SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kuraklık

Porsuk Haber Ajansı - Kuraklık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kuraklık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eskişehir’de Yaşam İçin Kritik Çağrı: "Doğaya Bir Can Suyu Yeter" Haber

Eskişehir’de Yaşam İçin Kritik Çağrı: "Doğaya Bir Can Suyu Yeter"

Eskişehir’in önde gelen çevre ve tarım paydaşları, “Doğaya Bir Can Suyu Yeter” başlığıyla düzenlenen panelde bir araya gelerek kentin su varlığını, kuraklık tehlikesini ve ekolojik geleceğini masaya yatırdı. TEMA Vakfı, Türkiye Ormancılar Derneği ve Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) iş birliğiyle gerçekleştirilen panelde, kuraklıktan vahşi madenciliğe kadar pek çok hayati konu değerlendirildi. ​Eskişehir Kuraklık Riski ile Karşı Karşıya ​Panellin moderatörlüğünü yapan Türkiye Ormancılar Derneği Eskişehir İl Temsilcisi Deniz Hakan Durmuş, yağışlara rağmen İç Anadolu’da kuraklık tehlikesinin sürdüğünü vurguladı. Durmuş, yağışların toprak altına süzülmesinin önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "25 Nisan itibarıyla baraj doluluk oranları iyi görünse de, yüzeysel akışla kaybolan su nedeniyle kuraklık tehlikesi devam ediyor. Yanlış ziraat uygulamaları ve su kullanımına karşı sularımızı boşa sarf etmemeli, su depolamasını iyi kullanmalıyız". ​Vahşi Madencilik ve Su Yönetimi Tehdidi ​TEMA Vakfı Eskişehir İl Temsilcisi Dr. Gürsel Gür, Türkiye’nin su stresi çeken ülkeler arasında olduğunu ve Eskişehir'in 2 numaralı havzada su sıkıntısı yaşayan iller arasında yer aldığını belirtti. Gür, madencilik faaliyetlerinin su kaynakları üzerindeki baskısına dikkat çekerek şunları söyledi:​Uşak'taki altın madenlerinde harcanan su, tüm kentin tüketimine eşdeğerdir. Eskişehir Alpagut gibi bölgelerde vahşi madenciliğe karşı yerel önlemler alınmalıdır. Türkiye'deki tarım sektörü suyun %70'inden fazlasını tüketmektedir; daha akıllı bir su yönetimi şarttır. ​Paydaşlar Doğa İçin Güçlerini Birleştirdi ​ZMO Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, bu iş birliğinin Cumhuriyet’in 100. yılından bu yana sürdüğünü hatırlatarak, her yıl farklı bir tema ile doğayı gündeme taşıdıklarını ifade etti. Panelde çocuk, sanat ve doğa ekseninde çözüm önerilerinin sunulduğunu belirten Güder, Hasan Çakıllı’nın kuraklığın sosyolojik etkilerini, orman mühendislerinin ise yangın dirençli toplum konularını aktardığını belirtti. ​7 Milyon Çocuğa Doğa Bilinci ​Panelde ayrıca TEMA Vakfı’nın Milli Eğitim Bakanlığı ile yürüttüğü Doğa Eğitimi programlarına değinildi. Dr. Gürsel Gür, Türkiye genelinde 7 milyon öğrenciye ekolojik okuryazarlık ve doğa sevgisi aşılamanın gururunu yaşadıklarını belirterek, "Türkiye Çöl Olmasın" mottosunun güncelliğini koruduğunu hatırlattı. ​Panel Program Akışı ve Konuşmacılar ​Moderatör: Deniz Hakan DURMUŞ ​Dr. Gürsel GÜR: Doğa Eğitimi (TEMA Vakfı) ​Dr. Nejat ÇELİK: Orman Okulu ​Öğr. Gör. İlayda ÇELİK BAĞLUM: Doğa, Çocuk ve Sanat ​Azmet Başar KAVCIN: Orman ve Kırsal Yangınlarına Dirençli Toplum ​Hasan ÇAKILLI: Kuraklığın, Kırsalda Üretime ve Sosyolojik Yapısına Etkisi (TMMOB ZMO)

Beylikova Barajı %95 Doluluğa Ulaştı Haber

Beylikova Barajı %95 Doluluğa Ulaştı

Beylikova Belediyesi, Porsuk Çayı’ndan gerçekleştirdiği 15 milyon metreküplük su takviyesiyle Beylikova Barajı’nı doldurdu. 50 bin dekar araziye can suyu verecek projede, suyun ton fiyatı ise 4,25 TL olarak açıklandı. Porsuk Çayı’ndan Dev Operasyon: 10 Kilometreden Su Taşındı Eskişehir’in tarım merkezlerinden biri olan Beylikova’da, kuraklık riskine karşı devrim niteliğinde bir adım atıldı. Beylikova Belediyesi, kış boyunca sürdürdüğü yoğun mesai ile Porsuk Çayı’ndan yaklaşık 10 kilometrelik mesafeden taşıma sistemiyle baraja su aktardı. 4 adet büyük çaplı elektrikli su pompasının gece gündüz çalışmasıyla, kısa sürede 15 milyon metreküp su depolama alanına ulaştırıldı. Beylikova Barajı’nda Rekor Doluluk: %95 Seviyesi Geçildi Yapılan stratejik hamle meyvelerini verdi. Mevcut debinin de eklenmesiyle barajdaki toplam su miktarı 23 milyon metreküpe yükselirken, doluluk oranı %95 seviyesine ulaştı. Bu doluluk oranı, özellikle yaz aylarında beklenen kuraklık tehlikesini bölge tarımı için bir risk olmaktan çıkardı. 50 Bin Dekar Arazi Akıllı Sistemle Sulanacak Belediye, sadece su temin etmekle kalmayıp altyapıyı da modernize etti. Akıllı sayaçlar ve yenilenen sulama hatları sayesinde: 50 bin dekar tarım arazisi kesintisiz suya kavuştu. Su israfı minimize edilerek sürdürülebilir üretim modeli sağlandı. Tarımsal sulama hatları tamamen kullanıma hazır hale getirildi. Çiftçinin Yükünü Hafifleten Fiyat: Tonu 4,25 TL! Üreticinin maliyetlerini düşürmeyi hedefleyen Beylikova Belediye Meclisi, örnek bir karara imza attı. Bölgedeki tarımsal faaliyetlerin sürdürülebilirliği için tarımsal sulama suyu fiyatı 1 ton için 4,25 TL olarak sabitlendi. Bu rakam, çevre bölgelerle kıyaslandığında üretici için büyük bir ekonomik avantaj sağlıyor. Başkan Hakan Karabacak: "Çiftçimiz Üretirse Beylikova Büyür" Yatırımlar hakkında açıklama yapan Beylikova Belediye Başkanı Av. Hakan Karabacak, üretimin önemine dikkat çekti: "Zor kış şartlarına rağmen ekiplerimizle sahadaydık. Porsuk Çayı’ndan barajımıza su taşıyarak büyük bir riski bertaraf ettik. Çiftçimiz üretirse Beylikova büyür, Beylikova büyürse ülkemiz kazanır. Uygun fiyat politikamızla üreticimizin yanında olmaya devam edeceğiz."

Eskişehir’de Tarımsal Kuraklık Masaya Yatırıldı Haber

Eskişehir’de Tarımsal Kuraklık Masaya Yatırıldı

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Tarımsal Kuraklık İl Kriz Merkezi Yönetimi toplantısına ev sahipliği yaptı. Vali Yardımcısı Adem Keleş başkanlığında toplanan kurul, şehrin su rezervlerini, baraj doluluk oranlarını ve önümüzdeki döneme ait tarımsal stratejileri değerlendirdi. Kuraklıkla Mücadelede Stratejik Adımlar Eskişehir Vali Yardımcısı Adem Keleş’in yanı sıra kamu kurum amirleri, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin katıldığı toplantıda, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü uzmanları tarafından kapsamlı sunumlar yapıldı. Şube Müdürü Tuncay Burhan ve Mühendis Kemal Pekdoğan, tarımsal kuraklıkla mücadele stratejileri ve modern su yönetimi teknikleri üzerine detayları paylaştı. Toplantı, 2022 yılında yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde, İl Kuraklık Eylem Planı uygulama adımlarının takibi amacıyla gerçekleştirildi. Yağışlar Uzun Yıllar Ortalamasının Üzerinde Toplantıda paylaşılan meteorolojik veriler, Eskişehirli üreticiler için sevindirici bir tablo ortaya koydu. 1 Ekim 2025 ile 1 Mart 2026 tarihleri arasındaki "su yılı" verilerine göre: Gerçekleşen Yağış Miktarı: 224,2 mm Uzun Yıllar Ortalaması: 164,4 mm Yağış miktarının normalin üzerinde seyretmesi sayesinde, hâlihazırda hem sulu hem de kuru tarım alanlarında bitki çıkışı ve gelişimi konusunda bir problem yaşanmadığı belirtildi. Hububatta Kritik Dönem: Kardeşlenme Tamamlandı Eskişehir genelinde hububat ekili alanlarda bitkilerin kardeşlenme evresini başarıyla tamamladığı vurgulandı. Ancak uzmanlar, verimliliğin korunması için önümüzdeki ay düşecek yağışların "belirleyici" olacağı konusunda uyarılarda bulundu. Barajların Durumu ve Su Tasarrufu Çağrısı Eskişehir’deki içme suyu ve tarımsal sulama kaynaklarının güncel durumu, baraj doluluk oranları ile birlikte analiz edildi. Toplantının odak noktalarından biri de suyun tasarruflu kullanımı oldu. Kurul üyeleri, yağışlar ortalamanın üzerinde olsa dahi su tasarrufunun sürdürülebilir tarım için hayati önem taşıdığını hatırlattı.

TZOB Başkanı Bayraktar’dan Gıda İsrafı Uyarısı Haber

TZOB Başkanı Bayraktar’dan Gıda İsrafı Uyarısı

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada gıda israfının korkutucu boyutlarına dikkat çekti. Bayraktar, Türkiye’de her yıl 18-20 milyon ton gıdanın çöpe gittiğini belirterek "Gıdayı israf etmek, çiftçinin emeğini ve doğanın kaynaklarını yok etmektir" dedi. ​30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü Teması: "Gıda İsrafı" ​Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen ve bu yıl dördüncüsü kutlanan 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü’nün ana teması bu yıl "Gıda İsrafı" olarak belirlendi. TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yaptığı basın açıklamasında sıfır atık yaklaşımının sadece çevresel bir konu değil, gıda güvenliği ve üretim süreciyle doğrudan ilişkili bir yaşam disiplini olduğunu vurguladı. ​Korkutan Rakamlar: Küresel Kayıp 1 Trilyon Dolar ​Gıda israfının küresel ve yerel ölçekteki ekonomik bilançosunu paylaşan Bayraktar, çarpıcı veriler sundu: ​Dünya Genelinde: Üretilen gıdanın %30-35’i (yaklaşık 1,3 milyar ton) israf ediliyor. ​Ekonomik Kayıp: Küresel gıda israfının doğrudan maliyeti 1 trilyon dolar, çevresel ve sosyal etkileriyle birlikte bu rakam 2,6 trilyon dolara ulaşıyor. ​Türkiye Bilançosu: Yıllık 18-20 milyon ton gıda israfı yaşanıyor. ​Ekmek ve Sebze-Meyvede Büyük Kayıp ​Türkiye’deki israfın detaylarına değinen Bayraktar, özellikle temel gıda maddelerindeki kayıpların altını çizdi: ​Ekmek İsrafı: Günde yaklaşık 4,9 milyon adet ekmek çöpe gidiyor. ​Sebze ve Meyve: Yıllık 50 milyon tonu aşan üretimin 10-13 milyon tonu sofraya ulaşmadan veya tüketilmeden israf ediliyor. ​"Gıdayı Korumak, Üreticiyi Korumaktır" ​Tarımsal üretimin iklim değişikliği ve kuraklık gibi büyük risklerle karşı karşıya olduğunu hatırlatan Bayraktar, tüketicilere şu çağrıda bulundu: ​"Gıda, sofraya gelene kadar büyük bir emek ve doğal kaynak kullanımı gerektirir. İsraf edilen her ürün, boşa harcanan su, toprak ve enerji demektir. İhtiyacımız kadar tüketmek ve planlı alışveriş yapmak bir tercih değil, geleceğimiz için bir zorunluluktur. Gıdayı korumak, çiftçimizi ve ülkemizin geleceğini güvence altına almaktır." ​Sıfır Atık İçin Bireysel Tedbirler ​İsrafın büyük bir kısmının hane halkı düzeyindeki yanlış alışkanlıklardan kaynaklandığını belirten TZOB Başkanı, çözümün "ihtiyaç odaklı tüketim" ve "planlı hareket etmekten" geçtiğini ifade etti. Bayraktar, sıfır atık bilincinin günlük hayatın bir parçası haline gelmesi gerektiğini belirterek açıklamasına son verdi.

Eskişehir’in Geleceği Kuraklığa İhale Edilmesin Haber

Eskişehir’in Geleceği Kuraklığa İhale Edilmesin

İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen haftalık basın toplantısında önümüzde ki aylarda Eskişehir’de yaşanabilecek su sıkıntısı ve kuraklık gündeme getirildi. "Değerli Katılımcılar Haftalık Basın açıklamamıza hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Eskişehir ve Odunpazarı öncelikli tespit, öneri ve yaşananları vasıtanızla kamuoyu ile muhataplarına iletmeye devam ediyoruz. Bugün dikkat çekeceğimiz konuyu paylaşıyoruz. Geçtiğimiz şubat başında içeriği bilinmeyen ama sorumlu kurumlar arası yaşanılan irtibatsızlık neticesinde yaşadığımız. 48 saatlik su kesintisi ve şehrin tamamının su beslemesi sürecinin sıkıntıları ve süreci tamamen siyaset çekişmesi eleştirmesi veya savunması yönünde çekenler konuşuldu, yazıldı ve yeni bir polemiğe kadar öylece kaldı. İYİ Parti Odunpazarı Teşkilatı olarak gündem sıralamamızın başlarında olan bu konuyla ilgili. Atlanan görmezden gelinen çok iyi bilinmesine rağmen yokmuş gibi davranılan Eskişehir’i besleyen tek su kaynağı Porsuk Su Havzası dışında ikinci veya üçüncü bir kaynaktan su temini hakkında söylenmeyenleri, yapılmayanları, göz ardı edilenleri bugün kamuoyuyla vasıtanızla paylaşmak istiyoruz. Geçtiğimiz hafta konuya ilgili akademik paydaşların yaptığı açıklamada bugünde Porsuk Baraj gölünde kış sonu bahar başlangıcı olmasına rağmen %36,5 doluluk oranıyla geçmiş yıllar baz alındığında en düşük seviye görülmektedir. 2025 yılında aynı tarihte doluluk oranı %44,1 olarak gerçekleşmişti. Yani bugünden önümüz süreçte Eskişehir’de su sıkıntısı su krizi zaman ilerledikçe tüketim ve kullanım arttıkça yaz dönemi ile alenen ortaya çıkacak bu çok açık karşımızda durmaktadır. Bugünlere gelene kadar sorumlulukları olan ama bu sorumluluklarını siyasi eleştiri ve söylemden öteye geçirmeyenler. Yine birbirlerini suçlayacak ve konuyu siyasi getirisi olan şova dönüştüreceklerdir diye düşünüyoruz. Buradan hatırlatıyoruz. 18 Aralık 1953 yılında kurulan Devlet Su İşleri 18.04.2007 tarihinde 5625 sayılı kanun ve 1053 sayılı kanun 10. Maddesi değişimi ile belediye olan tüm yerleşim yerlerinin. İçme kullanma ve endüstri suyu temini, Gerekmesi halinde atık su tesislerinin yapımından tek sorumludur. Şimdi soruyoruz… Tüm bu tartışmalar ve süreçlerde iktidar partisi İl Başkanı dışında DSİ sorumluluğu olan alan ile ilgili bir yetkili ya da bürokrattan herhangi bilgilendirme veya durum değerlendirmesi duydunuz mu? Biz duymadık, işitmedik, göremedik. Eskişehir’in yeni bir su beslemesine hatta üçüncü bir kaynağa ihtiyacı hayati önemde dururken kanunen sorumlu kurumun siyasetin gölgesinde kalıp etkisiz, sessiz durması oldukça garipsenecek bir haldir. 23 yılda Eskişehir’e 36 milyar TL yatırım getirmekle övünenler. Maalesef nüfusunun yüzde 89 unun yaşadığı Eskişehir şehir merkezine bir proje yapıp ya da yaptırıp. Alternatif besleme için günümüz teknik şartlarında oldukça hızlı ve basit denilebilecek sistemleri kuramayarak tamamen siyasi rakam oyunları ve siyasi algı ile insanlarımızın akıllarıyla alay etmişlerdir. Bu muhataplar yaşanabilecek kurak günlerin su kesintilerinin sorumluluğunu tabii olarak üzerlerine alacaklardır. O gün geldiğinde o noktada ne yandaş kalem ile yapılar ve sosyal medya trolleri gerçeği gizleyemeyecektir. İYİ Parti Teşkilatları olarak yaşananları vatandaşlarımızla paylaşıyoruz, Paylaşmaya devam edeceğiz ve gerçeği sorumluların yüzüne sokak sokak vuracağız diyoruz. Geleceği planlamayanlar maalesef yarınımızı kurutuyor. Alternatif su kaynağı lütuf değil zorunluluktur. Sadece yağış beklemeye değil çözüme ihtiyacımız var. Eskişehir’in geleceği kuraklığa ihale edilmesin. Birbirlerini suçlayarak birbirlerinin eksiklerini arayarak koskoca Eskişehir’i ikiden büyük tutmayarak bu şehre yapılabilecek en büyük kötülüğü yapanlara bir an önce akıllarını başlarına almalarını ve sistemi halkın yararına çalıştırarak su sorununu olumsuzluklar yaşanmadan çözme adımlarının atılmasını alternatiflerin üretilmesinin uyarısını bugünden buradan yapıyoruz. Aklıselim ve kamu vicdanı öncelik olsun temennisiyle katılımınız ile katkınız için teşekkür ediyor çalışmalarınızda iyilikler diliyoruz."

Kuraklık Tehdidi ve Su Bilinci Konuşuldu Haber

Kuraklık Tehdidi ve Su Bilinci Konuşuldu

Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi tarafından Eğitim Fakültesi E Blok Konferans Salonu’nda düzenlenen “Suya Farkındalık Öğretmenden Başlar” başlıklı söyleşide, suyun stratejik önemi ve ekolojik dengedeki rolü ele alınırken; Prof. Dr. Erdoğan Kaya’nın moderatörlüğünü yaptığı etkinliğe, Orman Toprak ve Ekoloji Araştırmaları Enstitüsü Başmühendisi Dr. Nejat Çelik konuşmacı olarak katıldı. Söyleşiye akademisyenler, Tarım ve Orman Bakanlığı temsilcileri ve öğrenciler katılım gösterdi. Dr. Çelik: “Su günümüzde mavi altın değerindedir” Söyleşide konuşan Dr. Nejat Çelik, suyun günümüzde stratejik bir kaynak haline geldiğini vurgulayarak konuşmasına Yunus Emre’nin dizeleriyle başladı. Çelik, Eskişehir’in su kaynaklarını besleyen doğal alanlara dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Su artık ‘mavi altın’ değerindedir. Mesleğiniz sadece bir iş değil, bir yaşam biçimi olmalı. Geleceğin öğretmenleri olarak sizler, çocukların doğayla kuracağı bağın ve su bilincinin asıl mimarlarısınız.” Prof. Dr. Kaya: “Su bilinci davranışa dönüşmelidir” Söyleşide saha gözlemlerini de katılımcılarla paylaşan Prof. Dr. Erdoğan Kaya ise bölgedeki su stresine dikkat çekti. Seydi Çayı vadisindeki kuraklık ve Porsuk Barajı’ndaki doluluk oranlarına değinen Kaya, öğretmen adaylarına yönelik şu değerlendirmelerde bulundu: “Bu konuda yalnızca teorik bilgi yeterli değil. Su bilincinin günlük yaşama yansıması ve davranışa dönüşmesi gerekiyor. Özellikle su kaynaklarının sınırlı olduğu bölgelerde yanlış tarım tercihleri ciddi ekolojik riskler oluşturuyor.” Programın sonunda, Dr. Nejat Çelik ve Prof. Dr. Erdoğan Kaya’ya teşekkür belgeleri Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Murat Doğan Şahin tarafından takdim edildi. Şahin, su farkındalığının eğitim süreçlerine entegre edilmesinin önemine dikkat çekerek emeği geçenlere teşekkür etti. Etkinlik, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi. Kaynak: AnaHaber

Dünya Su Günü Kapsamında "Su ve İnsan" Paneli Düzenlendi Haber

Dünya Su Günü Kapsamında "Su ve İnsan" Paneli Düzenlendi

Tepebaşı Belediyesi tarafından Dünya Su Günü kapsamında “Su ve İnsan” temalı panel düzenlendi. Panelde konuşan Başkan Ataç, “Siyasi iradenin iklimsel krizin çözümünde büyük bir rol oynaması gerekiyor.” dedi. Suyun hayatımızdaki önemini, sürdürülebilirlik kavramının su kaynakları üzerindeki etkisini vurgulamak, suyun verimli kullanımının sanayi ve diğer sektörler için ne kadar kritik olduğunu ele almak amacıyla düzenlenen “Su ve İnsan” konulu panel Tepebaşı Belediyesi Vecihi Hürkuş Havacılık ve Teknoloji Parkı’nda gerçekleştirildi. Panele Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç’ın yanı sıra Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe, konuşmalarını yapmak üzere ise Eskişehir Teknik Üniversitesi Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Ali Arda Şorman, Doç. Dr. Fadime Karaer Özmen, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü İçme Suyu Havzaları Şube Müdür Vekili Eylem Sıla Özer, Çevre Yüksek Mühendisi Sezen Aka, EOSB Yeşil Birim Yöneticisi Suzan Eroğlu Önpeker ile çok sayıda vatandaş katıldı. “Doğamız için büyük zararları var” Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, katıldığı panelde su krizine, iklim değişikliğine ve çevresel yıkıma dikkat çekerek çarpıcı açıklamalarda bulundu. Suyun, toprak ve hava ile birlikte yaşamın temel unsurlarından biri olduğunu belirten Ataç, Türkiye’de iklim krizine karşı yeterli siyasi iradenin ortaya konulmadığını söyledi. Vahşi madencilik ve termik santrallerin büyük ölçüde su tükettiğini, yeraltı sularını kirlettiğini ve doğaya ağır zarar verdiğini vurgulayan Ataç, bu alanlarda ya sıkı denetim uygulanması ya da faaliyetlere ara verilmesi gerektiğinin altını çizdi. Başkan Ataç, “İnsanın yaşaması için üç bileşen var. Su, toprak ve hava. Bugün burada suyun önemini konuşmak için bir araya geldik. Su sonsuz değildir. Bugün dünyada milyonlarca insan güvenli suya ulaşmakta zorlanıyor. Su yönetimi sadece yerel yönetimlerin konusu değildir. Siyasi iradenin iklimsel krizin çözümünde büyük bir rol oynaması gerekiyor. Ama maalesef Türkiye’de öyle bir görüntü yok. Aksine vahşi madencilikte çok fazla su kullanılıyor. Termik santralde müthiş su kullanılıyor. Bunların önlenmesi lazım. Altın madenciliği ve termik santraller ya denetime alınması lazım ya da bir süre ara verilmesi lazım. Altın madenciliği ve termik santraller hem doğaya zarar veriyor hem yeraltı sularını kirletiyor. Doğamız için büyük zararları var” ifadelerini kullandı. “Kuraklıkla savaşıyoruz” Eskişehir Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Arda Sorman, “Bazı tasarruf yöntemlerinin değişmesi lazım. Atık su olsun yağmur suyu olsun… İklim değişikliği nedeniyle değişen yağışların değerlendirilmesi lazım. Bulunduğumuz bölge açısından bakarsak İç Anadolu Bölgesi çok parlak görünmüyor. Son yıllarda özellikle kuraklıkla savaşıyoruz. Kuraklık en önemli problem. Bu nedenle ekilecek ürünlerin ve sulama tekniklerinin planlanması gerekir” diye konuştu. “Temiz suya ulaşım zorlaşacak” Su yönetimi, sağlık ve gelecek perspektifi konularının konuşulduğu panelde Eskişehir Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fadime Karaer Özmen, Küresel ısınma ve iklim değişikliği denildiğinde en temel sorunlardan birinin atmosferde bulunan sera gazları olduğuna dikkat çekti. Özmen, “Küresel ısınma ve iklim değişikliğinde su mekansal ve zamansal olarak değiştiği için su arzında riskler taşıyor. Temiz suya olan ulaşım zorlaşacak. Arz ve taleplerdeki dengesizlikler önümüze çıkacak” dedi. “Suyun kalitesi ve miktarı düşecek” Çevre Yüksek Mühendisi Sezen Aka, “Gelecek dönemde yaşayacağımız sıkıntılardan en önemlisi içme suyu özelinde hem kalite hem miktar yönünden azalmış suyun tahsis yönünde sıkıntılar olabilir. Hem tarımda gıda güvenliği açısından kaliteli suya ihtiyaç var. İçme suyunu da önceliği var. İleride biz bu düşük kaliteli suyun dağıtımında ve tahsisinde büyük sorunlar yaşayacağız. Bu nedenle şimdiden önlemler alarak ilerleyen yıllarda daha dengeli su dağıtımı sağlanmalı” diye konuştu. “Yağmur sularını depolamamız gerekiyor” Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü İçme Suyu Havzaları Şube Müdür Vekili Eylem Sıla Özer, “Ani taşkınlar küresel ısınmanın en önemli göstergelerinden ve sonuçlarından biri. Aslında ön göremediğimiz miktarda uzun dönem süren yağış rejimlerinin değişmesi altyapılarımızı yetersiz hale getirdi. Bu şehirlerde gerçekten can ve mal kaybına sebep olmakta. Bu kadar suyun bir yerde depolamadığımız için de kaybetmekteyiz. Bu da ileride bir problem olarak karşımıza çıkacak. Bu nedenle depolamayı öğrenmemiz gerekiyor” dedi. “Kuraklık ve su taşkınları karşımıza sorun olarak çıkıyor” EOSB Yeşil Birim Yöneticisi Suzan Eroğlu Önpeker ise “İklim değişikliğinin sebep olduğu kuraklık ve ani yağışlar sorun olarak karşımıza çıkıyor. Su kalitesi, içme suyuna ulaşım temel sorunlar olarak karşımıza çıkıyor” ifadelerini kullandı. Panel sonunda katılımcılarla beraber atölye çalışması gerçekleştirildi.

Yeraltı Suları Sınırsız Değil, Su Krizi Kapıda! Haber

Yeraltı Suları Sınırsız Değil, Su Krizi Kapıda!

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Eskişehir Şubesi, 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla yaptığı basın açıklamasında, su kaynaklarının üzerindeki baskının kritik seviyeye ulaştığını vurguladı. Bilimsel veriler ışığında yapılan uyarıda, Eskişehir’in yeraltı su rezervlerinin yanlış kullanım ve iklim krizi nedeniyle büyük risk altında olduğu belirtildi. ​TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu, 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında bir basın açıklaması yayımlayarak su yönetiminde bilimsel temelli bir yaklaşımın aciliyetine dikkat çekti. Açıklamada, suyun ticari bir meta değil, temel bir yaşam hakkı olduğunun altı çizilirken; "Vahşi sulama", "kaçak kuyular" ve "plansız kentleşme" konularında sert uyarılarda bulunuldu. ​"Eskişehir'in Yeraltı Suları Risk Altında" ​Jeoloji mühendisliğinin yeraltı sularının korunmasındaki stratejik rolüne değinilen açıklamada, Eskişehir havzasındaki duruma dikkat çekildi. Şehrin önemli bir yeraltı suyu havzası üzerinde yer aldığı ancak bilinçsiz tüketimin bu mirası tükettiği ifade edildi: ​"Şehrimiz, yeraltı suyu açısından zengin bir havzada bulunmasına rağmen; tarımsal sulamadaki yanlış yöntemler ve kontrolsüz çekimler nedeniyle su seviyelerinde ciddi düşüşler yaşanmaktadır. Yeraltı suları sanıldığı gibi sınırsız değildir." ​Bilimsel Planlama ve Denetim Çağrısı ​JMO Eskişehir Şubesi, su krizinin derinleşmemesi için 5 temel çözüm önerisini kamuoyuyla paylaştı: ​Hidrojeolojik Etüt Şart: Su yönetimi mutlaka bilimsel planlamaya dayanmalı. ​Kaçak Kuyulara Son: Denetimler sıkılaştırılmalı, kaçak kuyu açılması engellenmelidir. ​Modern Sulama: Tarımda 'vahşi sulama' terk edilerek modern tekniklere geçilmelidir. ​Ürün Deseni Planlaması: Şehrin tarımsal ürün seçimi, su rezervlerine göre yapılmalıdır. ​Bütüncül Politika: Kentleşme ve sanayi planlarında yeraltı su rezervleri ana kriter olmalıdır. ​"Su Bir Kamu Hakkıdır" ​Açıklamada iklim krizinin yağış rejimlerini değiştirdiği ve kuraklık riskini artırdığı hatırlatılırken, suyun yönetiminde kamu yararının gözetilmesi gerektiği vurgulandı. "Su, ticari bir meta değil; herkes için eşit ve adil erişilmesi gereken bir haktır" denilen metinde, özelleştirme ve rant odaklı yaklaşımlardan uzak durulması gerektiği belirtildi. ​"Geleceğimizi Korumak İçin Ortak Akıl" ​Son olarak, tüm paydaşları ortak akılla hareket etmeye davet eden JMO Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu, "Suyun olmadığı bir dünyada yaşamak düşünülemez. Su kaynaklarını korumak, geleceğimizi korumaktır" ifadeleriyle açıklamasını sonlandırdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.