SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kredi

Porsuk Haber Ajansı - Kredi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kredi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Gürer: "Vatandaşın Borç Yükü Artıyor" Haber

CHP'li Gürer: "Vatandaşın Borç Yükü Artıyor"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, vatandaşın Ramazan Bayramı’nda borçla yaşadığını söyledi. Gürer, “Bayramlar dayanışmanın, paylaşmanın ve huzurun olduğu günlerdir, bugün milyonlarca yurttaşımız için bayram; icra korkusu, borç stresi ve geçim derdi konuşulduğu günler oldu. Vatandaş bayrama sevinçle değil, borç yüküyle giriyor: 6,3 trilyon liralık borç omuzlarda, kredi kartı harcamalarının üçte biri gıdaya gidiyor, milyonlarca insan icra tehdidi altında alışveriş yapmak zorunda kalıyor; bayram sofraları artık borçla kuruluyor,” dedi. 6,3 TRİLYON LİRALIK BORÇ YÜKÜ VATANDAŞIN OMZUNDA CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 13 Mart haftası itibarıyla vatandaşın bankalara ve finans sistemine olan toplam borcunun 6 trilyon 365 milyar 285 milyon TL’ye ulaştığını vurgulayarak, “Vatandaşın sadece tüketici kredileri ve kredi kartı borcu 5 trilyon 992 milyar 694 milyon liraya dayanmış durumda. Bunun 271 milyar 593 milyon lirası artık takipte. Yani milyonlarca insan borcunu ödeyemediği için icra kıskacında. Üstelik 101 milyar liralık borç da varlık yönetim şirketlerine devredilmiş. Bu tablo, ekonomik krizin vatandaşın mutfağına, sofrasına ve bayramına nasıl yansıdığının en açık göstergesidir,” diye konuştu. HER 2 KİŞİDEN 1’İ BORÇLU Türkiye’de bireysel kredi kullanan kişi sayısının son bir yılda 1,9 milyon artarak 43,8 milyona çıktığını hatırlatan CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Neredeyse her iki kişiden biri bankalara borçlu hale gelmiş durumda. Ortalama kredi bakiyesi 138 bin liraya ulaşmış. Bu, artık borcun bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini gösteriyor” ifadelerini kullandı. VATANDAŞIN KREDİ KARTI HARCAMALARIN ÜÇTE BİRİ SOFRAYA GİDİYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Vatandaşın kredi kartı harcamalarının giderek temel ihtiyaçlara sıkıştığını açıkça görüyoruz. Veriler, toplumun tüketim alışkanlıklarının değil, zorunluluklarının değiştiğini ortaya koyuyor,” dedi. Gürer, “Bayram öncesi kredi kartı üzerinden yapılan market, gıda ve yemek harcamalarının toplamı 184 milyon 132 bin TL’ye ulaşıyor. Buna karşılık toplam kredi kartı harcaması ise 587 milyon 278 bin TL seviyesinde. Bu tabloya baktığımızda, vatandaşın kredi kartıyla yaptığı harcamaların yaklaşık %31,3’ünün doğrudan gıdaya gittiği gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu oran sıradan bir tüketim tercihini değil, ekonomik sıkışmışlığı anlatıyor. İnsanlar artık kredi kartını; eğitim, kültür ya da sosyal yaşam için değil, mutfağını döndürebilmek için kullanmak zorunda kalıyor,” dedi “BAYRAM ALIŞVERİŞİ KREDİYLE YAPILIYOR” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sadece Ocak ayında yüz binlerce kişinin ilk kez kredi ve kredi kartı kullanmak zorunda kaldığına dikkat çekerek şunları söyledi: “244 bin kişi ilk defa kredili mevduat hesabı açmış, 181 bin kişi ilk kez kredi kartı kullanmış. 103 bin kişi tüketici kredisine başvurmuş. İnsanlar artık bayram alışverişini bile borçla yapıyor. Eskiden bayram öncesi çarşıda bereket olurdu, şimdi ise kredi limitine göre alışveriş yapılıyor.” “İCRA DOSYALARI BAYRAM SOFRASININ YERİNİ ALDI” 2026 yılı Ocak ayında yalnızca kredi kartı borcundan dolayı 182 bin 797 kişinin, bireysel kredi borcundan dolayı ise 135 bin 663 kişinin yasal takibe düştüğünü belirten Ömer Fethi Gürer, “Bir ayda yüz binlerce insan icralık hale geliyor. Bayramda çocuklarına harçlık veremeyen, mutfağına et koyamayan, torununa şeker alamayan bir toplum gerçeği ile karşı karşıyayız. İcra dosyaları bayram sofralarının yerini aldı.” Gürer, “19.03.2026 itibariyle, 2026 yılında 2 milyon 239 bin 799 yeni icra dosyası gelirken toplam icra dosyası sayısı 24 milyon 466 bin 58’e ulaşmıştır,” dedi. “BORÇLAR İKİYE KATLANDI, UMUTLAR YARIYA DÜŞTÜ” Risk Merkezi verilerine de değinen Ömer Fethi Gürer, tasfiye olunacak alacakların bir yılda yüzde 111 artarak 311,7 milyar liraya çıktığını belirterek, “Bu ne demek biliyor musunuz? Borç ödenemiyor, sistem alarm veriyor. 4 milyon 256 bin 494 vatandaşımızın borcu ödenememiş ve hâlâ devam ediyor. Bu insanlar bankaların kara listesinde, hayatları kısıtlanmış durumda. Kredi çekemiyor, nefes alamıyor,” şeklinde konuştu. “BAYRAM SEVİNCİ YERİNİ GEÇİM DERDİNE BIRAKTI” Gürer, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bugün gelinen noktada bayram sevinci yerini geçim derdine bırakmıştır. İktidarın yanlış ekonomi politikaları, vatandaşı borçla yaşamaya mahkûm etmiştir. Bizim çağrımız nettir: Vatandaşın borç yükü hafifletilmeli, faizler düşürülmeli, üretim artırılmalı, vergi adaleti sağlanmalı, israf önlenmeli, icra süreçleri yeniden düzenlenmeli ve gelir adaleti sağlanmalıdır.”

Milli Parklar Ranta Açılıyor, Halk Yoksulluğa Mahkum Ediliyor Haber

Milli Parklar Ranta Açılıyor, Halk Yoksulluğa Mahkum Ediliyor

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda konuşan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, AK parti genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın emekli için verdiği müjdeyi değerlendirdi. Gürer” Sayın Cumhurbaşkanı üç yıl önce bir "tweet" attı "BAĞ-KUR primleri 9000 günden 7200 güne düşecek, müjde!" dedi. Müjdeden bu yana üç sene geçti, bu gerçekleşmedi ama bugün bir müjde daha verdi. Emekliler de yılbaşında aldıkları maaşın enflasyonla erimesi nedeniyle kendilerine bir artı ücret zammı yapılacağını tahmin etti ya da bayram ikramiyesinin 4 bin liradan daha yukarı çıkarılacağını beklerken meğerse hak ettikleri parayı on beş gün önce alacaklarmış; müjde bu.” Çıktı “diye konuştu. ESAS MÜJDE YANDAŞA CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer TBMM ‘de görülüp gece Cumhur ittifakı oyları ile kabul edilen Milli Parklar Kanun değişikliğinin “esas” müjdeyi yandaşa veren bir düzenleme olduğuna işaret etti.Ömer Fethi Gürer”Tabii, esas müjde bu kanunun içinde var ya da getirilen çoğu kanun teklifinde var. Bu millî parklar burada ranta açılıyor. Nasıl oluyor? Milli Parklar Kanun Teklifi'yle korunan alanlardaki her türlü altyapı, üstyapı ve diğer tesislerin Bakanlıkça işletilmesi zorunluluğu ortadan kaldırılıyor, böylece millî parklar yağmaya açıyor; işte, müjde bu. Gene yandaşa kayırmacı, birilerine rant sağlayacak bir kanun teklifinin görüşmelerini yapıyoruz. Kanunun özü iki tane ana ayağa dayanıyor; biri, millî parklar ranta açılıyor; diğerinde de Bakanlığın elindeki yetkiler alınıp bir Genel Müdürlüğe devrediliyor.Yine, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüştüğümüz bir kanun teklifi vardı, o da önümüzdeki günlerde Meclise gelecek. Orada da 230 tane arazinin "kupon arazi" dediğimiz arazinin satışı gerçekleşiyor. limanları sattınız, enerji santrallerini sattınız, fabrikaları sattınız, hazine arazilerini sattınız, vatandaşlık sattınız, elde avuçta ne varsa satıyorsunuz, birileri buradan çıkar sağlıyor ama bu ülkenin emeklisini, asgari ücretlisini, dar ve sabit gelirlisini yoksulluğa mahkûm ediyorsunuz.” Dedi. YENİ BAHANE SAVAŞ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer ülkenin ekonomik durumuna vatandaş tarafından bakalım dedi ve rakamları paylaştı.Gürer” bugünkü var olan ekonomik verilere dayalı rakamları paylaşmak istiyorum. Neden? Geçen yıl kuraklık oldu, don oldu; ondan önce deprem oldu; şimdi de savaş çıktı. İyi, ne demek bu? Yani ne oluyorsa oradan da kaynaklanıyor, bizden kaynaklanmıyor. Peki, ülkenin durumu ne? Bireysel kredi kartları borçları 3 trilyon lirayken bireysel kredi borçları da 3 trilyon lira. Varlık yönetim şirketlerine olan borçlarıyla birlikte vatandaşın toplam finansal borcu 6 trilyon 336 milyar lira. Bankalar ve finans kuruluşlarının tüketicilerinin zamanında tahsil edemediği için icra takibine aldıkları bireysel kredi ve kredi kartları alacakları 271 milyar 800 milyon lira, batık bireysel kredi ve kredi kartı borçları 373 milyar lira, bireysel krediler ve kredi kartları için vatandaşın bankalara ödediği faiz 118 milyar lira, KOBİ'lerin bankalara borcu 6 trilyon 548 milyar lira, sektörün vadesinde ödeyemediği için bankalar tarafından icra takibine alınan krediler ise 214 milyar 200 milyon lira. Bankalarda KOBİ'lere ait toplam 4 milyon 983 bin kredi hesabı bulunuyor, 304 bini takipte tutuluyor. Tarım sektörünün bankalara borcu da 1 trilyon 297 milyar lira; 1 trilyon lirası kamu bankalarından kullandığı, 265 milyar lirası özel sermayeli bankalardan kullandığı kredilerden oluşuyor. Bu piyasaya, bunlara çiftçilerin olduğu borçlar dâhil değil. Piyasa borçlarıyla da çiftçiler tarihin en büyük borçlanma dönemini yaşıyor. Tarım sektöründe zamanında ödenemediği için bankalar tarafından takibe alınan kredi kartları borçları ise 17 milyar 600 milyon lira. İcra dairelerinde UYAP üzerinden açılan ve icra dairelerinde derdest bulunan toplam dosya sayısı 24 milyon 364 bin, derdest dosya sayısı son bir yılda 1 milyon 700 bin adet artmış. Muhtarlıklara giderseniz tebliğlerle dolu. “ dedi. YILBAŞINDAN BERİ MAAŞLAR ERİDİ. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer “Maaşlarda durum nedir diye baktığınızda, 2026 yılı başında işçi ve bağımsız çalışanların, emeklilerin aylıklarına yüzde 12,19 zam yapıldı. 20 bin liraya çıkarılan en düşük emekli aylığının yaklaşık 1.600 lirası daha yıl başından bu yana elinden geri alındı, 61.890 lira olan en düşük memur aylığının 4.920 lirası cepten geri alındı, 28.075 lira olan asgari ücretin de 2.232 lirası ilk iki ayda enflasyonunla geri alındı. Emekli ve asgari ücretlinin aldığı maaş açlık sınırının altında, memur maaşları yoksulluk sınırının altında; 12 milyon işsiz var, 10 milyona yakın sosyal yardımla yaşayan yurttaş var, 50 milyon yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Arkadaşlar, ülkenin gerçeği bunlar. Bunların yaşadığı sorunları görmek, bunlara çözüm üretmek gerekiyor.” Diye konuştu. KANUN TEKLİFLERİ RANTA DAYALi Ömer Fethi Gürer “Biz burada gelen kanun tekliflerine baktığımız zaman hepsinin içinde ranta dayalı kayırmacı bir anlayışla oluşturulmuş maddelerin gizlendiği görüyoruz, bunlar ülkenin değerlerinin peşkeş çekilmesi ama ülkenin geniş kesimlerinin içine düşürüldüğü yoksulluk, yokluk, onların yaşadığı ızdıraplı yaşamı da Meclis olarak hissetmek durumundayız.Sistem olarak Cumhurbaşkanlığı sistemine geçtik. Herkes de biliyor ki Mecliste 1’inci parti eliyle kanun tekliflerini görüşüyoruz, onları da bakanlık bürokrasisi hazırlıyor. Teknik konuları dışında, bu tür satışa kaynak yaratan yani mevcutları satılarak elde edilecek rant olan maddelerin dışında biraz da halkın sorunlarına eğilen kanun teklifleri Meclise gelsin, burada elbirliğiyle o kanunları çıkaralım, ülkenin geleceğini aydınlık kılalım, yoksa ülkemiz iyi bir noktaya doğru gitmiyor diyorum” dedi.

CHP'li Gürer: ''Vatandaşın Borçları Şaha Kalktı'' Haber

CHP'li Gürer: ''Vatandaşın Borçları Şaha Kalktı''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de dış ticaret verileri, bankacılık sistemi borçları ve icra dosyalarına ilişkin güncel ekonomik verileri değerlendirerek ekonomide borç yükünün hızla büyüdüğünü söyledi. Gürer, ihracat ve ithalat dengesinden vatandaşın kredi borçlarına, KOBİ’lerin finansman sorunundan tarım sektöründeki borç artışına kadar birçok alanda ekonomik baskının giderek ağırlaştığını belirtti. Gürer, “Rakamlar açıkça gösteriyor ki ekonomide üretim yerine borçlanma, gelir artışı yerine faiz yükü büyüyor. Vatandaş, esnaf, çiftçi ve küçük işletmeler aynı anda ağır bir finansal baskı altında” dedi. DIŞ TİCARET AÇIĞI BÜYÜYOR Şubat ayına ilişkin dış ticaret verilerini değerlendiren CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ihracattaki sınırlı artışa rağmen ithalatın daha hızlı büyüdüğüne dikkat çekerek, “Türkiye’nin ihracatı şubat ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,6 artarak 21,1 milyar dolar olurken, ithalat yüzde 6,1 artarak 30,3 milyar dolara yükseldi. Bu gelişme sonucunda dış ticaret açığı yüzde 14,9 oranında artarak 9,2 milyar dolara çıktı,” dedi. Gürer, ihracatın ithalatı karşılama oranındaki düşüşe de dikkat çekerek şunları söyledi: “İhracatın ithalatı karşılama oranı bir yılda yüzde 73,2’den yüzde 70,2’ye geriledi. Bu tablo, Türkiye ekonomisinin üretim ve ihracat kapasitesini artırmak yerine dışa bağımlı bir yapıya sürüklendiğini gösteriyor.” Yılın ilk iki aylık döneminde ise ihracat yüzde 1,2 azalarak 41,3 milyar dolara gerilerken ithalat yüzde 3,1 artarak 59 milyar dolara çıktığını, böylece iki aylık dış ticaret açığı yüzde 14,9 artarak 17,6 milyar dolara yükseldiğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Dış ticaretteki açık büyürken üretim maliyetleri artıyor, sanayici ve üretici zorlanıyor. Bu durum ekonomide kırılganlığı artırıyor” dedi. BATIK KREDİLERDE HIZLI ARTIŞ Bankacılık sistemindeki batık kredi miktarına da dikkat çeken CHP’li Ömer Fethi Gürer, ekonomideki riskin bankacılık verilerine de yansıdığını belirtti. “2025 yılında yüzde 101 oranında artan batık kredilerin bu yılın ilk iki ayında da yüzde 11,4 oranında büyüdüğünü ifade eden Gürer, 20–27 Şubat haftasında sınırlı bir gerileme yaşandığını ancak toplam büyüklüğün hâlâ çok yüksek olduğunu söyledi. Gürer, “Bu dönemde batık krediler 646,2 milyar liradan 644,1 milyar liraya geriledi. Batık kredilerdeki bu büyüme ekonomik sistemde ciddi bir risk oluşturuyor. Borçlar ödenemiyor, krediler takip sürecine düşüyor” diye konuştu. KOBİ’LERİN BANKA BORCU 6,5 TRİLYONA YÜKSELDİ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye ekonomisinin bel kemiğini oluşturan küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansman yükünün hızla arttığını belirterek, “KOBİ’lerin bankalara olan borcunun 6 trilyon 548 milyar liraya ulaştı. Ocak ayında KOBİ borçlarının 129,2 milyar lira arttı. KOBİ’lerin vadesinde ödeyemediği için bankalar tarafından icra takibine alınan kredileri ise bir ayda 13,7 milyar lira artarak 214,2 milyar liraya çıktı,” ifadelerini kullandı. Bankalarda KOBİ’lere ait 4 milyon 983 bin kredi hesabı bulunduğunu belirten Gürer, bunların 304 bininin takipte olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “KOBİ’ler üretim yapıyor, istihdam sağlıyor. Ancak yüksek maliyetler ve finansman sorunları nedeniyle ciddi bir borç baskısı altındalar.” TARIM SEKTÖRÜNÜN BORCU 1,3 TRİLYONA DAYANDI Tarım sektörünün de ciddi bir borç yükü altında olduğunu ifade eden Gürer, çiftçilerin bankalara olan kredi borcunun 1 trilyon 297 milyar liraya ulaştığını belirterek, “Ocak ayında tarım borçlarının 30,5 milyar lira daha arttı, bu kredilerin büyük bölümünün kamu bankaları tarafından kullandırıldı”dedi. Tarım sektörüne verilen kredilerin: 1 trilyon lirası kamu bankalarından,265 milyar lirası özel bankalardan oluşuyor. Çiftçilerin ödeyemediği ve bankalar tarafından takibe alınan borçların da arttığını belirten Gürer, bu borçların 17,6 milyar liraya çıktığını söyledi. Gürer, “Çiftçi üretim yapabilmek için borçlanıyor. Ancak artan girdi maliyetleri ve düşük ürün fiyatları nedeniyle bu borçları ödemekte zorlanıyor” dedi. VATANDAŞIN FİNANSAL BORCU 6,3 TRİLYON LİRAYA ÇIKTI Vatandaşların bankalar ve finans kuruluşlarına olan bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının da hızla arttığını ifade eden Gürer, bu borcun 6 trilyon 235 milyar liraya ulaştığını söyledi. 20–27 Şubat haftasında borçların 65,1 milyar lira arttığını belirten Ömer Fethi Gürer, şu bilgileri paylaştı: Bireysel kredi borçları 3 trilyon 187 milyar liraKredi kartı borçları 3 trilyon 48 milyar lira Yılın ilk iki ayında vatandaşın borcu toplam 375,8 milyar lira arttı. Bu artışın: 148 milyar lirası bireysel kredilerden227 milyar lirası kredi kartlarından kaynaklandı. Gürer, vatandaşların ayrıca varlık yönetim şirketlerine 101 milyar lira borcu bulunduğunu belirterek bu borçlarla birlikte toplam finansal borcun 6 trilyon 336 milyar liraya ulaştığını ifade etti. BATIK BİREYSEL BORÇ 373 MİLYAR LİRAYA ULAŞTI Bankalar ve finans kuruluşlarının tahsil edemediği bireysel kredi ve kredi kartı alacaklarının da hızla arttığını söyleyen Gürer, takipteki bireysel borçların 271,8 milyar liraya çıktığını belirtti. Bankaların varlık yönetim şirketlerine sattığı batık krediler de dikkate alındığında sistemdeki toplam batık bireysel borcun 373 milyar liraya ulaştığını ifade etti. VATANDAŞ BİR AYDA 118 MİLYAR LİRA FAİZ ÖDEDİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Vatandaşların kredi ve kredi kartı borçları nedeniyle bankalara ödediği faiz miktarının da hızla arttığını belirterek, “yalnızca 2026 yılının ilk ayında bankalara ödenen faiz tutarının 118 milyar liraya ulaştı. Bu tutarın; 71,3 milyar lirası bireysel kredi faizlerinden, 46,6 milyar lirası kredi kartı faizlerinden oluştu,” şeklinde konuştu. Gürer, bu faiz ödemelerinin geçen yıla göre ciddi biçimde arttığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Bireysel kredi faizleri yüzde 35,2, kredi kartı faizleri ise yüzde 28,1 arttı. Bu tablo vatandaşın gelirinin önemli bir bölümünü faize ödediğini gösteriyor.” İCRA DOSYALARI 24,3 MİLYONA ÇIKTI Ekonomideki borç baskısının icra verilerine de yansıdığını belirten Gürer, icra dairelerindeki dosya sayısının hızla arttığını söyledi. Gürer, “1 Ocak – 6 Mart 2026 tarihleri arasında icra dairelerine 1 milyon 903 bin yeni dosya geldi. Aynı dönemde 1 milyon 534 bin dosya sonuçlandırıldı veya işlemden kaldırıldı. Ancak sistemdeki toplam dosya sayısı büyümeye devam etti. 6 Mart 2026 itibarıyla icra dairelerinde 24 milyon 364 bin derdest dosya bulunuyor” diye konuştu. Son bir yılda icra dosyası sayısının 1 milyon 700 bin arttığını belirten Ömer Fethi Gürer, şunları söyledi: “İcra dosyalarındaki artış ekonomik krizin toplum üzerindeki en somut göstergelerinden biridir.” “EKONOMİDE BORÇ SARMALI BÜYÜYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tüm bu verilerin Türkiye ekonomisinde ciddi bir borç sarmalının oluştuğunu gösterdiğini ifade ederek, “Dış ticaret açığı büyüyor, KOBİ’lerin borcu artıyor, çiftçi borçlanarak üretim yapmaya çalışıyor, vatandaş kredi kartıyla yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Gelirler artmazken borçlar büyüyor. Emekli, asgari ücretli de maaş artışı iki aylık enflasyon artışı ile eridi. Uygulanan ekonomik program zengini daha zengin fakiri daha fakir yapıyor,” dedi.

Yeni Küçükbaş Projesinden Yalnızca Bin 500 Besici Yararlanabilecek Haber

Yeni Küçükbaş Projesinden Yalnızca Bin 500 Besici Yararlanabilecek

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı “Kırsalda Bereket, Küçükbaşa Destek” projesini değerlendirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, projenin ilk etabında 150 bin küçükbaş hayvanın üreticilere uygun şartlarda verileceğini belirterek, projeden yararlanacak her üreticiye 95 dişi ve 5 erkek küçükbaş temin edileceğini açıkladı. Erdoğan ayrıca, hayvanlar için aylık 15 bin lira, yıllık 180 bin lira bakım ve besleme desteğinin devlet tarafından karşılanacağını, finansman için üreticilerin Ziraat Bankası aracılığıyla faizsiz kredi kullanabileceğini ifade etti. Kredilerde 2 yıla kadar geri ödemesiz dönem ve 7 yıla kadar vade imkânı sunulacağı, küçükbaş hayvanların bir yıllık sigorta bedelinin de devlet tarafından karşılanacağı duyuruldu. Projeye ilişkin değerlendirmede bulunan Gürer, hayvancılık sektöründe yapısal sorunların giderek derinleştiğini belirtti. Et fiyatlarındaki artışın temelinde yüksek ahır giderleri, artan yem maliyetleri ve ithalata dayalı politikaların bulunduğunu ifade eden Gürer, “Ahır giderleri düşürülmeden, yem sübvanse edilmeden ve ithalatçı anlayıştan vazgeçilmeden et sorunu çözülemez” dedi. Her türlü destek ve projenin önemli olduğunu vurgulayan Gürer, ancak açıklanan programın sektördeki sorunlara ne ölçüde kalıcı çözüm getireceğinin sorgulanması gerektiğini kaydetti. 2018 yılında da benzer bir projenin açıklandığını hatırlatan Gürer, o dönemde 500 bin anaç koyun hedefi ortaya konulduğunu, bugün ise üç yılda yalnızca 150 bin koyun dağıtımının öngörüldüğünü belirtti. Gürer, “Hedeflerde yaklaşık yüzde 90’a varan bir daralma söz konusu. Bu tablo, hayvancılıkta yaşanan gerilemeyi açıkça gösteriyor” ifadelerini kullandı. “500 BİN HEDEFTEN 150 BİN KOYUNA GERİLEDİK” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2018 yılında kamuoyuna “300 Koyun Projesi” olarak yansıyan Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi’ni hatırlatarak, “O gün bu proje ‘ithalatı bitirecek’ denilerek açıklandı. 8 yılda 5 milyon damızlık üretileceği, kırmızı et ihtiyacının yüzde 25’inin küçükbaştan karşılanacağı söylendi. 2023’te ithalatın tamamen biteceği ifade edildi. Sonuç alınamadı” diye konuştu. Dönemin Tarım Bakanı tarafından açıklanan projede üreticiye asgari ücret tutarında maaş, sigorta ve veterinerlik hizmeti gibi güvenceler vaat edildiğini anımsatan Gürer, “Gelinen noktada yeni dönemde hedeflerin ciddi biçimde küçüldüğü de görülüyor” dedi. Gürer, “2018’de 500 bin anaç koyun dağıtımı hedefleniyordu. Şimdi 2026–2028 döneminde üç yılda toplam 150 bin koyun dağıtılması öngörülüyor. Bu yaklaşık yüzde 90’lık bir daralma demektir” ifadelerini kullandı. “1 MİLYON 37 BİN İŞLETMEYE KARŞILIK 1.500 DESTEK” Türkiye’de 1 milyon 37 bin küçükbaş işletmesi bulunduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Yeni projeden sadece 1.500 işletme yararlanabilecek. Bu her 691 işletmeden sadece birinin destekleneceği anlamına geliyor. Son üç yılda 112 bin işletme kapanmışken, 1.500 işletmeye destek vermek sektördeki kan kaybına pansuman bile olamaz” diye konuştu. “BAŞVURULARIN YÜZDE 90’I ELENDİ” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2018’de projeye 121 bin 28 kişinin başvurduğunu, ancak Bakanlık ve TİGEM ön değerlendirmesini geçenlerin sadece 11 bin 169 kişi olduğunu hatırlattı. “Başvuruların yalnızca yüzde 9’u sisteme dahil edilebildi” diyen Gürer, dönemin Bakanı tarafından verdiği soru önergesine iletilen yanıta göre elenmenin temel nedeninin Ziraat Bankası’nın kredibilite değerlendirmesi olduğunu söyledi. Gürer, “Sistem kredi notuna bağlandı. Hayvan yetiştirme tecrübesi olan, meraya dayalı üretim yapabilecek gerçek üreticiler kredi notu yetersizliği nedeniyle sistem dışına itildi. 500 bin baş hedeflenirken Ekim 2018 itibarıyla dağıtılan hayvan sayısı sadece 1.243 başta kaldı” dedi. “KÜÇÜKBAŞ VARLIĞI AZALDI, ÜRETİM GERİLEDİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2023’ün “ithalatı bitirme yılı” olarak ilan edildiğini, verilerin bunun gerçekleşmediğini gösterdiğini ifade ederek, “2022’de 56 milyon 265 bin 750 olan küçükbaş hayvan sayısı 2023’te 52 milyon 363 bin 410’a geriledi. Yaklaşık yüzde 7’lik bir düşüş var” dedi. Koyun eti üretiminin 2023’te 569 bin tondan 2024’te 509 bin tona düştüğünü, keçi eti üretiminin ise 128 bin tondan 99 bin tona gerilediğini belirten Gürer, “Üretim düşüyor, hedefler küçülüyor” diye konuştu. 2024’te 3 milyon 84 bin olan küçükbaş kurban kesiminin 2025’te 2,5 milyona düştüğünü ifade eden Gürer, “Bu yaklaşık yüzde 19’luk bir azalma demektir. Bu sadece üretimdeki daralmayı değil, yurttaşın alım gücündeki erimeyi de gösteriyor” dedi. “İTHALAT BİTMEDİ, 28,7 MİLYON DOLAR HARCANDI” Gürer, 2021–2025 döneminde küçükbaş ithalatı için 28,7 milyon dolar harcandığını ve toplam 174 bin 637 baş hayvanın yurtdışından getirildiğini belirterek, “İthalatın bitmesi gereken yılda dahi dış alım sürmüştür” ifadelerini kullandı. “HİBE DEĞİL, BORÇLANDIRMA MODELİ” Projede hayvanların hibe edilmediğini vurgulayan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Üretici ya öz kaynağıyla ya da Ziraat Bankası kredisiyle hayvan alıyor. Sıfır faizli kredi cazip gibi görünebilir ama gelir istikrarı olmayan üretici için geri ödeme riski yüksektir” dedi. Hayvan başına aylık 150 TL bakım desteği öngörüldüğünü belirten Gürer, “Yem fiyatları dövize bağlı. Enflasyonist baskı sürerse bu 150 TL’nin alım gücü hızla erir. Günlük yem maliyeti dikkate alındığında bu destek sadece birkaç günlük ihtiyacı karşılıyor. Bu yapısal değil, sembolik bir destektir” diye konuştu. “YAPISAL SORUNLAR ÇÖZÜLMEDEN BAŞARI GELMEZ” Yüksek yem maliyetleri, çoban bulma sorunu, sosyal güvence eksikliği ve mera alanlarının daralması gibi sorunlara dikkat çeken Gürer, “Hayvan sayısını artırmadan önce bu yapısal sorunları çözmeliyiz” dedi. Pazarlama sorununa da değinen Gürer, “Bugün çok sayıda küçükbaş kesim için bekliyor ama üretici satışta zorlanıyor. Et ve Süt Kurumu piyasa fiyatlarının altında alım yaptığında üretici zarar ediyor. Güçlü bir alım garantisi ve fiyat istikrar mekanizması olmadan bu model sürdürülebilir değildir” ifadelerini kullandı. TÜİK VERİLERİ SORUNLU CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, TÜİK’in 2025 yılı verilerinin de sorgulanması gerektiğine dikkat çekti. Gürer, büyükbaş hayvan varlığının 2024 yılı için (Cumhurbaşkanlığı program hedefler kitabına göre) 16 milyon 824 bin baş olduğunu, 2025 yılında ise 739 bin baş ithal hayvan geldiğini belirtti. Büyükbaş hayvan varlığının, ithalat ve 2024 yılı toplamıyla birlikte 17 milyon 563 bin baş ettiğini ifade etti. TÜİK’in ise 2025 yılında yüzde 4 artışla büyükbaş hayvan varlığını 17 milyon 709 bin baş olarak açıkladığını kaydetti. 2025 yılının hayvancılıkta en sorunlu yıllardan biri olduğunu vurgulayan Gürer, 81 ilde hayvan pazarlarının şap hastalığı nedeniyle kapatıldığını belirtti. Şap hastalığının et ve süt üretiminin yanı sıra buzağı ölümlerine de neden olduğunu ifade etti. Bakanın, 830 bin büyükbaş ve 2,5 milyon küçükbaş olmak üzere toplam 3 milyon 330 bin hayvanın kesildiğini açıkladığını aktaran Gürer, şap nedeniyle telef olan, kurban kesilen ve şartlı kesime rağmen “mucizevi bir artış” yaşandığını söyledi. ABD Tarım Bakanlığının 2026 yılı Türkiye büyükbaş hayvan varlığı açıklamasının 14 milyon 300 bin baş olduğunu, Damızlık Birliğine göre ise büyükbaş hayvan varlığının 13 milyon 874 bin baş olarak ifade edildiğini belirtti. Ayrıca Avrupa ülkelerinin hayvan varlığıyla karşılaştırma yapılmasının da yanlış olduğunu dile getiren Gürer, “Avrupa’da tüketilen farklı bir hayvan var. O nedenle elma ile armut toplamak gibi bir karşılaştırma yapılıyor. Ayrıca nüfus ve kişi başı et tüketimi üzerinden bakarsanız veriler farklılaşır.” diye konuştu. ÜRETİM DÜŞÜYOR, GİRDİ MALİYETLERİ ARTIYOR; TARIMDA SORUN YOK DEMEK GERÇEKLERLE ÖRTÜŞMÜYOR CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanı’nın tarımda işlerin iyi gittiğine yönelik açıklamalarına tepki göstererek, sahadaki verilerin ve üretici gerçeklerinin bunun tam tersini ortaya koyduğunu söyledi. Gürer, muhalefetin eleştirilerinin dikkate alınmak yerine olumsuz ifadelerle karşılık bulduğunu belirterek, “Biz bu ülkede tarımın gelişmesini, çiftçinin, üreticinin, besicinin daha iyi kazanca ermesini istiyoruz. Aynı zamanda raftaki ürünün fiyatının da girdi maliyetleri düşürülerek uygun seviyelere inmesini savunuyoruz” dedi. Tarım politikalarındaki aksaklıkları dile getirmenin ülkenin bugününe ve geleceğine iyilik yapmak anlamına geldiğini ifade eden Gürer, 2025 yılının Türk tarımı açısından en sorunlu dönemlerden biri olduğunu kaydetti. 2002 yılının dahi gerisine düşen üretim kalemleri bulunduğunu vurgulayan Gürer, özellikle fasulye, mercimek ve nohut üretiminde ciddi gerileme yaşandığını belirtti. Resmî veriler üzerinden değerlendirme yapan Gürer, 2024 yılında 28 milyon ton olan meyve, içecek ve baharat bitkileri üretiminin 2025’te 19,6 milyon tona gerilediğini; tahıl ve diğer bitkisel üretimin 75,5 milyon tondan 68,1 milyon tona düştüğünü; sebze üretiminin ise 30,6 milyon tondan 30,3 milyon tona gerilediğini söyledi. Özellikle bakliyat ve hububatta ciddi kayıplar yaşandığını dile getiren Gürer, “2002 yılına göre nüfusumuz 30 milyonun üzerinde artmışken üretimin gerilemesi raftaki fiyatlara da yansımıştır. Bu tablo ortadayken ‘tarımda üretim sorunu yok’ demek mümkün değildir” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı’nın değerlendirmelerini bir önceki yılın verileriyle yaptığını ya da Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerindeki son değişimleri dikkate almadığını savunan Gürer, Aralık 2024 ile Aralık 2025 bitkisel üretim verileri arasındaki farkın açıkça görülmesi gerektiğini söyledi. Sahada üreticinin ciddi sıkıntı içinde olduğunu belirten Gürer, hayvan varlığındaki azalmaya ve düşük alım fiyatlarının çiftçi gelirlerini daraltmasına dikkat çekti. Köy ziyaretlerinde üreticilerin büyük kayıplar yaşadığını aktardığını ifade eden Gürer, “100 hayvanım vardı, 30’unu şap hastalığında kaybettim diyen üretici var. 2025 yılında şap hastalığında kaç hayvan kaybedildi? Bu konuda kamuoyuna net bir açıklama yapılmadı” dedi. Öte yandan enflasyon açıklamalarında zirai don ve kuraklığa atıf yapıldığını hatırlatan Gürer, “Madem zirai don ve kuraklık enflasyonu etkiledi deniliyor, o zaman bu afetlerden zarar gören çiftçiye hangi destek verildi? TARSİM ve ÇKS’ye kayıtlı olmayan üreticilere bir destek sağlandı mı? Kuraklıktan etkilenen çiftçiye özel bir destek verildi mi? Hayır” diye konuştu. Artan girdi maliyetlerinin üretimi sürdürülemez hale getirdiğini vurgulayan Gürer, yılbaşından bu yana akaryakıta gelen yüzde 10’u aşan zamların çiftçiyi daha tarlaya çıkmadan zarara uğrattığını söyledi. “100 dönümlük araziyi ekmeye çıkan çiftçinin mazotu daha yola çıktığı anda buharlaşıyor. Gübre, ilaç, tohum, elektrik, su ve mazot fiyatları artıyor; alım fiyatları ise düşük tutuluyor. Bu şartlarda çiftçiye ‘üretmeye devam et’ demek gerçekçi değildir” dedi. 2016–2018 yıllarında açıklanan koyun projesinin büyük ölçüde daraltılarak yeniden müjde gibi sunulmasını da eleştiren Gürer, mevcut politikalarla Türkiye tarımının sorunlardan arınmasının mümkün olmadığını ifade etti. Çözüm önerilerini de sıralayan Gürer, gübre ve yemde en az yüzde 50 sübvansiyon sağlanması, mazotta ÖTV ve KDV’nin kaldırılması, genç ve kadın çiftçilerin SGK primlerinin devlet tarafından karşılanması gerektiğini belirtti. Ayrıca çiftçilerin tüm borçlarının faizsiz olarak en az üç yıl ertelenmesini, icraların durdurulmasını isteyen Gürer, “Traktöre, ahıra, hayvana gelen icralar bir an önce sonlandırılmalıdır” çağrısında bulundu.

Bir Sigorta Şirketinin Zorunlu Tutulması Hukuka Aykırıdır Haber

Bir Sigorta Şirketinin Zorunlu Tutulması Hukuka Aykırıdır

Eskişehir Sigorta Acenteleri Derneği son günlerde banka ve finans kuruluşları tarafından vatandaşlara yönelik sigorta zorunluluğu ile ilgili bir basın açıklaması yapıldı. Eskişehir Sigorta Acenteleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Canan Özçamur yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; “Son dönemde kredi kullanan vatandaşlarımızdan gelen sorular üzerine önemli bir konuyu kamuoyuyla paylaşmak istiyorum. Resmî Gazete’de yayımlanan 29294 sayılı Yönetmeliğin 13’üncü maddesi ve Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (SEDDK) 2025/2 sayılı düzenlemesi çok açık bir hüküm içermektedir: Kredi kullanan tüketicilerin sigorta şirketini seçme hakkı hiçbir şekilde sınırlandırılamaz. Bu durum yalnızca bankalar için değil; araç ve konut alım sürecinde finansman oluşumuna aracılık eden tüm kurum ve kuruluşlar için de geçerlidir. Mevzuat gereği, sigortanın belirli bir sigorta şirketi üzerinden yaptırılmasına yönelik her türlü şart, yönlendirme ya da dolaylı zorunluluk açıkça geçersizdir. Düzenlemenin amacı son derece nettir: Tüketicinin özgür iradesini korumak ve serbest piyasa koşullarının sağlıklı işlemesini sağlamak. Kredi ya da konut finansmanı sürecinde vatandaşlarımızın sigorta tercihine müdahale edilmesi, alternatiflerin sunulmaması veya belirli bir sigorta şirketinin zorunlu tutulması hukuka aykırıdır. Tüketicilerimiz; hayat sigortası, konut sigortası ya da krediye bağlı diğer teminatları diledikleri sigorta şirketi ve diledikleri sigorta acentesi aracılığıyla yaptırma hakkına sahiptir. Sigorta acenteleri olarak bizler, müşterilerimizin ihtiyaçlarını analiz ederek en uygun teminatı, en doğru fiyat ve kapsamla sunmak için çalışıyoruz. Önemli olan, vatandaşın seçeneklerini bilmesi ve herhangi bir baskı hissetmeden karar verebilmesidir. Rekabetin olduğu yerde kalite artar, fiyatlar dengelenir ve tüketici kazanır. Bu noktada yalnızca bankalara değil, konut ve araç finansmanına aracılık eden tüm kurum ve kuruluşlara önemli sorumluluklar düşmektedir. Süreçlerin şeffaf yürütülmesi, tüketiciye açık ve doğru bilgi verilmesi ve yürürlükteki mevzuata eksiksiz uyulması büyük önem taşımaktadır. Vatandaşlarımıza da çağrım şudur: Kredi veya konut alım sürecinde sigorta şirketi tercihinizin size ait olduğunu unutmayın. Alternatif teklif istemek ve farklı bir sigorta şirketiyle ve sigorta acentesiyle çalışmak en doğal hakkınızdır. Eskişehir Sigorta Acenteleri Derneği olarak, tüketicilerimizin yanında olmaya ve haklarının korunması için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.”

Lojistiğin Görünmez Kahramanları İflasın Eşiğinde Haber

Lojistiğin Görünmez Kahramanları İflasın Eşiğinde

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Bor ilçesinde nakliyeci esnafı olan tır şoförleriyle bir araya gelerek sektörün yaşadığı derin krizi yerinde dinledi. Tır ve nakliyeci şoförleri adına Süleyman Altun, Hüseyin Altun, Mustafa Barboros, Nevzat Çetin, Ahmet Bayoğlu, Uğur Cengiz ve Ahmet Kızıloğlan, yaşadıkları ekonomik sıkıntıları ve çıkmazı anlattılar. Bor’da otoparkta bağlı duran tırlar, nakliyeci esnafının içinde bulunduğu durumu adeta gözler önüne serdi. İş yapamaz hale geldiklerini söyleyen şoförler, artan maliyetler, düşen navlun fiyatları, ağır vergi yükü ve kredi borçları nedeniyle mesleği bırakma noktasına geldiklerini dile getirdi. “TIRLAR PARKTA, İŞ YOK, BORÇ ÇOK” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde farklı kesimlerin sorunları artıyor. Nakliyeci esnafı da vergi, stopaj, bakım gideri, gelir dengesi bozulduğu için iş daralmasından dolayı sorunlar yaşıyor. tırlar parkta duruyor. İş yapamaz haldeler. Sıkıntılar artmış. Banka kredilerini ödeyemiyorlar. İcra gelmesiyle beraber sorun yaşayanlar var.” dedi. “BİR LASTİK 36 BİN LİRA, İSTANBUL SEFERİ 36 BİN LİRA” Şoför esnafı ise yaşadıkları zorlukları belirten Süleyman Altun , “Nakliye fiyatları aşırı derecede düşmüştür. Masraflarımız aşırıdır. Vergi yükü üzerimizde yüzde 50’lere varan bir yük var. Bunun altından kalkmamız mümkün değil. Bir lastik 36 bin lira iken biz 36 bin liraya İstanbul’a gidiyoruz. Niğde’den çıkıyorum, yükü karşıya boşaltıyorum, otoyola 4 bin 700 lira veriyorum. Bana kalan 3 bin 700 lira. Bu işi nasıl yapacağım?” dedi. Yılbaşından bu yana mazota gelen zamların, servis, muayene ve bakım ücretlerindeki artışların işleri iyice içinden çıkılmaz hale getirdiğini belirten Mustafa Barboros, “Ben 27 yıllık tırcıyım. Vergi mükellefiyetini bitirip bahçelerde elma toplamayı düşünüyorum. Bu duruma geldik. Gittiğim zaman masrafı karşılayamaz hale geldim. Hepimiz böyleyiz. Bu sektörü bitirmişler.” TAKO CEZALARI, YOL ÜSTÜNDE YENİ BİR YÜK Hüseyin Altun , TAKO uygulamasının sahadaki gerçeklerle uyuşmadığını da belirterek, “Günde 9 saat çalışıp yatmak isteriz ama Ankara’dan sonra İzmit civarında duracak yer bulamıyoruz. Mecburen devam ediyoruz, polis durduruyor, ceza yazıyor. Giderler çok ağır, altından kalkacak hal kalmadı” diye konuştu. Kendi tırını kendisi süren Nevzat Çetin , emeğinin karşılığını alamadıklarını belirterek, “Bir tırın aylık maliyeti 80-90 bin liradan aşağı değil. Bu arabalarla 90 bin lirayı kazanabilsek şapkayı göğe atacağız. Kazanamıyoruz. Hem şoförüz hem mal sahibiyiz ama anlamı kalmadı” sözleriyle yaşadıkları çaresizliği dile getirdi. GÜRER: “NAKLİYE DARALIRSA EKONOMİ DARALIR” Nakliyeci esnafının günlerce evinden, ailesinden uzak çalıştığını hatırlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Nakliyeci esnafı kolay kolay şikâyet etmez. Kamyon onun hem yatma yeridir, hem iş alanıdır, hem para kazanma noktasıdır. Bıçak kemiğe dayanırsa derdini anlatır. Şu anda tırlar otoparkta bağlı. Böyle giderse ödeme güçlüğüyle çoğu sektörden çekilecek. Nakliyenin daralması, ekonominin ne kadar sıkıştığını da gösterir. İş olsa her koşulda çalışacaklar. Ama iş yok, gider çok, vergi çok, mazot artıyor, gelir-gider dengesi bozuluyor. Yetkililerin bu sesi duyması gerekiyor,” şeklinde konuştu. “KDV’NİN KDV’Sİ VAR, VERGİ BELİMİZİ BÜKTÜ” Şoför esnafı Uğur Cengiz , vergi sisteminin sektörü adeta kilitlediğini ifade ederek, “KDV’nin KDV’si var. KDV 1, KDV 2 derken üç ayda bir yeni yük geliyor. Senede dört sefer KDV alınıyor. Bir tırcı yılın başında sigorta, kasko, vergi, harç derken 400 bin lira borçla başlıyor. Sigorta ve kasko 150 bin liranın altında değil,” dedi. Deprem döneminde lojistiğin bel kemiğini kendilerinin oluşturduğunu hatırlatan Ahmet Kızılbuğa , “Televizyonda gördüğünüz tırcılar lojistik ağababaları değil, biziz. Bu ülkenin yükünü çeken biziz ama görünmüyoruz” diyerek tepkilerini dile getirdi. “SATILIK TIR ÇOK, ALAN YOK” Navlun fiyatlarındaki adaletsizliğe de dikkat çeken şoförler, büyük firmaların yüksek fiyat yazabildiğini, küçük esnafın ise çok daha düşük bedellere çalışmak zorunda kaldığını söyleyen Ahmet Bayoğlu, “4 milyona aldığımız tırlar 2,5 milyona düştü, alan yok. Esnaf kefalete borcu olan var. Ödeyemezlerse ya hesaba el koyacaklar ya araca haciz gelecek. Ne yapacağız? Emeklilik için prim gün sayısı düşecekti. Düşürülmedi. Emeklilik içinde sigorta primi ödeyemez duruma düştük” dedi. Bor ilçesinde binlerce tır bulunduğunu vurgulayan esnaflar , “Tır demek sadece bir kişi değil, ailesiyle binlerce insan demek. Lastikçiden tamirciye, devlete kadar herkes bu sektörden kazanırdı. Ama artık ayakta duramıyoruz. Böyle giderse tırcıların yüzde 70’i batacak” sözleriyle uyardı. ŞOFÖRÜN DERDİ ÇOK Niğde Şoförler Esnaf Oda Başkanı Halil İbrahim Kızıltan ve Bor Şoförler Odası Başkanı H. Hüseyin Cengiz’i ziyaret ederek sorunları da görüştü. Gürer, “Türkiye genelinde Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri vasıtasıyla verilen 1.000.000 TL kredilerden yararlanabilmek için SGK, Bağ-Kur ve vergi dairelerinden ‘borcu yoktur’ belgesi istenmektedir. Hâlbuki esnafın durumu içler acısı; borcunu ödeyecek durumu yoktur. Nakliyeci esnaflarımızın dertleri, taşıdıkları yük kadar fazladır. Akaryakıt, lastik, otoyol ve köprü ücretleri, yedek parça, sanayi işçilikleri, trafik sigortası, kasko poliçeleri, Ulaştırma Bakanlığından alınan belge ücretleri, peşin vergi, KDV, stopaj, gelir vergisi, trafik cezaları, muhasebe ücretleri, Bağ-Kur primleri gibi yüksek maliyetler karşısında ezilmektedirler. Şoför esnaflarımız ne yapacağını bilmeden, tek geçim kaynağı şoförlük olduğu için bu işi zararına da olsa yapmaktadır. Kısacası şoför esnafının durumu hiç de iyi değil. Devlet büyüklerimizden şoför esnaflarının sesini duymalarını ve çözüm üretmelerini bekliyoruz.” dedi.

Esnafların Sıkıntı, Dert ve Sorunları Katlanarak Devam Ediyor Haber

Esnafların Sıkıntı, Dert ve Sorunları Katlanarak Devam Ediyor

İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanlığı, esnafların yaşadığı sıkıntılar ve finansmana erişimde karşılaştığı zorluklarla ilgili olarak bir basın açıklaması yaptı. Basın toplantısında konuşan İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer şu ifadelere yer verdi; "Değerli Katılımcılar haftalık değerlendirmelerimizde Milletimizin her kesimi ile ilgili aktarımlarda bulunuyoruz. Daha önce de değindiğimiz özellikle esnaf kesiminden gelen talep ve yakınmaları bugün vasıtanızla paylaşmak istiyoruz. Geldiğimiz günde esnaf olan özellikle küçük çaplı işletmeler ve işyerlerinde ilimiz özelinde ve genel anlamda sıkıntı dert ve sorunlar bitmek yerine katlanarak devam etmektedir. Bitmeyen kriz yaratılarak ekonominin kitabının yeniden yazıldığı bir dönemde emekli ve asgari ücretlinin ezildiği bir süreçte, maalesef ekonominin en asli unsurlarından esnaflarımız bu devirde kimse esnaf olmasın sözünün tam ortasında durmaktadır. Esnafın desteklemesi gereken, sorunlarının çözülmesi için kurulan bankalar, birlikler, odalar maalesef gelinen günde siyasetin gölgesinde etkisiz faydasız ve sorun çözemez bir konuma getirilmişlerdir. İlk ve en acil olarak şu örneği vermek istiyoruz. Esnaf kredi kefalet kooperatifleri vasıtasıyla esnafın en yoğun kullandığı ve can suyu diye lanse edilen destek kredilerine bırakın ulaşmayı istenen evrak ve mevzuatı aşmak bile neredeyse imkansız olmuştur. Borcunu ödemek çarkları döndürmek kepengini açmak için kaynak ihtiyacı olan esnaflarımızdan kredi talep ettiği anda borcu yoktur yazısı ve temiz sicil belgesi istenmektedir. Günümüz şartlarında bırakın esnafı borcu olmayan bir Türk Vatandaşı var mı bunu sormak istiyoruz. Bu mevzuatı hazırlayan bu ülkede yaşamıyor mu veya Milletten haberi yok mu diyoruz. Uygulamanın düzenleneceği yerde etkinleştirilmesi esnafla dalga geçmek değil midir? Esas amaç küçük esnafı bitirmek midir diye soruyoruz. 2025 yılında TESK verilerine göre Türkiye’de toplam 120.423 esnaf faaliyet sonlandırmış. Yani günde 330, Saatte 13 ekmek kapısına kilit vurulmuş oluyor. Artan vergi yükü SGK primleri elektrik doğalgaz faturaları personel maliyetleri ve bahsettiğimiz finansmana erişim zorluğu bu kapanmaları tetiklemiş yanında orantısız denetimler, belediyelerin uyguladığı denetim ve ceza sistemleri gerçekten esnafı canından bezdirmiş ve gelinen sonucu doğurmuştur. 2025 oranlarının 2026 sonunda daha ağır olacağı bugünden aşikardır. Yani Değerli Katılımcılar ekmek kapıları, ekmek tekneleri, tezgahlar birer birer kapanmaya, kilit vurulmaya devam edecek gibi görünmektedir. Sektörlere göre esnaf Hemşehrilerimizin ilettiği bazı sorunları bu noktada sıralamak istiyoruz. Özellikle gayrimenkul ve otomotivde sistemin işlemesinde etkin olan ve kayıt dışılığı en çok yaşayan emlak, otomotiv sektörüne 2026 başı itibarıyla getirilen yıllık sorma ver vergisi olan 40.000 TL harç uygulaması bütün vergilerini veren, resmiyet harçlarını zaten ödemeden işlem yapamayan sektör bileşenleri için Deli Dumrul vergisi olmuştur. Özellikle şehrimizde belediyelerin uyguladığı yaya alanları denetimleri esnafa ait tabelalara el konulması ve operasyonla toplanması tepki toplamakta mali zarara yol açmaktadır. Belediyelerin uyguladığı imar planları neticesi oluşan alanlardaki esnaflar üzerinde işgaliye baskısı her gün ceza yazılır bir duruma gelmiş bulunmaktadır. Buradan belediyelerimize sesleniyoruz. Lütfen esnafın canını yakmayın zaten problemler büyük zaten gün zor kurtuluyor. Eğer ikaz edilmesi gereken durumlar var ise bu bir süreç ile yapılsın ve yanlışa ısrarla uymayan var ise gereği yapılsın. Yoksa şafak operasyonlarıyla tabela toplamak Eskişehir’e ve İnsanına yakışan bir görüntü olarak durmuyor diyoruz. Son cümlede bir tarafta nasıl emekli, asgari ücretli ezim ezim ezilirken, ekonomik krizin suçlusu olurken, ölmediler denilirken, yasal hırsız denilirken, şükürsüzler denilirken bu tarafta da küçük esnaf olan insanlarımız için olumsuz her uygulama denetim her türlü baskı ve yıldırma maalesef yasalar kullanılarak son sürat sürmektedir. Torpilli yandaşlara büyük firmalara milyarlar verilirken, vergileri af edilirken, her türlü destek, teşvik sağlanırken maalesef küçük esnaf bitsin diye elden ne gelirse bir bir eksiksiz yapılmaya devam edilmektedir. Kasa başına vergi memuru oturtmak nedir arkadaşlar Hangi ülkede görülmüş bir uygulama Türk esnafına reva görülmektedir, el insaf diyoruz. Yani sistem diyor ki her şartta senin dükkanın tezgahın yarısı benim kalanı senin Biz bu anlayış bu durum kabul edilemez diyoruz. Bunlar yaşanırken Esnafın sesi savunucusu olması gereken Birlik Başkanları kendi dertlerine düşmüş protokol kovalamakta ve esnafın yanında değil siyasetin yanında durmaktadırlar. Buradan hodri meydan diyoruz. Dediklerimize doğru değil desinler. Şu uygulamayı engelledik, bunu hayata geçirdik, şu mağduriyeti giderdik desinler. Diyemezler on yıllardır konumlandıkları koltuklarda siyasetin gölgesinde oturuyorlar ve esnaf bunların umurlarında değil diye iddia ediyoruz. Bu konuda esnaf için kendini parçalayan, koşturan görevinin hakkını veren muhatapları tenzih ediyor, kendilerini selamlıyoruz bunu belirtmekte fayda var. Değerli katılımcılar. Esnafın sıkıntı ve sorunlarına değindiğimiz basın toplantımızda son olarak geçtiğimiz günlerde gündeme yansıyan. Ankara’da yaşayan Aylık 500.000 TL kazanmasına, devletten maaş almasına rağmen geçim sıkıntısı çeken Tekirdağlı Köfteciye vicdanımız el vermedi. İYİ Parti Odunpazarı olarak destek vermek için bir kumbara koymak istedik Biliyorsunuz bu ülkede her fatura fakire alt gelir grubuna emekliye asgari ücretliye emekçiye çıktığı için bahsi geçene yine en duyarlı kesim olarak bizler el uzatalım dedik. Mübarek Ramazan Ayını idrak etmeye hazırlandığımız günlerde lütfen boş geçmeyin ne verirseniz elinizle gelir sizinle diyoruz Katılımınıza teşekkür ederek Yüce Allah Esnafın İşçinin Köylünün derdinden tasasından anlayacak yöneticiler nasip etsin diyoruz."

CHP’li Çakırözer Çiftçinin Kredi Talebi İçin Meclis’te Çağrıda Bulundu Haber

CHP’li Çakırözer Çiftçinin Kredi Talebi İçin Meclis’te Çağrıda Bulundu

SGK ve vergi borcu bulunan çiftçilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden kullanacağı kredilere Cumhurbaşkanı kararıyla 1 Ocak 2026 tarihi itibariyle engel geldi. Eskişehir’de çiftçilerle buluşan CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden kredi çekecek çiftçilere “SGK ve vergi borcu yoktur!” dayatması getirilmesini Meclis gündemine taşıdı. TBMM’de konuşan Çakırözer, “2025 yılı zaten üretici için felakat yılı oldu! Don oldu, kuraklık oldu çiftçiyi vurdu! İthalat kararları çiftçiyi vurdu. Çiftçi borç ertelemesi isterken şimdi ‘SGK, vergi borcun varsa kredi yok’ diyorsunuz. Siz ne istiyorsunuz? Çiftçi borçluysa sizin yanlış tarım politikalarınızın sonucu! Çiftçiye borcun varsa kredi yok dayatması derhal kaldırılmalı, SGK ve kredi borçları faizsiz ertelenmelidir. Çiftçi ekim döneminde sahipsiz bırakılmamalıdır” dedi. BORÇ BATAĞINDAKİ ÇİFTÇİNİN KREDİ KAPISI DA KAPANDI Çiftçi için hayati öneme sahip sübvansiyonlu krediler için 1 Ocak 2026 tarihinde yeni bir uygulama başladı. Resmi Gazetede yayınlanan Cumhurbaşkanı kararıyla sosyal güvenlik prim borcu ile vadesi geçmiş vergi borcu bulunan çiftçilere borcunu kapatmadan sübvansiyonlu kredi verilmiyor. Ekim zamanı yaklaşırken çiftçinin tarım için kullandığı sübvansiyonlu kredilere getirilen engel çiftçileri mağdur etmeye başladı. “ÇİFTÇİLERİ DİNLEDİ, MECLİS’TEN ÇAĞRIDA BULUNDU” CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Eskişehir’de Genç Rençberler Üretim ve Pazarlama Kooperatifi’ni ziyaret ederek, karardan etkilenecek çiftçilerin mağduriyetini dinledi. Genç rençberler 2025 yılında yaşanan zirai don, kuraklık gibi afetlerin çiftçiyi derinden etkilediğini söylerken, üreticilerin yüzde 70’inin borç içinde olduğunu belirtti. Genç üreticiler, “Çiftiler zaten 2025’te üretemedi. Dolu, kuraklık çiftçiyi vurdu. Üretenlerin de ürünü para etmedi. İthalat kararları çiftçiyi vurdu. Buğday hasat zamanı harmanda neyse şimdi yine aynı para. Çiftçinin masrafları artıyor ama ürününün değeri artmıyor!” dedi. “TOPRAKTA KALMASI GEREKEN GENÇ ÇİFTÇİ TOPRAĞA KÜSTÜRÜLÜYOR” Sadece bir çiftçinin yıllık SGK prim borcunun 141 bin 646 lira olduğunu söyleyen genç çiftçiler, “Hem gençleri toprağa, tarıma yönlendirmeye çalışıyorlar hem de borcu var diye çiftçiye kredi vermiyorlar. Zaten çiftçilerin yüzde 70’i SGK borçlusu. Çifti SGK ödemek yerine bu parayı sulama, tohum, gübre, mazot için kullanıyor. Çiftçiye SGK desteği vermesi gerekenler, SGK borcu var diye çiftçiyi cezalandırıyor! Toprakta kalması gereken genç çiftçi toprağa küstürülüyor. Üretim yapmak isteyen çiftçiyi yüksek faizli kredilere mahkum ediyorlar” dedi. “DEVLET ÇİFTÇİYE ENGEL DEĞİL, DESTEK OLMALI” CHP’li Çakırözer, çiftçilerin kredi feryadını Meclis’te gündeme getirdi. TBMM Genel Kurulu’nda söz alan Çakırözer, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifi’nden kredi çekecek çiftçilere ‘SGK ve vergi borcu yoktur’ dayatmasının derhal kaldırılmasını istedi. Çakırözer, TBMM’de şu çağrıyı yaptı: “Çiftçilerimizi yerle bir eden bu AKP iktidarı şimdi de çiftçinin kredisine göz dikmiş. Bir çiftçinin yıllık SGK ödemesi 141 bin lira, ödeyemiyor. SGK desteği vermesi gerekenler ‘Borcun var’ diye çiftçiyi cezalandırıyor, kredi vermiyor. 2025 yılı zaten üretici için felaket yılıydı. Zirai don oldu çiftçiyi vurdu, kuraklık çiftçiyi vurdu. Yetmedi üstüne ithalat kararlarıyla çiftçinin ürettiği ürünü de zül oldu. Çiftçi borç ertelemesi isterken şimdi ‘SGK, vergi borcun varsa kredi yok’ diyorsunuz. Çiftçi kredi çekecek; gübre alacak, tohum alacak, mazot alacak toprağını ekecek ama Ziraat Bankası ‘Borcu yoktur’ yazısı istiyor, Tarım Kredi ‘Borcu yoktur’ yazısı istiyor. Bu kurumlar çiftçinin yanında olmak için var! Amacınız çiftçiyi tamamen yok etmek mi, tarımsal üretimi bitirmek mi? Çiftçi borçluysa sizin yanlış tarım politikalarınızın sonucudur. Devlet çiftçiye engel değil, destek olmalı. Çiftçiye borcun varsa kredi yok dayatması derhâl kaldırılmalı, SGK ve kredi borçları faizsiz ertelenmelidir. Çiftçi ekim döneminde sahipsiz bırakılmamalıdır. Biz çiftçiyi ezdirmeyeceğiz.”

Artan Masraflar İşletmelere ve Vatandaşlara Yük Oluyor Haber

Artan Masraflar İşletmelere ve Vatandaşlara Yük Oluyor

ETO Başkanı Metin Güler, internet pazaryeri komisyonlarının %28’e kadar çıktığını, banka komisyonları ve diğer giderler dolayısıyla fiyatların yükseldiğini belirterek, artan masrafların hem işletmelere hem de vatandaşa yük olduğunu söyledi. Eskişehir Ticaret Odası’nın 2026 yılındaki ilk meclis toplantısı gerçekleştirildi. Meclis Başkanı Halil İbrahim Ara’nın açılış konuşmasıyla başlayan toplantıda meclis üyeleri tarafından gündem maddeleri oylandı. Toplantıda konuşan ETO Başkanı Metin Güler, odanın üyelere ücretsiz olarak sağlamış olduğu yurt içi fuar hizmeti hakkında bilgi vererek, geçtiğimiz yıllara göre fuar ziyaretlerine katılımın az olduğunu söyledi. Meclis üyeleri ve meslek komitelerinin üyelerle irtibata geçerek, İstanbul ve İzmir gibi kentlerde düzenlenen uluslararası fuarlara iştirak etmesi gerektiğini belirten Güler, üyelerin ücretsiz fuar ziyareti imkanından daha çok yararlanmasının önemine dikkat çekti. İnternet pazaryeri masrafı ve banka komisyonları düşürülmeli Ekonomideki gelişmelere yönelik de değerlendirmede bulunan ETO Başkanı Metin Güler, tüccar ve esnafın artan masraflarının hem işletmeleri hem de vatandaşları zor durumda bıraktığını kaydetti. Bugün en düşük maliyetli ürünü internette satmaya çalıştığınızda bile pazaryeri komisyonu, banka pos komisyonu, kargo masrafı, kira ve vergilerle birlikte fiyatın iki katına çıktığını belirten ETO Başkanı Metin Güler, tüm bu masrafların hem işletmelere hem de vatandaşlara yansıdığını kaydetti. Özellikle internet pazaryeri komisyonlarının ve bankaların pos komisyonlarının düşmesi gerektiğini belirten ETO Başkanı Metin Güler, böylece fiyatlarda düşüş olacağını ve enflasyonun da düşmeye devam edeceğini kaydetti. Bankalar düşen faiz oranlarını kredilere de yansıtmalı Politika faizlerinin düşmeye devam ettiğini ancak bu düşüşün ne yazık ki ticari kredi oranlarına yansımadığını belirten ETO Başkanı Metin Güler, işletmelerin uygun koşullarda krediye ulaşmasının ekonomi için öncelikli konulardan biri olduğunu söyledi. Hem kamu bankalarının hem de özel bankaların ticari kredi faizlerinde makul oranlarda indirime gitmesi gerektiğini belirten Güler, vergi affı noktasında da adım atılmasını beklediklerini dile getirdi. Sözde festivallere izin veren kurumlar da hak gaspına sebep oluyor Eskişehir’deki bir AVM’de açılan yöresel ürünler festivali hakkında da değerlendirmede bulunan ETO Başkanı Metin Güler, kurumların bu festivallere izin vererek, Eskişehirli tüccar ve esnafın haklarının gasp edilmesine zemin hazırlamaması gerektiğini söyledi. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin sözde yöresel ürünler festivallerine karşı Eskişehirli tüccar ve esnafın yanında olması dolayısıyla memnuniyet duyduğunu belirten Güler, sözde yöresel ürünler festivallerine karşı tutumu dolayısıyla Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’ye teşekkür etti. ETO Başkanı Metin Güler, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin sözde festivallere karşı sergilediği duruşu tüm kurumlardan beklediklerini dile getirdi. ETO’dan 2026 Eskişehir Yılı’na destek 2026 Eskişehir yılı hakkında da açıklamada bulunan Eskişehir Ticaret Odası Başkanı Metin Güler, 2026 Eskişehir yılı ile ilgili Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin bir vizyon ortaya koyduğunu belirterek, 2026 Eskişehir Yılı’nın şehre, tüccara ve esnafa katkı sağlamasını umduğunu söyledi. Güler, Eskişehir Ticaret Odası’nın şehrin menfaatine olan her projeye olduğu gibi bu organizasyona da destek vereceğini sözlerine ekledi. Eskişehir Fuar Kongre Merkezi’nin (EFKM) faaliyetlerine de değinen Güler, 2026 yılında EFKM’de 520 bin kişiyi ağırlamayı hedeflediklerini söyledi. Eskişehir Kamp Karavan Tiny House ve Doğa Sporları Fuarı’nın ikincisinin 11-15 şubat günleri arasında düzenleneceğini belirten Güler, fuara geçtiğimiz yıl gibi şehir dışından onbinlerce ziyaretçi gelmesini beklediklerini ve bu sayede Eskişehir’in hizmet sektörünün işlerinin hızlanacağını dile getirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.