SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kooperatifçilik

Porsuk Haber Ajansı - Kooperatifçilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kooperatifçilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

“Köy Enstitülerinden Günümüze Kooperatifçilik” Paneline Büyük İlgi Haber

“Köy Enstitülerinden Günümüze Kooperatifçilik” Paneline Büyük İlgi

Odunpazarı Belediyesi ile Eğitimciler Derneği (EĞİT-DER) iş birliğinde düzenlenen “Köy Enstitülerinden Günümüze Kooperatifçilik” paneli, Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi’nde geniş katılımla gerçekleşti. Panelde Cumhuriyet’in kuruluş yıllarındaki kalkınma politikaları, tarım-sanayi dengesi ve kooperatifçilik anlayışı çok yönlü biçimde ele alındı. Panelde konuşan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili aynı zamanda da Ziraat Mühendisi olan Doç. Dr. Gökhan Günaydın, Eskişehir Şeker Fabrikası’nın nasıl kurulduğunu anlattı. Programa Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, CHP Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer ve İbrahim Arslan, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nihat Çuhadar, CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, CHP Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım ile çok sayıda partili ve Eskişehirli katıldı. Panelde konuşmacı olarak Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili aynı zamanda da Ziraat Mühendisi olan Doç. Dr. Gökhan Günaydın, Eski Köy-Koop Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Yıldız ve eğitimci Emin Dağlı yer aldı. KÖY ENSTİTÜLERİNDE ÜRETİMLE İÇ İÇE EĞİTİM MODELİ Panelin ilk konuşmacısı Eğitimci Emin Dağlı oldu. “Köy Enstitülerinde Eğitim Anlayışı ve Kooratif Anlayışı” ile ilgili konuşan Dağlı, Cumhuriyet devrimlerinin en önemlisinin Köy Enstitülerinin kurulması olduğunu belirtti. Türkiye’de yapılan devrimin dünyada eşi, benzeri az olan devrim olduğunu söyleyen Dağlı, köy enstitülerinin eğitiminin bugün ile kıyaslandığı arada çok fark olduğunu kaydetti. Köy Enstitülerinde iş içinde eğitimde yapıldığını vurgulayan Dağlı, “Her enstitünün bir arazisi vardı. İnsanlar, tarımın içindeydi. Çocuklar da o tarımın içinde okudular, öğrendiler; aynı zamanda da çalıştılar. Örneğin hala bizim programlarımıza olmayan Karadeniz’de balıkçılık dersi vardı. Akdeniz’de narenciye ürünleri yetiştirme dersi vardı. Kars’ta hayvancılık dersi vardı. Derslerin hepsi de uygulamalı yapılıyordu” dedi. ÜRETİMDEN TÜKETİME KOOPERATİF ZİNCİRİ ÖNERİSİ Panelin ikinci konuşmacısı olan Erdoğan Yıldız ise “Günümüz Kooperatifçiliği ve Yerel Yönetimler” konusunu masaya yatırdı. Ömrünün 25 yılını kooperatifçilik hareketine verdiğini belirten Yıldız, kırsal kalkınmanın ve gıda güvenliğinin, gıda fiyatlarının enflasyona etkisinin mutlaka kooperatifçilik eliyle mümkün olduğunu düşünüyorum” şeklinde konuştu. Kooperatifçiliğin Türkiye’deki tarihini anlatan Yıldız, 80 ihtilalinden sonra Türkiye’de çok fazla kooperatif kurulduğunu kaydetti. Yıldız, o dönemde Avrupa’daki en yüksek kooperatif sayısının Türkiye’de olduğunu vurguladı. Kooperatiflerin nicelik olarak çok olduğunu ancak nitelik olarak hiç olmadığına dikkat çeken Yıldız, “Türkiye’de başarılı kooperatifçiliği saysak bir elin 5 parmağını geçmez” dedi. Yıldız, konuşmasında neden böyle sorusuna da cevap aradı. Tüketim kooperatiflerinin geliştirilmesi gerektiğinin altını çizen Yıldız, “Köy kalkındırma kooperatifleri köyde üretim yapacak, tarım kredi kooperatifleri bu kooperatiflere finansman sağlayacak, tüketim kooperatifleri de köylerde kooperatiflerin ürettiği ürünleri pazarlayacak. Üretimden tüketime giden yolun kestirmesi, bu. Ne finansman, ne üretim ne de tüketim sorunu kalıyor” dedi. “CUMHURİYET, YOKLUK İÇİNDE RASYONEL BİR KALKINMA AKLI KURDU” Panelin en dikkat çeken ismi Gökhan Günaydın oldu. Konuşmasında “Kooperatifçilik Adına Ne Yapılmalı” sorusunun cevabını arayan Günaydın, konuşmasına Cumhuriyet’in kuruluş koşullarını hatırlatarak başladı. Türkiye’nin 1923’te son derece sınırlı bir sanayi altyapısıyla yola çıktığını vurgulayan Günaydın, “Cumhuriyet ilan edildiğinde nüfus yaklaşık 13 milyondu ve bunun yüzde 85’i köylerde yaşıyordu. Sanayi altyapısı neredeyse yoktu. Üstelik Osmanlı borcunun üçte ikisi genç Cumhuriyet’in omuzlarına yüklenmişti. 1929’a kadar gümrük politikalarında bile bağımsız değildiniz. Buna rağmen kurucu kadro rasyonel bir akılla hareket etti” diye konuştu. Lozan Antlaşması’nın önemine değinen Günaydın, bu sürecin yalnızca diplomatik değil, aynı zamanda ekonomik bağımsızlık mücadelesi olduğunu ifade etti. “TEK YOL VARDI: TARIMI AYAĞA KALDIRMAK” Cumhuriyet’in ilk politikalarının merkezine köylüyü ve üretimi koyduğunu belirten Günaydın, Mustafa Kemal Atatürk’ün sözlerini hatırlattı: “Atatürk ‘Köylü milletin efendisidir’ derken, köyünde oturanı değil, üreteni işaret ediyordu. Anadolu köylüsü yıllarca savaşlarda yıpranmıştı. O nedenle üretimin yeniden canlandırılması gerekiyordu. Köy Kanunu çıkarıldı, toprakların satışı sınırlandı, muhtarlık kurumsallaştırıldı.” “ÜÇ BEYAZLA BAŞLAYAN SANAYİLEŞME HAMLESİ” Cumhuriyet’in erken dönem sanayileşme modelini “üç beyaz” üzerinden anlatan Günaydın, konuşmasını şu sözlere sürdürdü: “Buğday, şeker ve pamuk… Türkiye’nin dört bir yanında un fabrikaları kuruldu. Şeker fabrikalarıyla pancar üretimi organize edildi. Dokuma tesisleriyle pamuk işlenmeye başlandı. ‘Her fabrika bir kaledir’ anlayışıyla hareket edildi.” ATATÜRK VE ESKİŞEHİR ŞEKER FABRİKASI ANEKDOTU Günaydın, konuşmasının en çarpıcı bölümünü Mustafa Kemal Atatürk ile Eskişehir Şeker Fabrikası’nın kuruluşuna ilişkin bir anıyı paylaşması oldu. Günaydın: bu anekdotu şu sözlerle anlattı: “Atatürk’e soruyorlar: ‘Eskişehir’de şeker fabrikasını nereye yapalım?’ Treni durduruyor, Eskişehir’de iniyor ve fabrikanın yerini bizzat gösteriyor. ‘Kente yakın olsun ki insanlar her gün Cumhuriyet’in kurduğu bu fabrikayı görsün ve gurur duysun’ diyor.” Bu anlatım, salonda uzun süre alkış aldı. “1929 KRİZİYLE BİRLİKTE YÖN AĞIR SANAYİYE DÖNDÜ” Dünya ekonomisindeki kırılma noktalarına da değinen Günaydın, 1929 Büyük Buhranı sonrası Türkiye’nin strateji değiştirdiğini belirtti: “Tarım ürünleri satıp sanayi ürünü ithal eden bir model sürdürülemez hale geldi. Cumhuriyet aklı krizi fırsata çevirdi. Ağır sanayi yatırımları başladı. Maden Tetkik Arama ve Etibank gibi kurumlar bu dönemin ürünüdür.” “SAVAŞ YILLARINDA ÜLKE KORUNDU” İkinci Dünya Savaşı dönemine de değinen Günaydın, Türkiye’nin zorlu ama stratejik bir süreçten geçtiğini ifade etti. “Evet, 1 milyona yakın insan silahaltına alındı, depolar dolduruldu. Ama Avrupa’da yaşanan yıkımın hiçbiri bu topraklarda yaşanmadı. Bu, o dönemin yönetim aklının sonucudur” diyen Günaydın, konuşmasının bu noktasında İsmet İnönü’yü de andı. Cumhuriyet kadrolarının birlikte yürüttüğü mücadeleye vurgu yapan Günaydın, güncel ekonomik politikalara eleştiriler yöneltti. Özellikle TEKEL’in özelleştirilmesi üzerinden örnek veren Günaydın, “Bir zamanlar Tokat’ta, Samsun’da, Adana’da fabrikalar vardı. Yerli tütün üretiliyordu. Bugün o üretimden eser yok. İşçi işini kaybetti, köylü üretimden koptu” dedi. Madencilik politikalarına ilişkin de çarpıcı bir iddia ortaya koyan Günaydın, Türkiye’de çıkarılan altının büyük kısmının yabancı şirketler tarafından alındığına dikkat çekti.

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın Eskişehir’e Geliyor Haber

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın Eskişehir’e Geliyor

Odunpazarı Belediyesi ile Eğitimciler Derneği (EĞİT-DER) iş birliğinde düzenlenen “Köy Enstitülerinden Günümüze Kooperatifçilik” paneli, önemli bir ismi Eskişehirlilerle buluşturacak. CHP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili aynı zamanda da Ziraat Mühendisi olan Doç. Dr. Gökhan Günaydın, 19 Nisan Pazar günü gerçekleşecek etkinlik kapsamında kente gelerek programa konuşmacı olarak katılacak. Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi’nde saat 14.00’te başlayacak söyleşide, kooperatifçilik anlayışının tarihsel gelişimi ile günümüzdeki yeri ele alınacak. Programda Günaydın’ın yanı sıra, eski Köy-Koop Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Yıldız ve eğitimci Emin Dağlı da konuşmacı olarak yer alacak. Köy Enstitülerinin üretim odaklı eğitim modeli ile kooperatifçilik arasındaki bağın değerlendirileceği etkinlikte, özellikle kırsal kalkınma, dayanışma ekonomisi ve yerel üretim konularının öne çıkması bekleniyor. Katılımcılar, geçmişten günümüze uzanan bu modelin günümüz Türkiye’sine nasıl uyarlanabileceğine dair görüşlerini paylaşacak. Panelde Emin Dağlı, “Köy Enstitülerinde Eğitim Anlayışı ve Kooratif Anlayışı”, Erdoğan Yıldız ise Günümüz Kooperatifçiliği ve Yerel Yönetimler hakkında konuşacak. Ziraat Mühendisi olan Doç. Dr. Gökhan Günaydın da “Kooperatifçilik Adına Ne Yapılmalı” konusunu masaya yatıracak. Etkinliğin, hem akademik hem de toplumsal açıdan önemli bir tartışma zemini oluşturması hedeflenirken, Eskişehirlilerin programa yoğun ilgi göstermesi bekleniyor.

Güçlü Türkiye İçin Tarımı Yeniden Ayağa Kaldırmak Zorundayız! Haber

Güçlü Türkiye İçin Tarımı Yeniden Ayağa Kaldırmak Zorundayız!

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen haftalık basın toplantısında tarım ve hayvancılıkta ülkenin durumu gündeme getirildi. Basın toplantısında konuşan Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanı Fesih Bingöl şu ifadeleri kullandı; "Öncelikle gençlerimizin gerçekten sıkıntıda olduğunu, iş bulmada zorluk çektiğini; taşrada yaşayan insanların ilçelerde tarım ve hayvancılıktan elde edemedikleri gelirleri kazanamadıkları için şehir merkezine gelmek istediklerini görüyoruz. Dolayısıyla bu durum orada nüfus azalışına neden oluyor. Şehre geldikleri zaman da iş bulabilme imkanları çok zordur. Kaldı ki iş bulabilenler asgari ücretle ancak çalışabiliyorlar. Oysa asgari ücret insan haysiyet ve onuruna yakışmıyor. Bu asgari ücretle geçinebilmek hiç mümkün değil. Ülkenin kaynakları maalesef israf, faiz ve yolsuzluğa aktarılıyor. Bu sebeple hem asgari ücretle çalışan kardeşlerimize hem de emeklilere arzu ettikleri rakamlar verilemiyor. Tabii Saadet Partisi bu konuda Türkiye genelinde bir çalışma yaptı. Özellikle Türkiye'de tarımın geleceği ve gençlerin tarıma kazandırılmasıyla ilgili bir çalışması var. Bugün bu konuda açıklama yapmak istiyorum. Tarım bir milletin bağımsızlığının ve geleceğinin teminatıdır. Soframıza gelen ekmekten ülkemizin gıda güvenliğine kadar her alan doğrudan tarıma bağlıdır. Ancak bugün Türkiye'de tarımda çalışan sayısı hızla azalıyor, gençlerimiz ise tarımdan uzaklaşıyor. Saadet Partisi olarak bizler tarımı stratejik bir alan olarak görüyoruz. Üreten bir Türkiye olmadan güçlü ve bağımsız bir Türkiye asla mümkün değildir. Bugün çiftçimiz artan maliyetler, düşük alım fiyatları ve güvencesiz çalışma koşulları altında üretim yapmaya çalışıyor. Mazot, gübre, yem ve tohum fiyatları yükselirken çiftçinin kazancı aynı oranda artmıyor. Eğer bu gidişat durdurulamazsa tarım yapacak insan bulmak zorlaşacak, verimli topraklar boş kalacak ve Türkiye gıdada dışa bağımlı hale gelecektir. Zaten daha önce de ifade etmiştik; Dünya Tarım Örgütü'nün bir raporu var. Özellikle 2025 yılından bahsetmişti, şu an 2026 yılındayız. 2025 ve devamında tarımın stratejik bir ürün olduğunu, tarıma yönelik çalışmaların önemli olduğunu ifade etmişlerdi. O dönemde topu, tankı, tüfeği olan ülkelerin ayakta kalamayacağı; ancak tarım ve hayvancılığa yatırım yapan ülkelerin ayakta kalabileceği ifade edilmişti. Bu çerçevede Amerika yılda tarıma 100 milyar dolar destek veriyor. Bu rakam Avrupa'da 60 milyar dolar, ülkemizde ise sadece 3 milyar dolar civarındadır. Dolayısıyla bu da tarımın bilinçli bir şekilde ülkede yapılamaz hale geldiğini gösteriyor. Biz Saadet Partisi olarak Türkiye'nin bu konuda zaten dışa bağımlı hale geldiğini görüyoruz; bütün veriler o yöndedir. Ancak çözüm olarak önerileri ortaya koymak lazım. Biz sadece sorunu ifade etmiyoruz, sorunla birlikte neler yapılabileceğini de bu topluma anlatmaya çalışıyoruz. Öncelikle çözüm önerilerimiz şunlardır: Üreten çiftçi kazanmalıdır. Tarım destekleri göstermelik değil, üreticinin gerçek gelirini artıracak şekilde düzenlenmelidir. Çiftçi zarar eden değil, kazanan olmalıdır. Bu hükümet 2006 yılında bir yasa çıkartmıştı. Tarıma destekle ilgili gayrisafi milli hasılanın %1'inden az olamaz denmişti. 2026 bütçesindeki gayrisafi milli hasıla ile kıyasladığınızda bu rakamın 772 milyar olması gerekirken, maalesef 2026 bütçesinde tarıma bu anlamda ayrılan para 168 milyar liradır. Bununla tarım yapabilmenin çok mümkün olmadığını görebiliyoruz. Mutlaka genç çiftçiye güvence sağlanmalıdır. Tarımda sigortalı ve güvenceli çalışma yaygınlaştırılmalı, genç üreticilerin sosyal güvenlik primleri mutlaka desteklenmelidir. Tarım modern ve stratejik bir meslek olarak konumlandırılmalıdır. Tarım; teknoloji, bilgi ve planlama ile yapılan yüksek katma değerli bir üretim alanıdır. Gençlere bu vizyon anlatılmalı, tarım eğitim ve teknolojiyle güçlendirilmelidir. Özellikle bunu ifade ediyoruz; daha önce de belirttiğim gibi Tarım Bakanlığı'nda hem merkez hem taşra teşkilatlarında çalışan 240.000 tane personel var. Bu çok büyük bir rakamdır. Türkiye'de bir tarım planlaması yapılamadığı için maalesef bu kadrodan da arzu edilen şekilde istifade edilemiyor. Gençlerin de bu konuda mutlaka tarımla ilgili gelirleri hem güvenceli hem de geleceğe yönelik bir planlama yapıldığı zaman, gençler bu tarımı yapmaya meyil edebilir ve bunu bir kazanç kaynağı olarak görebilir. Gençlere bu vizyon anlatılmalı, tarım eğitim ve teknolojiyle güçlendirilmelidir. Kırsal kalkınma seferberliği başlatılmalıdır. Köylerde yaşam şartları iyileştirilmeli; tarıma dayalı sanayi, işletme ve kooperatifçilik desteklenerek kırsalda yeni istihdam alanları oluşturulmalıdır. Adil ve milli bir tarım politikası mutlaka inşa edilmelidir. Üretimi önceleyen, ithalata bağımlılığı azaltan, çiftçiyi koruyan ve milletin gıda güvenliğini esas alan bir tarım düzeni mutlaka kurulmalıdır. Bu topraklar bereketlidir. Bu millet üretkendir. Doğru politikalarla Türkiye kendi kendine yeten, hatta fazlasını üreten bir ülke olabilir. Tarımı ayağa kaldırmak, gençleri üretime kazandırmak ve gıda güvenliğimizi sağlamak milli bir sorumluluktur. Adil, üretken ve güçlü bir Türkiye için tarımı yeniden ayağa kaldırmak zorundayız. Saadet Partisi'nin öncelikleri arasında bu da vardır diyorum."

CHP'li Gürer: ''Üreten Kazanamıyor, Tüketen Alamıyor!'' Haber

CHP'li Gürer: ''Üreten Kazanamıyor, Tüketen Alamıyor!''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Ankara Haymana ilçesinde Haymana CHP İlçe Başkanı Kasım Koç ile köylerde çiftçilerle gerçekleştirdiği buluşmada Türkiye tarımının karşı karşıya olduğu yapısal sorunları çarpıcı verilerle ortaya koydu. Çiftçilerle görüşmesi sonrası açıklamalarda bulunan Ömer Fethi Gürer üretici ürettiğinden kazanamıyor. Girdi maliyetleri üretici ve çiftçiyi zorluyor. Tarım arazilerinin hızla yok olduğunu gibi üretici sayısının azalıyor. 2025 yılında ciddi ürün kayıpları yaşandı” dedi. Gürer, mevcut tarım politikalarının hem üreticiyi hem de tüketiciyi mağdur ettiğini belirterek üretici ne ekersek zarar eder duruma düştük diyorlar. Soğandan zarar eden çiftçi biz soğan yetiştiriyoruz satamıyoruz. İktidar ithalat yapıyor” diye tepkisi ifade etti “dedi. Köy muhtarı İsmet Gökdemir’de köyümüz tarım ile geçim sağlıyor ancak gelir gider dengesi bozulunca sıkıntılarımız arttı” dedi. “5 MİLYON HEKTAR TARIM ARAZİMİZ YOK OLDU” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ülke genelinde çiftçimizi üreticimizi köyünde dinliyoruz. Tarımda sorun var. 2025 yılı itibarıyla Türkiye’nin tarımda alarm veren bir tablo oluştu.1980 yılına göre neredeyse 5 milyon hektardan fazla tarım arazimiz ortadan kalktı. Çiftçi sayımız her geçen yıl azalıyor. ÇKS’ye kayıtlı yaklaşık 2 milyon 300 bin çiftçimiz var” dedi. Üretimdeki daralmanın yalnızca rakamsal bir gerileme olmadığını ifade etti TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri komisyon üyesi Ömer Fethi Gürer, 2025 yılında tahıl, bitkisel üretim ve bahçe ürünleri başta olmak üzere toplamda bir önceki yıllara kıyasla yaklaşık 18 milyon tonluk ürün kaybı yaşandığını dile getirdi. Tarımda yaşanan sorunların ithalatı artırdığını ve Türkiye’yi giderek daha fazla dışa bağımlı hale getirdiğini söyleyen Gürer, “Tarım sorunlu yürüdükçe ithalat artıyor, dışa bağımlılık derinleşiyor. Yerli üretici üretimden vazgeçiyor. Sıkıntılar katlanıyor ve bu durum doğrudan raftaki ürüne yansıyor” diye konuştu. “ÜRETEN KAZANAMIYOR, TÜKETEN ALAMIYOR” Üreticinin artan girdi maliyetleri karşısında ayakta kalamadığını vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçilerin bu nedenle tarımdan çekildiğini belirtti. Gürer, “Üreten, girdi maliyetlerinden para kazanamıyorum diye dert yanıyor ve bu işi bırakıyor. Raftaki ürünün fiyatı artınca da vatandaşın cebindeki para o ürünü almaya yetmiyor” ifadelerini kullandı. Bu süreçte asıl kazananın üretici ya da tüketici olmadığını söyleyen CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, mevcut sistemin aracılar ve ithalatçılar lehine işlediğine dikkat çekti. “Üretenle tüketen mağdurken, aracılar ve ithalatçılar büyük paralar kazanıyor. Ette, sütte üreten de kazanamıyor; tüketen de pahalı ürün alıyor. Ama aracılık yapanın cebi doluyor” diyen Gürer, bu tablonun tarımda köklü bir sistem değişikliğini zorunlu kıldığını vurguladı. “SİSTEM DEĞİŞMELİ, KOOPERATİFÇİLİK GÜÇLENDİRİLMELİ” CHP’li Ömer Fethi Gürer, çözümün kamucu bir anlayışla, kooperatifçiliğin güçlendirildiği yeni bir tarım modelinden geçtiğini ifade ederek, “Üreticinin girdi maliyetlerini makul bir kârla karşılayabileceği, yaşamını sürdürebileceği ve çiftçi refahının sağlanacağı bir sistem oluşturulmalıdır” dedi. Ziraat Bankası’nın çiftçilere yönelik kredi politikalarını da eleştiren Gürer, bankanın çiftçilerin bankası olması gerekirken BAĞ-KUR prim borcu gerekçesiyle kredi vermediğini söyledi. Gürer, “Ziraat Bankası, çiftçide BAĞ-KUR prim borcum var diye kredi vermiyor. Oysa bu banka çiftçilerin bankası konumuna getirilmelidir” şeklinde konuştu. “İCRALAR DURDURULMALI, BORÇLAR ÖTELENMELİ” Çiftçilerin borçlarını ödeyemez hale geldiğini ve icralarla karşı karşıya olduğunu vurgulayan Gürer, acil önlemler alınması gerektiğini belirtti. Gürer, “Çiftçiler borçlarını ödeyemiyor, kapıda icra var. Bunun için çiftçi borçları ötelenmeli, yeni kredi desteği sağlanmalı ve icralar durdurulmalıdır” dedi. Bu konular özelinde TBMM Başkanlığına ayrı ayrı Kanun Teklifleri de verdiğini belirten Gürer, “Kanun tekliflerimiz TBMM’de bir an önce görüşülerek yasalaşmalı ve çiftçi bir nebze olsun nefes almalıdır” dedi. Tarım sigortalarına da değinen Gürer, TARSİM’in mevcut yapısının üreticiyi yeterince korumadığını ifade ederek, “TARSİM sigortası yeniden yapılandırılmalı, çiftçinin ve üreticinin olumsuz koşullarda uğradığı zararları gerçekten sahiplenecek bir sigorta anlayışı geliştirilmelidir” çağrısında bulundu. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, konuşmasının sonunda tarımın stratejik bir sektör olduğunun altını çizerek, üretimin sürdürülebilirliği için üreticiyi merkeze alan, kamucu ve planlı bir tarım politikasının hayata geçirilmesinin artık ertelenemez bir zorunluluk olduğunu vurguladı.

Öğrenciler Kooperatifçilik Kültürünü Tanıdı Haber

Öğrenciler Kooperatifçilik Kültürünü Tanıdı

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen “Lider Çocuk Tarım Kampı Programı’nı “Kooperatifçilik” temasıyla uygulayarak Mahmudiye Atatürk İlkokulu 4. sınıf öğrencileri için anlamlı bir etkinlik gerçekleştirdi. Etkinlik kapsamında öğrenciler, Mahmudiye S.S. Kaymazyayla ve Kaymaz Mahalleleri Doğal Yaşam Tarımsal Kalkınma Kooperatifini ziyaret ederek kooperatifçiliğin temel ilkeleri, üretimde dayanışma kültürü ve paylaşım bilinci hakkında bilgi edindi. Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik personelleri tarafından öğrencilere kooperatifçiliğin temel ilkeleri, dayanışma kültürü ve üretimde iş birliğinin önemi hakkında bilgilendirici bir sunum yapıldı. Öğrenciler, kooperatif üyeleriyle birlikte gerçekleştirilen uygulamalara katılarak üretim aşamalarını yerinde tecrübe etme fırsatı buldu ve böylece sorumluluk alma, iş bölümü yapma, birlikte üretme ve paylaşma gibi kooperatifçilik değerlerini uygulamalı olarak öğrendi. Etkinliğe katılan Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, çocukların üretim süreçlerini yerinde gözlemlemesinin önemli bir kazanım olduğunu belirterek, tarım ve kooperatifçilik bilincinin erken yaşta verilmesinin geleceğin bilinçli nesilleri için büyük değer taşıdığını ifade etti. Etkinlik, öğrencilere programa katıldıklarını gösteren katılım sertifikalarının İl Müdürü Yüksel Çil tarafından verilmesiyle son buldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.