SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kamusal Eğitim

Porsuk Haber Ajansı - Kamusal Eğitim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kamusal Eğitim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ADD, ÇYDD ve Eğitim-İş El Ele: 23 Nisan Ruhuyla Geleceği Savunuyoruz Haber

ADD, ÇYDD ve Eğitim-İş El Ele: 23 Nisan Ruhuyla Geleceği Savunuyoruz

ADD Eskişehir Şubesi, ÇYDD Eskişehir Şubesi ve Eğitim-İş Eskişehir Şubesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda Valilik Meydanı’ndan ortak ses yükseltti. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) açılışının 106’ncı yılı ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Eskişehir’de anlamlı bir törenle kutlandı. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş) tarafından düzenlenen çelenk sunma töreninde, çocuk hakları ve laik eğitim vurgusu yapıldı. ​Eskişehir Valilik Meydanı’nda Milli Egemenlik Vurgusu ​Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan törende, kurumlar adına ortak açıklamayı Eğitim-İş Eskişehir Şube Başkanı Fadime Arslan gerçekleştirdi. Arslan, 23 Nisan’ın sadece bir kutlama değil, egemenliğin saraydan alınıp millete devredildiği bir halk devrimi olduğunu hatırlattı. ​"Çocuklarımız Sistematik Hak İhlalleriyle Karşı Karşıya" Eğitim-İş Eskişehir Şube Başkanı ​Fadime Arslan tarafından okunan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla egemenlik saraydan alınarak koşulsuz şartsız millete devredilmiştir. Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün, cumhuriyetimizin temelini oluşturan bu anlamlı günü çocuklara armağan etmesi asla bir tesadüf değildir. Başöğretmenimiz, “Ey yükselen nesil! İstikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.” sözleriyle bu ülkenin ve cumhuriyetimizin asıl sahiplerinin çocuklar olduğunu tüm dünyaya ilan etmiştir. Ancak bugün, ulusal egemenliğimizi ve çocuk bayramımızı kutlarken cumhuriyetin asıl sahipleri olan çocuklarımızın yaşam, sağlık, eğitim, barınma ve beslenme gibi en temel hakları dahi sistematik şekilde ihlal ediliyor. Biliyoruz ki gerçek bir egemenlikten söz edebilmenin en temel koşulu, her çocuğumuzun özgür doğduğu, kamusal haklara erişebildiği ve güvenle büyüyebildiği bir ülkeyi inşa etmektir. Ülkesinin kurucusu tarafından kendilerine armağan edilen bir günde milyonlarca çocuğumuz derinleşen ekonomik kriz, yoksulluk, laik ve bilimsel niteliği aşındırılan eğitim sistemiyle karşı karşıyadır. Ailelerin beslenme çantası maliyeti altında ezildiği, okullarında açlıktan bayılan çocukların olduğu bir ülkede, “en az bir öğün ücretsiz yemek” talebinin görmezden gelinmesi asla kabul edilemez. Çocuklarımızın en temel ihtiyaçlarını dahi ‘maliyet kalemi’ olarak gören bu zihniyet aydınlanma yuvası olan okulları sermayenin arka bahçesine dönüştürme gayretindedir. Eğitim sistemi kamusal bir hak olmaktan çıkarılmış, MESEM gibi uygulamalar eliyle sermayeye ucuz ve güvencesiz iş gücü sağlayan bir yapıya dönüştürülmüştür. Yüz binlerce çocuğumuz örgün eğitimden koparılmakta, “mesleki eğitim ve staj” kılıfı altında çocuk işçiliği devlet eliyle meşrulaştırılmaktadır. 2025 yılında sadece MESEM’e kayıtlı en az 85 çocuk, iş cinayetlerinde yaşamını yitirmiştir. Gencecik bedenler iş cinayetlerine kurban giderken çocuk yoksulluğu sistematik olarak kuşaktan kuşağa aktarılmaktadır. Bedenleri sömürülen çocuklarımızın zihinleri de dogmalarla kuşatılmak istenmektedir. Eleştirel düşünceden uzak, biat eden nesiller yetiştirme hedefi doğrultusunda, ideolojik tahakküm aracı olarak kullanılan tarikat ve cemaat uzantılı yapılar türlü protokollerle okullara sokuluyor. Eğitimin laik ve bilimsel niteliği gerici ve piyasacı kuşatmalarla aşındırılırken çocuklarımız aydınlanmadan ve pedagojik ilkelerden uzak müfredatlarla geleceksizliğe mahkûm ediliyor. Tüm bu tablonun çıktısı ise yapısal bir şiddet sarmalıdır. Güvencesizlik, geleceksizlik, yoksulluk ve öğretmenin değersizleştirilmesinin birleşimiyle çocuklarımız; fiziksel, psikolojik ve sosyal olarak bu yapısal şiddetin en savunmasız hedefi ve doğrudan mağduru haline gelmektedir. Verdiğimiz laik, bilimsel ve kamusal eğitim mücadelesi, yalnızca bugünü değil; 23 Nisan’ın gerçek ruhuna sahip çıkarak çocuklarımızın geleceğini aydınlatma kavgasıdır. Başta aydınlık yarınlarımızın teminatı olan çocuklarımız olmak üzere tüm halkımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyor, bugünü çocuklarımız için gerçek anlamıyla bir bayram haline getirene dek laik, bilimsel ve kamusal eğitim mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi ilan ediyoruz."

Eğitim İş Eskişehir’den Milli Eğitim Önünde Oturma Eylemi Haber

Eğitim İş Eskişehir’den Milli Eğitim Önünde Oturma Eylemi

Eğitim İş Eskişehir Şubesi, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda yaşanan kanlı saldırılara tepki göstermek amacıyla İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması ve oturma eylemi başlattı. Şube Başkanı Fadime Arslan, "Okullar güvensiz hale geldi, yaşam hakkımız tehdit altında" diyerek sendikalara ortak mücadele çağrısı yaptı. ​Eskişehir’de Eğitim Emekçilerinden Sessiz Protesto ​Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş’ta eğitimcilerin ve öğrencilerin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan saldırılar, Eskişehir’de büyük bir tepkiyle karşılandı. Eğitim İş Eskişehir Şubesi, Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde yapılmak istenen yürüyüşün engellenmesini ve okullardaki şiddet sarmalını protesto etmek için Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir araya geldi. ​"Hak Arama Özgürlüğü Engellenemez" ​Basın açıklamasında konuşan Eğitim İş Eskişehir Şube Başkanı Fadime Arslan, Ankara’da yaşanan barikat engeline değinerek, "Eğitimde şiddeti protesto etmek isteyen eğitim emekçileri 9 saat boyunca alanda bekletilmiştir. Bu durum hak arama özgürlüğünün engellenmesidir" dedi. Arslan, saldırılarda hayatını kaybeden meslektaşları ve öğrenciler için taziye dileklerini iletti. ​Çözüm Önerisi: "Köy Enstitüleri Modeli" ​Eğitimdeki güvenlik sorununun sadece polisiye önlemlerle çözülemeyeceğini savunan Arslan, tarihi bir referans vererek Köy Enstitüleri modelini işaret etti: ​"Köy Enstitüleri, güvenliğin dışsal önlemlerle değil; aidiyet, üretim ve eşitlik temelinde nasıl kurulabileceğini göstermiştir. O kurumlarda okul toplumdan kopuk değildi, öğrenciler okulunu sahipleniyordu. Güvenlik, dışarıdan dayatılan bir önlem değil, içeriden kurulan bir düzendi." ​Sendikalara Ortak Mücadele Çağrısı ​Fadime Arslan, eğitimde şiddet konusunun siyaset üstü bir mesele olduğunu vurgulayarak tüm eğitim sendikalarına şu çağrıda bulundu: ​Birlik Mesajı: "Eğitimde şiddet karşısında ayrı gayrı olmaz. Bu mesele hepimizin meselesidir." ​Ortak Ses: "Tüm sendikaları birlikte mücadele etmeye, ortak ses çıkarmaya davet ediyoruz." ​Sessiz Eylem: "İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde saat 17.00’ye kadar sürecek olan sessiz oturma eylemimiz, bu ortak mücadelenin çağrısıdır." ​"Bilimsel ve Kamusal Eğitim Şart" ​Eğitim sisteminin piyasacı ve güvencesiz yapısının değişmesi gerektiğini belirten Eğitim İş, çözümün hakçı, bilimsel ve kamusal eğitim anlayışında olduğunu vurguladı. Açıklama, "Eğitim emekçileri susmayacak, çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin yaşam hakkı için mücadeleye devam edeceğiz" sözleriyle noktalandı.

ADD Eskişehir Şube Başkanı Avci: "Köy Enstitüleri Geleceğin Pusulasıdır" Haber

ADD Eskişehir Şube Başkanı Avci: "Köy Enstitüleri Geleceğin Pusulasıdır"

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci, Köy Enstitülerinin 86. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, bilimsel ve laik eğitim vurgusu yaptı. ​Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci, Cumhuriyet tarihinin en önemli eğitim projelerinden biri olan Köy Enstitülerinin kuruluşunun 86. yılı nedeniyle bir basın açıklaması yayımladı. Avci, Köy Enstitüleri ruhunun günümüz eğitim sistemindeki sorunlara çözüm olabileceğini belirtti. ​"Cehalete Karşı Bilim, Karanlığa Karşı Aydınlık" ​Köy Enstitülerinin yalnızca bir okul değil, aynı zamanda bir kalkınma modeli olduğunu ifade eden Avci, "Köy Enstitüleri; cehalete karşı bilimi, karanlığa karşı aydınlığı, teslimiyete karşı üretimi ve özgür düşünceyi esas alan bir eğitim modeliydi. Bu kurumlar; düşünen, sorgulayan ve ülkesine karşı sorumluluk duyan kuşaklar yetiştirdi" dedi. ​Eğitim Sistemindeki İdeolojik Dönüşüme Eleştiri ​Güncel eğitim politikalarını eleştiren Avci, Milli Eğitim sisteminin aydınlanmacı mirastan uzaklaştırıldığını savundu. Açıklamasında liyakat ve bilimsel eğitim vurgusu yapan Avci, şu ifadeleri kullandı: ​"Bilimsel, laik ve kamusal eğitim anlayışının yerini; ideolojik yönlendirmeler, liyakatsiz kadrolaşmalar ve çağın gerisinde kalan uygulamalar almaktadır. Bugün eğitim sistemi, ezberci ve sorgulamayan bireyler yetiştirme tehlikesiyle karşı karşıyadır." ​"Cumhuriyet Değerleri Rehber Edinilmeli" ​Mehmet Avci, Türkiye'nin kalkınması için Köy Enstitülerinin temsil ettiği değerlere dönülmesi gerektiğini belirterek, eğitim politikalarının ideolojik dayatmalardan arındırılması çağrısında bulundu. Avci, "Köy Enstitülerinin mirası, yalnızca geçmişin bir hatırası değil; geleceğin inşasında yol gösterici bir pusuladır" diyerek sözlerini noktaladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.