SON DAKİKA
Hava Durumu

#Mağduriyet

Porsuk Haber Ajansı - Mağduriyet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mağduriyet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İYİ Parti Odunpazarı’ndan Yol Düzenlemesi Çağrısı Haber

İYİ Parti Odunpazarı’ndan Yol Düzenlemesi Çağrısı

İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, Eskişehir-Alpu yolu üzerinde Ağapınar Kırsal Mahallesi çıkışında bulunan ağır tonaj kantarına giriş ve çıkış için düzenleme yapılmasını istedi. Mevcut projede kantara doğrudan erişim sağlayacak bir düzenlemenin bulunmadığını belirten Yer, üretici, yetiştirici ve nakliyecilerin fazladan kilometrelerce yol gitmek zorunda kalacağını söyledi. Yer, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Karayolları yetkililerine çağrıda bulundu. İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, Eskişehir’in kırsal mahallelerini ve tarımsal üretim yapan vatandaşları yakından ilgilendiren yol düzenlemesi talebini gündeme taşıdı. Ağapınar Kırsal Mahallesi’nin Alpu yönündeki çıkışında bulunan ağır tonaj kantarına ulaşımın kolaylaştırılması gerektiğini belirten Yer, devam eden yol çalışmaları sırasında projeye yeni bir dönüş cebi veya göbek eklenmesini talep etti. Eskişehir’de uzun yıllardır gündemde olan ilçe yollarındaki çalışmaların başlamasını ve devam etmesini olumlu bulduklarını ifade eden Yer, uygulama sırasında bölge halkının günlük yaşamını kolaylaştıracak düzenlemelerin de dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Ağapınar’daki kantarın geniş bir bölgedeki üretici, yetiştirici ve nakliyecilere hizmet verdiğini belirten Yer, mevcut projede kantara her iki yönden de kolay giriş ve çıkış sağlayacak bir düzenlemenin bulunmamasının önemli bir mağduriyet oluşturacağını savundu. Ağapınar’daki Kantar İçin Dönüş Cebi Talebi İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, yol çalışmasının Ağapınar Kırsal Mahallesi’nde devam ettiğini belirterek, projenin ilerlemesiyle birlikte kantar bölgesine ulaşımın daha da önemli hâle geleceğini söyledi. Söz konusu kantarın yalnızca Ağapınar’a değil, Odunpazarı ilçesine bağlı Kireç, Karaçay ve Karahüyük kırsal mahalleleri ile Alpu ilçesine bağlı Osmaniye, Karakamış ve Bahçecik mahallelerinin arazilerinde faaliyet gösteren üretici ve nakliyecilere de hizmet verdiğini ifade eden Yer, bu nedenle talebin bireysel değil, geniş bir kesimi ilgilendiren ortak bir ihtiyaç olduğunu dile getirdi. Yer, kantara her iki yönden de güvenli ve kolay erişim sağlanabilmesi için yol projesinde gerekli düzenlemenin yapılmasını istedi. Üretici ve Nakliyeciler Fazladan Kilometrelerce Yol Gidecek Mevcut projede kantara doğrudan dönüş imkânı bulunmamasının özellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşlara ek maliyet getireceğini belirten Gürol Yer, Eskişehir ve Alpu yönlerinden gelen araçların karşılaşacağı güzergâh sorununa dikkat çekti. Yer’in verdiği bilgilere göre, Eskişehir yönünden gelen üretici, yetiştirici ve nakliyeciler tonaj tespiti yaptırabilmek için yaklaşık 6 kilometre ilerleyerek Karahüyük göbeğinden dönüş yapmak zorunda kalacak. Kantar işleminin ardından Ağapınar göbeğine doğru yaklaşık 2 kilometre daha ilerleyip yeniden geri dönmeleri gerekecek. Alpu yönünden gelen araçlar ise kantarda tonaj tespiti yaptırdıktan sonra Ağapınar’a doğru yaklaşık 2 kilometre devam ederek dönüş yapmak ve Karahüyük göbeğine kadar yaklaşık 8 kilometrelik ek güzergâhı kullanmak zorunda kalacak. Bu durumun gereksiz zaman kaybına ve daha fazla yakıt tüketimine yol açacağını belirten Yer, özellikle tarımsal üretim ve nakliye faaliyetlerinde bulunan vatandaşların maliyetlerinin arttığı bir dönemde söz konusu sorunun çözülmesinin önem taşıdığını ifade etti. “Projenin Bozulamayacağı Söylendi” Kantar bağlantısı için gerekli düzenlemenin yapılması amacıyla konunun yol yapımını üstlenen şirkete ve yetkililere iletildiğini belirten Gürol Yer, kendilerine projenin değiştirilemeyeceği veya projeye ekleme yapılması konusunda yetkilerinin bulunmadığı yönünde yanıt verildiğini söyledi. Yer, projenin sahibi ve uygulamadan sorumlu kurum olarak Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına bağlı Karayolları yetkililerinin devreye girmesi gerektiğini savundu. Yol çalışmaları devam ederken gerekli düzenlemenin yapılmasının ilerleyen dönemde yaşanabilecek ulaşım sorunlarının önüne geçebileceğini belirten Yer, talebin ilgili kurumlar tarafından yerinde incelenmesini istedi. “Siyasi ve Bürokratik Yetkililerden Yanıt Alamıyoruz” Konuya ilişkin daha önce de basın yoluyla açıklamalar yaptıklarını, randevu taleplerinde bulunduklarını ve bireysel girişimlerle çözüm aradıklarını ifade eden Yer, buna rağmen siyasi ve bürokratik yetkililerden herhangi bir geri dönüş alamadıklarını öne sürdü. Sorunun yalnızca bir yol bağlantısından ibaret olmadığını belirten Yer, bölgedeki tarımsal üretim, hayvancılık ve nakliye faaliyetlerinin doğrudan etkilendiğini söyledi. Yer, yetkililerin sorunu yerinde incelemesi ve bölge halkının taleplerini dinlemesi gerektiğini vurgulayarak, çözüm için ilgili kurumların harekete geçmesini istedi. İYİ Parti’den Bakanlığa ve Karayollarına Çağrı İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, açıklamasında Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına, Karayolları yetkililerine, Eskişehir’in üç iktidar milletvekiline ve iktidar partisinin il başkanına seslendi. Bölgedeki mağduriyetin giderilmesi için yetkililerin soruna duyarsız kalmaması gerektiğini belirten Yer, vatandaşların Ankara’ya, Türkiye Büyük Millet Meclisine veya Eskişehir’deki parti binalarına çağrılmak yerine yetkililerin doğrudan bölgeye giderek inceleme yapmasını istedi. Yer, açıklamasında şu çağrıda bulundu: “Bu geniş alanlı mağduriyet için lütfen duyarsız kalmayın. İnsanları Ankara’ya, Meclise ya da Eskişehir’de parti binasına çağırmayın. Gidin, yerinde görün, konuşun, tespit yapın ve bakanlık nezdinde çözüm için gereğini yapın.” İYİ Parti Sürecin Takipçisi Olacak İYİ Parti olarak Ağapınar’daki kantara ulaşım sorununu gündemde tutmaya devam edeceklerini belirten Gürol Yer, konuyla ilgili Genel Merkeze bilgi notu iletileceğini, CİMER üzerinden başvuru yapılacağını ve kamuoyu bilgilendirmesinin sürdürüleceğini ifade etti. Yer, ilgili kurumların gerekli incelemeleri yaparak yol projesinde kantara erişimi kolaylaştıracak bir düzenlemeyi hayata geçirmesini beklediklerini belirtti. Ağapınar Kırsal Mahallesi çıkışındaki ağır tonaj kantarı için dönüş cebi veya göbek yapılması talebi, bölgedeki üretici, yetiştirici ve nakliyecilerin ulaşım maliyetlerinin azaltılması ve yol çalışmalarının ihtiyaçlara uygun şekilde tamamlanması açısından önem taşıyor. Gözler, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Karayolları yetkililerinin konuya ilişkin atacağı adımlara çevrildi.

YENİ Parti İl Başkan Yardımcısı Yumrukaya: "Türkiye Susmayacak, Millet Susmayacak" Haber

YENİ Parti İl Başkan Yardımcısı Yumrukaya: "Türkiye Susmayacak, Millet Susmayacak"

Yeni Parti Eskişehir İl Başkan Yardımcısı Bayram Yumrukaya, Halk TV’ye kayyım atanmasına tepki göstererek kararın özgür basını ve halkın haber alma hakkını hedef aldığını savundu. Yumrukaya, “Gerçekler hapsedilemez. Türkiye susmayacak, millet susmayacak” dedi. Yeni Parti Eskişehir İl Başkan Yardımcısı Bayram Yumrukaya, Halk TV’ye kayyım atanmasına ilişkin yaptığı açıklamada iktidarı eleştirdi. Türkiye’de siyasi yargı operasyonları, basına yönelik baskılar ve kayyım uygulamalarının devam ettiğini öne süren Yumrukaya, Halk TV’ye yönelik kararın yalnızca bir medya kuruluşunu değil, basın özgürlüğünü ve vatandaşların haber alma hakkını da ilgilendirdiğini ifade etti. Siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının ve basın mensuplarının temsilcilerine seslenen Yumrukaya, ülkenin her sabah yeni bir hukuksuzluk iddiasıyla karşı karşıya kaldığını savundu. Halk iradesini hedef alan uygulamaların, gazetecilere yönelik baskıların ve kayyım kararlarının toplumun farklı kesimlerini etkilediğini belirten Yumrukaya, demokratik hakların korunması gerektiğini vurguladı. “Halk TV’ye yönelik karar özgür basını hedef alıyor” Halk TV’ye kayyım atanmasına tepki gösteren Bayram Yumrukaya, kararın zamanlamasına da dikkat çekti. Yumrukaya, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Bu hukuksuzlukların son halkası olarak dün şafak vakti, polis baskınıyla, pek çok yayın diliminde Türkiye’nin en çok izlenen haber kanalı olan Halk TV’ye kayyım atanmıştır. Bu karar yalnızca Halk TV’yi değil, aynı zamanda özgür basını ve halkın haber alma hakkını hedef almaktadır. Seçime giderken muhalefetin sesini kısmak, milletin özgürce seçim yapma hakkına el uzatmaktır.” İktidarın amacının mevcut düzeni sürdürmek olduğunu ileri süren Yumrukaya, devletin imkânlarının belirli çıkarları korumak için kullanıldığını iddia etti. Özgür basının susturulmaya ve değişim isteyen vatandaşların umutsuzluğa sürüklenmeye çalışıldığını savunan Yumrukaya, bu tür uygulamaların demokratik süreçlere zarar verdiğini dile getirdi. İmamoğlu’nun savunma sürecine dikkat çekti Yumrukaya, Halk TV’ye kayyım atanmasına ilişkin kararın zamanlamasını Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun yargı süreciyle ilişkilendirdi. İmamoğlu’nun savunmasının başladığı gün böyle bir karar alınmasını eleştiren Yumrukaya, devam eden siyasi davalarla ilgili kamuoyunun bilgi edinme hakkının önemine işaret etti. Yumrukaya, açıklamasında şu değerlendirmede bulundu: “590 gündür savunma yapmayı bekleyen Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’nun Silivri zindanında savunmasının başladığı gün bu karar alınmıştır. Tarihimizin en büyük siyasi davalarından biri sürerken halkın haber alma hakkına yapılan bu saldırı, davanın hukuksuzluğunu ve siyasi bir operasyon olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.” Yumrukaya, yaşanan gelişmelerin basın özgürlüğü ve demokratik hukuk devleti ilkeleri açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, vatandaşların siyasi gelişmeler hakkında özgür ve bağımsız kaynaklardan bilgi alabilmesinin önemini vurguladı. Fon krizi ve ekonomik mağduriyet iddialarını gündeme getirdi Bayram Yumrukaya, açıklamasında kamuoyunda tartışılan fon krizine de değindi. Söz konusu kriz nedeniyle yüz binlerce vatandaşın mağdur olduğunu ileri süren Yumrukaya, gelişmelerin üzerinin örtülmeye çalışıldığını iddia etti. Yumrukaya, “Asrın vurgunu olan fon krizinin iktidar kadrolarıyla ilişkisinin ortaya çıktığı bir dönemde bu karar alınmıştır. 500 bine yakın yurttaşın doğrudan soyulduğu, aileleriyle birlikte milyonlarca yurttaşın mağdur edildiği bu büyük soygunun üzeri örtülmeye çalışılmaktadır” ifadelerini kullandı. Fon krizine ilişkin değerlendirmelerini siyasi eleştirileri kapsamında dile getiren Yumrukaya, kamuoyunu ilgilendiren iddiaların açıklığa kavuşturulması ve vatandaşların mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğini savundu. Anayasa’nın 90. ve 92. maddelerine vurgu yaptı Yumrukaya, açıklamasında Türkiye’nin uluslararası ilişkileri ve yurt dışına asker gönderilmesine yönelik tartışmalara da yer verdi. Meclis’e sunulan bir anlaşma metni bulunmadığını ileri sürdüğü bir süreçte Mehmetçiğin Yemen’e gönderilmesinin tartışılmasını eleştiren Yumrukaya, konunun kamuoyundan uzaklaştırılmaya çalışıldığını iddia etti. Anayasa’nın 90. ve 92. maddelerine dikkat çeken Yumrukaya, uluslararası anlaşmalar ve yurt dışına asker gönderilmesi gibi konularda anayasal süreçlerin önemini vurguladı. İktidarın dış politikaya ilişkin kararlarının Meclis denetimi ve demokratik tartışma çerçevesinde ele alınması gerektiğini ifade etti. “İktidar tükenmiştir, saldırganlığı bundandır” Türkiye’nin 81 ilinde farklı siyasi görüşlerden vatandaşlarla birlikte demokrasi ve özgürlükler konusunda ortak bir duruş sergilediklerini belirten Yumrukaya, iktidara yönelik eleştirilerini sürdürdü. Yumrukaya, “İktidar tükenmiştir. Tükendiğinin farkındadır. Saldırganlığı bundandır” sözleriyle siyasi değerlendirmesini dile getirdi. Yargı, kolluk kuvvetleri ve kayyım uygulamaları üzerinden toplumun iradesinin yönlendirilebileceğini düşünenlerin yanıldığını savunan Yumrukaya, demokratik hakların korunmasının önemine dikkat çekti. “Gerçekler hapsedilemez” Açıklamasının sonunda Halk TV çalışanları başta olmak üzere tüm basın emekçileriyle dayanışma mesajı veren Bayram Yumrukaya, basın özgürlüğünün demokratik toplumların temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti. Yumrukaya, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Özgür basın sansüre boyun eğmez. Gerçekler hapsedilemez. Halk TV’nin, özgür basının ve tüm basın emekçilerinin yanındayız. Türkiye’nin her bir köşesinde umudu örgütlemeye, demokrasiye ve ülkemizin geleceğine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Türkiye’yi karanlığa hapsetmeye çalışanları mutlaka yeneceğiz. Türkiye susmayacak, millet susmayacak.”

ESLOK Başkanı Murat Arnik: "Konser İzni mi, Ticari Festival İzni mi?" Haber

ESLOK Başkanı Murat Arnik: "Konser İzni mi, Ticari Festival İzni mi?"

Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası (ESLOK) Başkanı Murat Arnik, Kentpark’ta yaşanan konser iptali ve basına yansıyan mağduriyetlerle ilgili açıklamalarda bulundu. Yerel esnafın haksız rekabetle karşı karşıya kaldığını vurgulayan Arnik, denetimsiz ticarete ve yetkisiz gıda satışlarına karşı acil önlem çağrısı yaptı. ​"Eskişehir'de Yapılan Konserlere Değil, Yerel Esnafı Mağdur Eden Denetimsiz Ticarete Karşıyız!" ​Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Yönetim Kurulu Başkanı Murat Arnik, hafta sonu Kentpark’ta yaşanan konser iptalleri ve vatandaşların yaşadığı mağduriyetler üzerine bir basın açıklaması yaptı. Eskişehir’de konser düzenleyen organizatörlerin, bu organizasyonlara izin veren makamların ve denetimle yükümlü kurumların sorumluluklarının şeffaf bir şekilde açıklanmasını talep eden Arnik, olayların "aksaklık" denilerek geçiştirilemeyeceğinin altını çizdi. ​"Denetim İçin Mutlaka Şikâyet mi Bekleniyor?" ​Büyükşehir Belediyesi'ndeki yetkili bürokratlara seslenen ESLOK Başkanı Arnik, şu soruları yöneltti: ​Konser alanı hangi sözleşmeyle, kime ve hangi faaliyetler için kiralandı? ​Denetim yapılması için mutlaka vatandaşların şikâyet etmesi veya mağduriyet yaşanması mı bekleniyordu? ​Verilen konser izni, alan içinde ücret karşılığında stant kiralanmasını ve gıda satışını kapsıyor mu? Kapsamıyorsa sözleşme dışı faaliyetlere neden müdahale edilmemiştir? ​Bir sanatçının getirilip konser düzenlenmesinin, içeride sınırsız ve denetimsiz ticari faaliyet yürütme hakkı vermediğini belirten Arnik, Maliye ve Gelir İdaresi Başkanlığı'nın da bu işin peşini bırakmaması gerektiğini vurguladı. Şehir dışından gelen satıcıların ticari kimliklerinin doğrulanması ve tahsilatların incelenmesi çağrısında bulundu. ​"Yerel Esnafa Engel, Başkasına Ayrıcalık Olamaz!" ​Eskişehir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliğine bağlı sekiz oda olarak yerel esnafın katılımıyla bir panayır düzenlemek üzere Büyükşehir Belediyesine başvurduklarını hatırlatan Murat Arnik, karşılaştıkları çifte standarda dikkat çekti. ​Başvuru sürecinde kendilerinden vergi levhası, gıda işletmesi kayıt belgesi ve iş yeri ruhsatı gibi pek çok belgenin istendiğini belirten Arnik, "Şartları yerine getirmeye hazır olmamıza rağmen talep ettiğimiz alana onay verilmedi, başka alanlara yönlendirildik" dedi. ​Yerel esnafa uygulanan sıkı kuralların konser alanındaki ticari organizasyonlara da aynı şeffaflıkla uygulanıp uygulanmadığını soran Arnik, esnafın talebinin ayrıcalık değil, yalnızca eşit uygulama olduğunun altını çizdi. ​"Konser Adı Altında Denetimsiz Rant Alanları Oluşturulamaz" ​Kültür ve sanat etkinliklerinin sorumluluk üstlenilmeden gelir elde edilen denetimsiz rant alanlarına dönüştürülmesine izin verilmemesi gerektiğini belirten Arnik, kayıtlı esnafın kira, vergi, sigorta, enerji ve hijyen gibi ağır giderlerle istihdam sağladığını hatırlattı. ​Aynı yükümlülükleri taşımayan satıcıların maliye tarafından titizlikle incelenmesini talep eden Arnik, şunları kaydetti: ​"Vergi idaresi; organizatörlerin ve satıcıların kayıtlarını, stant kiralarını, satış gelirlerini, fatura düzenini ve banka/IBAN tahsilatlarını mevzuat çerçevesinde incelemelidir. İlgili kurumlar ruhsatları, faaliyet izinlerini, gıda işletmesi kayıt belgelerini ve ürün faturalarını mutlaka kontrol etmelidir." ​"Halk Sağlığının ve Esnafın Hakkının Mesai Saati Olmaz" ​Özel mülklerde, AVM otoparklarında veya hafta sonları gerçekleştirilen etkinliklerde denetim boşluğu yaratılmaması gerektiğine dikkat çeken ESLOK Başkanı, denetimlerin yalnızca pazartesi gününe bırakılamayacağını ifade etti. Kontrollerin etkinlik öncesinden başlayarak akşam saatlerinde ve hafta sonu boyunca kesintisiz sürdürülmesi gerektiğini belirtti. ​Valilik Koordinasyonunda Ortak Mücadele Çağrısı ​Geçmiş olsun dilekleriyle geçiştirilemeyecek bir tabloyla karşı karşıya olduklarını belirten Murat Arnik, kapsamlı bir eylem planı önerdi: "Kaymakamlıklar, belediyeler, vergi dairesi, Tarım ve Orman Müdürlüğü, Ticaret İl Müdürlüğü, emniyet ve meslek odaları ortak hareket etmelidir. Her etkinlik için yazılı görev paylaşımı, denetim takvimi ve sorumlu birimler önceden belirlenmelidir. Organizatörlerin mali yeterliliği önceden incelenmeli, sözleşmelere uygun teminat ve iptal hâlinde iade güvenceleri konulmalıdır." ​"Eskişehir Esnafı Sahipsiz Değildir" ​Şehrin sosyal hayatını ve ekonomisini canlandıran, lokanta ve restoranların kazanmasını sağlayan doğru planlanmış etkinlikleri desteklediklerini belirten Arnik, yerel esnafla iş birliği içinde çalışan organizatörlere teşekkür etti. ​Açıklamasını kararlı bir mesajla sonlandıran ESLOK Başkanı Murat Arnik, "Odamızın yetkileri çerçevesinde belge ve tespitlere dayanan idari ve hukuki başvurularımızı yapacak, sonuçlarını takip edeceğiz. Esnafımızın emeğini, vatandaşımızın sağlığını ve Eskişehir’in itibarını korumakta kararlıyız. Eskişehir esnafı sahipsiz değildir!" dedi.

Başkan Kazım Kurt, Kocakır Toki Hak Sahiplerini Dinledi Haber

Başkan Kazım Kurt, Kocakır Toki Hak Sahiplerini Dinledi

Odunpazarı Kent Konseyi Kocakır Çalışma Grubu üyeleri; Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru ile birlikte Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’u ziyaret ederek Kocakır TOKİ Bölgesi’nde yaşanan sorunları ve çözüm önerilerini değerlendirdi. Başkan Kurt’un makamında gerçekleştirilen görüşmede, bölgedeki hak sahiplerinin talepleri ile sürecin sağlıklı şekilde ilerlemesi için atılması gereken adımlar ele alındı. Toplantıda söz alan hak sahipleri; Kocakır TOKİ Bölgesi’nde yaşanan sorunların çözümünde TOKİ ile Odunpazarı Belediyesi arasında güçlü bir iş birliği kurulmasının büyük önem taşıdığını dile getirdi. Altyapı, yol ve diğer temel hizmetlerin koordinasyon içinde yürütülmesi gerektiğini ifade eden hak sahipleri; sürecin hızlanması ve vatandaşların mağduriyet yaşamaması adına belediyenin destek vermesini talep etti. Görüşmede değerlendirmelerde bulunan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ise Kocakır TOKİ Projesi’nin planlama sürecinde, daha önce hayata geçirilen TOKİ projelerinde olduğu gibi Odunpazarı Belediyesinin sürece dâhil edilmediğini söyledi. TOKİ tarafından belediye ile gerekli planlama ve koordinasyon çalışmalarının yürütülmediğini belirten Başkan Kurt, bunun önemli eksikliklere neden olduğunu ifade etti. “Planlama Sürecinde Belediyenin Görüşü Alınmalıydı” Bölgenin planlama aşamasında öncelikle Odunpazarı Belediyesi ile görüşülmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Kurt; imar, ulaşım ve altyapı planlarının belediyenin sorumluluğunda olduğunu hatırlattı. Bu doğrultuda ortak bir çalışma yürütülmesinin zorunlu olduğunu söyleyen Başkan Kurt, ancak bu sürecin işletilmediğini ifade etti. Belediyenin mevcut mali imkânları çerçevesinde bölgeye yönelik herhangi bir hazırlık yapma fırsatı bulamadığını kaydeden Başkan Kurt, buna rağmen vatandaşların mağdur olmaması için çözüm odaklı bir anlayışla hareket etmeye devam edeceklerini belirtti. Başkan Kurt, “TOKİ’nin Odunpazarı Belediyesi ile iş birliği ve koordinasyon içerisinde hareket etmesi hâlinde ortak çözüm yollarını değerlendirebiliriz. Vatandaşlarımızın mağduriyet yaşamaması adına belediye olarak imkânlarımız ölçüsünde gerekli desteği vermeye hazırız” dedi. Toplantı; Kocakır TOKİ Bölgesi’nde yaşanan sorunların çözümü için kurumlar arasında iş birliği ve koordinasyonun güçlendirilmesinin önemine vurgu yapılmasının ardından karşılıklı görüş alışverişiyle sona erdi.

İYİ Parti Odunpazarı'ndan TMO Önünde Tepki: “Türk Çiftçisi Borç Batağında" Haber

İYİ Parti Odunpazarı'ndan TMO Önünde Tepki: “Türk Çiftçisi Borç Batağında"

​İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Eskişehir binası önünde basın açıklaması düzenledi. Açıklamada, açıklanan taban fiyatların yetersizliği, ödemelerdeki uzun gecikmeler, girdi maliyetlerindeki fahiş artışlar ve randevu sistemindeki aksaklıklar sert bir dille eleştirildi. TMO’nun kurulus misyonundan uzaklaştığını belirten Yer, Eskişehirli çiftçilerin yalnız bırakıldığını vurgulayarak yetkililere çağrıda bulundu. ​“Açıklanan Fiyatlar Gerçekten Uzak, Çiftçinin Zararı Büyüyor” ​Cumhuriyetin ilk kurumlarından biri olan ve 88 yıllık geçmişe sahip Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) asli görevinin Türk çiftçisinin en önemli geçim kaynağı olan hububat piyasasını düzenlemek ve yönlendirmek olduğunu hatırlatan Gürol Yer şu ifadelere yer verdi; "Cumhuriyetin ilk kurumlarından biri olan, 88 yıllık geçmişiyle tarımsal ürün piyasalarını düzenleyip üretici ile tüketiciyi koruyacak tedbir ve şartları oluşturma misyonu bulunan; faaliyet alanında tarımsal ürün piyasalarında istikrar sağlayıp paydaşlara güven veren, dinamik, yetkin ve çağın gerekleriyle uyumlu tarım sektörünün örnek ve önder kuruluşu olma vizyonuna sahip Toprak Mahsulleri Ofisi'nin önündeyiz. Hepimizin bildiği üzere TMO'nun esas ve asli faaliyet alanı, Türk çiftçisinin ana uğraşı olan hububat piyasasının yürütücüsü ve belirleyicisi olmaktır. 2026 dönemi hasadı başlamadan önce TMO, taban alım fiyatı olarak buğdayın kilogram fiyatını 16,50 TL, arpanın kilogram fiyatını ise 12,075 TL olarak açıklamıştı. Biz, İYİ Parti olarak Eskişehir Zahire Borsası önünden açıklanan fiyatın gerçekle ilgisi olmadığını, ürünün kilogram başına maliyet bedelinin en az 19,90 TL olması sebebiyle açıklanan resmî enflasyon oranında dahi artış yapılsa fiyatın yaklaşık 25 TL civarında olması gerektiğini söylemiştik. İrade tarafından belirlenen fiyat, geçen süreç içerisinde maalesef beklentilerin de altına inmeye devam etmekte; zaten zararda olan Türk çiftçisinin zararı, piyasa düzenleyicisi ve yürütücülerinin gözleri önünde, tepkisizlikleri neticesinde hızla artmaktadır. Mesela, 2 Temmuz'da ikinci sınıf, tonu 16.500 TL olarak değerlendirilen mahsulünü TMO'ya teslim eden çiftçimiz, parasını henüz devletten alamadı. 2 Temmuz'da motorin 65 TL idi. 26 Temmuz'da motorin 79,70 TL oldu. 2 Temmuz'da çiftçimiz ürününü teslim ettiğinde parasını alıp motorin alsaydı 254 litre motorin alabilecekti. Şu an para yatırılmış olsa dahi ancak 209 litre motorin alabilmektedir. Çiftçinin 45 litre mazotu nerede? Bir konuya daha dikkat çekmek istiyoruz. Herkes çiftçiye mazot ve gübre desteği verildiğini söylüyor. Ancak eski adıyla mazot ve gübre desteği, yeni adıyla temel ve planlı üretim desteği de maalesef zamanında ödenmemektedir. 2024 yılı Ekim-Kasım döneminde ekilen arpa ve buğday için ödenmesi gereken destekler, ancak yaklaşık bir buçuk yıl sonra üreticinin hesabına yatırılmıştır. Çiftçiye verilen destek bu kadar gecikince, enflasyon karşısında değerini kaybetmekte, yani daha çiftçinin eline ulaşmadan erimektedir. Destek vermek kadar, o desteği zamanında vermek de önemlidir diyoruz. Değerli katılımcılar, dikkatinize sunmak istiyoruz. 24 Temmuz 2026 Eskişehir Zahire Borsası kapanış fiyatları; • Buğday: 12,70 TL • Arpa: 10,50 TL olarak gerçekleşmiştir. Hangi akıl, hangi beceri, hangi hesap bu bozuk tabloyu olumluya çevirebilir; bunu merak ediyoruz. Piyasa gerçekleşmesi bu durumdayken biz, İYİ Parti olarak yetkililere soruyoruz: Bu süreçte TMO, kendisine getirilen ve resmî fiyatı 16,50 TL olarak açıklanan buğdayın kalitesini gerekçe göstererek fiyat düşürmekte midir? "Birinci sınıf ve ikinci sınıf buğday alım kapasitemiz doldu, üçüncü ya da dördüncü sınıf bedelinden alım yapabiliriz." denilmekte midir? Harman sürecini dört gözle bekleyen, tüm borç ve ödemelerinin günü gelen üreticiler; normalde ilan edilen ve taban fiyat olması gereken fiyatın altında, ürününü tüccara maliyetinin altına satmaya mecbur bırakılmakta mıdır? Biz diyoruz ki; aynen böyledir ve buna kimsenin sesi, soluğu çıkmamaktadır. Yani göstermelik biçerdöverlere binmek, yandaşları toplayıp görüntü vermek konunun aslı değildir, diyoruz. Değerli katılımcılar, TMO ile ilgili bir diğer olumsuzluk ise randevu sisteminin getirdiği zorluklar ile Çiftçi Kayıt Sistemi'ndeki giderilmeyen aksaklıklar zinciridir. Ayrıca yaş ortalaması 65 olan üretici kitlesi, randevu sistemini kullanmakta ciddi zorluk yaşamaktadır. Bu hususa da dikkat çekilmesini istiyoruz. Randevu probleminden devam edersek; Köylerimizde hububat hasadı, biçerdöverlerin mevki mevki çalışması nedeniyle bölgelere göre parça parça yapılmaktadır. Hasat edilen ürün, römork ya da kamyonlarla TMO'ya teslim edilmektedir. Ancak uygulamaya konulan randevu sistemi şu anda çok ileri tarihlere randevu vermekte, üreticiler ise ürünlerini bekletmek ve depolamak zorunda kalarak büyük mağduriyet yaşamaktadır. Bunun aksini iddia eden varsa buyursun, köylerimizi birlikte gezelim; nedir, ne değildir yerinde görsün. Biz bize iletilenler doğrultusunda sorun ve talepleri dile getiriyoruz. Üreticiler, teslim ve randevu alabilmek için siyasi parti kapılarını aşındırmakta, bürokratlara gitmek zorunda kalmaktadır. Eğer bunun böyle olmadığını söyleyen varsa... Biz bu konuda duyduklarımızı belgeleyip teyit edersek, gerçekten birilerinin yüzüne seslenir ve yaptıklarının kul hakkının çok ötesinde bir davranış olduğunu önlerine koyarız. Buradan bürokratları uyarıyoruz: • Sıralamaya müdahale etmeyin. • Kontenjan kullanmayın. • Ayrımcılık yapmayın. Ürün değerlendirmesinde iddia edildiği gibi değil, gerçekçi davranın. O ürünün bedelinde; klimalı odalarda serin serin oturarak değil, kıraç tarlalarda alın teri dökülerek kazanılmış emeğin hakkı vardır ve bunun vebali ağırdır, diyoruz. İddialarımızın aksine bir durum varsa, "Kesinlikle böyle bir şey yok." diyorlarsa; Bunu açıklasınlar. Biz hodri meydan diyoruz. Değerli katılımcılar, Milletin efendisi olan, Ata toprağını bekleyen ve milletin geleceği için üretmeye çalışan Türk çiftçisi maalesef zor durumdadır ve çıkmaz bir yoldadır. Tarım politikası ve uygulamaları açıkça "Ekmeyi bırak." demektedir. Üretmek yerine ithal etmeyi daha doğru gören bir anlayışa rağmen Türk çiftçisi, millî bir ruhla, zarar etmesine rağmen, üretmeye devam etmektedir. Biraz vicdanı olan muhataplar bunu görmeli; menfaat siyasetiyle değil, millî tarım siyasetiyle hareket etmelidir. Bizim önerimiz budur. 2006 yılında bu iktidar tarafından çıkarılan 5488 sayılı Tarım Kanunu'nun 21. maddesine göre bütçeden ayrılacak tarımsal destekleme oranı, bir önceki yılın gayrisafi millî hasılasının yüzde 1'inden az olamaz. Ancak bu hüküm bugüne kadar asla uygulanmamıştır. Bunu resmî kaynaklar ve ilgili birlikler açıkça ifade etmektedir. Türk çiftçisinin anasının ak sütü gibi helal olan bu hakkının da dikkatlerden kaçmaması için hatırlatmak istedik.1929 Dünya Ekonomik Buhranı sonrasında Anadolu çiftçisine sahip çıkmak amacıyla kurulan Toprak Mahsulleri Ofisi'nin önünden Eskişehir'in siyasi dinamiklerine sesleniyoruz. İYİ Parti olarak diyoruz ki; İktidar ve muhalefetin temsilcileri Eskişehir'de pırlantacı açılışında çok güzel buluşuyor, keyifle kurdele kesebiliyorlar. Hiçbirinizin umurunda olmayan çiftçi burada. Köylü burada. Ama onlar buraya gelemiyor, gelmiyor. İşte bu sebeple biz hepinize karşıyız. İşte bu sebeple siz hepiniz, biz tekiz. İşte bu sebeple siz orada, biz burada milletin yanındayız, diyoruz. Türk çiftçisini, köylüsünü sahipsiz sanmayın. Yanında kimse olmasa bile biz daima olacağız. İnanın; köylümüzün, çiftçimizin, üreticimizin asil ruhu sizi yenecektir, diyoruz. Ata emaneti toprağı, her türlü dış mihraklı operasyona rağmen işlemeye devam edecek ve kendisine yüklenen o misyon gereği milletin geleceğinde söz sahibi olacaktır, diyoruz. Selam olsun tüm olumsuzluklara rağmen ekene, biçene; neticede boynu bükük kalan köylüye, çiftçiye. Selam olsun Büyük Milletin Efendisi'ne. Biz cesur bir yürek olarak sesleniyoruz: Bekle çiftçi kardeşim, bekle köylü kardeşim. Size değer verecek, size sahip çıkacak iyiler mutlaka gelecek."

TÜED Eskişehir Şube Başkanı Dilbaz: "Emekliye Ara Zam Bir Aldatmacadır!" Haber

TÜED Eskişehir Şube Başkanı Dilbaz: "Emekliye Ara Zam Bir Aldatmacadır!"

Türkiye Emekliler Derneği Eskişehir Şube Başkanı Muhsin Dilbaz, son günlerde kamuoyunda tartışılan emekli ve asgari ücretliye ara zam iddialarına yanıt verdi. Hükümetin bayram ikramiyelerinde bile artış yapamadığını hatırlatan Dilbaz, ara zam söylemlerinin emeklinin tansiyonunu düşürmeye yönelik bir strateji olduğunu savundu. ​"Bayram İkramiyesini Artıramayanlar Ara Zam Yapamaz" ​Muhsin Dilbaz, emeklilerin beklentilerinin boşa çıkarıldığını belirterek şu ifadeleri kullandı: ​"Yine hayal satıyorlar. Emekliler için ara zam mümkün değil. Daha bir ay önce bayram ikramiyesini müjde olarak açıklayan hükümet, 4 bin lirayı bile artıramadı. Güçleri buna yetmedi. Ara zam yapılsa bile bu rakamlar komik kalacaktır. Eğer niyet olsaydı, bu artış bayram ikramiyelerinde yapılırdı." ​"Enflasyon Rakamlarıyla Oynanıyor" ​Açıklanan enflasyon verilerine de tepki gösteren Dilbaz, rakamların gerçeği yansıtmadığını iddia etti. 1.94 olarak açıklanan enflasyonun, emekliye daha az pay vermek için bilinçli olarak düşük tutulduğunu savunan Dilbaz, "Sırf emekliye fazla para ödemeyelim diye rakamları aşağı çekiyorlar" dedi. ​Maaşlardaki Eşitsizlik Dikkat Çekiyor ​Emekliler arasındaki maaş adaletsizliğine değinen Dilbaz, son düzenlemelerle birlikte uçurumun derinleştiğini belirtti: ​En düşük emekli aylığı zammı: %18.49 ​Diğer emeklilerin zam oranı: %12.19 ​Sonuç: Derinleşen eşitsizlik ve mağduriyet. ​"Biz Bu Maaşların Bedelini Peşin Ödedik" ​Hükümetin "Emekliye kaynak aktardık" söylemlerini eleştiren Dilbaz, emekli maaşlarının bir lütuf değil, ödenen primlerin karşılığı olduğunu hatırlattı: "Hükümetler ödenen primlerin ekonomisini doğru yönetemediler. Biz maaşlarımızın bedelini yıllarca prim ödeyerek peşin verdik. Şimdi 'kaynak aktardık' diyerek bizleri kandırmaya çalışıyorlar. Bu bir aldatmacadır." ​Tek Kurtuluş: 506 Sayılı Yasa ​Emeklinin refaha kavuşması için sistemin kökten değişmesi gerektiğini savunan TÜED Eskişehir Şube Başkanı, çözüm önerisini şu sözlerle noktaladı: "Emeklinin tek kurtuluşu yasanın değiştirilmesidir. Yasa hazırlanırken emekli temsilcileri masada olmalıdır. Birinin iki dudağı arasından çıkacak maaşları kabul etmiyoruz. 506 sayılı Yasamızı geri istiyoruz. Mücadelemiz kararlılıkla sürecektir."

APP Plaka Düzenlemesi Meclis Gündeminde Haber

APP Plaka Düzenlemesi Meclis Gündeminde

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, İçişleri Bakanlığı’nın APP olarak bilinen standart dışı plakaların 1 Nisan’a kadar değiştirilmesine yönelik uygulamasını TBMM gündemine taşıdı. Karasu, uygulamanın vatandaşlara yeni bir bürokrasi ve maliyet yükü getirdiğini belirterek İçişleri Bakanı’nın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, APP olarak bilinen standart dışı plakaların 1 Nisan’a kadar değiştirilmesine yönelik uygulamanın vatandaşlara yeni bürokrasi ve maliyet yükü getirdiğini belirterek konuyu soru önergesiyle TBMM gündemine taşıdı. Karasu, APP olarak bilinen standart dışı plakaların birçok sürücünün araçlarını satın alırken ya da araç muayenesinden geçirirken bu plakalarla ilgili herhangi bir uyarı almadığını hatırlattı. “Yıllardır kullanılan plakalar, bir anda sorunlu ilan ediliyor ve çözüm için bütün yük vatandaşın sırtına bırakılıyor. Bu yaklaşım kabul edilemez” diyen Karasu, bu sürecin hem zaman kaybına hem de farklı aşamalarda yapılan ödemeler nedeniyle vatandaş için ek maliyetlere yol açtığını vurguladı. “Vatandaş zaten yüksek akaryakıt fiyatları, vergiler ve araç giderleri altında zaten eziliyor. Şimdi bir de plaka değişimi bahanesiyle vatandaşın kapısına yeni bir masraf çıkarılıyor” diyen bu plakaların değiştirilmesi için notere ve Şoförler Odası’na ödemeler yapılması gerektiğine dikkat çekti. Devletin görevinin vatandaşı köşeye sıkıştırmak değil; adaleti sağlamak ve mağduriyetleri gidermek olduğunu vurgulayan Karasu, Meclis’te İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin yanıtlaması talebiyle verdiği soru önergesinde İçişleri Bakanlığı’na özetle şu soruları yöneltti: APP plakaların yasaklanmasına gerekçe olarak gösterilen teknik ve güvenlik nedenleri nelerdir? Bu plakaların tespitine yönelik, bugüne kadar hangi çalışmalar yapılmıştır? Sonuçları nelerdir? Yıllardır trafikte kullanılan ve birçok araç sahibinin farkında olmadan kullandığı bu plakaların değiştirilmesi için neden kısa bir süre tanınmıştır? Sürenin uzatılması veya kademeli bir geçiş planı yapılması değerlendirilmiş midir? APP plaka kullanan araç sahiplerinin büyük bir bölümünün bu plakaları araç satın alırken hazır şekilde aldığı ya da geçmişte farklı plaka basım uygulamaları nedeniyle edindiği yönündeki şikayetler doğru mudur? Bu durumda vatandaşların mağduriyet yaşamaması adına Bakanlığınız tarafından herhangi bir düzenleme yapılacak mıdır? Türkiye’de plaka basımında geçmiş yıllarda standart bir uygulama bulunmaması veya farklı plaka basım yöntemlerinin kullanılması bu sorunun ortaya çıkmasına neden olmuş mudur? Olmuş ise bu sorunu yaşayan vatandaşlarımızın mağduriyeti nasıl giderilecektir? Yetkili kuruluşlar dışında basılan plakaların yıllarca trafikte kullanılabilmiş olması konusunda denetim eksikliği bulunduğu iddiaları doğru mudur? Bu konuda Bakanlığınızın herhangi bir incelemesi veya tespiti var mıdır? Plakalarını değiştirmek zorunda kalacak vatandaşların ödeyeceği “Noter plaka basım talep belgesi” vb. plaka basım ücretleri için herhangi bir üst sınır veya standart ücret belirlenmiş midir? Her ilde farklı ücretin talep edildiğine yönelik şikayetler Karasu, sorunun çözümü için sürecin sadeleştirilmesi gerektiğini belirterek, “Eğer bir düzenleme yapılacaksa bunun bedelini vatandaş ödememelidir. Plaka değişimi gerekiyorsa, işlemler tek noktadan ve vatandaşın cebine yük getirmeden yapılmalıdır” dedi. VATANDAŞIN YÜKÜ Mevcut uygulamaya göre APP plaka kullanan sürücüler önce polis ya da jandarma karakoluna giderek plaka için “kayıp başvurusu” yapmak ve tutanak tutturmak zorunda kalıyor. Ardından notere gidilerek “plaka basım talep belgesi” alınıyor. Daha sonra Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu’na başvuru yapılıyor ve federasyon sürücüleri plaka basımı yapan işyerlerinin bağlı olduğu odalara yönlendiriyor. Son aşamada ise sürücüler plaka basım yapan işyerlerine giderek yeni plakalarını bastırıyor.

ESKİ’yi Altyapı Sorununu Kalıcı Olarak Çözmeye Davet Ediyorum Haber

ESKİ’yi Altyapı Sorununu Kalıcı Olarak Çözmeye Davet Ediyorum

Anahtar Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Banu Şahin Baksan Sanayi Sitesi’nde yaşanan altyapı sorununu ile ilgili olarak bir açıklama yaptı. İlçe Başkanı Banu Şahin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; "Artık gerçekten insanın sabrı zorlanıyor. Eskişehir Baksan Sanayi Sitesi’nde her yağmurdan sonra aynı manzarayı görmekten yorulduk. Yağmur yağıyor, yollar çamur deryasına dönüyor. Su birikintileri göl gibi büyüyor. Esnaf sabah dükkânını açarken önce su ve çamurla mücadele ediyor. Müşteri gelmek istese aracını nereye sokacağını şaşırıyor. Bu tablo ne bugünün ne de dünün meselesi. Yıllardır aynı. Bu konu basında defalarca yer aldı. Esnaf konuştu, vatandaş konuştu. Şikâyetler iletildi, çağrılar yapıldı. Ama her yağmur sonrası yine aynı görüntülerle karşılaşıyoruz. Demek ki ortada geçici değil, kronik bir altyapı sorunu var. Son yağışlardan sonra da Baksan yine gündeme geldi. İnsanlar haklı olarak ses yükseltti. Mizasen yapanlar dahi oldu. Ancak ESKİ’den kamuoyunu rahatlatacak, çözüm takvimi içeren net bir açıklama gelmedi. Bu sessizlik kabul edilebilir değil. Sorun ortada, mağduriyet ortada. O halde artık topu taca atmanın değil, sorumluluk almanın zamanı. Tepebaşı Belediyesi ekipleri sıkıntılı olduğu bilinen noktalara kum dökerek anlık bir müdahalede bulundu. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum. En azından insanlar o çamurun içinde tamamen kaderine terk edilmedi. Ama hepimiz biliyoruz ki kum dökmek kalıcı çözüm değil. İlk yağmurda yine aynı sıkıntıyı yaşayacaksak, bu iş böyle gitmez. Baksan, bu şehrin üretim merkezlerinden birisi. Yüzlerce esnaf, binlerce çalışan burada ekmeğini kazanıyor. Bu insanlara her yağmurda çile çektirmek kimsenin hakkı değil. Buradan açıkça çağrı yapıyorum. ESKİ’yi Baksan Sanayi Sitesi’ndeki altyapı sorununu kalıcı olarak çözmeye davet ediyorum. Yağmur suyu drenaj hatları, yol ve zemin düzenlemeleri için net bir plan ve takvim kamuoyuyla paylaşılmalıdır. İnsanlar artık laf değil, icraat görmek istiyor. Biz bu konunun takipçisi olacağız. Çünkü mesele siyaset değil. BAKSAN esnafı bu durumu hak etmiyor. 2026 yılı Eskişehir yılı olsun istiyorsanız 2026 yılı içerisinde bu sorun tarihe karışsın."

Su En Temel Yaşam Hakkıdır! Haber

Su En Temel Yaşam Hakkıdır!

Deva Partisi Eskişehir İl Başkanı Resul Ertürk son günlerde yaşanan su kesintileri ile ilgili bir basın açıklaması yaptı. İl Başkanı Ertürk yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Eskişehir’imizde dünden bu yana bazı bölgelerimizde yaşanan su kesintisi ve basınç düşüklüğü, hemşehrilerimizin günlük hayatını doğrudan etkilemiş, haklı bir endişe ve mağduriyet oluşturmuştur. Su; en temel yaşam hakkıdır. Bugün yaşanan aksaklığın, özellikle yaşlılarımızı, hastalarımızı, küçük çocuklu aileleri ve hijyen ihtiyacının hayati olduğu tüm kesimleri daha ağır etkilediği açıktır. Biz, siyaseti milletin derdiyle hemhâl olma sorumluluğu olarak gören bir anlayışın temsilcileriyiz. Böyle zamanlarda yapılması gereken; polemik üretmek, sert ve ayrıştırıcı bir üslupla toplumu germek değil, hemşehrilerimizin yanında durmak ve dayanışmayı büyütmektir. Eskişehir’in ihtiyacı; öfke dili değil, sağduyu; suçlama değil, sorumluluk; tartışma değil, birliktir. Yetkili kurumların kamuoyuna yaptığı bilgilendirmeleri yakından takip ediyoruz. Sürecin tüm yönleriyle şeffaf, anlaşılır ve düzenli biçimde paylaşılması, vatandaşın devlete ve kurumlara duyduğu güven açısından hayati önem taşımaktadır. İletişimin eksik kaldığı her an, belirsizliği ve kaygıyı büyütmektedir. Bu nedenle, hemşehrilerimizin doğru bilgiye zamanında erişmesi bir lütuf değil, kamunun asli görevidir. DEVA Partisi Eskişehir İl Başkanlığı olarak; su kesintisinden etkilenen tüm hemşehrilerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, emek veren tüm saha ekiplerine kolaylıklar diliyoruz. Dileğimiz; mağduriyetin en kısa sürede giderilmesi ve şehrimizde gündelik hayatın yeniden normal seyrine dönmesidir. Eskişehir’in nezaketini, dayanışmasını ve ortak aklını büyüteceğiz. Zor zamanlarda birbirimizi değil, sorunları aşmayı konuşacağız."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.