SON DAKİKA
Hava Durumu

#Melih Gökçek

Porsuk Haber Ajansı - Melih Gökçek haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Melih Gökçek haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Biz Adil Yargılanmanın Peşindeyiz Haber

Biz Adil Yargılanmanın Peşindeyiz

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Eskişehir programı kapsamında CHP İl Başkanlığını ziyaret ederek karşılama için gelen vatandaşlara hitap etti. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Eskişehir İl Başkanlığı'nda kendisini karşılayan vatandaşlara hitap etti. Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel parti binası önünde yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi; “Değerli Eskişehirliler, değerli Cumhuriyet Halk Partililer, bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Öncelikle hem burada görevini yapan kadın basın mensupları başta olmak üzere kadın partililerimizin, tüm kadınların Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum. İyi ki varsınız. Sabahleyin Sivrihisar’da belediyeye uğradık. Buraya gelirken Yılmaz Büyükerşen Hocamızı ziyaret ettik, Seyhan Hanım’ın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü evlerinde kutladık. Şimdi baba ocağına uğrayıp buradan gün içindeki diğer açılış programımıza ve panel programımıza gidecek; ardından akşam bir iftar sofrasında sizlerle birlikte olacağız. Programın bu kısmına bir konuşma, basın açıklaması yok ama sizlerin yoğun ilgisiyle buraya kadar gelmişken bir - iki kelime size seslenmek, ‘merhaba’ demek önemli. Eskişehir’in çok güçlü bir yerel basını var, çok değerli yayınlar yapıyorlar. Ben de yerel basınları takip etmeye çalışıyorum” dedi. Özel, şöyle devam etti: “8 MART’TA BURADA OLMAK EN DOĞRU TERCİHTİ” “Eskişehir’de niye 8 Mart’ı seçtik? Kadın Kolları Genel Başkanımız Cumhuriyet Halk Partisi’nin Büyükşehir Belediye Başkanının kadın olduğu, Sayın Ayşe Ünlüce’nin ve Yılmaz Büyükerşen gibi bir efsaneden sonra doğru, zamanında ve çok kıymetli bir bayrak değişiminin ve aynı başarının Yılmaz Hocamızın da varlığında, gözetiminde, takdirleriyle sürüyor olduğu bu ilde, hem belediyeciliğimizin, hem kadın siyasetine verdiğimiz önemin, kadın bir milletvekilimizin olduğu bir il aynı zamanda burası. O yüzden Eskişehir’de olmak en doğru tercihti.” “‘UĞRAYALIM’ DEDİK, YÜZLERCE KİŞİ GELDİNİZ” “Eskişehir bizim baharı müjdeleyen, mart ayının başında güneşli, güzel bir günde karşıladı. Burada normal şartlarda kendi kendimize İl Başkanlığımıza uğrayalım derken böyle yüzlerce kişi geldiniz, tezahürat ettiniz, sevginizi gösterdiniz. Çok teşekkür ediyoruz. Bu gösterdiğiniz ilgiyi, sevgiyi, şahsımdan çok Cumhuriyet tarihindeki en büyük saldırı altında olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliğine sahip çıkmak olarak görüyorum. Birbirimizi gördüğümüzde iki farklı iki partinin birbirini görmese, bir partinin genel başkanına saygı, sevgi göstermesinin ötesinde; çok büyük zorluklar ve acılar içindeki bir kardeşin bir kardeşe sarılması, güç vermesi, dayanışması ve ona gelecekteki güzel günler için umut vermesi olarak da değerlendiriyorum.” “NE KADAR KRİMİNAL TİP VAR, BULUP YALAN ATTIRIYORLAR” “Yarın 9 Mart. Bugüne kadar girdiği hiçbir seçimde Tayyip Erdoğan’a yenilmemiş, onun gösterdiği adaylara yenilmemiş, önce Beylikdüzü’nü Adalet ve Kalkınma Partisi’nden kazanmış sonra da üç kez, biri iptal edilen seçim olmak üzere üç kez İstanbul’u kazanmış, bütün anketlerde, bütün yapılan kamuoyu yoklamalarında memnuniyet oranı yüzde 60’ların üzerine çıkmış olan ve bu yüzden cezalandırılan Ekrem İmamoğlu’nun yarın duruşması başlayacak. Onunla birlikte çok sayıda belediye başkanımız yargılanıyor. ‘Melih Gökçek’in yargılanmadığı yerde bir belediye başkanı nasıl yargılanır’ sözü benim sözüm değil. Bu söz AK Partililerin sözü. AK Parti’de Başbakan Yardımcılığı yapmış olanların sözü. Bizim alnımız açık, başımız dik. Yaz boyunca, kış boyunca atılan iftiraların teker teker çürüdüğü, hiçbirinin iddianamede bulunamadığı, hiçbir iddianın kanıtlanamadığı, dünün sözde İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, özde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Yargı Kolları Başkanı, bugünün AK Partili Adalet Bakanının söylediği üzere, ‘Dosyamızın temel dayanağı gizli tanıklardır’ diyor. Ekrem Başkan bir yıl önce ‘Gizli tanık Meşe’nin itiraflarına ne diyorsun?’ diye sorgulanmıştı. Meşe bütün ifadelerinden vazgeçmiş ve gizli tanıklıktan çekilmiş. Onun yerine aynı ifadeleri İlke diye bir gizli tanığa verdirmişler. Düşünün ki iki kişinin arasındaki bir olayı ‘Gördüm’ diyen üçüncü bir kişi var. Onun söylediği ile tutukluyorsun, sonra o ‘Ben görmedim vazgeçtim’ diyor. Başkasını getirip gizli tanık yapıyorsun. Oyuncu değişikliği sinemada olur, aktörle anlaşamazsın o bırakır başkası gelir. Tiyatroda olur, hastalanır yerine rolü başkası oynar. Futbolda olur, sakatlanır yerine başkası girer. Tanığın ya, şahidin yedeği olur mu? Şahit değişikliği olur mu? ‘Bu olayı ben gördüm’ deyip, iftira atıyor adam. Sonra ‘Görmedim’ diyor yerine başka birini getiriyorlar ‘Ben gördüm’ diyor. Aynı kelimelerle, noktasıyla, virgülüyle. O yüzden o kadar emin, o kadar ilk günden beri kendimizden emindik ki zaten bu millet doğru söyleyenle yalan söyleyeni ayrılır. Bir kişiye aynı anda hem diploma sahtecisi hem rüşvetçi, hem ihaleye fesatçı, hem ajan, hem işte yok uçaklar rezaletler. Hepsi birden bir kişiye bunlar söylenip de hepsi yalan çıkarsa, millet de der ki ‘Demek ki bu adama bir suç bulamıyorlar, ama bu adamı indirmek istiyorlar. Adamın suçu iktidara yürüyen partinin Cumhurbaşkanı adayı olmak.’ O yüzden şimdi artık yargılanmak değil yargılamak üzere Silivri’ye gidiyoruz. İddianame çıkana kadar demiştik, ‘Bu iddianame bizi mahcup etmeyecek. Yalan söyleyenleri mahcup edecek.’ Çok yakın takip ettiniz. ‘560 milyar lira yolsuzluk’ dediler, 560 kuruşunu ispat edemediler. ‘Valizlerde para var’ dediler, içinden jammer çıktı. ‘İmamoğlu’nun lüks araçları’ dediler, MHP’li milletvekilinin çıktı. ‘Parkenin altında milyon euro para bulduk’ dediler, bir kuruş euro bile bulamadıkları ortaya çıktı. ‘Görüntü var’ dediler, görüntü olmadığı ortaya çıktı. ‘Gizli şahit var’ dediler, tanık var. Gizli tanığın vazgeçtiği ortaya çıktı. Yalan söylediği, kendisine yalan söylediği ortaya çıktı. Yeni bir gizli tanık bulunduğu ortaya çıktı. Buldukları gizli tanıkların hepsinin geçmişinde ya çocuk istismarı var, ya hırsızlık var, ya taciz var, tecavüz… Böyle ne kadar kriminal tip var bulup ona bir yalan attırıyorlar, onun üzerine kurguluyorlar. O yüzden ben bugün burada bu güzel programdan, bu güzel şehirden sonra alnım açık, başım dik Silivri’ye gidiyorum ve bir yalanın nasıl çöktüğünü izlemeye milletimizi de davet ediyorum.” “BİZ ADİL YARGILANMANIN PEŞİNDEYİZ” “Açıkça söyleyeceğim şudur, bunlar bütün yalanlar atılırken ve bütün televizyonlardan gecede dört saat ve beş saat, beş-altı kişiyle bu iftiraları köpürtürken biz kendimizden emindik. O günlerde bunlar o kadar özgüvenli davrandılar ki, Sayın Bahçeli de dedi ki ‘O zaman canlı yayın istiyor madem Özgür Bey. Canlı yayınlansın, millet her şeyi görsün.’ Tayyip Bey’e sordular, ‘Devlet Bey öyle dediyse bir bildiği vardır. Olur, molur’ dedi. İddianame çıktı, canlı yayın teklif ettiğimiz kanunumuzu kabul etmediler. Neden etmiyorlar? İddianamede bizi mahcup edip, bizim yüzümüzü öne düşürecek, hesabını veremeyeceğimiz bir şey olmadığı gibi millet ‘Bu mu ya? Bu mu sizin kanıt dediğiniz?’ diyecek diye korkuyorlar ve kıyıda, köşede, kenarda olsun istiyorlar. Şimdi dünya kadar tedbir almışlar. ‘Efendim Silivri’de bir ay boyunca bir kilometre yarıçapında o yasak, bu yasak, şu yasak.’ Aman Allah bu ne korku? Biz Silivri’de zaten varıp da bir olay çıkarmanın falan değil, biz yargılanmanın, adil bir yargılanmanın peşindeyiz. Ama şu kadarını söyleyeyim. Ramazan, mübarek günde söylüyorum. Olmayacak bir işe kalkıştılar, millet ne kadar duydu ve ne kadar fark etti bilmiyoruz. Bir yıldır bu davanın 40’ıncı Ağır Ceza’da görüleceği söyleniyordu. Hepimiz biliyoruz, ‘Ya bir ya da 40’ diyorlardı. Beşiktaş’ı bire, 40’ı buraya. 40’ıncı Ağır Ceza, Akın Gürlek’in hemşerisi, çok yakın görüştüğü birisi, başkan. İki de üye var. O iki üyenin ne yapacağı belli olmaz. Tam emin olamamışlar. Bu mahkemeye bir başkan, iki üye daha yolladılar. Yeni iki üye, dışardan yollanan iki üye Akın Gürlek’in çok sevdiği başkanın yanına kondu ve üçte üç yaptılar kendi hesaplarına göre. Davayı da bu heyete verdiler. Öbür iki, kendince adil karar verebilecek bir üyenin başına da dışarıdan başkan getirdiler, o da diğer davalara bakacak. Yarın diyelim ki bir maça çıkıyoruz. Hakem rakip takımın formasını giymiş arkadaşlar. ” “HAKLIYKEN HAKSIZ DURUMA DÜŞECEK BİR ŞEY YAPMAYACAĞIZ” “Biz bu kadar büyük bir haksızlık varken sakın ha sakın sözüme değer veren herkese söylüyorum. İsteyen buyursun gelsin. Ekrem Başkan’ın duruşmasının gününe 81 il başkanımız, 81 ilden arkadaşlarımız gelecek. Buyursun. Ama haklılığımızı gölgeleyecek hiçbir şey istemiyorum ben orada. Aman ha aman. Jandarma kardeşimin omzunu iter birisi, haklıyken haksız duruma düşeriz. Karşımızda maalesef eskiden devletimize karşı provokasyonlar olurdu. Şimdi devleti eline geçirenler milletimize karşı provokasyon yapıyorlar. O açıkladıkları yasak genelgesi… Sen geçen sene 19 Mart’ta da açıkladın onu. Ona göre gençleri tutukladın, izinsiz gösteriye katılmaktan. Hepsi beraat etti. Hakim nal gibi yazmış; ‘Gençlerin 19 Mart protestosuna katılması suç değildir, çünkü anayasal haktır. Bunları yasaklamak suçtur, anayasaya aykırıdır’ diyor. Ama şimdi yine yapayım, bir sene sonra yine karar çıksın. Çok titizleneceğiz. Elbette kalabalığız, elbette güçlüyüz, elbette öfkeliyiz ama öfkemize hakim olacağız. Haklıyken haksız duruma düşecek hiçbir şey yapmayacağız. Ben şimdi gidiyorum. Düşünün ki bir hakim der ki ‘Ben şöyle bir yargılama yapacağım.’ Bir karar verecek, çok basit. Elbette önce tuttukları dinleyecek ki tutukluluk konusunda bir ara karar kuracak. Bunu yaparken en az ceza istenenden başlayıp en çoğa doğru gitmek de bir usul. En çok istenenden başlayıp en aza doğru gitmek de bir usul. Bunu nasıl yapacağını söyleyecek. Daha düşünün Beşiktaş Mahkemesi’nde Aziz İhsan Aktaş’ta dediler ki ‘Küçükten büyüğe gideceğiz. Adıyaman’dan başlıyoruz.’ Bunu bile söylemiyor ve avukatlara randevu vermiyor, kapısından kabul etmiyor. Ki bilmeyelim; Ekrem Başkan ifadesini… Kimlik tespitleri diyelim ki bir gün sürdü. Salı mı yapacak, yoksa 1,5 ay sonra mı yapacak? Bunu yarın öğrenebileceğiz ancak. Onun için ben üç gün boyunca İstanbul’dayım. Ekrem Başkan ifade verdiğinde de orada olacağım, hep birlikte orada olacağız. Ama bunu gizliyor ki 1,5 ay sonraysa başka. ‘Öyle mi olsun, böyle mi olsun?’” “MİLLETİN GÖNLÜNDE İFTİRACI OLANLAR, MAHKUM OLACAKLAR” “İstedikleri kadar uğraşsınlar. Bu millet haklıyı biliyor, masumu biliyor, zulmü görüyor. Sen mahkeme bu kadar zulmet, bir yıl içeride tut, mahkemenin başkanına iki tane takviye ile ayrı heyet yap, üçte üç Akın Gürlek tasarımı bir heyet oluştur. Orada bir karar verecek. Öncesinde de bizi tahrik ediyor ki kavga olsun, dövüş olsun. Biz bu milletin gönlüne girmişiz. Siz de bu milletin gönlünde rezil bir yere sürüklenmişsiniz. Bunu değiştirecek hiçbir hatanın içinde olmayacağız. Karanlıkla aydınlık gibiyiz, kötülükle iyilik gibiyiz, cesaretle korkaklık gibiyiz. Tam zıttız ve biz milletin gönlünde en iyi yerdeyiz. Milletin gönlünde iftiracı olanlar, hakaret atanlar, yalancı şahit bulanlar, yalancı şahit değişikliği gibi dünyanın en utanmaz işine kalkışanlar bu işin sonunda mahkum olacaklar. Özel heyetin mahkemede ne karar vereceğini hep birlikte göreceğiz. Önemli olan milletin vicdanındaki mahkemededir. Biz orada beraat ettik, haklı pozisyonumuzu da sürdüreceğiz sonuna kadar. Buraya bu kadar geldiniz, normalde bir açıklama yoktu. Eskişehir basını da her zaman baş tacımız, bize hep güzel ev sahipliği yapıyor. Mahkemeyle ilgili bir genel değerlendirme yarın sabahtan yapacaktık, onu bugün buradan yaptık. Buradan bütün Türkiye’ye bu Ramazan, mübarek günde birincisi, Filistin ve İran başta olmak üzere bütün dünyada başta çocuklara ve kadınlara iyi gelecek barış temenni ediyoruz. Türkiye’mize de siyasete ve arkadaşlarımıza da adalet temenni ediyoruz. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. İyi ki varsınız.”

Ülkenin Ana Gündemi Emeklidir, Asgari Ücretlidir, Yoksullardır! Haber

Ülkenin Ana Gündemi Emeklidir, Asgari Ücretlidir, Yoksullardır!

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara’da Kocatepe Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Emeklilerin Onurlu Yaşam Hakkı Buluşması”na katıldı. Burada konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Hepiniz hoş geldiniz. Ömürlerini bu ülkeye, bu devlete, bu millete hizmetle geçirmiş, elleri nasırlaşmış, dirsekleri çürümüş, gözlüğünün numaraları büyümüş, rahat etmesi gerektiği, artık dinlenmesi gerektiği, torun sevmesi gerektiği günlerde en büyük zulmü görmüş, Türkiye ve dünya siyaset tarihinin en büyük haksızlığıyla, en büyük ihanetiyle karşı karşıya kalmış, en büyük kötülüğünü görmüş her bir emeklimizin ayrı ayrı ellerinden öpüyorum. Hepinizi saygı ile selamlıyorum. Hoş geldiniz, sefalar verdiniz” dedi. Genel Başkan Özgür Özel yaptığı konuşmada şunları söyledi: “BURAYI GÖKÇEK AİLESİNDEN SÖKE SÖKE ALDIK” “Ankara’da, bu güzel mekanın içindeyiz. Konuşmasını yapıp Mersin’deki toplantıya katılmak üzere yolu açık olsun, giden Mansur Başkanımız bu mekanı geri alabilmek için yedi yıl boyunca uğraştı. Kimden aldı burayı? Melih Gökçek ailesinden aldı. Burayı, bu mekanı uzun dönem anlaşmayla ailenin hakim olduğu bir vakfa devredip, burada iktidarını sürdürüyorlardı. Burayı aile kullanıyordu, kiraya veriyordu. İstanbul’da 2019 seçimlerini aldığımızda Ekrem Başkan çağırdı. O zaman Grup Başkanvekiliyim. Dedi ki ‘Grup Başkanvekilim, bunu bir görmen lazım.’ Bakırköy’ün ortasında, Florya’da yüksek duvarlar, çimler, ortada bir koca villa. Etrafında 12 villa. Dedi ki ‘Burası neymiş, biliyor musunuz? Burası Büyükşehir Belediye Başkanının, etrafı ise AK Partili Belediye Başkanlarının. Bakırköy bizde, Bakırköy Belediye Başkanının haberi yok. AK Partili belediye başkanlarının villaları, havuzları ve hayatlarını geçirdikleri, yemeklerinin ortak piştiği, eğlencelerin olduğu, lüksün olduğu bir yer.’ Ekrem Başkan orayı görünce ve ‘Çıkın’ dediğinde, önce direndiler. ‘Televizyonları getiririm buraya, görürler’ deyince apar topar gittiler. Ekrem Başkan orayı İstanbul Planlama Ajansı yapmıştı. Mansur Başkan da Gökçeklerden burayı aldı. İşte bu güzel güne ev sahipliği yapıyor. Bir ailenin değil, Türkiye’nin en şüpheli, serveti şüpheli, kendi Başbakan Yardımcısı, Meclis Başkanı, ‘Çağırsın savcı, anlatayım’ diyor Bülent Arınç. Bütün Türkiye’ye karışan, İstanbul’daki Bülent Arınç’ı duymuyor. Bülent Arınç'ı çağırsınlar. 10 yıldır niye çağırmıyorlar? ‘Her bildiğimi anlatırım’ dediğinde, ‘Ankara’yı parsel parsel sattı’ dediğinde burayı söke söke aldık. Emekliler kullanıyor. Helali hoş olsun.” “BURASI, TÜM EMEKLİLERE AÇIK” “Bu salon ve bu kampüse şimdi bambaşka ilaveler yapılacak, o kendilerine yaptıkları lüks odalar yerine. Bu kampüs ve bu salon tüm imkânlarıyla Türkiye’deki emeklilerin siz değerli temsilcilerinin, onlar kabul etmiyor ama emekli sendikası vardır, olacaktır. Engeller kaldırılacaktır. Hepinizin kullanımına açık. Örgütlü bütün yapıların kullanımına açık. Mücadele eden, ses duyuracak olan, bir araya gelip birbirine güç verecek olan herkesin kullanımına açıktır. Yıllar önce devlet, milletle bir sözleşme yaptı. Dedi ki ‘Sen çalış, ben her ay maaşından keseceğim. Ama günü gelince seni dinlendirip, seni emekli edip yerine gençleri işe alacağım. Şimdi sen çalışırken, hem emekliliğine çalışacaksın, hem şimdiki emeklilere bakacaksın. Günü gelince de bu devlet sana bakacak.’ Bu prim, her birinizin maaşlarından kesildi ya da serbest çalışanlar kendi cebinden yatırdı, yatıramadığını faiziyle günü gelince ödedi. O günün emeklisi için ve bugün kendinizin rahatı, huzuru için ödediniz. Biriktirdiniz. Bu düzende yıllarca ödediğiniz primleri, birileri iktidara geldiklerinde ağızlarından baklayı çıkarmışlardı zaten; ‘Yahu emeklilere kalkınmadan pay, refah payı, büyümeden pay verilmez. Onlar milli geliri artıran değil azaltan unsurlar’ diyerek, ne pis niyetleri olduğunu söylemişlerdi. Sonra 5510 sayılı yasayı yaparken o yasada aylık bağlama oranlarını belirlerken her bir satırında bir şeytanlıkla bugünün şartlarını bile isteye hazırladılar. Bugün gelinen nokta yani eskiden emekliler bu iktidar gelmeden önce, hani beğenmiyorlar ya önceki iktidarı, rahmetli Ecevit’in, rahmetli Mesut Yılmaz’ın ve Sayın Bahçeli’nin ortak olduğu o iktidarın son ödediği en düşük emekli maaşı, 1,5 asgari ücretti. Bugün biz bu asgari ücreti beğenmiyoruz. Size hiç ilişmeseler bugün 42 bin lira maaş alıyor olacaktınız ama işte bugünlere yani 18 bin 975 lira, şimdi harçlık verir gibi emekliye alay eder gibi bin lira daha vermeye kalkıyorlar. Dün ne büyük mücadeleler, ne büyük itirazlar yapıldı. Şimdi diyorlar ki ‘Emekli 20 bin lira ile geçinecek.’ Ev kirasının emekli maaşından yüksek olduğu bir dönemdeyiz. Yani bütün parayı kiraya verse, yetmiyor. Eğer kiraya verirse aç kalacak, karnını doyurmaya çabalasa sokakta kalacak emekli. Televizyonlar gösteriyor sokakta kalanları. Böyle 200 liralık otellerde sürünenleri, perişan olanları. Bu şartlar altında Türkiye’de biraz önce dinlediğim konuşmaların her bir tanesi bir diğerinden etkileyici. Utanmayalım mı’ diyor bir de kendisi soruyor ‘Utanmayalım mı’ diye. Vallahi siz utanmayın, sizi bu duruma getirenler, size bu maaşı reva görenler utansın.” “ÜLKENİN ANA GÜNDEMİ; EMEKLİDİR, ASGARİ ÜCRETLİDİR, YOKSULLARDIR” “Bundan 2 yıldan biraz fazla geçti üzerinden, Genel Başkan adayı olarak gittiğim her şehirde de sonra kurultayımızda da söylemiştim. ‘Cumhuriyet Halk Partisi, kimsesizlerin kimsesidir, Cumhuriyet Halk Partisi, kimsenin sesini duymayanın sesidir. Bundan sonra Cumhuriyet Halk Partisi, birilerinin istediği gibi kutuplaşmaya, birilerinin istediği gibi ‘Bizden olanlar, oradan olanlar’ diye birbirlerinden ayrılmaya, birilerinin uzaklaştırdığı, kutuplaştırıldığı, karşı tarafı şeytanlaştırıp arkasını kalabalıklaştırdığı bir dikine kesen siyaset yerine enine kesen ve herkese dokunan siyaset yapacak’ dedik. Dedik ki ‘Cumhuriyet Halk Partisi sadece CHP’li değil AK Parti’ye, MHP’ye ve diğer partilere oy vermiş emeklilere dokunacak. Asgari ücretlilere de dokunacak. Eğer emeklinin sorunu varsa sosyal demokrat bir partinin sorunu vardır. Eğer emekli geçinemiyorsa, ülkenin ana gündemi kutuplaşma değil emeklinin sesinin duyurulmasıdır. Ülkenin ana gündemi emeklidir, asgari ücretlidir, yoksullardır’ dedik.” “EMEKLİNİN CEBİNDEN HER AY 6 ÇEYREK ALTINI ÇALIYOR” “Siyaset, tarafını belirleme işidir. Siyaset, öncelik belirleme işidir. Bir ülkenin kaynakları her şeye yeter ama hepsine birden yetmez. İktidar gelir, bu kaynağı nereye kullanacağına karar verir. Bu iktidar geldi, geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugün 0,7 asgari ücret. Yani maaşın tamamının, yani 1,5 asgari ücretin fazlasını, 0,8’ini sizden aldı, 0,7’sini size bıraktı. Kızdıkları altın hesabıyla, inadına yapıyorum, diyor ki ‘Türkiye’yi geziyor, sarraf sarraf dolaşıyor, bana altın hesabı yapıyor. Sen o hesabı bırak’ diyor. O hesabı bırakırsam kendimi inkar etmiş olurum. Sen geldiğinde en düşük emekli maaşı, 8 çeyrek altın alıyordu, bugün 2 çeyrek altın alıyor. Sen emeklinin cebinden 6 çeyrek altını her ay çalacak bir plan yaptın. Ona göre bir kanuni düzen yaptın. O planı uyguladın. Şimdi 6 çeyrek altın her emeklinin cebinden çalındı. Gitti bir başka yere verildi.” “BİR SOSYAL KRİZ VE PATLAMA GELİYOR” “Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak geçen yılın sonu gelirken yaklaşmakta olan bu sosyal krizi gördük. Ben bunu MYK’da arkadaşlarıma, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisinde, Gölge Kabinedeki Bakanlarımıza, Politika Başkanlarımıza şöyle anlatıyorum. Ben 2009 yılından beri bu partinin otobüslerinin üstündeyim kardeşim. Gitmediğim şehir yok. Meydan meydan dolaşıyoruz. Ama ilk kez son iki yıldır, o yüzden yerel seçimde, ana gündemimiz yine ekonomiydi, ana gündemimiz o zaman da emeklinin durumuydu. Çünkü bugüne doğru o serbest düşme başlamıştı. İlk kez son bir yıldır gördüğüm ve son bir aydır en üst düzeye ulaşmış bir şekilde meydanlarda ki çok sayıda emekli geliyor, gözlerindeki büyük öfkeyi görüyorum. Hiçbir zaman görmediğim kadar büyük bir öfke görüyorum. Bir sosyal kriz geliyor. Bir sosyal patlama geliyor. ‘Gelin bunu düzeltelim’ dedik. Bir sosyal krizden, sosyal patlamadan medet uman bir kolaycı siyaset değil buna mani olacak yapıcı bir siyasete giriştik. Burada iki arkadaşım yan yana oturuyor. Birisi Ulaş Karasu, Genel Başkan Yardımcımız. Emek Bürolarında görevi yeni üstlendi. Yanında Cumhuriyet Halk Partisi’nin önceden bu görevi yapan, şimdi gölge kabinesinde geleceğin Çalışma Bakanlığına hazırlanan ve sizin gündeminizi pozitif gündeminizi hazırlayan, bizden istenen yasa tekliflerini hazırlayan Gamze Taşcıer arkadaşımız oturuyor. Onun da Emek Bürolarına inanılmaz katkısı var. Emek bürolarına emek veren herkese çok teşekkür ediyoruz. İktidarımızdan önce daha bugünlerde yapılsın diye asgari ücretin 39 bin lira olmasını, en düşük emekli maaşının 39 bin liraya çıkarılmasını, bunun yapılması için gerekli kaynak çalışmalarını yaptık ve anlattık. Küçük esnafa, tekstilciye, sosyal güvenlik sistemi üzerinden prim desteği vererek… Türkiye’de sorun şu, asgari ücret alan için çok düşük, veren için çok yüksek. Bunun için orada devletin araya girip, belli sektörleri ve belli sayının altında personel çalıştıran küçük esnafı, KOBİ’leri kollayacak pirim destek sistemleri yapması lazım. Hepsini önerdik, ellerinin tersiyle ittiler. 19 bin lira yaptılar. Hatta duydum, inanamadım, dedim ki ‘Ya normal enflasyon zammı 19 bin, sorun bakayım emekli için ne yapmayı düşünüyorlar? Hiç değilse kendi asgari ücretlerine çıkaracaklar mı? İşte 28, 29 bin liraya.’ Grup Başkanvekili arkadaşlar sordu. Ben de Beykoz’da mitinge çıkmama yarım saat var, otobüsün arkasındayım. Dediler ki ‘Genel Başkanım, inanamazsınız…’ ‘Ne oldu’ dedim. Grup Başkanvekilim şöyle dedi telefonda, ‘Delirmiş bunlar.’ ‘Nedir’ dedim, ‘Bin lira vereceğiz’ diyorlar dedi. ‘Bin lira, 20 bin lira yapacağız’ dediler. “Bunun üzerine ‘Bir de kapatıp gidiyorlar’ dedi. ‘Vallahi onlar gitsin’ dedim.” “‘EMEKLİNİN ÖLÜM KALIM SAVAŞINDA MECLİS’İ AÇIK TUTALIM’ DEDİM” “Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 23 Nisan 1920’de o Meclis’i kurdu, Cumhuriyet’in ilanından üç yıl önce. Ve günü geldi, memleketi kurtardı. Dönüp dediler ki, ‘Ne yapacaksınız?’ Dedi ‘Ne yapayım?’ Dediler, ‘İngiliz tipi krallık mı?’ O zaman çok popüler. ‘Amerikan tipi başkanlık mı?’ O zamandan var. ‘Yoksa saraydan padişahlığa devam mı?’ Atatürk dedi ki; ‘Biz Ankara’da bir Meclis kurduk, millet o Meclis’te seçer. O Meclis ne görev verirse onu yaparım’ dedi. Ne daimi Cumhurbaşkanlığını kabul etti. Dedim ki arkadaşlara ‘Biz bu Meclis’te Kurtuluş Savaşı’nı kazanmışız, o Meclis’i Polatlı’dan top sesleri geldiğinde taşımamışız. Açık tutmuşuz, savaşta kapatmamışız. Şimdi emeklinin ölüm kalım savaşı başlıyor. Meclis’i açık tutalım. Orayı terk etmeyin arkadaşlar’ dedim. Sekiz gündür gece gündüz, kadın erkek orada duruyorlar. Şu anda da orada nöbet var. Burada grubumuzun çok değerli milletvekilleri, dünden nöbet tutanlar buraya sizi selamlamaya geldiler. Bugünün nöbetçileri orada. Yarının nöbetçileri belki istirahatte, uykuda. Ama o kanunu dün dedikleri gibi, büyük bir mücadeleye rağmen 20 bin lirada geçirdiler. Gelecek hafta Meclis’te çok tarihi bir oylama olacak. Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri o tarihi oylamada eksiksiz, Allah’tan kendi sağlığına, birinci derece yakınına bir şey olmayan herkes, ki günü gelmiştir, CHP’li milletvekili kolunda serumla oylamaya gelmiştir o Meclis’e. Hep birlikte orada olacağız. Çünkü büyük bir fırsat var. Biraz önce cümle içinde geçti, ‘Biz az değiliz, çoğunluğuz’ dedi. Emekli sayısı eşleriyle birlikte 30 milyon sayısını ifade ettiler. Ayrıca herkes sözünün arkasında durursa Meclis’te de artık azınlık değiliz. Biz zaten nöbetteyiz, tam kadro oradayız. DEM Parti eleştiriyor, en sert şekilde eleştiriyor. Yeni Yol grubunun üç partisi, Gelecek, Saadet, DEVA bu ücreti ‘Katlanılmaz ücret, sefalet ücreti, emekliyi açlığa mahkum etmek’ dediler. İtiraz ediyorlar. Son Salı günü de Sayın Bahçeli ‘Sefalet ücreti’ dedi. Şimdi hepsini alt alta sayarsak. Milletvekilleri dün Sayın Bahçeli’nin dediği gibi davranmadılar. Ama esas oylama Meclis’te. Biz orada emek örgütlerimizle, emekli örgütlerimizle de görüşerek, diğer partilerle de görüşerek, Milliyetçi Hareket Partisi’ne de sorarak, bütün partilerin üzerinde uzlaşabileceği bir iyileştirme önergesini oraya vereceğiz. Vereceğiz. Ümit ediyorum eğer bu maaşa, ‘Sefalet maaşı’ diyen herkes oy verirse siz Meclis’te azınlık değilsiniz, çoğunluksunuz. Herkes sözünü tutarsa haftaya bir şey olacak. Ondan sonra çok güzel şeyler olacak. 30 milyon emekliye, yakınına, ailesine, iki emeklinin evladı olarak söylüyorum. Gelecek hafta oylamayı hep birlikte izleyelim. Kim emeklinin yanında, kim değil. Kim sefalet maaşına ‘hayır’ deyip hiç olmazsa bir telafi zammına, olabildiğince bir telafi zammına ‘evet’ oyu kullanacak onu görelim. Benim sizden bir tek isteğim olur. Sizin için oy vermeyene değil sandıkta oy, sokakta selam vermeyin bundan sonra.” “KUTU KOLA GİBİ EZDİLER EMEKLİYİ” “Bir yandan da şunu söyleyeyim, kaynak maynak diyorlar ya. Biz zaten kaynağı koyduk. Şimdi Gamze Başkanımız önümüzdeki günlerde Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Hükümet Programında 5510’da ne değişiklikler yapacağımızı, emekliyi nasıl koruyacağımızı, o atılan büyük kazığı, emekliye tarihin en büyük golünü attılar aylık bağlama oranlarıyla, prim sistemiyle, çalıştıkça daha düşük maaş alan aptalca uygulamalarla ama kasten, bilerek, hile ve desiseyle. Şimdi onları nasıl düzelteceğimizi Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisinden, seçim kampanyamızda duyacaksınız. Zaten şu doğru, eskiden daha 2019’da en düşük emekli maaşı ortalama emekli maaşının yarısı kadardı. Şimdi ortalama 23 bin lira, en düşük emekli maaşı 20 bin lira. Yani en aşağıda kutu kola gibi ezdiler böyle emekliyi. En aşağıda birleştirdiler, en aşağıda. Şimdi bunu düzeltmek lazım, buna karşı bir şey yapmak lazım. Bunu bugünlerde bir 5510’u baştan, dört başı mamur düzeltmeye bunlar yanaşmaz. Ama bu sistemde hiç olmazsa en düşük emekli maaşını bir yere getirmeyi, aşağıdaki o baz maaşları kalıcı olarak düzeltmeyi ve hiç olmazsa bu sefalet maaşından uzaklaşmayı, açlık sınırın üzerine doğru çıkmayı, hiç değilse yaklaşmayı hep birlikte gelecek hafta bu kara düzenin içinde hep beraber deneyeceğiz. Buradan şunu söyleyeyim. Orada vereceğimiz teklif; kalıcı, doğru, düzgün olan değil. Bu şartlarda yapılabilecek olan. Esas doğru olan baştan aşağıya dört başı mamur bir yasal düzenleme yapmak. Onun için doğru kaynak, vergiyi adil almak.” “100-150 ŞİRKETE PARAYI BULUYOR, 30 MİLYON EMEKLİYE BULAMIYOR” “Buradan ilan ediyorum. Türkiye’de verginin yüzde 64’ü dolaylı vergi. Yani 20 bin vereyim dediği emekli ile 200 bin lira maaş alan da, 2 milyon geliri olan da bankada toplam gelirin yüzde 90’ını tutan zengin de aynı şeyi veriyor. Buradaki emekli de elektriğe, suya, doğalgaza, ete, yumurtaya, süte aynı vergiyi veriyor. Türkiye’nin en zengin insanı da aynı vergi veriyor. Yüzde 65 - 64. Üstüne bir de yüzde 24 geliyor. O da maaşlardan daha kimse maaşını çekmeden alınan gelir vergisi. Oldu sana yüzde 88. Toplam bütün üreten, ihracat yapan, inşaat yapan, köprü yapan, onu yapan, bunu yapan, kazanan hepsinin toplam verdiği kurumlar vergisi yüzde 11. Sisteme bak, bu salon verginin yüzde 80’ini verecek, Türkiye’nin en zenginleri yüzde 11’ini verecek. Bunu demin de birkaç büyüğümüz söyledi. Bu düzeninin adı AK Parti’nin kara düzenidir. İlk seçimde alaşağı edilecek. Seçim sonrası tam tersine çevrilecek. Niye kaynak bulamıyor biliyor musunuz? Bak nereye bulmuş kaynak. Emekliye kendi yaptığı zam 60 milyar diyor. E doğru. Bize ne lazım? 650 milyar. Doğru. ‘Bulamam’ diyor. Nasıl bulamıyorsun? Bak bütçeye. Bütçeye bu yıl o bahsettiğim şirketlerden alması gerektiği halde almayacağı, vazgeçilen kurumlar toplamına 768 milyar koymuş. Gelecek hafta bize ne lazım sizin her birinizin maaşını 30 bin lira yapmak için? 650 milyar. Oraya buluyor, sana bulmuyor. O bir avuç, hani Beşli Çete veya 40 Haramiler, bilemedin 100 - 150 şirkete bu parayı buluyor. 30 milyon emekli ve ailesine bulamıyor. Bu sene 2,7 trilyon lira faiz ödeyecek. Bize lazım paranın dört katını faize vermeyi biliyorsun. Geçen sene ne yapmışlar? Bugün Sözcü gazetesinde var. Emekli için sosyal güvenlik desteği. Koymuş bütçeye, hiç harcamamış. O paranın tamamını almış faize vermiş. Faizcilere vermiş. O yüzden altı ay önce 3,7 milyon emekli en düşük maaşı alırken, şu anda 4,9 milyon, 5 milyona yakın emekli en düşük maaşı alıyor. “ARTIK ONLAR DÜŞÜNSÜN” “Yani böyle kutu kola gibi ezmede ve en dipte birleştirmede operasyona devam ediyor. Yani vurdukça vuruyor. Şu ana kadar 23 bin liraya kadar geriletti en düşük emekli maaşını. 2019’da iki katıydı en düşük emekli maaşının. Bugün 20 bin liraysa 40 bin liraydı emeklilerin ortalama maaşı. Getirdi onu 23 bin liraya. Biz durursak o vurmaya devam edecek. Herkes ezilene ve yok olana kadar. Allah’ı var; ben gittiğimiz meydanlara çağırıyorum, emekliler de geliyor, örgütleri de var geliyor. Pijamasıyla gelen de var, ‘Çıkardım oğlum, bunu giyindim’ diyen var. Emeklilere şunu söylüyorum; bu mücadele belki Türkiye, dünya siyasi tarihine geçecek bir mücadeleye dönüşebilir. Haftaya Meclis’te uğraşacağız. Siz izleyeceksiniz, herkes izleyecek. Vermeden kaçtılar diyelim. Meydan, meydan; kaçtıkları yere kadar ve seçim sandığına kadar onları kovalayacağız. Duyduğum, dinlediğim bütün konuşmalardan özet şunu gördüm; artık emekli bugünün iktidarından zam, iyileştirme istemiyor. Sloganlardan da duyduğum emekli AK Parti hükümetinden zam istemiyor. Sandık istiyor, sandık. ‘Getir sandığı’ diyor. Buradan hepiniz adına AK Parti’nin kara düzenine meydan okuyorum. Bizim itirazımız var kardeşim. Bu kara düzene itirazı var emeklinin. Açlığa itirazım var. Yoksulluğa itirazım var. Sefalet ücretine itirazım var. Bu kara düzene itirazım var. AK Parti’nin kara düzenine itirazım var. Bu itirazı duyan duyuyor, duymayan kaçsın. Sandığa kadar kovalayacağız sizi, seçim sandığına kadar. ‘Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber, ya hiçbirimiz.’ Haftaya 30 milyon emekli ve yakınının gözleri Meclis’te mi? Haftaya o oylamada emekliye oy vermeyene selam vermiyoruz, öyle mi? O zaman bütün emeklilere söylüyorum; artık onlar düşünsün. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Hepinizi çok seviyorum. Biz kazanacağız. Emekliler kazanacak. Emekçiler kazanacak. Yoksullar kazanacak. AK Parti’nin kara düzeni kaybedecek. Yıkacağız o düzeni; emekliyi aç bırakan o kara düzeni hep birlikte yıkacağız. Hepinize saygıyla selamlıyorum.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.