SON DAKİKA
Hava Durumu

#Milli Eğitim Bakanlığı

Porsuk Haber Ajansı - Milli Eğitim Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Milli Eğitim Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Güvenlik-İş Sendikası’ndan "Okullarda Özel Güvenlik" Çağrısı! Haber

Güvenlik-İş Sendikası’ndan "Okullarda Özel Güvenlik" Çağrısı!

Eskişehir Bölge Başkanı Engin Uçar, son günlerde okullarda yaşanan şiddet olaylarına dikkat çekerek uyardı: "Tasarruf tedbirleri çocuklarımızın can güvenliğinden önemli değildir. Her okula mutlaka özel güvenlik görevlisi atanmalıdır." ​Eğitimde Şiddet Sarmalı: Kahramanmaraş ve Şanlıurfa Hatırlatması ​Güvenlik-İş Sendikası Eskişehir Bölge Başkanı Engin Uçar, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da meydana gelen ve eğitim camiasını yasa boğan okul cinayetleri sonrası bir açıklama yaptı. Yaşanan olayların eğitim kurumlarındaki güvenlik zafiyetini acı bir şekilde ortaya koyduğunu belirten Uçar, hayatını kaybeden öğrenci ve öğretmenlere rahmet dileyerek, okullardaki şiddetin artık bir toplumsal sorun haline geldiğini vurguladı. ​"Güvenlik Bir Lüks Değil, En Temel İhtiyaçtır" ​Eğitimin ancak güvenli bir ortamda nitelikli olabileceğini ifade eden Engin Uçar, okullardaki güvenlik stratejisinin üç temel sütun üzerine kurulması gerektiğini belirtti: ​Hayati Giriş-Çıkış Kontrolü: Okullara yabancı ve riskli kişilerin girişini engelleyecek profesyonel bir süzgeç mekanizması kurulmalıdır. ​Caydırıcı Önleyici Hizmet: Özel güvenlik görevlileri, sadece olay anında değil, suçun işlenmesini engelleyen en büyük caydırıcı unsurdur. ​Uzman Kadro Şartı: Güvenlik hizmeti, asıl işi eğitim olan nöbetçi öğretmenlerin veya okul hizmetlilerinin üzerine bırakılamayacak kadar uzmanlık gerektiren bir alandır. ​Tasarruf Tedbirlerine Güvenlik Freni ​Okullarda sadece kamera sistemlerinin veya kapıları kilitlemenin yeterli olmadığını söyleyen Başkan Uçar, "Tasarruf tedbirleri gerekçe gösterilerek çocuklarımızın can güvenliği riske atılamaz," dedi. Uçar, Millî Eğitim Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nı koordineli bir çalışma yürütmeye çağırarak, tüm devlet okullarında en az bir profesyonel özel güvenlik görevlisinin istihdam edilmesi gerektiğini savundu. ​"Anne ve Babaların Gözü Arkada Kalmasın" ​Yetkilileri somut adımlar atmaya davet eden Engin Uçar, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: ​"Okullarımızı şiddet sarmalından kurtarmak ve anne-babaların çocuklarını okula gönderirken gözlerinin arkada kalmamasını sağlamak devletimizin en öncelikli görevidir. Güvenlik-İş Sendikası olarak bu sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz."

İsmail Kumru: "Sessiz Kalmayacağız, Bu Bir Toplumsal Çöküştür" Haber

İsmail Kumru: "Sessiz Kalmayacağız, Bu Bir Toplumsal Çöküştür"

Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda meydana gelen şiddet olaylarına sert tepki gösterdi. Kumru, yaşananları "ahlaki erozyonun bir göstergesi" olarak nitelendirerek Milli Eğitim Bakanlığı’nı politikalarını sorgulamaya çağırdı. ​Son günlerde okullarda artış gösteren ve çocukların dahil olduğu şiddet olayları Türkiye gündemindeki yerini koruyor. Konuyla ilgili yazılı bir açıklama yapan Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru, eğitim yuvalarında yaşanan bu olayların bireysel değil, toplumsal bir sorun olduğunu vurguladı. ​"Eğitim Politikaları Sorgulanmalı" ​Başkan Kumru, Milli Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumların geçmiş dönem politikalarını gözden geçirmesi gerektiğini belirtti. Eğitimin sadece akademik başarıdan ibaret olmadığını hatırlatan Kumru, şu ifadeleri kullandı: ​"Eğitim sistemi; ahlaki değerleri, toplumsal sorumluluğu ve sağlıklı bireyler yetiştirmeyi temel hedef olarak benimsemelidir. Yaşanan bu olaylar, ülkemizin içinde bulunduğu ahlaki erozyonun acı bir tablosudur." ​Şiddetin Normalleşmesine Tepki: Medya ve Sosyal Çevre Faktörü ​Açıklamasında medya ve dijital içeriklerin çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çeken Kumru, şiddetin normalleştirilmesine karşı uyardı. Televizyon programlarında bozulmuş aile yapılarının sıradanlaştırılmasının ve gece hayatının özendirilmesinin toplumsal çöküşü hızlandırdığını ifade etti. ​Çözüm İçin "Değerler Eğitimi" Vurgusu ​Sorunun çözümü için eğitimin ülke politikalarının merkezine alınması gerektiğini savunan İsmail Kumru, acil alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı: Değerler eğitimi müfredatta daha etkin hale getirilmelidir. ​Okullardaki psikolojik destek mekanizmaları güçlendirilmelidir. Aile-okul iş birliği en üst seviyeye çıkarılmalıdır. ​"Acil ve Kalıcı Çözümler Üretilmeli" ​Odunpazarı Kent Konseyi olarak hayatını kaybeden öğrencilere rahmet ve ailelerine başsağlığı dileyen Kumru, yetkilileri göreve çağırdı: "Toplumun tüm kesimlerini sorumluluk almaya, yetkili kurumları ise acil ve kalıcı çözümler üretmeye davet ediyoruz. Bu acıların bir daha yaşanmaması için zaman kaybedilmeden önlem alınmalıdır."

Türk Eğitim-Sen’den "Okulda Şiddet" İsyanı Haber

Türk Eğitim-Sen’den "Okulda Şiddet" İsyanı

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan silahlı okul saldırıları sonrası eğitim camiası ayağa kalktı. Türk Eğitim-Sen Eskişehir 1 No’lu Şube Başkanı Kamuran Arıkan, okullardaki güvenlik zafiyetine dikkat çekerek çarpıcı bir uyarıda bulundu: "Önlem alınmazsa okullarımız Teksas’a dönecek!" ​​Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta ki saldırılar, okullardaki şiddet sarmalını bir kez daha gündeme taşıdı. Türk Eğitim-Sen Eskişehir Şube Başkanı Kamuran Arıkan, yaşanan olayı "hain bir saldırı" olarak nitelendirerek, eğitimcilerin ve öğrencilerin can güvenliğinin kalmadığını vurguladı. ​"Eti Senin Kemiği Benim Anlayışından, Silahlı Saldırıya Nasıl Geldik?" ​Arıkan, toplumsal dönüşümün korkutucu boyutlara ulaştığını belirterek şu soruları sordu: ​Öğretmeninin önünde ceket ilikleyen öğrencilerden, öğretmenine kurşun sıkan profile nasıl ulaştık? ​Gençlerimiz nasıl oldu da çeteleşme ve mafyavari oluşumların tuzağına düştü? ​Okullarımız neden ABD’deki okul baskınlarını andıran sahnelerle anılmaya başladı? ​Türk Eğitim-Sen’den 5 Maddelik Acil Eylem Planı ​Başkan Kamuran Arıkan, şiddetin durdurulması için hükümete ve Milli Eğitim Bakanlığı’na somut çözüm önerileri sundu: ​Her Okula Güvenlik Görevlisi: Okulların kamera sistemleriyle donatılması ve profesyonel güvenlik istihdamı zorunlu hale getirilmelidir. ​Disiplin Yönetmeliği Değişmeli: Öğretmenin sınıftaki ve eğitimdeki etkisi yasal olarak güçlendirilmelidir. ​Rehber Öğretmen Sayısı Artırılmalı: Her 100 öğrenciye en az 1 rehber öğretmen düşecek şekilde planlama yapılmalıdır. ​Caydırıcı Cezalar: Öğretmenlik Meslek Kanunu ile artırılan cezalar tavizsiz bir şekilde uygulanmalıdır. ​Güvenlik Zirvesi: Tüm paydaşların katılımıyla acil bir "Eğitimde Güvenlik Zirvesi" düzenlenmelidir. ​"Diziler ve Sosyal Medya Şiddeti Sıradanlaştırıyor" ​Şiddetin sadece okul içinde değil, medya aracılığıyla da beslendiğini ifade eden Arıkan, RTÜK ve ilgili kurumlara çağrıda bulundu: ​"Çeteleşmeyi özendiren, mafyavari oluşumları teşvik eden dizi, film ve sosyal medya içerikleri durdurulmalıdır. TikTok, YouTube gibi platformlardaki karanlık içerikler geleceğimizi tehdit ediyor." ​"Öğretmenin İtibarı Devletin İtibarıdır" ​Eğitim çalışanlarına yönelik şiddete karşı "Sıfır Tolerans" vurgusu yapan Kamuran Arıkan, açıklamasını şu sert sözlerle tamamladı: "Biz susmuyoruz. Okullar güvenli alanlar olana dek mücadelemiz sürecek. Ülkemizin müreffeh geleceği şiddete kurban edilemez!"

CHP’li Çakırözer’den Öğretmenlerin Yaşam Nöbetine Destek Haber

CHP’li Çakırözer’den Öğretmenlerin Yaşam Nöbetine Destek

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan silahlı saldırıların ardından eğitim emekçileri, öğretmenler Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde yaşam nöbeti başlattı. Okullarda artan şiddet olayları engellensin diye başkentte toplanan öğretmen ve sendikaların eylemine CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer de destek verdi. Eğitim-İş, Eğitim-Sen ve Hürriyetçi Eğitim Sen’in Eskişehir şubelerinden Ankara’ya giden öğretmenlerle bir araya gelen Çakırözer, “Eğitim yuvalarımızda eğitim emekçilerimizin, öğrencilerin güvenliğini istemek öğretmenlerimizin en temel hakkı. Eskişehir’den ve ülkemizin dört bir yanından haklı taleplerini haykırmak, yaşam hakkını savunmak için başkente gelen öğretmenlerimizi maalesef barikatlarla engellediler. Öğretmenler, veliler bugün değilse ne zaman konuşacak? Nerede anlatacak derdini? Ankara’da haklı taleplerini haykırmak için yaşam nöbetinde olan eğitim emekçilerimizin yanındayız!” dedi. ÖĞRETMENLER YAŞAM HAKKI İÇİN ANKARA’DA Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta art arda meydana gelen ve 9 kişinin hayatını kaybettiği okul saldırıları tüm ülkeyi yasa boğdu. Yaşanan saldırıların ardından öğretmenler grev kararı alarak iş bırakırken, saldırıları protesto etmek için ‘yaşam hakkı ve okullarda güvenlik’ talebiyle Ankara’da toplandı. Eğitim-İş, Eğitim-Sen, Hürriyetçi Eğitim Sen Eskişehir Şubeleri de Ankara’daki eyleme destek verirken, CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer de eğitimcileri, öğretmenleri yalnız bırakmadı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın önüne yürümek isteyen öğretmenler önce polis barikatıyla engellendi. Öğretmenler oturma eylemi başlatırken, 8 saatlik oturma eyleminin ardından barikat aşıldı ve öğretmenler yaptıkları basın açıklaması ile taleplerini sıraladı. “OKULLARIMIZ ÖLÜM YUVASI OLMASIN” Eğitim emekçilerinin eylemine destek veren Çakırözer, şunları söyledi, “Bugün eğitim emekçileri, öğrenciler ve veliler tedirgin. Herkesin ortak talebi; güvenli okullar. Okullarımızın güvenliğini, yaşam hakkını istemek öğretmenlerimizin en temel hakkıdır. Eğitim emekçilerimiz ‘Bilim, irfan yuvası olan okullarımız artık ölüm yuvası olmasın’ diyorlar. Okullardaki şiddete karşı ‘Artık yeter’ diyen eğitim emekçilerimizin yanındayız. Eğitim emekçilerimizin ve öğrencilerimizin can güvenliğinin sağlanması, okulların şiddetten arındırılması ve caydırıcı, kalıcı düzenlemelerin yapılması için mücadelemizi sürdüreceğiz.”

Milli Eğitim Bakanlığı’nın Bu Çığlığı Duyması İçin Ne Yapmalıydı? Haber

Milli Eğitim Bakanlığı’nın Bu Çığlığı Duyması İçin Ne Yapmalıydı?

İstanbul Çekmeköy’de bir lisede uzaklaştırılması istenen öğrenci tarafından katledilen öğretmen Fatma Nur Çelik’in ardından CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya zehir zemberek açıklamalarda bulundu. Kaya, "Öğretmenimiz 'sıradaki biz olabiliriz' diyerek katilinin adını bir yıl önce bildirmiş. Fatma Nur öğretmen Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu çığlığı duyması için daha ne yapmalıydı" dedi. Asu Kaya’nın açıklaması şöyle: ‘’İstanbul Çekmeköy’de bir lisede yaşanan vahşi saldırı sonucu öğretmenimiz Fatma Nur Çelik hayatını kaybetti. Bir öğretmen daha görev yaptığı okulda, korunması gereken bir mekânda yaşamdan koparıldı. Daha acısı ne biliyor musunuz? Bu cinayet geliyorum demiştir. Fatma Nur Çelik geçen yıl yaşanan bıçaklama olayının ardından “Can güvenliğimiz yok, sıradaki biz olabiliriz” demiştir. Riskli görülen öğrencilerin isimleri disiplin kuruluna bildirilmiştir. Yani tehlike bilinmektedir. Uyarı yapılmıştır. Alarm verilmiştir. Peki ne yapılmıştır? Bir öğretmen daha ne kadar açık konuşmalıydı? Bir kadın daha ne kadar görünür bir tehlikeyi anlatmalıydı? Bir insanın yaşam hakkı neden ciddiye alınmadı? Okullar şiddetin değil bilimin yuvasıdır. Öğretmenler derse girerken ölüm korkusu yaşamamalıdır. Eğer bir eğitimci, görev yaptığı kurumda “Can güvenliğimiz yok” diyorsa ve buna rağmen önlem alınmıyorsa, burada ağır bir ihmal vardır. Öğretmenlerimizin canı, mülki amirlerin ve bakanlığın insafına terk edilemez. Okullarımız Bilim yuvası olmaktan çıkmış, savunmasız öğretmenlerin hedef alındığı birer 'güvenliksiz alana' dönüşmüştür. 17 yaşındaki bir çocuk elinde bıçakla okula nasıl girebiliyor? Disiplin yönetmelikleri neden sadece kağıt üzerinde kalıyor?’’ Kaya, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Fatma Nur öğretmenin çığlığını sümen altı edenler, o risk raporlarını ciddiye almayanlar en az saldırgan kadar suçludur. CHP Kadın Kolları olarak bu davanın takipçisi olacağız. Ne bir öğretmenimizi ne de bir çocuğumuzu bu karanlık düzene kurban vermeyeceğiz. Fatma Nur Çelik’in ailesine ve eğitim camiasına başsağlığı diliyor, sorumluları derhal hesap vermeye çağırıyorum."

Okullarda Şiddet Artık Yeter! Haber

Okullarda Şiddet Artık Yeter!

Eğitim Sen Eskişehir Şubesi ve Hürriyetçi Eğitim Sen Eskişehir Şubesi tarafından İstanbul'da bir öğretmenin okulda öğrencisi tarafından öldürülmesi ile ilgili olarak bir basın açıklaması yapıldı. Bir günlük iş bırakma eylemi yapan öğretmenler Uğur Mumcu Parkı’nda toplanarak Milli Eğitim Müdürlüğü binası önüne yürüyerek bir basın açıklaması yaptı. Eğitim Sen Eskişehir Şubesi ve Hürriyetçi Eğitim Sen Eskişehir Şubesi adına açıklamayı yapan Emre Sarıkaş şu ifadelere yer verdi; "2 Mart Pazartesi günü İstanbul Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirilen bıçaklı saldırıda iki meslektaşımız ve bir öğrenci yaralanmış, yaralanan arkadaşlarımızdan Fatma Nur Çelik tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirmiştir. Eğitim Emekçileri olarak burada yalnızca aramızdan koparılan arkadaşımız için değil, yıllardır göz ardı edilen itibarımız ve can güvenliğimiz için toplandık. Yaşamını kaybeden meslektaşımızın ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve tüm eğitim emekçilerine başsağlığı diliyoruz. Yaralanan öğretmen arkadaşımıza ve öğrencimize acil şifalar diliyoruz. Ancak açıkça ifade ediyoruz: Bu saldırı münferit değildir. Okullarda artan şiddet vakaları uzun süredir ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Yaptığımız uyarıları dikkate almayarak, kalıcı ve önleyici politikalar hayata geçirmeyen Milli Eğitim Bakanlığı bu olayın birinci derecede sorumlusudur. Somut ve kalıcı adımlar atılmadığı için şiddet ortamı giderek derinleşmiştir. Bir okulda kesici aletle saldırı gerçekleştirilebilmesi, güvenlik mekanizmalarının yetersizliğini açıkça ortaya koymaktadır. Okullarda şiddeti önleyici destek mekanizmaları ciddi biçimde gözden geçirilmelidir. Şiddetin zemini yalnızca bireysel bir öfke değildir. Medyada, siyasette ve bürokraside giderek meşrulaştırılan sert ve kutuplaştırıcı dil; eğitim emekçilerini hedef gösteren, itibarsızlaştıran ve yalnızlaştıran söylemler bu iklimi beslemektedir. Öğretmenlik mesleğinin sistemli biçimde değersizleştirilmesi, eğitim emekçilerinin kamuoyu önünde haksız biçimde suçlanması ve sorumluluğun sürekli öğretmene yüklenmesi öğretmenleri hedef haline getirmektedir. Ayrıca pedagojik temelden yoksun, eğitimin bilimsel niteliğini gözetmeyen etkinlik ve uygulamaların yaygınlaşması okulu çocuklar ve gençler için güvenli bir öğrenme ortamı olmaktan uzaklaştırmaktadır. Okullar ideolojik yönlendirmelerin, denetimsiz faaliyetlerin ya da pedagojik karşılığı olmayan uygulamaların alanı değildir. Öte yandan derinleşen yoksulluk ve gençlerin geleceksizlik duygusu da şiddet riskini büyüten önemli toplumsal faktörlerdir. Ailesi ekonomik krizle mücadele eden, temel ihtiyaçlara erişimde zorlanan, sosyal destek mekanizmalarından mahrum bırakılan çocuk ve gençlerin yaşadığı psikolojik baskı görmezden gelinemez. Sosyal politikaların zayıflığı, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yetersizliği bu tabloyu ağırlaştırmaktadır. Buradan başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere tüm yetkililere çağrıda bulunuyoruz: Okul güvenliği konusunda bütünlüklü, bilimsel ve katılımcı bir politika derhal hayata geçirilmelidir. o Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmelidir. o Her okulda yeterli sayıda uzman personel görevlendirilmelidir. o Risk altındaki öğrenciler için erken müdahale ve destek programları uygulanmalıdır. o Okullarda şiddeti önlemeye dönük bağlayıcı bir eylem planı hazırlanmalıdır. o Eğitim emekçilerinin mesleki itibarını koruyacak, hedef gösterilmelerini engelleyecek açık ve net bir tutum alınmalıdır. o Bu saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması gerekmektedir. İhmali bulunanlar tespit edilmeli ve sorumlular hesap vermelidir. Gelecekte benzer olayların yaşanmaması için bu acının üzeri örtülmemelidir. Eğitim emekçileri olarak güvenli bir çalışma ortamı talep ediyoruz. Bu talep bir ayrıcalık değil, en temel haktır. Güvenli olmayan bir okulda sağlıklı bir eğitim süreci yürütülemez. Okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz. Öğretmenlerin ve öğrencilerin güvenli, huzurlu ve sağlıklı bir eğitim ortamında bulunma hakkını savunmaya devam edeceğiz. Yitirdiğimiz meslektaşımızın anısı önünde saygıyla eğiliyor; benzer acıların bir daha yaşanmaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizin bilinmesini istiyoruz."

Eğitim, Siyasi ve Dini İdeolojilerin Uygulama Alanı Olmaktan Çıkarılsın! Haber

Eğitim, Siyasi ve Dini İdeolojilerin Uygulama Alanı Olmaktan Çıkarılsın!

Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı tarafından, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yayınladığı "Ramazan Ayı Etkinlikleri" genelgesi hakkında bir basın açıklaması yapıldı. HABEV Başkanı Ufuk Uysal tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 12 Şubat 2026 tarihinde yayımlanan "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri" konulu genelge, anayasal güvence altındaki laiklik ilkesine, eğitimin bilimselliğine ve çocuk psikolojisinin temel prensiplerine açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı olarak, bu uygulamaya dair endişelerimizi ve itirazlarımızı kamuoyuyla paylaşmayı bir borç biliriz. 1. Anayasal ve Hukuki Aykırılık Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinde belirtilen "Laiklik" ilkesi ve 24. maddesinde düzenlenen "Din ve Vicdan Hürriyeti", devletin tüm inanç gruplarına eşit mesafede durmasını emreder. Okullarımız, her türlü inanç veya inançsızlık grubundan gelen çocukların ortak alanıdır. Belirli bir dini pratiğin eğitim kurumları eliyle teşvik edilmesi, devletin tarafsızlık ilkesini zedelemekte ve hukuk devletinin temellerini sarsmaktadır. 2. Pedagojik Riskler ve Çocuk Gelişimi Eğitim, çocukların bilişsel ve duygusal gelişim düzeyine uygun, bilimsel veriler ışığında yürütülmelidir. • Soyut Kavram Karmaşası: Küçük yaştaki çocukların henüz soyut düşünme yetisi gelişmeden dini ritüellere okul ortamında maruz bırakılması, pedagojik açıdan telafisi güç kaygılara yol açabilir. • Ayrıştırma Riski: Bu tür etkinlikler, farklı inançlara sahip veya oruç tutmayan ailelerin çocukları üzerinde "ötekileştirme" ve "mahalle baskısı" hissi yaratma potansiyeline sahiptir. Okullar, çocukları birleştiren mekanlar olmalıdır, inanç pratikleri üzerinden ayrıştıran yerler değil. 3. Çoğulcu Toplum Yapısı ve İnanç Özgürlüğü Hacı Bektaş Veli felsefesi; "72 millete bir nazarla bakmayı" öğütler. Maarif Modeli adı altında tek tipleştirici bir eğitim anlayışının dayatılması, Anadolu’nun kadim kültürel zenginliğine ve inanç çeşitliliğine aykırıdır. İnanç, kişinin vicdanı ile Yaradan arasındadır; okul sıraları ise bilimin, sanatın ve evrensel değerlerin mekanıdır. Sonuç Olarak; Bizler, çocuklarımızın düşünen, sorgulayan ve tüm inançlara saygı duyan özgür bireyler olarak yetişmesini savunuyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı’nı, anayasaya ve evrensel çocuk haklarına aykırı olan bu genelgeyi geri çekmeye; eğitimi, siyasi ve dini ideolojilerin uygulama alanı olmaktan çıkarmaya davet ediyoruz. "İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır." düsturuyla, laik ve bilimsel eğitim mücadelemizi sürdüreceğimizi tüm kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Milli Eğitim Bakanlığı Kamusal Sorumluluğunu Devredemez! Haber

Milli Eğitim Bakanlığı Kamusal Sorumluluğunu Devredemez!

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Asu Kaya’nın Milli Eğitim Bakanlığı’nın vakıf ve derneklerle yaptığı iş birliklerine ilişkin soru önergesine Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin yanıt verdi. Bakan Tekin, Bakanlık merkez teşkilatı tarafından 676 ayrı protokolün yürütüldüğünü açıkladı. Yanıtta; çok sayıda vakıf, dernek ve çeşitli kuruluşlarla iş birliği yapıldığı belirtilirken, bu protokollerin mevzuata uygun olduğu savunuldu. Protokol yapılan kurumlar arasında Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA), İHH, çeşitli vakıflar ve dernekler ile spor federasyonlarının da bulunduğu ifade edildi. “Milli Eğitim Bakanlığı, kamusal sorumluluğunu devredemez” Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Asu Kaya, 676 protokol sayısının kamuoyunun endişelerini büyüttüğünü belirterek şu ifadeleri kullandı: “Milli Eğitim Bakanlığı’nın asli görevi, eğitimi doğrudan ve kamusal sorumlulukla yürütmektir. 676 protokol, eğitim alanının sistematik biçimde vakıf ve dernekler eliyle şekillendirildiğini göstermektedir. Eğitim politikası, şeffaf olmayan iş birlikleri üzerinden yürütülemez.” Kaya, çocukların eğitim ortamlarının ideolojik ya da dış etkilere açık hale getirilmemesi gerektiğini vurgulayarak, protokollerin kapsamı, içeriği ve denetim süreçlerinin kamuoyuna ayrıntılı şekilde açıklanması çağrısında bulundu. Nurettin Yıldız detayı dikkat çekti Bakanlığın yanıtında ayrıca, çocuk yaşta evliliği meşrulaştıran açıklamalarıyla bilinen Nurettin Yıldız’ın Bursa’da okullarda ders anlatmasına ilişkin herhangi bir izin talebinde bulunmadığı belirtilirken; İnegöl Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde düzenlenmek istenen bir programın İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından onaylanmadığı ifade edildi. Kaya, “Sorularımıza verilen yanıtlar yeni soruları beraberinde getirmiştir. Eğitim alanında yapılan her uygulamanın hesabı kamuoyuna verilmelidir. Çocuklarımızın geleceği, siyasi ve ideolojik tercihlere teslim edilemez” dedi. CHP’li Kaya, sürecin Meclis gündeminde tutulacağını belirtti.

Gerici ve Piyasacı Eğitim Anlayışınızı Kabul Etmiyoruz Haber

Gerici ve Piyasacı Eğitim Anlayışınızı Kabul Etmiyoruz

Eğitim - İş Eskişehir Şube Başkanı Fadime Arslan, 2025 - 2026 Eğitim Öğretim yılının ilk yarısını değerlendirdi. Eğitim İş Eskişehir Şubesi Başkanı Fadime Arslan yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; “Eğitimin kamusal niteliğinin yok edildiği, eşitsizliğin derinleştiği ve aydınlık yarınlarımızın teminatı olan çocuklarımızın çok yönlü bir kuşatma altında olduğu bir eğitim dönemini daha geride bıraktık. Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimi kamusal bir hizmet olarak değil; ideolojik, gerici ve piyasa odaklı bir alan olarak yönetmeye devam ettikçe bu sorunlar her dönem üstüne koyarak devam edecektir. Daha kayıt döneminde bağış adı altında toplanan paralarla okul maliyetleri artmış, servis ücreti, kırtasiye parası, kantin harcamaları velileri zor duruma düşürmüştür. Zorunlu eğitime rağmen %100 okullaşma sağlanamaması, okulda olmayan çocuk sayısının artması, taşımalı eğitim mağduriyetleri, okul servisi sorunları, ikili eğitim sorunu bu dönem de devam etmiştir. MESEM’lerde onlarca çocuk işçi mağduriyet yaşamış, çocuklar hayatını kaybetmiştir. Okullardaki temizlik ve hijyen , beslenme ve temiz içilebilir su sorunu, denetimsiz okul yemekleri, güvenlik personeli sorunu, okullarda artan şiddet olayları, deprem bölgesindeki eğitim sorunları devam etmektedir. ÇEDES projesi, Maarif müfredatı, Atatürk ve ulusal günlerin görünmez kılınması, imam hatip okulları dayatması devam etmektedir. MEB yatırım bütçesi sistematik olarak azaltılmış, eğitim piyasalaştırılmıştır. Ücretli öğretmenlik güvencesiz istihdama neden olmuş, öğretmenlerin ve eğitim emekçilerinin alım gücü azalmış, öğretmenlere yüklenen angarya görevler artmış, norm fazlası öğretmen atamaları mağduriyetlere sebep olmuş, okullarda baskı mekanizmasına dönüşen CİMER İhbar Hattı ile öğretmenler haksız ve hukuksuz yere suçlanmış, öğretmen yetiştirme, akademi ve eğitim politikaları öğretmen üzerinde baskıcı ve öğretmeni değersizleştiren bir anlayışa dönüşmüştür. Ülkenin eğitim sorunlarını çözmekle yükümlü olan Milli Eğitim Bakanlığı bu sorunların çözümü için çalışmadığı gibi öğretmenlerin iş yükünü artırmış, piyasacı anlayışı sonucu velileri de ekonomik yönden zora sokmuştur. Eğitim İş olarak uyarıyoruz! Gerici ve piyasacı eğitim anlayışınızı da Atatürksüz müfredatınızı da öğretmenlerin itibarını zedeleyici, iş yükünü artırıcı, onları mağdur edici keyfi uygulamalarınızı da kabul etmiyoruz! Milli Eğitim Bakanlığı olarak yaptığınız her türlü hukuksuz ve haksız uygulamaların takipçisi olacağız. Eğitim İş olarak öğrencilerimizin, velilerimizin ve eğitim emekçilerimizin hakkını savunup mücadeleyi devam ettireceğimizi tüm kamuoyuna duyuruyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.