SON DAKİKA
Hava Durumu

#Maaş

Porsuk Haber Ajansı - Maaş haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Maaş haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sarayın Sefalet Ücretini Kabul Etmiyoruz! Haber

Sarayın Sefalet Ücretini Kabul Etmiyoruz!

Devrimci Emekliler Sendikası Eskişehir Şubesi TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamları sonrası yapılan emekli maaş zamlarına yönelik tepkisini sürdürüyor. CHP Milletvekillerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde başlattığı emekliler için oturma eylemine destek veren ve Taşbaşı'nda bir basın açıklaması yapan Devrimci Emekliler Sendikası Eskişehir Şubesi'ne Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ve CHP İl Başkanı Talat Yalaz'da katılarak destek verdi. Basın açıklamasını yapan Hatice Kılıç şu ifadelere yer verdi; "Değerli Basın Emekçileri, Yıllarca Bu Ülkenin Tuğlasına Harç Koyan Emekli Kardeşlerimiz, Dostlar! Yeni bir yıla, yeni umutlarla girmek isterdik. Ancak 2026’nın ilk haftalarında gördük ki; takvim yaprakları değişse de iktidarın emekçiye, emekliye ve yoksul halka bakışı değişmemiştir. Bu coğrafyanın "Noel Babası" yine sadece zenginlerin bacasından girmiş; sermayeye, yandaşa ve patronlara hediye dağıtırken, halkın payına yine yoksulluk, yine sefalet düşmüştür. Açlık sınırının 30 bin TL’ye, yoksulluk sınırının 100 bin TL’ye dayandığı bir ülkede, bizlere dayatılan bu sefalet tablosuna sessiz kalmak, sadece kendimize değil, çocuklarımızın geleceğine ve bu halka ihanettir! "KAYNAK YOK" YALANI ARTIK TUTMUYOR! BU BİR TERCİHTİR, BU BİR SINIFSAL SALDIRIDIR! Bize yıllardır "Bütçede kaynak yok", "Kemer sıkın" masallarını anlatanlara sesleniyoruz: Yalan söylüyorsunuz! Kaynak var, ama bu kaynak emekliye değil, bir avuç ranta ve faiz lobisine akıtılıyor. Rakamlar ortadadır ve bu rakamlar iktidarın utanç vesikasıdır: 2026 Bütçesinden faiz lobisine ayrılan pay tam 2 Trilyon 742 Milyar TL (%14,5) iken; Bu ülkenin emektarı 16,5 milyon emeklinin aylığı ve sağlığı için ayrılan pay sadece 1 Trilyon 872 Milyar TL (%9,9)'dir! En düşük emekli aylığını Hazine desteğiyle 20 bin TL’ye tamamlamak için ayrılan kaynak ise sadece 69 Milyar TL’dir. Yani faiz lobisine aktardığınızın zekatı bile değildir! SERMAYEYE VERGİ AFFI, EMEKLİYE SEFALET ZAMMI! Hafızamız diri, öfkemiz tazedir. 2013-2025 yılları arasındaki 11 yılda; yandaş şirketlerin, sermaye gruplarının tam 8 Milyar 900 Milyon TL tutarındaki vergi borcunu ve cezasını bir kalemde sildiniz! Zengine gelince "Affettim" diyenler, iş emekliye gelince "Kasada para yok" diyemez! 15 OCAK GÜNÜ PLANLANAN "SADAKA TİYATROSUNU" REDDEDİYORUZ! AKP iktidarı, 15 Ocak 2026 Perşembe günü Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, emekliye reva gördüğü 1.062 TL’lik utanç zammını, bir "müjde" gibi sunmaya hazırlanmaktadır. Şimdiden ilan ediyoruz: Bu 1.062 TL’lik artış bir zam değil, emeklinin aklıyla alay etmektir! Meclis'te "Dediğim dedik, çaldığım düdük" anlayışıyla el kaldırıp indirecek vekillere sesleniyoruz: O elleriniz, milyonlarca emeklinin açlığına onay vermek için kalkacaktır! Bizler, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin, emekli aylıklarının sefalet ücretine dönüşmesine karşı Meclis'te başlattığı nöbet eylemini, Devrimci Emekliler Sendikası olarak tüm şubelerimizde destekliyor ve selamlıyoruz. Ancak sadece Meclis'te değil, sokakta da bu ateşi harlayacağız! BİZDEN ÇALINANLARI GERİ İSTİYORUZ! Sarayın iddia edilen günlük 58 milyon liralık harcaması, geçiş garantili köprüler, uçak inmeyen hayalet havalimanları, ballı ihaleler ve "Beşli Çete"lerin kursağına giden milyarlar halkın cebinde kalsa; bugün hiç kimse çöpten ekmek toplayacak hale gelmezdi. Çalışma Bakanı çıkmış, "Emekliye aylığını gününde ödüyoruz" diye övünüyor. Sayın Bakan! Biz sizden lütuf beklemiyoruz, sadaka istemiyoruz. Biz, yıllarca maaşımızdan peşin peşin kesilen primlerin, döktüğümüz alın terinin karşılığını istiyoruz. Halkın parasının halka dönmesini istiyoruz! En düşük emekli maaşına harçlık verir gibi 1.000 TL zam yaparak mutfaktaki bu yangını söndüremezsiniz. O yangın sizi de yakar! TALEPLERİMİZ NETTİR, PAZARLIĞA KAPALIDIR: En düşük emekli maaşı derhal asgari ücret seviyesine yükseltilmeli ve asgari ücret açlık sınırının altında olmamalıdır. Tüm emeklilere acilen, kayıplarını telafi edecek seyyanen zam yapılmalıdır. Aylık Bağlama Oranları ve katsayılar derhal 2008 öncesi sisteme döndürülmelidir. Sağlıkta "katkı payı" adı altında yapılan soygun durdurulmalı, sağlık tamamen ücretsiz olmalıdır. Bayram ikramiyeleri sembolik değil, en az bir asgari ücret tutarında olmalıdır. Evi olmayan kiracı emeklilere acilen kira ve yakacak yardımı bağlanmalıdır. Kısacası; emekliler, insan onuruna yakışır bir yaşam standardına kavuşmalıdır. Sevgili dostlar, mücadele arkadaşlarımız; Bizler bir kilo peynirin hesabını yaparken, "Size müze ve ören yerlerini bedava yaptık" diyerek bizimle dalga geçenlere hakkımızı helal etmiyoruz! Halkın bütçesini sermayeye peşkeş çekenlere hakkımıı helaletmiyoruz! Kamu adına görev yaparken, aldığı maaşın binlerce katı servet edinen, kaynağı belirsiz zenginleşen siyasilere ve bürokratlara hakkımızı helal etmiyoruz! Bizim gençlerimiz işsizlikten kırılırken, liyakatsiz yandaşlarını, 3-5 yerden maaşa bağlayanlara hakkımızı helaletmiyoruz! Sanmasınlar ki susacağız! Emekliyi, emekçiyi açlığa ve sefalete mahkûm eden bu kara düzene, AKP iktidarının yarattığı bu enkaz düzenine karşı, o "sürüngen kölelik" zincirlerini tek tek, halka halka kıracağız! "Elmanın sapı, üzümün çöpü" deme vakti geçmiştir. Gün; yan yana gelme, omuz omuza durma günüdür. Duymayan kulaklara, görmeyen gözlere emeklilerin üretimden gelen ve sokağa taşan gücünü göstermek zorundayız. Açlık, sefalet emeklinin kaderi değildir! Bu hesabı soracağız! Buradan ülkeyi yönetenlere net bir mesaj veriyoruz: Emeklinin sabrını acizlik sanmayın! Bizleri; köşesine çekilmiş, sesini çıkaramayan, üç kuruşa tamah edecek kitleler olarak görenler, tarihin en büyük yanılgısını yaşayacaklardır. Bu ülkenin her karışında emeği, her tuğlasında harcı olan bizler; hakkımız olanı lütuf gibi sunmanıza artık izin vermeyeceğiz. O masalarda hakkımızı teslim etmezseniz, biz o hakkı örgütlü gücümüzle, meydanlarda almasını biliriz! 15 Ocak’ta o Meclis’ten yine sefalet kararı çıkarsa, sanmayın ki susup evimize döneceğiz. Aksine, o meydanları emeklinin haklı öfkesiyle dolduracağız. Bu ses sadece bir uyarı değil, yaklaşan fırtınanın ayak sesleridir. Hodri meydan!"

Memuru Ezerek Enflasyonla Mücadele Yürütülmez Haber

Memuru Ezerek Enflasyonla Mücadele Yürütülmez

Memur Sen Eskişehir İl Temsilciliği tarafından 81 İlde eş zamanlı düzenlenen "Ücrette Dengesizlik, Gelirde Adaletsizlik, Kamuda Huzursuzluk Bitsin" konulu bir basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasını yapan Memur-Sen Eskişehir İl Temsilcisi İbrahim Akar şu ifadeleri kullandı: “Malumunuz, bugün 2026 yılının memurlar için ilk maaş günü. Bugün kamu görevlileri olarak, Memur-Sen ailesi olarak; ‘Ücrette Dengesizlik, Gelirde Adaletsizlik, Kamuda Huzursuzluk Bitsin’ diyerek Türkiye’nin 81 ilinde meydanlardayız. Kamu işvereni ve hakem; 7. ve 8. Dönem Toplu Sözleşmelerde memurlara reva gördüğü zam rakamlarıyla sadece memuru enflasyona ezdirmekle kalmadı, aynı zamanda kamu personeli arasındaki ücret dengesini de tamamen bozdu. Aynı ücret çarpıklığı 2023 yılında da yaşandı. Ancak Sayın Cumhurbaşkanımız o dönemde bu çarpıklığı gördü ve gereğini yaptı; en düşük memur maaşını en düşük işçi maaşının üzerine çıkardı. Şimdi sistem tekrar altüst oldu. Emeğimiz, memuriyet için okuduğumuz okullar, girdiğimiz sınavlar, döktüğümüz akıl teri yok sayıldı. Kamuda iş barışı ve huzurumuz bozuldu, memurlar olarak şevkimiz kırıldı. Aynı odada birlikte çalıştığımız, farklı statüde olan mesai arkadaşlarımızla aramızdaki uçurumu kapatmak yerine Maliye Bakanlığı, kamu işvereni ve ‘Kamu İşveren Hakem Heyeti’; gösterdikleri tutum ve verdikleri kararla adaletsizliği derinleştirmeyi tercih etti. Ücretlerdeki dengesizlik ve gelirdeki adaletsizlik artık görmezden gelinemez bir noktaya geldi. Bu aşamadan sonra kamuda yaşanan huzursuzluğu artık kimse ‘görmedim, duymadım, bilmiyorum’ diyemez. Bu çarpıklık derhal ve kalıcı olarak düzeltilmeli, kamuda iş barışı ve huzuru yeniden tesis edilmelidir. Bu yap-boz sisteminden artık vazgeçilmeli, iki yılda bir sistemi bozan anlayıştan dönülmelidir. Biz Memur-Sen olarak; ‘Kamudaki bu çarpıklık, parçacı düzenlemelerle değil ancak bütüncül bir düzenlemeyle düzeltilir,’ diyoruz. ‘Belirli kesimleri kapsayan, kamu görevlilerinin bütününün sesini duymayan ve beklentisini karşılamayan tekil düzenlemeler ancak çarpıklığı derinleştirir, hoşnutsuzluğu büyütür,’ diyoruz. ‘Memuru ezerek enflasyonla mücadele yürütülemez,’ diyoruz. Sebebi olmadığımız enflasyonun faturasının sabit gelirliler olarak bizlere çıkarılmasını asla kabul etmiyoruz. Maliye Bakanlığı bu adaletsiz anlayıştan, enflasyonla mücadelede sürdürülen bu çarpık yöntemden vazgeçmelidir. Adil paylaşım anlayışıyla hareket edilmeli, emeğin hakkı tastamam verilmelidir. Bunun için hem kamu personel sisteminde hem de sendika yasamızda köklü değişiklikler, reformlar yapılmalıdır. Ülkemizde birçok alanda reform yapıldığı halde, kamu personel sistemimizde günü kurtarmaya yönelik, bütünlüklü bakıştan yoksun düzenlemeler yapılmasının sistemi daha da içinden çıkılamaz hale getirmekten başka bir işe yaramadığı görülmelidir. Memur-Sen olarak artık ülkemizin gücünü yansıtan, Türkiye Yüzyılı’na yakışır bir personel reformu istiyoruz. Kariyer basamaklarının düzeltildiği, güvencenin arttığı, ücret skalasının görev, unvan ve sorumluluk merkezli yapılandırıldığı, farklı statüler arasındaki ücret dengesizliğinin giderildiği, görev aylığıyla emekli aylığı arasındaki uçurumun kapatıldığı bir kamu personel reformu için ‘Şimdi değilse ne zaman?’ diyoruz. Artık bahaneleri değil, gerçekleri konuşmak istiyoruz. Hükümetten personel sisteminde reform yapmasını, bu yılın memurların yılı olmasını bekliyoruz. 4688 sayılı Kanun, 8. Dönem Toplu Sözleşme ile artık ömrünü tamamlamıştır. 4688 sayılı Sendika Yasası topyekûn değiştirilmelidir. Bizler kamu görevlileri olarak, mali ve sosyal haklarımızı belirleyen mevcut toplu sözleşme sistemi ve hakem kuruluyla buraya kadar diyoruz. Sadece maliye politikalarının belirleyici olduğu bir toplu sözleşme masası istemiyoruz. Piyasa gerçeğini sorgulamaya bile cesareti olmayan hakem kuruluyla geleceğimizin belirlenmesini istemiyoruz. 4 milyondan fazla kamu görevlisinin, 2,5 milyondan fazla memur emeklisinin mali ve sosyal haklarının toplamda 1 aylık kısa bir süreye sıkıştırılıp oldubittiye getirilmesini istemiyoruz. Bu yüzden 7. Dönem Toplu Sözleşme’de hüküm altına alınan ‘yasanın yeniden düzenlenmesi için gerekli çalışmaların yapılması’ kararının uygulanmasını istiyoruz. Örgütlenme özgürlüğünden grev hakkına, dayanışma aidatından toplu sözleşme sistemine, hakem kurulundan sendikal güvencelere değin yepyeni bir sendika yasası için herkes elini taşın altına koymalı. Bu noktada kamu görevlilerinin sesi duyulmalı, beklentisi görülmeli, gereği yapılmalıdır. Altına imza attığımız ILO sözleşmeleri başta olmak üzere uluslararası sözleşmelerin gerektirdiği düzenlemeler iç hukukumuzda daha fazla gecikmeksizin gerçekleştirilmeli; adil bir pazarlık zeminine kavuşmak için evrensel sendikal hak ve özgürlükler benimsenmeli, ILO normlarında bir sendika yasası artık gecikmeksizin hayata geçirilmelidir. Malumunuz olduğu üzere; 7. Dönem Toplu Sözleşme’de beklenen enflasyon bile memura layık görülmemişti. 8. Dönem Toplu Sözleşme’de ise kayıplarımızın tazmin edilmesini beklerken işveren tarafı adaletsizlikte ısrar etti; hakem de bu adaletsizliği toplu sözleşme hükmü haline getirdi. Biz kamu görevlileri olarak, 81 ilde meydanlardan hükümete sesleniyoruz: Bu gidişata dur demenin, bu hatadan dönmenin, bu çarpıklığı düzeltmenin, gelirde adaleti sağlamanın sorumluluğu omuzlarınızdadır. Aksi takdirde bu çarpıklıkla geçen her gün kamu görevlileri için eziyet, kamu hizmet kalitesi için verimsizlik demek olacaktır. Ücretlerde dengesizliğin bitirilmesi, kamudaki huzurun sağlanması ancak emekliliğe yansıyacak şekilde bir refah payı verilmesiyle mümkündür. Bunun ötelenmesi sadece zaman kaybı değil; telafisi imkânsız sorunlara yol açmak, aynı zamanda sosyal maliyeti büyütmektir. Biz kamu görevlileri olarak; İmtiyaz değil, alın terimizin hakkını istiyoruz. Ayrıcalık değil, kamuda adalet istiyoruz. İşyerlerinde huzur istiyoruz, çalışma barışı geri gelsin istiyoruz. Biz hakkımızdan gayrısını istemiyoruz; memuru, işçisiyle kamuda çalışan herkesin hakkını tastamam almasını istiyoruz. Yaşasın hak, yaşasın emek, yaşasın adalet, yaşasın mücadele…”

Gürer: ''Bu Zulümden Vazgeçilsin, Sabit Saat Uygulaması Sona Erdirilsin'' Haber

Gürer: ''Bu Zulümden Vazgeçilsin, Sabit Saat Uygulaması Sona Erdirilsin''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında iki başlık altında iktidara eleştiriler yöneltti. Gürer, sabit saat uygulamasının toplum üzerinde yarattığı psikolojik, sosyal ve güvenlik risklerine dikkat çekerken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın açıklamalarına da rakamlar ve yasal düzenlemeler üzerinden yanıt verdi. “ÖĞRENCİLER, KADINLAR, ÇALIŞANLAR KARANLIKTA YOLLARA DÜŞÜYOR” Konuşmasına sabit saat uygulamasıyla başlayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, uygulamanın özellikle kış aylarında ciddi riskler yarattığını vurgulayarak şunları söyledi: “Öncelikle sabit saat uygulaması nedeniyle saat 8’den önce gün aydınlanmadığı için öğrencilerimiz de kadınlarımız da yollarda karanlıkta önemli ölçüde sorunlu, psikolojik olarak da etkilendikleri bir süreç yaşıyor.” Sabit saat uygulamasının yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda hayati riskler doğurduğunu belirten Ömer Fethi Gürer, don olaylarına ve trafik kazalarına dikkat çekerek, “Kış koşullarında bu sabit saat uygulamasının yarattığı önemli bir risk ve tehlike var. Sabah gün ağarmadığı için don olayları yollarda daha yüksek. Gün ışığıyla birlikte normalde bir çözülme olurdu, bundan da mahrum kalıyoruz. Çoğu bölgede trafik kazalarının bu sabit saat uygulamasıyla arttığı görülüyor,” diye konuştu. “BU UYGULAMA SADECE ENERJİ ŞİRKETLERİNE YARIYOR” Uygulamanın kamu yararı gözetilmeden sürdürüldüğünü ifade eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bu uygulama yalnızca enerji şirketlerinin kazançlarını artırıyor. Ne öğrenciyi, ne kadını, ne de insanların psikolojik durumunu dikkate alan bir anlayış var,” dedi. Kendi deneyimini de paylaşan Gürer, sabit saatin enerji tüketimini artırdığını belirterek şöyle konuştu: “Ben buraya Meclis’e sabah 7 buçuk gibi geliyorum, hava hâlâ karanlık. Odanın lambalarını yakıyorum. Böylece enerji şirketlerine biz de dolaylı katkıda bulunuyoruz. Ama bu katkı vatandaşın yaşamını iyileştirmek için kullanılmalı.” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sabit saat uygulamasının kaldırılması çağrısını yineleyerek, “Kalkıp ‘İTÜ’den rapor aldık’ dediler ama İTÜ’nün böyle bir biriminin dahi olmadığı ortaya çıktı. Bu zulümden vazgeçilsin. Sabit saat uygulaması sona erdirilsin,” şeklinde konuştu. “EMEKLİNİN, İŞÇİNİN YOKSULLUĞUNUN SORUMLUSU SİYASİ İKTİDARDIR” Basın toplantısının ikinci bölümünde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın açıklamalarına yanıt veren CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 24 yıllık AKP iktidarının sonuçlarına dikkat çekti: “Sayın Bakan ‘uzun vadeli politikalar yürütüyoruz’ diyor. 24 yıldır iktidardasınız. Bu uzun vadeli politikaların bugüne yansıması yokluk ve yoksulluktur. 2008 yılında emeklilerin aylık bağlama katsayısını yüzde 70’ten yüzde 30’a düşürmeseydiniz bugün en düşük emekli maaşı 40 bin lira olacaktı. Neyin şovundan bahsediyorsunuz?” “TAŞERON KALDIRILIYOR DENİRKEN TAŞERONUN TAŞERONU YARATILDI” Belediye şirket işçileri üzerinden yapılan eleştirilere de yanıt veren Ömer Fethi Gürer, 696 sayılı KHK’yı hatırlatarak, “Belediye şirket işçilerinin tayin hakkı yok, terfi hakkı yok. Ücret ve özlük haklarını daraltan siyasi iktidardır. Belediye şirketçiliğini CHP mi yarattı? Hayır. 696 sayılı KHK ile yaratıldı. Bu insanlar kendilerini kadroya alındı sandı ama norm kadroda değiller. Şirket kapatılırsa yarın hepsi dolaylı taşeron. Taşeronu kaldırıyorum derken taşeronun taşeronunu oluşturdunuz,” dedi. “HODRİ MEYDAN: TÜM TAŞERON İŞÇİLERİ KADROYA ALIN” AKP İktidarına açık çağrıda bulunan Ömer Fethi Gürer, Meclis’te reddedilen yasa tekliflerini hatırlatarak şöyle konuştu: “Taşeron modeli köleliktir. Tüm taşeron işçiler kamuya kadrolu alınsın dedik, teklifimiz reddedildi. Hodri meydan. Tüm taşerona kadro verin.” “YOKSULLUK TOPLUMSAL ÇÖKÜŞÜ DERİNLEŞTİRİYOR” Gürer yoksulluğun toplum üzerindeki etkilerine dikkat çekti. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bugün hastanelere gittiğinizde çalışanların önemli bir bölümü psikolojik ilaç kullanıyor. Aileler dağılıyor, mutsuzluk madde bağımlılığını besliyor. Bunların hepsi yokluğun ve yoksulluğun sonucu,” diye konuştu. AKP iktidara seslenen Gürer, sözlerini şu çağrıyla tamamladı: “24 yıl oldu. Daha ne kadar uzun vadeli politika yürüteceksiniz? Biraz halkın yaşadığı acıları görün. Sorunlara sahip çıkın, çözüm üretin.”

Sadaka Değil, Hakkımız Olanı İstiyoruz! Haber

Sadaka Değil, Hakkımız Olanı İstiyoruz!

CHP Milletvekillerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde emekli maaş zamları için başlattıkları oturma eylemine destek veren Tüm Emeklilerin Sendikası Eskişehir Şubesi eylemlerine devam ediyor. Tüm Emeklilerin Sendikası Eskişehir Şubesi adına Disiplin Kurulu Üyesi Neşet Palabıyık tarafından Hamamyolu Caddesinde yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi; "Her birimiz 25-30-35 hatta 40 yıl çalışarak emekli olduk. Vergilerimizi ve primlerimizi peşin peşin ödedik. Ülkemizin değerlerine değer kattık. Bunun karşılığında, anayasal hakkımız olan, insanca yaşama hakkımız var, bu hakkımızı istiyoruz. Başını sarayın çektiği Cumhur İttifakı her yıl, yandaşı olan şirketlerin milyonlarca vergilerini ve borçlarını siliyor. Buda yetmezmiş gibi, onları sürekli vergi iadeleri ile ödüllendiriyor. Biz emeklilere gelince bütçede para yok diyor. "Bütçe dengesi bozulur" safsatasıyla bir orta oyununu devreye sokuyor. Artık bu yalanlarınızla, biz emeklileri kandıramazsınız. Kendinize ve yandaşlarınıza gelince sürekli elinizden kepçe düşmüyor. Biz emekli, yetim, dul, engelli ve yaşlılık aylığı alanlara gelince de, hemen elinize çay kaşığını alıyorsunuz. Artık yeter.! Çalışarak ve üreterek, bu ülkenin artı değerlerini biz var ettik. Dilenci değiliz.! Sadaka değil, hakkımız olanı istiyoruz. Her ay açlık ve yoksulluk verileri açıklanıyor. İnsanca yaşanacak adaletli bir gelir dağılımı düzenlemesi istiyoruz. Cumhurbaşkanı, bakanlar, milletvekilleri ve üst bürokratların sadece maaş artışları farkı 100 bin liraya dayandı. AKP sözcüsü Abdullah Güler ise, en düşük emekli maaşını 20 bin lira yapmakla övünüyor. Bu artış, sadece kök maaşı 20 bin liranın altında olan, beş milyona yakın emeklileri kapsıyor. Buda; maaşları 20 bin liranın üzerinde olan emeklilerin maaşlarını, aşağıya indirmek demektir. Böylesi bir haksızlığı ve adaletsizliği kabul etmiyoruz. Maaşlarda yüzdelik artışlarla, kesinlikle adaletli gelir dağılımı sağlanamaz. Bu uygulama, en üst düzeyde maaş alanlarda yükseliş, altta ise açlık ve sefalete doğru inişi tetikler. Adaletli gelir dağılımı sağlamak çok kolay.! Derhal, en düşük emekli aylığı, en düşük memur maaşına eşitlenmeli ve ardından yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması için yasal düzenleme yapılmalıdır. İntibak düzenlenesi yapılmalıdır. Emeklilerin, toplu sözleşmeli sendika hakkı yasal güvence altına alınmalıdır. 5510 sayılı yasa iptal edilmeli ve yok edilen haklarımızı içerecek şekilde, yeniden düzenlenmelidir. Demokrasinin gereği olarak; Hak, Hukuk, Adaletin sağlandığı ve uygulandığı bir sürece, derhal geçilmelidir. Bu amaçla mecliste oturma eylemiyle, insanca yaşam haklarımız, taleplerimiz ve Demokratik Türkiye mücadelemize destek veren, milletvekillerine teşekkür ediyoruz. Onlarla omuz omuza olmaya devam edeceğiz. Tüm emeklileri, asgari ücretleri, yetim, dul, engelli ve yaşlılık aylığı alanları, birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz."

Tepebaşı Belediyesi'nde Sosyal Denge Sözleşmesi İmzalandı Haber

Tepebaşı Belediyesi'nde Sosyal Denge Sözleşmesi İmzalandı

Tepebaşı Belediyesi memur ve sözleşmeli personelini kapsayan Sosyal Denge Sözleşmesi, düzenlenen imza töreniyle hayata geçirildi. Tepebaşı Belediyesi Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen törende sözleşme, TÜM-BEL-SEN Eskişehir Şube Başkanı Gerçek Bilyaz İzgü ile Tepebaşı Belediye Başkan Yardımcısı Fikriye Güven Zaptiye arasında imzalandı. İmzalanan sözleşme kapsamında, 01 Ocak 2026 – 31 Aralık 2027 tarihleri arasında geçerli olmak üzere sosyal denge ödemeleri 120 puan üzerinden en üst sınırdan uygulanacak. Bu doğrultuda belediyede görev yapan memur ve sözleşmeli personele brüt 15.821,73 TL sosyal denge ödemesi yapılacak. Sözleşme, Tepebaşı Belediyesi bünyesinde görev yapan 346 memur ve sözleşmeli personeli kapsıyor. Çalışanlardan alkışlı destek Sözleşmenin imzalanmasının ardından salonda bulunan çalışanlar, alkışlarla memnuniyetlerini dile getirirken, emeği ve alın terini gözeten bu uygulamanın motivasyonu artıracağını ve iş barışına katkı sağlayacağını ifade etti. Tepebaşı Belediye Başkan Yardımcısı Fikriye Güven Zaptiye, törende yaptığı konuşmada, “Böylesine güzel bir vesileyle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Başkanımızın yıllardır benimsediği bakış açısını hepiniz biliyorsunuz. Personelimizin hak ettiği karşılığı alması için, gerek maddi gerek manevi anlamda her türlü değerin verilmesine her zaman önem verdi, bundan sonra da aynı anlayışla devam edilecek. Sosyal denge sözleşmesi yalnızca parasal bir düzenleme değildir; aynı zamanda çalışanın emeğine saygı duyan bir kurum kültürünün de ifadesidir. Tüm çalışma arkadaşlarımıza hayırlı olmasını diliyorum. Ülke olarak ekonomik açıdan zor bir dönemden geçiyoruz. Bu sözleşmenin, çalışanlarımız için bir nebze de olsa nefes almaya vesile olmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı. TÜM-BEL-SEN Eskişehir Şube Başkanı Gerçek Bilyaz İzgü ise, “Belediyemizde yasal sınır ve en üst sınır olan yüzde 120’den imzalıyoruz ve başkanlarımız bizi destekliyorlar. Biz de sendika olarak her alanda her türlü hakkımızı almak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” şeklinde konuştu. 2012 yılından bu yana kesintisiz olarak sürdürülen sosyal denge uygulamasının yeni dönemde de devam etmesiyle, Tepebaşı Belediyesi’nde emek ve insan odaklı çalışma anlayışının güçlenmesi hedefleniyor. İmzalanan sözleşmenin, çalışanların refahını artırmasının yanı sıra kurumsal dayanışmayı da pekiştirmesi bekleniyor.

KESK 14 Ocak’ta İş Bırakıyor Haber

KESK 14 Ocak’ta İş Bırakıyor

Kamu Emekçileri Sendikaları Federasyonu, TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamları ile yapılan maaş zamlarına tepki amacıyla 14 Ocak tarihinde iş bırakacak. KESK Eskişehir Şubeler Platformu adına, KESK Dönem Sözcüsü, SES Şube Eş Başkanı Umut Özge Yılmaz konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Mevcut iktidar sık sık “eski Türkiye devri bitti. Yeni Türkiye dönemine geçtik” diyor. Oysa bu ülkenin emeği ile geçinen tüm kesimleri gibi bizler de eski günlerimizi arar hale geldik. 5 Ocak’ta açıklanan TÜİK verilerine göre enflasyon farkı ve taban aylığına 1000 TL zam dâhil maaşlarımız ortalama %20 artacak. Ama hepimiz biliyoruz ki enflasyon farkı geçtiğimiz altı ayda yaşadığımız hayat pahalılığını “SÖZDE” telafi etmek için verilen bir fark. Üstelik TÜİK’in sanal verilerine göre, ki gerçek enflasyonun yarısı bile değil. Kamu emekçileri ve emeklileri olarak 2026’ya ortalama %12,5 maaş zammı ile başlıyoruz. Buna karşın 1 Ocak’tan itibaren toplu taşımadan, sağlıkta katılım paylarına, muayene ücretlerinden köprü ve otoyol geçiş ücretlerine bizim maaşlarımıza yapılan artışın en az iki katı kadar zam yapıldı. Ocaktan itibaren kiralar %35 artacak. Üstelik maaşlarımızdan kaynakta kesilen Gelir Vergisi, bir kez daha Yeniden Değerleme Oranının altında tutuldu. Yani maaş artışımız yine cebimize girmeden vergiye gidecek, buharlaşacak. Sevgili kamu emekçileri ve Eskişehir halkı; Söz konusu biz olunca kaynak yok diyorlar. Oysa bu ülkenin işçisine, asgari ücretlisine, emeklisine, kamu emekçisine insanca yaşam koşulları sunmak için yeterince kaynağı vardır. Ama bu kaynaklar çalışanlara, yoksullaştırılan halka değil bir avuç asalağa faiz, teşvik, hazine garantisi olarak aktarılıyor. Bizlerin gelirleri küçülürken; büyüyen sermaye, patronlar, yandaşlar oldu. Bir avuç azınlığın lehine olan bu gelir adaletsizliğini, biz “seçmedik”. Yıllardır yaşadığımız kayıpların telafisi için Maaşlarımıza Ocak ayından itibaren ek %20 artış yapılması, 2024 Temmuzdan itibaren hayata geçirilen “İlave seyyanen ödeneğin” taban maaşlarımıza yansıtılması, Tüm kamu emekçilerine 3600 ek gösterge verilmesi, ilave seyyanen ödenek tutarının mevcut emekli aylıklarına eklenmesi, mülakatın kaldırılması, Haziran ayına kadar 4688 sayılı yasa başta olmak üzere mevcut mevzuatın Grevli Toplu Pazarlık hakkımızın önündeki engellerin kaldırılması başta olmak üzere evrensel sendikal normlarla uyumlu hale getirilmesi, En geç Haziran ayı sonunda gerçek bir toplu pazarlık masası kurulması, En düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırı üzerine çıkarılması, kira, kreş ve yol desteği verilmesi, Talepleriyle 14 Ocak 2026 Çarşamba günü tüm yurtta üretimden gelen gücümüzü kullanacak, iş bırakacağız! Tüm kamu emekçilerini bizlere yoksulluk ve güvencesizlikten başka bir şey vaat etmeyenlere karşı omuz omuza vermeye, 14 Ocak Çarşamba günü hizmet üretiminden gelen gücümüzü kullanmaya, g(ö)reve çağırıyoruz."

CHP'li Karabat: "Emeklilik Sistemi Çöküyor!" Haber

CHP'li Karabat: "Emeklilik Sistemi Çöküyor!"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, emeklilik sistemindeki derin bozulmaya dikkat çekerek, mevcut düzenin kayıt dışılığı ve sömürüyü büyüttüğünü söyledi. Karabat, “Türkiye’de emeklilik artık dinlenme hakkı değil, hayatta kalma mücadelesidir” dedi. Türkiye’de emeklilik sistemi derin bir krize sürüklendi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı kapsamlı açıklamada, AKP iktidarı döneminde emeklilik sisteminin adım adım çökertildiğini, bunun da çalışma hayatını kökten bozduğunu ifade etti. Karabat’a göre yaşananlar yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda vicdani ve toplumsal bir kriz niteliği taşıyor. “EMEKLİLİK SİSTEMİ BOZULURSA, ÇALIŞMA HAYATI ÇÖKER” Karabat, emeklilik sisteminin bir ülkenin en temel sosyal güvenlik mekanizmalarından biri olduğunu vurgulayarak, “Buradaki bozulma, kayıt dışılığı ve sömürüyü yaygınlaştırır. Sonuçta ortaya kalitesiz, güvencesiz ve adaletsiz bir ekonomi çıkar” değerlendirmesinde bulundu. Ödenen primlerin karşılığının alınamadığını belirten Karabat, emekliler arasında fiilen tek tip maaş dayatıldığını söyledi. Buna göre, yalnızca 5-6 yıl önce yaklaşık 1 milyon olan taban emekli maaşı alan kişi sayısı bugün 4,9 milyona ulaştı. Neredeyse her üç emekliden biri en düşük maaşa mahkum edilmiş durumda. “PRİM ÖDEMENİN ANLAMI KALMADI” Karabat, eğitim düzeyinin ve yıllarca ödenen primlerin emekli maaşına yansımadığını belirterek, “Bu tabloyu gören yurttaş ‘Ben niye prim ödeyeyim?’ diye soruyor” dedi. Yap-işlet-devret projelerine, garanti ödemelere ve faize trilyonlarca lira kaynak ayrılırken, emeklilere “kaynak yok” denilmesini sert sözlerle eleştirdi. Verdiği rakamlarla durumun vahametini ortaya koyan Karabat, 2003 yılında ortalama emekli aylığının asgari ücretin yüzde 36 üzerinde olduğunu, bugün ise yüzde 40 artırılsa bile asgari ücrete ancak yaklaşabildiğini hatırlattı. “AVRUPALI EMEKLİ TATİLDE, TÜRKİYE’DEKİ KUYRUKTA” Çalışmak zorunda kalan emeklilerin oranındaki artış da Karabat’ın dikkat çektiği başlıklardan biri oldu. 2002 yılında çalışan veya iş arayan emeklilerin oranı yüzde 36,6 iken, Aralık 2024 itibarıyla bu oran yüzde 65,7’ye yükseldi. Avrupa Birliği ülkelerinde ise çalışan emekli oranının ortalama yüzde 10 seviyesinde olduğunu belirten Karabat, “Avrupalı emekliler dünya turunda, bizim emekliler kent lokantası kuyruğunda” ifadelerini kullandı. Ayrıca ortalama emekli aylığının kişi başına GSYH’ye oranının 2002’de yüzde 46,4 iken 2025’te yüzde 29’a gerilediğini aktaran Karabat, emekli aylıkları ve hak sahiplerine yapılan ödemelerin GSYH’ye oranının AB-27 ülkelerinde ortalama yüzde 9,8, Türkiye’de ise yalnızca yüzde 3,7 olduğunu vurguladı. “BU SOSYAL DEVLET DEĞİL, SOSYAL ÇÖKÜŞ” Karabat açıklamasında, emeklilerin günlük hayatta yaşadığı yoksulluğu da somut örneklerle anlattı. “Emekli pazarda etikete bakıyor, eczanede ilacından vazgeçiyor, torununa harçlık veremiyor” diyen Karabat, bunun sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmadığını söyledi. “Avrupa’da emeklilik refahın bir parçasıyken, Türkiye’de emeklilik yoksulluğun adı oldu” diyen Karabat, sorunun kaynak yetersizliği değil, siyasi tercih meselesi olduğunun altını çizdi. “Emekliye değil, betona ve faize öncelik veren bir anlayışın faturası milyonlara kesiliyor” ifadelerini kullandı. “BU DÜZEN DEĞİŞMEDEN ADALET GELMEZ” Açıklamasını güçlü bir çağrıyla tamamlayan Karabat, yaşananların artık bir vicdan meselesi haline geldiğini belirterek şunları söyledi: “Kaynak var ama emekliye yok. Çünkü tercih betondan, faizden, garantilerden yana. Türkiye’de emeklilik artık bir hak değil, yoksulluk sınavı haline getirildi. Bu düzen değişmeden adalet gelmez.”

Çalışan Emekli Sayısında Rekor Artış! Haber

Çalışan Emekli Sayısında Rekor Artış!

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, emekli maaşlarının açlık sınırının altında kalmasının emeklileri yaşamlarını sürdürebilmek için yeniden iş aramaya zorladığını söyledi. Gürer, en düşük emekli maaşıyla birlikte tüm emekli maaşlarında seyyanen artış yapılmasının zorunlu olduğunu vurgularken, memur emeklilerinin maaşlarının da enflasyon karşısında ciddi biçimde eridiğini ifade etti. TBMM’de emekli maaşlarının en az asgari ücret seviyesine yükseltilmesi amacıyla CHP grubunun başlattığı Genel Kurul’u terk etmeme nöbetine katılan Ömer Fethi Gürer, destek için Meclis’e gelen emekli sendika ve dernek temsilcileriyle de görüştü. Gürer, bu görüşmelerde emeklilerin sorunlarına çözüm amacıyla verdiği kanun tekliflerini anlattı. İntibak yasasının çıkarılması, ilaç katkı paylarının kaldırılması, evi olmayan emeklilere kira yardımı sağlanması, emekli maaşlarının asgari ücret düzeyine çıkarılması, bayram ikramiyelerinin asgari ücret tutarında ödenmesi ve aylık bağlama oranlarının 2008 öncesi seviyeye getirilmesi yönündeki düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini dile getirdi. Gürer, “16 milyon emekli hakkını ararsa alır; açlık sınırının altında değil, insanca yaşayacağı bir ücrete kavuşur,” dedi. Emekli maaşlarının belirlenmesinde Cumhurbaşkanının yetkili olduğunu hatırlatan Gürer, açıklanan maaş artışlarının yetersiz kaldığını ve mutlaka artırılması gerektiğini söyledi. Enflasyon karşısında ücretlerin hızla eridiğine dikkat çeken Gürer, emekli maaşlarının yalnızca enflasyon karşısında değil, asgari ücret karşısında da ciddi kayba uğradığını belirtti. Gürer, “2015 yılında en düşük emekli maaşı asgari ücretle eşitlenmişti. Ancak 2026 yılına gelindiğinde emekli maaşları asgari ücretin yaklaşık yüzde 30 gerisine düşürüldü ve emekli toplumun en yoksul gelir grubuna itildi,” diye konuştu. Türkiye’de milyonlarca emeklinin geçim mücadelesi verdiğini ifade eden Ömer Fethi Gürer, iktidarın ekonomi politikalarının yoksulluğu artırdığını belirtti. Devletin kendi belirlediği ‘asgari yaşam standardının’ altında emekli maaşı verilmesini de düşündürücü olarak nitelendiren Gürer, bu durumun sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmadığını söyledi. 2015'TEN 2026'YA: EŞİTLİKTEN SEFALETE CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Açıklanan verilere göre, 2015 yılı temmuz ayında net asgari ücret 1.000 TL iken, yapılan düzenlemelerle en düşük emekli maaşı da 1.000 TL’ye eşitlenmişti. O dönemde emekli maaşının asgari ücrete oranı %100 seviyesindeyken, 2026 yılı ocak ayı itibarıyla bu tablo tamamen tersine döndü,” dedi. Gürer, “2026 yılında net asgari ücret 28.075 TL olarak uygulanırken, en düşük emekli maaşının 20.000 TL’de kalması, aradaki makasın emekli aleyhine 8.075 TL açıldığını gösteriyor. Bu durum, emeklinin asgari ücretli bir çalışana göre tam %30 daha az gelirle yaşamak zorunda bırakıldığı anlamına geliyor.” Dedi. "İKTİDAR, EMEKLİYE ASGARİ YAŞAM KOŞULLARINI BİLE REVA GÖRMEDİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, asgari ücretin yasal tanımına dikkat çekerek AKP iktidarını eleştirdi. Asgari ücretin; gıda, konut, sağlık ve ulaşım gibi zorunlu ihtiyaçları karşılamak için gereken "en alt sınır" olduğunu hatırlatan Gürer, şunları söyledi: "Eğer devlet, bir insanın insanca yaşayabilmesi için gereken sınırı 28.075 TL olarak belirlediyse, emekliye 20.000 TL vermek; nasıl anlatılır. Devlet, emeklisini kendi belirlediği insani yaşam sınırının altında bırakarak emekliyi yok saymaktadır” dedi. EMEKLİ YAŞAMAK İÇİN ÇALIŞMAK ZORUNDA Rakamların sadece maaş kaybını değil, sosyal yaşam daralması da getirdiği belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, geçinemeyen emeklilerin yeniden iş gücüne katılımı önemli bir seviyeye ulaştığını ifade etti. 2018 Başında: Çalışan emekli sayısı 687.525 kişiydi. 2025 Ekim İtibarıyla: Bu sayı yaklaşık 3,5 kat artarak 2.165.956 kişiye yükseldi. Gürer, bu artışın bir tercih değil, bir zorunluluk olduğunu vurgulayarak; "Emekli eskiden asgari ücretliden daha müreffeh bir hayat sürerken, bugün toplumun en alt gelir grubunun dahi altına itilmiştir. 2 milyonun üzerinde emeklinin ilerlemiş yaşına rağmen çalışmak zorunda kalması, AKP iktidarının emekliye emekliliği çok görmesinin de göstergesidir," dedi. EMEKLİ "FAKİRLEŞTİ” CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Emekliyi asgari ücret karşısında bile koruyamayan bir yönetimle karşı karşıyayız. Emekliler artık sadece enflasyonla değil, aynı zamanda AKP iktidarı tarafından kendilerine reva görülen bu "yeni yoksulluk" statüsüyle de mücadele etmek zorunda bırakıldı,” şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.