SON DAKİKA
Hava Durumu

#Mağduriyet

Porsuk Haber Ajansı - Mağduriyet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mağduriyet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İYİ Parti Odunpazarı'ndan TMO Önünde Tepki: “Türk Çiftçisi Borç Batağında" Haber

İYİ Parti Odunpazarı'ndan TMO Önünde Tepki: “Türk Çiftçisi Borç Batağında"

​İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Eskişehir binası önünde basın açıklaması düzenledi. Açıklamada, açıklanan taban fiyatların yetersizliği, ödemelerdeki uzun gecikmeler, girdi maliyetlerindeki fahiş artışlar ve randevu sistemindeki aksaklıklar sert bir dille eleştirildi. TMO’nun kurulus misyonundan uzaklaştığını belirten Yer, Eskişehirli çiftçilerin yalnız bırakıldığını vurgulayarak yetkililere çağrıda bulundu. ​“Açıklanan Fiyatlar Gerçekten Uzak, Çiftçinin Zararı Büyüyor” ​Cumhuriyetin ilk kurumlarından biri olan ve 88 yıllık geçmişe sahip Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) asli görevinin Türk çiftçisinin en önemli geçim kaynağı olan hububat piyasasını düzenlemek ve yönlendirmek olduğunu hatırlatan Gürol Yer şu ifadelere yer verdi; "Cumhuriyetin ilk kurumlarından biri olan, 88 yıllık geçmişiyle tarımsal ürün piyasalarını düzenleyip üretici ile tüketiciyi koruyacak tedbir ve şartları oluşturma misyonu bulunan; faaliyet alanında tarımsal ürün piyasalarında istikrar sağlayıp paydaşlara güven veren, dinamik, yetkin ve çağın gerekleriyle uyumlu tarım sektörünün örnek ve önder kuruluşu olma vizyonuna sahip Toprak Mahsulleri Ofisi'nin önündeyiz. Hepimizin bildiği üzere TMO'nun esas ve asli faaliyet alanı, Türk çiftçisinin ana uğraşı olan hububat piyasasının yürütücüsü ve belirleyicisi olmaktır. 2026 dönemi hasadı başlamadan önce TMO, taban alım fiyatı olarak buğdayın kilogram fiyatını 16,50 TL, arpanın kilogram fiyatını ise 12,075 TL olarak açıklamıştı. Biz, İYİ Parti olarak Eskişehir Zahire Borsası önünden açıklanan fiyatın gerçekle ilgisi olmadığını, ürünün kilogram başına maliyet bedelinin en az 19,90 TL olması sebebiyle açıklanan resmî enflasyon oranında dahi artış yapılsa fiyatın yaklaşık 25 TL civarında olması gerektiğini söylemiştik. İrade tarafından belirlenen fiyat, geçen süreç içerisinde maalesef beklentilerin de altına inmeye devam etmekte; zaten zararda olan Türk çiftçisinin zararı, piyasa düzenleyicisi ve yürütücülerinin gözleri önünde, tepkisizlikleri neticesinde hızla artmaktadır. Mesela, 2 Temmuz'da ikinci sınıf, tonu 16.500 TL olarak değerlendirilen mahsulünü TMO'ya teslim eden çiftçimiz, parasını henüz devletten alamadı. 2 Temmuz'da motorin 65 TL idi. 26 Temmuz'da motorin 79,70 TL oldu. 2 Temmuz'da çiftçimiz ürününü teslim ettiğinde parasını alıp motorin alsaydı 254 litre motorin alabilecekti. Şu an para yatırılmış olsa dahi ancak 209 litre motorin alabilmektedir. Çiftçinin 45 litre mazotu nerede? Bir konuya daha dikkat çekmek istiyoruz. Herkes çiftçiye mazot ve gübre desteği verildiğini söylüyor. Ancak eski adıyla mazot ve gübre desteği, yeni adıyla temel ve planlı üretim desteği de maalesef zamanında ödenmemektedir. 2024 yılı Ekim-Kasım döneminde ekilen arpa ve buğday için ödenmesi gereken destekler, ancak yaklaşık bir buçuk yıl sonra üreticinin hesabına yatırılmıştır. Çiftçiye verilen destek bu kadar gecikince, enflasyon karşısında değerini kaybetmekte, yani daha çiftçinin eline ulaşmadan erimektedir. Destek vermek kadar, o desteği zamanında vermek de önemlidir diyoruz. Değerli katılımcılar, dikkatinize sunmak istiyoruz. 24 Temmuz 2026 Eskişehir Zahire Borsası kapanış fiyatları; • Buğday: 12,70 TL • Arpa: 10,50 TL olarak gerçekleşmiştir. Hangi akıl, hangi beceri, hangi hesap bu bozuk tabloyu olumluya çevirebilir; bunu merak ediyoruz. Piyasa gerçekleşmesi bu durumdayken biz, İYİ Parti olarak yetkililere soruyoruz: Bu süreçte TMO, kendisine getirilen ve resmî fiyatı 16,50 TL olarak açıklanan buğdayın kalitesini gerekçe göstererek fiyat düşürmekte midir? "Birinci sınıf ve ikinci sınıf buğday alım kapasitemiz doldu, üçüncü ya da dördüncü sınıf bedelinden alım yapabiliriz." denilmekte midir? Harman sürecini dört gözle bekleyen, tüm borç ve ödemelerinin günü gelen üreticiler; normalde ilan edilen ve taban fiyat olması gereken fiyatın altında, ürününü tüccara maliyetinin altına satmaya mecbur bırakılmakta mıdır? Biz diyoruz ki; aynen böyledir ve buna kimsenin sesi, soluğu çıkmamaktadır. Yani göstermelik biçerdöverlere binmek, yandaşları toplayıp görüntü vermek konunun aslı değildir, diyoruz. Değerli katılımcılar, TMO ile ilgili bir diğer olumsuzluk ise randevu sisteminin getirdiği zorluklar ile Çiftçi Kayıt Sistemi'ndeki giderilmeyen aksaklıklar zinciridir. Ayrıca yaş ortalaması 65 olan üretici kitlesi, randevu sistemini kullanmakta ciddi zorluk yaşamaktadır. Bu hususa da dikkat çekilmesini istiyoruz. Randevu probleminden devam edersek; Köylerimizde hububat hasadı, biçerdöverlerin mevki mevki çalışması nedeniyle bölgelere göre parça parça yapılmaktadır. Hasat edilen ürün, römork ya da kamyonlarla TMO'ya teslim edilmektedir. Ancak uygulamaya konulan randevu sistemi şu anda çok ileri tarihlere randevu vermekte, üreticiler ise ürünlerini bekletmek ve depolamak zorunda kalarak büyük mağduriyet yaşamaktadır. Bunun aksini iddia eden varsa buyursun, köylerimizi birlikte gezelim; nedir, ne değildir yerinde görsün. Biz bize iletilenler doğrultusunda sorun ve talepleri dile getiriyoruz. Üreticiler, teslim ve randevu alabilmek için siyasi parti kapılarını aşındırmakta, bürokratlara gitmek zorunda kalmaktadır. Eğer bunun böyle olmadığını söyleyen varsa... Biz bu konuda duyduklarımızı belgeleyip teyit edersek, gerçekten birilerinin yüzüne seslenir ve yaptıklarının kul hakkının çok ötesinde bir davranış olduğunu önlerine koyarız. Buradan bürokratları uyarıyoruz: • Sıralamaya müdahale etmeyin. • Kontenjan kullanmayın. • Ayrımcılık yapmayın. Ürün değerlendirmesinde iddia edildiği gibi değil, gerçekçi davranın. O ürünün bedelinde; klimalı odalarda serin serin oturarak değil, kıraç tarlalarda alın teri dökülerek kazanılmış emeğin hakkı vardır ve bunun vebali ağırdır, diyoruz. İddialarımızın aksine bir durum varsa, "Kesinlikle böyle bir şey yok." diyorlarsa; Bunu açıklasınlar. Biz hodri meydan diyoruz. Değerli katılımcılar, Milletin efendisi olan, Ata toprağını bekleyen ve milletin geleceği için üretmeye çalışan Türk çiftçisi maalesef zor durumdadır ve çıkmaz bir yoldadır. Tarım politikası ve uygulamaları açıkça "Ekmeyi bırak." demektedir. Üretmek yerine ithal etmeyi daha doğru gören bir anlayışa rağmen Türk çiftçisi, millî bir ruhla, zarar etmesine rağmen, üretmeye devam etmektedir. Biraz vicdanı olan muhataplar bunu görmeli; menfaat siyasetiyle değil, millî tarım siyasetiyle hareket etmelidir. Bizim önerimiz budur. 2006 yılında bu iktidar tarafından çıkarılan 5488 sayılı Tarım Kanunu'nun 21. maddesine göre bütçeden ayrılacak tarımsal destekleme oranı, bir önceki yılın gayrisafi millî hasılasının yüzde 1'inden az olamaz. Ancak bu hüküm bugüne kadar asla uygulanmamıştır. Bunu resmî kaynaklar ve ilgili birlikler açıkça ifade etmektedir. Türk çiftçisinin anasının ak sütü gibi helal olan bu hakkının da dikkatlerden kaçmaması için hatırlatmak istedik.1929 Dünya Ekonomik Buhranı sonrasında Anadolu çiftçisine sahip çıkmak amacıyla kurulan Toprak Mahsulleri Ofisi'nin önünden Eskişehir'in siyasi dinamiklerine sesleniyoruz. İYİ Parti olarak diyoruz ki; İktidar ve muhalefetin temsilcileri Eskişehir'de pırlantacı açılışında çok güzel buluşuyor, keyifle kurdele kesebiliyorlar. Hiçbirinizin umurunda olmayan çiftçi burada. Köylü burada. Ama onlar buraya gelemiyor, gelmiyor. İşte bu sebeple biz hepinize karşıyız. İşte bu sebeple siz hepiniz, biz tekiz. İşte bu sebeple siz orada, biz burada milletin yanındayız, diyoruz. Türk çiftçisini, köylüsünü sahipsiz sanmayın. Yanında kimse olmasa bile biz daima olacağız. İnanın; köylümüzün, çiftçimizin, üreticimizin asil ruhu sizi yenecektir, diyoruz. Ata emaneti toprağı, her türlü dış mihraklı operasyona rağmen işlemeye devam edecek ve kendisine yüklenen o misyon gereği milletin geleceğinde söz sahibi olacaktır, diyoruz. Selam olsun tüm olumsuzluklara rağmen ekene, biçene; neticede boynu bükük kalan köylüye, çiftçiye. Selam olsun Büyük Milletin Efendisi'ne. Biz cesur bir yürek olarak sesleniyoruz: Bekle çiftçi kardeşim, bekle köylü kardeşim. Size değer verecek, size sahip çıkacak iyiler mutlaka gelecek."

TÜED Eskişehir Şube Başkanı Dilbaz: "Emekliye Ara Zam Bir Aldatmacadır!" Haber

TÜED Eskişehir Şube Başkanı Dilbaz: "Emekliye Ara Zam Bir Aldatmacadır!"

Türkiye Emekliler Derneği Eskişehir Şube Başkanı Muhsin Dilbaz, son günlerde kamuoyunda tartışılan emekli ve asgari ücretliye ara zam iddialarına yanıt verdi. Hükümetin bayram ikramiyelerinde bile artış yapamadığını hatırlatan Dilbaz, ara zam söylemlerinin emeklinin tansiyonunu düşürmeye yönelik bir strateji olduğunu savundu. ​"Bayram İkramiyesini Artıramayanlar Ara Zam Yapamaz" ​Muhsin Dilbaz, emeklilerin beklentilerinin boşa çıkarıldığını belirterek şu ifadeleri kullandı: ​"Yine hayal satıyorlar. Emekliler için ara zam mümkün değil. Daha bir ay önce bayram ikramiyesini müjde olarak açıklayan hükümet, 4 bin lirayı bile artıramadı. Güçleri buna yetmedi. Ara zam yapılsa bile bu rakamlar komik kalacaktır. Eğer niyet olsaydı, bu artış bayram ikramiyelerinde yapılırdı." ​"Enflasyon Rakamlarıyla Oynanıyor" ​Açıklanan enflasyon verilerine de tepki gösteren Dilbaz, rakamların gerçeği yansıtmadığını iddia etti. 1.94 olarak açıklanan enflasyonun, emekliye daha az pay vermek için bilinçli olarak düşük tutulduğunu savunan Dilbaz, "Sırf emekliye fazla para ödemeyelim diye rakamları aşağı çekiyorlar" dedi. ​Maaşlardaki Eşitsizlik Dikkat Çekiyor ​Emekliler arasındaki maaş adaletsizliğine değinen Dilbaz, son düzenlemelerle birlikte uçurumun derinleştiğini belirtti: ​En düşük emekli aylığı zammı: %18.49 ​Diğer emeklilerin zam oranı: %12.19 ​Sonuç: Derinleşen eşitsizlik ve mağduriyet. ​"Biz Bu Maaşların Bedelini Peşin Ödedik" ​Hükümetin "Emekliye kaynak aktardık" söylemlerini eleştiren Dilbaz, emekli maaşlarının bir lütuf değil, ödenen primlerin karşılığı olduğunu hatırlattı: "Hükümetler ödenen primlerin ekonomisini doğru yönetemediler. Biz maaşlarımızın bedelini yıllarca prim ödeyerek peşin verdik. Şimdi 'kaynak aktardık' diyerek bizleri kandırmaya çalışıyorlar. Bu bir aldatmacadır." ​Tek Kurtuluş: 506 Sayılı Yasa ​Emeklinin refaha kavuşması için sistemin kökten değişmesi gerektiğini savunan TÜED Eskişehir Şube Başkanı, çözüm önerisini şu sözlerle noktaladı: "Emeklinin tek kurtuluşu yasanın değiştirilmesidir. Yasa hazırlanırken emekli temsilcileri masada olmalıdır. Birinin iki dudağı arasından çıkacak maaşları kabul etmiyoruz. 506 sayılı Yasamızı geri istiyoruz. Mücadelemiz kararlılıkla sürecektir."

APP Plaka Düzenlemesi Meclis Gündeminde Haber

APP Plaka Düzenlemesi Meclis Gündeminde

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, İçişleri Bakanlığı’nın APP olarak bilinen standart dışı plakaların 1 Nisan’a kadar değiştirilmesine yönelik uygulamasını TBMM gündemine taşıdı. Karasu, uygulamanın vatandaşlara yeni bir bürokrasi ve maliyet yükü getirdiğini belirterek İçişleri Bakanı’nın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, APP olarak bilinen standart dışı plakaların 1 Nisan’a kadar değiştirilmesine yönelik uygulamanın vatandaşlara yeni bürokrasi ve maliyet yükü getirdiğini belirterek konuyu soru önergesiyle TBMM gündemine taşıdı. Karasu, APP olarak bilinen standart dışı plakaların birçok sürücünün araçlarını satın alırken ya da araç muayenesinden geçirirken bu plakalarla ilgili herhangi bir uyarı almadığını hatırlattı. “Yıllardır kullanılan plakalar, bir anda sorunlu ilan ediliyor ve çözüm için bütün yük vatandaşın sırtına bırakılıyor. Bu yaklaşım kabul edilemez” diyen Karasu, bu sürecin hem zaman kaybına hem de farklı aşamalarda yapılan ödemeler nedeniyle vatandaş için ek maliyetlere yol açtığını vurguladı. “Vatandaş zaten yüksek akaryakıt fiyatları, vergiler ve araç giderleri altında zaten eziliyor. Şimdi bir de plaka değişimi bahanesiyle vatandaşın kapısına yeni bir masraf çıkarılıyor” diyen bu plakaların değiştirilmesi için notere ve Şoförler Odası’na ödemeler yapılması gerektiğine dikkat çekti. Devletin görevinin vatandaşı köşeye sıkıştırmak değil; adaleti sağlamak ve mağduriyetleri gidermek olduğunu vurgulayan Karasu, Meclis’te İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin yanıtlaması talebiyle verdiği soru önergesinde İçişleri Bakanlığı’na özetle şu soruları yöneltti: APP plakaların yasaklanmasına gerekçe olarak gösterilen teknik ve güvenlik nedenleri nelerdir? Bu plakaların tespitine yönelik, bugüne kadar hangi çalışmalar yapılmıştır? Sonuçları nelerdir? Yıllardır trafikte kullanılan ve birçok araç sahibinin farkında olmadan kullandığı bu plakaların değiştirilmesi için neden kısa bir süre tanınmıştır? Sürenin uzatılması veya kademeli bir geçiş planı yapılması değerlendirilmiş midir? APP plaka kullanan araç sahiplerinin büyük bir bölümünün bu plakaları araç satın alırken hazır şekilde aldığı ya da geçmişte farklı plaka basım uygulamaları nedeniyle edindiği yönündeki şikayetler doğru mudur? Bu durumda vatandaşların mağduriyet yaşamaması adına Bakanlığınız tarafından herhangi bir düzenleme yapılacak mıdır? Türkiye’de plaka basımında geçmiş yıllarda standart bir uygulama bulunmaması veya farklı plaka basım yöntemlerinin kullanılması bu sorunun ortaya çıkmasına neden olmuş mudur? Olmuş ise bu sorunu yaşayan vatandaşlarımızın mağduriyeti nasıl giderilecektir? Yetkili kuruluşlar dışında basılan plakaların yıllarca trafikte kullanılabilmiş olması konusunda denetim eksikliği bulunduğu iddiaları doğru mudur? Bu konuda Bakanlığınızın herhangi bir incelemesi veya tespiti var mıdır? Plakalarını değiştirmek zorunda kalacak vatandaşların ödeyeceği “Noter plaka basım talep belgesi” vb. plaka basım ücretleri için herhangi bir üst sınır veya standart ücret belirlenmiş midir? Her ilde farklı ücretin talep edildiğine yönelik şikayetler Karasu, sorunun çözümü için sürecin sadeleştirilmesi gerektiğini belirterek, “Eğer bir düzenleme yapılacaksa bunun bedelini vatandaş ödememelidir. Plaka değişimi gerekiyorsa, işlemler tek noktadan ve vatandaşın cebine yük getirmeden yapılmalıdır” dedi. VATANDAŞIN YÜKÜ Mevcut uygulamaya göre APP plaka kullanan sürücüler önce polis ya da jandarma karakoluna giderek plaka için “kayıp başvurusu” yapmak ve tutanak tutturmak zorunda kalıyor. Ardından notere gidilerek “plaka basım talep belgesi” alınıyor. Daha sonra Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu’na başvuru yapılıyor ve federasyon sürücüleri plaka basımı yapan işyerlerinin bağlı olduğu odalara yönlendiriyor. Son aşamada ise sürücüler plaka basım yapan işyerlerine giderek yeni plakalarını bastırıyor.

ESKİ’yi Altyapı Sorununu Kalıcı Olarak Çözmeye Davet Ediyorum Haber

ESKİ’yi Altyapı Sorununu Kalıcı Olarak Çözmeye Davet Ediyorum

Anahtar Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Banu Şahin Baksan Sanayi Sitesi’nde yaşanan altyapı sorununu ile ilgili olarak bir açıklama yaptı. İlçe Başkanı Banu Şahin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; "Artık gerçekten insanın sabrı zorlanıyor. Eskişehir Baksan Sanayi Sitesi’nde her yağmurdan sonra aynı manzarayı görmekten yorulduk. Yağmur yağıyor, yollar çamur deryasına dönüyor. Su birikintileri göl gibi büyüyor. Esnaf sabah dükkânını açarken önce su ve çamurla mücadele ediyor. Müşteri gelmek istese aracını nereye sokacağını şaşırıyor. Bu tablo ne bugünün ne de dünün meselesi. Yıllardır aynı. Bu konu basında defalarca yer aldı. Esnaf konuştu, vatandaş konuştu. Şikâyetler iletildi, çağrılar yapıldı. Ama her yağmur sonrası yine aynı görüntülerle karşılaşıyoruz. Demek ki ortada geçici değil, kronik bir altyapı sorunu var. Son yağışlardan sonra da Baksan yine gündeme geldi. İnsanlar haklı olarak ses yükseltti. Mizasen yapanlar dahi oldu. Ancak ESKİ’den kamuoyunu rahatlatacak, çözüm takvimi içeren net bir açıklama gelmedi. Bu sessizlik kabul edilebilir değil. Sorun ortada, mağduriyet ortada. O halde artık topu taca atmanın değil, sorumluluk almanın zamanı. Tepebaşı Belediyesi ekipleri sıkıntılı olduğu bilinen noktalara kum dökerek anlık bir müdahalede bulundu. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum. En azından insanlar o çamurun içinde tamamen kaderine terk edilmedi. Ama hepimiz biliyoruz ki kum dökmek kalıcı çözüm değil. İlk yağmurda yine aynı sıkıntıyı yaşayacaksak, bu iş böyle gitmez. Baksan, bu şehrin üretim merkezlerinden birisi. Yüzlerce esnaf, binlerce çalışan burada ekmeğini kazanıyor. Bu insanlara her yağmurda çile çektirmek kimsenin hakkı değil. Buradan açıkça çağrı yapıyorum. ESKİ’yi Baksan Sanayi Sitesi’ndeki altyapı sorununu kalıcı olarak çözmeye davet ediyorum. Yağmur suyu drenaj hatları, yol ve zemin düzenlemeleri için net bir plan ve takvim kamuoyuyla paylaşılmalıdır. İnsanlar artık laf değil, icraat görmek istiyor. Biz bu konunun takipçisi olacağız. Çünkü mesele siyaset değil. BAKSAN esnafı bu durumu hak etmiyor. 2026 yılı Eskişehir yılı olsun istiyorsanız 2026 yılı içerisinde bu sorun tarihe karışsın."

Su En Temel Yaşam Hakkıdır! Haber

Su En Temel Yaşam Hakkıdır!

Deva Partisi Eskişehir İl Başkanı Resul Ertürk son günlerde yaşanan su kesintileri ile ilgili bir basın açıklaması yaptı. İl Başkanı Ertürk yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Eskişehir’imizde dünden bu yana bazı bölgelerimizde yaşanan su kesintisi ve basınç düşüklüğü, hemşehrilerimizin günlük hayatını doğrudan etkilemiş, haklı bir endişe ve mağduriyet oluşturmuştur. Su; en temel yaşam hakkıdır. Bugün yaşanan aksaklığın, özellikle yaşlılarımızı, hastalarımızı, küçük çocuklu aileleri ve hijyen ihtiyacının hayati olduğu tüm kesimleri daha ağır etkilediği açıktır. Biz, siyaseti milletin derdiyle hemhâl olma sorumluluğu olarak gören bir anlayışın temsilcileriyiz. Böyle zamanlarda yapılması gereken; polemik üretmek, sert ve ayrıştırıcı bir üslupla toplumu germek değil, hemşehrilerimizin yanında durmak ve dayanışmayı büyütmektir. Eskişehir’in ihtiyacı; öfke dili değil, sağduyu; suçlama değil, sorumluluk; tartışma değil, birliktir. Yetkili kurumların kamuoyuna yaptığı bilgilendirmeleri yakından takip ediyoruz. Sürecin tüm yönleriyle şeffaf, anlaşılır ve düzenli biçimde paylaşılması, vatandaşın devlete ve kurumlara duyduğu güven açısından hayati önem taşımaktadır. İletişimin eksik kaldığı her an, belirsizliği ve kaygıyı büyütmektedir. Bu nedenle, hemşehrilerimizin doğru bilgiye zamanında erişmesi bir lütuf değil, kamunun asli görevidir. DEVA Partisi Eskişehir İl Başkanlığı olarak; su kesintisinden etkilenen tüm hemşehrilerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, emek veren tüm saha ekiplerine kolaylıklar diliyoruz. Dileğimiz; mağduriyetin en kısa sürede giderilmesi ve şehrimizde gündelik hayatın yeniden normal seyrine dönmesidir. Eskişehir’in nezaketini, dayanışmasını ve ortak aklını büyüteceğiz. Zor zamanlarda birbirimizi değil, sorunları aşmayı konuşacağız."

Emekçinin Hakkı Pazarlık Konusu Yapılamaz! Haber

Emekçinin Hakkı Pazarlık Konusu Yapılamaz!

Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı tarafından, Anadolu Üniversitesi'nde yaşanan promosyon krizi ve yaşanan gelişmelerle ilgili olarak bir açıklama yapıldı. CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Anadolu Üniversitesi Personel Banka Maaş Promosyonu İhalesi sürecinde yaşanan ve kamuoyuna yansıyan gelişmeler, 4 bin 333 üniversite emekçisinin doğrudan mağdur edilmesine yol açmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı olarak; aylar önce tamamlanmış olması gereken bir ihale sürecinin, “teknik ve idari sorunlar” gibi muğlak gerekçelerle çıkmaza sürüklenmesini kabul etmemiz mümkün değildir. Eylül 2025’te gerçekleştirilen bir ihalenin, bugün hâlâ çözülememiş olması; açık bir yönetim zaafının, plansızlığın ve liyakatsizliğin göstergesidir. Üniversite yönetimi tarafından yapılan açıklamalar, ne çalışanların sorularına yanıt vermekte ne de kamuoyunu tatmin etmektedir. Sürecin şeffaf yürütülmemesi, sorumluların açıkça ortaya konulmaması ve yaşanan mağduriyetin bedelinin çalışanlara ödetilmesi kabul edilemez. Buradan açıkça ifade ediyoruz: Bu tablo bir “aksaklık” değil, yanlış tercihlerin ve yanlış görevlendirmelerin sonucudur. Liyakat yerine sadakatin, ehliyet yerine yakınlığın esas alındığı her yönetim anlayışı, er ya da geç böylesi krizler üretir. Bedelini ise her zaman emekçiler öder. CHP olarak bizim durduğumuz yer nettir: Emekçinin hakkı pazarlık konusu yapılamaz. Kamu kurumları keyfi değil, şeffaf ve hesap verebilir şekilde yönetilmek zorundadır. Bu sürecin tüm sorumluları kamuoyu önünde açıklanmalı, mağduriyet derhal giderilmelidir. Başta üniversite yönetimi olmak üzere, bu sürece doğrudan ya da dolaylı şekilde dahil olan tüm yetkilileri sorumluluk almaya, kamuoyunu oyalayan değil aydınlatan bir tutum sergilemeye davet ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı olarak; 4 bin 333 emekçinin hakkının takipçisi olmaya, sürecin sonuna kadar izleyicisi değil tarafı olmaya devam edeceğiz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.