SON DAKİKA
Hava Durumu

#Köylü

Porsuk Haber Ajansı - Köylü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Köylü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İYİ Parti Odunpazarı'ndan TMO Önünde Tepki: “Türk Çiftçisi Borç Batağında" Haber

İYİ Parti Odunpazarı'ndan TMO Önünde Tepki: “Türk Çiftçisi Borç Batağında"

​İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Eskişehir binası önünde basın açıklaması düzenledi. Açıklamada, açıklanan taban fiyatların yetersizliği, ödemelerdeki uzun gecikmeler, girdi maliyetlerindeki fahiş artışlar ve randevu sistemindeki aksaklıklar sert bir dille eleştirildi. TMO’nun kurulus misyonundan uzaklaştığını belirten Yer, Eskişehirli çiftçilerin yalnız bırakıldığını vurgulayarak yetkililere çağrıda bulundu. ​“Açıklanan Fiyatlar Gerçekten Uzak, Çiftçinin Zararı Büyüyor” ​Cumhuriyetin ilk kurumlarından biri olan ve 88 yıllık geçmişe sahip Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) asli görevinin Türk çiftçisinin en önemli geçim kaynağı olan hububat piyasasını düzenlemek ve yönlendirmek olduğunu hatırlatan Gürol Yer şu ifadelere yer verdi; "Cumhuriyetin ilk kurumlarından biri olan, 88 yıllık geçmişiyle tarımsal ürün piyasalarını düzenleyip üretici ile tüketiciyi koruyacak tedbir ve şartları oluşturma misyonu bulunan; faaliyet alanında tarımsal ürün piyasalarında istikrar sağlayıp paydaşlara güven veren, dinamik, yetkin ve çağın gerekleriyle uyumlu tarım sektörünün örnek ve önder kuruluşu olma vizyonuna sahip Toprak Mahsulleri Ofisi'nin önündeyiz. Hepimizin bildiği üzere TMO'nun esas ve asli faaliyet alanı, Türk çiftçisinin ana uğraşı olan hububat piyasasının yürütücüsü ve belirleyicisi olmaktır. 2026 dönemi hasadı başlamadan önce TMO, taban alım fiyatı olarak buğdayın kilogram fiyatını 16,50 TL, arpanın kilogram fiyatını ise 12,075 TL olarak açıklamıştı. Biz, İYİ Parti olarak Eskişehir Zahire Borsası önünden açıklanan fiyatın gerçekle ilgisi olmadığını, ürünün kilogram başına maliyet bedelinin en az 19,90 TL olması sebebiyle açıklanan resmî enflasyon oranında dahi artış yapılsa fiyatın yaklaşık 25 TL civarında olması gerektiğini söylemiştik. İrade tarafından belirlenen fiyat, geçen süreç içerisinde maalesef beklentilerin de altına inmeye devam etmekte; zaten zararda olan Türk çiftçisinin zararı, piyasa düzenleyicisi ve yürütücülerinin gözleri önünde, tepkisizlikleri neticesinde hızla artmaktadır. Mesela, 2 Temmuz'da ikinci sınıf, tonu 16.500 TL olarak değerlendirilen mahsulünü TMO'ya teslim eden çiftçimiz, parasını henüz devletten alamadı. 2 Temmuz'da motorin 65 TL idi. 26 Temmuz'da motorin 79,70 TL oldu. 2 Temmuz'da çiftçimiz ürününü teslim ettiğinde parasını alıp motorin alsaydı 254 litre motorin alabilecekti. Şu an para yatırılmış olsa dahi ancak 209 litre motorin alabilmektedir. Çiftçinin 45 litre mazotu nerede? Bir konuya daha dikkat çekmek istiyoruz. Herkes çiftçiye mazot ve gübre desteği verildiğini söylüyor. Ancak eski adıyla mazot ve gübre desteği, yeni adıyla temel ve planlı üretim desteği de maalesef zamanında ödenmemektedir. 2024 yılı Ekim-Kasım döneminde ekilen arpa ve buğday için ödenmesi gereken destekler, ancak yaklaşık bir buçuk yıl sonra üreticinin hesabına yatırılmıştır. Çiftçiye verilen destek bu kadar gecikince, enflasyon karşısında değerini kaybetmekte, yani daha çiftçinin eline ulaşmadan erimektedir. Destek vermek kadar, o desteği zamanında vermek de önemlidir diyoruz. Değerli katılımcılar, dikkatinize sunmak istiyoruz. 24 Temmuz 2026 Eskişehir Zahire Borsası kapanış fiyatları; • Buğday: 12,70 TL • Arpa: 10,50 TL olarak gerçekleşmiştir. Hangi akıl, hangi beceri, hangi hesap bu bozuk tabloyu olumluya çevirebilir; bunu merak ediyoruz. Piyasa gerçekleşmesi bu durumdayken biz, İYİ Parti olarak yetkililere soruyoruz: Bu süreçte TMO, kendisine getirilen ve resmî fiyatı 16,50 TL olarak açıklanan buğdayın kalitesini gerekçe göstererek fiyat düşürmekte midir? "Birinci sınıf ve ikinci sınıf buğday alım kapasitemiz doldu, üçüncü ya da dördüncü sınıf bedelinden alım yapabiliriz." denilmekte midir? Harman sürecini dört gözle bekleyen, tüm borç ve ödemelerinin günü gelen üreticiler; normalde ilan edilen ve taban fiyat olması gereken fiyatın altında, ürününü tüccara maliyetinin altına satmaya mecbur bırakılmakta mıdır? Biz diyoruz ki; aynen böyledir ve buna kimsenin sesi, soluğu çıkmamaktadır. Yani göstermelik biçerdöverlere binmek, yandaşları toplayıp görüntü vermek konunun aslı değildir, diyoruz. Değerli katılımcılar, TMO ile ilgili bir diğer olumsuzluk ise randevu sisteminin getirdiği zorluklar ile Çiftçi Kayıt Sistemi'ndeki giderilmeyen aksaklıklar zinciridir. Ayrıca yaş ortalaması 65 olan üretici kitlesi, randevu sistemini kullanmakta ciddi zorluk yaşamaktadır. Bu hususa da dikkat çekilmesini istiyoruz. Randevu probleminden devam edersek; Köylerimizde hububat hasadı, biçerdöverlerin mevki mevki çalışması nedeniyle bölgelere göre parça parça yapılmaktadır. Hasat edilen ürün, römork ya da kamyonlarla TMO'ya teslim edilmektedir. Ancak uygulamaya konulan randevu sistemi şu anda çok ileri tarihlere randevu vermekte, üreticiler ise ürünlerini bekletmek ve depolamak zorunda kalarak büyük mağduriyet yaşamaktadır. Bunun aksini iddia eden varsa buyursun, köylerimizi birlikte gezelim; nedir, ne değildir yerinde görsün. Biz bize iletilenler doğrultusunda sorun ve talepleri dile getiriyoruz. Üreticiler, teslim ve randevu alabilmek için siyasi parti kapılarını aşındırmakta, bürokratlara gitmek zorunda kalmaktadır. Eğer bunun böyle olmadığını söyleyen varsa... Biz bu konuda duyduklarımızı belgeleyip teyit edersek, gerçekten birilerinin yüzüne seslenir ve yaptıklarının kul hakkının çok ötesinde bir davranış olduğunu önlerine koyarız. Buradan bürokratları uyarıyoruz: • Sıralamaya müdahale etmeyin. • Kontenjan kullanmayın. • Ayrımcılık yapmayın. Ürün değerlendirmesinde iddia edildiği gibi değil, gerçekçi davranın. O ürünün bedelinde; klimalı odalarda serin serin oturarak değil, kıraç tarlalarda alın teri dökülerek kazanılmış emeğin hakkı vardır ve bunun vebali ağırdır, diyoruz. İddialarımızın aksine bir durum varsa, "Kesinlikle böyle bir şey yok." diyorlarsa; Bunu açıklasınlar. Biz hodri meydan diyoruz. Değerli katılımcılar, Milletin efendisi olan, Ata toprağını bekleyen ve milletin geleceği için üretmeye çalışan Türk çiftçisi maalesef zor durumdadır ve çıkmaz bir yoldadır. Tarım politikası ve uygulamaları açıkça "Ekmeyi bırak." demektedir. Üretmek yerine ithal etmeyi daha doğru gören bir anlayışa rağmen Türk çiftçisi, millî bir ruhla, zarar etmesine rağmen, üretmeye devam etmektedir. Biraz vicdanı olan muhataplar bunu görmeli; menfaat siyasetiyle değil, millî tarım siyasetiyle hareket etmelidir. Bizim önerimiz budur. 2006 yılında bu iktidar tarafından çıkarılan 5488 sayılı Tarım Kanunu'nun 21. maddesine göre bütçeden ayrılacak tarımsal destekleme oranı, bir önceki yılın gayrisafi millî hasılasının yüzde 1'inden az olamaz. Ancak bu hüküm bugüne kadar asla uygulanmamıştır. Bunu resmî kaynaklar ve ilgili birlikler açıkça ifade etmektedir. Türk çiftçisinin anasının ak sütü gibi helal olan bu hakkının da dikkatlerden kaçmaması için hatırlatmak istedik.1929 Dünya Ekonomik Buhranı sonrasında Anadolu çiftçisine sahip çıkmak amacıyla kurulan Toprak Mahsulleri Ofisi'nin önünden Eskişehir'in siyasi dinamiklerine sesleniyoruz. İYİ Parti olarak diyoruz ki; İktidar ve muhalefetin temsilcileri Eskişehir'de pırlantacı açılışında çok güzel buluşuyor, keyifle kurdele kesebiliyorlar. Hiçbirinizin umurunda olmayan çiftçi burada. Köylü burada. Ama onlar buraya gelemiyor, gelmiyor. İşte bu sebeple biz hepinize karşıyız. İşte bu sebeple siz hepiniz, biz tekiz. İşte bu sebeple siz orada, biz burada milletin yanındayız, diyoruz. Türk çiftçisini, köylüsünü sahipsiz sanmayın. Yanında kimse olmasa bile biz daima olacağız. İnanın; köylümüzün, çiftçimizin, üreticimizin asil ruhu sizi yenecektir, diyoruz. Ata emaneti toprağı, her türlü dış mihraklı operasyona rağmen işlemeye devam edecek ve kendisine yüklenen o misyon gereği milletin geleceğinde söz sahibi olacaktır, diyoruz. Selam olsun tüm olumsuzluklara rağmen ekene, biçene; neticede boynu bükük kalan köylüye, çiftçiye. Selam olsun Büyük Milletin Efendisi'ne. Biz cesur bir yürek olarak sesleniyoruz: Bekle çiftçi kardeşim, bekle köylü kardeşim. Size değer verecek, size sahip çıkacak iyiler mutlaka gelecek."

İl Başkanı Ölce’den TMO Tarafından Açıklanan Fiyatlara Tepki Haber

İl Başkanı Ölce’den TMO Tarafından Açıklanan Fiyatlara Tepki

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından açıklanan buğday ve arpa alım fiyatlarını eleştirdi. Çiftçinin maliyetler altında ezildiğini belirten Ölce, "Açıklanan rakamlar üreticiyi hüsrana uğrattı, üreticinin içi kan ağlıyor" dedi. ​Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce, yaptığı yazılı açıklamada ton başına buğday için 16 bin 500 lira, arpa için ise 12 bin 750 lira olarak belirlenen fiyatların, artan girdi maliyetlerini karşılamaktan uzak olduğunu vurguladı. Ölce yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; "Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından açıklanan buğday ve arpa alım fiyatları, çiftçinin beklentilerini karşılamaktan çok uzak kalmıştır. Ton başına 16 bin 500 lira buğday, 12 bin 750 lira arpa fiyatı açıklanmıştır. Desteklerle birlikte rakamların yükseldiği ifade edilse de üreticinin içi kan ağlıyor. Çiftçi bu sene 85-86 liraya kadar çıkan mazotla üretim yaptı. Gübre fiyatları geçen senenin çok çok üstünde. Tohum, ilaç, işçilik maliyetleri ortada dayanılmaz boyutlara ulaştı. Buna rağmen çiftçiye verilen fiyat, alın terinin karşılığı değil. Açıklanan 16 lira 50 kuruşluk fiyat, üreticiyi koruyan değil, üreticiyi hüsrana sürükleyen bir fiyattır. Buğdayın kilogram fiyatı en az 23-24 lira seviyesinde olmalıydı. Herkes biliyor. Çiftçi para kazanamıyor. Kazanan gübre bayisi, kazanan akaryakıt şirketleri, kazanan aracılar ve tüccarlar. Kaybeden ise toprağa emek veren çiftçi. Türkiye'nin dört bir yanında ekilmeyen tarlalar artmakta. İnsanlar maliyetleri karşılayamadıkları için üretimden çekilmekte. Bu tablo sadece çiftçinin değil, ülkenin gıda güvenliğinin de tehlikeye girdiğini göstermekte. Mustafa Kemal Atatürk, "Üreten köylü milletin efendisidir" demişti. Ülkemizde tarımda faaliyet gösteren insan sayısı her geçen yıl azalıyor. Tarımda çalışanların yaş ortalaması 60 yaşına ulamış durumda. Bu durum gençlerin tarıma ilgi göstermediğini gösteriyor. Gençler de 'tarımda para yok' deyip konuyu kapatıyorlar. Dönelim konumuza. Bu yıl yağışların iyi gitmesi nedeniyle üreticiler umutlanmıştı. Ancak açıklanan fiyatlar o umudu tuzla buz etti. Çiftçi ürününe değil, borcuna çalışır hale getirildi. Borcu olmayan çiftçi yok. Dünyanın gelişmiş ülkeleri üreticisini desteklerken, Türkiye'de üretici kaderine terk edilmekte. Anahtar Parti olarak bu duruma çok tepkiliyiz. Acilen tarımsal üretimi artıracak projeler hayata geçirilmelidir. Bir diğer önemli sorun ise yeraltı suyu uygulamaları. Edindiğimiz bilgilere göre Eskişehir'de kuyulara su saati zorunluluğu getirildi. Ancak üreticilerden alınan ücretlere rağmen kartların halen teslim edilmediği ifade edilmektedir. Mahsul su beklemekte. Önümüzdeki günlerde sorun çözülmezse ürünler kuruma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak. Biz kaçak ve kontrolsüz su kullanımına karşıyız. Ancak üreticiyi mağdur eden, tarımı sekteye uğratan uygulamalara da karşıyız. Çiftçinin üretim yapabilmesi her zaman ön planda tutulmalıdır. Bugün ülkemizde siyasetin gündeminde mutlak butlan tartışmaları var. Anadolu'da ise çiftçinin gördüğü fiyatlar mutlak noksandır. Çiftçi siyaset değil, adil fiyat istiyor. Çiftçi ayrıcalık değil, emeğinin karşılığını istemekte. Anahtar Parti olarak üreticimizin yanında olmaya, bu adaletsizliğin karşısında durmaya devam edeceğiz. Çünkü çiftçi ayakta kalırsa Türkiye ayakta kalır."

CHP'li Süllü: ''Hobi Bahçesi Düzenlemesi Vatandaşı Cezalandırıyor'' Haber

CHP'li Süllü: ''Hobi Bahçesi Düzenlemesi Vatandaşı Cezalandırıyor''

CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Meclis gündeminde olan kamuoyunda hobi bahçeleri düzenlemesi olarak bilinen 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nu değişikliklerine tepki gösterdi. Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Eskişehir Yaş Sebze ve Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Yıldıran Kılıç’ı ziyaret ederek üreticinin sorunlarını dinledi. Ziyarette, komisyonda kabul edilerek Meclis Genel Kurulu’na görüşülmek üzere sevk edilen tarımsal üretim yapanların tepkisine yol açan düzenlemeyi içeren torba kanun teklifi de ele alındı. Teklif, hobi bahçeleri, tarım alanlarındaki mevcut yapıların durumuna ilişkin düzenlemeler ve cezai yaptırımları içeriyor. “ÜRETİCİYE BİR DARBE DE BAKANLIKTAN” Gıda güvenliğinin Türkiye açısından kritik bir eşikte bulunduğunu vurgulayan Süllü, plansızlık, denetimsizlik ve üretimden kopuşun tarımda yapısal krize yol açtığını belirtti. Süllü, iktidarın tarım politikalarını sert sözlerle eleştirerek, “Üretici artan maliyetler, düşük alım fiyatları ve yetersiz destekler nedeniyle üretemeyecek hale getirildi. Yanlış, yetersiz ve günü kurtarmaya dönük politikalar nedeniyle zaten can çekişen üreticiye bir darbe de Tarım Bakanlığı eliyle vurulmaktadır” dedi. Tarım arazilerinin maden, enerji projeleri adı altında büyük sermayeye açıldığını ifade eden Süllü, “Turizm ve rant odaklı büyük konut projeleri ve madenler için toprak koruma kurulu kararlarıyla tarım arazileri talan edilirken, üretmeye çalışan çiftçi ve kendi hobi bahçesinde gıdasını üretmeye çalışan emekli cezalandırılıyor” ifadelerini kullandı. “SORUN HOBİ BAHÇELERİNE İNDİRGENEMEZ” Kanunla yapılan değişikliklerin, hazinedeki açıkları kapatmak amaçlı vatandaşa yeni cezalar kesilmesinin aracı olarak kullanılmasının yanlış olduğunu söyleyen Süllü, ürettiği için zaten cezalandırılan üreticinin bu cezaları ödeyebilecek durumda olmadığını söyledi. Üreticilerin tarımsal amaçlı aletlerini koyduğu ya da çoğu emekli vatandaşların sebze meyvesini üretmek için kullandığı hobi bahçelerindeki geçici yapılara daha kanun değişikliği geçmeden Eskişehir’de cezalar yağdırıldığını söyleyen Süllü, “Tarım alanları yıllardır devlet eliyle yağmalanırken, köylü üretimden koparılırken etkili politika üretmeyenlerin, sorunu yalnızca hobi bahçelerine indirgemesi inandırıcı değildir. Türkiye’nin en verimli ovaları yıllardır sanayi, madenler ve konut işgaline açılıyor. Ovalarda tarım ürünleri yerine beton yapılar boy gösterip; maden uğruna tarım toprakları yok olurken şimdi cezai yaptırımlarla belediyeler ile vatandaş karşı karşıya getiriliyor” dedi. “CEZA DEĞİL, BÜTÜNCÜL POLİTİKA GEREKİYOR” Süllü, çözümün cezalandırma değil, bütüncül tarım politikaları olduğunu vurgulayarak “Vatandaş ile kamu otoritelerini karşı karşıya getiren bu yaklaşım terk edilmeli. Tarım alanlarının korunması, üreticinin desteklenmesi ve gıda güvenliğinin sağlanması için, kapsamlı politika değişikliğine ihtiyaç var. Ciddi sorunlara yol açacak düzenleme geri çekilmeli ve tüm boyutlarıyla yeniden değerlendirilmelidir” dedi.

Ekonomi Değil, Yoksullaştırma Programı Uygulanıyor! Haber

Ekonomi Değil, Yoksullaştırma Programı Uygulanıyor!

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Eskişehir programı kapsamında partililer ve vatandaşlarla bir araya gelerek Türkiye gündemine dair sert eleştirilerde bulundu. Mevcut siyasi iklimi "karanlık" olarak nitelendiren Uysal, ekonomi yönetiminden yargı bağımsızlığına, seçim güvenliğinden terörle mücadele süreçlerine kadar pek çok konuda iktidara yüklendi. ​"Türkiye Keyfiliğin Kurumsallaştığı Bir Dönemde" ​Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni eleştiren Uysal, sistemin "keyfiliği kurumsal hale getirdiğini" savundu. Son bakan değişikliklerinin seçime ayarlı bir strateji olduğunu belirten Uysal, şu ifadeleri kullandı: ​"Türkiye’nin tarihi geriye doğru akıtılırcasına karşı karşıya bırakıldığı bu şartları asla Demokrat Parti olarak kabul etmiyoruz. Yasama, yürütme ve yargının tek bir şahsın bünyesinde somutlaştığına şahitlik ediyoruz." ​"Ekonomi Değil, Yoksullaştırma Programı Uygulanıyor" ​Ekonomik verilere ve TÜİK’in hesaplamalarına değinen Uysal, halkın bilinçli bir yoksulluğa mahkum edildiğini iddia etti. Özellikle faiz yüküne dikkat çeken Genel Başkan: ​Faiz Yükü: "2022 yılında 19.9 milyar dolar olan faiz ödemesi, 2026 yılında 65 milyar dolarlık devasa bir yüke dönüştü." ​Tarımsal Tasfiye: "Yanlış politikalarla Türk tarımı tasfiye edildi, köylü üretimden koparılarak siyasi sadakatin satın alınacağı bir düzen inşa edildi." ​Özelleştirmeler: "Demirel ve Özal’ın mirası olan köprü ve otoyolların özelleştirme kapsamına alınması, kamu kaynaklarının yağmalanmasıdır." ​"Demokrasi PKK’nın Rehineliğinden Kurtarılmalı" ​Gültekin Uysal, son dönemde yürütülen siyasi süreçleri ve "İmralı" vurgulu tartışmaları da gündemine aldı. Yüzde 50+1 dengesinin Türk demokrasisini kırılgan hale getirdiğini belirten Uysal, "İktidar, Sayın Erdoğan’ı yeniden aday yapabilmek için PKK lideriyle müzakere yolunu açmıştır. Türk demokrasisi, bu rehinelikten kendini kurtarmak mecburiyetindedir," dedi. ​"Seçim Sandığı Tehdit Altında" ​Gelecek seçimlere dair endişelerini dile getiren Uysal, muhalefet partilerine çağrıda bulundu. Adli ve idari kolluğun siyasetin aparatı haline getirilmeye çalışıldığını savunan DP lideri, "Sadece sandıktan netice almayı değil, demokratik mücadele zeminini korumayı hedefleyen bir 'mücadele seti' oluşturmalıyız," şeklinde konuştu. ​"Uyan Ey Türk Milleti!" ​Konuşmasını Süleyman Demirel’in sözlerine atıfta bulunarak sonlandıran Uysal, vatandaşları "ev sahibi" olduklarını hatırlamaya davet etti: ​"Bugünkü rejimin müsaade ettiği kadar demokrasiye, müsaade ettiği kadar hukuka, müsaade ettiği kadar zenginliğe razı olmayacağız. Bu ülkenin nimetini de külfetini de eşit dağıtacak adil bir düzeni hep beraber inşa edeceğiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.