SON DAKİKA
Hava Durumu

#Mehmet Şimşek

Porsuk Haber Ajansı - Mehmet Şimşek haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mehmet Şimşek haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YENİ Parti'li İbrahim Arslan: "Bürokrat Hatası Kimin?" Haber

YENİ Parti'li İbrahim Arslan: "Bürokrat Hatası Kimin?"

YENİ Parti PM Üyesi ve Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Eskişehir’deki dört sağlık taşınmazının özelleştirme sürecini iki yeni yazılı soru önergesiyle TBMM gündemine taşıdı. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e sürecin nasıl yürütüldüğünü, “bürokrat hatası” açıklamasını, 11722 sayılı Cumhurbaşkanı Kararını ve dört taşınmazın mevcut hukuki statüsünü soran Arslan, “Bu dosya, Türkiye’nin nasıl yönetilemediğinin ve kamu yönetiminin nasıl savrulduğunun somut bir örneğidir” dedi. Arslan; eski Devlet Hastanesi alanı, eski Hava Hastanesi olarak bilinen Yunusemre Devlet Hastanesi 2 Eylül Hizmet Binası, Mihalıççık Gün Sazak Devlet Hastanesi ve Sivrihisar Aile Sağlığı Merkezi hakkında iki ayrı yeni yazılı soru önergesi verdi. Sürecin 17 Mart’ta eski Devlet Hastanesi alanının, 24 Nisan’da ise diğer üç sağlık taşınmazının Cumhurbaşkanı kararlarıyla özelleştirme kapsam ve programına alınmasıyla başladığını hatırlatan Arslan, mart ayından bu yana konuyu TBMM gündeminde tuttuklarını belirtti. Hazine ve Maliye Bakanlığının daha önceki soru önergelerine verdiği yanıtlarda taşınmazların Cumhurbaşkanı kararlarıyla özelleştirme kapsam ve programına alındığını ve işlemlerin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yürütüldüğünü bildirdiğini belirten Arslan, Sağlık Bakanlığının ise aynı sağlık alanlarına ilişkin daha önce verilen yazılı soru önergelerini yanıtlamadığına dikkat çekti. “AKTİF SAĞLIK TESİSLERİ LİSTEYE NASIL GİRDİ?” Sağlık Bakanlığının özelleştirme işlemlerinin fiilen kullanılmayan veya işlevini yitirmiş taşınmazlara yönelik olduğunu ve aktif sağlık tesislerinin elden çıkarılmasının söz konusu olmadığını açıkladığını hatırlatan Arslan, buna rağmen 24 Nisan tarihli kararla Eskişehir’de sağlık hizmeti sunulan üç taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alındığını belirtti. AK Parti Eskişehir Milletvekili ve MKYK Üyesi Nebi Hatipoğlu’nun eski Hava Hastanesinin özelleştirme kapsamına alınmasını “teknik bir hata” ve “bir bürokratın hatası” olarak açıklamasına da dikkat çeken Arslan şöyle konuştu: Sağlık hizmeti verilen bu tesisler hangi bilgiyle özelleştirme listesine girdi? Listeyi kim hazırladı, kim kontrol etti ve Cumhurbaşkanının önüne kadar nasıl ulaştı? Eğer böylesine önemli bir işlem gerçekten ‘bir bürokratın hatası’ ise, bunu söyleyip geçmek mümkün değildir. Kim bu bürokrat? Hata tam olarak nedir, hangi kurumda ve hangi aşamada yapılmıştır? İdari kontrollerden geçerek Cumhurbaşkanının önüne kadar nasıl ulaşmıştır? İddia doğruysa sorumlu veya sorumlular hakkında inceleme ya da soruşturma başlatılmış mıdır, herhangi bir idari işlem yapılmış mıdır? İki yeni soru önergemizle bu soruların cevabını Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’ten istiyoruz.” Arslan, eski Hava Hastanesi olarak bilinen Yunusemre Devlet Hastanesi 2 Eylül Hizmet Binasının bugün de sağlık hizmetlerinin sürdüğü, Havacılık Tıp Merkezinin faaliyet gösterdiği ve Koruma Kurulu kayıtlarında tescilli yapıların bulunduğu özel nitelikte bir yerleşke olduğuna da dikkat çekti. “11722 SAYILI KARARIN BELGESİ KAMUOYUYLA PAYLAŞILSIN” Arslan, dört sağlık alanının özelleştirme kapsamından çıkarılacağı yönündeki açıklamaların ardından yaklaşık dört ay geçtiğini, 1 Eylül’de ise bu alanların 11722 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla özelleştirme kapsam ve programından çıkarıldığının kamuoyuna duyurulduğunu hatırlattı. Aradan geçen süreye rağmen söz konusu kararın Resmî Gazete’de yayımlanmadığını belirten Arslan, son olarak kararın Resmî Gazete’de yayımlanmayacağının ve Cumhurbaşkanı imzalı bir yazının valiliklere gönderildiğinin açıklandığını ifade etti. Arslan şöyle devam etti: “11722 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının varlığı ve dört sağlık alanının bu kararla özelleştirme kapsam ve programından çıkarıldığı kamuoyuna açıklandı. O halde 11722 sayılı kararın ya da kapsamdan çıkarma işlemini tesis eden resmî belgenin kendisi kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Dört taşınmazı özelleştirme kapsam ve programına alan Cumhurbaşkanı kararları Resmî Gazete’de yayımlandı. Kapsamdan çıkarma kararının Resmî Gazete’de yayımlanmayacağı belirtiliyorsa, bunun hukuki ve mevzuata dayalı gerekçesi açıklanmalıdır. Soru önergelerimizde bunun da cevabını istiyoruz: 11722 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının tarihi nedir? İlgili bakanlıklara ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ne zaman ulaşmıştır? Resmî Gazete’de neden yayımlanmamıştır ve yayımlanmamasının hukuki dayanağı nedir? Hepsinden önemlisi; bu dört taşınmaz bugün itibarıyla Özelleştirme İdaresi Başkanlığı kayıtlarında hangi hukuki statüdedir? Özelleştirme kapsam ve programından çıkarılmış mıdır? Bunun cevabı siyasi açıklamalarla değil, devletin resmî kayıt ve belgeleriyle verilmelidir.” “TÜRKİYE’NİN NASIL YÖNETİLEMEDİĞİNİN FOTOĞRAFIDIR” Arslan, yaşanan sürecin yalnızca dört taşınmaz üzerinden yürütülen bir özelleştirme tartışması olarak görülemeyeceğini belirterek açıklamasını şöyle tamamladı: “Sağlık hizmeti verilen tesislerin özelleştirme listesine nasıl girdiği açıklanamıyor. ‘Bürokrat hatası’ deniliyor, hatanın kimden ve nasıl kaynaklandığı açıklanmıyor. Kapsamdan çıkarıldığı söyleniyor, dayanak gösterilen belge kamuoyuyla paylaşılmıyor. Dört taşınmazın bugünkü hukuki statüsüne ilişkin açık ve belgeli bir bilgi ortaya konulmuyor. Bu dosya, Türkiye’nin nasıl yönetilemediğinin ve kamu yönetiminin nasıl savrulduğunun somut bir örneğidir. Mesele polemik değil; devlet yönetiminde sorumluluk, şeffaflık ve hukuki güvenlik meselesidir. Verdiğimiz iki yeni soru önergesiyle yaşanan bu sürecin bütün yönleriyle açıklanmasını, sorumlulukların ortaya konulmasını ve dört sağlık alanının mevcut hukuki statüsünün hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde kamuoyuna açıklanmasını istiyoruz. Söz değil belge; belirsizlik değil hukuki güvence. “Eskişehir’in sağlık alanlarının kamu yararı doğrultusunda korunması için sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz.”

İl Başkanı Demir: ''Türk Toplumu Hiçbir Şart Altında Fakirliği ve Yoksulluğu Hak Etmiyor'' Haber

İl Başkanı Demir: ''Türk Toplumu Hiçbir Şart Altında Fakirliği ve Yoksulluğu Hak Etmiyor''

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, düzenlediği basın toplantısında ekonomi politikalarına, özelleştirme kararlarına ve ekonomik verilere yönelik sert eleştirilerde bulundu. Son yayımlanan kararname ile 13 otoyol ve 2 köprünün özelleştirme kapsamına alınmasına tepki gösteren Demir, kamu varlıklarının ve milli değerlerin korunması amacıyla Türkiye genelinde imza kampanyası başlattıklarını duyurdu. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin daha önce otoyol ve köprü özelleştirmelerine ilişkin iddiaları yalanladığını hatırlatan Hasan Demir, gelinen noktada bu kamu varlıklarının 30 yıllığına devredilmesinin önünün açıldığını vurguladı.İl Başkanı Demir yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Yaklaşık 6 ay önce Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nin bir haberle ilgili müdahalesi olmuştu. O dönemde yurt dışı menşeli bir firmaya otoyollar, köprüler ve benzeri kamu varlıklarıyla ilgili bir fizibilite çalışması yaptırılmış ve bu çalışma siz basın mensupları aracılığıyla kamuoyuna yansımıştı. Ancak ilgili birim, çalışmanın kamuoyuna yansıtıldığı şekilde olmadığını belirterek söz konusu haberlerin önüne geçmeye çalışmıştı. Cuma gecesini cumartesiye bağlayan saatlerde ise gördük ki maalesef bu çalışmalar, karşımıza ciddi sıkıntılar çıkaracak şekilde somutlaşmaya başlamış durumda. Şuradaki tabloyu göstermek istiyorum. Son kararnameyle özelleştirme kapsamına alınan 13 otoyol, 2 köprü ve diğer kamu varlıklarımızın, Türk milletinin elinden 30 yıllığına alınmasının önü açılıyor. Bu varlıkların 30 yıl boyunca kamu hizmeti vermesi halinde sağlayacağı gelirin çok daha altında rakamlarla devredileceğini düşünüyoruz. Toplumun dişiyle tırnağıyla meydana getirdiği varlıklar maalesef tek tek pazarlanıyor, peşkeş çekiliyor. Biz bu tabloyu 2007'den bu yana Türk milleti olarak yaşıyoruz. Hatırlarsınız, kamu iktisadi teşekküllerinin peyderpey özelleştirilmeye başlandığı dönemde de itirazlarımızı toplumla paylaşmıştık. O zaman da şunu söylemiştik: Kamu iktisadi teşekkülleri, bu ülkenin kuruluşundan itibaren atalarımızın büyük fedakârlıklarla meydana getirdiği kuruluşlardır. Bunlar yalnızca kâr amacı taşıyan işletmeler değildir. Aynı zamanda piyasayı düzenleyen, piyasada ortaya çıkabilecek olumsuzluklara karşı denge sağlayabilecek fabrikalar ve üretim tesisleridir. Maalesef bunları çok düşük rakamlarla elden çıkardık. Bugün bunun sonuçlarını enflasyon verileriyle açık bir şekilde yaşadığımızı düşünüyoruz. Bugün "Elde avuçta ne kaldı?" diye baktığımızda birkaç kuruluşumuz, topraklarımız, kamuya ait arsalarımız, arazilerimiz, otoyollarımız ve köprülerimiz kaldığını görüyoruz. Şimdi bunların da aynı tablo içerisinde karşımıza çıktığını görüyoruz. Ülke, Züğürt Ağa filminde olduğu gibi parça parça peşkeş çekiliyor arkadaşlar. Biz bu sürecin önüne geçmek ve Türk toplumuna ait olan her unsuru yeniden Türk toplumuna kazandırmak zorundayız. Geleceğimizi doğru şekillendirmek ve Türk toplumunun yaşam kalitesini yükseltmek istiyorsak bunu yapmakla mükellefiz. Şimdi sizinle bir tablo daha paylaşacağım. Bu tabloda an itibarıyla Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bulunuyor ancak mesele yalnızca Mehmet Şimşek meselesi değildir. Burada Mehmet Şimşek'in 2023 yılında yeniden Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine gelmesinden bugüne kadar yaşanan bazı ekonomik gelişmeler gösteriliyor. Döviz kurlarının, akaryakıt fiyatlarının ve asgari ücretin yaklaşık üç yıllık süreçte geldiği nokta bu tabloda yer alıyor. Tabloda da görüyorsunuz. Mehmet Şimşek göreve geldiğinde dolar 20 lira 96 kuruş seviyesindeymiş. Şu anda 48 lira 49 kuruş. Yani üç yıl içerisinde döviz kurunda yüzde 131'lik bir artışla karşı karşıyayız. Akaryakıt fiyatlarına baktığımızda motorinde yüzde 358, benzinde ise yüzde 262'lik bir artış olduğunu görüyoruz. Aynı dönemde asgari ücretteki artış ise yüzde 230 seviyesinde. Peki bütün bunlar yaşanırken Türk toplumunun çalıştığından ve kazandığından ne kadar vergi çıktı? Bunu da aynı tabloda görüyoruz. Üç yıllık süre içerisinde Türk toplumunun cebinden 29,34 trilyon lira vergi toplandı. Yaklaşık 30 trilyon lira vatandaşın cebinden devletin hazinesine ve bütçesine aktarıldı. Buna karşılık yaşadığımız ekonomik değişim de biraz önce gösterdiğim tabloda açıkça görülüyor. Bugün esnaf kan ağlıyor. İşçi kan ağlıyor. Emekli kan ağlıyor. Herkes mevcut ekonomik durumdan muzdarip. Cezalar almış başını gidiyor. Üç yıldır Mehmet Şimşek yönetimindeki maliye politikaları kapsamında esnaf üzerinde ciddi bir baskı olduğunu düşünüyoruz. Kuruşun dahi kaçmaması anlayışıyla hesaplar bloke ediliyor ve esnafın çalışma imkânları sınırlandırılıyor. Zaman zaman birtakım kolaylıklar getiriliyor ve bunlar "af" olarak kamuoyuna sunuluyor. Ancak bugün geldiğimiz noktada esnafımızın, çalışanımızın, emeklimizin ve hemen hemen bütün sektörlerde faaliyet gösteren vatandaşlarımızın büyük ekonomik sıkıntılar yaşadığını görüyoruz. Biz ilk günden beri bunu söylüyoruz. 2001 ekonomik krizinin ardından, 2002 yılında yaşanan hükümet değişikliğinden bugüne geçen 24 yıllık süreçte mevcut iktidarın Türk toplumunu üretimden giderek uzaklaştırdığını düşünüyoruz. Türkiye'nin üretimden uzaklaştırılması, ülkemizi dışarıya daha bağımlı hale getiriyor. Toplumun yaşam kalitesi her geçen gün biraz daha aşağıya çekiliyor. İnsanlar artık zorunlu ihtiyaçları dışında harcama yapmamak için hayatlarını yeniden şekillendirmek zorunda kalıyor. Buradan bir kez daha hükümetimize ve devletimize sesleniyoruz: Bu toplumun yaşadığı ekonomik yaraları, insanları sosyal yardımlara bağımlı hale getirerek çözemezsiniz. Bugün ülkede 13 milyonun üzerinde insanın sosyal yardımlarla geçimini sağlamaya çalıştığını ifade ediyoruz. Ortaya çıkan tablo, giderek sosyal yardımlara bağımlı hale getirilen bir toplum yapısını beraberinde getiriyor. Biz Atatürk çizgisindeki Türk milliyetçileri olarak bu sürecin karşısında durmaya devam edeceğiz. Ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine taşıyana kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Eskişehir'de de yaklaşık iki ay önce yine özelleştirme kapsamında bazı sağlık kuruluşlarına ait araziler gündeme gelmişti. Daha sonra Cumhurbaşkanlığı tarafından bu özelleştirme kararları iptal edildi. Amiyane tabirle vatandaşa önce eşeği kaybettirip ardından eşeği bulmanın sevincini yaşatıyorlar. Biz aynı sonucu biraz önce paylaştığım tabloda yer alan kamu varlıkları konusunda da görmek istiyoruz. Çünkü bu tabloda ülkenin geleceği açısından doğru bir sonuç görmüyoruz. Bizim açımızdan bu tablo, bu ülkenin ve milletin kazanımlarının birilerinin cebine aktarılması anlamına geliyor. Buna müsaade etmemek adına Zafer Partisi İl Başkanlığı olarak tüm Türk milletini sağduyuya ve harekete davet ediyoruz. Bu kapsamda Zafer Partisi olarak imza kampanyamızı başlattık. Kamu iktisadi teşekkülleri başta olmak üzere köprülerin, otoyolların ve kamuya ait bütün yapıların kamuda kalması amacıyla bir çalışma yürüteceğiz. Topladığımız imzaları başta valilerimize, ardından devletimizin ilgili makamlarına sunacağız. Türk toplumu hiçbir şart altında fakirliği ve yoksulluğu hak etmiyor. Ancak 24 yıldır yaşananların sonucunda, tabiri caizse, emdiğimiz süt burnumuzdan geliyor. Artık yeter. Toplumun da yaşananları gördüğünü düşünüyoruz. Önümüze konulacak ilk sandıkta bunun sonucunun açık bir şekilde görüleceğine inanıyoruz. Yolcudur Abbas, bağlasan durmaz. Kurulacak ilk millî hükümette Zafer Partisi, liyakat ve adalet anlayışıyla ülkenin yeniden tesis edilmesi için üzerine düşeni yapacak ve Cumhuriyetin yeniden Türk milletinin iradesiyle yönetilmesi için mücadele edecektir."

Eskişehir’de Karşılıksız Çekler Artıyor Haber

Eskişehir’de Karşılıksız Çekler Artıyor

Yeni Parti Odunpazarı Belediye Meclis Üyesi Uğur Yıldız yaşanan ekonomik kriz ve esnafın içerisinde bulunduğu durumu yaptığı açıklama ile dile getirdi. Yeni Parti Odunpazarı Belediye Meclis Üyesi Uğur Yıldız yaptığı açıklamada; ‘’Eskişehir’de karşılıksız çek verileri; ticarette yaşanan daralmanın, nakit sıkışıklığının ve finansmana erişememenin her geçen gün daha da zorlaştığını ve durumun ağırlaştığını açıkça göstermektedir.’’ dedi. Rakamlar çarpıcı, tablo ağır Rakamlar üzerinden durumu anlatan Yıldız: ‘’Geçen ay Odunpazarı Belediyesi temmuz ayı Meclis toplantısında da dile getirdiğimiz üzere karşılıksız çekler şehrimizin ekonomisinin geldiği kötü durumu göstermektedir. 2025 yılı mayıs ayında 29 milyon TL olan karşılıksız çek tutarı, 2026 yılı mayıs ayında ise 309 milyon TL’ye çıkarak yüzde 964 oranında artmıştı. 2025 yılı haziran ayında 55 milyon TL olan karşılıksız çek tutarı, 2026 yılı haziran ayında 290 milyon TL’ye çıkmış ve yüzde 426 artmıştır. İlimizde 2026 yılının Ocak-Haziran aylarında toplam karşılıksız çek tutarı 1 milyar 266 milyon TL’ye ulaşarak, 2025 yılının toplam tutarı olan 1 milyar 231 milyon TL’yi geçmiş durumdadır. 2026 yılının ilk 6 ayında karşılıksız çek tutarı şimdiden 2025 yılının toplamını geçmiştir. Bu durum, 2026 yılının daha zor ve içinden çıkılması güç bir yıl olacağının habercisidir.’’ dedi. Yaşanan bu durumun sadece rakamlardan ibaret olmadığını, güvenin ve ticaretin de zayıfladığını belirten Yıldız, çek artık bir ödeme aracı olmaktan çıkmıştır dedi. Yıldız; ‘’Bu tablo, ekonomik krizin yaygınlaştığını, derinleştiğini ve büyüklüğünü açıkça göstermektedir. Ekonomi artık yönetilemez hâle gelmiştir. Millet enflasyonun can yakıcı etkisini hissetmekte ve hayat pahalılığının altında ezilmektedir. Üretici ve esnaf; maliyet baskısı, satışların düşmesi, nakit sıkışıklığı ve kârsızlıkla mücadele etmektedir. Gelinen noktada yıllardır güvenli bir yazılı ödeme aracı olan çek, artık bu özelliğini kaybetmektedir. Çek keşidecisi vade tarihinde yazdığı tutarı ödeyememe, alacaklarını tahsil edemezse çekinin karşılıksız çıkması kaygısı yaşarken, çek alacaklısı yani lehtar ise çek tutarının tahsil edip edememe kaygısı yaşamaktadır. Bankalar da çek taleplerinin düştüğünü, çek defteri yenileme ya da yeni çek defteri talebinde azalma olduğunu belirtmektedirler. Bu durum, piyasada güvenin zayıfladığını ve ödeme sistemlerinin değiştiğini göstermektedir. Yüksek faiz ve krediye erişimin kısıtlı olması; esnafı ve tüccarı ödeme ve tahsilat süreçlerinde yeni araçlar bulmaya yöneltmektedir. EKONOMİ YÖNETİMİ ARTIK TÜM DESTEĞİNİ KAYBETTİ Yanlış politikaları nedeniyle eleştirdiğimiz ekonomi yönetiminin politikaları ve bakan Mehmet Şimşek gördüğümüz ve okuduğumuz kadarıyla artık tüm desteğini kaybetmiştir. Ses artık sadece bizden değil, AKP içinden de yükselmektedir. Geldiği günün enflasyon oranını, 3 sene sonra hedef olarak belirleyen ve milleti ağır vergi yükleri altında ezen ve uydurulan rakamlarla yapılan ücret zamlarıyla yoksulluğa makul eden Maliye ve Hazine Bakanı sonuç vermeyen politikalarla, milleti refah yerine geçim derdine, rahat olmak yerine çaresizliğe, tasarruf yerine krediye esir etmiştir. ‘’KİMSENİN DAYANACAK GÜCÜ KALMADI’’ Kötü ekonomi yönetimi yüzünden iş yerlerinin kapandığını, tahsilat ve ödeme zincirinin kırıldığını ve işsizliği büyüttüğünü belirten Yıldız, ‘’İnsanlar için bir ev almak bir araba almak hayal olmuştur.’’ Gün geçtikçe herkes hayallerinden vazgeçmektedir. Ev, araba almak hayal oldu. Ama bundan daha önemlisi insanlar mutsuzluğa mahkûm edildi. Çocuğunu evlendirecekler için düğün yapmak, eşya almak, misafirlerini ağırlamak ve hatta düğüne gidip bir hediye verecekler için bile bu düzen zulüm haline gelmiştir. Yıllarca çocuğunu okutmuş, bir üniversite kazanması için emek harcamış anne babalar çocukları üniversiteyi kazandığında kara kara düşünmektedir. Aileler eğitim, kırtasiye, barınma ve diğer masraflar karşısında çaresiz kalmakta ve ne yazık ki kredilere ve bankalara esir olmaktadırlar. Milletin bu bitirilmeyen kriz ve düşürülmeyen enflasyon karşısında dayanacak gücü kalmamıştır. Ve millet bu düzenin değişmesi için artık sesini yükseltmiş, yönetme ve çözüm bulma becerisini kaybetmiş mevcut iktidardan umudunu kesmiş ve yeni bir yol açmıştır. Bu yeni yol milleti kurtuluşa götürecek, kimseyi çaresiz bırakmayacak ve refahı sağlayacaktır.

Milletvekili Arslan: ''Dört Ay Geçti, Resmî Gazete Hâlâ Değişmedi!'' Haber

Milletvekili Arslan: ''Dört Ay Geçti, Resmî Gazete Hâlâ Değişmedi!''

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Eskişehir’de sağlık alanlarının özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın yazılı soru önergesine verilen resmi cevabı kamuoyuyla paylaştı. Arslan, 17 Mart 2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile Eski Devlet Hastanesi alanının, 24 Nisan 2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile ise Yunusemre Devlet Hastanesi 2 Eylül Hizmet Binası (Eski Hava Hastanesi), Mihalıççık Gün Sazak Devlet Hastanesi ve Sivrihisar Aile Sağlığı Merkezi’nin özelleştirme kapsamına alındığını hatırlattı. Kararların ardından Sağlık Bakanı, Eskişehir Valisi, AK Parti İl Başkanı ve iktidar milletvekilleri tarafından kamuoyuna peş peşe açıklamalar yapıldığını belirten Arslan, “yanlışlık düzeltilecek”, “15-20 gün içinde gerekli yazı gelecek”, “özelleştirme kapsamından çıkarılacak”, “satılmayacak”, “Cumhurbaşkanımız söz verdi”, “ben olduğum sürece sattırmayız” yönünde verilen güvencelerin üzerinden yaklaşık dört ay geçtiğini, buna rağmen Resmî Gazete’de yayımlanmış yeni bir Cumhurbaşkanı Kararı bulunmadığını vurguladı. “RESMİ CEVAP, VERİLEN SÖZLERİ DOĞRULAMIYOR” Arslan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yazılı soru önergesine verdiği cevabın hukuki açıdan önemli sonuçlar ortaya koyduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Bakanlığın cevabında, söz konusu taşınmazların Cumhurbaşkanı Kararı ile özelleştirme kapsamına alındığı açıkça belirtilmektedir. Ancak bu kararların kaldırıldığına veya taşınmazların özelleştirme kapsamından çıkarıldığına ilişkin tek bir ifadeye yer verilmemektedir. Bunun hukuki anlamı açıktır. Bu taşınmazların özelleştirme kapsamından çıkarılması ancak yeni bir Cumhurbaşkanı Kararı alınması ve bu kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla mümkündür. Bugün itibarıyla böyle bir karar bulunmamaktadır.” Arslan, Bakanlığın ayrıca taşınmazların güncel piyasa değerine, özelleştirmeden beklenen gelir tutarına, herhangi bir yatırımcıyla ön görüşme yapılıp yapılmadığına ve kamu yararının nasıl korunacağına ilişkin soruları da yanıtsız bıraktığını ifade etti. “YETKİ HÂLÂ ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI’NDA” Bakanlığın cevabının ortaya koyduğu bir diğer önemli hususun da yetkinin hâlen Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nda bulunması olduğunu belirten Arslan, şu ifadeleri kullandı: “Bakanlık cevabına göre söz konusu taşınmazlarla ilgili planlama ve uygulama yetkisi Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından kullanılmaktadır. Bu durum, özelleştirme sürecinin hukuken devam ettiğini göstermektedir. Yeni bir Cumhurbaşkanı Kararı yayımlanmadığı sürece bu taşınmazlar hukuken özelleştirme kapsamındadır.” Arslan, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun uyarınca bu taşınmazların satış, kiralama, işletme hakkının devri, gelir ortaklığı ve benzeri yöntemlerle değerlendirilebildiğini, ayrıca Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın planlama yetkisi kapsamında imar planlarında değişiklik yapılarak mevcut sağlık alanı kullanımına ilişkin yeni plan kararları alınmasının da hukuken mümkün olduğunu belirtti. “Dolayısıyla bugün ortada yalnızca yerine getirilmemiş siyasi vaatler değil, Eskişehir’in sağlık alanlarının geleceğini doğrudan ilgilendiren ciddi bir hukuki belirsizlik bulunmaktadır.” dedi. “SAĞLIK BAKANLIĞI DÖRT AYDIR CEVAP VERMİYOR” Arslan, aynı konuda Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na yönelttiği, Eskişehir’deki sağlık tesislerinin geleceği, sağlık hizmetlerinin devamı, sağlık alanlarının korunması ve kamu sağlık altyapısına ilişkin dört ayrı yazılı soru önergesinin de, Anayasa ve TBMM İçtüzüğü’nde öngörülen süreler çoktan geçmiş olmasına rağmen bugüne kadar cevaplandırılmadığını söyledi. “ESKİŞEHİR ARTIK SÖZ DEĞİL, RESMÎ KARAR BEKLİYOR” Eskişehir kamuoyunun aylar boyunca çok sayıda açıklama dinlediğini belirten Arslan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bugün gelinen noktada ortada iki farklı tablo bulunmaktadır. Bir yanda aylar boyunca kamuoyuna verilen siyasi sözler, diğer yanda ise Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın resmi cevabı ve hâlâ yürürlükte bulunan Cumhurbaşkanı kararları vardır. Eskişehir halkı artık yeni açıklamalar değil, Resmî Gazete’de yayımlanmış resmi karar görmek istemektedir. Devlet adına verilen sözlerin karşılığı mikrofonlar değil, Resmî Gazete’dir. Eğer bu alanların özelleştirme kapsamından çıkarıldığı söyleniyorsa, bunun gereği derhal yerine getirilmeli ve yeni Cumhurbaşkanı Kararı yayımlanmalıdır.” Arslan, Eskişehir’in sağlık alanlarının günlük siyasi tartışmaların konusu yapılamayacak kadar önemli olduğunu belirterek, kentin sağlık altyapısını, kamu varlıklarını ve hemşehrilerin sağlık hakkını korumaya yönelik mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini ifade etti.

Saadet Partili Mehmet Aygün: "Kaynak Var, Sorun Öncelik Bozukluğu!" Haber

Saadet Partili Mehmet Aygün: "Kaynak Var, Sorun Öncelik Bozukluğu!"

Saadet Partisi Odunpazarı İlçe Seçim İşleri Başkan Yardımcısı Mehmet Aygün, ekonomik tabloyu ve iktidarın önceliklerini sert bir dille eleştirdi. Emekli maaşları ve asgari ücretin açlık sınırının altında kalmasına tepki gösteren Aygün, "Millet geçim derdindeyken kaynaklar gösterişe harcanıyor" dedi. ​Saadet Partisi Odunpazarı İlçe Seçim İşleri Başkan Yardımcısı Mehmet Aygün, gündemdeki ekonomik gelişmelere ve iktidarın icraatlarına dair önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasına Mihalıççık ilçesinden gelen şehit haberi ve Saadet Partisi İl Başkanı Fesih Bingöl’ün babasının vefatından duyduğu üzüntüyü ifade ederek başlayan Aygün, taziye dileklerini iletti. ​"Enflasyon Rakamları Değil, Sofradan Eksilen Tabaktır" ​Ekonomik verilere yönelik eleştirilerde bulunan Aygün, maaş zamları döneminde enflasyonun "sakinleştiği" iddiasını hatırlatarak şunları söyledi: ​"Bu rakamlar sadece birer istatistik değildir; bu rakamlar sofradan eksilen tabaktır. Açlık sınırının 36 bin lira olduğu bir ülkede milyonlarca emekliyi 23 bin liraya, asgari ücretlileri ise açlık sınırının altına mahkûm edip, 'milletimizi enflasyona ezdirmedik' demek vicdani değildir. Milletin sırtındaki yük artık taşınamaz haldedir." ​"Emeklimizi İngiliz Emeklisiyle mi Karıştırıyorsunuz?" ​Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in emeklilerin alım gücünün arttığına dair açıklamalarına da değinen Mehmet Aygün, İngiltere ile Türkiye arasındaki emekli maaşı alım gücü farkına dikkat çekti. Aygün, "İngiltere'de bir emekli maaşıyla 121 kilo kırmızı et alabilirken, Türkiye'deki emekli sadece 20 kilo alabiliyor. Bakan Şimşek, bizim emeklimizi İngiliz emeklisiyle karıştırıyor olabilir mi?" diyerek tepkisini dile getirdi. ​"Kaynak Sorunu Yok, Öncelik Bozukluğu Var" ​NATO Zirvesi hazırlıkları sırasında devlet kurumlarının koordinasyon hızı ile ekonomik sorunlar karşısındaki iradesini kıyaslayan Aygün, önceliklerin yanlış belirlendiğini savundu: ​"NATO Zirvesi için devlet bütün kurumlarıyla kısa sürede harekete geçebiliyor. Madem bu irade var, neden vatandaşın güvenliği ve geçimi söz konusu olduğunda aynı hız ortaya konulmuyor? Sadece Etimesgut Havalimanı için harcanan 11,5 milyar lira, 550 bin emeklimizin maaşına tekabül ediyor. Bizim itirazımız, millet geçim derdindeyken kaynakların gösterişe harcanmasıdır." ​"Gençlerin Değerlerini Dile Getirmesi Desteklenmeli" ​Açıklamasının sonunda üniversitelerdeki gençlere yönelik kısıtlamalara da değinen Aygün, "Üniversitelerde marjinal pankartlar 'özgürlük' adı altında alkışlanırken, ilahi bir emrin sansürlenmesi ikiyüzlülüktür. Dürüstlüğü rehber edinen ve değerlerini dile getiren gençler engellenmemeli, aksine desteklenmelidir" ifadelerini kullandı.

Toplum Enflasyonun Düşeceğine İnanmıyor Haber

Toplum Enflasyonun Düşeceğine İnanmıyor

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, Merkez Bankası'nın "Mart 2026 Sektörel Enflasyon Beklentileri" araştırmasına ilişkin “Hane Halkı Beklenti Anketi verileri, toplumun büyük çoğunluğunun enflasyonun düşeceğine dair bir inanç taşımadığını ortaya koyuyor. ‘Başekonomist’ yaklaşımıyla öne çıkan Recep Tayyip Erdoğan ve ekonomi yönetiminin başındaki Mehmet Şimşek dışında bu yönde bir güven oluşmuyor” ifadelerini kullandı. CHP İşçi, Memur Sendikaları ve Emek Bürolarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, Merkez Bankası’nın Mart 2026 Sektörel Enflasyon Beklentileri araştırmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Karasu yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın Bankası’nın (TCMB) Mart 2026 Sektörel Enflasyon Beklentileri araştırması, toplumun enflasyonun düşeceğine dair inancının hızla zayıfladığını ortaya koyarken gelecek 12 ayda enflasyonun gerileyeceğini öngören hane halkı oranı yüzde 15,14’e kadar geriledi. Türkiye’de çalışanların önemli bir bölümünü oluşturan asgari ücretle geçinen kesimlerin yıllık enflasyon beklentisinin yüzde 51,8’e kadar çıkması, gıda ve barınma maliyetleri belirleyici hale getirdi. Bu durum krizin doğrudan hanelerin yaşamına yerleştiğini ve yoksulluğun kalıcılaştığını gösteriyor. Merkez Bankası'nın Sektörel Enflasyon Beklentisi anketi sonuçlarına göre, enflasyon beklentileri üç kesim için de bir önceki aya kıyasla yükseldi. Piyasa katılımcılarının beklentisi 0,07 puanlık artışla yüzde 22,17 seviyesine ulaşırken reel sektör beklentisi 0,90 puan artarak yüzde 32,90'a, hane halkı beklentisi ise 1,08 puan artarak yüzde 49,89'a yükseldi. Anket kapsamında ‘Gelecek 12 ay sonunda enflasyon oranının mevcut seviyeye göre nasıl olacağını düşünüyorsunuz’ sorusuna katılımcıların yalnızca yüzde 15,1’i ‘altında’ yanıtını verdi. Bu sonuç, hane halkının yaklaşık yüzde 85’inin enflasyonun düşeceğine inanmadığını ortaya koydu.” Anket sonuçlarıyla ilgili değerlendirmede bulunan Karasu, verilerin Türkiye’de ekonomik gerçeklik ile AK Parti iktidarının söylemleri arasındaki kopuşu açık biçimde gösterdiğini belirtti. Karasu, “Hane Halkı Beklenti Anketi verileri, toplumun büyük çoğunluğunun enflasyonun düşeceğine dair bir inanç taşımadığını ortaya koyuyor. ‘Başekonomist’ yaklaşımıyla öne çıkan Recep Tayyip Erdoğan ve ekonomi yönetiminin başındaki Mehmet Şimşek dışında bu yönde bir güven oluşmuyor” ifadelerini kullandı. Karasu ayrıca, mevcut ekonomik tablonun üretimden uzaklaşan ve emeği baskılayan politikaların sonucu olduğunu vurgulayarak, “Toplum artık açıklamalara değil, yaşadığı hayata bakıyor. Ücretler eriyor, mutfak yanıyor, kiralar artıyor. Türkiye’nin ihtiyacı içi boş siyasi söylemler, algı yönetimleri değil, üretim odaklı, sosyal güvenceyi güçlendiren ve vatandaşlara gelecek perspektifi sunan kamucu bir ekonomik düzendir” diye konuştu.

CHP'li Süllü: "Esnaf ve Küçük İşletmeler Borç Sarmalında" Haber

CHP'li Süllü: "Esnaf ve Küçük İşletmeler Borç Sarmalında"

CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü’nün soru önergesine yanıt veren Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Eskişehir’de protestolu senetlerin bir yılda yüzde 900 artmasını görmezden geldi. Süllü, “Esnaf batıyor, iktidar rakamların arkasına saklanıyor” diyerek ekonomik krizin üzerinin örtülmeye çalışıldığını vurguladı. TBMM’ye verdiği soru önergesinde, Türkiye genelinde ve Eskişehir özelinde protestolu senetlerde yaşanan hızlı artışı gündeme taşıyan Süllü, Eskişehir’de 2024 Temmuz ayında 17 milyon TL olan protestolu senet tutarının, 2025 Temmuz ayında 170 milyon TL’ye yükseldiğini hatırlattı. Süllü, “Bu tablo, esnaf ve küçük işletmelerin borç sarmalının açık göstergesidir” ifadelerini kullandı. “Bakanlık Krizi Görmezden Geliyor” Bakan Şimşek’in yanıtında genel değerlendirmeler ve mevcut uygulamaların sıralandığını belirten Süllü, verilen cevabın sahadaki ekonomik çöküşü görmezden geldiğini vurguladı. “Esnaf kepenk kapatırken, KOBİ’ler iflasın eşiğine sürüklenirken, Bakanlık verileri yıllık tabloların içine gizleyerek krizin üzerini örtmeye çalışıyor” dedi. “Protestolu Senetler İflas ve İşsizliğin Habercisi” Süllü, protestolu senetlerdeki artışın, iflas, konkordato ve işsizlik dalgasının habercisi olduğunu ifade etti. Süllü, “Eskişehir gibi üretim ve istihdamın yoğun olduğu bir şehirde bu tablo rastlantı değildir. Yüksek faiz, daralan kredi olanakları ve yanlış ekonomi politikaları, esnafı gün geçtikçe daha da tükenişe sürüklemektedir.” dedi. “Gerçek Sorunlara Çözüm Üretin” Hükümeti somut adım atmaya çağıran Süllü, “Esnaf ve KOBİ’ler için acil borç yapılandırması, düşük faizli ve erişilebilir kredi mekanizmaları devreye sokulmadan bu kriz aşılamaz. Esnafın gerçek sorunlarına çözüm üretmek için acil önlemler devreye alınmalıdır. ” ifadelerini kullandı.

CHP’li İbrahim Arslan’dan Özel Eğitim Uyarısı Haber

CHP’li İbrahim Arslan’dan Özel Eğitim Uyarısı

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin yaşadığı yapısal krizi Meclis gündemine taşıdı. Arslan, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması istemiyle TBMM’ye iki ayrı yazılı soru önergesi verdi. CHP’li Arslan, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin yaklaşık 600 bin özel gereksinimli bireyin eğitime erişimini sağladığını ve bu hizmetin büyük ölçüde kamunun yerine getirilmesi gereken bir sorumluluğu fiilen üstlendiğini hatırlattı. Buna rağmen 2026 yılına girilmiş olmasına karşın, bu merkezlere ödenen destek tutarlarına ilişkin Resmî Gazete’de yayımlanmış herhangi bir yeni düzenleme bulunmadığına dikkat çekti. Arslan, asgari ücret, kira, enerji, ulaşım ve personel maliyetlerinde yaşanan yüksek artışlara karşın desteklerin güncellenmemesinin, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerini kapanma noktasına sürüklediğini vurguladı. Eskişehir özelinde yapılan güncel mali analizlerin, orta ölçekli bir merkezin aylık 100 bin TL’nin üzerinde zarar ettiğini ortaya koyduğunu belirten Arslan, bu tablonun ülke genelinde de benzer şekilde yaşandığını ifade etti. “Bu mesele işletmelerin değil, çocukların meselesidir” Milli Eğitim Bakanlığı’na verdiği soru önergesinde Arslan, Bakanlığın güncel maliyet artışlarını dikkate alan bir etki analizi yapıp yapmadığını, kapanma riski altındaki merkez sayısını, ÇÖZGER raporlarında yaşanan gecikmeler nedeniyle destek eğitiminden yararlanamayan çocuk sayısını ve yüz tanıma sistemi uygulamasının ertelenme gerekçelerini sordu. Arslan, özel eğitim hizmetlerinin piyasa koşullarına bırakılabilecek bir alan olmadığını vurgulayarak, “Bu mesele kurumların ayakta kalması değil, engelli çocukların eğitim hakkının korunmasıdır” değerlendirmesinde bulundu. Maliye’ye: Tasarruf mu, daha pahalı bir kamu yükü mü? Hazine ve Maliye Bakanlığı’na yönelttiği soru önergesinde ise Arslan, desteklerin güncellenmemesi hâlinde ortaya çıkacak kamu maliyetine dikkat çekti. CHP’li Arslan, özel eğitim merkezlerinin kapanması durumunda aynı hizmetin kamu eliyle verilmesinin devlete ne kadara mal olacağının hesaplanıp hesaplanmadığını sordu. Özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinin bir “tasarruf kalemi” olarak görülmesinin sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmadığını ifade eden Arslan, bu yaklaşımın kısa vadede bütçede küçük bir rahatlama yaratsa bile orta ve uzun vadede kamuya çok daha ağır bir yük getireceğini söyledi. CHP’nin yaklaşımı: Hak temelli ve kamusal sorumluluk CHP’li Arslan, partisinin bu konudaki yaklaşımının net olduğunu belirterek, özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinin hak temelli, planlı ve kamusal sorumluluk anlayışıyla ele alınması gerektiğini vurguladı. Arslan, engelli bireylerin eğitime erişiminin hiçbir koşulda kesintiye uğratılamayacağını ifade ederek, konunun Meclis’te ve kamuoyu önünde takipçisi olmaya devam edeceklerini söyledi.

Enflasyonla Mücadele Kararlılığı Teyit Edildi Haber

Enflasyonla Mücadele Kararlılığı Teyit Edildi

Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi Toplantısı, Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, ramazan ayı öncesi gıda ve perakende ticaret sektörlerinde alınacak tedbirlere ilişkin, sektör temsilcileri ile bir araya geldi. Ticaret Bakanlığı'nda gerçekleştirilen 'Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi Toplantısı'na, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'nın yanı sıra; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Genel Başkanı Bendevi Palandöken, İstanbul, Ankara ve İzmir Ticaret Borsaları başkanları, perakende, yumurta, gıda ve ihtiyaç maddeleri, kırmızı et, kanatlı hayvancılık, un, makarna, yağ, süt, ambalajlı su, toptancı halleri ile bakliyat sektörlerinin temsilcileri katıldı. Toplantıda yaklaşan ramazan ayı öncesinde vatandaşların başta temel gıda ürünlerine erişiminde herhangi bir sorun ile karşılaşmaması amacıyla alınacak tedbirler görüşüldü. Bakanlar tarafından, ramazan ayı öncesinde ve yıl boyunca gıda arzının sağlanması ve gıda fiyatlarında istikrarın sağlanması amacıyla alınacak tedbirler hakkında bilgilendirme yapıldı. Ayrıca, yılın tamamında enflasyon ile mücadele konusunda hükümetin kararlılığı teyit edildi. Tedbirleri Titizlikle Uygulamaya Devam Edeceğiz Toplantıda, hükümetin enflasyonla mücadele konusundaki kararlılığı bir kez daha teyit edildi. Ticaret, Hazine ve Maliye ile Tarım ve Orman Bakanlıklarının, gıda piyasalarında adil, rekabetçi ve şeffaf bir ticaret ortamı sağlama hedefi doğrultusunda, tüm gerekli tedbirleri titizlikle uygulamaya devam edeceği ifade edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.