SON DAKİKA
Hava Durumu

#Madencilik

Porsuk Haber Ajansı - Madencilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Madencilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Başkan Ünlüce: ''2026 Yılı Bizler İçin Ayrı Bir Heyecan Taşıyor'' Haber

Başkan Ünlüce: ''2026 Yılı Bizler İçin Ayrı Bir Heyecan Taşıyor''

Eskişehir Valiliği, Büyükşehir Belediyesi, üniversiteler ve odaların iş birliğiyle düzenlenen “Eskişehir Sempozyumu”, Vehbi Koç Kongre Merkezi’nde kapılarını açtı. Sempozyumda konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, “Plaka kodumuz olan 26 sebebiyle 2026 yılı bizim için ayrı bir heyecan taşıyor, bu sempozyum geleceğe olan inancımızı pekiştiriyor.” dedi. ŞEHRİN TÜM DİNAMİKLERİ BU BULUŞMADA Kültürü, tarihi ve çok katmanlı yapısıyla Anadolu’nun özgün şehirlerinden biri olan Eskişehir, dev bir akademik buluşmaya ev sahipliği yapıyor. 14-17 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen Eskişehir Sempozyumu, Eskişehir Ticaret Odası Vehbi Koç Kongre Merkezi’nde başladı. Eskişehir Valiliği, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Eskişehir Teknik Üniversitesi, Eskişehir Ticaret Odası (ETO), Eskişehir Sanayi Odası (ESO), Eskişehir Ticaret Borsası (ETB), Eskişehir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (EESOB) ve Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) Başkanlığı iş birliği ile düzenlenen etkinlik, şehrin tarihsel derinliğini ve kentsel gelişimini bilimsel bir platformda tartışmaya açıyor. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan sempozyumun açılış programı, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Orkestrası’nın müzik dinletisiyle devam etti. Açılış törenine Eskişehir Valisi Erdinç Yılmaz, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Üzeyir Karakülah, CHP İl Başkanı Talat Yalaz, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, Eskişehir Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Özcan, ETO Başkanı Metin Güler, ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş, EOSB Başkanı Nadir Küpeli, EESOB Başkanı Ekrem Birsen, TÜBİTAK Başkanı Hasan Mandal ve çok sayıda akademisyen, araştırmacı ile davetli katıldı. “2026 YILI BİZİM İÇİN AYRI BİR HEYECAN TAŞIYOR” Açılışta konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Eskişehir'in tek bir sektöre bağımlı kalmadan sergilediği dengeli kalkınma modeline dikkat çekti. Başkan Ünlüce, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Eskişehir, tek bir yönüyle ele alınamayacak kadar zengin ve çok boyutlu bir karaktere sahiptir. Bir taraftan dinamik bir gençlik şehri olarak öne çıkarken, diğer taraftan nüfusunun dörtte birini oluşturan emeklileriyle dingin bir sığınaktır. Kültür ve sanatın merkezi olmasının yanı sıra; köklü sanayisi, tarihsel ahilik ve esnaf kültürü ile güçlü bir ticaret şehridir. Son yıllarda hızla gelişen turizm potansiyelinin yanında, bereketli ovalarında yükselen tarım ve hayvancılığıyla da dikkat çekmektedir. Eskişehir’in en büyük şansı, tek bir sektöre bağımlı kalmadan tüm alanlarda dengeli bir kalkınma modeli sergilemesidir. Plaka kodumuz olan 26 sebebiyle, 2026 yılı bizler için ayrı bir heyecan taşımaktadır. Bu anlamlı yılda düzenlenen sempozyum, Eskişehir’in köklü geçmişine bir saygı duruşu niteliğindedir ve geleceğine olan inancımızı pekiştirmektedir. Bu vesileyle sempozyumun düzenlenmesinde emeği geçen başta Valiliğimize, kıymetli üniversitelerimize, rektörlerimize ve değerli oda başkanlarımıza gönülden teşekkür ederim.” ARKEOLOJİDEN RAYLI SİSTEMLERE 42 FARKLI TEMA Disiplinlerarası yaklaşımların teşvik edildiği dört günlük sempozyum boyunca Eskişehir; arkeoloji, lojistik, deprem, tarım, gastronomi, havacılık, raylı sistemler, çevre ve madencilik gibi 42 farklı ana tema altında uzman isimler tarafından incelenecek. Akademik bildirilerin yanı sıra toplumsal etkileşime de büyük katkı sunması beklenen etkinlik, Eskişehir’in geleceğine ışık tutacak bir yol haritası niteliği taşıyor.

Beylikova NTE ve Toryum Rezervi Masaya Yatırıldı Haber

Beylikova NTE ve Toryum Rezervi Masaya Yatırıldı

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi ve TMMOB Maden Mühendisleri Odası Eskişehir İl Temsilciliği tarafından düzenlenen panelde, Beylikova’da ki Nadir Toprak Elementleri ve bölgede bulunan dünyanın en büyük ikinci toryum sahasının potansiyeli ile Türkiye’nin yüksek teknolojisine yapacağı katkılar masaya yatırıldı. Türkiye’nin teknolojik ve enerji bağımsızlığı için kritik öneme sahip olan Nadir Toprak Elementleri (NTE) ve Toryum potansiyeli düzenlenen panelde ele alındı. Sektör temsilcileri, akademisyenler, mühendisler ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleşen panelde; Beylikova sahasının sadece bir maden sahası değil, Türkiye’nin "milli teknoloji hamlesi" olduğu ifade edildi. Özdilek Kültür Merkezi’nde yapılan panelin açılış konuşmasını yapan TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi Başkanı Merve Edizkan Cihan şu ifadeleri kullandı; "Bugün burada yalnızca bir maden sahasını konuşmak için değil; Türkiye’nin teknoloji, enerji, sanayi ve stratejik bağımsızlığı açısından son derece önemli bir konuyu değerlendirmek üzere bir araya geldik. Nadir toprak elementleri artık yalnızca madencilik sektörünün değil; savunma sanayiinden yenilenebilir enerjiye, elektrikli araç teknolojilerinden yüksek teknoloji üretimine kadar birçok alanın temel ham maddesi hâline gelmiştir. Dünyada yeni ekonomik ve teknolojik dengeler kurulurken bu kaynaklara sahip ülkelerin önemi her geçen gün daha çok artmaktadır. Eskişehir Beylikova sahası da bu anlamda ülkemizin en dikkat çekici stratejik kaynak alanlarından biridir. İçerdiği nadir toprak elementleri ve toryum potansiyeliyle yalnızca ekonomik değil; bilimsel, teknolojik ve jeopolitik açıdan da büyük bir değere sahiptir. Ancak hepimizin çok iyi bildiği gibi doğal kaynakların gerçek değeri; onları bilimsel yöntemlerle, doğru planlamayla, çevresel duyarlılıkla ve mühendislik aklıyla değerlendirebildiğimiz ölçüde ortaya çıkar. Bugün artık sadece madeni çıkarmanın yeterli olmadığı bir dönemdeyiz. Özellikle ülkemizin ekonomik koşullarını düşündüğümüzde sahip olduğumuz stratejik kaynakları ham madde olarak ihraç eden değil; işleyen, teknolojiye dönüştüren ve yüksek katma değerli son ürün hâline getirebilen bir anlayışa ihtiyacımız var. Çünkü gerçek kazanç, yalnızca yer altındaki cevheri çıkartmakla değil; o cevheri bilgiyle, teknolojiyle ve sanayiyle buluşturarak ülke ekonomisine yüksek katma değer olarak geri kazandırabilmekten oluşur. Nadir toprak elementleri gibi stratejik minerallerin geleceği; cevher zenginleştirmeden ileri teknoloji üretimine, araştırma geliştirmeden sanayi entegrasyonuna kadar bütüncül bir bakış açısını zorunlu kılmaktadır. Eğer bizler bu kaynakları yalnızca ham madde olarak ihraç edersek asıl ekonomik değeri başka ülkeler yaratmış olacaktır. Oysa hedefimiz, bu kaynaklardan elde edilen teknolojiyi, üretimi ve nihai ürünü de ülkemizde geliştirebilmektir. Tam da bu nedenle bugün burada jeoloji ve maden mühendisliğinin birlikte ürettiği bilimsel bakış açısını konuşacağız. Çünkü madencilik yalnızca yer altındaki cevheri çıkarmak değil; kaynak yönetimi, teknoloji geliştirme, çevre koruma, sürdürülebilirlik ve kamu yararını birlikte değerlendirme sorumluluğudur. Jeoloji mühendisleri olarak bizler; ülkemizin doğal kaynaklarının bilim ve teknik rehberliğinde değerlendirilmesini, plansız ve kısa vadeli değil, gelecek nesilleri gözeten sürdürülebilir bir anlayışla yönetilmesini savunuyoruz. Beylikova sahası gibi stratejik alanların da ancak nitelikli mühendislik hizmetleri, bilimsel araştırmalar ve güçlü teknolojik altyapıyla ülkemize gerçek anlamda katkı sağlayabileceğine inanıyoruz." dedi. TMMOB Maden Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Temsilcisi Gamze Yaş yaptığı açılış konuşmasında; "Nadir Toprak Elementleri korozyona karşı dirençli ileri teknoloji malzeme üretiminde çok farklı sektörlerde kullanımları nedeniyle stratejik elementler olarak değerlendirilmektedir. Türkiye açısından baktığımızda ise bu konu daha çok büyük bir anlam taşımaktadır. Ülkemiz ve özellikle Eskişehir'in sahip olduğu jeolojik potansiyel ile önemli bir avantaja sahiptir. Ancak burada asıl mesele yalnızca rezerv bulmak değil, asıl mesele bu kaynakları bilimsel yöntemlerle araştırmak, çevresel sürdürülebilirliği gözeterek işlemek ve yüksek katma değerli ürünlere dönüştürebilmektir. ​Bu nedenle bugün burada yalnızca bir maden grubunu değil, aslında geleceğin teknolojisini, enerji dönüşümünü, ülkelerin stratejik bağımsızlığını konuşmak için bir aradayız. Ayrıca bu mineralleri bilimsel irdeleyerek jeolojik oluşumu, yapısı, yataklanması gibi jeolojik konularla beraber madencilik açısından rezervi, üretim yöntemi, zenginleştirme prosesi gibi konuları kıymetli hocalarımız ile ele alacağız." dedi. Panelde konuşan projenin eski yürütücüsü Jeoloji Yüksek Mühendisi İsrafil Kayabalı, Beylikova sahasındaki 30,4 milyon tonluk kompleks cevher rezervinin detaylarını paylaştı. Kayabalı, "Hedefimiz hammadde satmak değil, yüksek teknoloji üreten ülke olmaktır" dedi. ​Eskişehir’in maden zenginliği ve Beylikova bölgesindeki Nadir Toprak Elementleri (NTE) rezervleri, düzenlenen teknik bir sunumla masaya yatırıldı. MTA bünyesinde projenin başkanlığını yürütmüş olan Jeoloji Yüksek Mühendisi İsrafil Kayabalı, sahadaki rezerv miktarından ekonomik değerine, çevresel etkilerden stratejik önemine kadar kritik açıklamalarda bulundu. ​30,4 Milyon Tonluk Dev Rezerv Kayabalı’nın paylaştığı verilere göre, Beylikova sahasında yapılan çalışmalar sonucunda toplam 30,4 milyon ton (görünür+muhtemel) kompleks cevher rezervi tespit edildi. Bu rezervin mineral içeriği; Florit: 11.381.760 ton (%37,44 tenör), ​Barit: 9.436.160 ton (%31,04 tenör), NTE (Basnazit+Monazit): 1.015.360 ton (%3,34 tenör), Yantaş (Gang) Mineralleri: 8.566.720 ton olarak belirtildi. ​​Yüksek Teknoloji İçin "Nadir" Fırsat ​Sunumda, Nadir Toprak Elementlerinin cep telefonlarından elektrikli otomobillere, savunma sanayiinden uzay teknolojilerine kadar geniş bir alanda kullanıldığı vurgulandı. 1 ton orijinal cevherden elde edilen dağılımda; Seryum (16 kg), Lantan (12 kg), Neodmiyum (4 kg) ve Praseodmiyum gibi yüksek piyasa değerine sahip elementlerin bulunduğu ifade edildi. Özellikle Neodmiyum ve Praseodmiyumun kg fiyatının 100-110 dolar bandında olması, sahanın ekonomik potansiyelini gözler önüne seriyor. ​"Maden Çalışmaları Fay Hatlarını Tetiklemez" Son dönemde kamuoyunda oluşan endişelere yanıt veren Kayabalı, madencilik faaliyetlerinin depremle ilişkisi olmadığını belirterek şunları söyledi: "Uzmanlık alanım deprem mühendisliği olmasa da şunu net söyleyebilirim; maden çalışmaları fay hatlarını tetiklemez. Beylikova'daki maden, 25 milyon yıl önceki volkanizmaya bağlı oluşmuş, ölü bir fay üzerindedir. Aktif bir fay varsa o zaten kendi enerjisini boşaltır, maden işletmesiyle kırılmaz."dedi. ​Florit ve Barit İthalatına Çözüm Türkiye’nin yıllık 130 bin ton civarındaki florit ihtiyacının tamamını ithal ettiğine dikkat çeken Kayabalı, barit ihracatının ise ekonomiye 25-60 milyon dolar katkı sağladığını belirtti. Beylikova sahasının işletilmesiyle, florit ithalatı için harcanan milyonlarca doların yurt içinde kalması hedefleniyor. ​"Vahşi Madencilik Değil, Yüksek Teknoloji" ​İsrafil Kayabalı, yaptığı sunumda; "Madeni çıkarmak kolaydır; asıl olan onu işleyip uç ürün haline getirmektir. Hammadde satan değil, teknoloji üreten ülke olmalıyız. Florit ve barit konsantrelerinin radyoaktif kirliliği nedeniyle ticari ürün olarak değerlendirilmesi teknik bir hassasiyetle ele alınmalıdır. Basında yer alan "694 milyon ton" gibi rakamların resmi bir karşılığı yoktur; 30,4 milyon tonluk rezerv, bilimsel verilerle sabittir. Konu, günlük siyasete malzeme yapılmadan teknik gerekliliklere uygun olarak yönetilmelidir. ​Kayabalı, madenciliğin Türkiye ekonomisine katkısının şu an %2,5 seviyelerinde olduğunu ve Beylikova gibi stratejik sahaların bilimsel yöntemlerle ekonomiye kazandırılmasının bir zorunluluk olduğunu ifade ederek sözlerini tamamladı. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muammer Kaya, Beylikova’daki Nadir Toprak Elementleri (NTE) ve Toryum sahasının Türkiye'yi nükleer enerji liginde üst sıralara taşıyacağını belirtti. Kaya, "Dünyanın en büyük 2. toryum rezervine sahip ülkelerinden biri olarak bu treni kaçırmamalıyız" dedi. ​Panelde konuşan Prof. Dr. Muammer Kaya, Eskişehir Beylikova’daki cevherin sadece bir maden değil, Türkiye’nin "yeşil enerji" geleceği olduğunu vurguladı. Kaya, toryumun uranyuma göre daha güvenli, çevreci ve barışçıl bir nükleer yakıt olduğunu ifade etti. ​Dünyada Toryum Rezervi: Türkiye Stratejik Konumda Prof. Dr. Kaya’nın sunduğu verilere göre, Türkiye toryum kaynağı açısından dünyada 12. sırada yer alırken, rezerv miktarı bazında (IAEA ve World Nuclear Association verilerine göre) 374 bin ton ile dünyanın en önemli oyuncularından biri konumundadır. Beylikova sahası yaklaşık 380 bin ton görünür Toryum rezerviyle nükleer enerji için devasa bir potansiyel sunmaktadır. ​"Toryumlu Otomobiller ve Kombiler Gelecek" Toryumun sadece dev santrallerde değil, günlük yaşamda da devrim yaratabileceğini belirten Kaya, şu öngörülerde bulundu: "Gelecekte evlerimizde toryumlu kombiler veya toryumlu otomobiller görebiliriz. Toryum, uranyuma nazaran çok daha barışçıl bir enerji kaynağıdır. Bizim bu kaynağı zenginleştirip yakıt formuna dönüştürecek teknolojiyi (know-how) acilen geliştirmemiz gerekiyor." ​Siyanür Tartışmalarına Bilimsel Yanıt: "Aramada Değil, Üretimde Kullanılır" ​Kamuoyundaki yanlış algılara da değinen Prof. Dr. Kaya, siyanürün maden arama veya sondaj aşamasında kesinlikle kullanılmadığını hatırlattı: "Siyanür sadece üretim aşamasında, 'liç' dediğimiz işlemde kullanılır. Eğer bu işlem kapalı tanklarda veya doğru mühendislikle düz arazide 'yığın liçi' şeklinde yapılırsa çevreye zarar vermez. İliç'teki kaza, eğimli arazide yapılan yüksek yığından kaynaklanan bir mühendislik hatasıdır. Modern yöntemler ve doğru işletmecilikle madencilik, uçak yolculuğu kadar güvenlidir." ​Beylikova NTE Pilot ve Endüstriyel Tesis Tasarımı ​Beylikova'daki tesisleşme süreci ; 2020 yılında Eti Maden tarafından kurulmuş ve Nisan 2023'te sürekli üretim testlerine başlanmıştır. Kırma-öğütme, manyetik ayırma ve liç süreçleriyle %85 oranında NTE konsantresi elde etmek. Yılda 72.000 ton Barit ve 70.000 ton Florit üretimi planlanmaktadır. ​Enerji Bağımsızlığı İçin Milli Yakıt ​Türkiye'nin enerji ihtiyacının %74'ünü ithal ettiğini hatırlatan Prof. Dr. Muammer Kaya, "Enerji üretim, üretim ise kalkınma demektir. Kendi 'kokar yakıtımız' olan toryumu ekonomiye kazandırmak, milli bir görevdir" diyerek sözlerini tamamladı. Panelin moderatörü Jeoloji Yüksek Mühendisi Hüseyin Sendir ise şu ifadeleri kullandı; "21. yüzyılın çok önemli konularından biri olan nadir toprak elementleri üzerine, Eskişehir özelinde özellikle yaklaşımda bulunacağız. Nadir toprak elementleri, savunma sanayisinden pil yapımına kadar birçok alanda teknolojik ürün olarak kullanılıyor. Artık özellikle toryumda yeşil enerji alanında çok büyük kullanım alanına sahip bir mineralimiz, elementimiz ve onun bileşimlerinden mineralimiz var ve kullanılıyor. Önemli olan madenlerimizi çıkarabilmek ama ortak yolu bulup hani doğayı da koruyup, halkla iç içe olup bir şekilde madenleri çıkarmak önemlidir. Çevreyi kirletmeden ama bu değerimiz bizim de, onları da işleyip uç ürün olarak elde edip satış noktasında rekabet etmemiz gerekiyor, bu kaçınılmaz bir şeydir. O yüzden değerlendirme yönünde çabalarımız sürüyor diye düşünüyorum." dedi.

CHP'li Süllü:"Anadolu’nun Çukurova’sı Madene Kurban Ediliyor" Haber

CHP'li Süllü:"Anadolu’nun Çukurova’sı Madene Kurban Ediliyor"

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, iktidarın Eskişehir'e yönelik politikaları ve madencilik faaliyetlerini sert sözlerle eleştirdi. Süllü, hem şehrin idari ve ekonomik olarak zayıflatıldığını hem de doğasının tehdit altında olduğunu dile getirdi. “Vekili olduğum Eskişehir, 27 yıldır Cumhuriyet Halk Partili belediyelerimizin başarılı projeleriyle Avrupa kenti olarak adlandırılan, örnek alınan bir şehirdir” diyen Süllü, “İktidarın Eskişehir’e yönelik tüm projeleri ise taşıma, yok sayma ve yok etme üzerinedir” ifadelerini kullandı. KURUMLAR ESKİŞEHİR’DEN KOPARILIYOR Kamu kurumlarının şehirden koparıldığını belirten Süllü, “Eskişehir, idari yargıda Bursa Bölge İdare Mahkemesi’ne bağlandı. TÜLOMSAŞ, TÜRASAŞ’a bağlı bölge müdürlüğüne indirildi. Vakıflar ve Karayolları başka illere bağlandı” diye konuştu. Süllü, “Açıköğretim Fakültesi gelirlerinin yüzde 80’i YÖK’e aktarılıyor. Havalimanının iç hat uçuşları kaldırıldı, PTT Başmüdürlüğü kapatılmak üzere” dedi. YATIRIMLAR TAMAMLANMIYOR Sağlık ve ulaşım yatırımlarındaki eksiklere dikkat çeken Süllü, “Yıkılan Devlet Hastanesi’nin arsası özelleştirme kapsamına alındı” dedi. Yol projelerinin yıllardır tamamlanmadığını ifade eden Süllü, “Alpu Yolu 8 yıldır bitirilemedi, Seyitgazi-Kırka yolu sürüncemede, Mihallıççık yolunun projesi dahi yok” diye konuştu. Sarıcakaya–Mihalgazi yolunun ise madencilik projesi için hızlandırıldığını söyledi. “ANADOLU’NUN ÇUKUROVASI TEHDİT ALTINDA” Süllü, madencilik faaliyetlerinin çevresel etkilerine dikkat çekerek, “Sakarya Nehri’ne yakın, mikroklima özelliğiyle dört mevsim üretim yapılan eşsiz bölge yok edilmek isteniyor” dedi. Mihalgazi’nin ülkenin sebze ihtiyacının yüzde 18’ini karşıladığını belirten Süllü, “Proje sahasında 28 endemik bitki, 61 omurgalı ve 128 kuş türü ile 1. derece arkeolojik sit alanı bulunuyor” ifadelerini kullandı. “TARIMSAL ÜRETİM TEHLİKEDE” Madencilik yöntemlerine ilişkin uyarılarda bulunan Süllü, “2450 futbol sahası büyüklüğündeki alanda ormanlar, su kaynakları ve yaban hayatı yok edilecek” dedi. Açık ocak ve siyanürlü liç yöntemine dikkat çeken Süllü, “Sızıntı halinde ekosistem zarar görecek, tarımsal üretim ve gıda güvenliği tehlikeye girecek” diye konuştu. Patlayıcı kullanımının da ciddi güvenlik riski oluşturacağını belirtti. “20 NİSAN’DA KEŞİF VAR, ORADA OLACAĞIZ” Bölgedeki direnişe değinen Süllü, “Yöre halkı, belediyeler ve meslek örgütleri bu projeye karşı dava açtı. 20 Nisan’da bilirkişi keşfi yapılacak. Biz de orada olacağız ve direneceğiz” dedi. Projeye ilişkin endişelerini dile getiren Süllü, “Karşımızda Cengiz Holding olunca kaygılıyız” dedi. İliç’te yaşanan maden faciasını hatırlatan Süllü, “SSR Mining’in hisselerini Cengiz Holding’e devretmesiyle madenin açılacağı ifade ediliyor” diye konuştu. EMEKÇİLER ANKARA YOLLARINA DÜŞTÜ Süllü, “Vahşi madenciliğin arkasında iktidarın şirketleri kayıran politikası var. Şirketler doğayı ve emekçileri yok sayıyor” dedi. Mihallıççık’taki işçi mağduriyetlerine dikkat çeken Süllü, “Emekçiler Ankara yollarına düştü, ancak şirketler ihale almaya devam ediyor” ifadelerini kullandı. Süllü, “Talan sadece Eskişehir’e özgü değil. Bu bir kader değil. Sorumlu, doğayı, emeği ve insanı yok sayan anlayıştır. Biz de buna karşı mücadelemizi sürdüreceğiz” diye konuştu.

İYİ Parti Odunpazarı Kırsal Mahallelerin Sorunlarını Paylaştı Haber

İYİ Parti Odunpazarı Kırsal Mahallelerin Sorunlarını Paylaştı

İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanlığı tarafından yapılan haftalık basın toplantısında Odunpazarı İlçesine bağlı kırsal mahallelerde yapılan çalışmalarla ilgili bilgiler verildi. Parti binasında gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer şu ifadeleri kullandı: “8 Şubat Pazar günü Odunpazarı ilçemize bağlı 50 kırsal mahalle ve 1 yerleşim yerinden 49’una ulaşarak gerçekleştirdiğimiz kırsal mahallelerimiz çalışması kapsamında; Aziz vatan topraklarını bekleyen, her türlü zorluğa rağmen üretmeye, yetiştirmeye ve yaşatmaya devam eden çok kıymetli hemşehrilerimizin, vasıtamızla muhataplarına duyurulmasını istedikleri taleplerini ve bizim gözlemlerimizi iletmek için bir aradayız. Bazı kelimeler günlük dilimize ve anlayışımıza o kadar yerleşmiş ki, bu çalışmamız vesilesiyle bunu bir kez daha tespit etmiş olduk. Kırsal denildiğinde, köyler denildiğinde “İnsan mı kaldı?”, “Kimi bulacaksın?”, “Genç kalmadı.” gibi birbirinin aynısı ve tamamı olumsuz anlam içeren ifadeleri her kesimden duymak gerçekten çok can sıkıcı bir hâl almıştır. Çalışmamız sonucunda yaptığımız derlemede, bu anlayışın maalesef genel ve yerel yöneticilerin bakış açılarına da yerleşmiş olduğunu gördük, duyduk ve gözlemledik. Sağlık, ulaşım, ibadet, enerji; aklınıza ne gelirse kırsal söz konusu olduğunda, birçok yetkili “İnsan mı var?” cümlesini karşılık olarak kurmakta ya da iletilen talepleri bu anlayışla cevaplamaktadır. Biz, İYİ Parti Odunpazarı İlçe Teşkilatı olarak gittik, gördük, oturduk, konuştuk ve diyoruz ki: Evet, kırsalda ata topraklarını bekleyen, yaşatmaya çalışan, emanete sahip çıkan insanlarımız var. Saygı duyulması, bir dediği iki edilmemesi ve taleplerinin ötelenmemesi gereken insanlarımız var. Herkesin bir sebeple terk ettiği, uzaklaştığı kadim toprakları inatla sahiplenen; terk etmeyen, ocak tüttüren, bayrak dalgalandıran, ışık yakan, umudu yaşatan o insanları huzurlarınızda bir kez daha saygı ve minnetle selamlıyor; tespit ve taleplerini iletmek istiyoruz. Yapılan çalışma neticesinde; ulaşım, su, elektrik, sosyal tesis eksikliği, çevre kirliliği ve cami görevlisi yokluğu ortak sorunlar olarak karşımıza çıkmıştır. Çalışmanın yapıldığı birçok bölgede çevrenin özellikle moloz atıkları, plastik geri dönüşüm malzemeleri ve evsel atıklarla büyük ölçüde kirletildiği gözlemlenmiştir. Yağışlı havalarda elektrik kesintileri sürekli ve uzun süreli yaşanmakta; özellikle süt sağımı ve soğutmasında ciddi problemler ortaya çıkmaktadır. Kırsal mahallelerde net bir tespitimiz şudur: Genel ve yerel kamu hizmetlerinin sunumunda kişiye özel uygulamalar görülmekte; mahallenin ya da seçilmiş muhtarın siyasi kimliğine göre farklı yaklaşımlar sergilenmektedir. Seyitgazi–Demirli güzergâhında, özellikle orman yoğunluklu alanlarda madencilik faaliyetleri son düzenlemelerle birlikte genişleyerek devam etmektedir. Çevrenin tahrip olduğu köylerde su kaynaklarının kuruduğu; ana ve tali yolların ağır tonajlı maden araçları tarafından bozulduğu görülmüştür. Bu hafta idrak edeceğimiz Ramazan ayı dikkate alındığında, Odunpazarı ilçesinin yaklaşık 15 kırsal mahallesinde imam olmadığı tarafımıza iletilmiştir. Konu, İlçe Müftülüğümüz ile görüşülerek takip edilecektir. Kırsalda yaşam vardır ve sürmektedir. Kırsala dönüşün teşvik edilmesi ve mevcut yaşam kalitesinin artırılması için tüm kurumların ortak hareket etmesi zorunludur. Bu konuda genelden yerele planlı ve sıralı bir çalışma yapılması elzemdir. Pandemi sonrası ve gıdaya erişimin günden güne zorlaştığı bir dönemde üretimin desteklenmesi, kırsalın ayağa kaldırılması her şartta öncelik olmalıdır. Bu vesileyle, mahallelerimiz özelinde iletilen bazı talepleri aktarmak istiyoruz. ALPU YOLU GÜZERGÂHI Yapımı devam eden ilçe yolları sebebiyle, özellikle hafta sonları ve kurban hazırlıkları döneminde trafik yoğunluğu artmakta; riskli durumlar devam etmekte ve güzergâh üzerinde sürekli kazalar meydana gelmekte, can kayıpları yaşanmaktadır. Kireç Mahallesi sakinleri, köyün sosyal tesislerinde ve etkinliklerde kullanılmak üzere çeşitli malzemeler talep etmiştir. Karaçay Mahallesi’nde sosyal tesis ve çocuklar için spor alanı istenmektedir. SÜPREN MAHALLESİ Köy içerisinden geçen derenin ıslahı bildirilmesine rağmen hâlen yapılmamıştır. Mahalleye ulaşımı sağlayan yol çok bozuk olup acilen yapılması talep edilmektedir. Çiftçilik ve hayvancılığı destekleyen uygulamalarda unutulduklarını belirterek bu desteklere dâhil edilmek istediklerini, özellikle yerel yönetimlere bu konuda adım atılması gerektiğini ifade etmişlerdir. En önemlisi, köyün gençleri ve kız çocukları mahallelerine voleybol sahası yapılması talebini özellikle iletmemizi istemiştir. KARAPAZAR – DERBENT MAHALLESİ Afyon yolu üzerindeki esnaflarımız, ekonomik ve kapasite sorunları yaşadıklarını belirtmiş; kendilerini rahatlatacak çalışmaları öncelikle yerel yönetimlerden beklediklerini ifade etmişlerdir. “Ölüm yolu” olarak nitelendirdikleri güzergahta parça parça yapılan çalışmaların bir an önce tamamlanmasını istemektedirler. Yan yol ve mahalle bağlantı yollarında madencilik faaliyetlerinin çevre ve yol durumuna olumsuz etkileri görülmektedir. KARAMUSTAFAOĞLU MAHALLESİ Cami çatısı fırtınada hasar almış olup, ilgilenen olmadığı için hâlen onarılmamıştır. AKKAYA MAHALLESİ Sosyal Hizmet Binası’nda onarım ihtiyacı bulunmaktadır. Durum bildirilmesine rağmen gerekli çalışma yapılmamış; yağışlı havalarda bina su almaktadır. SEKLİCE – DEMİRLİ – YENİSOFÇA Güzergâh, maden genişleme alanında olup hukuki itiraz süreci devam etmektedir. Maden kaynaklı ağır tonajlı araç hareketliliği sebebiyle ana yollar sürekli bozulmaktadır. Ormanlık alanda bulunması nedeniyle özellikle yağışlı havalarda uzun süreli elektrik kesintileri yaşanmaktadır. Mahalle içi yollar ile komşu mahallelere bağlantı yollarının mıcır veya uygun dolgu malzemesi ile düzeltilerek kış aylarında da kullanılabilir hâle getirilmesi talep edilmektedir. Seklice Mahallesi’nde 72 saat süren su kesintisi yaşandığı ve benzer durumlara karşı tedbir alınması gerektiği belirtilmiştir. Seklice’de cami görevlisi bulunmamaktadır. ÇAMLICA MAHALLESİ Muhtarlık binasını da kapsayacak şekilde bir sosyal tesise ihtiyaç duyulduğu belirtilmiştir. Mahallede cami görevlisi ihtiyacı vardır. AŞAĞI ILICA – YUKARI ILICA Mahallelere ulaşımı sağlayan yol yağışlı havalarda bataklık hâlini almakta ve ulaşım neredeyse imkânsız hâle gelmektedir. Bu yol, mahalle sakinlerinin kullandığı tek ulaşım yoludur ve özellikle kış aylarında acil durumlar açısından hayati öneme sahiptir. Nitekim çalışmanın yapıldığı gün yoğun yağış sebebiyle bu iki mahalleye ulaşılamamış; bilgiler telefonla alınmıştır. EŞENKARA MAHALLESİ Cami yanında bulunan çeşmenin, mahallenin üst kısmındaki su deposuna bağlanması talep edilmiştir. Deponun tahliye borusundan bağlantı yapılabileceği ve böylece boşa akan suyun değerlendirilebileceği ifade edilmiştir. Muhtarlık binasını da kapsayacak şekilde toplu faaliyetlerin (yemek, mevlit vb.) yapılabileceği bir sosyal tesis talebi vardır. Köy içi yolların ve tarlalara giden yolların greyder ile düzeltilmesi istenmektedir. Yaptığımız çalışmanın sonuçları bunlardır. Son cümlemizi tekrar ediyoruz: Odunpazarı kırsalında yaşam vardır ve bu yaşamın insanları destek, ilgi ve anlayış beklemektedir. Aldığımız notları, tespitleri ve beklentileri her kurum nezdinde özellikle takip edeceğimizi beyan ediyor; katılımınız ve insanlarımızın sesine ses olduğunuz için teşekkür ediyoruz.”

Madencilik, Afyonkarahisar Ekonomisinin Omurgasıdır Haber

Madencilik, Afyonkarahisar Ekonomisinin Omurgasıdır

Cumhuriyet Halk Partisi Afyon İl Başkanlığı’nın; “Afyon’un Toprağı, Suyu ve Geleceği Madenciliğe Kurban Edilemez” çıkışına Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu sert tepki gösterdi. Ekonomik açıdan öne çıkan ülkelerin gelişimleri incelendiğinde hepsinin madenlerini etkin bir şekilde ekonomiye kazandırarak ekonomik refahlarını artırdıklarının görüldüğüne dikkati çeken Alimoğlu, “Afyonkarahisar’ın geleceği yalnızca sloganlarla korunamaz. Bu şehir, üretmeden, çalışmadan, ihracat yapmadan ayakta kalamaz. Madencilik, Afyonkarahisar ekonomisinin omurgalarından biridir. Bugün bu sektörü hedef tahtasına koymak, binlerce emekçinin ekmeğini tartışmaya açmak anlamına gelir. Buna sessiz kalmamız mümkün değildir” diye konuştu. Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre Afyonkarahisar’ın 2025 yılında ihracatını yüzde 25’lik artışla 341 milyon dolardan 428 milyon dolara çıkardığına dikkati çeken Alimoğlu şöyle devam etti: “Afyonkarahisar’dan yapılan ihracatta madencilik sektörü 284 milyon dolarlık dilimle temsil edildi. Madencilik sektörü Afyonkarahisar’dan yapılan her 3 dolar ihracatın 2 dolarına imza attı. Ticaret Bakanlığı faaliyet illeri istatistiğine göre Afyonkarahisar’ın ihracatı 834 milyon dolara ulaştı. Bu tutarın yüzde 66’sı ise 550 milyon dolara ulaşıyor. İhracat yanında istihdamda da madencilik sektörü Afyon’a büyük katkı sağlıyor. Bugün bu sektörü hedef tahtasına koymak, binlerce emekçinin ekmeğini tartışmaya açmak anlamına gelir. Buna sessiz kalmamız mümkün değildir.” Ege Maden İhracatçıları Birliği’nin 2025 yılında ihracat gerçekleştiren üyeleri arasında Afyon’dan 367 firmanın yer aldığını da aktaran Alimoğlu, “EMİB üyeleri arasında Afyonlu ihracatçılarımız en büyük temsiliyeti oluşturuyor. İkinci sırada 249 firmayla İzmirli firmalar, üçüncü sırada 143 firmayla Muğlalı firmalar yer alıyor” dedi. “Afyon’un toprağı ve suyu madenciliğe kurban ediliyor” iddiasının kabul edileme olduğunu savunan Alimoğlu şöyle devam etti: “Kimse Afyonkarahisar’ın toprağını, suyunu, yaşam alanlarını feda etmeyi savunmuyor. Ama madenciliği otomatik olarak “yıkım” ile eşitlemek, gerçekle bağdaşmayan ideolojik bir yaklaşımdır. Bugün dünyada refah üreten ülkelerin tamamı, yeraltı kaynaklarını işleyerek, katma değer yaratarak ekonomiye kazandırmaktadır. Madencilik yapmayan değil, madenciliği yönetemeyen ülkeler kaybeder.” Çevre ve madenciliğin bir arada yürütülebileceğinin altını çizen Alimoğlu, “Türkiye’nin meselesi “çevre mi, madencilik mi” ikilemi değildir. Türkiye’nin ihtiyacı; akılcı planlama, doğru alan seçimi ve sıkı denetimdir. Çevreyi ve tarımı tabii ki kutsamalıyız ama madenciliği şeytanlaştıran bir üslup ülkeye fayda sağlamaz. Ülkemizde ÇED süreçleri ciddiyetle ele alınmaktadır. Madencilik sektörü olarak 8 bakanlıktan izinler alarak faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. ÇED’i yatırımın önüne konmuş mutlak bir veto mekanizmasına dönüştürme niyeti büyük bir yanlıştır. Çevre korunmalıdır ama üretimi de çevreye duyarlı bir şekilde sürdürmeliyiz. Bu noktada Bilim, veri ve denetim konuşulmalı; korku siyaseti değil” dedi. Türkiye’nin yeraltı kaynakları açısından zengin bir ülke olduğuna vurgu yapan Alimoğlu, “Bu kaynakları kullanmayıp ithalatla cari açık büyüten bir model sürdürülebilir olmaz. Gelişmiş ülkeler yeraltı zenginliklerini ham olarak değil, işleyerek refah üretmiştir. Türkiye de bunu yapmak zorundadır. Afyonkarahisar bu dönüşümün merkezlerinden biridir. Afyonkarahisar ne sahipsizdir ne de göz göre göre yoksullaştırılacak bir şehir. Doğayı korumak kadar emeği, üretimi ve istihdamı korumak da sorumluluktur. Bizim savunduğumuz; çevreye duyarlı, kayıtlı ve ülke ekonomisine katkı sağlayan madenciliktir. Afyonkarahisar’ın geleceği, yasaklarla değil; akılla, planlamayla ve üretimle güvence altına alınır” diyerek sözlerini noktaladı.

Büyük ve Organize Bir Saldırıyla Karşı Karşıyayız! Haber

Büyük ve Organize Bir Saldırıyla Karşı Karşıyayız!

İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanlığı tarafından Eskişehir’in farklı noktalarında devam eden siyanürlü altın arama faaliyetleri ve madencilik ile ilgili olarak bir basın toplantısı düzenlendi. İYİ Parti Odunpazarı İlçe binasında düzenlenen ve İlçe Yöneticilerinin de katılım sağladığı basın toplantısında konuşan İlçe Başkanı Gürol Yer şu ifadeleri kullandı; "Güncel yaşam, gündem ve gelişmeleri detayla takip ettiğimiz bir durumdayız. Dünya çalkantılar içinde ülkemiz sürpriz olmayan, beklenen, tahmin edilen süreçleri yaşarken, esas olan esas konuşulması, dikkate alınması gereken dert, tasa, sorun ve gelişmeler perdelenirken, şehrimiz de de ülkemizle aynı paralel, dekoratif gelişmeleri net bir şekilde görmekteyiz. Eskişehir gündeminde uzun süredir olan ve kamuoyunun, çevre duyarlı yurttaşların, oluşum ile sivil insiyatifin, fikri,fiziki,hukuki mücadelesini verdikleri, geleceğimizin yok edilmesinin yolunu açacak, siyasi iktidarın Jet maden kanunu ve şehrimizi, bizi bizzat ilgilendiren siyanür ile altın arama işlemi projeleri konusunda tespit, yorumlarımızı vasıtanızla paylaşmak istiyoruz. Eskişehir’de öncesi Cumhuriyet dönemine dayanan, şehir insanının anlayış ve algısının yüksek olması sebebiyle bir çevre sahiplenme kültürü bilinci çok net mevcuttur. 1937 yılında Cumhuriyet döneminin ilk bilinçli ve birleşik çevre eylemi Mihallıcçık Bölgesinde Çatacık’ta Alman, Macar, Fransız ve Yerli ortakla kapitülasyonlar sebebiyle kurulan bir kereste şirketinin Milli varlığımız ormanlara zarar vermesi ve tahribat yapmasına civar köylülerin tepkisini Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e duyurup Gazi’nin bu çağrıya duyarlılık gösterip hasta yatağından kalkıp bölgeye gelmesi 11 köy muhtarının ve halkın taleplerini dinleyip konuyu yerinde tespit ile fabrikanın kapatılması ve işleyişin iptal edilmesi talimatını vermesi hadise’nin millet iradesi yönünde tecelli etmesi tarihsel olarak önümüzde durmaktadır. Bakın bugün o ormanlar devasa olarak ayaktadır, doğa aynı haliyle mevcuttur ve örnek bölgelerden biridir. Niye biliyormusunuz. Bilinç, ferasat ve devlet adamlığı ile liderliğin gereği yapıldığı içindir… Bugünlere geri dönecek olur isek. Eskişehir'in madencilik nazarında özel bir durumu var. İl yüzölçümü baz alındığında maden işletme izinli alanlar yüzde 15.5 ile Eskişehir Türkiye’de oran olarak en büyük alanda maden işletmesi izni verilen şehirdir. Bu durum bizi, sizi, şehir mensubu, duyar sahibi her bireyi konuya sorumlu yapmaktadır. Malumu üzere ülke gündemine bir anda bir jet maden kanunu geliverdi. İktidar mensubu olan 3 madenci milletvekilinin öncülüğünde. Öncesinde meşhur beşli ekipten 1 firmanın resmi muhataplarına yazdığı ve iktidarı tehtit ettiği ortaya çıkan mektubun olduğu anlaşılan maden yasası önerisi tüm itiraz ve engellemelere rağmen meclis ilgili komisyonundan geçerek genel kurula bu hafta görüşülmek üzere yıldırım hızıyla sıraya alınmıştır. İçeriğinde tüm yasal zeminin çoğu noktasının es geçildiği, her türlü itirazın görmezden gelineceği, tamamen sermayeye yol açmak ve ön alma olan yasa, İktidar ve küçük ortağı tarafından aldığı her türlü tepkiye rağmen ısrarla hızla çıkartılmak istenmektedir. Ülke genelinde konuya duyarlı oluşumların hareketliliği ve duyulup, engellenmesi yönündeki faaliyetleri devam etmekte olup 23 Haziran 2025 Salı günü TBMM önünde ülkenin her yanından gelen çevre duyarlıları yasaya itiraz için ses verip ses yükseltecekler bunuda buradan duyuralım istedik. Eskişehir yerelinde ise maden ve madencilik konusu tamamen gerçekten olumsuzluk boyutuna gelmektedir. Az olan elde kalan orman, tabiat, yeşilimiz, suyumuz maalesef son süreçte ve siyasi iktidarın ısrarıyla bitirilmek, yok edilmek ve maden şirketleri ile meşhur ve bir türlü doymak bilmeyen beşi bir yerdelerden birine ısrarla peşkeş çekilmek istenmektedir. Eskişehir bileşenleri, duyarlı insanları, kurum ve oluşumları bu noktada direnç ve direnişlere devam etmektedir. Mücadele Ölürüm Türkiyemli yerli ve milli söylemli çevre tabiat yok edici anlayışa karşı Eğilmez başın gibi diyen Vatan Millet Toprak sevdalılarının düzleminde devam etmektedir. Alpagut-Atalan-Mihalgazi-Sarıcakaya bölgesi Eskişehir'de ki büyük dokuz mahalle genişliğinden büyük 18.4 kilometre kare bir alanda Sakarya nehri, Yoğun orman alanları, Su kaynakları, Gıda üretim, Aktif hayvancılık yapılan bölge altın uğruna talan edilecektir. Buradan çıkacak altının ülkemizin kurtuluşu olarak lanse edilmesi bölge insanlarını bilinçsizleştirme çalışmaları, isimsiz buroşürlerin şehir merkezinde hızlı ve organize bir şekilde dağıtılması ve daha birçok nahoş duyulan durumlar ile Eskişehir hedefe konulmuş. Kesinlikle bu proje yapılacak tavrı ve yerli iş birliği sağlanan etkenler ile şehir olarak gerçekten büyük ve organize bir saldırıyla karşı karşıyayız. Dün Kapitülasyon şirketleri bugün beşli yapı şirketleri, dün ülkenin talan edilmesi durumu, bu gün çocuklarımızın geleceğinin çalınması durumu değişen hiçbir şey yok. Dün geçek bir liderin ferasetiyle müdahale edilen ve Millete iade edilen bir doğa Bugün ise meclis komisyonlarında sermayeye yol amak için verilen can siparane ve yıldırım hızında çalışmalara şahit oluyoruz. Takdir Yüce Türk Milletinin diyoruz. Eskişehir ruhu, kimliği ve hafızası teslim olmaz, teslim alınamaz. Sebeple dün Alpu ovası, Sevinç köyü nasıl savunuldu, sahip çıkıldıysa bugün Alpagut - Atalan - Mihalgazi - Sarıcakaya savunulmaya yerli işbirlikçilere ve ranttan beslenenlere rağmen devam edilecektir. Bu şehirin yaşam alanlarının maden adı altında talan edilmesine, tabiatın bozulmasına izin verilmeyecektir. İnsanlar siyanürle, kömür tozuyla doğa tahribatı ve daraltılmış alanlara mahkum ettirilmeyecektir diyoruz. Bu şehirin genetiği aydındır. Bakar, okur,anlar düşünür, değerlendirir ve karşı gelir, Doğruyu bulur. Bu durum dün böyleydi, bugün böyle, yarında böyle olacaktır. Bu topraklar bize Atalarımızın mirası, gelecek nesillerin emanetidir. Biz İYİ Partililer bu topraklara ihanet edenlerin değil. Savunanların, Sahip çıkanların tarafındayız. İYİ Parti olarak sesleniyoruz. Değerli Hemşehrilerimiz Yalandan Ölürüm Türkiyem diyenlerin değil, Eğilmez başın gibi diyenlerin tarafı senin geleceğindir. Saygı, Sevgi ve Muhabbetlerimizi sunuyor. Bu mücadelenin her evresinde olacağımızı beyan ediyoruz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.