SON DAKİKA
Hava Durumu

#Meclis

Porsuk Haber Ajansı - Meclis haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Meclis haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Emeklinin Son Umudu Bayram İkramiyesi de Hayal Kırıklığı Oldu! Haber

Emeklinin Son Umudu Bayram İkramiyesi de Hayal Kırıklığı Oldu!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın emeklinin bayram ikramiyesine ‘zamsız müjde’ duyurusu milyonlarca emekliyi hayal kırıklığına uğratırken, muhalefetin çağrılarına rağmen Meclis emeklinin bayram ikramiyesine zam yapmadan kapandı. Milyonlarca emeklinin bayram ikramiyesine zam yapılmamasına tepki gösteren CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “AKP bayram öncesi milyonlarca emekliye hayal kırıklığı yaşattı! Emekli aylığını açlık sınırı altında bırakanlar, emeklinin bayram ikramiyesine kuruş zam yapmadılar! Emekli 4 bin lira ile torununa harçlık mı versin, borç mu kapatsın, bayramlık mı alsın, mutfak alışverişi mi yapsın? Emekliye yokluğu, yoksulluğu reva görenlere yazıklar olsun!” dedi. “EN BÜYÜK VEFASIZLIĞI EMEKLİLERİMİZE YAPTILAR” Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, partisinin Grup Toplantısı’nda, “Emeklilerimize bir müjde vermek istiyorum. Bayram ikramiyelerini bayram öncesi hesaplarına yatırıyoruz” şeklindeki zamsız emekli ikramiyesi açıklaması on binlerce emekliyi hayal kırıklığına uğrattı. AKP’nin zamsız ikramiye müjdesine emekliler tepki gösterirken, muhalefetin çağrılarına rağmen Meclis emeklinin bayram ikramiyesine zam yapmadan kapandı. Emeklinin bayram ikramiyesine zam yapılmamasına tepki gösteren CHP’li Utku Çakırözer, AKP iktidarının en büyük vefasızlığı ülkeye yıllarca hizmet vermiş emeklilere yaptığını söyledi. Çakırözer, “Emeklinin son umudu bayram ikramiyesine yapılacak zamdı o da olmadı! Erdoğan’ın müjde diye duyurduğu zamsız ikramiye ile milyonlarca emekli hayal kırıklığı ile bayramı karşılayacak!” dedi. “EMEKLİYE YOKSULLUĞU REVA GÖRENLERE YAZIKLAR OLSUN!” Çakırözer, şu değerlendirmeyi yaptı: “Yıllarca ‘olmaz’ dedikleri emekli ikramiyesi Cumhuriyet Halk Partimiz ısrarlarıyla verilmeye başlandı. Verildiği 2018 yılında bin liralık emekli ikramiyesi ile 3 çeyrek altın alınıyordu. Bugün 4 bin lira çeyrek altının yarısı bile yapmıyor. En düşük emekli maaşı 20 bin lira, ortalama emekli maaşı 24 bin lira, açlık sınırı 32 bin lira! Bundan utanacaklarına zamsız maaşı müjde gibi duruyorlar. Bütün yıl faize 2 trilyon ödeyenler bu paranın yüzde bir buçuğunu bile emekliye vermeyenler bunu müjde diye açıklıyorlar. Emekli 4 bin lira ile torununa harçlık mı versin, borç mu kapatsın, bayramlık mı alsın, mutfak alışverişi mi yapsın? Emekliye yokluğu, yoksulluğu reva görenlere yazıklar olsun!”

Kadınlar Sistemli Bir Yoksulluk ve Şiddet Sarmalında Haber

Kadınlar Sistemli Bir Yoksulluk ve Şiddet Sarmalında

CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü öncesinde Türkiye’deki kadınların durumunu gözler önüne seren kapsamlı bir rapor yayınladı. CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle hazırladığı “Eşitlik Yoksa Adalet de Yok” başlıklı raporunu kamuoyuyla paylaştı. Rapor, özellikle son yıllarda kadınların hayat ve emek mücadelesiyle ilgili başlıklarıyla öne çıkıyor. CİNAYETLER 17 YILDA 6 KAT ARTTI! Raporda yer alan verilere göre, 2008 yılında çift haneli rakamlarda olan kadın cinayetleri, 2025 yılına gelindiğinde 450’nin üzerine çıkarak yaklaşık 6 katlık bir artış gösterdi. Dinçer, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının ve 6284 Sayılı Kanun’un esnetilmesinin failleri cesaretlendirdiğini vurgulayarak; “Bu tablo bir doğa olayı değil, bir politika tercihinin sonucudur. Yasayı uygulamamak, cinayete ortak olmaktır” dedi. İSTİHDAMDA DEV UÇURUM Ekonomik şiddet ve yoksulluk başlığında güncel verilere dikkat çeken Dinçer, TÜİK’in “İstatistiklerle Kadın 2025” verilerine göre geçtiğimiz yıl itibarıyla kadınların iş gücüne katılımındaki adaletsizliği şu sözlerle özetledi: “Bir önceki yıl erkeklerin istihdam oranı %66,9 iken kadınlarda bu oran %32,5’te kalmıştır. Yani Türkiye’de her 3 kadından sadece 1’i iş hayatında yer bulabilmektedir. Kadınlar sadece işsizlikle değil, aynı zamanda ev içi ‘görünmeyen emek’ ve düşük ücretli güvencesiz işlerle sömürülmektedir.” SİYASETTE KADIN YOKSA DEMOKRASİ DE YOK Raporun en dikkat çekici bölümlerinden birini, Türkiye’deki karar alma mekanizmalarındaki "eril tahakküm" oluşturdu. Dinçer, kadınların siyasette birer "istisna" veya "kota tamamlayıcı" olarak görülmesine tepki göstererek; kadınların Meclis’te yaklaşık %20 oranında temsil edildiğini vurguladı. Yerel yönetimlerdeki tablonun genel siyasetten daha karamsar olduğu vurgulanan raporda; 81 ilin yalnızca 11’inde, 922 ilçenin ise yalnızca 61’inde kadın belediye başkanı seçilebildiği belirtildi.

Milli Eğitim Bakanlığı Kamusal Sorumluluğunu Devredemez! Haber

Milli Eğitim Bakanlığı Kamusal Sorumluluğunu Devredemez!

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Asu Kaya’nın Milli Eğitim Bakanlığı’nın vakıf ve derneklerle yaptığı iş birliklerine ilişkin soru önergesine Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin yanıt verdi. Bakan Tekin, Bakanlık merkez teşkilatı tarafından 676 ayrı protokolün yürütüldüğünü açıkladı. Yanıtta; çok sayıda vakıf, dernek ve çeşitli kuruluşlarla iş birliği yapıldığı belirtilirken, bu protokollerin mevzuata uygun olduğu savunuldu. Protokol yapılan kurumlar arasında Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA), İHH, çeşitli vakıflar ve dernekler ile spor federasyonlarının da bulunduğu ifade edildi. “Milli Eğitim Bakanlığı, kamusal sorumluluğunu devredemez” Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Asu Kaya, 676 protokol sayısının kamuoyunun endişelerini büyüttüğünü belirterek şu ifadeleri kullandı: “Milli Eğitim Bakanlığı’nın asli görevi, eğitimi doğrudan ve kamusal sorumlulukla yürütmektir. 676 protokol, eğitim alanının sistematik biçimde vakıf ve dernekler eliyle şekillendirildiğini göstermektedir. Eğitim politikası, şeffaf olmayan iş birlikleri üzerinden yürütülemez.” Kaya, çocukların eğitim ortamlarının ideolojik ya da dış etkilere açık hale getirilmemesi gerektiğini vurgulayarak, protokollerin kapsamı, içeriği ve denetim süreçlerinin kamuoyuna ayrıntılı şekilde açıklanması çağrısında bulundu. Nurettin Yıldız detayı dikkat çekti Bakanlığın yanıtında ayrıca, çocuk yaşta evliliği meşrulaştıran açıklamalarıyla bilinen Nurettin Yıldız’ın Bursa’da okullarda ders anlatmasına ilişkin herhangi bir izin talebinde bulunmadığı belirtilirken; İnegöl Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde düzenlenmek istenen bir programın İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından onaylanmadığı ifade edildi. Kaya, “Sorularımıza verilen yanıtlar yeni soruları beraberinde getirmiştir. Eğitim alanında yapılan her uygulamanın hesabı kamuoyuna verilmelidir. Çocuklarımızın geleceği, siyasi ve ideolojik tercihlere teslim edilemez” dedi. CHP’li Kaya, sürecin Meclis gündeminde tutulacağını belirtti.

Ülkenin Ana Gündemi Emeklidir, Asgari Ücretlidir, Yoksullardır! Haber

Ülkenin Ana Gündemi Emeklidir, Asgari Ücretlidir, Yoksullardır!

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara’da Kocatepe Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Emeklilerin Onurlu Yaşam Hakkı Buluşması”na katıldı. Burada konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Hepiniz hoş geldiniz. Ömürlerini bu ülkeye, bu devlete, bu millete hizmetle geçirmiş, elleri nasırlaşmış, dirsekleri çürümüş, gözlüğünün numaraları büyümüş, rahat etmesi gerektiği, artık dinlenmesi gerektiği, torun sevmesi gerektiği günlerde en büyük zulmü görmüş, Türkiye ve dünya siyaset tarihinin en büyük haksızlığıyla, en büyük ihanetiyle karşı karşıya kalmış, en büyük kötülüğünü görmüş her bir emeklimizin ayrı ayrı ellerinden öpüyorum. Hepinizi saygı ile selamlıyorum. Hoş geldiniz, sefalar verdiniz” dedi. Genel Başkan Özgür Özel yaptığı konuşmada şunları söyledi: “BURAYI GÖKÇEK AİLESİNDEN SÖKE SÖKE ALDIK” “Ankara’da, bu güzel mekanın içindeyiz. Konuşmasını yapıp Mersin’deki toplantıya katılmak üzere yolu açık olsun, giden Mansur Başkanımız bu mekanı geri alabilmek için yedi yıl boyunca uğraştı. Kimden aldı burayı? Melih Gökçek ailesinden aldı. Burayı, bu mekanı uzun dönem anlaşmayla ailenin hakim olduğu bir vakfa devredip, burada iktidarını sürdürüyorlardı. Burayı aile kullanıyordu, kiraya veriyordu. İstanbul’da 2019 seçimlerini aldığımızda Ekrem Başkan çağırdı. O zaman Grup Başkanvekiliyim. Dedi ki ‘Grup Başkanvekilim, bunu bir görmen lazım.’ Bakırköy’ün ortasında, Florya’da yüksek duvarlar, çimler, ortada bir koca villa. Etrafında 12 villa. Dedi ki ‘Burası neymiş, biliyor musunuz? Burası Büyükşehir Belediye Başkanının, etrafı ise AK Partili Belediye Başkanlarının. Bakırköy bizde, Bakırköy Belediye Başkanının haberi yok. AK Partili belediye başkanlarının villaları, havuzları ve hayatlarını geçirdikleri, yemeklerinin ortak piştiği, eğlencelerin olduğu, lüksün olduğu bir yer.’ Ekrem Başkan orayı görünce ve ‘Çıkın’ dediğinde, önce direndiler. ‘Televizyonları getiririm buraya, görürler’ deyince apar topar gittiler. Ekrem Başkan orayı İstanbul Planlama Ajansı yapmıştı. Mansur Başkan da Gökçeklerden burayı aldı. İşte bu güzel güne ev sahipliği yapıyor. Bir ailenin değil, Türkiye’nin en şüpheli, serveti şüpheli, kendi Başbakan Yardımcısı, Meclis Başkanı, ‘Çağırsın savcı, anlatayım’ diyor Bülent Arınç. Bütün Türkiye’ye karışan, İstanbul’daki Bülent Arınç’ı duymuyor. Bülent Arınç'ı çağırsınlar. 10 yıldır niye çağırmıyorlar? ‘Her bildiğimi anlatırım’ dediğinde, ‘Ankara’yı parsel parsel sattı’ dediğinde burayı söke söke aldık. Emekliler kullanıyor. Helali hoş olsun.” “BURASI, TÜM EMEKLİLERE AÇIK” “Bu salon ve bu kampüse şimdi bambaşka ilaveler yapılacak, o kendilerine yaptıkları lüks odalar yerine. Bu kampüs ve bu salon tüm imkânlarıyla Türkiye’deki emeklilerin siz değerli temsilcilerinin, onlar kabul etmiyor ama emekli sendikası vardır, olacaktır. Engeller kaldırılacaktır. Hepinizin kullanımına açık. Örgütlü bütün yapıların kullanımına açık. Mücadele eden, ses duyuracak olan, bir araya gelip birbirine güç verecek olan herkesin kullanımına açıktır. Yıllar önce devlet, milletle bir sözleşme yaptı. Dedi ki ‘Sen çalış, ben her ay maaşından keseceğim. Ama günü gelince seni dinlendirip, seni emekli edip yerine gençleri işe alacağım. Şimdi sen çalışırken, hem emekliliğine çalışacaksın, hem şimdiki emeklilere bakacaksın. Günü gelince de bu devlet sana bakacak.’ Bu prim, her birinizin maaşlarından kesildi ya da serbest çalışanlar kendi cebinden yatırdı, yatıramadığını faiziyle günü gelince ödedi. O günün emeklisi için ve bugün kendinizin rahatı, huzuru için ödediniz. Biriktirdiniz. Bu düzende yıllarca ödediğiniz primleri, birileri iktidara geldiklerinde ağızlarından baklayı çıkarmışlardı zaten; ‘Yahu emeklilere kalkınmadan pay, refah payı, büyümeden pay verilmez. Onlar milli geliri artıran değil azaltan unsurlar’ diyerek, ne pis niyetleri olduğunu söylemişlerdi. Sonra 5510 sayılı yasayı yaparken o yasada aylık bağlama oranlarını belirlerken her bir satırında bir şeytanlıkla bugünün şartlarını bile isteye hazırladılar. Bugün gelinen nokta yani eskiden emekliler bu iktidar gelmeden önce, hani beğenmiyorlar ya önceki iktidarı, rahmetli Ecevit’in, rahmetli Mesut Yılmaz’ın ve Sayın Bahçeli’nin ortak olduğu o iktidarın son ödediği en düşük emekli maaşı, 1,5 asgari ücretti. Bugün biz bu asgari ücreti beğenmiyoruz. Size hiç ilişmeseler bugün 42 bin lira maaş alıyor olacaktınız ama işte bugünlere yani 18 bin 975 lira, şimdi harçlık verir gibi emekliye alay eder gibi bin lira daha vermeye kalkıyorlar. Dün ne büyük mücadeleler, ne büyük itirazlar yapıldı. Şimdi diyorlar ki ‘Emekli 20 bin lira ile geçinecek.’ Ev kirasının emekli maaşından yüksek olduğu bir dönemdeyiz. Yani bütün parayı kiraya verse, yetmiyor. Eğer kiraya verirse aç kalacak, karnını doyurmaya çabalasa sokakta kalacak emekli. Televizyonlar gösteriyor sokakta kalanları. Böyle 200 liralık otellerde sürünenleri, perişan olanları. Bu şartlar altında Türkiye’de biraz önce dinlediğim konuşmaların her bir tanesi bir diğerinden etkileyici. Utanmayalım mı’ diyor bir de kendisi soruyor ‘Utanmayalım mı’ diye. Vallahi siz utanmayın, sizi bu duruma getirenler, size bu maaşı reva görenler utansın.” “ÜLKENİN ANA GÜNDEMİ; EMEKLİDİR, ASGARİ ÜCRETLİDİR, YOKSULLARDIR” “Bundan 2 yıldan biraz fazla geçti üzerinden, Genel Başkan adayı olarak gittiğim her şehirde de sonra kurultayımızda da söylemiştim. ‘Cumhuriyet Halk Partisi, kimsesizlerin kimsesidir, Cumhuriyet Halk Partisi, kimsenin sesini duymayanın sesidir. Bundan sonra Cumhuriyet Halk Partisi, birilerinin istediği gibi kutuplaşmaya, birilerinin istediği gibi ‘Bizden olanlar, oradan olanlar’ diye birbirlerinden ayrılmaya, birilerinin uzaklaştırdığı, kutuplaştırıldığı, karşı tarafı şeytanlaştırıp arkasını kalabalıklaştırdığı bir dikine kesen siyaset yerine enine kesen ve herkese dokunan siyaset yapacak’ dedik. Dedik ki ‘Cumhuriyet Halk Partisi sadece CHP’li değil AK Parti’ye, MHP’ye ve diğer partilere oy vermiş emeklilere dokunacak. Asgari ücretlilere de dokunacak. Eğer emeklinin sorunu varsa sosyal demokrat bir partinin sorunu vardır. Eğer emekli geçinemiyorsa, ülkenin ana gündemi kutuplaşma değil emeklinin sesinin duyurulmasıdır. Ülkenin ana gündemi emeklidir, asgari ücretlidir, yoksullardır’ dedik.” “EMEKLİNİN CEBİNDEN HER AY 6 ÇEYREK ALTINI ÇALIYOR” “Siyaset, tarafını belirleme işidir. Siyaset, öncelik belirleme işidir. Bir ülkenin kaynakları her şeye yeter ama hepsine birden yetmez. İktidar gelir, bu kaynağı nereye kullanacağına karar verir. Bu iktidar geldi, geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugün 0,7 asgari ücret. Yani maaşın tamamının, yani 1,5 asgari ücretin fazlasını, 0,8’ini sizden aldı, 0,7’sini size bıraktı. Kızdıkları altın hesabıyla, inadına yapıyorum, diyor ki ‘Türkiye’yi geziyor, sarraf sarraf dolaşıyor, bana altın hesabı yapıyor. Sen o hesabı bırak’ diyor. O hesabı bırakırsam kendimi inkar etmiş olurum. Sen geldiğinde en düşük emekli maaşı, 8 çeyrek altın alıyordu, bugün 2 çeyrek altın alıyor. Sen emeklinin cebinden 6 çeyrek altını her ay çalacak bir plan yaptın. Ona göre bir kanuni düzen yaptın. O planı uyguladın. Şimdi 6 çeyrek altın her emeklinin cebinden çalındı. Gitti bir başka yere verildi.” “BİR SOSYAL KRİZ VE PATLAMA GELİYOR” “Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak geçen yılın sonu gelirken yaklaşmakta olan bu sosyal krizi gördük. Ben bunu MYK’da arkadaşlarıma, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisinde, Gölge Kabinedeki Bakanlarımıza, Politika Başkanlarımıza şöyle anlatıyorum. Ben 2009 yılından beri bu partinin otobüslerinin üstündeyim kardeşim. Gitmediğim şehir yok. Meydan meydan dolaşıyoruz. Ama ilk kez son iki yıldır, o yüzden yerel seçimde, ana gündemimiz yine ekonomiydi, ana gündemimiz o zaman da emeklinin durumuydu. Çünkü bugüne doğru o serbest düşme başlamıştı. İlk kez son bir yıldır gördüğüm ve son bir aydır en üst düzeye ulaşmış bir şekilde meydanlarda ki çok sayıda emekli geliyor, gözlerindeki büyük öfkeyi görüyorum. Hiçbir zaman görmediğim kadar büyük bir öfke görüyorum. Bir sosyal kriz geliyor. Bir sosyal patlama geliyor. ‘Gelin bunu düzeltelim’ dedik. Bir sosyal krizden, sosyal patlamadan medet uman bir kolaycı siyaset değil buna mani olacak yapıcı bir siyasete giriştik. Burada iki arkadaşım yan yana oturuyor. Birisi Ulaş Karasu, Genel Başkan Yardımcımız. Emek Bürolarında görevi yeni üstlendi. Yanında Cumhuriyet Halk Partisi’nin önceden bu görevi yapan, şimdi gölge kabinesinde geleceğin Çalışma Bakanlığına hazırlanan ve sizin gündeminizi pozitif gündeminizi hazırlayan, bizden istenen yasa tekliflerini hazırlayan Gamze Taşcıer arkadaşımız oturuyor. Onun da Emek Bürolarına inanılmaz katkısı var. Emek bürolarına emek veren herkese çok teşekkür ediyoruz. İktidarımızdan önce daha bugünlerde yapılsın diye asgari ücretin 39 bin lira olmasını, en düşük emekli maaşının 39 bin liraya çıkarılmasını, bunun yapılması için gerekli kaynak çalışmalarını yaptık ve anlattık. Küçük esnafa, tekstilciye, sosyal güvenlik sistemi üzerinden prim desteği vererek… Türkiye’de sorun şu, asgari ücret alan için çok düşük, veren için çok yüksek. Bunun için orada devletin araya girip, belli sektörleri ve belli sayının altında personel çalıştıran küçük esnafı, KOBİ’leri kollayacak pirim destek sistemleri yapması lazım. Hepsini önerdik, ellerinin tersiyle ittiler. 19 bin lira yaptılar. Hatta duydum, inanamadım, dedim ki ‘Ya normal enflasyon zammı 19 bin, sorun bakayım emekli için ne yapmayı düşünüyorlar? Hiç değilse kendi asgari ücretlerine çıkaracaklar mı? İşte 28, 29 bin liraya.’ Grup Başkanvekili arkadaşlar sordu. Ben de Beykoz’da mitinge çıkmama yarım saat var, otobüsün arkasındayım. Dediler ki ‘Genel Başkanım, inanamazsınız…’ ‘Ne oldu’ dedim. Grup Başkanvekilim şöyle dedi telefonda, ‘Delirmiş bunlar.’ ‘Nedir’ dedim, ‘Bin lira vereceğiz’ diyorlar dedi. ‘Bin lira, 20 bin lira yapacağız’ dediler. “Bunun üzerine ‘Bir de kapatıp gidiyorlar’ dedi. ‘Vallahi onlar gitsin’ dedim.” “‘EMEKLİNİN ÖLÜM KALIM SAVAŞINDA MECLİS’İ AÇIK TUTALIM’ DEDİM” “Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 23 Nisan 1920’de o Meclis’i kurdu, Cumhuriyet’in ilanından üç yıl önce. Ve günü geldi, memleketi kurtardı. Dönüp dediler ki, ‘Ne yapacaksınız?’ Dedi ‘Ne yapayım?’ Dediler, ‘İngiliz tipi krallık mı?’ O zaman çok popüler. ‘Amerikan tipi başkanlık mı?’ O zamandan var. ‘Yoksa saraydan padişahlığa devam mı?’ Atatürk dedi ki; ‘Biz Ankara’da bir Meclis kurduk, millet o Meclis’te seçer. O Meclis ne görev verirse onu yaparım’ dedi. Ne daimi Cumhurbaşkanlığını kabul etti. Dedim ki arkadaşlara ‘Biz bu Meclis’te Kurtuluş Savaşı’nı kazanmışız, o Meclis’i Polatlı’dan top sesleri geldiğinde taşımamışız. Açık tutmuşuz, savaşta kapatmamışız. Şimdi emeklinin ölüm kalım savaşı başlıyor. Meclis’i açık tutalım. Orayı terk etmeyin arkadaşlar’ dedim. Sekiz gündür gece gündüz, kadın erkek orada duruyorlar. Şu anda da orada nöbet var. Burada grubumuzun çok değerli milletvekilleri, dünden nöbet tutanlar buraya sizi selamlamaya geldiler. Bugünün nöbetçileri orada. Yarının nöbetçileri belki istirahatte, uykuda. Ama o kanunu dün dedikleri gibi, büyük bir mücadeleye rağmen 20 bin lirada geçirdiler. Gelecek hafta Meclis’te çok tarihi bir oylama olacak. Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri o tarihi oylamada eksiksiz, Allah’tan kendi sağlığına, birinci derece yakınına bir şey olmayan herkes, ki günü gelmiştir, CHP’li milletvekili kolunda serumla oylamaya gelmiştir o Meclis’e. Hep birlikte orada olacağız. Çünkü büyük bir fırsat var. Biraz önce cümle içinde geçti, ‘Biz az değiliz, çoğunluğuz’ dedi. Emekli sayısı eşleriyle birlikte 30 milyon sayısını ifade ettiler. Ayrıca herkes sözünün arkasında durursa Meclis’te de artık azınlık değiliz. Biz zaten nöbetteyiz, tam kadro oradayız. DEM Parti eleştiriyor, en sert şekilde eleştiriyor. Yeni Yol grubunun üç partisi, Gelecek, Saadet, DEVA bu ücreti ‘Katlanılmaz ücret, sefalet ücreti, emekliyi açlığa mahkum etmek’ dediler. İtiraz ediyorlar. Son Salı günü de Sayın Bahçeli ‘Sefalet ücreti’ dedi. Şimdi hepsini alt alta sayarsak. Milletvekilleri dün Sayın Bahçeli’nin dediği gibi davranmadılar. Ama esas oylama Meclis’te. Biz orada emek örgütlerimizle, emekli örgütlerimizle de görüşerek, diğer partilerle de görüşerek, Milliyetçi Hareket Partisi’ne de sorarak, bütün partilerin üzerinde uzlaşabileceği bir iyileştirme önergesini oraya vereceğiz. Vereceğiz. Ümit ediyorum eğer bu maaşa, ‘Sefalet maaşı’ diyen herkes oy verirse siz Meclis’te azınlık değilsiniz, çoğunluksunuz. Herkes sözünü tutarsa haftaya bir şey olacak. Ondan sonra çok güzel şeyler olacak. 30 milyon emekliye, yakınına, ailesine, iki emeklinin evladı olarak söylüyorum. Gelecek hafta oylamayı hep birlikte izleyelim. Kim emeklinin yanında, kim değil. Kim sefalet maaşına ‘hayır’ deyip hiç olmazsa bir telafi zammına, olabildiğince bir telafi zammına ‘evet’ oyu kullanacak onu görelim. Benim sizden bir tek isteğim olur. Sizin için oy vermeyene değil sandıkta oy, sokakta selam vermeyin bundan sonra.” “KUTU KOLA GİBİ EZDİLER EMEKLİYİ” “Bir yandan da şunu söyleyeyim, kaynak maynak diyorlar ya. Biz zaten kaynağı koyduk. Şimdi Gamze Başkanımız önümüzdeki günlerde Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Hükümet Programında 5510’da ne değişiklikler yapacağımızı, emekliyi nasıl koruyacağımızı, o atılan büyük kazığı, emekliye tarihin en büyük golünü attılar aylık bağlama oranlarıyla, prim sistemiyle, çalıştıkça daha düşük maaş alan aptalca uygulamalarla ama kasten, bilerek, hile ve desiseyle. Şimdi onları nasıl düzelteceğimizi Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisinden, seçim kampanyamızda duyacaksınız. Zaten şu doğru, eskiden daha 2019’da en düşük emekli maaşı ortalama emekli maaşının yarısı kadardı. Şimdi ortalama 23 bin lira, en düşük emekli maaşı 20 bin lira. Yani en aşağıda kutu kola gibi ezdiler böyle emekliyi. En aşağıda birleştirdiler, en aşağıda. Şimdi bunu düzeltmek lazım, buna karşı bir şey yapmak lazım. Bunu bugünlerde bir 5510’u baştan, dört başı mamur düzeltmeye bunlar yanaşmaz. Ama bu sistemde hiç olmazsa en düşük emekli maaşını bir yere getirmeyi, aşağıdaki o baz maaşları kalıcı olarak düzeltmeyi ve hiç olmazsa bu sefalet maaşından uzaklaşmayı, açlık sınırın üzerine doğru çıkmayı, hiç değilse yaklaşmayı hep birlikte gelecek hafta bu kara düzenin içinde hep beraber deneyeceğiz. Buradan şunu söyleyeyim. Orada vereceğimiz teklif; kalıcı, doğru, düzgün olan değil. Bu şartlarda yapılabilecek olan. Esas doğru olan baştan aşağıya dört başı mamur bir yasal düzenleme yapmak. Onun için doğru kaynak, vergiyi adil almak.” “100-150 ŞİRKETE PARAYI BULUYOR, 30 MİLYON EMEKLİYE BULAMIYOR” “Buradan ilan ediyorum. Türkiye’de verginin yüzde 64’ü dolaylı vergi. Yani 20 bin vereyim dediği emekli ile 200 bin lira maaş alan da, 2 milyon geliri olan da bankada toplam gelirin yüzde 90’ını tutan zengin de aynı şeyi veriyor. Buradaki emekli de elektriğe, suya, doğalgaza, ete, yumurtaya, süte aynı vergiyi veriyor. Türkiye’nin en zengin insanı da aynı vergi veriyor. Yüzde 65 - 64. Üstüne bir de yüzde 24 geliyor. O da maaşlardan daha kimse maaşını çekmeden alınan gelir vergisi. Oldu sana yüzde 88. Toplam bütün üreten, ihracat yapan, inşaat yapan, köprü yapan, onu yapan, bunu yapan, kazanan hepsinin toplam verdiği kurumlar vergisi yüzde 11. Sisteme bak, bu salon verginin yüzde 80’ini verecek, Türkiye’nin en zenginleri yüzde 11’ini verecek. Bunu demin de birkaç büyüğümüz söyledi. Bu düzeninin adı AK Parti’nin kara düzenidir. İlk seçimde alaşağı edilecek. Seçim sonrası tam tersine çevrilecek. Niye kaynak bulamıyor biliyor musunuz? Bak nereye bulmuş kaynak. Emekliye kendi yaptığı zam 60 milyar diyor. E doğru. Bize ne lazım? 650 milyar. Doğru. ‘Bulamam’ diyor. Nasıl bulamıyorsun? Bak bütçeye. Bütçeye bu yıl o bahsettiğim şirketlerden alması gerektiği halde almayacağı, vazgeçilen kurumlar toplamına 768 milyar koymuş. Gelecek hafta bize ne lazım sizin her birinizin maaşını 30 bin lira yapmak için? 650 milyar. Oraya buluyor, sana bulmuyor. O bir avuç, hani Beşli Çete veya 40 Haramiler, bilemedin 100 - 150 şirkete bu parayı buluyor. 30 milyon emekli ve ailesine bulamıyor. Bu sene 2,7 trilyon lira faiz ödeyecek. Bize lazım paranın dört katını faize vermeyi biliyorsun. Geçen sene ne yapmışlar? Bugün Sözcü gazetesinde var. Emekli için sosyal güvenlik desteği. Koymuş bütçeye, hiç harcamamış. O paranın tamamını almış faize vermiş. Faizcilere vermiş. O yüzden altı ay önce 3,7 milyon emekli en düşük maaşı alırken, şu anda 4,9 milyon, 5 milyona yakın emekli en düşük maaşı alıyor. “ARTIK ONLAR DÜŞÜNSÜN” “Yani böyle kutu kola gibi ezmede ve en dipte birleştirmede operasyona devam ediyor. Yani vurdukça vuruyor. Şu ana kadar 23 bin liraya kadar geriletti en düşük emekli maaşını. 2019’da iki katıydı en düşük emekli maaşının. Bugün 20 bin liraysa 40 bin liraydı emeklilerin ortalama maaşı. Getirdi onu 23 bin liraya. Biz durursak o vurmaya devam edecek. Herkes ezilene ve yok olana kadar. Allah’ı var; ben gittiğimiz meydanlara çağırıyorum, emekliler de geliyor, örgütleri de var geliyor. Pijamasıyla gelen de var, ‘Çıkardım oğlum, bunu giyindim’ diyen var. Emeklilere şunu söylüyorum; bu mücadele belki Türkiye, dünya siyasi tarihine geçecek bir mücadeleye dönüşebilir. Haftaya Meclis’te uğraşacağız. Siz izleyeceksiniz, herkes izleyecek. Vermeden kaçtılar diyelim. Meydan, meydan; kaçtıkları yere kadar ve seçim sandığına kadar onları kovalayacağız. Duyduğum, dinlediğim bütün konuşmalardan özet şunu gördüm; artık emekli bugünün iktidarından zam, iyileştirme istemiyor. Sloganlardan da duyduğum emekli AK Parti hükümetinden zam istemiyor. Sandık istiyor, sandık. ‘Getir sandığı’ diyor. Buradan hepiniz adına AK Parti’nin kara düzenine meydan okuyorum. Bizim itirazımız var kardeşim. Bu kara düzene itirazı var emeklinin. Açlığa itirazım var. Yoksulluğa itirazım var. Sefalet ücretine itirazım var. Bu kara düzene itirazım var. AK Parti’nin kara düzenine itirazım var. Bu itirazı duyan duyuyor, duymayan kaçsın. Sandığa kadar kovalayacağız sizi, seçim sandığına kadar. ‘Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber, ya hiçbirimiz.’ Haftaya 30 milyon emekli ve yakınının gözleri Meclis’te mi? Haftaya o oylamada emekliye oy vermeyene selam vermiyoruz, öyle mi? O zaman bütün emeklilere söylüyorum; artık onlar düşünsün. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Hepinizi çok seviyorum. Biz kazanacağız. Emekliler kazanacak. Emekçiler kazanacak. Yoksullar kazanacak. AK Parti’nin kara düzeni kaybedecek. Yıkacağız o düzeni; emekliyi aç bırakan o kara düzeni hep birlikte yıkacağız. Hepinize saygıyla selamlıyorum.”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel: "Bu Ülkeyi Ayağa Kaldıracağız" Haber

CHP Genel Başkanı Özgür Özel: "Bu Ülkeyi Ayağa Kaldıracağız"

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM Genel Kurulu'nda 2026 yılı bütçesi üzerine yaptığı konuşmada, iktidarı rekor bütçe açığı, faiz giderleri ve vergi adaletsizliği üzerinden sert bir dille eleştirdi. Özel, CHP'nin iktidarında hayata geçireceği sosyal demokratik çözüm önerilerini sıralayarak, "Cumhuriyet Halk Partisi iktidara gelecek, bu ülkeyi ayağa kaldıracak" dedi. ​Vergi Adaletsizliği ve Rekor Açık Vurgusu ​Özel, bütçenin temel felsefesini eleştirerek, "Bütçeler, devletin aynasıdır... Bütçe, kimlerin servetinin büyüyeceğine, kimlerin ekmeğinin küçüleceğine karar verilen siyasi tercihlerin yansıdığı metinlerdir" ifadelerini kullandı. Genel Başkan Özel, Türkiye'nin yüksek enflasyon, yoksulluk, işsizlik ve faizde Avrupa birincisi olduğunu belirterek, "Ekim ayı enflasyonumuz, dünyadaki 70 ülkenin yıllık enflasyonundan fazladır" dedi.​ 2026 bütçesinde yer alan 2,7 trilyon liralık bütçe açığının ve yine 2,7 trilyon liraya çıkan faiz giderinin Cumhuriyet tarihinin rekoru olduğunu vurguladı.​ Vergi gelirlerinin yüzde 97,5'inin vergi gelirlerinden oluştuğunu, toplanan her 100 liralık verginin 63 lirasının dolaylı vergi olduğunu aktardı. "Türkiye vergi adaletsizliğinde de Avrupa birincisi" diyen Özel, mutfak tüpü, tırnak makası gibi temel tüketim ürünlerinden ÖTV alınırken, pırlanta ve elmastan vergi alınmamasını eleştirdi.​ Özel, konuşmasının merkezine emekli ve asgari ücretlilerin yaşadığı geçim krizini oturttu. ​En düşük emekli maaşının 16.800 TL olmasının "zulüm ve vefasızlık" olduğunu belirten Özel, 2002'de 8 çeyrek altın alan en düşük emekli maaşının, bugün 1,5 çeyrek altın alabildiğini söyledi.​ CHP iktidarında en düşük emekli maaşını önce hemen bir asgari ücrete, sonra da 1,5 asgari ücrete çıkaracaklarını ve bayram ikramiyelerini asgari ücrete yükselteceklerini açıkladı.​Türkiye'de asgari ücretin 446 Euro'ya düştüğünü hatırlatarak, yüzde 25'lik bir zammın "yeni ve büyük bir sosyal kriz yaratacağı" uyarısında bulundu. Asgari ücretin 39 bin liraya çıkarılması ve yükünün sosyal güvenlik primi desteğiyle hafifletilmesi yönündeki yapıcı tekliflerini sundu.​ ​Özel, bütçeden eğitime ayrılan payın düştüğünü ve ülkenin gençlerin umutsuzluğu ile yüzleşmesi gerektiğini belirtti. Toplumun en fakir yüzde 20’sinin eğitim harcamalarının sadece yüzde 2,3'ünü yaparken, en zengin yüzde 20'sinin yüzde 64'ünü harcadığını gösteren veriyi paylaştı.​ Özel, üniversite mezunu işsizlik oranının genel işsizlik oranını aştığı tek ülkenin Türkiye olduğunu belirterek, "Asıl beka sorunu, bu ülkenin gençlerinin dünyanın başka ülkelerinde hayal kurmasıdır" dedi.​İktidarlarında her mahallede devlet kreşleri açacaklarını, öğrencilere bir öğün ücretsiz okul yemeği vereceklerini, ilk alınan bilgisayar ve cep telefonundan vergileri kaldıracaklarını ve mülakatı kaldıracaklarını vaat etti.​ ​Tarım ve esnafın zor durumda olduğunu dile getiren Özel, hükümetin tarıma kanunen ayrılması gereken desteği vermediğini savundu. Çiftçinin kullandığı mazottan KDV ve ÖTV'yi kaldıracaklarını ifade ederek, "CHP iktidarda olsa, bugün mazot 58 lira değil, 33 lira olacak" dedi.​ Yılın ilk dokuz ayında 83 bin 300 esnafın iflas ettiğini belirterek, Esnaf ve Ticaret Bakanlığı kuracaklarını ve esnaf kredilerinin faizlerini sileceklerini söyledi.​ İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'na yönelik hukuki sürece tepki göstererek, bunun mevcut iktidar tarafından sonraki Cumhurbaşkanına yapılmak istenen bir darbe olduğunu ileri sürdü. ​Özel, konuşmasını, "Eğer bu Meclis, milletin meclisi değilse bundan sonra her sokak, her cadde, her meydan bizim için milletin meclisidir" sözleriyle tamamladı.

İklim Yasası Değil, Doğa Katliamının Hukuki Kılıfı! Haber

İklim Yasası Değil, Doğa Katliamının Hukuki Kılıfı!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) görüşmeleri süren İklim Kanunu Teklifi’ne ve önümüzdeki hafta Genel Kurul’a gelmesi beklenen doğa talanını kolaylaştıran yasal düzenlemelere ilişkin sert eleştirilerde bulundu. Milletvekili Süllü, iklim krizinin etkilerini derinleştiren ve doğayı şirketlerin hizmetine sunan yasal düzenlemelere karşı kamuoyunu uyardı: “İklim krizi ile mücadelede iklim krizinin tetikleyicisi fosil yakıtlardan çıkış, termik santrallerin kapatılması, ormansızlaşma ile mücadele yerine tam tersine maden ve enerji şirketlerinin uygulamalarını kolaylaştıracak bir teklif var önümüzde.” “Kanunları kanunla aldatmaya çalışıyorlar” Türkiye’nin derin bir ekonomik krizden geçtiğini hatırlatan Süllü, “Vatandaşlarımızın bırakın eti, meyveye dahi ulaşamadığı bir süreçte, milyonlarca yurttaşımızın çözüm bekleyen temel sorunları varken, TBMM’de ardı ardına ülkemizi felakete sürükleyecek iki yasa teklifiyle karşı karşıyayız” dedi. Yasama sürecini “iktidara hizmet eden büyük bir ikiyüzlülük” olarak niteleyen Süllü, “Tarihe, doğayı koruyor gibi yaparken doğayı yok eden bir Meclis olarak geçilecek. Bu tablo karşısında bir milletvekili olarak derin bir üzüntü duyuyorum” ifadelerini kullandı. “İklim krizi değil, kârın sürdürülebilirliği düşünülüyor” TBMM’ye sunulan İklim Kanunu Teklifi’nin, iklim kriziyle mücadele etmek yerine sera gazı salımını alınıp satılabilir bir piyasa unsuruna dönüştürdüğünü belirten Süllü, “İklim krizi, bedel ödeyerek daha fazla kirletmenin yolunu açan bir düzenlemeyle ticarileştiriliyor. Yasanın tek sürdürülebilirliği, şirketlerin kârının sürdürülebilirliği!” dedi. Süllü, artan sıcaklıklar, kuraklık, su kıtlığı, tarımda verim düşüşü, gıda fiyatlarındaki artış ve sağlık sorunlarının doğrudan iklim krizinin sonuçları olduğunu hatırlatarak, “Yasa teklifinde kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve engelliler gibi kırılgan kesimlerin hiçbir şekilde gözetilmediği açıkça görülüyor” diye konuştu. “Toplumsal muhalefetin uyarılarına kulak tıkadılar” 4 Nisan’da teklifin Meclis gündeminde ilk kez görüşüldüğü sırada yaptığı uyarıları hatırlatan Süllü, “Bu yasa tam anlamıyla bir ‘yeşil aklama’ ve göz boyama yasasıdır, geri çekilmeli demiştik. Komisyona çekildiği sanılırken hiçbir değişiklik yapılmadan Meclis’e getirildi. Toplumsal muhalefetin ve uzmanların uyarılarına kulak tıkadılar” dedi. “İklim krizinin tetikleyicileri destekleniyor” İklim yasasına itiraz ederken, şimdi çok daha vahim bir düzenlemeyle karşı karşıya olduklarını ifade eden Süllü, “Doğa ve yaşam savunucularının, bilim insanlarının ve köylülerin tüm itirazlarına rağmen, halk arasında ‘süper izin’ ve ‘talan yasası’ olarak bilinen düzenlemeleri torba yasaya doldurup Meclis gündemine taşıdılar. ‘Üstün kamu yararı’ adı altında kamulaştırmalar kolaylaştırılarak, vatandaşın tapulu arazisine el atmanın önü açılıyor” dedi. Söz konusu düzenlemelerin; ormanlar, sulak alanlar, milli parklar, su kaynakları ve zeytinliklerin madenciliğe açılmasının önünü açtığını belirten Süllü, “2053 net sıfır emisyon hedefinden bahsederken kömür madenciliğini teşvik ediyor, karbon yutak alanları olan ormanları Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’ne devrederek doğayı sermayeye teslim ediyorsunuz” diyerek tepki gösterdi. “Yasalar şirketlerin taleplerine göre şekillendiriliyor” Yasa teklifinin Orman, Mera, Çevre gibi koruma yasalarını etkisiz hale getirdiğine dikkat çeken Süllü, “Yatağan, Akbelen gibi bölgelerde maden şirketlerinin taleplerine göre koordinatlar belirlenerek yasal düzenlemeler yapılıyor. Şirketlere özel yasa üretiliyor” ifadelerini kullandı. İktidarın bir yandan sözde iklim yasası çıkarıp sınırda karbon düzenlemesi getirdiğini söyleyen Süllü, “Diğer yandan iklim krizini büyüten fosil yakıtlarla enerji üretimi için her türlü kolaylığı sağlıyorsunuz. Bu nasıl bir çelişkidir?” diyerek iktidarın ikiyüzlü yaklaşımını eleştirdi. “Talan yasasını tümden geri çekin” Süllü, İklim Yasası teklifinin doğayı korumak yerine talana açtığını vurgulayarak, “İklim yasasında önceliklenmesi gereken doğa, bu düzenlemeyle talana açılıyor. Ülkemizin ve gelecek nesillerin geleceği hiçe sayılıyor,” dedi. Teklife karşı bir kez daha çağrıda bulunan Süllü, “İklim Yasası Teklifi geri çekilmeli, doğayı ve toplumu önceleyen gerçek bir iklim yasası hazırlanmalıdır. Talan yasasını tümden geri çekin; şirketlerin çıkarı uğruna geleceğimizi yok etmeyin,” ifadelerini kullandı.

Türk Milleti Katil Değil Kahramandır, Soykırım Yapmaz Vatanı Savunur Haber

Türk Milleti Katil Değil Kahramandır, Soykırım Yapmaz Vatanı Savunur

İYİ Parti İl Başkanı Serdar Ulucan, Mecliste Türk Milleti'ni soykırımcı olmakla itham eden DEM Partili bir milletvekilinin başlattığı tartışmalar hakkında basın açıklaması yaptı. Yazılı bir açıklama yapan Serdar Ulucan şu ifadelere yer verdi; "Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, milletimizin değerlerine ve şanlı ecdadımıza alenen hakaret eden DEM Parti mensubu milletvekili müsveddesini şiddetle kınıyoruz! Kürsüde Talat Paşa’ya “katil” diyen bu hadsiz, aslında Türk milletini, tarihini ve kurucu değerlerini hedef almıştır. Daha da vahimi, Meclis Başkanvekili sıfatını taşıyan bir CHP’li yetkili, bu seviyesiz hakaretlere sessiz kalmış, gerekli müdahaleyi yapmamıştır. Gerçekleri söyleyen İyi Parti milletvekilimiz Sn.Şenol Sunat’ın mikrofonu kısılmış,Bu yanlışa tavır gösteren Bozkurt Yürekli Vekilimiz Yasin Öztürk’e kınama verilmiştir.Bu tavır, ne TBMM’nin vakarına, ne de milletimizin onuruna yakışır! Talat, Enver ve Cemal Paşalarımız; Ömrünü Türk milletine adamış, Vatanı parçalamak isteyen emperyalistlere karşı mücadele etmiş, Hayatlarını millet uğruna feda etmiş şehitlerimizdir. Onlar Turancıdır, vatanseverdir, istiklalimizin ve milli şuurumuzun taşıyıcılarıdır. Bizler de onların mirasına sahip çıkan Türk milliyetçileriyiz. Kimseye ecdadımızı çiğnetmeyiz! Ey tarih ve şuur yoksunları! Talat Paşa Berlin’de, Cemal Paşa Tiflis’te, Enver Paşa ise Türkistan’da şehit düşmüştür. Siz kimin izindesiniz? Türk milleti katil değil, kahramandır. Soykırım yapmaz, vatanı savunur! İYİ Parti Eskişehir İl Başkanlığı olarak, ecdadımıza dil uzatanlara misliyle cevap vereceğimizi, her zeminde ve her şartta milletimizin onurunu savunacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz."

İşçilerin Yasası Onbinlerce İmza İle Meclise Gidiyor! Haber

İşçilerin Yasası Onbinlerce İmza İle Meclise Gidiyor!

Emek Partisi Eskişehir İl Başkanı Ceren Kökoğlu işçilerin sendikal hak ve özgürlükleri önünde ki engellerin kaldırılması için hazırlanan kanun teklifinin muhalefet partileri tarafından meclise sunulacağını açıkladı. EMEP İl Başkanı Ceren Kökoğlu yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Emek Partisi olarak Ocak ayında başlatmış olduğumuz sendikal hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılmasına dair kampanyamız kapsamında; ülke genelinde grev ve direnişteki işçilerle, sendika yöneticileri ve uzmanlarıyla, akademisyen ve avukatlar ile bir dizi buluşmalar gerçekleştirdik. İşçi havzalarında sendika ziyaretleri, işçi buluşmaları, toplantılar, kurultaylar, paneller, direniş alanlarında eğitim çalışmaları, işyeri gezileri ve sosyal medya etkinlikleri ile kampanyayı işçilere ulaştırmaya çalıştık. Çeşitli işkollarından organize sanayi bölgelerinde çalışan işçilerle toplantılar, ev ziyaretleri, işçi duraklarında ve semtlerde, işyeri önlerinde işçilerle buluşmalar gerçekleştirdik. Kampanyayı; Eskişehir'de de insanca yaşam ve çalışma koşulları talep eden metal işçileriyle, toplu iş sözleşmesi süreci yaşayan gıda işçileriyle, TİS görüşmelerinde sefalet dayatılan kamu işçileriyle, şehir merkezi ve semt pazarlarında açtığımız stantlarda öğrenciler, emekliler ve emekçilerle hep beraber tartışarak, imza toplayarak örgütledik. “Barajsız Sendika, Yasaksız Grev, Güvenceli İş” başlığıyla gerçekleştirdiğimiz panelde onlarca işçiyi Birleşik Metal İş Eskişehir Şube Başkanı Recai Büyükbeyhan, Çalışma ve Toplum Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Murat Özveri ve Emek Partisi Milletvekili İskender Bayhan ile buluşturduk. 15-16 Haziran işçi eylemliklerinin yıl dönümünde de tüm bu kampanyanın sonucunda işçilerle tartışarak ortaya çıkarılan talepleri mecliste parti milletvekillerimiz girişimleriyle CHP, Dem Parti, TİP ve İYİP’in de mutabakatlarıyla kanun teklifi olarak sunacağız. Bu teklif Türkiye işçi sınıfının taleplerinin kazanılması için bir başlangıç olacak. Kanun Teklifinde Neler Var? Kampanya kapsamında sendikalarla yapılan toplantılarda öne çıkan sorunların başında baraj geliyor. 12 Eylül darbesi sonrasında çıkartılan yasalarla getirilen ikili baraj sistemine göre bir işkolunda örgütlenirken yetki alabilmek için Türkiye genelinde o işkolunda çalışan işçilerin tamamının yüzde 1’inin üyeliği gerekiyor. Kanun teklifinin gerekçesinde bunun dünyada örneğinin olmadığı ve sendikal örgütlenmenin önünde büyük bir engel olduğu örnekleriyle anlatılarak bu barajın kaldırılması öneriliyor. Sendikaların işyerlerinde yetki aldıktan sonra, işverenlerin sendikalılığı engellemek üzere hukuka aykırı ve keyfi şekilde Çalışma Bakanlığı’nın verdiği yetki belgesine itiraz etmesi ve böylece toplu iş sözleşmesi (TİS) yapılmasının engellenmesi de gündemde. Teklif metninde, yetki itirazlarının TİS sürecini durdurmamasının yanında itiraz olması durumunda işçilerin oylama yaptığı referandum yöntemi öneriliyor. Geçmiş yıllarda da uygulanan ve yasalaştırılması için çalışmalar yapılan bu yöntemin işçi iradesinin doğrudan temsilindeki önemi vurgulanıyor. Yürütmeye verilen grev yasak ve ertelemelerinde de değişiklik öneren metinde; grev yasakları tamamen kaldırılırken grev ertelemesi için de sıkı şartlar getiriliyor. AKP iktidarı 2003-2024 yılları arasında 22 grevin "milli güvenliği bozduğu" gerekçesiyle yasaklandığı ve 200 binden fazla işçinin doğrudan etkilendiğine dikkat çekilen metinde bu konuda karar verme yetkisi Cumhurbaşkanı’ndan alınarak TBMM’ye veriliyor. İşçilerin özellikle sendika üyesi olmaya başladıktan sonra tazminatsız bir şekilde işten atıldığına vurgu yapılan teklifte; işverenlerin tek taraflı beyanıyla işleyen iş sözleşmesinin feshi uygulamalarına son verecek katı kurallar getirilerek iş güvencesinin etkin uygulanmasını sağlayacak bir dizi madde teklif ediliyor. Mevcut yasada var olan sendika temsilcilerinden farklı olarak iş güvencesinin yanında çalışma koşullarını da denetlemeye yetkili olan ve işçiler tarafından seçimle belirlenen “işçi temsilciliği” ve “işçi temsilcileri kurulu” öneriliyor. Son dönemde sayısı artan iflas, konkordato gibi süreçlerde işçilerin haklarını alamadan işlerinden edilmelerine de değinilen kanun teklifinde, işçilik alacaklarında devletin garantör olması da düzenleniyor. Bizler de Eskişehirli işçi ve emekçileri, insanca çalışmak ve yaşamak için, sendikal hak ve özgürlüklerine sahip çıkmaya, talepleri etrafında işyerlerinde örgütlenmeye ve mücadeleyi büyütmeye davet ediyoruz. Emek Partisi olarak işçi sınıfının mücadelesinin büyümesi için çalışmalarımızı sürdürdüğümüzü belirtiyor ve parti saflarımızda örgütlenmeye çağırıyoruz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.