SON DAKİKA
Hava Durumu

#Müfredat

Porsuk Haber Ajansı - Müfredat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Müfredat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kurtuluş Savaşı’nı Müfredattan Çıkarmak Kabul Edilemez! Haber

Kurtuluş Savaşı’nı Müfredattan Çıkarmak Kabul Edilemez!

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Eskişehir Şube Başkanı Sevgi Akmen, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeni müfredat düzenlemelerine ve "Kurtuluş Savaşı" kavramına yönelik açıklamalara tepki gösterdi. Akmen, "Kurtuluş Savaşı’nı 'bilişsel yük' olarak gören anlayışı reddediyoruz" dedi. ​Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeni müfredat çalışmaları kapsamında "Kurtuluş Savaşı" kavramının çıkarılacağına dair açıklamalar kamuoyunda tartışma yaratmaya devam ediyor. Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan ÇYDD Eskişehir Şube Başkanı Sevgi Akmen, bu değişikliğin Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesine yönelik bir saldırı olduğunu belirtti. ​"Kurtuluş Savaşı Şanlı Tarihimizin En Değerli Sayfasıdır" ​Bakanın, düzenlemeyi "bilişsel yükün azaltılması" gerekçesiyle savunmasına ve Osmanlı İmparatorluğu vurgusuna tepki gösteren Akmen, şunları kaydetti: ​"Kurtuluş Savaşı, ülkemizi paylaşmak isteyen emperyalist güçlere karşı şehitlerimizin kanı ve canıyla verdiği mücadelenin adıdır. Saltanatın ve saray rejiminin sonunu getiren bu destan, tarihimizin en değerli sayfalarından biridir. Bunu müfredattan çıkarmaya çalışmak, yeni bir tarih yazımı çabasıdır." ​"Cumhuriyetin Temel Değerleri Aşındırılıyor" ​Akmen, müfredat değişikliklerinin "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" adı altında ideolojik bir amaç taşıdığını iddia etti. Kurtuluş Savaşı’nın yok sayılmasının laik ve demokratik Cumhuriyet değerlerine zarar vereceğini vurgulayan Akmen, şu ifadeleri kullandı: ​"Kurtuluş Savaşı’nı 'bilişsel yük' olarak nitelendiren anlayış asla kabul edilemez. Bu yaklaşım, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini reddeden, laik ve demokratik değerlerimizi aşındırmaya çalışan bir zihniyetin ürünüdür." ​İstiklal Marşı ve Madalyalar Vurgusu ​Açıklamasında İstiklal Marşı ve İstiklal Madalyaları'nın önemine de değinen ÇYDD Eskişehir Şube Başkanı, bu sembollerin Kurtuluş Savaşı’nın birer parçası olduğunu hatırlattı. Sevgi Akmen, şehitlere yapılan bu yaklaşımın kamuoyu vicdanında karşılık bulacağını belirterek, Mustafa Kemal Atatürk ve tüm şehitleri saygıyla andıklarını sözlerine ekledi.

​ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avcı’dan Bakan Tekin’e Sert Tepki Haber

​ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avcı’dan Bakan Tekin’e Sert Tepki

Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avcı, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in müfredat açıklamalarına ve "Kurtuluş Savaşı" ifadesiyle ilgili sarf ettiği sözlere sert tepki gösterdi. Avcı, Bakan Tekin’i istifaya davet etti. ​Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avcı, bir basın toplantısı düzenleyerek Millî Eğitim Bakanlığı müfredatında yapıldığı öne sürülen kavram değişikliklerini ve Bakan Yusuf Tekin’in ifadelerini eleştirdi. ​"Milletin Hafızasını Silmeye Kalkışmak Kabul Edilemez" ​Bakan Tekin’in "Neyden kurtuluyorduk?" şeklindeki sözlerine yanıt veren Mehmet Avcı, bu yaklaşımın tarihsel gerçeklikten uzak olduğunu belirtti. Avcı, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ​"İzmir’i çiğneyen Yunan ordusundan, İstanbul’u işgal eden emperyalist devletlerden ve Anadolu’yu parçalamayı hedefleyen Sevr zihniyetinden kurtuluyorduk. Sakarya'da, İnönü'de ve Dumlupınar'da verilen destansı mücadele, yalnızca bir 'mücadele' değil; kanla, canla yazılmış bir Kurtuluş Savaşı'dır. Bu ismi değiştirmeye çalışmak, tarihe yeni bir isim vermek değil, milletin ortak hafızasını silmeye kalkışmaktır." ​"O Makam Cumhuriyet Değerlerinin Teminatıdır" ​Millî Eğitim Bakanlığı’nın, Cumhuriyet değerlerini koruma ve bilimsel tarih bilincini gelecek nesillere aktarma makamı olduğunu hatırlatan Avcı, Bakanlık koltuğunda oturan kişilerin tarihsel gerçekleri tartışmaya açamayacağını savundu. Mehmet Avcı, "O makam, ideolojik hesapların değil, Cumhuriyet'in temel değerlerinin teminatı olmak zorundadır. Şehitlerimizin emanetini kelime oyunlarıyla değersizleştiremezsiniz," diyerek tepkisini dile getirdi. ​"Derhal İstifa Edin" ​ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avcı, açıklamasını Bakan Yusuf Tekin’e yönelik istifa çağrısı ile sonlandırdı: ​"Millî Eğitim Bakanlığı görevini layıkıyla temsil edemediğini düşündüğümüz Sayın Bakanı şiddetle kınıyor ve derhâl istifa etmeye davet ediyoruz. Türk milleti, Kurtuluş Savaşı’nın adını da, o büyük zaferi kazanan iradeyi de ve Cumhuriyet’i kuran kadroları da asla unutturmayacaktır."

Öğretmenler Canından Endişe Ederek Okula Gitmek İstemiyor Haber

Öğretmenler Canından Endişe Ederek Okula Gitmek İstemiyor

Eğitim - İş Eskişehir Şubesi, İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bir okulda meydana gelen ve bir öğretmenin hayatını kaybetmesi ile sonuçlanan olayla ilgili olarak bir basın açıklaması yaptı. Eğitim - İş Eskişehir Şubesi tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Bu ülkede okulda yine bir öğretmen öldürüldü! Artık yeter! İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde, Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmenimiz Fatma Nur Çevik okulda katledildi. Okulda! Eğitim yuvasında! Çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin en güvende olması gereken yerde! 44 yaşında bir meslektaşımızı kaybettik. Yaralılarımız var. Vicdanımız sızlıyor, aklımız kabul etmiyor. Uzun süredir okula gelmeyen bir öğrencinin, elini kolunu sallayarak bıçakla okula girebilmesi; iki öğretmeni ve bir öğrenciyi hedef alabilmesi; bir öğretmenimizin hayatını kaybetmesi… Bu tablo bir “münferit olay” değildir! Bu tablo, yıllardır görmezden gelinen uyarıların, itibarsızlaştırılan öğretmenlerin, güvenliksiz bırakılan okulların sonucudur. Öğrenciyle ilgili rehberlik görüşmeleri yapılmış, tutanaklar tutulmuş, uyarılar yapılmış, hatta çocuk psikiyatrisi tedavi süreci olduğu bilinmektedir. Buna rağmen gerekli önlemler alınmamıştır. Bu açık bir ihmal zinciridir. Bu sorumluluk öğretmenin, okul idaresinin üzerine yıkılamaz! Buradan açıkça söylüyoruz:
Bir kamu çalışanı görev yaptığı yerde devlet tarafından korunamıyorsa orada kamu otoritesinden söz edilemez! Buradan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e soruyoruz: Daha kaç öğretmenimizin can vermesi gerekiyor? Okullardaki güvenlik açığının bedelini canımızla mı ödeyeceğiz? Öğretmenler her gün ölüm korkusuyla mı derse girecek? Şiddetin tek bir faili yoktur. Bu cinayetin arkasındaki zihniyet; öğretmeni ötekileştiren, her fırsatta hedef gösteren, “herkes öğretmenlik yapabilir” diyerek mesleği değersizleştiren anlayıştır. Öğretmenleri çalışmamakla itham eden, emeğini küçümseyen, itibarsızlaştıran siyasi dildir. Dünyada “Başöğretmen” unvanını taşıyan tek lider olan Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözü bugün kulaklarımızda çınlamaktadır:
“Bir toplumun uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür.” Bugün öğretmene değer verilmeyen bir sistemin sonucu ile karşı karşıyayız. Eğitimi kamusal bir hak olmaktan çıkarıp piyasalaştıran, okulları siyasal ve ideolojik yuvalanma alanına çeviren, liyakatsiz yöneticilerle dolduran anlayış; bugün bu kanın sorumluluğundan kaçamaz. Öğretmenleri baskı altına alan, güvencesizleştiren, susturmaya çalışan zihniyet; bugün okulları güvenliksiz bırakmıştır. Alışveriş merkezlerine kesici-delici aletle girilemezken, okullara rahatlıkla girilebiliyor! Bu bir tesadüf değil; bu bir yönetim zaafıdır! Biz diyoruz ki: Okullarda şiddetin arkasındaki nedenler bilimsel olarak ortaya konulmalıdır. Eğitimde Şiddet Yasası derhal çıkarılmalıdır. Tüm eğitim kurumlarında etkin güvenlik önlemleri alınmalıdır. Eğitimcilerin, sendikaların ve alan uzmanlarının katıldığı somut bir eylem planı hazırlanmalıdır. Failler caydırıcı şekilde cezalandırılmalıdır. Şiddeti meşrulaştıran medya içerikleri denetlenmeli, toplumsal şiddetle mücadele kamusal bir politika haline getirilmelidir. Bilim dışı, çağdışı müfredat yerine; barışı, birlikte yaşamı, eleştirel düşünceyi öğreten programlar hazırlanmalıdır. Bugün şiddet yalnızca okullarda değil; dünyanın dört bir yanında hayatı kuşatmış durumdadır. Ortadoğu bir kez daha emperyalizmin kanlı saldırganlığının, işgalci politikalarının ve güç zorbalığının hedefi haline getirilmiştir. Katil ABD’nin, haydut İsrail’in saldırıları sivilleri, yaşam alanlarını ve çocukları hedef alırken; İran yönetiminin halktan kopuk ve baskıcı anlayışı da bu yıkımın zeminini büyütmektedir. Okulların vurulduğu, çocukların öldüğü bir yerde hiçbir gerekçe meşru değildir. Bu açık bir insanlık suçudur. Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesi bugün her zamankinden daha hayati bir yol göstericidir. Vatan savunması dışında savaş politikalarının insanlığa yıkım getirdiği tarih boyunca defalarca görülmüştür. Savaşlarda kazanan silah lobileri ve güç odakları olur; kaybeden ise insanlıktır. Eğitim-İş olarak altını çiziyoruz: Çocuklar bombaların gölgesinde değil; barış içinde, güvenli okullarda eğitim görmelidir.
Öğretmenler ölüm korkusuyla değil, onurla ve güven içinde ders anlatmalıdır. Bu ülkede öğretmenler canından endişe ederek okula gitmek istemiyor!
Biz can korkusuyla çalışmak istemiyoruz!
Can güvenliğimizin olmadığı bir eğitim sistemini kabul etmiyoruz! ARTIK YETER! Eğitim yuvaları; iktidarın, gerici yapıların, sermayenin ve şiddetin değil; bilimin, laikliğin ve özgürlüğün mekanı olmalıdır. Kaybettiğimiz meslektaşımıza rahmet, ailesine ve öğrencilerine sabır diliyoruz. Yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Ve buradan bir kez daha ilan ediyoruz:
Öğrencilerimizin ve eğitim emekçilerinin can güvenliği sağlanıncaya kadar susmayacağız. Mücadele edeceğiz. Çünkü insanlığın ortak geleceği savaşta değil, barıştadır.
Çünkü bir ülkenin geleceği, öğretmenine verdiği değerle ölçülür."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.