SON DAKİKA
Hava Durumu

#Medya

Porsuk Haber Ajansı - Medya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Medya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Öğretmenler Canından Endişe Ederek Okula Gitmek İstemiyor Haber

Öğretmenler Canından Endişe Ederek Okula Gitmek İstemiyor

Eğitim - İş Eskişehir Şubesi, İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bir okulda meydana gelen ve bir öğretmenin hayatını kaybetmesi ile sonuçlanan olayla ilgili olarak bir basın açıklaması yaptı. Eğitim - İş Eskişehir Şubesi tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Bu ülkede okulda yine bir öğretmen öldürüldü! Artık yeter! İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde, Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmenimiz Fatma Nur Çevik okulda katledildi. Okulda! Eğitim yuvasında! Çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin en güvende olması gereken yerde! 44 yaşında bir meslektaşımızı kaybettik. Yaralılarımız var. Vicdanımız sızlıyor, aklımız kabul etmiyor. Uzun süredir okula gelmeyen bir öğrencinin, elini kolunu sallayarak bıçakla okula girebilmesi; iki öğretmeni ve bir öğrenciyi hedef alabilmesi; bir öğretmenimizin hayatını kaybetmesi… Bu tablo bir “münferit olay” değildir! Bu tablo, yıllardır görmezden gelinen uyarıların, itibarsızlaştırılan öğretmenlerin, güvenliksiz bırakılan okulların sonucudur. Öğrenciyle ilgili rehberlik görüşmeleri yapılmış, tutanaklar tutulmuş, uyarılar yapılmış, hatta çocuk psikiyatrisi tedavi süreci olduğu bilinmektedir. Buna rağmen gerekli önlemler alınmamıştır. Bu açık bir ihmal zinciridir. Bu sorumluluk öğretmenin, okul idaresinin üzerine yıkılamaz! Buradan açıkça söylüyoruz:
Bir kamu çalışanı görev yaptığı yerde devlet tarafından korunamıyorsa orada kamu otoritesinden söz edilemez! Buradan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e soruyoruz: Daha kaç öğretmenimizin can vermesi gerekiyor? Okullardaki güvenlik açığının bedelini canımızla mı ödeyeceğiz? Öğretmenler her gün ölüm korkusuyla mı derse girecek? Şiddetin tek bir faili yoktur. Bu cinayetin arkasındaki zihniyet; öğretmeni ötekileştiren, her fırsatta hedef gösteren, “herkes öğretmenlik yapabilir” diyerek mesleği değersizleştiren anlayıştır. Öğretmenleri çalışmamakla itham eden, emeğini küçümseyen, itibarsızlaştıran siyasi dildir. Dünyada “Başöğretmen” unvanını taşıyan tek lider olan Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözü bugün kulaklarımızda çınlamaktadır:
“Bir toplumun uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür.” Bugün öğretmene değer verilmeyen bir sistemin sonucu ile karşı karşıyayız. Eğitimi kamusal bir hak olmaktan çıkarıp piyasalaştıran, okulları siyasal ve ideolojik yuvalanma alanına çeviren, liyakatsiz yöneticilerle dolduran anlayış; bugün bu kanın sorumluluğundan kaçamaz. Öğretmenleri baskı altına alan, güvencesizleştiren, susturmaya çalışan zihniyet; bugün okulları güvenliksiz bırakmıştır. Alışveriş merkezlerine kesici-delici aletle girilemezken, okullara rahatlıkla girilebiliyor! Bu bir tesadüf değil; bu bir yönetim zaafıdır! Biz diyoruz ki: Okullarda şiddetin arkasındaki nedenler bilimsel olarak ortaya konulmalıdır. Eğitimde Şiddet Yasası derhal çıkarılmalıdır. Tüm eğitim kurumlarında etkin güvenlik önlemleri alınmalıdır. Eğitimcilerin, sendikaların ve alan uzmanlarının katıldığı somut bir eylem planı hazırlanmalıdır. Failler caydırıcı şekilde cezalandırılmalıdır. Şiddeti meşrulaştıran medya içerikleri denetlenmeli, toplumsal şiddetle mücadele kamusal bir politika haline getirilmelidir. Bilim dışı, çağdışı müfredat yerine; barışı, birlikte yaşamı, eleştirel düşünceyi öğreten programlar hazırlanmalıdır. Bugün şiddet yalnızca okullarda değil; dünyanın dört bir yanında hayatı kuşatmış durumdadır. Ortadoğu bir kez daha emperyalizmin kanlı saldırganlığının, işgalci politikalarının ve güç zorbalığının hedefi haline getirilmiştir. Katil ABD’nin, haydut İsrail’in saldırıları sivilleri, yaşam alanlarını ve çocukları hedef alırken; İran yönetiminin halktan kopuk ve baskıcı anlayışı da bu yıkımın zeminini büyütmektedir. Okulların vurulduğu, çocukların öldüğü bir yerde hiçbir gerekçe meşru değildir. Bu açık bir insanlık suçudur. Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesi bugün her zamankinden daha hayati bir yol göstericidir. Vatan savunması dışında savaş politikalarının insanlığa yıkım getirdiği tarih boyunca defalarca görülmüştür. Savaşlarda kazanan silah lobileri ve güç odakları olur; kaybeden ise insanlıktır. Eğitim-İş olarak altını çiziyoruz: Çocuklar bombaların gölgesinde değil; barış içinde, güvenli okullarda eğitim görmelidir.
Öğretmenler ölüm korkusuyla değil, onurla ve güven içinde ders anlatmalıdır. Bu ülkede öğretmenler canından endişe ederek okula gitmek istemiyor!
Biz can korkusuyla çalışmak istemiyoruz!
Can güvenliğimizin olmadığı bir eğitim sistemini kabul etmiyoruz! ARTIK YETER! Eğitim yuvaları; iktidarın, gerici yapıların, sermayenin ve şiddetin değil; bilimin, laikliğin ve özgürlüğün mekanı olmalıdır. Kaybettiğimiz meslektaşımıza rahmet, ailesine ve öğrencilerine sabır diliyoruz. Yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Ve buradan bir kez daha ilan ediyoruz:
Öğrencilerimizin ve eğitim emekçilerinin can güvenliği sağlanıncaya kadar susmayacağız. Mücadele edeceğiz. Çünkü insanlığın ortak geleceği savaşta değil, barıştadır.
Çünkü bir ülkenin geleceği, öğretmenine verdiği değerle ölçülür."

Türkiye’nin En Büyük Medya Patronu TMSF Oldu! Haber

Türkiye’nin En Büyük Medya Patronu TMSF Oldu!

TBMM’de medya kuruluşlarına kayyum operasyonlarına ilişkin konuşan CHP’nin gazeteci kökenli milletvekillerinden Utku Çakırözer, “Türkiye’nin en büyük medya patronu iktidar, TMSF olmuş durumda! Hukuksuz kayyumlarla amacınız Türkiye’de basın özgürlüğünü, çok sesliliği ve halkın gerçekleri öğrenme hakkını engellemek! Basın kuruluşlarına kayyum atayarak hem halkın haber alma hakkını hem kanalları yok ediyor hem de gazetecileri işsiz bırakıyorsunuz!” dedi. Çakırözer, kayyum atamalarına son verilmesi ve TELE 1 televizyonun çalışanlarına, izleyicilerine teslim edilmesi çağırısı yaptı. “HUKUKSUZCA TELEVİZYON KANALLARINA ÇÖKME OPERASYONU” CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer Tele 1 TV’ye kayyum atanmasının ardından Türkiye’de basın kuruluşlarına kayyum operasyonlarını Meclis gündemine taşıdı. TBMM’de konuşan Çakırözer, TELE 1 televizyonu başta olmak kanalara kayyum atamalarının halkın haber alma hakkını, basın kuruluşlarını yok ettiğini ve gazetecileri işsiz bıraktığını söyleyerek, kayyum uygulamalarından vazgeçilmesi çağrısı yaptı. “Bugün iktidar resmen televizyon kanallarına çökmüş durumda” diyen Çakırözer, “Çökmüş diyorum çünkü tamamen hukuksuzluk var ortada. 15,5 milyon kişinin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nu özgür bırakmamak için yeni bir casusluk davası oluşturdunuz! Tele1 Genel yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ ve Necati Özkan'ı da bu dosyaya eklediniz! Ne İmamoğlu’na ne Özkan’a ne de meslektaşımız Merdan Yanardağ’a bu çamur yapışmaz” diye konuştu. “ELİNİZİ VİCDANINIZA KOYUN DA DÜŞÜNÜN!” Ortada mahkeme kararı dahi yokken, Merdan Yanardağ gözaltındayken kanala kayyum atandığına dikkat çeken Çakırözer, “Siz ne yaptığınızın farkında mısınız? Ortada mahkeme kararı yok, bırakın kararı Merdan Yanardağ hakim karşısına dahi çıkmamış. Daha gözaltında iken kalkıp, milyonların izlediği Tele 1’e kayyum atadınız! Merdan Yanardağ kanalın sahibi değil! İşte CNN’de ya da Sabah’ta ya da Yenişafak’ta genel yayın yönetmeni ya da başyazar hakkında bir soruşturma var diye el konmaya kalksa ne dersiniz? Elinizi vicdanınıza koyun bir düşünün yapılan hukuk dışı bir yöntemle televizyon kanalına çökmektir! Benzer biçimde Flash TV’yi Halk TV almasın diye el koydunuz. Ama sonunda hem değerinin altına sattınız hem de 150 basın emekçisini işsiz bıraktınız” dedi. “TMSF EN BÜYÜK MEDYA PATRONU OLDU!” “Türkiye’nin en büyük medya patronu bu iktidar, TMSF olmuş durumda” diyen Çakırözer şöyle konuştu: “Habertürk, Show TV, HT spor, Bloomberg HT medya kuruluşlarına kayyum atadınız. Madem yeni patronları hakkında aylardır yıllardır süren soruşturma vardı niye koskoca medya grubunu sattırdınız o zaman! Ciner Holding’den Can Holding’e satış sırasında bu devletin Masak’ı bu devletin istihbaratı yok muydu? Niye bile bile aldırdınız ve sonra da el koydunuz! Adam hakim karşısında ‘Devlet büyüklerinin yönlendirmesiyle aldım. Yönetimi onların yönlendirmesi ve onayıyla kurdum’ dediğinde niye çıkıp bir şey söyleyemiyorsunuz?” “HEM YOK EDİYORSUNUZ HEM İŞSİZ BIRAKIYORSUNUZ!” Medya kuruluşlarına yapılan operasyonların amacının Türkiye’de basın özgürlüğünü, çok sesliliği ve halkın gerçekleri öğrenme hakkını engellemek olduğunu belirten Çakırözer, medya kuruluşlarına kayyum uygulamalarının hem halkın haber alma hakkını hem de yayın kuruluşlarını yok ettiğini ve yüzlerce gazeteciyi işsiz, güvencesiz bıraktığını söyledi. “HABERİ, GERÇEKLERİ KARARTIYORSUNUZ!” Çakırözer TBMM Genel Kurulu’nda ekim ayında ifade ve basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlalleri de sıralayarak, şöyle konuştu: “Türkiye’de gazeteciler ya öldürülerek ya da zindana konarak susturuluyor! İşte ranta, talana karşı cesurca kalemiyle belgeseliyle mücadele veren Hakan Tosun. İstanbul’un ortasında darp edilerek öldürüldü. Ailesi bizler hala soruyoruz? Kim neden öldürdü? Milyonların izlediği gazeteci Fatih Altaylı 135 gündür hukuksuzca tutuklu! Yarattığınız baskı nedeniyle derin bir sessizliğe gömülmüş durumda! Furkan Karabay, Perihan Erkılınç tutkuyla, heyecanla görevini yapan gencecik gazeteciler mesleklerini yaptıkları için aylardır zindandalar. Ekim ayında 60 gazeteci haberi için hakim karşısındaydı. Her ay böyle! T24 muhabiri Asuman Aranca, üç ödüllü haberi nedeniyle hapis cezası aldı. Haberin haberini yapan Birgün Gazetesi yöneticileri cezalandırıldı. Gazeteciler saldırı, tehdit ve engellememelere rağmen habercilik mücadelesi veriyor ! Amaç ne? Bu topluma haberin, gerçeklerin ulaşmasını engellemek! Gazeteciler, basın kuruluşları gerçekleri haber yapıp, iftiraları hakikatle çürüttükleri için 19 Mart darbecilerinin hedefindeler! Buradan bir kez daha hatırlatmak isterim ki: Herkesin bildiği Merdan Yanardağ’dan, Necati Özkan’dan ve milyonların teveccühünü kazanmış Ekrem İmamoğlu’ndan casus çıkmaz! Casus arayanlar: Önce dönüp aynaya baksınlar!”

AK Parti İl Başkanı Albayrak: "Heykeller Bizi Kurtarmayacak!" Haber

AK Parti İl Başkanı Albayrak: "Heykeller Bizi Kurtarmayacak!"

AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak ve İl Başkan Yardımcıları basın mensupları ile tanışma toplantısında bir araya geldi. Medya Buluşmasında basın mensupları ile kahvaltı programında bir araya gelen İl Başkanı Gürhan Albayrak, İl Kadın Kolları Başkanı Feriha Ertorun, İl Gençlik Kolları Başkanı Cihan Birsen ve İl Başkan Yardımcıları Eskişehir gündemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Eskişehir gündeminde tartışılan Kurtuluş Kapalı Pazar Yeri ile ilgili bilgiler veren ve süreci anlatan İl Başkanı Albayrak, kendilerine ağustos ayında talebin geldiğini ve Bakanlarla konuyu görüştüklerini ifade etti. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ile birlikte Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'u ziyaret ettiklerini ve verimli bir toplantı yapıldığını ifade eden İl başkanı Albayrak ziyarette başka taleplerinde gündeme geldiğini ve Eskişehir'de sorun haline gelen Moloz Döküm Yeri ile ilgili de yakın zamanda yer tahsisi yapılacağını ve açıklanacağını söyledi. İlk önce Eskişehir dediklerini ifade eden Albayrak Eskişehir adına yapmaları gereken ne varsa yapacaklarını söyledi. Kendilerine iletilen taleplerden Hayvan Barınağı yer tahsisi, Mezbaha konusunda tahsis, Mihalıççık - Yunusemre yolu ile ilgili Büyükşehir Belediyesinin İller Bankası'ndan kredi talebinin bu süreçte çözüme kavuşturulduğunu söylerken son olarak Kurtuluş Kapalı Pazar Yeri sorununun çözüldüğünü söyledi. AK Parti olarak şehrin önünü açan bir yapıda olduklarının altını çizen İl Başkanı Albayrak Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt tarafından, İl Başkanı ile Büyükşehir Belediye Başkanı birlikte Bakan'a gidemez sözlerinin muhatabının kendileri değil Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunu söyledi. Odunpazarı Belediye Başkanının Büyükşehir Belediye Başkanına masa altından bir parmak sallandığını ve tehditvari üslubu olduğunu ifade eden Albayrak bu duruma üzüldüğünü ifade etti. Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt'un 50 yıl, 30 yıl önceki siyaseti hala devam ettirme çabası içerisinde olduğunu ifade eden Albayrak uzlaşı dilini ve iletişimi her zaman açık olarak ortaya koyacaklarını söyledi. Köhnemiş bir zihniyeti ve geri kalmış zihniyeti bu dönem yönetici arkadaşları ile birlikte kenara atacaklarını söyleyen Albayrak, Eskişehir'in önünün açılması gerektiğini, büyümesi gerektiğini, insanların yaşam konforunun daha fazla artması ve Eskişehir'in daha yaşanabilir bir şehir haline gelmesi için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi. Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un son yerel seçimlerde adaylık noktasında yediği golün hala acısını hissettiğini söyleyen İl Başkanı Gürhan Albayrak yerel seçimlerden ders çıkardıklarını, bir sonraki seçime daha iyi hazırlanacaklarını ve vatandaşlara daha iyi hizmet etmeleri gerektiğini söyledi. Eskişehir'de ki belediyelerin son on yılda hiçbir şey yapmadıklarını söyleyen Albayrak yapmış olduklarının ve ortaya koyduklarının da bir değerinin olmadığını söyledi. Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un zihniyetinin bittiğini ve çürüdüğünü  ifade eden İl Başkanı Albayrak bu zihniyeti ve anlayışı çöpe alacaklarını söyledi. İl Başkanı Albayrak Eskişehir adına ortaya koyulması gereken hayaller varken, projeler varken başkanların hiç bir şey yapmayarak sadece genel siyaset yaptıklarını genel siyasetle ilgili konuşmalarını eleştirdi. Organize Sanayi Bölgelerine yapılması planlanan sosyal konutlarla ilgili bakanlık ve organize sanayi bölgeleri asında bir proje hazırlandığını ve Sanayi Bakanlığı tarafından ilerleyen zamanlarda bir açıklama yapılacağını söyledi. TOKİ tarafından yapılan konutlarla ve projelerle  ilgili bilgiler veren Albayrak şehir merkezinde ve ilçelerde ki son durumları paylaştı.  Eskişehir Milletvekillerinin basınla iletişimleri ve halktan kopuk oldukları ile ilgili açıklama yapan İl Başkanı Albayrak,  Milletvekillerinin müsaitlik durumlarına göre mahalle ziyaretleri ve mahalle danışma kurulu toplantılarına katıldıklarını söyledi. Mecliste milletvekillerinin iktidar partisi ve hükümet olunması dolayısıyla yoğun mesai içerisinde olduklarını söyleyen Albayrak "CHP Milletvekillerinin eli boş gönlü hoş nereye isterlerse giderler, meclise gitme zorunlukları da yok" dedi. AK Parti milletvekillerinin salı günden perşembe akşamına kadar yoğun çalışma içersinde olduklarının ifade eden Albayrak CHP milletvekillerinin Eskişehir’e ve meclise faydaları olmadığını söyledi. Milletvekillerinin müsatlik durumuna göre ziyaret planladıklarını ve vatandaşlarla buluştuklarını, vatandaşları dinlediklerini ifade eden Albayrak yoğunluktan dolayı sıkıntılar yaşandığını ifade etti. Bizim milletvekillerinn işi var diyen Albayrak milletvekillerinin yapmaları gereken görevler olduğunu ondan dolayı yoğun çalıştıklarını söylerken CHP Milletvekilleri ile kıyaslanamayacağını söyledi.  Deprem gerçeği ile ve kentsel dönüşümle ilgili açıklamalar yapan Albayrak, kendilerine bu konuda gelen bir talep olmadığını söyledi. Eskişehir'de ki yerel yönetimleri bu konuda eleştirdiğini söyleyen Albayrak neden bu kadar vurdumduymaz olunduğunu anlayamadığını söyledi. Belediye Başkanının şehrin sahibi olduğunu söyleyen Albayrak ben bunu yapmak zorunda değilim demenin şehre ihanet olduğunu söyledi. Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un şehri düşünmediğini, şehirle bir alakasının olmadığını, genel siyaset konuştuğunu ve şehirle ilgili hayallerinin de olmadığını söyledi. Odunpazarı Belediye Başkanı'nın etrafında bulunan 300 kişiyle vakit geçirdiğini söyleyen Albayrak "akşam balıkçıdalar, sabah lokantadalar" dedi. Belediye Başkanlarının şehir için dertlenmek zorunla olduğunu söyleyen Albayrak, kentsel dönüşüm ile ilgili 6000 sıkıntılı konutun hemen acilen gündeme alınması gerektiğini söyledi. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin bütçesinin olmasına rağmen ve binlerce çalışanı olmasına rağmen sadece bir lokanta açtığını ifade eden Albayrak hayalleri küçük olunca yaptıkları hareketlerde küçük dedi. Bizim hayallerimiz çok büyük diyen Albayrak kişi başı Eskişehir'e gelen paraların nereye gittiğini sorarken, 500 CHP'linin bu paralarla sefa sürdüğünü kenar mahallelerdeki partililerin bu işin içinde olmadığını söyledi. Belediyelerin akrabalarla doldurulduğunu söyleyen Albayrak akrabalara da iş yaptırılamadığını söyledi. Toplam belediyelerde 13 bin çalılşan olduğunu ve bu insanların nerede olduğunu soran Albayrak biz ortada çalışan görmüyoruz dedi Temizlik ile ilgili başlatılan çalışmanın güzel bir şey olduğunu ama kenar mahallelerde çöplerin yerlerde olduğunu söyleyen Albayrak yapılanın şova yönelik bir hareket olduğunu söyledi. Şehrin en önemli konularından birinin kentsel dönüşüm olduğunu ifade eden Albayrak, deprem olduğu zaman bina yıkıldığı zaman öneminin olmadığını, insanların öldükten sonra kıymetinin olmadığını söyledi. Heykeller bizi kurtarmayacak diyen Albayrak heykeller elimizden tutmayacak sağlam binalar bizi kurtaracak dedi. Büyükşehir Belediye Başkanının bir vizyon ortaya koyması gerektiğini, bir çalışma yapması gerektiğini söyleyen Albayrak gelinen süreçte hiç bir elde var sıfır dedi. Şehrin ikinci büyük sorununun susuzluk olduğunu belirten Albayrak Porsuk yavaş yavaş eriyor ve yapılan bir çalışma yok dedi. Diğer bir sorununun trafik olduğunu ve bununla ilgili 25 yılda belediyelerin bir alt geçit veya üst geçit yapmadıklarını söyledi. Şehir adına üzülüyorum diyen Albayrak, kendilerine bir talep gelirse oturur konuşuruz dedi.  

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.