SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kobi̇

Porsuk Haber Ajansı - Kobi̇ haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kobi̇ haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ESO Başkanı Kesikbaş: ''İmalat Sanayi Güçlü Olursa Türkiye Güçlü Olur'' Haber

ESO Başkanı Kesikbaş: ''İmalat Sanayi Güçlü Olursa Türkiye Güçlü Olur''

Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Programı’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Programın Türkiye ekonomisine öngörülebilirlik kazandırması bakımından önemli olduğunu belirten Kesikbaş; kalıcı dezenflasyon, sürdürülebilir büyüme, istihdam artışı ve cari açığın azaltılmasına yönelik hedefleri desteklediklerini ifade etti. Kesikbaş açıklamasında şu görüşlere yer verdi: “İmalat sanayisi güçlü olduğunda Türkiye’nin ekonomik direnci ve dünyadaki sözünün ağırlığı da artar. Bu nedenle dış kaynaklı haksız rekabete karşı üreticimizin korunmasını, ticaret politikası araçlarının zamanında ve etkili biçimde kullanılmasını, sanayinin üzerindeki girdi maliyetlerinin azaltılmasını son derece önemsiyoruz. Reel sektörle istişarenin dönemsel temasların ötesine taşınarak kurumsal ve sürekli bir yapıya kavuşturulması da alınan kararların sahadaki karşılığını güçlendirecektir. OVP’de bu başlıklara yer verilmesini, üretim ekonomisinin geleceği açısından kıymetli buluyor ve uygulama sonuçlarını yakından takip ediyoruz.” “OVP’NİN UYGULAMA SÜREÇLERİNİN MERKEZİNDE SANAYİ VE ÜRETİM YER ALMALI” Açıklamasında imalatın öneminin altını çizen Kesikbaş, “Türkiye’nin ekonomik hedeflerine ulaşabilmesi için OVP’nin merkezine sanayi ve üretim güçlü biçimde yerleştirilmelidir. Dezenflasyon sürecinin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğine inanıyoruz. Ancak bu sürecin ekonomik ve toplumsal maliyeti üreticinin omuzlarına bırakılmamalıdır. Enflasyonla mücadele edilirken sanayimizin yatırım kabiliyeti, sermaye yapısı ve uluslararası rekabet gücü korunmalıdır. Sanayicilerimizin önünü görebileceği, kuralları belirgin ve güven veren bir ekonomik iklime ihtiyacımız var. Üreten, yatırım yapan ve ihracat gerçekleştiren firmalara uzun vadeli, uygun maliyetli ve erişilebilir finansman sağlanmalıdır. İhracatçılar ve yatırımcılar seçici teşviklerle desteklenmeli; KOBİ’lerin işletme sermayesine erişimi kolaylaştırılmalıdır. Teknolojik, yeşil ve dijital dönüşümü hızlandıracak araçlar da sanayi politikasının temel unsurları hâline getirilmelidir. OVP’nin başarısı, hedeflerin disiplinli ve üretimi gözeten bir kamu maliyesiyle desteklenmesine bağlıdır. Yönetilen ve yönlendirilen fiyatların enflasyon hedefleriyle uyumlu biçimde denetlenmesi, maliyet etkilerinin yakından izlenmesi ve kamu politikalarında kararlılığın korunması, programa duyulan güveni güçlendirecektir.” “ESKİŞEHİR SANAYİSİ (2027 – 2029) OVP’DEN NE BEKLİYOR?” 1. Kural Temelli ve Öngörülebilir Ekonomi 2. Üretimi Koruyan ve Destekleyen Dezenflasyon Politikası 3. Uzun Vadeli ve Uygun Maliyetli Sanayi Dönüşüm Finansmanı 4. İhracatçıya Rekabetçi Kur ve Seçici Teşvik 5. Verimli ve Düşük Karbonlu Üretim 6. Bilgiyi Teknolojiye, Yeteneği Üretime Dönüştüren Sanayi Ekosistemi 7. Yapay Zekâ ve İleri Teknoloji Odaklı Sanayi Dönüşümü 8. Erişilebilir Sanayi Alanları ve Stratejik Üretim Bölgeleri 9. Demiryolu, Liman ve Lojistik Altyapı Seferberliği 10. Takvimlendirilmiş, Ölçülebilir ve Sahada Etkin OVP Uygulaması

ETO Başkanı Güler: ''Finansmana Erişim Kolaylaştırılmalı!'' Haber

ETO Başkanı Güler: ''Finansmana Erişim Kolaylaştırılmalı!''

Eskişehir Ticaret Odası Başkanı Metin Güler, tüccar ve sanayicinin finansman sorununun altını çizerek, ekonomideki çarkların dönmesi; üretimin sürdürülebilmesi, rekabetçi ticaretin ve istihdamın devam edebilmesi için finansmana erişimin kolaylaştırılması gerektiğine dikkat çekti. Eskişehir Ticaret Odası (ETO) Başkanı Metin Güler, tüccar ve sanayicinin yaşadığı finansman sorunu hakkında değerlendirmede bulundu. 2023 yılından bu yana sıkı para politikasının devam ettiğini hatırlatan ETO Başkanı Metin Güler, mevcut ekonomi şartlarında tüccar ve sanayicinin ayakta kalabilmesi için finansman desteğinin şart olduğunu kaydetti. Yaklaşık üç yıldır fiyat istikrarını sağlamak amacıyla sıkı para politikasının uygulandığını belirten ETO Başkanı Metin Güler, bu süreçte reel sektörün hem yüksek finansman maliyetleri ve hem de krediye erişimde yaşadığı güçlükler sebebiyle zorlandığını dile getirdi. Yüksek faiz işletme maliyetlerini de artırıyor Finansman desteğinin üretim yapan, istihdam sağlayan ve katma değer oluşturan işletmeler için bir zorunluluk olduğunu belirten Güler, yüksek faiz politikasının yatırım kararlarının ertelenmesine, işletme sermayelerinin erimesine, rekabet gücünün azalmasına sebep olduğunu söyledi. Finansman maliyetlerinin artmasının üretim ve işletme maliyetlerini de artırdığını kaydeden ETO Başkanı Metin Güler, ticaretin sürdürülebilirliği için kamu bankaları ve özel bankaların da inisiyatif kullanarak, tüccar ve sanayiciye uygun koşullarda finansman sağlaması gerektiğine dikkat çekti. Bugün tüccar ve sanayiciye sağlanacak desteğin yarın ülkemiz için üretim, istihdam ve ihracat olarak geri döneceğini belirten Güler, ticari kredi faizlerinin makul seviyelere çekilmesi gerektiğinin altını çizdi. Reel sektörün desteklenmesi stratejik önem taşıyor Bankacılık sektörünün reel sektörün ihtiyaçlarını dikkate alarak üretimi desteklemesinin önemine dikkat çeken ETO Başkanı Metin Güler, reel sektörün güçlenmesinin ekonominin de istihdamın da güçlenmesi anlamına geldiğini kaydetti. KOBİ’lerin ve orta ölçekli işletmelerin ülkemiz ekonomisinin bel kemiği olduğunu hatırlatan ETO Başkanı Metin Güler, işletmelerin desteklenmesinin, finansman ihtiyacının giderilmesinin ülkemizin ekonomik geleceği açısından da stratejik öneme sahip olduğunu sözlerine ekledi.

Küçüğüyle Büyüğüyle Tüm Firmalarımızın Kazanacağı Bir Ekosistem Kurma Zamanı Haber

Küçüğüyle Büyüğüyle Tüm Firmalarımızın Kazanacağı Bir Ekosistem Kurma Zamanı

Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası (KUTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat, Kütahya ekonomisinin büyümesi için belirli sektörlerle ya da belirli kümelenmelerle sınırlı kalmayan, tüm firmaların ve KOBİ'lerin güçlendiği kapsayıcı bir kalkınma yaklaşımının önemine dikkat çekti. Bu yaklaşımın en somut adımlarından birinin, Türkiye'nin başarılarıyla dünyada dikkat çeken yerli ve milli savunma sanayi ekosistemine entegrasyon olduğunu belirten Esin Güral Argat, bu konuda üst düzey istişareler gerçekleştirdiklerini ve çalışmaların devam ettiğini söyledi. Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat, Kütahya ekonomisinin büyümesi için sektörel çeşitlendirmenin kritik önemde olduğunu vurguladı. Kütahya ihracatının ve üretiminin yüzde 75'inden fazlasını seramik, çimento, cam gibi taş ve toprağa dayalı sanayinin oluşturduğunu hatırlatan Esin Güral Argat, büyümenin ancak yeni sektörlerin kazanılması ve her ölçekten işletmenin bu büyümeye ortak edilmesiyle mümkün olacağını söyledi. "Balık tutmayı öğrenmemiz gerek" Kütahya'nın kalkınmasının dar bir çerçeveye sıkıştırılamayacağını vurgulayan Esin Güral Argat, şunları ifade etti: "Kütahya'nın ekonomisi büyümek zorunda. Ama bu büyüme, tek bir sektörün ya da tek bir kümelenmenin sırtında yükselemez, birkaç büyük firmanın başarısıyla da sınırlı kalamaz. Bu şehrin gücü bugüne kadar birkaç dala yaslandı. Bundan sonrası, o gücü hem derinleştirmeyi hem de çeşitlendirmeyi gerektiriyor. KUTSO olarak bizim hedefimiz, dar bir çerçeveye sıkışmadan, küçüğüyle büyüğüyle şehrimizin ekonomisine katkı sunan tüm paydaş firmalarımızın hep birlikte kazanacağı bir ekosistem kurmak. Balık yemek güzeldir ama bundan sonra hep beraber balık tutmayı öğrenmemiz gerek. Yani firmalarımıza tek tek destek ulaştırmanın ötesinde, her ölçekten işletmemizin kendi kabiliyetiyle üreteceği, rekabet edeceği ve büyüyeceği bir yapıyı hep birlikte inşa etmemiz önem taşıyor. Kütahya’mızın kalkınmasını daha çok sektörün bulunduğu, daha çok ayağı olan, tek bir dala bağlı kalmayan, daha çok paydaşla, güçlü ve dayanıklı bir ekosistemle ileri taşıyabiliriz." "Savunma sanayi ekosistemine dahil olmalıyız" KUTSO olarak Kütahya'nın potansiyelini gerçeğe dönüştürmek için yeni sektörlerde atılım yapılması gerektiğini belirten Esin Güral Argat, bunun en başında da Türkiye'nin başarılarıyla dünyada dikkat çeken yerli ve milli savunma sanayi ekosistemine entegrasyonun geldiğini söyledi. Esin Güral Argat, "Kütahyamız; Bursa, Eskişehir, Balıkesir ve Manisa gibi sanayileşmiş merkezlerin tam kesişiminde yer alıyor. Zafer Havalimanı'mız var; karayolu ve demiryolu projeleriyle lojistik entegrasyonumuz hızla gelişiyor. Bunun yanında makine imalatı, döküm, metal işleme, otomotiv yan sanayi, kimya, maden ve refrakter alanlarında onlarca yıllık bir üretim birikimimiz var. Dünya ve Türkiye ölçeğinde kritik öneme sahip bor, linyit, manyezit kaynakları bakımından zengin bir altyapıya sahibiz. Savunma sanayinin ihtiyaç duyduğu kabiliyetlerin önemli bir kısmı bu şehirde hâlihazırda mevcut. Mesele sıfırdan bir sanayi kurmak değil; var olan kabiliyeti doğru yere bağlamak. Eskişehir'e kadar gelmiş olan bir sanayinin bütün bu avantajlara sahip olmamıza rağmen Kütahya’ya gelmemesi için hiçbir neden yok" dedi. "KOBİ'lerimiz için önemli bir fırsat penceresi açılıyor" Savunma sanayinde artan bütçelerin yalnızca büyük ana yüklenicilere değil, KOBİ'lere ve yeni teknoloji girişimlerine de yayılması yönünde uluslararası ölçekte güçlü bir eğilim bulunduğunu belirten Esin Güral Argat, "NATO bünyesinde son dönemde tedarik süreçlerini her ölçekteki firmaya açacak, KOBİ'lerin ve geleneksel savunma sanayi dışında kalan yenilikçi işletmelerin sisteme girişini kolaylaştırmayı hedefleyen önemli adımlar atılıyor. Ankara'nın yerli tedarik zincirini güçlendiren yaklaşımı, Savunma Sanayii Başkanlığımızın yatırım, nitelikli istihdam ve kapasite geliştirmeye yönelik destekleriyle birlikte düşünüldüğünde, Kütahya'daki yetkin KOBİ'lerimiz açısından önemli bir fırsat penceresi açılıyor. Bizim görevimiz firmalarımızı gerekli kalite, sertifikasyon ve üretim standartlarına hazırlayarak bu büyüyen bütçelerden ve tedarik zincirlerinden pay almalarını sağlamak" diye konuştu. Üst düzey temaslar gerçekleştirildi Son dönemde savunma sanayinin şehre kazandırılması için üst düzey temaslarda bulunduklarını da belirten Esin Güral Argat şu ifadeleri kullandı: "Savunma sanayinin şehrimize kazandırılması ve Kütahya'nın üretim gücünün bu stratejik sektöre entegre edilmesi konusunda konuyu doğrudan Sayın Cumhurbaşkanımızla istişare etme fırsatı bulduk. Ardından, geçtiğimiz haftalarda Savunma Sanayii Başkanımızı da bizzat ziyaret ederek bu hedef doğrultusunda kapsamlı değerlendirmelerde bulunduk. Görüşmelerimizde Kütahya'nın güçlü sanayi altyapısını, nitelikli insan kaynağını, lojistik avantajlarını ve üretim kabiliyetini ayrıntılı şekilde aktardık. Şehrimizin savunma sanayine katkı sağlayabilecek önemli bir üretim merkezi olabileceğine ilişkin değerlendirmelerimizi paylaştık. KUTSO olarak bu süreci yalnızca görüşmelerle sınırlı bırakmıyor; ilgili kurum ve kuruluşlarla temaslarımızı sürdürerek, Kütahya'nın savunma sanayi ekosisteminde daha güçlü bir yer edinmesi için önümüzdeki dönemde çalışmalarımızı artırarak devam ettiriyoruz.” "Kazanan tüm Kütahya olacak" “Kütahya'yı teknolojiyle üreten bir şehir yapma çabasındayız” diyen Esin Güral Argat sözlerini şöyle noktaladı: “KUTSO olarak ihracatımız içinde orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin payını artırma vizyonuyla hareket ediyoruz. Savunma sanayi bu hedefin tam merkezinde yer alıyor. Bu sektör bugün yalnızca bir savunma meselesi değil; mühendislik kabiliyeti, ileri malzeme, yazılım ve nitelikli iş gücü demek. Bir şehir bu tedarik zincirine girdiğinde sadece yeni işler almıyor; kalite standardı, sertifikasyon disiplini ve teknoloji seviyesi de yükseliyor. Katma değeri yüksek, nitelikli istihdam üreten ve gencimizi şehirde tutan bir alandan söz ediyoruz. Biz Kütahya için asıl kazancın burada olduğunu düşünüyoruz. Bu yolculukta kazanan tek bir sektör ya da tek bir firma değil, tüm Kütahya olacak. Bölgesel kalkınma odaklı projeler üretmeye, tüm paydaşlarımızla istişareler yürütmeye ve firmalarımızın bu potansiyeli gerçeğe dönüştürmelerine destek olmaya devam edeceğiz.”

İYİ Parti İl Başkanı Ulucan'dan "Üretim Yavaşlıyor" Uyarısı Haber

İYİ Parti İl Başkanı Ulucan'dan "Üretim Yavaşlıyor" Uyarısı

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, sanayideki yavaşlamaya dikkat çekerek acil ekonomik tedbirler alınması çağrısında bulundu. İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan yaptığı açıklamada sanayi sektörünün karşı karşıya olduğu kronikleşen sorunlara dikkat çekti. Yüksek faiz politikaları, daralan iç talep ve katlanan üretim maliyetlerinin işletmeleri kapasite düşürmeye zorladığını belirten açıklamasında şu ifadelere yer verdi; "Eskişehir, Türkiye'nin lokomotif sanayi kentlerinden biridir. Organize sanayi bölgeleri, ihracat yapan işletmeleri ve binlerce emekçisiyle ülkemizin üretim gücüne önemli katkı sağlamaktadır. Ancak bugün gelinen noktada; yüksek enflasyon, ağır vergi yükü, yüksek faiz politikaları, finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar ve daralan iç talep nedeniyle sanayimiz ciddi bir baskı altındadır. Sanayicimiz yatırım yapamaz hâle gelmiş, üretim maliyetleri katlanmış, birçok işletme kapasite kullanımını yeniden gözden geçirmek zorunda kalmıştır. Üretimde yaşanan yavaşlama; çalışanlarımızı, ailelerini, esnafımızı ve tüm şehir ekonomisini doğrudan etkilemektedir. Ekonomide güvenin yeniden tesis edilmesi, üretimin ve yatırımın önünün açılması artık ertelenemez bir zorunluluktur. İYİ Parti olarak çağrımız nettir: Üreten sanayicinin üzerindeki finansman yükü hafifletilmelidir. KOBİ'lere uygun koşullarda kredi imkânı sağlanmalıdır. Üretim ve ihracatı destekleyen kalıcı ekonomik politikalar uygulanmalıdır. Vergi ve enerji maliyetleri gözden geçirilmeli, üretimi teşvik eden adımlar atılmalıdır. İstihdamı koruyacak ve yeni yatırımları özendirecek reformlar gecikmeden hayata geçirilmelidir. Eskişehir'in gücü üretimdir. Üretimin, yatırımın ve istihdamın güçlendiği bir ekonomi; yalnızca sanayiciyi değil, tüm toplumu kalkındıracaktır. İYİ Parti Eskişehir İl Başkanlığı olarak sanayicimizin, esnafımızın, çiftçimizin ve emekçimizin yanında olmaya; üreten, kazanan ve güçlü bir Türkiye için çalışmaya devam edeceğiz."

Kaçak Akaryakıtla Mücadele Ekonomisinin Korunması İçin Vazgeçilmezdir Haber

Kaçak Akaryakıtla Mücadele Ekonomisinin Korunması İçin Vazgeçilmezdir

İstanbul merkezli üç ilde gerçekleştirilen operasyonda piyasa değeri yaklaşık 700 bin lira olan 10 bin litre karışımlı kaçak akaryakıtın ele geçirilmesini değerlendiren Faruk Güler, kaçakçılık faaliyetlerinin yalnızca vergi kaybına yol açmadığını, üretim yapan işletmeleri, sanayi sektörünü ve ekonomik istikrarı da olumsuz etkilediğini belirtti. ÜRETİM EKONOMİSİ HAKSIZ REKABETTEN KORUNMALIDIR Yeniden Refah Partisi Eskişehir İl Başkanı Faruk Güler, güvenlik güçlerinin gerçekleştirdiği başarılı operasyonun önemine dikkat çekerek, "Kaçak akaryakıt ticareti, maliyetlerini yasal çerçevede karşılayan işletmelerimizin rekabet gücünü zayıflatmaktadır. Üretimin ve sanayinin güçlü kalabilmesi için kayıt dışı faaliyetlere karşı tavizsiz bir mücadele yürütülmelidir." ifadelerini kullandı. ESKİŞEHİR'İN SANAYİ GÜCÜ DESTEKLENMELİ Eskişehir'in Türkiye'nin önemli sanayi ve üretim merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Güler, "Şehrimizde faaliyet gösteren sanayicilerimiz, KOBİ'lerimiz ve esnafımız ülke ekonomisine ciddi katkılar sunmaktadır. Dürüst ticaret yapan işletmelerimizin emeğini koruyacak uygulamalar hem yatırım ortamını güçlendirecek hem de ekonomik büyümeye katkı sağlayacaktır." değerlendirmesinde bulundu. KAYIT DIŞILIK YATIRIM İKLİMİNİ OLUMSUZ ETKİLİYOR Ekonomik kalkınmanın güven ortamıyla mümkün olacağını ifade eden Güler, "Kayıt dışı ekonomi yalnızca vergi kaybına neden olmaz; aynı zamanda yatırımcı güvenini de zedeler. Hukukun etkin şekilde uygulanması, denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve adil rekabet ortamının korunması sürdürülebilir kalkınmanın temel şartlarıdır." şeklinde konuştu. ADALETLİ EKONOMİ GÜÇLÜ TÜRKİYE'NİN TEMELİDİR Açıklamasını değerlendiren Güler, "Yeniden Refah Partisi olarak üretimi önceleyen, helal kazancı esas alan ve adil rekabeti savunan ekonomi anlayışımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Eskişehir'imizin sanayi gücünü koruyacak, dürüst ticareti destekleyecek ve kayıt dışı ekonomiyle mücadeleyi güçlendirecek her çalışmanın takipçisi olmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Atabay: "Bir Üretim Seferberliği Başlatacağız” Haber

CHP Genel Başkan Yardımcısı Atabay: "Bir Üretim Seferberliği Başlatacağız”

Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen "Kara Ekonomik Düzenden Çıkış: Anadolu Kalkınma Yolu" paneli, Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Yoğun katılımın gözlendiği panelde; yerel yönetimlerin gücü, sanayicinin beklentileri ve CHP’nin makro ekonomi vizyonu bir araya getirildi. CHP Odunpazarı İlçe Başkanlığı tarafından Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde düzenlenen panele ilgi yoğun oldu. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, CHP İl Başkanı Talat Yalaz, Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda vatandaşın katıldığı etkinlikte, Türkiye’nin ekonomik çıkmazdan kurtuluş reçetesi masaya yatırıldı. Panelin açılış konuşmasını yapan CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, konuşmasında krizin toplumsal maliyetine odaklanarak mevcut düzeni "ayırt edici ve ayrıcalıklı" olarak tanımladı. Çınar, Türkiye’nin bir üretim krizinden ziyade bir tercih krizinde olduğunu belirterek; çiftçinin toprağını ekememesinin, esnafın ayakta duramamasının ve gençlerin gelecek umudunu yitirmesinin "yanlış politikaların bir sonucu" olduğunu ifade etti. Bu tablonun bir kader olmadığını vurgulayan Çınar, çözümün Anadolu’nun öz gücünü harekete geçirecek adil bir paylaşımdan geçtiğini dile getirdi. ​CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz yaptığı konuşmada, ekonomi ve hukuk arasındaki kopmaz bağa dikkat çekerek iş dünyasının en büyük ihtiyacının "öngörülebilirlik" olduğunu belirtti. Yalaz, yatırımcının önündeki en büyük engelin maliyet artışlarından ziyade hukuki belirsizlikler ve finansmana erişim zorluğu olduğunu söyledi. Eskişehir özelinde bir kalkınma modeli çizen Yalaz; sanayinin güçlendirilmesi, KOBİ’lerin desteklenmesi, üniversite-sanayi iş birliğinin kağıt üstünde kalmaması ve özellikle "yeşil dönüşüm ile dijitalleşmenin" bir tercih değil, küresel rekabet için zorunluluk olduğunu ifade etti. Devletin iş dünyasına rakip olan değil, bürokratik engelleri kaldıran bir "yol arkadaşı" olması gerektiğinin altını çizdi. Cumhuriyet Halk Partisi Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve MYK Üyesi Güldem Atabay, yaptığı konuşmada partinin yeni ekonomi vizyonunu ve "çatı programı"nın detaylarını paylaştı. Orta Doğu’daki savaşın ve küresel ekonomik dönüşümün Türkiye’yi kırılgan bir zeminde yakaladığını belirten Atabay, liyakat ve stratejik planlama ile 6 ayda rahatlama, 30 yılda ise tam kalkınma vadetti. ​"Kamuculuk Devletleştirme Değildir" ​Konuşmasında partinin "kamucu" kimliğine açıklık getiren Atabay, bu kavramın yanlış anlaşıldığını vurguladı: ​"Kamuculuk, her şeyi devletleştirmek değildir. Kamuculuk, bir yatırım planlanırken belirli grupların çıkarı yerine toplumun genel faydasının gözetilmesidir. Devlet, özel sektörün girmeye cesaret edemediği alanlarda 'buz kırıcı' rolü üstlenecek, yolu açacak ve stratejik hedeflere ulaşıldığında yerini özel sektöre bırakacaktır." ​100 Günlük Acil Eylem Planı Atabay, iktidara geldiklerinde ilk 100 günde atılacak adımları şöyle sıraladı: • ​Merkez Bankası ve Hazine: Kurumsal akıl ve liyakat geri getirilecek. • ​Bereket Köprüsü: Çiftçilerin birikmiş borçlarının faizleri silinecek, gıda enflasyonuyla doğrudan mücadele edilecek. • ​Türkiye Enerji Kurumu: Özelleştirme sonrası aksayan enerji süreçleri tek bir stratejik çatı altında toplanacak. • ​Barınma Hakkı Planı: Büyükşehirlerdeki konut krizi için acil çözümler devreye alınacak. ​"Anadolu Kalkınma Yolu" ve Yeni Teşvik Sistemi ​Türkiye’nin sanayi haritasını yeniden çizmeyi hedeflediklerini belirten Atabay, "Anadolu Kalkınma Yolu" projesiyle sanayiyi Marmara havzasına sıkışmaktan kurtaracaklarını ifade etti. Atabay, teşvik sisteminde devrim yapacaklarını belirterek, "Teşvikler artık sadece bölgeye göre değil, performansa, genç istihdamına ve ihracat potansiyeline göre verilecek. Şeffaf ve dijital bir portal üzerinden herkesin görebileceği bir sistem kuracağız," dedi. ​Sektörel Odak Noktaları: ​Atabay’ın sunumunda öne çıkan bölgesel stratejik hedefler ise şunlar oldu: • ​İç Anadolu: Savunma sanayi ve makine üretimi. • ​Ege ve Akdeniz: Yeşil imalat, gıda işleme ve yeşil enerji. • ​Güneydoğu Anadolu: Tekstil ve lojistik merkezi. • ​Karadeniz: Enerji veri merkezleri. ​"Rant Değil, Üretim Ekonomisi" ​Mevcut büyüme modelinin tüketime ve ithalata dayalı olduğunu, bunun da sürekli kriz doğurduğunu savunan Atabay, "Bizim modelimiz üretim seferberliğidir. Rant ekonomisinden üretim ekonomisine geçerek, Türk lirasını baskılayan değil, verimlilik ve markalaşma ile rekabet eden bir Türkiye inşa edeceğiz," diyerek sözlerini tamamladı.

Milli Parklar Ranta Açılıyor, Halk Yoksulluğa Mahkum Ediliyor Haber

Milli Parklar Ranta Açılıyor, Halk Yoksulluğa Mahkum Ediliyor

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda konuşan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, AK parti genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın emekli için verdiği müjdeyi değerlendirdi. Gürer” Sayın Cumhurbaşkanı üç yıl önce bir "tweet" attı "BAĞ-KUR primleri 9000 günden 7200 güne düşecek, müjde!" dedi. Müjdeden bu yana üç sene geçti, bu gerçekleşmedi ama bugün bir müjde daha verdi. Emekliler de yılbaşında aldıkları maaşın enflasyonla erimesi nedeniyle kendilerine bir artı ücret zammı yapılacağını tahmin etti ya da bayram ikramiyesinin 4 bin liradan daha yukarı çıkarılacağını beklerken meğerse hak ettikleri parayı on beş gün önce alacaklarmış; müjde bu.” Çıktı “diye konuştu. ESAS MÜJDE YANDAŞA CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer TBMM ‘de görülüp gece Cumhur ittifakı oyları ile kabul edilen Milli Parklar Kanun değişikliğinin “esas” müjdeyi yandaşa veren bir düzenleme olduğuna işaret etti.Ömer Fethi Gürer”Tabii, esas müjde bu kanunun içinde var ya da getirilen çoğu kanun teklifinde var. Bu millî parklar burada ranta açılıyor. Nasıl oluyor? Milli Parklar Kanun Teklifi'yle korunan alanlardaki her türlü altyapı, üstyapı ve diğer tesislerin Bakanlıkça işletilmesi zorunluluğu ortadan kaldırılıyor, böylece millî parklar yağmaya açıyor; işte, müjde bu. Gene yandaşa kayırmacı, birilerine rant sağlayacak bir kanun teklifinin görüşmelerini yapıyoruz. Kanunun özü iki tane ana ayağa dayanıyor; biri, millî parklar ranta açılıyor; diğerinde de Bakanlığın elindeki yetkiler alınıp bir Genel Müdürlüğe devrediliyor.Yine, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüştüğümüz bir kanun teklifi vardı, o da önümüzdeki günlerde Meclise gelecek. Orada da 230 tane arazinin "kupon arazi" dediğimiz arazinin satışı gerçekleşiyor. limanları sattınız, enerji santrallerini sattınız, fabrikaları sattınız, hazine arazilerini sattınız, vatandaşlık sattınız, elde avuçta ne varsa satıyorsunuz, birileri buradan çıkar sağlıyor ama bu ülkenin emeklisini, asgari ücretlisini, dar ve sabit gelirlisini yoksulluğa mahkûm ediyorsunuz.” Dedi. YENİ BAHANE SAVAŞ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer ülkenin ekonomik durumuna vatandaş tarafından bakalım dedi ve rakamları paylaştı.Gürer” bugünkü var olan ekonomik verilere dayalı rakamları paylaşmak istiyorum. Neden? Geçen yıl kuraklık oldu, don oldu; ondan önce deprem oldu; şimdi de savaş çıktı. İyi, ne demek bu? Yani ne oluyorsa oradan da kaynaklanıyor, bizden kaynaklanmıyor. Peki, ülkenin durumu ne? Bireysel kredi kartları borçları 3 trilyon lirayken bireysel kredi borçları da 3 trilyon lira. Varlık yönetim şirketlerine olan borçlarıyla birlikte vatandaşın toplam finansal borcu 6 trilyon 336 milyar lira. Bankalar ve finans kuruluşlarının tüketicilerinin zamanında tahsil edemediği için icra takibine aldıkları bireysel kredi ve kredi kartları alacakları 271 milyar 800 milyon lira, batık bireysel kredi ve kredi kartı borçları 373 milyar lira, bireysel krediler ve kredi kartları için vatandaşın bankalara ödediği faiz 118 milyar lira, KOBİ'lerin bankalara borcu 6 trilyon 548 milyar lira, sektörün vadesinde ödeyemediği için bankalar tarafından icra takibine alınan krediler ise 214 milyar 200 milyon lira. Bankalarda KOBİ'lere ait toplam 4 milyon 983 bin kredi hesabı bulunuyor, 304 bini takipte tutuluyor. Tarım sektörünün bankalara borcu da 1 trilyon 297 milyar lira; 1 trilyon lirası kamu bankalarından kullandığı, 265 milyar lirası özel sermayeli bankalardan kullandığı kredilerden oluşuyor. Bu piyasaya, bunlara çiftçilerin olduğu borçlar dâhil değil. Piyasa borçlarıyla da çiftçiler tarihin en büyük borçlanma dönemini yaşıyor. Tarım sektöründe zamanında ödenemediği için bankalar tarafından takibe alınan kredi kartları borçları ise 17 milyar 600 milyon lira. İcra dairelerinde UYAP üzerinden açılan ve icra dairelerinde derdest bulunan toplam dosya sayısı 24 milyon 364 bin, derdest dosya sayısı son bir yılda 1 milyon 700 bin adet artmış. Muhtarlıklara giderseniz tebliğlerle dolu. “ dedi. YILBAŞINDAN BERİ MAAŞLAR ERİDİ. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer “Maaşlarda durum nedir diye baktığınızda, 2026 yılı başında işçi ve bağımsız çalışanların, emeklilerin aylıklarına yüzde 12,19 zam yapıldı. 20 bin liraya çıkarılan en düşük emekli aylığının yaklaşık 1.600 lirası daha yıl başından bu yana elinden geri alındı, 61.890 lira olan en düşük memur aylığının 4.920 lirası cepten geri alındı, 28.075 lira olan asgari ücretin de 2.232 lirası ilk iki ayda enflasyonunla geri alındı. Emekli ve asgari ücretlinin aldığı maaş açlık sınırının altında, memur maaşları yoksulluk sınırının altında; 12 milyon işsiz var, 10 milyona yakın sosyal yardımla yaşayan yurttaş var, 50 milyon yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Arkadaşlar, ülkenin gerçeği bunlar. Bunların yaşadığı sorunları görmek, bunlara çözüm üretmek gerekiyor.” Diye konuştu. KANUN TEKLİFLERİ RANTA DAYALi Ömer Fethi Gürer “Biz burada gelen kanun tekliflerine baktığımız zaman hepsinin içinde ranta dayalı kayırmacı bir anlayışla oluşturulmuş maddelerin gizlendiği görüyoruz, bunlar ülkenin değerlerinin peşkeş çekilmesi ama ülkenin geniş kesimlerinin içine düşürüldüğü yoksulluk, yokluk, onların yaşadığı ızdıraplı yaşamı da Meclis olarak hissetmek durumundayız.Sistem olarak Cumhurbaşkanlığı sistemine geçtik. Herkes de biliyor ki Mecliste 1’inci parti eliyle kanun tekliflerini görüşüyoruz, onları da bakanlık bürokrasisi hazırlıyor. Teknik konuları dışında, bu tür satışa kaynak yaratan yani mevcutları satılarak elde edilecek rant olan maddelerin dışında biraz da halkın sorunlarına eğilen kanun teklifleri Meclise gelsin, burada elbirliğiyle o kanunları çıkaralım, ülkenin geleceğini aydınlık kılalım, yoksa ülkemiz iyi bir noktaya doğru gitmiyor diyorum” dedi.

CHP'li Gürer: ''Vatandaşın Borçları Şaha Kalktı'' Haber

CHP'li Gürer: ''Vatandaşın Borçları Şaha Kalktı''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de dış ticaret verileri, bankacılık sistemi borçları ve icra dosyalarına ilişkin güncel ekonomik verileri değerlendirerek ekonomide borç yükünün hızla büyüdüğünü söyledi. Gürer, ihracat ve ithalat dengesinden vatandaşın kredi borçlarına, KOBİ’lerin finansman sorunundan tarım sektöründeki borç artışına kadar birçok alanda ekonomik baskının giderek ağırlaştığını belirtti. Gürer, “Rakamlar açıkça gösteriyor ki ekonomide üretim yerine borçlanma, gelir artışı yerine faiz yükü büyüyor. Vatandaş, esnaf, çiftçi ve küçük işletmeler aynı anda ağır bir finansal baskı altında” dedi. DIŞ TİCARET AÇIĞI BÜYÜYOR Şubat ayına ilişkin dış ticaret verilerini değerlendiren CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ihracattaki sınırlı artışa rağmen ithalatın daha hızlı büyüdüğüne dikkat çekerek, “Türkiye’nin ihracatı şubat ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,6 artarak 21,1 milyar dolar olurken, ithalat yüzde 6,1 artarak 30,3 milyar dolara yükseldi. Bu gelişme sonucunda dış ticaret açığı yüzde 14,9 oranında artarak 9,2 milyar dolara çıktı,” dedi. Gürer, ihracatın ithalatı karşılama oranındaki düşüşe de dikkat çekerek şunları söyledi: “İhracatın ithalatı karşılama oranı bir yılda yüzde 73,2’den yüzde 70,2’ye geriledi. Bu tablo, Türkiye ekonomisinin üretim ve ihracat kapasitesini artırmak yerine dışa bağımlı bir yapıya sürüklendiğini gösteriyor.” Yılın ilk iki aylık döneminde ise ihracat yüzde 1,2 azalarak 41,3 milyar dolara gerilerken ithalat yüzde 3,1 artarak 59 milyar dolara çıktığını, böylece iki aylık dış ticaret açığı yüzde 14,9 artarak 17,6 milyar dolara yükseldiğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Dış ticaretteki açık büyürken üretim maliyetleri artıyor, sanayici ve üretici zorlanıyor. Bu durum ekonomide kırılganlığı artırıyor” dedi. BATIK KREDİLERDE HIZLI ARTIŞ Bankacılık sistemindeki batık kredi miktarına da dikkat çeken CHP’li Ömer Fethi Gürer, ekonomideki riskin bankacılık verilerine de yansıdığını belirtti. “2025 yılında yüzde 101 oranında artan batık kredilerin bu yılın ilk iki ayında da yüzde 11,4 oranında büyüdüğünü ifade eden Gürer, 20–27 Şubat haftasında sınırlı bir gerileme yaşandığını ancak toplam büyüklüğün hâlâ çok yüksek olduğunu söyledi. Gürer, “Bu dönemde batık krediler 646,2 milyar liradan 644,1 milyar liraya geriledi. Batık kredilerdeki bu büyüme ekonomik sistemde ciddi bir risk oluşturuyor. Borçlar ödenemiyor, krediler takip sürecine düşüyor” diye konuştu. KOBİ’LERİN BANKA BORCU 6,5 TRİLYONA YÜKSELDİ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye ekonomisinin bel kemiğini oluşturan küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansman yükünün hızla arttığını belirterek, “KOBİ’lerin bankalara olan borcunun 6 trilyon 548 milyar liraya ulaştı. Ocak ayında KOBİ borçlarının 129,2 milyar lira arttı. KOBİ’lerin vadesinde ödeyemediği için bankalar tarafından icra takibine alınan kredileri ise bir ayda 13,7 milyar lira artarak 214,2 milyar liraya çıktı,” ifadelerini kullandı. Bankalarda KOBİ’lere ait 4 milyon 983 bin kredi hesabı bulunduğunu belirten Gürer, bunların 304 bininin takipte olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “KOBİ’ler üretim yapıyor, istihdam sağlıyor. Ancak yüksek maliyetler ve finansman sorunları nedeniyle ciddi bir borç baskısı altındalar.” TARIM SEKTÖRÜNÜN BORCU 1,3 TRİLYONA DAYANDI Tarım sektörünün de ciddi bir borç yükü altında olduğunu ifade eden Gürer, çiftçilerin bankalara olan kredi borcunun 1 trilyon 297 milyar liraya ulaştığını belirterek, “Ocak ayında tarım borçlarının 30,5 milyar lira daha arttı, bu kredilerin büyük bölümünün kamu bankaları tarafından kullandırıldı”dedi. Tarım sektörüne verilen kredilerin: 1 trilyon lirası kamu bankalarından,265 milyar lirası özel bankalardan oluşuyor. Çiftçilerin ödeyemediği ve bankalar tarafından takibe alınan borçların da arttığını belirten Gürer, bu borçların 17,6 milyar liraya çıktığını söyledi. Gürer, “Çiftçi üretim yapabilmek için borçlanıyor. Ancak artan girdi maliyetleri ve düşük ürün fiyatları nedeniyle bu borçları ödemekte zorlanıyor” dedi. VATANDAŞIN FİNANSAL BORCU 6,3 TRİLYON LİRAYA ÇIKTI Vatandaşların bankalar ve finans kuruluşlarına olan bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının da hızla arttığını ifade eden Gürer, bu borcun 6 trilyon 235 milyar liraya ulaştığını söyledi. 20–27 Şubat haftasında borçların 65,1 milyar lira arttığını belirten Ömer Fethi Gürer, şu bilgileri paylaştı: Bireysel kredi borçları 3 trilyon 187 milyar liraKredi kartı borçları 3 trilyon 48 milyar lira Yılın ilk iki ayında vatandaşın borcu toplam 375,8 milyar lira arttı. Bu artışın: 148 milyar lirası bireysel kredilerden227 milyar lirası kredi kartlarından kaynaklandı. Gürer, vatandaşların ayrıca varlık yönetim şirketlerine 101 milyar lira borcu bulunduğunu belirterek bu borçlarla birlikte toplam finansal borcun 6 trilyon 336 milyar liraya ulaştığını ifade etti. BATIK BİREYSEL BORÇ 373 MİLYAR LİRAYA ULAŞTI Bankalar ve finans kuruluşlarının tahsil edemediği bireysel kredi ve kredi kartı alacaklarının da hızla arttığını söyleyen Gürer, takipteki bireysel borçların 271,8 milyar liraya çıktığını belirtti. Bankaların varlık yönetim şirketlerine sattığı batık krediler de dikkate alındığında sistemdeki toplam batık bireysel borcun 373 milyar liraya ulaştığını ifade etti. VATANDAŞ BİR AYDA 118 MİLYAR LİRA FAİZ ÖDEDİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Vatandaşların kredi ve kredi kartı borçları nedeniyle bankalara ödediği faiz miktarının da hızla arttığını belirterek, “yalnızca 2026 yılının ilk ayında bankalara ödenen faiz tutarının 118 milyar liraya ulaştı. Bu tutarın; 71,3 milyar lirası bireysel kredi faizlerinden, 46,6 milyar lirası kredi kartı faizlerinden oluştu,” şeklinde konuştu. Gürer, bu faiz ödemelerinin geçen yıla göre ciddi biçimde arttığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Bireysel kredi faizleri yüzde 35,2, kredi kartı faizleri ise yüzde 28,1 arttı. Bu tablo vatandaşın gelirinin önemli bir bölümünü faize ödediğini gösteriyor.” İCRA DOSYALARI 24,3 MİLYONA ÇIKTI Ekonomideki borç baskısının icra verilerine de yansıdığını belirten Gürer, icra dairelerindeki dosya sayısının hızla arttığını söyledi. Gürer, “1 Ocak – 6 Mart 2026 tarihleri arasında icra dairelerine 1 milyon 903 bin yeni dosya geldi. Aynı dönemde 1 milyon 534 bin dosya sonuçlandırıldı veya işlemden kaldırıldı. Ancak sistemdeki toplam dosya sayısı büyümeye devam etti. 6 Mart 2026 itibarıyla icra dairelerinde 24 milyon 364 bin derdest dosya bulunuyor” diye konuştu. Son bir yılda icra dosyası sayısının 1 milyon 700 bin arttığını belirten Ömer Fethi Gürer, şunları söyledi: “İcra dosyalarındaki artış ekonomik krizin toplum üzerindeki en somut göstergelerinden biridir.” “EKONOMİDE BORÇ SARMALI BÜYÜYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tüm bu verilerin Türkiye ekonomisinde ciddi bir borç sarmalının oluştuğunu gösterdiğini ifade ederek, “Dış ticaret açığı büyüyor, KOBİ’lerin borcu artıyor, çiftçi borçlanarak üretim yapmaya çalışıyor, vatandaş kredi kartıyla yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Gelirler artmazken borçlar büyüyor. Emekli, asgari ücretli de maaş artışı iki aylık enflasyon artışı ile eridi. Uygulanan ekonomik program zengini daha zengin fakiri daha fakir yapıyor,” dedi.

CHP'li Süllü: "Esnaf ve Küçük İşletmeler Borç Sarmalında" Haber

CHP'li Süllü: "Esnaf ve Küçük İşletmeler Borç Sarmalında"

CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü’nün soru önergesine yanıt veren Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Eskişehir’de protestolu senetlerin bir yılda yüzde 900 artmasını görmezden geldi. Süllü, “Esnaf batıyor, iktidar rakamların arkasına saklanıyor” diyerek ekonomik krizin üzerinin örtülmeye çalışıldığını vurguladı. TBMM’ye verdiği soru önergesinde, Türkiye genelinde ve Eskişehir özelinde protestolu senetlerde yaşanan hızlı artışı gündeme taşıyan Süllü, Eskişehir’de 2024 Temmuz ayında 17 milyon TL olan protestolu senet tutarının, 2025 Temmuz ayında 170 milyon TL’ye yükseldiğini hatırlattı. Süllü, “Bu tablo, esnaf ve küçük işletmelerin borç sarmalının açık göstergesidir” ifadelerini kullandı. “Bakanlık Krizi Görmezden Geliyor” Bakan Şimşek’in yanıtında genel değerlendirmeler ve mevcut uygulamaların sıralandığını belirten Süllü, verilen cevabın sahadaki ekonomik çöküşü görmezden geldiğini vurguladı. “Esnaf kepenk kapatırken, KOBİ’ler iflasın eşiğine sürüklenirken, Bakanlık verileri yıllık tabloların içine gizleyerek krizin üzerini örtmeye çalışıyor” dedi. “Protestolu Senetler İflas ve İşsizliğin Habercisi” Süllü, protestolu senetlerdeki artışın, iflas, konkordato ve işsizlik dalgasının habercisi olduğunu ifade etti. Süllü, “Eskişehir gibi üretim ve istihdamın yoğun olduğu bir şehirde bu tablo rastlantı değildir. Yüksek faiz, daralan kredi olanakları ve yanlış ekonomi politikaları, esnafı gün geçtikçe daha da tükenişe sürüklemektedir.” dedi. “Gerçek Sorunlara Çözüm Üretin” Hükümeti somut adım atmaya çağıran Süllü, “Esnaf ve KOBİ’ler için acil borç yapılandırması, düşük faizli ve erişilebilir kredi mekanizmaları devreye sokulmadan bu kriz aşılamaz. Esnafın gerçek sorunlarına çözüm üretmek için acil önlemler devreye alınmalıdır. ” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.