SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kuraklık

Porsuk Haber Ajansı - Kuraklık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kuraklık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Milli Parklar Ranta Açılıyor, Halk Yoksulluğa Mahkum Ediliyor Haber

Milli Parklar Ranta Açılıyor, Halk Yoksulluğa Mahkum Ediliyor

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda konuşan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, AK parti genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın emekli için verdiği müjdeyi değerlendirdi. Gürer” Sayın Cumhurbaşkanı üç yıl önce bir "tweet" attı "BAĞ-KUR primleri 9000 günden 7200 güne düşecek, müjde!" dedi. Müjdeden bu yana üç sene geçti, bu gerçekleşmedi ama bugün bir müjde daha verdi. Emekliler de yılbaşında aldıkları maaşın enflasyonla erimesi nedeniyle kendilerine bir artı ücret zammı yapılacağını tahmin etti ya da bayram ikramiyesinin 4 bin liradan daha yukarı çıkarılacağını beklerken meğerse hak ettikleri parayı on beş gün önce alacaklarmış; müjde bu.” Çıktı “diye konuştu. ESAS MÜJDE YANDAŞA CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer TBMM ‘de görülüp gece Cumhur ittifakı oyları ile kabul edilen Milli Parklar Kanun değişikliğinin “esas” müjdeyi yandaşa veren bir düzenleme olduğuna işaret etti.Ömer Fethi Gürer”Tabii, esas müjde bu kanunun içinde var ya da getirilen çoğu kanun teklifinde var. Bu millî parklar burada ranta açılıyor. Nasıl oluyor? Milli Parklar Kanun Teklifi'yle korunan alanlardaki her türlü altyapı, üstyapı ve diğer tesislerin Bakanlıkça işletilmesi zorunluluğu ortadan kaldırılıyor, böylece millî parklar yağmaya açıyor; işte, müjde bu. Gene yandaşa kayırmacı, birilerine rant sağlayacak bir kanun teklifinin görüşmelerini yapıyoruz. Kanunun özü iki tane ana ayağa dayanıyor; biri, millî parklar ranta açılıyor; diğerinde de Bakanlığın elindeki yetkiler alınıp bir Genel Müdürlüğe devrediliyor.Yine, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüştüğümüz bir kanun teklifi vardı, o da önümüzdeki günlerde Meclise gelecek. Orada da 230 tane arazinin "kupon arazi" dediğimiz arazinin satışı gerçekleşiyor. limanları sattınız, enerji santrallerini sattınız, fabrikaları sattınız, hazine arazilerini sattınız, vatandaşlık sattınız, elde avuçta ne varsa satıyorsunuz, birileri buradan çıkar sağlıyor ama bu ülkenin emeklisini, asgari ücretlisini, dar ve sabit gelirlisini yoksulluğa mahkûm ediyorsunuz.” Dedi. YENİ BAHANE SAVAŞ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer ülkenin ekonomik durumuna vatandaş tarafından bakalım dedi ve rakamları paylaştı.Gürer” bugünkü var olan ekonomik verilere dayalı rakamları paylaşmak istiyorum. Neden? Geçen yıl kuraklık oldu, don oldu; ondan önce deprem oldu; şimdi de savaş çıktı. İyi, ne demek bu? Yani ne oluyorsa oradan da kaynaklanıyor, bizden kaynaklanmıyor. Peki, ülkenin durumu ne? Bireysel kredi kartları borçları 3 trilyon lirayken bireysel kredi borçları da 3 trilyon lira. Varlık yönetim şirketlerine olan borçlarıyla birlikte vatandaşın toplam finansal borcu 6 trilyon 336 milyar lira. Bankalar ve finans kuruluşlarının tüketicilerinin zamanında tahsil edemediği için icra takibine aldıkları bireysel kredi ve kredi kartları alacakları 271 milyar 800 milyon lira, batık bireysel kredi ve kredi kartı borçları 373 milyar lira, bireysel krediler ve kredi kartları için vatandaşın bankalara ödediği faiz 118 milyar lira, KOBİ'lerin bankalara borcu 6 trilyon 548 milyar lira, sektörün vadesinde ödeyemediği için bankalar tarafından icra takibine alınan krediler ise 214 milyar 200 milyon lira. Bankalarda KOBİ'lere ait toplam 4 milyon 983 bin kredi hesabı bulunuyor, 304 bini takipte tutuluyor. Tarım sektörünün bankalara borcu da 1 trilyon 297 milyar lira; 1 trilyon lirası kamu bankalarından kullandığı, 265 milyar lirası özel sermayeli bankalardan kullandığı kredilerden oluşuyor. Bu piyasaya, bunlara çiftçilerin olduğu borçlar dâhil değil. Piyasa borçlarıyla da çiftçiler tarihin en büyük borçlanma dönemini yaşıyor. Tarım sektöründe zamanında ödenemediği için bankalar tarafından takibe alınan kredi kartları borçları ise 17 milyar 600 milyon lira. İcra dairelerinde UYAP üzerinden açılan ve icra dairelerinde derdest bulunan toplam dosya sayısı 24 milyon 364 bin, derdest dosya sayısı son bir yılda 1 milyon 700 bin adet artmış. Muhtarlıklara giderseniz tebliğlerle dolu. “ dedi. YILBAŞINDAN BERİ MAAŞLAR ERİDİ. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer “Maaşlarda durum nedir diye baktığınızda, 2026 yılı başında işçi ve bağımsız çalışanların, emeklilerin aylıklarına yüzde 12,19 zam yapıldı. 20 bin liraya çıkarılan en düşük emekli aylığının yaklaşık 1.600 lirası daha yıl başından bu yana elinden geri alındı, 61.890 lira olan en düşük memur aylığının 4.920 lirası cepten geri alındı, 28.075 lira olan asgari ücretin de 2.232 lirası ilk iki ayda enflasyonunla geri alındı. Emekli ve asgari ücretlinin aldığı maaş açlık sınırının altında, memur maaşları yoksulluk sınırının altında; 12 milyon işsiz var, 10 milyona yakın sosyal yardımla yaşayan yurttaş var, 50 milyon yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Arkadaşlar, ülkenin gerçeği bunlar. Bunların yaşadığı sorunları görmek, bunlara çözüm üretmek gerekiyor.” Diye konuştu. KANUN TEKLİFLERİ RANTA DAYALi Ömer Fethi Gürer “Biz burada gelen kanun tekliflerine baktığımız zaman hepsinin içinde ranta dayalı kayırmacı bir anlayışla oluşturulmuş maddelerin gizlendiği görüyoruz, bunlar ülkenin değerlerinin peşkeş çekilmesi ama ülkenin geniş kesimlerinin içine düşürüldüğü yoksulluk, yokluk, onların yaşadığı ızdıraplı yaşamı da Meclis olarak hissetmek durumundayız.Sistem olarak Cumhurbaşkanlığı sistemine geçtik. Herkes de biliyor ki Mecliste 1’inci parti eliyle kanun tekliflerini görüşüyoruz, onları da bakanlık bürokrasisi hazırlıyor. Teknik konuları dışında, bu tür satışa kaynak yaratan yani mevcutları satılarak elde edilecek rant olan maddelerin dışında biraz da halkın sorunlarına eğilen kanun teklifleri Meclise gelsin, burada elbirliğiyle o kanunları çıkaralım, ülkenin geleceğini aydınlık kılalım, yoksa ülkemiz iyi bir noktaya doğru gitmiyor diyorum” dedi.

Gürer: ''2025 Yılı Üretim Kaybı Rafa Zam Olarak Yansıdı'' Haber

Gürer: ''2025 Yılı Üretim Kaybı Rafa Zam Olarak Yansıdı''

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, ekonomik sorunların artığı süreçte hem üreticinin hem de tüketicinin korunması için siyasi iktidarın yapması gerekenleri yapmayarak seyrettiği ve sorunların her geçen gün artığını, akaryakıt zamlarınızda süreci olumsuz etkilediğini söyledi. “BİZ TARIMIN GELİŞMESİNİ İSTİYORUZ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımda artan sorunların çözülmemesinin arz açığı oluşturması ile daha da sıkıntılı bir döneme verilebileceğini belirtti. Gürer, eleştirilerinin amacının ülkeye zarar vermek değil, aksine geleceğe katkı sunmak olduğunu belirtti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Biz bu ülkede tarımın gelişmesini, çiftçinin, üreticinin, besicinin daha iyi kazanca erip çiftçi refahının sağlanmasını; bunun yanı sıra raftaki ürünün de fiyatının uygun koşullara düşmesini istiyoruz. Girdi maliyetleri düşürülerek tarladan sofraya, ahırdan sofraya her ürünün fiyatının daha uygun koşullarda emeklimize, asgari ücretlimize erişmesini ve bu yolda yapılacakları anlatıyoruz,” dedi. Tarım politikalarındaki aksaklıkları dile getirmenin bir sorumluluk olduğunu ifade eden Ömer Fethi Gürer, “tarım politikalarının olumsuzluklarını söyleyerek özünde bu ülkenin bugününe ve geleceğine iyilik yapıyoruz” diye konuştu. “2025, 2002’NİN DE GERİSİNE DÜŞÜLEN BİR YIL OLDU” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılının ülke tarımı açısından en sorunlu dönemlerden biri olduğunu belirtti. “2025 yılı Türk tarımı için en sorunlu dönem oldu. 2002 yılının üretiminin altında fasulye, mercimek, nohut üretimleri gerçekleşti.” Nüfusun 2002’ye göre 30 milyonun üzerinde arttığını hatırlatan Gürer, buna rağmen üretimde gerileme yaşandığını söyledi. 2024 ve 2025 verilerini karşılaştırarak şu bilgileri paylaştı: 2024 yılında meyve, içecek ve baharat bitkileri üretimi 28 milyon tondu. 2025 yılında bu üretim 19 milyon 600 bin tona geriledi. 2024 yılında tahıl ve diğer bitkisel üretim 75 milyon 500 bin tondu. 2025 yılında 68 milyon 100 bin tona düştü. 2024 yılında sebze üretimi 30 milyon 600 bin tondu. 2025 yılında 30 milyon 300 bin tona geriledi. “Özellikle bakliyat ve hububatta çok ciddi anlamda üretim kaybı gerçekleşti. 2025 yılı üretim kaybı rafa zam olarak yansıdı”” diyen Gürer, bu tablo karşısında “Tarımda üretimde sorunumuz yok” açıklamalarını anlamanın mümkün olmadığını ifade etti. “BU KADAR ÜRETİM KAYBI VARSA ÇİFTÇİ NASIL SORUN YAŞAMAZ?” Ömer Fethi Gürer, resmi veriler üzerinden değerlendirme yapılması gerektiğini belirterek, “TÜİK’in bitkisel üretimle ilgili 2024 Aralık ve 2025 Aralık verilerine bakılsın, aradaki kayıp üretim fark görülecektir” dedi. Üretim kaybının sahada doğrudan hissedildiğini belirten Gürer, “Bu kadar üretim kaybının olduğu yerde o çiftçinin, o besicinin, o üreticinin sorun yaşamaması mümkün mü? Hayvan varlığınız azalacak, üretiminiz azalacak. Düşük alım fiyatı uygulandığı için çiftçi gelirleri daralacak. Çiftçilik bir yerde sürdürülebilmesi sorunlu noktaya erecek. Tarım arazileri daralacak. Sonra da tarımda her şey çok iyi denilecek bu nasıl mümkün olacak ” şeklinde konuştu. Sahada karşılaştıkları tabloyu da aktaran TBMM Tarım,Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, “Biz alanlara gidiyoruz, o çok iyileri bulamıyoruz. Ahırlar kapanmış, sorunlar artmış, sıkıntılar katlanmış. Her gittiğimiz yerde köylerde bize dert yanıyorlar. Bu insanlar keyfi için mi dert yanıyor?” ifadelerini kullandı. ŞAP HASTALIĞI VE KURAKLIK TEPKİSİ Hayvancılıktaki kayıplara da dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şap hastalığına ilişkin verilerin açıklanmadığını söyledi: “100 hayvanım vardı, 30 tanesini şapta kaybettim diyor üretici. Soruyoruz bakana; 2025 yılında yaşanan şap hastalığında kaç hayvan yitirdik? Açıklama yok. Açıklayın, 2025 yılında kaç hayvan kesime gitti? Kaç hayvan şartlı kesime gitti? Kaç hayvan telef oldu? Kaç hayvan kurban bayramında kesildi? Bu veriler ışığında kaç büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığımız var Açıklayın?” dedi. Enflasyon açıklamalarında zirai don ve kuraklığın etkisine dikkat çekildiğini hatırlatan Öner Fethi Gürer, bu afetlerden zarar gören üreticilere yeterli destek verilmediğini belirterek, “Zirai don ve kuraklıktan Türkiye’nin olumsuz etkilendiği söyleniyor. Peki, bunları üretenler ne oldu? TARSİM ve ÇKS’ye kayıtlı olanların dışında çiftçilik yapanlara herhangi bir destek verildi mi? Verilmedi. Kuraklıktan etkilenen çiftçiye destek verildi mi? Verilmedi. Bu çiftçi hali nedir diyen bir iktidar ne yazık ki yok ” dedi. ARTAN MALİYETLER, DARALAN GELİR Gürer, özellikle gübre, yem, akaryakıt zamlarının çiftçiyi doğrudan etkilediğini belirtti. Yılbaşından bu yana akaryakıta yüzde 10,8 oranında zam geldiğini ifade ederek, “100 dönümlük bir araziyi ekmek için yola çıkan çiftçi, daha tarlaya gitmeden 32 litresini yılbaşından bu yana kaybetmiş durumda” diye konuştu. Gürer, gübre, ilaç, tohum, elektrik, su ve mazot fiyatlarının arttığını; buna karşılık alım fiyatlarının düşük tutulduğunu ifade etti. “Girdi maliyetleri katlayacak, alım fiyatları düşük tutulacak, sonra da çiftçiye ‘üretim yapmaya devam et’ denecek. Bu nasıl olacak?” sözleriyle mevcut politikaları eleştirdi. “KOYUN PROJESİ DARALDI, YENİDEN MÜJDE DİYE SUNULUYOR” 2016-2018 yıllarında açıklanan koyun projesine de değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, projenin büyük ölçüde daraldığını belirterek, “2016-2018 yıllarında açıklanan koyun projesi bu kez neredeyse yüzde 90 daralarak tekrar müjde diye sunuluyor,” diye konuştu. Gürer, “Önce gerçekçi olmalı, verileri doğru görmeli, doğru okumalı ve bunlar üzerinde çözüm üretmelidir” dedi. GÜBRE VE YEMDE %50 SÜBVANSİYON ŞART Ömer Fethi Gürer, “Kısa vadede öncelikle ilk yapılacak iş; gübrede, yemde en az yüzde 50 sübvansiyon sağlanmalı. Mazotta ÖTV ve KDV kaldırılmalı. Genç çiftçi ve kadın çiftçilerin Sosyal Güvenlik Kurumu primi devlet tarafından ödenmeli. Ayrıca tüm borçlar faizsiz olarak en az 3 yıl ötelenmeli. İcralar durdurulmalı. Traktöre, ahıra, hayvana gelen icralar bir an önce sonlandırılmalıdır.” dedi.

Gürer: "Şap İle Et, Süt, Buzağı ve Hayvan Kayıpları Yaşandı" Haber

Gürer: "Şap İle Et, Süt, Buzağı ve Hayvan Kayıpları Yaşandı"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2025 yılında hayvan hastalıklarının hayvancılık sektöründe kayıplara yol açtığını belirterek, şap hastalığının olumsuz etkilerine dikkat çekti. Gürer, hastalık nedeniyle 81 ilde hayvan pazarlarının kapandığını, et ve süt üretiminde kayıplar yaşandığını ifade etti. Gürer, şap hastalığı nedeniyle buzağısını atan ancak yoğun çabayla hayatta tutulan bir hayvan üzerinden yaşanan süreci yerinde besiciden dinledi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ülkemiz 2025 yılında hayvan hastalıkları nedeniyle önemli sıkıntılar yaşadı. Bu hastalıklar hayvan pazarlarının kapanmasına yol açtı; et ve süt kayıpları oluştu, hayvan kayıpları da bununla birlikte arttı. Şap hastalığının etkisiyle buzağısını atan ancak sonrasında kurtarılan bir hayvan olsa da bazı hayvanlar yavru attı ya da telef oldu” dedi. “HAYVANI ELLERİMİZLE BESLEYEREK HAYATTA TUTTUK” Süt İnekçiliği yapan Zülfü Ünal Şap hastalığına yakalanan hayvanın simental cinsi olduğunu belirterek, “Bu hayvan normalde minimum 650–700 kilo canlı ağırlığa ulaşmıştı. Şapa yakalandıktan sonra ölmek üzereydi. Ağzı ve dili yara olduğu için yem yiyemiyordu; biz de zorla, ellerimizle besleyerek kurtarmaya çalıştık. Yoğun bir mücadelenin ardından 15 günün sonunda hayvanı hayata döndürdük” diye konuştu. Ancak hastalığın etkilerinin bununla sınırlı kalmadığını vurgulayan Ünal, hayvanın dört aylık gebe olmasına rağmen buzağısını attığını belirterek, “Şap hastalığının etkisiyle buzağı kaybı yaşadık” dedi. ŞAP SONRASI KISIRLIK RİSKİ VE VERİM KAYBI Ünal, hastalıktan altı ay sonra aşılama yaptırmalarına rağmen hayvanın boğaya gelmediğini belirterek, “Şap hastalığının en büyük etkilerinden biri dişi hayvanları kısır bir döngüye sokmasıdır. Tohumlama zamanı gelmiyor, tohumlama yapamayınca üretim de yapılamıyor, buzağı alınamıyor” ifadelerini kullandı. Yaklaşık 1,5 ay önce yeniden aşılama yaptıklarını aktaran Ünal, “Şu anda durumu net değil. 15–20 gün sonra yeniden kontrollerini yapacağız. Gebe değilse hayvanı kesime göndermek zorunda kalacağız” dedi. Süt verimindeki düşüşe de dikkat çeken Ünal, “Hayvanımız günlük minimum 25–30 litre süt veriyor. Oysa hastalıktan önce 40 litreye ulaşmıştık. Bu simental bir hayvan. Daha önce 40 litreye yakın süt alıyorduk” diye konuştu. İşletmedeki 20 hayvanın tamamının gebe olduğunu belirten Ünal, üretimi sürdürmek için büyük çaba gösterdiklerini ve destek beklediklerini söyledi. “HASTALIK ÖNLENEMEZSE İTHALAT KAÇINILMAZ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, simental ırkı bir hayvanda süt veriminin 40 litreden 25 litreye düşmesinin hayvancılıktaki yapısal sorunları gözler önüne serdiğini belirtti. Gürer, “Büyük bir mücadeleyle hayvan kurtarılmış; ancak Türkiye hayvan hastalıklarını önleyemez, buzağı ölümlerinin önüne geçemezse hayvancılıkta ithalata bağımlılık devam edecektir. Şap hastalığı ile et, süt, buzağı ve hayvan kayıpları yaşanması hayvancılıkta sorunları katladı. Şap kolay yayılan bir hastalık. Doğru ve zamanında aşılama ve gerekli önlemlerle sorun aşılabilir ” dedi. TBMM Tarım Orman Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, hayvancılığın sürdürülebilirliği için kırsalda kamusal hizmetlerin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Hayvancılığın olduğu her köyde mutlaka veteriner, tarımın olduğu her yerde de ziraat mühendisi bulunmalıdır. Ayrıca hayvancılığı yapan kişi çiftçilik de yapmıyorsa bu işin sürdürülebilirliği risk altındadır” ifadelerini kullandı. Yem fiyatlarındaki artışa da dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, yem maliyetlerinin üreticinin belini büktüğünü belirterek, “Yem almak zorunda kalan üreticinin gideri daha da artıyor. Bu nedenle hem çiftçilik hem hayvancılık birlikte yapılmak zorunda” dedi. “İNEK SAYISI ÇOK, SÜT AZ” Süt verimliliğinin ülkenin milli gelirine doğrudan etki ettiğini vurgulayan Ömer Fethi Gürer, Türkiye ile Fransa’yı karşılaştırarak, “Fransa’da 3,5 milyon süt ineği var, Türkiye’de ise 6,5 milyon. Ancak Fransa bizden daha fazla süt üretiyor. Bunun nedeni hayvan refahının ve hayvan beslenmesine yönelik gerekli desteğin sağlanmaması. Türkiye, Fransa’dan fazla ineğe sahip olup Fransa’dan fazla süt ürettiği gün bu sorunlarını aşacaktır” değerlendirmesinde bulundu. “DİNLEYEN VAR, İCRAAT YOK” Üretici Zülfü Ünal ise çiftçilik ve hayvancılığın birlikte yapılmasının zorunluluk olduğunu belirterek, “Benim 350–400 dönüm arazim var. Hayvanlarım için arpa, fiğ, yonca ekiyorum. Bunun yanında buğday üretip una destek olmak, ekmek fabrikalarına göndermek istiyoruz” dedi. Kuraklık ve kıtlık dönemlerinde çiftçilerin borç batağına sürüklendiğini ifade eden Ünal, “Çiftçi tarım kredi ve bankalarla çalışmak zorunda kalıyor; herkes borçlu. Mahsul alamadığında mecburen tarlasını, hayvanını, arabasını satmaya çalışıyor. Borç ertelemesi yok, herhangi bir destek yok” diye konuştu. 2024 yılında ÇKS kaydı yaptırmalarına rağmen bazı destekleri hâlâ alamadıklarını belirten Ünal, şap hastalığından kaynaklanan süt kaybı için de herhangi bir destek verilmediğini söyledi. Ünal, “tarım müdürlüklerine gidiyoruz, derdimizi anlatıyoruz. Herkes ‘tamam’ diyor ama kimse dönüp bakmıyor. Dinliyorlar ama icraata gelince ortada kimse yok. Biz icraat bekliyoruz, yardım bekliyoruz, destek bekliyoruz” diyerek çağrıda bulundu.

Tarsim Var Ama Şartlı Destek Var! Haber

Tarsim Var Ama Şartlı Destek Var!

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer,2025 yılında yaşanan zirai don, kuraklık ve TARSİM uygulamalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Çiftçiler TARSİM sigortası yaptırmalarına rağmen zararlarının karşılanmadığı yönünde şikayetler aldığını belirten Ömer Fethi Gürer, mevcut sistemin yeniden kapsamlı bir şekilde düzenlenmesinin ihtiyaç olduğunu söyledi. “ZİRAİ DONU VE KURAKLIK ÇİFTÇİYİ VURDU” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılında yaşanan zirai don ve kuraklığın Türkiye genelinde büyük zarara yol açtığını belirterek, TBMM Zirai Don Komisyonu üyesi olarak 20 ilde incelemelerde bulunduklarını ve özellikle bahçe ürünlerinde ciddi kayıplar yaşandığını yerinde tespit ettiklerini belirtti. Gürer, kamuoyuna destek açıklamaları yapılmasına rağmen uygulamada sorunların 8 aydır çözülemediğini söyledi. TÜM ÇİFTÇİLERİN ZARARI KARŞILANMADI TARSİM’in koyduğu kurallar nedeniyle sigortası bulunan çiftçilerin dahi zararlarının tamamının karşılanmadığını vurgulayan CHP’li Ömer Fethi Gürer, ceviz üreticilerinin yaşadığı mağduriyeti örnek gösterdi. Ağaçların yaşı gerekçe gösterilerek “ürün vermiyor” denildiğini ve bu nedenle üreticilerin destekten yararlanamadığını aktardı. ÇKS kaydı olan çiftçilere de sınırlı destekler verildiğini, ÇKS’si olmayan üreticilerin ise tamamen sistem dışında bırakıldığını ifade etti. ÇİFTÇİ: “TARSİM YAPTIRDIK, DON VE KURAKLIKTA TEK KURUŞ ALAMADIK” Çiftçilerle görüşe. Gürer’e çiftçiler her yıl TARSİM yaptırmalarına rağmen yaşadıkları zararın karşılanmadığını anlattılar. Çiftçiler, “Geçen sene don oldu, ardından kuraklık yaşandı ama hiçbir destek alamadık. Köyümüzde TARSİM var ama kuraklık desteği de verilmedi. Kamudan sigortadan bir kurumdan gelip ödeme yapan olmadı. ÇKS’si olan da alamadı. 2026 yılına geldik, hâlâ bu destek verilmedi,” dediler. “TARSİM ÇİFTÇİYE DÜZGÜN ANLATILMIYOR” Çiftçi Zülfü Ünal ise TARSİM sürecinin çiftçiye şeffaf şekilde anlatılmadığını belirterek, sigortanın çoğu zaman sadece imza attırılarak geçiştirildiğini söyledi. Ünal, “Sonra ‘kuraklık yaptırmadınız’, ‘sel sigortası var ama bu kapsama girmiyor’ deniliyor. Ama kamuoyuna ‘zirai dondan zarar görene destek veriyoruz’ diye açıklama yapılıyor” diyerek yaşanan çelişkiye dikkat çekti. “ÇKS OLMAYAN ÇİFTÇİNİN TAMAMI KAPSAM DIŞI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TARSİM’in destek verdiğini açıklamasına rağmen bunun yalnızca belirli sigorta türleriyle sınırlı kaldığını vurguladı. “TARSİM olsa bile çiftçinin bütün zararı karşılanmıyor” diyen Gürer, sistemin çiftçiyi yeterli oranda korumadığını ifade etti. “VERİM KAYBI VAR AMA..” Çiftçi Zülfü Ünal, sigorta yaptırmasına rağmen zararının karşılanmadığını belirterek, “400 kilo üzerinden sigorta yaptırdım ama ‘kuraklık sigortası yok’ denilerek ödeme yapılmadı. Sel sigortası var ama kuraklık olmadığı için kapsam dışı sayıldık” dedi. TARSİM YENİDEN YAPILANDIRILMALI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TARSİM’in yeniden yapılandırılması için TBMM’ye kanun teklifi verdiklerini belirterek, sigorta primlerinin yüksek olduğunu ve TARSİM’in çiftçinin ortağı gibi davranarak üretimin %10’una el koyduğunu söyledi. Don priminin yüzde 70 olacağı açıklanmasına rağmen yüzde 60’larda kaldığını ifade eden Gürer, iklim değişikliği nedeniyle bütüncül bir sisteme geçilmesinin zorunlu olduğunu vurguladı. “HAYVAN ÖLÜYOR, SİGORTA ÖDEMİYOR” Zülfü Ünal, hayvancılıkta da benzer sorunlar yaşandığını belirterek, kredi kullanımı sırasında zorunlu sigorta yaptırmalarına rağmen hayvan kayıplarında “full sigorta yok” gerekçesiyle ödeme yapılmadığını söyledi. Ünal, yaşadıkları mağduriyeti anlatarak sigorta sistemine tepki gösterdi. “ZARAR VAR, ÇÖZÜM YOK” Tarım ve Orman Bakanlığı’na seslenen Ömer Fethi Gürer, “Ortada zarar var ama bu zararı giderecek bir mekanizma yok. ‘Sözleşmede ne yazıyorsa o’ anlayışı çiftçiyi korumaz” dedi. Gürer, ÇKS’si olmayan üreticilerin de destek kapsamına alınması gerektiğini vurguladı. “TRAKTÖRE, HAYVANA HACİZ VAR” Borçların üç yıl ötelenmesi, ek kredi desteği sağlanması ve icraların durdurulması için kanun teklifleri verdiklerini hatırlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, geçmişte çiftçinin üretim araçlarının haczedilemediğini, bugün ise traktörden hayvana kadar icraların yaygınlaştığını söyledi. “TOPRAĞINI SEVEN VATANINI SEVER” Gürer: “Biz bu ülkeyi seviyoruz. Vatanını sevenin asli görevi toprağını sevmektir. Çiftçi eli öpülesi insandır. Çok zor şartlarda üretim yapıyorsunuz. Çiftçiliği bırakmadan toprağı ekmeye devam edelim. Her zorluğu aşarak üretimi sürdürmeliyiz” dedi.

Tarımda Suyun Etkin Kullanımı ve Kuraklığa Dayanıklı Ürün Deseni Anlatıldı Haber

Tarımda Suyun Etkin Kullanımı ve Kuraklığa Dayanıklı Ürün Deseni Anlatıldı

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından Tepebaşı ve Odunpazarı ilçeleri ile mahalleleri kapsamında “Tarımda Suyun Etkin Kullanımı ve Kuraklığa Dayanıklı Ürün Deseni Çiftçi Eğitim Toplantısı” gerçekleştirildi. Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, Ziraat Odaları, çeşitli meslek odaları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda üreticinin katılımıyla yapılan toplantının açılışında konuşan İl Tarım ve Orman Müdürü Çil; Eskişehir genelinde son 10 yılda iklim değişikliğinin etkisiyle su seviyelerinde yaşanan belirgin düşüşe dikkat çekerek; uygun bitki deseninin belirlenmesinin önemi, su tüketimi yüksek olan mısır üretiminden kademeli olarak uzaklaşılması gerekliliği, suyun israf edilmemesi, tarımsal üretim başta olmak üzere yaşamın her alanında su tasarrufunun sağlanması ve yağmur suyu hasadının yaygınlaştırılması konularında değerlendirmelerde bulundu. Eğitim kapsamında; suyun etkin kullanımı, toprak işleme yöntemlerinin toprağın yapısı ve su tutma kapasitesi üzerindeki etkileri, farklı toprak koşullarına yönelik simülasyon gösterimleri ile susuzluğa toleranslı bitki desenleri hakkında teknik bilgiler paylaşıldı. Sunumlar, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nden konu uzmanı teknik personeller tarafından gerçekleştirilirken bu eğitimle, üreticilerin bilinçli su kullanımı, doğru toprak yönetimi ve iklim koşullarına uyumlu üretim modelleri konusunda farkındalıklarının artırılması hedeflendi.

Eskişehir’in İçme Suyu Projesi 4 Yıldır Kâğıt Üzerinde Haber

Eskişehir’in İçme Suyu Projesi 4 Yıldır Kâğıt Üzerinde

Eskişehir’in içme suyu ihtiyacını karşılamak amacıyla 2021 yılında imzalanan “Sakarbaşı kaynaklarından içme suyu temini” protokolünde, aradan geçen 4 yılı aşkın süreye rağmen somut bir ilerleme sağlanamadığı ortaya çıktı. CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan’ın aynı konuya ilişkin iki ayrı yazılı soru önergesine, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından verilen iki farklı resmi cevap, projedeki belirsizliği ve sürecin sürekli ötelenmesini gözler önüne serdi. Bu süreçte Eskişehir, artan kuraklık ve Porsuk Barajı’ndaki su kaybı nedeniyle ciddi bir içme suyu riskiyle karşı karşıya bulunuyor. 2024’te “Bitecek” Denildi, 2025’te Hâlâ “Hedefleniyor” Arslan’ın 08 Mayıs 2024 tarihli yazılı soru önergesine, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 04 Haziran 2024’te verilen yanıtta; Planlama raporunun 2024 yılı sonuna kadar tamamlanacağı, Planlama raporu sonrasında ihale sürecine geçileceği, Projenin yatırım maliyetinin yaklaşık 14 milyar TL olduğu ifade edildi. Ancak aradan bir yıl geçmesine rağmen projede herhangi bir somut gelişme yaşanmadı. Aynı Konu, Aynı Proje, Bu Kez Daha Belirsiz Bir Cevap Bunun üzerine Arslan, 27 Mayıs 2025’te aynı konuyu yeniden TBMM gündemine taşıdı. Bu soru önergesine 04 Kasım 2025’te verilen Bakanlık cevabında ise bu kez: Planlama raporunun 2025 yılı sonuna kadar tamamlanmasının hedeflendiği, Projenin 2026 yılında ihale edilmesinin planlandığı, Daha önce açıklanan yatırım maliyetinin ise henüz kesinleşmediği belirtildi. Resmi Cevaplar Arasındaki Çelişki Dikkat Çekti İki resmi Bakanlık cevabı birlikte değerlendirildiğinde; “2024’te tamamlanacak” denilen planlama raporunun, bir yıl sonra hâlâ “tamamlanması hedeflenen” bir çalışma olarak anılması, İhale sürecinin bir yıl içinde 2026’ya ötelenmesi, 14 milyar TL olarak açıklanan maliyetin belirsizliğe dönüşmesi, projenin fiilen ilerlemediğini ortaya koydu. Kuraklık Riski Artarken Proje Yerinde Sayıyor Öte yandan Eskişehir, son yıllarda artan kuraklık tehdidiyle karşı karşıya. Kentin tek ana içme suyu kaynağı olan Porsuk Barajı’nda su seviyesinin ciddi oranda düştüğü, uzmanlar ve resmi veriler tarafından da dile getiriliyor. Buna rağmen, alternatif su kaynağı olarak gösterilen Sakarbaşı projesinde, imzalı protokol ve yıllardır verilen sözlere karşın sahada herhangi bir yapım sürecine geçilmediği görülüyor. Belgeler Basınla Paylaşıldı CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, her iki yazılı soru önergesi ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından verilen yanıtları basın ve kamuoyunun incelemesine sundu. Arslan, sürecin Eskişehir’in su güvenliği açısından ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti.

Kuraklıktan Zarar Gören Üreticilerimizin Zararları Karşılanmalıdır Haber

Kuraklıktan Zarar Gören Üreticilerimizin Zararları Karşılanmalıdır

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, çiftçilerin beklentilerini yaptığı basın açıklamasıyla değerlendirdi. Bayraktar açıklamasına şöyle başladı: “SGK prim borcu ve vadesi geçmiş vergi borcu yüzünden çiftçilerimize Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kredi verilmemektedir. 2025 yılı üreticilerimiz için felaket yılı oldu. Çiftçilerimiz başta zirai don kuraklık hastalık ve ekonomik şartlar nedeniyle üretimi sürdürebilmek için krediye acilen ihtiyaç duymaktadır. ‘Borcun varsa kredi vermem’ şartını koymak tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine zarar verir. Biz çiftçilerimiz için borç ertelemesi beklerken böyle bir uygulamanın başlaması üreticilerimizi büyük bir sıkıntıya sokmuştur. Zor bir dönem geçiren üreticimiz hem para kazanamadı hem de prim yüksekliği nedeniyle SGK’ya olan borçlarını ödeyememektedir. Bir kısmı da ziraat odalarından muafiyet belgesi almak sureti ile SGK’dan çıkmaktadır. Aynı sebeple vergi borcunu ödeyemeyen üreticilerimizde bulunmaktadır. Zor günler geçiren üreticilerimizin önünden bu engeller acilen kaldırılmalıdır.” TZOB Başkanı Bayraktar, “Yeni bir yıla başladığımız şu günlerde, tarım sektörü açısından hemen hemen herkesin 2025 yılına dair hatırlayacağı ilk şey kuşkusuz doğal afetlerdir” dedi ve açıklamasını şöyle sürdürdü: “Özellikle zirai don ve kuraklık tarım sektörünü önemli ölçüde etkiledi. Tabii bu etki yalnızca üretim azalmasıyla kalmadı. Çiftçilerimizin gelirleri azaldı, gıda tedarik zinciri ve tüketici fiyatları etkilendi. Yani toplumun tüm kesimi doğal afetlerden zarar gördü. Yıl boyunca yaptığım açıklamalarla doğal afetlerin yıkıcılığına işaret ettim. 65 ilimizi ziyaret ederek; zirai don, kuraklık ve dolu afetlerinin tarımsal üretim üzerinde bıraktığı hasarı bizzat gördüm, afetlerden mustarip çiftçilerimizle bizzat konuştum. Yaşanan zirai donların ardından yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı’yla sigortası olmasa da Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı üreticilerin maliyetleri, hasar alanları ve oranları nispetinde karşılandı. Fakat sehven yapılan yanlış yönlendirmeler ve bilgi eksikliği sebebiyle bazı çiftçilerimiz bu desteklerden faydalanamadı. Birliğimiz, hak ettiği desteklerden faydalanamayan tek bir çiftçimizin kalmaması için bu sorunu gündeme getirdi. Girişimlerimiz sonucunda bu mağduriyet de giderildi. Karar’a göre son başvuru günü olan 24 Temmuz 2025 tarihinden önce müracaatları ve tespitleri yapıldığı halde bilgileri sisteme sehven girilememiş çiftçilerimiz için 821 milyon lira ek ödeme yapılmış ve böylelikle zirai don desteklerinden faydalanamayan çiftçilerimiz de bu desteklerden faydalandı.” “Kuraklıktan zarar gören üreticilerimizin zararları karşılanmalıdır” “Ziraat Odalarımızdan aldığımız bilgiler doğrultusunda; 2025 yılında yağışların yetersiz olduğunu ve istenilen dönemlerde yağmadığını, bunun da ürünlerin gelişimini olumsuz etkilediğini, tarımsal kuraklığın üretime zarar vereceğini sezon içerisinde defalarca dile getirmiştim. Ne yazık ki endişelerimizde haklı çıktık ve 2025 yılında tarımsal kuraklığın da zirai don kadar tarımsal üretime zarar verdiğini görmüş olduk. Özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere birçok bölgemizde tarımsal kuraklık görüldü. Bu da üretim istatistiklerine yansıdı. 2025 yılında bir önceki yıla göre yulaf üretimi yüzde 26, arpa üretimi yüzde 25, çavdar üretimi yüzde 20 ve buğday üretimi yüzde 14 oranında azaldı. Kuru baklagil üretimi ise geçen yıla göre yüzde 29 düştü. Bu ürünler, yapılan planlamalarda ülkemizin üretim miktarlarını ve alanlarını artırmayı hedeflediği stratejik ürünlerdir. Dolayısıyla zirai dondan zarar gören çiftçilerimize yapıldığı gibi tarımsal kuraklıktan zarar gören çiftçilerimizin de zararları karşılanmalıdır.” “Şap hastalığından zarar gören üreticilerimiz desteklenmelidir” “2025 yılında üretimi etkileyen bir başka durum da şap hastalığı oldu. Şap hastalığı sonucunda hayvanların et ve süt veriminde önemli düşüşler meydana geldi, bu da üreticilerimizin gelirlerine yansıdı. 2025 yılında yaşanan afetler ve hastalıklar çiftçilerimizin ekonomik dengesini bozdu. Birçok çiftçi kullanmış olduğu kredileri ödeyemeyecek durumdadır. Bu borçluluk hali yalnızca tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine zarar vermemiş, sosyolojik ve psikolojik olarak da birçok sıkıntıyı beraberinde getirmiş, getirecektir. 2025 yılının uzun yıllardır görülmemiş bir afet yılı olduğunu ifade etmiştik. Bu sebeple, afetlerden ve hastalıklardan zarar gören çiftçilerimizin durumunu bir nebze rahatlatabilmek adına kullanmış oldukları kredilerin geri ödemesi en az 1 yıl faizsiz olarak ertelenmelidir. Şap hastalığı nedeniyle hayvan kaybı olan üreticilerimizin de düşük faizli kredi temin edilmesi suretiyle desteklenmesi sağlanmalıdır. Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve ülkemizin gıda güvencesinin sağlanması adına doğal afetler konusuna daha çok eğilinmeli, afet öncesindeki ve sonrasındaki süreçler doğru politikalarla ve titizlikle yönetilmeli, çiftçilerimiz mağdur edilmemelidir. 2026 yılının afetlerden ve hastalıklardan uzak, bolluk ve bereket içerisinde bir yıl olmasını temenni ediyorum.”

Burdur Gölü Eylem Planı Açıklandı Haber

Burdur Gölü Eylem Planı Açıklandı

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Burdur Gölü için hazırlanan eylem planını açıklayarak, 5 yılda yaklaşık 6 milyar liralık yatırım yapmayı planladıklarını ve bu yatırımla yıllık 50 milyon metreküplük suyu su havzasına kazandıracaklarını ifade etti. Çeşitli inceleme ve ziyaretlerde bulunmak üzere Burdur'a giden Bakan Yumaklı, Burdur Gölü Eylem Planı'na ilişkin açıklamalarda bulundu. İklim değişikliği nedeniyle göllerin kurumaya yüz tutar hale geldiğini ve bunda son 25 yıldır sıcaklıkların normalin üzerinde seyretmesinin etkin rol oynadığını söyleyen Yumaklı, artan sıcaklıkların, azalan yağışların kuraklığı da beraberinde getirdiğini dile getirerek, göllerin bu durumdan olumsuz etkilendiğini kaydetti. Ulusal Su Kurulu'nda göllerle ilgili bir eylem planı oluşturulması yönünde karar aldıklarını anlatan Yumaklı, bu kararlar doğrultusunda Eğirdir, Beyşehir, Akşehir, Eber, Bafa, Burdur, İznik, Seyfe ve Sapanca gölleri için eylem planları hazırladıklarını bildirdi. İlk olarak geçen aylarda Eğirdir Gölü için eylem planını açıkladıklarını anımsatan Yumaklı, plan kapsamında çalışmalara başladıklarını belirtti. Burdur Gölü'nün de hem uluslararası Ramsar alanı hem de ulusal ölçekte birinci derece doğal sit alanı olmasıyla ekolojik açıdan son derece önemli olduğunu vurgulayan Yumaklı, şunları söyledi: "Nesli tehlike altında olan ya da burayı yuva edinmiş birçok kuş türüne de ev sahipliği ediyor. Ülkemizin yedinci büyük gölü, kapalı havza dolayısıyla dışa akışı olmadığı için yoğun bir şekilde buharlaşmanın etkisiyle karşı karşıya kalmış durumda. Burdur Gölü havzasıyla ilgili birkaç bilgi vermek isterim. Uzun yıllar yağış ortalaması 484 milimetre iken son 10 yılın 8'inde bu değerin altında kaldı. Bu yılın ilk 11 ayında da maalesef bu rakam 304 milimetre oldu. 1980-2000 yıllarında bu havzada ortalama sıcaklık 12,4 santigrat dereceyken, bu yıl 14,2 santigrat dereceye ulaşmış durumda." Bakan Yumaklı, Burdur Gölü'nün 1970'teki su seviyesinin 857 metre olduğu, şu anda ise 21 metre azalarak 836 metreye indiğini bildirdi. 5 YILDA YAKLAŞIK 6 MİLYAR LİRALIK YATIRIM Yüz ölçümünün de yarıdan fazla azaldığını söyleyen Yumaklı, "Son derece önemli bir kritik eşiğe geldi. Bu gölün ortalama yıllık 179 milyon metreküp su kaybettiğini ve bunun da yüzde 78'inin buharlaşmadan kaynaklandığını söylemek istiyorum. Yağışlar ve depolamalarla birlikte, göle giren su miktarı ise 112 milyon metreküp." diye konuştu. Hazırladıkları eylem planının giren ve azalan su miktarı arasındaki farkın kapatılmasına dönük olacağını belirten Yumaklı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buraya 5 yılda yaklaşık 6 milyar liralık yatırım yapmayı planlıyoruz. Bu yatırımla yıllık 50 milyon metreküplük suyu su havzamıza inşallah kazandırmış olacağız. Eylem uygulamaları yaygınlaştıkça su kazanımlarımızın da artmasını bekliyoruz. Meteorolojik şartların da iyileşmesiyle inşallah sonunda istediğimiz bir netice almış olacağız." Eylem planını 35 alt tedbirden oluşan 3 ana başlıkta uygulayacaklarını aktaran Yumaklı, ilk olarak havzada ekosistem temelli entegre su yönetimi başlığı altında, tarımsal su kullanım yönetimi, ilave ve alternatif su kaynaklarına yönelik çalışmalar, su kullanımlarının kontrolü, izleme ve denetimi, su kalitesine yönelik çalışmalar bulunduğunu kaydetti. Suyun etkin ve verimli kullanılması başlığı altında da sulama tesislerinin yenilenmesi, bazı proje yatırımlarının ertelenmesi, su verimliliği çalışmaları, eğitim ve farkındalık çalışmalarının yer aldığını dile getiren Bakan Yumaklı, üçüncü başlık doğal kaynakların korunmasıyla da doğa temelli yaklaşımlarla halk sağlığını olumsuz etkileyen tozmanın azaltılması çalışmalarını yapacaklarını ifade etti. SU KANUNU ÇALIŞMALARI Daha az su kullanımı için tarla içi modern sulama sistemlerine geçişin yapılması gerektiğinin altını çizen Bakan Yumaklı, bölgede basınçlı sulama sistemlerini kullanan çiftçilere de teşekkür etti. Türkiye'de bir de su kanunuyla ilgili çalışmalarının olduğunu anlatan Yumaklı, şunları kaydetti: "Çalışmada sona gelmiş durumdayız. Bununla ilgili bütün Türkiye'de vahşi sulama uygulamalarının artık sona erdirilmesiyle ilgili, modern sulama ve basınçlı sulama sistemlerinin zorunlu hale getirilmesiyle ilgili gerekli düzenlemeler de bu kanun içerisinde yer almış olacak. Bunu da buradan duyurmak istiyorum. Bakanlığımız malumunuz hem Ziraat Bankası hem de diğer uygulamalarla çiftçilerimize modern ve basınçlı sulama sistemlerine ilişkin hibe ve destek programları uyguluyor. Bunu söylemenin, tekrar etmenin de önemli olduğunu düşünüyorum. Özellikle suyun kullanımında, tarımsal sulamanın yüzde 77, yüzde 80 civarına geldiğini de düşünürsek bundan sonra da her bir damlası hayati bir öneme haiz olacak olan suyun bu anlamda korunması bizim için önemli. Bunun için de her türlü yasal düzenlemeyi yapmış olacağız. Bugün burada sadece bir gölü değil ekosistemimizi, geleceğimizi ve üretim gücümüzü korumak anlamında bir adım attığımızı buradan paylaşıyorum." Bakan Yumaklı, suyun verimli kullanılması yönünde herkese çağrıda bulundu. Eylem planına da katkıda bulunan herkese teşekkür eden Yumaklı, planın hem Burdur hem yöre hem ülke için hayırlı olmasını diledi.

ASKİ Kuraklıkla Mücadeleye Hız Kesmeden Devam Ediyor Haber

ASKİ Kuraklıkla Mücadeleye Hız Kesmeden Devam Ediyor

Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ) Genel Müdürlüğü, küresel ısınmanın etkisiyle artan kuraklık riskine karşı Başkent’in içme suyu güvenliğini korumak amacıyla önemli projeleri hayata geçirmeye devam ediyor. Bu kapsamda; Çamlıdere Barajı’nın su alma yapısı altında kalan, ölü hacimli olarak ifade edilen kısmın cazibeyle kanala aktarılması için çalışma yapılıyor. Suyun cazibeyle kanala aktarılması için yüzer platformların yardımıyla dikey milli pompalarla su alttan alınarak barajın üst kısmında bulunan su alma yapısının içerisine boşaltılıyor ve bu işlem sayesinde Başkent’e su ulaşıyor. AKÇAY: “ANKARA İÇİN ÖNEMLİ BİR REZERV” ASKİ Genel Müdürü Memduh Aslan Akçay, Çamlıdere Barajı’nda su alma yapısının altında kalan suyun Ankara için kritik bir rezerv oluğunu vurgulayarak şu bilgileri paylaştı: “Çamlıdere Barajı'nda yaklaşık 400-500 milyon metreküp su olduğunda bunun yüzde 20’si hatta daha fazlası da bu ölü hacim dediğimiz, aslında su alma yapısının altında kalan kısım. Burada herhangi bir sorun yok. Sadece suyu kendi cazibesiyle kanala aktaramıyoruz. Onu aktarabilmek için de bir sistem kurulması gerekiyor. Bu sistemde bu sol tarafımda gördüğümüz yüzer platformlar vasıtasıyla dikey milli pompalarla suyu alttan alıyoruz ve yukarıdaki su alma yapısının içerisine boşaltıyoruz. Oradan da tünele girip Ankara'ya su geliyor. Burada yaklaşık olarak dediğim gibi 110 milyon metreküp civarında bir rezerv var. Bu rezerv Ankara için önemli bir rezerv. Özellikle kurak dönemlerde başvurulan rezervlerden bir tanesi.” “KESİKKÖPRÜ'DEN ALDIĞIMIZ SU MİKTARINI 200 BİN METREKÜP ARTIRDIK” Başkent’in kuraklıktan dolayı en fazla yağış alması gereken dönemde yeterli yağışı almamasından ve oluşan patlamalardan dolayı barajlardaki su miktarını korumak için gerekli önemlerin alındığı söyleyen Akçay, “Ankara'nın en fazla yağış aldığı dönem biliyorsunuz Ocak-Haziran arasındaki dönem. O dönem yaklaşık olarak Aralık ayında da 480 milyon metreküp su var barajlarda. Ne yaparsınız, “E bekleyelim yağışlar gelsin, hiçbir şey yapmamıza gerek yok.” Biz öyle yapmadık. Bir şeyler yapmamız gerektiğini fark ettik ve ilk olarak Kesikköprü'den aldığımız su miktarını 200 bin metreküp artırdık. Yani barajlarda 480 milyon metreküp su varken maksimum rakamlara yakın bir yerde dolaşırken dahi biz bir şeylerin yanlış gittiğini fark ettik ve ASKİ olarak ve Büyükşehir olarak dedik ki hemen önlem alalım, en azından barajlardaki suyu koruyalım ne olur ne olmaz. Ve Ocak ayında elektrik faturamızın yükselmesi pahasına 200 bin metreküp günde aldığımız suyu Kesikköprü'den artırdık. Biz en azından o önlemle birlikte yaklaşık 20-30 milyon metreküp suyu barajlarımızda tutmayı başardık” dedi. “BASINÇ KONTROLÜ İLE KAYIP KAÇAĞI AZALTARAK SUYU KORUYORUZ” Başkent’in suyunu koruma önemleri kapmasında basınç kontrolü çalışmaları yapıldığını da belirten Akçay, bu işlemin özellikle suyun en az tüketildiği saatlerde yapıldığı belirterek uygulama ilgili şu bilgileri verdi: “Fiziki kayıp kaçağı düşürebilmek Ankara'daki kayıp kaçağı oranını azaltabilmek için özellikle gecede en az su tüketilen saatlerde basınç uygulaması yapmak suretiyle kayıp kaçağı azaltıyoruz. Ondan sonra sisteme tekrar aynı miktarda suyu vererek debiye aynı yere getirerek sistemin herhangi bir şekilde gündüz vakitlerinde etkilenmemesini sağlıyoruz. Bu da Ankara'nın suyunu gece saatlerinde kaybetme durumunu ortadan kaldırıyor. Yani bir anlamda kayıp kaçağı azaltarak suyu koruyoruz. Yaptığımız şey bu. Ankara genelinde bunu uyguluyoruz ve çok iyi sonuçlar alıyoruz. Mesela su gitmeyen yerlere şu anda çok daha fazla su gitmeye başladı. Bu şekliyle sağladığımız, koruduğumuz sudan çok daha az suyla çok daha geniş alanları kontrol etmeye başladık.” Bu önlemlerin yanı sıra kademe uygulamasını başlatarak vatandaşların suyu israf etme oranında azalma olduğunu söyleyen Akçay, vatandaşların da gerekli önemleri almalarını ve su kullanımında dikkatli davranılması hususuna değinerek şunları söyledi: “Kademe uygulamasını başlattıktan sonra hep sorulan soru şu; ‘Bu kademe uygulamasından bir fayda sağlandı mı?’ Evet sağlandı. Genel olarak yüksek fatura gelenlerin hepsinin baktığınızda tüketimi çok yüksek. 15 metre küpün, 30 metre küpün, 50 metre küpün üstünde ayda. Vatandaş şikâyet ediyor, diyor ki ‘Niye bu kadar fatura geldi?’ Aslında doğru soru bu değil. ‘Niye bu kadar su tüketiyorsun?’ sorusu, asıl soru bu. Yani bu soruyu soran vatandaşlarımızdan biz neyi bekliyoruz? Su tüketimlerini normal seviyelere indirmelerini bekliyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.