SON DAKİKA
Hava Durumu

#Milli Eğitim Bakanlığı

Porsuk Haber Ajansı - Milli Eğitim Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Milli Eğitim Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gerici ve Piyasacı Eğitim Anlayışınızı Kabul Etmiyoruz Haber

Gerici ve Piyasacı Eğitim Anlayışınızı Kabul Etmiyoruz

Eğitim - İş Eskişehir Şube Başkanı Fadime Arslan, 2025 - 2026 Eğitim Öğretim yılının ilk yarısını değerlendirdi. Eğitim İş Eskişehir Şubesi Başkanı Fadime Arslan yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; “Eğitimin kamusal niteliğinin yok edildiği, eşitsizliğin derinleştiği ve aydınlık yarınlarımızın teminatı olan çocuklarımızın çok yönlü bir kuşatma altında olduğu bir eğitim dönemini daha geride bıraktık. Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimi kamusal bir hizmet olarak değil; ideolojik, gerici ve piyasa odaklı bir alan olarak yönetmeye devam ettikçe bu sorunlar her dönem üstüne koyarak devam edecektir. Daha kayıt döneminde bağış adı altında toplanan paralarla okul maliyetleri artmış, servis ücreti, kırtasiye parası, kantin harcamaları velileri zor duruma düşürmüştür. Zorunlu eğitime rağmen %100 okullaşma sağlanamaması, okulda olmayan çocuk sayısının artması, taşımalı eğitim mağduriyetleri, okul servisi sorunları, ikili eğitim sorunu bu dönem de devam etmiştir. MESEM’lerde onlarca çocuk işçi mağduriyet yaşamış, çocuklar hayatını kaybetmiştir. Okullardaki temizlik ve hijyen , beslenme ve temiz içilebilir su sorunu, denetimsiz okul yemekleri, güvenlik personeli sorunu, okullarda artan şiddet olayları, deprem bölgesindeki eğitim sorunları devam etmektedir. ÇEDES projesi, Maarif müfredatı, Atatürk ve ulusal günlerin görünmez kılınması, imam hatip okulları dayatması devam etmektedir. MEB yatırım bütçesi sistematik olarak azaltılmış, eğitim piyasalaştırılmıştır. Ücretli öğretmenlik güvencesiz istihdama neden olmuş, öğretmenlerin ve eğitim emekçilerinin alım gücü azalmış, öğretmenlere yüklenen angarya görevler artmış, norm fazlası öğretmen atamaları mağduriyetlere sebep olmuş, okullarda baskı mekanizmasına dönüşen CİMER İhbar Hattı ile öğretmenler haksız ve hukuksuz yere suçlanmış, öğretmen yetiştirme, akademi ve eğitim politikaları öğretmen üzerinde baskıcı ve öğretmeni değersizleştiren bir anlayışa dönüşmüştür. Ülkenin eğitim sorunlarını çözmekle yükümlü olan Milli Eğitim Bakanlığı bu sorunların çözümü için çalışmadığı gibi öğretmenlerin iş yükünü artırmış, piyasacı anlayışı sonucu velileri de ekonomik yönden zora sokmuştur. Eğitim İş olarak uyarıyoruz! Gerici ve piyasacı eğitim anlayışınızı da Atatürksüz müfredatınızı da öğretmenlerin itibarını zedeleyici, iş yükünü artırıcı, onları mağdur edici keyfi uygulamalarınızı da kabul etmiyoruz! Milli Eğitim Bakanlığı olarak yaptığınız her türlü hukuksuz ve haksız uygulamaların takipçisi olacağız. Eğitim İş olarak öğrencilerimizin, velilerimizin ve eğitim emekçilerimizin hakkını savunup mücadeleyi devam ettireceğimizi tüm kamuoyuna duyuruyoruz.”

Bu Ülkenin Çocukları Atatürk’süz Bırakılmayacaktır Haber

Bu Ülkenin Çocukları Atatürk’süz Bırakılmayacaktır

Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi tarafından, 2025 - 2026 eğitim öğretim birinci yarı yılının bugün tamamlanması ile okullarda öğrencilere verilen karnelere yönelik bir açıklama yapıldı. ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci basın toplantısında yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi; "Bugün karne günü. Bugün cumhuriyet tarihi boyunca öğrenciler için özel ve onurlu bir gündür. Bu güne kimse gölge düşüremez. Karnesini alan bütün öğrencilerimize başarılar dileriz. Lakin; Milli Eğitim Bakanı ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın aldığı son kararlar, artık pedagojik tartışmaların çok ötesine geçmiş; Cumhuriyet’in kurucu değerleriyle açık bir hesaplaşmaya dönüşmüştür. Karne uygulamasının kaldırılarak yerine getirilen sözde “değerlendirme raporu”ndan Mustafa Kemal Atatürk’ün, İstiklal Marşı’nın, Türk Bayrağı’nın ve Gençliğe Hitabe’nin çıkarılması; tesadüf değil, bilinçli ve ideolojik bir tercihtir. Bu tercih;,Cumhuriyet’i eğitimden silme, Ulusal kimliği çocuklarımızın hafızasından koparma, Laik ve bilimsel eğitimi tasfiye etme girişimidir. Milli Eğitim Bakanı’na soruyoruz: Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in bakanı mısınız, yoksa Cumhuriyet’le kavga eden bir anlayışın temsilcisi mi? Şunu açıkça ifade ediyoruz: Atatürk’süz bir eğitim sistemi gayrimeşrudur. Bayraksız, marşsız, Gençliğe Hitabe’siz bir okul; milli değildir, bilimsel değildir, kabul edilemez. Gençliğe Hitabe, bu ülkenin gençlerine bırakılmış bir vasiyetname, bir direniş çağrısıdır. Onu eğitimden çıkarmak, doğrudan Türk gençliğinin bilincine müdahaledir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevi; iktidarların ideolojik ajandasını çocuklara dayatmak değil, Türkiye Cumhuriyeti’ne ve onun kurucu değerlerine sadakatle hizmet etmektir. Buradan açıkça uyarıyoruz: Cumhuriyet’in simgelerini eğitimden söküp atan bu anlayışı reddediyoruz. Bu kararlar derhal geri çekilmelidir. Bizler; Atatürk’ün izinde, Cumhuriyet’in tarafında, Laik, bilimsel ve ulusal eğitimin savunucusuyuz. Milli Eğitim Bakanlığı’nı, Cumhuriyet’e karşı değil, Cumhuriyet’in emrinde olmaya davet ediyoruz. Bu ülkenin çocukları Atatürk’süz bırakılmayacaktır. Diğer taraftan Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan tartışmalar artık bu milletin sinir uçları ile oynamaktan öteye geçmiştir. Terörsüz Türkiye diye anlatılan masaldan cesaret bulan bazı isimler kantarın topuzunu kaçırdılar. Geçen günlerde dem partili milletvekili sırrı sakık ın konuşmasını öfkeyle izledik. Kimse Türkiye Cumhuriyetine Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu denli açıkça meydan okuyamaz. Türkiye Cumhuriyeti, etnik, mezhepsel ya da bölgesel temeller üzerine değil; ortak tarih, ortak kader ve ortak yurttaşlık bilinci üzerine kurulmuş üniter bir ulus devlettir. Bu gerçek, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşı’nın ve Cumhuriyet devrimlerinin tartışmasız sonucudur. Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu devletin kurucu iradesinin temsil edildiği yüce organdır. Bu çatı altında yapılacak her siyasi faaliyet, Anayasa’ya, üniter yapıya ve ulusal egemenlik ilkesine bağlı olmak zorundadır. Üniter devlet yapısını zayıflatmaya, ulusal kimliği parçalamaya ya da Türkiye’yi federatif veya etnik temelli bir yapıya sürüklemeye yönelik her söylem ve girişim, doğrudan Cumhuriyet’in temelini hedef almaktadır. Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” sözü, dışlayıcı değil; birleştirici ve kapsayıcı bir yurttaşlık tanımıdır. Bu anlayış, kimlikler üzerinden ayrıştırmayı değil, yurttaşların eşitliği temelinde birlikteliği esas alır. Meclis’te görev yapan herkesin sorumluluğu; toplumu germek, ayrıştırmak ya da dış etkilere açık hale getirmek değil, Cumhuriyet’in kazanımlarını korumak ve geleceğe taşımaktır. Türkiye’nin birliği, bütünlüğü ve bağımsızlığı pazarlık konusu yapılamaz. Bizler, Atatürkçü düşünceye bağlı yurttaşlar olarak; Üniter ulus devletten, Laik ve demokratik Cumhuriyet’ten, Ulusal egemenlik ilkesinden asla taviz verilmeyeceğini bir kez daha açıkça ifade ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. Parolamız Tektir ve Değişmez, Ya İstiklal, Ya Ölüm…"

Öğretmenlerimizi Mağdur Edecek Resen Atama Uygulamalarından Vazgeçilmelidir Haber

Öğretmenlerimizi Mağdur Edecek Resen Atama Uygulamalarından Vazgeçilmelidir

Eğitim-Bir-Sen Eskişehir 1 Nolu Şube Başkanı İbrahim Akar norm fazlası öğretmen atamaları ile ilgili yayınlanan kılavuzla yer alan engelli öğretmenlerin atama durumu ile ilgili bir basın açıklaması yaptı. Şube Başkanı İbrahim Akar yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Katılımcılar; Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 9 Ocak’ta norm fazlası öğretmenlerin atamalarına ilişkin yayımlanan son kılavuzda, %40 ve üzeri engelli öğretmenlerin il merkezi dışındaki uzak ilçe ve köylere atanmasının önü açılmış; gönüllü olmamaları hâlinde ise resen atama öngörülmüştür. 9 Ocak tarihinde yayımlanan yenilenmiş Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin daha mürekkebi kurumadan, yönetmeliğe aykırı bir kılavuz yayımlamak; hukuka, yürürlükteki mevzuata ve yerleşik yargı kararlarına açıkça aykırıdır. Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nde bu konuda açık ve tartışmasız bir hüküm bulunmaktadır. Buna göre, %40 ve üzeri engelli öğretmenler resen atamaya tabi tutulamaz. Ancak yayımlanan bu kılavuzla yönetmelik hükümleri yok sayılmakta; alt düzenleyici bir işlemle üst hukuk normları fiilen ortadan kaldırılmaktadır. Engelli öğretmenlerimiz, korunması ve desteklenmesi gereken bir dezavantaj grubudur. Anayasa, sosyal devlet ilkesine uygun olarak engelli bireyler lehine pozitif ayrımcılığı emretmektedir. Sağlık durumları, yaşam koşulları ve ulaşım imkânları dikkate alınmadan yapılan resen atamalar, öğretmenlerimizi cezalandırmak anlamına gelmektedir. Tepebaşı ilçe emrinde görev yapan, tekerlekli sandalyeye mahkûm bir öğretmenimiz merkeze 120 km mesafedeki Mihalıççık ilçesi Yunusemre Köyü’ne nasıl gidecektir? Odunpazarı ilçe emrinde görev yapan görme engelli öğretmenimiz merkeze 140 km mesafedeki Sivrihisar ilçesinin Buhara Köyü’ne nasıl gidecektir? Engelli çalışanlarımızın, hâlihazırda merkezde görev yaptıkları okullarda dahi engelsiz yaşam ve erişilebilirlik açısından yaşadıkları zorlukları biliyoruz. Kurumların fiziki şartlarının engelli çalışanlar için sorun teşkil eden yönleriyle maalesef sıkça karşılaşıyoruz. Merkezde dahi bu sorunlar tam anlamıyla aşılmamışken, ilçe ve köylerde çok daha zor şartlar engelli öğretmenlerimizi bekliyor olacaktır. Eğitim-Bir-Sen olarak geçmişte de resen atamalarla ilgili benzer uygulamalara karşı durduk. Resen atamaya mecbur bırakılan öğretmenlerimizin sesi olduk; yapılan atamalara itiraz ettik, yargıya taşıdık ve açtığımız davaların birçoğunu kazandık. Eğitim-Bir-Sen olarak buradan Millî Eğitim Bakanlığı yetkililerine sesleniyoruz: İş işten geçmeden, su köprüyü bulandırmadan, tercihler henüz bitmeden gelin bu resen atama yanlışından dönün. Söz konusu uygulamanın hukuka aykırı olduğu açıkça ortadadır. Buradan Millî Eğitim Bakanlığı’na açık çağrımızdır: Yayımlanan kılavuz derhâl geri çekilmeli, yönetmelik hükümleri eksiksiz uygulanmalı, engelli öğretmenlerimizi mağdur edecek resen atama uygulamalarından vazgeçilmelidir. Öğretmene ihtiyaç duyulan merkeze uzak kırsal bölgelerde resen atamalar yerine; teşvik edici, özendirici ekonomik politikalar uygulanarak öğretmenlerin bu bölgeleri gönüllü olarak tercih edecekleri bir sistem hayata geçirilmelidir. Eğitim-Bir-Sen Eskişehir Şubesi olarak, engelli öğretmenlerimizin haklarını sonuna kadar savunacağımızı; hukuksuz uygulamalara karşı sendikal ve hukuki tüm mücadele yollarını kararlılıkla kullanacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz. Engelli öğretmenlerimizin mağdur edilmesine, kazanılmış haklarının gasp edilmesine asla sessiz kalmayacağız. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

Öğretmeni Borçlandırarak Eğitim Verilmez! Haber

Öğretmeni Borçlandırarak Eğitim Verilmez!

Eğitim - Sen Eskişehir Şube Başkanı Özkan Demirkol, Milli Eğitim Akademisi açılacak eğitimlerde barınma ve konaklama ücretlerinin öğretmenlere yansıtılacak olmasına tepki gösterdi. Şube binasında bir basın toplantısı düzenleyen Şube Başkanı Özkan Demirkol şu ifadelere yer verdi; "Milli Eğitim Bakanlığı’nın oluşturduğu Milli Eğitim Akademisi’nin başkanının açıklamalarına göre yalnızca 7 ilde Akademi açılması ve 5 tanesinde konaklama olacağı; öğretmen adaylarını 12 ay boyunca, görevdeki öğretmenleri ise hizmetiçi eğitimlerde zorunlu barınma ve konaklama ücreti ödeme yükümlülüğüyle karşı karşıya bırakması, hukuken ve vicdanen kabul edilemez. MEB Akademi Başkanının; "Ankara ve İstanbul'daki eğitim merkezlerinde konaklama hizmeti olmayacak. Diğer illerdeki eğitim merkezlerinde isteyen adaylara bu hizmeti vereceğiz. Konaklamak isteyenlerden ücret alacağız." sözleri, akademilerin bir öğretmen yetiştirme programından çok, öğretmenleri finansman kaynağı olarak gören bir piyasa işletmesi mantığıyla hazırlandığını göstermektedir. Bakanlık öğretmeni desteklemek yerine, hem mesleğe yeni başlayacak gençleri hem de yıllardır emek veren eğitim emekçilerini ekonomik açıdan köşeye sıkıştırmaya çalışmaktadır. Öğretmen adaylarının ve hizmetiçi eğitimdeki öğretmenlerin yalnızca belirli illerde aylarca konaklama zorunluluğuna sokulması; barınma giderlerinin adayların ve öğretmenlerin cebinden karşılanmasının istenmesi, kamusal eğitim sisteminde devletin sorumluluğunun ortadan kaldırılması anlamına gelmektedir. Buradan anlıyoruz ki; MEB’in tercihi açıktır: Kendi planlamasının mali yükünü öğretmenlere ve öğretmen adaylarına yıkmak! Öğretmen adaylarının yalnızca 7 ildeki merkezlere yönlendirilmesi, barınma masrafının kendi sırtlarına yüklenmesi büyük bir ekonomik eşitsizlik yaratmaktadır. Özellikle yoksul veya dezavantajlı öğrenci ve öğretmen adayları fiilen sistem dışına itilmektedir. Bu tablo kabul edilemez. HİZMETİÇİ EĞİTİMDEKİ ÖĞRETMENLERE KONAKLAMA DAYATMASI HUKUKA AYKIRIDIR Görevli personelin görevlendirme, eğitim veya seminer gibi durumlarda barınma, ulaşım ve iaşe giderlerinin kamu tarafından karşılanması; 6245 Sayılı Harcırah Kanunu, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu, İlgili genel tebliğ ve mevzuat kapsamında devletin yükümlülüğüdür. Bugüne kadar tüm kamu kurumlarında olduğu gibi MEB’de de hizmetiçi eğitimlerde eğitim emekçisine konaklama ve yol ücreti ödetilmesi hiçbir zaman kural olmamıştır. Şimdi ise eğitim emekçilerine MEB Akademilerinde verilecek eğitimlerde “konaklama bedelini sen karşıla” denilmesi açıkça mevzuata aykırı, keyfi ve hukuksuzdur. KONAKLAMA, ULAŞIM VE TEMEL GİDERLER DEVLET TARAFINDAN KARŞILANMALIDIR Eğitim Sen Eskişehir Şubesi olarak altını net biçimde çiziyoruz: Öğretmen adaylarının 12 ay boyunca kendi cebinden konaklama ücreti ödemesi kabul edilemez. Hizmetiçi eğitimlere çağrılan eğitim emekçilerine konaklama bedeli çıkarılması hukuken geçersizdir. Öğretmen adayları ve hizmetiçi eğitime çağrılan eğitim emekçilerinin tüm konaklama, ulaşım, eğitim malzemesi ve temel yaşam giderleri devlet tarafından karşılanmalıdır. Öğretmenlerin ekonomik koşullarının daha da zorlaştırılarak mesleğin itibarsızlaştırılması uygulamalarına son verilmelidir. Akademi merkezlerinin yalnızca 7 ilde toplanması, adaylara ve eğitim emekçilerine ekonomik yük getirmektedir; merkezler başta Eskişehir olmak üzere tüm illerde yaygınlaştırılmalı veya uzaktan/karma eğitim modelleri devreye sokulmalıdır. GEÇİM DERDİNDEKİ EĞİTİM EMEKÇİLERİNİN CEBİNDEN ELİNİZİ ÇEKİN Ülkenin dört bir yanında barınma krizi, yüksek kiralar ve hayat pahalılığı altında ezilen eğitim emekçilerine hizmetiçi eğitim merkezlerinde bir de konaklama faturası çıkarmak, ancak öğretmen düşmanlığıyla açıklanabilir. Bakanlığa sesleniyoruz: Öğretmeni borçlandırarak eğitim verilmez! Öğretmenlik mesleği sizin yanlış ekonomi yönetiminizin faturasını ödemeye zorlanamaz. Eğitim Sen Olarak Bu Dayatmanın Karşısındayız."

Zorunlu Eğitim Süresi Kimleri Rahatsız Ediyor? Haber

Zorunlu Eğitim Süresi Kimleri Rahatsız Ediyor?

Eğitim - Sen Eskişehir Şubesi tarafından ortaöğretimde eğitim süresinin kısaltılacağı yönünde ki tartışmalarla ilgili olarak bir açıklama yapıldı. Eğitim - Sen Eskişehir Şube Başkanı Özkan Demirkol tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Son bir yıldır çeşitli çevrelerce söylenen ve milli eğitim bakanının da bazı platformlarda dile getirdiği zorunlu eğitimin kısaltılması ile ilgili kafalarda kurgulanan sistemlerin son şekillerinin deklere edilmeye başlandığını görüyoruz. En son sayın bakan belirli bir model yok dese de lise eğitimi üzerinde 2+2 şeklinde bir düzenlemenin cumhurbaşkanlığına sunulduğu ve kabinede görüşüleceği ile ilgili basında çokça haber yapılıyor. Buradan merak ediyoruz zorunlu eğitim süresi kimleri rahatsız etmiştir? Sürenin uzun olduğu ve kısaltılması gerektiği hangi bilimsel gerçekliklere dayandırılmaktadır? Yoksa STK olarak adlandırılan vakıf, dernek ve bazı dini çevreler ile patronlar kulübü olarak görülen oluşumların istek ve taleplerine göre mi şekillendirilmeye çalışılmaktadır? Unutulmamalıdır ki uluslararası sözleşmelerle de belirlenen duruma göre 0 -18 yaş aralığında bulunan tüm bireyler çocuk sayılmaktadır. Bu nedenle yapılacak düzenleme ve atılacak adımlar çocuğun üstün yararına, eğitim hakkına ve pedagojik gelişimlerine göre atılmalıdır. Çocukların erken meslek edinmeleri kılıfıyla çocuk işçiliğinin ve emek sömürücülüğünün önünün açıldığı aşikârdır. Bir başka boyut OECD ülkeleri arasında en düşük zorunlu eğitim süresi 11 yıl ve ortalama eğitim süresi 14 yıl arasındadır. Yolu bir şekilde bu ülkelerle kesişebilecek gençlerimizin denklik ve eğitim süreleri ile ilgili yaşayabilecekleri sorun ve keşmekeşe yol açabilecek düzenlemeler onların geleceğini karartmamalıdır. Eğitim Sen olarak uyarıyoruz çocukların geleceklerini ilgilendiren düzenlemeler, pedagojik gelişimleri, eğitim hakkı, bilimsel temeller gözetilerek; eğitim bilimi bileşenleri, üniversiteler, çocukların eğitim hakkını savunan eğitim sendikaların görüşleri de alınarak yapılmak zorundadır. Son yayınlanan raporlara göre eğitim dışına çıkan çocuk sayısının gün geçtikçe arttığı ve 640.000 civarındaki çocuğun eğitim hayatından koptuğu görülmektedir. Okul dışında ucuz iş gücü olarak çalıştırıldıları gerçeği ortadayken, yapılması gereken çocukların derin yoksulluklar sonucu eğitim hayatından kopmalarına neden olan durumlara karşı önlem almaktır Eğitime yön verenler unutmamalıdır ki kendi çocuklarını özel okullara gönderip, emekçi halk çocukları ile ilgili düzenlemeler düşünürken, kamusal, bilimsel, laik ve pedagojik gerçeklikleri göz önünde bulundurarak adım atmak zorundadırlar."

CHP'li Arslan: "Parasız Eğitim Haktır!" Haber

CHP'li Arslan: "Parasız Eğitim Haktır!"

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Eskişehir’deki devlet okullarında velilerden “kayıt parası” veya “zorunlu bağış” talep edildiği yönündeki iddiaları TBMM gündemine taşıdı. CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Eskişehir’deki devlet okullarında velilerden “kayıt parası” veya zorunlu bağış talep edildiği iddialarını TBMM gündemine taşıdı. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan gelen resmi yanıt ise şaşırtıcı oldu: “Hiçbir şikâyet yok!” Arslan’ın 6 Ağustos 2025’te verdiği soru önergesine yanıt veren Milli Eğitim Bakanlığı, 2024–2025 eğitim-öğretim yılı kayıt döneminde Eskişehir’de kayıt parası veya zorunlu bağış konusunda Bakanlığa ulaşan tek bir şikâyet bulunmadığını açıkladı. Bakanlık ayrıca, “Okul kayıtları ücretsizdir, para talep edilemez” vurgusunu yinelerken; adres bazlı kayıt sisteminin zorunlu olduğunu ve 2025/53 sayılı genelgeyle valiliklerin talimatlandırıldığını duyurdu. “Denetim Raporu: “132 Okulda Usulsüzlük Yok” Bakanlık cevabında, son üç yılda Eskişehir’de 132 okulun müfettişlerce denetlendiğini, tek bir olumsuz bulguya rastlanmadığını da bildirdi. Ayrıca kırtasiye, temizlik, bakım-onarım gibi temel ihtiyaçlar için her okula yıllık ödeneklerin merkezi bütçeden aktarıldığına dikkat çekildi. “Arslan’dan Net Mesaj: Parasız Eğitim Haktır! Velilerden gelen yoğun şikâyetler ve yerel basındaki iddiaları gündeme taşıyan Milletvekili Arslan, “Parasız eğitim hakkı Anayasa güvencesindedir. Veliler ekonomik baskı altına alınamaz” diyerek mücadeleyi sürdüreceğini vurguladı.

Kayıt Parası Adı Altında Veliler Soyuluyor! Haber

Kayıt Parası Adı Altında Veliler Soyuluyor!

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Eskişehir’deki devlet okullarında velilerden “kayıt parası” ve “zorunlu bağış” adı altında para talep edildiğine ilişkin iddiaları Meclis gündemine taşıdı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi veren Arslan, uygulamanın Anayasa’ya ve Bakanlık genelgelerine aykırı olduğunu vurguladı. Arslan, Anayasa’nın 42’nci maddesinde ilköğretimin parasız olduğunun açıkça hükme bağlandığını hatırlatarak, şu sözlerle tepki gösterdi: “Okul kayıtları döneminde velilerden haraç gibi para toplanıyor. Eğitim hakkı alenen gasp ediliyor. Paralı hale getirilen kayıt süreci, çocuklarımızın geleceğini karartıyor; fırsat eşitliğini yok ediyor!” “Dar gelirli aileler çaresiz bırakılıyor” Arslan, yerel basın ve velilerin şikayetlerine göre, kayıt dönemlerinde talep edilen meblağların okuldan okula ve semtlere göre değiştiğini ifade etti. Bu durumun dar gelirli aileleri çaresiz bıraktığını belirten Arslan, “Devletin karşılaması gereken kırtasiye, temizlik ve bakım-onarım gibi masraflar velilerin sırtına yükleniyor. Veliler fiilen okul bütçesini finanse etmeye zorlanıyor. Bu utanç verici tablo, Anayasa’nın öngördüğü parasız eğitim hakkını ayaklar altına almaktadır” dedi. Bakan Tekin’e sert sorular Arslan, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e şu soruları yöneltti: Eskişehir’deki devlet okullarında velilerden kayıt parası veya zorunlu bağış istendiğine dair Bakanlığa kaç şikâyet ulaştı? Bu uygulamaları sürdüren okul yöneticileri hakkında hangi idari veya disiplin işlemleri yapıldı? Son 5 yılda kayıt parası talep ettiği belirlenen okul yöneticileri ve okul aile birliği başkanları hakkında açılan soruşturmalar ve uygulanan yaptırımlar nelerdir? Okul aile birlikleri üzerinden toplanan paraların yasal dayanağı nedir, hangi kalemlerde kullanılabileceğine dair bağlayıcı kurallar nelerdir? Okullara her yıl öğrenci veya okul başına ne kadar ödenek ayrılmaktadır? Ödeneklerin yetersizliği nedeniyle velilere yük bindirilmesini önlemek için kaynak artırımı planınız var mı? Kayıt parası ödemeyen velilerin çocuklarının kayıt işlemlerinin engellenmesi ya da başka okullara yönlendirilmesi gibi uygulamalar tespit edildi mi? Son üç yılda yapılan denetimlerde hangi usulsüzlükler belirlendi? “Eğitimde eşitsizlik derinleşiyor” CHP’li Arslan, önergesinin gerekçesinde ise şu ifadeleri kullandı: “Kayıt dönemlerinde ailelerin sırtına yüklenen bu keyfi uygulamalar, dar gelirli yurttaşlarımızı çaresizlik içinde bırakıyor. Çocuklarımızın eğitim hakkı paraya tahvil ediliyor. Eğitimde fırsat eşitliği yok ediliyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevi; velilerden para toplamak değil, devlet okullarının tüm ihtiyaçlarını karşılamaktır. Bakanlık bu Anayasa ihlali karşısında artık sessiz kalamaz!”

Eskişehir Sanayi Odası’ndan Milli Eğitim Bakanı Dr. Yusuf Tekin’e Ziyaret Haber

Eskişehir Sanayi Odası’ndan Milli Eğitim Bakanı Dr. Yusuf Tekin’e Ziyaret

Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Yönetim Kurulu Başkanı Celalettin Kesikbaş, Başkan Yardımcısı Fatih Düş, AK Parti Eskişehir Milletvekilleri Fatih Dönmez, Prof. Dr. Ayşen Gürcan, Nebi Hatipoğlu ve AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak ile birlikte T.C. Milli Eğitim Bakanı Dr. Yusuf Tekin’i ziyaret etti. Ziyarette, Eylül 2024’te kurulan ve kısa sürede 1600 öğrenciye ulaşan Odunpazarı Mesleki Eğitim Merkezi’nin (MESEM) Eskişehir Sanayi Odası işbirliğiyle “Proje Okulu” statüsüne geçmesiyle ilgili istişare toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda, Eskişehir sanayisinin nitelikli iş gücü ihtiyacına yanıt verecek bu yenilikçi modelin detayları ele alındı. Sektörle İç İçe, Uygulamalı Eğitim Modeli Projenin hayata geçmesi durumunda, MESEM kapsamındaki öğrenciler haftanın 4 günü sanayi işletmelerinde uygulamalı eğitim alacak, 1 günü ise okulda teorik derslerle desteklenecek. Bu sistemle öğrenciler daha lise döneminde meslekleriyle tanışacak, işletmelerde aidiyet geliştirecek ve mezuniyet sonrası istihdamda öncelik kazanacak. Bakanlık tarafından değerlendirme aşamasında olan MESEM Proje Okulu modelinin uygulamaya geçmesi durumunda, en önemli bileşenlerden birinin ESO AKADEMİ olacağını belirten Başkan Kesikbaş, “ESO AKADEMİ’nin sahip olduğu modern makine parkı, ekipmanları ve teknolojik altyapısı, Odunpazarı MESEM öğrencilerine açılarak eğitim süreçlerini zenginleştirebilecek. Böylece öğrenciler, gerçek üretim ortamlarına benzer koşullarda beceri kazanacak ve çağın gerektirdiği yetkinliklerle donatılabilecek” açıklamasında bulundu. Stratejik İş Birliği: Eğitimde Yeni Bir Dönem ESO ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanması planlanan protokol çerçevesinde öğretmenlere hizmet içi eğitimler verilecek, öğrencilere yemek, ulaşım gibi destekler sağlanacak. Eğitim programları, işletmelerden alınan geri bildirimlerle sürekli güncellenecek. Ayrıca başarılı öğrencilere ESO tarafından burs desteği verilecek. Uygulamaya geçmesi durumunda bu model, eğitim-istihdam-üretim zincirinde doğrudan bağ kurarak gençlere mesleki deneyim kazandırmayı, sanayinin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünü yetiştirmeyi ve yerel kalkınmaya katkı sağlamayı hedefliyor. Eskişehir Sanayi Odası, Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte yürüttüğü bu kapsamlı işbirliği ile Türkiye'ye örnek olacak bir mesleki eğitim modeli geliştirmeyi hedefliyor.

Eğitim İş Şube Başkanı Arslan: "Proje Değil, Adalet İstiyoruz!" Haber

Eğitim İş Şube Başkanı Arslan: "Proje Değil, Adalet İstiyoruz!"

Eğitim İş Sendikası Eskişehir Şubesi tarafından Milli Eğitim Bakanlığı tarafından proje okullarında yaşanan öğretmen atamalarına son verilmesi için Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde bir basın açıklaması yapıldı. Eğitim İş Sendikası Eskişehir Şube Başkanı Fadime Arslan, Sendika üyeleri, Sivil Toplum Kuruluşları temsilcileri ve öğretmenlerin katıldığı basın açıklamasında konuşan Şube Başkanı Arslan; "Kıymetli siyasiler, veliler, basın mensupları, okul mezunu dernekleri öncelikle bu eylemde bizim yanımızda olduğumuz için hepinize teşekkür ediyoruz. Bugün Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önündeyiz. Burayı neden seçtik çünkü Eskişehir genelinde yaşanan toplam 181 öğretmen mağduriyetinin 45'i bu okuldan çıkmıştır.bu Çok manidar arkadaşlar çünkü bazı okul müdürleri listeleri hiç değiştirmezken bazı okullarda atamalar müdürlerin verdiği listelere göre yapılmıştır. Kriter yok burada bir kıyım yaşanmıştır, burada bir vefasızlık örneği yaşanmıştır." dedi. Şube Başkanı Arslan; "4 okulda başlatılan ve başlangıçta ulusal ve uluslararası projelerin yürütüleceği özel okullar şeklinde sunulan bu model bugün itibariyle 2318 okula ulaşmış kapsamı büyütülmüş ancak içeriği boşaltılmıştır. Proje okulları adı altında yapılan şey açıkça eşitsizliğin hukuki güvencesinin yok edilmesidir. Yusuf Tekin daha 2014 yılında dönemin müsteşarı iken söylediği şu sözler Bugün yaşadıklarımızın habercisiydi mevzuatlar bize engel oluyor Ama biz siyasi irade ile hareket ediyoruz mevzuatlara rağmen bildiğimizi yapacağız." dediğini söyledi. Yapılanın bir proje değil bir tasfiye operasyonu olduğunu ifade eden Arslan, sürecin siyasi ve ideolojik bir projenin ürünü olduğunu gösterdiğini ve proje okulları uygulaması ile bakanın 80 bine yakın öğretmeni doğrudan kendisi seçme ve atama yetkisini elinde topladığını söyledi. Öğretmenlerin yıllardır görev yaptığı okulun kültürüne katkı sunduğu, öğrencileriyle aile gibi olduğu okullardan gerekçesiz ve ani bir şekilde sürüldüğünü ifade eden Şube Başkanı Fadime Arslan; "İzmir Atatürk Lisesi gibi Cumhuriyet değerleri ile özdeşleşmiş köklü kurumlar, Eskişehir'de Eskişehir Anadolu Lisesi, ETİ Sosyal Bilimler Lisesi, Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi gibi birçok okulda bir gecede 60 öğretmen, 70 öğretmen sayıları daha burada telaffuz edemediğimiz birçok öğretmen görevden alınmıştır. Yıllardır emek verdikleri okullardan alınmış başka ilçelere gönderilmişlerdir. Bu sadece hukuka değil aynı zamanda eğitimin ruhuna, okul kültürüne, öğrenci öğretmen ilişkisine ihanettir. Şimdi soruyoruz öğretmenin oradan alınmasının objektif gerekçesi nedir? Yıllarca görev yapan başarı belgesi ile ödüllendirilmiş yüksek lisans ve doktora sahip öğretmenler hangi kriterlerle yetersiz görülmüştür? Yerlerini alacak atanacak kişilerin liyakatini kim neye göre belirlemiştir? Aynı okulda yıllarca çalışan öğretmenleri bir gecede sürgün etmek hangi pedagojiye hangi hukuk devletine hangi kamu vicdanına sığar? Devlet memurluğu güvencedir, devlet memurluğu siyasi iktidara göre değil anayasa ve yasalara göre görev yapmak sorumluluğudur. Bugün proje okulları aracılığıyla yapılan şey bu güvenceyi ortadan kaldırmak öğretmenleri itaate zorlamaktır. Proje okulu adı altında yürütülen bu uygulama bir okul geliştirme projesi değil siyasi iktidarın kendi memurunu kendi neslini ve kendi toplumunu yaratma projesidir. Köklü okulların emekle alın teriyle yılların birikimiyle yetiştirdiği öğretmenler bir bir tasfiye ediliyor. Bu sadece bir personel değişimi değil bir hafızanın, bir kültürün, birikimin cumhuriyetin eğitim anlayışının sistemli biçimde yok edilmesidir. Liyakatsizliği teşvik ederek biat eden kadrolar yaratmak, düşünmeyen nesiller yetiştirerek sorgulama kültürünü ortadan kaldırmak, Cumhuriyetin temelini oluşturan laik bilimsel kamusal eğitimi çökertmek 40 yıllık bir öğretmeni yıllarını eğitme ve öğrencilerine adamış bir insanı tek bir yazıyla tek bir imzayla görevden almak kolay ama onun öğrencilerinin yüreğinde bıraktığı izi dokunuşunu silmek imkansız gerçek öğretmen sınıflarda sadece ders anlatmaz geleceği şekillendirir insan inşa eder." dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.