SON DAKİKA
Hava Durumu

#Mazot

Porsuk Haber Ajansı - Mazot haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mazot haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Pancar Üreticisi Fiyat Bekliyor! Haber

Pancar Üreticisi Fiyat Bekliyor!

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, şeker pancarı üreticileriyle bir araya gelerek pancar alım kampanya öncesinde çiftçinin beklentilerini dinledi. Üreticiler, artan gübre, tohum, ilaç, sulama suyu, kira, mazot ve elektrik maliyetlerine dikkat çekerek pancar alım fiyatının en az 4 bin lira olmasını istedi. Bazı üreticiler ise çiftçi refahı düşünülüyorsa 4 bin 500 lira olmalı” dedi. Üreticiler gelecek yıl pancar ekimini artıracak seviyede fiyat beklentisi içinde olduklarını ifade ettiler. Gürer, Bor Pancar Ekicileri Kooperatif Başkanı ve Bor Ziraat Oda Başkanlarını da ziyaret etti. TBMM Tarım Orman ve Köy İşleri Komisyon Üyesi ve CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarlada üreticilerle buluştu. Gürer “şeker pancarının yalnızca üreticiyi değil, üretimden işleme ve pazarlamaya kadar geniş bir kesimi ilgilendiren stratejik bir ürün olduğuna dikkat çekti. Ömer Fethi Gürer, “Pancar stratejik bir ürün. Tohumunu, gübresini, ilacını satan, tarlada çapalayan, bakımını yapan, nakliyesini gerçekleştiren, fabrikada işleyen ve işlendikten sonra satışını yapan geniş bir kesimi ilgilendiriyor” dedi. Eylül ayında pancar kampanyasının başlayacağını belirten Gürer, pancar üreticisinin şu anda açıklanacak fiyatı beklediğini söyledi. Türkiye’de bu yıl yaklaşık 22 milyon ton pancar yetişmesinin beklendiğini ifade eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yıllık şeker üretiminin de 2,8-3 milyon ton aralığında olduğunu belirtti. Gürer, Türkiye’nin şeker pancarında kendi kendine yeterli olabilecek ülkelerden biri olduğunu vurgulayarak, “Türkiye bu bağlamda kendi kendine yetebilecek noktada olduğu ürünlerden biri pancar. Ancak son yıllarda pancar ekimlerinde alanın, üretimin ve rekoltenin varlığına rağmen çiftçi bu işten de çok mutlu değil. Çünkü girdi maliyetleri artıyor, aynı oranda gelir sağlayamıyor” diye konuştu. “GİRDİLER YÜZDE 100 ARTTI” Pancar üreticisi Kemal Çörekçi ise artan maliyetler nedeniyle üreticinin zor durumda olduğunu belirterek pancar için beklentisinin ton fiyatının 4 bin lira ile 4 bin 500 lira arasında olduğunu söyledi. Çörekçi, “Ben pancar alım fiyatının 4,5 lira olsun isterim. Çünkü girdiler çok pahalı” dedi. Geçen yıl desteklerle birlikte yaklaşık 3 bin 200 liralık fiyat açıklandığını hatırlatan Çörekçi, “Bu sene de 4 lira olmasını temenni ederiz çünkü girdilerimiz yüksek. Yani en az 4 bin olsun. 4 bin olsun ki çiftçiyi mutlu edecek rakam olsun, yüzü gülecek ki biz de seneye bir daha bu işi yapacağız” ifadelerini kullandı. Üretici, özellikle tohum fiyatındaki artışa dikkat çekerek, “Şimdi girdi maliyetleri önemli ölçüde arttı. Yüzde 100 arttı. 22 liraya aldığımız tohumu 38 liraya aldık. Akıllı tohum dediklerini, yani yüzde 100 zam geldi ona” diye konuştu. Çörekçi, “dekar maliyetimiz 25-27 bin lira. Dekarda verim 6'dan başlar, 8-9'a kadar çıkar. Yani bakımına göre, gübresine göre, sulamasına göre, şartlarına göre değişiyor” dedi. “SULAMA SUYU YÜZDE 100 ARTTI” Pancar üreticisinin maliyetlerinin yalnızca gübre ve tohumla sınırlı olmadığını belirten Ömer Fethi Gürer, sulama fiyatlarında da artış olup olmadığını sordu. Çörekçi, “Yüzde 100 artış var. 450 lira saat şu anda bizim burada suyun kooperatif...” diyerek sulama maliyetlerindeki artışı dile getirdi. Gürer ise üreticinin yaşadığı maliyet baskısını belirterek, “Yani sulama suyunuz arttı, gübre arttı, mazot arttı, elektrik gideri arttı.” dedi. Üretici de “Yüzde 100 arttı girdiler. Çok pahalı şu anda” diyerek artan maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirtti. Çörekçi, pancarın en az 4 bin liralık alım fiyatına ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, 4 bin 500 liranın ise gelecek yıl üretici sayısını artırabileceğini ifade ederek, “Yani en düşük 4.000 liralık fiyat ama diyor ki 4.500 lira olursa gelecek yıl ekim yapanın sayısında artış olur. Yani böyle fiyat vermedikçe millet pancardan dikmekten vazgeçmeye başladı. Çünkü adam masraf ediyor, ediyor, ediyor. 6-7 aldığımız zaman zarar ediyor. Yani 6-7 aldık mı zarar şu anda” diyen üretici, mevcut maliyetlerle üretimin sürdürülebilir olmadığını ifade etti. “ÖZELLEŞTİRME PANCARIN PAZARINDA DA SORUN YARATTI” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şeker fabrikalarının özelleştirilmesinin pancar üreticisi açısından ortaya çıkardığı sorunlara da dikkat çekerek, “Şimdi özelleştirme yapılması da şeker pancarının pazarında sorun yarattı. Niye? Özel sektör kâr etmeden bir işi yapmıyor” diyen Gürer, özellikle pancarın yan ürünü olan küspe konusunda yaşanan değişime dikkat çekti. Gürer, “Küspeyi daha önce fabrikaya pancarı veren çiftçiye ücretsiz verilirdi. Şimdi küspeyi fabrika parayla satıyor” dedi. Küspe fiyatının da 2,5 lirayı bulduğu söyleniyor şu anda paketi” ifadesini kullandı. Üretici de, “Pancar alım fiyatı ile nerede ise hemen hemen aynı yani. Bunun melası var, şekeri var. Bunları geç artık. Posasını yani o şekilde satıyorlar ama bize geldi mi fiyat niye korkuyorlar?” diye konuştu. GÜRER: “ŞEKER PANCARI MUTLAKA KORUNMALI” Ömer Fethi Gürer, üreticinin yaşadığı sorunun yalnızca pancarın tarladaki maliyetiyle sınırlı olmadığını, pancarın hayvancılık açısından da önemli bir ürün olduğunu belirtti. Gürer, “ Çiftçi diyor ki ben bir yıl emekle bunu üretiyorum, çabalıyorum. Ondan sonra götürüp teslim ediyorum fabrikaya. Küspeden alırken neredeyse pancarı sattığım fiyatla küspeyi alıyorum. Hayvancılarımız alıyor yani” sözleriyle küspe maliyetinin hayvancılık yapan üreticiler üzerindeki etkisine dikkat çekti. Şeker pancarının stratejik niteliği nedeniyle üreticinin desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Gürer, “Bu anlamda şeker pancarı üreticisinin desteklenmesi de gerekiyor. Çünkü şeker pancarı stratejik bir ürün olduğu için mutlak surette korunması gereken bir alan” dedi. Gürer ayrıca pancar şekerinin, nişasta bazlı şuruba karşı doğal ve önemli bir alternatif olduğunu belirterek, üretim maliyetlerindeki artışın pancarın pazardaki konumunu da etkilediğini belirterek, “Nişasta bazlı şurubun karşısında da doğal olarak şeker pancarının giderlerinin artması ona pazar yaratıyor. Bunun da önüne geçmek çiftçiye verilecek destekle ilgili.üreticinin sürdürülebilir biçimde üretim yapabilmesi için desteklerin artırılması gerekir” dedi. “ÇİFTÇİNİN TALEBİ NET: EN AZ 4 BİN LİRA” Pancar üreticisinin beklentisinin açık olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin mevcut maliyetler karşısında pancar alım fiyatının en az 4 bin lira olmasını istediğini söyledi. Gürer, “Çiftçi alım fiyatı olarak en düşük 4.000 lira olsun istiyor” diyerek pancar üreticisinin beklentisini kamuoyuna taşıdı. Üreticiler ise yalnızca bu yılın fiyatının değil, gelecek yıl pancar ekiminin devam edip etmeyeceğinin de açıklanacak alım fiyatına bağlı olduğunu belirterek, maliyetleri karşılayacak ve üreticiyi yeniden tarlaya teşvik edecek bir fiyat açıklanması çağrısında bulundu. EYLÜL AYINDA SÖKÜM BAŞLIYOR CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer 20 Eylül’de genelde pancar alım kampanyası başlar. Çiftçi, üretici bu süreçte alım fiyatı açıklanmasını bekler. 6 dekara 40 bin TL ilaçlı tohum ekiliyor. 1 dekara en az 13 kez su veriliyor. Dekar su gideri de 25 bin lirayı buluyor. Geçen yıl destekle tonu 3100 TL’ dan çiftçi pancarın 16 polarını fabrikaya verdi. Bu yıl sulama suyu için elektrik, tarla kira gideri, gübre, mazot, tohum geçen yıla göre enflasyon üzerinde artış gösterdi. Girdilerde artışa müdahale etmeyen iktidar alım fiyatında çiftçiyi başabaş noktasında bırakıyor ve çiftçi refahını sağlayacak bir gelir olmayınca çiftçi borcunu ödemekte zorlanıyor. Çok çiftçi bankalarda borç ödemekte zorlanıyor. İcralık çiftçi sayısı artıyor” dedi. GÜRER, SORUNLARI DİNLEDİ CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Bor Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Fatih Eriç ve yönetim kurulu üyeleri ile Bor Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı ve Bor Ziraat Odası Başkanı Nurettin Eriç ile bir araya gelerek bölgedeki çiftçi ve üreticilerin sorunlarını görüştü. Bor Pancar Ekicileri Kooperatifi’nin bölge çiftçisi açısından önemli bir merkez olduğunu belirten Gürer, üreticilerin yaşadığı sorunları yerinde dinlemenin önemine dikkat çekti. Bor Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Fatih Eriç, Niğde, Nevşehir, Aksaray ve Ereğli bölgelerini kapsayan 27 bin ortaklı kooperatif olarak üreticilerin tohumdan gübreye, ilaçtan makine ve ekipmana kadar birçok ihtiyacını karşılamaya çalıştıklarını belirterek Gürer’e ziyareti için teşekkür etti. Bor Ziraat Odası Başkanı Nurettin Eriç de tarım sektörünün mevcut durumunun sahada ve üreticiyle doğrudan görüşülerek değerlendirilmesinin önemine vurgu yaparak, çiftçi ve üreticilerin sorunlarına gösterdiği duyarlılık nedeniyle Gürer’e teşekkürlerini iletti.

İYİ Parti İl Başkanı Ulucan:"Bu, Yönetilemeyen Bir Ekonomik Krizdir" Haber

İYİ Parti İl Başkanı Ulucan:"Bu, Yönetilemeyen Bir Ekonomik Krizdir"

​İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, akaryakıt piyasasındaki ani fiyat değişimleri ve derinleşen ekonomik kriz hakkında bir basın açıklaması yaptı. Günü kurtaran politikalara tepki gösteren Ulucan, ekonomik belirsizliklerin faturasının vatandaşa kesildiğini belirtti. İl Başkanı Serdar Ulucan yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Akaryakıt piyasasında yaşanan son gelişmeler, Türkiye ekonomisinin hangi noktaya sürüklendiğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Motorinin litre başına 7,74 TL’lik ÖTV’sinin sıfırlanmasıyla pompa fiyatlarında yaklaşık 9,25 TL’lik düşüş yaşanırken, daha bu indirimin üzerinden saatler geçmeden 7-8 TL civarında yeni bir zam beklentisinin ortaya çıkması, vatandaşın aklıyla doğrudan alay etmektir. Milletimiz artık şunu sormaktadır: Bir gecede indirim, ertesi gece zam… Bu ülkenin ekonomisi hangi akılla, hangi planla yönetiliyor? Daha önce döviz ve altında da benzer bir anlayışa şahit olduk. Dolar, Euro ve altın üzerinden yapılan ekonomik müdahaleler ve alınan kararlarla piyasalarda büyük dalgalanmalar yaşanırken, ortaya çıkan belirsizliğin ve maliyetin yükünü yine milyonlarca vatandaş taşıdı. Birileri servetini büyütürken, vatandaşın alım gücü her geçen gün eridi. Bugün akaryakıtta yaşanan tablo da bu durumun devamıdır. İndirim mi var, zam mı geliyor, ÖTV mi sıfırlandı, gece yarısı hangi fiyat değişecek? Vatandaş artık markete, akaryakıt istasyonuna veya pazara giderken neyle karşılaşacağını bilmiyor. Çünkü ekonomi yönetimi güven vermiyor. Akaryakıt yalnızca araç sahiplerini ilgilendiren bir konu değildir. Mazot zamlandığında çiftçinin maliyeti artar, nakliye pahalanır, market rafındaki ürün zamlanır, üretim maliyeti yükselir. Yani akaryakıttaki her artış, doğrudan iğneden ipliğe hayat pahalılığı olarak vatandaşın sofrasına yansır. Bugün emekli geçinemiyorsa, asgari ücretli ay sonunu getiremiyorsa, çiftçi ürettiğinden para kazanamıyorsa, esnaf siftah yapmadan kepenk kapatıyorsa bunun adı artık geçici ekonomik sıkıntı değildir. Bu, yönetilemeyen bir ekonomi krizidir. İYİ Parti olarak açıkça söylüyoruz: Vatandaşın cebinden alınan vergilerle günü kurtaran, bir gün indirim açıklayıp ertesi gün zam haberleriyle milleti şaşkına çeviren ekonomi anlayışından vazgeçilmelidir. Milletin ihtiyacı algı yönetimi değil, doğru ekonomi yönetimidir. İhtiyacımız olan; öngörülebilir, şeffaf, üretimi destekleyen, Türk lirasına güveni yeniden tesis eden ve vatandaşın alın terini koruyan bir ekonomik düzendir. Buradan hükümete soruyoruz: Millet daha ne kadar bu ekonomik belirsizliğin bedelini ödeyecek? Artık günü kurtarma politikalarını bırakın. Milletin cebini, üreticiyi, emekliyi, emekçiyi ve esnafı düşünün. Çünkü Türkiye’nin ekonomisi rakamlardan ibaret değildir. Ekonomi, vatandaşın mutfağıdır. Ekonomi, çiftçinin tarlasıdır. Ekonomi, esnafın kepengidir. Ekonomi, emeklinin aldığı maaştır. Ve bugün bu alanların tamamında vatandaşımız ağır bir geçim mücadelesi vermektedir. Artık bıçak kemiğe dayanmış, tuz kokmuştur. Milletin sabrı tükenmiştir. Türkiye’nin daha fazla belirsizliğe, günü kurtaran politikalara ve vatandaşın sırtına yüklenen yeni maliyetlere tahammülü yoktur."

Çiftçi Bu Yıl Arpa ve Buğday Değil, Zarar Hasat Ediyor! Haber

Çiftçi Bu Yıl Arpa ve Buğday Değil, Zarar Hasat Ediyor!

Eskişehirli Genç Rençberler Sözcüsü Burak Kuşan, TMO tarafından açıklanan hububat alım fiyatlarına sert tepki göstererek, artan maliyetler karşısında çiftçinin cezalandırıldığını belirtti. Kuşan, "Çiftçi sadaka değil, emeğinin gerçek değerini istiyor" dedi. Eskişehir’de bir araya gelen genç çiftçiler, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından açıklanan arpa ve buğday alım fiyatlarına karşı kitlesel bir basın açıklaması düzenledi. Eskişehirli Genç Rençberler adına konuşan Sözcü Burak Kuşan, tarımdaki yüksek maliyet artışları ile açıklanan düşük fiyatlar arasındaki uçuruma dikkat çekerek, izlenen politikaların üreticiyi iflasın eşiğine getirdiğini savundu. İşte Eskişehirli üreticilerin tarım politikalarına ve hububat fiyatlarına yönelik çarpıcı itirazları: "Enflasyon Yüzde 32, Ürüne Verilen Artış Yüzde 16" Konuşmasında Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri ile piyasa gerçekleri arasındaki çelişkiyi vurgulayan Burak Kuşan, maliyetlerin altında ezildiklerini ifade etti. Yıllık enflasyonun resmi rakamlarla bile yüzde 32 seviyesinde olduğunu hatırlatan Kuşan, şu verileri paylaştı: "TMO tarafından açıklanan alım fiyatlarında arpaya yaklaşık yüzde 16, buğdaya ise yaklaşık yüzde 22 oranında artış verilmiştir. Buna karşın çiftçinin kullandığı gübre, mazot, tohum, ilaç, işçilik ve enerji maliyetleri geçen yıla göre yüzde 50’nin üzerinde artmıştır. Maliyeti yüzde 50 artan çiftçi, ürününe verilen yüzde 16-22’lik artışla nasıl ayakta kalacaktır?" "Yüksek Rekolte Çiftçinin Suçu Değil, Başarısıdır" Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan yapılan "yağışlar iyi gitti, rekolte yüksek, fiyatlar bu yüzden böyle belirlendi" yönündeki açıklamalara da değinen Kuşan, desteklemelerin artırılacağı vaadinin sahada karşılığı olmadığını söyledi. "Çiftçi destek adı altında verilen kaynaklarla ayakta kalmak istemiyor. Çiftçi sadaka istemiyor" diyen Kuşan, yüksek rekoltenin bir ceza gerekçesi yapılamayacağını belirterek, "Eğer yüksek rekolte gerekçe gösterilerek fiyatlar baskılanacaksa, çiftçiye verilen mesaj şudur: ‘Üret ama kazanma.’ Biz bu anlayışı kabul etmiyoruz. Çünkü yüksek rekolte çiftçinin suçu değil, başarısıdır. Üretimin fazla olması çiftçinin cezalandırılmasının değil, ödüllendirilmesinin gerekçesi olmalıdır" ifadelerini kullandı. TMO Açıklamasından Sonra Borsada Fiyatlar Çakıldı Fiyat politikasının piyasayı regüle etmek yerine serbest piyasayı da aşağı çektiğini iddia eden Genç Rençberler Sözcüsü, Eskişehir Ticaret Borsası'ndaki güncel durumu şu rakamlarla özetledi: TMO Öncesi Dönem: Buğday 16 TL, arpa 14 TL seviyelerindeydi. TMO Sonrası Dönem: Eskişehir Ticaret Borsasında buğday 13,5 TL’ye, arpa ise 11 TL seviyelerine kadar geriledi. Yaşanan bu düşüşün ardından "Bu fiyatlar kimin lehine çalışmaktadır?" sorusunu yönelten Kuşan, mevcut tablonun üreticiyi değil, sadece sanayiciyi koruduğu yönünde güçlü bir algı yarattığını savundu. Sanayicinin kazanmasına karşı olmadıklarını ancak zincirin ilk halkası olan çiftçi zarar ederken tarımın sürdürülebilir olamayacağını hatırlattı. Hedef Kamu Çalışanları Değil, Fiyat Politikaları Gerçekleştirilen eylemin yereldeki TMO çalışanlarına yönelik olmadığının altını özenle çizen Kuşan, Eskişehir TMO Başmüdürlüğü personeline ve yöneticilerine üretici odaklı, özverili ve çözümcü yaklaşımlarından dolayı teşekkür etti. Tepkilerinin doğrudan sisteme ve politikalara olduğunu belirterek sözlerini şöyle noktaladı: "Bizim itirazımız sahada görev yapan kamu çalışanlarına değil, çiftçinin beklentilerini karşılamayan fiyat politikalarınadır. Çiftçi artık ayakta kalmakta zorlanıyor, üretirken kazanamıyor ve geleceğini göremiyor. Yetkililere sesleniyoruz: Çiftçinin sesini duyun, maliyetleri görün. Çiftçi bu yıl arpa ve buğday değil, zarar hasat ediyor."

CHP'li Çakırözer: "Üreten Çiftçi Olmazsa Türkiye Olmaz!" Haber

CHP'li Çakırözer: "Üreten Çiftçi Olmazsa Türkiye Olmaz!"

TBMM’de Toprak Koruma Kanunu ile ilgili kanun teklifi görüşmelerinde konuşan CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, TMO’nun açıkladığı hububat alım fiyatlarına tepki göstererek, “Geçen yıla göre yüzde 15, yüzde 20 artış ne demektir? Çiftçimize ihanet demektir. Mazot yüzde 50, gübre yüzde 70, elektrik yüzde 100 artmış. Üreten çiftçi olmazsa üreten Türkiye olamaz! Buğdaya kilo başına en az 20-22 lira verilmelidir” dedi. Çakırözer, kanundaki düzenlemeler ile pancar çiftçisine yeni cezaların getirilmesini de eleştirerek, “ ‘Sözleşme yapmadan şeker pancarı ekenlere para cezası uygulanacak’ diyorsunuz. Ekimi, üretimi teşvik etmeniz gerekirken toprağa tohum atan, çiftçiye ceza kesmeyi kanun diye önümüze getiriyorsunuz! Ayıptır, ayıp!” diye konuştu. “ÇİFTÇİ BU FİYATLA TOPRAĞINI NASIL EKECEK?” TBMM’de görüşülen “Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” tartışmalara neden oldu. Kanun görüşmelerinde söz alan muhalefet milletvekilleri Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) açıkladığı hububat alım fiyatlarından şeker pancarı üreticilerine yönelik cezalara tepki gösterirken, AKP’nin tarım politikalarını eleştirdi. AKP’nin üretici, çiftçi yerine ithalatı desteklediğini belirten CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, TMO'nun buğday için kilogram başına 16,5 lira, arpa için ise 12,75 lira fiyat açıklamasını çiftçileri mağdur ettiğini söyledi. Çakırözer, “Geçen yıla göre yüzde 15, yüzde 20 artış ne demektir? Çiftçimize ihanet demektir. Mazot yüzde 50, gübre yüzde 70, elektrik yüzde 100 artmış. Çiftçi bu fiyatlarla nasıl eksin, nasıl üretsin? Ürettiği 1 kilo buğdayı satıp 1 ekmek alamıyor. Bu insafsızlık değil de nedir?" dedi. “BUĞDAYA EN AZ 22 LİRA AÇIKLAYIN” TMO'nun ödemeleri 45 gün sonra yapacağını açıklamasına da tepki gösteren Çakırözer, borç ve faiz yükü altındaki üreticinin bu süreyi bekleyecek gücü olmadığını söyledi. Çakırözer, “Borç ve faiz yükü altındaki üretici kırk beş gün nasıl bekleyecek? Mazotçu, gübreci bekliyor mu? Banka faizi bekliyor mu? Hayır. O zaman ne yapıyor çiftçi? Direkt tüccara ucuza satmak zorunda kalıyor, emeğinin karşılığını ne yazık ki alamıyor. Üreten çiftçi olmazsa üreten Türkiye olamaz. Çiftçimiz de biz de bu alım fiyatlarını kabul etmiyoruz. Buğdaya kilo başına en az 20-22 lira verilmelidir” diye konuştu. “ÇİFTÇİYE DESTEK DEĞİL CEZA VAR!” Kanunda yapılan düzenleme ile pancar üreticilerine yeni cezalar getirildiğine dikkat çeken Çakırözer, şeker pancar üreticisinin şirketlerin inisiyatifine bırakıldığını söyledi. Çakırözer şunları söyledi: “Bu kanunda da işte aynı, çiftçiyi yok sayan zihniyet var. Mazot, gübre, sulama, elektrik, banka faizi dertlerinin hiçbirine bir çare, bir destek yok! Varsa, yoksa ceza var. İşte, pancar üreticileriyle ilgili maddeler: Çiftçi fabrikalarla sözleşmeye zorlanıyor. Kaderi tamamen sözleşme yapacağı şirketin iki dudağı arasına bırakılıyor. Bu kanuna göre bu şirketler iç piyasadan alım yapmazsa, çiftçiyle sözleşme imzalamazsa ne olacak, burada bunun yanıtı yok. Daha da acısı, ‘Sözleşme yapmadan şeker pancarı ekenlere para cezası uygulanacak’ diyorsunuz. Siz ekimi, üretimi teşvik etmeniz gerekirken toprağa tohum atan, çiftçiye ceza kesmeyi kanun diye önümüze getiriyorsunuz, ayıptır, ayıp! Pancar çiftçisi gururumuzdur. Türkiye üretimde dünya 5'incisidir ama AKP'nin yanlış politikaları nedeniyle şeker ithal eder hale gelmiş durumdayız. Şimdi, bu cezalarla üreticiyi küstürdüğünüzde bu tablo daha da vahim hale gelecek.” “GİRDİ MALİYETLERİNİ DÜŞÜRÜN” “Pancar çiftçisinin bu Meclisten beklediği şirketlerin sopası olan düzenlemeler değildir” diyen Çakırözer, çiftçilerin Meclis’ten beklentilerini sıralayarak, “Girdi maliyetlerinin düşürülmesi, çiftçiye alım garantisi verilmesi, alım fiyatının önceden açıklanması, polar ölçümlerinden kaynaklı mağduriyetlerin giderilmesi en temel beklentilerdir. Eli nasırlı çiftçimiz sizden yaptırımlar, cezalar değil, hakkı olan tarımsal destekleri ve adil bir alım fiyatını istemektedir ama siz bu akıl dışı politikalarınızla çiftçiyi daha da küstürüyor, üretimden koparıyorsunuz” dedi. “SUÇU VATANDAŞA ATARAK GERÇEKLERİ GİZLEYEMEZSİNİZ!” Çakırözer, kanun teklifindeki hobi bahçeleri ile ilgili düzenlemelere de dikkat çekerek, “Binlerce insan sizleri, bizleri aramakta. Siz bir karış toprağında nefes almaya, üretim yapmaya çalışan vatandaş ile tarım arazisini parsel parsel parçalayıp 20 tane, 30 tane, 40 tane ev yapan, havuzlu villa dikenleri aynı kefeye koymaktasınız. Koca koca tarım alanlarını talan edenlere ses çıkarmayacaksınız, sonra geleceksiniz, tüm suçu dişinden tırnağından artırdığıyla üretim yapan vatandaşa, hobi bahçelerine yıkıp gerçek sorumluluğunuzu gizleyeceksiniz” dedi. “ÜRETENLE TARIM ARAZİLERİNİ PARSELLEYEN RANTÇILARI AYIRIN” Hobi bahçeleri ile ilgili düzenlemede, “Öncelikle yapılması gereken, bu alanların ne amaçla kullanıldığının gerçekçi tespitidir! Bir karış bahçesinde nefes alan gerçek bahçe dostu, toprak dostu, tarım dostu ile tarım arazilerini parselleyip satan rantçıları birbirinden ayırmaktır!” diyen Çakırözer şunları söyledi: “Valiliklerin, mülki idarelerin verdiği izin belgeleriyle yasal yollardan elektrik, su bağlatmış vatandaşı bugün belediyelerle karşı karşıya getirmek istiyorsunuz, yaptırım diye belediyelerin kaynaklarını çökmek istiyorsunuz. Elinizde kanun da yetki de vardı, altı yıldır bu çarpıklığa niye göz yumdunuz, neden denetlemediniz? Burada yapılması gereken vatandaş ile belediyeyi, vatandaş ile su idaresini, elektrik idaresini, doğal gaz idaresini çatıştırmak değildir. Öncelikle yapılması gereken, bu alanların ne amaçla kullanıldığının gerçekçi tespitidir, bir karış bahçesinde nefes alan gerçek bahçe dostu, toprak dostu, tarım dostu ile tarım arazilerini parselleyip satan rantçıları birbirinden ayırmaktır. Bu yapılmadan atılacak her adım daha büyük adaletsizliklere yol açacaktır.”

Başkan Ataç “Çiftçinin Emeği, Bu Ülkenin Geleceğidir” Haber

Başkan Ataç “Çiftçinin Emeği, Bu Ülkenin Geleceğidir”

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, çiftçilerin artan üretim maliyetleri ve gelir kaybı etkileri altında üretimi sürdürmeye çalıştığını belirterek, “Çiftçi ayakta kalırsa kent de ayakta kalır, sofra da bereketli olur” dedi. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü nedeniyle bir mesaj yayımladı. Tarımsal üretimin yalnızca ekonomik bir faaliyet değil; toplumsal refah ve ülkenin geleceği açısından stratejik bir alan olduğunu vurgulayan Ataç, çiftçilerin her geçen gün daha ağır koşullarda üretim yaptığını ifade etti. Başkan Ataç, mazot, gübre, yem, ilaç, elektrik, sulama ve işçilik maliyetlerindeki artışların üreticinin belini büktüğünü belirterek şunları söyledi: “Çiftçimiz bugün tarlasına giderken mazotu, ürününü yetiştirirken gübreyi, sulama yaparken elektriği, hayvanını beslerken yemi düşünmek zorunda kalıyor. Üretim maliyetleri artıyor ama çiftçimizin emeğinin karşılığı aynı oranda artmıyor. Üreten kazanamıyor, tüketen pahalıya ulaşıyor. Bu tablo sürdürülebilir değildir.” Başkan Ataç, çiftçinin yaşadığı sorunun yalnızca kırsalın değil, toplumun tamamının sorunu olduğunu vurgulayarak, “Çiftçi üretmezse pazar boşalır, sofra küçülür, kent yoksullaşır, ülke dışa bağımlı hale gelir. Bu nedenle çiftçiyi korumak, aslında toplumun tamamını korumaktır” dedi. Çiftçiyi desteklemek tercih değil zorunluluktur Çiftçinin desteklenmesinin bir tercih değil, kamusal sorumluluk olduğunu vurgulayan Ataç, mesajını şu sözlerle tamamladı: “Üretim maliyetleri düşürülmeli, çiftçinin emeği değerinde karşılık bulmalı, küçük üretici korunmalı, yerel ürünler desteklenmelidir. Kırsal yaşamı güçlendirmeden sağlıklı kentler kuramayız. Tarımı güçlendirmeden ekonomik bağımsızlıktan söz edemeyiz. Toprağa emek veren, alın teriyle bu ülkenin sofrasına bereket taşıyan tüm çiftçilerimizin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutluyorum. Çiftçimizin emeği varsa umut vardır, bereket vardır, gelecek vardır.” “Tarımı, Enerjiyi ve Çevreyi Birlikte Düşünüyoruz” Tepebaşı Belediyesi olarak üretimin, emeğin, çevrenin ve yerel kalkınmanın yanında olduklarını belirten Başkan Ataç, belediyenin temiz enerji yatırımlarına da dikkat çekti. Başkan Ataç, “Bugünün dünyasında tarımı, enerjiyi ve çevreyi birbirinden ayrı düşünemeyiz. İklim krizi en çok çiftçimizi etkiliyor. Kuraklık, aşırı sıcaklar, düzensiz yağışlar ve artan enerji maliyetleri üreticimizin yükünü artırıyor. Tepebaşı Belediyesi olarak güneş panellerimizle temiz enerji üretiyor, kamu kaynaklarını daha verimli kullanıyor ve doğaya olan yükümüzü azaltıyoruz. Bizim için sürdürülebilirlik, çiftçinin, üreticinin, çocuklarımızın ve gelecek kuşakların hakkını koruma meselesidir” ifadelerini kullandı. “Küçük üreticinin emeğini görünür kılıyoruz” Tepebaşı Belediyesi’nin kırsal kalkınma anlayışında küçük üreticilerin desteklenmesinin ve yerel ürünlerin öne çıkarılmasının önemli yer tuttuğunu belirten Ataç, Kızılinler ve Uludere’de düzenlenen hasat şenliklerinin bu yaklaşımın somut örneklerinden olduğunu söyledi. Başkan Ataç, “Kırsal kalkınma; üreticinin toprağında kalması, köylerin yaşamaya devam etmesi, yerel ürünlerin değer kazanması, kadın emeğinin görünür olması ve gençlerin üretimden kopmaması demektir. Kızılinler’de ve Uludere’de gerçekleştirdiğimiz hasat şenlikleriyle küçük üreticilerimizin emeğini görünür kılıyor, yerel ürünlerimizin tanıtılmasına katkı sunuyoruz. Bu şenlikler, toprağa, üretime, yerel kültüre ve çiftçinin alın terine sahip çıkma iradesidir” dedi.

Elma'da Fiyat Farkı Rekoru! Haber

Elma'da Fiyat Farkı Rekoru!

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Nisan ayı gıda fiyatları ve girdi maliyetlerini değerlendirdi. Nisan ayında üretici ve market arasındaki en büyük fiyat farkı %393,7 ile elmada görülürken, elma markette üreticiden tam 4,9 kat daha pahalıya satıldı. ​Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Nisan ayına ilişkin üretici ve market fiyat farklılıkları ile tarımsal girdi maliyetlerindeki değişimleri açıkladı. Bayraktar’ın verileri, tarladan sofraya gelen ürünlerdeki fiyat makasının ne denli açıldığını bir kez daha gözler önüne serdi. ​Tarlada 18 Lira, Markette 92 Lira! ​Nisan ayının zam şampiyonu ve fiyat farkı lideri elma oldu. Üreticide 18 lira 75 kuruş olan elmanın market raflarında 92 lira 58 kuruşa kadar yükseldiğini belirten Bayraktar, elmayı şu ürünlerin takip ettiğini belirtti: ​Havuç: %329,9 fiyat farkı (4,3 kat) ​Yeşil Soğan: %245,3 fiyat farkı (3,5 kat) ​Marul: %245,2 fiyat farkı (3,5 kat) ​Pırasa: %242,4 fiyat farkı (3,4 kat) ​Markette Yeşil Soğan, Üreticide Kuru Soğan Yükselişte ​Nisan ayında market raflarında fiyatı en çok artan ürün %48,7 ile yeşil soğan olurken, üretici tarafında ise rekor artış %109,1 ile kuru soğanda yaşandı. Kuru soğan ve patatesteki fiyat artışının temel sebebi olarak depolardaki ürün azalması ve aşırı yağışlar nedeniyle oluşan çürümeler gösterildi. ​Fiyatı Düşen Ürünler: Hem üreticide hem de markette fiyatı en çok düşen ürün ise patlıcan oldu. Patlıcanı salatalık ve sivri biber izledi. Bu düşüşün ana nedeni olarak hava koşullarının iyi gitmesiyle artan verim ve arz fazlası işaret edildi. ​Gübre ve Yem Fiyatları Üreticiyi Zorluyor ​Tarımsal girdi maliyetlerindeki artış ise üreticinin belini bükmeye devam ediyor. Bayraktar’ın paylaştığı verilere göre: ​Gübre: Amonyum sülfat gübresi yıllık bazda %104,3 artış göstererek maliyet kalemlerinde zirveye yerleşti. ​Yem: Besi yemi yıllık %37,7, süt yemi ise %34,6 oranında zamlandı. ​Akaryakıt: Mazot fiyatları aylık bazda küçük bir düşüş yaşasa da, yıllık bazda %57,6 oranında bir artış kaydetti. ​"Yağışlar ve Arz Sıkıntısı Fiyatları Etkiledi" ​Başkan Bayraktar, özellikle beyaz lahana, karnabahar ve ıspanak gibi ürünlerde yaşanan arz azalışının fiyatları yukarı çektiğini vurguladı. Elma ve havuçta ise tam tersi bir durum yaşanarak talep azlığı nedeniyle fiyatlarda düşüş kaydedildiği belirtildi.

Saadet Partisi'nden İktidara "Hobi Bahçesi" Tepkisi Haber

Saadet Partisi'nden İktidara "Hobi Bahçesi" Tepkisi

Saadet Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı Muhasebe ve Mali İşler Başkanı Hikmet Çakır, yaptığı basın açıklamasında ülke ve Eskişehir gündemlerine dair açıklamalarda bulundu. İktidarın hobi bahçelerine yönelik kısıtlama hamlelerini eleştiren Çakır; Giresun, Muğla ve Kaz Dağları’ndaki maden sahalarını hatırlatarak, "Toprağı bu kadar önemsiyorsanız buraları neden maden sahası ilan ettiniz?" diye sordu. ​"Ankara’nın Masası ile Anadolu’nun Sofrası Uyuşmuyor" ​Siyasetçilere "tebdil-i siyaset" yapma çağrısında bulunan Hikmet Çakır, vatandaşın arasına girilmesi gerektiğini vurguladı. Ankara’da alınan kararların Eskişehir’in köylerindeki sofraları küçülttüğünü belirten Çakır, şu ifadeleri kullandı: ​"Anadolu'nun gündemiyle iktidarın gündemi hiç ama hiç uyuşmuyor. Anadolu'nun gündeminde gübre var, iktidarın gündeminde pırlanta fiyatları; Anadolu'da mazot derdi var, Ankara'da ise gündem değiştirme çabası var." ​Maden Sahaları ve ÇED Raporu Eleştirisi ​Hobi bahçelerinin tarım arazilerini yok ettiği gerekçesiyle hedef alınmasına değinen Çakır, iktidarın çevre politikalarındaki çelişkilere dikkat çekti: ​Giresun: Dünyanın fındık merkezi olan şehrin %85’i maden sahası ilan edildi. ​Kaz Dağları: Türkiye’nin oksijen deposunun %79’u maden sahası yapıldı. ​Muğla: Doğa harikası şehrin %59’u taş ocaklarına ayrıldı. ​Eskişehir: Şehirde yapılması planlanan bir maden projesine daha ÇED olumlu raporu verildi. ​"En Büyük Tehdit CHP Değil, ABD’dir" ​Cumhurbaşkanı’nın Meclis’teki grup toplantısını analiz eden Saadet Partili Çakır, konuşmadaki kelime tercihlerini eleştirdi. Konuşmada 47 kez "CHP" denilirken, bölgedeki kritik gelişmelere rağmen "Amerika" kelimesinin hiç geçmediğini belirten Çakır, "Tehdidi yanlış okuyan bir anlayışla ne ekonomi düzelir ne de adalet sağlanır. Bu coğrafya için en büyük tehdit ABD'dir," dedi. ​"Sorunun Kaynağı Olanlar Çözüm Adresi Olamaz" ​Türkiye’nin sadece ekonomik değil, toplumsal ve ahlaki bir krizden geçtiğini savunan Hikmet Çakır, umudun iktidar eliyle bitirildiğini söyledi. İnsanların kredi kartlarına mahkum edildiğini belirten Çakır, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: ​"Herkes bilmelidir ki sorunun kaynağı olanlar, çözüm adresi olamazlar. Zihniyeti kriz olanın, çözümü huzur olamaz. Biz, bu enkazı kaldırmaya da bozulan bu teraziyi yeniden kurmaya da kararlıyız."

CHP'li Süllü: "Çiftçinin Tarımsal Desteklerini Acilen Ödeyin!" Haber

CHP'li Süllü: "Çiftçinin Tarımsal Desteklerini Acilen Ödeyin!"

CHP Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü, Eskişehir’in Sivrihisar ilçesinde muhtarlar ve Ziraat Odası üyeleriyle yaptığı görüşmelerin ardından destek ödemelerinde yaşanan gecikmeler nedeniyle tarımda yaşanan krize dikkat çekti. Süllü, görüştüğü bir çiftçinin yaşadığı çaresizliği dile getirerek Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’yı açıkça istifaya davet ettiğini söyledi. Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü, bölgede destek ödemelerinin gecikmesi, ürünlerin maliyetleri karşılayacak fiyata satılamaması ve artan girdi fiyatları nedeniyle üretimin sürdürülemez hale geldiğini belirtti. Sivrihisarlı bir çiftçinin sözlerini aktaran Süllü, “Tarım ve ormanla ilgili eğitimi ve birikimi olmayan bir anlayışla yönetilen Bakanlık, 2025 yılı desteklerini 2026’nın ilk çeyreğinde bile ödeyemiyor. Destekleri ödeme sözünü tutamayan bir Bakanın çiftçinin halinden anlaması mümkün değildir. Çiftçimiz ürünü para edip satamadığı için soğanını ya hayvanlarına yem veriyor ya da hiç toplamadan tarlasını sürüyor. Üretici önünü göremiyor. Görüştüğümüz çiftçi, yaşanan bu tablo karşısında Tarım ve Orman Bakanı’nı açıkça istifaya davet ediyor” dedi. “Çiftçinin parası çiftçiye verilmiyor” Destekleme ödemelerinin zamanında yapılmamasının üreticiyi daha da zor durumda bıraktığını vurgulayan Süllü, pek çok ilde çiftçilerin hâlâ ödemelerini beklediğini söyledi. “Destek ödemeleri bazı illerde hesaplara yatırılırken birçok ilde üretici hâlâ bekliyor. Soruyoruz: Bu para çiftçinin hakkı değil mi? Kimin parasını kime vermiyorsunuz? Çiftçi, yüksek mazot fiyatlarıyla traktörüne mazot koyamıyor, gübre alamıyor, elektrik faturasını ödeyemiyor. Alın teriyle üretim yapan çiftçi geciken ödemeler ve tutulmayan sözlerle baş başa bırakılıyor” ifadelerini kullandı. “Tarım belirsizlikle yönetilemez” Mazot, gübre ve diğer tarımsal girdilerde yaşanan zamların üreticiyi ağır bir yük altına soktuğunu belirten Süllü, tarımın planlı ve öngörülebilir politikalarla yönetilmesi gerektiğini söyledi. “Çiftçi desteğini ne zaman alacağını bilmeli ki üretimini planlayabilsin. Ancak bugün destekler kısmi ve gecikmeli ödeniyor. Bu uygulamalarla çiftçinin tarımı ayakta tutmak mümkün değildir” dedi. 13 Mart’ta ödeneceği sözü verilmesine karşın şimdi de bayram sonrasına ertlenmiş. Bakanı İstifaya Çağırdılar Süllü, tarım politikalarındaki beceriksizlik ve bilgisizlik sorununa da dikkat çekerek, “Tarım ve ormanla ilgili eğitimi, deneyimi ve birikimi olmayan Bakan, çiftçinin derdine derman olamaz, ancak Eskişehir’de olduğu gibi, şarkı söyler gider.” Açıklamasını sert bir çağrıyla tamamlayan Süllü, “Çiftçi ‘Artık dayanacak, üretim yapacak gücümüz kalmadı’ diyorsa, Ata’mızın “Köylü milletin efendisidir” sözünü üreticimiz “Köylü milletin enayisi oldu!” diye değiştiriyorsa bunun sorumluluğunun üstlenilmesi ve çözüm üretilmesi gerekir. Sadece çiftçi üretemezse batmaz, milletçe aç kalırız!” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.