder bir duruma getiriyor. Bir başka konu çocuk adalet sistemi. Çocuk adalet sistemi bizim ülkemizde genelde cezalandırma üzerinedir. Burada yapılması gereken en önemli şeylerden birisi, çocuklar suç işlemeden önce o çocukların suç işlemesini engelleyici önlemlerin alınmasıdır. Yoksullukla mücadelenin yapılması gerekiyor. Çünkü mesem uygulamalarında şöyle bir şey var: Çocuklar emeği sömürülüyor. Emeği sömürüldükten sonra yeterince ücret alamadığını düşündüğünde, emeğinin sömürüldüğünü ve hak ettiğini alamadığını düşününce çocuk bu sefer farklı para kazanma yollarına girebiliyor. İşte bu da hırsızlık dediğimiz ya da buna benzer diğer şeyleri teşvik edebiliyor. Bir de çocukların özellikle bu televizyon programları, buna benzer diğer toplumsal çöküşü hızlandıran yayınlar diyelim biz onlara. Buradaki o özentilerinden kaynaklı olarak kolay bir şekilde para kazanma, ekonomik rahatlığa ulaşma gibi bir gerçeklik de var. Bunlar da çocuğu maalesef bu tür şeylere teşvik edebiliyor. Burada yapılması gereken en önemli şeylerden birisi, bu sosyal devlet anlayışıyla, çocukları suça teşvik eden uygulamaların önlenmesi gerekiyor. Unutulmasın ki suça sürüklenen her çocuk, bu ülkenin bir geleceğidir, umududur. Buna göre düzenlemelerin yapılması gerekir.”

Eskişehir'de Okullar Sporla Buluşuyor Haber

Eskişehir'de Okullar Sporla Buluşuyor

Eskişehir Valiliği himayelerinde, İl Millî Eğitim Müdürlüğü ile Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü arasında hazırlanan işbirliği protokolü çerçevesinde okul bahçelerine halı saha, basketbol ve voleybol sahaları kazandırılıyor. Proje kapsamında bazı sahalar tamamlanırken, bazı okullarda çalışmalar hızla devam ediyor. Bu kapsamda yürütülen çalışmalarla, öğrencilerin ders dışı zamanlarını sporla değerlendirmeleri, takım ruhu geliştirmeleri ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanmaları hedefleniyor. İl genelinde 17 adet halı saha ile 13 adet basketbol–voleybol sahası yapımı planlandı. Halı Sahalar Öğrencilerle Buluşuyor Proje kapsamında Cevat Ünügür İlkokulu, Ağaçhisar İlkokulu, Mayıslar İlkokulu, Düzköy İlkokulu, Plevne Özel İdare Ortaokulu, Dr. Mustafa Çamkoru Ortaokulu, Şehit Halil Durmaz Ortaokulu, Aziz Mahmut Hüdayi İmam Hatip Ortaokulu, Şehit Piyade Üsteğmen Gökhan Yavuz Ortaokulu, Şehit Piyade Astsubay Çavuş Soner Özübek Ortaokulu, Fatih Sultan Mehmet İmam Hatip Ortaokulu, 19 Mayıs Anadolu Lisesi, Şehit Fazıl Yıldırım Anadolu Lisesi, Beyhan-Rıfat Çıkılıoğlu Anadolu Lisesi, Eskişehir Eğitimciler Spor Lisesi, Yılmaz Çetintaş Anadolu Lisesi ve Odunpazarı Mesleki Eğitim Merkezine halı saha yapımı gerçekleştiriliyor. Bu okullardan bir kısmında sahalar tamamlanarak öğrencilerin kullanımına sunulurken, diğerlerinde ise yapım çalışmaları devam ediyor. Basketbol ve Voleybol Sahaları Tamamlanıyor Muttalip Atatürk İlkokulu, 1. Hava İkmal Bakım Merkezi İlkokulu, Hacı Nezire Sarıkamış Ortaokulu, Şehit Ali Gaffar Okkan Ortaokulu, Fahri Günay Ortaokulu, Şehit Teğmen Subutay Alkan Ortaokulu, Orgeneral Halil Sözer Ortaokulu, Şehit Piyade Astsubay Soner Özübek Ortaokulu, Eskişehir Eti Sosyal Bilimler Lisesi, Hüseyin Erçelebi Anadolu Lisesi, Eskişehir Eğitimciler Spor Lisesi, Eskişehir Atatürk Güzel Sanatlar Lisesi ve Mehmetçik Anadolu Lisesi ise basketbol ve voleybol sahalarının yapımı gerçekleştiriliyor. Bazı okullarda sahalar tamamlanarak öğrencilerin hizmetine sunulurken bazı okullarda ise zemin ve çevre düzenleme çalışmaları sürüyor. “Sporla Büyüyen, Sağlıklı Nesiller Yetiştiriyoruz” İl Millî Eğitim Müdürü Sinan Aydın, projenin önemine değinerek şu ifadeleri kullandı: “Bu çalışmalar, çocuklarımızın okul ortamında hem akademik hem bedensel gelişimlerini desteklemek adına büyük önem taşıyor. Spor alanlarını yaygınlaştırarak öğrencilerimizin enerjilerini doğru yönlendirmelerini, ekip ruhunu öğrenmelerini ve sağlıklı bir yaşam bilinci kazanmalarını hedefliyoruz. Eskişehir’de sporla büyüyen bir nesil yetiştiriyoruz.”

Büyükşehir'den Kırsal İlçelere Kırtasiye Desteği Haber

Büyükşehir'den Kırsal İlçelere Kırtasiye Desteği

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, 2025-2026 eğitim öğretim yılı öncesi örnek bir sosyal sorumluluk projesine daha imza attı. Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin hediyesi olarak 12 kırsal ilçede yüzlerce öğrenciye kırtasiye desteği ulaştırıldı. Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı öncülüğünde yürütülen çalışma kapsamında, tam 12 kırsal ilçedeki öğrenciler için kırtasiye yardımları eksiksiz şekilde tamamlandı. Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin hediyesi olarak verilen anlamlı destek, Eskişehir’in dört bir yanındaki ailelerin ve minik yüreklerin yüzünü güldürdü. Eğitime verdiği değerle takdir toplayan Büyükşehir Belediyesi, kırsalda yaşayan öğrencilerin okul heyecanına ortak olarak onların yanında olduğunu bir kez daha gösterdi. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından; Çifteler, Mahmudiye, Beylikova, Sivrihisar, Alpu, Mihalıççık, Han, İnönü, Seyitgazi, Sarıcakaya, Mihalgazi ve Günyüzü ilçelerinde öğrencilere hediye olarak verildi. Kırtasiye malzemelerine ulaşmakta zorlanan çocuklara sağlanan bu destek, sadece bir yardım değil, aynı zamanda geleceğe yapılan güçlü bir yatırımdı. İlçe belediye başkanları da projeye katkılarından ötürü Başkan Ayşe Ünlüce'ye teşekkürlerini ileterek, “Kırsaldaki öğrencilerimiz çok mutlu, kendilerini yalnız hissetmediler. Bu destek onların motivasyonunu ve okul sevgisini artırdı.” açıklamasında bulundular. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, eğitimin her çocuğun hakkı olduğu bilinciyle hareket ederek, kentte dayanışma ve umut dolu bir gelecek inşa etmeye devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.