SON DAKİKA
Hava Durumu

#Katma Değer

Porsuk Haber Ajansı - Katma Değer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Katma Değer haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İnönü’de “Altın Baharat” Safran Dönemi Haber

İnönü’de “Altın Baharat” Safran Dönemi

İnönü ilçesinde, yüksek katma değerli ürünlerden biri olan safran bitkisinin üretimi için önemli bir adım atıldı. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından düzenlenen eğitimleri başarıyla tamamlayan 44 üretici, düzenlenen törenle sertifikalarına kavuştu. ​İnönü İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü Toplantı Salonu’nda düzenlenen törene; İnönü Kaymakamı Talha Atılay Teymur, İnönü Belediye Başkanı Serhat Hamamcı, İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil ile ilçe protokolü, teknik personeller ve eğitimlerini tamamlayan çiftçiler katıldı. ​Teorik Bilgi Sahada Uygulamayla Birleşti ​Ziraat Mühendisi Rüstem Metin tarafından verilen kapsamlı eğitimlerde; safran bitkisinin iklim ve toprak seçimi, ekim teknikleri, hasat yöntemleri ve ürünün kalitesini koruma yolları detaylıca anlatıldı. ​Eğitim programı sadece teorik derslerle sınırlı kalmadı. 44 üretici, Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü ve Oklubalı Orman Fidanlığına düzenlenen teknik gezilerle edindikleri bilgileri yerinde pekiştirme imkânı buldu. Ayrıca, piyasadaki tağşişli (sahte) ürünlerin nasıl ayırt edileceği konusunda da üreticilere kritik bilgiler aktarıldı. ​İl Müdürü Yüksel Çil: “Safran, Tarımımızın Stratejik Gücü Olacak” ​Törenin açılışında konuşan Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, safranın modern tarımdaki önemine dikkat çekti: ​“Safran, az alanda yüksek gelir sağlayan, su tüketimi düşük ve iklim değişikliğine karşı dirençli stratejik bir bitkidir. İnönü ilçemizin toprak yapısı bu ürün için oldukça elverişli. Sertifikalarını alan 44 üreticimiz, sadece yeni bir üretim kolu seçmediler; aynı zamanda Eskişehir’in tarımsal çeşitliliğine büyük bir katma değer sağlama yolunda öncü bir adım attılar. İl Müdürlüğü olarak teknik desteğimiz her zaman çiftçilerimizin yanında olacaktır.” ​Eskişehir Tarımında Yeni Bir Vizyon ​Program, protokol üyelerinin üreticilere sertifikalarını takdim etmesiyle sona erdi. İnönü’de başlayan bu safran yetiştiriciliği hamlesinin, ilerleyen dönemlerde bölgedeki alternatif tarım ürünleri arasında önemli bir yer edinmesi ve bölge ekonomisine ciddi katkı sağlaması bekleniyor.

Eskişehir’de Kadın Çiftçilerden Alternatif Ürün Atağı: Altın Otu Hasadı Başladı! Haber

Eskişehir’de Kadın Çiftçilerden Alternatif Ürün Atağı: Altın Otu Hasadı Başladı!

Eskişehir’de kuraklığa dayanıklı ve yüksek kazanç getiren altın otu (helichrysum arenarium) bitkisinin ilk hasadı, düzenlenen coşkulu bir hasat şöleniyle gerçekleştirildi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın desteklediği proje, kadın çiftçilerin eliyle Eskişehir bozkırlarına yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor. "Bozkırlar Altın Çiçek ile Ölümsüzleşiyor" Projesi Nedir? Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen “Kadın Çiftçiler Tarımsal Yeniliklerle Buluşuyor Programı” kapsamında desteklenen proje büyük bir başarıya imza attı. Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Eskişehir Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen “Bozkırlar Altın Çiçek ile Ölümsüzleşiyor (Eskişehir’de Altın Otu Yaygınlaştırma Projesi)” kapsamında yetiştirilen altın otlarının hasadı törenle yapıldı. Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü toplantı salonunda bilgilendirme toplantısıyla başlayan program, proje kapsamında kurulan demonstrasyon (deneme) parsellerindeki hasat şöleniyle devam etti. Hasat Programına Yoğun Katılım Projenin hasat etkinliğine; Alpu Kaymakamı İslam Timur, Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürü Ulaş Çınar, Koordinasyon ve Tarımsal Veriler Şube Müdürü Mehmet Yurt, Alpu İlçe Tarım ve Orman Müdürü Cemal Sönmez Baş ve projeye emek veren çok sayıda kadın çiftçi katıldı. İklim Değişikliğine Karşı Kuraklığa Dayanıklı Alternatif Ürün Etkinlikte yapılan konuşmalarda, tıbbi ve aromatik bitkiler arasında çok önemli bir yere sahip olan altın otunun önemine değinildi. Özellikle küresel iklim değişikliği ve kuraklığın etkilerinin arttığı günümüzde, altın otunun şu özellikleri öne çıktı: Düşük Su Tüketimi: Kurak iklim şartlarına son derece dayanıklı yapısıyla su tasarrufu sağlıyor. Yüksek Katma Değer: Ekonomik getirisinin yüksek olması sayesinde üreticiler için harika bir alternatif gelir kaynağı. Kırsal Kalkınmaya Katkı: Eskişehir'in tarımsal ürün çeşitliliğini artırarak bölge ekonomisini canlandırıyor. Alpu’nun Emekçi Kadınlarına Sertifika Proje kapsamında daha önce altın otu yetiştiriciliği eğitimi alan Alpu ilçesinden kadın çiftçilere, program esnasında katılım sertifikaları takdim edildi. Kadın çiftçilerin üretim sürecinde üstlendiği aktif ve öncü rolün, projenin başarısında en büyük paya sahip olduğu vurgulandı. Tören, demonstrasyon alanlarında yapılan incelemeler, ilk hasat çalışmaları ve çekilen toplu hatıra fotoğrafı ile son buldu. Projenin nihai hedefi; Eskişehir genelinde kadın istihdamını artırmak, alternatif ürün desenini geliştirmek ve kırsal kalkınmayı kalıcı hale getirmek.

Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli’den Kritik Büyüme Uyarısı Haber

Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli’den Kritik Büyüme Uyarısı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2026 yılı 1. çeyrek büyüme rakamlarını değerlendiren Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, ekonominin yüzde 2,5 oranında büyümesine karşın sanayi sektöründeki yüzde 0,8’lik küçülmenin çok ciddi bir uyarı olduğuna dikkat çekti. Küpeli, kredi musluklarının tamamen kapanmasıyla finansmana erişimde yaşanan büyük sıkıntıların sanayiciyi boğduğunu belirterek, “Üretemeyen, sanayisi küçülen bir büyüme modeli Türkiye’nin geleceği açısından büyük sıkıntılar yaratacaktır” dedi. Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ilk çeyreğinde kaydettiği yüzde 2,5’lik büyüme verisinin alt kalemleri, üretim cephesindeki endişe verici tabloyu gözler önüne serdi. Açıklanan veriler ışığında bir değerlendirme yapan Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli, hane halkı tüketiminin yüzde 4,8, bilgi ve iletişim sektörünün yüzde 9,5 büyüdüğü bir ortamda, ekonominin amiral gemisi olan sanayi sektörünün yüzde 0,8, imalat sanayisinin ise yüzde 1,4 oranında daralmasının sürdürülebilir bir durum olmadığını vurguladı. “Bu küçülmenin ayak seslerini aylar öncesinden duyuyorduk” Sanayide yaşanan bu daralmanın bir sürpriz olmadığını ve sahadaki gerilemenin uzun süredir kendini hissettirdiğini belirten Başkan Küpeli, çarpıcı tespitlerde bulundu: "Açıkça ifade etmeliyim ki; sanayideki bu küçülmenin ayak sesleri aylar öncesinden gelmeye başlamıştı. Bizler Organize Sanayi Bölgelerinde, fabrikaların kalbinde yer alan yöneticiler olarak, çarkların yavaşladığını, siparişlerdeki düşüşü ve yatırım iştahındaki derin kaybı aylar öncesinden yetkililere duyurmaya çalışıyorduk. Sanayicilerimizden gelen geri bildirimler, üretimdeki ivme kaybının sert olacağına işaret ediyordu. Dün TÜİK istatistiklerine yansıyan bu eksi büyüme tablosu, sanayicinin aylardır sahada tek başına göğüs germeye çalıştığı darboğazın resmi bir tescilidir." “Kredi muslukları tamamen kapandı, sanayici finansman bulamıyor” Sanayideki gerilemenin kök sebeplerine inildiğinde karşımıza kusursuz bir fırtınanın çıktığını dile getiren Küpeli, özellikle finansmana erişim krizine dikkat çekerek şunları söyledi: "Bugün üretim cephesinde yaşanan daralmanın bir numaralı sebebi sanayicinin finansmana erişimde yaşadığı devasa sıkıntıdır. Kredi muslukları kelimenin tam anlamıyla neredeyse tamamen kapanmış durumdadır. Uygulanan sıkı para politikası kapsamında faizlerin geldiği nokta, bırakın yeni yatırımları hayata geçirmeyi, sanayicinin günlük işletme sermayesini dahi çeviremez hale gelmesine yol açmıştır. Krediye ulaşabilen şanslı kesim için ise maliyetler altından kalkılamayacak kadar yüksektir." “Üretim kapasitemizi kaybetmek, geleceğimizi kaybetmektir” Enflasyonla mücadelenin öneminin iş dünyası tarafından da desteklendiğinin altını çizen Nadir Küpeli, uzun süredir sanayicinin sıkıntılarını sürekli dile getirdiklerini, bunu yetkili tüm kesimlere ve ilgili makamlara aktardıklarını belirterek, uyarısını şu sözlerle noktaladı: "Bizler, ülkemizin makroekonomik istikrarı ve enflasyonla mücadelesi için atılan adımların ne denli hayati olduğunun farkındayız ve bu süreci destekliyoruz. Ancak, enflasyonla mücadele edilirken ekonominin ana direği olan üretim kapasitesi yıkıma uğratılmamalıdır. Üretim ekonomisi zayıflayan, sadece tüketerek ve hizmet sektörleriyle büyüyen bir yapının kalıcı refah getirmesi imkansızdır. Sanayideki bu daralma, önlem alınmazsa yarın karşımıza istihdam kayıpları ve kapanan fabrikalar olarak çıkacaktır. Türkiye’nin geleceği, ihracat pazarlarında ayakta kalabilen, teknoloji üreten ve katma değer yaratan güçlü bir sanayiden geçmektedir. İvedilikle reel sektörün sesine kulak verilmeli, üretim ve yatırım yapacak sanayicimiz için kredi kanalları kontrollü bir şekilde yeniden açılmalı ve sanayiyi destekleyen yapısal reformlar hayata geçirilmelidir. Enflasyonla mücadele sadece para politikasında sıkılaşma ile olamaz, enflasyonla en etkili mücadele yöntemi sanayide, her ürünü daha fazla üretmekten ve ihracattan geçer. Sanayici hammadde alamaz, Elektrik, Gaz vs. gibi ödemeleri yapamaz ise üretim düşer, üretim düşünce enflasyon maalesef düşmüyor. Bankaların kredi kısıtlamasından ve büyümesinden üretim amaçlı taleplerin hariç tutulması gerekir. Ancak uygulanan bu ekonomik model sanayimizin rekabet gücünü, ciddi ölçüde kaybettiriyor. Üretim gücümüz hızla eriyor ve o yüzden enflasyonla mücadele de istenen sonuçlara bir türlü ulaşılamıyor."

Beylikova NTE ve Toryum Rezervi Masaya Yatırıldı Haber

Beylikova NTE ve Toryum Rezervi Masaya Yatırıldı

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi ve TMMOB Maden Mühendisleri Odası Eskişehir İl Temsilciliği tarafından düzenlenen panelde, Beylikova’da ki Nadir Toprak Elementleri ve bölgede bulunan dünyanın en büyük ikinci toryum sahasının potansiyeli ile Türkiye’nin yüksek teknolojisine yapacağı katkılar masaya yatırıldı. Türkiye’nin teknolojik ve enerji bağımsızlığı için kritik öneme sahip olan Nadir Toprak Elementleri (NTE) ve Toryum potansiyeli düzenlenen panelde ele alındı. Sektör temsilcileri, akademisyenler, mühendisler ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleşen panelde; Beylikova sahasının sadece bir maden sahası değil, Türkiye’nin "milli teknoloji hamlesi" olduğu ifade edildi. Özdilek Kültür Merkezi’nde yapılan panelin açılış konuşmasını yapan TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi Başkanı Merve Edizkan Cihan şu ifadeleri kullandı; "Bugün burada yalnızca bir maden sahasını konuşmak için değil; Türkiye’nin teknoloji, enerji, sanayi ve stratejik bağımsızlığı açısından son derece önemli bir konuyu değerlendirmek üzere bir araya geldik. Nadir toprak elementleri artık yalnızca madencilik sektörünün değil; savunma sanayiinden yenilenebilir enerjiye, elektrikli araç teknolojilerinden yüksek teknoloji üretimine kadar birçok alanın temel ham maddesi hâline gelmiştir. Dünyada yeni ekonomik ve teknolojik dengeler kurulurken bu kaynaklara sahip ülkelerin önemi her geçen gün daha çok artmaktadır. Eskişehir Beylikova sahası da bu anlamda ülkemizin en dikkat çekici stratejik kaynak alanlarından biridir. İçerdiği nadir toprak elementleri ve toryum potansiyeliyle yalnızca ekonomik değil; bilimsel, teknolojik ve jeopolitik açıdan da büyük bir değere sahiptir. Ancak hepimizin çok iyi bildiği gibi doğal kaynakların gerçek değeri; onları bilimsel yöntemlerle, doğru planlamayla, çevresel duyarlılıkla ve mühendislik aklıyla değerlendirebildiğimiz ölçüde ortaya çıkar. Bugün artık sadece madeni çıkarmanın yeterli olmadığı bir dönemdeyiz. Özellikle ülkemizin ekonomik koşullarını düşündüğümüzde sahip olduğumuz stratejik kaynakları ham madde olarak ihraç eden değil; işleyen, teknolojiye dönüştüren ve yüksek katma değerli son ürün hâline getirebilen bir anlayışa ihtiyacımız var. Çünkü gerçek kazanç, yalnızca yer altındaki cevheri çıkartmakla değil; o cevheri bilgiyle, teknolojiyle ve sanayiyle buluşturarak ülke ekonomisine yüksek katma değer olarak geri kazandırabilmekten oluşur. Nadir toprak elementleri gibi stratejik minerallerin geleceği; cevher zenginleştirmeden ileri teknoloji üretimine, araştırma geliştirmeden sanayi entegrasyonuna kadar bütüncül bir bakış açısını zorunlu kılmaktadır. Eğer bizler bu kaynakları yalnızca ham madde olarak ihraç edersek asıl ekonomik değeri başka ülkeler yaratmış olacaktır. Oysa hedefimiz, bu kaynaklardan elde edilen teknolojiyi, üretimi ve nihai ürünü de ülkemizde geliştirebilmektir. Tam da bu nedenle bugün burada jeoloji ve maden mühendisliğinin birlikte ürettiği bilimsel bakış açısını konuşacağız. Çünkü madencilik yalnızca yer altındaki cevheri çıkarmak değil; kaynak yönetimi, teknoloji geliştirme, çevre koruma, sürdürülebilirlik ve kamu yararını birlikte değerlendirme sorumluluğudur. Jeoloji mühendisleri olarak bizler; ülkemizin doğal kaynaklarının bilim ve teknik rehberliğinde değerlendirilmesini, plansız ve kısa vadeli değil, gelecek nesilleri gözeten sürdürülebilir bir anlayışla yönetilmesini savunuyoruz. Beylikova sahası gibi stratejik alanların da ancak nitelikli mühendislik hizmetleri, bilimsel araştırmalar ve güçlü teknolojik altyapıyla ülkemize gerçek anlamda katkı sağlayabileceğine inanıyoruz." dedi. TMMOB Maden Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Temsilcisi Gamze Yaş yaptığı açılış konuşmasında; "Nadir Toprak Elementleri korozyona karşı dirençli ileri teknoloji malzeme üretiminde çok farklı sektörlerde kullanımları nedeniyle stratejik elementler olarak değerlendirilmektedir. Türkiye açısından baktığımızda ise bu konu daha çok büyük bir anlam taşımaktadır. Ülkemiz ve özellikle Eskişehir'in sahip olduğu jeolojik potansiyel ile önemli bir avantaja sahiptir. Ancak burada asıl mesele yalnızca rezerv bulmak değil, asıl mesele bu kaynakları bilimsel yöntemlerle araştırmak, çevresel sürdürülebilirliği gözeterek işlemek ve yüksek katma değerli ürünlere dönüştürebilmektir. ​Bu nedenle bugün burada yalnızca bir maden grubunu değil, aslında geleceğin teknolojisini, enerji dönüşümünü, ülkelerin stratejik bağımsızlığını konuşmak için bir aradayız. Ayrıca bu mineralleri bilimsel irdeleyerek jeolojik oluşumu, yapısı, yataklanması gibi jeolojik konularla beraber madencilik açısından rezervi, üretim yöntemi, zenginleştirme prosesi gibi konuları kıymetli hocalarımız ile ele alacağız." dedi. Panelde konuşan projenin eski yürütücüsü Jeoloji Yüksek Mühendisi İsrafil Kayabalı, Beylikova sahasındaki 30,4 milyon tonluk kompleks cevher rezervinin detaylarını paylaştı. Kayabalı, "Hedefimiz hammadde satmak değil, yüksek teknoloji üreten ülke olmaktır" dedi. ​Eskişehir’in maden zenginliği ve Beylikova bölgesindeki Nadir Toprak Elementleri (NTE) rezervleri, düzenlenen teknik bir sunumla masaya yatırıldı. MTA bünyesinde projenin başkanlığını yürütmüş olan Jeoloji Yüksek Mühendisi İsrafil Kayabalı, sahadaki rezerv miktarından ekonomik değerine, çevresel etkilerden stratejik önemine kadar kritik açıklamalarda bulundu. ​30,4 Milyon Tonluk Dev Rezerv Kayabalı’nın paylaştığı verilere göre, Beylikova sahasında yapılan çalışmalar sonucunda toplam 30,4 milyon ton (görünür+muhtemel) kompleks cevher rezervi tespit edildi. Bu rezervin mineral içeriği; Florit: 11.381.760 ton (%37,44 tenör), ​Barit: 9.436.160 ton (%31,04 tenör), NTE (Basnazit+Monazit): 1.015.360 ton (%3,34 tenör), Yantaş (Gang) Mineralleri: 8.566.720 ton olarak belirtildi. ​​Yüksek Teknoloji İçin "Nadir" Fırsat ​Sunumda, Nadir Toprak Elementlerinin cep telefonlarından elektrikli otomobillere, savunma sanayiinden uzay teknolojilerine kadar geniş bir alanda kullanıldığı vurgulandı. 1 ton orijinal cevherden elde edilen dağılımda; Seryum (16 kg), Lantan (12 kg), Neodmiyum (4 kg) ve Praseodmiyum gibi yüksek piyasa değerine sahip elementlerin bulunduğu ifade edildi. Özellikle Neodmiyum ve Praseodmiyumun kg fiyatının 100-110 dolar bandında olması, sahanın ekonomik potansiyelini gözler önüne seriyor. ​"Maden Çalışmaları Fay Hatlarını Tetiklemez" Son dönemde kamuoyunda oluşan endişelere yanıt veren Kayabalı, madencilik faaliyetlerinin depremle ilişkisi olmadığını belirterek şunları söyledi: "Uzmanlık alanım deprem mühendisliği olmasa da şunu net söyleyebilirim; maden çalışmaları fay hatlarını tetiklemez. Beylikova'daki maden, 25 milyon yıl önceki volkanizmaya bağlı oluşmuş, ölü bir fay üzerindedir. Aktif bir fay varsa o zaten kendi enerjisini boşaltır, maden işletmesiyle kırılmaz."dedi. ​Florit ve Barit İthalatına Çözüm Türkiye’nin yıllık 130 bin ton civarındaki florit ihtiyacının tamamını ithal ettiğine dikkat çeken Kayabalı, barit ihracatının ise ekonomiye 25-60 milyon dolar katkı sağladığını belirtti. Beylikova sahasının işletilmesiyle, florit ithalatı için harcanan milyonlarca doların yurt içinde kalması hedefleniyor. ​"Vahşi Madencilik Değil, Yüksek Teknoloji" ​İsrafil Kayabalı, yaptığı sunumda; "Madeni çıkarmak kolaydır; asıl olan onu işleyip uç ürün haline getirmektir. Hammadde satan değil, teknoloji üreten ülke olmalıyız. Florit ve barit konsantrelerinin radyoaktif kirliliği nedeniyle ticari ürün olarak değerlendirilmesi teknik bir hassasiyetle ele alınmalıdır. Basında yer alan "694 milyon ton" gibi rakamların resmi bir karşılığı yoktur; 30,4 milyon tonluk rezerv, bilimsel verilerle sabittir. Konu, günlük siyasete malzeme yapılmadan teknik gerekliliklere uygun olarak yönetilmelidir. ​Kayabalı, madenciliğin Türkiye ekonomisine katkısının şu an %2,5 seviyelerinde olduğunu ve Beylikova gibi stratejik sahaların bilimsel yöntemlerle ekonomiye kazandırılmasının bir zorunluluk olduğunu ifade ederek sözlerini tamamladı. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muammer Kaya, Beylikova’daki Nadir Toprak Elementleri (NTE) ve Toryum sahasının Türkiye'yi nükleer enerji liginde üst sıralara taşıyacağını belirtti. Kaya, "Dünyanın en büyük 2. toryum rezervine sahip ülkelerinden biri olarak bu treni kaçırmamalıyız" dedi. ​Panelde konuşan Prof. Dr. Muammer Kaya, Eskişehir Beylikova’daki cevherin sadece bir maden değil, Türkiye’nin "yeşil enerji" geleceği olduğunu vurguladı. Kaya, toryumun uranyuma göre daha güvenli, çevreci ve barışçıl bir nükleer yakıt olduğunu ifade etti. ​Dünyada Toryum Rezervi: Türkiye Stratejik Konumda Prof. Dr. Kaya’nın sunduğu verilere göre, Türkiye toryum kaynağı açısından dünyada 12. sırada yer alırken, rezerv miktarı bazında (IAEA ve World Nuclear Association verilerine göre) 374 bin ton ile dünyanın en önemli oyuncularından biri konumundadır. Beylikova sahası yaklaşık 380 bin ton görünür Toryum rezerviyle nükleer enerji için devasa bir potansiyel sunmaktadır. ​"Toryumlu Otomobiller ve Kombiler Gelecek" Toryumun sadece dev santrallerde değil, günlük yaşamda da devrim yaratabileceğini belirten Kaya, şu öngörülerde bulundu: "Gelecekte evlerimizde toryumlu kombiler veya toryumlu otomobiller görebiliriz. Toryum, uranyuma nazaran çok daha barışçıl bir enerji kaynağıdır. Bizim bu kaynağı zenginleştirip yakıt formuna dönüştürecek teknolojiyi (know-how) acilen geliştirmemiz gerekiyor." ​Siyanür Tartışmalarına Bilimsel Yanıt: "Aramada Değil, Üretimde Kullanılır" ​Kamuoyundaki yanlış algılara da değinen Prof. Dr. Kaya, siyanürün maden arama veya sondaj aşamasında kesinlikle kullanılmadığını hatırlattı: "Siyanür sadece üretim aşamasında, 'liç' dediğimiz işlemde kullanılır. Eğer bu işlem kapalı tanklarda veya doğru mühendislikle düz arazide 'yığın liçi' şeklinde yapılırsa çevreye zarar vermez. İliç'teki kaza, eğimli arazide yapılan yüksek yığından kaynaklanan bir mühendislik hatasıdır. Modern yöntemler ve doğru işletmecilikle madencilik, uçak yolculuğu kadar güvenlidir." ​Beylikova NTE Pilot ve Endüstriyel Tesis Tasarımı ​Beylikova'daki tesisleşme süreci ; 2020 yılında Eti Maden tarafından kurulmuş ve Nisan 2023'te sürekli üretim testlerine başlanmıştır. Kırma-öğütme, manyetik ayırma ve liç süreçleriyle %85 oranında NTE konsantresi elde etmek. Yılda 72.000 ton Barit ve 70.000 ton Florit üretimi planlanmaktadır. ​Enerji Bağımsızlığı İçin Milli Yakıt ​Türkiye'nin enerji ihtiyacının %74'ünü ithal ettiğini hatırlatan Prof. Dr. Muammer Kaya, "Enerji üretim, üretim ise kalkınma demektir. Kendi 'kokar yakıtımız' olan toryumu ekonomiye kazandırmak, milli bir görevdir" diyerek sözlerini tamamladı. Panelin moderatörü Jeoloji Yüksek Mühendisi Hüseyin Sendir ise şu ifadeleri kullandı; "21. yüzyılın çok önemli konularından biri olan nadir toprak elementleri üzerine, Eskişehir özelinde özellikle yaklaşımda bulunacağız. Nadir toprak elementleri, savunma sanayisinden pil yapımına kadar birçok alanda teknolojik ürün olarak kullanılıyor. Artık özellikle toryumda yeşil enerji alanında çok büyük kullanım alanına sahip bir mineralimiz, elementimiz ve onun bileşimlerinden mineralimiz var ve kullanılıyor. Önemli olan madenlerimizi çıkarabilmek ama ortak yolu bulup hani doğayı da koruyup, halkla iç içe olup bir şekilde madenleri çıkarmak önemlidir. Çevreyi kirletmeden ama bu değerimiz bizim de, onları da işleyip uç ürün olarak elde edip satış noktasında rekabet etmemiz gerekiyor, bu kaçınılmaz bir şeydir. O yüzden değerlendirme yönünde çabalarımız sürüyor diye düşünüyorum." dedi.

İnşaat Malzemecilerinden Başkan Ataç’a Yer Tahsisi Ziyareti Haber

İnşaat Malzemecilerinden Başkan Ataç’a Yer Tahsisi Ziyareti

Eskişehir İnşaat Malzemeleri Tedarikçileri Grubu, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ı ziyaret ederek sektör firmaları için ortak, düzenli ve modern bir alan oluşturulması talebini iletti. Başkan Ataç, “Bu şehirde iş yapan, üreten, istihdam sağlayan insanların yanında olmak bizim görevimiz. Bizim açımızdan bir engel yok, yeter ki süreç kamu yararı doğrultusunda ilerlesin” dedi. Eskişehir İnşaat Malzemeleri Tedarikçileri Grubu, Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç’ı ziyaret etti. Tepebaşı Belediyesi Encümen Salonu’nda geniş katılımla gerçekleşen toplantıda, inşaat malzemeleri sektöründe faaliyet gösteren firmaların yer tahsisi, şehir içinde kalan işletmelerin yaşadığı sorunlar ve modern bir ticaret alanı oluşturulması konuları ele alındı. Grup adına konuşan Mustafa Sivri, sektör temsilcilerinin ortak hareket ettiğini belirterek, “Buradaki arkadaşlarımız yalnızca Tepebaşı’nda değil, Odunpazarı’nda da faaliyet gösteriyor. Hepimiz birlikteyiz. Eskişehir’de 25 yıllık, 30 yıllık, hatta 50 yıllık firmalar var. Bu insanların hepsi bu işin emektarı” dedi. Şehir içinde kalan işletmelerin ciddi zorluklar yaşadığını ifade eden Sivri, “Kepçeyi çalıştırıyoruz, şikâyet geliyor. Tır geliyor, ‘yolu kapatıyorsunuz’ deniliyor. Artık şehir içinde bu işler yapılamıyor. Bu mesele yalnızca ticaret meselesi değil; güvenli çalışma, sürdürülebilirlik ve Eskişehir’e katma değer sağlama meselesidir” diye konuştu. “Amacımız Eskişehir’deki bu sıkıntıyı çözmek” Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ise belediyenin kapısının her zaman açık olduğunu vurgulayarak, sektör temsilcilerinin talebine olumlu yaklaştıklarını söyledi. Ataç, “Burada amaç Eskişehir’deki bu sıkıntıyı çözmek. Biz başından beri bu konunun yanındayız. Çünkü bu şehirde iş yapan, üreten, istihdam sağlayan insanlar destek bekliyor. Bu talep kişisel ya da dar bir talep değil; Eskişehir’in üretim düzeni, ticaret yaşamı ve kent planlaması açısından değerlendirilmesi gereken bir ihtiyaçtır” dedi. “Bütünlüklü bir yaşam ve ticaret merkezi düşünülmeli” Yapılacak çalışmanın yalnızca dükkânlardan oluşan bir alan olarak düşünülmemesi gerektiğini belirten Ataç, “Altyapısı tamamlanmış, kafeteryası, restoranı, belki sağlık birimi olan bütünlüklü bir yaşam ve ticaret merkezi planlanmalı. Eskişehir için faydalı, düzenli ve sağlıklı işleyen bir merkez oluşturmak istiyoruz” diye konuştu. “Bakanlığın da olumlu yaklaşması gerekiyor” Sürecin bazı kamu kurumlarıyla ilgili boyutları bulunduğunu belirten Ataç, özellikle Tarım Bakanlığı sürecine dikkat çekerek, “Bizim açımızdan bir engel yok. Ancak bazı konuların ilgili kurumlar nezdinde çözülmesi gerekiyor. Bakanlığın da bu ihtiyacı olumlu karşılaması lazım. Bu siyaset üstü bir konudur. Önemli olan Eskişehir’in yararına, sektörün ihtiyacına ve kentin geleceğine uygun bir çözüm üretmektir” ifadelerini kullandı. Başkan Ataç, Tepebaşı’nda bugüne kadar yapılan çalışmaların nitelikli ve bütünlüklü bir anlayışla hayata geçirildiğini belirterek, “Tepebaşı kendi küllerinden yeniden doğmuş bir bölge. Bu, 25 yılın emeği. Elbette eksiklerimiz var. Bu konu da eksik kalan alanlardan biri. Biz meseleye yalnızca bugünü kurtarmak için değil, geleceği planlamak için bakıyoruz. Yapılacaksa düzenli, altyapısı güçlü, kente değer katacak bir çalışma yapılmalı” diye konuştu. Toplantıda, sektör temsilcilerinin taleplerinin teknik ekiplerle değerlendirilmesi, ihtiyaçların sözcü grubu aracılığıyla netleştirilmesi ve sürecin ilgili kurumlarla görüşülerek ilerletilmesi konusunda görüş birliğine varıldı.

Eskişehir'imizi Zehirletmeyecek, Sakarya Havzamıza Sahip Çıkacağız! Haber

Eskişehir'imizi Zehirletmeyecek, Sakarya Havzamıza Sahip Çıkacağız!

Eskişehir’in Mihalgazi ilçesi Alpagut-Atalan bölgesinde planlanan altın ve gümüş madeni projesine karşı açılan davalar kapsamında bölgede bilirkişi keşfi gerçekleştirildi. CHP Eskişehir Milletvekilleri Jale Nur Süllü, Utku Çakırözer ve CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin keşif alanında yaptıkları açıklamalarla projeye sert tepki gösterdi. Bölgenin tarım, hayvancılık ve ekolojik dengesi açısından kritik öneme sahip olduğuna dikkat çekilen açıklamalarda, projeye karşı güçlü bir itiraz dile getirilerek “Eskişehir'imizi zehirletmeyeceğiz” dediler. MİKROKLİMA VE DOĞA VURGUSU CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Avlamış’ın Orta Sakarya Havzası’nda yer alan ve “inanılmaz doğasıyla, hayvancılığıyla, sebze-meyve yetiştiriciliğiyle” öne çıkan bir bölge olduğunu belirterek, Türkiye’de Iğdır’la birlikte nadir mikroklima alanlardan biri olduğuna dikkat çekti. Bölgede planlanan altın-gümüş madeni projesine karşı bilirkişi keşfi için alanda olduklarını ifade eden Süllü, “Eskişehir’imizin suyuna, havasına, toprağına sahip çıkmak için buradayız” dedi. Süllü, milletvekilleri, belediye başkanları, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının da sürece birlikte dahil olduğunu vurguladı. Süllü, “Bugün burada aynı zamanda Ahmet Ataç Başkanım var, Kazım Kurt Başkanım var, TEMA yetkilileri, Büyükşehir Belediyesi ve Tepebaşı Belediye'mizin ekipleri, Baromuz, Jeoloji Mühendisleri Odamız, Ziraat Odamız, Jeoloji Mühendisleri Odamız, hep birlikte buradayız bugün Eskişehir'imizi korumak adına” diye konuştu. 2520 FUTBOL SAHASI BÜYÜKLÜĞÜNDE TEHDİT CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, projenin büyüklüğüne dikkat çekerek, “Burası Tepebaşı ile Mihalgazi’nin kavuşma noktası; tarımın, hayvancılığın yapıldığı verimli topraklar. Anadolu’yu besleyen bir alan” dedi. Yaklaşık 2 bin 520 futbol sahası büyüklüğünde maden ocağı planlandığını belirten Çakırözer, liç yöntemi ve siyanür kullanımına işaret ederek, “Dereleri, suyu, havası, toprağı zehirlenecek. Bu sadece Eskişehir’i değil, çevre illeri de etkileyecek bir risk” ifadelerini kullandı. “1 milyon Eskişehirli buna karşı” diyen Çakırözer, “Bu topraklara kıymayın, Eskişehir’i zehirlemeyin. Bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz” çağrısında bulundu. TÜRKİYE’YE KALAN KATMA DEĞER NEDİR? CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, bölgenin tarımsal üretim kapasitesine dikkat çekerek, “Aşağıya baktığımızda yüzlerce sığır, karşıda koyun sürüleri var. Temiz hava, üretim ve yaşam bir arada” dedi. Türkiye’de yapraklı sebze üretiminin önemli bir bölümünün bu bölgeden karşılandığını belirten Şevkin, “Bu altın çıkarıldığında Türkiye’ye kalan katma değer nedir?” sorusunu yöneltti. Şevkin, “ÇED raporunu tartışmaktan öte, bu altın gerçekten çıkarılmalı mı, bu doğa katledilmeli mi buna bakmalıyız” ifadelerini kullandı. FAY HATLARI VE İLİÇ UYARISI Aynı zamanda Jeloloji Mühendisi olan Şevkin, bölgenin ciddi jeolojik riskler barındırdığına dikkat çekerek, Eskişehir merkezli 100 kilometrelik alanda 17 fay zonu bulunduğunu, şehir merkezinde ise 6 büyüklüğünün üzerinde deprem üretebilecek aktif fayların yer aldığını belirtti. İliç’te yaşanan felaketi hatırlatan Şevkin, “9 canımızı kaybettik, hayvancılık ve su kaynakları yok oldu. Benzer bir tablo Eskişehir’de yaşanmasın diye buradayız” dedi. Süllü de açık ocak ve yığın liçi yöntemine işaret ederek, “Burası bir vadi, pasa burada yığılacak. Bu doğal yaşamı yok edecek. İzin vermeyeceğiz, sonuna kadar direneceğiz” diye konuştu. SU KAYNAKLARI VE SAKARYA HAVZASI RİSKİ Projede öngörülen su kullanımına da değinen Şevkin, “Saniyede 295 litre su demek, milyonlarca litre suyun kullanılması demektir. Bu, hem Sakarya’dan hem yeraltı sularından karşılanacak ve ekolojik dengeyi bozacaktır” dedi. Suyun yalnızca kuyularla karşılanmasının mümkün olmadığını vurgulayan Şevkin, “Sakarya Havzası su anlamında yok edilecek” uyarısında bulundu. Bölgenin su varlıkları ve tarımsal üretimi açısından hayati önemde olduğuna dikkat çekildi.

İthalatı Bitirecek "Yerli ve Milli" Ürün İçin İmzalar Atıldı! Haber

İthalatı Bitirecek "Yerli ve Milli" Ürün İçin İmzalar Atıldı!

Eskişehir Rumeli Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ERİAD), üniversite-sanayi iş birliğinde tarihi bir adıma imza attı. Anadolu Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi akademisyenleri tarafından geliştirilen stratejik bir ürünün patent haklarını devralan ERİAD, Türkiye’de üretimi olmayan bu yenilikçi ürünü ticarileştirerek ülke ekonomisine kazandıracak. ​Geri Dönüştürülmüş Camdan Mucize Ürün ​Anadolu Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi'nin kıymetli hocalarının uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda geliştirilen ürün, çevreci ve yüksek performanslı özellikleriyle dikkat çekiyor. Geri dönüştürülmüş camlardan üretilen bu teknolojik ürün; ​Yüksek yanmazlık özelliği, Mükemmel su, ses ve ısı izolasyonu, ​Antibakteriyel yapı, Kimyasallara karşı üstün dayanıklılık gibi kritik avantajlar sunuyor. ​Dört Stratejik Sektörde Devrim Yaratacak ​Türkiye’de halihazırda üretimi bulunmayan ve büyük oranda ithal edilen bu ürünün, yerli imkanlarla üretilmesiyle birlikte dışa bağımlılığın azalması hedefleniyor. Ürünün temel kullanım alanları ise şöyle: ​Beyaz Eşya Sanayisi: Yüksek yalıtım gerektiren parçalarda. ​İnşaat Sektörü: Binalarda üst düzey ısı, ses ve su yalıtımı uygulamalarında. ​Kimyasal Tesisler: Yüksek izolasyon gerektiren endüstriyel üretim alanlarında. ​Teknik Uygulamalar: Dayanıklılık ve izolasyonun kritik olduğu her türlü endüstriyel sahada. ​ERİAD: "Üretim Gücümüzü Artırmaya Kararlıyız" ​İmza töreninin ardından açıklama yapan ERİAD yönetimi, akademinin bilgi birikimini sanayinin üretim gücüyle birleştirmekten duydukları gururu dile getirdi. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: ​"Türkiye’de üretimi olmayan ve ithal edilen bu stratejik ürünü yerli ve milli imkanlarla üretmek için çalışmalarımıza hızla başlıyoruz. Katma değer üreten, ithalatı azaltan ve akademiyi sanayi ile buluşturan her projede öncü rol üstlenmeye devam edeceğiz." ​Bu iş birliğinin, Eskişehir’in inovasyon kapasitesini artırması ve Türkiye’nin teknoloji ihraç eden bir konuma gelmesine katkı sağlaması bekleniyor.

Eskişehirli Firmaya En Prestijli Tasarım Ödülü Haber

Eskişehirli Firmaya En Prestijli Tasarım Ödülü

Eskişehir sanayisinin köklü kuruluşlarından Tanatar Kalıp ve Pres İşleri San. Ltd. Şti., kendi markası MiiTi ile geliştirdiği “Miiti Infrared Grill” ürünüyle tasarım dünyasının en prestijli ödüllerinden biri olan “iF Design Award 2026’da” büyük bir başarıya imza attı. Firma, Ev Aletleri kategorisinde ödüle layık görülerek uluslararası tasarım arenasında önemli bir başarı elde etti. 1973 yılında Eskişehir’de küçük bir aile şirketi olarak kurulan Tanatar Kalıp ve Pres İşleri San. Ltd. Şti., yarım asrı aşan tecrübesiyle bugün otomotiv ve beyaz eşya sektörlerine yüksek kalite standartlarında üretim yapan güçlü bir sanayi kuruluşu konumunda bulunuyor. Kendi markası MiiTi ile üretim gücünü ve mühendislik altyapısını yenilikçi ürünlere taşıyan şirket, Türk sanayisinin küresel marka çıkarma potansiyelini bir kez daha ortaya koydu. Firma, iF International Forum Design GmbH tarafından düzenlenen ve 70 yılı aşkın süredir tasarım mükemmelliğinin simgesi kabul edilen organizasyonda, 2026 yılı Ev Aletleri (Mutfak Aletleri) kategorisinde ödüle layık görüldü. 68 ülkeden 10 bini aşkın başvuru arasından sıyrılan MiiTi Infrared Grill, 129 bağımsız tasarım profesyonelinden oluşan uluslararası jüri tarafından üstün tasarım ve teknoloji kalitesiyle ödüllendirildi. Karbon filament tabanlı yenilikçi teknoloji MiiTi Infrared Grill, gelişmiş karbon filament tabanlı infrared ısıtma teknolojisi sayesinde hızlı, kontrollü ve homojen pişirme imkânı sunuyor. Dört yılı aşkın Ar-Ge süreci ve iki yıllık yoğun test aşamasının ardından geliştirilen ürün; tasarımcılar, mühendisler ve teknisyenlerden oluşan geniş bir ekip tarafından hayata geçirildi. Arkasında 500 kişilik üretim gücü, yaklaşık 100 pres makinesi ve dört farklı üretim lokasyonu bulunan Tanatar Kalıp, metal soğuk şekillendirme ve endüstriyel üretimdeki yarım asrı aşan deneyimini artık kendi global markasıyla taçlandırıyor. Eskişehir OSB yönetiminden tebrik ziyareti Elde edilen uluslararası başarının ardından Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, Yönetim Kurulu Üyesi Erol Öz ve Denetim Kurulu Üyesi Hasan Hakan Bayar, firmayı ziyaret ederek Yönetim Kurulu Başkanı Serkan El ve ekibini tebrik etti. Ziyarette konuşan Başkan Küpeli, söz konusu ödülün yalnızca bir tasarım başarısı değil, aynı zamanda güçlü bir Ar-Ge vizyonunun sonucu olduğunu vurgulayarak, “Burada çok kıymetli bir Ar-Ge başarısı var. Eskişehir’in köklü bir firmasının bu ödülü alması son derece gurur verici. Dünyanın en prestijli tasarım ödüllerinden biri olan iF Design Award 2026’da Ev Aletleri Kategorisi’nde ödüle layık görülmek bizleri ayrıca onurlandırdı. Sayın Serkan El’i ve emeği geçen tüm ekip arkadaşlarını canı gönülden tebrik ediyorum. Eskişehir sanayisi olarak ülkemize katma değer üretmeye devam edeceğiz. Artık sadece üretim yapan değil, kendi markalarını oluşturan ve teknolojisini geliştirip, dünyaya sunan bir sanayi altyapısını daha da güçlendirmek istiyoruz. Tanatar tarafından geliştirilen “MiiTi Infrared Grill” bunun somut ve başarılı bir örneğidir. Yıllar süren bir çalışmanın ürünü bugün piyasaya çıkmış durumda. Gerçek katma değer işte burada yatıyor. Bu ürün özellikle sağlıklı ürün pişirmek isteyen tüketicilerden ve iş dünyasından çok büyük talep göreceğine inanıyorum” dedi. Global marka olma yolunda güçlü adımlar atıyoruz Tanatar Kalıp ve Pres İşleri Yönetim Kurulu Başkanı Serkan El ise bu başarının uzun soluklu bir vizyonun ürünü olduğunu belirterek, “Bu ödül, tesadüfen elde edilmiş bir başarı değil. Uzun yıllardır Ar-Ge’ye yaptığımız yatırımların, mühendislik altyapımıza verdiğimiz önemin ve ekip ruhuyla yürüttüğümüz çalışmaların doğal bir sonucudur. Dört yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığımız, iki yıl boyunca farklı kullanım senaryolarında test ettiğimiz bir üründen söz ediyoruz. MiiTi Infrared Grill’i geliştirirken yalnızca estetik bir tasarım hedeflemedik; enerji verimliliği, kullanım kolaylığı, güvenlik ve performansı bir bütün olarak ele aldık” diye konuştu. Eskişehir OSB yönetiminin her zaman firmalarının yanında olduğunu belirten El, “Eskişehir OSB yönetimi her zaman bizim destekçimiz oldu. Artık hedefimiz yalnızca parça üreten bir sanayi kuruluşu olmak değil; kendi teknolojisini geliştiren, kendi markasını dünyaya sunan ve küresel pazarlarda söz sahibi olan bir Türk markası haline gelmek. Şehrimiz ve ülkemiz için yüksek katma değer üretmeye, inovasyon geliştirmeye ve global ölçekte kalıcı bir marka olmaya kararlılıkla devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.