SON DAKİKA
Hava Durumu

#Liyakat

Porsuk Haber Ajansı - Liyakat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Liyakat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Saadet Partisi’nden Gençlere Çağrı: "Siyasetin Kıyısında Değil, Merkezinde Olun" Haber

Saadet Partisi’nden Gençlere Çağrı: "Siyasetin Kıyısında Değil, Merkezinde Olun"

Saadet Partisi Eskişehir Sosyal İşler İl Başkanı Şevket Ünal, Türkiye’nin geleceğinde söz sahibi olmak isteyen gençleri siyasete aktif katılım sağlamaya davet etti. Gençlerin karar alma süreçlerinde daha fazla temsil edilmesi gerektiğini vurgulayan Ünal, "Türkiye’nin yarınlarını birlikte inşa edelim" dedi. ​Türkiye’nin geleceğinin gençlerin omuzlarında yükseleceğini ifade eden Saadet Partisi Eskişehir Sosyal İşler İl Başkanı Şevket Ünal, gençlerin sadece eğitim veya sosyal yaşamda değil, siyasetin merkezinde yer alması gerektiğini belirtti. ​"Gençler Karar Alma Süreçlerinden Uzaklaştırılmamalı" ​Gençlerin ülke gündemini yakından takip ettiğini ve geleceğe dair somut beklentileri olduğunu dile getiren Ünal, birçok gencin kendisini karar alma süreçlerinden dışlanmış hissettiğine dikkat çekti. Ünal, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: ​"Bugünün gençleri, yarının yöneticileri, akademisyenleri, girişimcileri ve karar vericileridir. Gençlerin önemli bir bölümü kendilerini siyasi süreçlerden uzak hissetmekte ve yeterince temsil edilmediklerini düşünmektedir. Oysa güçlü bir demokrasi, gençlerin fikirlerini özgürce ifade edebildiği ve geleceğe yön verebildiği bir ortamla mümkündür." ​"Sorunların Çözümünde Gençlerin Enerjisine İhtiyaç Var" ​Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve kültürel sorunlarının ancak gençlerin enerjisi ve yenilikçi fikirleriyle aşılabileceğini belirten Şevket Ünal, gençleri siyasetin dışına itmenin bir kayıp olduğunu savundu. Saadet Partisi’nin gençlere yönelik yaklaşımının diğer partilerden ayrıştığını vurgulayan İl Başkanı, "Milli Görüş hareketinin temelinde yer alan adalet, ahlak ve liyakat anlayışı, gençlerin geleceğe dair beklentileriyle tam olarak örtüşmektedir" diye konuştu. ​Saadet Partisi'nden Gençlere Davet: "Birlikte İnşa Edelim" ​Saadet Partisi'nin gençleri yalnızca seçim dönemlerinde hatırlayan bir anlayışla hareket etmediğini belirten Ünal, gençleri karar alma süreçlerinin doğal bir parçası olarak gördüklerini ifade etti. ​Şevket Ünal, çağrısını şu sözlerle tamamladı: "Ülkesinin geleceğine sahip çıkmak isteyen tüm genç kardeşlerimizi düşünmeye, sorgulamaya, üretmeye ve siyasete katılmaya davet ediyoruz. Türkiye’nin daha adil ve daha yaşanabilir bir ülke olması için gençlerin fikirlerine ihtiyacımız var. Kapımız, yarınları birlikte inşa etmek isteyen tüm gençlere açıktır."

Zafer Partisi İl Başkanı Demir: "Hukuk, Üstünlerin Hukukuna Teslim Edildi" Haber

Zafer Partisi İl Başkanı Demir: "Hukuk, Üstünlerin Hukukuna Teslim Edildi"

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, düzenlediği basın toplantısında Türkiye ve Eskişehir gündemine yönelik değerlendirmelerde bulundu. İl Başkanı Demir, mevcut iktidarı ve muhalefet içindeki gelişmeleri sert bir dille eleştirdi. ​"Demokrasi, Adalet ve Liyakat Esas Olmalı" ​Konuşmasına Türkiye’nin temel değerlerine vurgu yaparak başlayan Hasan Demir, bir ülkenin kalkınmasının demokrasi, adalet ve liyakat ilkelerine bağlı olduğunu belirtti. Türkiye’de hukukun üstünlüğü ilkesinin yerini "üstünlerin hukukuna" bıraktığını savunan Demir şu ifadelere yer verdi; "Basın açıklamamı, Türk milletinin yaşam kalitesini arttırmak için ne gibi unsurlara dört elle sarılmak gerektiğini beyan ederek başlamak istiyorum. Bir ülkenin ekonomisi, kültürü, birçok dokusu öncelikle demokrasi, daha sonra adalet ve liyakat ilkelerine bağlıdır. Evet, demokrasi, adalet ve liyakat. Başta Zafer Partisi lideri Profesör Doktor Ümit Özdağ olmak üzere muhalif partilere ve kadrolara yapılanlar bize net olarak göstermektedir ki hukukun üstünlüğü ilkesi yerini üstünlerin hukukuna bırakmış durumdadır. Evet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti 1923 yılında kurulduğu zaman diliminde hukukun üstünlüğünü her daim şiar edinmiş bir devletken maalesef son süreçler bize net olarak göstermektedir ki üstünlerin hukuku anitibarıyla ülkemizde hızlı bir ilerleme katetmiş ve hukuk gerçekten rafa kaldırılmış durumda. Bu hadiseyi ne zaman yaşamaya başladık? Son 3 sene içerisinde, Cumhurbaşkanlığı seçimi 2. turu sonrası Sayın Bahçeli'nin "Her şey değişecek, umarız Türkiye değişmez." söylemleri sonrası görmeye başladık. Bir süreç başladı 2024 Ekim'de ve bu süreç terörü yasallaştırma, terörist başına da statü sahibi etme üzerine tayin edilmeye çalışıldı ve devam ediyor. İran Savaşı her ne kadar baskılamış olsa da belli unsurlar bu konuda çalışmalarını yapmaya devam ediyor. Beraberinde özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası söylediğim gibi muhalif kadrolara ve sivil inisiyatife sürekli bir operasyon, sürekli anlamsız sıkıntılarla hemhal olmak zorunda bırakılıyor. Bugün, tarihsel bir demokrasi rezilliğinin yaşandığı günlerden birisi. Cumhuriyet Halk Partisinin biliyorsunuz anitibarıyla kanunen bir ama görünen 2 tane genel başkanı var. Kanunen kabul edilmiş, YSK tarafından kabul edilmiş genel başkanı Özgür Özel ortadan kaldırılıp yerine ikame bir genel başkan arayışı ve arzusuyla Kemal Kılıçdaroğlu konuşlandırılmak isteniyor. Türk demokrasisi çok ciddi sınavlardan, geçmişte beyan ettiğimiz gibi çok ciddi sınavlardan geçiyor. Bu sınavlardan geçerken Türk milleti ne gibi sorunlar yaşıyor? Bunları da kesinlikle es geçmeden anlatmak zorundayız. Türk milleti yoğun bir ekonomik krizin altında ezilme eşiğinde. Memuruyla, emeklisiyle, çiftçisiyle, hayvancısıyla, esnafıyla herkes bu krizin altında ezilme ve hayatını idame etmede sorunlar yaşamakta. Geçen hafta belirlenen özellikle tarımsal faaliyet yapan çiftçimizin taban fiyat denkleminde yaşadığı hadiselerde gösteriyor ki çiftçimiz de unutulmuş durumda ve tarım, bir şekilde mevcut hükûmetin plansız planları üzerinden maalesef zora sokulmaya çalışılmakta. Hayvancılık aynı şekilde, et ve süt ürünleri artık ulaşılamaz hal almaya başlarken maalesef üretici, aracı ve tüketici, herkes muzdarip. İnsanlar gıdaya erişmekte gerçekten zorlanır hal almış durumda. İnsanlar yaşayamıyor. Mutluluk, doğru yaşam kalitesine entegre bir kavramdır. Maalesef mutluluğumuzu her gün mevcut süreçlerin bize yaşattıkları vasıtasıyla kaybeder bir toplum haline gelmeye başladık. Özellikle son dönemlerde üstüne basa basa Türk milletini bir, bütün, beraber olma noktasında sevk ettiğimiz her arayış, birtakım mihraklar ve odaklar tarafından bölünme noktasına sevk edilmeye çalışılıyor. Son dönemlerde yaşadığımız olayları da en son sunumumda belli örneklerle sizlerle paylaşacağım. Eskişehir'de bu esnada neler yaşanıyor? Eskişehir'de gariptir ki hafta sonu bir sendika seçiminde transfer vekil bir cümle sarf etti. Dedi ki: "Ben olduğum sürece, kendisi olduğu sürece sağlık sektöründeki kamu arazileri hiçbir şart altında özelleştirilemeyecekmiş." Neymiş efendim? Kendisi olduğu sürece. Yani kendisi olmadığı zaman bu ülkede neler yaşanacağını hiç kimse zihninde canlandıramayacak bu ülkede. Cumhuriyet bu değil, demokrasi bu değil, adalet bu değil. Sayın vekile buradan Zafer Partisi İl Başkanı olarak sesleniyorum. Senin varlığın 86 milyonu ne kadar etkileyebilir? Yokluğun ne kadar etkileyebilir? Sen ancak kendi alanında ufak oyunlarınla hemhal ol. Türk milletinin derdiyle hemhal olsaydın zaten göstermiş olduğun tavrı göstermez, muhaliflerin oylarına sahip çıkar, muhalefet partinizde milletvekilliğine devam ederdin. Amma velakin 80.000'in üzerindeki oyu hükûmete resmen peşkeş çektin ve utanmadan kalkıyorsun, "Ben olduğum sürece bu arsalar devletin olmaya devam edecek." diyorsun. Hadi canım sen de. Şatafattan, saray yaşantısından hiçbir tasarruf sağlamayan hükümet, Türk milletine hizmet odaklı kurulan, başta postaneler olmak üzere birçok alanda maalesef tasarrufu öngördü. Geçen hafta standart yaptığımız mahalle ziyaretleri esnasında Orhangazi Mahallemizde gördük ki haftanın 2 gününe açılması, 2 gününe planlanan PTT şubesi, orada yaşayan binlerce insanı mağdur ediyor. Bu uygulama Türkiye'nin, pardon Eskişehir'in her mahallesinde net olarak görünüyor. Tasarruf tedbirlerini halka hizmet üzerine şekillendiren ama kendi şatafatlı hayatlarına hiçbir tasarruf getirmeyen hükümet, zaten o yüzden mevcut süreçleri örseliyor, baltalıyor ve sandığı önümüze getirme cesaretini sergileyemiyor. Ve beraberinde başka bir konumuz var Eskişehir özelinde. Devlet Demiryollarına ait atıl bölgelerin Eskişehir halkının hizmetine sunulması arzusu. Evet, 4 Haziran'da gerçekleşmesi planlanan, AKP İl Başkanı tarafından beyan edilen, milyonlarca liranın müteşebbis tarafından yatırılacağı beyan edilen bir ihale vardı 4 Haziran'da. Bildiğimiz kadarıyla ayın 22'sine ertelendi ve bu ihale neticesinde Eskişehir halkının kazanacağı ne var sorularını da buradan Sayın Başkana net olarak sormak istiyorum. Bu alanlar, bir an önce Eskişehir halkının sosyal hayatına dahil edilmesi gereken alanlar. Eskişehir, Türkiye'deki standartların üzerinde yeşil alana sahip bir şehir olsa da merkezi sıkışmış durumda. Hoşnudiye Mahallesi'nde insanlar nefes alacak yer arıyor ve bu yerler maalesef şu an atıl vaziyette duruyor. Evet, gelelim son hadiseye. Türk milletini böldürmeyeceğiz. Bütünlüğü asla ve asla ortadan kaldırtmayacağız. Hangi odak, hangi sistem bunu arzu ederse etsin Zafer Partisi, Atatürk çizgisinde Türk milliyetçileri hiçbir şartta Türk milletini böldürmeyecek. Bir Suriye, bir Irak buradan çıkartmayacak. Bununla beraber 3 tane görselle sizin, bir paylaşım yapmak istiyorum. Şu an elimde gördüğünüz 1. görsel. Bu görselde bir yayınevinin genel yayın yönetmeni olduğunu bildiğimiz bir zatımuhterem, Türk milletinin, Türk toplumunun ayrılmaz parçası olan Çerkezlere yönelik sosyal medyasında yaptığı iğrenç paylaşımı görüyorsunuz. Türk milletinin ayrılmaz bir parçası olan Çerkezlere yaptığı iğrenç bir paylaşım. Bu paylaşımı kendisine Zafer Partisi İl Başkanı olarak iade ediyorum. İkincisi, burada gördüğünüz görsel yine Türk milletini bölmek, parçalamak adına tayin edilmiş Samsun'un Terme ilçesinde hükümetin belediye meclis üyesi Rümeysa Eker tarafından sosyal medyada yayınlanmış bir paylaşım. Türkiye Cumhuriyeti'ğinin kurucu felsefesine hakaret üstüne hakaret yağdıran bir paylaşım. Aynı şekilde Türk milletini bölüp parçalama üzerine tayin ediliyor. Ve son olarak, bununla alakalı onlarca örnek var ama son bir hafta yaşadığımız 3. örnek. Evet, bu da Rahmi Koç. Rahmi Koç ne yaptı. Kendisi meşhur Koç ailesinin onursal başkanı. Ne yaptı. Bir sağlık kuruluşu açılışında bir kelam sarf etti, iğrenç bir kelam. Yine Türk milletini bölecek, parçalayacak, değerlerini yok edecek bir kelam. Biz buna müsaade etmeyeceğiz ama şu altta gördüğünüz görselde 32 dişi görünen dönemin Başbakanı Sayın Binali Yıldırım'a da buradan sormak istiyorum. Bu iğrenç hikaye anlatılırken kahkahalar içerisinde gülecek ne gördünüz. Bu toplumu neden birbirinden ayrıştırma arzusundasınız. Neden bu ülkeyi Suriye gibi, Irak gibi parça parça hale getirmeye çalışıyorsunuz. Biz İstiklal Harbi'ni vermiş yüce Türk milletinin evlatları olarak tekrar tekrar beyan ediyoruz. Bu oyunlara, bu tuzaklara 86 milyon Türk vatandaşı düşmeyecek ve biz bunun için kanımızın son damlasına kadar net olarak mücadele edeceğiz."

Genç Sağlık - Sen'den Tepki: "Belirsizlik Mesaisi Yaşatılıyor" Haber

Genç Sağlık - Sen'den Tepki: "Belirsizlik Mesaisi Yaşatılıyor"

Genç Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Tolga Çınar, sağlık çalışanlarının çalışma düzeni, yönetim anlayışı ve liyakat tartışmalarına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Şube Başkanı Çınar, sağlık çalışanlarının sürekli belirsizlik içerisinde görev yaptığını savunarak mevcut sistemin çalışanlar üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu ifade etti. Sağlık çalışanlarının adeta “hazır kıta” mantığıyla çalıştırıldığını belirten Çınar, “Mantık şu; ‘Hasta yoksa eve git, hasta çıkarsa geri gel.’ Yani sağlık çalışanı personel değil, sanki çağırınca gelen moto kurye gibi görülüyor.” dedi. Çalışanların sürekli alarm halinde yaşadığını dile getiren Çınar, plansız çalışma düzeninin hem motivasyonu hem de iş barışını olumsuz etkilediğini söyledi. Açıklamasında ironik ifadeler de kullanan Çınar, “Tam pijamayı giymişsin, çayı koymuşsun, telefon çalıyor; ‘Hasta geldi, yarın nöbete geliyorsun.’ Yakında herhalde konum açtırıp ‘Size en yakın hasta yönlendirildi’ diye mesaj atacaklar.” ifadelerini kullandı. Liyakat vurgusu yapan Çınar, sağlık kurumlarında yönetici atamalarına yönelik eleştirilerde de bulundu. Bazı yöneticilerin çalışanı dinlemek yerine üst yönetime “şirin görünmeye” çalıştığını öne süren Çınar, bu anlayışın kurumlarda mobbing ve adaletsizlik ortamını beslediğini savundu. Liyakatsiz yönetici görünce şaşıranlar oluyor.” diyen Çınar, “Adam CV ile değil çevreyle yükselmiş. Çalışanı dinleyen değil, yukarıya iyi görünen ödüllendiriliyor. Sonra mobbing neden var, adalet neden yok diye soruluyor.” şeklinde konuştu. Sendika kimliği ile yöneticilik kimliğinin birbirine karıştırıldığını da iddia eden Çınar, yöneticilerin tarafsız olması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Sendikacı kimliği ile yönetici kimliğini ayırmayan kimseden yönetici olmasını bekleyemeyiz. Ya sendika kimliğini bırakıp yönetici olsunlar, ya da yönetici kimliğini bırakıp sahaya insinler.”

Sağlık - Sen Şube Başkanı Köksal:"İlimizde Sadece Ufo Düşmediği Kaldı" Haber

Sağlık - Sen Şube Başkanı Köksal:"İlimizde Sadece Ufo Düşmediği Kaldı"

Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, kentteki kamu ve sağlık kurumlarında yaşanan atama, liyakat ve yönetim sorunlarına sert tepki gösterdi. Köksal, "İlimizde sadece UFO düşmediği kaldı" diyerek tüm idarecilerin referanslarının açıklanması çağrısında bulundu. Şube Başkanı Köksal yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Üç beş kişi, arka kapılar ardında dedikodu yaparak bazı kesimleri yıpratma, bazı kesimleri ise koruma şeklinde alan açmaya çalışmaktadır. Bugün eğer konuşmayan varsa, bu durum sistemsel saygınlık ile ilgilidir. Siyasetin kalitesi; çalışma şekli içerisinde yer alan kişilerin üretkenliği zayıf kaldığında düşmektedir. Eğer siyaset; sadece kurumlarda ihale alma, eleman yerleştirme, ürün satma ve temizlik personelinin yer değişimiyle ilgileniyorsa, ortaya çıkan tablo da ortadadır. Üç koyun emanet edilmeyecek kişilerin siyaset içerisinde görev almasıyla birlikte kurumların işleyişi haliyle içler acısı bir hale dönüşmektedir. Elbette bu yapı; basit istek ve talepleri yerine getirecek, akraba-eş-dost düzenini koruyacak, hastanede özel ilgi ve öncelik sağlayacak, “sarı serum” yaptıracak ve boş işlerin takipçisi olacak idareciler aramaktadır. Kamu kurumlarının sırtından güç devşiren, hareketleriyle idarecilere ve sisteme ayar vermeye çalışanlara; sahada karşılığı olmayan danışmanlar ve çap sorunu yaşayan kişiler de eklenince, kurumlarda devlet memurluğu yapmanın ve sözleşmeli idareci olmanın anlamı kalmamaktadır. Yıllardır adımızı ve temsil ettiğimiz kurumu kullanarak atanan idareciler üzerinden cümleler kuranlara açık çağrımızdır: Bütün idarecilerin referansları açıklansın. Kim kime kefil olmuş açıklansın. “Liyakat” söylemiyle ataması yapılan idarecilerin ve liyakat beklentisi olanların söyledikleriyle, referans oldukları kişiler arasındaki fark ortaya çıksın. Kurumlarda ikili ilişkiler nedeniyle sistemin çöktüğünü görmezden gelmek, işlemeyen sistemi işliyormuş gibi göstermek ve olayları şahsileştirmek tamamen tercih meselesidir. Kurumlarda mal çalınır, ses çıkmaz. Kurumun deposu soyulur, ses çıkmaz. Medikal ilişkiler, inşaat ve ihale yakınlıkları konuşulur, ses çıkmaz. Mahkûm meselesiyle ilgili ses çıkmaz. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi deposu soyuldu, ses yok. Bıçak parası alınıyor, ses yok. İşler kötü, ses yok. İhale kollanan firmalar var, ses yok. Sonra neden eleştiri yapılıyor deniliyor. Sizin belediyelerden farkınız ne? Bir de belediye başkanı adayı yapılmak istenirken “hırsız” ilan edilen bürokratları saymayalım… Herkes işine baksın. Atanan kişilerin referansları açıklansın, siyah beyaz ortaya çıksın. Bizim işimiz; bize emanet edilen sağlık sistemi için alın teri döken, emek veren çalışanların haklarını sonuna kadar korumaktır. İş yerimiz hastaneler ve sağlık tesisleridir. Bunun için her gün mesaiye sağlık kurum ve kuruluşlarında başlıyoruz. Verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı mutluyuz."

Ayhan Erel Eskişehir’den Seslendi: "Vatandaş Tahterevalli Siyasetinden Yoruldu" Haber

Ayhan Erel Eskişehir’den Seslendi: "Vatandaş Tahterevalli Siyasetinden Yoruldu"

Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Siyasi İşler Başkanı Ayhan Erel, teşkilat çalışmaları ve bir dizi ziyaret kapsamında Eskişehir’e geldi. Anahtar Parti Eskişehir İl Binasında; İl Başkanı Çağlar Ölce, ilçe başkanları ve parti yöneticileriyle bir araya gelen Erel, düzenlediği basın toplantısında Türkiye ve Eskişehir gündemine dair açıklamalarda bulundu. ​"Eskişehir, Medeniyetin ve Yeniliğin Simgesidir" ​Konuşmasına Eskişehir’in tarihi ve kültürel dokusuna vurgu yaparak başlayan Ayhan Erel, şehrin Türkiye için taşıdığı önemi şu sözlerle ifade etti: ​"Eskişehir; köklü tarihi, çağdaş şehircilik anlayışı ve güçlü sanayisiyle Anadolu’nun kalbidir. Porsuk Çayı’ndan Odunpazarı evlerine kadar her köşesiyle bir dünya kentidir. Üniversiteleriyle bir bilim merkezi olan bu şehir, bizim için umut ve medeniyetin simgesidir." ​"Vatandaş Tahterevalli Siyasetinden Yoruldu" ​Türkiye’deki mevcut siyasi iklimi "tahterevalli siyaseti" olarak tanımlayan Erel, AK Parti ve CHP’nin birbirleri üzerinden yürüttüğü korku siyasetinin vatandaşı çıkmaza soktuğunu belirtti. Anahtar Parti’nin merkezinin 86 milyonluk Türk milleti olduğunu vurgulayan Erel, "Biz 'Daha iyisi mümkündür' diyerek yola çıktık. Milletimiz artık parmak sallayan değil, kendisiyle göz hizasında temas kuran dürüst bir siyaset özlemi içerisindedir" dedi. ​Yavuz Ağıralioğlu’nun Çizgisi Yapay Zeka Tescilli ​Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu’nun siyasi tutarlılığına dikkat çeken Erel, ilginç bir veriyi paylaştı: "Genel Başkanımızın son 8 yıldaki tüm konuşmalarını yapay zekaya yükledik. 'Arada bir çelişki var mı?' diye sorduk. Yapay zeka bile dün ne demişse bugün de arkasında durduğunu teyit etti. Biz dün övdüğüne bugün sövenlerden değiliz." ​"Anketlerde Kalben %30’lardayız" ​Anket verilerine ve seçmen eğilimlerine de değinen Genel Başkan Yardımcısı Erel, mevcut anketlerin ticari kaygılarla yapıldığını savundu; "Şu anki anketler bizi %6 civarında gösterse de biliyoruz ki halkın gönlündeki oyumuz %30’lara dayanmıştır. Kararsız görünen seçmen aslında mevcut düzene itiraz eden ancak baskı ortamında bunu beyan edemeyen insanlardır. Gerçek anket sandıktır." dedi. ​"Sorun Kaynak Değil, Adalet ve Liyakat Sorunudur" ​Türkiye’nin ekonomik ve sosyal sorunlarının temelinde yönetim anlayışının yattığını belirten Ayhan Erel; "Biat ve sadakat yerine liyakat öne çıkarılmalıdır. Türkiye’nin kaynakları 86 milyona fazlasıyla yeter, ancak rantçılara yetmez. İHA, SİHA ve fabrikalarımız var; eksik olan akıl, ahlak ve adalettir." dedi. ​Yerel Yönetimler ve Kayyum Eleştirisi ​Belediyelere yönelik operasyonlara değinen Erel, adaletin herkese eşit uygulanması gerektiğini savundu. Muhalefet belediyelerine yapılan operasyonların "siyasi algı" yarattığını belirten Erel, görevden alınan başkanların yerine başka partiden meclis üyesi getirilmesinin halk iradesine saygısızlık olduğunu vurguladı. ​"Eskişehir'de 7 Milletvekilinin Tamamına Talibiz" ​Eskişehir teşkilatının sahadaki performansından gurur duyduklarını ifade eden Erel, "Genç, dinamik ve elini taşın altına koyan bir kadromuz var. Eskişehir'de adından en çok bahsettiren parti biziz. Zamanı geldiğinde liyakatli kadrolarımızla halkın huzuruna çıkacağız. Eskişehir'deki 7 milletvekilinin tamamına talibiz" diyerek hedeflerini yüksek tuttu.

ADD Eskişehir Şube Başkanı Avci: "Köy Enstitüleri Geleceğin Pusulasıdır" Haber

ADD Eskişehir Şube Başkanı Avci: "Köy Enstitüleri Geleceğin Pusulasıdır"

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci, Köy Enstitülerinin 86. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, bilimsel ve laik eğitim vurgusu yaptı. ​Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci, Cumhuriyet tarihinin en önemli eğitim projelerinden biri olan Köy Enstitülerinin kuruluşunun 86. yılı nedeniyle bir basın açıklaması yayımladı. Avci, Köy Enstitüleri ruhunun günümüz eğitim sistemindeki sorunlara çözüm olabileceğini belirtti. ​"Cehalete Karşı Bilim, Karanlığa Karşı Aydınlık" ​Köy Enstitülerinin yalnızca bir okul değil, aynı zamanda bir kalkınma modeli olduğunu ifade eden Avci, "Köy Enstitüleri; cehalete karşı bilimi, karanlığa karşı aydınlığı, teslimiyete karşı üretimi ve özgür düşünceyi esas alan bir eğitim modeliydi. Bu kurumlar; düşünen, sorgulayan ve ülkesine karşı sorumluluk duyan kuşaklar yetiştirdi" dedi. ​Eğitim Sistemindeki İdeolojik Dönüşüme Eleştiri ​Güncel eğitim politikalarını eleştiren Avci, Milli Eğitim sisteminin aydınlanmacı mirastan uzaklaştırıldığını savundu. Açıklamasında liyakat ve bilimsel eğitim vurgusu yapan Avci, şu ifadeleri kullandı: ​"Bilimsel, laik ve kamusal eğitim anlayışının yerini; ideolojik yönlendirmeler, liyakatsiz kadrolaşmalar ve çağın gerisinde kalan uygulamalar almaktadır. Bugün eğitim sistemi, ezberci ve sorgulamayan bireyler yetiştirme tehlikesiyle karşı karşıyadır." ​"Cumhuriyet Değerleri Rehber Edinilmeli" ​Mehmet Avci, Türkiye'nin kalkınması için Köy Enstitülerinin temsil ettiği değerlere dönülmesi gerektiğini belirterek, eğitim politikalarının ideolojik dayatmalardan arındırılması çağrısında bulundu. Avci, "Köy Enstitülerinin mirası, yalnızca geçmişin bir hatırası değil; geleceğin inşasında yol gösterici bir pusuladır" diyerek sözlerini noktaladı.

Eskişehir’de Milli Savunma Politikaları Masaya Yatırıldı Haber

Eskişehir’de Milli Savunma Politikaları Masaya Yatırıldı

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından organize edilen Milli Savunma Politikaları Paneli, Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu’nun katılımıyla Taşbaşı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Taşbaşı Kültür Merkezi, kritik bir organizasyona ev sahipliği yaptı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu’nun katılımıyla düzenlenen "Milli Savunma Politikaları Paneli"nde, güvenliğin sadece sınırlardan ibaret olmadığı vurgulandı. Panele; CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, CHP İl Başkanı Talat Yalaz, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım, ilçe başkanları, STK temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı. Etkinlikte, modern savunma anlayışının şeffaf ve kurumsal bir yapıda nasıl inşa edilmesi gerektiği tartışıldı. ​İl Başkanı Talat Yalaz: "Güvenlik Sadece Sınırları Korumak Değildir" ​Panelin açılış konuşmasını yapan CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, güvenliği insan odaklı bir perspektifle tanımladı. Yalaz, yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi: "Güvenlik; bir çocuğun tok yatması, bir kadının korkmadan sokakta yürüyebilmesi ve bir gencin geleceğe umutla bakabilmesidir. Biz güvenliği özgürlükten ve adaletten ayırmıyoruz. Hukukun olmadığı yerde güvenlik değil, keyfiyet vardır." Konuşmasında modern dünyanın değişen tehdit algısına dikkat çeken Yalaz, CHP’nin güvenlik vizyonunun sadece askeri değil, sosyal ve dijital alanları da kapsadığını belirtti. Siber güvenlik, düzensiz göç, ekonomik kırılganlıklar ve dezenformasyonun ulusal güvenlik meselesi haline geldiğini vurgulayan Yalaz, "Veri dünyasında savunma, en az toprak savunması kadar hayati bir noktadadır" dedi. ​"Korku Değil, Güven Veren Devlet" ​Panelin ana temasını, devletin vatandaş üzerindeki baskıcı değil, koruyucu rolü oluşturdu. Katılımcılarla paylaşılan vizyonda öne çıkan başlıklar şunlar oldu: Toplumsal Barış: Kalıcı güvenliğin temel şartı olarak nitelendirildi. Liyakat ve Kurumsallık: Savunma sanayii ve politikalarında profesyonel yaklaşımın önemi vurgulandı. Sosyal Devlet: Yoksullukla mücadelenin, suç oranlarını düşürerek iç güvenliği tahkim edeceği ifade edildi. ​Yankı Bağcıoğlu’ndan Stratejik Değerlendirmeler Açılış konuşmalarının ardından söz alan CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu güncel güvenlik risklerini ve CHP’nin çözüm önerilerini içeren kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Bağcıoğlu, milli savunmanın siyaset üstü bir anlayışla, ancak demokratik denetleme mekanizmalarına açık bir şekilde yönetilmesi gerektiğinin altını çizdi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Atabay: "Bir Üretim Seferberliği Başlatacağız” Haber

CHP Genel Başkan Yardımcısı Atabay: "Bir Üretim Seferberliği Başlatacağız”

Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen "Kara Ekonomik Düzenden Çıkış: Anadolu Kalkınma Yolu" paneli, Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Yoğun katılımın gözlendiği panelde; yerel yönetimlerin gücü, sanayicinin beklentileri ve CHP’nin makro ekonomi vizyonu bir araya getirildi. CHP Odunpazarı İlçe Başkanlığı tarafından Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde düzenlenen panele ilgi yoğun oldu. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, CHP İl Başkanı Talat Yalaz, Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda vatandaşın katıldığı etkinlikte, Türkiye’nin ekonomik çıkmazdan kurtuluş reçetesi masaya yatırıldı. Panelin açılış konuşmasını yapan CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, konuşmasında krizin toplumsal maliyetine odaklanarak mevcut düzeni "ayırt edici ve ayrıcalıklı" olarak tanımladı. Çınar, Türkiye’nin bir üretim krizinden ziyade bir tercih krizinde olduğunu belirterek; çiftçinin toprağını ekememesinin, esnafın ayakta duramamasının ve gençlerin gelecek umudunu yitirmesinin "yanlış politikaların bir sonucu" olduğunu ifade etti. Bu tablonun bir kader olmadığını vurgulayan Çınar, çözümün Anadolu’nun öz gücünü harekete geçirecek adil bir paylaşımdan geçtiğini dile getirdi. ​CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz yaptığı konuşmada, ekonomi ve hukuk arasındaki kopmaz bağa dikkat çekerek iş dünyasının en büyük ihtiyacının "öngörülebilirlik" olduğunu belirtti. Yalaz, yatırımcının önündeki en büyük engelin maliyet artışlarından ziyade hukuki belirsizlikler ve finansmana erişim zorluğu olduğunu söyledi. Eskişehir özelinde bir kalkınma modeli çizen Yalaz; sanayinin güçlendirilmesi, KOBİ’lerin desteklenmesi, üniversite-sanayi iş birliğinin kağıt üstünde kalmaması ve özellikle "yeşil dönüşüm ile dijitalleşmenin" bir tercih değil, küresel rekabet için zorunluluk olduğunu ifade etti. Devletin iş dünyasına rakip olan değil, bürokratik engelleri kaldıran bir "yol arkadaşı" olması gerektiğinin altını çizdi. Cumhuriyet Halk Partisi Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve MYK Üyesi Güldem Atabay, yaptığı konuşmada partinin yeni ekonomi vizyonunu ve "çatı programı"nın detaylarını paylaştı. Orta Doğu’daki savaşın ve küresel ekonomik dönüşümün Türkiye’yi kırılgan bir zeminde yakaladığını belirten Atabay, liyakat ve stratejik planlama ile 6 ayda rahatlama, 30 yılda ise tam kalkınma vadetti. ​"Kamuculuk Devletleştirme Değildir" ​Konuşmasında partinin "kamucu" kimliğine açıklık getiren Atabay, bu kavramın yanlış anlaşıldığını vurguladı: ​"Kamuculuk, her şeyi devletleştirmek değildir. Kamuculuk, bir yatırım planlanırken belirli grupların çıkarı yerine toplumun genel faydasının gözetilmesidir. Devlet, özel sektörün girmeye cesaret edemediği alanlarda 'buz kırıcı' rolü üstlenecek, yolu açacak ve stratejik hedeflere ulaşıldığında yerini özel sektöre bırakacaktır." ​100 Günlük Acil Eylem Planı Atabay, iktidara geldiklerinde ilk 100 günde atılacak adımları şöyle sıraladı: • ​Merkez Bankası ve Hazine: Kurumsal akıl ve liyakat geri getirilecek. • ​Bereket Köprüsü: Çiftçilerin birikmiş borçlarının faizleri silinecek, gıda enflasyonuyla doğrudan mücadele edilecek. • ​Türkiye Enerji Kurumu: Özelleştirme sonrası aksayan enerji süreçleri tek bir stratejik çatı altında toplanacak. • ​Barınma Hakkı Planı: Büyükşehirlerdeki konut krizi için acil çözümler devreye alınacak. ​"Anadolu Kalkınma Yolu" ve Yeni Teşvik Sistemi ​Türkiye’nin sanayi haritasını yeniden çizmeyi hedeflediklerini belirten Atabay, "Anadolu Kalkınma Yolu" projesiyle sanayiyi Marmara havzasına sıkışmaktan kurtaracaklarını ifade etti. Atabay, teşvik sisteminde devrim yapacaklarını belirterek, "Teşvikler artık sadece bölgeye göre değil, performansa, genç istihdamına ve ihracat potansiyeline göre verilecek. Şeffaf ve dijital bir portal üzerinden herkesin görebileceği bir sistem kuracağız," dedi. ​Sektörel Odak Noktaları: ​Atabay’ın sunumunda öne çıkan bölgesel stratejik hedefler ise şunlar oldu: • ​İç Anadolu: Savunma sanayi ve makine üretimi. • ​Ege ve Akdeniz: Yeşil imalat, gıda işleme ve yeşil enerji. • ​Güneydoğu Anadolu: Tekstil ve lojistik merkezi. • ​Karadeniz: Enerji veri merkezleri. ​"Rant Değil, Üretim Ekonomisi" ​Mevcut büyüme modelinin tüketime ve ithalata dayalı olduğunu, bunun da sürekli kriz doğurduğunu savunan Atabay, "Bizim modelimiz üretim seferberliğidir. Rant ekonomisinden üretim ekonomisine geçerek, Türk lirasını baskılayan değil, verimlilik ve markalaşma ile rekabet eden bir Türkiye inşa edeceğiz," diyerek sözlerini tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.