SON DAKİKA
Hava Durumu

#Katma Değer

Porsuk Haber Ajansı - Katma Değer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Katma Değer haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ESBALGÖÇ'den Kızılinler Projesine Destek Haber

ESBALGÖÇ'den Kızılinler Projesine Destek

Eskişehir Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği (ESBALGÖÇ) Başkanı Habibe Aydın, ERİAD Başkanı Rüştü Şentuna’nın Kızılinler Termal Projesi’ne ilişkin yaptığı açıklamaya tam destek vererek projenin şehre büyük katma değer sağlayacağını belirtti. ​Eskişehir Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği (ESBALGÖÇ) Başkanı Habibe Aydın, Balkan ve Rumeli camiası adına yazılı bir basın açıklaması yayımlayarak Eskişehir Rumeli Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (ERİAD) öncülük ettiği Kızılinler Termal Projesi'ne destek çağrısında bulundu. ​"Balkan Türkleri Şehrin Ekonomisine Değer Katıyor" ​Açıklamasında Balkan Türklerinin Eskişehir nüfusunun çoğunluğunu oluşturduğuna dikkat çeken Habibe Aydın, şu ifadelere yer verdi: ​"Balkan Türkleri, şehrimize göçlerinden sonra şehir tarihinde birçok alanda kalıcı sanayi yatırımları yapan, şehre hem üretim hem istihdam alanlarıyla değer katan, çalışkanlıklarıyla bilinen insanlardır. Bünyesinde Balkan ve Rumeli kökenli, Eskişehir sanayisine imzalarını atan pek çok sanayi kuruluşu barındıran ERİAD, Balkan camiasının gözbebeğidir." ​"Kızılinler Projesi Önemli Bir Ekonomik Fırsattır" ​Kuruluşlarından bu yana dernek üyesi olan ERİAD Başkanı Rüştü Şentuna’nın Kızılinler Termal Projesi ile ilgili yaptığı açıklamaları yakından takip ettiklerini vurgulayan Aydın, projenin Eskişehir için taşıdığı öneme işaret etti: ​"Balkan Türklerinin yaratıcı çalışkanlıklarıyla ellerini taşın altına sokarak ve sorumluluk alarak Eskişehirimize katkı sunacak Kızılinler Termal Projesi'nin yalnızca bir yatırım değil, Eskişehir'e birçok alanda katkı ve katma değer sağlayacak önemli bir ekonomik fırsat olduğuna inanıyoruz." ​"Camia Olarak ERİAD’ın Yanındayız" ​Eskişehir'de 1987 yılından bu yana temsilcisi oldukları Rumeli ve Balkan camiası adına ERİAD'a olan inançlarını yineleyen ESBALGÖÇ Başkanı Habibe Aydın, sürecin takipçisi olacaklarını belirterek açıklamasını şu sözlerle tamamladı: ​"Eskişehir'e imzasını atan Balkan kökenli kıymetli kuruluşları ve iş insanlarıyla gurur duyduğumuz ERİAD’ın ve yılmadan, sözlerinin arkasında durarak adeta kendilerini ortaya koydukları Kızılinler Termal Projesi'nin camia olarak yanındayız. Sürecin bir an önce ERİAD ve şehrimiz adına hayırla sonuçlanacağına dair inancımızı ve umudumuzu muhafaza ediyoruz."

Tarımsal Kooperatiflerde Pazarlama Eğitimi Düzenlendi Haber

Tarımsal Kooperatiflerde Pazarlama Eğitimi Düzenlendi

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ile TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi arasında gerçekleştirilen protokol kapsamında, tarımsal üretimde örgütlenme, ortak karar alma ve birlikte değer yaratma konularında üreticilerin bilgi ve farkındalık düzeylerinin artırılması amacıyla “Tarımsal Kooperatiflerde Pazarlama” eğitimi düzenlendi. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ile Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi arasındaki iş birliği ve protokol kapsamında gerçekleştirilen eğitim ile üreticilerin kooperatifçilik ve pazarlama konularındaki bilgi birikimlerinin geliştirilmesine katkı sağlanması amaçlandı. ESMEK Sarıcakaya Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirilen eğitimin eğitmenliğini, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Handan Giray üstlendi. Eğitime; TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, Sarıcakaya Ziraat Odası Başkanı Nevzat Aldemir, bölgede faaliyet gösteren tarımsal kooperatiflerin başkanları ve üyeleri ile bölgedeki üreticiler katılım sağladı. Eğitimde; tarımsal kooperatiflerin pazarlama süreçlerindeki rolü, üreticilerin birlikte hareket ederek pazarlama gücünü artırması, ortak karar alma mekanizmaları, tarımsal ürünlerde katma değer oluşturma ve üreticilerin pazardaki konumlarının güçlendirilmesine yönelik yaklaşımlar ele alındı. Tarımsal üretimde sürdürülebilirliğin ve üretici gelirlerinin artırılmasında kooperatifleşmenin önemi üzerinde durulurken, üreticilerin örgütlü bir yapı içerisinde hareket ederek ürünlerini daha etkin şekilde pazarlayabilmelerine yönelik bilgi ve deneyimler paylaşıldı. Eğitimin sonunda gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde, katılımcıların kooperatifçilik ve tarımsal ürünlerin pazarlanmasına ilişkin soruları yanıtlandı. Karşılıklı görüş ve deneyimlerin paylaşıldığı soru-cevap bölümü, eğitimin interaktif ve verimli bir şekilde tamamlanmasına katkı sağladı.

ETO Başkanı Güler: ''Finansmana Erişim Kolaylaştırılmalı!'' Haber

ETO Başkanı Güler: ''Finansmana Erişim Kolaylaştırılmalı!''

Eskişehir Ticaret Odası Başkanı Metin Güler, tüccar ve sanayicinin finansman sorununun altını çizerek, ekonomideki çarkların dönmesi; üretimin sürdürülebilmesi, rekabetçi ticaretin ve istihdamın devam edebilmesi için finansmana erişimin kolaylaştırılması gerektiğine dikkat çekti. Eskişehir Ticaret Odası (ETO) Başkanı Metin Güler, tüccar ve sanayicinin yaşadığı finansman sorunu hakkında değerlendirmede bulundu. 2023 yılından bu yana sıkı para politikasının devam ettiğini hatırlatan ETO Başkanı Metin Güler, mevcut ekonomi şartlarında tüccar ve sanayicinin ayakta kalabilmesi için finansman desteğinin şart olduğunu kaydetti. Yaklaşık üç yıldır fiyat istikrarını sağlamak amacıyla sıkı para politikasının uygulandığını belirten ETO Başkanı Metin Güler, bu süreçte reel sektörün hem yüksek finansman maliyetleri ve hem de krediye erişimde yaşadığı güçlükler sebebiyle zorlandığını dile getirdi. Yüksek faiz işletme maliyetlerini de artırıyor Finansman desteğinin üretim yapan, istihdam sağlayan ve katma değer oluşturan işletmeler için bir zorunluluk olduğunu belirten Güler, yüksek faiz politikasının yatırım kararlarının ertelenmesine, işletme sermayelerinin erimesine, rekabet gücünün azalmasına sebep olduğunu söyledi. Finansman maliyetlerinin artmasının üretim ve işletme maliyetlerini de artırdığını kaydeden ETO Başkanı Metin Güler, ticaretin sürdürülebilirliği için kamu bankaları ve özel bankaların da inisiyatif kullanarak, tüccar ve sanayiciye uygun koşullarda finansman sağlaması gerektiğine dikkat çekti. Bugün tüccar ve sanayiciye sağlanacak desteğin yarın ülkemiz için üretim, istihdam ve ihracat olarak geri döneceğini belirten Güler, ticari kredi faizlerinin makul seviyelere çekilmesi gerektiğinin altını çizdi. Reel sektörün desteklenmesi stratejik önem taşıyor Bankacılık sektörünün reel sektörün ihtiyaçlarını dikkate alarak üretimi desteklemesinin önemine dikkat çeken ETO Başkanı Metin Güler, reel sektörün güçlenmesinin ekonominin de istihdamın da güçlenmesi anlamına geldiğini kaydetti. KOBİ’lerin ve orta ölçekli işletmelerin ülkemiz ekonomisinin bel kemiği olduğunu hatırlatan ETO Başkanı Metin Güler, işletmelerin desteklenmesinin, finansman ihtiyacının giderilmesinin ülkemizin ekonomik geleceği açısından da stratejik öneme sahip olduğunu sözlerine ekledi.

Ata Tohumu Kavılca Buğdayında Bereketli Hasat Haber

Ata Tohumu Kavılca Buğdayında Bereketli Hasat

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından, ata tohumlarının korunması, çoğaltılması ve yeniden üretime kazandırılması amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında ekimi gerçekleştirilen Kavılca buğdayında hasat başarıyla tamamlandı. Hasat programına katılan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Anadolu’nun binlerce yıllık tarımsal mirasını yeniden Eskişehir’in bereketli topraklarıyla buluşturmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti. Çalışmalar kapsamında Kars’tan temin edilen yaklaşık 2 bin kilogram Kavılca buğdayı tohumu, 24 Ekim 2025 tarihinde Süpüren Mahallesi’nde 11 dekar, Yusuflar Mahallesi’nde ise 63 dekar olmak üzere toplam 73 dekarlık alana ekildi. Ekimden hasada kadar titizlikle takip edilen üretim sürecinin sonunda yaklaşık 17 ton Kavılca buğdayı elde edildi. Elde edilen yüksek verim, ata tohumu niteliğindeki Kavılca buğdayının Eskişehir’in iklim ve toprak koşullarına başarıyla uyum sağladığını ortaya koyarken, genetik mirasın korunması ve sürdürülebilir tarım anlayışı doğrultusunda yeniden üretime kazandırılması açısından da önemli bir başarı olarak değerlendirildi. Yaklaşık 5 bin yıllık geçmişe sahip Kavılca buğdayı, Eskişehir’in tarihî ve kültürel değerlerinden biri olan Küllüoba Ekmeği’nin en önemli hammaddeleri arasında yer alıyor. Hasadı gerçekleştirilen ürünün bir bölümü Küllüoba Ekmeği üretiminde kullanılacak, bir bölümü ise gelecek yıllardaki ekilişlerde değerlendirilmek üzere tohumluk olarak ayrılacak. Böylece hem ata tohumlarının çoğaltılması hem de gelecek nesillere aktarılması sağlanırken, Kavılca buğdayı üretiminin yaygınlaştırılması yönünde de önemli bir adım atılmış olacak. Hasat sonrasında tarlalarda kalan saplar da ekonomiye kazandırılacak. Balya haline getirilecek samanlar, aktif hayvancılık yapan yetiştiricilerin yem ihtiyacına destek olmak amacıyla değerlendirilecek. Böylece üretimin her aşamasında katma değer oluşturularak tarımsal kaynakların verimli kullanılması sağlanacak. Hasat programında konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, şunları söyledi: “Yaklaşık 5 bin yıl önce bu topraklarda yetişen, Anadolu’nun kadim mirası Kavılca buğdayının tohumlarını yeniden Eskişehir’in bereketli topraklarıyla buluşturduk. Önce tohumu toprağa emanet ettik. Ardından yeşerip başağa duruşuna tanıklık ettik. Şimdi ise büyük bir mutlulukla hasadını gerçekleştirdik. Toprağımızdan aldığımız bu kadim buğdayı, geçmişten günümüze uzanan Küllüoba Ekmeğimizin üretiminde kullanacağız. Binlerce yıllık bir mirası yeniden canlandırıyor; kendi arazilerimizde emeğimiz ve toprağımızın bereketiyle geleceğe taşıyoruz. Çünkü bu yalnızca bir buğdayın değil, geçmişten bugüne şehrimizin kadim tarihinin yeniden filizlenmesidir.”

İnönü’de “Altın Baharat” Safran Dönemi Haber

İnönü’de “Altın Baharat” Safran Dönemi

İnönü ilçesinde, yüksek katma değerli ürünlerden biri olan safran bitkisinin üretimi için önemli bir adım atıldı. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından düzenlenen eğitimleri başarıyla tamamlayan 44 üretici, düzenlenen törenle sertifikalarına kavuştu. ​İnönü İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü Toplantı Salonu’nda düzenlenen törene; İnönü Kaymakamı Talha Atılay Teymur, İnönü Belediye Başkanı Serhat Hamamcı, İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil ile ilçe protokolü, teknik personeller ve eğitimlerini tamamlayan çiftçiler katıldı. ​Teorik Bilgi Sahada Uygulamayla Birleşti ​Ziraat Mühendisi Rüstem Metin tarafından verilen kapsamlı eğitimlerde; safran bitkisinin iklim ve toprak seçimi, ekim teknikleri, hasat yöntemleri ve ürünün kalitesini koruma yolları detaylıca anlatıldı. ​Eğitim programı sadece teorik derslerle sınırlı kalmadı. 44 üretici, Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü ve Oklubalı Orman Fidanlığına düzenlenen teknik gezilerle edindikleri bilgileri yerinde pekiştirme imkânı buldu. Ayrıca, piyasadaki tağşişli (sahte) ürünlerin nasıl ayırt edileceği konusunda da üreticilere kritik bilgiler aktarıldı. ​İl Müdürü Yüksel Çil: “Safran, Tarımımızın Stratejik Gücü Olacak” ​Törenin açılışında konuşan Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, safranın modern tarımdaki önemine dikkat çekti: ​“Safran, az alanda yüksek gelir sağlayan, su tüketimi düşük ve iklim değişikliğine karşı dirençli stratejik bir bitkidir. İnönü ilçemizin toprak yapısı bu ürün için oldukça elverişli. Sertifikalarını alan 44 üreticimiz, sadece yeni bir üretim kolu seçmediler; aynı zamanda Eskişehir’in tarımsal çeşitliliğine büyük bir katma değer sağlama yolunda öncü bir adım attılar. İl Müdürlüğü olarak teknik desteğimiz her zaman çiftçilerimizin yanında olacaktır.” ​Eskişehir Tarımında Yeni Bir Vizyon ​Program, protokol üyelerinin üreticilere sertifikalarını takdim etmesiyle sona erdi. İnönü’de başlayan bu safran yetiştiriciliği hamlesinin, ilerleyen dönemlerde bölgedeki alternatif tarım ürünleri arasında önemli bir yer edinmesi ve bölge ekonomisine ciddi katkı sağlaması bekleniyor.

Eskişehir’de Kadın Çiftçilerden Alternatif Ürün Atağı: Altın Otu Hasadı Başladı! Haber

Eskişehir’de Kadın Çiftçilerden Alternatif Ürün Atağı: Altın Otu Hasadı Başladı!

Eskişehir’de kuraklığa dayanıklı ve yüksek kazanç getiren altın otu (helichrysum arenarium) bitkisinin ilk hasadı, düzenlenen coşkulu bir hasat şöleniyle gerçekleştirildi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın desteklediği proje, kadın çiftçilerin eliyle Eskişehir bozkırlarına yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor. "Bozkırlar Altın Çiçek ile Ölümsüzleşiyor" Projesi Nedir? Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen “Kadın Çiftçiler Tarımsal Yeniliklerle Buluşuyor Programı” kapsamında desteklenen proje büyük bir başarıya imza attı. Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Eskişehir Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen “Bozkırlar Altın Çiçek ile Ölümsüzleşiyor (Eskişehir’de Altın Otu Yaygınlaştırma Projesi)” kapsamında yetiştirilen altın otlarının hasadı törenle yapıldı. Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü toplantı salonunda bilgilendirme toplantısıyla başlayan program, proje kapsamında kurulan demonstrasyon (deneme) parsellerindeki hasat şöleniyle devam etti. Hasat Programına Yoğun Katılım Projenin hasat etkinliğine; Alpu Kaymakamı İslam Timur, Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürü Ulaş Çınar, Koordinasyon ve Tarımsal Veriler Şube Müdürü Mehmet Yurt, Alpu İlçe Tarım ve Orman Müdürü Cemal Sönmez Baş ve projeye emek veren çok sayıda kadın çiftçi katıldı. İklim Değişikliğine Karşı Kuraklığa Dayanıklı Alternatif Ürün Etkinlikte yapılan konuşmalarda, tıbbi ve aromatik bitkiler arasında çok önemli bir yere sahip olan altın otunun önemine değinildi. Özellikle küresel iklim değişikliği ve kuraklığın etkilerinin arttığı günümüzde, altın otunun şu özellikleri öne çıktı: Düşük Su Tüketimi: Kurak iklim şartlarına son derece dayanıklı yapısıyla su tasarrufu sağlıyor. Yüksek Katma Değer: Ekonomik getirisinin yüksek olması sayesinde üreticiler için harika bir alternatif gelir kaynağı. Kırsal Kalkınmaya Katkı: Eskişehir'in tarımsal ürün çeşitliliğini artırarak bölge ekonomisini canlandırıyor. Alpu’nun Emekçi Kadınlarına Sertifika Proje kapsamında daha önce altın otu yetiştiriciliği eğitimi alan Alpu ilçesinden kadın çiftçilere, program esnasında katılım sertifikaları takdim edildi. Kadın çiftçilerin üretim sürecinde üstlendiği aktif ve öncü rolün, projenin başarısında en büyük paya sahip olduğu vurgulandı. Tören, demonstrasyon alanlarında yapılan incelemeler, ilk hasat çalışmaları ve çekilen toplu hatıra fotoğrafı ile son buldu. Projenin nihai hedefi; Eskişehir genelinde kadın istihdamını artırmak, alternatif ürün desenini geliştirmek ve kırsal kalkınmayı kalıcı hale getirmek.

Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli’den Kritik Büyüme Uyarısı Haber

Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli’den Kritik Büyüme Uyarısı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2026 yılı 1. çeyrek büyüme rakamlarını değerlendiren Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, ekonominin yüzde 2,5 oranında büyümesine karşın sanayi sektöründeki yüzde 0,8’lik küçülmenin çok ciddi bir uyarı olduğuna dikkat çekti. Küpeli, kredi musluklarının tamamen kapanmasıyla finansmana erişimde yaşanan büyük sıkıntıların sanayiciyi boğduğunu belirterek, “Üretemeyen, sanayisi küçülen bir büyüme modeli Türkiye’nin geleceği açısından büyük sıkıntılar yaratacaktır” dedi. Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ilk çeyreğinde kaydettiği yüzde 2,5’lik büyüme verisinin alt kalemleri, üretim cephesindeki endişe verici tabloyu gözler önüne serdi. Açıklanan veriler ışığında bir değerlendirme yapan Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli, hane halkı tüketiminin yüzde 4,8, bilgi ve iletişim sektörünün yüzde 9,5 büyüdüğü bir ortamda, ekonominin amiral gemisi olan sanayi sektörünün yüzde 0,8, imalat sanayisinin ise yüzde 1,4 oranında daralmasının sürdürülebilir bir durum olmadığını vurguladı. “Bu küçülmenin ayak seslerini aylar öncesinden duyuyorduk” Sanayide yaşanan bu daralmanın bir sürpriz olmadığını ve sahadaki gerilemenin uzun süredir kendini hissettirdiğini belirten Başkan Küpeli, çarpıcı tespitlerde bulundu: "Açıkça ifade etmeliyim ki; sanayideki bu küçülmenin ayak sesleri aylar öncesinden gelmeye başlamıştı. Bizler Organize Sanayi Bölgelerinde, fabrikaların kalbinde yer alan yöneticiler olarak, çarkların yavaşladığını, siparişlerdeki düşüşü ve yatırım iştahındaki derin kaybı aylar öncesinden yetkililere duyurmaya çalışıyorduk. Sanayicilerimizden gelen geri bildirimler, üretimdeki ivme kaybının sert olacağına işaret ediyordu. Dün TÜİK istatistiklerine yansıyan bu eksi büyüme tablosu, sanayicinin aylardır sahada tek başına göğüs germeye çalıştığı darboğazın resmi bir tescilidir." “Kredi muslukları tamamen kapandı, sanayici finansman bulamıyor” Sanayideki gerilemenin kök sebeplerine inildiğinde karşımıza kusursuz bir fırtınanın çıktığını dile getiren Küpeli, özellikle finansmana erişim krizine dikkat çekerek şunları söyledi: "Bugün üretim cephesinde yaşanan daralmanın bir numaralı sebebi sanayicinin finansmana erişimde yaşadığı devasa sıkıntıdır. Kredi muslukları kelimenin tam anlamıyla neredeyse tamamen kapanmış durumdadır. Uygulanan sıkı para politikası kapsamında faizlerin geldiği nokta, bırakın yeni yatırımları hayata geçirmeyi, sanayicinin günlük işletme sermayesini dahi çeviremez hale gelmesine yol açmıştır. Krediye ulaşabilen şanslı kesim için ise maliyetler altından kalkılamayacak kadar yüksektir." “Üretim kapasitemizi kaybetmek, geleceğimizi kaybetmektir” Enflasyonla mücadelenin öneminin iş dünyası tarafından da desteklendiğinin altını çizen Nadir Küpeli, uzun süredir sanayicinin sıkıntılarını sürekli dile getirdiklerini, bunu yetkili tüm kesimlere ve ilgili makamlara aktardıklarını belirterek, uyarısını şu sözlerle noktaladı: "Bizler, ülkemizin makroekonomik istikrarı ve enflasyonla mücadelesi için atılan adımların ne denli hayati olduğunun farkındayız ve bu süreci destekliyoruz. Ancak, enflasyonla mücadele edilirken ekonominin ana direği olan üretim kapasitesi yıkıma uğratılmamalıdır. Üretim ekonomisi zayıflayan, sadece tüketerek ve hizmet sektörleriyle büyüyen bir yapının kalıcı refah getirmesi imkansızdır. Sanayideki bu daralma, önlem alınmazsa yarın karşımıza istihdam kayıpları ve kapanan fabrikalar olarak çıkacaktır. Türkiye’nin geleceği, ihracat pazarlarında ayakta kalabilen, teknoloji üreten ve katma değer yaratan güçlü bir sanayiden geçmektedir. İvedilikle reel sektörün sesine kulak verilmeli, üretim ve yatırım yapacak sanayicimiz için kredi kanalları kontrollü bir şekilde yeniden açılmalı ve sanayiyi destekleyen yapısal reformlar hayata geçirilmelidir. Enflasyonla mücadele sadece para politikasında sıkılaşma ile olamaz, enflasyonla en etkili mücadele yöntemi sanayide, her ürünü daha fazla üretmekten ve ihracattan geçer. Sanayici hammadde alamaz, Elektrik, Gaz vs. gibi ödemeleri yapamaz ise üretim düşer, üretim düşünce enflasyon maalesef düşmüyor. Bankaların kredi kısıtlamasından ve büyümesinden üretim amaçlı taleplerin hariç tutulması gerekir. Ancak uygulanan bu ekonomik model sanayimizin rekabet gücünü, ciddi ölçüde kaybettiriyor. Üretim gücümüz hızla eriyor ve o yüzden enflasyonla mücadele de istenen sonuçlara bir türlü ulaşılamıyor."

Beylikova NTE ve Toryum Rezervi Masaya Yatırıldı Haber

Beylikova NTE ve Toryum Rezervi Masaya Yatırıldı

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi ve TMMOB Maden Mühendisleri Odası Eskişehir İl Temsilciliği tarafından düzenlenen panelde, Beylikova’da ki Nadir Toprak Elementleri ve bölgede bulunan dünyanın en büyük ikinci toryum sahasının potansiyeli ile Türkiye’nin yüksek teknolojisine yapacağı katkılar masaya yatırıldı. Türkiye’nin teknolojik ve enerji bağımsızlığı için kritik öneme sahip olan Nadir Toprak Elementleri (NTE) ve Toryum potansiyeli düzenlenen panelde ele alındı. Sektör temsilcileri, akademisyenler, mühendisler ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleşen panelde; Beylikova sahasının sadece bir maden sahası değil, Türkiye’nin "milli teknoloji hamlesi" olduğu ifade edildi. Özdilek Kültür Merkezi’nde yapılan panelin açılış konuşmasını yapan TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi Başkanı Merve Edizkan Cihan şu ifadeleri kullandı; "Bugün burada yalnızca bir maden sahasını konuşmak için değil; Türkiye’nin teknoloji, enerji, sanayi ve stratejik bağımsızlığı açısından son derece önemli bir konuyu değerlendirmek üzere bir araya geldik. Nadir toprak elementleri artık yalnızca madencilik sektörünün değil; savunma sanayiinden yenilenebilir enerjiye, elektrikli araç teknolojilerinden yüksek teknoloji üretimine kadar birçok alanın temel ham maddesi hâline gelmiştir. Dünyada yeni ekonomik ve teknolojik dengeler kurulurken bu kaynaklara sahip ülkelerin önemi her geçen gün daha çok artmaktadır. Eskişehir Beylikova sahası da bu anlamda ülkemizin en dikkat çekici stratejik kaynak alanlarından biridir. İçerdiği nadir toprak elementleri ve toryum potansiyeliyle yalnızca ekonomik değil; bilimsel, teknolojik ve jeopolitik açıdan da büyük bir değere sahiptir. Ancak hepimizin çok iyi bildiği gibi doğal kaynakların gerçek değeri; onları bilimsel yöntemlerle, doğru planlamayla, çevresel duyarlılıkla ve mühendislik aklıyla değerlendirebildiğimiz ölçüde ortaya çıkar. Bugün artık sadece madeni çıkarmanın yeterli olmadığı bir dönemdeyiz. Özellikle ülkemizin ekonomik koşullarını düşündüğümüzde sahip olduğumuz stratejik kaynakları ham madde olarak ihraç eden değil; işleyen, teknolojiye dönüştüren ve yüksek katma değerli son ürün hâline getirebilen bir anlayışa ihtiyacımız var. Çünkü gerçek kazanç, yalnızca yer altındaki cevheri çıkartmakla değil; o cevheri bilgiyle, teknolojiyle ve sanayiyle buluşturarak ülke ekonomisine yüksek katma değer olarak geri kazandırabilmekten oluşur. Nadir toprak elementleri gibi stratejik minerallerin geleceği; cevher zenginleştirmeden ileri teknoloji üretimine, araştırma geliştirmeden sanayi entegrasyonuna kadar bütüncül bir bakış açısını zorunlu kılmaktadır. Eğer bizler bu kaynakları yalnızca ham madde olarak ihraç edersek asıl ekonomik değeri başka ülkeler yaratmış olacaktır. Oysa hedefimiz, bu kaynaklardan elde edilen teknolojiyi, üretimi ve nihai ürünü de ülkemizde geliştirebilmektir. Tam da bu nedenle bugün burada jeoloji ve maden mühendisliğinin birlikte ürettiği bilimsel bakış açısını konuşacağız. Çünkü madencilik yalnızca yer altındaki cevheri çıkarmak değil; kaynak yönetimi, teknoloji geliştirme, çevre koruma, sürdürülebilirlik ve kamu yararını birlikte değerlendirme sorumluluğudur. Jeoloji mühendisleri olarak bizler; ülkemizin doğal kaynaklarının bilim ve teknik rehberliğinde değerlendirilmesini, plansız ve kısa vadeli değil, gelecek nesilleri gözeten sürdürülebilir bir anlayışla yönetilmesini savunuyoruz. Beylikova sahası gibi stratejik alanların da ancak nitelikli mühendislik hizmetleri, bilimsel araştırmalar ve güçlü teknolojik altyapıyla ülkemize gerçek anlamda katkı sağlayabileceğine inanıyoruz." dedi. TMMOB Maden Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Temsilcisi Gamze Yaş yaptığı açılış konuşmasında; "Nadir Toprak Elementleri korozyona karşı dirençli ileri teknoloji malzeme üretiminde çok farklı sektörlerde kullanımları nedeniyle stratejik elementler olarak değerlendirilmektedir. Türkiye açısından baktığımızda ise bu konu daha çok büyük bir anlam taşımaktadır. Ülkemiz ve özellikle Eskişehir'in sahip olduğu jeolojik potansiyel ile önemli bir avantaja sahiptir. Ancak burada asıl mesele yalnızca rezerv bulmak değil, asıl mesele bu kaynakları bilimsel yöntemlerle araştırmak, çevresel sürdürülebilirliği gözeterek işlemek ve yüksek katma değerli ürünlere dönüştürebilmektir. ​Bu nedenle bugün burada yalnızca bir maden grubunu değil, aslında geleceğin teknolojisini, enerji dönüşümünü, ülkelerin stratejik bağımsızlığını konuşmak için bir aradayız. Ayrıca bu mineralleri bilimsel irdeleyerek jeolojik oluşumu, yapısı, yataklanması gibi jeolojik konularla beraber madencilik açısından rezervi, üretim yöntemi, zenginleştirme prosesi gibi konuları kıymetli hocalarımız ile ele alacağız." dedi. Panelde konuşan projenin eski yürütücüsü Jeoloji Yüksek Mühendisi İsrafil Kayabalı, Beylikova sahasındaki 30,4 milyon tonluk kompleks cevher rezervinin detaylarını paylaştı. Kayabalı, "Hedefimiz hammadde satmak değil, yüksek teknoloji üreten ülke olmaktır" dedi. ​Eskişehir’in maden zenginliği ve Beylikova bölgesindeki Nadir Toprak Elementleri (NTE) rezervleri, düzenlenen teknik bir sunumla masaya yatırıldı. MTA bünyesinde projenin başkanlığını yürütmüş olan Jeoloji Yüksek Mühendisi İsrafil Kayabalı, sahadaki rezerv miktarından ekonomik değerine, çevresel etkilerden stratejik önemine kadar kritik açıklamalarda bulundu. ​30,4 Milyon Tonluk Dev Rezerv Kayabalı’nın paylaştığı verilere göre, Beylikova sahasında yapılan çalışmalar sonucunda toplam 30,4 milyon ton (görünür+muhtemel) kompleks cevher rezervi tespit edildi. Bu rezervin mineral içeriği; Florit: 11.381.760 ton (%37,44 tenör), ​Barit: 9.436.160 ton (%31,04 tenör), NTE (Basnazit+Monazit): 1.015.360 ton (%3,34 tenör), Yantaş (Gang) Mineralleri: 8.566.720 ton olarak belirtildi. ​​Yüksek Teknoloji İçin "Nadir" Fırsat ​Sunumda, Nadir Toprak Elementlerinin cep telefonlarından elektrikli otomobillere, savunma sanayiinden uzay teknolojilerine kadar geniş bir alanda kullanıldığı vurgulandı. 1 ton orijinal cevherden elde edilen dağılımda; Seryum (16 kg), Lantan (12 kg), Neodmiyum (4 kg) ve Praseodmiyum gibi yüksek piyasa değerine sahip elementlerin bulunduğu ifade edildi. Özellikle Neodmiyum ve Praseodmiyumun kg fiyatının 100-110 dolar bandında olması, sahanın ekonomik potansiyelini gözler önüne seriyor. ​"Maden Çalışmaları Fay Hatlarını Tetiklemez" Son dönemde kamuoyunda oluşan endişelere yanıt veren Kayabalı, madencilik faaliyetlerinin depremle ilişkisi olmadığını belirterek şunları söyledi: "Uzmanlık alanım deprem mühendisliği olmasa da şunu net söyleyebilirim; maden çalışmaları fay hatlarını tetiklemez. Beylikova'daki maden, 25 milyon yıl önceki volkanizmaya bağlı oluşmuş, ölü bir fay üzerindedir. Aktif bir fay varsa o zaten kendi enerjisini boşaltır, maden işletmesiyle kırılmaz."dedi. ​Florit ve Barit İthalatına Çözüm Türkiye’nin yıllık 130 bin ton civarındaki florit ihtiyacının tamamını ithal ettiğine dikkat çeken Kayabalı, barit ihracatının ise ekonomiye 25-60 milyon dolar katkı sağladığını belirtti. Beylikova sahasının işletilmesiyle, florit ithalatı için harcanan milyonlarca doların yurt içinde kalması hedefleniyor. ​"Vahşi Madencilik Değil, Yüksek Teknoloji" ​İsrafil Kayabalı, yaptığı sunumda; "Madeni çıkarmak kolaydır; asıl olan onu işleyip uç ürün haline getirmektir. Hammadde satan değil, teknoloji üreten ülke olmalıyız. Florit ve barit konsantrelerinin radyoaktif kirliliği nedeniyle ticari ürün olarak değerlendirilmesi teknik bir hassasiyetle ele alınmalıdır. Basında yer alan "694 milyon ton" gibi rakamların resmi bir karşılığı yoktur; 30,4 milyon tonluk rezerv, bilimsel verilerle sabittir. Konu, günlük siyasete malzeme yapılmadan teknik gerekliliklere uygun olarak yönetilmelidir. ​Kayabalı, madenciliğin Türkiye ekonomisine katkısının şu an %2,5 seviyelerinde olduğunu ve Beylikova gibi stratejik sahaların bilimsel yöntemlerle ekonomiye kazandırılmasının bir zorunluluk olduğunu ifade ederek sözlerini tamamladı. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muammer Kaya, Beylikova’daki Nadir Toprak Elementleri (NTE) ve Toryum sahasının Türkiye'yi nükleer enerji liginde üst sıralara taşıyacağını belirtti. Kaya, "Dünyanın en büyük 2. toryum rezervine sahip ülkelerinden biri olarak bu treni kaçırmamalıyız" dedi. ​Panelde konuşan Prof. Dr. Muammer Kaya, Eskişehir Beylikova’daki cevherin sadece bir maden değil, Türkiye’nin "yeşil enerji" geleceği olduğunu vurguladı. Kaya, toryumun uranyuma göre daha güvenli, çevreci ve barışçıl bir nükleer yakıt olduğunu ifade etti. ​Dünyada Toryum Rezervi: Türkiye Stratejik Konumda Prof. Dr. Kaya’nın sunduğu verilere göre, Türkiye toryum kaynağı açısından dünyada 12. sırada yer alırken, rezerv miktarı bazında (IAEA ve World Nuclear Association verilerine göre) 374 bin ton ile dünyanın en önemli oyuncularından biri konumundadır. Beylikova sahası yaklaşık 380 bin ton görünür Toryum rezerviyle nükleer enerji için devasa bir potansiyel sunmaktadır. ​"Toryumlu Otomobiller ve Kombiler Gelecek" Toryumun sadece dev santrallerde değil, günlük yaşamda da devrim yaratabileceğini belirten Kaya, şu öngörülerde bulundu: "Gelecekte evlerimizde toryumlu kombiler veya toryumlu otomobiller görebiliriz. Toryum, uranyuma nazaran çok daha barışçıl bir enerji kaynağıdır. Bizim bu kaynağı zenginleştirip yakıt formuna dönüştürecek teknolojiyi (know-how) acilen geliştirmemiz gerekiyor." ​Siyanür Tartışmalarına Bilimsel Yanıt: "Aramada Değil, Üretimde Kullanılır" ​Kamuoyundaki yanlış algılara da değinen Prof. Dr. Kaya, siyanürün maden arama veya sondaj aşamasında kesinlikle kullanılmadığını hatırlattı: "Siyanür sadece üretim aşamasında, 'liç' dediğimiz işlemde kullanılır. Eğer bu işlem kapalı tanklarda veya doğru mühendislikle düz arazide 'yığın liçi' şeklinde yapılırsa çevreye zarar vermez. İliç'teki kaza, eğimli arazide yapılan yüksek yığından kaynaklanan bir mühendislik hatasıdır. Modern yöntemler ve doğru işletmecilikle madencilik, uçak yolculuğu kadar güvenlidir." ​Beylikova NTE Pilot ve Endüstriyel Tesis Tasarımı ​Beylikova'daki tesisleşme süreci ; 2020 yılında Eti Maden tarafından kurulmuş ve Nisan 2023'te sürekli üretim testlerine başlanmıştır. Kırma-öğütme, manyetik ayırma ve liç süreçleriyle %85 oranında NTE konsantresi elde etmek. Yılda 72.000 ton Barit ve 70.000 ton Florit üretimi planlanmaktadır. ​Enerji Bağımsızlığı İçin Milli Yakıt ​Türkiye'nin enerji ihtiyacının %74'ünü ithal ettiğini hatırlatan Prof. Dr. Muammer Kaya, "Enerji üretim, üretim ise kalkınma demektir. Kendi 'kokar yakıtımız' olan toryumu ekonomiye kazandırmak, milli bir görevdir" diyerek sözlerini tamamladı. Panelin moderatörü Jeoloji Yüksek Mühendisi Hüseyin Sendir ise şu ifadeleri kullandı; "21. yüzyılın çok önemli konularından biri olan nadir toprak elementleri üzerine, Eskişehir özelinde özellikle yaklaşımda bulunacağız. Nadir toprak elementleri, savunma sanayisinden pil yapımına kadar birçok alanda teknolojik ürün olarak kullanılıyor. Artık özellikle toryumda yeşil enerji alanında çok büyük kullanım alanına sahip bir mineralimiz, elementimiz ve onun bileşimlerinden mineralimiz var ve kullanılıyor. Önemli olan madenlerimizi çıkarabilmek ama ortak yolu bulup hani doğayı da koruyup, halkla iç içe olup bir şekilde madenleri çıkarmak önemlidir. Çevreyi kirletmeden ama bu değerimiz bizim de, onları da işleyip uç ürün olarak elde edip satış noktasında rekabet etmemiz gerekiyor, bu kaçınılmaz bir şeydir. O yüzden değerlendirme yönünde çabalarımız sürüyor diye düşünüyorum." dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.