SON DAKİKA
Hava Durumu

#Maaş Zammı

Porsuk Haber Ajansı - Maaş Zammı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Maaş Zammı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Enflasyon Düştü, Yurttaş Çöktü! Haber

Enflasyon Düştü, Yurttaş Çöktü!

Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politika Kurulu Başkanı, Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, Aralık ayında yüzde 0,89 olarak açıklanan enflasyon verisini değerlendirdi. Taşcıer, resmî verilere göre enflasyonun teknik olarak gerilediğinin söylendiğini ancak yurttaşın mutfağında hayat pahalılığının hız kesmeden devam ettiğini belirterek, “TÜİK’te bolluk var, sofrada yokluk var. Enflasyon kâğıt üzerinde düşüyor ama yurttaşın alım gücü çöküyor” dedi. Temel tüketim harcamalarının bir yılda sert biçimde arttığına dikkat çeken Taşcıer, market harcamalarının 2024 sonunda 5.343 lirayken 2025 sonunda 6.821 liraya yükseldiğini, gıda fiyatlarında yüzde 30’un üzerinde artışlar yaşandığını vurguladı. Buna karşın Kasım–Aralık döneminde market harcamaları artarken enflasyonun yüzde 1’in altında açıklanmasının, verilerle günlük hayat arasındaki kopuşu gösterdiğini ifade etti. Sorunun enflasyon oranlarından çok bölüşüm adaleti olduğunu belirten Taşcıer, ücret ve emekli aylıklarının hayat pahalılığı karşısında hızla eridiğini söyledi. Asgari ücrette yapılan artışlara rağmen alım gücünün gerilediğini belirten Taşcıer, “2024’te asgari ücretle 38 kilo dana eti alınabilirken, bugün bu miktar 32 kiloya düştü. Ücretler artıyor ama refah artmıyor” değerlendirmesinde bulundu. Emeklilerin durumunun çok daha ağır olduğuna işaret eden Taşcıer, en düşük emekli aylığının yoksulluk sınırının yüzde 81 altında kaldığını, emekli aylıklarının altın karşısında reel olarak yaklaşık yüzde 50 değer kaybettiğini söyledi. Taşcıer açıklamasında, “Ekonomi sadece tablolarla değil, yurttaşın yaşam koşullarıyla ölçülür. Ücretleri ve emekli aylıklarını baskılayarak enflasyon düşürülmez; yoksulluk kalıcı hâle getirilir” dedi. Cumhuriyet Halk Partisi’nin çözümünün, ücretleri ve sosyal güvenliği merkeze alan adil bir bölüşüm politikası olduğunu vurgulayan Taşcıer, “Refah bir ayrıcalık değil haktır. Ücretlerin kâğıt üzerinde değil, sofrada ve yaşamda karşılık bulduğu bir düzeni kurmak mümkündür” ifadelerini kullandı. Taşcıer yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "2025 yılının son enflasyon verileri, Türkiye’de uzun süredir yaşanan temel çelişkiyi bir kez daha teyit etmektedir. Resmi istatistiklere göre enflasyon aylık %0,89 artarken, yıllık enflasyon %30,89 oldu. TÜİK’in hayalflasyon oranlarında teknik bir gerileme yaşanırken, hanehalklarının karşı karşıya olduğu hayat pahalılığı ve gelir kaybı artarak sürmektedir. Bu durum, enflasyonla mücadelenin rakamsal bir başarı anlatısına indirgenmesi ile toplumsal refah arasındaki kopuşun derinleştiğini göstermektedir. İktidarın enflasyonla mücadeleyi oranlara odaklanan dar bir çerçevede ele alması, meselenin özünü perdelemektedir. Enflasyon fiyat artış hızından ibaret bir teknik gösterge değildir; ücretlerin, emekli aylıklarının ve sosyal transferlerin bu fiyat artışları karşısındaki konumuyla birlikte değerlendirilmesi gereken toplumsal bir olgudur. Bugün Türkiye’de yaşanan sorun, ölçülen enflasyon ile emekçilerin gündelik yaşamda deneyimlediği geçim maliyeti arasındaki makasın hızla açılmasıdır. Resmî veriler üzerinden kurulan “düşüş” anlatısına karşın, temel tüketim harcamaları istikrarlı biçimde artmaktadır. Aynı hanehalkı için 2024 sonunda 5.343 lira olan market harcaması, 2025 sonunda 6.821 liraya yükselmiştir. Süt ve süt ürünleri, et-tavuk-yumurta ve meyve fiyatlarında bir yıl içinde yüzde 30’un üzerinde artışlar yaşanmıştır. Mevsimsel etkilerle geçici gerilemeler gösteren bazı ürün grupları ise genel eğilimi değiştirmemektedir. Bununla birlikte Kasım-Aralık 2025 döneminde market harcamalarının yüzde 5 artmasına rağmen enflasyonun yüzde 1’in altında açıklanması, verilerle günlük hayat arasındaki uyumsuzluğu açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu tablo, Türkiye’de yaygın ve süreklilik kazanmış bir alım gücü erozyonuna işaret etmektedir. Ücretlerin nominal olarak artırıldığı, ancak yaşam maliyetlerinin çok daha hızlı yükseldiği bir ekonomide, ücret artışlarının toplumsal refah üretmesi mümkün değildir. Bu nedenle sorun esas olarak bir bölüşüm krizi sorunudur. Nitekim 2024-2025 Aralık ayları arasında açlık sınırı 9 bin lira, yoksulluk sınırı yaklaşık 30 bin lira, yaşam maliyeti ise 11 bin 758 lira artmıştır. Buna karşılık asgari ücretteki nominal artış 5 bin 935 lirada kalmıştır. Zorunlu harcamaların yüzde 43 arttığı bir dönemde ücret artışlarının bu düzeyde kalması, reel gelir kaybını kaçınılmaz kılmaktadır. Somut göstergeler bu durumu net biçimde ortaya koymaktadır. 2024 sonunda asgari ücretle 38 kilogram dana eti alınabilirken, 2025 sonunda yapılan yüzde 27’lik artışa rağmen bu miktar 32 kilograma gerilemiştir. Ücretlerin artmasına karşın alım gücünün yüzde 14 düşmesi, Türkiye ekonomisinin temel yapısal sorunlarından biridir. Benzer bir tablo memur ve memur emeklileri açısından da geçerlidir. Toplu sözleşme sistemi, ücretleri önden ve yaşam maliyetini esas alarak artırmak yerine, gerçekleşmiş enflasyonun gerisinden telafi etmeye dayalı bir yapıya dönüşmüştür. Bu nedenle yapılan artışlar refah üretmemekte, yalnızca kaybın hızını sınırlamaktadır. Memur çalışarak, fakirleşmektedir. Emekliler açısından ise durum daha ağırdır. En düşük emekli aylığı yaklaşık 18.900 lira düzeyinde kalacaktır. Bu tutar, aynı evde yaşayan iki emeklinin, aylıklarıyla 39 bin lirayı aşan yaşam maliyetini karşılamaktan uzaktır. Aynı hanede yaşayan iki emeklinin toplam aylık geliri, açlık sınırının yalnızca yüzde 24 üzerindedir. Buna karşın emekliler yoksulluk sınırının belirgin biçimde altına itilmiştir. Bugün en düşük emekli aylığı yoksulluk sınırının yüzde 81 altında kalmıştır. Alım gücündeki erime, altın gibi evrensel bir değer ölçüsü üzerinden bakıldığında daha çarpıcı hale gelmektedir. 2025 yılının başında emekli aylığı ile yaklaşık 6 gram altın alabilen bir emekli, 2026 yılında yapılması öngörülen yüzde 12’lik artışa rağmen ancak 3 gram altın alabilecektir. Bu durum, emekli aylıklarının reel olarak yaklaşık yüzde 50 oranında değer kaybettiğini göstermektedir. Bu veriler, Türkiye’de çalışarak da emekli olarak da yoksullaşmanın sistematik bir nitelik kazandığını göstermektedir. Geliri olan ama güvencesi olmayan, bordrosu olan ama refahı olmayan milyonlarca insan vardır. Barınma, beslenme ve enerji gibi temel ihtiyaçlar dahi geniş kesimler için erişilebilir olmaktan çıkmaktadır. Ekonomi, yalnızca bilanço göstergeleriyle değil; yaşam koşullarıyla değerlendirilmelidir. Fiyat istikrarı ile gelir istikrarı birlikte sağlanmadığı sürece toplumsal refah üretilemez. Enflasyonu düşürme adına ücretleri ve emekli aylıklarını baskılayan her politika, yoksulluğu kalıcılaştırır. Cumhuriyet Halk Partisi, bu tablonun kaynağını doğru tespit etmekte ve çözümün de ücretleri, sosyal güvenliği ve adil bölüşümü merkeze alan bir yaklaşımda olduğunu savunmaktadır. Emek sınıfı acı reçeteye mahkûm değildir. Kemer sıkma politikası yerine ücretlerin insanca yaşamı güvence altına aldığı, her yurttaşın emeğinin karşılığını alabildiği bir ekonomik düzen ile düzlüğe çıkmak mümkündür. Refah bir ayrıcalık değil haktır; insanca yaşam da iktidarın vatandaşına bir lütfu olmadığı gibi kamusal bir sorumluluktur. Bu nedenle emeğin üstünlüğünü temel değer kabul eden bir yaklaşımla; her yurttaşın güvenceli bir işte çalışabildiği, gelirinin hayat pahalılığı karşısında erimediği bir düzen için ücret politikalarını, yalnızca nominal artışa değil, gerçek alım gücünü koruyan ve artıran bir zemine oturtmak gereklidir. Yurttaşlarımızın temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı bir ücret düzeni kabul etmiyoruz. Fiyat istikrarının sağlanmasını, enflasyonun kalıcı biçimde düşürülmesini ve hayat pahalılığının ortadan kaldırılmasını, emek gelirlerini korumanın vazgeçilmez koşulu olarak görüyoruz. Gelir adaletini ve adil bölüşümü merkeze alan politikalarla, alım gücündeki erimeyi kalıcı biçimde durduracağız. Güçlü bir sosyal devlet, hak temelli gelir güvencesi ve emeğin hakkını koruyan bir kalkınma modeliyle; ücret artışlarının kâğıt üzerinde kalmadığı, emekçinin sofrasına ve yaşamına gerçek refah olarak yansıdığı bir düzeni kurma kararlılığındayız."

Yapılan Zam, Gerçeklerle Bağdaşmıyor! Haber

Yapılan Zam, Gerçeklerle Bağdaşmıyor!

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan açıklanan haziran ayı enflasyonunun ardından memur ve emekliye verilecek olan maaş zamlarını eleştirdi. İl Başkanı Ulucan yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Değerli Eskişehirliler, kıymetli dava arkadaşlarım ve basınımızın güzide temsilcileri; Milletimizin fedakâr evlatları, kamu kurumlarımızın işleyişinde devletimizi temsil eden memurlarımız ve onların emeklileri, yıllarca bu devlete hizmet etmiş, ülkemizin her karış toprağında alın teri dökmüşlerdir. Ancak Temmuz 2025 itibarıyla açıklanan maaş zammı, ne hayat pahalılığına çare olmuş ne de adalet duygusunu tatmin etmiştir. En temel gıda maddelerine, kiralara, ulaşıma ve enerjiye gelen yüksek oranlı zamlar karşısında, memur ve emekli maaşlarına yapılan bu düzenleme yetersizdir, adaletsizdir ve vicdanları yaralamaktadır. Bu durum, aynı zamanda sosyal devlet ilkesine de açık bir aykırılık teşkil etmektedir. Bu nasıl adalet? Devlet alacaklarını %45 artırıyor, Doğalgaz %25 zamlanıyor, Kiralar %45 artıyor… Ama sıra emekliye, memura gelince %15,57 ile yetinin deniyor! Bu sadece bir maaş düzenlemesi değil; bu bir adalet testi, bir vicdan sınavıdır! Bugün Eskişehir’in sokaklarında, pazarlarında, eczanelerinde, doğalgaz faturasına bakan bir emeklinin yüz ifadesi her şeyi o kadar net anlatıyor ki, “Bu parayla nasıl geçineceğim?” sorusu artık emekliliğin değil, hayatta kalmanın sorusu haline geldi. Bir öğretmen emeklisi torununa harçlık verememekten, bir hemşire ay sonunu getirememekten, bir memur, çocuğunun okul masrafını karşılayamamaktan dolayı mahcup oluyor. Ve bu insanlar sadece daha insanca yaşamak istiyor. Sadaka değil, lütuf değil… Hakkını istiyor! Biz İYİ Parti olarak, bu haklı taleplerinin yanındayız. Geliri, gideri karşılamayan bir düzene razı değiliz. Enflasyonun altında ezilen maaşlara, vicdanı olan adaleti esas alan,önceliği Aziz milletimiz olan hiçbir yönetim sessiz kalamaz. Bugün yapılan bu zam, gerçeklerle bağdaşmıyor. Hayat pahalı, maaşlar yetersiz, halk çaresiz… Gerçeklerlerden uzak yandaş medyanın güzellemelerine artık vatandaş inanmıyor, milletimiz bu ekonomik burhanda kaynamayan tenceresine bakıyor. Her gün eriyen adalet düzenini görüyor… Bu yüzden mücadelemiz sürecek. Adil, şeffaf ve insanca bir yaşam için sesimizi Eskişehir’den Türkiye’nin dört bir yanına duyurmaya devam edeceğiz."

Bize Bayramı Zehir Edenlerin Bayramı da Bayram Gibi Olmasın! Haber

Bize Bayramı Zehir Edenlerin Bayramı da Bayram Gibi Olmasın!

Türkiye Emekliler Derneği Eskişehir Şube Başkanı Muhsin Dilbaz açıklanan Mayıs ayı enflasyon rakamlarının ardından maaş zamlarını ve yaklaşan Kurban Bayramını değerlendirdi. TÜED Eskişehir Şube Başkanı Muhsin Dilbaz düzenlediği basın toplantısında şu ifadelere yer verdi; "Değerli Basın, TÜİK Mayıs ayı Enflasyon rakamını açıkladı. Buna göre enflasyon aylık bazda yüzde 1,53 olurken, yıllık bazda ise yüzde 35,41 olarak kaydedildi. Emeklinin alacağı enflasyon farkı toplam 15,09. 14.459 TL ye bu farkı verseniz maaşı 16.640 TL yapar. Asgari ücretin yanına yaklaşamaz. Açlık sınırının yarısı kadar. Haziran ayında da çok komik bir rakam ilan ederek emekliye neredeyse hiç fark vermeyeceksiniz. Bu bir şaka demiştik daha önce, ama şaka olmaktan öte bir şey. Zulüm bu, yok etme planı bu. Emekli zaten yaşama tutunmaya çalışıyor. Yaşama biz emekli olmadan daha kolay idare ederiz bu ülkeyi diyorlar. Bir an önce mezarımızı kazmak istiyorlar. İşin aslı böyle değil farkında değiller. Vergiyi emekliden, çalışandan, memurdan alıyorlar. Esnaftan KDV, muhtasar alıyorlar. İşveren den gelir vergisi alıyorlar. Artık alamıyorlar her kesim tükendi. İşveren konkordato ilan ediyor, esnaf kepenk kapatıyor. İşçi memur en alt seviyede maaş alıyor. Emekli artık yaşamıyor. Kimden ne alacaksınız? Bayram geldi. Emekli çarşı, pazarın yerini unuttu. Esnaf bir şey satamamanın endişesini yaşıyor. Bu nasıl Bayram. İkramiye diye 4.000 TL onu da son güne bıraktılar. 4.000 TL ile ne alınabilir, ne yapılabilir ki? Bu Bayram Kurban bayramı, Etin kilosu 1.000 TL. Et almak hayal oldu kurbanı unuttuk. Sebzenin rakamı 50, 60, 70 TL. Her gün zam geliyor, etiketler yenileniyor. Bir çok şeyi hafızamızdan sildik. Biz çocuklarımıza, torunlarımıza üzülüyoruz onların geleceğini yok ettik Bizi bu hale düşürenler hiç utanmıyor. Belki de keyif alıyorlar. Bize bayramı zehir edenlerin Bayramı da Bayram gibi olmasın."

İşçinin Alım Gücü Hızla Düşüyor! Haber

İşçinin Alım Gücü Hızla Düşüyor!

Belediye - İş Sendikası Eskişehir Şube Başkanı Kemal Azak TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamları ile emekli ve memur maaş zamlarını değerlendirdi. Belediye - İş Eskişehir Şube Başkanı Azak yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "TÜİK aralık ayı enflasyonunu yüzde 1,03 olarak belirlemiştir.  Bu rakam sayesinde, bir önceki ay yüzde 47,09 olan resmi yıllık enflasyon, yüzde 44,38 inmiş gibi gösterilmiştir. Açıklanan enflasyon oranlarının kabul edilebilir bir yanı yoktur. Yaşanan enflasyon ile açıklanan enflasyon arasında uçurum vardır. İşçinin alım gücü hızla düşmektedir. Ülkemizde gelir adaleti hızla bozulmaktadır. Gerçek enflasyon oranları açıklanmazsa bu eşitsizlik daha da artacaktır. Enflasyonun yükselmesinde hiçbir sorumluluğu olmayan işçilerin enflasyonu düşürmek için de fedakârlık etmesi beklenmemelidir. İşçiler enflasyonun nedeni değil, mağdurudur. Enflasyonun bir an önce gerçek seviyesinde açıklanması için gerekli adımlar atılmalıdır. ÇOK KAZANANDAN ÇOK AZ KAZANANDAN AZ VERGİ ALINMALI Ülkemizde gelir vergisi adaletini sağlamak için vergi sisteminde en kısa sürede düzenleme yapılması gerekmektedir Bu ülkenin sağladığı kaynakları kullanarak servet elde edenler, Topluma karşı sorumluluklarını yerine getirmeli ve kazançları oranında vergi ödemelidir. Çok kazanandan çok az kazanandan az vergi alınmalıdır. Gelir vergisi tarife basamakları ve oranları acil olarak güncellenmelidir. Geçmiş yıllarda yılın son aylarına kadar ikinci vergi dilimine girmeyen birçok işçi, günümüzde Mart ayında ikinci vergi dilimine girmektedir. Gelir vergisi tarifesi ilk basamağı, geçmiş yıllarda olduğu gibi, brüt asgari ücretin 12 katından az olmamalıdır. Gelir vergisi oranı bütün işçiler için yüzde 15’de sabitlenmelidir. İşçilerin sosyal haklarından vergi kesilmemelidir"

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.