SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kamuoyu

Porsuk Haber Ajansı - Kamuoyu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kamuoyu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anahtar Parti İl Başkanı Ölce: "96 Yıllık Çınar Kaderine Terk Edilemez" Haber

Anahtar Parti İl Başkanı Ölce: "96 Yıllık Çınar Kaderine Terk Edilemez"

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce, ligden çekilme noktasına gelen 96 yıllık Eskişehir Demirspor için iktidar kanadına ve ilgili kurumlara çağrıda bulundu. ​Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce, Eskişehir'in spor tarihi, demiryolu kültürü ve kent hafızası açısından büyük öneme sahip olan Eskişehir Demirspor'un yaşadığı ekonomik krizle ilgili basın açıklaması yaptı. Ölce yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Bugün sizlerle Eskişehir'in spor tarihini, demiryolu kültürünü ve kent hafızasını yakından ilgilendiren çok önemli bir konuyu paylaşmak istiyorum. Bahsettiğimiz kulüp Eskişehir Demirspor. Eskişehir'in en eski futbol takımı, Cumhuriyet döneminde kurulan ilk demiryolu takımı ve yıllar boyunca bu şehirde binlerce gence sporu sevdiren köklü bir spor kulübü. 1930 yılında kurulan, 1940 yılında dönemin Türkiye Futbol Şampiyonası'nda Fenerbahçe'yi geride bırakarak Türkiye şampiyonluğuna ulaşan bir kulüpten söz ediyoruz. Eskişehir Demirspor, Anadolu'dan Türkiye şampiyonluğuna ulaşan ilk futbol kulübü olarak Türk futbol tarihinde çok önemli bir yere sahiptir. Yani bugün konuştuğumuz mesele yalnızca bir futbol takımının lige katılıp katılamaması meselesi değildir. 96 yıllık bir tarihten, Eskişehir'in hafızasından ve demiryolcu geleneğinden söz ediyoruz. Eskişehir Demirspor geçtiğimiz sezon büyük bir başarı göstererek şampiyon oldu ve eski adıyla Bölgesel Amatör Lig, yeni adıyla Profesyonelliğe Geçiş Ligi'nde mücadele etme hakkı kazandı. Bu şampiyonluğun ardından AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak ve MHP'nin o tarihteki Eskişehir İl Başkanı İsmail Candemir'in de katılımıyla bir "Şampiyonluk Yemeği" düzenlendi. AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak o yemekte, "Takımımızı yürekten kutluyor, bu gurur tablosunda emeği olan herkesi tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar basında yer aldı, arşivlerde duruyor. O gün hepimiz aynı başarıyı konuşuyorduk. Eskişehirli futbolseverlerin beklentisi de çok açıktı. Eskişehir Demirspor'un yeni sezonda güçlü bir kadro kurması, başarılı olması ve mümkünse yeniden şampiyonluk mücadelesi vermesi bekleniyordu. Çünkü Eskişehir Demirspor'un bu şehirdeki yeri farklıdır. Ben Eskişehirli olup da Eskişehir Demirspor'a gönlünde yer ayırmayan bir futbolsevere bugüne kadar rastlamadım. Ancak bugün şampiyonluğu değil, 96 yıllık kulübün lige katılıp katılamayacağını konuşuyoruz. Cuma günü, Eskişehir Demirspor yönetiminin 1 milyon TL tutarındaki lige katılım bedelini Türkiye Futbol Federasyonu'na yatırması için son gündü. Maalesef beklenen olmadı. Bir sezon önce şampiyonluğu kutlanan, önümüzdeki sezon için yeniden başarı beklediğimiz 96 yıllık Eskişehir Demirspor'un, 1 milyon TL'lik katılım bedelinin ödenememesi nedeniyle ligde yer alamaması gündeme geldi. Eskişehir Demirspor bu sezon maçlara çıkamayacak. Kulüpsüz kalan onlarca futbolcu ekmeğinden olacak. Burada kamuoyu adına sorulması gereken çok ciddi sorular bulunmakta. Edindiğimiz bilgilere göre TÜRASAŞ, bundan sonra Eskişehir Demirspor'a maddi yardımda bulunmayacak. Neden? TÜRASAŞ neden böyle bir karar aldı? Bu karar kim tarafından ve hangi gerekçeyle verildi? Eskişehir Demirspor gibi tarihî bir kulübün geleceğini doğrudan etkileyen böylesine önemli bir karar alınırken Eskişehir'deki ilgili kurumlarla, milletvekilleriyle veya siyasi parti temsilcileriyle herhangi bir görüşme yapıldı mı? Bunların hiçbirini bilmiyoruz. Ayrıca TÜRASAŞ Eskişehir Bölge Müdürü Mustafa Karakoyun'nun bu süreçte izne ayrılarak şehir dışında bulunması da dikkatimizi çekmiştir. Bunun söz konusu süreçle herhangi bir ilgisinin bulunup bulunmadığını bilmiyoruz. Ancak kamuoyunun açıklama beklediği bir dönemde kurumun bu konuda açık ve net biçimde konuşması gerektiğini düşünüyoruz. Şampiyonluk yemeğinde Eskişehir Demirspor'un başarısını kutlayan AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak'a da buradan sormak istiyorum. Sayın Gürhan Albayrak, TÜRASAŞ yönetimiyle Eskişehir Demirspor'un geleceği konusunda herhangi bir görüşme yaptınız mı? Yaptıysanız size ne cevap verildi? Yapmadıysanız, şampiyonluk yemeğinde başarılarını kutladığınız bu kulübün bugün karşı karşıya bulunduğu tablo karşısında neden hâlâ bir çözüm üretilemedi? Çünkü mesele yalnızca bugünden ibaret değildir. 2024 yılında Eskişehir Tren Garı'nın Tepebaşı çıkışında bulunan geniş otopark konusunda yaşanan gelişmeleri de unutmadık. Söz konusu otopark gelirinin Eskişehir Demirspor yerine Ankara Demirspor'a aktarılması Eskişehir kamuoyunda ciddi tartışmalara neden olmuştu. Bu süreçte "Ankara Demirspor Tepebaşı Şubesi" adı da kamuoyunun gündemine gelmişti. Bu kararın gerekçesinin açık biçimde ortaya konulması gerekiyor. Üstelik Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanı'nın aynı zamanda Ankara Demirspor Başkanı olması nedeniyle ortaya çıkan tablo ayrıca açıklanmaya muhtaçtır. Biz bugün geriye dönüp baktığımızda, Eskişehir Demirspor'un önemli bir gelir imkânından mahrum bırakılmasını kulübün geleceği açısından önemli bir kırılma noktası olarak görüyoruz. CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü de o dönemde konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. TCDD Eskişehir Tren Garı otoparkının ücretli hale getirilmesi ve gelirinin Eskişehir Demirspor yerine Ankara Demirspor'a aktarılmasının gerekçesini Ulaştırma ve Altyapı Bakanı'na sordu. Peki sonuç ne oldu? Bakanlıktan nasıl bir cevap geldi? Bir cevap geldiyse kamuoyunu tatmin edecek bir açıklama yapıldı mı? Bugün bunları yeniden sormak zorundayız. Daha önemlisi, Eskişehir'in diğer milletvekillerinden bu konuda güçlü bir çıkış veya sonuç getiren bir girişim göremedik. Eskişehir'in 6 milletvekili var. Bir milletvekili konuyu gündeme taşıdı. Peki diğer beş milletvekili nerede? Özellikle Nebi Hatipoğlu'na soruyorum. Eskişehir Demirspor için ne yaptınız. Eskişehir Demirspor'un elinden önemli bir gelir kaynağı giderken neredeydiniz? Kulübün kurumsal desteği azalırken neredeydiniz? 96 yıllık kulüp 1 milyon TL'lik lige katılım bedelini ödeyemez hale gelirken neredeydiniz? Bugün mesele siyasi parti meselesi değildir. Mesele Eskişehir'in meselesidir. Eskişehir Demirspor kaderine terk edilemez. Eskişehir Demirspor sıradan bir futbol kulübü değildir. 1930'dan bugüne ayakta kalan, Cumhuriyet döneminin demiryolu kültürünü sporla buluşturan, Türkiye şampiyonluğu yaşamış, binlerce gence kapısını açmış bir kulüptür. Şampiyonluk yemeklerinde fotoğraf vermek kolaydır. Asıl sorumluluk, kulüp sıkıntıya düştüğünde ortaya çıkar. O nedenle iktidar milletvekillerine, AK Parti Eskişehir İl Başkanlığına ve ilgili bütün kurumlara açık çağrıda bulunuyoruz. TÜRASAŞ yönetimiyle gerekli görüşmeleri acilen yapın. Eskişehir Demirspor'a desteğin neden kesildiğini Eskişehir kamuoyuna açıklayın. Eskişehir Tren Garı otoparkının gelirinin neden Eskişehir Demirspor yerine Ankara Demirspor'a yönlendirildiğini bütün ayrıntılarıyla ortaya koyun. Ve en önemlisi, Eskişehir Demirspor'un geleceğini güvence altına alacak çözümü bulun. Bir tarafta 96 yıllık tarih, diğer tarafta 1 milyon TL'lik katılım bedeli var. Eskişehir'in böylesine köklü bir kulübünün 1 milyon TL nedeniyle lig dışında kalmasının izahı olamaz. Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanlığı olarak bu meselenin farkındayız. Bugün bu soruları soruyoruz. Bundan sonra da sormaya devam edeceğiz. Eskişehir Demirspor'un hangi aşamada hangi desteklerden mahrum kaldığının, TÜRASAŞ'ın aldığı kararların gerekçelerinin ve Eskişehir'e ait bir gelir kaynağının neden Ankara Demirspor'a yönlendirildiğinin takipçisi olacağız. Eskişehir Demirspor yalnız bırakılmamalıdır. 96 yıllık bu kulübün geleceği birkaç kurumun sessizliğine teslim edilemez. Eskişehir Demirspor'un tarihine yakışan yerde mücadele edebilmesi için sorumluluk makamında bulunan herkesi göreve davet ediyoruz. Konunun takipçisi olacağız ve Eskişehir kamuoyu adına bu soruları sormaktan vazgeçmeyeceğiz."

Memleket Sevdalıları Derneği’nden "Süreç Yasası" Açıklaması Haber

Memleket Sevdalıları Derneği’nden "Süreç Yasası" Açıklaması

Memleket Sevdalıları Derneği Genel Başkanı İbrahim Şavlukbaş, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminde yer alan ve kamuoyunda "Süreç Yasası" olarak bilinen yasa taslağına ilişkin yazılı bir basın açıklaması yayımladı. ​"Yeterli Tartışma Zemini Oluşturulmadan Hızla Yasalaştırılmaya Çalışılıyor" ​Açıklamasına büyük bir dikkat ve sorumluluk duygusuyla süreci takip ettiklerini belirterek başlayan MSD Genel Başkanı İbrahim Şavlukbaş, şu ifadeleri kullandı: ​"Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminde bulunan ve kamuoyunda 'Süreç Yasası' olarak tartışılan yasa taslağına ilişkin gelişmeleri büyük bir dikkat ve sorumluluk duygusuyla takip ediyoruz. Devletin geleceğini, toplumsal barışı ve anayasal düzeni yakından ilgilendiren böylesine önemli bir düzenlemenin; yeterli toplumsal tartışma zemini oluşturulmadan, kamuoyu ayrıntılı şekilde bilgilendirilmeden ve ilgili tüm kesimlerin görüşleri alınmadan hızla yasalaştırılmaya çalışılması, ciddi endişelere neden olmaktadır." ​"Muğlak İfadeler Farklı Yorumlara Yol Açabilir" ​Yasa taslağındaki hukuki belirsizliklerin ve muğlak ifadelerin tehlikesine dikkat çeken Şavlukbaş, düzenlemenin şeffaf bir anlayışla yeniden ele alınması gerektiğini vurguladı: ​"Yasa taslağında yer alan muğlak ifadelerin ve hukuki belirsizliklerin ilerleyen süreçte farklı yorumlara açık sonuçlar doğurabileceği göz ardı edilmemelidir. Bu nedenle, düzenlemenin ilgili komisyonlarda ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda bütün yönleriyle, şeffaf bir anlayışla ve geniş bir toplumsal mutabakat hedefi doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz." ​"Ortak Sorumluluğumuz: Milletimizin Birlik ve Beraberliği" ​Toplum vicdanının yaralanmaması ve geçmişteki acıların tekrarlanmaması adına herkesin ortak bir sorumluluk taşıdığını belirten Şavlukbaş, üniter devlet yapısının korunmasının altını çizdi: ​"Toplumun vicdanını yaralayabilecek, geçmişte yaşanan acıları yeniden canlandırabilecek ya da milletimizin birlik ve beraberlik duygusunu zedeleyebilecek her türlü gelişmenin önüne geçmek, hepimizin ortak sorumluluğudur. Aynı şekilde, hazırlanacak her türlü yasal düzenlemenin Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter devlet yapısını, anayasal ilkelerini ve milli bütünlüğünü tartışmaya açmayacak bir hassasiyetle ele alınması gerektiği kanaatindeyiz. Bu konudaki tüm hukuki ve siyasi ihtimaller, yasama süreci tamamlanmadan önce ayrıntılı biçimde değerlendirilmeli ve kamuoyu ile şeffaf şekilde paylaşılmalıdır." ​TBMM Üyelerine Çağrı ​Açıklamasının sonunda milletvekillerine seslenen Memleket Sevdalıları Derneği Genel Başkanı İbrahim Şavlukbaş, yasa teklifine destek verilmemesi çağrısında bulundu: ​"Bu nedenlerle, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerini milletimizin ortak vicdanını, hukukun üstünlüğünü ve ülkemizin temel değerlerini gözeterek hareket etmeye davet ediyor; mevcut haliyle yeterli toplumsal uzlaşı ve hukuki açıklık sağlanmadan gündeme getirilen yasa teklifine destek verilmemesi gerektiğini kamuoyunun takdirine saygıyla sunuyoruz.

Eskişehir’in Geleceği Kuraklığa İhale Edilmesin Haber

Eskişehir’in Geleceği Kuraklığa İhale Edilmesin

İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen haftalık basın toplantısında önümüzde ki aylarda Eskişehir’de yaşanabilecek su sıkıntısı ve kuraklık gündeme getirildi. "Değerli Katılımcılar Haftalık Basın açıklamamıza hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Eskişehir ve Odunpazarı öncelikli tespit, öneri ve yaşananları vasıtanızla kamuoyu ile muhataplarına iletmeye devam ediyoruz. Bugün dikkat çekeceğimiz konuyu paylaşıyoruz. Geçtiğimiz şubat başında içeriği bilinmeyen ama sorumlu kurumlar arası yaşanılan irtibatsızlık neticesinde yaşadığımız. 48 saatlik su kesintisi ve şehrin tamamının su beslemesi sürecinin sıkıntıları ve süreci tamamen siyaset çekişmesi eleştirmesi veya savunması yönünde çekenler konuşuldu, yazıldı ve yeni bir polemiğe kadar öylece kaldı. İYİ Parti Odunpazarı Teşkilatı olarak gündem sıralamamızın başlarında olan bu konuyla ilgili. Atlanan görmezden gelinen çok iyi bilinmesine rağmen yokmuş gibi davranılan Eskişehir’i besleyen tek su kaynağı Porsuk Su Havzası dışında ikinci veya üçüncü bir kaynaktan su temini hakkında söylenmeyenleri, yapılmayanları, göz ardı edilenleri bugün kamuoyuyla vasıtanızla paylaşmak istiyoruz. Geçtiğimiz hafta konuya ilgili akademik paydaşların yaptığı açıklamada bugünde Porsuk Baraj gölünde kış sonu bahar başlangıcı olmasına rağmen %36,5 doluluk oranıyla geçmiş yıllar baz alındığında en düşük seviye görülmektedir. 2025 yılında aynı tarihte doluluk oranı %44,1 olarak gerçekleşmişti. Yani bugünden önümüz süreçte Eskişehir’de su sıkıntısı su krizi zaman ilerledikçe tüketim ve kullanım arttıkça yaz dönemi ile alenen ortaya çıkacak bu çok açık karşımızda durmaktadır. Bugünlere gelene kadar sorumlulukları olan ama bu sorumluluklarını siyasi eleştiri ve söylemden öteye geçirmeyenler. Yine birbirlerini suçlayacak ve konuyu siyasi getirisi olan şova dönüştüreceklerdir diye düşünüyoruz. Buradan hatırlatıyoruz. 18 Aralık 1953 yılında kurulan Devlet Su İşleri 18.04.2007 tarihinde 5625 sayılı kanun ve 1053 sayılı kanun 10. Maddesi değişimi ile belediye olan tüm yerleşim yerlerinin. İçme kullanma ve endüstri suyu temini, Gerekmesi halinde atık su tesislerinin yapımından tek sorumludur. Şimdi soruyoruz… Tüm bu tartışmalar ve süreçlerde iktidar partisi İl Başkanı dışında DSİ sorumluluğu olan alan ile ilgili bir yetkili ya da bürokrattan herhangi bilgilendirme veya durum değerlendirmesi duydunuz mu? Biz duymadık, işitmedik, göremedik. Eskişehir’in yeni bir su beslemesine hatta üçüncü bir kaynağa ihtiyacı hayati önemde dururken kanunen sorumlu kurumun siyasetin gölgesinde kalıp etkisiz, sessiz durması oldukça garipsenecek bir haldir. 23 yılda Eskişehir’e 36 milyar TL yatırım getirmekle övünenler. Maalesef nüfusunun yüzde 89 unun yaşadığı Eskişehir şehir merkezine bir proje yapıp ya da yaptırıp. Alternatif besleme için günümüz teknik şartlarında oldukça hızlı ve basit denilebilecek sistemleri kuramayarak tamamen siyasi rakam oyunları ve siyasi algı ile insanlarımızın akıllarıyla alay etmişlerdir. Bu muhataplar yaşanabilecek kurak günlerin su kesintilerinin sorumluluğunu tabii olarak üzerlerine alacaklardır. O gün geldiğinde o noktada ne yandaş kalem ile yapılar ve sosyal medya trolleri gerçeği gizleyemeyecektir. İYİ Parti Teşkilatları olarak yaşananları vatandaşlarımızla paylaşıyoruz, Paylaşmaya devam edeceğiz ve gerçeği sorumluların yüzüne sokak sokak vuracağız diyoruz. Geleceği planlamayanlar maalesef yarınımızı kurutuyor. Alternatif su kaynağı lütuf değil zorunluluktur. Sadece yağış beklemeye değil çözüme ihtiyacımız var. Eskişehir’in geleceği kuraklığa ihale edilmesin. Birbirlerini suçlayarak birbirlerinin eksiklerini arayarak koskoca Eskişehir’i ikiden büyük tutmayarak bu şehre yapılabilecek en büyük kötülüğü yapanlara bir an önce akıllarını başlarına almalarını ve sistemi halkın yararına çalıştırarak su sorununu olumsuzluklar yaşanmadan çözme adımlarının atılmasını alternatiflerin üretilmesinin uyarısını bugünden buradan yapıyoruz. Aklıselim ve kamu vicdanı öncelik olsun temennisiyle katılımınız ile katkınız için teşekkür ediyor çalışmalarınızda iyilikler diliyoruz."

3 Yılda 112 Bin Hayvancılık İşletmesi Kapandı Haber

3 Yılda 112 Bin Hayvancılık İşletmesi Kapandı

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada hayvancılık sektöründeki krizi tüm boyutlarıyla gündeme taşıdı. Gürer, artan maliyetler, çelişkili veriler ve ithalata dayalı politikalar nedeniyle yerli üretimin zayıfladığını, sektörün sürdürülemez bir noktaya sürüklendiğini söyledi. “HAYVANCILIK HER GEÇEN GÜN SORUNLU HÂLE GELİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üreticinin artan maliyetler karşısında ayakta kalamadığını belirterek, “Ülkemizde hayvancılık her geçen gün sorunlu hâle geliyor. Yem fiyatları, ahır giderleri, veterinerlik hizmetlerindeki artışlar çoğu kişiye hayvancılığı bıraktırıyor. Ülkemizin içine düşürüldüğü durum ise bu anlamda ithalatçı bir politikayla çözüm üretme yönünde.” diyen Gürer, 2010 yılından bu yana hayvan ithalatı gerçekleştirildiğini hatırlattı. “Ne acı ki tablo her yıl ülkemizin aleyhine devam ediyor.” ifadelerini kullanan Gürer, ithalatın kalıcı çözüm olmadığını vurguladı. 2025’TE 739 BİN HAYVAN İTHALATI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılına ilişkin verileri paylaşarak ithalatın ulaştığı boyutu gözler önüne serdi. “2025 yılında toplam 739 bin 706 baş hayvan ithalatı gerçekleşti. Bu büyükbaş hayvanlar için ödenen para 1 milyar 191 milyon lira, birim maliyeti 1.610 dolar ama ithal edilen hayvanların önemli bölümü, yüzde 92’si kesimlik yani sürdürülebilir bir hayvancılık değil, yalnızca kesim üzerinden soruna yaklaşım gösteriliyor,” dedi. İthalatın et açığını kapatmadığını belirten Ömer Fethi Gürer, “Et açığını gidermeye çalışıyorlar, et açığı giderilemiyor, rafta ürünün fiyatı artıyor, besici para kazanamıyor, ülkenin hayvancılığı bitme noktasına taşınıyor.” diye konuştu. “DAHA AZ HAYVAN, DAHA FAZLA ÖDEME” 2018 ve 2025 yıllarını karşılaştıran CHP’li Ömer Fethi Gürer, ithalat maliyetlerindeki artışa dikkat çekerek, “İthalat adedi ve ödenen tutar karşılaştırmasında 2018 yılında 1 milyon 460 bin baş hayvan ithalatı gerçekleşirken 2025 yılında yüzde 50 daha az hayvan ithal ettiğimiz hâlde, 1 milyar 19 milyon lira yurt dışına paramız gidiyor yani yurt dışından daha pahalıya hayvan almak durumunda kalıyoruz,” dedi. Birim maliyetlerdeki artışı da CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer şu sözlerle aktardı: “2019’da 976 dolar olan birim maliyeti 2024 yılında 1.889 dolara kadar yükseldi; ülke daha pahalı bir hayvancılık modeline doğru sürükleniyor. Bu durumda hayvan ithalatı ülkede çözüm olmuyor, sorunları artırıyor.” Dedi. “VERİLER SAĞLIKSIZ, KAMUOYU YANILTILIYOR” Resmî istatistiklerdeki çelişkilere dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2024 yılı Cumhurbaşkanlığı Programı’nın ‘Hedefler’ bölümünde hayvan varlığımız büyükbaşta 16 milyon 824 bin baş olarak ifade ediliyor. 2025 yılında Tarım ve Orman Bakanlığının TÜİK’e bildirdiği büyükbaş hayvan varlığı 17 milyon 709 bin baş. Büyükbaş varlığımız 2025 yılında yüzde 4 artmış. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer “2024 yılı Cumhurbaşkanlığı Programı'nın "Hedefler" bölümünde hayvan varlığımız büyükbaşta 16 milyon 824 bin baş olarak ifade ediliyor.2024 yılında 16 milyon 824 bin başın üstüne 2025 yılında ithal edilen 739 bin başı eklediğinde 17 milyon 563 bin baş yapıyor. Ve şap, Kurban Bayramı kesimi, şartlı kesim dikkate alınmadan "150 bin hayvan eksildi." ifadesi yer alıyor. Âdeta aklımızla dalga geçiyorlar.” Dedi 3 MİLYON 874 BİN BAŞLIK SAPMA İDDİASI Uluslararası ve sektörel verilerle resmî açıklamalar arasındaki farkı gündeme getiren Gürer, “Amerika Tarım Bakanlığı diyor ki: ‘2026 yılında Türkiye'nin büyükbaş hayvan varlığı 14 milyon 300 bin büyükbaşa düşecek.’ Damızlık Sığır Birliği de yaptığı açıklamada ‘Türkiye'de büyükbaş olarak 13 milyon 685 bin baş hayvan varlığı var olacak.’ diyor. 3 milyon 874 bin baş sapma olur mu?” ifadelerini kullandı. “Yine doğru bilgi verilmiyor, kamuoyu yanıltılıyor, hayvan varlığındaki düşme saklanıyor. ‘2025 yılında hayvan varlığı toplam 150 bin azaldı.’ gösterilerek kamuoyu da yanıltılıyor.” diyen Gürer, hayvan varlığındaki düşüşün gizlenmesinin iç piyasada talep karşılanamamasına yol açtığını söyledi. 112 BİN İŞLETME HAYVANCILIĞI BIRAKTI Sektördeki çözülmenin sahada açıkça görüldüğünü belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Üç yılda 112 bin 161 işletme hayvancılıktan çekilmiş, 108 bin 694 küçük aile tipi işletme de ahırın kapısına anahtar vurmuş.” dedi. Anadolu’daki tabloyu ise şu sözlerle anlattı: “Böyle olunca Anadolu’da gittiğiniz zaman 1 ila 10 hayvanı olanın zaten ahırında artık hayvan yok, çiftçilik yapmayanın hayvancılığı bu şartlarda sürdürebilme şansı da yok. Bu durumda ülke hayvancılığı katlediliyor.” “HER GELEN BAKAN ‘ÜÇ YILDA BİTİRECEĞİZ’ DEDİ” 2010 yılında başlatılan ithalat politikasını eleştiren CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2010 yılında AKP eliyle bu ülkede hayvancılığı yok etme pahasına ithalat başlatıldı, her gelen bakan ‘Üç yılda bu işi bitireceğiz.’ dedi; bitmedi, devam ediyor.” dedi. 2026 yılında 500 bin hayvanın daha ithal edileceğinin belirtildiğini aktaran Gürer, bu rakamın artmasının da muhtemel olduğunu ifade etti. “Ama sorunun kaynağı yerli üreticiyi, yerli besiciyi desteklememek. Üreten para kazanamıyor, tüketen pahalı ürün alıyor; kasabı da dertli, bakanı da dertli.” diye konuştu. “HEM ÜRETEN HEM TÜKETEN DERTLİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sektörün tüm taraflarının mağdur olduğunu belirterek, “Bir kesim düşünün ki hem besicisi hem bakıcısı hem keseni hem satanı hem de alanı aynı anda dertli.” diyen Gürer, kesim ve raf fiyatları arasındaki farkı da gündeme getirdi: “Kesimhanenin kesim fiyatı danada 610 lira, kuzuda 600 lira. Bu durumda rafa gidiyor, Ankara’da bir markette bin liranın altında et yok. Yani sorun her kesimi doğrudan etkileyen bir sorun.” ÇÖZÜM: YERLİ ÜRETİMİ GÜÇLENDİRMEK Gürer, çözümün ithalatta değil üretimi desteklemekte olduğunu vurgulayarak şu önerilerde bulundu: “Ülkenin destek ve teşvikleri bu işi yapacak başta gençler olmak üzere doğru alanlara kanalize edilmeli, mera hayvancılığı geliştirilmeli, on iki ay kapalı yemle beslenen ve ithal yemle bu ülkenin hayvancılığının dibine kibrit suyu dökülen süreç sonlandırılmalı ve ülkenin hayvancılık olgusu doğru yönetilmeli.” Konuşmasını, “Aksi takdirde geleceğimiz bu anlamda sorunludur, karanlıktır. İthalata bağlı bir sorunda gidip yurt dışından istediğimiz fiyata hayvan da artık alınamayacak noktaya gelmiştir.” sözleriyle tamamladı.

Emekliler İhtiyaçlarını Bile Karşılayamıyor Haber

Emekliler İhtiyaçlarını Bile Karşılayamıyor

Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, DİSK Emekli-Sen Eskişehir Şubesi’ni ziyaret ederek emeklilerle bir araya geldi. Şube Başkanı Hatice Kılıç ve sendika üyelerinin katıldığı buluşmada, emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlar ve ülke gündemi ele alındı. Samimi bir atmosferde gerçekleşen ziyarette konuşan Başkan Ataç, emeklilerin giderek ağırlaşan yaşam koşullarına dikkat çekti. Sendikal mücadelenin önemini vurgulayan Ataç, “Sendikal mücadelenin kutsal olduğunun bilincindeyim. Emeklilerimiz yıllarca bu ülkeye emek verdi, alın teri döktü. Ancak bugün gelinen noktada emekli maaşları, yaşam standartlarını karşılamaya yaklaşamamaktadır bile. Bu tablo artık görmezden gelinemez” diye konuştu. Ataç, en düşük emekli maaşının 18 bin 938 TL olduğunu, Meclis’e sunulan düzenlemeyle bu tutarın 20 bin TL’ye çıkarılmasının önerildiğini hatırlatarak “Buna karşın açlık sınırı 29 bin 828 TL’ye ulaşmış. Emeklilere reva görülen maaş, temel yaşam giderlerinin dahi gerisinde kalıyor” dedi. Emeğin Karşılığı Yoksa Adalet Yoktur Ekonomik sıkıntıların her geçen gün derinleştiğini belirten Ataç, “İnsanların yıllarca çalıştıktan sonra geçim derdiyle boğuşmak zorunda bırakılması kabul edilemez. Emeklilerimizin temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı bir düzen, sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmamaktadır. Emeğin karşılığının verilmediği bir yerde adaletten söz edemeyiz” diye konuştu. DİSK Emekli-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hatice Kılıç ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek Başkan Ataç’a desteklerinden dolayı teşekkür etti. Kılıç, emeklilerin sorunlarının kamuoyu önünde dile getirilmesinin kendileri açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Ziyarette ayrıca Tüm Metal-İş Sendikası Şube Sekreteri Suat Yıldız ile DİSK Emekli-Sen’in kurucularından Suat Başaran da yer aldı. Buluşma, sendikal dayanışmanın ve emekçilerin ortak mücadelesinin önemine ilişkin görüş alışverişiyle sona erdi.

Emekçinin Hakkı Pazarlık Konusu Yapılamaz! Haber

Emekçinin Hakkı Pazarlık Konusu Yapılamaz!

Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı tarafından, Anadolu Üniversitesi'nde yaşanan promosyon krizi ve yaşanan gelişmelerle ilgili olarak bir açıklama yapıldı. CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Anadolu Üniversitesi Personel Banka Maaş Promosyonu İhalesi sürecinde yaşanan ve kamuoyuna yansıyan gelişmeler, 4 bin 333 üniversite emekçisinin doğrudan mağdur edilmesine yol açmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı olarak; aylar önce tamamlanmış olması gereken bir ihale sürecinin, “teknik ve idari sorunlar” gibi muğlak gerekçelerle çıkmaza sürüklenmesini kabul etmemiz mümkün değildir. Eylül 2025’te gerçekleştirilen bir ihalenin, bugün hâlâ çözülememiş olması; açık bir yönetim zaafının, plansızlığın ve liyakatsizliğin göstergesidir. Üniversite yönetimi tarafından yapılan açıklamalar, ne çalışanların sorularına yanıt vermekte ne de kamuoyunu tatmin etmektedir. Sürecin şeffaf yürütülmemesi, sorumluların açıkça ortaya konulmaması ve yaşanan mağduriyetin bedelinin çalışanlara ödetilmesi kabul edilemez. Buradan açıkça ifade ediyoruz: Bu tablo bir “aksaklık” değil, yanlış tercihlerin ve yanlış görevlendirmelerin sonucudur. Liyakat yerine sadakatin, ehliyet yerine yakınlığın esas alındığı her yönetim anlayışı, er ya da geç böylesi krizler üretir. Bedelini ise her zaman emekçiler öder. CHP olarak bizim durduğumuz yer nettir: Emekçinin hakkı pazarlık konusu yapılamaz. Kamu kurumları keyfi değil, şeffaf ve hesap verebilir şekilde yönetilmek zorundadır. Bu sürecin tüm sorumluları kamuoyu önünde açıklanmalı, mağduriyet derhal giderilmelidir. Başta üniversite yönetimi olmak üzere, bu sürece doğrudan ya da dolaylı şekilde dahil olan tüm yetkilileri sorumluluk almaya, kamuoyunu oyalayan değil aydınlatan bir tutum sergilemeye davet ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı olarak; 4 bin 333 emekçinin hakkının takipçisi olmaya, sürecin sonuna kadar izleyicisi değil tarafı olmaya devam edeceğiz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.