SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kortizon

Porsuk Haber Ajansı - Kortizon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kortizon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ESOGÜ'den Dünya Astım Günü Açıklaması Haber

ESOGÜ'den Dünya Astım Günü Açıklaması

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi ve Türk Toraks Derneği Batı Anadolu Şubesi Başkanı Doç. Dr. Şenay Yılmaz, Dünya Astım Günü dolayısıyla bir açıklamada bulundu. Doç. Dr. Şenay Yılmaz yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Astım, akciğer içindeki hava yollarında mikrobik olmayan iltihaplanma sonucu gelişen, hava yolu daralmasıyla seyreden kronik bir hastalıktır. En sık görülen belirtileri; tekrarlayan nefes darlığı, hırıltı, göğüste baskı hissi ve öksürüktür. Astıma doğru tanı koyabilmek için yakınmaların sorgulanmasının yanı sıra solunum fonksiyon testleriyle hava yolu daralmasının gösterilmesi büyük önem taşımaktadır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada yaklaşık 350 milyon astım hastası bulunmakta ve her yıl 400 binden fazla kişi astıma bağlı nedenlerle hayatını kaybetmektedir. Ülkemizde ise her on çocuktan birinin astım hastası olduğu ve bu oranın yaşla birlikte azaldığı; 2024 yılında, 1.300’den fazla ölümün bahse konu hastalık nedeniyle gerçekleştiği bilinmektedir. Dolayısıyla önemli bir halk sağlığı sorunudur, tanı ve tedavisi konusunda da farkındalık ve bilgi düzeyinin artırılması önemli bir hedef olmalıdır. Bakanlığımız, her yıl Dünya Astım Günü’nde Türk Toraks Derneği ve Türkiye Ulusal Allerji ve Klinik İmmünoloji Derneği ile iş birliği içerisinde gerçekleştirdiği toplum ve sağlık çalışanlarına yönelik farkındalık ve eğitim etkinlikleri ile astım hastalığının kontrol sürecine katkı sağlamaktadır. Astım tedavisinin temel amaçları; yakınmaları kontrol altına almak, atakları önlemek ve hastaların günlük aktivitelerini kısıtlılık yaşamadan sürdürebilmelerini sağlamaktır. Bunun için yalnızca ilaca başlanması yeterli olmayıp nefes açıcı ilaçların doğru teknikle ve düzenli kullanılması, astımı tetikleyen etkenlerden uzak durulması ve eşlik eden hastalıkların uygun şekilde tedavi edilmesi gerekmektedir. Bu ilaçlar geçici rahatlama sağlarken hastalığın temelindeki hava yolu iltihabını tedavi etmez. Bu nedenle tedavinin temelini kortizon içeren inhaler ilaçlar oluşturur. Bu ilaçların inhalasyon (nefes alma) yoluyla alınarak doğrudan hava yollarına ulaşmaları, daha düşük dozlarla etkili olmalarını ve yan etki risklerinin azalmasını sağlamaktadır. Astım kontrolünü bozan başlıca nedenler arasında ilaçların düzensiz kullanılması, yanlış inhaler tekniği, solunum yolu enfeksiyonları, alerjenler, sigara dumanı ve çeşitli kimyasal maruziyetler yer alır. Buna karşılık sigaradan uzak durmak, düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek, obezite varsa kilo vermek ve yaşanılan ortam havasını temiz tutmak astım kontrolünü destekleyen önemli adımlardır.”

ESOGÜ Hastanesi’nde Glokom Haftası Etkinliği Düzenlendi Haber

ESOGÜ Hastanesi’nde Glokom Haftası Etkinliği Düzenlendi

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde “Glokom Haftası” dolayısıyla, glokom hastalığı hakkında farkındalık yaratmak amaçlı etkinlik düzenlendi. ESOGÜ Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Glokom Birimi tarafından düzenlenen etkinliğe; Hastane Başhekimi ve Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haluk Hüseyin Gürsoy, Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Yıldız ve öğretim üyeleri katıldı. Etkinlik kapsamında hastalar ve hasta yakınlarına göz içi basıncı ölçümü yapılırken, Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Tülay Şimşek glokom ile ilgili bilgilendirici bir açıklamada bulundu. Prof. Dr. Tülay Şimşek yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Ciddi bir halk sağlığı problemi haline gelen glokom, tüm dünyada 80 milyondan fazla kişiyi etkilemekte ve bunların yaklaşık 12 milyonunda kalıcı görme kaybı geliştiği düşünülmektedir. Bu kadar çok insanı etkilemiş olmasına rağmen, araştırmalar gelişmekte olan ülkelerdeki glokom hastalarının %90’a yakınının hastalıklarının farkında olmadığını göstermiştir. Bu nedenle, önlenebilir körlüğün en önemli nedenlerinden birisi olan glokom hakkında farkındalığı artırmak ve toplumu bilinçlendirmek üzere, her yıl Mart ayının 2. haftasında Dünya Glokom Haftası olarak tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çeşitli aktiviteler düzenlenmektedir. Bu yılki etkinlikler 9-15 Mart tarihleri arasında yapılacaktır. ESOGÜ Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Glokom Kliniği ekibi olarak biz de bu önemli hastalık konusunda toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla, her yıl Dünya Glokom Haftası kapsamında halkı bilgilendirme çalışmaları ve glokoma yönelik taramalar yapıyoruz. Glokom, retina gangliyon hücrelerinde kayıp ve karakteristik görme alanı defektleri ile karakterize bir optik nöropatidir. Normal göz içi basıncı 10-21 mmHg olup yüksek göz içi basıncı (GİB) glokom gelişiminde en önemli risk faktörüdür. Ancak GİB 21mmHg altında olduğu halde glokom gelişen hastalar (normal basınçlı glokom) olduğu gibi çok yüksek GİB’e rağmen glokomatöz hasar gelişmeyen hastalar da bulunmaktadır (oküler hipertansiyon). Hastalık ileri dönemlere kadar herhangi bir belirti vermeyebildiği için hastalar son döneme kadar görmelerinde bir farklılık hissetmezler. Genellikle rutin göz muayenesi sırasında saptanır. Bu nedenle birçok hastada, glokom geç dönemde teşhis edildiği için ciddi görme ve görme alanı kaybı, hatta körlük gelişir. Glokoma bağlı gelişen görme kaybı geri döndürülemediğinden hastalığın erken tanısı ve tedavisi çok önemlidir. Bunun için düzenli olarak tam bir göz muayenesi yapılması gerekir. Glokom taraması için sadece GİB ölçülmesi glokomun saptanması için yeterli bir yöntem değildir. Çünkü GİB gün içinde varyasyon gösterir Ayrıca GİB’in normal sınırlarda olduğu glokom türleri olduğu gibi yüksek GİB’e rağmen glokom gelişmeyen hastalar da vardır. Göz içi basıncı ölçülmesi yanında kornea kalınlığı ölçümü, ön kamara açısı muayenesi, görme siniri ve görme alanı muayeneleri yapılarak tanı konulmalıdır. Bu nedenle 40 yaş üzerinde düzenli göz muayenesi yaptırmak büyük önem taşımaktadır. Aile hekimlerinin hastaları bu konuda bilgilendirerek göz muayenesine yollaması önemli bir halk sağlığı problemi olan glokomun erken tanınmasını mümkün kılacaktır. Glokom için risk taşıyan kişilerin daha sık göz kontrolü yaptırması gerekir. Glokom gelişimi için risk faktörleri nelerdir? Aile öyküsü; birinci derecede akrabalarında glokom olan kişilerde glokom gelişme riski olmayanlara göre daha fazladır. Irk; siyah ırk ve İspanyollarda primer açık açılı glokom daha fazla görülür ve daha agresif seyirlidir. Çinlilerde, Eskimolarda ve Uzakdoğu ırkında primer açı kapanması glokomu daha yaygındır. İleri yaş; 40 yaşından itibaren glokom prevalansı giderek artmaktadır. 40-50 yaş arasında prevalans %1 iken 75 yaşından sonra bu oran %11-23 e kadar çıkmaktadır. Bunların dışında diyabet, miyopi (primer açık açılı glokom), hipermetropi (primer açı kapanması glokomu, korneanın ince olması, göz yaralanmaları, uzun süre kortizon kullanımı, kan basıncının yüksek olması, nokturnal hipotansiyon ve diyastolik perfüzyon basıncının düşük olması, migren gibi glokom gelişiminde bazı risk faktörleri bulunmaktadır. Bu risk faktörlerinden 1 veya daha fazlasını taşıyan kişiler, özellikle ailesinde glokom olanlar daha çok risk altındadırlar. Glokom gelişimini önlemek mümkün değildir ama glokoma bağlı gelişecek görme kaybı, erken teşhis ve uygun tedavi ile önlenebilir ve görme sağlığı korunabilir. Glokom tanısı konduktan sonra tedavi için göz damlaları, laser veya cerrahi tedavi uygulanabilir. Ayrıca glokom hastalarının günlük yaşamında dikkat etmesi gereken önemli noktalar şu şekildedir: 1. Düzenli egzersiz 2. Günde 5 porsiyon meyve sebze (özellikle yeşil sebzeler, havuç, şeftali) 3. Omega-3 ve 6 alımı 4. Kolesterol seviyesi düşürülmeli 5. Kilo sağlıklı düzeyde olmalı 6. Horlama, uyku apnesi varsa tedavi edilmeli 7. Sigara içilmemeli 8. 15 dakika içinde 200 ml üzerinde su içilmemeli 9. Fazla miktarda kahve tüketilmemeli 10. Kan basıncının özellikle gece aşırı düşük olmasından kaçınılmalı 11. Aşırı ağırlık kaldırmamalı 12. Baş aşağı yoga pozisyonları yapılmamalı, sıkı kravat ve papyon takılmamalı 13. Aşırı nefes gerektiren üflemeli çalgı kullanılmamalı 14. Uyurken baş biraz yüksek olmalı, glokomatöz hasarın fazla olduğu tarafa yatılmamalı. Sonuç olarak, glokomun mümkün olan en erken evrede tanınabilmesi için herkesin düzenli göz muayenesi olması konusunda çok dikkatli olması gerekmektedir. Glokom tanısı aldıktan sonra da doktorun önermiş olduğu tedaviyi aksatmadan kullanmak, düzenli kontrollere gitmek ve sağlıklı yaşam önerilerine uymak görsel fonksiyonların uzun süre korunmasını sağlayacaktır. Düzenli göz muayenesi olarak ‘görmenin sessiz hırsızı’ glokoma dur demek elimizde.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.