SON DAKİKA
Hava Durumu

#Öğretmen

Porsuk Haber Ajansı - Öğretmen haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Öğretmen haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kuraklık Tehdidi ve Su Bilinci Konuşuldu Haber

Kuraklık Tehdidi ve Su Bilinci Konuşuldu

Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi tarafından Eğitim Fakültesi E Blok Konferans Salonu’nda düzenlenen “Suya Farkındalık Öğretmenden Başlar” başlıklı söyleşide, suyun stratejik önemi ve ekolojik dengedeki rolü ele alınırken; Prof. Dr. Erdoğan Kaya’nın moderatörlüğünü yaptığı etkinliğe, Orman Toprak ve Ekoloji Araştırmaları Enstitüsü Başmühendisi Dr. Nejat Çelik konuşmacı olarak katıldı. Söyleşiye akademisyenler, Tarım ve Orman Bakanlığı temsilcileri ve öğrenciler katılım gösterdi. Dr. Çelik: “Su günümüzde mavi altın değerindedir” Söyleşide konuşan Dr. Nejat Çelik, suyun günümüzde stratejik bir kaynak haline geldiğini vurgulayarak konuşmasına Yunus Emre’nin dizeleriyle başladı. Çelik, Eskişehir’in su kaynaklarını besleyen doğal alanlara dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Su artık ‘mavi altın’ değerindedir. Mesleğiniz sadece bir iş değil, bir yaşam biçimi olmalı. Geleceğin öğretmenleri olarak sizler, çocukların doğayla kuracağı bağın ve su bilincinin asıl mimarlarısınız.” Prof. Dr. Kaya: “Su bilinci davranışa dönüşmelidir” Söyleşide saha gözlemlerini de katılımcılarla paylaşan Prof. Dr. Erdoğan Kaya ise bölgedeki su stresine dikkat çekti. Seydi Çayı vadisindeki kuraklık ve Porsuk Barajı’ndaki doluluk oranlarına değinen Kaya, öğretmen adaylarına yönelik şu değerlendirmelerde bulundu: “Bu konuda yalnızca teorik bilgi yeterli değil. Su bilincinin günlük yaşama yansıması ve davranışa dönüşmesi gerekiyor. Özellikle su kaynaklarının sınırlı olduğu bölgelerde yanlış tarım tercihleri ciddi ekolojik riskler oluşturuyor.” Programın sonunda, Dr. Nejat Çelik ve Prof. Dr. Erdoğan Kaya’ya teşekkür belgeleri Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Murat Doğan Şahin tarafından takdim edildi. Şahin, su farkındalığının eğitim süreçlerine entegre edilmesinin önemine dikkat çekerek emeği geçenlere teşekkür etti. Etkinlik, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi. Kaynak: AnaHaber

Anadolu Üniversitesi, Down Sendromu Farkındalık Günü’nde Eğitime Dikkat Çekti Haber

Anadolu Üniversitesi, Down Sendromu Farkındalık Günü’nde Eğitime Dikkat Çekti

21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü, toplumda farkındalık yaratmak ve özel gereksinimli bireylerin eğitim haklarına dikkat çekmek için önemli bir gün olarak kabul ediliyor. Anadolu Üniversitesi, özel eğitim alanındaki akademik birikimi, kapsayıcı öğretmen yetiştirme politikaları ve topluma yönelik projeleri ile bu alanda öncü bir rol üstleniyor. Eğitim Fakültesi, öğretmen adaylarını kapsayıcı eğitim anlayışıyla yetiştirirken, Down sendromlu bireylerin toplumsal yaşama etkin katılımını destekleyen projeler geliştirmeye devam ediyor. Bu özel gün kapsamında Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Halil Diken; özel eğitim, kapsayıcı öğretmen yetiştirme ve Down sendromlu bireylerin eğitimine yönelik yürütülen çalışmaları anlattı. “Üniversitede gerçekleştirilen çalışmalar kuramsal bilgi üretmekle kalmayıp, uygulamaya dönük çözümler geliştirmeye odaklanıyor” Anadolu Üniversitesi, özel eğitim alanında önemli akademik çalışmalara sahip bir kurum. Üniversitenin bu alandaki akademik birikimini ve yürütülen çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Anadolu Üniversitesi, özel eğitim alanında Türkiye’de öncü kurumlardan biri olarak güçlü ve köklü bir akademik birikime sahip. Uzun yıllara dayanan araştırma geleneği, nitelikli akademik kadrosu ve ulusal–uluslararası düzeyde yürütülen projeleriyle bu alanda önemli bir referans noktası oluşturuyor. Üniversitede gerçekleştirilen çalışmalar yalnızca kuramsal bilgi üretmekle kalmayıp, aynı zamanda uygulamaya dönük çözümler geliştirmeye odaklanıyor. Bu yönüyle Anadolu Üniversitesi’nin özel eğitim alanındaki katkıları, hem bilimsel literatüre hem de eğitim uygulamalarına doğrudan yansıyor. “Öğretmen adaylarının saha deneyimi kazanmalarını sağlayan uygulama temelli eğitim süreçleri önemli bir yer tutuyor” Eğitim Fakültesi bünyesinde özel gereksinimli bireylerin eğitimine yönelik yürütülen araştırmalar, projeler veya uygulamalar hakkında bilgi verebilir misiniz? Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi bünyesinde özel gereksinimli bireylerin eğitimine yönelik çok boyutlu çalışmalar yürütülüyor. Bu çalışmalar arasında erken müdahale programları, bireyselleştirilmiş öğretim uygulamaları, aile eğitim programları ve teknoloji destekli öğretim projeleri yer alıyor. Ayrıca öğretmen adaylarının saha deneyimi kazanmalarını sağlayan uygulama temelli eğitim süreçleri de önemli bir yer tutuyor. Bu projeler, bilimsel bilgi ile uygulamayı bütünleştirerek özel gereksinimli bireylerin eğitim kalitesini artırmayı hedefliyor. “Özel gereksinimli bireylerin özelliklerini tanıma, kapsayıcı sınıf ortamları oluşturma, farklılaştırılmış öğretim stratejileri geliştirme ve eğitimde eşitlik ilkesini uygulama konularında donanım kazanıyor” Anadolu Üniversitesi’nin öğretmen adaylarını kapsayıcı eğitim anlayışıyla yetiştirme konusunda nasıl bir yaklaşımı bulunuyor? Anadolu Üniversitesi’nde öğretmen yetiştirme sürecinde kapsayıcı eğitim temel bir yaklaşım olarak benimseniyor. Öğretmen adayları, farklı gelişim özelliklerine sahip öğrencilerin ihtiyaçlarını anlayabilecek ve bu ihtiyaçlara uygun öğretim stratejileri geliştirebilecek şekilde yetiştiriliyor. Bu süreçte teorik derslerin yanı sıra uygulama ağırlıklı eğitimler, okul deneyimleri ve saha çalışmaları önemli bir yer tutuyor. Böylece öğretmen adaylarının mezun olduklarında kapsayıcı ve eşitlikçi öğrenme ortamları oluşturabilecek yeterliklere sahip olmaları hedefleniyor. Anadolu Üniversitesi’nde öğretmen yetiştirme politikalarının kapsayıcı eğitim anlayışını esas aldığının en önemli kanıtı, tüm öğretmenlik programlarında zorunlu olarak yer alan “ÖMB221 Kapsayıcı Eğitim ve Özel Gereksinimli Bireyler” dersidir. Bu ders öğretmen adaylarının bu alandaki bilgi ve farkındalıklarını geliştirmede önemli bir rol oynuyor. Ders kapsamında öğretmen adayları; özel gereksinimli bireylerin özelliklerini tanıma, kapsayıcı sınıf ortamları oluşturma, farklılaştırılmış öğretim stratejileri geliştirme ve eğitimde eşitlik ilkesini uygulama konularında donanım kazanıyor. Bunun yanı sıra teorik bilgilerin uygulama ile desteklendiği süreçler, öğretmen adaylarının gerçek sınıf ortamlarına daha hazırlıklı olmalarını sağlıyor. Bu bütüncül yaklaşım sayesinde Anadolu Üniversitesi, öğretmen adaylarını yalnızca akademik açıdan değil, aynı zamanda kapsayıcı ve duyarlı bir eğitim anlayışıyla yetiştirmeyi hedefliyor. “Üniversiteler, bilimsel bilgi üretiminin yanı sıra toplumsal dönüşümün de önemli aktörleri arasında yer alıyor” Üniversitelerin özel eğitim alanındaki bilimsel üretimi, toplumda farkındalık oluşturma ve eğitim politikalarına katkı sağlama açısından nasıl bir rol oynuyor? Üniversiteler, özel eğitim alanında ürettikleri bilimsel bilgi aracılığıyla hem toplumsal farkındalığın artmasına hem de eğitim politikalarının şekillenmesine önemli katkılar sunuyor. Araştırmalar yoluyla elde edilen bulgular, karar vericilere veri temelli öneriler sunarken, aynı zamanda toplumun özel gereksinimli bireylere yönelik bakış açısını da dönüştürüyor. Bu bağlamda üniversiteler, bilimsel bilgi üretiminin yanı sıra toplumsal dönüşümün de önemli aktörleri arasında yer alıyor. “Programın ebeveynlerin çocuklarıyla olan etkileşimlerini güçlendirmeyi ebeveynlere kendi doğal ortamlarında ortaya çıkan fırsatları anlamlı öğrenme fırsatlarına dönüştürmeye yardımcı olmayı amaçlıyor” Down sendromlu bireylerin eğitimine yönelik olarak üniversite–toplum iş birliği kapsamında yürütülen ya da planlanan çalışmalar bulunuyor mu? Üniversite–toplum iş birliği kapsamında Down sendromlu bireylerin eğitsel desteklenmesine yönelik önemli çalışmalar bulunuyor. Bu bağlamda, Sabancı Vakfı Hibe programları desteğiyle, Down Sendromu Derneği ve Anadolu Üniversitesi Özel Eğitim Bölümü Zihin Engellilerin Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı ve öğretim görevlilerinin iş birliğiyle gerçekleştirilen “Bağımsızım Çünkü Çalışıyorum” projesi, Down sendromlu bireylerin toplumsal yaşama daha aktif katılımını, bağımsızlık becerilerinin gelişimini ve istihdam odaklı destek süreçlerini güçlendirmesi bakımından dikkat çekici bir örnek oluşturuyor. Bunun yanı sıra, ben ve Doç. Dr. Gözde Tomris tarafından hazırlanmış ve tüm içeriğinin Down Türkiye’ye hibe edildiği “DÖDEM (Doğal Öğretime Dayalı Erken Müdahale) Programı” da aile temelli erken müdahale yaklaşımı açısından oldukça değerli bir örnek. DÖDEM, çocuğu Down sendromlu olan ebeveynlere yönelik hazırlanmış, aile merkezli ya da aile uygulamalı bir erken müdahale programı sunuyor. Programın temel amacı; ebeveynlerin çocuklarıyla olan etkileşimlerini güçlendirmek, ebeveynlere kendi doğal ortamlarında ortaya çıkan fırsatları anlamlı öğrenme fırsatlarına dönüştürmeye yardımcı olacak strateji ve teknikleri öğretmek ve bu yolla çocukların gelişimlerini desteklemek. Bu tür örnekler, üniversitelerin bilimsel uzmanlığını toplumsal gereksinimlerle bir araya getirerek Down sendromlu bireylerin ve ailelerinin yaşam kalitesine doğrudan katkı sunuyor. “Bu özel gün, toplumun farklı kesimlerinde farkındalık oluşturmak ve Down sendromlu bireylerin eğitim haklarına dikkat çekmek için önemli bir fırsat sunuyor” 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’nün eğitim alanında farkındalık oluşturma açısından önemini nasıl değerlendiriyorsunuz? 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü, eğitimde kapsayıcılık ve eşitlik ilkelerinin vurgulanması açısından son derece önemli bir gün. Bu özel gün, toplumun farklı kesimlerinde farkındalık oluşturmak, önyargıları azaltmak ve Down sendromlu bireylerin eğitim haklarına dikkat çekmek için önemli bir fırsat sunuyor. Aynı zamanda eğitim kurumlarının bu konudaki sorumluluklarını yeniden değerlendirmelerine de katkı sağlıyor. “Öğretmenlerin kapsayıcı eğitim konusunda bilgi ve becerilerinin güçlendirilmesi gerekiyor” Down sendromlu bireylerin eğitim süreçlerine etkin katılımı için okullarda ve öğretmen eğitiminde hangi yaklaşımlar ön plana çıkmalı? Down sendromlu bireylerin eğitim süreçlerine etkin katılımı için bireyselleştirilmiş eğitim programları, farklılaştırılmış öğretim yöntemleri ve destekleyici öğrenme ortamları büyük önem taşıyor. Bunun yanı sıra öğretmenlerin kapsayıcı eğitim konusunda bilgi ve becerilerinin güçlendirilmesi gerekiyor. Öğretmen eğitiminde uygulama temelli yaklaşımların artırılması ve sürekli mesleki gelişim olanaklarının sunulması, bu sürecin başarısı açısından kritik bir rol oynuyor. “Medya, sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimlerle iş birliği içinde yürütülecek projeler, farkındalığın daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sağlıyor” Toplumda Down sendromlu bireylere yönelik farkındalığın artırılması için üniversiteler ve eğitim kurumları sizce hangi sorumlulukları üstlenmeli? Üniversiteler ve eğitim kurumları, Down sendromlu bireylere yönelik farkındalığın artırılmasında aktif rol üstleniyor. Bu kapsamda bilimsel araştırmaların yaygınlaştırılması, topluma yönelik bilgilendirme çalışmaları yapılması ve kapsayıcı eğitim uygulamalarının desteklenmesi önem taşıyor. Ayrıca medya, sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimlerle iş birliği içinde yürütülecek projeler, farkındalığın daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sağlıyor. Kaynak: AnaHaber

Başkan Ataç: "Bugünün Öğrencileri Yarının Yöneticileri Olacak" Haber

Başkan Ataç: "Bugünün Öğrencileri Yarının Yöneticileri Olacak"

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Bahçeşehir Koleji Eskişehir Kampüsü’nü ziyaret ederek öğrenci ve öğretmenlerle bir araya geldi. Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, eğitim kurumlarına yönelik ziyaretleri kapsamında Bahçeşehir Koleji Eskişehir Kampüsü’nü ziyaret etti. Başkan Ataç, ziyaret kapsamında Kampüs Müdürü Ulaş Sağırkaya, öğretmenler ve öğrencilerle buluştu. Daha sonra öğrencilerle bir araya gelen Başkan Ataç, öğrencilerin gelecek hedefleri üzerine sohbet etti. Başkan Ataç ayrıca öğrenciler tarafından 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 111’inci yıldönümü dolayısıyla hazırlanan Çanakkale Geçilmez köşesinde hatıra fotoğrafı çektirdi. “Kendine güvenen bireyler olarak yetişmesi hepimizin sorumluluğu” Geleceğin teminatı çocuklarla bir arada olmaktan mutluluk duyduğunu ifade eden Başkan Ataç, “Öğrencilerimizle sohbet etmek, onların düşüncelerini dinlemek bizlere umut veriyor. Bugünün öğrencileri yarının yöneticileri, bilim insanları ve sanatçıları olacak. Onların bilinçli, sorgulayan ve kendine güvenen bireyler olarak yetişmesi hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu anlamlı ziyarette öğrencilerimizin 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümü dolayısıyla hazırladıkları ‘Çanakkale Geçilmez’ köşesini görmek de ayrıca gurur vericiydi. Ara tatilin öğrencilerimiz için dinlenip yeni döneme enerji toplayacakları güzel bir zaman olmasını diliyorum. Şimdiden tüm öğrencilerimizin ve ailelerinin Ramazan Bayramı’nı kutluyor, sağlıklı ve mutlu günler diliyorum” dedi.

Öğrencilerin Talebine Büyükşehir'den Destek Haber

Öğrencilerin Talebine Büyükşehir'den Destek

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Alo 153 Eskişehir Çözüm Merkezi’ne gelen anlamlı talebe kayıtsız kalmadı. Geçtiğimiz günlerde katledilen Fatma Nur Çelik öğretmenin anısını yaşatmak isteyen öğrenciler ve velilerin, öğretmenleri için çiçek isteği hızlı bir şekilde yerine getirildi. Öğrencilerin, ebediyete uğurlanan öğretmenleri ve tüm eğitim camiasına olan saygılarını göstermek amacıyla başlattıkları çiçek verme talebine, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi kayıtsız kalmadı. Park ve Bahçeler Daire Başkanlığı, öğrencilerin kısıtlı bütçeleri nedeniyle gerçekleştiremedikleri bu anlamlı isteği üstlenerek, özenle yetiştirilen lavanta ve biberiyeleri çocuklara ücretsiz olarak ulaştırdı. Hem Hüzün Hem Mutluluk Bir Arada Çiçeklerin dağıtımı sırasında okul bahçesinde duygusal anlar yaşandı. Bir yandan kaybettikleri öğretmenlerinin yasını tutan, diğer yandan bu anlamlı hediye ile teselli bulan öğretmenler ve öğrenciler gözyaşlarını tutamadı. Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı personeli Ziraat Mühendisi Nur Erarslan, belediye olarak böylesine anlamlı bir projenin parçası olmaktan büyük gurur duyduklarını ve bu çiçeklerin öğretmenlerin anısını her daim taze tutacağını vurgulayarak, “Umuyoruz öğretmenlerimize moral olur.” dedi. "Öğretmenler Çiçek Gibi Yaşasın" Park ve Bahçeler Dairesi ekipleri tarafından okullara getirilen çiçekler, öğrenciler tarafından heyecanla karşılandı. Veliler adına konuşan Gerçek Çeliksöz, şunları dile getirdi: "Öğretmenlerimize olan sevgi ve saygımızı göstermek için çiçek vermek istedik ancak bütçemiz yeterli gelmedi. Büyükşehir Belediyemiz bu talebimize hızla yanıt vererek bizlere destek oldu. Bugün 'Tüm öğretmenler çiçek gibi yaşasın' diyerek bu fideleri toprakla buluşturuyoruz. Bu dayanışmada yanımızda olan Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce’ye ve tüm ekiplere teşekkür ederiz."

Öğretmenler Canından Endişe Ederek Okula Gitmek İstemiyor Haber

Öğretmenler Canından Endişe Ederek Okula Gitmek İstemiyor

Eğitim - İş Eskişehir Şubesi, İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bir okulda meydana gelen ve bir öğretmenin hayatını kaybetmesi ile sonuçlanan olayla ilgili olarak bir basın açıklaması yaptı. Eğitim - İş Eskişehir Şubesi tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Bu ülkede okulda yine bir öğretmen öldürüldü! Artık yeter! İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde, Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmenimiz Fatma Nur Çevik okulda katledildi. Okulda! Eğitim yuvasında! Çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin en güvende olması gereken yerde! 44 yaşında bir meslektaşımızı kaybettik. Yaralılarımız var. Vicdanımız sızlıyor, aklımız kabul etmiyor. Uzun süredir okula gelmeyen bir öğrencinin, elini kolunu sallayarak bıçakla okula girebilmesi; iki öğretmeni ve bir öğrenciyi hedef alabilmesi; bir öğretmenimizin hayatını kaybetmesi… Bu tablo bir “münferit olay” değildir! Bu tablo, yıllardır görmezden gelinen uyarıların, itibarsızlaştırılan öğretmenlerin, güvenliksiz bırakılan okulların sonucudur. Öğrenciyle ilgili rehberlik görüşmeleri yapılmış, tutanaklar tutulmuş, uyarılar yapılmış, hatta çocuk psikiyatrisi tedavi süreci olduğu bilinmektedir. Buna rağmen gerekli önlemler alınmamıştır. Bu açık bir ihmal zinciridir. Bu sorumluluk öğretmenin, okul idaresinin üzerine yıkılamaz! Buradan açıkça söylüyoruz:
Bir kamu çalışanı görev yaptığı yerde devlet tarafından korunamıyorsa orada kamu otoritesinden söz edilemez! Buradan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e soruyoruz: Daha kaç öğretmenimizin can vermesi gerekiyor? Okullardaki güvenlik açığının bedelini canımızla mı ödeyeceğiz? Öğretmenler her gün ölüm korkusuyla mı derse girecek? Şiddetin tek bir faili yoktur. Bu cinayetin arkasındaki zihniyet; öğretmeni ötekileştiren, her fırsatta hedef gösteren, “herkes öğretmenlik yapabilir” diyerek mesleği değersizleştiren anlayıştır. Öğretmenleri çalışmamakla itham eden, emeğini küçümseyen, itibarsızlaştıran siyasi dildir. Dünyada “Başöğretmen” unvanını taşıyan tek lider olan Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözü bugün kulaklarımızda çınlamaktadır:
“Bir toplumun uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür.” Bugün öğretmene değer verilmeyen bir sistemin sonucu ile karşı karşıyayız. Eğitimi kamusal bir hak olmaktan çıkarıp piyasalaştıran, okulları siyasal ve ideolojik yuvalanma alanına çeviren, liyakatsiz yöneticilerle dolduran anlayış; bugün bu kanın sorumluluğundan kaçamaz. Öğretmenleri baskı altına alan, güvencesizleştiren, susturmaya çalışan zihniyet; bugün okulları güvenliksiz bırakmıştır. Alışveriş merkezlerine kesici-delici aletle girilemezken, okullara rahatlıkla girilebiliyor! Bu bir tesadüf değil; bu bir yönetim zaafıdır! Biz diyoruz ki: Okullarda şiddetin arkasındaki nedenler bilimsel olarak ortaya konulmalıdır. Eğitimde Şiddet Yasası derhal çıkarılmalıdır. Tüm eğitim kurumlarında etkin güvenlik önlemleri alınmalıdır. Eğitimcilerin, sendikaların ve alan uzmanlarının katıldığı somut bir eylem planı hazırlanmalıdır. Failler caydırıcı şekilde cezalandırılmalıdır. Şiddeti meşrulaştıran medya içerikleri denetlenmeli, toplumsal şiddetle mücadele kamusal bir politika haline getirilmelidir. Bilim dışı, çağdışı müfredat yerine; barışı, birlikte yaşamı, eleştirel düşünceyi öğreten programlar hazırlanmalıdır. Bugün şiddet yalnızca okullarda değil; dünyanın dört bir yanında hayatı kuşatmış durumdadır. Ortadoğu bir kez daha emperyalizmin kanlı saldırganlığının, işgalci politikalarının ve güç zorbalığının hedefi haline getirilmiştir. Katil ABD’nin, haydut İsrail’in saldırıları sivilleri, yaşam alanlarını ve çocukları hedef alırken; İran yönetiminin halktan kopuk ve baskıcı anlayışı da bu yıkımın zeminini büyütmektedir. Okulların vurulduğu, çocukların öldüğü bir yerde hiçbir gerekçe meşru değildir. Bu açık bir insanlık suçudur. Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesi bugün her zamankinden daha hayati bir yol göstericidir. Vatan savunması dışında savaş politikalarının insanlığa yıkım getirdiği tarih boyunca defalarca görülmüştür. Savaşlarda kazanan silah lobileri ve güç odakları olur; kaybeden ise insanlıktır. Eğitim-İş olarak altını çiziyoruz: Çocuklar bombaların gölgesinde değil; barış içinde, güvenli okullarda eğitim görmelidir.
Öğretmenler ölüm korkusuyla değil, onurla ve güven içinde ders anlatmalıdır. Bu ülkede öğretmenler canından endişe ederek okula gitmek istemiyor!
Biz can korkusuyla çalışmak istemiyoruz!
Can güvenliğimizin olmadığı bir eğitim sistemini kabul etmiyoruz! ARTIK YETER! Eğitim yuvaları; iktidarın, gerici yapıların, sermayenin ve şiddetin değil; bilimin, laikliğin ve özgürlüğün mekanı olmalıdır. Kaybettiğimiz meslektaşımıza rahmet, ailesine ve öğrencilerine sabır diliyoruz. Yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Ve buradan bir kez daha ilan ediyoruz:
Öğrencilerimizin ve eğitim emekçilerinin can güvenliği sağlanıncaya kadar susmayacağız. Mücadele edeceğiz. Çünkü insanlığın ortak geleceği savaşta değil, barıştadır.
Çünkü bir ülkenin geleceği, öğretmenine verdiği değerle ölçülür."

Öğrenciler Doğal Afetler Konusunda Bilgilendirildi Haber

Öğrenciler Doğal Afetler Konusunda Bilgilendirildi

Tepebaşı Belediyesi’nin paydaşı olduğu uluslararası çevre eğitim programı Eko-Okullar Çevre Çocuk Meclisi 16. dönem 2. Çalıştayı gerçekleşti. Çalıştayda, doğal afetler konusunda farkındalığın arttırılması amaçlandı. Tepebaşı Belediye Vecihi Hürkuş Havacılık ve Teknoloji Parkı’nda düzenlenen çalıştaya, program dahilindeki okullardaki öğrenci, öğretmen ve yöneticiler ile Tepebaşı Belediyesi yetkilileri katıldı. Çalıştay, Çevre Çocuk Meclisi Başkanı Nil Kökurgancı’nın gündem maddelerini okumasıyla başladı. “Tüm sorumluların titiz olması gerekir” Çalıştayın açılış konuşmalarını gerçekleştiren Eko Okullar İl Koordinatörü Nadir Erdem, “Tepebaşı Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü, Tepebaşı Belediyesi Arama Kurtarma Ekibi (TAK) ile ortaklaşa düzenlediğimiz Çevre Çocuk Meclisi 16. Dönem 2. Çalıştayı için bizlere bu ortamı sağlayan Tepebaşı Belediyesi ve paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Doğal afetlerin can ve mal kaybına yol açmaması için önleyici tedbirlerin alınması, depreme karşı sağlam binaların yapılması konusunda tüm sorumluların titiz olması gerekir” dedi. Doğal afetler konusunda farkındalık artırıldı Ana teması doğal afetler konusunda farkındalığın artırılması olarak belirlenen Çevre Çocuk Meclisi 16. dönem 2. Çalıştayı’nda Tepebaşı Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü ile TAK ekibi iş birliğinde sunumlar ve atölye çalışmaları düzenlendi. TAK ekibi tarafından iklim değişikliğinin afetler üzerindeki etkileri ele alınırken; yangın, deprem, sel ve heyelan konularında bilgilendirme yapıldı. Çocuklara ayrıca deprem düdüğü ile kişisel acil durum bilgi kartları dağıtıldı. Tepebaşı Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü tarafından da iklim değişikliğine bağlı yaşanan afetlerden söz edildi. Afetsiz şehir hayalleri resmedildi Çalıştay kapsamında düzenlenen boyama etkinliğinde çocuklar, hayallerindeki afetsiz şehirleri resmederek duygu ve düşüncelerini çizimlerle ifade etti. Etkinliğin ardından TAK ekibi, Tepebaşı Belediyesi tarafından kendileri için temin edilen ve yangın, sel, deprem ya da olası pek çok afette kullanılmak üzere tasarlanan arama kurtarma aracını ve araçta bulunan malzemeleri öğrencilere tanıttı.

Gerici ve Piyasacı Eğitim Anlayışınızı Kabul Etmiyoruz Haber

Gerici ve Piyasacı Eğitim Anlayışınızı Kabul Etmiyoruz

Eğitim - İş Eskişehir Şube Başkanı Fadime Arslan, 2025 - 2026 Eğitim Öğretim yılının ilk yarısını değerlendirdi. Eğitim İş Eskişehir Şubesi Başkanı Fadime Arslan yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; “Eğitimin kamusal niteliğinin yok edildiği, eşitsizliğin derinleştiği ve aydınlık yarınlarımızın teminatı olan çocuklarımızın çok yönlü bir kuşatma altında olduğu bir eğitim dönemini daha geride bıraktık. Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimi kamusal bir hizmet olarak değil; ideolojik, gerici ve piyasa odaklı bir alan olarak yönetmeye devam ettikçe bu sorunlar her dönem üstüne koyarak devam edecektir. Daha kayıt döneminde bağış adı altında toplanan paralarla okul maliyetleri artmış, servis ücreti, kırtasiye parası, kantin harcamaları velileri zor duruma düşürmüştür. Zorunlu eğitime rağmen %100 okullaşma sağlanamaması, okulda olmayan çocuk sayısının artması, taşımalı eğitim mağduriyetleri, okul servisi sorunları, ikili eğitim sorunu bu dönem de devam etmiştir. MESEM’lerde onlarca çocuk işçi mağduriyet yaşamış, çocuklar hayatını kaybetmiştir. Okullardaki temizlik ve hijyen , beslenme ve temiz içilebilir su sorunu, denetimsiz okul yemekleri, güvenlik personeli sorunu, okullarda artan şiddet olayları, deprem bölgesindeki eğitim sorunları devam etmektedir. ÇEDES projesi, Maarif müfredatı, Atatürk ve ulusal günlerin görünmez kılınması, imam hatip okulları dayatması devam etmektedir. MEB yatırım bütçesi sistematik olarak azaltılmış, eğitim piyasalaştırılmıştır. Ücretli öğretmenlik güvencesiz istihdama neden olmuş, öğretmenlerin ve eğitim emekçilerinin alım gücü azalmış, öğretmenlere yüklenen angarya görevler artmış, norm fazlası öğretmen atamaları mağduriyetlere sebep olmuş, okullarda baskı mekanizmasına dönüşen CİMER İhbar Hattı ile öğretmenler haksız ve hukuksuz yere suçlanmış, öğretmen yetiştirme, akademi ve eğitim politikaları öğretmen üzerinde baskıcı ve öğretmeni değersizleştiren bir anlayışa dönüşmüştür. Ülkenin eğitim sorunlarını çözmekle yükümlü olan Milli Eğitim Bakanlığı bu sorunların çözümü için çalışmadığı gibi öğretmenlerin iş yükünü artırmış, piyasacı anlayışı sonucu velileri de ekonomik yönden zora sokmuştur. Eğitim İş olarak uyarıyoruz! Gerici ve piyasacı eğitim anlayışınızı da Atatürksüz müfredatınızı da öğretmenlerin itibarını zedeleyici, iş yükünü artırıcı, onları mağdur edici keyfi uygulamalarınızı da kabul etmiyoruz! Milli Eğitim Bakanlığı olarak yaptığınız her türlü hukuksuz ve haksız uygulamaların takipçisi olacağız. Eğitim İş olarak öğrencilerimizin, velilerimizin ve eğitim emekçilerimizin hakkını savunup mücadeleyi devam ettireceğimizi tüm kamuoyuna duyuruyoruz.”

Öğretmenlerimizi Mağdur Edecek Resen Atama Uygulamalarından Vazgeçilmelidir Haber

Öğretmenlerimizi Mağdur Edecek Resen Atama Uygulamalarından Vazgeçilmelidir

Eğitim-Bir-Sen Eskişehir 1 Nolu Şube Başkanı İbrahim Akar norm fazlası öğretmen atamaları ile ilgili yayınlanan kılavuzla yer alan engelli öğretmenlerin atama durumu ile ilgili bir basın açıklaması yaptı. Şube Başkanı İbrahim Akar yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Katılımcılar; Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 9 Ocak’ta norm fazlası öğretmenlerin atamalarına ilişkin yayımlanan son kılavuzda, %40 ve üzeri engelli öğretmenlerin il merkezi dışındaki uzak ilçe ve köylere atanmasının önü açılmış; gönüllü olmamaları hâlinde ise resen atama öngörülmüştür. 9 Ocak tarihinde yayımlanan yenilenmiş Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin daha mürekkebi kurumadan, yönetmeliğe aykırı bir kılavuz yayımlamak; hukuka, yürürlükteki mevzuata ve yerleşik yargı kararlarına açıkça aykırıdır. Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nde bu konuda açık ve tartışmasız bir hüküm bulunmaktadır. Buna göre, %40 ve üzeri engelli öğretmenler resen atamaya tabi tutulamaz. Ancak yayımlanan bu kılavuzla yönetmelik hükümleri yok sayılmakta; alt düzenleyici bir işlemle üst hukuk normları fiilen ortadan kaldırılmaktadır. Engelli öğretmenlerimiz, korunması ve desteklenmesi gereken bir dezavantaj grubudur. Anayasa, sosyal devlet ilkesine uygun olarak engelli bireyler lehine pozitif ayrımcılığı emretmektedir. Sağlık durumları, yaşam koşulları ve ulaşım imkânları dikkate alınmadan yapılan resen atamalar, öğretmenlerimizi cezalandırmak anlamına gelmektedir. Tepebaşı ilçe emrinde görev yapan, tekerlekli sandalyeye mahkûm bir öğretmenimiz merkeze 120 km mesafedeki Mihalıççık ilçesi Yunusemre Köyü’ne nasıl gidecektir? Odunpazarı ilçe emrinde görev yapan görme engelli öğretmenimiz merkeze 140 km mesafedeki Sivrihisar ilçesinin Buhara Köyü’ne nasıl gidecektir? Engelli çalışanlarımızın, hâlihazırda merkezde görev yaptıkları okullarda dahi engelsiz yaşam ve erişilebilirlik açısından yaşadıkları zorlukları biliyoruz. Kurumların fiziki şartlarının engelli çalışanlar için sorun teşkil eden yönleriyle maalesef sıkça karşılaşıyoruz. Merkezde dahi bu sorunlar tam anlamıyla aşılmamışken, ilçe ve köylerde çok daha zor şartlar engelli öğretmenlerimizi bekliyor olacaktır. Eğitim-Bir-Sen olarak geçmişte de resen atamalarla ilgili benzer uygulamalara karşı durduk. Resen atamaya mecbur bırakılan öğretmenlerimizin sesi olduk; yapılan atamalara itiraz ettik, yargıya taşıdık ve açtığımız davaların birçoğunu kazandık. Eğitim-Bir-Sen olarak buradan Millî Eğitim Bakanlığı yetkililerine sesleniyoruz: İş işten geçmeden, su köprüyü bulandırmadan, tercihler henüz bitmeden gelin bu resen atama yanlışından dönün. Söz konusu uygulamanın hukuka aykırı olduğu açıkça ortadadır. Buradan Millî Eğitim Bakanlığı’na açık çağrımızdır: Yayımlanan kılavuz derhâl geri çekilmeli, yönetmelik hükümleri eksiksiz uygulanmalı, engelli öğretmenlerimizi mağdur edecek resen atama uygulamalarından vazgeçilmelidir. Öğretmene ihtiyaç duyulan merkeze uzak kırsal bölgelerde resen atamalar yerine; teşvik edici, özendirici ekonomik politikalar uygulanarak öğretmenlerin bu bölgeleri gönüllü olarak tercih edecekleri bir sistem hayata geçirilmelidir. Eğitim-Bir-Sen Eskişehir Şubesi olarak, engelli öğretmenlerimizin haklarını sonuna kadar savunacağımızı; hukuksuz uygulamalara karşı sendikal ve hukuki tüm mücadele yollarını kararlılıkla kullanacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz. Engelli öğretmenlerimizin mağdur edilmesine, kazanılmış haklarının gasp edilmesine asla sessiz kalmayacağız. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.