SON DAKİKA
Hava Durumu

#Köy Enstitüleri

Porsuk Haber Ajansı - Köy Enstitüleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Köy Enstitüleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eğitim İş Eskişehir’den Milli Eğitim Önünde Oturma Eylemi Haber

Eğitim İş Eskişehir’den Milli Eğitim Önünde Oturma Eylemi

Eğitim İş Eskişehir Şubesi, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda yaşanan kanlı saldırılara tepki göstermek amacıyla İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması ve oturma eylemi başlattı. Şube Başkanı Fadime Arslan, "Okullar güvensiz hale geldi, yaşam hakkımız tehdit altında" diyerek sendikalara ortak mücadele çağrısı yaptı. ​Eskişehir’de Eğitim Emekçilerinden Sessiz Protesto ​Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş’ta eğitimcilerin ve öğrencilerin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan saldırılar, Eskişehir’de büyük bir tepkiyle karşılandı. Eğitim İş Eskişehir Şubesi, Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde yapılmak istenen yürüyüşün engellenmesini ve okullardaki şiddet sarmalını protesto etmek için Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir araya geldi. ​"Hak Arama Özgürlüğü Engellenemez" ​Basın açıklamasında konuşan Eğitim İş Eskişehir Şube Başkanı Fadime Arslan, Ankara’da yaşanan barikat engeline değinerek, "Eğitimde şiddeti protesto etmek isteyen eğitim emekçileri 9 saat boyunca alanda bekletilmiştir. Bu durum hak arama özgürlüğünün engellenmesidir" dedi. Arslan, saldırılarda hayatını kaybeden meslektaşları ve öğrenciler için taziye dileklerini iletti. ​Çözüm Önerisi: "Köy Enstitüleri Modeli" ​Eğitimdeki güvenlik sorununun sadece polisiye önlemlerle çözülemeyeceğini savunan Arslan, tarihi bir referans vererek Köy Enstitüleri modelini işaret etti: ​"Köy Enstitüleri, güvenliğin dışsal önlemlerle değil; aidiyet, üretim ve eşitlik temelinde nasıl kurulabileceğini göstermiştir. O kurumlarda okul toplumdan kopuk değildi, öğrenciler okulunu sahipleniyordu. Güvenlik, dışarıdan dayatılan bir önlem değil, içeriden kurulan bir düzendi." ​Sendikalara Ortak Mücadele Çağrısı ​Fadime Arslan, eğitimde şiddet konusunun siyaset üstü bir mesele olduğunu vurgulayarak tüm eğitim sendikalarına şu çağrıda bulundu: ​Birlik Mesajı: "Eğitimde şiddet karşısında ayrı gayrı olmaz. Bu mesele hepimizin meselesidir." ​Ortak Ses: "Tüm sendikaları birlikte mücadele etmeye, ortak ses çıkarmaya davet ediyoruz." ​Sessiz Eylem: "İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde saat 17.00’ye kadar sürecek olan sessiz oturma eylemimiz, bu ortak mücadelenin çağrısıdır." ​"Bilimsel ve Kamusal Eğitim Şart" ​Eğitim sisteminin piyasacı ve güvencesiz yapısının değişmesi gerektiğini belirten Eğitim İş, çözümün hakçı, bilimsel ve kamusal eğitim anlayışında olduğunu vurguladı. Açıklama, "Eğitim emekçileri susmayacak, çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin yaşam hakkı için mücadeleye devam edeceğiz" sözleriyle noktalandı.

Senfoni Orkestrası'ndan Anlamlı Konser Haber

Senfoni Orkestrası'ndan Anlamlı Konser

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası, bu hafta orkestra şefi Gürer Aykal'ın yönetiminde, viyola sanatçısı Efdal Altun'un solistliği ve koro şefi Özlem Erdoğan yönetimindeki Eskişehir Polifonik Korosu'nun eşliğiyle anlamlı bir konsere imza attı. Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği gece, duygu yüklü anlara sahne oldu. Program, son dönemde okullarımızda meydana gelen acı kayıplar anısına düzenlenen bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Ardından konuşan Gürer Aykal, sanatın iyileştirici ve birleştirici gücüne vurgu yaparak, konserin bu kayıplar anısına gerçekleştirildiğini belirtti. Programın açılış eseri olarak Edvard Grieg’in Peer Gynt Süiti’nden “Ase’nin Ölümü” bölümü icra edildi. Yaylıların sade ve içsel anlatımıyla yas atmosferini derinleştiren bu eser, gecenin ruhunu belirleyen etkileyici bir başlangıç oldu. Konserin devamında viyola sanatçısı Efdal Altun, Ralph Vaughan Williams’ın Viyola ve Orkestra için Süit’ini yorumladı. Bestecinin İngiliz halk müziği tınılarını taşıyan pastoral ve şiirsel üslubunu etkileyici bir performansla dinleyiciye aktaran sanatçı, uzun süre alkışlar eşliğinde ödüllendirildi ve dinleyicilerin yoğun talebi üzerine bis yaptı. Gecenin ikinci bölümünde Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası, Pyotr Ilyich Tchaikovsky’nin 4. Senfonisi’ni seslendirdi. “Kader” temasını merkezine alan ve zengin orkestrasyonuyla senfonik müziğin en çarpıcı örnekleri arasında yer alan eser, orkestranın teknik yetkinliği, dinamik yapısı ve güçlü bütünlüğüyle dikkat çeken bir yorumla sunuldu. Konserin finalinde ise Ahmet Adnan Saygun’un “Köy Enstitüleri Marşı” koro ve orkestra eşliğinde seslendirildi. Cumhuriyet döneminin eğitim reformlarının simgesi olan Köy Enstitüleri için bestelenen bu eser, taşıdığı derin kültürel anlamla ön plana çıktı. Çok sesli koro yapısı ve marş ritmiyle dikkat çeken eser, cumhuriyetin aydınlanma vizyonunu müzikal bir dille yansıttı. İzleyicilerin yoğun isteği üzerine marş iki kez icra edildi. Ayrıca, Gürer Aykal’ın Köy Enstitüleri kökenli bir sanatçı olarak dünya çapında başarılar elde etmiş olması, eserin anlamını daha da derinleştirdi. Konsere Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Hasan Ünal da katılım sağladı. Ülkemizin zorlu günlerinde sanatın birleştirici etkisini bir kez daha vurgulayan konser, plaket takdimiyle sona erdi. 21 Nisan 2026 tarihinde saat 20.00’de Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Kültür Merkezi’nde düzenlenecek olan “Jazz Friends” konseri ise sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.

ADD Eskişehir Şube Başkanı Avci: "Köy Enstitüleri Geleceğin Pusulasıdır" Haber

ADD Eskişehir Şube Başkanı Avci: "Köy Enstitüleri Geleceğin Pusulasıdır"

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci, Köy Enstitülerinin 86. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, bilimsel ve laik eğitim vurgusu yaptı. ​Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci, Cumhuriyet tarihinin en önemli eğitim projelerinden biri olan Köy Enstitülerinin kuruluşunun 86. yılı nedeniyle bir basın açıklaması yayımladı. Avci, Köy Enstitüleri ruhunun günümüz eğitim sistemindeki sorunlara çözüm olabileceğini belirtti. ​"Cehalete Karşı Bilim, Karanlığa Karşı Aydınlık" ​Köy Enstitülerinin yalnızca bir okul değil, aynı zamanda bir kalkınma modeli olduğunu ifade eden Avci, "Köy Enstitüleri; cehalete karşı bilimi, karanlığa karşı aydınlığı, teslimiyete karşı üretimi ve özgür düşünceyi esas alan bir eğitim modeliydi. Bu kurumlar; düşünen, sorgulayan ve ülkesine karşı sorumluluk duyan kuşaklar yetiştirdi" dedi. ​Eğitim Sistemindeki İdeolojik Dönüşüme Eleştiri ​Güncel eğitim politikalarını eleştiren Avci, Milli Eğitim sisteminin aydınlanmacı mirastan uzaklaştırıldığını savundu. Açıklamasında liyakat ve bilimsel eğitim vurgusu yapan Avci, şu ifadeleri kullandı: ​"Bilimsel, laik ve kamusal eğitim anlayışının yerini; ideolojik yönlendirmeler, liyakatsiz kadrolaşmalar ve çağın gerisinde kalan uygulamalar almaktadır. Bugün eğitim sistemi, ezberci ve sorgulamayan bireyler yetiştirme tehlikesiyle karşı karşıyadır." ​"Cumhuriyet Değerleri Rehber Edinilmeli" ​Mehmet Avci, Türkiye'nin kalkınması için Köy Enstitülerinin temsil ettiği değerlere dönülmesi gerektiğini belirterek, eğitim politikalarının ideolojik dayatmalardan arındırılması çağrısında bulundu. Avci, "Köy Enstitülerinin mirası, yalnızca geçmişin bir hatırası değil; geleceğin inşasında yol gösterici bir pusuladır" diyerek sözlerini noktaladı.

“Köy Enstitülerinden Çağdaş Türk Sanatına” Söyleşisi Düzenlendi Haber

“Köy Enstitülerinden Çağdaş Türk Sanatına” Söyleşisi Düzenlendi

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’nin kültürel ve sanatsal belleğine katkı sunmaya devam ediyor. “Köy Enstitülerinden Çağdaş Türk Sanatına” başlıklı söyleşide geçmiş ve günümüz sanatı Türk sanatı konuşuldu. Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanlığı’na bağlı Müzeler Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen “Köy Enstitülerinden Çağdaş Türk Sanatına” başlıklı söyleşi, Ergin Orbey Sahnesi’nde gerçekleştirildi. Etkinlikte, Türkiye’nin eğitim ve sanat tarihinde önemli kırılma noktaları olan iki dönem mercek altına alındı. Söyleşinin ilk bölümünde Doç. Dr. Murat Burgaç, 1940’lı yıllarda Anadolu’nun aydınlanma projesi olarak hayata geçirilen Köy Enstitülerinin kültürel etkilerini anlattı. Burgaç, özellikle Anadolu’da kurulan ilk köy enstitüsü olan Çifteler Köy Enstitüsü üzerinden eğitim politikalarının toplumsal dönüşümdeki rolünü değerlendirdi. Söyleşinin ikinci bölümünde ise Dr. Öğr. Üyesi Selda Alp, 1950’li yıllardan itibaren şekillenen Çağdaş Türk Sanatının gelişim sürecine ışık tuttu. Alp, dönemin sosyo-kültürel dinamikleri ile sanatçılarının üretim biçimleri ve sanata bakış açılarını katılımcılarla paylaştı. Geçmişin birikimini günümüzle buluşturan söyleşi, katılımcılara hem tarihsel bir perspektif hem de ilham verici bir sanat yolculuğu sundu. Etkinlik sonunda konuşmacılara teşekkür belgesi verildi.

Köylerimiz Okulsuz, Öğretmensiz, Köylümüz Cehaletin Kucağında Çaresiz Haber

Köylerimiz Okulsuz, Öğretmensiz, Köylümüz Cehaletin Kucağında Çaresiz

Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci Köy Enstitüleri’nin kuruluşunun 85. yılı dolayısıyla bir açıklama yaptı. ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Mustafa Kemal Paşa önderliğinde 3 yıl 3 ay 22 gün kadın, erkek ve çocuk topyekûn yedi düvelle boğuşup zaferle buluştuk, boynumuza aşılan idam fermanını yırtıp attık, bir vatan kurtardık, bir cumhuriyet kurduk. Kurduk ama, 29 Ekim 1923’de yanmış yıkılmış, tek fabrika bacası tütmeyen, gırtlağına kadar borca batırılmış bir ülke ile kalakalmıştık. Çok yoksulduk, cahil bırakılmıştık, uluslaşamamıştık ve yarımız salgınların pençesinde kıvranıyorduk. Ekmek yapacak buğdayımız, bebenin altını saracak bezimiz, duvara çakacak çivimiz, çaya koyacak şekerimiz, mektup yazacak kâğıdımız bile yoktu. Tuğla, kiremit, cam yoktu. Serum, aşı, ilaç yoktu. Zaten çok az olan eğitimli evlatlarımızın çoğunu savaş meydanlarında şehit vermiştik. Halkı doyurmak, tarımı ve hayvancılığı canlandırmak, fabrikalar kurmak, sanayileşmek, limanlara, demiryollarına sahip olmak, bunları başarmak için, para bulmak, parayı da Lozan’da diyeceğini demiş olan Lord Curzonlara avuç açmadan bulmak gerekiyordu. Ne yapılacaksa yine milletle yapılacağına göre millet eğitilmeli, asıl savaş, cehaletle savaş kazanılmalıydı. Kazanmalıydı da, nasıl? 12 milyon nüfusun okur yazar oranı erkeklerde yüzde 7, kadınlarda binde 4’le yerlerde sürünüyordu. Koca memlekette sadece 4894 ilkokul, 72 ortaokul, 23 lise vardı ve bu 23 lisede okuyan toplam kız öğrenci sayısı, hemen tamamı subay, bürokrat ve levanten çocukları olmak üzere sadece 230 idi. Darülfünun’a ise üniversite demek olanaksızdı. İlkokuldan Darülfünun’a toplam öğrenci sayısı 347 bin 821 ile nüfusun ancak% 2,8’i kadardı. Okul çağındaki her 4 çocuğumuzdan 3’ü okula gitmiyordu. Cehaletin en koyusu halkın %85’inin yaşadığı kırsal kesimde yuvalanmıştı. 40 bin köyün 38 bininde okul olmadığı gibi olsa gönderecek öğretmen de yoktu. En acil sorunumuz işte bu devasa eğitim(sizlik) sorunuydu. Kollar sıvandı. Önce Harf Devrimi ile ulus konuştuğu dilin alfabesine kavuşturuldu ve Millet Mektepleri ile okuma yazma seferberliğine girişildi. 1933 Üniversite Reformu gerçekleştirildi.  Mucize çözüm ise, o güne kadar dünyada benzeri görülmemiş Köy Enstitüleri ile bulundu. Tamamen bize özgüydü. Yerli ve milliydi. İlkokulu bitirmiş yoksul köy çocukları, hem bilimsel bilgilerle, edebiyat ve sanatla, hem de köylünün gereksinimi olan tarım, hayvancılık, sağlık, demircilik, inşaat, marangozluk gibi pratik bilgilerle donatılıyordu. Her öğrencinin yılda 25 dünya klasiği roman okuması ve bir enstrüman çalması zorunluydu. Atatürk’ün 1936’da askerliğini çavuş ve onbaşı olarak yapmış gençlerle başlattığı Köy Eğitmenleri atılımının devamı olan Köy Enstitüleri, Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel ve İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç önderliğinde ilkokul öğretmeni yetiştirmek üzere 17 Nisan 1940’da açıldı. Yurdun her bölgesinde 21 enstitü hizmete sokuldu. “İş için, iş içinde eğitim” ilkesi uygulandı. Derslerin yarısı temel eğitim, diğer yarısı uygulamalı eğitim konularındaydı. Enstitüler, Demokrat Parti döneminde 27 Ocak 1954’de kapatılıncaya kadar 1398’i kız, 15943’ü erkek, toplam 17 bin 341 öğretmen yetiştirdi. 1936’dan 1947 yılına kadar çalışmalarını sürdüren Köy Eğitmen Kurslarından 8 bin 675 eğitmen, enstitülerin sağlık bölümlerinden de 1248 sağlık memuru mezun edildi, Enstitüler, Fakir Baykurt, Ümit Kaftancıoğlu, Talip Apaydın, Mahmut Makal, Mehmet Başaran, Dursun Akçam gibi ülkemizin yüz akı yazarlar, düşünürler, aydınlar armağan ettiler ulusumuza. Bütün dünyada örnek bir eğitim sistemi olarak kabul edilen bu model, ilk günden itibaren, “Kız ve erkek öğrencilerin bir arada okuması ahlaksızlıktır.”, “Köy enstitülerinde verilen eğitim dinimize aykırıdır.”, “Köy Enstitüleri komünist, dinsiz yetiştiren fuhuş yuvalarıdır” diye ortalığı ayağa kaldıran, esasında halkı cahil bırakmak ve biat kültürüne tutsak ederek sömürmek isteyen, örnekleri bugün de görülen dinci-gerici zihniyet tarafından hep karalandı, yok edilmek istendi ve maalesef yok edildi. Genç Cumhuriyet’in bu özgün ışığı söndürüldükten sonra da eğitim katliamı devam etti. Bugün köylerimiz okulsuz, öğretmensiz, köylümüz cehaletin kucağında çaresiz… Bu nedenle, Kemalistlerin en önemli görevlerden biri bu eğitim modelini günümüz koşullarına uyarlayarak yeniden hayata geçirmek olmalıdır. Taşımalı eğitim ve 4+4+4 ucube sistemleriyle bilimsel bilgiden yoksun bıraktıkları çocuklarımızı köy okullarını kapatarak tarikat şeyhlerine ve imamlara terk eden çağ ve akıl dışı zihniyet ancak böyle yok edilebilir. Atatürkçü Düşünce Derneği olarak, Köy Enstitüleri’nin kuruluşunun 85. yılında fikir babası Büyük Atatürk’ü, dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’yü, Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel’i, İlköğretim Genel Müdürü Tonguç Baba’yı ve bu kutlu ocaktan yetişen değerli öğretmenlerimizi şükran ve saygıyla anıyor, Kemalizm’in namus sesini bir siz cana gibi yurdumuz semalarına aşarak milletimizle birlikte Yeniden Atatürk Cumhuriyeti’ne ulaşmak için var gücümüzle çalışacağımıza söz veriyoruz."

İsmail Hakkı Tonguç Tarım Müzesi, Resmi Müze Oldu Haber

İsmail Hakkı Tonguç Tarım Müzesi, Resmi Müze Oldu

Efes Tarlası Yaşam Köyü’nde yer alan İsmail Hakkı Tonguç Tarım Müzesi, resmi müze statüsüne kavuştu. Efes Selçuk Belediyesi tarafından Efes Tarlası Yaşam Köyü'nde tarımın geçmişten günümüze gelen yolculuğunu kayıt altına almak ve gelecek nesillere aktarmak için kurulan, Köy Enstitüleri’nin mimarı İsmail Hakkı Tonguç’un adı verilen tarım müzesi İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün onayı ile resmi olarak açık hava müzesi unvanını aldı. Efes Selçuklular’ın bağışladığı tarım aletlerinin bulunduğu müze, Efes Tarlası Yaşam Köyü’nün Köy Enstitüleri ruhunu yaşatmayı amaç edinen felsefesi gereğince ziyaretçilerin yıllar içinde tarımın değişen yöntemlerine tanıklık etmesine olanak tanıyor. Efes Tarlası Yaşam Köyü’nün her detayıyla üretimin topraktan başlayan hikayesini anlatan bir felsefeye değindiğinin altını çizen Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel; “Biz Efes Tarlası Yaşam Köyü ile tohumun toprak ile buluşmasından başlayan bir hikâye yazıyoruz. Bu hikâyenin içinde atalık tohumlarımıza sahip çıkıyor, üreticilere eğitim veriyor ve çocuklarımızı toprakla buluşturuyoruz. Efes Tarlası Köy Enstitüleri’nden ilham alan bir proje. Köy Enstitüleri nasıl her alanda üretimi esas kılmayı hedeflediyse biz de üretimi anlatmak, sadece geçmişi yad ettiğimiz değil geleceğe de köprü attığımız bir hikâye yazıyoruz. Bu hikâyede tarımın yolculuğuna İsmail Hakkı Tonguç Tarım Müzesi ile tanıklık ediyoruz. Dolayısıyla Efes Tarlası Yaşam Köyü’nde bulunan İsmail Hakkı Tonguç Tarım Müzemizin resmi olarak da bir müze statüsüne kavuşması bizleri çok mutlu etti” dedi. Efes Tarlası Yaşam Köyü’nde bulunan İsmail Hakkı Tonguç Tarım Müzesi Pazartesi- Cumartesi günleri arasında 08.30- 17.30 saatlerini kapsayan dilimde ücretsiz olarak ziyaret edilebilir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.