SON DAKİKA
Hava Durumu

#Memur

Porsuk Haber Ajansı - Memur haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Memur haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Başkan Kurt’tan Sendikalara Birlik Çağrısı Haber

Başkan Kurt’tan Sendikalara Birlik Çağrısı

Odunpazarı Belediyesi ile yetkili sendika Tüm Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (TÜM BEL-SEN) arasında Sosyal Denge Tazminatı Sözleşmesi (SDS) imzalandı. İmza töreninde konuşan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, “Sözleşmemiz hayırlı olsun. Biz, emekten yana bir anlayışla bu işi desteklemeye devam edeceğiz” dedi. Odunpazarı Belediyesi Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen imza törenine Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, TÜM BEL-SEN Eskişehir Şube Başkanı Gerçek Bilyaz İzgü ve iş yeri temsilcileri ile çok sayıda belediye çalışanları katıldı. Sözleşme, Odunpazarı Belediyesi’nde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi memur ve sözleşmeli statüde görev yapan personelleri kapsıyor. Gerçekleştirilen imza töreninde Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ve TÜM BEL-SEN Eskişehir Şube Başkanı Gerçek Bilyaz İzgü birer konuşma yaptı. SENDİKAL MÜCADELE DAHA GÜÇLÜ VE DİRENÇLİ OLMALI Türkiye’de sosyal denge tazminatı üzerine kurulu bir toplu sözleşme düzeninin Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından kabul edilmediğini vurgulayan Başkan Kurt, gelinen noktada ne yazık ki tablonun bu yönde şekillendiğini ifade etti. CHP’nin tüm çalışanların grevli ve toplu iş sözleşmeli sendikal haklarını savunan bir parti olduğunun altını çizen Kurt, bu doğrultuda gerçek bir sendikal düzenleme için sendikalara destek çağrısında bulundu. Mevcut memur sendikalarının ne mesleki ne de sınıfsal anlamda yeterli bir mücadele ortaya koyamadığına dikkat çeken Başkan Kurt, sendikal mücadelenin artık daha güçlü ve dirençli bir yapıya kavuşması gerektiğini vurguladı. Başkan Kurt, aksi takdirde mevcut hükümet ve yönetim anlayışıyla Türkiye’nin iyi bir noktaya taşınamayacağının bir kez daha açıkça görüldüğünü dile getirdi. Tüm muhalif güçlerin ve sendikaların ortak hareket etmesinin zorunluluk haline geldiğini belirten Başkan Kurt, mevcut iktidarın bir an önce sandık yoluyla değiştirilmesi gerektiğini söyledi. Bu süreçte özellikle sendikaların katkı ve desteğinin büyük önem taşıdığını ifade eden Kurt, “Umarım bu birliktelik sağlanır. Sözleşmemiz hayırlı olsun. Biz emekten yana bir anlayışla bu süreci desteklemeye devam edeceğiz” dedi. İKİ YIL SONRA TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİNİ YENİDEN İMZALADIK İki yıl sonra yeniden Toplu İş Sözleşmesi imzalandığını belirten Gerçek Bilyaz İzgü, Türkiye genelinde belediyelere gönderilen bazı genelgeler nedeniyle sosyal haklara ilişkin kimi düzenlemeler yapmak zorunda kaldıklarını ifade etti. Sürecin tüm zorluklara rağmen Başkanın desteğiyle yüzde 120 oranı üzerinden sürdürüldüğünü vurgulayan İzgü, “Türkiye’de ilk toplu iş sözleşmesini imzalayan sendika olarak, yasalardan önce haklar gelir diyerek verdiğimiz mücadele sonucunda bugün bu toplu iş sözleşmelerini imzalar duruma geldik. Türkiye genelinde de yasallaşmasını sağladık. Bu sendikamız adına çok kıymetlidir. Türkiye’de alanımızda kurulan ilk sendika Tüm Bel- Sen olarak Odunpazarı’nda da yetkiyi bize verdiğiniz ve bizi desteklediği için bütün memur arkadaşlarımıza da teşekkür ediyorum” dedi.

Zafer Partisi'nden Bayrağa Saygı Yürüyüşü Haber

Zafer Partisi'nden Bayrağa Saygı Yürüyüşü

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen basın toplantısında İl Başkanı Hasan Demir ülke gündemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Zafer Partisi Eskişehir İl Binasında düzenlenen basın toplantısında konuşan İl Başkanı Demir şu ifadelere yer verdi; ​"Kıymetli basın mensupları, değerli Eskişehir kamuoyu; Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı olarak tertiplediğimiz basın açıklamamıza hepiniz hoş geldiniz. Öncelikle birkaç konuyu başlıklar halinde bahsetmek ve arkasından günümüzün konusuna değinmek istiyorum. ​Ekonomik Durum ve Orta Sınıf ​Evet, 2017 referandumu ve 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası parlamenter sistemin kaldırılarak iki dudak arasında yönetilmeye başlanan Türkiye, maalesef ki yanlış ekonomi politikaları neticesinde üretimden uzaklaşmış, ithalat-ihracat dengesi ortadan kalkmış, tarımda ve hayvancılıkta dahi dışa bağımlı bir ülke haline getirilmiştir. ​Gerek pandemi gerekse 6 Şubat depremleri üst üste gelince ülke ekonomik olarak çöküş aşamasına sürüklenmiştir. Tabii bu durumlardan en fazla etkilenen orta sınıf olmuş ve tabiri caizse günümüze gelindiğinde orta sınıf ortadan kalkmıştır. Çalışan, emekli, esnaf, memur neredeyse herkes yoksulluk sınırı altında; büyük kısmımız da açlık sınırı altında hayat sürmeye mahkum edilmiştir. ​2026 Maaş Zamları ​Her ne kadar 'halkımı enflasyona ezdirmeyeceğim' söylemi fiili olarak Cumhurbaşkanı'nın söylemi olsa da yapılan maaş zamları bize göstermektedir ki Türk toplumu ekseriyetle enflasyonun altında kalmış, enflasyon Türk toplumunun üzerinden silindir gibi geçmiştir. 2026 maaş artışlarında; ​Asgari ücret 28.075 TL,​Memur emeklisine %18.60,​SGK ve Bağ-Kur emeklisine %12.19 zam verilmiş;​En düşük emekli maaşı da 20.000 TL olarak sabitlenmiştir. ​2025 yılında en düşük emekli maaşı alan sayımız 4 milyonken, maalesef 2026 itibarıyla bu sayı 5 milyona yükselmiştir. Yani uzun zamandır Türk milleti ekonomik düzeyde en aşağıda biriktirilmekte ve yaşam standartları her gün aşağı çekilmektedir. ​Eğitim ve "Gelişim Raporu" Eleştirisi ​Başka bir konumuz; adı milli, kendi gayri-milli olan Eğitim Bakanı'nın ilkokullarda Atatürk, İstiklal Marşı ve Gençliğe Hitabe'nin kaldırıldığı ve adına 'Gelişim Raporu' dendiği bir icatla karşımıza çıktı tekrar. Burada görüyorsunuz; yukarıda Milli Eğitim Bakanlığı'nın geçmişte verdiği karne (ilkokullara verilen karne), aşağıda da mevcut Eğitim Bakanlığı'nın ilkokullarda uygun gördüğü 'Gelişim Raporu' adı altındaki bir safsata. Burada şunu görüyoruz: Eğitim millileşmekten hızla uzaklaşmakta ve maalesef milli değerlerimiz örselenmektedir. Bizler Atatürk çizgisinde Türk milliyetçileri, Zafer Partililer; milli iktidarın tesis edildiği ilk gün ilk işimiz Eğitim Bakanlığı'nı millileştirmek olacaktır. ​Asayiş Sorunları ​Son dönemlerde artan asayiş sorunları, çete hadiseleri ve çete yapılanmalarına kurban giden genç kardeşlerimizin yaşadıkları, öldürülme hadiseleri ve üzerine yetmiyormuş gibi ailelerine yapılan tehditler, hakaretler... Buradan da büyük Türk milletini uyanık olmaya davet ediyoruz ve devletimizi bir an önce bu operasyonları genişletip faillerin en yüksek cezalarla cezalandırılmasını talep ediyoruz. ​Mardin Nusaybin'deki Bayrak Hadisesi ​Gelelim günümüzün konusuna: Dün Mardin Nusaybin'de yaşanan arsızlığa, namussuzluğa... Evet, Türk bayrağı bizim için her şeyden üstün, her şeyden önemlidir. Biz Türk milleti olarak binlerce yıldır sancağına, bayrağına yegane sahip çıkan milletiz. Bu manada sözlerime Arif Nihat Asya'nın, bayrak şairimiz Arif Nihat Asya'nın şiiriyle başlamak istiyorum: ​"Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü, Işık ışık, dalga dalga bayrağım! Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım. Sana benim gözümle bakmayanın Mezarını kazacağım. Seni selamlamadan uçan kuşun Yuvasını bozacağım..." ​Evet, şanlı bayrağımızı öncelikle bizim adetimizdir; öperek alnıma götürüyorum ve bayrağımıza yapılan hakaret Türk milletine yapılmış hakarettir, bunun bilinmesini istiyorum. ​Bu hakaretler silsilesi ne zaman başladı ve ne zaman sonlanacak? Evet, 1996 yılı Ankara'da HADEP kongresinde ilk yaşadık biz bu bayrak hadisesini. Bölücü unsurların temsil edildiği HADEP kongresinde Türk bayrağımız maalesef yerlere atılmıştı. Daha sonra 2014 yılında 'birinci ihanet süreci'nde yaşadık; Diyarbakır Lice'de askeri üsten bayrağımız indirildi. Ve son olarak da dün Mardin Nusaybin'de yaşadık; 'ikinci ihanet süreci'nde. ​Ekim 2024 tarihinde başlayan ikinci ihanet süreci bünyesinde birçok ihaneti barındırmış ve maalesef gelinen noktada şımartılarak cesaretlendirilmiş bölücü unsurlar, dün o cesaretle şanlı Türk bayrağımızı gönderden indirme cesaretini sergilemiştir. Hem birinci hem de ikinci ihanet sürecinde üzerine basa basa haykırdığımız 'Terörle müzakere olmaz, mücadele olur' haykırışlarımız boşuna değildi. Evet, terörle müzakere olmaz, terörle mücadele olur. Bu denklemde Türk milleti olarak bayrağımızı, şehidimizi, gazimizi sonuna kadar savunacak ve bölücü unsurların karşısında dimdik olduğumuzu her ortamda haykıracağız. ​Davet: Bayrağa Saygı Yürüyüşü ​Bu minvalde arkadaşlar; Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanlığı olarak vatansever Eskişehir halkımızı 25 Ocak Pazar günü saat 14.00'te Ulus Anıtı'ndan başlayacak ve Vilayet'te (Valilik Meydanı'nda) son bulacak 'Bayrağa Saygı Yürüyüşü'müze davet ediyoruz. Evet, bizim ortak değerimiz, yegane birlikteliğimizin en büyük temsilcisi şanlı bayrağımızı alın ve 25 Ocak Pazar günü saat 14.00'te Ulus Meydanı'nda birlikte haykıralım. Bayrağın inmeyeceğini tüm unsurlara birlikte haykıralım. ​Ve sözlerime 1996'da HADEP kongresi sonrası bayrak hadisesinden sonra Aşık Sefai'nin yazdığı şiirle son vermek istiyorum: ​ "Bayraksızlar, bayraksızlar, Yere düşse bayrak sızlar, Nerden bilsin kıymetini, Soysuz, sopsuz bayraksızlar..." ​Teşekkür ederim."

Memuru Ezerek Enflasyonla Mücadele Yürütülmez Haber

Memuru Ezerek Enflasyonla Mücadele Yürütülmez

Memur Sen Eskişehir İl Temsilciliği tarafından 81 İlde eş zamanlı düzenlenen "Ücrette Dengesizlik, Gelirde Adaletsizlik, Kamuda Huzursuzluk Bitsin" konulu bir basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasını yapan Memur-Sen Eskişehir İl Temsilcisi İbrahim Akar şu ifadeleri kullandı: “Malumunuz, bugün 2026 yılının memurlar için ilk maaş günü. Bugün kamu görevlileri olarak, Memur-Sen ailesi olarak; ‘Ücrette Dengesizlik, Gelirde Adaletsizlik, Kamuda Huzursuzluk Bitsin’ diyerek Türkiye’nin 81 ilinde meydanlardayız. Kamu işvereni ve hakem; 7. ve 8. Dönem Toplu Sözleşmelerde memurlara reva gördüğü zam rakamlarıyla sadece memuru enflasyona ezdirmekle kalmadı, aynı zamanda kamu personeli arasındaki ücret dengesini de tamamen bozdu. Aynı ücret çarpıklığı 2023 yılında da yaşandı. Ancak Sayın Cumhurbaşkanımız o dönemde bu çarpıklığı gördü ve gereğini yaptı; en düşük memur maaşını en düşük işçi maaşının üzerine çıkardı. Şimdi sistem tekrar altüst oldu. Emeğimiz, memuriyet için okuduğumuz okullar, girdiğimiz sınavlar, döktüğümüz akıl teri yok sayıldı. Kamuda iş barışı ve huzurumuz bozuldu, memurlar olarak şevkimiz kırıldı. Aynı odada birlikte çalıştığımız, farklı statüde olan mesai arkadaşlarımızla aramızdaki uçurumu kapatmak yerine Maliye Bakanlığı, kamu işvereni ve ‘Kamu İşveren Hakem Heyeti’; gösterdikleri tutum ve verdikleri kararla adaletsizliği derinleştirmeyi tercih etti. Ücretlerdeki dengesizlik ve gelirdeki adaletsizlik artık görmezden gelinemez bir noktaya geldi. Bu aşamadan sonra kamuda yaşanan huzursuzluğu artık kimse ‘görmedim, duymadım, bilmiyorum’ diyemez. Bu çarpıklık derhal ve kalıcı olarak düzeltilmeli, kamuda iş barışı ve huzuru yeniden tesis edilmelidir. Bu yap-boz sisteminden artık vazgeçilmeli, iki yılda bir sistemi bozan anlayıştan dönülmelidir. Biz Memur-Sen olarak; ‘Kamudaki bu çarpıklık, parçacı düzenlemelerle değil ancak bütüncül bir düzenlemeyle düzeltilir,’ diyoruz. ‘Belirli kesimleri kapsayan, kamu görevlilerinin bütününün sesini duymayan ve beklentisini karşılamayan tekil düzenlemeler ancak çarpıklığı derinleştirir, hoşnutsuzluğu büyütür,’ diyoruz. ‘Memuru ezerek enflasyonla mücadele yürütülemez,’ diyoruz. Sebebi olmadığımız enflasyonun faturasının sabit gelirliler olarak bizlere çıkarılmasını asla kabul etmiyoruz. Maliye Bakanlığı bu adaletsiz anlayıştan, enflasyonla mücadelede sürdürülen bu çarpık yöntemden vazgeçmelidir. Adil paylaşım anlayışıyla hareket edilmeli, emeğin hakkı tastamam verilmelidir. Bunun için hem kamu personel sisteminde hem de sendika yasamızda köklü değişiklikler, reformlar yapılmalıdır. Ülkemizde birçok alanda reform yapıldığı halde, kamu personel sistemimizde günü kurtarmaya yönelik, bütünlüklü bakıştan yoksun düzenlemeler yapılmasının sistemi daha da içinden çıkılamaz hale getirmekten başka bir işe yaramadığı görülmelidir. Memur-Sen olarak artık ülkemizin gücünü yansıtan, Türkiye Yüzyılı’na yakışır bir personel reformu istiyoruz. Kariyer basamaklarının düzeltildiği, güvencenin arttığı, ücret skalasının görev, unvan ve sorumluluk merkezli yapılandırıldığı, farklı statüler arasındaki ücret dengesizliğinin giderildiği, görev aylığıyla emekli aylığı arasındaki uçurumun kapatıldığı bir kamu personel reformu için ‘Şimdi değilse ne zaman?’ diyoruz. Artık bahaneleri değil, gerçekleri konuşmak istiyoruz. Hükümetten personel sisteminde reform yapmasını, bu yılın memurların yılı olmasını bekliyoruz. 4688 sayılı Kanun, 8. Dönem Toplu Sözleşme ile artık ömrünü tamamlamıştır. 4688 sayılı Sendika Yasası topyekûn değiştirilmelidir. Bizler kamu görevlileri olarak, mali ve sosyal haklarımızı belirleyen mevcut toplu sözleşme sistemi ve hakem kuruluyla buraya kadar diyoruz. Sadece maliye politikalarının belirleyici olduğu bir toplu sözleşme masası istemiyoruz. Piyasa gerçeğini sorgulamaya bile cesareti olmayan hakem kuruluyla geleceğimizin belirlenmesini istemiyoruz. 4 milyondan fazla kamu görevlisinin, 2,5 milyondan fazla memur emeklisinin mali ve sosyal haklarının toplamda 1 aylık kısa bir süreye sıkıştırılıp oldubittiye getirilmesini istemiyoruz. Bu yüzden 7. Dönem Toplu Sözleşme’de hüküm altına alınan ‘yasanın yeniden düzenlenmesi için gerekli çalışmaların yapılması’ kararının uygulanmasını istiyoruz. Örgütlenme özgürlüğünden grev hakkına, dayanışma aidatından toplu sözleşme sistemine, hakem kurulundan sendikal güvencelere değin yepyeni bir sendika yasası için herkes elini taşın altına koymalı. Bu noktada kamu görevlilerinin sesi duyulmalı, beklentisi görülmeli, gereği yapılmalıdır. Altına imza attığımız ILO sözleşmeleri başta olmak üzere uluslararası sözleşmelerin gerektirdiği düzenlemeler iç hukukumuzda daha fazla gecikmeksizin gerçekleştirilmeli; adil bir pazarlık zeminine kavuşmak için evrensel sendikal hak ve özgürlükler benimsenmeli, ILO normlarında bir sendika yasası artık gecikmeksizin hayata geçirilmelidir. Malumunuz olduğu üzere; 7. Dönem Toplu Sözleşme’de beklenen enflasyon bile memura layık görülmemişti. 8. Dönem Toplu Sözleşme’de ise kayıplarımızın tazmin edilmesini beklerken işveren tarafı adaletsizlikte ısrar etti; hakem de bu adaletsizliği toplu sözleşme hükmü haline getirdi. Biz kamu görevlileri olarak, 81 ilde meydanlardan hükümete sesleniyoruz: Bu gidişata dur demenin, bu hatadan dönmenin, bu çarpıklığı düzeltmenin, gelirde adaleti sağlamanın sorumluluğu omuzlarınızdadır. Aksi takdirde bu çarpıklıkla geçen her gün kamu görevlileri için eziyet, kamu hizmet kalitesi için verimsizlik demek olacaktır. Ücretlerde dengesizliğin bitirilmesi, kamudaki huzurun sağlanması ancak emekliliğe yansıyacak şekilde bir refah payı verilmesiyle mümkündür. Bunun ötelenmesi sadece zaman kaybı değil; telafisi imkânsız sorunlara yol açmak, aynı zamanda sosyal maliyeti büyütmektir. Biz kamu görevlileri olarak; İmtiyaz değil, alın terimizin hakkını istiyoruz. Ayrıcalık değil, kamuda adalet istiyoruz. İşyerlerinde huzur istiyoruz, çalışma barışı geri gelsin istiyoruz. Biz hakkımızdan gayrısını istemiyoruz; memuru, işçisiyle kamuda çalışan herkesin hakkını tastamam almasını istiyoruz. Yaşasın hak, yaşasın emek, yaşasın adalet, yaşasın mücadele…”

KESK 14 Ocak’ta İş Bırakıyor Haber

KESK 14 Ocak’ta İş Bırakıyor

Kamu Emekçileri Sendikaları Federasyonu, TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamları ile yapılan maaş zamlarına tepki amacıyla 14 Ocak tarihinde iş bırakacak. KESK Eskişehir Şubeler Platformu adına, KESK Dönem Sözcüsü, SES Şube Eş Başkanı Umut Özge Yılmaz konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Mevcut iktidar sık sık “eski Türkiye devri bitti. Yeni Türkiye dönemine geçtik” diyor. Oysa bu ülkenin emeği ile geçinen tüm kesimleri gibi bizler de eski günlerimizi arar hale geldik. 5 Ocak’ta açıklanan TÜİK verilerine göre enflasyon farkı ve taban aylığına 1000 TL zam dâhil maaşlarımız ortalama %20 artacak. Ama hepimiz biliyoruz ki enflasyon farkı geçtiğimiz altı ayda yaşadığımız hayat pahalılığını “SÖZDE” telafi etmek için verilen bir fark. Üstelik TÜİK’in sanal verilerine göre, ki gerçek enflasyonun yarısı bile değil. Kamu emekçileri ve emeklileri olarak 2026’ya ortalama %12,5 maaş zammı ile başlıyoruz. Buna karşın 1 Ocak’tan itibaren toplu taşımadan, sağlıkta katılım paylarına, muayene ücretlerinden köprü ve otoyol geçiş ücretlerine bizim maaşlarımıza yapılan artışın en az iki katı kadar zam yapıldı. Ocaktan itibaren kiralar %35 artacak. Üstelik maaşlarımızdan kaynakta kesilen Gelir Vergisi, bir kez daha Yeniden Değerleme Oranının altında tutuldu. Yani maaş artışımız yine cebimize girmeden vergiye gidecek, buharlaşacak. Sevgili kamu emekçileri ve Eskişehir halkı; Söz konusu biz olunca kaynak yok diyorlar. Oysa bu ülkenin işçisine, asgari ücretlisine, emeklisine, kamu emekçisine insanca yaşam koşulları sunmak için yeterince kaynağı vardır. Ama bu kaynaklar çalışanlara, yoksullaştırılan halka değil bir avuç asalağa faiz, teşvik, hazine garantisi olarak aktarılıyor. Bizlerin gelirleri küçülürken; büyüyen sermaye, patronlar, yandaşlar oldu. Bir avuç azınlığın lehine olan bu gelir adaletsizliğini, biz “seçmedik”. Yıllardır yaşadığımız kayıpların telafisi için Maaşlarımıza Ocak ayından itibaren ek %20 artış yapılması, 2024 Temmuzdan itibaren hayata geçirilen “İlave seyyanen ödeneğin” taban maaşlarımıza yansıtılması, Tüm kamu emekçilerine 3600 ek gösterge verilmesi, ilave seyyanen ödenek tutarının mevcut emekli aylıklarına eklenmesi, mülakatın kaldırılması, Haziran ayına kadar 4688 sayılı yasa başta olmak üzere mevcut mevzuatın Grevli Toplu Pazarlık hakkımızın önündeki engellerin kaldırılması başta olmak üzere evrensel sendikal normlarla uyumlu hale getirilmesi, En geç Haziran ayı sonunda gerçek bir toplu pazarlık masası kurulması, En düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırı üzerine çıkarılması, kira, kreş ve yol desteği verilmesi, Talepleriyle 14 Ocak 2026 Çarşamba günü tüm yurtta üretimden gelen gücümüzü kullanacak, iş bırakacağız! Tüm kamu emekçilerini bizlere yoksulluk ve güvencesizlikten başka bir şey vaat etmeyenlere karşı omuz omuza vermeye, 14 Ocak Çarşamba günü hizmet üretiminden gelen gücümüzü kullanmaya, g(ö)reve çağırıyoruz."

Memur ve Emekliler Kendi Paylarına Düşen Refah Payını Almalıdır Haber

Memur ve Emekliler Kendi Paylarına Düşen Refah Payını Almalıdır

Memur Sen Eskişehir İl Temsilciliği, TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamları, memur ve emekli maaş zamlarını değerlendirdi. Memur-Sen Eskişehir İl Temsilcisi ve Eğitim - Bir Sen Eskişehir 1 Nolu Şube Başkanı İbrahim Akar yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; "Kamu emekçilerimiz, aynı zamanda emeklilerimiz; hepiniz Eskişehir Memur-Sen olarak düzenlemiş olduğumuz basın açıklamamıza ve değerlendirmemize hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Öncelikle bugün bizim Memur-Sen’imizin kurucu genel başkanı Mehmet Akif İnan’ı anarak sözlerime başlamak istiyorum. Bugün kendisinin vefatının, aramızdan ayrılışının 26. yıl dönümüdür. Düşünceyi eylemle, bilgiyi sorumlulukla buluşturan; yazdıklarıyla fikir dünyamızı olgunlaştıran, şiirleriyle şuur kazandıran, öğretmenliğiyle örnek olan, sendikal duruş ve mücadelesiyle Türkiye’de emek hareketine öncülük yapan kurucu genel başkanımız Mehmet Akif İnan’ı vefatının 26. yılında, onun mesai arkadaşları ve yol arkadaşları ile birlikte rahmet, minnet ve saygıyla yad ediyoruz. Rabbim mekanını cennet etsin. Kurduğu Memur-Sen, yıllarca emek mücadelesini güçlü bir şekilde sürdürsün diyorum. İrlandalı yazar Bernard Shaw, 'Kan kokusunu almış bir köpekbalığından daha tehlikelisi, petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmidir.' demiştir. Amerikan emperyalizmi ve haydutluğu kendisini şimdi de Venezuela’da gösterdi. Dünyanın neresinde olursa olsun petrol için, maden için, değerli toprak elementleri için her türlü darbeyi, her türlü saldırganlığı ve her türlü haydutluğu kendine hak gören Amerika; bu sefer de seçilmiş devlet adamı, Devlet Başkanı Maduro’yu evinden, yatağından alarak kendince şimdi de Venezuela’ya demokrasi getireceğini söylüyor. Bu yapılan darbeyi şiddetle ve nefretle kınıyoruz. Bugün olanlardan bizim çıkarmamız gereken ders; kendi sorumluluklarımızı, kendi sorunlarımızı kendi içimizde kenetlenerek, kardeşlik hukukumuzun zeminini genişleterek çözmek için bu iradeyi tüm dünyanın gözleri önünde göreceği şekilde sapasağlam bir şekilde ortaya koymaktır. Değerli basın mensuplarımız, kıymetli kamu çalışanlarımız ve emeklilerimiz; malumunuz aralık ayı enflasyon rakamları geçtiğimiz gün açıklandı. Aralık ayı enflasyon rakamları, TÜİK’in ifade ettiği üzere %0,89, yıllık enflasyon %31 ve kamu çalışanlarına yansıyacak olan 2026 yılının ocak ayı zam oranı %18,6 olarak belirlendi. Bu rakamlar neticesinde 2026 yılında oluşan 6 aylık ücret zammı ve oluşan enflasyon farkının yanı sıra 1.000 TL’lik taban aylığa seyyanen artış ve diğer ek ödemelerle birlikte en düşük memur maaşı 58.305 TL, en düşük memur emekli maaşı da 27.700 TL olmuştur. Şimdi bu rakamlara şöyle genel anlamda bir değerlendirme yapacak olursak; Eskişehir’deki en düşük ev kirasının 15.000 TL olduğu bir yerde 27.700 TL maaş alacak bir memur emeklisinin hayatını nasıl idame ettireceğinin sorusunun cevabı hala kimse tarafından verilebilmiş değildir. Elektrik, doğal gaz, su faturası, çarşı pazar, ulaşım, okul ve kırtasiye giderleri derken maaşın tamamını bir aya yetirebilmek pek de mümkün görünmüyor. Bu vesileyle memur ne yapsın, emekli nasıl ayın sonunu getirsin? Biz geçtiğimiz günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisinde tüm partilerin oy birliğiyle üst düzey bürokratlara yönelik 30.000 TL seyyanen zam yapılacağı zaman da tepkimizi dile getirmiştik. O zaman da buradan ifade etmiştik. Genel müdürlere ve daire başkanlarına 30.000 TL’lik seyyanen zammı yapabilirsiniz, eyvallah. Ama en düşük emekli maaşı 18.000 TL iken en düşük emekli maaşını 30.000 TL’ye yükseltin. Bu oranda yaptığınız artışı da tüm kamu çalışanlarına ve emeklilere yansıtın. Sizin elinizden tutan yok. Gelir dağılımını ve ücret dağılımını adaletli bir şekilde gerçekleştirin, biz de kalkalım sizleri tebrik edelim demiştik. Bu vesileyle ücret dağılımında adalet sağlansın istiyoruz. Aynı işi yapan memur ile aynı işi yapan işçi arasındaki ücret makası açıldı. Bu makas kapansın istiyoruz. 2024 ve 2025 yıllarında kamu görevlilerine reva görülen zamlar, bazı dönemlerde 1 ya da 2 ay içerisinde eridi. 2024-2025 yılında o zaman da kabul etmediğimiz, itiraz ettiğimiz zam oranları; yine 2026 ve 2027 yıllarında aynı şeylerin yaşanacağını hepimizin gözlerinin önüne seriyor. Kamu görevlilerinin belirsizliğe sürüklenmesine rıza göstermiyoruz. Bu vesileyle geçtiğimiz toplu sözleşme sürecinde memura ve emeklilere reva görülen artışlara Memur-Sen olarak imza atmadık, atmıyoruz. Enflasyon farklarıyla oluşan enflasyon rakamlarıyla bizlere teklif edilen ücretlerin birbiriyle ne kadar tutarsız olduğunu hep birlikte bir kez daha gördük. Zulüm tahammül edilemez bir noktaya gelmiştir. Kamu görevlileri artık sadece maaş yetersizliğine değil, aynı işi yapanlar arasındaki ücret adaletsizliğine de tahammül edemiyor. Bu eserle çalışma barışı bozulmuş, ücret sisteminin temelden sorunlu bir hâle gelmesi görülmüştür. Aynı işi yapan 2 kişi farklı ücret alıyor; bu da maalesef, ne yazık ki çalışma barışını bozuyor. Vergi matrahları çalışanı koruyacak şekilde yeniden düzenlenmelidir. Gelir vergisi matrahlarının da önemli bir sorun olduğunu hepimiz görüyoruz. Asgari ücretin dahi %20'lik vergi dilimine girdiği bir sistem, adil bir vergi sistemi değildir. Vergi matrahları bulunduğu rakamın en az 3 katı daha fazlası olması gerekir. Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alma sistemi getirilmelidir. Şu anda memurlar neredeyse vergi rekortmeni hâline gelmiş durumdadırlar. Nimet külfet dengesi en önce vergilerde gözetilmelidir. Vergi dilimleri kamu çalışanları için %15'e sabitlenmelidir. Hükûmetten temel beklentilerimiz şu şekildedir: Geçmiş kayıpları telafi edecek ve emekliliğe de yansıyacak şekilde taban aylığa seyyanen zam yapılmasını istiyoruz. Kamu personel sisteminde kapsamlı bir reformun hayata geçirilmesini istiyoruz. 4688 sayılı kanun güncellenmelidir. Yardımcı Hizmetler Sınıfı ortadan kaldırılmalıdır. Koruyucu giyim yardımı ödemelerinde yaşanan sorunlar aşılmalıdır. Gelişen ve kalkınan Türkiye’den memur ve emekliler kendi paylarına düşen refah payını almalıdır. Hükûmete taleplerimizi sıralarken Kamu İşveren Heyeti ve yetkililer maalesef bizlere ekonomik maliyetleri bahane ediyorlar. Ama bu işin ekonomik maliyetleri, emin olun ki sosyal maliyetlerden daha düşüktür. Bu vesileyle 2026 yılının kamu çalışanlarımız ve emeklilerimiz için refahı bol, felahı geniş bir yıl olmasını diliyorum. Kamu görevlilerimiz ve emeklilerimiz için mücadelemizi sürdüreceğimizi ifade ediyorum."

Hükümet Zammını Al Başına Çal! Haber

Hükümet Zammını Al Başına Çal!

Hür - Sen Konfederasyonu Eskişehir İl Temsilcisi Erol Ger 8'inci Dönem Toplu Sözleşme Görüşmelerinde verilen teklife tepki gösterdi. Eskişehir İl Temsilcisi Erol Ger yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Değerli kamu çalışanları, cefakâr emeklilerimiz, kıymetli basın mensupları. İktidarın, 6,5 milyon memur ve emekliyi yok sayması, bizlerle alay edercesine Toplu Sözleşme masasına getirdiği trajikomik zam teklifini protesto etmek için, Hür-Sen olarak, tüm Türkiye'de, diğer sendikaların da katılımı ile iş bırakma eylemindeyiz. AKP iktidarı, ekonomik hayatımızı alt üst etmiş, TÜİK vasıtasıyla enflasyon rakamlarının manipüle edilmesine göz yummuştur. İktidar, ekonomik alandaki beceriksizliğinin tüm bedelini, memura, emekliye ve halkımıza ihale etmiştir. Bu kadar yüzsüz ve sorumluluklarını yerine getirmeyen bir iktidar görülmemiştir. Yoksulluk sınırının 89 bin TL, açlık sınırının 26 bin TL'ye ulaştığı ülkemizde, iktidarın, tüm memur ve emeklisine, 2 yıllığına, toplamda sadece %24 zam teklif etmesi tam bir akıl tutulmasıdır. Aklı ve vicdanı sağlıklı olan hiçbir iktidar kendini böyle bir duruma düşüremez! Bu tekliflerden yüzü kızarmayan siyasi iktidar, 2. zam teklifinde, taban aylığa 1000 TL, yani günlük 33 TL zam vaat etmiştir. Memuru yoksulluk sınırı, emekliyi açlık sınırı altında yaşamaya mahkûm eden bu iktidar, anlaşılan memura, emekliye tam anlamıyla sırtını dönmüştür. Aileleriyle birlikte 25 milyonluk büyük bir kitleyi oluşturan memur ve emeklilerimiz bu iktidara elbette gereken cevabı verecektir. Siyasal iktidarın ekonomik tedbirden tek anladığı, dar ve sabit gelirlilerin, özetle halkın sırtına binmekten ibarettir. Ancak, ne memurlarımızın ne de emeklilerimizin bu yükü taşıyacak mecali kalmıştır. Son 5-6 yılda akıl almaz bir şekilde alım gücü düşmüş olan memur ve emeklilerimiz, insanca yaşayabilme kabiliyetini artık kaybetmiş haldedir. İsteğimiz gayet makuldür. Madem ki alım gücümüz bu iktidarın ekonomik uygulamaları sebebiyle düştü, o halde omuzlarımızdaki bu yükü hafifletmek de iktidarın sorumluluğundadır. Her türlü beceriksizliği, öngörüsüzlüğü sahneleyecek, sonra kenara çekilip seyredeceksiniz. Öyle yağma yok! Biz nasıl görevimizi hakkıyla yapıyorsak, siz de iktidar olarak yapacaksınız. Biz halkız! Biz devlet memurları ve emekliler olarak, insanca yaşama hakkımızı talep ediyoruz. Pastadan çocuklarımıza, ailemize düşen payı istiyoruz. Kur Korumalı Mevduat hesaplarına 60 milyar doları nasıl ödediyseniz, memurun, emeklinin de taleplerini karşılayacaksınız. Memurlara verilen seyyanen zammın emekliliğimize de yansımasını istiyoruz. Emekli olduğumuzda, gelirimizin yarıya düşmesini istemiyoruz. Ayrıca, Cumhurbaşkanının söz verdiği gibi, yapılmış olan seyyanen zammın emeklilerimize de bir an önce yansıtılmasını istiyoruz. Söz vermediniz mi? Bu söz tutulmadığı sürece, iktidarın verdiği veya vereceği hiçbir sözün kıymeti harbiyesi olmayacaktır. Vatandaşı aldatmak, verilen sözlerin üzerine yatmak siyaset yapmak mıdır? Değerli arkadaşlarım, kıymetli emekliler, değerli basın mensupları, yaptığımız bu eylem, oluşturduğumuz tepkiler son değildir. Mutlaka sonuç alacağız, artık şapka düştü, kel göründü. Yalanlarla oyalama devri sona ermiştir. Deniz bitmiş, kara görülmüştür. Demokratik haklarımızı bundan sonra da çekinmeden kullanacağımızı buradan ilan ediyoruz. İktidara söylüyoruz: Ya zam teklifinizi revize ederek uygun bir rakama çekin, ya da "Hükümet zammını al başına çal!" diyoruz."

Bu Teklif Kamu Çalışanına Biraz Daha Yoksullaş Demektir! Haber

Bu Teklif Kamu Çalışanına Biraz Daha Yoksullaş Demektir!

Kariyer Büro Sendikası İç Anadolu 1 Nolu Şubesi devam eden 8'inci Dönem Toplu Sözleşme Görüşmelerini protesto amacıyla bir günlük is bırakma eyleminde bulundu. İş bırakma eylemi ve verilen teklifi değerlendiren Kariyer Büro Sendikası İç Anadolu 1 Nolu Şube Başkanvekili Nurullah Yüksel yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Değerli Meslektaşlarım, Kıymetli Kamuoyu, Bugün burada, sadece kendi sesimizi değil, yok sayılan emeğimizi, değersizleştirilen mesleğimizi ve gittikçe düşen yaşam standardımızı duyurmak için toplandık. Bizler kamu maliyesinin temel taşıyız. Denetliyoruz, tahsil ediyoruz, kayıt dışıyla mücadele ediyoruz, vergi adaletinin tesisi için gece gündüz çalışıyoruz. Ancak yıllardır biriken sorunlarımız görmezden geliniyor. Sabırla, iyi niyetle dile getirdiğimiz talepler karşılık bulmuyor. Eşit işe eşit ücret uygulanmıyor. Yüksek enflasyon karşısında maaşlarımız her geçen gün biraz daha eriyor. Mesleki itibarımız zedeleniyor, liyakat sistemi yara alıyor. Ve ne yazık ki, mesleki niteliğimizle ilgisi olmayan işlerde çalıştırılıyoruz. Biz bu işi hakkıyla yapmaya devam ederken, emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Bir gerçek daha var ki artık görmezden gelinemez: Memur maaşları geçinmeye yetmiyor. Kirayı, faturayı, çocuğun okul masrafını düşünen bir kamu çalışanı, görevine nasıl odaklanabilir? Bizden fedakârlık bekleyenler, en azından hakkımız olanı vermeli. Çünkü biz bu ülkenin asli kamu hizmetini yürütüyoruz Yaklaşık 4 milyon kamu emekçisini ve 2 milyondan fazla emeklimizi ilgilendiren toplu sözleşme sürecinde, ne yazık ki hükümetin sunduğu ilk zam teklifi büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır. 2026 ve 2027 yılları için önerilen oranlar, bırakın bir iyileştirme sunmayı, *mevcut ve öngörülen enflasyonun bile çok altında* kalmaktadır. Bu oranlar, kamu çalışanlarının alım gücünü korumaktan uzak, tam aksine *reel gelir kaybını derinleştirecek* niteliktedir. Buradan açıkça ifade ediyoruz: Kariyer Büro Sendikası'nın talebi nettir. Gerçek enflasyona endeksli bir zam, refah payı uygulaması ve insanca yaşamaya yetecek bir ücret politikası istiyoruz. Çünkü bu teklif, bir ücret artışı değil; kamu çalışanına "biraz daha yoksullaş" demektir. Bu teklife imza atan da, onaylayan da, hakem heyeti kararıyla geçiren de; bu yoksullaşmanın, bu itibarsızlaştırmanın ortağı olacaktır. Kariyer Büro Sendikası olarak biz, sadece kendi üyelerimizin değil, tüm kamu çalışanlarının emeğine, alın terine ve mesleki onuruna sahip çıkmakta kararlıyız. Bu mücadeleden asla geri durmayacağız."

Biz Bu Filmi Daha Önce Defalarca Seyrettik Haber

Biz Bu Filmi Daha Önce Defalarca Seyrettik

İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanlığı tarafından devam eden Kamu Toplu Sözleşme Görüşmeleri ve sendikaların durumu ile ilgili bir basın toplantısı düzenlendi. İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Değerli Katılımcılar haftalık değerlendirmemiz de güncelde takip ettiğimiz beraberinde sosyal medya üzerinden veya bizlere ulaşarak. “Yeter biz artık satılmaktan usandık” diyen 657 sayılı yasaya bağlı çalışan Kamu çalışanları ve emeklileri ile ilgili son süreçte görüşülen 2026-27 Tarihini kapsayan 8’inci Dönem Toplu sözleşme görüşmeleriyle ilgili yaşananların değerlendirmesini hep beraber yapacağız. Başından bugüne izlediğimiz tıpkısının aynısı Kamu İşçi kesiminde yaşananların birebirinin tekrarı bir süreci gözlemliyoruz. Masada yine Kamu işvereni olan Çalışma, Sosyal Güvenlik ve Maliye Bakanlığı Muhataplığında temsil edilen Hükümet karşılarında dizayn edilmiş çalışan temsilcisi yandaş yetkili konfederasyon yanında gözlemci biri yandaş diğeri muhalif iki konfederasyon bulunuyor. Sunulan teklifler sonucunda İşverenin getirdiği, enflasyon oranlarına yaklaşmayan zam oranı ve cambaza bak rakamlarda mevcut durum ile yaşanacakların öngörüldüğü değil, uygun görülenin bağıtlanacağı bir sonucu yaşıyor, görüyoruz. Hal böyle olunca taban baskısı ve duruşlarını anlatamayan sendikamsı sendikalar başladılar asıp kesmeye. İnandırıcılar mı yada ciddiler mi derseniz. Kesinlikle hayır. İddia ediyoruz. Yaşanacak senaryo evreleri şu şekilde gelişti, gelişiyor ve sonuçlanacak. Yetkili Sendika tarafından ilk görüşme olan 1 Ağustos 2025 Tarihinde 11 Hizmet kolunun taleplerinin ve istenen zam oranları ile düzenlemelerin iletilmesinden sonra yaşanan uzun bir süre sessizlikte. Tabandan gelen baskı üzerine ses verme zorunluluğu durumunda kalınıldı. İlerleyen zamanda Kamu İşveren tarafından süreç bitmeye yakın teklif istendi 15 Ağustos Tarihinde açıklanan ve hedeflenen enflasyon oranlarının baz alındığı reel olmayan ve sıkıntılı rakamlar açıklanınca. Yasal sürecin bitimine 1 gün kala yani bugün göstermelik iş bırakma kararı alındı. Yarın 19 Ağustos 2025 tarihinde teklif ve beklentinin karşılanmaması sonucu yasa gereği uyuşmazlık metni imzalanacak. Ve sonunda yine yasa emriyle kurulan Kamu hakem heyeti 31 Ağustos 2O25 Tarihine kadar iktidarın istediği uygun gördüğü kararı verecek. Ve bizim kahraman yandaş çift sarı konfederasyonlar, final söyleminde; İmzalamıyoruz, kabul etmiyoruz, yok hükmündedir, mücadele ettik, davul çaldık, çadır kurduk, önlük giydik ama ne yapalım elimizden geleni yaptık diyecekler… Yani biz bu filimi daha önce defalarca seyrettik Öncekilerde esas aktör bir taneydi şimdi iki tane oldu… Yandaş konfederasyonlar ne hikmet ise üyelerinin hakları ve yetki aldıkları iş kollarındaki tüm kamu çalışanlarının hakkını almaya direnmekten ziyade ortaya konulan senaryonun konu mankeni durumunda bulunmaktadırlar. Eylem gibi gözüken eylemcikler ve kelimelerin itinayla seçildiği sözüm ona rest çekmeler yaptılar. Sözde ciddiyetlerini göstermek için çadır kurup, davul çalıp eylem yaptılar. Ambalajlarından yeni çıkardıkları ütüsü bozulmadık eylem önlükleriyle arzı endam ettiler. Ama boşuna bir çaba bu tüm yaptıkları. Mağdur ve muhatap kitleye diyecek söz bulamadıklarından kendilerine gerekçe üretmek için eylemsi eylemler yaptılar. Ancak geçmiş olsun tren kaçtı, bunu onlar da biliyorlar. Çünkü bugün teklifin son günü konu her dönem olduğu gibi yarın uyuşmazlığa gidecek ve bizim konu mankenleri kabul etmiyoruz sindiremiyoruz, görmüyoruz diyecekler. Bu söylediklerine kimse inanmayacak. Davul değil senfoni orkestrasını getirseniz, Çadır değil gökdelen kursanız, kamu çalışanları masada yada kapalı kapılar arkasında satıldığını biliyor, görüyor ve yalandan söylem rol icabı eylemlerinize kanmıyor, inanmıyor. Ey yandaş çift sarılar. Siyasi baskı, vaat, tehdit, gelecek umudu, belirsizliği kullanarak yaptığınız hormonlu üye sayıları sizin gerçeğiniz değil. Bunu da buradan biz söyleyelim. Olan yine devlet hizmetini ulaştıran, emek sahibi kamu çalışanlarına olmuş ve kamu işçisi gibi onlarda yine her zaman olduğu gibi kısa süreli bir tiyatro sonu layık görülen sadaka oranlara mecbur kalarak, enflasyona, hayat zorluğuna, geçim sıkıntısına, gelecek endişesine gark olmuş olarak hayat devam ettirecekler. Ev alma hayalleri bitti, araba alma rüyasından çoktan uyandılar, birikim yapmak artık mümkün değil. Yarını boş verin anlık sofrasında, hanesinde ihtiyaçlarını bile karşılayamayan öğünleri azaltan, kıyafet alamayan, ayakkabısına pençe yaptıran, yüreklerin umudu kaybettiği bir kesimi görüyoruz, biliyoruz. Yaşananların Sorumlusu siyasi iktidar ve dizayn ettiği son süreçte çift sarı olan sözde çalışan temsilcisi yetkili konfederasyonlardır. Hak arama dışında siyasetin emir eri olmuş sendikacılar. Bırakın üyelerin, çalışanların hakkını korumayı, kovalamayı. Nerdeyse verilene razı olun ve sesinizi çıkarmayın deme durumuna gelmişlerdir. Siyasetin ve siyasetçinin oyuncağı sendika baronları için hayat güzel ve tatlı ama vebalini aldıkları insanların bedduaları yakıcıdır hatırlatalım. Konfederasyon Başkanlarının geçtiğimiz zaman dilimi içinde Çalışma Bakanıyla oynadıkları halı saha maçı ve Sayın Bakanın bu başkanlara attığı goller meğerse Kamu çalışanlarına atılan gollermiş… Buradan sesleniyoruz. Bu sistemi dizayn eden Yeni Türkiye Senaryosu yazanları bu işin esas sorumlusudur… Bizim bahsettiklerimiz kendilerine verilen rolü oynayanlardır. Sebeple söz sahibine gitsin. Kamu çalışanları, kamu işçileri ve emeklileri darda zorda ve buhranda. Siz bunu biliyorsunuz. Yandaşa kaynak aktarmaktan, çok maaşlı prenslere para yetiştirmekten, uçulmayan havaalanlarına, geçilmeyen yollara hazineden ödeme yapmaktan, büyük yüzölçümlü hastanelere onlarca hastane yapacak parayı aktarmaktan, kur korumayla kaynak yarattığınız zenginlere, dünya rekoru olan küresel faiz baronlarına milli kaynaklardan ödeme yapmaktan. Tabi ki fakiri fukarayı, garibi gurebayı, memuru, emekliyi, işçiyi, köylüyü gözünüzün görmesini zaten beklemiyoruz. Yaptıklarınızı vicdana, izana ve takdire bırakıyoruz. Türk Milleti unutur derseniz unutmaz, günü geldi mi karnenizi verir diyoruz. Katılımınız ve katkınız için Sesimize duyulma fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyor Milletimizi selamlıyor Size İYİ çalışmalar diliyoruz."

Maaşlar Hayali Tahminlere Değil Gerçeğe Göre Belirlenmelidir! Haber

Maaşlar Hayali Tahminlere Değil Gerçeğe Göre Belirlenmelidir!

Türkiye Kamu-Sen'e bağlı sendikalar devam eden 8'inci Dönem Toplu Sözleşme Görüşmelerini protesto amacıyla bir günlük iş bırakma eylemi ve bir basın açıklaması gerçekleştirdi. 8'inci Dönem Toplu Sözleşme Görüşmelerinde verilen teklifi kabul etmeyen Türkiye Kamu-Sen'e bağlı sendikalar bir günlük is bırakma eylemi yapiyor. Türkiye Kamu-Sen Eskişehir İl Temsilciliği tarafından yapılan iş bırakma eylemi ile ilgili olarak Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü önünde bir basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasını yapan Türkiye Kamu-Sen Eskişehir İl Temsilcisi Alp Arslan şu ifadelere yer verdi; "Değerli basın mensupları, kıymetli kamu çalışanları, sevgili vatandaşlarımız; Bugün burada yalnızca kendi geleceğimiz için değil, 4 milyon kamu çalışanı, 2,5 milyon emekli ve aileleriyle birlikte 25 milyon insanımızın onurlu bir yaşam mücadelesi için toplandık. Bizler, emeğin, alın terinin ve kamu hizmetinin temsilcileriyiz. Hak aramak için buradayız, hakkımızı almak için buradayız, adalet için buradayız! Dönem Toplu Sözleşme Görüşmelerinde kamu işveren tarafı bize ne teklif etti? 2026 yılı için taban aylığa 1000 TL; ek olarak %10+6, 2027 yılı için %4+4… Soruyorum sizlere: Bu oranlar, mutfakta kaynayan tencerenin derdine derman olur mu? Çarşıda, pazarda, markette hızla artan fiyatlara karşı bir anlam ifade eder mi? Kiraların maaşları aştığı bir ülkede memura, emekliye nefes aldırır mı? Elbetteki hayır! Bu nedenle biz de bu teklife hayır diyoruz! Bu teklif ne memurun ne emeklinin sofrasına çare olur ne de yarasına merhem! Bu teklif, milyonların alın terini yok sayan bir tekliftir. O yüzden biz bu teklifi reddettik, bugün de meydanlarda yüksek sesle reddediyoruz! Ekonomik gerçekler ortada… Akaryakıta gelen zamlar, vergilerdeki ve cezalardaki artışlar, markette, pazarda uçan fiyatlar, zorunlu tüketim mallarındaki fahiş artışlar… Hepsi açıklanan enflasyonun çok üzerinde. Kiralar, memur maaşlarını ezip geçmiş durumda. Büyükşehirlerde ve kıyı bölgelerinde memur barınamıyor, görev yerleri boş kalıyor. Çünkü maaş ile kira yarışılamaz hale geldi! Daha dün öğrenci servislerine %30 zam yapıldı. Harcamalar katmer katmer artarken, maaşlar dirhem dirhem bile artmıyor. Bir gerçeğin altını özellikle çiziyoruz: Memur ve emekli maaşları bugün insanca yaşamaya yetmiyor. Maaşlar, her ay eriyor. Emeklilerimiz temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. İlave ek ödeme emekli maaşlarına yansıtılmazsa, bu mağduriyet önümüzdeki iki yılda daha da derinleşecek. Yoksulluk hem çalışanın hem de emeklinin kaçınılmaz kaderi haline gelecek. Kamuda aynı işi yapan, benzer eğitim düzeyine sahip ama farklı statüdeki çalışanlar arasında uçurumlar var. Getirilen bu teklif, bu adaletsizliği gidermiyor. Soruyoruz: Bu mudur adalet? Bu mudur çalışma barışı? Biz adalet istiyoruz! Biz hakkaniyet istiyoruz! Biz; Yangınlarla savaşan, hayatını tehlikeye atan ormancımızın, Şehirlerimizin düzenini ve altyapısını ayakta tutan yerel hizmet emekçimizin, Ülkemizin yollarını, köprülerini, tünellerini inşa eden imar ve ulaştırma çalışanımızın, Barajlarımızı, fabrikalarımızı işleten, evlerimize ışık ve enerji taşıyan enerji personelimizin, Toplumsal manevi değerlerimizi yaşatan diyanet görevlimizin, Tarihimize, kültürümüze, sanatımıza sahip çıkan kültür ve sanat emekçimizin, Tüm iletişimimizi sağlayan haberleşme çalışanlarımızın, Kamu hizmetlerini yürüten büro personelimizin, Sağlığımızı korumak için gece gündüz fedakârca çalışan sağlık personelimizin, Geleceğimizi şekillendiren, yarınlarımızı inşa eden eğitim neferlerimizin kaygısız, huzurlu, güvenli bir çalışma hayatına kavuşmasını istiyoruz. Biz, Türk ve Türkiye Yüzyılı misyonuna yakışan bir kamu düzeni istiyoruz. Bu yüzden 2026 yılı için %88,6, 2027 yılı için %45,2 oranında zam talebimizi masaya koyduk. Ama bize gelen, hayattan kopuk, enflasyon hedefine sıkışmış, masa başında hesaplanmış bir teklif oldu. Aile Yılı’ndayız… Peki aileyi destekleyecek tek bir düzenleme var mı? Reel artış istedik… Refah payı var mı? Geçmiş kayıplarımızın telafisini talep ettik… Telafi var mı? 3600 ek gösterge sözü verildi… Çözüm var mı? Vergide adalet dedik… Yük hafifledi mi? Emekliye iyileştirme istedik… Karşılık var mı? Bayram ikramiyesi dedik… Duyan var mı? Yardımcı hizmetlilerin sorunları çözülsün dedik… Gören var mı? Bugün ülke genelinde iş bırakma eylemindeyiz! Hizmet üretmiyor, üretimden gelen gücümüzü kullanıyoruz. Bizler; her gün canla başla, fedakârca görevini eksiksiz yerine getiren, memleketin dört bir yanında devletini onurla temsil eden kamu çalışanlarıyız. Ancak bu ülkenin yükünü sırtlayan memurlar, hak ettiği ücreti alamıyor! Emeğimizin karşılığını alamadığımız için buradayız, hakkımızı almak için buradayız! O halde buradan açık ve net söylüyoruz: Kamu işvereni, gerçekleşen enflasyonu, büyüme oranlarını, refah payını, artan yaşam maliyetlerini ve geçmiş kayıplarımızı dikkate alarak yeni, gerçekçi ve kabul edilebilir bir teklif getirmelidir. Bunu yapmazsanız, önümüzdeki iki yılda memur ve emekliler geçinme acziyetine düşecek, ülkemizin en nitelikli insan gücü çaresizlik içinde bırakılacaktır. Kira yardımı, eş-çocuk yardımı, ısınma, ulaşım ve yemek ücreti gibi sosyal haklarda somut adımlar atılmalıdır. Maaşlar, hayali tahminlere göre değil; markette, pazarda, kirada yaşadığımız gerçeğe göre belirlenmelidir! Bize masa başı rakam değil, alın terimizin karşılığı olan rakam gerekiyor! Bu sadece memurun değil, tüm milletin mücadelesidir! Biz buradayız, hakkımızı almakta kararlıyız. Ülkemizin dört bir yanında, aldığımız karara uyarak memurun gücünü hatırlatan, hakkı ve alın teri için omuz omuza mücadelemize destek veren tüm kamu çalışanlarına; yaptığımız bu anlamlı eyleme sabır ve anlayış gösteren, bize yürekten destek olan vatandaşlarımıza en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Mücadelemiz memurun ortak mücadelesidir, kazandığımız her hak hepimizin ortak zaferi olacaktır. Hepinize saygılar sunuyorum."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.